ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

17 haber · Sayfa 1

Güney Afrika’da 2026/27 Ekim Sezonunda Kuraklık Riskine Karşı Planlama Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da 2026/27 Ekim Sezonunda Kuraklık Riskine Karşı Planlama Öne Çıkıyor

Güney Afrika’da Free State, North West, Mpumalanga ve Limpopo başta olmak üzere yaz yağışlarına bağlı bölgelerde faaliyet gösteren tahıl ve yağlı tohum üreticileri, 2026/27 üretim sezonunda maksimum verim yerine kuraklık riskini yönetmeye hazırlanıyor. Mevsim tahminleri, yaz aylarında güçlenebilecek El Niño’nun ülkenin yaz yağışlı bölgelerinde normalin altında yağış ve normalin üzerinde sıcaklık getirebileceğine işaret ediyor. Güney Afrika Hava Servisi ile Tarım Bakanlığı, sıcaklık stresi, nem açığı ve yağışların düzensiz dağılması konusunda uyarıda bulundu. Kaynakta, verim kayıplarının yalnızca sezon toplamındaki yağış eksikliğinden değil; çiçeklenme, tozlaşma ve tane doldurma dönemlerinde yaşanan sıcaklık stresinden de kaynaklanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle üreticilere ekim tarihlerini kademelendirme, marjinal topraklarda mısır alanını azaltma ve ayçiçeğine yönelme gibi seçenekleri değerlendirme önerisi yapılıyor. Free State’te Pannar Seed’den Jaco Naudé, gübre ve ekim miktarlarının yeniden gözden geçirilmesini, sıcak hava dönemlerinde sulamanın günün daha serin saatlerinde yapılmasını tavsiye ediyor. Syngenta Seeds South Africa’dan Charles Basson ise ekim sırasında ve sonrasındaki ilk günlerde toprak sıcaklığının izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Sıcak günlerle serin geceler arasındaki dalgalanmaların ayçiçeğinde Sclerotinia mantarını harekete geçirebileceği, mısırda ise erken dönemde yabancı ot kontrolünün önem taşıdığı aktarılıyor. Syngenta Seedcare’den Yolandi Furniss, kurak yazlarda nematodlara karşı tohum uygulamalarının genç kökleri koruyarak riski azaltabileceğini söylüyor. Grain SA’dan Corné Louw ise yüksek girdi maliyetleri, görece düşük tahıl fiyatları ve sezonun ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilecek kuraklık nedeniyle üreticilerin denenmemiş ürün veya uygulamalara yönelmemesi gerektiğini vurguluyor. Gübre programlarının toprak analizleri, gerçekçi verim beklentileri ve tarla bazındaki maliyetlerle uyumlu hazırlanması isteniyor.

Mari Energies ve Engro Fertilizers Çiftçiler İçin Mutabakat Zaptı İmzaladı
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Mari Energies ve Engro Fertilizers Çiftçiler İçin Mutabakat Zaptı İmzaladı

Lahor’da Mari Energies Limited ile Engro Fertilizers Limited, çiftçilerin kaliteli tarımsal girdilere ve dengeli besin kullanımına erişimini geliştirmeyi amaçlayan bir mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşma, bu yolla ürün verimi ve çiftçi gelirlerinin desteklenmesini, tarımsal girişimlerin yanı sıra toplum kalkınması çalışmalarının yürütülmesini öngören bir çerçeve oluşturuyor. İşbirliği, Mari Energies’in faaliyet alanlarındaki toplum kalkınması deneyimini Engro Fertilizers’ın tarım uzmanlığıyla birleştiriyor. Şirketler, çiftçiler ve yerel topluluklar için programları ortaklaşa planlama, uygulama ve gözden geçirme konusunda anlaştı. Tarımsal çalışmaların odağında kaliteli girdilere erişimin artırılması ve bilinçli besin yönetimi uygulamalarının teşvik edilmesi bulunuyor. Ortaklığın kapsamına eğitim, bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) öğrenimi, mesleki eğitim, gençlerin istihdam edilebilirliği, sağlık hizmetleri ve çevresel sürdürülebilirlik de dahil edildi. Spor, kültür ve liderlik programları da kapsamda yer alıyor. Mari Energies Genel Müdürü ve Üst Yöneticisi Faheem Haider, girişimin şirketin eğitim, sağlık, sürdürülebilir geçim kaynakları ve altyapı alanlarındaki mevcut çalışmalarına dayanacağını belirtti. Şirketler, ortak planlama ve program değerlendirmeleriyle ölçülebilir sonuçlara ulaşmayı hedefliyor.

