ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

230 haber · Sayfa 5

Fas’ta Tarımsal Agregasyon Küçük Üreticilere Ulaşamıyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Tarımsal Agregasyon Küçük Üreticilere Ulaşamıyor

Fas’taki tarımsal agregasyon modeli, küçük üreticilerin verim ve gelirlerini artırma potansiyeli göstermesine rağmen ülke genelindeki işletmelerin sınırlı bir bölümüne ulaşabiliyor. AgriMaroc’ta yayımlanan ve Dr. El Houssain Bouichou imzasını taşıyan değerlendirmeye göre model, 04-12 sayılı yasanın kabulünden 14 yıl sonra hâlâ birkaç ürün grubu ve bölgede yoğunlaşıyor. Modelde sanayi kuruluşu, ihracatçı veya meslek kuruluşu, üreticilerle sözleşme yaparak teknik danışmanlık, girdi ve kimi durumlarda finansman sağlıyor. Bunun karşılığında düzenli ve kaliteli ürün tedariki hedefleniyor. Yazıya göre bu yapı küçük üreticiye güvenli bir pazar ve tek başına ulaşamayacağı bilgi birikimini sunarken, alıcıya da izlenebilir hammadde ve istikrarlı hacim sağlıyor. Tarım Bakanlığının verilerine göre Yeşil Fas Planı’ndan bu yana 109 agregasyon projesi uygulandı. Bu projeler 167.000 hektarı ve 163.000 hayvanı kapsarken 59.000 üreticiye ulaştı. Agregasyona dahil bitkisel üretim yapanların %80’i 5 hektardan küçük işletmelere, hayvansal üretim yapanların %65’i ise 5’ten az hayvana sahip işletmelere karşılık geliyor. Bakanlık, ürün gruplarına göre verim artışının %80’e, gelir kazanımının hektar başına 15.000 dirheme kadar çıkabildiğini bildiriyor. Buna karşın 59.000 üretici, yaklaşık 1,5 milyon işletmenin bulunduğu ülkede agregasyonun işletmelerin %4’ünden azına ulaştığını gösteriyor. Tarımsal Kalkınma Ajansının 2022 verileriyle sonraki dört yılın karşılaştırmasında proje sayısı %68 artarken agregasyona dahil üretici sayısı yalnızca %4 yükseldi, kapsanan alan ise yaklaşık %10 geriledi. Bu nedenle yazara göre değerlendirmede yalnızca onaylanan proje sayısı değil, üreticilerin sistemde kalıcılığı da ölçülmeli. Program sözleşmelerinde 2023’te tanımlanan 189 projenin 63’ü onaylandı, 44’ü agregasyon belgesi aldı. Ajans 2024’te 18, 2025’te 14 yeni projeyi onayladı. Yeşil Nesil’in başlangıcında açıklanan 300 proje hedefine 2030’a kadar ulaşılması için yılda yaklaşık 50 yeni proje oluşturulması gerektiği, bunun mevcut hızın yaklaşık üç katı olduğu belirtiliyor. Ayrıca şeker bitkileri, süt ve yağlı tohumlar 2022’de üreticilerin yaklaşık %90’ını, üç bölge ise %68’ini oluşturdu. Yazı, modelin yayılmasının önündeki engeller arasında küçük üreticilerin fiyat ve kalite koşullarını sınırlı biçimde müzakere edebilmesini, geciken ödemeleri, hızlı uyuşmazlık çözümü eksikliğini ve parçalı arazi yapısını sayıyor. CESE’ye göre küçük tarım arazilerinin yaklaşık %88’i kayıtlı değil; 5 hektardan küçük işletmelerin %66’sı ortak mülkiyet durumunda. Yazar, kooperatiflerin profesyonelleştirilmesini, daha dengeli sözleşmeleri ve agregasyonun tahıl, baklagil, koyun yetiştiriciliği ile bour bölgelerine genişletilmesini öneriyor.

Palm Yağı Fabrikası Atığından Biyometan İçin 15 Yıllık Anlaşma
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber
Veri haberi

Palm Yağı Fabrikası Atığından Biyometan İçin 15 Yıllık Anlaşma

Endonezya’da reNIKOLA Holdings Sdn Bhd’nin iştiraki PT reNIKOLA Primer Satu, PT Gagas Energi Indonesia (PGN Gagas) ile 15 yıllık sıkıştırılmış biyometan gazı (CBG) alım anlaşması imzaladı. Anlaşma, Kuzey Sumatra’daki PT Karya Pratama Niagajaya’ya (KPNJ) ait palm yağı fabrikasında geliştirilecek projeden üretilecek CBG’nin uzun vadeli tedarikini kapsıyor. KPNJ ile Yap-Sahip Ol-İşlet-Devret (BOOT) modeliyle yürütülecek projenin yatırım tutarı 5 milyon ABD dolarını aşacak. Proje, palm yağı fabrikalarının sıvı atığı POME’yi işleyerek biyogaz üretecek. reNIKOLA bu amaçla anaerobik işleme ve biyometan arıtma tesisleri kuracak; elde edilen biyogaz, PGN Gagas’a gönderilmeden önce CBG’ye dönüştürülecek. Tesisin 2028’in ikinci çeyreğinde ticari işletmeye başlaması ve yılda 102.000 MMBtu’nun üzerinde CBG üretmesi öngörülüyor. Metanın daha önce atmosfere salınma potansiyelinin bulunduğu süreçte yakalanması sayesinde projenin yılda yaklaşık 28.000 ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunu önlemesi bekleniyor. Şirket, bu modelle palm yağı sanayisinin sıvı atıklarına ekonomik değer kazandırmayı, metan emisyonlarını azaltmayı ve biyometanı Endonezya’nın yenilenebilir enerji kaynaklarından biri olarak geliştirmeyi hedefliyor. PT RPS Üst Yöneticisi ve Direktörü Amran Yusof, reNIKOLA’nın iki ila üç yıl içinde Endonezya genelinde 40 biyometan üretim tesisi geliştirme hedefinin gerçekçi olduğunu söyledi. Kuzey Sumatra’daki proje, şirketin ülkede geliştirdiği 10. CBG projesi olarak tanımlanıyor. Şirket ayrıca, uzun vadeli ticari gaz alımını atık yönetimi ve emisyon azaltımıyla birleştiren modelin diğer palm yağı fabrikalarında da uygulanabileceğini belirtiyor.

