ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

460 haber · Sayfa 4

Paraná’da Süt Ürünleri Fiyatları Geriledi, İthalat %19 Arttı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Paraná’da Süt Ürünleri Fiyatları Geriledi, İthalat %19 Arttı

Brezilya’nın Paraná eyaletinde tüketilen başlıca süt ürünlerinin perakende fiyatları ekimde geriledi. Süt ürünleri ithalatı ise ocak-eylül 2026 döneminde, 2025’in aynı dönemine göre yaklaşık %19 arttı. Paraná’daki üreticiye ödenen ortalama süt fiyatı litre başına 2,81 Brezilya reali oldu. Veriler, Paraná Tarım ve Tedarik Sekreterliğine bağlı Kırsal Ekonomi Departmanının (Deral) yayımladığı bültende yer aldı.

Putin: Rusya Afrika’ya Tahıl Tedarikinde Sorumlu Tedarikçi Olmayı Sürdürecek
Görsel kaynağı: Sputnik Belarus · Özgün haber
Veri haberi

Putin: Rusya Afrika’ya Tahıl Tedarikinde Sorumlu Tedarikçi Olmayı Sürdürecek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Afrika’ya tahıl tedarikinde sorumlu tedarikçi rolünü sürdüreceğini açıkladı. Putin, Moskova’da düzenlenen üçüncü Rusya-Afrika Zirvesi’nin başarılı geçtiğini ve Rusya ile Afrika ülkeleri arasındaki iş birliğine ivme kazandıracağını söyledi. Zirveye Afrika ülkelerinden 21 liderin katıldığını belirten Putin, toplantı kapsamında 2029’a kadar uygulanacak bir eylem planının kabul edildiğini aktardı. Planın ekonomi, ticaret, sosyal ve insani alanlarda iş birliğini geliştirmeye yönelik görevler içerdiği bildirildi. Putin ayrıca Rusya’nın Afrika ülkeleriyle ticaret hacminin 27 milyar dolar olduğunu, tahıl tedarikinin ise hem sözleşmeli hem de karşılıksız temelde sürdürüleceğini söyledi.

Yemen’de 37 WFP Çalışanı Husilerce Tutuluyor
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

Yemen’de 37 WFP Çalışanı Husilerce Tutuluyor

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın (WFP) Yemen’de görev yapan 37 çalışanı, İran destekli Husiler tarafından tutuluyor. WFP’nin yeni İcra Direktörü Luke J. Lindberg, çalışanların temel insani hizmetler sağlamak için bölgede bulunduğunu ve çatışmanın siyasi sonuçlarını etkilemeye çalışmadığını söyledi. Tutulanların tamamının yerel olarak istihdam edilen Yemen vatandaşları olduğu, aralarında Amerikalı bulunmadığı ve bazılarının ailelerinden yaklaşık iki yıldır ayrı kaldığı belirtildi. Lindberg, görevinin üçüncü gününde çalışanların serbest bırakılması konusunu ABD’nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz ile görüştü. WFP yöneticisi, ABD Dışişleri ekibinin konuyu ciddiye aldığını ve serbest bırakılmayı öncelik olarak gördüğünü ifade etti. Alıkonulmalar, Yemen’de uluslararası tanınan hükümet ile Husiler arasındaki iç savaşın ekonomiyi tahrip ettiği ve milyonlarca kişinin insani yardıma bağımlı kaldığı bir dönemde yaşanıyor. Ülkede 18 milyondan fazla kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya bulunurken, beş yaş altı iki milyondan fazla çocuk akut yetersiz beslenme yaşıyor. Lindberg’e göre WFP, savunmasız nüfusa ulaşma hedefiyle çalışanlarının kabul edilemez risklerden korunması arasında denge kuruyor. Personelin güvenliğinin sağlanamadığı bazı bölgelere yardım ekibinin girmediğini söyleyen Lindberg, bu bölgelerde faaliyetlerin çatışmanın sona ermesi ve insani kaynakların ulaşabilmesiyle yeniden mümkün olabileceğini belirtti. WFP’nin dünya genelinde 120’den fazla ülkede faaliyet gösterdiğini de aktardı. WFP yöneticisi, çatışmaların dünya genelindeki akut gıda güvensizliğinin yaklaşık üçte ikisini oluşturduğunu ve tahminen 266 milyon kişinin şiddetli açlıkla karşı karşıya olduğunu söyledi. Sudan, Güney Sudan ve Somali’de çatışma, yerinden edilme ve iklim kaynaklı afetlerin toplulukları kıtlık seviyelerine yaklaştırdığını belirten Lindberg, Sudan’ın yeni görevindeki ilk saha ziyareti olacağını açıkladı. Gazze’de çatışma, hasarlı altyapı, erişim kısıtlamaları ve finansman yetersizliği; Haiti’de ise çete şiddeti gıda yardımını zorlaştırıyor. Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki çatışmalar milyonlarca kişiyi yerinden ederken, Ukrayna savaşı tarımsal üretimi ve küresel gıda tedarik zincirlerini de etkiliyor. Lindberg, son birkaç yılda dünya genelinde görev başında 700’den fazla insani yardım çalışanının öldüğünü söyledi. Cindy McCain’in görevden ayrılmasının ardından WFP’nin icra direktörlüğünü devralan Lindberg, António Guterres ve FAO Genel Direktörü Qu Dongyu tarafından, WFP İcra Kurulu’na danışılarak atandı. Lindberg, WFP’nin siyasi tutumdan bağımsız biçimde ihtiyaç sahiplerine güvenli ve etkili şekilde gıda ulaştırmaya odaklanacağını belirtti.

