Projenin arka planında denizdeki faaliyetlere ilişkin veri eksikliği bulunuyor. Belçika’da yaklaşık 60 balıkçı teknesi olmasına rağmen bilimsel örnekleme, balıkçılık seferlerinin yalnızca %1,5’ini kapsıyor. Geleneksel izleme, teknelerde görev yapan bilimsel gözlemcilere dayanıyor ve denizdeki faaliyetlerin yalnızca bir bölümünü kapsayabiliyor. Eksik veriler, balıkçıların, bilim insanlarının ve düzenleyicilerin hangi türlerin nerede ve ne miktarda yakalandığını kesin olarak belirlemesini zorlaştırıyor.
Sander Delacauw, sürdürülebilir balıkçılık yönetiminde toplanan verilerin stok değerlendirmeleri ve kota kararlarına temel oluşturacak kadar kaliteli ve yeterli olması gerektiğini belirtti. Kaynağa göre yalnızca dijital raporlama, hangi türlerin nerede ve hangi miktarlarda yakalandığına ilişkin bilgi açığını kapatmıyor. Bu ayrıntılar bulunmadığında yöneticilerin sürdürülebilir av limitleri konusunda karar vermesi, deniz ürünlerini tedarik zinciri boyunca izlemesi ve balıkçıların seferlerini planlaması zorlaşıyor.
OptiFish kapsamında geliştirilen yapay zekâlı kamera sistemleri pompalı tekneler, ayıklama masaları, kirişli troller ve küçük ölçekli balıkçılık faaliyetlerinde deneniyor. Sistemler, üst üste duran veya kısmen gizlenen balıkları tanımak üzere eğitiliyor. Proje ortağı DTU Aqua’nın elektronik izleme altındaki taşıma bantlarında balıkları takip eden sistemi, birbirine benzeyen altı tür üzerinde balıkları %90,43 oranında doğru eşleştirdi. Araştırmacılar ayrıca üst üste duran balıkları ayıklama bantlarında ayıracak bir robotik kol geliştiriyor.
Araştırmacılar denizde balıkların bıraktığı çevresel DNA parçacıklarından da yararlanıyor. Su örnekleri veya balıkçı ağlarına bağlanan özel problar aracılığıyla sudaki türlerin belirlenmesi ve belirli bir balık stokunun biyokütlesinin tahmin edilmesi amaçlanıyor. OptiFish, bu yöntemleri Kuzey Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan beş pilot sahada test ediyor. Revize Balıkçılık Kontrol Tüzüğü kapsamında elektronik raporlama çoğu tekne için zorunlu olurken, izleme kurallarının 2028’e kadar küçük teknelere, dijital izlenebilirliğin ise 2029’a kadar işlenmiş balıklara genişlemesi öngörülüyor. Daha doğru verilerin sefer planlamasına, yakıt ve maliyetlerin azaltılmasına ve hassas stokların aşırı avlanmasından kaçınılmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.




