ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

193 haber · Sayfa 4

Gürcistan’da Alternatif Tarım Politikası İçin Planlama ve İzleme Modeli Önerildi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’da Alternatif Tarım Politikası İçin Planlama ve İzleme Modeli Önerildi

Gürcistan’da sunulan alternatif tarım ve kırsal kalkınma stratejisi, mevcut neden-sonuç uyumsuzluklarının belirlenmesini ve yürürlükteki politika-stratejik yükümlülüklerdeki ilerleme ya da gerilemenin uygun göstergelerle değerlendirilmesini öneriyor. Çalışmanın başlangıç hedefi; mevcut durumun kapsamlı biçimde incelenmesi, tematik analiz yapılması, sorun ve zorlukların belirlenmesi, izleme bilgilerinin değerlendirilmesi ve değerlendirme raporlarının analitik olarak işlenmesi olarak tanımlanıyor. Çalışma tezinde, tarım sektörünün stratejik gelişim planlamasıyla birlikte tahmin, yönetim, izleme ve analiz ile kontrol ve değerlendirme sistemlerinin değiştirilmesi gerektiği savunuluyor. Metin, süreçlerin herhangi bir aşamasında hızlı değişiklik yapılabilmesi için program esnekliğinin ve bağlamı dikkate alan yönetim anlayışının güçlendirilmesini öne çıkarıyor. Öneri, uygulanmış bir politika sonucu olarak değil, alternatif stratejik platform ve çalışma tezi olarak sunuluyor. Yaklaşım, tarım ve kırsal kalkınma projelerinin parçalı biçimde finanse edilmesi yerine toprağı, çiftçiyi, sermayeyi, kurumları, bilgiyi, yayım hizmetlerini, teknolojiyi, pazarı, lojistiği ve altyapıyı tek bir ekonomik zincir içinde ele alan bir yönetim sistemi kurulmasını öngörüyor. Kavramsal model bütüncül bakış, sistemik yaklaşım ve karmaşık değerlendirme olmak üzere üç bileşene dayanıyor. Metinde bu çerçevenin kırsal alanda kapsayıcı ekonomik büyüme, sosyoekonomik gelişme ve refah hedefiyle ilişkilendirildiği belirtiliyor. Önerilen izleme sistemi tasarım, veri, izleme, kontrol ve yönetim olmak üzere beş çalışma aşamasından oluşuyor. Tasarım aşamasında strateji, hedefler, görevler ve göstergeler; veri aşamasında veri tabanı, veri toplama, oluşturma ve kalite; izleme aşamasında plan, gerçekleşme, rapor değerlendirmesi ve sapmalar ele alınıyor. Kontrol aşaması tematik doğrulama, denetim ve veri güvenilirliğine; yönetim aşaması ise analiz, tahmin, karar ve düzeltmeye odaklanıyor. Yeni tarım politikası programı ayrıca teşhis, öncelik, araç ve sonuç sıralamasıyla dört aşamalı tematik araştırma-değerlendirme hattından ve dijital analitik filtreleme aşamalarından geçiriliyor. İlk teşhis kapsamında arazi kayıtsızlığı, parçalanma ve işlenmeme, düşük verimlilik, sulama altyapısının yokluğu veya arızası, finansmana erişim sorunları, teknolojik geri kalmışlık ve bilgi eksikliği inceleniyor. Kooperasyon düzeyinin düşüklüğü, dağınık çiftçi işletmeleri, yetersiz işleme, hammadde kıtlığı, pazara erişim sorunları ve düşük kalite de değerlendirilecek başlıklar arasında sayılıyor. Metin ayrıca ekonomik etkinlik, sosyal adalet, çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve siyasi uygulanabilirliğin birlikte değerlendirilmesini öngörüyor.

Letonya’daki Pestisitli Çayın Menşei Çin Olarak Düzeltildi
Görsel kaynağı: NEWS.am · Özgün haber

Letonya’daki Pestisitli Çayın Menşei Çin Olarak Düzeltildi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Letonya Gıda ve Veterinerlik Servisi (PVD), sınır denetiminde pestisit kalıntıları tespit edilen yeşil çayın Ermenistan menşeli olduğuna ilişkin açıklamasını düzeltti. Kurum, çayın Çin menşeli olduğunu ve Özbekistan’dan Letonya’ya ithal edildiğini bildirdi. İlk PVD açıklamasında çayın Ermenistan menşeli olduğu belirtilmiş, tespit edilen ihlaller ise Avrupa Birliği’nin güvensiz gıda ve yemler için hızlı uyarı sistemine iletilmişti. Ancak CivilNetCheck’in soruları üzerine yapılan incelemede, bu menşe bilgisinin hatalı olduğu ortaya kondu. Avrupa Komisyonu verileri de çayın menşeini Çin olarak gösteriyordu. PVD Sınır Kontrol Departmanından kıdemli uzman Agita Volfa, kurum açıklamasında hata yapıldığını söyledi. Volfa, çayın Çin’den geldiğini ve Özbekistan’dan Letonya’ya ithal edildiğini belirterek, yayımlanan yanlış bilginin yanlış anlaşılmalara yol açmış olabileceği için kurumun özür dilediğini aktardı. PVD, bilgilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla gerekli düzeltmeleri yapacağını açıkladı.

MOST’tan Hırvatistan’da Büyük Kümes Hayvanı Çiftlikleri İçin Daha Sıkı Denetim Talebi
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber

MOST’tan Hırvatistan’da Büyük Kümes Hayvanı Çiftlikleri İçin Daha Sıkı Denetim Talebi

Hırvatistan’daki MOST partisi, Sisačko-Moslavina ilçesinde planlanan büyük kümes hayvanı çiftlikleri ve bunlarla bağlantılı sanayi tesisleri onaylanmadan önce ortak çevresel ve halk sağlığı etkilerinin değerlendirilmesini istedi. Parti, çiftlikler, kesimhaneler, üretim tesisleri ve bunların altyapısının birlikte tek bir büyük üretim sistemi oluşturup oluşturmadığının dikkate alınması gerektiğini belirtti. MOST’a göre devlet, planlanan üretim kapasitesinin mevcut altyapı tarafından karşılanıp karşılanamayacağını özellikle su tüketimi, atıkların yönetimi ve çevresel yük bakımından incelemeli. Parti, nihai kararlar alınmadan önce ihtiyat ilkesinin uygulanmasını ve hayvansal atıklar ile atık suların işlenmesi ve bertarafı için yeterli kapasitenin bulunup bulunmadığının belirlenmesini talep ediyor. Parti, büyük kümes hayvanı işletmelerinden kaynaklanabilecek teknik arızaların, uygunsuz atık yönetiminin veya diğer olağanüstü durumların yeraltı ve yüzey sularını, tarım arazilerini ve dolaylı olarak içme suyu tedarikini etkileyebileceği uyarısında bulundu. Sisačko-Moslavina’nın değerli tarım arazileri, su rezervleri ve bazı korunan doğal alanlara yakınlığı nedeniyle hassas olduğunu savunan MOST, inşaat öncesinde hava, su ve toprağın başlangıç durumunun belirlenmesini istiyor. Öneriye göre üretim başladıktan sonra bağımsız ve sürekli kirlilik izlemesi yapılmalı, ölçüm sonuçları kamuya açıklanmalı. Tesislerin trafik, bölge sakinlerinin sağlığı ve çevre yerleşimlerdeki yaşam kalitesi üzerindeki etkileri de değerlendirilirken yerel halkın, belediyelerin, aile işletmelerinin ve bilim kurumlarının karar sürecine baştan katılması gerekiyor. MOST’un atıfta bulunduğu belgelere göre yetkili bakanlık, Sisak’taki planlanan projenin bir bölümü için çevresel etki değerlendirmesi sürecini eksik belgeler ve yürürlükteki imar planıyla uyumsuzluk gerekçeleriyle durdurdu. Parti, yatırımlara karşı olmadığını, ancak yerli üreticilerin korunması gerektiğini belirtiyor.