Tarım Bakanı: Tarımsal Üretim Birimlerine Gaz Tedariki Öncelikte
Görsel kaynağı: ILNA · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Bakanı: Tarımsal Üretim Birimlerine Gaz Tedariki Öncelikte

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Tarım Bakanı Gulam Rıza Nuri, tarımsal üretim birimleri ile gıda üretim tesislerine gaz tedarikinin hükümetin öncelikleri arasında olduğunu söyledi. Nuri, kış aylarında gaz kısıtlaması yaşanabileceği endişesini dile getiren sera işletmecilerine, enerji tüketiminde mümkün olan en yüksek tasarrufu yapmaları çağrısında bulundu. Bakan, gerekli gazın sağlanmasıyla tarımsal ve gıda ürünleri üretiminde aksama yaşanmasının önüne geçilmesini umduğunu belirtti. Nuri, Aifarm Uluslararası Tarım Fuarı ziyareti sırasında sulama sistemlerinin akıllı hâle getirilmesine ilişkin çalışmaları da değerlendirdi. Bu kapsamda 50 bin hektar tarım arazisinin akıllı sulama sistemleriyle donatılması hedefleniyor; şimdiye kadar 20 binden fazla hektardaki uygulamanın tamamlandığı bildirildi. Çalışmaların sürdürülmesi ise bütçede öngörülen kaynakların sağlanmasına bağlandı. Buğday üreticilerinin alacaklarının %95'inin ödendiğini açıklayan Nuri, kalan bölüm için kaynak sağlandığını ve bankacılık sistemleri, Hedefleme Sübvansiyonları Kurumu ile İran Devlet Ticaret Şirketi arasındaki muhasebe ve idari işlemlerin tamamlanmasının ardından ödemelerin salı gününe kadar yapılacağını söyledi. Bakan ayrıca üreticilerin tarımsal değer zincirindeki rolünün güçlendirilmesi gerektiğini belirterek girdi tedarikinden işleme, paketleme, markalaşma, pazarlama, satış ve ihracata kadar daha fazla pay almalarını hedefleyen desteklerden söz etti. Gelecek tarım yılına ait buğday garanti alım fiyatının ise ilgili kurul ve komisyonlardaki görüşmeler tamamlandıktan sonra açıklanacağını kaydetti.

Mısır ve Rusya, Buğday Tedariki ve Gıda Güvenliğini Görüştü
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber

Mısır ve Rusya, Buğday Tedariki ve Gıda Güvenliğini Görüştü

Mısır Tedarik ve İç Ticaret Bakanı Şerif Faruk ile Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut, gıda güvenliği, tahıl ticareti ve gıda tedariki alanlarında iş birliğini görüştü. Moskova’da düzenlenen Rusya-Afrika Ekonomi ve İnsani Forumu kapsamındaki toplantıda, iki ülke arasındaki tahıl iş birliği ile önceki görüşmelerde ele alınan dosyaların takibi değerlendirildi. Görüşmede Rusya’nın Mısır’ın buğday tedarikinde önemli bir ortak olduğu belirtildi. Taraflar ayrıca tahıl depolama ve ticareti, tedarik zincirlerine bağlı lojistik hizmetler, dijital izleme ve temel ürün ticaretinin düzenlenmesi konularında iş birliği olanaklarını ele aldı. Toplantı, 28-29 Ekim 2026’da Moskova’da yapılan forumun oturum aralarında gerçekleştirildi.

Suriye'nin İdlib Kırsalında 3 Bin Hektarlık Sulama Projesi İçin Boru Tedariki
Görsel kaynağı: Alikhbariah Syria · Özgün haber
Veri haberi

Suriye'nin İdlib Kırsalında 3 Bin Hektarlık Sulama Projesi İçin Boru Tedariki

Suriye’nin İdlib kırsalındaki Kuzey Roj Ovası sulama projesinin rehabilitasyonu için farklı çap ve türlerde sulama boruları ile bağlantı parçaları tedarik edildi. İdlib Su Kaynakları Müdürlüğü, çalışmayı Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğiyle yürütüyor. Projenin 3 bin hektar tarım arazisine hizmet vermesi hedefleniyor. Malzeme tedarikiyle sulama şebekesinin rehabilitasyonunun tamamlanması, verimliliğin artırılması ve suyun tarlalara ulaşmasını engelleyen sorunların azaltılması amaçlanıyor. Kaynakta, çalışmanın çiftçilerin sulama suyuna erişimini iyileştirmesi ve bölgedeki ürünlerle tarımsal üretimin istikrarını desteklemesi bekleniyor. Aynı gün Lazkiye’de, 1000 hektardan fazla araziye hizmet veren Kuzey Ova sulama sistemindeki su geçidinin bakımı tamamlandı; yapı 130 metre uzunluğunda ve 800 milimetre çapında betonarme borulardan oluşuyor.

Kopenhag’da Huzurevlerinde Sığır Eti İçin İklim Muafiyeti Önerisi Üçüncü Kez Reddedildi
Görsel kaynağı: Netavisen Pio · Özgün haber
Veri haberi

Kopenhag’da Huzurevlerinde Sığır Eti İçin İklim Muafiyeti Önerisi Üçüncü Kez Reddedildi

Danimarka’nın Kopenhag kentinde, huzurevlerinin belediyenin iklim gerekliliklerinden muaf tutulması ve sakinlerin istedikleri yemekleri daha özgür biçimde seçebilmesi için verilen öneri üçüncü kez reddedildi. Öneri, Sosyal Demokratlar ile sağ partiler tarafından sunulurken, Kopenhag Belediye Meclisi’nde Enhedslisten, SF, Radikale ve Alternativet’in oluşturduğu çoğunluk karşı oy kullandı. Karar, huzurevlerinin menülerinde sığır etinin sınırlı kalmaya devam edeceği anlamına geliyor. Kopenhag Belediyesi’nin 2020-2025 dönemi gıda ve öğün stratejisine ilişkin analizde, iklim gerekliliklerinin huzurevi sakinleri ile evine yemek gönderilen yaşlılara ortalama ayda yalnızca bir veya iki kez sığır eti sunulmasına yol açtığı belirtiliyor. Habere göre belediye kurumlarının gıda alımlarından kaynaklanan iklim ayak izini %25 azaltma hedefi, son yıllarda özellikle sığır eti sunumunun ciddi biçimde azaltılmasına neden oldu. Sığır eti, kaynak metinde iklim üzerindeki baskıyı en fazla artıran et türü olarak tanımlanıyor. Sosyal Demokrat Belediye Başkanı Andreas Keil, yaşlıların özellikle doğum günlerinde istedikleri yemeği seçebilmesi gerektiğini savundu. Keil, bir huzurevi sakininin doğum günü için hamburger köftesi istemesi halinde talebinin yalnızca CO2 yükü gerekçesiyle reddedilmesinin doğru olmadığını söyledi. Buna karşılık mevcut strateji, belediye kurumlarının gıda alımlarının iklim etkisini azaltma hedefi çerçevesinde uygulanıyor. Strateji, nihai kabulden önce kamuoyu görüşüne açılacak ve habere göre ocak ayında kesinleştirilmesi planlanıyor.

