ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

3067 haber · Sayfa 81

İran’da Patates Arzındaki Geçici Aksamaya Bakanlıktan Açıklama
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Patates Arzındaki Geçici Aksamaya Bakanlıktan Açıklama

İran Tarım Bakanlığı, patates fiyatlarındaki artışa ilişkin bir rapora gönderdiği yanıtta, bu yılki yazlık üretim planına göre ülkede patates üretiminde düşüş yaşanmadığını bildirdi. Bakanlık, fiyat artışında gübre, zirai ilaç ve diğer üretim girdilerindeki maliyet yükselişinin etkili olduğunu belirtti. Açıklamaya göre yazlık üretimin sona ermesiyle bir sonraki sezonun hasadının başlaması arasındaki geçiş dönemi, ürün arzında geçici aksamalara yol açabiliyor. Bakanlık, bu dönemde kırsal kooperatif tarafından depolanan patateslerin meyve-sebze hallerinde günlük olarak satışa sunulduğunu ve soğuk hava depolarındaki ürünlerin de piyasaya çıkarılmasının hızlandırıldığını açıkladı. Tahran’daki toptan satış hallerinde patatesin kilogramı 63 bin ila 75 bin tümen arasında işlem görürken, seçkin ve lüks ürünün fiyatı 80 bin tümene ulaşıyor. Bazı perakendecilerin aynı ürünü kentte 85 bin ila 120 bin tümen arasında sattığı belirtildi. Bakanlık, tüketicilerden yüksek bedel alınmasını önlemek amacıyla denetim yapılmasını istedi.

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği: Üretim, Maliyet ve Pazarlama
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye’de Mantar Yetiştiriciliği: Üretim, Maliyet ve Pazarlama

Suriye’de mantar yetiştiriciliği, küçük üretim odaları ve aile işletmelerinden daha genişleyebilir bir tarımsal faaliyete dönüşüyor. Üreticiler ve sektörle ilgili uzmanlar, farklı mantar türlerinin üretim imkânlarının yanı sıra pazarlama ve işleme alanlarının geliştirilmesiyle sektörün ekonomik değerinin artırılabileceğini belirtiyor. Beyaz mantar ticari pazarda daha geniş yer tutarken, istiridye mantarı daha sınırlı imkânlarla üretilebilmesiyle öne çıkıyor. Beyaz mantar üretimi, soğutma üniteleri bulunan ve sıcaklık, nem ile havalandırmanın kontrol edilebildiği özel odalar gerektiriyor. Üretim döngüsü 22-24 derece arasındaki kuluçka aşamasıyla başlıyor; ardından kompostun üzeri torfla kaplanıyor ve mantarın gelişimini teşvik etmek için sıcaklık ile havalandırma koşulları düzenleniyor. Oda kurulumu, işçilik ve diğer yetiştirme girdileri üreticilerin başlıca maliyet kalemleri arasında yer alıyor. Yerel kompostun metrekare fiyatı 40-50 ABD doları arasında değişirken, uygun koşullarda metrekare başına yaklaşık 20 kilogram ürün alınabildiği aktarılıyor. İstiridye mantarı ise küçük alanlarda ve farklı koşullarda yetiştirilebilmesi, ayrıca daha düşük maliyet gerektirmesi nedeniyle aile işletmeleri için uygun görülüyor. Ancak taze ürünün raf ömrünün 24 saati aşmaması, özellikle küçük üreticilerin ürünü kısa sürede pazarlamasını zorlaştırıyor. Bu nedenle kurutma, salamura ve dondurma gibi işleme yöntemlerinin yaygınlaştırılması; ürünün saklama süresinin uzatılması, kayıpların azaltılması ve yeni pazarlama kanalları oluşturulması açısından öneriliyor. SANA’nın aktardığı bilgilere göre Suriye’de tarımsal mantar üretimine yönelik ilk çalışmalar 1976’da başladı. Kessva yakınlarında 1981’de kurulan üretim tesisinden 1982’de ilk ürün alındı.

Meyve, Yumurta ve Diğer Gıdalar Nasıl Saklanmalı?
Görsel kaynağı: Le HuffPost · Özgün haber
Veri haberi

Meyve, Yumurta ve Diğer Gıdalar Nasıl Saklanmalı?

Meyve, yumurta, tereyağı, kahve, çikolata ve patates gibi gıdaların buzdolabında saklanıp saklanmaması, ürünün türüne ve olgunluk durumuna göre değişiyor. The Huffington Post’un derlediği önerilerde, aşırı sıcak hava dönemleri dışında bazı ürünlerin oda sıcaklığında, bazılarının ise serin ve kuru ortamlarda tutulmasının daha uygun olduğu belirtiliyor. Narenciye ürünleri, yaklaşık bir hafta boyunca oda sıcaklığında korunabiliyor. Ancak ne zaman tüketileceği bilinmiyorsa portakal, limon, mandalina ve greyfurt meyve-sebze bölmesine alınabiliyor. Muzun soğuğu sevmediği, satış noktasına ulaştığında olgunlaşma sürecinin devam ettiği aktarılıyor. Bu nedenle muzların 20-25 °C arasındaki bir odada, tercihen asılarak saklanması öneriliyor. Tereyağı, başka gıdaların kokusunu çekmemesi için buzdolabında kapalı bir tereyağı kabında tutulmalı. Oda sıcaklığında tüketilecek miktarın ise kapalı bir kapta bir veya iki saatten fazla bekletilmemesi tavsiye ediliyor. Kahve için buzdolabı önerilmiyor; nemi ve çevredeki kokuları hızla çekebildiği için kahvenin ışıktan, sıcaktan ve nemden uzak, opak ve hava geçirmeyen bir kapta saklanması gerekiyor. Çikolatanın da yaklaşık 18 °C’de, serin, kuru ve karanlık bir yerde tutulması öneriliyor. Yumurtalar konusunda tek bir uygulama bulunmuyor. Fransız yumurta sektörü, ürünün kuru ve serin, 10-15 °C arasındaki bir yerde, örneğin kilerde saklanmasını ideal görüyor. Evde böyle bir alan yoksa yumurtaların buzdolabına konulması; sivri uçlarının aşağı bakması ve yıkanmaması gerekiyor. Yıkamanın, kabuğu çevreleyen koruyucu tabakayı ortadan kaldırabileceği belirtiliyor. Elmalar serin ve ışıktan uzak bir yerde, kilerde veya buzdolabının sebzelik bölümünde saklanabiliyor. Patateslerin filizlenmesini önlemek için 6-8 °C arasındaki serin ve kuru bir ortam öneriliyor. Fransa'da Temmuz 2020'de 1.056 kişiyle yapılan araştırmaya göre, katılımcıların yalnızca %43'ü patatesleri doğru saklama yöntemlerini kullanıyordu. Domatesler ise genellikle oda sıcaklığında tutulmalı; tamamen olgunlaştıklarında daha uzun süre dayanabilmeleri için buzdolabına alınabiliyor. Tüketilmeden yaklaşık bir saat önce çıkarılmaları, lezzetlerinin daha iyi alınmasını sağlayabiliyor.