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı
Görsel kaynağı: Sunday World · Özgün haber
Veri haberi

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı

El Niño iklim örüntüsüyle bağlantılı uzun süreli kurak koşullar, Kenya’da taze süt arzını aksattı. Başkent Nairobi’de tüketiciler son haftalarda aralıklı kıtlıklarla karşılaşırken, süpermarketler artan talep karşısında düzenli teslimatları sürdürmekte zorlandı. Bazı popüler markalar raflarda hızla tükenirken, sabah gelen süt sevkiyatlarının da birkaç saat içinde satıldığı bildirildi. Kıtlık, perakende fiyatlarını yükselterek yaşam maliyeti baskısı altındaki hanelerin bütçelerini daha da zorladı. Kenya Dairy Board verilerine göre resmi sektördeki işlemeciler temmuzda en az 81 milyon litre çiğ süt topladı; bu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %5,8 düşüş anlamına geliyor. Bir süt çiftliği yöneticisi de üretimde %3,7 gerileme yaşandığını belirtti. Çiftlik teknik sorumlusu Nora Makena, hayvan yemi giderlerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık %70’ine çıktığını, geçen yıl bu oranın %55 olduğunu söyledi. Bazı çiftçiler yem miktarını azaltırken süt verimi ve sığırların fiziksel durumu olumsuz etkilendi. Tarım yetkilileri, yağışlı El Niño dönemi öncesindeki kurak koşulların otlakların azalmasına ve işlemecilere yapılan süt teslimatlarının düşmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Kenya Meteoroloji Dairesi, ekim-aralık döneminde ülkenin yaklaşık %80’inde ortalamanın üzerinde yağış bekliyor. Yağışların otlakları ve yem bulunabilirliğini iyileştirmesi beklenirken, uzmanlar çiftçilerin yem stoklarını yeniden oluşturması ve hayvan verimliliğini artırması gerektiği için toparlanmanın hemen gerçekleşmeyeceği uyarısında bulunuyor. Kenya hükümeti sektörü istikrara kavuşturmak amacıyla yem dağıtımı, piyasa denetiminin güçlendirilmesi ve süt kayıplarını azaltacak soğuk zincir altyapısının geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Yetkililer ayrıca sığır yetiştiriciliğine bağımlılığı azaltmak için deve, keçi ve manda sütü gibi alternatif süt kaynaklarını teşvik etmeyi planlıyor.

Hindistan’da Bebek Gıdalarında Eklenmiş Şeker İçin Yasak Önerisi
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Bebek Gıdalarında Eklenmiş Şeker İçin Yasak Önerisi

Hindistan Gıda Güvenliği ve Standartları Kurumu (FSSAI), altı aya kadar bebeklere yönelik gıda ürünlerine sukroz ve fruktoz eklenmesini yasaklamayı önerdi. Düzenleme henüz öneri aşamasında bulunuyor ve ne zaman yürürlüğe gireceği ya da nihai kurala dönüşüp dönüşmeyeceği belirtilmiyor. FSSAI, önlemin bebeklerin eklenmiş şekerlere maruziyetini azaltmayı ve çocukluk çağı obezitesiyle bağlantılı sağlık risklerini ele almayı amaçladığını açıkladı. Mevcut kurallarda bebek beslenmesi ürünlerinde laktoz ve glikoz polimerleri tercih edilen karbonhidrat kaynakları olarak tanımlanıyor. Sukroz ve fruktoz ise gerektiğinde, belirlenmiş sınırlar içinde eklenebiliyor. Mevcut düzenlemeler doğumdan 24 aya kadar çocuklara yönelik ürünlerin besin bileşimi, kalite ve güvenlik standartlarını kapsıyor. Öneri, Hindistan’da yoğunlaşan gıda güvenliği denetimleri sırasında gündeme geldi. FSSAI ve bazı eyalet düzenleyicileri son aylarda kontrolleri artırırken baskınlara ilişkin fotoğraf ve videoları kamuoyuyla paylaştı; bazı yerel ve markalı restoranların faaliyetleri de durduruldu. The Lancet’te yayımlanan bir araştırmaya göre ülkede 2021’de 180 milyon aşırı kilolu veya obez yetişkin bulunuyordu; bu sayının 2050’de 450 milyona ulaşacağı öngörüldü. FSSAI ayrıca daha önce, tek bir kaygı verici besin maddesinin sınırı aşması halinde uyarı etiketi zorunluluğu getirilmesini önermişti.

Meksika’dan ABD’ye Hayvan İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu
Görsel kaynağı: La Razón México · Özgün haber

Meksika’dan ABD’ye Hayvan İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu

Meksika’nın Sonora eyaletindeki Agua Prieta karantina istasyonundan ABD’ye hayvan ihracatı, bir buzağıda şap hastalığı belirtileriyle uyumlu lezyon tespit edilmesinin ardından geçici olarak durduruldu. Cuma günü yapılan denetimde fark edilen lezyon nedeniyle sevkiyat süreci, hayvan sağlığı protokolleri kapsamında askıya alındı. Meksika-ABD Şap Hastalığı ve Hayvanların Diğer Egzotik Hastalıklarını Önleme Komisyonu personeli lezyondan numune aldı. Numune, hastalığa neden olan patojeni belirlemek üzere Mexico City’deki Palo Alto Senasica laboratuvarında analiz edilecek. Senasica, lezyonun şap dışında, Sonora ve Chihuahua’da geçmişte endemik olarak görülen veziküler stomatit veya sığırlarda papüler stomatit gibi hastalıklarla da ilişkili olabileceğini bildirdi. Sonora Bölgesel Hayvancılık Birliği, belirtilerin sağlık riski oluşturmayan veziküler stomatitle karıştırılabileceğini belirtti. Şüphe halinde, aynı tesislerde bulunan tüm hayvanların menşe karantina istasyonuna geri gönderilmesini ve ihracatlarının 60 gün süreyle engellenmesini öngören önleyici protokol uygulanıyor. İstasyonda dezenfeksiyon ve kapsamlı temizlik çalışmaları da sürdürülüyor. Birlik, laboratuvar sonucunun negatif çıkması halinde ihracatın gelecek salı yeniden başlayabileceğini açıkladı. Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı (Sader), ülkede bildirimi zorunlu egzotik bir hastalık bulunmadığının doğrulandığını ve epidemiyolojik gözetimin sürdüğünü bildirdi. Askıya alma yalnızca Sonora’daki istasyonu kapsarken, Chihuahua’daki San Jerónimo istasyonunda ihracat normal şekilde devam ediyor. Senasica ayrıca veterinerlerden hayvanları sevk öncesinde menşe ağıllarında kontrol etmelerini ve lezyon görülmesi halinde yetkililere hemen bildirmelerini istedi.