Drone Teknolojisi Tarla Yönetiminde Yeni Kullanım Alanları Açıyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Drone Teknolojisi Tarla Yönetiminde Yeni Kullanım Alanları Açıyor

Drone teknolojisi, tarımda ürün koşullarını değerlendirme, agronomik karar alma ve bitki koruma ürünlerini uygulama amaçlarıyla daha fazla kullanılıyor. RealAgriculture’ın Boone, Iowa’daki Farm Progress Show’dan hazırladığı haberde Nutrien Ag Solutions uygulamalı agronomi kıdemli yöneticisi Thaddeus Bates, drone görüntüleriyle hava uygulamalarını birleştirmenin potansiyelini anlattı. Drone’lar, tedavinin nerede ve ne zaman gerektiğini belirlemeye yardımcı olduktan sonra hedefli uygulama yapabiliyor. Teknoloji, geleneksel uygulama ekipmanlarıyla ulaşılması zor veya daha düşük verimli alanlarda ek bir seçenek sunuyor. Bates, Orta Batı’da arazi koşulları ya da sınırlı erişimin geleneksel 120 feetlik ilaçlama bomunun kullanımını zorlaştırabildiğini, Nutrien’in ise Güney Kaliforniya’da drone uygulamalarını faaliyetlerinin bir parçası olarak kullandığını belirtti. Etkili uygulama için karasal ilaçlamada olduğu gibi ekipman kurulumu ve kalibrasyonunun yanı sıra doğru doz, basınç ve yüksekliğin korunması gerekiyor. Nutrien, ürünlerin doğru uygulanmasını desteklemek için püskürtme desenlerini ve uygulama genişliklerini değerlendiriyor. Swath Gobbler adlı araç, insansız hava sistemlerinin oluşturduğu dağılım desenini ölçerek uygulama öncesinde ekipman performansının doğrulanmasına yardımcı oluyor. Bates, şirketin drone uygulama işinde 20.000 acre’dan fazla alanın işlendiğini ve yıl için 30.000 ila 35.000 acre hedeflendiğini söyledi. Ona göre batarya, taşıma kapasitesi ve uygulama sistemlerindeki gelişmeler kapsama alanını artırabilir; ancak drone’lar geleneksel ekipmanların yerini almak yerine mevcut makineleri tamamlayacak.