ABD Askeri Üslerinde Gıdaları Bozan Dondurucu Arızalarında Siber Saldırı Şüphesi
Görsel kaynağı: Rzeczpospolita · Özgün haber

ABD Askeri Üslerinde Gıdaları Bozan Dondurucu Arızalarında Siber Saldırı Şüphesi

ABD'deki askeri üslerde ağustos ayında yaşanan bir dizi gizemli dondurucu arızasının, gıdaların bozulmasına yol açtığı bildirildi. Pentagon, olayların bir siber saldırının sonucu olduğundan şüpheleniyor. Reuters’ın konuyu bilen yetkililere dayandırdığı habere göre arızalar, ABD genelindeki askeri üslerde gıda muhafazasını etkiledi. Pentagon’un değerlendirmesi, dondurucuların gıdayı soğutmak yerine ısıtmasına ilişkin olayların arkasında bilgisayar korsanlarının bulunabileceği yönünde.

Dünya Bankası: Küresel Gıda Fiyatları 2025-2027 Döneminde %18 Artabilir
Görsel kaynağı: Biznisinfo · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası: Küresel Gıda Fiyatları 2025-2027 Döneminde %18 Artabilir

Dünya Bankası, küresel gıda fiyatlarının 2025-2027 döneminde %18 artabileceğini öngördü. Kurum, tahminin çatışmaların yol açtığı tedarik kesintileri ve iklim olayı El Niño'nun beklenen etkilerine dayandığını belirtti. Kurumun tahminlerine göre enerji fiyatları 2026'da %32 yükselebilecek, ardından 2027'de kısmen gerileyebilecek. Brent petrolünün ortalama varil fiyatının 2025'teki 69 dolardan, kaynak metninde yılı açıkça belirtilmeyen “bu yıl” döneminde 91 dolara çıkıp 2027'de 79 dolara düşmesi bekleniyor. Bu senaryo, Orta Doğu'daki savaşın 3 Kasım'daki ABD Kongre seçimlerinden sonra sürmeyeceği varsayımına dayanıyor. Çatışmanın devam etmesi halinde Brent petrolünün 2027'de varil başına 105 dolara ulaşabileceği ve gıda fiyatlarının temel senaryoya göre %12 daha artabileceği ifade edildi. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasasının aynı anda birkaç büyük şoktan etkilendiğini ve bunun gıda arz güvenliği açısından sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Dünya Bankası ayrıca gübre fiyatlarının 2026'da %14 artarak 2027'de 2025 seviyesine dönmesini bekliyor. Metal fiyatları %25, değerli metal fiyatları ise jeopolitik ve ekonomik belirsizlik nedeniyle %40'a kadar yükselebilir.

Mısır, Stratejik Tahıl ve Soya İthalatında Kaynaklarını Çeşitlendiriyor
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber

Mısır, Stratejik Tahıl ve Soya İthalatında Kaynaklarını Çeşitlendiriyor

Mısır, küresel ticarette savaşlar ve uluslararası krizlerin yol açtığı risklere karşı stratejik tarım ürünleri ithalatında tedarik kaynaklarını çeşitlendirmeye yöneliyor. Mısır Tarım Karantinası Merkez İdaresi Başkanı Muhammed el-Mansi, ülkenin temel ürün ihtiyaçlarını karşılamak için birden fazla ithalat menşei açtığını açıkladı. Yeni kaynaklar arasında Rusya, Ukrayna, Fransa, Kanada, ABD, Avustralya ve Hindistan sayıldı. Çeşitlendirmenin odağında buğday, mısır ve soya bulunuyor. El-Mansi, siyasi ve askerî krizlerin sevkiyat akışını bozabileceğini ve taşıma maliyetlerini artırabileceğini belirtti. Çoklu tedarik yapısının, Mısır’ın kaynaklar arasında fiyat, nakliye giderleri ve teknik şartlara göre seçim yapmasına esneklik sağlaması hedefleniyor.

Güney Afrika’da Kiraz Sezonu Erken Başladı, Ceres’te Üretim %50’den Fazla Düşebilir
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Kiraz Sezonu Erken Başladı, Ceres’te Üretim %50’den Fazla Düşebilir

Güney Afrika’nın 2026 kiraz sezonu, geleneksel takvimden iki ila üç hafta önce, ekim başında başladı. Tru-Cape Fruit Marketing’in aktardığına göre sezonun ilk meyveleri 8 Ekim’de hasat edilip paketlendi. Ancak ülkenin başlıca kiraz üretim bölgesi Ceres’te üretim hacminin önceki sezona göre %50’den fazla düşebileceği öngörülüyor. Üretimdeki gerileme, sektör tarafından öncelikle çiçeklenme dönemindeki olumsuz hava koşullarına bağlanıyor. Tru-Cape Tedarik Direktörü Calla du Toit, erken çeşitlerin ağustos sonundaki olağanüstü yüksek sıcaklıkların görüldüğü bir hafta içinde çiçeklendiğini belirtti. Şirketin değerlendirmesine göre sıcaklıklar, tozlaşma için etkili süreyi kısaltarak meyve tutumunu azaltmış olabilir. Ardından sıcaklıkların düşmesi, üretimin bir bölümünde soğuk zararına yol açmış olabilir. Düşük üretim beklentisine karşın ilk meyvelerde kalite göstergeleri olumlu oldu. Tru-Cape, kirazların 30 milimetreye kadar kalibreye ve yüksek şeker seviyelerine ulaştığını bildirdi. Daha az meyve bulunması, ürünün optimum olgunlukta toplanmasına daha fazla dikkat edilmesini sağlarken, şirket yeterli iş gücünün bu çalışmayı kolaylaştırdığını belirtti. Buna karşılık düşük hacim, üreticiler açısından ekonomik bir zorluk oluşturuyor. Tru-Cape, arzın azalması ve Güney Afrika’da iç talebin güçlü seyretmesi nedeniyle ticari programlarında yerel pazara öncelik vermeyi planlıyor. Şirket, fiyatların geçen sezondan biraz daha yüksek olmasını bekliyor. İhracatta ise önceki sezon yaklaşık %15 olan payı bu sezon %20’ye yaklaştırmayı hedefliyor; ancak her operasyon için lojistik maliyetleri, taşıma riskleri ve beklenen kârlılık değerlendirilecek.

