ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

281 haber · Sayfa 4

Hindistan’da Basmati Pirinci Veriminin %5-10 Artması Bekleniyor
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Basmati Pirinci Veriminin %5-10 Artması Bekleniyor

Hindistan’da basmati pirinci veriminin bu yıl önceki yıla göre %5-10 artması bekleniyor. Basmati IREF Başkanı ve Chaman Lal Setia Exports Ltd. Ortak Genel Müdürü Rajeev Setia, değerlendirmeyi Yeni Delhi’de düzenlenen Bharat International Rice Conference 2026 sırasında yaptı. Setia, beklentinin elverişli muson ve sonraki yağışların ürün gelişimini desteklemesine dayandığını söyledi. Beklenen verim artışının Hindistan’ın basmati ihracatına sunabileceği arzı destekleyebileceği belirtildi. Bununla birlikte Setia, gerçekleşecek ihracat performansının yalnızca üretim miktarına değil, uluslararası talep ve piyasa koşullarına da bağlı olacağını kaydetti. Bu nedenle %5-10’luk oran ölçülmüş nihai sonuç değil, önceki yıla kıyasla yapılan bir verim beklentisi olarak aktarılıyor. Setia, Hindistan basmatisine yönelik uzun vadeli talebin artmasının muhtemel olduğunu söyledi. Avrupa ve ABD’de Hint mutfağının artan popülerliğinin, basmati pirinci pazarını geleneksel tüketicilerin ötesine taşıdığı belirtildi. Setia’nın şirketinin 96 ülkeye ihracat yaptığı, basmati pirincinin coğrafi işaret tanınırlığına sahip olduğu ve belirli coğrafi bölgelerde yetiştirildiği aktarıldı.

Gürcistan’da Baharatlarda Yasaklı Sudan Boyaları Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Commersant · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’da Baharatlarda Yasaklı Sudan Boyaları Tespit Edildi

Gürcistan Ulusal Gıda Ajansı, eylül ayında ülke genelindeki çeşitli satış noktalarından aldığı 44 baharat örneğinde Sudan grubu azo boyalarını araştırdı. Laboratuvar sonuçlarının ardından bazı ürünlerin satışını yasakladı ve söz konusu baharatların piyasadan çekilmesi sürecini başlattı. İhlal tespit edilen ürünler arasında, üretim tarihi 21 Mayıs 2026 ve asgari tüketim tarihi 21 Mayıs 2028 olan Beyza Gida San Tic üretimi kırmızı biber ile İgoeti üretimi Svan tuzu yer aldı. Her iki üründe Sudan I ve Sudan IV bulundu. Dabi üretimi, 29 Haziran 2026 tarihli kıyma baharatında Sudan Red G; NTK 2016 üretimi, 15 Eylül 2026 tarihli Svan tuzunda ise Sudan I tespit edildi. Ajans, bu ürünleri satın alan tüketicilere kullanmama çağrısı yaptı. Kuruma göre Sudan grubu boyalar gıdalarda doğal olarak bulunmuyor, yapay azo boyalar arasında yer alıyor ve izinli gıda katkısı kabul edilmiyor. Risk temelli denetim kapsamında 2026’da farklı gıda kategorilerinden 177 örneğin incelenmesi planlanırken, yıl içinde baharatlardan alınan 94 örneğin 5’inde yasaklı boya bulunduğu bildirildi.

Tayland’da CPF, Gıda Sektöründe Yapay Zekâyla Katma Değer Arıyor
Görsel kaynağı: Prachachat Turakij · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’da CPF, Gıda Sektöründe Yapay Zekâyla Katma Değer Arıyor

Taylandlı gıda şirketi Charoen Pokphand Foods (CPF), ülkenin gıda sektöründe miktar odaklı ihracat modelinden katma değer ve verimlilik temelli bir yapıya geçmesi gerektiğini açıkladı. CPF Üst Yöneticisi Prasit Boonduangprasert, şirketin bu dönüşümde yapay zekâyı kullanarak üretim ve operasyon süreçlerini geliştirmeyi, Tayland’ın gıda sektöründeki rekabet gücünü artırmayı hedeflediğini söyledi. Açıklamalar, “Beyond Global Food: Innovating for a Food-Secure Future” etkinliğinde yapıldı. Prasit Boonduangprasert’e göre Tayland uzun süredir dünyanın önemli gıda ihracatçıları arasında yer alıyor, ancak yüksek üretim ve ihracat hacmi her zaman aynı ölçüde satış geliri yaratmıyor. Bu nedenle sektörün yalnızca miktarı artırmaya odaklanmak yerine ürün ve hizmetlerden daha yüksek değer üretmesi, aynı zamanda verimliliğini yükseltmesi gerekiyor. CPF yöneticisi, üretim ve gıda güvenliğiyle ilgili risklerin yanı sıra iklim dalgalanmaları ve jeopolitik gelişmelerin uluslararası ticareti daha kısıtlı hâle getirebileceğini belirtti. Bu koşullar nedeniyle gıdanın gelecek 10 yılda stratejik bir varlığa dönüşebileceğini söyledi. Şirket, yapay zekânın gıda değer zincirinin her aşamasında operasyonel verimliliği artırabileceğini değerlendiriyor. Teknolojinin mevcut verilerin ürün ve hizmet geliştirmede kullanılmasına yardımcı olması, özellikle hayvan yemi ile tüketici gıdalarının formüllerinin geliştirilmesini ve iyileştirilmesini hızlandırması bekleniyor. CPF, yapay zekâyı yalnızca şirket içi süreçlerde kullanmakla kalmayıp, çiftlik yönetiminde bilgi ve teknolojiyi daha sistematik biçimde kullanmayı amaçlayan Akıllı Çiftlik Çözümü’nü de geliştirmek istiyor. Şirket, geçmişte çiftlik yönetiminde deneyim ve ekipler arasındaki bilgi aktarımına dayanan yaklaşımın süreklilik ve geniş ölçekte uygulama bakımından sınırlı kaldığını değerlendiriyor. CPF, dönüşümün yalnızca şirket içindeki yatırımlarla gerçekleşemeyeceğini savunarak tedarikçileriyle daha yakın iş birliği kurmayı planlıyor. Şirketin tedarikçi geliştirme ağı yaklaşık 5.500 işletmeyi kapsıyor ve bu işletmelerin gelişim faaliyetlerine katılması hedefleniyor. Supplier Excellence programı kapsamında eğitim verilmesi ve mühendislik ekiplerinin operasyonların geliştirilmesine destek olması öngörülüyor. CPF ayrıca küçük ve orta ölçekli tedarikçilerin karbon salımını azaltmaya yönelik yatırımlarda finansman sınırlamaları yaşayabileceğine dikkat çekiyor. Programa bağlı verimlilik artışı ve maliyet tasarruflarının karbon ile çevre projelerine kaynak oluşturması, tedarikçilerin uzun vadede Net Zero hedeflerine hazırlanması amaçlanıyor.