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor

Güney Afrika’daki süt ve besi işletmelerinde temel kaba yem kaynaklarından biri olan mısır silajının gerçek değerinin, yalnızca yüksek hacimle değil, enerji yoğunluğuyla değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Pannar Seed saha agronomisti Kerry Rowlands, üreticilerin besleme programlarında kuru madde ile nişasta arasındaki dengeye odaklanarak silajın yem verimliliğini artırabileceğini ve pahalı ticari yem katkılarına olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade ediyor. Yüksek değerli silaj üretimi, ekimden önce toprak koşullarının yönetilmesiyle başlıyor. Özellikle toprak altı asitliğinin giderilmesi ve potasyum düzeylerinin dengelenmesi önem taşıyor; çünkü bütün bitkinin hasadı, yalnızca dane hasadına kıyasla topraktan daha fazla besin kaldırıyor. Hibrit seçiminde ise biyokütle miktarı, dane potansiyeli pahasına artırılmamalı. Rowlands’a göre dane, mısır silajının enerji değerinin %65’ine kadarını sağlayabildiği için yüksek dane verimi sunan hibritler silaj için de uygun seçenekler olabilir. Silajlık mısırda ekim sıklığı, biyokütleyi yükseltmek amacıyla dane üretimine göre genellikle %10 ila 30 daha yüksek tutuluyor. Ancak bitkilerin ışık ve besinler için aşırı rekabet etmesi koçanların küçülmesine ve nişasta yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor. Düzgün çıkış için toprak sıcaklığının sürekli 15°C’nin üzerinde olması ve yeterli nem bulunması gerekiyor. Kuraklık, besin eksikliği ve yaprak hastalıkları ise kök gelişimini, dane dolumunu ve nihai yemin enerji kalitesini düşürebiliyor. Hasat sonrasında da uygulama hataları silajın değerini azaltabiliyor. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin dikkatle yapılması, bunker veya balyaya oksijen girmesini önlemek açısından kritik. Hava girişi maya ve küf oluşumuna, bozulmaya ve önemli yem kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle yüksek kaliteli mısır silajı; toprak hazırlığı, hibrit seçimi, bitki sağlığı, hasat, sıkıştırma ve depolama aşamalarının tamamında doğru uygulamaya bağlı bulunuyor.

Brezilya’da Gübre Teslimatlarının 2027’de Toparlanması Bekleniyor
Görsel kaynağı: R7 · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Gübre Teslimatlarının 2027’de Toparlanması Bekleniyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Brezilya gübre piyasasında 2025’teki rekor teslimatın ardından 2026’da daralma, 2027’de ise toparlanma bekleniyor. 2025’te 49,1 milyon ton gübre teslim edilirken, 2026 teslimatlarının 43,6 milyon tona gerileyeceği ve yıllık bazda %11 düşeceği tahmin ediliyor. 2027 için öngörülen hacim ise 47,5 milyon ton. Projeksiyonlar, Curitiba’da düzenlenen 20. Sindiadubos NPK Sempozyumu’nda paylaşıldı. Sektördeki gerileme; kısa vadeli belirsizlikler, üretim maliyetleri ve çiftçilerin satın alma gücündeki baskıyla ilişkilendiriliyor. 2026’nın ocak-eylül döneminde azot kullanımında %21, ürede %20 ve amonyum sülfatta %18 düşüş kaydedildi. Yüksek faizler, navlun maliyetleri ve vergi değişikliklerinin de üreticilerin yatırım ve girdi alım kararlarını etkilediği belirtildi. 2027’deki olası toparlanmanın mısırın etanol üretiminde daha fazla kullanılması, sorgum ekiminin genişlemesi ve soya üretim döngüsünün güçlenmesiyle desteklenmesi bekleniyor. Sektör temsilcileri ayrıca kırsal borçların yeniden yapılandırılması, daha düşük faiz, asgari navlun uygulamasının gözden geçirilmesi ve tarım sigortasına erişimin artırılması gibi önlemler istiyor.

Yağış Sonrası Avustralya’da Genç Sığır Fiyatları Çevrim İçi Satışlarda Arttı
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

