ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

999 haber · Sayfa 34

Kazakistan’da Patates Hasadı Sürüyor: Üretim Beklentisi 3,3 Milyon Ton
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’da Patates Hasadı Sürüyor: Üretim Beklentisi 3,3 Milyon Ton

Kazakistan’da patates hasadı devam ederken, 11 Eylül 2026 itibarıyla 74 bin hektardan 1 milyon 890,3 bin ton ürün toplandı. Tarım Bakanlığı verilerine göre ortalama verim hektar başına 255,5 kental, yani yaklaşık 25,55 ton oldu. 2025’in aynı döneminde 64,9 bin hektardan 1,576 milyon ton ürün alınmış ve ortalama verim 24,28 ton seviyesinde kalmıştı. Bakanlık, hasadın sürmesi nedeniyle mevcut rakamların sezonun tamamını yansıtmadığını belirtiyor. Bakanlık nihai üretim miktarına ilişkin kesin bir rakam açıklamazken, hasadın tamamlanması ve tarımsal uygulamalarla sulama düzeninin korunması halinde üretimin uzun yıllar ortalamaları seviyesinde olmasını bekliyor. Buna karşılık Kazakistan Patates ve Sebze Üreticileri Birliği daha yüksek bir tahminde bulunarak sezon sonunda yaklaşık 3,3 milyon ton üretim öngörüyor. Birlik Başkanı Bayjan Ualhanov, ülkedeki farklı bölgelerde alanların yaklaşık %50-60’ının hasat edildiğini, ancak nihai tahminin kalan tarlaların durumuna göre değişebileceğini söyledi. Organize tarım işletmelerindeki patates alanı da genişledi. Bu alan 2026’da 89,9 bin hektara çıkarken, geçen yıl 84,5 bin hektardı. Başlıca üretim alanları Pavlodar, Karaganda, Türkistan, Jambıl ve Almatı bölgelerinde bulunuyor. Birlik, son iki yılda patates fiyatlarının yüksek seyretmesini, ürünün iç ve dış pazarlarda talep görmesini ve 2024’teki fiyat krizinin ardından ekim alanlarını artırma kararını üretimdeki artışın başlıca nedenleri arasında gösteriyor. Düşük tahıl fiyatları da düzenli sulamaya sahip bazı işletmeleri patatese yöneltti. Tarım Bakanlığı, ülkede üretilen patatesin iç pazar ihtiyacını karşılamaya yeteceğini değerlendiriyor. Kazakistan’da 2025’te 2,84 milyon ton patates üretilirken, 11 Eylül 2026 itibarıyla hasat edilen yaklaşık 1,9 milyon tona stabilizasyon fonlarındaki 50,6 bin ton da ekleniyor. Birlik, yıllık ihtiyacın ilgili metodolojiye göre yaklaşık 2 milyon ton hesaplandığını, ancak depolama ve ayıklama kayıpları, işleme için ayrılan teknik çeşitler ve tohumlukların gıda pazarına sunulan miktardan çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Uzun süren sıcak ve kurak hava, yumruların iriliğini etkiledi. Birliğe göre büyük patates miktarı geçen yıla kıyasla azalacak, orta irilikteki ürünün payı artacak. Bununla birlikte kuru hava, kabuğun iyi oluşmasına ve kuru madde oranının yükselmesine katkı sağlayarak depolama dayanıklılığını artırabilir. Hasadın yağışlı döneme denk gelmemesi halinde depolama sırasında hastalık bulaşma riski de daha düşük olabilir. Üretimin büyük ölçüde sulanan alanlara bağlı olduğu ülkede Bakanlık, bu yıl sulama için genel bir su açığı yaşanmadığını bildirdi. Uzmanlar ayrıca tüm bölgeler için uygun tek bir çeşit bulunmadığını, seçim yapılırken iklim, sıcaklık, toprak, su durumu, dikim zamanı ve ürünün kullanım amacının dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Kuraklığa dayanıklılık ile sıcağa dayanıklılığın farklı özellikler olduğu ve çeşitlerin performansının yetiştirme koşullarına göre değiştiği belirtiliyor.

Copagran Uruguay’da Mısır Ekiminin 350.000 Hektara Ulaşmasını Bekliyor
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Copagran Uruguay’da Mısır Ekiminin 350.000 Hektara Ulaşmasını Bekliyor

Uruguaylı tarım kooperatifi Copagran, 2026-2027 sezonunda mısır ekim alanının yaklaşık 350.000 hektara ulaşmasını bekliyor. Kooperatifin bu sezon için değerlendirdiği toplam aralık 300.000-400.000 hektar olurken, beklentinin 350.000 hektara daha yakın olduğu belirtildi. Copagran ayrıca Yaz Hasadı'nın Mısır Baskısı için resmi açılış etkinliğini 11 Mart 2027'de Young kentinde düzenlemeye hazırlanıyor. Sezondaki başlıca değişim, alanın kışlık ürünlerden birinci ürün mısırına kayması oldu. Özellikle ülkenin güneyinde görülen bu geçişin, kuraklığın kışlık ürünlerde yarattığı zorlukların ardından gerçekleştiği aktarıldı. Birinci ürün mısırının geçmişte daha çok süt işletmeleri ve besi işletmeleriyle bağlantılı çiftliklerde yer aldığı, tarım üreticileri arasında ise uzun süre ağırlıklı olarak ikinci ürün şeklinde ekildiği ifade edildi. Copagran yöneticisi Marcelo Fraga'ya göre mısırın önem kazanmasında besi işletmelerinin gelişmesi, farklı hayvan gruplarında yem takviyesinin yaygınlaşması ve süt üretiminin yoğunlaşması etkili oldu. Mısırın tarım, hayvancılık ve sanayi arasındaki bağlantıyı gösteren ürünlerden biri olduğu; tarlada başlayan üretimin daha sonra et, süt ve diğer katma değerli gıdalara dönüştüğü belirtildi. Kooperatif, üretim sürecini yalnızca hasat döneminden ibaret görmeyen “Copagran 360, plandan hasada” yaklaşımını da uygulamaya aldı. Bu kapsamda temmuz ayında Colonia, Soriano, Paysandú ve Río Negro bölgelerindeki üreticilerle verim, çeşit, maliyet, piyasa ve iklim senaryoları değerlendirildi. Young kentinde düzenlenen ekim kliniğinde ise mibzer ayarı, mekanizasyon, gübreleme, genetik ve biyoteknoloji konuları ele alındı. Copagran, farklı mısır hibritleriyle deneme parselleri kurarak bunları sezon boyunca izleyecek ve sonuçları mart ayında paylaşacak. Kooperatifin ülkede 650 aktif ortağı, 3.000'den fazla müşterisi ve sözleşmeli olarak yönettiği 100.000 hektardan fazla ekim alanı bulunuyor. 11 Mart'taki etkinlikte sabah tarlada hasat yapılması, öğleden sonra da üreticilere mısır yönetimi, hayvancılık ve süt üretimi hakkında konuşmalar düzenlenmesi planlanıyor.