Hindistan’ın Gıda Sisteminde Çiftçi, Perakendeci ve Tüketici Bağlantısı Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber

Hindistan’ın Gıda Sisteminde Çiftçi, Perakendeci ve Tüketici Bağlantısı Öne Çıkıyor

Hindistan’ın gıda ekosistemi, tüketici beklentileri, perakende biçimleri ve tedarik zincirlerindeki değişimlerle dönüşüyor. Ülkede tarımsal üretimde ilerleme sağlanmasına rağmen temel zorluğun, gıdanın kalite, tazelik ve uygun fiyat korunarak çiftliklerden tüketicilere verimli biçimde ulaştırılması olduğu belirtiliyor. Bu süreçte üreticiler, perakendeciler ve tüketiciler arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi öne çıkıyor. Organize perakende, geniş ürün erişiminin yanı sıra tedarik uygulamalarını, kalite standartlarını ve ürün bulunabilirliğini etkileyen önemli bir aracı haline geliyor. Güçlü tedarik ağları ve çiftçilerle daha yakın ilişki, perakendecilerin kaliteyi daha istikrarlı biçimde korumasına ve taze ürün bulunabilirliğini artırmasına yardımcı olabilir. Çiftçiler açısından organize pazarlara erişim, daha geniş bir tüketici kitlesine ulaşma ve talep hakkında daha fazla görünürlük sağlayabilir. Tüketicilerin tazelik, gıda güvenliği, kalite ve besin değerine artan ilgisi, gıdanın tedarik edilme, işlenme, depolanma ve teslim edilme biçimlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Çevrimdışı perakende ürün görünürlüğü ve doğrudan etkileşim yoluyla güven oluştururken, çevrimiçi kanallar alışverişi kolaylaştırıyor. Ancak kolaylığın artması, gıda kalitesinin geri plana itilmemesi koşuluna bağlanıyor. Dijital tedarik sistemleri, talep tahmini ve envanter yönetimi arz-talep uyumsuzluklarını azaltabilir. Bozulabilir ürünlerde soğuk zincir, modern depolama ve daha iyi lojistik kaliteyi koruyarak israfı sınırlayabilir. Yazıda ayrıca ragi, jowar, bajra, Khapli buğdayı, ghee, susam ve soğuk preslenmiş hardal yağı gibi geleneksel ürünlerin, çiftçilerin organize pazarlara erişiminin güçlendirilmesiyle daha geniş tüketici kesimlerine ulaştırılabileceği ifade ediliyor.

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı

Güney Afrika’da tarım kuruluşları, Maliye Bakanı Enoch Godongwana’nın 2026 Orta Vadeli Bütçe Politikası Bildirisi kapsamında açıkladığı geçici akaryakıt vergisi indirimini, tarımsal yayım görevlilerine ek finansmanı ve altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşıladı. 21 Ekim’de Parlamento’ya sunulan bütçe paketinde, artan üretim maliyetleri ve iklim riskleri karşısında etkili uygulama ile kamu harcamalarında hesap verebilirliğin belirleyici olacağı vurgulandı. Bütçe, Güney Afrika’nın 2026 ekonomik büyüme beklentisini küresel belirsizlik nedeniyle %1,6’dan %1,2’ye indiriyor. Orta Doğu’daki çatışmanın petrol arzı, enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisinin yanı sıra El Niño’nun üretici maliyetleri ve çıktıları üzerindeki olası etkileri de görünümü zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. 2026/27 tarımsal üretim sezonunda olası kuraklığın ürünleri, hayvancılığı ve otlakları tehdit edebileceği belirtildi. Tarım için en hızlı etkiler yaratması beklenen önlem akaryakıt vergisi indirimi oldu. Genel vergi 4 Kasım-1 Aralık 2026 arasında motorinde litre başına 3 R, benzinde 1,50 R azaltılacak. İndirim 1 Aralık’tan 5 Ocak 2027’ye kadar motorinde litre başına 1,50 R, benzinde 1 R seviyesinde sürdürülecek. Üretim sezonunun başlamasıyla traktörler, diğer makineler ve tarımsal ürün taşımacılığı için yakıt ihtiyacının arttığı dönemde alınan kararın, çiftlikten tüketiciye uzanan zincirde maliyet baskısını hafifletmesi bekleniyor. Agbiz CEO’su Theo Boshoff, Güney Afrika tarım ürünlerinin yaklaşık %80’inin karayoluyla taşındığını belirterek indirimin üreticiler, işleyiciler, dağıtıcılar ve perakendeciler üzerindeki baskıyı azaltabileceğini söyledi. Ancak TLU SA, desteğin geçici olduğuna ve yıllardır kötüleşen altyapı, verimsiz lojistik ile yükselen işletme maliyetlerini telafi edemeyeceğine dikkat çekti. Ticari çiftçilerin çoğunlukla fiyat alıcısı olduğunu belirten kuruluş, artan yakıt ve taşıma maliyetlerinin tamamının tüketicilere aktarılamadığını bildirdi. Hükümetin ihtiyat rezervi, El Niño gibi risklere yanıt vermek üzere 10 milyar R’ye çıkarıldı; ancak bu tutar yalnızca tarıma ayrılmış değil. Etkilenen çiftçilere sağlanacak desteğin risklerin nasıl değerlendirileceğine ve mevcut kaynakların nasıl tahsis edileceğine bağlı olacağı belirtildi. AgriSA altyapı rehabilitasyonu ile şap hastalığı aşısı alımlarını olumlu karşılarken, kuraklığın daha düşük verim, daha yüksek yem ve sulama maliyetleri ile hayvancılıkta otlak ve su azalmasına yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Yeni Zelanda’da Tahıl Üreticilerine Fiyat Yerine Değerle Rekabet Çağrısı
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Tahıl Üreticilerine Fiyat Yerine Değerle Rekabet Çağrısı

Yeni Zelanda’da tahıl üreticilerine, ithal ürünlerle fiyat üzerinden yarışmak yerine menşe, kalite ve ürün değerini öne çıkararak rekabet etme çağrısı yapıldı. Lincoln University’deki Yeni Zelanda Tarım ve Bahçe Bilimleri Enstitüsü forumunda konuşan Orta Canterbury’li tahıl üreticisi ve eski özel ticaret temsilcisi Hamish Marr, üreticilerin sübvansiyon yarışını kazanamayacağını, ancak doğru koşullar sağlanırsa değer odaklı bir yarışta rekabet edebileceğini söyledi. Marr’a göre ülkenin tahıl ve yem ihtiyacının %60’ı ithalatla karşılanıyor. Palm çekirdeği, soya küspesi, buğday, mısır ve arpa ithalatı 2025’te 2,9 milyon tona ulaşırken 2010’da 1,8 milyon tondu. Buna karşılık Yeni Zelanda’nın tahıl üretimi aynı dönemde 900.000 tondan 1 milyon tona çıktı ve büyük ölçüde yatay kaldı. Marr, artan süt hayvancılığının tahılda dışa bağımlılığı daha da artırdığını belirtti. Konuşmada lojistik maliyetleri de öne çıktı. Güney Adası ile Kuzey Adası arasındaki Cook Boğazı’ndan tahıl taşımacılığının ton başına 110-130 Yeni Zelanda dolarına mal olduğu, buna karşılık Avustralya’da Tasmanya’dan ana karaya taşımacılığın hükümet tarafından desteklendiği aktarıldı. Marr, sübvansiyonların ölçek, lojistik, standartlar ve uyum sorunlarını tek başına çözemeyeceğini söyledi. Üreticilerin NZ Grown Grains sertifikası gibi girişimlerle menşe bilgisini görünür kılması ve kamu altyapı desteği alması önerildi.