Yağış Sonrası Avustralya’da Genç Sığır Fiyatları Çevrim İçi Satışlarda Arttı

Avustralya’da yağışların üretim bölgelerindeki etkisi, bu haftaki çevrim içi sığır satışlarında genç hayvan fiyatlarını destekledi. Elders ve Nutrien’in AuctionsPlus platformundaki toplam listeler %4 artarak 12.274 başa çıkarken, satıştan çekilmeyen hayvanların oranı önceki haftaya göre beş puan düşerek %85 oldu. Kaynak, fiyat artışlarına karşın daha düşük satış oranının satıcı beklentilerinin yükselmiş olabileceğini gösterdiğini belirtti. Satışa sunulan 5.786 erkek sığırın %93’ü, 4.890 dişinin ise %81’i satıldı. Erkek sığırlarda en güçlü haftalık artış, 280-330 kilogramlık grupta görüldü. Bu kategorinin ortalama fiyatı 41 sent yükselerek kilogram başına 634 Avustralya sentine çıktı ve 741 başlık katalogda satış oranı %91 oldu. 200-280 kilogramlık erkek sığırlarda ise ortalama fiyat 620 sentte kaldı ve önceki haftaya göre 10 sent geriledi. Dişi sığırlarda 200-280 kilogramlık grubun ortalama fiyatı 21 sent artarak kilogram başına 548 Avustralya sente yükseldi; 1.000 başlık teklifin %92’si satıldı. 330-400 kilogramlık dişilerde ortalama fiyat 520 sente çıkarken satış oranı %83 oldu. Buna karşılık 400 kilogramın üzerindeki ağır dişiler, 887 başlık teklifin yalnızca %58’inin satılmasıyla en zayıf performansı gösterdi. Damızlık dişilerde sonuçlar farklılaştı. Buzağılı damızlık düve çiftleri ile damızlık inek-buzağı çiftlerinde fiyat artışları görülürken, gebeliği doğrulanmış düvelerin satış oranı %40’ta kaldı ve ortalama fiyatı geriledi. Bölgesel olarak Yeni Güney Galler 6.326 başla en fazla listeyi sağladı; Queensland ise 327 başta %95’lik satış oranıyla öne çıktı.

Moldova’da Sebze Üreticilerine Ücretsiz Hassas Tarım Desteği
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da Sebze Üreticilerine Ücretsiz Hassas Tarım Desteği

Moldova’da sera, solaryum ve tünel gibi korumalı alanlarda ticari sebze yetiştiren üreticiler, ücretsiz AgriPlus+ programına 30 Ekim 2026’ya kadar başvurabilecek. Advision Finance tarafından Impact Clusters girişimi kapsamında yürütülen program, Hollanda Girişimcilik Ajansı’nın finansmanıyla Prima Finanțare, Enten ve Planton Solutions ortaklığında uygulanıyor. Program kapsamında üretim alanlarına yerleştirilen sensörlerle bitkilerin gelişim koşullarına ilişkin veriler gerçek zamanlı izlenecek. Toprak besinleri, su kalitesi, sulama verimliliği, hava nemi, mikroiklim ile hastalık ve zararlı riskleri takip edilecek. Romanya ve Hollanda’dan agronomlar, elde edilen verilere dayanarak her ürün için sulama, gübreleme ve bitki koruma önerileri sunacak. Seçilen üreticiler sensör izleme, kişiselleştirilmiş agronomi danışmanlığı, ihtiyaçlara uyarlanmış finansman çözümleri ve hassas tarım eğitimlerinden yararlanacak. Organizatörler, teknolojilerin Romanya’daki uygulamasında verim artışı, pestisit kullanımında azalma ve kök bölgesindeki besin bulunabilirliğinde iyileşme görüldüğünü belirtiyor. Programa katılacak üreticilerin ekipmanları kurması, uzman önerilerini uygulaması ve üretim verilerini paylaşması gerekiyor. Başvurular çevrim içi form üzerinden yaklaşık 10–15 dakikada yapılacak; adaylar incelendikten sonra seçilen üreticiler programa dahil edilecek.