AB Domates Sektörü Maliyet ve Fas Rekabeti Baskısını Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

AB Domates Sektörü Maliyet ve Fas Rekabeti Baskısını Gündeme Getirdi

Avrupa Komisyonu’nun Domates Uzman Grubu, artan üretim maliyetleri ve özellikle Fas’tan gelen ithalatların rekabeti konusunda uyarıda bulundu. Domates sektörü, AB pazarının seyrini ve üretimin karşı karşıya olduğu sorunları değerlendirmek üzere bu hafta Brüksel’de toplandı. Açıklamalar, sorunların yalnızca tek bir ülkeye özgü olmadığını, Avrupa üretiminin farklı kesimlerinde ortaklaştığını gösterdi. Fepex’in aktardığı değerlendirmeye göre İspanya’da 2025/2026 kampanyasında domates üretiminin yaklaşık %2 düşmesi bekleniyor. Fiyatlarda iyileşme görülmesine karşın bu durum kârlılığa yansımadı; enerji, gübre ve petrol türevlerindeki artışlar üretim maliyetleri üzerinde güçlü baskı oluşturdu. İspanya’da enerji ve taşımacılık maliyetleri normal kabul edilen koşullara göre %16, plastikler ile kap ve ambalaj maliyetleri ise %18 arttı. İspanyol delegasyonu, özellikle açıkta satılan cherry domateslerde olmak üzere bu ürün grubunun ekim alanındaki kayıptan endişe duydu. Sektör, söz konusu gerilemeyi Fas rekabetinin yanı sıra işçilik maliyetleri ve düzenleyici koşullardaki farklılıklarla ilişkilendirdi. Dış ticaret verilerine göre AB’nin üçüncü ülkelerden taze domates ithalatı 2025’te 773.000 ton oldu ve bunun 527.000 tonu Fas’tan geldi. AB’nin üçüncü ülkelere ihracatı ise 383.000 ton olarak kaydedildi; bunun 279.000 tonu ağırlıklı olarak Birleşik Krallık’a gönderildi. Belçika, Hollanda ve Polonya temsilcileri de sıcak hava dalgaları, yağışlar, rugose virüsü ve yüksek enerji maliyetleri gibi sorunların Avrupa üretiminde ortak etkiler yarattığını aktardı. Toplantıda ayrıca satın alma gücündeki kayıp ve ekonomik belirsizlik nedeniyle tüketicilerin daha temkinli davrandığı belirtildi. Fransa’da sıcaklıkların desteklediği domates tüketimi, fiyatlardaki güçlü artışın ardından yavaşlayarak talepte önemli daralmaya yol açtı.

Avusturya’da Meyve Hasadında %30, Sebzede %40 Düşüş Bekleniyor
Görsel kaynağı: Exxpress · Özgün haber
Veri haberi

Avusturya’da Meyve Hasadında %30, Sebzede %40 Düşüş Bekleniyor

Avusturya’da sıcak hava ve kuraklığın ardından meyve hasadının yaklaşık %30, sebze üretiminin ise ortalama %40 azalması bekleniyor. Landwirtschaftskammer Österreich ile meyve ve sebze sektörü tarafından hazırlanan bilançoya göre bazı ürün çeşitlerinde kayıp hasadın yarısına ulaşıyor. Elma üretiminin yaklaşık 130 bin tonla geçen yıla göre %35 düşeceği, Steiermark’taki üretimin ise yaklaşık 90 bin ton olacağı tahmin ediliyor. Erkenci Gala, Elstar ve Arlet çeşitleri daha zayıf sonuç verirken geç çeşitler eylül yağışlarıyla kısmen toparlandı. Hasattan kısa süre önce görülen Marmorierte Baumwanze istilası elma ve armutlara ek zarar verdi. Steiermark’ta sulanmayan Çin lahanası %50’den fazla, Yukarı Avusturya’da lahana üretimi ise neredeyse yarı yarıya geriledi. Seralarda özellikle domatesler zarar gördü; 30 derecenin üzerinde bitkiler büyümeyi durduruyor. Buna karşın salatalık, biber ve patlıcan sonbaharda kısmen toparlandı. Gıda fiyatları eylülde yıllık bazda %0,4 artarken enerji, gübre ve sulama maliyetleri yükseldi. Ardo’nun Marchfeld’deki üretimini yıl sonunda kapatması, dondurmalık ıspanak ekiminin durmasına ve yaklaşık 500 tedarikçinin etkilenmesine yol açtı. Sektör, sulama desteği, su depolarına yatırım ve uygun fiyatlı sigorta talep ediyor.

Fas’ta Tarım Bakanlığına Khalid Hatimy Atandı
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta Tarım Bakanlığına Khalid Hatimy Atandı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fas’ta Khalid Hatimy, 16 Ekim 2026’da Kral 6. Mohammed’in başkanlık ettiği törenle Tarım, Deniz Balıkçılığı ve Gıda Egemenliği Bakanı olarak göreve başladı. Rabat’taki Kraliyet Sarayı’nda gerçekleştirilen atamayla Hatimy, Ekim 2024’ten bu yana görevde olan Ahmed El Bouari’nin yerine geçti. Yeni yapılanmada Ahmed Mehdi Mezouari, deniz balıkçılığından sorumlu bakan yardımcısı olarak atandı. Hatimy, kariyerini ağırlıklı olarak özel sektörde geçirmiş bir yönetici olarak öne çıkıyor. Atlanta’daki Emory Üniversitesinden işletme stratejisi alanında Executive MBA derecesine sahip olan yeni bakanın sanayi, tarım ve gıda sektörlerinde 30 yılı aşkın deneyimi bulunuyor. Çok uluslu şirketler ve büyük gruplarda 10 yıldan uzun süre genel müdürlük yapan Hatimy, Tanger kentinde faaliyet gösteren Atlas Bottling Company adlı şişeleme şirketini de yönetti. Ayrıca şirket yönetimi, pazarlama, iletişim ve satış alanlarında eğitim aldı. Hatimy’nin siyasi geçmişi de bulunuyor. 2021 yasama seçimlerinde Taroudant-Sud seçim bölgesinden milletvekili seçilen Hatimy, Asalet ve Modernlik Partisine bağlı olarak görev yaptı. Milletvekilliği döneminde Temsilciler Meclisinin Maliye ve Ekonomik Kalkınma Komisyonunda yer aldı. Temmuz 2026’da Ulusal Elektrik Düzenleme Kurumuna katılmak üzere milletvekilliğinden ayrıldı; üç ay sonra tarım bakanlığının başına getirildi. Bakanlığın yeni resmî adında gıda egemenliğine açık biçimde yer verilirken, ormanlar Donanım, Su ve Ormanlar Bakanlığına bağlandı. Bu değişiklik, gıda egemenliğine kurumsal görünürlük kazandırsa da tek başına tarım politikalarının değiştiği anlamına gelmiyor. Yeni hükümetin bütçe kaynaklarını, programları ve uygulama önceliklerini nasıl şekillendireceği henüz açıklanmış değil. Hatimy’nin önündeki başlıca dosyalar arasında su kaynaklarının yönetimi, sulama verimliliği, iklim koşullarına uyum ve tahıl üretimi bulunuyor. 2025-2026 kampanyasında yaklaşık 5 milyon hektar sonbahar ürünü ekimi planlanmış, bunun 4,4 milyon hektarı başlıca tahıllara ayrılmıştı. Yeni bakanın ayrıca meyve ve sebze ihracatçıları, iç piyasanın ihtiyaçları, hayvancılık, sürünün yeniden oluşturulması, üretim maliyetleri ve girdilere erişim konularıyla ilgilenmesi bekleniyor. Fas tarımı, Génération Green 2020-2030 stratejisi kapsamındaki dönüşüm sürecini sürdürürken, Hatimy’nin özel sektör deneyimini kamu politikaları ve üretici desteğiyle nasıl birleştireceği önümüzdeki dönemde netleşecek.