Meksikalı Üretici Örgütlerinden 2027 İçin Sıfır Tarifeli Sığır Eti Kontenjanına İtiraz
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Meksikalı Üretici Örgütlerinden 2027 İçin Sıfır Tarifeli Sığır Eti Kontenjanına İtiraz

Meksika Ulusal Hayvancılık Örgütleri Konfederasyonu (CNOG) ile Meksika Et Üreticileri Birliği (AMEG), Ekonomi Bakanlığından 2027'de ticaret anlaşması bulunmayan ülkelerden sığır eti için sıfır tarifeli kontenjan açılmayacağını şimdiden duyurmasını istedi. İki kuruluş, bu ülkeler için genel tarifenin korunması ve alınacak olağanüstü önlemlerin Tarım Bakanlığıyla hazırlanacak arz-talep dengesi analizine dayandırılması çağrısında bulundu. CNOG ve AMEG ayrıca Hayvan, Tarım, Kırsal Kalkınma, Balıkçılık ve Gıda Sağlığı Ulusal Hizmetinin (Senasica) Brezilya eti için şartları güçlendirmesini ve 2026 kontenjanının ülkelere göre kullanımını açıklamasını talep etti. Açıklamaya göre ocak-ağustos 2026 döneminde Meksika'nın sığır eti ihracatı, 2025'in aynı dönemine göre %22,6 artarak 214.570 tona çıktı. İthalat ise %10,9 düşerek 154.444 ton oldu; dış ticaret dengesi hacimde 60.126 ton, değerde 661,8 milyon dolar fazla verdi. Kuruluşlar, mart-ağustos döneminde Brezilya'dan 56.447 ton et geldiğini ve bunun 70.000 tonluk kontenjanın %80,6'sına karşılık geldiğini belirtti. Kilogramı 6,26 dolar olan kemiksiz Brezilya etinin ulusal üretimle doğrudan rekabet ettiğini savunan örgütler, Mayıs 2025'ten bu yana daha önce ihraç edilen yaklaşık 1,7 milyon baş hayvanın ülkede kaldığını bildirdi. Bu durumun ayda yaklaşık 35.000 ton ek karkas eti oluşturduğunu ifade ettiler. CNOG ve AMEG'ye göre sınırın kısmi açılması arz fazlasını gidermeye yetmedi. Douglas ve Santa Teresa geçişlerinden 24 Ağustos-16 Ekim arasında 39.600 baş hayvan geçti; 28 Eylül'den itibaren haftalık ortalama yaklaşık 7.150 başta kaldı. Örgütler, fazlanın en az 2027'nin ilk yarısında sürmesini bekliyor. Sıfır tarifeli ithalatın tüketiciye yarar sağladığına dair kanıt bulunmadığını savunan kuruluşlar, eylülde sığır eti fiyatının yıllık %2,92 artmasına karşın genel enflasyonun %3,45 olduğunu belirtti. Aynı açıklamada, üretici fiyatlarındaki düşüşün 750 bin hayvancılık ailesi tarafından karşılandığı ileri sürüldü.

MIV, Üretici Süt Fiyatlarında Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

MIV, Üretici Süt Fiyatlarında Artış Bekliyor

Almanya Süt Endüstrisi Birliği (MIV), üreticilere ödenen süt fiyatlarının önümüzdeki dönemde artabileceğini belirterek temkinli iyimserlik mesajı verdi. Birliğe göre 2026’da üretici süt fiyatları belirgin biçimde geriledi ve beş yılın en düşük seviyesine ulaştı. Yılın ilk aylarındaki yüksek süt miktarı arzı artırırken, iyi satışlara rağmen fiyatlar aşağı yönlü baskı altında kaldı. Ağustos ayında Almanya federal ortalamasında üretici süt fiyatı kilogram başına 41,14 sent oldu. MIV, enerji, dizel ve gübre maliyetlerinin %20’den fazla artmasının süt sığırı işletmelerinin marjlarını ciddi biçimde sıkıştırdığını ve mevcut fiyatların birçok işletme için toplam maliyetleri karşılamadığını bildirdi. Birlik, yaz aylarındaki kuraklık ve ortalamanın altındaki hasatlar nedeniyle süt miktarının azalmasını bekliyor. MIV’e göre etkinin tamamı gelecek ilkbaharda görülebilir. Süt arzının azalması ve talebin istikrarlı kalması halinde mandıraların ihracat için daha fazla seçeneğe sahip olması, üretici fiyatlarını destekleyebilir. Dünya piyasasında yağsız süt tozu ve tereyağı fiyatlarındaki yükseliş de olumlu sinyaller arasında gösteriliyor; ancak vadeli işlem piyasalarındaki hareketlerin yalnızca anlık görünüm sunduğu ve henüz gerçekleşmesi gerektiği belirtiliyor. MIV, içme sütü gibi beyaz ürünlerde 2027 başında tüketici fiyatlarının artmasını bekliyor.

Tayland’da Kok ve Sai Nehirleriyle Sulanan Pirinçte Arsenik ve Kurşun Uyarısı
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland’da Kok ve Sai Nehirleriyle Sulanan Pirinçte Arsenik ve Kurşun Uyarısı

Tayland’ın Çiang May kentinden milletvekili Phattharaphong Leelaphat, Kok ve Sai nehirlerinden su kullanan tarım alanlarında üretilen pirinç ve pirinç kavuzlarında arsenik ile kurşun kirliliği tespit edilen bazı örnekler bulunduğunu açıkladı. Phattharaphong, tüketici güvenliği açısından risk bulunduğunu belirterek hükümetten ürünler piyasaya çıkmadan önce her parselde acil denetim yapılmasını istedi. Açıklama 23 Ekim 2569’da yapıldı. Milletvekilinin aktardığı test sonuçlarına göre Sai Nehri suyunda arsenik güvenlik sınırının 28 katı, kurşun ise 5 katı olarak ölçüldü. Tarım alanlarında incelenen 20 toprak parselinin 11’inde arsenik düzeyi sınırı aştı. Pirinç ve pirinç kavuzu örneklerinin bazılarında da arsenik ve kurşun seviyelerinin standartların üzerinde olduğu bildirildi. Kaynağa göre bu ürünler, mart-mayıs dönemindeki önceki ekim sezonundan elde edildi; test sonuçları ise daha sonra açıklandı. Phattharaphong, sorunu komşu ülkedeki madencilik faaliyetleriyle ilişkilendirdiği sınır aşan kirliliğin uzun süredir devam ettiğini söyledi. Su, tarım toprağı ve pirinç üzerinde yapılan incelemelerin, gıda üretim zinciri boyunca birbiriyle bağlantılı risklere işaret ettiğini belirtti. Ancak bu değerlendirme milletvekilinin açıklamasına dayanıyor. Test sonuçlarının gecikmesini ise kurumlara denetim için yeterli bütçe ayrılmamasına bağladı; bazı kurumların başka projelerin bütçelerini kullanmak zorunda kaldığını ifade etti. Milletvekili, kirli su kullanan tarım alanları için izleme sistemi kurulmasını, ekim öncesinde toprağın iyileştirilmesini ve suyun tarımsal kullanımdan önce kaynağında arıtılmasını önerdi. Ayrıca çiftçilerin bölge koşullarına uygun ürünlere geçişinin desteklenmesini ve etkilenen üreticiler için tazminat önlemleri alınmasını istedi. Hükümetten acil bütçe ayırarak ürünleri parsel bazında denetlemesi ve standartları karşılamayan ürünleri satış zincirinden ayırması talep edildi. Phattharaphong, hasat sonrasında hazırlanmış risk alanı haritalarının değerlendirilerek her bölgeye uygun önlemler belirlenmesini de önerdi. Standartları karşılayan parseller için satışta kullanılabilecek sertifikalar verilmesini, uygunsuz ürün üreten çiftçilerin ise desteklenmesini istedi. Milletvekili, tüm bölgedeki pirincin riskli ilan edilmemesi gerektiğini; parsel bazlı denetimin hem tüketicileri hem de kirliliğin kaynağı olmayan çiftçileri korumayı amaçladığını söyledi.

