ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

506 haber · Sayfa 9

WFP Gazze'de Gıda Yardımını Finansman Nedeniyle Kısıyor
Görsel kaynağı: ZDFheute · Özgün haber
Veri haberi

WFP Gazze'de Gıda Yardımını Finansman Nedeniyle Kısıyor

Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı (WFP), finansman açığı nedeniyle Gazze Şeridi'ndeki gıda yardımını azaltıyor. WFP'nin açıklamasına göre yaklaşık 500 bin Filistinli artık yardım alamayacak; yardımdan yararlanmaya devam edenlere ise daha küçük miktarlarda destek verilecek. WFP, Ekim 2025'te ateşkes anlaşmasının başlamasından bu yana her ay yaklaşık 1,6 milyon Filistinliye gıda paketleri, ekmek ve nakit yardım sağlıyordu. Kuruluş, mevcut finansmanının bu yardım düzeyini sürdürmeye yetmediğini ve 2026'da Filistin topraklarındaki operasyonları için önceki yılların yarısından daha az kaynak aldığını belirtiyor. Gıda yardımındaki kesintinin yaklaşık üçte bir oranında olduğu aktarılıyor. Yardım almaya devam eden ailelere iki gıda paketi yerine bir paket ve daha küçük bir çuval buğday unu verilecek. Günlük sıcak yemek dağıtımının da 250 binden 150 bine indirilmesi planlanıyor. WFP, Gazze nüfusunun yaklaşık %67'sinin akut açlık veya daha ağır bir durum yaşadığını bildiriyor. IPC girişimi Gazze Şeridi'ni şu anda kıtlıktan etkilenen bir bölge olarak değerlendirmiyor. İsrail'in Filistin İşleri Koordinasyon Birimi Cogat ise yardım sevkiyatlarının nüfusun beslenme ihtiyacını aştığını ve bölgede akut gıda güvencesizliği bulunmadığını savunuyor.

Sırbistan’da Gıda Güvenliği Denetimlerinde Yetki Dağılımı Eleştirildi
Görsel kaynağı: N1 Srbija · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Gıda Güvenliği Denetimlerinde Yetki Dağılımı Eleştirildi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Sırbistan Yolsuzlukla Mücadele Konseyi, ülkedeki gıda güvenliği sistemine ilişkin raporunda denetimlerin, farklı bakanlıklar ve denetim kurumları arasındaki yetki paylaşımı nedeniyle zayıfladığını bildirdi. Tarım, Orman ve Su Yönetimi Bakanlığına bağlı veteriner, bitki sağlığı ve tarım denetimleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık denetimleri arasındaki görev sınırlarının örtüşmesi veya yeterince açık tanımlanmaması, sorumluluğun kurumlar arasında aktarılmasına ve üretim-ticaret zincirinin bazı aşamalarının yeterli denetim dışında kalmasına yol açıyor. Konsey, gıda üretimi ve ticaretiyle herhangi bir biçimde ilgilenen 100 binden fazla işletmeye kıyasla kontrol ve denetim sayısını yetersiz buldu. Bu gruba aile çiftlikleri, küçük üreticiler, mağazalar, fırınlar, restoranlar, sanayi tesisleri ve büyük ticaret zincirleri dahil ediliyor. Raporda bazı kurumlarda son iki yılda denetim sayısının arttığı belirtilse de, mevcut kısıtlamalar nedeniyle gıda güvenliğinin yeterince korunamadığı değerlendirmesi yapıldı. Konsey ayrıca kendisine iletilen verileri bağımsız biçimde doğrulayamadığını, Veteriner İdaresinin verilerinin ise genel ve eksik olduğunu aktardı. Batajnica’daki Ulusal Referans Laboratuvarları Müdürlüğünün açılmış olmasına rağmen tam kapasitesiyle ve bağımsız bir gıda güvenliği kurumu olarak öngörülen yasal rolüyle çalışmadığı belirtildi. Analiz süreçlerinde yetkili özel ve resmi laboratuvarlara büyük ölçüde başvuruluyor. Laboratuvarın 2022-2025 dönemindeki çalışmasının personel eksikliği, yavaş dijitalleşme ve karmaşık prosedürlerle sınırlandığı; bu durumun tüketicileri korumak için sonuçlara hızlı biçimde ulaşılmasını güçleştirdiği kaydedildi. Veteriner İdaresinde sistematize edilmiş 97 müfettiş kadrosunun doldurulmadığı da raporda yer aldı. Konsey, sosyal medya üzerinden kayıt dışı gıda satışlarının ve süt ürünleri, yumurta ile et gibi çabuk bozulan ürünlerin düzenlenmiş pazar yerleri dışında satışının denetim açısından sorun yarattığını belirtti. Tüm gıda işletmeleri için zorunlu olan HACCP özdenetim sistemi bakımından küçük üreticilere yeterli esneklik ve açık prosedür sağlanmadığı, bunun da bazı işletmeleri kayıt dışı alana ittiği ifade edildi. Başvuruların zamanaşımına uğradığı ve cezaların çoğu zaman kanuni asgari sınıra yakın kaldığı da rapordaki eleştiriler arasında bulunuyor. Konsey, tüm denetim hizmetlerini birleştirecek merkezi bir kurum kurulmasını, boş kadroların acilen doldurulmasını ve yüksek usulsüzlük riski taşıyan alanlarda personel sayısının artırılmasını önerdi. Batajnica’daki laboratuvarın toksin, pestisit ve ağır metal analizleri için tam kapasiteyle çalışması; denetim sonuçlarının kamuya açık hale getirilmesi ve gıdanın çiftlikten veya tarladan satış noktasına kadar QR kod ya da barkodla izlenebilmesi için ortak bir dijital platform kurulması da tavsiyeler arasında yer aldı.

Rus Un İhracatında Lojistik Krizle Rekor Beklentisi
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rus Un İhracatında Lojistik Krizle Rekor Beklentisi

Azak ve Karadeniz limanlarından tahıl sevkiyatının durması, Rus un üreticileri için yeni ihracat fırsatları oluşturuyor. Agropolis Saburovo’nun kurucusu Aleksandr Polyakov, 2026/27 sezonunda Rusya’nın un ve öğütülmüş ürün ihracatının rekor düzey olan 1,5 milyon tona ulaşabileceğini öngördü. Polyakov, Rus şirketlerinin ortaya çıkan yeni pazarlardan yararlanması gerektiğini söyledi. Polyakov’a göre güney Rusya limanlarındaki lojistik kriz ihracat hacmini sınırlasa da Rus üreticilerin Orta Asya, Afrika ve Orta Doğu pazarlarındaki konumunu güçlendirebilir. Bu değerlendirmeye göre Türkiye ve Mısır, ucuz Rus tahılı tedarik edemedikleri için fiyat avantajını kaybediyor. Türk işleyicilerin durumunun liranın seyri nedeniyle daha da zorlaştığı, dünya piyasasının ise Kazakistan’daki tahıl rekoltesi düşüşünden etkilendiği belirtildi. Rusya Tarım Bakanlığı, un ve öğütülmüş ürün ihracatı için yıllık 2 milyon tonluk yeni bir hedef belirledi. Bu beklentide Çin’e yapılan sevkiyat artışının etkili olduğu bildirildi. İKAR verilerine göre Çin, 2025/26 sezonunda Rusya’dan 121 bin ton un alarak ilk sıraya çıktı; önceki sezonda bu miktar 71 bin tondu. Türkmenistan da 104 bin tonluk ithalatla önde gelen alıcılar arasında yer aldı; Afganistan ve Irak da başlıca pazarlar olarak sıralandı. İKAR, Rusya’nın 2025/26 sezonundaki un ve öğütülmüş ürün ihracatını 500 bin ton olarak tahmin etti. Sektör birliği ise mevcut takvim yılında ihracatın, önceki yılki 529 bin ton seviyesinde kalmasını bekliyor. Agropolis Saburovo, 2026’da yaklaşık 110 bin ton ürün ihraç ederek 2023’teki 100,4 bin tonluk rekorunu aşmayı planlıyor. Şirketin Baltık Denizi’ndeki, yıllık 100-150 bin ton tahıl yükleme kapasiteli terminali un ürünlerinin elleçlenmesine yönlendirildi.