Uzman: Rejeneratif Tarım Uygulamaları Göstergelerle Ölçülmeli
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Uzman: Rejeneratif Tarım Uygulamaları Göstergelerle Ölçülmeli

Rejeneratif tarımın yalnızca kullanılan uygulamaların listelenmesiyle tanımlanamayacağı, üretim alanında hangi sonuçların ortaya çıktığının göstergelerle izlenmesi gerektiği belirtildi. Vitalforce Üst Yöneticisi Sheilla Albuquerque, rejeneratif tarımın verimlilik, iklim, finansman, tedarik zincirleri ve tarımın geleceğiyle bağlantılı olarak önem kazandığını söyledi. Albuquerque’ye göre bundan sonraki aşama, hangi unsurların gerçekten yenilendiğini ve bu değişimin çiftlikte ne sonuç verdiğini uygulamada ortaya koymak. Uzman, doğrudan ekim, münavebe, toprak örtüsü, üretim sistemlerinin entegrasyonu, biyolojik girdilerin kullanımı ve suyun korunmasının rejeneratif sürece katkı sağlayabileceğini belirtti. Ancak bu araçların benimsenmesi, bir alanın kendiliğinden rejeneratif hale geldiğini kanıtlamıyor. Albuquerque, teknoloji seçimine geçmeden önce üretim alanındaki temel sorunun anlaşılması gerektiğini; aksi halde yatırımların asıl sınırlamayı çözmeden yapılabileceğini ifade etti. Albuquerque’ye göre toprak değerlendirmesinde yalnızca kimyasal verimlilik göstergelerine veya bitki örtüsüne odaklanmak eksik sonuçlara yol açabilir. Kimyasal analizler iyi besin düzeyleri gösterse bile toprakta sıkışma, düşük su sızması veya kök gelişimini sınırlayan koşullar bulunabilir. Benzer şekilde, iyi bitki örtüsü besin dengesizliklerini ya da düşük biyolojik etkinliği gizleyebilir. Kuraklık, aşırı sıcak veya yoğun yağış dönemlerinde toprak yapısı, kök derinliği, örtü ve su depolama kapasitesi bitkinin stres karşısındaki tepkisini etkiliyor. Bu nedenle değişimin toprakta, kaynak kullanımında, bitki tepkisinde ve üretim istikrarında birlikte ölçülmesi gerekiyor.

Mısır’ın Tarım Ürünleri İhracatı 2024’te 8,6 Milyon Tona Ulaştı
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’ın Tarım Ürünleri İhracatı 2024’te 8,6 Milyon Tona Ulaştı

Mısır Tarım Karantinası Başkanı Muhammed el-Mansi, ülkenin tarım ürünleri ihracatının 2024’te yaklaşık 8,6 milyon tona ulaştığını açıkladı. El-Mansi, bu hacmin tarım sektörünün Mısır’ın ihracatına ve döviz kaynaklarına katkısını gösterdiğini belirtti. El-Mansi’ye göre küresel ticarette yaşanan aksaklıklar, jeopolitik gerilimler ve savaşlar, tarım ürünlerinin taşınmasını ve ihracatçıların dış pazarlara erişimini zorlaştırıyor. Rusya-Ukrayna savaşı da ülkeler arasındaki mal hareketlerini etkileyen gelişmeler arasında gösterilirken, artan navlun maliyetleri ve bazı gemilerin varış noktalarına ulaşamaması uluslararası ticarette ek sorun yaratıyor. Bu koşullar, ürün ihtiyacını karşılamaya çalışan bazı ülkelerin tedarik kapasitesini de etkiliyor. Mısır’ın ihracat performansını ve küresel rekabet gücünü koruyabilmesi için yeni pazarlar açması, dış pazarlardaki varlığını genişletmesi ve ithalatçı ülkelerin teknik ile sağlık koşullarına uyması gerektiği ifade edildi. Tarım Karantinası’nın muayene ve denetim işlemleriyle ürünlerin gerekli standartları karşılamasını sağladığı belirtildi. El-Mansi, uluslararası rekabetin yalnızca üretim hacmine değil, ürün kalitesine, şartnamelere uyuma ve sevkiyatın zamanında yapılmasına da bağlı olduğunu söyledi.