İran’da Yemlik Buğday İthalatı İçin Kayıt Başladı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Yemlik Buğday İthalatı İçin Kayıt Başladı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İran’da yemlik buğday ithalatı için sipariş kaydı açıldı. Tarım Bakanlığı Ticaret Geliştirme Yardımcılığına göre ithalatçılar, hayvancılık ve kanatlı işletmelerinin yem tedarikinde kullanılan ürün için işlemlerini Kapsamlı Ticaret Sistemi üzerinden yürütebilecek. Kayıt, yemlik buğdayın ithalata dayalı tedarik sürecinde ilk aşamayı oluşturuyor. Sürecin devamı döviz tahsisi, ürünlerin ülkeye getirilmesi ve gümrükten çekilmesi aşamalarına bağlı olacak. Sipariş kaydının geçerlilik süresi 180 gün olarak belirlenirken sistem üzerinden 60 günlük uzatma yapılabilecek. Shargh’ın aktardığına göre ürün daha önce dördüncü mal grubunda yer alırken geçen ay yapılan değişiklikle döviz önceliği 21’e alındı.

AB, Brezilya’dan Hayvansal Ürün İthalatına Dönüş Sinyali Verdi
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

AB, Brezilya’dan Hayvansal Ürün İthalatına Dönüş Sinyali Verdi

Avrupa Birliği (AB), Brezilya’dan kanatlı eti ve bal ithalatının kısa süre içinde yeniden başlatılabileceğini bildirdi. Brezilyalı yetkililer ise hızlandırılmış bir izin sürecinin sığır eti ihracatı için de uygulanmasını bekliyor. Ancak açıklamalar, ithalatın kesin olarak yeniden başladığı anlamına gelmiyor; süreç bürokratik işlemlerin tamamlanmasına bağlı. AB, Brezilya’dan et, tavuk, balık, yumurta ve bal ithalatını 3 Eylül’den itibaren, ülkenin üretim zinciri boyunca antimikrobiyal kullanımına ilişkin kurallara uyduğunu gösteremediği gerekçesiyle askıya almıştı. Yeni açıklamalar, AB Ticaret Komiseri Maros Sefcovic ile Brezilya’nın dışişleri ve sanayi-ticaret bakanları arasındaki Milwaukee görüşmesinin ardından geldi. Brezilya hükümetinin açıklamasına göre AB tarafı, ülkede birkaç hafta önce yapılan bir denetimin olumlu sonuçlandığına işaret etti ve gerekli idari süreçlerin tamamlanmasının ardından kanatlı eti ile bal ihracatının kısa vadede yeniden başlayabileceğini belirtti. Brezilya tarafı aynı hızlandırılmış prosedürün sığır eti için de uygulanmasını umuyor. Askıya alma, dünyanın en büyük sığır eti ve tavuk üreticisi ve ihracatçısı olarak tanımlanan Brezilya ile başlıca pazarlarından biri olan AB arasındaki ticareti etkiliyor.

Endülüs’te Yeni Zanaat Peyniri Düzenlemesi Yayımlandı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Endülüs’te Yeni Zanaat Peyniri Düzenlemesi Yayımlandı

Endülüs Tarım, Balıkçılık, Su ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı, zanaat usulü peynir ve lorun hazırlanması ile pazarlanmasına ilişkin yeni düzenlemeyi Endülüs Cuntası Resmî Gazetesi’nde (BOJA) yayımladı. Düzenleme, 2013’te kabul edilen kuralların yerini alıyor ve Endülüs peynir sektörüyle yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlandı. Yeni işletmelerin sektöre katılımını kolaylaştırmak ve bölgelere özgü peynir çeşitlerinin görünürlüğünü artırmak da düzenlemenin amaçları arasında yer alıyor. Yeni kurallar, zanaatkârın üretimdeki müdahalesini temel unsur olarak korurken bazı işlemlerde esneklik getiriyor. Pıhtının kalıplara, zanaatkârın açık müdahalesini gerektiren kesintili dolum sistemleriyle aktarılmasına izin veriliyor; tamamen otomatik sistemler ise kapsam dışında tutuluyor. Olgunlaştırılmış peynirin çiğ veya pastörize sütle üretilmesine de uygulanabilir sağlık koşullarına uyulması şartıyla olanak tanınıyor. Düzenleme, zanaat peynirhanelerinin süt işleme kapasitesini çalışan sayısına bağlıyor ve çalışan başına yıllık 170.000 litre üst sınır getiriyor. Çiftlik tipi zanaat peynirhaneleri için yıllık 75.000 litre veya günlük 20 kilogram peynir sınırı korunuyor. Sütün geldiği işletmelerle peynirhaneler arasındaki mesafe en fazla 100 kilometre olabilecek. Çiftlik tipi işletmelerde ise hammadde, peynirhaneyle bağlantılı tek bir hayvancılık işletmesindeki hayvanlardan sağlanacak. Lor üretiminde yalnızca aynı işletmenin peynir yapımından elde ettiği keçi, koyun veya inek sütü suyu kullanılabilecek. Başka tesislerden alınan süt suyuyla lor üretilemeyecek. Ayrıca zanaat peyniri ve lor üreten işletmelerin mikro veya küçük işletme, “çiftlik ürünü” ifadesini kullanan işletmelerin ise mikro işletme olması gerekiyor.