Uruguay’da Et Üretimi 20 Yılda %50 Arttı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Et Üretimi 20 Yılda %50 Arttı

Uruguay’da et üretimi son 20 yılda %50 arttı. Instituto Nacional de Carnes’in (INAC) sürdürülebilirlik yöneticisi Gianni Motta, artışın otlak sistemlerinde verimliliğin yükselmesi, yemlik besi işletmelerinin yayılması ve daha genç ve ağır hayvanların kesime gönderilmesiyle gerçekleştiğini belirtti. Motta’ya göre ülkenin üretim yapısında, özellikle çoğu hayvanın yetiştirildiği doğal otlaklarda hâlâ önemli bir gelişme alanı bulunuyor. Son 10 yılda yemlik besi işletmelerindeki hayvanların günlük ortalama canlı ağırlık artışı yaklaşık %3 yükselirken, otlak sistemlerinde bu artış %10 oldu. Motta, iki sistem arasındaki farkın başlangıç koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Daha standart süreçlere sahip yemlik işletmelerinin üretim sınırlarına daha yakın olduğunu, otlak temelli üretimin ise verimliliği artırmak için daha geniş bir alana sahip bulunduğunu kaydetti. Motta, sürünün yapısının daha fazla damızlık dişi hayvan, daha iyi üreme göstergeleri ve daha genç hayvanların kesime sevk edilmesi yönünde değişmesi gerektiğini savundu. Kuraklık döneminde gebelik oranları başlangıçta %75-76 seviyesinde kaldı, su açığı uzadığında geriledi; yağışların dönmesiyle oranlar %80-82 aralığına yükseldi. Bu toparlanmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu ise açık bir soru olarak değerlendirildi ve kamu politikalarının sonuçları güçlendirmede rol oynayabileceği belirtildi. Yemlik besi işletmelerindeki hayvan sayısının yaklaşık 200 binden 450 bine çıkması, bu işletmelerin buzağı talebini artırdı ve satın alma alanını genişletti. Başta ülkenin batısında yoğunlaşan işletmeler, kapasite artışıyla daha uzak bölgelerden de hayvan almaya başladı. Bu gelişmenin yetiştiriciler için ticari seçenekleri artırdığı, hayvan taşımacılığını ve ekonomik hareketliliği desteklediği aktarıldı. Motta, doğal otlakların daha iyi yönetilmesiyle üretimde ihtiyatlı hesapla yaklaşık %25’lik bir iyileşme potansiyeli bulunduğunu söyledi. INAC etkinliğinde aktarılan bazı örneklerde, daha verimli yönetim sonucunda üretimin 90 kilogramdan 200 kilograma çıktığı belirtildi. Ayrıca üreticilerin yüksek fiyatlara rağmen damızlık dişi hayvanları elden çıkarmak yerine sürüde tutması, yetiştiriciliği güçlendirme yönündeki eğilimin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Tahıl Hasadı Polonya’da Sektör Sorunlarını Ortaya Çıkardı
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Tahıl Hasadı Polonya’da Sektör Sorunlarını Ortaya Çıkardı

Polonya’da 2026 tahıl hasadı, düşük kârlılık, bölgesel farklılıklar ve zayıf verim nedeniyle üreticiler açısından hayal kırıklığı yarattı. Ülke genelinde tahıl ekim alanı korunmasına rağmen bazı bölgelerde hektar başına alınan ürün neredeyse yarıya indi. Fiyatların da hızlı satış için cazip olmaması, hasat döneminin temel sorunlarını artırdı. Verimsizliğin arkasında ilkbahar donları, yazın yaşanan sıcak hava dalgaları ve sürekli kuraklığın birleşimi bulunuyor. Bu koşulların etkisiyle çiftçilerin gündeminde kârdan ve yatırımlardan çok, piyasa durgunluğunu atlatma yolları öne çıktı.

Velina’da Domates Üretiminin Geleceği İçin Çözüm Arayışı
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Velina’da Domates Üretiminin Geleceği İçin Çözüm Arayışı