Mısır'da 5 Milyon Yeni Hurma Ağacı İçin İhracat Hedefi
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber

Mısır'da 5 Milyon Yeni Hurma Ağacı İçin İhracat Hedefi

Khalifa Uluslararası Hurma ve Tarımsal İnovasyon Ödülü Genel Sekreteri Abdülvahap el-Buhari Zayed, Mısır'ın uluslararası hurma pazarlarındaki konumunu güçlendirmek amacıyla yaklaşık 5 milyon yeni hurma ağacının dikilmesini öngören projelerin önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Zayed, değerlendirmelerini Siwa Vahası'nda düzenlenen 9. Mısır Uluslararası Hurma Festivali'nin yanında gerçekleştirilen basın toplantısında yaptı. Zayed'e göre Mısır, yüksek hurma ağacı varlığı, çeşitliliği ve farklı üretim bölgeleri sayesinde küresel hurma sektöründeki konumunu geliştirebilecek kapasiteye sahip. Ancak yeni dikimlerin başarıya ulaşması, yalnızca ağaç sayısının artırılmasına bağlı değil. Bu genişlemeye bilimsel planlama, tarımsal çevreye uygun çeşit seçimi, üretim girdilerinin sağlanması ve hasat sonrası sistemlerin geliştirilmesi eşlik etmeli. Hurma ağacının yüksek toprak ve su tuzluluğu ile su kıtlığı gibi koşullara dayanabildiğini belirten Zayed, bu özelliğin ağacın çöl bölgelerinde ve diğer ürünlerin yetişmekte zorlandığı ortamlarda üretilebilmesini desteklediğini ifade etti. Buna rağmen hurma sektörü, iklim koşullarının yanı sıra hastalık ve zararlılarla da karşı karşıya bulunuyor. Kuzey Afrika'da görülen beyaz ölüm hastalığının köklere saldıran bir mantar olduğunu ve ilerleyen vakalarda ağacın ölümüne yol açabildiğini söyledi. Zayed, hastalığın Fas'ta yaklaşık 100 yıl içinde hurma ağacı sayısının yaklaşık 12 milyondan 4 milyona düşmesine ve yaklaşık 8 milyon ağacın kaybedilmesine neden olduğunu aktardı. Hastalığın yayılmasını sınırlamak için bulaşık bölgelerden sağlıklı alanlara hastalıklı fidan taşınmaması, iyi tarım uygulamalarının uygulanması ve açık sulama sistemlerinden damla sulama gibi daha verimli yöntemlere geçilmesi gerektiğini belirtti. Kırmızı palmiye böceğinin de Orta Doğu, Kuzey Afrika, bazı Afrika ülkeleri ve Avustralya'daki hurma üretimini tehdit ettiğini kaydetti. Mısır'ın ihracat hedefi açısından üretim artışının tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Zayed, kalite ve gıda güvenliği standartlarının yanı sıra ayıklama, depolama, işleme, ambalajlama ve pazarlama süreçlerinin birlikte geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Küçük ve orta ölçekli üreticiler için soğuk depolama olanaklarının artırılması ve ürün dolaşımının iyileştirilmesinin, hasat sonrası kayıpları azaltarak üreticilerin ürünlerini uygun zamanda pazarlamasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Yeni Zelanda’da Eylül 2026 Gıda Enflasyonu %2,4 Oldu
Görsel kaynağı: Waatea News · Özgün haber

Yeni Zelanda’da Eylül 2026 Gıda Enflasyonu %2,4 Oldu

Yeni Zelanda’da gıda fiyatları Eylül 2026’da bir önceki yılın aynı ayına göre %2,4 arttı. Stats NZ verilerine göre temel ürünlerdeki yükseliş daha belirgin oldu; ekmek fiyatı %6,3, süt %6,8 ve kahvaltılık gevrek %6 yükseldi. Sığır ve dana eti fiyatları %5,8 artarken koyun, kuzu ve hogget fiyatlarındaki artış %10,7’ye ulaştı. Yeni Zelanda İşçi Sendikaları Konseyi, verilerin özellikle düşük gelirli haneler açısından hayat pahalılığı baskısının sürdüğünü gösterdiğini belirtti. Gıda fiyatları Ağustos ile Eylül arasında değişmedi ancak yıllık bazda daha yüksek kaldı. Kaynakta, yıllık artış hızının yavaşlamasının ürünlerin ucuzladığı anlamına gelmediği; fiyatların yalnızca daha yavaş yükseldiği vurgulandı. Baskı market ürünleriyle sınırlı kalmadı. Elektrik fiyatları yıllık %9,5, gaz fiyatları %11,4 arttı. Benzin fiyatlarındaki yıllık artış %24,3, dizeldeki artış ise %55,8 oldu. Eylül ayında da benzin ve dizel fiyatları bir önceki aya göre sırasıyla %6,4 ve %7,8 yükseldi. Stats NZ, akaryakıt artışlarına uluslararası arz kesintilerinin katkıda bulunduğunu açıkladı. Kategoriler arasında farklı yönlerde değişimler de görüldü. Meyve ve sebze fiyatları yıllık %1,8 düşerken market gıdası fiyatları %3 arttı. Kaynakta ayrıca gıda ve enerji fiyatlarının uluslararası emtia piyasaları, arz kesintileri, üretim maliyetleri ve iç rekabet gibi çeşitli etkenlerden etkilenebileceği; fiyat artışlarının tek başına hükümet politikasının sonucu olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi.

Hindistan ile Afrika Arasında Tarımsal İnovasyon İşbirliği Ele Alındı
Görsel kaynağı: Les Inspirations Éco · Özgün haber

Hindistan ile Afrika Arasında Tarımsal İnovasyon İşbirliği Ele Alındı

Hindistan ile Afrika arasındaki tarımsal inovasyon işbirliğinde, ortak deneyimlerin çiftçiler için somut ekonomik sonuçlara dönüştürülmesinin koşulları ele alındı. Policy Center for the New South (PCNS) ile Hindistan’daki Research and Information System for Developing Countries bünyesinde faaliyet gösteren DAKSHIN’ın öncülüğündeki webinara, Kamerun’daki CEIDES ve Gine’deki Stat View International da katıldı. Görüşmelerde maliyet, su yönetimi, altyapı, pazara erişim ve teknolojilerin sahadaki koşullara uyarlanması öne çıktı. Uzmanlar, bir inovasyonun geliştirilmiş veya kullanıma sunulmuş olmasının çiftçiler tarafından benimsenmesini ve daha yüksek gelir sağlamasını garanti etmediğini belirtti. PCNS ekonomisti Boutaina Lmasrar, bazı araçların bağlantı, erişilebilir danışmanlık veya destek eksikliği nedeniyle üreticilerin erişemeyeceği kadar pahalı ya da karmaşık kalabildiğini söyledi. Telefon, mobil veri ve abonelik gibi kalemlerin de çiftçiler için ek maliyet oluşturabileceği ifade edildi. Bu nedenle çözümlerin gerçek üretim koşullarında çiftçilerle denenmesi, kooperatifler ve dernekler aracılığıyla ortak erişimin kolaylaştırılması önerildi. Toplantıda inovasyonların yalnızca dağıtılan araç sayısıyla değerlendirilmemesi gerektiği vurgulandı. Verimlilik artışı, üreticinin net geliri ve sonuçların iklim baskısı altında sürdürülebilmesi temel ölçütler olarak sıralandı. Kamu kurumlarının benimsemeyi kolaylaştıran koşulları oluşturması, araştırma kuruluşlarının teknolojilerin hangi ortamlarda çalıştığını ve nasıl uyarlanacağını incelemesi, şirketlerin ise erişilebilir ekipman ve hizmet sağlaması gerektiği belirtildi. Orta ölçekli işletmelerin pazara erişiminde standartlar ve sermaye gereksinimleri de önemli engeller arasında gösterildi. Su stresi, toprak bozulması ve iklim belirsizliği, Hindistan ile Afrika arasında ortak çalışma alanları olarak öne çıktı. Debashis Chakraborty, kurak bölgelere uygun darı, sorgum ve baklagillerin yanı sıra yağmur suyu hasadı, besin yönetimi ve tarımsal hizmetlere bağlı meteoroloji danışmanlığı üzerinde durdu. Önerilen uygulamalı öğrenme alanlarında çiftçilerin, araştırmacıların, tohum üreticilerinin, mekanizasyon hizmeti sağlayıcılarının ve alıcıların bir araya getirilmesi; verim, maliyet ve gelirlerin birkaç sezon boyunca karşılaştırılması planlandı. Boutaina Lmasrar, Hindistan’daki Krishi Vigyan Kendras merkezlerinin teknolojileri yerel olarak test ettiğini, kullanım biçimlerini gösterdiğini ve çiftçileri eğittiğini aktardı. Fas’ın Afrika Tarımının Adaptasyonu girişimi de uyum öncelikleri, ortaklıklar ve finansman ihtiyaçlarını bir araya getiren bir örnek olarak anıldı. Gine’den verilen örnekte Jibril Barry, elektrik, sulama veya alıcı eksikliği bulunan bir çiftçi için dijital platformun tek başına yeterli olmadığını belirterek üretim, depolama ve yerel işleme yatırımlarıyla daha öngörülebilir ticari ilişkiler kurulmasını önerdi. Belaruslu Irina Komar ise eğitim, veterinerlik ve hayvan ıslahı alanlarında ortaklık fırsatlarına değindi.