Dünya Bankası: Gıda Fiyatları 2025-2027 Arasında %18 Artabilir
Fotoğraf: WANG Zhao / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası: Gıda Fiyatları 2025-2027 Arasında %18 Artabilir

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası, gıda fiyatlarının 2025-2027 arasında %18 artmasını bekliyor. Kurumun emtia piyasalarına ilişkin tahminlerine göre yükselişte, çatışmaların yol açtığı tedarik güçlükleri ile bu kış beklenen olağanüstü El Niño etkili olacak. Banka, enerji fiyatlarının da bu yıl %32 artacağını, ardından 2027'de kısmen gerileyeceğini öngörüyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişin önemli nedenlerinden biri Orta Doğu'daki çatışma olarak gösteriliyor. Brent petrolünün ortalama fiyatı 2025'te 69 dolardan bu yıl 91 dolara çıktı. Dünya Bankası, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı şubatta başlattığı çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından yeniden başlamaması koşuluyla Brent'in gelecek yıl ortalama 79 dolara gerilemesini bekliyor. Çatışmanın yeniden başlaması halinde ise Brent fiyatının 2027'de ortalama 105 dolara çıkabileceği ve gıda fiyatlarının medyan senaryoya göre %12 daha artabileceği belirtiliyor. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasasının aynı anda birden fazla büyük şoktan etkilendiğini ve bunun gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu söyledi. Kose, önceliğin en yoksul nüfusun korunmasına ve ağır borç yükü taşıyan düşük gelirli ülkelere destek verilmesine ayrılması gerektiğini belirtti. Enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle küresel petrol talebinin bu yıl %2,5 düşmesi, petrol sevkiyatlarının ise %5,2 gerilemesi bekleniyor. Gübre fiyatlarının bu yıl %14 artmasının ardından 2027'de 2025 seviyelerine dönmesi, metal fiyatlarının ise 2026'da %25 yükselmesi öngörülüyor.

Dünya Bankası Gıda Fiyatlarında 2026 İçin %10 Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: Bangkok Post · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası Gıda Fiyatlarında 2026 İçin %10 Artış Bekliyor

Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasalarının aynı anda birçok büyük şokla karşı karşıya olduğunu belirtti. Kurumun Emtia Piyasaları Görünümü raporuna eşlik eden açıklamaya göre yüksek enerji maliyetleri ve ticaretteki aksamalar, geniş bir emtia grubunda fiyatları artırarak enflasyon, gıda güvensizliği ve ekonomik büyüme üzerindeki baskıyı artırıyor. Dünya Bankası, gıda fiyatlarının 2026'da %10, sonraki yıl ise %7 yükselmesini bekliyor. Raporda, gıda fiyatlarındaki artış beklentisinin çatışmalardan etkilenen tahıl tedarik hatları, aşırı El Niño'nun yol açabileceği hava olayları ile yüksek yakıt ve gübre fiyatlarıyla bağlantılı olduğu belirtildi. El Niño'nun gıda üreticileri açısından birçok bölgede sel, kuraklık ve sıcaklık stresini artırması bekleniyor. Enerji fiyatlarının bu yıl %32 artmasının, ardından 2027'de yavaşlamasının öngörüldüğü bildirildi. Bu tahmin, İran ve Ukrayna'daki çatışmaların şiddetlenmemesi koşuluna bağlandı. Küresel petrol arzının da Orta Doğu ile Rusya-Ukrayna savaşlarının etkisiyle 2026'da %5,2 azalması bekleniyor. Bu düşüş, pandemi dönemi dışında kırk yılı aşkın sürenin en büyüğü olarak değerlendiriliyor. Dünya Bankası, güçlü bir El Niño'nun ortaya çıkması, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Karadeniz'deki tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırıların yoğunlaşması veya İran savaşı nedeniyle enerji fiyatlarının yeniden sıçraması halinde gıda krizi yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bu risklerin birlikte gerçekleştiği olumsuz senaryoda Brent petrolünün 2027'de varil başına ortalama 105 dolara, gıda emtia fiyatlarının ise temel tahminin %12 üzerine çıkabileceği ve 2022 seviyesini aşabileceği belirtildi. Kose, önceliğin en yoksul insanları korumak ve ağır borç yükleriyle mücadele eden düşük gelirli ülkeleri desteklemek olması gerektiğini söyledi.

Hindistan’ın Soya Fasulyesi İthalatı Rekor Düzeye Çıktı
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’ın Soya Fasulyesi İthalatı Rekor Düzeye Çıktı

Hindistan’ın soya fasulyesi ithalatı 2025/26 döneminde, bir önceki yıldaki yaklaşık 2.000 tondan rekor 1,1 milyon metrik tona yükseldi. Soya İşleyicileri Birliği’nin (SOPA) verilerine göre artış, yurtiçi fiyatların yükselmesiyle değirmenlerin yurt dışından alımlarını artırmasıyla gerçekleşti. Hindistan yalnızca genetiği değiştirilmemiş soya ithalatına izin verdiği için tedarik Benin, Nijer, Togo ve Nijerya gibi birkaç Afrika ülkesiyle sınırlı kaldı. Tacirlerin tahminine göre Nijer, 30 Eylül’de sona eren pazarlama yılında 430.000 tondan fazla sevkiyatla Hindistan’ın en büyük tedarikçisi oldu. Gümrük makamları ise Nijer menşeli beyan edilen bazı yükleri, Nijerya’dan gelmiş ve vergiden kaçınmak için yanlış etiketlenmiş olabileceği şüphesiyle soruşturuyor.

Cezayir’in Sığır İthalatını Kapatması, 635 Milyon Dolarlık Süt Projesini Baskılayabilir
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Cezayir’in Sığır İthalatını Kapatması, 635 Milyon Dolarlık Süt Projesini Baskılayabilir

Cezayir’in sığır ithalatı pazarını kapatmasının, Katar merkezli Baladna’nın ülkede yürüttüğü 635 milyon ABD doları değerindeki süt projesi sözleşmesi üzerinde baskı oluşturabileceği bildirildi. Baladna, bir yıldan biraz daha uzun süre önce Cezayir’de entegre bir süt çiftliği ve süt tozu üretim tesisi kurmak için sözleşmeler imzalamıştı. Şirket, Cezayir hükümetiyle Ulusal Yatırım Fonu aracılığıyla ortak girişim kurdu. Bildirilen 3,5 milyar dolarlık yatırım; GEA tarafından inşa edilecek üretim tesisi ile tedarikçi çiftliklerinden oluşacak ve 117.000 hektara yayılan işletmelerde 270.000’den fazla sığırı kapsayacak.