Endonezya, Finlandiya’nın Süt Ürünleri İhracatını Denetledi
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya, Finlandiya’nın Süt Ürünleri İhracatını Denetledi

Endonezya’nın hayvan sağlığı yetkilisi, Finlandiya’nın süt ürünlerini Endonezya’ya ihraç edebilmesine yönelik beş günlük denetim gerçekleştirdi. Denetim, Finlandiya Gıda Otoritesinin (Ruokavirasto) açıklamasına göre ekim ayının başında yapıldı; ancak ihracat izni henüz verilmedi. Programda Finlandiya’nın denetim kuruluşu, süt işletmelerinin gözetimi, süt ürünlerine ilişkin mikrobiyolojik koşullar, kalıntı kontrolleri ve laboratuvar çalışmaları ele alındı; ayrıca bir süt çiftliği ile mandıralar ziyaret edildi. Endonezya Tarım Bakanlığından uzmanlar bulguları değerlendirecek, ardından denetimin ve pazar erişimi girişiminin sonucuna karar verecek.

Sonora’dan ABD’ye Sığır İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu
Görsel kaynağı: El Financiero · Özgün haber
Veri haberi

Sonora’dan ABD’ye Sığır İhracatı Şap Şüphesiyle Geçici Olarak Durduruldu

Meksika’nın Sonora eyaletinden ABD’ye sığır ihracatı, 16 Ekim Cuma günü yapılan kontrolde bir hayvanda şap belirtileriyle örtüşen aft benzeri lezyon saptanmasının ardından geçici olarak durduruldu. Sonora Bölgesel Hayvancılık Birliği (UGRS), kararın sağlık makamları şap hastalığını dışlayana kadar önlem amacıyla alındığını bildirdi. UGRS, lezyonun şap yerine veziküler stomatitle de ilişkili olabileceğini ve bu hastalığın hayvan sağlığı açısından risk oluşturmadığının belirtildiğini aktardı. Lezyonun kaynağı belirlenene kadar ihracat askıda kalacak. CPA uzmanlarının aldığı numune, analiz için Mexico City’deki Ulusal Hayvan Sağlığı, Gıda Güvenliği ve Kalitesi Servisi (Senasica) laboratuvarına gönderilecek. Önleyici protokol kapsamında karantina istasyonundaki sığırlar geldikleri yere geri gönderilecek, ihracata ayrılan hayvanlar ise Hayvan Hareketlerinin Elektronik Kaydı (REMO) üzerinden 60 gün süreyle bloke edilecek. Tesislerde temizlik ve dezenfeksiyon çalışmaları yürütülüyor. UGRS’ye göre laboratuvar sonuçları şapı dışlarsa ihracat, randevu takvimine bağlı olarak 20 Ekim Salı günü yeniden başlayabilir.

Suriye’de 5 Bin Standardın Uluslararası Ölçütlere Uyumlu Hale Getirilmesi Hedefleniyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de 5 Bin Standardın Uluslararası Ölçütlere Uyumlu Hale Getirilmesi Hedefleniyor

Suriye Arap Standartlar ve Metroloji Kurumu, yaklaşık 5 bin Suriye standardını uluslararası ölçütlerle uyumlu hale getirmek için güncelleme ve geliştirme çalışması yürütüyor. Kurum Genel Müdürü Yaser Aliوي’nin SANA’ya yaptığı açıklamaya göre çalışma, yerel ürünlerin kalitesini ve rekabet gücünü artırmayı, ürünlerin bölgesel ve küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Toparlanma döneminde mevcut standartları geliştiren ve uluslararası ölçütlere uygun yeni standartlar hazırlayan kurumun çalışmaları mühendislik, gıda, kimya ve tekstil sektörlerinin yanı sıra çeşitli hizmet alanlarını kapsıyor. Sanayici, tüccar ve tüketicilerin standart başvurularını kolaylaştırmak için tek durak sistemi uygulanıyor. Kurum ayrıca standartların internet üzerinden satın alınması ve ödemelerin çevrim içi yapılabilmesi için dijital dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Kurum, tahrip olan laboratuvarlarını yeniden işler hale getirmek ve devlet kurumlarına bağlı laboratuvarlarla iş birliği yapmak suretiyle ürünlerin standartlara uygunluğuna ilişkin test ve doğrulama süreçlerini sürdürmeye çalışıyor. Sınır kapılarındaki uygunluk denetimleri Genel Gümrük ve Sınır Kapıları Kurumu, iç piyasadaki denetimler ise ticaret ve tüketiciyi koruma birimleri tarafından yürütülüyor. Bu birimler numune alıp gerekli testleri yaptırırken, kurum uygunluk işareti verme ve koşulların karşılanıp karşılanmadığını doğrulama işlemlerini yürütüyor. “Suriye’de Üretim” logosunu taşıyan ürünlerde yerel bileşen oranının en az %40 olması, kalite ve yönetimle ilgili sertifikaların alınması ve diğer koşulların karşılanması gerekiyor. Kurum ayrıca Uluslararası Standardizasyon Örgütü’ndeki varlığını etkinleştiriyor, gıda güvenliğiyle ilgili Kodeks çalışmalarına katılıyor ve helal ile uluslararası sertifikalar konusunda eğitimler düzenliyor. Aliوي, standartların sanayiciler için kısıtlama olmadığını; kalite, güvenlik ve tüketici güvenini destekleyen temel bir araç olduğunu belirtiyor.