İran’ın Gıda Güvenliği Deneyimi Özbekistan’ın Gündeminde
Görsel kaynağı: ILNA · Özgün haber

İran’ın Gıda Güvenliği Deneyimi Özbekistan’ın Gündeminde

İran Merkezi Köy Kooperatifleri Örgütü yöneticisi Peyman İskenderi, örgütün dönüşüm önceliklerini açıklarken Özbekistanlı üst düzey yetkililerin İran’ın temel ürün tedariki ve kriz dönemlerinde gıda güvenliği yönetimi deneyimlerinden yararlanmak istediklerini söyledi. İskenderi, Özbekistan’a yaptığı son ziyaret sırasında gündeme gelen bu talebin, İran’ın temel ürünlerin tedarik ve dağıtımına ilişkin uygulama deneyimine verilen önemi gösterdiğini belirtti. İskenderi’ye göre gıda güvenliği, ulusal dayanıklılığın temel unsurlarından biri hâline geldi. Ekonomik zorluklar ve tedarik zincirlerindeki kısıtlamalar karşısında üreticiler, kırsal kooperatifler ve ilgili kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden İskenderi, kooperatif ağlarının uygulama kapasitesinin artırılmasını istedi. Örgütün dönüşüm gündeminde yapısal yenilenme, veri odaklı yönetim, tarım ürünlerinde tedarik ve dağıtım zincirlerinin akıllı hâle getirilmesi ile kooperatiflerin uygulamadaki rolünün güçlendirilmesi bulunuyor. İskenderi, tarım ürünlerinde arz fazlası veya açığına yalnızca dönemsel ve tepkisel müdahalelerin yeterli olmadığını söyledi. Pazar yönetiminin hasat başlamadan önce üretim verileri, arz tahminleri ve talep öngörüleri temelinde yapılması gerektiğini belirten İskenderi, özellikle patates gibi ürünlerde yıllık üretim takvimi, ekim modeli ve pazar düzenleme planının aylar öncesinden hazırlanmasını önerdi. Ayrıca kırsal bölgelerde tarımsal girdiler, yakıt ve unun adil biçimde tedarik edilip dağıtılmasının; ürün değer zincirlerinin tamamlanması ve gereksiz aracılığın azaltılmasının örgütün sürekli görevleri arasında olduğunu aktardı.

Sırbistan’da Yemek Teslimatı Günlük Alışkanlığa Dönüşürken Maliyet Artıyor
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Yemek Teslimatı Günlük Alışkanlığa Dönüşürken Maliyet Artıyor

Sırbistan’da yemek teslimatı, geçmişte uzun mesai, habersiz misafir veya evde yiyecek bulunmaması gibi olağanüstü durumlarda başvurulan bir seçenekken Belgrad’da günlük rutinin parçasına dönüştü. Teslimat uygulamalarından yalnızca yemek değil, tek bir kahve ve yakındaki fırından alınan ürünler de sipariş ediliyor. Bu değişim, tüketicilerin gıda harcamalarında görünmeyen bir maliyet kalemi oluşturuyor. Teslimat ücreti, hizmet bedeli ve kurye bahşişi eklendiğinde 800 dinarlık bir yemek için kasada 1.300-1.500 dinar ödenebiliyor. Kaynakta, bazı kişilerin bu ek ödemeler nedeniyle ayda 50.000 dinara kadar daha fazla harcama yaptığı aktarılıyor. Başka bir hesaplamada ise yemek bedeliyle teslimat dahil toplam tutar arasındaki farkın kişi başına aylık 30.000-50.000 dinarlık bir açığa dönüşebildiği belirtiliyor; bu iki rakamın aynı kullanıcı grubunu veya aynı ölçümü ifade ettiği söylenmiyor. Belgrad’daki Reddit tartışmasında farklı tüketim alışkanlıkları ortaya çıkıyor. Bazı kullanıcılar pazar alışverişi yapıp evde yemek hazırlayarak aylık 200-300 avro harcadığını belirtirken, bazıları kişi başına 600 avrodan başlayıp 1.000 avronun üzerine çıkan harcamalar bildirdi. İkinci gruptaki kullanıcılar, paranın önemli bölümünün yemek teslimatı uygulamalarına gittiğini ve işten sonra yemek hazırlamak istemedikleri için sipariş verdiklerini yazdı. Saurin Parik, teslimat uygulamalarının büyümesini yalnızca zaman yetersizliğiyle değil, insanların küçük fiziksel veya zihinsel çabalardan kaçınmasıyla açıklıyor. Guardian’a dayandırılan aktarımda ise kuryelerin her dakikayı ölçen algoritmik bir tempoda çalıştığı, bazılarının yağmur ve karda günde 10-12 saat araç kullandığı belirtiliyor. Teslimat hizmetlerinin maliyetini azaltma arayışının sahadaki emeği ağırlaştırdığı yönündeki bu değerlendirmelerin yanında, bazı kent sakinleri bütçelerini kontrol etmek için pazar ve market alışverişine dönerek haftalık yemek hazırlamaya başladı.

Arjantin Buğday İhracatında Sezon Projeksiyonu Aşıldı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Buğday İhracatında Sezon Projeksiyonu Aşıldı

Arjantin’in 2025/26 sezonu buğday dış satış beyanları 18,07 milyon tona ulaşarak Tarım Sekreterliği’nin 18,00 milyon tonluk ihracat projeksiyonunu aştı. Ticaret sezonu 30 Kasım’da sona ereceği için toplamın önümüzdeki haftalarda daha da yükselmesi bekleniyor. Bunge Argentina, bu hafta kasım ayında yüklenmek üzere 500.000 tonluk buğday satışı beyan ederek sezon ihracat hedefine katkı sağladı. Sevkiyatı yapılan veya yapılması planlanan buğdayın başlıca varış noktaları Endonezya ve Brezilya oldu. Endonezya’nın yılın bu dönemindeki alımları, Karadeniz’den ürün tedarik edilememesine bağlanıyor. Brezilya’da hasat dönemindeki aşırı nem, ülkenin güneyindeki değirmenlerde kaygı yaratıyor. Değirmenler, olası kalite sorunları ve tedarik belirsizliklerinden kaçınmak için mevcut sezonun son Arjantin buğdayı partilerini almayı tercih ediyor. Arjantin ekmeklik buğdayının resmi spot FOB değeri ton başına 257 ABD doları olarak veriliyor; güçlü talep, FAS fiyatlarını CME Group’taki düşüşlerin ters yönünde destekliyor.

Slovakya’da Gübre Maliyetleri İçin Yaklaşık 20 Milyon Avroluk Destek
Görsel kaynağı: STVR Správy · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Gübre Maliyetleri İçin Yaklaşık 20 Milyon Avroluk Destek

Slovakya ve Avrupa Birliği, yüksek gübre fiyatlarıyla karşı karşıya kalan çiftçilere yaklaşık 20 milyon avro destek sağlayacak. Tarım Bakanı Richard Takáč’ın açıklamasına göre paketin 6,5 milyon avrosu Avrupa Komisyonunun rezerv fonundan, 13 milyon avrosu ise Slovakya bütçesinden karşılanacak. Çiftçiler desteği memnuniyetle karşılasa da ödemelerin artan maliyetlerin yalnızca bir bölümünü karşılayacağını belirtiyor. Gübre fiyatları, Orta Doğu’da çatışmanın başlamasının ardından ilkbaharda yükselmeye başladı. Haliçeli üretici Zoltán Ďurčík, iki yıl önce tonu 300 avroya aldığı gübrenin fiyatının 600 avroya çıktığını söyledi. Üreticiler, daha az gübre kullanımının verimi düşürebileceği uyarısında bulunuyor. Destek miktarı üretim türüne göre belirlenecek. Kışlık buğday için hektar başına 31 avroya kadar ödeme yapılabilecek. Hayvansal üretim ile özel bitkisel üretim yapanlara daha yüksek katsayı uygulanırken, yalnızca bitkisel üretim yapanlar daha düşük katsayı alacak; ancak bakanlığa göre temel olarak tüm çiftçiler destekten yararlanabilecek. Başvuruların yapılması gerekiyor ve ödemelerin en geç Mayıs 2027 sonunda tamamlanması planlanıyor.