ABD, Avustralya Sığır Eti İçin En Büyük Hedef Pazar Haline Geldi
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

ABD, Avustralya Sığır Eti İçin En Büyük Hedef Pazar Haline Geldi

Avustralya’nın ABD’ye sığır eti ihracatı, 2025 ve 2026’daki hızlı büyümenin ardından ülkenin iç pazarında kullanılan hacmi aşmış görünüyor. Beef Central’ın Meat & Livestock Australia’dan (MLA) aldığı verilere göre ABD, Avustralya sığır eti için tarihsel olarak ilk kez en büyük tek pazar konumuna gelmiş olabilir. Kaynak, bu kilometre taşının kesin olarak doğrulanmadığını ve karşılaştırmanın tahmini iç kullanım verilerine dayandığını belirtiyor. MLA’nın 2025-26 mali yılı tahminlerine göre Avustralya içindeki sığır eti kullanımı karkas ağırlığıyla 565.856 ton oldu. Bu miktarın %68’lik kemiksiz eşdeğeri 384.782 ton sevkiyat ağırlığına karşılık geliyor. Aynı mali yıl 30 Haziran’da sona ererken ABD’ye yapılan ihracat 493.419 ton sevkiyat ağırlığına ulaştı. Bu hesaplama, ABD’ye gönderilen hacmin iç kullanım için tahmin edilen kemiksiz eşdeğeri geçtiğini gösteriyor. Bununla birlikte, Avustralya iç pazarı doğrudan ölçülmüyor. İç kullanım, toplam ulusal üretim ile ihracat arasındaki farktan çeşitli varsayımlarla hesaplanıyor ve gerçek tüketimin yalnızca bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Bu nedenle MLA sözcüsü, söz konusu karşılaştırmanın dikkatle yorumlanması gerektiğini söyledi. Kaynağa göre kilometre taşının son yıllarda daha önce gerçekleşip gerçekleşmediği kesin değil; böyle bir durumun 1970’ler veya 1980’lerde yaşanmış olabileceği ihtimali de aktarılıyor. ABD’deki sığır varlığının kuraklık ve sürünün toparlandığına ilişkin belirgin işaretlerin bulunmaması nedeniyle son üç yılda 70 yılın en düşük seviyelerine inmesi, ithalatı artıran başlıca koşul olarak gösteriliyor. Avustralya’nın ABD’ye ihracatı 21 Ekim’e kadar 410.000 tona ulaştı; bu, geçen yılın aynı dönemine göre 50.000 tonluk veya %15’lik artış anlamına geliyor. Bazı analistler yıl sonu toplamının 460.000-480.000 tona çıkabileceğini öngörüyor. Kaynak, gelişmenin Avustralya iç pazarındaki belirgin bir zayıflamadan çok ABD ticaretindeki büyümeyle ilgili olduğunu vurguluyor. MLA’nın 4 Ekim’e kadar olan son 12 aylık verilerine göre iç piyasada sığır etinin değeri %12, hacmi %1,1 ve fiyatı %10,8 arttı. MLA’dan Nathan Low, perakende fiyatları çift haneli yükselmesine rağmen sığır etinin perakendedeki değer payının ve hareket eden hacminin arttığını belirtti.

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü

Uluslararası dokuzuncu Mısır Hurma Festivali, 14-16 Ekim 2026 tarihlerinde, dokuz yıl önce başladığı Siwa Vahası’na döndü. Mısır Sanayi Bakanlığı ile Khalifa Hurma Palmiyesi Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, tarım, ticaret ve turizmle geçinen, ekonomisi büyük ölçüde palmiye ve hurmaya dayanan vaha sakinlerinden ilgi gördü. Yerel halk, festivalin ekonomik ve turistik hareketlilik yaratmasını bekliyordu. Çocuklar ve gençler etkinliğin en ilgili katılımcıları arasında yer aldı. Bazı gençler organizasyonda gönüllü çalışırken bazıları araştırma kuruluşları ve şirketlerin sergilerini gezerek hurma alanındaki yeni çalışmaları inceledi. İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Muhammed Mustafa, Siwa’nın daha iyi tanıtılması, çiftçilerin desteklenmesi ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla gönüllü olduğunu söyledi. Festivalde hurmayı kuruyemiş, susam, çikolata ve kahveyle birleştiren, çekici biçimde paketlenmiş ürünler sergilendi. Bu ürünlerin hurmayı geleneksel biçiminin dışına taşıyarak farklı tüketici tercihlerine uygun hâle getirebileceği ve yeni ihracat pazarları açma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Etkinlikte ayrıca palmiye atıklarının değerlendirilmesine yönelik çalışmalar öne çıktı. Bir araştırma-geliştirme şirketi bu atıklardan ambalaj kâğıdı, tabak, ayakkabı, dayanıklı halat, bina yalıtımı ve tarım toprağı üretti. Şirketin araştırma-geliştirme kimyageri Yusuf Abdürrahim, her palmiye ağacından yılda 25-27 kilogram atık çıktığını söyledi. Geliştirilen ürünlerin bir bölümünün sanayi aşamasına taşınması planlanıyor. Festival, Siwa’ya yerleşerek bir çiftlikte turistik otel işletmeye başlayan Sari ve Sara çiftinin de ilgisini çekti. Çift, yerel mirasla uyumlu ve çevre dostu otel projeleri için yeni fikirler ararken hurmayı şeker alternatifi olarak kullanan sağlıklı bir ürünü inceledi.