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber

Acil Durum Stoğunda Besin Değeri Yüksek Gıdalar Önerildi

Beslenme uzmanı Rhiannon Lambert, acil durumlar için hazırlanacak gıda stoklarında protein, lif, vitamin ve mineral bakımından zengin, uzun raf ömrüne sahip ve mümkün olduğunca az hazırlık gerektiren ürünlerin bulundurulmasını önerdi. Birleşik Krallık Savunma Bakanı Wes Streeting de tüm hanelerin acil durum veya savaş ihtimaline karşı evde az miktarda nakit, şişe su ve konserve gıda tutması gerektiğini söyledi. Lambert’in temel önerileri arasında konserve fasulye, nohut ve mercimek; sardalya, somon ve uskumru gibi yağlı balıklar; yulaf ve tam tahıllı krakerler; konserve meyve ve sebzeler ile UHT süt veya zenginleştirilmiş bitkisel süt alternatifleri yer alıyor. Konserve bakliyatların bitkisel protein ve lifin yanı sıra demir, folat, magnezyum ve potasyum sağladığı, konserve balıkların ise protein, omega-3 yağ asitleri, B12 ve D vitamini içerdiği belirtildi. Bakliyat ve balık, pişirilmeden de tüketilebiliyor. Taze ürün bulunamadığında konserve havuç, domates, tatlı mısır ve ıspanak gibi sebzeler beta-karoten, potasyum ve folat; konserve meyveler ise C vitamini sağlayabiliyor. Lambert, fazla şeker ve tuz tüketimini sınırlamak için meyvelerin şurup yerine meyve suyunda, sebzelerin de mümkünse ilave tuz içermeden satılan türlerden seçilmesini tavsiye etti. Yulaf ve tam tahıllı krakerlerin pirinç ve makarnadan farklı olarak kaynar su veya pişirme gerektirmediği belirtildi. Uzun süre pişirme ya da fazla su gerektiren kuru pirinç, makarna ve bakliyatlar, temiz suya, elektriğe veya pişirme imkânına erişimin sınırlı olabileceği durumlarda öncelikli seçenekler arasında gösterilmedi. Kuruyemiş, tohum ve fıstık ezmesi küçük porsiyonlarda enerji, protein ve lif sağlayabilirken UHT süt ve zenginleştirilmiş bitkisel alternatifler açılmadan önce oda sıcaklığında saklanabiliyor.

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi

Japonya’nın Kyoto kentinde çiftçi Hiroki Kurahashi, otel ve restoranlardan toplanan kullanılmış kahve telvesini talaş ve diğer malzemelerle karıştırarak mantar yetiştirme ortamına dönüştürüyor. Fushimi semtindeki RE:ARTH işletmesinin başındaki Kurahashi, bu ortamda önce shiitake mantarı, ardından ana ürünü haline gelen istiridye mantarı yetiştirdi. Üretim sonrasında kalan ortamı yakındaki çiftçilere ücretsiz vererek mantar üretimiyle sebze yetiştiriciliği arasında bir döngü oluşturuyor. Kahve telvesi besin maddeleri içeriyor ve gübre olarak kullanılabiliyor ancak sert hücre duvarları, bitkilerin bu besinlere doğrudan erişmesini zorlaştırıyor. Telveyi gübreye dönüştürmek de zaman ve emek gerektiriyor. Mantarlar ise organik maddeleri parçalayabildiği için telveyi yetiştirme ortamında değerlendirebiliyor. Mantar yetiştiriciliği tamamlandıktan sonra geride kalan ortam, sebze üretiminde gübre olarak kullanılabiliyor. Kaynakta, dünya genelinde yılda 10 milyon metrik tondan fazla kahve çekirdeği tüketildiği, Japonya’daki tüketimin ise yaklaşık 400 bin metrik tona ulaştığı ve buna yakın miktarda telvenin atıldığı belirtiliyor. Kurahashi’nin bu yönteme yönelmesinde, 2009’da Güney Afrika’da öğrenciyken tanık olduğu çevre tahribatı ve daha sonra etkilendiği sıfır emisyon yaklaşımı rol oynadı. Bu yaklaşım, atık ve yan ürünlerin ekonomide yeniden değerlendirilmesini savunuyor. Kurahashi, Belçikalı çevre aktivisti Gunter Pauli’nin çalışmalarını izledikten sonra Zimbabwe’de sosyal girişimci Chido Govera’yı ziyaret etti ve 2014’te yetimler ile kadınlara yönelik bir programa katıldı. Govera’nın kahve telvesi ve benzeri malzemelerle mantar yetiştirme çalışmaları, yöntemin sosyal ve ekonomik boyutunu görmesini sağladı. Kurahashi, Zimbabwe’de öğrendiği yöntemi Japonya’da ilk uyguladığında iklim farkı nedeniyle mantar yetiştiremedi; hazırladığı ortam mavi küfle kaplandı. Bunun üzerine 2016’da Kyoto vilayetindeki Nantan’da mantar yetiştiriciliği öğrenmeye başladı ve Japonya’daki sterilizasyon, misel aşılama ve ortamı kapatma uygulamalarında deneyim kazandı. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra RE:ARTH’ı kurdu. Fushimi’de 2019’da kahve telvesi içeren ortamda shiitake yetiştirmeyi başardı, ardından istiridye mantarına geçti. Toptancıların yıl boyunca ürün talebini karşılamak için 2020’de sera kuruldu ve ürünler 2022’de satışa sunuldu. Kyoto’nun uzun yıllardır kahve alımlarında Japonya’nın il başkentleri ve hükûmetçe belirlenmiş büyük şehirleri arasında ilk sırada yer alması, Kurahashi’ye göre geri dönüşüm fikrinin kentten başlatılmasını anlamlı kılıyor. Bununla birlikte sera üretiminde uygun sıcaklığı korumak için klimaların sürekli çalışması gerekiyor. Kurahashi, gelecekte sera çatısına güneş panelleri yerleştirerek işletmenin kendi elektriğini üretmesini hedefliyor.