Kıbrıs Bütçesinde Su Krizi ve Tarım-Hayvancılık Desteklerine Milyonlarca Avro Ayrıldı
Görsel kaynağı: Reporter Cyprus · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Bütçesinde Su Krizi ve Tarım-Hayvancılık Desteklerine Milyonlarca Avro Ayrıldı

Kıbrıs devlet bütçesinde su krizine karşı su alımı, hayvan hastalıkları nedeniyle zarar gören hayvancılara tazminat ve tarım-hayvancılık sektörünü destekleme amacıyla milyonlarca avroluk kaynak öngörülüyor. Tarım Bakanlığı bütçesinde içme suyu alımı için 168 milyon avronun üzerinde, hayvanlarını veya ilgili eşyalarını kaybeden hayvancılara tazminat için 8 milyon ve üretici destek planları için 7,5 milyon avronun üzerinde ödenek yer alıyor. Harcamalar; su temini, hayvan hastalıkları kaynaklı kayıpların karşılanması ve üretim ile geliri etkileyen risklere karşı destek olmak üzere üç ana alanda toplanıyor. Tarım ve hayvancılık sektörüne ayrılan 7.590.000 avroluk kredi, olumsuz hava koşulları ve doğal afetlerden kaynaklanan zararların tazminine yönelik planları kapsıyor. Kaynakta ayrıca zararların önlenmesi ve hasar gören üretim kapasitesinin yeniden oluşturulması için destekler, olumsuz hava koşulları ve doğal afetlerden etkilenen üreticilere yönelik acil yardım planları ile belirli çiftçi, hayvancı ve balıkçı gruplarına ekonomik yardım öngörülüyor. Renkli tarım mazotu yararlanıcıları için de tarımsal araçlarda kullanılan motorine destek planlanıyor; destek hesabında tüketim miktarı, toplam renkli mazot tüketiminin %10'unu aşamayacak. Su Geliştirme Dairesi için öngörülen 168.069.000 avroluk su alımı bütçesi, arıtma tesislerinden içme suyu ile atık su arıtma istasyonlarından geri dönüştürülmüş su tedarikini kapsıyor. Lurucina'ya 13 bin metreküp içme suyu verilmesi ve toplulukların acil ihtiyaçlarını karşılamak üzere özel kuyulardan su alınması da planın içinde bulunuyor. Bütçede, Kıbrıs genelindeki su temini sistemlerinin iyileştirilmesi için hükümet ve ilgili toplulukların katkısıyla yürütülecek çalışmalara 2 milyon avro ayrılıyor. Su ve sulama altyapısında Genişletilmiş Limasol Bölgesi su temini projesi için 375 bin avro, Solea Sulama Projesi için 600 bin avro öngörülüyor. Solea projesi; baraj, ana sulama hatları, su depoları, pompa istasyonları ve sulama şebekelerini içeriyor. Projenin sulama şebekeleri, etüt ve denetim dahil tahmini toplam maliyeti yaklaşık 31 milyon avro olarak veriliyor; 600 bin avroluk kalem bu toplam maliyetin tamamını ifade etmiyor. Ayrıca iki sulama projesi için toplam 1 milyon avro ayrılması planlanıyor. Veterinerlik Hizmetleri bütçesindeki 8 milyon avro, hayvan hastalıklarıyla mücadele kapsamında hayvanların itlaf edilmesi veya eşyaların imha edilmesi durumunda sahiplerine yapılacak tazminatları kapsıyor. Kaynakta salmonelloz, kuş gribi ve diğer acil hayvan hastalıklarına ilişkin kayıplar ile yeniden faaliyete geçecek hayvancıların gelir kaybına yönelik destekten söz ediliyor. Bunun yanında 2023-2027 Ortak Tarım Politikası Stratejik Planı kapsamında, Kıbrıs Tarımsal Ödemeler Kurumu Ödeme Fonu'na devlet katkısı için 12 milyon avro kredi öngörülüyor.

Avustralya-AB Ticaret Anlaşması İçin Senato Onayı Bekleniyor
Görsel kaynağı: The Conversation Australia · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya-AB Ticaret Anlaşması İçin Senato Onayı Bekleniyor

Avustralya ile Avrupa Birliği, yaklaşık sekiz yıl süren müzakerelerin ardından mart ayında kapsamlı bir serbest ticaret anlaşması üzerinde uzlaştı. Anlaşma, ikili tarifelerin neredeyse tamamını kaldırıyor ve Avustralya mal ihracatının %98’ini kapsıyor. Hükümet anlaşmayı imzalasa da yürürlüğe girmesi için Avustralya Parlamentosunun tarife cetvellerini değiştirecek yasaları kabul etmesi gerekiyor. Alt meclisten geçiş kesin görülürken, asıl belirsizlik Canberra’daki Senato oylamasında bulunuyor. İşçi Partisi Senatoda 76 sandalyenin 30’una sahip ve anlaşmanın kabulü için dokuz ek oya ihtiyaç duyuyor. Koalisyonun tutumu belirleyici olabilir; ancak blok içinde görüş ayrılığı bulunuyor. Ulusal Parti senatörleri Matt Canavan ile Bridget McKenzie, sığır eti, kuzu eti ve süt ürünlerinde elde edilen kazanımları yetersiz bularak anlaşmaya karşı çıkacaklarını açıkladı. Liberaller ise bu tutuma hızla karşı çıktı, ancak bazı üyeler iklim ve çalışma haklarına ilişkin yükümlülüklerle ilgili kaygılarını sürdürdü. Ticaret Bakanı Don Farrell, sığır eti sektörünün 3 milyar Avustralya doları tutarında yeni ticaret istediğini, anlaşmanın ise 2 milyar Avustralya doları sağladığını söyledi. Buna rağmen düzenleme, Avustralya’nın özel sığır eti kotasını aşamalı olarak 4.400 tondan 35.000 tona çıkarıyor ve mevcut %20 tarifeyi ilk günden kaldırıyor. Avrupa Komisyonu sözcüsü Olof Gill de müzakerelerin tamamlandığını ve yeniden müzakere yapılamayacağını belirtti. Anlaşmanın kapsamı tarım ürünleriyle sınırlı değil. Metin, kritik minerallerin madenciliği, işlenmesi ve yatırımı konusunda iş birliğini destekliyor. AB’nin ilgili düzenlemesi, 2030’dan itibaren herhangi bir stratejik mineralin en fazla %65’inin tek bir ülkeden gelmesini öngörüyor. Alice Springs yakınındaki Nolans nadir toprak elementleri projesi için Almanya’nın KfW bankasından 84 milyon Avustralya doları yatırım ve Siemens Gamesa ile uzun vadeli tedarik anlaşması bildirildi.