Slovakya’da Süt Alım Fiyatı Ağustosta Aylık Bazda Arttı
Görsel kaynağı: Teraz.sk — TASR · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Süt Alım Fiyatı Ağustosta Aylık Bazda Arttı

Slovakya’da çiğ inek sütünün ortalama alım fiyatı Ağustos 2026’da aylık bazda %1,7 artarak 100 kilogram başına 37,32 avroya çıktı. Ancak fiyat, geçen yılın aynı ayına göre %24,9 daha düşük gerçekleşti. İşleyicilerin üreticilerden aldığı çiğ inek sütü miktarı aylık bazda %2,2 azalarak 73.142 tona geriledi, yıllık bazda ise %10,2 arttı. Q sınıfı süt alımı 56.062 ton olurken toplam alımın %76,7’sini oluşturdu.

Girit'te Sel ve Fırtına Tarımsal Üretimi Vurdu
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber
Veri haberi

Girit'te Sel ve Fırtına Tarımsal Üretimi Vurdu

Girit Adası ve güney Ege'de son 24 saatte yaklaşık 22 bin yıldırım kaydedilirken, şiddetli yağış ve gök gürültüsünün ardından hasar değerlendiriliyor. Girit'teki tarımsal üretimin büyük bölümlerinin yok olduğu, çok sayıda yolun su altında kaldığı ve evlerin zarar gördüğü bildirildi. Yunan meteoroloji servisi, yağışların birkaç saat daha sürmesinin beklendiğini, ardından hava koşullarının düzeleceğini açıkladı. Retimno çevresinde 500 milimetreye kadar yağış ölçülürken, birçok bölgede elektrik kesintisi yaşandı.

FAO: Tahıl Fiyatları Eylülde Arttı
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

FAO: Tahıl Fiyatları Eylülde Arttı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) son değerlendirmesine göre tahıl fiyatları eylülde belirgin biçimde yükseldi. FAO Tahıl Fiyat Endeksi ağustosa göre %5,1, geçen yılın eylül ayına göre %17,2 arttı. Buğday fiyatları %6,3, mısır fiyatları ise %5,6 yükseldi. Artışta Karadeniz bölgesindeki lojistik ve ticaret aksamaları, Kuzey Amerika'nın bazı kesimlerindeki kurak hava, ABD'deki mısır verimine ilişkin endişeler ve Brezilya'nın daha düşük ihracat arzı etkili oldu. Hürmüz Boğazı'ndaki seyrüsefer belirsizliği de mısır gibi biyoyakıt hammaddelerinin fiyatlarına ek destek sağladı. FAO, 2026 küresel tahıl üretimi tahminini 2.979 milyon ton seviyesinde büyük ölçüde değiştirmedi. Bu miktar önceki yılın rekorunun %2,1 altında olsa da tarihin en yüksek ikinci hasadı olarak değerlendiriliyor. Buğday üretimi tahmini 3,2 milyon ton artırılarak 813,9 milyon tona çıkarıldı; ancak küresel üretimin yıllık bazda %3,3 gerilemesi bekleniyor. Avustralya'da daha elverişli hava koşulları görünümü iyileştirirken, ortalamanın altında kalması beklenen verimler ve sezon sonuna doğru yağışların azalması aşağı yönlü risk oluşturuyor. İkincil tahılların üretim tahmini ise 3,3 milyon ton düşürülerek 1.612 milyon tona indirildi. Revizyonun temel nedeni, Avrupa Birliği ve ABD'deki sıcak ve kurak havanın mısır verim potansiyelini sınırlaması oldu. 2026/27 sezonunda küresel tahıl tüketiminin 2.966 milyon tona ulaşması, dönem sonu stoklarının ise 950 milyon ton olması bekleniyor. Stok-tüketim oranı %31,7'ye yükseltilse de önceki sezonun %32 seviyesinin altında kalıyor.

Slovakya’da Süt Tüketimini Artırma Çalışmaları Okullarda Sürüyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Süt Tüketimini Artırma Çalışmaları Okullarda Sürüyor

Slovakya’da süt üreticileri ve işleyicileri, süt ile süt ürünlerinin tüketimini artırmak amacıyla okullarda bilinçlendirme etkinlikleri düzenledi. Agro Tami’nin katıldığı çalışmalar, Nitra bölgesindeki Mojmírovce, Cabaj-Čápor ve Ivanka pri Nitre’de gerçekleştirildi. İlkokulun birinci, ikinci ve üçüncü sınıf öğrencilerine sütün nasıl oluştuğu ve beslenmedeki önemi oyunlar ve bilgi yarışmalarıyla anlatıldı. Agro Tami Yönetim Kurulu Başkanı Peter Schultz, Slovakya’da kişi başına yıllık süt ve süt ürünü tüketiminin uzmanların önerdiği 220 kilogramın 30-40 kilogram altında kaldığını söyledi. Ülkedeki tüketim 2008’den bu yana kişi başına yaklaşık 36 kilogram artarak neredeyse 190 kilogram seviyesine ulaştı. Schultz, şirketin yılda 100 milyon litre süt işlediğini ve Slovak ürünleri ile süt ürünlerinin beslenmedeki rolü konusunda farkındalığı artırmayı amaçladığını belirtti. Devlet destekli Süt Okulu programı, süt ve süt ürünlerini eğitim kurumlarına ulaştırıyor. Tarım Ödeme Ajansı’nın 2025 yılı raporuna göre 2024/2025 eğitim yılında 24 başvuru kabul edildi ve toplam 11 milyon 851 bin 443 avro yardım ödendi. Bu tutarın 1 milyon 659 bin 402 avrosu Avrupa Birliği bütçesinden, 10 milyon 192 bin 041 avrosu ise Slovakya bütçesinden karşılandı. Avrupa Birliği kaynağının tamamı, Slovakya bütçesinden ayrılan kaynağın ise %84,37’si kullanıldı. Program 3 bin 880 eğitim kurumuna ulaştı; tüm uygulama dönemlerinde programa katılan öğrencilerin ortalaması 531 bin 590 oldu. 2025’te uygun eğitim kurumlarının yaklaşık %63’ü ve uygun öğrencilerin yaklaşık %75’i programa katıldı. Raporda, 2026’da programa dahil olan okul ve çocuk sayısının artmasının beklendiği belirtildi.