Yunanistan’ın Korintia bölgesindeki Velina’da açıkta sofralık domates üretimi, verim, hastalıklar ve fiyat baskısı nedeniyle zorlu bir dönem geçiriyor. Bölgedeki dekara verim, hava koşulları ile zararlı ve hastalıkların yönetimine bağlı olarak genellikle hektar başına 50-80 ton arasında değişiyor. Üreticilerden Andreas Panousis, yaklaşık 40 hektarlık sebze üretim alanıyla bölgedeki tarımsal üretimin öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. Panousis’e göre bu yıl üretim sezonu geç başladı; ekim ve hasat süreci bazı tarlalarda ağustos ayının sonlarına sarktı. Domates tarlalarında özellikle akarlar ve bakteriler sorun oluştururken, hastalıklar bazı üretim alanlarının kaybedilmesine yol açtı. Bu nedenle üreticilerin, bitki koruma uygulamalarını sürekli izleyen ve ihmal edilmeyen bir planla yürütmesi gerektiği belirtiliyor. Üretici ayrıca güneş ışınımının yarattığı sorunlara karşı yetiştirme yöntemlerinin değiştirildiğini, bazı alanlarda üstten ağ kullanılan sırık domateslere geçildiğini ifade ediyor. Piyasada eylül ayının ilk haftasında arzın artmasıyla yaşanan yoğunluğun ardından talebin yeniden iyi seviyeye geldiği aktarılıyor. Ancak hava koşullarının değişmesiyle birlikte ürün miktarının azalması bekleniyor. Domatesin kilogram fiyatı 0,50-1 avro arasında gerçekleşirken, üretici bu aralığın alt sınırını yetersiz buluyor ve yetiştirme maliyetlerini karşılayabilmesi için fiyatın 0,90-1 avro seviyesinde olması gerektiğini savunuyor. Ürünün önemli bir bölümü Merkezi Sebze Hali’ne gönderiliyor; Velina’da ise domates işleme tesisi bulunmuyor.

Yunan Zeytinyağının Katma Değeri Artıracak
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber

Yunan Zeytinyağının Katma Değeri Artıracak

Yunanistan’da zeytinyağının kalitesini daha yüksek katma değere dönüştürmek için bilimsel kanıt, menşe ve ürün özelliklerinin belgelendirilmesi, özgünlüğün korunması ve uluslararası pazarlardaki varlığın güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bu yaklaşımın, Yunan zeytinyağının mevcut kalite avantajını ekonomik değere çevirmeyi amaçladığı ifade edildi. Bilimsel çalışmaların Avrupa ve uluslararası düzeyde Yunan ürünlerinin korunmasına katkı sağladığı vurgulanırken, Kornikeiki çeşidi de örnek gösterildi. Uluslararası Zeytin Konseyi’nin ticaret standardındaki son düzenlemeyle, Kornikeiki çeşidinden tek çeşit sızma zeytinyağları için toplam sterollerde özel asgari sınır 800 mg/kg olarak korundu. Genel sınır ise 1.000 mg/kg olarak belirtiliyor. Bu uygulama, yeni bilimsel çalışmalar beklenirken sürdürülecek ve istisna için daha önce konulan zaman sınırlaması kaldırıldı. Araştırmanın iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele, suyun daha rasyonel kullanımı ve bitki koruma açısından da önem taşıdığı kaydedildi. Zeytin sineğiyle mücadelede gerekli malzemelerin tedariki 2026-2028 dönemi için çok yıllı planlandı; ilgili sözleşmeler imzalanırken teslimatların başladığı bildirildi. Yunan zeytinciliğinin gelişimi için kamu, bilim dünyası, üreticiler, kooperatifler, zeytinyağı fabrikaları ve ambalajlama-ihracat şirketleri arasında sürekli işbirliği çağrısı yapıldı.

Rusya’da Tahıl Desteği ve İhracat Gündemi
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Tahıl Desteği ve İhracat Gündemi

Rusya Tarım Bakanlığı, 2027 hasadı için yapılacak kışlık ekime hektar başına sübvansiyon verilmesini önerdi. Hükümetin onayına sunulan girişim buğday, çavdar, arpa ve tritikale üreticilerini kapsıyor; desteklerin 2026 ve 2027 yıllarında, bakanlığa tahsis edilen bütçe sınırları içinde verilmesi planlanıyor. Üreticilerin destek alabilmesi için mevzuata uygun yerli tohum kullanması şartı öngörülüyor. Tarım sektörüne ilişkin yayımlanan ekonomik tahminlerde, olumsuz hava koşullarının etkisiyle Rusya’nın tarımsal üretiminin bu yıl 2025’e göre %1,2 gerilemesi bekleniyor. Temel senaryoya göre üretimin 2027’de %1,9, 2028’de %2,5 ve 2029’da %2,9 artması öngörülürken, daha olumsuz senaryoda 2027’de %3,8’lik düşüş ihtimali de bulunuyor. Haftalık gelişmelerde tahıl ihracatındaki lojistik sorunlar ve bunun iç piyasada oluşturduğu ürün fazlası da öne çıktı. Sezonluk ihracatın, Azak-Karadeniz havzasındaki geleneksel sevkiyatların gerçekleşmemesi durumunda 39,1 milyon ton, tüm kanalların kullanılabildiği daha iyimser senaryoda ise 45 milyon ton olabileceği belirtildi. Alternatif limanlara ulaşmak için demiryoluyla 24,1 milyon tona kadar tahıl taşınması gerekebilecek. İç piyasayı desteklemek amacıyla 2026-2027 döneminde 3 milyon tonluk devlet alım müdahalesi planlanıyor. Ayrıca tahıl ihracat vergilerinin 2026 sonuna kadar askıya alınması ve buğday, arpa ile mısırda sıfır vergi uygulanması kararlaştırıldı. Un ve irmik işletmeleri ise üreticilerden daha fazla alım yapabilmek için sübvansiyonlu kredi oluşturulmasını önerdi.