Kuzey Makedonya’da Gıda Zincirlerinde Birleşme Fiyatları Düşürecek Mi?
Görsel kaynağı: Telma · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey Makedonya’da Gıda Zincirlerinde Birleşme Fiyatları Düşürecek Mi?

Kuzey Makedonya’da gıda perakende zincirleri pazarı, marketlerin birleşmesi ve yabancı oyuncuların girişiyle yeniden yapılanıyor. Business Network verilerine göre geçen yıl en kârlı beş market zinciri yaklaşık 1 milyar avro ciro elde ederken toplam kârları 20 milyon avroya ulaştı. Uzmanlara göre bu dönüşüm ürün arzını artırıyor ve yerli üreticileri, büyük zincirlerin raflarına girebilmek için daha yüksek standartlar uygulamaya yöneltiyor. Perakende zincirleri geliştirme uzmanı Dejan Manev, yerli üretimin gerçekleştirilmesi ve pazara sunulmasında yüksek verimlilik oluşmasının tüketiciler açısından olumlu olabileceğini belirtiyor. Ancak market satın almalarının sürmesiyle rekabetin sıkışabileceği ve tüketicilerin seçeneklerinin azalabileceği uyarısında bulunuyor. Manev, piyasada düşük fiyatlarla çalışan baskın indirim marketleri bulunduğu için birleşmelerin ürünlerde büyük bir fiyat farkı yaratacağından emin olmadığını da söylüyor. Sendika sepeti hesabına göre aile harcamalarının üçte birinden fazlası gıda ve içeceğe ayrılıyor; kaynak bunun bir bölümünü enflasyona bağlıyor. Eylül ayındaki yıllık enflasyon %2,7 olarak verilirken et fiyatlarının %6,4, süt, süt ürünleri ve yumurta fiyatlarının %3,6, yağ ve katı yağ fiyatlarının ise %7,1 arttığı belirtiliyor. Bu artışların karşılaştırma dönemi kaynakta açıkça belirtilmiyor.

Güney Afrika Tarımı Büyümeyi Çiftçilerin Dayanıklılığına Bırakamaz
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika Tarımı Büyümeyi Çiftçilerin Dayanıklılığına Bırakamaz

Güney Afrika’da tarım sektörünün büyümesini, çiftçilerin hükümet kaynaklı altyapı ve hizmet eksikliklerini telafi etmesine dayandırmanın sürdürülebilir olmadığı belirtildi. Uyarı, AgriSA’nın Gauteng’deki yıllık kongresinde gazeteci Qaanitah Hunter’ın yönettiği panelde ekonomist Wandile Sihlobo ile gazeteci Lourensa Eckard tarafından dile getirildi. Panelde devlet, örgütlü tarım ve özel sektör arasındaki sorumluluk paylaşımı ile hesap verebilirlik ele alındı. Sihlobo, Güney Afrika’nın tarımsal üretiminin 1994’ten bu yana verimlilik artışları, teknolojik ilerlemeler ve ihracatın genişlemesiyle iki katından fazla arttığını söyledi. Tarım ihracatının yaklaşık 2 milyar ABD dolarından 2000’de 15,1 milyar ABD dolarına 2025’te yükseldiğini belirten Sihlobo, bu gelişmede hükümetin ticaret anlaşmalarını kolaylaştırması, tarım teknolojilerini kaydetmesi ve pazar erişimini korumasının da rol oynadığını kaydetti. Bu nedenle tartışmanın, hükümetin sektörde bulunup bulunmamasından çok sorumluluklarını ne kadar etkili yerine getirdiği üzerine kurulması gerektiğini savundu. Eckard ise çiftçilerin dayanıklılığının sınırsız ek maliyet ve sorumluluğu üstlenebilme kapasitesi olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. Uzak bölgelerdeki üreticilerin kendilerini yalıtılmış ve yeterince temsil edilmemiş hissedebildiğini söyleyen Eckard, yolların ve limanların işlevsiz olduğu koşullarda arazi devri ile mali desteğin yeni üreticilerin pazara erişimini güvence altına alamayacağını ifade etti. Bu sorunların, özel çözümler kuracak mali gücü bulunmayan çiftçileri daha fazla etkilediği belirtildi. Sihlobo, kamu-özel ortaklıklarının yararlı olabileceğini ancak özel kuruluşların hükümet işlevlerini üstlenmesinde net sınırlar ve hesap verebilirlik güvenceleri gerektiğini söyledi. Eckard, kamu kaynaklarının üretim ve istihdamı artıran faaliyetlere yönlendirilmesini, destek programlarının sonuçlarının ölçülmesini ve üretken çiftçiliği teşvik edecek araçların değerlendirilmesini önerdi. Sihlobo da üretimi büyütmek için uygun maliyetli finansman, arazi, teknik beceriler ve modern teknolojinin birlikte gerektiğini; finansmanın tek başına ticari açıdan sürdürülebilir çiftlikler oluşturmayacağını vurguladı.

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tarım Politikasında Büyük Tartışma Yaratıyor

Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne (AB) katılım süreci, ülkenin tarım sektörünün ölçeği nedeniyle Ortak Tarım Politikası (OTP), ortak bütçe ve Avrupa tarım piyasası açısından önemli bir tartışma yaratıyor. Ukrayna Haziran 2022’de aday ülke statüsü aldı, katılım müzakereleri Haziran 2024’te resmen başladı ve temel unsurlar başlığındaki ilk müzakere grubu Haziran 2026’da açıldı. Ancak üyelik için Avrupa kriterlerinin karşılanması, kurumsal ve ekonomik reformların yapılması, mevzuatın AB ile uyumlaştırılması ve kritik aşamalarda üye devletlerin onayı gerekiyor. Ukrayna, Arnavutluk ve Karadağ’dan farklı olarak geniş tarım alanlarına, güçlü bir bitkisel üretim tabanına ve tahıl ile yağlı tohumlarda yüksek ihracat kapasitesine sahip. Bu nedenle tam üyelik, OTP kapsamındaki sübvansiyonların dağıtımı, doğrudan ödemeler, kırsal kalkınma fonları ve sınırlı kaynaklara sahip ortak bütçenin dengesi üzerinde baskı oluşturabilir. Kaynakta, Ukrayna’nın mevcut üye ülkelerdeki çiftçilerle karşılaştırılabilir haklara sahip olması durumunda desteklerin nasıl korunacağı ve Avrupa bütçesine katkıların artıp artmayacağı sorularının öne çıkabileceği belirtiliyor. Piyasa etkisinin tüm kesimler için aynı olması beklenmiyor. Tahıl ve yağlı tohum üreticileri, özellikle taşımacılık maliyetlerinin düşük olduğu bölgelerde daha güçlü rekabetle karşılaşabilir. Buna karşılık işleyiciler, yem kullanan hayvancılık işletmeleri ve bazı tüketiciler daha erişilebilir hammaddelerden yararlanabilir. Bu etkiler kesinleşmiş sonuçlar değil, üyelik ve ticaret düzenlemelerinin nasıl şekilleneceğine bağlı olası senaryolar olarak aktarılıyor. AB, 2022’deki Rusya işgalinin ardından Ukrayna ihracatına uygulanan gümrük vergilerini geçici olarak askıya almış, dayanışma koridorlarıyla tahıl ve diğer malların üye ülkeler üzerinden taşınmasını sağlamıştı. Bu uygulama, sınır ülkelerinde altyapı, depolama ve fiyat baskısı tartışmalarını da beraberinde getirdi. AB, 2024’te bazı tarım ürünleri için koruma mekanizmaları ve tahıl ithalatı izleme sistemi kurdu; belirli ithalat eşiklerinin aşılması bazı ürünlerde vergilerin ve tarife kotalarının yeniden uygulanmasına yol açtı. Revize AB-Ukrayna ticaret anlaşması 29 Ekim 2025’te yürürlüğe girerek ek serbestleşme, korunma hükümleri ve Avrupa üretim standartlarına kademeli uyum taahhütleri getirdi. Romanya açısından konu, Ukrayna malları için transit ülkesi olmasının yanında bölgesel ve uluslararası pazarlarda rekabet eden bir tarım üreticisi olması nedeniyle daha hassas. Kaynak, öngörülebilir kurallar, etkili kontroller, transit altyapısı ve çiftçileri orantısız piyasa bozulmalarından koruyacak mekanizmalar gerektiğini belirtiyor. Ukrayna’nın ihracat altyapısı ise savaş nedeniyle baskı altında. Reuters’ın 19 Şubat 2026 tarihli aktarımına göre Odesa bölgesindeki liman saldırıları Aralık 2025’te 13 sivil gemiye zarar verdi ve limanların ihracat kapasitesini %30’a kadar düşürdü.