Macaristan, Ukrayna Tahılının Demiryolu Transitine Koşullu Destek Sinyali Verdi
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

Macaristan, Ukrayna Tahılının Demiryolu Transitine Koşullu Destek Sinyali Verdi

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, Brüksel’de yaptığı görüşmede Macaristan, Polonya, Romanya ve Slovakya’dan Ukrayna tahıl sevkiyatlarının demiryoluyla transitine izin vermelerini istedi. Macaristan Başbakanı Magyar Péter ise yüklerin yalnızca Macaristan’dan geçerek başka ülkelere gitmesi koşuluyla taşımaların önüne engel koymayacağını belirtti. Önerilen modelde özellikle mısırın kapalı demiryolu vagonlarıyla Batı Avrupa pazarlarına ulaştırılması hedefleniyor. Girişimin arka planında, Rusya’nın saldırılarının Karadeniz üzerinden yapılan ihracatı ciddi biçimde aksatması bulunuyor. Ukrayna’nın tahıl ve yağlı tohum ihracatının yaklaşık %90’ı geleneksel olarak Karadeniz üzerinden uluslararası pazarlara ulaşıyordu. Demiryolu transitinin yeniden başlatılması, Ukrayna tarım ürünlerinin Macaristan’a ithalatına izin verilmesi anlamına gelmiyor; transit yüklerin başka ülkelere gitmesi gerekiyor. Kaynakta, kapalı vagonlar, belgelenmiş güzergâhlar ve uygun denetimle transit tahılın Macaristan pazarında ortaya çıkması ve arzda bozulma yaratması riskinin azaltılabileceği belirtiliyor. Avrupa Komisyonu’nun ağustos tahminine göre AB’nin 2026 mısır üretimi 50,1 milyon ton olabilir. Bu miktar yaklaşık 20 yılın en düşük seviyesi olabilir ve önceki üç yılın ortalamasının yaklaşık %20 altında kalabilir. Transit, Ukrayna’nın ihracat lojistiğindeki sorunları hafifletebilir ve Avrupa’daki alıcı pazarların tedarikine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte Orta Avrupa ülkeleri, transit uygulamasının yerli tahıl üreticilerinin piyasa durumunu kötüleştirmemesini istiyor.

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor

İtalya'nın mısır üretimi 2025'te 5,5 milyon tonda kaldı. Bu miktar, yaklaşık 12 milyon ton olarak verilen yıllık ihtiyacın oldukça altında bulunurken, ithalat 7 milyon tona ulaştı. 2026 için ise hasadın yaklaşık 4 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Roma'da düzenlenen ve Cibo per la Mente, Assalzoo, Origin Italia ile İtalyan Mısır Üreticileri Birliği tarafından desteklenen toplantıda sektör temsilcileri, mısır üretiminin tarım politikalarının merkezine alınmasını istedi. Üretimdeki daralmanın uzun vadeli bir niteliğe sahip olduğu belirtiliyor. Dane mısır ekim alanları 2000'de 1,06 milyon hektarken 2025'te 541 bin hektara indi. İtalya'nın mısır üretimi de 2006'daki 9,6 milyon tondan 2025'te 5,5 milyon tona geriledi; kaynak bu düşüşün 20 yılda %40'ın üzerinde olduğunu aktarıyor. Sektör, yetersiz kârlılık, artan üretim maliyetleri ve fiyat oynaklığını başlıca nedenler arasında sıralıyor. İklim değişikliğinin verim ve tahılların sağlık kalitesi üzerindeki etkileri, mikotoksin riskiyle birlikte üretim zincirine ek baskı oluşturuyor. Po Havzası'nda üre kullanımının 2028'den itibaren yasaklanmasına ilişkin endişeler de dile getiriliyor. Ayrıca azalan ulusal arz ortamında mısırın gıda ve enerji amaçlı kullanımları arasındaki rekabetin, hayvancılık için gerekli hammaddenin bulunabilirliği açısından önem taşıdığı belirtiliyor. Mısır, hayvan yeminin temel hammaddelerinden biri olduğu için arzındaki gerileme, hayvancılık işletmelerinin yanı sıra süt ürünleri, et ve yumurta zincirlerinin rekabet gücünü etkiliyor. Mısırın bulunabilirliği, kalite, izlenebilirlik ve ürün şartnamelerine bağlı Dop ve Igp kapsamındaki peynir ve şarküteri ürünleri için de önem taşıyor. Sektör, gelecek Ortak Tarım Politikası kapsamında mısıra özgü eşleştirilmiş destek verilmesini ve üretimin ekonomik açıdan daha cazip hale getirilmesini istiyor. Kamu desteklerine ek olarak, özellikle Dop ürünlerine yönelik çok yıllı mısır tedarik zinciri sözleşmeleri öneriliyor. Bu sözleşmelerle üreticilere daha fazla istikrar, alıcılara ise daha öngörülebilir tedarik sağlanması ve piyasa dalgalanmalarına maruziyetin azaltılması hedefleniyor. Dop ve Igp zincirleri için istisnai durumlarda, mevzuata ve ürün şartnamelerine uygun geçici esneklik araçlarının değerlendirilmesi de gündemde; öncelik, yeterli, güvenli ve kaliteli ulusal mısır arzının korunması olarak ifade ediliyor. Üretimin yeniden güçlendirilmesi için genetik ıslah, Yardımlı Evrim Teknikleri ve daha verimli agronomik uygulamalar öne çıkarılıyor. Ancak sektör ve akademi temsilcileri, yenilikçi araçların maliyetleri ile uzmanlık gereksiniminin özellikle küçük işletmeler açısından erişimi sınırlayabileceğini belirtiyor. Amedeo Reyneri Di Lagnasco, işletmeler arasındaki işbirliği ve kümelenmenin yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırabileceğini savunurken, araştırma temsilcileri iklim etkileri ve mısırın sağlık kalitesi sorunlarına yönelik izleme ile genetik geliştirme çalışmalarının sürdürülmesi gerektiğini aktarıyor.