Şili’de Karpuz Hasadını Öne Çekmek İçin Üç Deneme Başlatıldı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Karpuz Hasadını Öne Çekmek İçin Üç Deneme Başlatıldı

Şili’nin O’Higgins Bölgesi’ndeki Marchigüe’de, karpuz hasadını kasım sonuna çekmek amacıyla üç tarla denemesi yürütülüyor. O’Higgins Üniversitesi’nin Tarım, Hayvan ve Çevre Bilimleri Enstitüsü (ICA3), Prodesal Marchigüe ve bölgedeki üreticilerin katıldığı çalışma, kıyı kurak kuşağında karpuz üretiminin sezonun yoğun arz döneminden önce yapılmasını hedefliyor. Denemelerde aşılı bitkiler, mikro tüneller, biyobozunur malç ve yerel üretilen Biolana biyogübresi birlikte değerlendiriliyor. Araştırma ekibine göre mikro tüneller, ağustos ve eylül aylarındaki erken kuruluş döneminde bitkileri don ve aşırı yağış gibi hava koşullarına karşı koruyarak üretimin öne çekilmesine yardımcı olabilir. Aşı anacının ise bitkiye daha fazla güç kazandırması ve aşısız bitkilere göre toprağın daha geniş bölümünden yararlanmasını sağlaması bekleniyor. Biyobozunur malç, yabancı ot gelişimini ve besin rekabetini azaltmak için kullanılırken, geleneksel biyobozunur olmayan plastiklere alternatif olarak inceleniyor. Yerel biyogübre Biolana için şu aşamada hasadı doğrudan öne çektiği söylenmiyor; ancak üreticiler açısından ilginç sonuçlar verebileceği belirtiliyor. Aşılı ve aşısız bitkiler verim, meyve kalitesi ve gelişim dönemleri bakımından karşılaştırılacak. İlk sonuçların aralık başında açıklanması bekleniyor. Kasım sonunda hasat, üreticilerin arzın zirve yaptığı dönemden önce pazara ulaşarak daha iyi fiyat alma ihtimalini artırabilir. Bununla birlikte ekip, en büyük riskin kuruluşun ilk ayında yaşanabileceği ve bu dönemde meydana gelebilecek bir donun, karpuz bitkilerinin çiçeklenmenin başladığı aşamada zarar görmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Itata Vadisi'nde Üzüm Posası Hayvan Yeminde Değerlendiriliyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Itata Vadisi'nde Üzüm Posası Hayvan Yeminde Değerlendiriliyor

Şili’nin Ñuble bölgesindeki Valle del Itata’da bilim ve yenilik çalışmaları, üzüm şırası üretimi sonrasında ortaya çıkan üzüm posasını hayvan yemine dönüştürmeyi hedefliyor. Corfo’nun Sürdürülebilir Üretim Geliştirme programı kapsamında finanse edilen ve Universidad de Concepción tarafından yürütülen proje, bağcılık ile hayvancılığı aynı üretim döngüsünde buluşturmayı amaçlıyor. Quillón’daki çalışmanın ilk kuzu denemelerinde, rasyona %20’ye kadar kuru üzüm posası eklenmesi büyümeyi veya sindirim sağlığını olumsuz etkilemedi. Hayvanlar benzer sonuçlara ulaşmak için %8-10 daha az yem tüketirken kesim randımanı %1,5 daha yüksek gerçekleşti. Araştırma ekibi, posanın sera gazı salımları ve et kalitesi üzerindeki olası etkilerini de inceliyor. Proje, üzüm posasının atık olarak bertaraf edilmesi yerine ekonomik değeri olan bir kaynağa dönüştürülmesini ve Ñuble’deki bağcılık ile hayvancılık işletmelerinin verimliliğinin artırılmasını hedefliyor. Yetkililer ayrıca bu yaklaşımın üreticilerin kârlılığını destekleyebileceğini, bölgesel üretim yapısını çeşitlendirebileceğini ve iklim değişikliğine uyuma katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Çalışmanın sonraki aşamasında üzüm posasının besi sığırları ve süt keçilerindeki kullanımı denenecek; proje ekibi, Valle del Itata’daki kooperatifler ve üreticilerle yeni denemeler ve bilgi aktarımı yürütecek.

Makedonyalı Çiftçiler Protesto Çağrısıyla Hükümetten Acil Görüşme İstedi
Görsel kaynağı: Zelenaberza · Özgün haber

Makedonyalı Çiftçiler Protesto Çağrısıyla Hükümetten Acil Görüşme İstedi

Ulusal Tarım Ağı, Makedonya’nın farklı bölgelerindeki çiftçileri 30 Eylül 2026’da Topolçani-Pelagonya’da düzenlenecek protestoya katılmaya çağırdı. Ağ, eylemle hükümet ve kurumlara tarım sektöründeki durumun artık kabul edilemez olduğu mesajının verilmesini amaçlıyor. Çağrıda çiftçilerin emeğinin değersizleştiği, alım fiyatlarının temel maliyetleri ancak karşıladığı ve ithalat lobilerinin yerli üretime zarar verdiği savunuluyor. Metinde ayrıca yerine getirilmeyen destek vaatlerinin ve tarım sektöründeki sorunların üreticileri geçim sınırına ittiği ileri sürülüyor. Ulusal Tarım Ağı, hükümet tarafından acil ve koşulsuz kabul edilmek istiyor. Görüşmede çiftçilerin sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini doğrudan aktarmayı planlayan ağ, tarım politikalarının sona erdirilmesini ve yerli tarım üreticisinin acilen korunmasını talep ediyor. Açıklamaya göre protestoya tüm bölgelerden ve sektörlerden temsilciler ile üyeler katılacak.

Belgelendirilmeyen Tarımsal İşler Üreticiye Pahalıya Mal Olabilir
Görsel kaynağı: Agroinform · Özgün haber

Belgelendirilmeyen Tarımsal İşler Üreticiye Pahalıya Mal Olabilir

Tarımda tamamlanan bir çalışmanın belgelenmemesi, üreticiler açısından en maliyetli hatalardan biri olabilir. Ayrıntılı kayıt tutulmaması, işletmelerde önemli kayıplara yol açabilecek bir ihmal olarak değerlendiriliyor. Belgelendirme; desteklerden yararlanma, bitki koruma uygulamaları ve yetkili kurumların denetimleri açısından önem taşıyor. Kaynakta, bu alanlarda ayrıntılı dokümantasyon eksikliğinin üretici için yüksek maliyet doğurabileceği belirtiliyor.