Cluj'da İsraftan Kurtarılan Gıdalarla Yemek Yarışması
Görsel kaynağı: Știrile ProTV · Özgün haber
Veri haberi

Cluj'da İsraftan Kurtarılan Gıdalarla Yemek Yarışması

Romanya'nın Cluj kentinde, Cluj Gıda Bankası'nın girişimiyle düzenlenen yemek ve yaratıcılık yarışmasında ekipler, atılmaya hazır ürünleri tariflere dönüştürdü. Organizasyon, çöpe gitmesi beklenen gıdaların basit yemeklerde kullanılabileceğini göstermeyi amaçladı. Yarışmacılar geleneksel Rumen yemeklerinin yanı sıra uluslararası mutfaklardan örnekler hazırladı. Yarışmacı Paula Partnoi, ana yemekte çıtır tavuk ve püre hazırlayacaklarını; elma, armut, kivi, hurma, üzüm ve kayısı kompostosu kullanacaklarını söyledi. Restoran sahibi Adrian Madar ise jüri değerlendirmesi öncesinde meze ve atıştırmalıklar sunulacağını belirtti. Etkinliğe 200 kişi katıldı. Cluj Gıda Bankası Başkanı Andreea Bobiş, ocaktan ağustos sonuna kadar 1.604 ton gıdanın israftan kurtarıldığını ve bu gıdalarla her hafta 34.000 kişinin beslendiğini açıkladı. Kalan yemeklerin katılımcılar tarafından evlerine götürülmesi teşvik edildi.

Yapay Zekânın Tarımda Tablolardan Otonom Traktörlere Uzanan Rolü
Görsel kaynağı: ERR News · Özgün haber

Yapay Zekânın Tarımda Tablolardan Otonom Traktörlere Uzanan Rolü

Yapay zekâ, Estonya’daki tarım işletmelerinde günlük veri işlemlerinden otonom tarım makinelerine kadar farklı alanlarda kullanılmaya başlanıyor. Pajo Ranch’te bitkisel ve hayvansal üretimden sorumlu Airika Verrev, teknolojiden Excel tabloları hazırlamak, verileri analiz etmek ve mevzuatta ilgili hükümleri bulmak için yararlanıyor. Verrev, kısa süre içinde yapay zekânın kullanımında önemli ilerleme gördüğünü, artık Excel tablolarını kendisinin hazırlamadığını söylüyor. Bununla birlikte yapay zekâ, çiftçilerin uzmanlık sorumluluğunu ortadan kaldırmıyor. Estonya Yaşam Bilimleri Üniversitesi’nden Marten Madissoo, teknolojinin karar alma sürecini hızlandıran yararlı bir araç olduğunu, ancak çiftçilerin sonuçları değerlendirebilmesi için alan uzmanlığını koruması gerektiğini belirtiyor. Madissoo’ya göre makine öğrenmesi ve yapay zekâ; lojistikte, tarımsal ürünlerin depolanması ve işlenmesinin düzenlenmesinde ve tarla analizinde kullanılabilir. Uygulamanın biçimi ise ele alınan probleme göre değişiyor; her duruma uyan tek bir çözüm bulunmuyor. Madissoo’nun koordinasyonunu yürüttüğü Yapay Zekâ ve Robotik Merkezi AIRE, yapay zekânın gıda işleme alanındaki kullanımını da test etti. Nõo Lihatööstus’ta yürütülen gösterim projesinde, konveyör üzerinden ilerleyen paketli ürünlerin kalite kontrolü incelendi. Sistem, düzgün yapışmamış etiketleri, yanlış tarihleri ve ürünün görünümündeki kusurları belirlemek üzere tasarlandı. Tartu Üniversitesi araştırmacıları ise hava fotoğraflarında tarla adacıklarını tanımlamak ve tahıl sınıflandırmak için yapay zekâdan yararlandı. Otonom makineler ve tarım dronları için teknik olanakların yanında hukuki ve güvenlik koşulları da belirleyici. Estonya Parlamentosu’nda görüşülen Bitki Koruma Yasası değişikliği, belirli şartlar altında bitki koruma ürünlerinin insansız hava araçlarıyla püskürtülmesine izin verebilir. Ancak otonom çözümlerin kullanımını yasal kısıtlar ve güvenlik gereklilikleri sınırlıyor. Estonya Yaşam Bilimleri Üniversitesi’nin tarla robotu hâlâ test aşamasında; robotun tarlaların sınırlarını ve çalışabileceği alanları öğrenmesi gerekiyor. Verrev, gelecekte yapay zekâ yardımıyla farklı veri kaynaklarının birleştirilmesinin tarımsal üretimi daha hassas hâle getirebileceğini belirtiyor. Hava ve drone görüntülerinin analizi, gelecek sezon için ne kadar gübre veya bitki koruma ürünü sipariş edilmesi gerektiğinin belirlenmesine yardımcı olabilir. Bu yaklaşım gereksiz harcamaların önlenmesini sağlayabilir; ancak Madissoo’ya göre üreticilerin yeni teknolojiye yatırım yapma kararı, beklenen faydanın maliyeti ne kadar sürede karşılayacağına bağlı olacak. Üreticiler, daha karmaşık uygulamalar için üniversitelerden veya AIRE’den destek alabilir.