Ukrayna-AB Müzakerelerinde Tarım Kümesi En Zorlu Başlıklardan Biri Olabilir
Görsel kaynağı: Espreso · Özgün haber

Ukrayna-AB Müzakerelerinde Tarım Kümesi En Zorlu Başlıklardan Biri Olabilir

Ukrayna'nın Avrupa Birliği'ne (AB) katılım müzakerelerinde “Kaynaklar, Tarım ve Uyum” kümesinin en zorlu başlıklardan biri olabileceğini söyleyen Ukrayna Avrupa Politikası Merkezi eş kurucusu ve kıdemli analist Dmitro Naumenko, özellikle tarım alanındaki rekabet ve destek koşullarına dikkat çekti. Naumenko'nun değerlendirmesine göre Ukraynalı üreticilerin Avrupa şirketleriyle rekabeti ve Ukrayna tarımına sübvansiyon sağlanması konusunda anlaşmazlıklar yaşanabilir. Naumenko, bazı AB üyesi ülkelerin kendi üreticilerini korumak amacıyla Ukrayna tarım ürünlerine sınırlama getirilmesini savunabileceğini belirtti. Buna karşılık, büyük tarım holdingleri de dahil Ukraynalı tarım şirketlerinin Avrupa pazarında rekabetçi olduğunu söyledi. Hassas Ukrayna tarım ürünleri için destek programları ile Avrupa pazarına erişim konusunda karmaşık sınırlamaların ele alınabileceğini kaydeden Naumenko, bu düzenlemelerin takvimi hakkında kesin konuşmanın mümkün olmadığını ifade etti. Ukrayna tarafı, kapalı kalan iki müzakere kümesini mevcut yılın sonuna kadar açmayı bekliyor. Ancak bunun Avrupa Komisyonu ve çekinceleri bulunan üye ülkelerle koşulların uzlaştırılmasına bağlı olduğu belirtiliyor. Naumenko, kalan kümelerin yıl sonuna kadar açılmasının mümkün olduğunu ancak garanti edilemeyeceğini; Ukrayna'nın sınırlamalar ve geçiş dönemleri konusunda net koşullar elde etmesi gerektiğini söyledi. Sürecin bir ülke ya da aşamada tıkanması halinde sonraki döneme ertelenebileceğini de ekledi. Naumenko'ya göre AB'nin mevcut genişleme prosedürü, tek bir üye ülkenin aday ülkenin müzakerelerdeki ilerlemesini engellemesine imkân veriyor. Avrupa Komisyonu bu siyasi engelleme riskini azaltmak için nitelikli çoğunluk oylaması gibi seçenekleri değerlendiriyor. Komisyon ayrıca yalnızca gerekli yasaların kabulünü değil, rekabet kuralları ve devlet yardımlarının denetimi gibi düzenlemelerin uygulamadaki işleyişini ve Ukrayna kurumlarının personel ile mali kapasitesini de inceleyecek.

Moldovalı Üretici Organik Cevizlerini Türkiye Dâhil Avrupa Pazarlarına Taşıyor
Görsel kaynağı: AgroTV Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldovalı Üretici Organik Cevizlerini Türkiye Dâhil Avrupa Pazarlarına Taşıyor

Moldova’da Pavel Pasat’ın yönettiği Terra Tiana şirketi, 100 hektarlık bahçesinde Franquette, Fernor ve Lara çeşitlerinde ceviz yetiştiriyor. Bahçenin organik sertifikasyon süreci öncesindeki dönüşüm dönemi üç yıl sürdü. Litvanya’dan uzmanların sertifikasyonunun ardından üretici, cevizlerini İtalya, Türkiye ve Romanya pazarlarına ulaştırmayı başardı. Üretimde Avrupa organik tarım standartlarına uyum gözetiliyor. Üretici, meyve ağaçlarının bakımında kimyasal maddeler kullanmadığını belirtiyor. Yağışlı ilkbahar döneminde ceviz ağaçlarında görülebilen mantar hastalıklarına karşı bakır içerikli ürünlerden yararlanılıyor. Budama sırasında çıkan dallar ise sıra aralarında parçalanarak toprağa karıştırılıyor. Pasat ayrıca Fransa ve Türkiye’den organik tarım uzmanlarından danışmanlık aldı; Almanya’nın GIZ programı aracılığıyla İspanya ve Portekiz’deki uygulamaları da inceledi. Hasat sonrasında işçiler cevizleri topluyor ve kabuklarını ayırıyor. Ürünler daha sonra kurutma makinesine götürülüyor ve kalibrasyon ekipmanından geçiriliyor. Cevizler önce konteynerlere alınıyor, ardından 20 veya 25 kilogramlık torbalara paketleniyor. Üretici, Moldova iç pazarında organik ürünlerin daha sınırlı olduğunu, Avrupa’daki tüketicilerin ise Moldova cevizlerinin lezzet özelliklerine ilgi gösterdiğini ifade ediyor. Gelecekte daha gelişmiş makineler alarak kabuklu ceviz hasadındaki kapasitesini artırmayı hedefliyor.

Bulgaristan’da Gıda Ürünlerinde %135’e kadar Perakende Marjı Bildirildi
Görsel kaynağı: Novinite · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Gıda Ürünlerinde %135’e kadar Perakende Marjı Bildirildi

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu Başkanı Maya Manolova, temel gıda ürünlerinde perakende marjlarının %135’e kadar çıktığına ilişkin kanıtlar sundu. Manolova, açıklamaları Bulgaristan’daki bir televizyon programında yaptı. Manolova’nın gösterdiği faturalar, komisyon, vergi makamları ve Gıda Güvenliği Ajansının perakende depolarında yürüttüğü ortak denetimlerde toplandı. Belgeler, büyük perakende zincirlerine yıllık cirolarının %10’una kadar para cezası uygulanması talebiyle Rekabetin Korunması Komisyonuna iletildi.

Mısır’da Tavuk Fiyatları Haftalık Gerilemenin Ardından Yatay Seyretti
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Tavuk Fiyatları Haftalık Gerilemenin Ardından Yatay Seyretti

Mısır’da tavuk fiyatları, önceki haftadaki düşüşün ardından bu haftaki işlemlerde görece yatay seyretti. Ay başında toplam 26 Mısır lirası yükselen fiyatlar daha sonra 10 lira geriledi, 3 lira arttı ve son olarak sabitlendi. Piyasalarda fiyatların 75 lira seviyesini aştığı, çiftlik fiyatının ise 76 liraya yaklaştığı bildirildi. Tüketiciye ulaşan fiyat bazı bölümlerde kilogram başına 86-90 lira, başka bir bölümde ise 86-89 lira aralığında verildi. Beyaz tavuk çiftlikte kilogram başına 76 liradan satılırken tüketici fiyatı 86-90 lira olarak açıklandı. Anaç tavukta çiftlik fiyatı 75, piyasa fiyatı 80-85 lira; sasso tavukta ise çiftlik fiyatı 103, piyasa fiyatı 113-115 lira aralığında kaydedildi. Fiyatların arz miktarı, üretim maliyetleri ve talep düzeyine göre değiştiği belirtildi. Gize Ticaret Odası Tavukçuluk Şubesi Başkanı Samed es-Seyyid, tavuk ve yumurta fiyatlarının önümüzdeki dönemde daha da yükselebileceğini söyledi. Mısır Tarım Bakanlığı Hayvancılık ve Kanatlı Üretimini Geliştirme Sektörü Başkanı Tarık Süleyman, ülkedeki üretim fazlasının yaklaşık 35 ülkeye ihracatı mümkün kıldığını belirtti. Sektörün yaklaşık 3,5 milyon kişiye istihdam sağladığı ve yatırımların en az 200 milyar Mısır lirası düzeyinde bulunduğu aktarıldı. Toplam kanatlı üretiminin yaklaşık 1,6 milyar kuşa ulaştığı, sofralık yumurta üretiminin ise 16 milyar adetle geçen yıla göre %14 arttığı bildirildi. Beyaz ve kırmızı yumurtanın koli fiyatı 100-110, yerli yumurtanın fiyatı 120-130 lira aralığında verildi.

