ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

114 haber · Sayfa 1

SNA, Tarım Arazilerinin 2029 Yeniden Değerleme Metodolojisi İçin Teknik Masaya Katıldı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

SNA, Tarım Arazilerinin 2029 Yeniden Değerleme Metodolojisi İçin Teknik Masaya Katıldı

Sociedad Nacional de Agricultura (SNA), Servicio de Impuestos Internos (SII) tarafından tarım arazilerinin 2029 Genel Tarımsal Yeniden Değerleme sürecine yönelik kurulan teknik çalışma masasının açılış oturumuna katıldı. SII’nin Değerleme Müdürlüğü ve Kadastro Değerleme Departmanı aracılığıyla çağrılan masa, sürece ilişkin koordinasyonların başlangıcını oluşturuyor. Çalışma masasının temel amacı, ülke genelindeki tarım arazilerinin değerleme kriterlerine ilişkin önerileri, toprak verilerini ve metodolojik gözlemleri toplamak. Kaynakta, sürecin şeffaf yürütülmesi ve değerleme yönteminin tarım sektörünün gerçek koşullarına teknik olarak uyarlanması hedefleniyor. Masada SII ve SNA’nın yanı sıra Doğal Kaynaklar Bilgi Merkezi (CIREN), Tarım Çalışmaları ve Politikaları Ofisi (ODEPA), Ulusal Sulama Komisyonu (CNR), Tarımsal İnovasyon Vakfı (FIA) ve Milli Mülkler Bakanlığı yer alıyor. SNA, üreticilerin teknik bakışını sürece aktarmayı ve tarımsal faaliyetin gerçek üretimsel ve bölgesel koşullarının değerleme çalışmasına yansıtılmasını amaçladığını belirtti.

Türkiye, Afrika ile Tarım Ortaklığını Yeni Projelerle Güçlendirmek İstiyor
Görsel kaynağı: Oslobođenje · Özgün haber

Türkiye, Afrika ile Tarım Ortaklığını Yeni Projelerle Güçlendirmek İstiyor

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle ticari ve ekonomik bağlarını güçlendirmek istediğini, tarımın gelecekteki iş birliğinin öncelikli alanlarından biri olduğunu söyledi. Açıklama, İstanbul’da düzenlenen 6. Afrika Tarım ve Gıda Zirvesi’ne katılımının ardından geldi. Tarım, Türkiye’nin Afrika ile ilişkileri geliştirme stratejisinde 2025-2029 dönemi için öncelikli sektörler arasında yer alıyor. Ankara, tarımsal üretim deneyimini, modern teknolojilerini, mekanizasyonunu ve tarım-gıda sektörünü Afrika ülkelerinin kaynakları ve üretim imkânlarıyla ilişkilendirmeyi planlıyor. Bolat, Afrika’nın doğal kaynakları, büyüyen pazarları ve üretim kapasitesinin yeni ekonomik ortaklıklar için fırsat sunduğunu belirtti. İş birliğinin gıda tedarik güvenliğine, istihdama ve sürdürülebilir ekonomik kalkınmaya katkı sağlaması bekleniyor.