Danimarka’da Azot Düzenlemesi Ertelenmeyecek
Görsel kaynağı: Netavisen Pio · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’da Azot Düzenlemesi Ertelenmeyecek

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Danimarka Doğa ve Hayvan Refahı Bakanı Christian Rabjerg Madsen, 1 Ocak’ta yürürlüğe girmesi planlanan yeni azot düzenlemesinin ertelenmeyeceğini açıkladı. Karar, düzenlemenin dayandığı veri temelinde Aarhus Üniversitesi tarafından hata kabul edilmesine rağmen alındı. Hükümetin Yeşil Alan Dönüşümü ve Su Ortamı Kurumu ile üniversite, hatalı hesaplamaları düzeltmek için çalışıyor. Düzenleme, her tarım işletmesinin yılbaşından itibaren salabileceği azot miktarını belirleyen hesaplamalara dayanıyor. Rabjerg Madsen, hesaplama hatasının su ortamının iyileştirilmesi ihtiyacını ortadan kaldırmadığını savundu. Bakana göre Danimarka fiyortlarında oksijen azalması, alg birikimi ve balık ölümleri sürüyor; düzenlemenin ertelenmesi bu sorunları çözmeyecek. Hükümet ortaklarından Sosyalist Halk Partisi de azaltımın planlandığı gibi uygulanması gerektiğini belirtirken, Radikal Sol erteleme seçeneğini reddetti. Bazı muhalif partiler ise Aarhus Üniversitesi’ndeki hata nedeniyle düzenlemenin ertelenmesini istedi. Hükümetteki Moderaterne de kısa süreliğine erteleme ihtimaline açık olabileceği mesajını verdi. Hesaplama hatası, çiftçilerin üretim planlarını yaptığı bir dönemde belirsizlik yarattı. Danimarkalı üreticilerin gelecek yılın ürünleri için planlama yaptığı, girdi alımlarını tamamladığı ve bazı bölgelerde ekime başladığı aktarılırken, düzeltilen rakamlar kesinleşene kadar işletmelerin yılbaşından itibaren geçerli olacak nihai kuralları bilmediği belirtildi. Bu durum, çiftçilerin üretim kararlarını yeniden değerlendirmesine yol açabilir. Ancak düzenlemenin ertelenip ertelenmeyeceğine ilişkin hükümet kararı değişmedi. Tartışmaya sektör kuruluşu FødevareDanmark da katıldı. Kuruluş, düzenlemenin hesaplama temelinin bağımsız biçimde incelenmesine kadar uygulamanın durdurulmasını ve öngörülen çevresel kazanımın hangi verilere dayandığının açıklanmasını istedi. FødevareDanmark’ın aktardığı 111 Danimarka ormanına ilişkin tarihsel araştırmalarda, insan etkisinin çok sınırlı olduğu beş ormanda yıllık azot sızıntısı hektar başına 44-60 kilogram olarak ölçüldü veya hesaplandı. Doğal alanlar için kullanılan referans değerleri ise hektar başına 2-5 kilogram düzeyinde bulunuyor. FødevareDanmark, bu verilerin tarım arazilerinin ormana dönüştürülmesiyle sağlanacağı öngörülen çevresel faydanın yeniden değerlendirilmesini gerektirdiğini savunuyor. Suserup Skov’da daha önce hektar başına yıllık 44 kilogramlık azot sızıntısı hesaplandığı, Aarhus Üniversitesi’nin NOVANA raporunda ise killi topraklardaki ekili tarlalar için ortalama yaklaşık 37 kilogramlık değer verildiği aktarıldı. Bununla birlikte orman ve tarım arazilerine ilişkin araştırmaların farklı yöntemlere dayandığı ve doğrudan karşılaştırılamayacağı belirtildi.

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi

Beslenme uzmanı Rhiannon Lambert, acil durumlar için hazırlanacak gıda stoklarında protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin, uzun raf ömrüne sahip ve mümkün olduğunca az hazırlık gerektiren ürünlerin bulundurulmasını önerdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanı Wes Streeting de tüm hanelerin acil durum veya savaş ihtimaline karşı evde az miktarda nakit, şişe su ve konserve gıda tutması gerektiğini söyledi. Lambert’in temel önerileri arasında konserve fasulye, nohut ve mercimek; sardalya, somon ve uskumru gibi yağlı balıklar; yulaf ve tam tahıllı krakerler; konserve meyve ve sebzeler ile UHT süt veya zenginleştirilmiş bitkisel süt alternatifleri yer alıyor. Konserve bakliyatların bitkisel protein ve lifin yanı sıra demir, folat, magnezyum ve potasyum sağladığı, konserve balıkların ise protein, omega-3 yağ asitleri, B12 ve D vitamini içerdiği belirtildi. Bakliyat ve balık, pişirilmeden de tüketilebiliyor. Taze ürün bulunamadığında konserve havuç, domates, tatlı mısır ve ıspanak gibi sebzeler beta-karoten, potasyum ve folat; konserve meyveler ise C vitamini sağlayabiliyor. Lambert, fazla şeker ve tuz tüketimini sınırlamak için meyvelerin şurup yerine meyve suyunda, sebzelerin de mümkünse ilave tuz içermeden satılan türlerden seçilmesini tavsiye etti. Yulaf ve tam tahıllı krakerlerin pirinç ve makarnadan farklı olarak kaynar su veya pişirme gerektirmediği belirtildi. Uzun süre pişirme ya da fazla su gerektiren kuru pirinç, makarna ve bakliyatlar, temiz suya, elektriğe veya pişirme imkânına erişimin sınırlı olabileceği durumlarda öncelikli seçenekler arasında gösterilmedi. Kuruyemiş, tohum ve fıstık ezmesi küçük porsiyonlarda enerji, protein ve lif sağlayabilirken UHT süt ve zenginleştirilmiş bitkisel alternatifler açılmadan önce oda sıcaklığında saklanabiliyor.