Belarus Gazetelerinin 22 Ekim İçeriklerinde Ürün Depolama ve Yapay Zekâ Geliştirmeleri
Görsel kaynağı: SB Belarus Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Belarus Gazetelerinin 22 Ekim İçeriklerinde Ürün Depolama ve Yapay Zekâ Geliştirmeleri

«Belarus Segodnya» yayınevinin gazeteleri, 22 Ekim Perşembe günü yayımlanacak sayılarında Belarus’taki göz bilimi, sezon dışı dönemde meyve ve sebze arzının güvenceye alınması, yapay zekâ tabanlı yerli projeler ve ülkenin kültürel mirası hakkında içeriklere yer verecek. Duyuruda ayrıca bir öğretmenin meslek öyküsü de tanıtılıyor; ancak tarım açısından öne çıkan bölüm, ürünlerin bölgesel istikrar fonlarına depolanması ve fiyat koşullarıyla ilgili haber. Göz bilimi dosyasında, Belarus’un Sovyet döneminden devralınan yöntemleri kendi olanak ve ihtiyaçlarına göre uyarlayarak ayrı bir gelişim çizgisi oluşturduğu aktarılıyor. Milletvekilleri Meclisi Sağlık, Beden Eğitimi, Aile ve Gençlik Politikası Daimi Komisyonu Başkanı Valeri Malaşko’nun değerlendirmesine göre, savaş sonrası dönemde Profesör Tatyana Biriç’in yürüttüğü operasyonlar ve oluşturduğu bilimsel-pratik okul, alanın temelini attı. Ülkede bugün farklı sınıflardan göz ilaçları bulunuyor; yapay göz merceği üretimi ile transplantasyon oftalmolojisi de geliştiriliyor. Tarım bölümünde, 2026/2027 sezon dışı döneminde tüketicilere meyve ve sebze teminini güvenceye almak amacıyla istikrar fonlarına 9.533 ton salatalık ve 6.050 ton domates konulduğu belirtiliyor. Bu planlamada önceki yıllarda bazı ürünlerde yaşanan talep artışlarının dikkate alındığı ifade ediliyor. Ürünler için başlangıç dönemi satış fiyatları belirlendi; fiyatların her yıl 20 Mart’a kadar yeniden gözden geçirilebilmesine de olanak tanındı. Bölgesel fonlara depolama çalışmaları tarım kuruluşları ve köylü çiftlikleri tarafından yürütülüyor. Yapay zekâ dosyasında, Minsk’te düzenlenen V. Uluslararası Akademgorodok IT Forumu’nda tanıtılan beş yerli geliştirmeden bazıları ele alınıyor. Belarus Devlet Üniversitesi’nin 5D-Belarus Arşivi projesi, bilgileri lazerle özel cam üzerine kaydetmeyi ve 10 bin yıldan uzun bir saklama süresi sağlamayı hedefliyor. Ulusal Kadastro Ajansı ise adres, oda sayısı, alan ve dekorasyon türü bilgileriyle dairelerin yaklaşık piyasa değerini hesaplayan ücretsiz bir çevrim içi servis geliştirdi. Modelin mutlak hata payı Minsk’te %5,59’a, bölge merkezlerinde %6,53’e kadar çıkıyor; kurum, sonucu yalnızca gösterge olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Duyurulan diğer içerikte, Pasto bölgesindeki Kamai tarım kasabasının 17. yüzyıl başlarından kalma Vaftizci Yahya Kilisesi, 15–16. yüzyıllara tarihlenen taş haç ve yerel efsaneleriyle turist çektiği anlatılıyor.

Bulgaristan'da Gıda Fiyatları İçin Perakende Zincirlerine Denetim
Görsel kaynağı: BNR — Bulgar Ulusal Radyosu · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan'da Gıda Fiyatları İçin Perakende Zincirlerine Denetim

Bulgaristan’da yetkililer, gıda fiyatları ve tedarik zincirlerine ilişkin soruşturma kapsamında perakende zincirlerinin merkezi depolarını denetlemeye başladı. Tarım Bakanı Plamen Abrovski, denetimlerin gelecek hafta mağazalara, tedarikçilere, üreticilere ve aracılara genişletileceğini; amaçlarının gıdanın kim tarafından, nasıl ve nereden tedarik edildiğiyle fiyatların nasıl belirlendiğini ortaya çıkarmak olduğunu söyledi. Tüketiciyi Koruma Komisyonu Başkanı Maya Manolova, bazı ürünlerde perakende kâr marjlarının yaklaşık %100 veya daha fazla olduğunu belirtti. Manolova, tereyağında yaklaşık %140, bazı beyaz salamura ve sarı peynirlerde yaklaşık %100 marj tespit edildiğini; Avrupa ülkelerinde bu oranların yaklaşık %25-35'i aşmadığını söyledi. Bulgaristan’daki 13 perakende zincirini temsil eden Modern Trade Association ise iddiayı reddetti.

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı
Görsel kaynağı: Shekulli · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Merkez Bankası 2027'de Gıda Fiyatları İçin Artış Uyarısı

Avrupa Merkez Bankası, avro bölgesinde gıda fiyatları enflasyonunun 2027'de artabileceği uyarısında bulundu. Bankanın yayımlanan tahminlerine göre gıda fiyatları enflasyonu yılın üçüncü çeyreğinde %3,4'e ulaşabilir. Bu oran kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, önümüzdeki dönemdeki ekonomik ve iklim koşullarına bağlı olası bir senaryo olarak değerlendiriliyor. Enerji maliyetlerindeki yükseliş, beklentinin temel gerekçeleri arasında gösteriliyor. Petrol, doğal gaz ve elektrik fiyatlarındaki artışın tarımsal üretimi, gıda ürünlerinin işlenmesini, taşımayı ve ürünlerin pazara dağıtımını doğrudan etkileyebileceği belirtildi. Bunun yanında uzun süreli kuraklıklar, sıcak hava dalgaları ve diğer aşırı hava olayları mahsullere zarar verebilir, tarımsal verimi düşürebilir ve belirli gıdaların arzını sınırlayabilir. Avrupa'nın ve dünyanın başlıca üretim bölgelerinin bazılarında üretimin gerilemesi, fiyatlar üzerinde ek baskı oluşturabilir. Gıda enflasyonundaki artışın ekmek, tahıl, meyve, sebze ve diğer temel ürünlerde hanehalkı harcamalarını yükseltebileceği ifade edildi. Etkinin, bütçelerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayıran düşük gelirli ailelerde daha belirgin olması bekleniyor. Bununla birlikte, ekonomik tahminler bütün ürünlerin aynı oranda pahalanacağı anlamına gelmiyor. Fiyatların seyri; tarımsal üretim, tüketici talebi, taşıma maliyetleri ve uluslararası piyasalardaki gelişmelerin yanı sıra enerji ve hava koşullarına bağlı olacak. Avrupa Merkez Bankası'nın tahmini avro bölgesine ilişkin olsa da Avrupa piyasalarındaki gelişmelerin Arnavutluk üzerinde de etkisi olabileceği belirtildi. Arnavutluk'un bazı gıda ürünlerinde ithalata bağımlı olması, ülke içindeki piyasayı ticaret ortaklarındaki fiyat değişimlerine duyarlı hale getiriyor. Uluslararası piyasalarda üretim maliyetleri ve gıda fiyatları yükselirse Arnavutluk'ta da fiyatlar üzerinde baskı oluşabilir; ancak etkinin düzeyi ithalat fiyatları, iç üretim, döviz kuru ve dağıtım maliyetlerine bağlı olacak.