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor

Paraguay süt sektörü, bu yıl 1 milyar litrenin üzerinde üretim gerçekleştirmeyi ve %10 büyümeyi bekliyor. Beklentiyi, Paraguay Süt Sanayicileri Odası (Capainlac) Başkanı Erno Becker, La Nación/Nación Media’nın Hacedores LN programına verdiği röportajda açıkladı. Becker, sektörde iyi fiyatlar, istikrarlı bir piyasa ve artan tüketim bulunduğunu; Paraguaylı üreticiye ödenen fiyatın bazı komşu ülkelerdeki seviyelerin üzerinde olduğunu söyledi. Üretimin yaklaşık %90’ı başlıca süt sanayileri üzerinden değerlendirilirken, kalan bölüm küçük işletmeler, peynir imalathaneleri ve diğer pazarlama kanallarına gidiyor. Becker, üretimin %84’ünün büyük ve küçük kooperatifler aracılığıyla gerçekleştirildiğini belirtti. Bu yapının üretici, sanayi ve tüketici fiyatları arasındaki dengeyi desteklediğini ve üreticilerin sütlerini satabilecekleri bir sanayi kuruluşuna erişimini kolaylaştırdığını ifade etti. Sektörde günlük 8.000 ila 10.000 litre ve daha fazla kapasiteye sahip tamamen robotize süt işletmeleri bulunuyor. Sanayide yeni nesil makineler, gelişmiş ambalaj teknolojileri ve protein oranı artırılmış yoğurtlar, probiyotik ve prebiyotik ürünler ile proteinle zenginleştirilmiş sütler geliştiriliyor. Becker, kefirin de yeni ürünler arasında yer aldığını ve sektörün katma değer yaratmayı sürdürdüğünü söyledi. Süt zincirinde yaklaşık 5.000 üretici ile sanayi ve pazarlama alanlarında 15.000 ila 16.000 çalışan bulunuyor. Becker ayrıca, Hambre Cero programı kapsamında her gün bir milyondan fazla çocuğa bir bardak süt verildiğini belirtti. Kamu-özel işbirliğinin bir parçası olan ve 2012’de kurulan Mesa Láctea; sanayicileri, üreticileri, dağıtıcıları, üniversiteleri, bakanlıkları ve diğer kamu kurumlarını bir araya getiriyor. Asunción’daki merkezi laboratuvarda süt kalite parametreleri analiz ediliyor. Paraguay’ın süt ihracatı altı ya da yedi yıldır çoğunlukla üretim fazlasının süt tozuna dönüştürülmesiyle yapılıyor. İlk pazarlar arasında Orta Amerika, Dominik Cumhuriyeti ve Orta Doğu’daki bazı ülkeler, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu destinasyonlar yer aldı. Son yıllarda Brezilya ülkenin başlıca alıcısı haline geldi. Bununla birlikte Becker, üretim fazlasını ihraç etmenin her zaman en iyi ticari seçenek olmadığını, uluslararası süt fiyatlarının zaman zaman yalnızca maliyetleri karşılayabildiğini söyledi. Becker’e göre süt üretimi her gün emek gerektiriyor ve bu durum bazı üreticilerin sektörden ayrılmasına yol açabiliyor. Daha esnek kredi hatlarına, teknik desteğe, eğitime ve finansal araçlara ihtiyaç duyulduğunu belirten Becker, sektörün daha fazla üretim potansiyeline sahip olduğunu ancak büyümenin daha iyi ticari fırsatlar, istikrarlı iç piyasa ve daha elverişli ihracat pazarlarıyla birlikte ilerlemesi gerektiğini ifade etti.

SIAL fuarına ev sahipliği yapan Paris Nord Villepinte girişindeki ziyaretçiler.
SIAL Paris fuar alanı — kaynak haberde kullanılan arşiv fotoğrafı.Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haberGörsel, yerleşime göre kırpılarak gösterilir.
Veri haberi

SIAL Paris’te Türkiye Fransa’nın Önünde Yer Aldı

Fransa, Paris’te düzenlenen SIAL Paris’in 2026 edisyonunda sergileyici ülkelerin şirket katılımı sıralamasında İtalya, İspanya, Türkiye ve Yunanistan’ın gerisinde kaldı. Böylece Fransa, kendi ülkesinde düzenlenen dünyanın önemli gıda fuarlarından birinde ilk sıralardaki konumunu koruyamadı. Türkiye, kaynakta yer alan sıralamaya göre Fransa’nın önünde bulunan ülkeler arasında gösterildi. Bu karşılaştırma, ülkelerin toplam gıda ihracatını ya da dış satım hacmini ölçmüyor. Sıralama, şirketlerin ticari fuara katılımına ve fuardaki sergi alanlarının kullanımına ilişkin bir gösterge niteliğinde. Buna rağmen SIAL organizatörleri, sonuçların Fransız gıda şirketlerinin uluslararası alıcılara ulaşma kapasitesi bakımından dikkate alınması gerektiğini belirtti. Organizasyon, Fransa’nın fuardaki varlığındaki gerileme ve uluslararası gıda ticaretinde yeniden ağırlık kazanma ihtiyacı konusunda uyarıda bulundu. İtalya, 2024’te ilk kez Fransa’yı geçerek SIAL Paris’in başlıca sergileyici ülkesi oldu. SIAL Paris Direktörü Audrey Ashworth, Fransa’nın gıda sektöründeki geçmiş itibarına güvenerek hareket edemeyeceğini savundu. Ashworth’e göre büyümenin yavaşladığı ve iç pazarın istikrar kazandığı bir ortamda birçok Fransız gıda şirketinin büyümeyi sürdürebilmek için ülke dışından yeni alıcılar bulması gerekiyor. İhracatın ikincil bir faaliyet olarak görülmemesi gerektiğini belirten Ashworth, yeni pazarların maliyetleri dağıtabileceğini, riskleri çeşitlendirebileceğini ve şirketlerin ekonomik sürdürülebilirliğini güçlendirebileceğini ifade etti. SIAL’ın değerlendirmesine göre uluslararası rekabet yalnızca ürün kalitesi ve fiyatlarla şekillenmiyor. Hükümetlerin şirketlere sağladığı destekler, ticari tanıtım kuruluşlarının çalışmaları ve kamu-özel sektör koordinasyonu da ülkelerin dış pazarlardaki görünürlüğünü etkiliyor. Organizasyon, İtalya ve Türkiye’nin gıda sanayilerinin uluslararası varlığını güçlendirmek için önemli kamu sübvansiyonlarından yararlandığını aktardı. Belçika’nın Food Export The Forum platformu, Birleşik Krallık’ın Export Academy programı, Kanada’nın CanExport SME desteği ve Singapur’un Market Readiness Assistance programı da ihracat hazırlığı ve tanıtım araçları arasında sıralandı. SIAL Paris’in ticari bağlantılar açısından kapsamı, 2024 verilerinde de görülüyor. Fuar o yıl yaklaşık 200 ülkeden ziyaretçi ve 110 resmî heyet ağırladı; heyetler arasında 50 büyükelçi, 16 parlamenter ile Fransız ve yabancı 17 bakan yer aldı. Bu nedenle etkinlik, özellikle küçük ve orta ölçekli gıda şirketleri için distribütör bulma, yeni ihracat pazarlarına ulaşma ve ticari ilişkiler kurma imkânı sunuyor. Organizasyon, Fransa’nın bu kapasiteden yeniden yararlanabilmesi için sektör ve kamu kurumlarının ortak hareket etmesi gerektiğini savunuyor.

AB’nin 2028–2034 Bütçesinde Uzlaşma Sağlanamadı
Görsel kaynağı: Világgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

AB’nin 2028–2034 Bütçesinde Uzlaşma Sağlanamadı

Avrupa Birliği üyesi ülkeler, 2028–2034 dönemini kapsayan bütçe konusunda yapılan zirvenin ilk gününde uzlaşmaya varamadı. İrlanda dönem başkanlığının hazırladığı 1.620 milyar avroluk uzlaşma önerisi, hem bütçeye net katkı yapan ülkelerin hem de kohezyon ödemelerini korumak isteyen ülkelerin itirazlarıyla karşılaştı. Bu nedenle AB liderlerinin bütçe görüşmelerini yıl sonundan önce tamamlayıp tamamlayamayacağı belirsizleşti. İrlanda önerisi, Avrupa Komisyonu’nun ilk teklifinden 141 milyar avro daha düşük bir toplam bütçe öngörüyordu. Buna rağmen Almanya ve İsveç taslağı hâlâ fazla maliyetli buldu. İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, önerinin ülkesinin net katkısını yaklaşık %60 artırabileceği uyarısında bulundu. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de ortaya çıkabilecek yükleri kabul edilemez olarak niteledi. Böylece bütçenin büyüklüğü ve ülkeler arasındaki mali paylaşım, müzakerelerin temel anlaşmazlık noktaları olarak kaldı. Diğer tarafta, 17 üye ülkeden oluşan ve kohezyon ödemelerini savunan grup, kalkınma ve tarım kaynaklarının korunmasını talep ediyor. Bu kaynakların yeni bütçe döneminde nasıl düzenleneceği, özellikle AB finansmanına dayalı yatırımlar açısından önem taşıyor. Kaynakta, bütçe döngüsünün kuralları ile çerçeve tutarlarının Macaristan’daki yatırımların AB finansmanını uzun yıllar etkileyebileceği belirtiliyor. Zirvede daha önce gündeme gelen anlaşma takvimi de tartışmalı hâle geldi. Euronews’in aktardığına göre bazı katılımcılar aralık ayında anlaşmaya varılması hedefini sorguladı. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın uzlaşma hazırlığını üstlenmesi ve bunu birkaç hafta içinde üye ülkelere sunması bekleniyor. Bir sonraki olağanüstü zirvenin 26 Kasım’da yapılması öngörülüyor. Görüşmelerin 2027’ye sarkması hâlinde, yeni bütçe döneminin uygulanması için gerekli mevzuatın zamanında kabul edilmesi riske girebilir. Bu durum, 2028’de başlayacak yeni bütçe dönemindeki destek ödemelerinin gecikmesine yol açabilir. Ancak kaynakta nihai bütçe kararının alındığı belirtilmiyor; müzakereler ve uzlaşma arayışı devam ediyor.