Çin’in Tarım ve Gıda Gücü Olma Hedefi Afrika İçin Önem Taşıyor
Görsel kaynağı: Global Times · Özgün haber
Veri haberi

Çin’in Tarım ve Gıda Gücü Olma Hedefi Afrika İçin Önem Taşıyor

Çin’in tarım ve gıda gücü olma yönünde ilerlediği, ülkenin üretim kapasitesinin Afrika’daki tarımsal kalkınma için örnek oluşturabileceği savunuluyor. Makalede Çin’in tahıl üretiminin iki yıl üst üste 700 milyon ton seviyesinde kaldığı ve 1,4 milyar kişinin gıda talebini karşıladığı belirtiliyor. Üretimin temel yeterliliğin ötesine geçtiği, gıda politikasının yalnızca yeterli miktara değil, besleyici gıdaya erişime de odaklandığı aktarılıyor. Metne göre Çin, dünya nüfusunun yaklaşık %20’sini dünya ekilebilir arazisinin %9’u ile besliyor. Çinli araştırma kurumları iklim değişikliği ve kuraklığa uyum sağlamak amacıyla tarım teknolojileri ile ıslah çalışmalarını geliştirirken, genetik yatırımları yüksek verim, hastalık direnci ve besin alımı gibi özelliklere yöneliyor. Bu çalışmaların ortak hedefi, istikrarlı ve besleyici bir gıda arzı oluşturmak olarak açıklanıyor. Felix Dapare Dakora’nın aktardığı Hebei örneğinde bir köy, üretimden işleme ve satışa uzanan bir zincir işletiyor. Dakora, çiftçilerin kooperatiflerde örgütlenmesiyle yeni çeşitlerin ve üretim yöntemlerinin komşu işletmelere yayılabileceğini belirtiyor. Afrika’da gıda yoksulluğundan ve ardından gelir yoksulluğundan çıkışın tarımsal üretimle başlaması gerektiğini savunan Dakora, Çinli ve Afrikalı araştırmacıların ortak geliştirdiği teknolojilerle Afrika’da benzer kooperatifler kurulmasını istiyor. Makalede Afrika’nın dünyadaki kullanılabilir ekilebilir arazinin yaklaşık %60’ına sahip olmasına rağmen birçok ülkenin yeterli gıda üretemediği ve ithalata dayandığı ifade ediliyor. Bu durum, başta teknoloji ve makine eksikliği ile tarımsal araştırmalara yetersiz yatırım yapılmasına bağlanıyor. Sichuan’daki bir demonstrasyon üssünde Çin’in yerli süper hibrit pirincinin veriminin hektar başına yaklaşık 18,8 metrik tona ulaştığı da bildiriliyor; metin bu veriyi Çinli bilim insanlarının hedefini aşan bir sonuç olarak aktarıyor. Dakora, Hainan’ın tropikal iklimi ile Afrika’nın büyük bölümündeki iklim koşullarının benzerliğinin ürünlerin iki bölgede test edilip değiş tokuş edilmesine imkân sağlayabileceğini belirtiyor. Ona göre Çin-Afrika tarım işbirliği, sınırlı sayıda bilim insanının eğitilmesinin ötesine geçerek tohum, gübre, tarım makineleri ve sulamayı kapsamalı. Kuraklığa dayanıklı ve yüksek verimli çeşitlerin ortak test edilmesi, mekanik ve sulama teknisyenlerinin eğitilmesiyle geliştirilen kapasitenin proje ekipleri ayrıldıktan sonra da yerel topluluklarda kalması hedefleniyor.