Suriye’de Tavuk ve Parça Fiyatları Yeniden Yükseldi
Görsel kaynağı: Sham Times · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Tavuk ve Parça Fiyatları Yeniden Yükseldi

Suriye piyasalarında tavuk ve parçalarının fiyatları, son haftalardaki belirgin düşüşün ardından yeniden yükseldi. Şerit etin kilogram fiyatı yaklaşık 550 yeni Suriye lirasından 650 liraya çıktı. Suriye Ticaret Odaları Birliği Tavukçuluk Komitesi Başkanı Nizar سعد الدين, fiyat artışından aracı halkaları sorumlu tuttu ve yetiştiricilerin tüketicinin ödediği nihai fiyatları kontrol etmediğini söyledi. Sعد الدين’e göre yetiştiriciler, Tarım Bakanlığı ile üzerinde anlaşılan gösterge fiyat bültenine göre satış yapıyor ve birçok durumda bültende belirtilen fiyatın altında ürün veriyor. Buna karşılık aracı halkalar belirli bir tarifeye bağlı olmadan, fiyatlar yükselse de düşse de kâr ediyor. Komite başkanı, mevcut yerli üretimin piyasa ihtiyacını karşıladığını ve aştığını belirterek, etlik piliç ithalatına yerli üretim iyileştiğinde durdurulmasını sağlayacak süre belirlenmeden izin verilmesini eleştirdi. İthalatın sürmesinin yetiştiricilere zarar verebileceği ve sektörden ayrılanların geri dönmesini engelleyebileceği uyarısında bulundu. Döviz kurundaki artışın yem fiyatlarını ve üretim maliyetlerini yükselttiği, mazot fiyatlarındaki artışın ise özellikle soğuk hava döneminde kümes ısıtması nedeniyle maliyetleri daha da artırabileceği belirtildi. Bazı Şam piyasalarında canlı tavuğun kilogramı 340-370, şerit etin 630-650, kanadın ise 250-280 yeni Suriye lirası aralığında fiyatlandı.

İrlanda’da Listeria Nedeniyle Somon, Uskumru ve Karides Ürünleri Geri Çağrıldı
Görsel kaynağı: RTÉ News · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Listeria Nedeniyle Somon, Uskumru ve Karides Ürünleri Geri Çağrıldı

İrlanda Gıda Güvenliği Otoritesi (FSAI), Listeria monocytogenes bulunması nedeniyle Supervalu ve Centra markalarıyla satılan bazı somon, uskumru ve karides kokteyli ürünlerinin partilerini geri çağırdı. Geri çağırma, önceki çarşamba günü yapılan tütsülenmiş somon ürünleri duyurusunun ardından geldi. Listede 100 gramlık Supervalu Whiskey Smoked Salmon ve Supervalu Organic Smoked Salmon, 300 ve 100 gramlık Signature Applewood Smoked Salmon, çeşitli somon şeritleri, 180 gramlık Signature Atlantic Prawn Cocktail ile Supervalu Prawn Cocktail ve 160 gramlık Supervalu Smoked Peppered Mackerel bulunuyor. FSAI, listelenen ürünlerin tüm son tüketim tarihlerinin etkilendiğini bildirdi; ancak kaynakta tarihler tek tek açıklanmadı. FSAI’ye göre enfeksiyon sağlıklı kişilerde hafif grip benzeri ya da mide-bağırsak belirtilerine, bulantı, kusma ve ishale yol açabiliyor. Hamileler, bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon ağır seyrederek ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Kuluçka süresi ortalama üç hafta, ancak üç ila 70 gün arasında değişebiliyor. Perakendecilerden ürünleri satıştan ve teşhirden kaldırmaları, toptancı ve dağıtımcılardan müşterileri bilgilendirerek partileri geri çağırmaları istendi; tüketicilere de ürünleri tüketmeme çağrısı yapıldı.

Bulgaristan’da Süt Ürünleri Fiyatları İçin 11 İnceleme Başlatıldı
Görsel kaynağı: BNT News · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Süt Ürünleri Fiyatları İçin 11 İnceleme Başlatıldı

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu, temel gıda ürünlerinde gerekçesiz fiyat artışı iddiasıyla 11 inceleme süreci başlattı. Komisyon, ticaret zincirlerindeki denetimlerde belirlenen durumlar için Rekabet Komisyonu’na başvurdu; Ulusal Gelir Ajansı ve Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı ile ortak kontroller başlattı. Büyük ticaret zincirlerinin depoları da inceleme kapsamına alındı. Komisyonun açıklamasına göre güncel fiyatlar ağustos ayındaki fiyatlarla karşılaştırıldı. Komisyon Başkanı Maya Manolova, KDV hariç hesaplamada bir tereyağındaki fiyat farkının %135’e ulaştığını söyledi. Verilerde taze sütte yaklaşık %100, yoğurtta ise %80’e varan farklar yer aldı. Ticaret zincirlerine, fiyat artışlarının gerekliliğini ve gerekçesini kanıtlama fırsatı verilecek. Gerekçesiz artış tespit edilmesi halinde Komisyonun her ürün için 10 ila 100 bin avro arasında yaptırım uygulayabileceği belirtildi. Modern Ticaret Derneği ise fiyat farkının doğrudan net kâr anlamına gelmediğini ve inceleme başlatılmasının tek başına ihlal oluşturmadığını savundu.