Kıbrıs’ta Tropilaelaps Akarına Karşı Arıcılara Eğitim Başlatıldı
Görsel kaynağı: Politis · Özgün haber

Kıbrıs’ta Tropilaelaps Akarına Karşı Arıcılara Eğitim Başlatıldı

Türkiye’de Tropilaelaps spp. akarının tespit edilmesinin ardından Kıbrıs’ta arıcıların tehdidi tanıması ve gerekli önlemleri öğrenmesi amacıyla eğitim programı başlatılıyor. İlk eğitim, Skarinu Çevre Bilgilendirme Merkezi’nde düzenlenecek. Uygulamalı Arıcılık alanında uzman Aleksandros Papahristoforu, arıcılara akarın nasıl tanınacağını, oluşturduğu riskleri ve korunma yollarını anlatacak; katılımcıların sorularını yanıtlayacak. Eğitim, PLANBEE’nin Kıbrıs Arıcılar Birliği, Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası ile Filagrotiki danışmanlığının işbirliğiyle yürüttüğü program kapsamında yapılacak. Papahristoforu, bilim insanlarının şu aşamada Tropilaelaps akarının önünde olduğunu, ancak arıcıların rehavete kapılmaması gerektiğini belirtti. Araştırmacıya göre akar, Türkiye’nin Gürcistan sınırındaki kuzeydoğu bölgelerinde bulunuyor ve yayılmasının en kötümser tahminle Kıbrıs’a iki veya üç yıldan önce ulaşması beklenmiyor. Bununla birlikte, akarın bir kişi tarafından daha erken taşınması ihtimali dışlanmıyor. Kıbrıslı Türk arıcıların kolonileri kuzeydoğu Türkiye’den değil, daha yakın olan güney Türkiye’den ağırlıklı olarak ithal ettiği de aktarılıyor. Uzman, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk arıcılar arasında işbirliği ve karşılıklı bilgilendirmenin önemli olduğunu söyledi. Akarın Kıbrıs’a ulaşması halinde mücadelenin tüm arıcılar tarafından aynı zamanda ve belirli bir yöntemle yürütülmesi gerektiğini belirten Papahristoforu, bilimsel yönlendirmeyle hedefin akarın tamamen yok edilmesi değil, zararın sınırlandırılması olacağını ifade etti. Kıbrıs Veteriner Hizmetleri ise erken tespitin hızlı inceleme ve gerekli önlemlerin alınmasını, mümkünse akarın yerleşip yayılmadan ortadan kaldırılmasını sağlayacağını bildirdi. Eğitimlerde akarın tanınmasına yardımcı olmak üzere Kazakistan ziyareti sonrasında hazırlanan özgün fotoğrafların da gösterileceği belirtildi. Akarın yayıldığı ülkelerde sorunun şimdilik yönetilebilir göründüğü, ancak bu konuda henüz resmi verilerin bulunmadığı aktarıldı. Papahristoforu ayrıca yeni tehdidin Kıbrıs arı ırkına daha fazla ağırlık verilmesi için bir fırsat olduğunu söyledi. Araştırma verilerine göre Kıbrıs arı ırkı hâlâ varlığını sürdürüyor ve direnç gösteriyor; ancak korunmaya ve emek verilmesine ihtiyaç duyuyor. Kıbrıs Arıcılar Birliği Başkanı Margarita Kulumi, tüm arıcıların hazırlık yapması, akarı ilk tespit eden kişinin Veteriner Hizmetleri’ni derhal bilgilendirmesi ve denetimlerin artırılması çağrısında bulundu. Birlik, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk arıcılar arasında iki toplumlu teknik komite aracılığıyla bilgi paylaşımına katılmak istiyor. Kulumi ayrıca geçiş noktalarında işgal altındaki bölgelerden kraliçe arıların yasa dışı girişinin önlenmesini istedi. Gümrük Dairesi de Yeşil Hat Tüzüğü uyarınca hayvanlar, hayvansal ürünler ve ilgili arıcılık malzemelerinin geçişinin yasak olduğunu, tespit edilen miktarların müsadere edileceğini açıkladı.

İngiltere’nin Güneyinde Şiddetli Kuraklık İlanı, Çiftçilere Su Denetimi
Görsel kaynağı: FarmingUK · Özgün haber
Veri haberi

İngiltere’nin Güneyinde Şiddetli Kuraklık İlanı, Çiftçilere Su Denetimi

3 yayıncı · 5 haber · Karşılaştır

İngiltere hükümeti, Cornwall, Devon, Dorset, Somerset, East Sussex ve West Sussex’in bazı bölgelerinde şiddetli kuraklık ilan etti. Güney İngiltere’deki çiftçiler, doğal kaynaklardan yapılan su çekimlerine yönelik artırılmış denetimlerle karşı karşıya kalacak. Duyuru, Güneydoğu ve Güneybatı İngiltere’de nisan-eylül döneminin bir yüzyılı aşkın sürenin en kurak dönemi olmasının ardından geldi. Uzun süren kuraklık rezervuar seviyelerini düşürürken hükümet, kamu su kaynaklarını korumak için ek önlemler aldı. Çevre Ajansı, doğal kaynaklardan su çeken işletmelerin çekimlerinin izin verilen sınırlar içinde kalıp kalmadığını denetleyecek. Uygulama, sulama ve diğer tarımsal faaliyetleri için su çekimine bağımlı işletmeleri özellikle ilgilendiriyor. Ulusal Çiftçiler Birliği (NFU) Başkan Yardımcısı Paul Tompkins, aşırı hava koşullarının İngiliz tarımı ve gıda üretimi üzerindeki baskısına dikkat çekerek çiftlik içi su depolama altyapısına daha fazla yatırım yapılmasını istedi. NFU ayrıca çiftlik rezervuarlarının yapımını destekleyecek su yönetimi hibeleri konusunda netlik sağlanması ve gereksiz planlama engellerinin kaldırılması çağrısında bulundu. Su şirketlerine nehir ve rezervuar seviyelerini günlük izleme ile daha sıkı su kalitesi kontrolleri yapma talimatı verildi. Su Bakanı Emma Hardy, çevre kuralları ile su mevcudiyeti arasında kaçınılmaz bir çatışma oluştuğunda kamu su kaynaklarına öncelik verilmesini istedi. Hükümet müşteri tedariklerinin kesintiye uğramayacağını belirtirken yeni tarımsal sulama kısıtlaması açıklanmadı. Uzun vadeli planlar arasında su altyapısına 104 milyar sterlin yatırım, dokuz büyük rezervuarın inşası ve rezervuar projelerini kolaylaştıracak planlama reformları bulunuyor.

Ermenistan ve Türkiye Bakanları Doğrudan Ticareti Görüştü
Görsel kaynağı: NEWS.am · Özgün haber

Ermenistan ve Türkiye Bakanları Doğrudan Ticareti Görüştü

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan ile Türkiye Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, cuma günü Erivan’da, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin Taraflar Konferansı’nın 17. toplantısı (COP17) marjında görüştü. Görüşmede, iki ülke arasında doğrudan ticaret kurulmasından doğabilecek fırsatlar ele alındı. Taraflar, sıhhi ve veteriner denetimine tabi malların taşınması ve transitine ilişkin prosedürleri değerlendirdi; ekonomik gündemle bağlantılı diğer karşılıklı ilgi alanlarını da görüştü. Yumaklı ayrıca tarım, hayvancılık ve çevre koruma dahil birçok alanda Ermenistan’la diyaloğun gelişmesinden memnun olduklarını ve ikili iş birliği platformlarına önem verdiklerini söyledi.