Birleşik Krallık-AB Taslağı, Brexit Sonrası Gıda Kontrollerini Azaltmayı Öngörüyor
Görsel kaynağı: FarmingUK · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık-AB Taslağı, Brexit Sonrası Gıda Kontrollerini Azaltmayı Öngörüyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşik Krallık ile Avrupa Birliği arasında, Brexit sonrasında gıda ve tarım ticaretinde uygulanan maliyetli sınır kontrollerini azaltmayı amaçlayan bir taslak anlaşma gündeme geldi. Öneri; ihracat sağlık ve bitki sağlığı sertifikaları, denetim ücretleri, organik sertifikasyon evrakı, numune alma ücretleri ve bazı liman ücretlerinin kaldırılmasını öngörebilir. Anlaşma henüz kesinleşmedi ve değişiklikler şu anda yürürlükte değil. Taslağın hem ithalat hem ihracata uygulanması ve Birleşik Krallık ile AB arasında gıda, bitki ve tarım ürünleri ticareti yapan işletmeleri kapsaması bekleniyor. Düzenleme yürürlüğe girerse Birleşik Krallık’ın tohumluk patates ihracatının yanı sıra taze sosis, burger ve kabuklu deniz ürünleri sevkiyatının AB pazarlarına yeniden başlamasının önü açılabilir. Bu ürün grupları, Brexit sonrasında ek maliyet ve idari yüklerle karşılaşan ihracatçılar için yeni ticaret imkânları oluşturabilir. Bunun karşılığında Birleşik Krallık’ın gıda güvenliği, hayvan sağlığı ve bitki ürünleri alanlarında ilgili AB kurallarıyla uyum sağlaması ve gelecekteki düzenleyici değişikliklere uyması gerekebilir. “Dinamik uyum” olarak tanımlanan yaklaşım, pestisitler, bitki koruma ürünleri ve tarımsal yeniliklere ilişkin kuralları AB’ye doğrudan ihracat yapmayan işletmeler bakımından da etkili kılabilir. Farmers Guide’ın aktardığı değerlendirmelerde, bu kapsamın çiftliklerdeki kurallar ve uyum yükümlülükleri açısından soru işaretleri yarattığı belirtildi. Birleşik Krallık hükümeti, anlaşmanın uzun vadede yıllık 5,1 milyar sterlin ekonomik fayda sağlayabileceğini tahmin ediyor; ancak tek tek tarım sektörleri üzerindeki mali sonuçlar belirsizliğini koruyor. Taslağın 20 Kasım’da Brüksel’de yapılması planlanan Birleşik Krallık-AB zirvesinde resmen kararlaştırılması beklenirken, anlaşmanın 2027 ortasında yürürlüğe girmesi hedefleniyor. Kesin takvim, müzakerelerin sonucuna bağlı.

İspanya, Zeytinyağını Piyasadan Çekme Düzenlemesine İlk Kez İzin Verdi
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya, Zeytinyağını Piyasadan Çekme Düzenlemesine İlk Kez İzin Verdi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı, 2026/27 kampanyasında zeytinyağı arzını düzenlemek ve piyasanın işleyişini istikrara kavuşturmak amacıyla ürünün bir bölümünün piyasadan çekilmesine imkân veren pazarlama standardını yayımladı. Bakanlık, bu mekanizmaya ilk kez izin verirken çekilecek miktarın yüzdesini 15 Kasım’dan önce belirleyecek. Ürün, kampanya sonuna kadar piyasadan çekilebilecek. Mekanizmanın devreye alınması için başlangıç stokları ile tahmini üretimin toplamının, önceki altı kampanyanın aynı toplam için hesaplanan ortalamasının en az %120’sine ulaşması gerekiyor. 2026/27 kampanyasında tahmini üretim 1.602.596 ton olarak açıklandı. Bu miktar önceki kampanyanın %23 üzerinde ve İspanya’daki tarihsel kayıtlarda dördüncü en yüksek hacim olarak değerlendiriliyor. Kampanyanın başlangıç stokları da 357.040 tona ulaştı; bu seviye önceki kampanyanın %23,3 üzerinde bulunuyor. Düzenlemeye göre çekilecek ürünün kategorisini işletmeci seçebilecek ve oran, aylık biriken toplam zeytinyağı üretimi üzerinden uygulanacak. Ürün bir sonraki kampanyaya kadar depolanabilecek veya gıda dışı kullanıma yönlendirilebilecek. Mekanizma istisnai ve konjonktürel nitelikte olacak. Jaénli üretici Francisco Elvira, üretici fiyatı üç avroya ulaşmayan natürel sızma zeytinyağının üretim maliyetlerini karşılamadığını söyledi. Elvira, stok yönetiminde en olası seçeneğin lampante yağının piyasadan çekilerek sonraki sezonda satılması olduğunu belirtti. Çekilecek kesin hacim, ürün kategorileri ve uygulama süreleri henüz açıklanmadı.

Kuraklık Hayvancılık İçin Yem Sıkıntısına Yol Açtı
Görsel kaynağı: Český rozhlas · Özgün haber

Kuraklık Hayvancılık İçin Yem Sıkıntısına Yol Açtı

Yem bitkileri, ot ve bazı tahıllarda yaşanan rekolte düşüşü, çiftçileri hayvanlarının beslenmesi konusunda zor durumda bıraktı. Kuraklık nedeniyle yeterli yem bulamayan bazı işletmeler, sürülerinin bir bölümünü kesime göndermek zorunda kaldı. Hayvan sayısını korumaya çalışan çiftçiler ise daha yüksek maliyetleri göze alıyor. Bazı işletmeler, normalde tahıl üretimi için ayrılan ürünleri hayvan yemi olarak kullanarak yem açığını kapatmaya çalışıyor.