Renkli Güneş Panelleri Yeni Zelandalı Sebze Üreticileri İçin Potansiyel Taşıyor
Görsel kaynağı: RNZ · Özgün haber
Veri haberi

Renkli Güneş Panelleri Yeni Zelandalı Sebze Üreticileri İçin Potansiyel Taşıyor

İsveç'te yayımlanan bir araştırma, macenta renkli yarı saydam güneş panellerinin altında brokoli yetiştirilebildiğini gösterdi. Çalışmada brokolinin tam büyüklüğe ulaşmasının panel kullanılmayan yetiştirmeye kıyasla 25 gün daha uzun sürdüğü ve ürünün mikro besin düzeylerinin daha düşük olduğu belirlendi. Paneller, gelen güneş ışığının bir bölümünü yenilenebilir elektrik üretiminde kullanırken bir bölümünün altlarında yetişen ürünlere ulaşmasına izin verecek şekilde tasarlandı. Araştırmacılar, geleneksel koyu mavi panellerin genellikle opak olduğunu ve ürünler üzerinde fazla gölge oluşturduğunu belirterek çalışma için özelleştirilmiş yarı saydam paneller kullandı. Victoria University Mühendislik ve Bilgisayar Bilimleri Fakültesi'nden Ramesh Rayudu, yöntemin aynı arazide gıda ve elektrik üretimini birleştirebileceğini söyledi. Rayudu, sistemin ileride Yeni Zelanda'daki sebze üreticilerinin elektrik faturalarını dengelemesine veya üretilen enerjiyi şebekeye satmasına imkân sağlayabileceğini, ancak yarı saydam paneller daha az elektrik ürettiği için ekonomik uygulanabilirlik için daha fazla geliştirme gerektiğini belirtti. Elektrik fiyatı ile brokoli fiyatına bağlı olarak, kaybedilen elektrik değerini telafi etmek için hektar başına yaklaşık 1,2 ila 3,2 ton ek brokoli gerekebileceği hesaplandı. Rayudu, maliyet ve fayda dengesi uygun olduğu takdirde yöntemin lahana, karnabahar ve havuçta da kullanılabileceğini ifade etti. Canterbury Üniversitesi'nden Sharee McNab ise büyük güneş enerjisi tesisleriyle gıda üretimi arasındaki arazi rekabetinin arttığını ve verimli tarım arazilerinin korunması gerektiğini söyledi.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

İrlanda’da Gübre Satışları %5,5 Azaldı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Gübre Satışları %5,5 Azaldı

İrlanda Tarım, Gıda ve Deniz Bakanlığı (DAFM), gübre yılının ilk dokuz ayında 1,14 milyon ton gübre satıldığını açıkladı. Satışlar, geçen yılın aynı dönemindeki 1,2 milyon tona göre %5,5 azaldı. 1 Ekim 2025-30 Haziran 2026 döneminde bileşik gübre satışları 628.643 ton, tek besinli gübre satışları 510.717 ton oldu. Satılan besin maddesi miktarı da önceki yıla göre yaklaşık %8 gerileyerek 381.145 tona indi.