Kazakistan Buğdayı Rus Tahılıyla Rekabette Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Buğdayı Rus Tahılıyla Rekabette Öne Çıkıyor

Kazakistan buğdayının ihracat fiyatları eylül 2026 sonunda kalite sınıfına göre ton başına 240 ila 260 dolar arasında seyretti. DAP Sarıağaş teslimli fiyatlar 4. sınıf buğdayda 240 dolar, sıradan 3. sınıf buğdayda 250 dolar, gluten oranı %27-28 olan 3. sınıf üründe ise 260 dolar olarak açıklandı. Kaynağa göre alıcılar, kalite farkı nedeniyle Kazakistan tahılına Rus tahılından daha fazla ödeme yapmaya hazır. Kazakistan Tarım Bakanlığı verilerine göre yeni buğday hasadının yarısı, gluten oranı %28 ve üzerindeki yüksek proteinli tahıldan oluşuyor. Hasadın dörtte biri de gluten oranı %23-27 olan 3. sınıf gıda buğdayı. Kalan bölümün %18’i 4. sınıf, %7’si ise 5. sınıf ve sınıf dışı tahıl olarak aktarılıyor. Kazakistan’daki yüksek kalite, Rus tahılının Azak ve Karadeniz limanlarının bloke edilmesi nedeniyle Orta Asya’ya yöneldiği bir dönemde ülke üreticileri için rekabet avantajı sağlıyor. Un üreticileri, uzak pazarlara açılmak için hükümetten nakliye sübvansiyonu bekliyor. İç piyasada buğday fiyatlarının geçen yıla göre %10-15 arttığı, yükselişte daha düşük hasat ile kalite priminin etkili olduğu belirtildi.

Şili’de Ulusal Pirinç Komisyonu Sektörün Gelişimi İçin Çalışmalarını Yeniden Başlattı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Ulusal Pirinç Komisyonu Sektörün Gelişimi İçin Çalışmalarını Yeniden Başlattı

Şili’de Ulusal Pirinç Komisyonu, ülkenin pirinç sektörünün gelişimini güçlendirmek amacıyla üreticiler, sanayi temsilcileri, kamu kurumları ve değer zincirindeki diğer paydaşların katılımıyla yeniden toplandı. Tarım Bakanı Jaime Campos, sektörün geleceği için diyaloğun sürdürülmesi ve somut kararlar alınması gerektiğini belirtti. Campos, önceliklerin pirinç veriminin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi, sanayinin ve tüketicilerin talep ettiği pirinç türlerinin belirlenmesi olduğunu söyledi. Toplantıda ayrıca farklı uluslararası pazarlara ulaşma ve sözleşmeli tarım uygulamasını ilerletme olanakları değerlendirildi. Odepa direktör vekili Claudio Farías ise Şili pirinç piyasasındaki farklılıklara dikkat çekerek japónica ve índica türleri arasında kalıcı fiyat farkı bulunduğunu aktardı. Şili’de ağırlıklı olarak uzun ve geniş taneli japónica pirinci üretilirken, Arjantin ve Paraguay’dan yapılan ithalatın önemli bölümü uzun ve ince taneli índica pirincinden oluşuyor. Görüşmelerde üretim maliyetleri, verimlilik, pazarlama, suya erişim, inovasyon ve teknoloji transferi de ele alındı.

Brezilya, Portakal Suyu İçin Yeni Pazarları Arıyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Brezilya, Portakal Suyu İçin Yeni Pazarları Arıyor

Brezilya Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile narenciye sektörü temsilcileri, ülkenin portakal suyu ihracatında yeni pazarlar açılması için yürütülebilecek çalışmaları görüştü. Brasília’da yapılan toplantıda sektörün karşılaştığı zorluklar ve stratejik görülen pazarlara erişimin artırılması ele alındı. Bakan André de Paula, bakanlığın sektörle diyaloğu sürdürerek yeni pazarların kazanılması için ortak hareket etmek istediğini söyledi. CitrusBR İcra Direktörü ve Narenciye Üretim Zinciri Sektör Odası Başkanı Ibiapaba Netto ise Japonya ile Mercosur ve Güney Kore ile Mercosur arasındaki müzakerelerin Brezilyalı üreticiler açısından yeni ticari fırsatlar sunabileceğini belirtti. Netto’ya göre sektör 2022, 2023, 2024 ve 2025’te rekorlar kaydetmesine karşın şimdi tüketimde düşüşle karşı karşıya. Ticari büyümenin önündeki başlıca engelin gümrük vergileri olduğunu söyleyen Netto, Brezilya ürünlerinin sağlık açısından pazara giriş sorunu yaşamadığını ve neredeyse her ülkede satılabildiğini ifade etti. Brezilya 13,5 milyon tonla dünyanın en büyük portakal üreticisi; üretim ve sanayileşmenin önemli bölümü São Paulo’da yoğunlaşıyor.

Üretim Maliyetleri Deyrizor’da Pamuk Ekicilerini Üretimden Uzaklaştırıyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Üretim Maliyetleri Deyrizor’da Pamuk Ekicilerini Üretimden Uzaklaştırıyor

Suriye’nin Deyrizor ilinde pamuk ekimi, yükselen üretim maliyetleri nedeniyle bu sezon neredeyse tamamen durma noktasına geldi. Deyrizor Çiftçiler Birliği Başkanı Hamad Abud el-Hıdır, 2025’te pamuk ekilen alanın ildeki toplam ekiminin %10’unu aşmadığını, mevcut sezonda ise ekimin yok denecek kadar azaldığını açıkladı. Üreticilerin kararında tarımsal girdilerdeki maliyet artışının yanı sıra çiftçi alacaklarının geç ödenmesi, akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki yükseliş etkili oldu. Bir dönüm pamuğun ekim ve sulama maliyetinin yaklaşık 12 bin Suriye lirasına ulaşması, üreticiler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Yetkili, koşulların sürmesinin bölgedeki pamuk üretiminin geleceğini tehdit ettiğini belirtti. El-Hıdır, uluslararası kuruluşlar ve destek sağlayan kurumlardan çiftçilere ve tarımsal derneklere yönelik programlar hazırlanmasını istedi. Deyrizor’da pamuk üretimi 2025 sezonunda yaklaşık 4.500 ton olurken, ekili alan 2.300 hektara ulaştı. Su ve çok sayıda üretim girdisi gerektiren pamukta enerji ve sulama maliyetleri, ekim kararını doğrudan etkiliyor.