SOREC ile Tarımın Dijital Kutbu, Atçılık Sektörünün Dijitalleşmesi İçin Anlaştı
Görsel kaynağı: Aujourd’hui le Maroc · Özgün haber

SOREC ile Tarımın Dijital Kutbu, Atçılık Sektörünün Dijitalleşmesi İçin Anlaştı

Fas’ta SOREC ile Tarım, Orman ve Kuraklık Gözlemevi Dijital Kutbu, ülkenin atçılık sektörü için dijital hizmetler geliştirmek üzere yakın zamanda mutabakat zaptı imzaladı. İş birliği, Generation Green 2020-2030 stratejisi çerçevesinde yürütülecek. Anlaşma kapsamında dijital teknolojiler, verilerin değerlendirilmesi ve yapay zekânın sektörün modernizasyonunda kullanılması hedefleniyor. Çalışmalar ayrıca, dijital çözümlerle karşılanabilecek atçılık sektörü ihtiyaçlarının belirlenmesini kapsıyor.

Fenagrı, Fas Gıda Sanayisi İçin 2027-2031 Programını Hazırlıyor
Görsel kaynağı: Les Inspirations Éco · Özgün haber
Veri haberi

Fenagrı, Fas Gıda Sanayisi İçin 2027-2031 Programını Hazırlıyor

Fas Ulusal Gıda Sanayisi Federasyonu (FENAGRI), 13 Ekim’de Kazablanka’da düzenlenen olağan genel kurulda stratejik önceliklerini yeniden teyit etti. Federasyonun gündemindeki başlıklardan biri, Fas gıda sanayisinin gelişimini desteklemek üzere 2027-2031 dönemine yönelik devlet-sektör program sözleşmesinin yeniden başlatılması oldu. FENAGRI ayrıca sektörün rekabet gücünü ve gıda güvenliğini artırmayı, karbonsuzlaşma ile su tasarrufunu hızlandırmayı, inovasyon ve sanayi yatırımlarını teşvik etmeyi hedefliyor. Federasyon, ihracatın ve “Made in Morocco” tanıtımının geliştirilmesini de öncelikler arasında saydı. Morocco Food World uluslararası fuarının, Messe Düsseldorf ortaklığıyla 8-10 Haziran 2027’de El Jadida’daki Mohammed VI Fuar Parkı’nda düzenleneceği açıklandı. Etkinlik, Fas tarım ve gıda ekosisteminin potansiyelini uluslararası aktörlere tanıtmayı amaçlıyor.

G7, Gübre Piyasalarındaki Aksaklıklara Karşı 2,5 Milyar Dolar Mobilize Etti
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

G7, Gübre Piyasalarındaki Aksaklıklara Karşı 2,5 Milyar Dolar Mobilize Etti

G7 ülkeleri, Orta Doğu’daki krizin başlamasından bu yana gübre piyasalarındaki aksaklıklara yanıt vermek ve gıda sistemlerinin dayanıklılığını güçlendirmek amacıyla 2,5 milyar dolar mobilize ettiğini açıkladı. Finansman bilançosu 15 Ekim 2026’da Bangkok’ta sunuldu. Fransa Ekonomi Bakanlığı’nın 1127 sayılı açıklamasına göre tutarın neredeyse tamamı hibe biçiminde sağlandı. Finansman, G7 ile bazı ortak ülkelerin Haziran 2026’da kabul ettiği, enerji ve tarımsal girdilerdeki tedarik zinciri bozulmalarına yanıt veren uluslararası eylem planı kapsamında yürütülüyor. Planda Afrika’daki ülkelerde yeni krizlerin önlenmesine öncelik verilirken, gübrelerin fiziksel olarak bulunabilirliği ile çiftçilerin bu ürünleri satın alma mali kapasitesi ayrı sorunlar olarak ele alınıyor. Düzenek kapsamında ticari akışların ve lojistik koridorların sürdürülmesi, en fazla etkilenen işletmelerin nakit akışının desteklenmesi ve uluslararası finans kuruluşlarının araçlarının kullanılması öngörülüyor. Uzun vadeli hedefler arasında piyasa takibinin güçlendirilmesi, entegre toprak verimliliği yönetiminin teşvik edilmesi ve yerel ya da bölgesel gübre üretim kapasitesinin geliştirilmesi bulunuyor. Bununla birlikte açıklanan 2,5 milyar doların tamamı gübre alımlarına karşılık gelmiyor olabilir. Açıklamada ülkelere ve finansman araçlarına göre dağılım ile finanse edilen gübre hacmi verilmedi. Tutar, Bangkok toplantısında serbest bırakılan yeni bir paket değil, Orta Doğu’daki krizin başlangıcından bu yana mobilize edilen finansmanların kümülatif toplamı. Fas bakımından olası ticari etkilerin ise yararlanıcı ülkelere, tahsis koşullarına ve finanse edilen projelere bağlı olacağı belirtildi.

ABD Soya Vadeli İşlemleri Rekor Hasat Beklentisiyle Haftalık Kayıba Hazırlanıyor
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

ABD Soya Vadeli İşlemleri Rekor Hasat Beklentisiyle Haftalık Kayıba Hazırlanıyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

ABD soya fasulyesi vadeli işlemleri cuma günü büyük ölçüde değişmedi ancak rekor hasat beklentilerinin Çin’den yenilenen alımların desteğini aşması nedeniyle haftalık kayba hazırlanıyor. Chicago Ticaret Borsası’nda en çok işlem gören soya kontratı, perşembe günü %0,4 düşüşle bushel başına 12,71-3/4 dolara geriledi. ABD Tarım Bakanlığı, pazar günü soya fasulyesi hasadının %46’sının tamamlandığını açıkladı; bu oran %44’lük ortalama tahminin üzerindeydi. Çinli kamu alıcıları aralık ve sonrası sevkiyatlar için 8 ila 10 ABD soya yükü ayırttı; Bakanlık ayrıca Çin’e 470 bin metrik tonluk özel satışı doğruladı.

İspanya Avokado ve Mangoda Avrupa Tedarikçiliğini Büyütmeyi Hedefliyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