İranlı Temsilci: FAO Siyasi Amaçlarla Kullanılmamalı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İranlı Temsilci: FAO Siyasi Amaçlarla Kullanılmamalı

İran’ın Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nezdindeki temsilcisi Ali Kiyani Rad, ülkesinin aktif diplomasisinin örgütün siyasi amaçlarla kullanılmasına yönelik girişimleri şimdiye kadar engellediğini savundu. Kiyani Rad, İran’ın FAO ile iş birliğini azaltmadığını, tarım alanındaki bilgi, teknoloji ve deneyimlerini uluslararası düzeyde paylaşmayı sürdürdüğünü söyledi. İran’ın FAO nezdindeki temsilcisi, örgütün görev alanının kuruluş sözleşmesiyle sınırlı tutulması gerektiğini belirtti. Kiyani Rad’a göre FAO, mali kaynak dağıtan bir kuruluş değil; bilgi, veri ve deneyim paylaşımı yoluyla ülkelerin kendi koşullarına uygun politika ve uygulamalar geliştirmesine katkı sağlayan bir yapı. İran’da FAO temsilciliklerinin kapasitesinden yararlanılarak örgütün merkezinde hazırlanan stratejilerin ülke içindeki uygulamalı projelere dönüştürülmesinin hedeflendiğini aktardı. Kiyani Rad, FAO’nun 193 üye ülkenin onayladığı stratejiler temelinde 2031’e kadar gıda güvenliği için dört ana hedef belirlediğini söyledi. Bu hedefler daha iyi üretim, daha iyi beslenme, daha iyi çevre ve daha iyi refah başlıklarından oluşuyor. İranlı temsilci, ülkesinin örgütteki gıda diplomasisini iç kapasite ve bilimsel birikime dayanarak sürdürmek istediğini ifade etti.

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği

İran’da Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle kurulması öngörülen Ulusal Yapay Zekâ Kurumu’nun nasıl yapılandırılması gerektiği tartışılıyor. Meclis tarafından 28 Mordad 1405’te kabul edilen ve Anayasayı Koruma Konseyi tarafından 4 Şehriver’de onaylanan yasa, 12 madde ve 8 ek fıkradan oluşuyor. Düzenleme; işlem gücü altyapısı, veri, güvenlik, finansman, yapay zekâ pazarı, insan kaynağı ve kurumlar arası koordinasyon başlıklarını kapsıyor. Değerlendirmede kurumun hem politika yapıcı hem düzenleyici hem de bütün projeleri doğrudan yürüten bir yapı olmaması gerektiği savunuluyor. Kurumun ülke çapındaki çalışmaları yönlendiren, kolaylaştıran ve kurumlar arasında eşgüdüm sağlayan bir “mimar” olarak konumlandırılması öneriliyor. Tasarım için çeviklik, ağ yapısı, gerçek sorunlara odaklanma, ölçülebilir sonuç alma ve mevcut kurumlarla görev çakışmasından kaçınma ilkeleri öne çıkarılıyor. Yapay zekâ kapasitesinin %90’dan fazlasının üniversiteler, araştırma kurumları, bilgi tabanlı şirketler, girişimler ve özel sektörde bulunduğu belirtilerek kurumun bu ekosistemi merkezi bir idari yapıya dönüştürmeden bir araya getirmesi gerektiği ifade ediliyor. Veri alanında temel sorunun veri yokluğu değil, verilerin dağınık olması, erişimin sınırlı kalması, kalite sorunları ve standart eksikliği olduğu aktarılıyor. Bu nedenle kamu verilerine güvenli erişim, veri kalitesi sınıflandırması ve veri paylaşımını teşvik edecek mekanizmalar öneriliyor. Tarım, yapay zekânın uygulanması gereken alanlardan biri olarak gösteriliyor. Önerilen büyük ulusal görevler arasında tarımsal tedarik zincirinin ve su tüketiminin akıllı biçimde yönetilmesi bulunuyor. Yazıda ayrıca yapay zekânın enerji, sağlık, sanayi ve kamu yönetimindeki somut sorunlara bağlanması; her görev için sorumlu kurum, takvim ve sayısal başarı göstergesi belirlenmesi gerektiği belirtiliyor. Finansman için 1405-1407 döneminde 100 trilyon İran riyali başlangıç sermayesine sahip bir Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Fonu kurulması öneriliyor. Fonun yalnızca kredi vermek yerine özel sektörle ortak yatırım, kurumsal girişim sermayesi, araştırma sonuçları için satın alma garantisi ve talep oluşturma araçlarını kullanması isteniyor. Ayrıca risk temelli düzenleme ve kurumun ilk 100 gününde veri erişim platformu ile ekonomide etkisi ölçülebilir ilk ulusal görevin başlatılması öneriliyor.

Rusya’da Eylül Ayında Tarım ve Gıda Gündeminin Öne Çıkanları
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Eylül Ayında Tarım ve Gıda Gündeminin Öne Çıkanları

Rusya’da eylül ayının tarım ve gıda gündeminde tahıl ihracat vergileri, iç piyasa fiyatları, ihracat lojistiği ve tarımsal üretim beklentileri öne çıktı. Hükümet, buğday, mahlut, arpa ve mısır için ihracat vergilerini 2026 sonuna kadar askıya alarak oranları sıfırladı. Ayçiçek yağı ve ayçiçeği küspesi ihracat vergileri ise yıl sonuna kadar ton başına sırasıyla 7748 ve 312 rublede sabitlendi. İç piyasada dördüncü sınıf buğdayın KDV dahil fabrika çıkış fiyatı 25 Eylül itibarıyla ton başına ortalama 8625 rubleye geriledi. Analitik şirket ProZerno’nun Genel Müdürü Vladimir Petriçenko, fiyatların 2013-2014 düzeylerine kadar düşebileceğini söyledi. Güney Rusya’da bazı aracılar sofralık buğdayı maliyetin yarısından daha düşük fiyatlarla satın almayı önerirken, küçük arazili ve depolama kapasitesi bulunmayan çiftçilerin daha kırılgan durumda olduğu aktarıldı. Tahıl ihracatının sezon boyunca 39,1 milyon ton ile 45 milyon ton arasında gerçekleşebileceği öngörüldü. Kötümser senaryoda Azak-Karadeniz havzasındaki geleneksel sevkiyatlar hesaba katılmazken, alternatif limanlara demiryoluyla 24,1 milyon ton tahıl taşınması gerekecek. Rostov bölgesinde deniz taşımacılığının durması ve küspenin demiryoluyla sevkinin ekonomik olmaması nedeniyle yağlı tohum işleme tesislerinin faaliyetlerini durdurabileceği belirtildi. Tarım Bakanlığı, 2027 ürünü için kışlık buğday, çavdar, arpa ve tritikale ekimine hektar bazlı sübvansiyon verilmesini önerdi; destek, karar alınması halinde 2026 ve 2027’de bütçe sınırları içinde uygulanacak. Olumsuz hava koşulları nedeniyle tarımsal üretimin bu yıl 2025’e göre gerilemesi beklenirken, Damate’nin 2025’te 268 bin ton hindi eti tedarik ederek dünyanın en büyük üç üreticisi arasına girdiği bildirildi.