Brezilya’da Buğday Arzı Daralırken Kalite Fiyatları Belirleyecek
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Buğday Arzı Daralırken Kalite Fiyatları Belirleyecek

Brezilya’da buğday piyasasında iç fiyatlar yükselirken, ülkenin 2026/27 ticaret döneminde ithalata daha fazla yönelmesi bekleniyor. Central Internacional de Análises Econômicas e de Estudo de Mercado Agropecuário verilerine göre, ekim alanındaki daralma ve hasadın bazı bölgelerde düşük kaliteyle gerçekleşmesi, iç piyasadaki arzı sınırlayacak. Küresel piyasada ise eylül başındaki yükselişin ardından fiyatlar geriledi; Chicago’da buğdayın bushel fiyatı 1 Eylül’de 7,64 ABD dolarına çıktıktan sonra 24 Eylül’de 7,05 dolara indi. ABD’de kışlık buğday ekimi 20 Eylül itibarıyla beklenen alanın %17’sinde tamamlandı ve tarihsel ortalamanın altında kaldı. ABD Tarım Bakanlığının 11 Eylül tarihli arz-talep raporu, ülkenin üretim tahminini 41,7 milyon ton, 2026/27 sezonu dönem sonu stoklarını ise 19,5 milyon ton olarak korudu. Dünya buğday üretiminin de önceki yıla göre 22 milyon ton daha düşük, 822,4 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. Brezilya’da özellikle Paraná ve Rio Grande do Sul eyaletlerindeki hava koşulları üretim ve kalite görünümünü olumsuz etkiledi. Paraná’da geç donlar ve son günlerdeki aşırı yağışlar nedeniyle hasat edilen alan %46’ya ulaşırken, henüz hasat edilmemiş alanların yalnızca %64’ü iyi durumda bulunuyor. Eyalette düşük endüstriyel kaliteye sahip 2 ve 3. sınıf buğdayın payı artarken, daha kaliteli 1. sınıf ürünün bulunabilirliği azaldı. Rio Grande do Sul’da hasat henüz %1 seviyesindeyken, sürekli yağış, dolu ve kuvvetli rüzgârların tarlalarda hasara yol açtığı bildirildi. Eyalette buğday ekim alanı önceki yıla göre %30 azalarak 814 bin hektara geriledi; üretimin yaklaşık 2 milyon tonla önceki dönemin yaklaşık %40 altında kalması öngörülüyor. Oídio ve giberela hastalıkları da Güney Brezilya’daki tarlaları etkiliyor. Ulusal Tedarik Şirketi Conab, Brezilya’nın buğday üretimini 5,7 milyon ton olarak öngörürken, ülkenin ithalatının 2026/27 döneminde 7-8 milyon tona çıkabileceği değerlendiriliyor. İthalatın önemli bölümünün Arjantin’den yapılması bekleniyor; ancak diğer üretim bölgelerindeki sorunlar Arjantin buğdayı için rekabeti artırabilir. Daha düşük üretim iç fiyatları desteklese de üreticilerin alacağı prim, hektolitre ağırlığı, gluten gücü ve sanayinin istediği diğer kalite ölçütlerini karşılayan partilere bağlı olacak.

Mısırda Fiyat Yönünü ABD Hasadı Belirleyecek
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Mısırda Fiyat Yönünü ABD Hasadı Belirleyecek

Mısır piyasasında son haftalarda görülen toparlanma, ABD’de başlayan hasadın oluşturduğu arz baskısı nedeniyle sınırlı kalıyor. 28 Ağustos-24 Eylül döneminde uluslararası fiyatlar yükselirken, Brezilya’da da azalan arz ve güçlü talep iç piyasayı destekledi. Ancak küresel piyasada daha belirgin bir yükseliş için ABD hasadının nasıl ilerleyeceği önem taşıyor. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), 11 Eylül tarihli raporunda ABD’nin nihai mısır üretimini 401,3 milyon ton olarak öngördü. Bu miktar, ağustos tahmininin 5,4 milyon ton ve önceki yıl üretiminin 31 milyon ton altında bulunuyor. 2026/27 sezonu için ABD’nin dönem sonu stokları 39,8 milyon ton, dünya üretimi 1,290 milyar ton ve küresel dönem sonu stokları 272,1 milyon ton olarak tahmin edildi. ABD’de hasadın 20 Eylül itibarıyla ekili alanın %13’ünde tamamlanması, tarihsel ortalamanın üzerindeydi. Buna karşın, dünya mısır tüketiminin 2026/27 sezonunda üretimi yaklaşık 30 milyon ton aşabileceği tahmin ediliyor. Piyasa, hasadın seyrinin yanı sıra üretim bölgelerindeki hava koşullarını ve ihracat akışını izliyor. Brezilya’da fiyatların kalan ikinci yarıda iyileşmesi beklenirken, ihracatın seyri, döviz kuru, iç talep ve üreticilerin satış kararları belirleyici olacak. Brezilya mısırının rakip ülkelere göre daha az rekabetçi olması, dış satımın hızlanmasını zorlaştırıyor. B3’te 2027’nin ilk yarısına yönelik sözleşmelerin yaklaşık 80 real seviyesinde bulunması, ekim ayını piyasanın yönü açısından önemli bir dönem haline getiriyor.