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı

Uruguay’daki Federación Rural, arazi alımının alıcının uyruğuna göre sınırlandırılmasına karşı çıktı. Kurum, kamu politikalarının üretimin kârlılığını artırmaya, Uruguaylı üreticilerin araziye erişimini kolaylaştırmaya ve büyük sermayeleri desteklediğini savunduğu istisna rejimlerini kaldırmaya odaklanması gerektiğini bildirdi. Açıklama, “Extranjerización de la Tierra” başlıklı bir duyuruyla yapıldı. Federación Rural, iç kesimlerin nüfus kaybı, orta ölçekli ve aile işletmelerinin azalması ile yerel üreticilerin araziye erişememesi konusundaki kaygıları paylaştığını belirtti. Ancak bu sorunların çözümü için alıcının uyruğunu ölçüt alan yaklaşımı uygun bulmadı. Kuruma göre üretim dokusunu bozan temel unsur, sermayenin ulusal ya da yabancı olmasından bağımsız olarak arazi ve üretimin yoğunlaşması. Bu nedenle alıcının uyruğu, sorunu belirlemek için yetersiz bir gösterge olarak değerlendirildi. Kurum ayrıca, kimlerin arazi satın alabileceğine getirilecek kısıtlamaların mevcut arazi sahibinin taşınmaz değerini düşürebileceği uyarısında bulundu. Federación Rural’a göre mevcut sahiplerin çoğu Uruguaylı üreticilerden oluşuyor ve böyle bir değer kaybı için tazminat öngörülmüyor. Mülkiyet kurallarında değişiklik yapılmasının Uruguay’ın oluşturduğu öngörülebilirlik itibarını zedeleyebileceği ve tarım sektörünü aşan sonuçlar doğurabileceği de belirtildi. Kurum, “etkin kontrol” gibi kavramların idari takdir alanını genişletebileceğini savundu. Federación Rural’ın teşhisine göre yabancılaşma tartışmasının merkezinde yalnızca sahiplerin uyruğu bulunmuyor. Düşük işletme kârlılığı ile yüksek arazi fiyatı arasındaki farkın, istisna rejimlerinden yararlanan büyük sermayelerin vergi avantajlarıyla birleştiği ve Uruguaylı üreticilerin mülkiyete erişimini zorlaştırdığı ifade edildi. Kurum, çeşitlendirilmiş portföylere sahip şirketlerin araziyi bir güvenli varlık olarak kullanabildiğini, geleneksel üreticinin ise üretim marjına bağımlı olduğunu belirtti. Düşük kârlılığın toprağın yoğun ve çıkarıcı biçimde kullanılmasına yol açabileceği, bunun da sürdürülebilirliği güvence altına almayacağı kaydedildi. Kurumun aktardığı verilere göre 2007-2020 arasında istisnai nominatiflik rejimi kapsamında yaklaşık 7 milyon hektar için başvuru yapıldı; bu alan ülkenin yüzölçümünün %43,75’ine karşılık geldi. Başvurulan alanın yaklaşık %80’i sekiz şirkette toplandı. Federación Rural, vergi teşvikleri içeren istisna rejimlerinin eşit olmayan rekabet koşulları yarattığını ve bu avantajlara sahip olmayan üretim sistemlerini olumsuz etkilediğini savundu. Federación Rural, nihai arazi sahiplerinin belirlenebilmesi için kamuya açık bir mülkiyet kayıt ve izlenebilirlik sistemi kurulmasını önerdi. Paravan şirketler veya vakıflar arkasındaki gerçek sahiplerin gizli kalmasını önlemeyi amaçlayan bu sistemin yanı sıra istisna rejiminin ve yürütme organının istisna verme yetkisinin kaldırılması istendi. Özellikle hamiline yazılı paylara sahip anonim şirketlerin arazi alımındaki istisnaların sona erdirilmesi önerildi. Uruguaylı üreticiler için uzun vadeli ve teşvikli finansman, vergi avantajları, miras işlemlerinde kolaylıklar ve Banco República’nın daha uygun kredi koşulları sunması da öneriler arasında yer aldı. Kurum, yabancı yatırımlara bütünüyle karşı olmadığını; adil rekabet ve ulusal üretimle tamamlayıcılık sağlandığında bu yatırımları desteklediğini açıkladı.

İrlanda’da Gıda Okuryazarlığı İçin Ulusal Strateji Çağrısı
Görsel kaynağı: The Journal · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Gıda Okuryazarlığı İçin Ulusal Strateji Çağrısı

İrlanda’daki Airfield Estate ekibi, gıda okuryazarlığının temel bir yaşam becerisi olarak tanınmasını ve bu alanda hükümet genelinde koordineli bir yaklaşım geliştirilmesini istiyor. Dublin’deki kentsel çalışma çiftliği ve gıda eğitimi kuruluşu, dağınık girişimleri ortak bir hedef etrafında birleştirecek Ulusal Gıda Okuryazarlığı Stratejisi hazırlanması çağrısında bulunuyor. Çağrı, çocukların gıdanın nasıl yetiştirildiği, üretildiği ve hazırlandığıyla bağının zayıfladığı yönündeki araştırma bulgularına dayanıyor. Airfield Estate’in araştırmasına katılan ebeveyn ve ilkokul öğretmenlerinin %89,5’i, birçok çocuğun gıda üretiminden kopuk olduğuna inanıyor. National Dairy Council tarafından bu yılın başlarında yayımlanan başka bir araştırmaya göre ise İrlanda’da 12 yaşın altındaki çocukların %56’sı hiç inek sağılırken görmedi. Airfield Estate, her yıl 12.000 okul çocuğunu ağırladığını ve birçok çocuğun çiftlik hayvanlarını, yumurtaların kaynağını ya da yetişen sebzeleri daha önce görmeden geldiğini belirtiyor. Kuruluşun uygulamalı eğitim modeli; gıda üretimi, eğitim, beslenme ve sürdürülebilirliği bir araya getiren programlarla çocukların gıda ve tarımla doğrudan ilişki kurmasını amaçlıyor. Ekip, bu deneyimlerin çocuklar için nadir veya olağan dışı olmaması gerektiğini savunuyor. Kaynağa göre gıda eğitimi İrlanda’da çoğunlukla farklı ders ve programlara bölünüyor; beslenme sağlık, tarım çiftçilik, biyoçeşitlilik fen bilimleri, yemek pişirme ise uygulamalı dersler üzerinden ele alınıyor. Airfield Estate araştırmasında ankete katılan ebeveynlerin %70’i, çocukların ilkokulda gıda hakkında yeterli eğitim almadığına inanıyor. Ayrıca Leaving Certificate düzeyinde Home Economics dersini seçen öğrenci sayısının azaldığı ve uygulamalı yemek pişirme süresinin kısaldığı belirtiliyor. Airfield Estate, gıda okuryazarlığını yalnızca sağlıklı beslenmeyi bilmek veya yemek pişirebilmek olarak tanımlamıyor. Kavram; insanların yaşamları boyunca gıdayı anlamasını, bilinçli kararlar almasını ve karmaşık gıda ortamında yolunu bulmasını sağlayan bilgi, beceri ve özgüveni kapsıyor. Kuruluşa göre bu yaklaşım sağlık, sürdürülebilirlik, iklim, biyoçeşitlilik ve gıda sistemleriyle ilgili konularda daha bilinçli seçimleri destekleyebilir. İrlanda’da sivil toplum kuruluşları, topluluk örgütleri, okullar, çiftlikler, eğitimciler ve işletmelerin farklı gıda okuryazarlığı programları yürüttüğü belirtiliyor. Ancak bu çalışmaların birbirinden bağımsız yürütülmesi, ihtiyaç duyulan ölçekte değişim yaratmıyor. Önerilen ulusal stratejinin hükümet, eğitim, sağlık, tarım, çevre, topluluklar, sivil toplum kuruluşları ve işletmeleri ortak bir hedef etrafında buluşturması bekleniyor.