Ermenistan ve Türkiye Arasında Doğrudan Ticaret Görüşüldü
Görsel kaynağı: Aysor · Özgün haber

Ermenistan ve Türkiye Arasında Doğrudan Ticaret Görüşüldü

Ermenistan Ekonomi Bakanı Gevorg Papoyan, 16 Ekim'de COP17 kapsamında Türkiye Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile görüştü. Papoyan, görüşmede Ermenistan ile Türkiye arasında doğrudan ticaretin kurulmasıyla açılabilecek fırsatların ele alındığını açıkladı. Görüşmede ayrıca sıhhi ve veteriner denetimine tabi ürünlerin taşınması ile transit geçiş prosedürleri değerlendirildi. Taraflar, karşılıklı ilgi alanlarına giren ve ekonomik gündemle bağlantılı diğer konular hakkında da fikir alışverişinde bulundu.

Bulgaristan’da Sofya ve Haskovo’da İki Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı
Görsel kaynağı: Mediapool · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Sofya ve Haskovo’da İki Koyun ve Keçi Çiçeği Odağı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı, Sofya bölgesindeki Elin Pelin ilçesine bağlı Ravno pole köyünde 180 küçükbaş hayvanın bulunduğu bir işletmede birincil koyun ve keçi çiçeği odağı tespit etti. Haskovo kentinde ise 122 küçükbaş hayvanın bulunduğu ikincil bir odak belirlendi. Her iki bölge için hastalığın kontrol altına alınmasına yönelik önlemler başlatıldı. Ravno pole’deki odağın çevresinde 5 kilometrelik koruma bölgesi oluşturuldu. Bu bölge Elin Pelin kenti ve Ravno pole köyünün yanı sıra Sofya kentinin bazı köylerini kapsıyor. Haskovo’daki odak için oluşturulan 5 kilometrelik koruma bölgesine ise Haskovo kenti ile Vıglârovo ve Konuş köyleri dahil edildi. Ayrıca her iki odak çevresinde 20 kilometrelik gözetim bölgeleri belirlendi. Koruma ve gözetim bölgelerinde koyun ve keçilerin taşınması yasaklandı. Bu yasağın, belirli koşullarda acil kesime gönderilecek hayvanlar için istisnası bulunuyor. Hayvanların kapalı barınaklarda tutulması istenirken, bölgedeki işletmelerde sayım yapılacak, Entegre Bilgi Sistemi VetIS kayıtları güncellenecek ve resmi veterinerlik denetimleri gerçekleştirilecek. Etkilenen bölgelerden elde edilen çiğ sütün taşınması ve işlenmesinde yürürlükteki mevzuata göre özel şartlar uygulanacak. Ajans, hastalığın insanlar için tehlike oluşturmadığını, ancak yayılması halinde önemli ekonomik zararlara yol açabileceğini bildirdi. Yetiştiricilere biyogüvenlik önlemlerine uyma, hayvanları düzenli gözlemleme ve şüpheli durumları derhal veterinere bildirme çağrısı yapıldı.

Oymen: Güvenli ve Besleyici Gıdaya Erişim Herkesin Temel Hakkıdır
Görsel kaynağı: Kıbrıs Haberci · Özgün haber

Oymen: Güvenli ve Besleyici Gıdaya Erişim Herkesin Temel Hakkıdır

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kıbrıs Türk Mimar Mühendis Odaları Birliği Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Beste Oymen, çocukların ve gelecek nesillerin sağlığını korumak için güvenli ve besleyici gıdaya erişimin sağlanması gerektiğini belirtti. 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla mesaj yayımlayan Oymen, sağlıklı bir toplumun bugünün güvenli sofralarıyla kurulabileceğini ifade etti. Oymen, açlıkla mücadele, gıda güvencesi ve sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemine dikkat çekerek Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 2026 teması olan “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” yaklaşımını aktardı. Ancak geleceğin gıda sistemleri konuşulurken mevcut gıda güvenliği sorunlarının göz ardı edilmemesi gerektiğini söyledi. Gıda güvenliğindeki sorunların yalnızca teknolojik yatırımlarla çözülemeyeceğini belirten Oymen; uzman personel eksikliği, kurumlar arasındaki koordinasyon yetersizliği, mevzuatın uygulanmasındaki aksaklıklar ve etkin yaptırım eksikliğine işaret etti. Denetimlerin üretimden ithalata, depolama ve taşımadan satış ile tüketime kadar tüm aşamaları kapsaması gerektiğini kaydeden Oymen, gıda mühendislerinin kamu kurumlarında daha fazla istihdam edilmesini istedi.

Letonya Üzerinden Tahıl Transitinde Artış
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Letonya Üzerinden Tahıl Transitinde Artış

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Letonya üzerinden transit taşınan tahıl miktarı dokuz ayda 131.417 tona çıktı. Geçen yılın aynı döneminde bu miktar 60,8 bin tondu. Belarus’tan transit geçen tahıl hacminin de birkaç kat arttığı bildirildi. Veriler, Rusya ve Belarus kaynaklı tahılın Letonya güzergâhındaki hareketliliğin yükseldiğini gösteriyor. 1-6 Ekim’de Rusya’dan Letonya üzerinden 52.365 ton, Belarus’tan ise 14.640 ton tahıl taşındı. Letonya Devlet Gelirleri Servisi (VID), Rusya’dan transit geçen tahıl miktarının 2025’in 12 ayında yaklaşık 652 bin ton, bu yılın 6 Ekim’ine kadar ise 742 bin ton olduğunu açıkladı. Bu iki veri farklı dönemleri kapsıyor; Belarus’taki artış için kesin karşılaştırmalı hacim verilmedi. Avrupa Birliği (AB) ve Letonya mevzuatında tahıl ürünlerinin transit geçişine yönelik genel bir yasak bulunmuyor. Ancak ürünlerin Letonya’da serbest dolaşıma sokulmak üzere ithal edilmesi yasak ve gümrük makamları sıkı denetim yapıyor. AB kuralları, Ukrayna hükümetinin kontrol etmediği ve Rusya tarafından ilhak edilen bölgelerden gelen ürünlerin ithalatı ile transitini de yasaklıyor. Gümrük belgeleri inceliyor; VID ayrıca transit şirketlerinden yaptırım uyumuna yönelik iç kontrol bilgisi istedi. Litvanya ise Rus tahılının transitinin yasaklanmasını öneriyor.