Polonya'da Broyler Fiyatları Gerilemeye Devam Ediyor
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Polonya'da Broyler Fiyatları Gerilemeye Devam Ediyor

Polonya'da kanatlı hayvan fiyatları eylül ayının son haftasında gerilemeye devam etti. Zintegrowanego Systemu Rolniczej Informacji Rynkowej verilerine göre, 21-27 Eylül 2026 döneminde tavuk broylerlerinin ortalama alım fiyatı 4,89 zloti/kg oldu. Fiyat bir önceki haftaya göre %1,8 düşerken, 2025'in aynı dönemine kıyasla %18,6 daha düşük gerçekleşti. Düşüş yalnızca broylerlerle sınırlı kalmadı. Hindi erkeklerinin ortalama fiyatı haftalık karşılaştırmada 9,65'ten 9,50 zloti/kg'ye indi. Hindi dişilerinde ise 9,49'dan 9,51 zloti/kg'ye sınırlı bir artış görüldü. Broyler ördek fiyatı 6,74 zloti/kg seviyesinde büyük ölçüde değişmezken, besi kazlarının fiyatı 16,50'den 16,67 zloti/kg'ye yükseldi. Broyler fiyatları raporlanan tüm makro bölgelerde geriledi, ancak düşüşün boyutu bölgelere göre farklılaştı. Merkez bölgede fiyat 4,89 zloti/kg, kuzeyde 5,02 zloti/kg ve batıda 4,91 zloti/kg olarak kaydedildi. En sert düşüş, fiyatın 4,77'den 4,38 zloti/kg'ye indiği güneydoğu makro bölgesinde görüldü; bu bölgede yıllık gerileme %30,5'e ulaştı. Canlı hayvan fiyatlarındaki zayıflama, kanatlı eti satışlarına da yansıdı. Boyunsuz tavuk karkasının ortalama fiyatı %4, boyunlu karkasın fiyatı ise %8,2 geriledi. Tavuk göğüs filetosu da %1,9 ucuzladı. Buna karşılık tavuk parçalarının fiyatı %4,9 arttı. Hindi göğüs filetosu, kanat, but ve alt but fiyatlarının tamamında düşüş kaydedildi; yıllık gerilemeler %3,6 ile %9,5 arasında değişti.

İyi Rekolteye rağmen Bulgaristan’da Tahıl Üreticilerinin Hesabı Tutmuyor
Görsel kaynağı: NOVA Bulgaria · Özgün haber
Veri haberi

İyi Rekolteye rağmen Bulgaristan’da Tahıl Üreticilerinin Hesabı Tutmuyor

Bulgaristan’ın Dobruca bölgesindeki tahıl üreticileri, ayçiçeği ve mısırda yüksek verim elde etmelerine rağmen artan maliyetler ve düşen fiyatlar nedeniyle gelir-gider dengesini kuramıyor. Dobriç ilinde ayçiçeği hasadının sonuna yaklaşılırken ortalama verim 320 kilograma ulaştı. Silistre’de de ayçiçeğinde 300 kilogramın, mısırda ise yaklaşık 700 kilogramın üzerinde verim bildirildi. Üreticiler bu sonuçları son dört yılın en iyi ilkbahar ürünü sezonlarından biri olarak değerlendiriyor. Dobriç’teki hasadın yaklaşık bir hafta içinde tamamlanmasının beklendiği belirtilirken, bazı üreticiler ayçiçeğinin yağ oranının da önceki yıllara göre iyi olduğunu söyledi. Buna karşın yakıt fiyatlarındaki artış üretim giderlerini yükseltti. Üreticiler, ayçiçeği fiyatının gerilediğini ve piyasada şu anda talep bulunmadığını belirtti. Bir üretici fiyatın ton başına yaklaşık 30 avro düştüğünü, ticaretin çok zayıf olduğunu ve ürününü satamadığını ifade etti.

İran’da Tavuk Çiftlikleri Günlük 600-700 Milyar Tümen Zarar Ediyor
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Tavuk Çiftlikleri Günlük 600-700 Milyar Tümen Zarar Ediyor

İran’da tavuk çiftliklerinin günlük zararının 600 ila 700 milyar tümen arasında olduğu bildirildi. Bir sektör yetkilisi, açıklamasında tavuk etinin piyasa fiyatına ve üreticilerin karşılaştığı mevcut koşullara işaret etti. Yetkili, bu durumun sürmesi halinde çok sayıda üretim biriminin sektörden çıkabileceği uyarısında bulundu. Açıklama, zararların devam etmesinin İran’daki tavuk üretiminin sürdürülebilirliği açısından risk oluşturabileceğine dikkat çekiyor.