Yokohama’da Japon Bal Arıları Sıcaklara rağmen Kovanda Kaldı
Görsel kaynağı: Japan Agricultural News · Özgün haber
Veri haberi

Yokohama’da Japon Bal Arıları Sıcaklara rağmen Kovanda Kaldı

Japonya’nın Yokohama kentindeki Kanagawa semtinde bitki ve sebze üretimi yapan 74 yaşındaki Masayuki Hiramoto, Japon bal arılarının yetiştiriciliğinde bu yıl olumlu sonuç aldı. Sıcak hava ve anormal hava koşulları nedeniyle önceki yıllarda arıların kovanları terk etmesi ve bal alınamaması üzerine Hiramoto, kovanların koşullarını değiştirdi. Kovanları gölgeye yerleştiren ve hava akışını artıran Hiramoto, eşek arılarının girişini önlemek için kovan ağızlarını da ayarladı. On yılı aşkın süredir arıcılık yapan üreticinin bu çalışmaları sonucunda bu yıl üç arı grubu kovanda kaldı; petekler üçüncü kata kadar uzanarak arıların gelişimi sürdü. Bununla birlikte Hiramoto, bu sezon bal hasadı yapmamaya karar verdi. Önceliği arı grubunun gücünü korumak ve zorlu kışı geçirebilmeleri için kovanda yeterli bal bırakmak. Kovanın üst bölümlerinden bal alınmasına dayanan yöntemde hasat için genellikle üç ila beş katın aşılması bekleniyor. Hiramoto, arıların gücünü acele etmeden artırarak gelecek sezon kaliteli çok çiçekli balı tüketicilere ulaştırmayı hedefliyor. Üretici, son yıllardaki aşırı sıcakların on yılı aşkın deneyime rağmen arıcılığı zorlaştırdığını belirtti.

Brezilya'nın Kahve Üretiminde %19,6 Artış Bekleniyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya'nın Kahve Üretiminde %19,6 Artış Bekleniyor

Brezilya'nın bu yılki kahve üretiminin, geçen yıla göre %19,6 artarak 67,6 milyon 60 kilogramlık çuvala ulaşması bekleniyor. Tahmin, Tarım Bakanlığıyla bağlantılı Brezilya Ulusal Tedarik Şirketi (Conab) tarafından açıklandı. Brezilya, böylece dünyanın en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısı konumunu sürdürüyor. Conab, artışı yeni üretim alanlarının devreye girmesi, teknoloji ve girdi kullanımındaki artış ile elverişli hava koşullarına bağlıyor. Bitkinin olumlu iki yıllık üretim döngüsünde bulunması da tahmini destekliyor. Mevcut üretim, 2024'teki olumlu döngüye göre de %24,7 daha yüksek. Toplam üretimin yaklaşık %70'ini oluşturan arabica kahvesinde üretimin 48,2 milyon çuvala çıkması ve 2025'e göre %34,8 artması bekleniyor. Konilon üretiminin ise 19,4 milyon çuval ile %6,6 azalacağı öngörülüyor. Brezilya'nın Ocak-Ağustos 2026 ihracatı 24,6 milyon çuvalda kaldı ve yıllık bazda %6,6 geriledi. Conab, Brezilya hasadının piyasaya girişi, Vietnam'daki yaklaşan hasat ve Kolombiya'daki mevsimsel üretim artışının küresel fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu belirtti. 2026/27 dönemi için El Niño beklentilerinin de birçok ülkede üretimi olumsuz etkileyebileceği kaydedildi.

Azerbaycan'da Tarımsal Üretimde Tüketici İhtiyaçları Öne Çıkarıldı
Görsel kaynağı: Report.az · Özgün haber

Azerbaycan'da Tarımsal Üretimde Tüketici İhtiyaçları Öne Çıkarıldı

Azerbaycan'da tarımsal üretimin, yalnızca üretim miktarına göre değil, nihai tüketicilerin ihtiyaçları ve pazar beklentileri doğrultusunda planlanması gerektiği belirtildi. Açıklama, Agro Dairy LLC Üst Yöneticisi ve Azerbaycan Tahıl Üreticileri ve İşleyicileri Derneği Başkanı Niyazi Amirbayov tarafından Bakü'de düzenlenen forumdaki panelde yapıldı. Amirbayov, değer zincirinin teknoloji perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi. Tüketicilerin işletmeler, çiftlikler, yem üreticileri, mağazalar veya günlük süt ürünü alan kişiler olabileceğini belirten Amirbayov, bu verilerin gerçek pazar ihtiyaçlarını belirlemek ve üretim kararlarını daha isabetli almak için kullanılabileceğini kaydetti.

Yaprak Biti Salgını Marul Üreticilerine 10 Milyon Sterline Mal Olabilir
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber
Veri haberi

Yaprak Biti Salgını Marul Üreticilerine 10 Milyon Sterline Mal Olabilir

İngiltere’nin başlıca marul üretim bölgelerinde görülen frenk üzümü-marul yaprak biti (Nasonovia ribisnigri) istilasının, üreticilere yaklaşık 10 milyon sterline mal olabileceği bildirildi. British Leafy Salads Association (BLSA), sezonun ekim sonuna kadar olan bölümünde marul üretiminin yaklaşık %30’unun ziyan olabileceğini tahmin etti. BLSA’dan Dieter Lloyd, salgının yaklaşık 20 yılın en kötüsü olabileceğini, ancak tarihsel verilerin yetersizliği nedeniyle karşılaştırmanın zor olduğunu söyledi. İngiltere’de sezon sona yaklaşırken perakendeci ve toptancıların gelecek hafta İspanya’dan tedarike yönelmesi bekleniyor; 2025’te de yaprak bitleri önemli sorun yaratmıştı.