Macaristan, Ukrayna Tahılının Transit Geçişine Koşullu Onay Verdi
Görsel kaynağı: ZN.UA · Özgün haber
Veri haberi

Macaristan, Ukrayna Tahılının Transit Geçişine Koşullu Onay Verdi

6 yayıncı · 6 haber · Karşılaştır

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Karadeniz ablukası nedeniyle Polonya, Romanya, Slovakya ve Macaristan'dan Ukrayna tahılının ülkeleri üzerinden transit taşınmasına izin vermelerini istedi. Macaristan Başbakanı Peter Magyar, tahılın ülkesinde tüketilmemesi ve başka ülkelere gönderilmek üzere yalnızca transit geçmesi halinde bu talebe itiraz etmeyeceğini açıkladı. Magyar, Zelenskiy ile görüşmesinde özellikle mısırın mühürlü demiryolu vagonlarıyla Batı Avrupa'ya taşınmasının yararlı olacağının ifade edildiğini söyledi. Macar başbakana göre transit düzenlemesi, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik Şubat 2022'de başlayan geniş çaplı saldırısının ardından önerilen modele göre kurulabilir. Ancak uygulamanın ne zaman başlayacağına ilişkin bilgi verilmedi. Ukrayna'nın buğday, mısır ve ayçiçeği tohumu ihracatının yaklaşık %90'ı Karadeniz üzerinden gerçekleştiriliyordu; kaynak, Rus saldırılarının Ukrayna'nın Karadeniz limanlarından tarım ürünü çıkışını neredeyse durdurduğunu belirtiyor. Avrupa Komisyonu ise Avrupa Birliği'nin bu yılki mısır hasadını 50,1 milyon ton olarak öngörüyor. Bu tahmin, önceki üç yılın ortalamasından yaklaşık %20 düşük ve son yaklaşık 20 yılın en düşük seviyelerinden biri. Rekor sıcaklık ve kuraklık özellikle Fransa ile Macaristan'daki mısır üreticilerini etkiledi.

Pakistan, Macaristan’da İlk Pirinç Festivalini Düzenledi
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Pakistan, Macaristan’da İlk Pirinç Festivalini Düzenledi

Pakistan’ın Macaristan Büyükelçiliği, Budapeşte’de ilk Pakistan Pirinç Festivali’ni düzenleyerek basmati pirincini Macar ithalatçılar, şefler ve gıda sektörü profesyonellerine tanıttı. Pakistan Ticaret Bakanlığı ile Pakistan Ticaret Geliştirme Kurumu’nun (TDAP) iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, tarım ve gıda ihracatını artırma ve yeni ticari bağlantılar kurma hedefiyle yapıldı. Pakistan Ticaret Bakanı Jam Kamal Khan, ülkenin tarım ve gıda ürünlerini Avrupa başkentlerindeki alıcılara doğrudan ulaştırmanın yeni müşteriler kazanmanın en etkili yollarından biri olduğunu söyledi. Khan, basmati pirincinin Pakistan’ın en çok tanınan ihracat ürünlerinden biri olduğunu ve uluslararası pazarlardaki talep artışının ülkenin çiftçileri ile ihracatçıları açısından teşvik edici bulunduğunu belirtti. Hükümetin tarım ve gıda ihracatını genişletmeye, yatırım çekmeye ve geleneksel pazarların ötesinde ticari bağlar kurmaya bağlılığını sürdürdüğünü ifade etti. Festivale gıda ve tarım sektöründen ithalatçılar ile iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra önde gelen Macar şefler, kamu kurumlarının temsilcileri ve diplomatik topluluk üyeleri katıldı. Pakistan’ın Budapeşte Büyükelçisi Asif Hussain Memon, basmati pirincinin mirası, önemi ve ihracat potansiyeli hakkında bilgi verdi. Memon, ürünün yalnızca tarımsal bir ürün değil, Coğrafi İşaret ile korunan ve kanıtlanmış kaliteye sahip tanınmış bir marka olduğunu vurguladı. Etkinlik kapsamında Pakistan Ticaret ve Yatırım Ataşesi tarafından “Biryani Sanatı” adlı canlı pişirme gösterisi düzenlendi. Konuklara Pakistan pirinciyle hazırlanan yemekler tanıtılırken Himalaya pembe tuzu gibi tamamlayıcı ürünler de sergilendi ve tadıma sunuldu. Büyükelçilik ayrıca Macarca pirinç yemekleri tariflerinden oluşan kısa bir kitap hazırlayarak katılımcılara Pakistan pirinci örnekleri dağıttı. Konuklar, Pakistan’ın Karaçi’deki Expo Centre’da 23-26 Kasım 2026’da düzenleyeceği FoodAg 2026 fuarına da davet edildi.

Kırsal Kadınlar Tarımın Geleceğine Köprü Olabilir
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Kırsal Kadınlar Tarımın Geleceğine Köprü Olabilir

Şili’de Portal Agro Chile’de yayımlanan görüş yazısında Agronomi Okulu akademisyeni Cecilia Ramos, kırsal kadınların tarımsal üretim, ailelerin geçimi, topluluk örgütleri ve bölgesel bilgi birikiminin korunmasında önemli rol oynadığını belirtiyor. Ramos, bu katkının kırsal alanların ve tarımın geleceğini şekillendirebileceğini savunuyor. Kırsal kadınların aynı zamanda bakım, çalışma ve liderlikten oluşan üçlü bir yük taşıdığına dikkat çekiyor. Yazıya göre kırsal kadınların toprağa, finansmana, eğitime ve teknolojiye erişiminde önemli eşitsizlikler bulunuyor. Ramos, bu farkların giderilmesini yalnızca eşitlik meselesi olarak değil, tarım ve bölgesel kalkınma açısından stratejik bir tercih olarak değerlendiriyor. Kırsal alanların bir diğer sorunu ise birçok gencin yeni fırsatlar arayışıyla kentlere göç etmesi ve bunun bilgi, deneyim, gelenek ile üretim kapasitesinin kaybına yol açması. Ramos, kadınların agroturizm, ürünlerini dijital platformlar üzerinden doğrudan pazarlama ve suyla diğer kaynakları daha verimli kullanmaya yönelik teknolojiler aracılığıyla tarımı yenilik ve girişimcilikle buluşturduğunu aktarıyor. Akademisyene göre bağlantı, dijital okuryazarlık ve teknik eğitim, geleneksel bilgiyi yeni araçlarla birleştirerek gelecek kuşaklar için kalkınma, ekonomik özerklik ve istihdam fırsatları yaratabilir.