İspanya Avokado ve Mangoda Avrupa Tedarikçiliğini Büyütmeyi Hedefliyor

İspanya, avokado ve mangoda Avrupa’nın başlıca yakın tedarikçisi olma hedefini büyüyen üretim tabanı ve kısa teslim süresi avantajıyla güçlendirmeye çalışıyor. İspanya Avokado ve Mango Sektörlerarası Örgütü (Intertropic) Başkanı Juan Antonio Reyes Gutiérrez, sektörün düzenli büyümesi, menşe tanıtımı ve sürdürülebilirliğin öncelikler arasında olduğunu söyledi. İspanya, Avrupa Birliği’nin başlıca avokado ve mango üreticisi konumunda bulunuyor. Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı’nın (MAPA) ESYRCE araştırmasına göre ülkede avokado üretimine ayrılan alan 24.758, mango alanı ise 6.148 hektar. Üretim ağırlıkla Endülüs’te, özellikle Málaga ve Granada’da, ayrıca Kanarya Adaları’nda yoğunlaşıyor. Avokadoda üretim haritası yeni bölgelere yayılırken Valensiya Topluluğu’ndaki alanın yaklaşık 5.000 hektara ulaştığı ve büyümeyi sürdürmesinin beklendiği belirtildi. Mango üretimi ise iklim gereksinimleri nedeniyle Málaga’daki Axarquía ile Granada’daki Costa Tropical’da daha yoğun kalıyor. Intertropic, İspanya’nın Fas, Kolombiya ve İsrail avokadosu ile Brezilya mangosuna karşı yakınlık ve tazelik üzerinden rekabet edebileceğini savunuyor. Juan Antonio Reyes Gutiérrez’e göre İspanyol mangosu, daha ileri olgunlukta hasat edilerek Avrupa raflarına yaklaşık 72–96 saatte ulaşabiliyor. Intertropic Genel Müdürü Antonio Carpintero da avokadoda uygun fizyolojik hasat zamanının doğal yağların gelişmesini, tüketicinin aradığı doku ve kremamsılığın oluşmasını sağladığını belirtti. Denizaşırı ithalatın ise birkaç haftalık deniz taşımacılığı gerektirebildiği aktarıldı. Tüketim tarafında İspanya’da hanelerin %80’den fazlası yılda en az bir kez avokado satın alıyor ve kişi başına ev içi tüketim 2,03 kilogram olarak ölçülüyor. Mango hanelerde %50’nin üzerinde penetrasyona ve kişi başına 0,80 kilogram tüketime ulaştı. Toplam taze meyve tüketimi 2016’dan bu yana yaklaşık %30 gerilerken subtropikal meyve tüketiminin 2008’den bu yana yaklaşık %20 arttığı bildirildi. Sektör bu nedenle tüketicinin yalnızca ürünü değil, Avrupa menşeini de ayırt etmesini hedefliyor. Bu amaçla Intertropic’in yürüttüğü “Aguacate y Mango de Europa: Frutas con Corazón” kampanyası 2026–2028 döneminde İspanya, Fransa, İtalya ve Birleşik Krallık’ta uygulanacak. Bütçesi 9 milyon avronun üzerinde olan kampanyanın yaklaşık %75’i Avrupa Birliği tarafından finanse ediliyor ve üç yılda tüketicilere 380 milyondan fazla etkili erişim hedefleniyor. Sektörün büyümesi önündeki başlıca koşul ise su kaynaklarının sürekliliği. Son yağışlar durumu kuraklığın en ağır dönemlerine göre iyileştirse de Intertropic, rezervlerdeki geçici toparlanmanın yapısal sorunu çözmediğini belirterek arıtılmış ve tuzdan arındırılmış suyun yanı sıra su iletim hatlarının ve yağmur suyu depolamasının geliştirilmesini savunuyor. Mevcut mango sezonu başlangıçta öngörülenden düşük hacimde ilerliyor; kalite ise mükemmel olarak değerlendiriliyor. Keitt çeşidinin hasadıyla sezonun ekim sonu veya kasım başına kadar sürmesi bekleniyor. Sektör, birkaç haftalık hasat döneminde ürün yoğunluğunun piyasayı zorlamaması için talebin artırılmasını istiyor.

EAPO, AB Balıkçılık Politikasının Daha Hızlı Revize Edilmesini İstiyor
Görsel kaynağı: Fiskeri Tidende · Özgün haber

EAPO, AB Balıkçılık Politikasının Daha Hızlı Revize Edilmesini İstiyor

Avrupa Balık Üreticileri Örgütleri Birliği (EAPO), Fransa’nın Lorient kentindeki yıllık üye toplantısında balıkçılığın geleceğini ve AB’nin 2028-2034 bütçesini ele aldı. Üyeler, AB’nin ortak balıkçılık politikasının daha hızlı revize edilmesi, kuralların sadeleştirilmesi ve sektörün AB bütçesinden yeterli destek almaya devam etmesi için çalışma kararı aldı. EAPO ayrıca geleneksel balıkçılık alanlarına erişimin iyileştirilmesini ve bilimsel tavsiyeler, iklim değişikliği ile balıkçılığın ekonomik önemini dikkate alan daha istikrarlı kotalar istedi. Toplantıda dip balığı stokları ve Uluslararası Deniz Araştırmaları Konseyinin (ICES) Kuzey Denizi dahil bazı bölgeler için tavsiyeleri görüşüldü. Örgüt, uzun vadeli yönetim planları talep ederken kuzey sularındaki levrek stokunun iyi durumda olduğunu ve mevcut kısıtlamaların kaldırılması için Birleşik Krallık’la anlaşma gerektiğini bildirdi.

Fas’ın Su Politikası Roma’daki Dünya Gıda Forumu’nda Sunuldu
Görsel kaynağı: Libération Maroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ın Su Politikası Roma’daki Dünya Gıda Forumu’nda Sunuldu

Fas’ın su politikası, WFF-2026 olarak anılan Dünya Gıda Forumu kapsamında Roma’da düzenlenen üst düzey su diyaloğunda sunuldu. Fas Ekipman ve Su Bakanlığı Su Genel Müdürü Salaheddine Dahbi, su kaynaklarının yönetimini ulusal egemenlik ve su stresi karşısında dayanıklılık meselesi olarak tanımladı. Dahbi, politikanın herkese içme suyu sağlamayı ve ülke genelindeki sulama ihtiyaçlarının en az %80’ini karşılamayı hedeflediğini belirtti. Dahbi’nin aktardığına göre sulamalı tarım, Fas’taki su talebinin %80’inden fazlasını ve tarımsal ihracatın %75’inden fazlasını oluşturuyor. Buna karşılık ülkede kişi başına yıllık su mevcudiyeti 600 metreküpün altında bulunuyor; Fas ayrıca art arda yedi yıllık kuraklık döneminin ardından su kaynakları üzerindeki baskıyla karşı karşıya. Su yönetiminin amacı, üretim ve gıda temini için suya erişimin yanı sıra herkes için güvenli ve eşitlikçi erişimi güvence altına almak olarak ifade edildi. Fas’ın 2050 ufuklu Ulusal Su Planı projesi; barajlar, havzalar arası su transferleri, deniz suyunun arıtılması ve arıtılmış atık suyun yeniden kullanılması gibi kaynakların birlikte değerlendirilmesine dayanıyor. Yaklaşımda su muhasebesi, uzaktan algılama, su çekimlerinin ölçülmesi, kuraklık yönetimi ve yönetişime eşlik eden iklim finansmanı da yer alıyor. Dahbi, ülkenin özellikle Afrika ülkeleriyle Güney-Güney işbirliği çerçevesinde deneyim paylaşmaya hazır olduğunu söyledi.

Uruguay'da Et Üretimi ve İhracatında Artış Beklentisi
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay'da Et Üretimi ve İhracatında Artış Beklentisi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Uruguay hayvancılığında üretim ve ihracatın gelecek dönemde çift haneli büyüme göstermesi bekleniyor. Blasina y Asociados’un aktardığına göre ABD Tarım Bakanlığı (USDA), ülkede et üretiminin yaklaşık %10 artacağını öngörüyor. Bu artışın, kesim sayısındaki ve hayvan ağırlığındaki yükselişle desteklenmesi bekleniyor. USDA projeksiyonunda Uruguay’ın et üretiminin 630 bin tona çıkacağı, ihracatın ise 465 bin tondan 515 bin tona yükseleceği belirtiliyor. Sığır varlığının da 11,633 milyondan 11,943 milyona çıkması öngörülüyor. Kaynak, üç milyondan fazla buzağının doğduğu dönemlerin etkisinin hayvan varlığında görülmeye başladığını aktarıyor. Aynı projeksiyonu aktaran başka bir Blasina haberinde dönem 2027 olarak belirtilirken, ana haberde bu zamanlama “gelecek yıl” ifadesiyle veriliyor. Kesim faaliyetindeki toparlanma işaretleri kısa vadeli verilerde de görülüyor. Bir haftada kesim, önceki haftaya göre %24 artarak 27.524 baştan 34.404 başa çıktı. Bununla birlikte ekim ayının bir geçiş dönemi olması bekleniyor; kesimin Ekim 2025’in altında, eylülden yüksek ve kasımdan düşük gerçekleşeceği belirtiliyor. Bu yılki toplam sığır kesiminin yaklaşık 2,1 milyon başla düşük kalacağı, birkaç yıl sürmesi beklenen büyüme aşamasının ise nisandan itibaren hızlanacağı ifade ediliyor.