Bulgaristan’da Koyun ve Keçilerde İki Çiçek Hastalığı Odağı Saptandı
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Koyun ve Keçilerde İki Çiçek Hastalığı Odağı Saptandı

Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı, Kırcaali ilindeki Stremovo köyünde ve Sofya ilindeki Petkovo köyünde koyun ve keçi çiçeği hastalığına bağlı iki salgın odağı tespit etti. Kırcaali’deki odak, 22 küçükbaş hayvanın bulunduğu bir işletmede kaydedildi. Her iki odağın çevresinde 5 kilometrelik koruma ve 20 kilometrelik gözetim bölgeleri belirlendi. Kırcaali’de bölgeler Kırcaali ve Çernoçene belediyelerinin yanı sıra Haskovo ilindeki bazı yerleşimleri kapsıyor. Sofya ilindeki bölgeler ise Elin Pelin ve Gorna Malina belediyelerinin bazı yerleşimlerini içeriyor; gözetim bölgesine Sofya kentinin bazı mahalleleri de dahil edildi. Belirlenen bölgelerde koyun ve keçilerin hareketi, belirli koşullarda derhal kesime gönderilecek hayvanlar dışında yasaklandı. Hayvanların ahırda tutulması, işletmelerde sayım yapılması, VetİS kayıtlarının güncellenmesi ve resmî veteriner kontrollerinin yürütülmesi kararlaştırıldı. Etkilenen bölgelerden çiğ sütün taşınması ve işlenmesi için de özel şartlar uygulanacak. Ajans, işletme sahiplerinin hastalığı kontrol altına alma ve ortadan kaldırma çalışmalarında veteriner yetkilileriyle iş birliği yaptığını bildirdi. Üreticilere biyogüvenlik önlemlerine uymaları, hayvanları düzenli izlemeleri ve şüpheli vakaları vakit kaybetmeden veteriner hekime bildirmeleri çağrısı yapıldı.

Küresel Hayvancılık Jeopolitik ve Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Hayvancılık Jeopolitik ve Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya

Alman Tarım Derneği (DLG), küresel hayvancılığın jeopolitik belirsizlik, kırılgan tedarik zincirleri, yem ve enerji maliyetlerindeki artış, iklim değişikliği, aşırı hava olayları, hayvan hastalıklarının yayılması ve sanayileşmiş ülkelerdeki iş gücü açığı gibi çok sayıda baskıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi. DLG Genel Müdürü Lothar Hövelmann, giderek karmaşıklaşan piyasalarda işletmelerin başarısı için girişimcilik yetkinliğinin belirleyici olduğunu söyledi. DLG’ye göre hayvancılık işletmelerinde ekonomik performans artık yalnızca piyasa fiyatlarıyla değerlendirilemez. Yem bulunabilirliği, enerji arzı, hayvan sağlığı, hava koşulları, siyasi gelişmeler ve teknolojik ilerlemeler birbiriyle bağlantılı olduğu için üreticilerin ve tarım-gıda şirketlerinin sistemli çözümler geliştirmesi gerekiyor. Almanya ve Avrupa’daki süt sektörü de üretimi artırma, düşen süt fiyatları ve yüksek yem, enerji ile gübre maliyetleri arasında yeni bir denge arıyor. AB’de çiğ sütün ortalama fiyatı Ocak 2025’te 100 kilogram başına 42,2 avro oldu. Bu fiyat, Ocak 2024’e göre yaklaşık 10 avro daha düşük olsa da 2016’daki süt piyasası krizinde görülen 30 avronun altındaki seviyelerin üzerinde kaldı. DLG, zorlu piyasa koşullarında dahi etkili işletme yönetimiyle başarı sağlanabileceğini belirtti. Hannover’de 10-13 Kasım 2026’da düzenlenecek EuroTier 2026, bu sorunlara yönelik uygulamalı çözüm ve stratejileri ele alacak. Fuarda otomasyon ve yapay zekâ destekli sürü yönetimi sistemleri, ahır ve iklimlendirme yatırımları ile otomatik sağım teknolojileri öne çıkacak. Hövelmann, teknolojinin kendi başına amaç olmaması; pratik, güvenilir ve ekonomik çözümlerin mevcut işletmelere uyum sağlaması gerektiğini vurguladı.

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor

İspanya’daki Unión de Uniones, ekim ayının başında birçok süt üretim bölgesinde yenilenecek sözleşmeler öncesinde üreticilere, artan maliyetleri karşılayacak daha yüksek süt fiyatı talep etmeleri çağrısında bulundu. Kuruluş, üreticilerin nisan ayında litre başına 0,07 avroluk düşüşün ardından süt fiyatlarını yeniden yükseltmeye çalışması gerektiğini belirtti. Örgüte göre nisan ayından bu yana motorinin maliyeti %40, geçen yıla göre elektriğin maliyeti %20 arttı. Kuruluş, bu baskının, üreticilerin maliyetlerini karşılayamamasına yol açtığını ve sorunun temelinde Gıda Tedarik Zinciri Yasası’nın etkin uygulanmamasının bulunduğunu savundu. Unión de Uniones, Real Decreto 95/2019’un, üreticilerin üç ay boyunca maliyetlerin altında gelir elde etmesi halinde sütü satın alan sanayinin fiyatı gözden geçirmesini zorunlu kıldığını hatırlattı. Kuruluş, sözleşmelerin üretim maliyetlerini karşılaması ve süt üreticilerinin kârlılığını koruması gerektiğini bildirdi. Kuraklığın hayvan yemi maliyetlerini de artırdığı aktarıldı. Yem fiyatlarının yaklaşık %9, yoncanın %24 ve samanın %83 yükseldiği belirtildi. Örgüt ayrıca, Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretim maliyetlerinin İspanya kadar yüksek olmadığını, ancak Avrupa’da süt fiyatları artıyorsa bunun İspanya’ya da yansıması gerektiğini savundu. Bazı süt işletmelerinin, piyasadaki düşük arz nedeniyle litre başına 0,02-0,03 avroluk artış açıklamaya başladığı kaydedildi.