Kıbrıs’ta Gıda Numunelerinin %7,3’ünde Pestisit Sınırı Aşıldı
Görsel kaynağı: SigmaLive · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs’ta Gıda Numunelerinin %7,3’ünde Pestisit Sınırı Aşıldı

Kıbrıs’ta analiz edilen 466 gıda numunesinin 61’inde yasal pestisit kalıntısı sınırlarının üzerinde sayısal değerler kaydedildi. Devlet Genel Laboratuvarı Direktörü Revekka Kokkinofta’nın açıklamasına göre bu ilk hesaplamada numunelerin %13,1’ine karşılık geldi. Avrupa’daki değerlendirme prosedürlerinde ölçüm belirsizliği de hesaba katıldığında, yasal sınırları aştığı kabul edilen numunelerin oranı %7,3 olarak belirlendi. Kokkinofta, pestisit kalıntısının tespit edilmesiyle yasal sınırın aşılmasının aynı şey olmadığını vurguladı. Bir numunenin pozitif çıkması, otomatik olarak izin verilen seviyelerin aşıldığı veya ürünün insan sağlığına zarar verdiği anlamına gelmiyor. Avrupa mevzuatı kapsamında belirlenen azami kalıntı sınırları tek başına toksikolojik zarar eşiği olarak yorumlanmıyor; sınırları aştığı değerlendirilen numuneler için tüketici sağlığı üzerindeki olası etkiyi inceleyen risk değerlendirmesi yapılıyor. Hayvansal kaynaklı gıdalarda 83 numune incelendi ve 12’sinde pestisit kalıntısı tespit edildi. Ancak bu numunelerden yalnızca biri, bir kas numunesi, izin verilen sınırların üzerinde bulundu. Diğer 11 numune Avrupa mevzuatında belirlenen sınırlar içinde kaldı. Devlet Genel Laboratuvarı, Tarım Dairesi, Veteriner Hizmetleri ve Sağlık Hizmetleriyle yürütülen denetimlerin son aşamasında görev yapıyor. İthal ürünlere, ülkeye girişten önce Kıbrıs’ın yetkili makamlarınca saha denetiminden geçmedikleri için özel önem veriliyor. Laboratuvar kapasitesini genişleterek aynı anda 420’den fazla pestisit parametresini analiz edebiliyor; sonuçlar, üreticiler için düzeltici önlem ve önerileri belirleyen ilgili makamlara iletiliyor.

E. Coli Salgınında Hasta Sayısı 50’ye Çıktı; Tavuk Dürümleri Araştırılıyor
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

E. Coli Salgınında Hasta Sayısı 50’ye Çıktı; Tavuk Dürümleri Araştırılıyor

ABD’de E. coli O157:H7 salgınında bildirilen hasta sayısı 50’ye yükseldi. Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) bir hafta önce salgında 35 hasta bulunduğunu açıklamıştı. FDA ve ABD Tarım Bakanlığı (USDA), salgının olası kaynağı olarak tüketime hazır, çok bileşenli tavuk dürümlerini araştırıyor. Ancak kurumlar, ürünlerin markasını veya hangi bölgede satıldığını açıklamadı. FDA’nın açıklamasına göre dürümler, ürünlerle salgın arasındaki bağlantı doğrulanmadan önce proaktif olarak piyasadan kaldırıldı ve ürünlerin raf ömrü doldu. Kurumlar şimdi olası bileşen düzeyinde bulaşmayı inceliyor. USDA, kümes hayvanları üzerindeki yetkisi nedeniyle soruşturmaya katılırken, tavuk etinin başka ürünlerde kullanılıp kullanılmadığını belirlemeye çalışıyor. FDA ise diğer bileşenlerden sorumlu olarak geriye dönük izleme, yerinde denetim ve numune testleri yürütüyor. FDA, izlenen gıdanın ne olduğunu, hangi yerlerde denetim yapıldığını ve hangi numunelerin test edildiğini paylaşmadı. Kurum ayrıca hastaların yaşları veya yaşadıkları yerler hakkında bilgi vermiyor. Salgın ilk olarak 23 Eylül’de duyuruldu. Resmi hasta sayısının gerçek toplamın altında kalabileceği belirtilirken, Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), E. coli salgınlarında doğrulanmış her hasta için 26 vakanın tespit edilemeyebileceğini tahmin ediyor.

Batı Şeria’da Çit ve Saldırılar Filistinli Çiftçilerin Arazilere Erişimini Kısıtlıyor
Görsel kaynağı: The Journal · Özgün haber
Veri haberi

Batı Şeria’da Çit ve Saldırılar Filistinli Çiftçilerin Arazilere Erişimini Kısıtlıyor

İşgal altındaki Batı Şeria’da Sinjil sakinleri, İsrail ordusunun Route 60 boyunca inşa ettiği çitin tarım arazilerine ve komşu bölgelere erişimi kısıtladığını söylüyor. Beş metre yüksekliğinde ve dikenli tellerle çevrili metal çit, kasabaya giriş çıkış için yalnızca denetimli bir rota bıraktı. İsrail ise uygulamanın otoyoldaki yerleşimcilere yönelik saldırıları önlemeyi amaçladığını belirtiyor. İsrail makamları çit için Şubat 2024’te yaklaşık 30 dönüm, aynı yılın ağustos ayında da 15 dönüm Filistin mülkiyetindeki araziyi tahsis etti. Eylül ayında arazide çalışma başlarken 200’den fazla ağaç söküldü; bunların 135’inin zeytin ağacı olduğu belirtildi. Sinjil Belediye Başkanı Moataz Tawafsha, yaklaşık 100 ailenin topraklarından koparıldığını ve bu nedenle geçim kaynaklarından mahrum kaldığını söyledi. Kasabada ekonomik sıkıntının arttığını belirten Tawafsha, İsrail’de işçi olarak çalışan bazı kişilerin son üç yıldır çalışma izinlerinin iptal edilmesi nedeniyle işlerine gidemediğini aktardı. Sinjil çevresindeki baskının yalnızca çitle sınırlı olmadığı belirtildi. Nisan 2025’te kasabanın güneyinde özel mülkiyetteki Filistin arazisinde yeni bir yerleşimci karakolunun ortaya çıkmasının ardından bir dizi baskın yaşandı. Birleşmiş Milletler, dört evin yakıldığını, hayvanların çalınıp öldürüldüğünü ve bölge sakinlerine saldırıldığını belgeledi; en az 35 kişinin yaralandığı bildirildi. 11 Temmuz 2025’te ise Sinjil ve komşu Al-Mazra’a ash-Sharqiya çevresinde arazilerinde çalışan çiftçilere yönelik yerleşimci saldırısında iki Filistinli erkek öldürüldü. Ramallah’ın doğusundaki yaklaşık 5 bin nüfuslu Deir Jarir’de de zeytin ağaçlarının yakıldığı veya kesildiği, tarım arazilerinin zarar gördüğü ve hayvanların hedef alındığı aktarıldı. Belediye meclisi üyesi Adel, saldırılar ve hareket kısıtlamalarının köyün tarım ekonomisini zayıflattığını, daha önce yerel üretimin temel unsurlarından olan zeytinyağının artık başka yerlerden getirildiğini söyledi. Kısıtlamalar nedeniyle çocukların haftada yalnızca üç gün okula gidebildiği, Ramallah’a gidenlerin ise kontrol noktaları nedeniyle saatlerce trafikte kaldığı belirtildi. Temmuz 2026’da Deir Jarir’de yerleşimciler ve İsrail güçlerinin dahil olduğu bir baskında belediye meclisi üyesi Odeh Abdul Rahim Odeh Farakhneh ile Ahmad Adel Abu Mukho öldürüldü. OCHA’ya göre İsrail güçleri, yerleşimcilerin koyunları ele geçirmeye çalışmasının ardından toplanan kalabalık sırasında iki kişiyi vurdu. İsrail ordusu ise askerlerin saldırıya uğramalarının ardından ateş açtığını söyledi; bölge sakinleri güçleri yerleşimcileri korumakla suçladı. Adel, köy ve çevresinde yerleşimci faaliyetleriyle bağlantılı olaylarda yedi kişinin öldürüldüğünü ve saldırıları bildiren bir çiftçinin gece boyunca gözaltında tutulduğunu aktardı.