Gellert Global Group, Kanada Peynirlerine %50 Gümrük Vergisine Karşı Dava Açtı
Fotoğraf: Brendan SMIALOWSKI / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Gellert Global Group, Kanada Peynirlerine %50 Gümrük Vergisine Karşı Dava Açtı

ABD merkezli gıda ithalatçısı Gellert Global Group, Donald Trump yönetiminin bazı Kanada ürünlerine uyguladığı %50 gümrük vergilerine karşı New York’taki Uluslararası Ticaret Mahkemesi’ne başvurdu. New Jersey merkezli aile şirketi, Kanada peynirlerinin ithalatını da yürütüyor. Şirket, vergilerin ABD’deki faaliyetlerini ve tedarikçilerini doğrudan etkilediğini savunuyor. Gellert Global Group, 1,7 milyar doların üzerinde toplam ciroya sahip olduğunu ve 60’tan fazla ülkeden 4.000’den fazla gıda ürünü sunduğunu belirtiyor. Şirket avukatlarına göre tedarikçilerden biri, New York eyaletindeki çiftçilerden aldığı sütü Kanada’da brie peynirine dönüştürüyor ve ürünü ABD’ye yeniden ihraç ediyor. Bu nedenle avukatlar, gümrük vergilerinin yalnızca Kanada’daki işletmeleri değil, ABD’li üreticileri de etkilediğini ve çiftçiler, işletmeler ile tüketicileri destekleyen tedarik zincirini bozduğunu ileri sürüyor. Şikâyette, hükümetin kararının ABD’li şirketler, tedarikçiler ve müşteriler üzerinde acil zarara yol açan bir yetki aşımı olduğu iddia ediliyor. Trump yönetimi, ağustosta yürürlüğe giren ek vergileri 1930 tarihli Smoot-Hawley Tarife Yasası’nın 338. maddesine dayandırdı. Söz konusu madde, ABD’ye karşı ticari ayrımcılık yaptığı ileri sürülen ülkelere %50 ek gümrük vergisi uygulanmasına ve ithalatın yasaklanmasına izin veriyor. Gellert Global Group ise Trump’ın bu maddeyi Kanada’ya karşı kullanmak için gerekli yasal yetkiye sahip olmadığını savunuyor. Beyaz Saray, vergilerin uygulanmasının ardından Kanada’ya yönelik ticaret politikasını sertleştirerek kapsanan ürünlerin listesini genişletti ve bazı Kanada ürünlerinin ithalatını tamamen yasakladı.

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Yerel Merkezler Önerildi
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Yerel Merkezler Önerildi

Birleşik Krallık’ın gıda sisteminin dış etkilere ve şoklara karşı kırılgan olduğunu belirten Damien Conrad, sorunun yalnızca gıda kıtlığı olmadığını söyledi. Conrad’a göre ülkede iyi gıda bulunmasına rağmen bunu depolayacak, bir araya getirecek ve ihtiyaç sahiplerine ulaştıracak dayanıklı yerel altyapı eksik. Bu durum, çiftçileri baskı altında bırakırken yenilebilir ürünlerin israf edilmesine ve bağımsız perakendeciler ile toptancıların artan maliyetlerle karşılaşmasına yol açıyor. Conrad, fazla gıdayı kabul eden, toplu satın alma ve tedariklerin birleştirilmesini sağlayan, ürünlerin tüketiciye ulaştırıldığı son mesafeyi kısaltan yerel gıda merkezlerini pratik bir seçenek olarak gösterdi. Bu merkezlerin çiftçiler için yeni pazarlar oluşturabileceği, israfı azaltabileceği ve toplulukların uygun fiyatlı, sağlıklı gıdaya erişimini kolaylaştırabileceği belirtildi. Karantina döneminde birçok merkezin kurulmasına karşın bunların çok azı varlığını sürdürebildi. Barking ve Dagenham’daki yeni merkez ise fazla gıdayı yoksulluğun nedenleriyle mücadele eden kuruluşlara yönlendiriyor ve ortak satın alma temelinde daha adil bir yerel tedarik zinciri oluşturmayı amaçlıyor. Food, Farming & Countryside Commission’ın analizine göre kötü beslenmenin Birleşik Krallık ekonomisine yıllık maliyeti 300 milyar sterlin, hane başına maliyeti ise 10.000 sterlin. Conrad, güvenli, sağlıklı ve sürdürülebilir bir gıda sistemi hedefleyen hükümetin gıda merkezlerini planın merkezine alması gerektiğini savundu. Simon Tompsett ise dayanıklılığı artırmak için hanelerin kendi gıdasını yetiştirmesini ve tahsisli bahçelerin geliştiriciler ile yerel yönetimlerin projelerine karşı daha fazla korunmasını önerdi. Alex Robinson da ülkede yılda 10 milyon tondan fazla gıdanın israf edildiğini, bunun yarısından fazlasının hanelerde gerçekleştiğini ve dört kişilik bir haneye yıllık 1.000 sterline mal olduğunu belirtti. Robinson’a göre evsel yenilebilir gıda israfının yarıya indirilmesi 2 milyon tondan fazla gıdayı kurtarabilir ve hanelere 500 sterlin bırakabilir.

Güney Afrika’da Patates ve Domates Fiyatları Gerilerken Avokado Yükseldi
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Patates ve Domates Fiyatları Gerilerken Avokado Yükseldi

Güney Afrika’da taze ürün piyasasında sebze fiyatları bir haftada sert düşerken avokado fiyatı yükseldi. 20 Ekim 2026 tarihli GroundRules piyasa güncellemesinde Agricultural Market Trends (AMT) tarım ekonomisti Conce Moraba, patatesin ortalama fiyatının önceki hafta torba başına 82 randın üzerindeki seviyeden %23’ten fazla gerileyerek 10 kilogram başına 63,46 randa indiğini açıkladı. Domates fiyatı da yedi günde %40 düşerek kilogram başına ortalama 8,97 randa kaldı. Moraba, patatesteki düşüşte yüksek ürün girişleri, devreden stok, tüketici alım gücünün zayıflaması ve sıcaklığa bağlı kalite sorunlarının etkili olduğunu belirtti. Domates fiyatlarındaki gerileme ise haftalık arzın %18 artmasına rağmen gerçekleşti; domatesler bir yıl öncesine göre de %23 daha ucuzlandı. Düşük kaliteli ürünleri emen gayriresmî toptan alıcıların eksikliği, fazla ürünün piyasa fiyatları üzerindeki baskısını artıran yapısal unsurlardan biri olarak gösterildi. Soğan fiyatı 10 kilogram başına ortalama 139,38 randa gerilerken hafta sonu ürün girişleri, kıtlığın en ağır döneminin hafifliyor olabileceğine işaret etti. Tatlı biber, havuç ve yeşil fasulye fiyatları da düşüş kaydetti. Sarımsak ise kilogram başına 90,06 randla yüksek seviyesini korudu; gelecek ayki arzın fiyatları gevşetebileceği belirtildi. Meyve piyasasında avokado fiyatı %24 artarak kilogram başına 20,07 randa çıktı. Fuerte çeşidinin ortalaması 35 rand, Hass çeşidinin ortalaması 14 rand oldu. Arzın yıl sonuna doğru daha da daralmasının fiyatları desteklemeyi sürdürmesi bekleniyor. Güney Afrika’nın avokado ihracatı yıllık bazda yaklaşık %16 artarken Avrupa’daki arz fazlası üretici marjlarını sıkıştırdı. Namibya’nın ekim ayındaki ithalat kısıtlamaları da Güney Afrika havuç ve soğanı için %30 oransal kota uygulanmasına yol açtı.