Newgrange Etkinliğinde Su Kalitesi İçin Çiftçi Eylem Kampanyası Başlatıldı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Newgrange Etkinliğinde Su Kalitesi İçin Çiftçi Eylem Kampanyası Başlatıldı

İrlanda’nın Meath Kontluğu’ndaki David Redhouse’a ait Newgrange Farm’da, su kalitesine odaklanan Better Farming for Water etkinliği düzenlendi. Kepak ve Teagasc’ın ev sahipliğindeki buluşmada çiftçiler, danışmanlar ve tarım-gıda sektörü paydaşları bir araya geldi. Etkinlikte, Boyne havzasında sağlıklı su yollarını, verimli tarımı ve sürdürülebilir arazi yönetimini destekleyen işletme uygulamaları tanıtıldı. Su kalitesini iyileştirirken kârlı üretim sistemlerini korumaya yönelik pratik önlemler gösterildi; toprak sağlığı da öne çıkan başlıklardan biri oldu.

Bitkilerde Azot Alımını Frenleyen Gen Bulundu
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Bitkilerde Azot Alımını Frenleyen Gen Bulundu

Conicet ve Buenos Aires Üniversitesi’nden araştırmacılar, New York Üniversitesi ile birlikte bitkilerde azot alımını sınırlayan bir gen tanımladı. Çalışma, bitkinin içinde yeterli azot biriktiğinde devreye giren bir “doygunluk” mekanizmasına işaret ediyor. Bulgular The Plant Cell dergisinde yayımlandı ve şimdilik yalnızca model bitki Arabidopsis thaliana’da doğrulandı. Araştırmacılar, benzer mekanizmaların mısır, buğday ve pirinçte de olup olmadığını incelemek istiyor. Azot, büyüme, kök gelişimi, fotosentez ve tane verimi için temel bir besin; ancak bitkilerin gübredeki kullanılabilir azotun yaklaşık yarısından yararlanabildiği belirtiliyor.

Moğolistan’da Çayırların İyileştirilmesi İçin Mantar Denemesi Yapılıyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Moğolistan’da Çayırların İyileştirilmesi İçin Mantar Denemesi Yapılıyor

Moğolistan’da araştırmacılar, bozulmuş meraları onarmak ve çölleşmeyle mücadeleyi güçlendirmek için mikorizal mantarların kullanılmasını test ediyor. Çalışma, Ulan Batur’da Birleşmiş Milletler’in Çölleşmeyle Mücadele Konferansı’nın 17’nci toplantısı kapsamında tanıtıldı. Araştırmaya göre bu mantarlar bitki kökleriyle birlikte çalışarak su ve fosfor ile azot gibi besinlerin alınmasına yardımcı oluyor. Ayrıca toprak parçacıklarını bir arada tutup erozyonu azaltabiliyor ve bitkilerin kuraklık ile diğer çevresel baskılara dayanımını artırabiliyor. Deneme alanlarında küçük otlak bölümleri çevrilerek hayvan ve insan girişi geçici olarak durduruluyor. Amaç, bu alanları yeraltı biyolojik çeşitliliği için sığınak ve ileride yerel mantar kaynakları olarak kullanmak.

Ballance, Bahar Gübre Talebi İçin Stoklarını Güçlü Tutuyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Ballance, Bahar Gübre Talebi İçin Stoklarını Güçlü Tutuyor

Gübre kooperatifi Ballance Agri-Nutrients, Orta Doğu çatışmasının etkisine rağmen baharda çiftçiler ve meyve bahçesi işletmelerinden gelecek talep için yeterli stokla sezona giriyor. Şirket, dünya genelinden besin maddesi alımını sürdürdüğünü ve tedarikçi ile taşıyıcıların sözleşmelerini aksatmadan yerine getirdiğini açıkladı. Genel müdür Kelvin Wickham, fiyatların yükseldiğini ancak bunun büyük ölçüde emtia fiyatlarındaki artışın yansıması olduğunu söyledi. Ballance’ın yılın başına güçlü talep, dolu envanter ve yenilenmiş bazı hizmet merkezleriyle başladığı; Mount Maunganui’de süperfosfat üretimini kapatmasının ardından Awarua ve Kapuni olmak üzere iki üretim tesisine indiği belirtildi.