Mısır’da Büyükbaş Hayvan Sayısı ve Yerli Et Üretimi Arttı
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Büyükbaş Hayvan Sayısı ve Yerli Et Üretimi Arttı

Mısır Milletvekili Necla el-Asili, hükümet verilerine dayanarak ülkedeki büyükbaş hayvan sayısının 2014’te yaklaşık 5,5 milyon baştan 8,6 milyon başa yükseldiğini açıkladı. El-Asili, yerli et üretiminin de 2025’te yaklaşık 600 bin tona ulaştığını belirterek bu göstergelerin hayvancılığın geliştirilmesine yönelik çalışmalarla bağlantılı olduğunu söyledi. El-Asili’ye göre hayvan varlığı ve yerli üretimdeki artış, önümüzdeki dönemde et fiyatlarının düşmesine katkı sağlayabilir. Ancak bunun gerçekleşmesi yalnızca hayvan sayısının yükselmesine bağlı değil. Piyasalardaki fiili arzın artması, yetiştirme ve üretim maliyetlerinin gerilemesi ile dağıtım ve ticaret sisteminin iyileştirilmesi gerekiyor. Milletvekili; yem maliyetlerinin azaltılması, yetiştiricilere daha fazla kolaylık sağlanması, devlet satış noktalarında uygun fiyatlı et sunulması ve piyasa denetimlerinin sıkılaştırılması çağrısı yaptı. Ulusal buzağı projesi ile uygun koşullu finansman programlarının, özellikle küçük yetiştiriciler ve genç mezunlar için üretimi destekleyebileceğini ifade etti. Ayrıca tarım ve gıda tedarikinden sorumlu kurumlar arasında koordinasyon kurulmasını istedi.

Güney Afrika’da Şap Aşısı Tesisi İçin Finansman Açığı İnşaatı Geciktiriyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Şap Aşısı Tesisi İçin Finansman Açığı İnşaatı Geciktiriyor

Güney Afrika Tarımsal Araştırma Konseyi’nin (ARC) önerdiği şap hastalığı aşısı üretim tesisinde inşaat henüz başlamadı. ARC, proje için ayrılmış 453,8 milyon Güney Afrika randının yeterli olmadığını ve çalışmalara başlanabilmesi için toplam finansmanın güvence altına alınması gerektiğini açıkladı. Tesisin güncel tahmini maliyeti yaklaşık 1,6 milyar rand olurken, mevcut kaynakla yaklaşık 1,15 milyar randlık finansman açığı bulunuyor. Güney Afrika Ulusal Hazinesi’nden tesis için yaklaşık 535,5 milyon rand alan ARC, 31 Mart 2026 itibarıyla 81,7 milyon rand harcandığını bildirdi. Kurum, bu harcamanın 15 yılı aşkın dönemde aşı geliştirme, teknik planlama, uzman hizmetleri ve mevzuata uyum için yapıldığını belirtti. Harcamalar ayrıca aşı etkinliği ve güvenliği testleri, üretim sürecinin yeniden tasarımı, eğitim, mühendislik ve mimarlık hizmetleri ile arazi ve altyapı çalışmalarını kapsadı. ARC, gecikmenin hazırlık çalışmalarının bulunmamasından ziyade yetersiz ve kesintili finansmandan kaynaklandığını savundu. Kuruma göre ilk tahsis 2011/12 mali yılında yapıldı, sonraki büyük tahsis ise 2019-2022 Orta Vadeli Harcama Çerçevesi döneminde geldi. Bu finansman aralığının inşaatı geciktirerek maliyetleri artırdığı, revize tasarım gereklilikleri, inşaat ve ekipman maliyetlerindeki yükseliş ile kur dalgalanmalarının da toplam maliyeti etkilediği belirtildi. ARC, tesisin entegre ve mevzuata uygun bir aşı üretim tesisi olarak çalışması gerektiği için aşamalı inşa edilemeyeceğini bildirdi. Kurum, hizmet sağlayıcıları ancak projenin tamamı için finansman kesinleştiğinde görevlendirebileceğini açıkladı. İnşaatın başlama, tesisin tamamlanma veya yerli üretilen aşıların çiftçilere ulaşma tarihleri verilmezken, ARC gecikmenin mevcut 1,6 milyar randlık tahmini maliyeti daha da yükseltebileceği uyarısında bulundu.

Nestle India’nın Kârı Gıda Enflasyonuna rağmen %36 Arttı
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Nestle India’nın Kârı Gıda Enflasyonuna rağmen %36 Arttı

Nestle India, gıda enflasyonu ve yükselen emtia fiyatlarını zorluk olarak gösterdiği ikinci çeyrekte net kârının %36 arttığını açıkladı. Şirket, Maggi hazır erişte ve Nescafe kahve talebinin sonuçları desteklediğini bildirdi. Net kâr 10,27 milyar rupiye, gelir ise %20 artışla 67,88 milyar rupiye yükseldi. Hindistan’daki tüketim vergisi indirimleri ve seçici fiyat artışları, tüketim ürünleri üreticilerinin satış büyümesine katkı sağlarken ambalaj, yenilebilir yağlar ve tarımsal emtialardaki maliyet baskısı sürüyor. Nestle India, bu ortamı yönetmek için yeni ve geliştirilmiş ürünlere, marka yatırımlarına ve maliyet yönetimine odaklandığını açıkladı. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür Manish Tiwary, özellikle gıda enflasyonunun bir gerçek olduğunu söyledi. Hindistan’da perakende enflasyonu eylülde %5,54’e yükseldi. Eylül çeyreğinde satış hacmi çift haneli büyüyen şirket, gelişmeyi Maggi’nin kırsal erişiminin artması, hızlı ticaret platformlarındaki büyüme ve KitKat ile Munch ürün lansımlarıyla ilişkilendirdi. Sonuçlar tahminlerle genel olarak uyumlu kalırken Nestle India hisseleri yaklaşık %9 geriledi. Ülkedeki gıda güvenliği denetimleri kapsamında paketli gıdalar için uyarı etiketleri öneriliyor ve işletmeler denetleniyor.