Renkli Güneş Panelleri Yeni Zelandalı Sebze Üreticileri İçin Potansiyel Taşıyor
Görsel kaynağı: RNZ · Özgün haber
Veri haberi

Renkli Güneş Panelleri Yeni Zelandalı Sebze Üreticileri İçin Potansiyel Taşıyor

İsveç'te yayımlanan bir araştırma, macenta renkli yarı saydam güneş panellerinin altında brokoli yetiştirilebildiğini gösterdi. Çalışmada brokolinin tam büyüklüğe ulaşmasının panel kullanılmayan yetiştirmeye kıyasla 25 gün daha uzun sürdüğü ve ürünün mikro besin düzeylerinin daha düşük olduğu belirlendi. Paneller, gelen güneş ışığının bir bölümünü yenilenebilir elektrik üretiminde kullanırken bir bölümünün altlarında yetişen ürünlere ulaşmasına izin verecek şekilde tasarlandı. Araştırmacılar, geleneksel koyu mavi panellerin genellikle opak olduğunu ve ürünler üzerinde fazla gölge oluşturduğunu belirterek çalışma için özelleştirilmiş yarı saydam paneller kullandı. Victoria University Mühendislik ve Bilgisayar Bilimleri Fakültesi'nden Ramesh Rayudu, yöntemin aynı arazide gıda ve elektrik üretimini birleştirebileceğini söyledi. Rayudu, sistemin ileride Yeni Zelanda'daki sebze üreticilerinin elektrik faturalarını dengelemesine veya üretilen enerjiyi şebekeye satmasına imkân sağlayabileceğini, ancak yarı saydam paneller daha az elektrik ürettiği için ekonomik uygulanabilirlik için daha fazla geliştirme gerektiğini belirtti. Elektrik fiyatı ile brokoli fiyatına bağlı olarak, kaybedilen elektrik değerini telafi etmek için hektar başına yaklaşık 1,2 ila 3,2 ton ek brokoli gerekebileceği hesaplandı. Rayudu, maliyet ve fayda dengesi uygun olduğu takdirde yöntemin lahana, karnabahar ve havuçta da kullanılabileceğini ifade etti. Canterbury Üniversitesi'nden Sharee McNab ise büyük güneş enerjisi tesisleriyle gıda üretimi arasındaki arazi rekabetinin arttığını ve verimli tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyledi.

Tayland Dondurma İhracatında Asya Lideri
Görsel kaynağı: Thai PBS World · Özgün haber
Veri haberi

Tayland Dondurma İhracatında Asya Lideri

Tayland, Asya’nın en büyük dondurma ihracatçısı ve dünyanın 12’nci büyük ihracatçısı konumunda bulunuyor. Ticaret Bakanlığı Ticaret Politikası ve Stratejisi Ofisi (TPSO) Genel Müdürü Nantapong Chiralerspong’un açıklamasına göre ülkenin dondurma ihracatı geçen yıl 136 milyon ABD dolarına, yani 4,47 milyar bahtın üzerine ulaştı. Bu tutar küresel dondurma pazarının %1,9’una karşılık gelirken, ihracatın bu yıl da büyümeyi sürdürdüğü belirtildi. Tayland dondurmasının başlıca Asyalı ithalatçıları Malezya, Singapur, Filipinler, Vietnam ve Güney Kore oldu. Londra merkezli Euromonitor International’a göre Tayland’ın dondurma pazarının bu yıl yıllık %4 büyüyerek yaklaşık 12,6 milyar bahta ulaşması bekleniyor. Ani tüketim amaçlı alımların da iç satış hacminin %90’ından fazlasını oluşturacağı öngörülüyor. Chiralerspong, yerel işletmelere değişen tüketici davranışları ve küresel pazar eğilimlerine göre pazarlama stratejilerini uyarlama çağrısı yaptı. İşletmelerden yenilikleri benimsemeleri, ayırt edici markalar oluşturmaları ve sosyal medyadan daha iyi yararlanmaları istendi. Yetkili ayrıca lezzet, sağlıklı ürün yaklaşımı ve rekabetçi fiyat gibi mevcut güçlü yönlerin korunmasını önerdi. Küresel eğilimler arasında mochi dondurma, dondurmalı sandviç, sınırlı üretim ürünleri ve sağlıklı seçeneklere artan ilgi yer alıyor.

Japonya’da Somon Avındaki Düşüş Karada Yetiştiriciliği Gündeme Taşıdı
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Somon Avındaki Düşüş Karada Yetiştiriciliği Gündeme Taşıdı

Japonya’nın Niigata eyaletindeki Murakami kenti, somon avındaki sert düşüşe karşı karada yetiştiriciliğe yöneliyor. Japonya Denizi kıyısında chum somonuyla tanınan kentte, Miomote Nehri’nden 2015 mali yılında 55.718 somon yakalanırken bu sayı 2025 mali yılında 1.415’e geriledi. Kent yönetimi, bu kritik durum karşısında Okayama Üniversitesi Bilim Enstitüsü’nün Gelecek Nesil Su Ürünleri Yetiştiriciliği Merkezi ile bir araştırma yürütüyor. Merkezde yaklaşık 2.000 chum somonu, 35 metrik ton kapasiteli oval bir tankta yetiştiriliyor. Toshimasa Yamamoto’nun liderlik ettiği ekip, balıkları yavru döneminden itibaren büyütüyor. 15 Ağustos itibarıyla balıkların ortalama ağırlığı yaklaşık 140 gram, uzunluğu ise yaklaşık 24 santimetreydi. Deneyin hedefi, Nisan 2026’da başlayan iki yıllık görev süresi içinde somonları 2-3 kilogram ağırlığa ulaştırmak. Araştırma ekibi, yavruların ebeveyn balıklara dönüştürülmesini ve bu balıklardan alınacak yumurtalarla yeni neslin yetiştirilmesini içeren kapalı devre yetiştiriciliğini amaçlıyor. Karada yetiştiricilikte sockeye ve Atlantik somonu için ilerleme kaydedilmiş olsa da chum somonunun hızlı yüzmesi önemli bir güçlük oluşturuyor. Balıklar büyüdükçe kalabalık tanklarda birbirlerine çarparak ölebiliyor. Yamamoto, güçlü yüzücü mavi yüzgeçli orkinos üzerinde geliştirilen yetiştiricilik tekniklerinin bu sorunun önlenmesine yardımcı olabileceğini düşünüyor. Murakami’nin karada yetiştiricilik için uygun olabileceği belirtilen özellikleri arasında soğuk su kaynakları bulunması yer alıyor. Bu sayede suyu soğutmak için makine kullanılması gerekmeyebilir. Ancak kent yönetimi, kapalı devre yetiştiriciliğinin ticari açıdan uygulanabilir olup olmadığını ve kentte somon işleme, dağıtım ve diğer faaliyetlerde yer alan kişilerin görüşlerini dikkate alarak ilerlemek istiyor. Somonlardaki gerileme Murakami ile sınırlı değil. Japonya genelinde, dört yıl önce bırakılan yavrulara göre geri dönen somonların oranı 1974’ten 2024’e kadar %1’in altına inmezken 2025’te %0,66’ya düştü. Niigata’daki oran ise 2023’te %0,19, 2024’te %0,13 ve 2025’te %0,06 oldu. Isınmayla kuzeye ilerleyen balıkların avcılığı, uygun su sıcaklıklarının görüldüğü dönemin kısalması ve daha az besleyici zooplankton türlerinin yayılması başlıca etkenler arasında gösteriliyor. Miomote Nehri Somon Balıkçılığı Birliği daha önce 10 milyon yumurta toplayıp 8 milyon yavruyu suya bırakıyordu. Ancak geri dönen somonların azalması yumurta toplama ve kuluçka faaliyetlerini zorlaştırdı. Kapalı devre yetiştiriciliği krizi önleyebilecek bir yol olarak görülse de birlik yetkilileri, yetiştiriciliğin balıkları nehirde çoğaltmak için değil tüketim amacıyla kullanacağına dikkat çekerek sonuçların belirsiz olduğunu ve sürecin yakından izlenmesi gerektiğini belirtiyor.