Saaristomeri Korumasında Çiftçilerin “Gri Koruma” Endişesi
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber

Saaristomeri Korumasında Çiftçilerin “Gri Koruma” Endişesi

Finlandiya’daki Saaristomeri’nin su toplama alanında yaşayan çiftçiler, deniz koruma önlemlerinin ikamet yerine göre farklı yükümlülükler doğurabileceğinden endişe ediyor. Maaseudun Tulevaisuus’ta yayımlanan köşe yazısında, çevreyi koruma amacı desteklenmekle birlikte sorumluluğun üreticiler arasında adil paylaşılmadığı savunuluyor. Aşama bölgesel plan taslağındaki dere işaretlerinin, erozyona duyarlı ve besin yükü açısından kritik akarsuları göstererek su koruma kaynaklarını en etkili alanlara yönlendirmesi amaçlanıyor. Ancak üreticiler, bu işaretlerin uygulamada “gri koruma”ya dönüşerek su koruma tedbirlerini fiilen zorunlu kılmasından ve gönüllü koruma için ödeme yapılmamasından kaygı duyuyor. Bölgesel birlik ise işaretlerin koruma statüsü oluşturmadığını belirtiyor. Yazıya göre konu, plan taslağının sonraki sürümünde çözülmeye çalışılacak. Ayrıca hayvan gübresinin diğer fosforlu gübrelerden daha yüksek miktarlarda uygulanmasına izin veren istisnanın dışında bırakılan bazı belediyelerde, gübre teslim mesafelerinin onlarca kilometreye çıkabileceği belirtiliyor. Saaristomeri’nin durumuna ilişkin kaygının yaygın olduğu, alınan önlemlerin sonuçlarının yavaş geldiği ve çalışmaların koordinasyon ile süreklilik gerektirdiği ifade ediliyor.

İsveç Tarımında Kuşak Değişimi Sorunu: Çiftçilerin %40’tan Fazlası 65 Yaş Üzerinde
Görsel kaynağı: SVT Nyheter · Özgün haber
Veri haberi

İsveç Tarımında Kuşak Değişimi Sorunu: Çiftçilerin %40’tan Fazlası 65 Yaş Üzerinde

İsveç tarımı, yaşlanan çiftçi nüfusu ve işletmeleri devralabilecek ya da devralmak isteyen gençlerin sınırlı olması nedeniyle büyüyen bir kuşak değişimi sorunuyla karşı karşıya. Jordbruksverket verilerine göre 2025'te bireysel işletme sahibi çiftçilerin %40'ından fazlası 65 yaş veya üzerindeydi. Bu oran 2010'da %27 olarak kaydedilmişti. Lantbrukarnas Riksförbund bünyesindeki LRF Ungdomen, sorunun yalnızca çiftçilerin yaşlanmasından kaynaklanmadığını belirtiyor. LRF Ungdomen Başkanı Katarina Wolf'a göre birçok işletme sahibi emeklilik yaşında ya da buna yakınken, genç işletmecilerin sektöre katılımı sınırlı kalıyor. Kuşak ve mülkiyet değişimlerinin karmaşık ve pahalı olması da gençlerin tarıma girişini zorlaştıran unsurlar arasında gösteriliyor. Genç kuşağın sektöre kazandırılması, İsveç'in gıda üretimini ve hazırlık kapasitesini güvence altına almak açısından önemli görülüyor. Kuzey Öland'da çiftçilik yapan Annika ve Isac Danielsson, gençlere mesleği deneme ve deneyim kazanma fırsatı sağlayan örnekler arasında yer alıyor. Çift, aralarında birden fazla genci istihdam ederek onların tarımda gelişmesine katkıda bulunduğu için kısa süre önce 2026 Yılın Tarımsal İvmesi ödülünü aldı. Son yıllarda çiftlikte yaklaşık altı genç çalıştı; hâlen çalışanlardan biri 21 yaşındaki William Thordsson. Thordsson, gençlerin bilgi edinmesi ve sektöre adım atması için fırsat yaratılmasının önemli olduğunu belirterek çiftçi olmayı sürdüreceğini söylüyor.