Uruguay’da 2027 Et Üretimi ve İhracatında Artış Beklentisi
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da 2027 Et Üretimi ve İhracatında Artış Beklentisi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

ABD Tarım Bakanlığı, Uruguay’ın et üretiminin 2027’de %10 artarak 630 bin tona ulaşacağını öngördü. Blasina y Asociados’un aktardığı projeksiyona göre artış, kesim sayısındaki ve hayvan ağırlığındaki yükselişle desteklenecek. Aynı dönemde ülkenin et ihracatının 465 bin tondan 515 bin tona çıkması bekleniyor. Projeksiyon, Uruguay’daki sığır varlığında da artış öngörüyor. Sığır varlığının 11,633 milyondan 11,943 milyona yükselmesi beklenirken, kaynak bu değişimi 310 hayvanlık artış olarak ifade ediyor. Üç milyondan fazla buzağının doğduğu dönemlerin etkisinin üretim ve sığır varlığında görülmeye başladığı belirtiliyor. Kesim faaliyetinde kısa vadeli hareketlilik de dikkat çekiyor. Haftalık kesim sayısı bir önceki haftaya göre %24 artarak 27.524 hayvandan 34.404 hayvana yükseldi. Bununla birlikte ekim, kesim açısından geçiş ayı olarak tanımlanıyor; faaliyetin eylülden yüksek, kasımdan düşük olması ve bu yılki toplam sığır kesiminin yaklaşık 2,1 milyon hayvanla düşük seviyede kalması bekleniyor. Kaynağa göre yükseliş eğilimi nisan ayından itibaren hızlanabilir. ABD Tarım Bakanlığı’nın aynı projeksiyonunda Uruguay’a ilişkin artışın küresel ölçekte görülmeyeceği, dünya et üretiminin 2027’de büyük ölçüde değişmeden kalacağı ifade ediliyor. Uruguay, Arjantin ve Hindistan’daki artışların Avustralya, Brezilya, Avrupa Birliği ve ABD’deki düşüşleri telafi etmeye yetmeyeceği öngörülüyor.

Portekiz, Svalbard Tohum Deposu'na 334 Yeni Örnek Gönderdi
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

Portekiz, Svalbard Tohum Deposu'na 334 Yeni Örnek Gönderdi

Portekiz, Norveç’teki Svalbard Tohum Deposu’na 334 yeni tohum örneği gönderdi. 13 Ekim’de gerçekleştirilen sevkiyatla ülkenin tesiste saklanan tarımsal örneklerinin toplamı 1.861’e yükseldi. Yeni örneklerin 303’ü fasulye, 18’i börülce ve 13’ü mısır tohumlarından oluşuyor. Bu, Portekiz’in depoya yaptığı beşinci katkı olurken ülke tarımsal çeşitlerinin bir bölümünü burada saklamaya 2018’de başladı. Svalbard’daki tesis, farklı ülkelerden gelen tohumların yedek kopyalarını acil durumlar için koruyor. Orijinal koleksiyonların savaş, doğal afet veya kaza nedeniyle yok olması halinde bu çeşitlerin yeniden kullanılabilmesi amaçlanıyor. Svalbard takımadalarında, Kuzey Kutbu’na yaklaşık 1.300 kilometre uzaklıkta bulunan depo, bölgenin düşük sıcaklıklarından yararlanıyor. Tesiste haziran ayında 1,4 milyondan fazla tohum örneği bulunuyordu. Portekiz’in sevkiyatı, farklı ülkelerdeki 20’den fazla tohum bankasının katkı sunduğu dönemde gerçekleşti. Ukrayna, Lübnan ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu bu kuruluşlar tarımsal koleksiyonlarını korumak için örnek gönderdi. İspanya da eylülde binden fazla tarımsal çeşidini depoya ilettiğini açıkladı; bu çeşitler arasında tahıllar, baklagiller ve sebzeler yer aldı.

Amazon Almanya’da Taze Gıda Teslimatına Dönüşü Değerlendiriyor
Görsel kaynağı: WELT · Özgün haber
Veri haberi

Amazon Almanya’da Taze Gıda Teslimatına Dönüşü Değerlendiriyor

Amazon, Almanya’da taze gıda teslimatı pazarına yeniden girmeyi değerlendiriyor. Şirketin Almanya ülke müdürü Rocco Bräuniger, Amazon’un pazarı izlediğini ve taze gıda işinin başta ABD ile Birleşik Krallık olmak üzere başka ülkelerde iyi işlediğini söyledi. Ancak Bräuniger, açıklamalarının Almanya için somut bir dönüş duyurusu olarak anlaşılmaması gerektiğini belirtti. Amazon’un ülkede yatırımlara devam edeceğini de ifade etti. Şirket, Almanya’daki ilk taze gıda girişimini Amazon Fresh adıyla Mayıs 2017’de başlattı. Hizmet, Aralık 2024’ün ortasına kadar Berlin, Hamburg ve Münih gibi büyük kentlerde meyve, sebze, et, balık, süt ürünleri, soğutulmuş ürünler ve taze unlu mamuller sundu. Ancak talep beklenen düzeye ulaşmadı ve ürün gamı yıllar içinde daraldı. Amazon bu nedenle alandan çekildi; kalan müşterilere Berlin, Münih, Rhein-Main bölgesi ve Rhein-Neckar metropol bölgesinde Knuspr işbirliğiyle hizmet veriliyor. Olası dönüş, Amazon’un teslimat hızını artırma stratejisiyle birlikte değerlendiriliyor. ABD merkezli şirket, dünya genelinde siparişin verildiği gün teslimat ağına milyarlarca euroluk genişleme planlıyor. Teslimat hızını artırmayı amaçlayan girişimin adı Project Mercury. Amazon’a göre Prime üyeleri 2025’te 500 milyondan fazla ürünü aynı gün veya ertesi gün teslim aldı. Bräuniger, hızlı teslimat alanındaki genişlemenin gelecek yıllarda da süreceğini söyledi. Almanya’da çevrim içi gıda ticaretinin pazar payı son yıllarda yaklaşık %3’e yükseldi. Bu alandaki ciro 2025’te 4,1 milyar euroya ulaştı. Federal E-Ticaret ve Kargo Birliği (BEVH), çevrim içi gıda ticaretinin 2026’nın üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre %9,1 büyüdüğünü bildirdi. Almanya Ticaret Birliği (HDE), kolaylık beklentisi, demografik değişim ve lojistik yatırımlarının talebi desteklediğini belirtiyor. Pazarın büyümesi özellikle nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu kentlerde belirginleşiyor. Uzmanlara göre çevrim içi gıda sağlayıcılarının teslimat araçlarını verimli kullanabilmesi için belirli bir nüfus yoğunluğu gerekiyor; büyük kentlerde pazar payı bazı bölgelerde %15’e kadar çıkıyor. Rewe’nin teslimat hizmeti ve Edeka’nın ortak olduğu Picnic öne çıkan şirketler arasında yer alıyor. Picnic’in 12 büyük lojistik merkezi ve yaklaşık 150 yerel deposu bulunurken, 2025 cirosu 774 milyon euro oldu. Hızlı teslimat alanında Gorillas ve Getir Almanya’dan çekildi; Rewe destekli Flink faaliyetini sürdürürken Wolt da yerel süpermarketlerden gıda teslim ediyor.