Düşük Süt Fiyatları Buzağı Beslemesinde Tam Yağlı Süt Tercihini Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Düşük Süt Fiyatları Buzağı Beslemesinde Tam Yağlı Süt Tercihini Gündeme Getirdi

Düşük süt fiyatları, süt sığırcılığı işletmelerinde buzağıların tam yağlı sütle mi yoksa süt ikame yemiyle mi beslenmesinin daha uygun olduğu sorusunu yeniden gündeme taşıdı. Agrarheute’nin aktardığı yetiştirici tartışmasında, işletmelerin tercihlerinin sütü pazarlama biçimine, işletme büyüklüğüne ve önceki besleme deneyimlerine göre değiştiği belirtildi. Sütünü tamamen doğrudan satan ve zaten sınırlı miktarda sütü bulunan bir işletme, kendi sütünü süt ikame yeminden daha değerli gördüğü için MAT kullanımını sürdürüyor. Ancak aynı işletme sütünü düşük fiyattan teslim etmek zorunda kalsaydı, buzağılarını tam yağlı sütle beslemeyi tercih edebileceğini ifade ediyor. Bu değerlendirme, kararın yalnızca süt fiyatına değil, sütün işletme içinde nasıl değerlendirildiğine de bağlı olduğunu gösteriyor. Besleme yönteminin değiştirilmesi halinde hayvanların izlenmesi ve selenyum gibi besin ihtiyaçlarının dikkate alınması gerektiği aktarılıyor. Küçük bir işletme ise açılmış MAT çuvallarında kalan ürünün topaklanabilmesi veya son tüketim tarihine ulaşabilmesi nedeniyle tam yağlı süt kullanıyor. Bu işletmede iki buzağıya üç ay boyunca toplam yaklaşık 1.000 litre süt veriliyor. Bazı yetiştiriciler tam yağlı sütü fiyat karşılaştırmasından bağımsız olarak etik gerekçeler ve MAT kullanımının enerji ile iş gücü ihtiyacı nedeniyle tercih ediyor. Bir yetiştirici de kendi deneyiminde buzağıların tam yağlı sütle daha iyi geliştiğini belirtiyor. Tartışmadaki görüşler, tüm işletmeler için geçerli tek bir ekonomik yanıt bulunmadığına işaret ediyor.

Kolza Tarlalarında Toprak Piresi Baskısı Artıyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Kolza Tarlalarında Toprak Piresi Baskısı Artıyor

Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletinde kolza tarlalarında kolza piresi (Rapserdfloh) baskısının bu yıl ciddi boyutlara ulaştığı bildirildi. Tarım danışmanlarının aktardığına göre sarı kaplarda üç gün içinde 100 ila 500 böcek sayıldı. Bu kapların kolza piresi için özel bir çekiciliği bulunmadığı, böceklerin tesadüfen kaplara düştüğü belirtildi. Mücadele eşiği, üç hafta içinde 50 böcek görülmesi veya kolzanın üç yapraklı dönemine kadar yaprakların %10’unun zarar görmesi olarak tanımlanıyor. Ağustos sonundan bu yana çoğunlukla kuru havanın etkili olduğu, bazı bölgelerde kolzanın düzensiz çıktığı ve eylül başında yoğun böcek girişinin başladığı kaydedildi. Bu koşullar nedeniyle üreticilerin tarlalarını sık aralıklarla kontrol etmesi gerekiyor. Baden-Württemberg danışmanları, insektisitlerin akşam geç saatlerde veya gece uygulanmasını öneriyor. Böceklerin bu saatlerde daha aktif olması nedeniyle doğrudan hedeflenebileceği ve uygulama etkinliğinin artabileceği belirtildi. Ekim ortasından itibaren larvaların topraktaki yumurtalardan çıkıp kolza saplarına girmesi bekleniyor; bu aşamada verim kayıplarını önlemek için yeniden mücadele gerekebileceği ifade edildi.

Yüksek Arazi Kiraları Çiftçilerin Yeni Alan Kiralamasını Frenliyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Yüksek Arazi Kiraları Çiftçilerin Yeni Alan Kiralamasını Frenliyor

Yüksek arazi kira bedelleri, birçok çiftçinin işletmesini genişletmesini zorlaştırıyor. agrarheute’nin 866 okuyucuyla yaptığı ankette katılımcıların %37’si, mevcut kira fiyatları nedeniyle yeni alanlar için artık teklif vermediğini belirtti. %17’lik kesim ise kiraladığı alanı azaltıyor veya bunu planlıyor. Katılımcıların %28’i, yeni alanların ekonomik görünmemesine rağmen mevcut kira sözleşmelerini sürdürüyor. Bu tercih, arazinin rakiplere gitmesini önleme ve işletmenin mevcut üretim tabanını koruma amacı taşıyor. Böylece ankete katılanların toplam %82’si yeni alan kiralamadığını, kiralanan alanı azalttığını ya da mevcut sözleşmeleri stratejik nedenlerle uzattığını bildirdi. Anket temsilî değil ve sonuçlar okuyucuların kira piyasasındaki baskıyı nasıl değerlendirdiğini gösteriyor. Katılımcıların %7’si yüksek kiralardan pek etkilenmediğini söylerken, %3’ü kendisine uygun bir yanıt seçeneği bulamadı. Kaynakta aktarılan Thünen analizine göre, incelenen başlıca tarım işletmelerinin yaklaşık %60’ında temel rant, ödenen kira giderlerinin altında kaldı. Buna rağmen güçlü ve büyümek isteyen işletmelerin yüksek teklifler vermeyi sürdürdüğü belirtildi.