Bosna-Hersek’te Gıda Fiyatları Satın Alma Gücünü Aşındırdı
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Gıda Fiyatları Satın Alma Gücünü Aşındırdı

Bosna-Hersek’te 2005-2025 dönemindeki fiyat verileri, gıda alışverişinde satın alma gücünün belirgin biçimde gerilediğini gösterdi. 2025’te 100 KM ile alınabilen gıda miktarı, 2005’te 50 KM ile alınabilen miktara denk geldi. Genel tüketimde ise 2025’teki 100 KM’nin karşılığı, 2005’te 63 KM ile alınabilen miktar oldu. Kaynağa göre fiyat artışları 20 yılda satın alma gücünün üçte birinden fazlasını azalttı. Fiyat artışları dönemlere göre farklılaştı. 2005-2015 arasında genel fiyatlar %22,1, gıda fiyatları %27,8 yükseldi. 2015-2025 döneminde ise genel fiyat artışı %30,6’ya çıkarken gıda fiyatları %57,6 arttı. Gıda, hanehalkı tüketiminin en büyük bölümünü oluşturan kalem olarak tanımlandı. Karşılaştırma, Bosna-Hersek İstatistik Ajansının ülke genelindeki fiyatları tek yöntemle izlemeye başladığı 2005’ten başlatıldı. Ajans, 1998-2005 döneminde fiyatları ülke genelinde eşit biçimde takip etmediği için bu döneme ait verilerin sonraki verilerle karşılaştırılabilir olmadığını belirtti. 2005-2025 arasındaki toplam genel fiyat artışı, üç yıllık bültendeki verilerin birleştirilmesiyle %59,4 olarak hesaplandı.

Paraguay ve Arjantin’de Tarım Vergilerinde Oranlardan Fazlası Belirleyici
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay ve Arjantin’de Tarım Vergilerinde Oranlardan Fazlası Belirleyici

Paraguay ve Arjantin’de tarım işletmelerinin vergi rekabeti, yalnızca gelir vergisi oranlarının karşılaştırılmasıyla değerlendirilemiyor. Paraguay’da 6380/2019 sayılı yasa kapsamında Kurumsal Gelir Vergisi’nin genel oranı, net vergilendirilebilir gelir üzerinden %10 olarak uygulanıyor. Arjantin’de şirketler için 2026’da geçerli Gelir Vergisi oranları %25, 30 ve 35’lik kademelerden oluşuyor. Ancak vergi matrahı, kabul edilen indirimler, işletmenin yapısı ve idari maliyetler de nihai sonucu etkiliyor. Paraguay’da genel Katma Değer Vergisi (KDV) oranı %10, mevzuatta açıkça belirtilen bazı tarımsal ürünlerde indirimli oran %5. Arjantin’de genel KDV oranı %21, bazı sektör işlemlerinde ise %10,5 uygulanıyor. Alış ve satışlarda farklı oranların bulunması vergi alacağı bakiyesi oluşturabiliyor; örneğin girdiler %10, satılan ürünler %5 KDV’ye tabi olduğunda bu durum ortaya çıkabiliyor. Ancak indirimli oran, alışlarda ödenen KDV’nin tamamının geri alınacağını garanti etmiyor; sonuç işlemin türüne ve mevzuata bağlı. Paraguay mevzuatı, ihracatla bağlantılı KDV alacağının iadesine genel olarak izin veriyor. Bununla birlikte, ihracata yönelik doğal haldeki tarım ürünleri, ilk işlenmiş türevleri ve bunların hammaddelerinin alımında faturalandırılan KDV için özel bir istisna bulunuyor. İhracatla bağlantılı diğer mal ve hizmetler ise yasal koşullara uygun olarak iadeden yararlanabiliyor. Bu ayrım, üçüncü kişilerden tahıl alarak ihracat yapan şirketlerin maliyetlerini etkileyebiliyor; vergi alacağının kaynağı ve niteliği gerçek vergi etkisinin belirlenmesinde önem taşıyor. Arjantin’de tahıl ticaretinde kullanılan Sistema de Información Simplificado Agrícola (SISA), KDV oranı değil, bilgi, stopaj, peşin ödeme ve mali kontrol mekanizması olarak işliyor. Unión de Gremios de la Producción danışmanı Carlos Zapata’ya göre Paraguay’ın incelenen ulusal vergilerde nominal oranları daha düşük olsa da fiili avantaj; işletmenin maliyet yapısına, yatırımlarına, vergi alacaklarına, kâr marjlarına ve ihracat koşullarına bağlı. Bu nedenle hangi sistemin daha elverişli olduğu, somut bir işlem ve işletme üzerinden değerlendirilmelidir.