Avrupa Buğday Piyasasında Afrika Talebi ve Karadeniz Gerilimi
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Buğday Piyasasında Afrika Talebi ve Karadeniz Gerilimi

Avrupa Euronext piyasasında aralık vadeli buğday, çarşamba günü ton başına 247 avrodan işlem gördü. Fiyat, yedi gün önceki 247,75 avroya göre gerilerken Agritel analisti Maxence Devillers, Avrupa buğdayına yönelik Afrika talebinin geri döndüğünü belirtti. Devillers, Fas'ın alımlara devam etmesinin beklendiğini, Mısır için söylentiler bulunduğunu ve Cezayir'in yaklaşık 600 bin tonluk ihale açtığını aktardı. Cezayir'in diplomatik anlaşmazlıklar nedeniyle Fransız buğdayı almadığı, bunun yerine muhtemelen Polonya, Almanya, Romanya veya Bulgaristan'dan tedarik sağlayacağı ifade edildi. Analiste göre bu ülkelerden alınacak buğdayın başka pazarlara yönelmesi, Fransız buğdayının da diğer destinasyonlarda kullanılmasına yol açabilir. Karadeniz'de tahıl ihracatı yapılan güzergâhlardaki saldırılar da sürüyor. Pazartesiyi salıya bağlayan gece Bulgaristan kıyıları yakınında iki gemi vuruldu; gemilerden biri battı ve 11 denizci kayboldu. Saldırıların yaz aylarında yoğunlaşmasının ardından Ukrayna tahılları ağırlıklı olarak Romanya'nın Köstence Limanı üzerinden ihraç edilirken Rusya'nın ihracatında Karadeniz'in yanı sıra Hazar Denizi ve kara yolları kullanılıyor. Rusya ve Ukrayna normalde dünya buğday ihracatının dörtte birini oluşturuyordu. Ancak Jack Scoville, iki ülkenin bu yılki ihracat temposunun geçen yıla göre %50'den fazla düşük olduğunu söyledi. Chicago'da ekmeklik buğdayın fiyatı da bir haftada 7,04 dolardan 6,68 dolara geriledi. Dewey Strickler, Karadeniz'deki gerilimin talebi ABD'ye yönlendirmesi gerektiğini ancak bunun gerçekleşmediğini belirtirken, 9 Ekim tarihli Wasde raporu ABD buğday ihracatı tahminini düşürdü ve Arjantin ile Kanada tahminlerini artırdı.

Kazakistan’da Çocuk Obezitesine Karşı Reklam ve Etiket Düzenlemesi Önerisi
Görsel kaynağı: Kursiv · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’da Çocuk Obezitesine Karşı Reklam ve Etiket Düzenlemesi Önerisi

Kazakistan Kurultayı milletvekili Askat Aimagambetov, çocukluk çağı obezitesiyle mücadele için parlamentodaki komite ve Adalet fraksiyonundaki çalışma arkadaşlarıyla uzmanların katkısıyla bir değişiklik paketi üzerinde görüşüldüğünü açıkladı. Öneriler arasında çocuklara yönelik sağlıksız gıda reklamlarının sınırlandırılması, yüksek şeker, tuz ve trans yağ içeren ürünlere zorunlu uyarı etiketi getirilmesi ve bu ürünlerin çocuk kurumlarında satışının kısıtlanması bulunuyor. Milletvekili ayrıca meyve ve sebzelerde KDV’nin diğer gıdalara göre daha düşük tutulmasını gündeme getirdi. Aimagambetov’a göre yalnızca halkı doğru beslenme konusunda bilgilendirmek yeterli değil; insanların ürün seçtiği koşulların da değiştirilmesi gerekiyor. Benzer fikirlerin önceki yıl ortaya atıldığını, ancak o dönemde hükümet tarafından desteklenmediğini belirten milletvekili, vergi önlemleri dahil diğer tedbirlerin sonraki aşamada tartışılmasını öneriyor. Paketin ne zaman yasalaşacağına veya uygulanacağına ilişkin bir tarih açıklanmadı. Milletvekili, yaklaşımını uluslararası örneklerle destekledi. Aktardığına göre Birleşik Krallık’ta 1992-2020 döneminde obeziteyle mücadele için 14 devlet programı ve 689 ayrı önlem uygulandı; ancak İngiltere’de obezitenin yaygınlığı 1990’ların başından bu yana iki katına çıktı ve 11 yaşındaki yaklaşık her beş çocuktan birinde obezite görülüyor. Aimagambetov, Meksika’da 2020’de uygulanan uyarı etiketlerinin ardından satılan ürünlerin kalori miktarının %15, eklenmiş şeker içeriğinin %25 azaldığını söyledi. Ona göre etkinin yaklaşık %90’ı, üreticilerin ürün bileşimlerini değiştirmesinden kaynaklandı ve satış hacmi düşmedi. Milletvekili ayrıca Avrupa’daki daha düşük meyve-sebze KDV’sinin sağlıklı beslenmeyi vatandaşların harcamalarını önemli ölçüde artırmadan erişilebilir kılabileceğini savundu.

Çin'in Soya Fasulyesi İthalatı Eylülde Yıllık Bazda %7,7 Düştü
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Çin'in Soya Fasulyesi İthalatı Eylülde Yıllık Bazda %7,7 Düştü

Çin, dünyanın en büyük soya fasulyesi alıcısı olarak eylülde 11,88 milyon metrik ton ithalat yaptı. Çin Gümrük İdaresi verilerine göre bu miktar, geçen yılın aynı ayına göre %7,7, ağustosa göre ise %2,1 daha düşük gerçekleşti. Eylül ithalatı geçen yıl 12,87 milyon ton, ağustosta ise 12,14 milyon ton olmuştu. Ocak-eylül döneminde Çin'in toplam soya fasulyesi ithalatı 86,08 milyon tona ulaştı. Shanghai JC Intelligence analisti Rosa Wang, yıllık düşüşün esas olarak geçen yılki yüksek karşılaştırma tabanından kaynaklandığını belirtti. Çinli alıcılar, Pekin ile Washington arasındaki ticari gerilimler sırasında Güney Amerika soya fasulyesi alımlarını artırmıştı. Brezilya'nın eski mahsul soya satışlarının hızlanması, eylülde sevkiyata hazır ürün miktarını azalttı. ABD'de yeni sezon hasadının yeni başlaması ve sevkiyata uygun ürün miktarının henüz artmaması da tedarik akışını sınırladı. Çin, ABD'den 25 milyon ton soya fasulyesi alma taahhüdünde yarı yolu geçti. Ancak zayıf hayvan yemi talebi ve olumsuz kırma marjları nedeniyle alımların önümüzdeki aylarda azalması bekleniyor. Dördüncü çeyrekte aylık soya fasulyesi girişlerinin yaklaşık 9,5 milyon ton olması öngörülüyor.