Fransa'da Toplu Yemek Hizmetlerinde Avrupa Ürünleri Tercihi Uygulanıyor
Görsel kaynağı: Réussir · Özgün haber
Veri haberi

Fransa'da Toplu Yemek Hizmetlerinde Avrupa Ürünleri Tercihi Uygulanıyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fransa'da tarım acil durum yasası kapsamında yayımlanan yeni düzenleme, toplu yemek hizmetlerinde Fransız ve Avrupa ürünlerine öncelik verilmesini uygulamaya koyuyor. 25 Ekim'de resmî gazetede yayımlanan metin, kamu kantinlerinde Avrupa tercihi mekanizmasını desteklemek için elektronik bildirim yükümlülükleri getiriyor. Uygulamanın ilk yılında esneklik tanınacak. Tarım Bakanlığına göre basitleştirilmiş elektronik bildirim 2027'den itibaren genelleştirilecek ve Fransız ile Avrupa tedarikindeki ilerlemeyi izlemek üzere her yıl istatistiksel değerlendirme yayımlanacak.

Birleşik Krallık Hükümeti Hanelere Üç Günlük Gıda ve Su Stoku Önerdi
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık Hükümeti Hanelere Üç Günlük Gıda ve Su Stoku Önerdi

Birleşik Krallık hükümeti, hanelerin hava koşulları, siber saldırılar veya başka ciddi acil durumlarda en az 72 saat dayanabilmesi için gıda ve su stoku oluşturmasını önerdi. “Be Ready” kampanyası kapsamında her kişiye üç gün boyunca içme suyu sağlanması, bunun da kişi başına günde üç litre su depolanması istendi. Yemek pişirme ve yıkama için içme suyu miktarından daha fazlasının gerekebileceği belirtildi. Hazırlık çağrısının arkasında iklim krizinin etkileri, teknolojik bağımlılık ve düşman devletlerin tehditlerine ilişkin artan endişeler bulunuyor. Güvenlik Bakanı Dan Jarvis, önerileri günlük acil durumlara hazırlık ve ulusal dayanıklılığı artırmaya yönelik daha geniş toplum çalışmalarının parçası olarak değerlendirdi. Savunma Bakanı Wes Streeting ise Rusya veya diğer düşman güçlerin günlük altyapıyı hedef alan devlet destekli terör tehdidine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi. Yönergelerde üç gün yetecek bozulmayan gıdanın yanı sıra el dezenfektanı, ıslak mendil ve tuvalet malzemeleri de sıralandı. Aydınlatma ve ısınma için yedek pilli fener, battaniye, uyku tulumu ve sıcak giysi; iletişim için pilli veya kurmalı FM radyo, şarj edilmiş taşınabilir şarj cihazı ve önemli telefon numaralarının bulundurulması tavsiye edildi. İlk yardım kiti, gerekli ilaçlar ve tıbbi malzemeler de hazırlık listesinin parçası olarak yer aldı. Listede ayrıca nakit para, kartlar, kimlik belgeleri ile tıbbi ekipman talimatlarının basılı kopyaları bulunuyor. Bebekler için mama, bez ve ıslak mendil; evcil hayvanlar içinse mama ve şişelenmiş su stoklanması öneriliyor.

Azotlu Gübre Fiyatları Yükselirken Tahıl Fiyatları Düşüyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Azotlu Gübre Fiyatları Yükselirken Tahıl Fiyatları Düşüyor

Dünya ve Avrupa piyasalarında azotlu gübre fiyatları yükselirken tahıl fiyatları geriliyor. Bu gelişme, gübre maliyeti ile ürün geliri arasındaki makası çiftçiler aleyhine açıyor ve gübre alımını zorlaştırıyor. Avrupa’da doğal gaz fiyatının yaklaşık 100 avro/MWh’ye çıkarak dört yılın en yüksek seviyesine ulaşması, bölgede üretilen azotlu gübrelerin maliyetini de yukarı çekiyor. Küresel üre piyasasında Mısır ve Hindistan kaynaklı gelişmeler de Avrupa tedarikini pahalılaştırıyor. Mısır’da üre fiyatı ekim sonunda bir hafta içinde yaklaşık 467 dolardan 535 dolar/tona yükseldi; bu artış Avrupa’ya teslimat maliyetini yaklaşık 60 avro/ton artırdı. Hindistan’ın son alım ihalesinde talep edilen 1,7 milyon tonun yalnızca 410 bin tonu sipariş edildi. İhracatçıların teklif edilen fiyatları düşük bulması nedeniyle Hindistan’ın ihtiyacının önemli bölümü karşılanmadı. Baltık limanlarında üre fiyatı 680 avro/tona çıktı ve ekim ayında 25 avro/ton arttı. Kalsiyum amonyum nitratın (KAS) fiyatı da yaklaşık 10 avro yükselerek 470 avro/tona ulaştı. Avrupa’daki gaz depolarının kış başında yaklaşık %70, Almanya’dakilerin ise %61 dolu olması ve Orta Doğu’dan sıvılaştırılmış doğal gaz akışlarının gergin seyretmesi, üreticilerin hareket alanını sınırlıyor. Buna karşın, alıcı sayısının düşük olması tedarik sıkışıklığının henüz fiyatlara tam yansımamasını sağlıyor. Kaynağa göre kış sonrasında alımlar yeniden hızlanırsa fiyat baskısı artabilir. DAP fosfor gübresi Baltık limanlarında 910 avro/tonda sabit kalırken, amonyum sülfatta yeni sevkiyatların vergiler ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’na tabi olması fiyat düşüşü ihtimalini sınırlıyor.