Küresel Wagyu Sektöründe Büyüme İçin İş Birliği ve İzlenebilirlik Vurgusu
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Wagyu Sektöründe Büyüme İçin İş Birliği ve İzlenebilirlik Vurgusu

Küresel Wagyu sektörünün büyüme potansiyelini değerlendiren uluslararası dernek temsilcileri, yüksek fiyatlı sığır eti markasının bütünlüğünün korunması, pazar erişiminin geliştirilmesi ve istikrarlı ticari arzın sağlanmasının kritik olduğunu belirtti. Açıklamalar, Güney Afrika’nın Western Cape bölgesindeki Somerset West’te 13 Ekim’de düzenlenen Dünya Wagyu Konferansı’nda yapıldı. Wagyu South Africa’nın ev sahipliği yaptığı konferans “Tek Irk. Tek Vizyon” temasıyla gerçekleştirildi. Dünya Wagyu Konseyi Başkanı Richard Saunders, kuruluşun 2015’teki beş kurucu üyeden 14 üyeye ulaştığını söyledi. Saunders, küresel genetik ve sığır eti pazarlarında rekabet eden ulusal dernekler arasında bilgi ve uzmanlık paylaşımının önemine dikkat çekti. Bu iş birliğinin genetik gelişimi hızlandırabileceği, Wagyu markasını koruyabileceği ve sektörün küresel sığır eti pazarındaki payını artırmasına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Konferansta izlenebilirlik ve sertifikasyon, Wagyu etinin özgünlüğünü ve yüksek fiyatlı niteliğini korumanın temel araçları arasında gösterildi. Amerikan Wagyu Birliği İcra Direktörü Jerry Cassady, yüksek fiyatların, ırkın itibarından yararlanarak gerekli standartları karşılamayan ürünleri pazarlamak isteyenler için fırsat oluşturduğunu söyledi. ABD’de bu riski azaltmak amacıyla sıkı mermerleşme koşulları içeren markalı sığır eti programları geliştirildi. Britanya’daki British Wagyu Assured programında DNA ile baba doğrulaması, çiftlikteki kimliklendirmeden kesime kadar izlenebilirlik ve bağımsız denetimler birlikte uygulanıyor. Sistemin perakendeciler ile tüketicilerde güven oluşturduğu ve Waitrose ile Aldi gibi büyük süpermarket zincirleriyle ilişkileri desteklediği aktarıldı. Güney Afrika da 2018’de başlatılan Sertifikalı Wagyu Eti programıyla ürün özgünlüğü ve kalitesine yönelik güvence sağlamayı amaçlıyor. Ülkenin kayıtlarında 7 binden fazla tam kan ve safkan hayvan ile yaklaşık 28.500 sertifikalı program hayvanı bulunuyor. Ulusal sektörlerin arz ve pazar erişimi koşullarının farklı olduğu da konferansta ortaya kondu. Uruguay, ırk özgünlüğü ve karkas kalitesini kapsayan bir Wagyu sertifikasyonu geliştirmeye çalışırken yıllık yaklaşık 2.000 tam kan ve safkan ile 30.000 F1 buzağı üretiyor. Almanya’da küçük üreticilerin dağınık yapısı büyük perakendecilerle sözleşme kurmayı zorlaştırıyor; merkezi bir yemlik veya pazarlama tesisinin üretimi birleştirerek daha düzenli arz sağlayabileceği belirtiliyor. İsviçre’de artan iç talebin önemli bölümü ithalatla karşılanırken, yüksek ihracat maliyetleri üreticileri iç pazara bağlıyor. Britanya’da ise perakendecilik ortaklıkları, finansman ve geri alım düzenlemeleri daha istikrarlı tedarik zincirlerinin kurulmasına yardımcı oluyor.

CropLife India’dan Rabi 2026-27 İçin Dört Maddelik Danışmanlık
Görsel kaynağı: Krishi Jagran · Özgün haber
Veri haberi

CropLife India’dan Rabi 2026-27 İçin Dört Maddelik Danışmanlık

CropLife India, Hindistan’da Rabi 2026-27 sezonu için tohum, ekim, tarla gözlemi ve girdi tedarikini kapsayan dört maddelik bir danışmanlık yayımladı. Araştırma ve geliştirme odaklı bitki bilimi şirketlerini temsil eden derneğin üye şirketleri, Hindistan bitki koruma pazarının yaklaşık %70’ini oluşturuyor. Danışmanlık, 2015’ten bu yana en zayıf muson döneminin ardından girdilerin koşullara göre ve dikkatli kullanılmasını amaçlıyor. Önerilerde, buğdaydaki rastık ile nohuttaki solgunluk ve kuru kök çürüklüğü gibi hastalıklara karşı ekim öncesi tohum ilaçlaması öne çıkarılıyor. Termit mücadelesinin yalnızca geçmişte istilanın görüldüğü ve uygulamanın etkili olması için toprak neminin yeterli olduğu tarlalarda yapılması isteniyor. Nem koşulları elverdiğinde ekim ayının ikinci yarısında ekilen hardalın çiçeklenme döneminde daha düşük yaprak biti baskısıyla karşılaşabileceği belirtiliyor. Buğday yaprak bitine karşı müdahalenin ise sabit takvim yerine düzenli tarla gözlemine dayanması ve zararlı sayısı sürgün başına 10-15’i aştığında yapılması öneriliyor. Çiftçilere ürünleri yalnızca yetkili bayilerden, fatura karşılığında almaları ve kullanımdan önce son kullanma tarihini kontrol etmeleri tavsiye ediliyor. CropLife India, zor sezonun kaçak ürünlerin çiftçilere ulaşma riskini artırdığını belirterek yetkisiz ticarete karşı denetim, çevrim içi satışlarda lisans doğrulaması ve ürün izlenebilirliği çağrısı yaptı. Genel Sekreter Durgesh Chandra, düzensiz toprak neminin ürünlerin kuruluşunu, zararlı ve hastalık davranışını ve girdilerin etkinliğini etkilediğini söyledi. Hindistan Meteoroloji Dairesi, güneybatı musonunun uzun dönem ortalamasının %87’sinde kaldığını, güney ve doğu bölgelerindeki yağış oranlarının ise %76 ve %74 olduğunu açıkladı. Merkez ayrıca El Niño’nun bazı yağmurla beslenen alanlarda fazla nem, bazılarında ise uzun süreli nem stresi yaratabileceğini belirtti.