Finlandiya, AB Fonlarında Kırsal Bölgelerin Payının Azalmasından Endişeli
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Finlandiya, AB Fonlarında Kırsal Bölgelerin Payının Azalmasından Endişeli

Avrupa Komisyonunun yeni bütçe önerisi, Finlandiya’nın kuzeyindeki seyrek nüfuslu bölgeler için uzun süredir uygulanan özel desteğin geleceğine ilişkin endişe yarattı. Öneride, Finlandiya’nın AB üyeliği anlaşmasından bu yana, yani 1995’ten beri kullanılan bu destek kalemine yer verilmediği belirtiliyor. Finlandiyalı Avrupa Parlamentosu üyeleri, bunun ülkenin kırsal ve sınır bölgelerindeki kalkınma olanaklarını zayıflatabileceği görüşünde. Söz konusu destek; işletmelerin, ulaşım bağlantılarının ve bölgesel canlılığın geliştirilmesinde kullanılabiliyor. Kırsal kalkınma fonlarıyla daha önce çevre ve yenileme projeleri yürütüldü, geniş bant altyapısı kuruldu. Avrupa Parlamentosu üyesi Eero Heinäluoma, kuzeydeki seyrek nüfuslu bölgeler için desteğin değerini 650 milyon euro olarak ifade ederken, doğu sınırındaki bölgeler için sağlanacak mali desteğin Finlandiya açısından daha da önemli olduğunu savundu. Öneride ayrıca desteklerin, örneğin tarım için doğrudan tahsis edilmemesi ve fonların nasıl dağıtılacağı konusunda hükümetlere daha fazla yetki verilmesi öngörülüyor. Mali çerçevenin altında 14 mevcut büyük finansman programı bulunuyor; bunlar bölgesel kalkınma ve tarımın yanı sıra balıkçılık ile göçü de kapsıyor. Heinäluoma, üye ülkelerin komisyonun güvenlik ve rekabetçilik fonları gibi öncelik değişikliklerini kabul etmesi halinde kaynakların ulusal düzeyde daha serbest kullanılabileceği uyarısında bulundu. Elsi Katainen ise parlamentodaki tartışmalarda gıda üretiminin savunulmasına rağmen bölgelerin aynı ölçüde korunmayabileceğinden endişe ettiğini söyledi. Haberde aktarılan görüşlere göre özellikle doğu sınırı çevresindeki ekonomik canlılığın ve turizmin zayıflaması riski bulunuyor. Ancak aktarılan düzenleme, henüz kesinleşmiş bir fon kesintisi kararı olarak değil, Avrupa Komisyonunun yeni önerisi ve buna ilişkin siyasi değerlendirmeler olarak sunuluyor.

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor

Romanya eski Tarım Bakanı Achim Irimescu, 2028-2034 döneminde Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında tarıma ayrılan kaynakların azalmasının Romanyalı çiftçileri zorlayabileceğini söyledi. Adevărul’a verdiği röportajda Irimescu, bütçe kesintileri, kırsal kalkınma fonlarının mevcut biçimiyle ortadan kalkması ve doğrudan ödemelere çiftçi başına üst sınır getirilmesi ihtimallerinin sektörü etkileyebileceğini belirtti. Irimescu’ya göre OTP’nin Avrupa Birliği bütçesindeki payı 1980’lerde yaklaşık %70 iken günümüzde %36-37 seviyesinde bulunuyor. Eski bakan, 2028-2034 dönemi için bu oranın yaklaşık %15’e kadar gerileyebileceğini tahmin etti. En büyük sorunlardan birinin, kırsal kalkınma ve yatırımları finanse eden ikinci ayağın kaldırılması olduğunu savunan Irimescu, yeşil dönüşüm için gereken yatırımların ilk hesaplamalara göre en az 60 milyar avro tutacağını, ancak tarım ve gıda sanayisi için bu yatırımlara açık biçimde ayrılmış kaynakların bulunmadığını söyledi. Romanya açısından tahsisatın mevcut dönemdeki 21,5 milyar avrodan gelecek mali dönemde 16,5 milyar avroya düşebileceği aktarıldı. Ancak nihai miktarın, hükümetin kaynakları ulusal düzeyde nasıl dağıtacağına ve AB ülkeleri arasındaki müzakerelere bağlı olacağı belirtildi. Irimescu ayrıca bazı ülkelerin bütçeye yaptıkları katkının aldıkları paydan yüksek olmasına karşı çıkması nedeniyle önerilen bütçenin müzakereler sırasında daha da azaltılabileceği uyarısında bulundu. Eski bakan, doğrudan ödemelerin çiftçi başına 100 bin avro ile sınırlandırılmasının özellikle büyük işletmeler üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti. Bu işletmelerin makine ve diğer yatırımlar için kredi kullandığını, destek ödemelerine ilişkin belgeleri teminat göstererek finansmana erişebildiğini belirten Irimescu, kesintilerin üretim kapasitesini ve Romanya’nın gıda güvenliğini etkileyebileceğini savundu. Ona göre yaklaşık 13 bin orta ve büyük işletme ülkenin tarımsal üretiminin %75’ini gerçekleştiriyor. Irimescu, destek politikasının yalnızca büyük işletmelere yönelmemesi gerektiğini de söyledi. Küçük çiftçilerin de desteklenmesini, ancak pazar için üretim yapan büyük işletmelerle küçük işletmeler arasında denge kurulmasını istedi. Emeklilik yaşına ulaşan çiftçilerin temel doğrudan ödemeyi kaybetmesi ihtimalini de eleştirdi. Ayrıca AB üreticilerinin pestisit, gübre, kirlilik ve emisyonları azaltmaya yönelik standartların maliyetini taşıdığını, üçüncü ülkelerden gelen ürünlerle rekabette zorlanabileceğini belirtti. Kuraklık, hastalık ve zararlılar karşısında dayanıklı çeşitler ile yeni genomik tekniklerin önem kazanacağını da ekledi.