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya

Sinergia Animal, yumurta sektöründe kafessiz üretime geçişin artık yalnızca hayvan refahıyla sınırlı bir konu olmadığını, şirketlerin rekabet gücü, itibarı ve daha sıkı pazarlara erişimi açısından da sonuçlar doğurduğunu bildirdi. Kuruluşun 9 Ekim’de Bogotá’da sunduğu “Kafessiz Yumurtalar: Daha İyi İş Modellerine Küresel Geçiş” başlıklı rapor, farklı ülkelerden şirket, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı bir buluşmada ele alındı. Rapora göre dönüşüm, tüketici beklentileri, büyük şirketlerin tedarik taahhütleri ve hayvan refahının yatırım kararlarında daha fazla dikkate alınmasıyla hızlanıyor. Belgede, uygulamalarını uyarlamayan şirketlerin itibar kaybı ve daha yüksek standartlar uygulayan pazarlara erişimde zorluk yaşayabileceği belirtiliyor. Buna karşılık kafessiz sistemlere yönelmek, şirketler için ticari farklılaşma fırsatı yaratabilir. Ancak rapor, geçişin üreticiler açısından yatırım yapılmasını ve teknik uyarlama gerçekleştirilmesini gerektirdiğini de vurguluyor. Bu nedenle değişim, yalnızca kurumsal taahhüt açıklanmasıyla değil, üretim sistemlerinin ve işletme uygulamalarının dönüştürülmesiyle bağlantılı görülüyor. Şili’de kafesli üretimin ağırlığı sürüyor. Instituto Nacional de Estadísticas verilerine göre 2026’nın ilk yarısında ülkede üretilen yumurtaların %96’sı konvansiyonel veya kafes sistemlerinden geldi; bu miktar 2 milyardan fazla yumurtaya karşılık geliyor. Yerde, aviary ya da serbest dolaşan tavuk sistemlerinden elde edilen yumurtaların payı ise %4’te kaldı. Raporda, ülkedeki üretim yapısıyla şirketlerin kafessiz tedarik hedefleri arasındaki farkın sektör için önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğu kaydediliyor. Tüketici tarafında ise 14 ülkeyi kapsayan ve Şili’nin de dahil olduğu bir araştırma, katılımcıların çoğunun kafese konulan tavukların acı çekmesini önlemeyi öncelikli gördüğünü ortaya koyuyor. Katılımcılar kafessiz veya açık alan sistemlerinden elde edilen yumurtaları tercih ettiklerini belirtirken, etiketlerdeki bilgilerin yeterince açık olmaması bu tercihin satın alma kararına dönüşmesini zorlaştırabiliyor. Böylece üretim biçiminin tüketiciye anlaşılır biçimde aktarılması, ticari geçişin koşullarından biri olarak öne çıkıyor. Şili’de bazı şirketler bu yönde adım atmış durumda. Sinergia Animal’in 2025 Cage-Free Tracker ekine göre IKEA’nın restoranları, La Clementina, Melting Cook, Savia Mercado Justo ve Vapiano değerlendirilen kapsam içinde geçişini tamamlayan şirketler arasında yer alıyor. Cencosud ise Jumbo ve Spid’de 2028’e kadar yalnızca kafessiz taze yumurta satmayı hedefliyor. Rapor ayrıca, kafeslerin tavukların yürüme, kanatlarını açma ve yuva yapma gibi doğal davranışlarını kısıtladığına ilişkin bilimsel bulguları aktarıyor.

Kazakistan, Kamboçya’ya Tahıl, Et ve Bitkisel Yağ İhracatıyla İlgileniyor
Görsel kaynağı: Kazinform · Özgün haber

Kazakistan, Kamboçya’ya Tahıl, Et ve Bitkisel Yağ İhracatıyla İlgileniyor

Kazakistan Başbakanı Olzhas Bektenov ile Kamboçya Başbakanı Hun Manet, Astana’da ticaret ve ekonomik işbirliğini genişletme yollarını görüştü. Kamboçya Başbakanı Hun Manet’in ziyareti, Kazakistan’a yaptığı ilk resmi ziyaret olarak aktarıldı. Görüşmelerde tarımın yanı sıra yatırım, ulaştırma, lojistik, dijitalleşme, yapay zekâ, turizm ve insani değişimler ele alındı. Bektenov, Kazakistan’ın Kamboçya’ya tahıl, bitkisel yağlar, et ve işlenmiş tarım ürünleri ihraç etmeye ilgi duyduğunu belirtti. Taraflar tarımsal işleme ve depolama alanlarında ortak proje olanaklarını, modern sulama teknolojilerinin uygulanmasını ve tarımsal işbirliğinin geliştirilmesini değerlendirdi. Görüşmede ticarete konu ürünlerin kapsamını genişletme ve iş dünyaları arasında doğrudan bağlantılar kurma fırsatları da ele alındı. Ulaştırma ve lojistik başlığında, Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası’nın Çin-Laos-Vietnam-Kamboçya koridoruna bağlanması olasılığı incelendi. Bu girişimin Güneydoğu ve Orta Asya arasındaki bağlantıları güçlendirebileceği ve Avrupa pazarlarına erişim için ek fırsatlar yaratabileceği belirtildi. Kamboçya’nın finans ve iş dünyası temsilcileri Astana Uluslararası Finans Merkezi’nin olanaklarından yararlanmaya davet edilirken, görüşmelerin ardından Tokayev ile Hun Manet ortak bildiri kabul etti.

Azerbaycanlı Çiftçi Gülbəniz Qənbərova FAO’nun 100 Kadın Kahramanı Arasına Seçildi
Görsel kaynağı: Bizim.Media · Özgün haber
Veri haberi

Azerbaycanlı Çiftçi Gülbəniz Qənbərova FAO’nun 100 Kadın Kahramanı Arasına Seçildi

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) merkezinde, tarım sistemleri ve kırsal kalkınma alanında 100 Kadın Kahraman için ödül töreni düzenlendi. Azerbaycan Kırsal Kadınları Derneği Başkanı Gülbəniz Qənbərova, 131 ülkeden gelen 609 adaylık arasından seçilen isimler arasında yer aldı. Girişim, FAO tarafından 2026 Uluslararası Kadın Çiftçiler Yılı’nı kutlamak amacıyla başlatıldı ve her yıl 15 Ekim’de düzenlenen Uluslararası Kırsal Kadınlar Günü’yle aynı döneme denk geldi. Qənbərova, Azerbaycan’da kadın çiftçilerin işletmelerini güçlendirmek, pazara erişimlerini geliştirmek ve sürdürülebilir geçim kaynakları oluşturmak için 780’den fazla kırsal kadın gıda üreticisinden oluşan ağı desteklediği için ödüle layık görüldü. FAO Genel Direktörü Qu Dongyu da ödül alan kadınların biyoçeşitlilik, inovasyon, bilgi paylaşımı ve dayanıklılığa katkısını vurguladı.

Paris Yakınlarında Uluslararası Gıda Fuarı Açılıyor, Fransa İhracatta Geriliyor
Fotoğraf: ERIC PIERMONT / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Paris Yakınlarında Uluslararası Gıda Fuarı Açılıyor, Fransa İhracatta Geriliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Paris yakınlarındaki Villepinte'de düzenlenen uluslararası gıda fuarı, 17 Ekim Cumartesi günü kapılarını açacak ve 21 Ekim Çarşamba gününe kadar sürecek. Fuar, Fransa'nın tarım ve gıda ürünleri ihracatında gerilediği, İtalya ile İspanya'nın ise Avrupa'da en güçlü ihracat büyümesini gösterdiği bir döneme denk geliyor. Fransa, İtalya ve İspanya'nın önünde bulunmayı sürdürse de geçen yıl 84 milyar avroluk tarım ve tarımsal gıda ürünü ihraç etti. ABD, Hollanda, Brezilya ve Almanya ise daha yüksek ihracat değerlerine ulaştı. Fransa Ulusal Tarım Ürünlerini Tanıtma Merkezi Başkanı Yannick Fialip, İtalya ve İspanya'nın gerçek rakiplere dönüştüğünü ve bazı ürünleri Fransa'ya ihraç etmeye başladığını söyledi. Fialip, ihracatı artırmak ve gıda egemenliğini güvenceye almak için daha fazla üretim yapılması gerektiğini savundu. Varsayımsal örneğinde, gıda ihtiyacının %100'ünü karşılamaya yönelik bir üretim planının kuraklık nedeniyle %70'te kalabileceğini, bunun da kalan %30'luk ihtiyaç için diğer ülkelere bağımlılık yaratacağını belirtti. Fialip ayrıca Fransız diplomasisinin gıda ihracatına daha fazla hizmet etmesini istedi.