Rusya'nın Azak Denizi İhracat İzni Sonrası Buğday Fiyatı Temmuzdan Bu Yana En Düşük Seviyede
Görsel kaynağı: Klix.ba · Özgün haber
Veri haberi

Rusya'nın Azak Denizi İhracat İzni Sonrası Buğday Fiyatı Temmuzdan Bu Yana En Düşük Seviyede

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Rus makamları, temmuz ayında durdurulan Azak Denizi üzerinden tahıl ihracatı için gemilere yeniden geçiş izni vermeye başladı. Reuters’a dayandırılan bilgilere göre Kerç Boğazı’ndan geçiş izinleri 15 Kasım’a kadar geçerli olacak; bazı kaynaklar, Karadeniz’e çıkacak ticaret gemilerine Rus donanmasının konvoy eşliği yapacağını bildirdi. En az bir yük gemisi 29 Ekim’e kadar boğazı geçerek Karadeniz’e ulaştı. Don-Azak Kanalı’ndaki deniz trafiği, Rus makamlarının Ukrayna’nın limanlara ve gemilere yönelik saldırıları gerekçesiyle 10 Temmuz’da aldığı geçici durdurma kararının ardından kesilmişti. Habere göre yaz aylarında Azak Denizi’nde 100’den fazla Rus gemisinin vurulması, Rus ekonomisine zarar verirken dünya tahıl piyasasında fiyatların yükselmesine de katkıda bulundu. Azak Denizi, Rusya’nın tahılın yanı sıra petrol, çelik ve diğer ürünleri sevk ettiği önemli rotalardan biri olarak aktarılıyor. İhracat rotasının yeniden açılması, buğday fiyatlarındaki düşüşle aynı döneme denk geldi. Chicago Ticaret Borsası’nda en çok işlem gören vadeli buğday kontratı temmuz başından bu yana en düşük seviyeye geriledi ve perşembe sabahı buşel başına yaklaşık 5,99 dolar seviyesinde işlem gördü. Azak-Karadeniz havzası, Rusya’nın geçen sezon deniz yoluyla yaptığı tahıl ihracatının %88’ini, yani 46,3 milyon tonunu oluşturdu. SovEcon ise 2026/27 sezonu Rus buğdayı ihracatı tahminini 4,7 milyon ton düşürerek 36,7 milyon tona indirdi.

Dünya Bankası: Gıda Fiyatları 2025-2027 Arasında %18 Artabilir
Fotoğraf: WANG Zhao / AFP · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası: Gıda Fiyatları 2025-2027 Arasında %18 Artabilir

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası, gıda fiyatlarının 2025-2027 arasında %18 artmasını bekliyor. Kurumun emtia piyasalarına ilişkin tahminlerine göre yükselişte, çatışmaların yol açtığı tedarik güçlükleri ile bu kış beklenen olağanüstü El Niño etkili olacak. Banka, enerji fiyatlarının da bu yıl %32 artacağını, ardından 2027'de kısmen gerileyeceğini öngörüyor. Enerji fiyatlarındaki yükselişin önemli nedenlerinden biri Orta Doğu'daki çatışma olarak gösteriliyor. Brent petrolünün ortalama fiyatı 2025'te 69 dolardan bu yıl 91 dolara çıktı. Dünya Bankası, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı şubatta başlattığı çatışmanın ABD'deki ara seçimlerin ardından yeniden başlamaması koşuluyla Brent'in gelecek yıl ortalama 79 dolara gerilemesini bekliyor. Çatışmanın yeniden başlaması halinde ise Brent fiyatının 2027'de ortalama 105 dolara çıkabileceği ve gıda fiyatlarının medyan senaryoya göre %12 daha artabileceği belirtiliyor. Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasasının aynı anda birden fazla büyük şoktan etkilendiğini ve bunun gıda güvenliği açısından risk oluşturduğunu söyledi. Kose, önceliğin en yoksul nüfusun korunmasına ve ağır borç yükü taşıyan düşük gelirli ülkelere destek verilmesine ayrılması gerektiğini belirtti. Enerji fiyatlarındaki artışın etkisiyle küresel petrol talebinin bu yıl %2,5 düşmesi, petrol sevkiyatlarının ise %5,2 gerilemesi bekleniyor. Gübre fiyatlarının bu yıl %14 artmasının ardından 2027'de 2025 seviyelerine dönmesi, metal fiyatlarının ise 2026'da %25 yükselmesi öngörülüyor.

Karadağ’da AB Kurallarına göre Gıda İthalatında Üç Sınır Noktası Gecikme Riski Taşıyor
Görsel kaynağı: Biznis.me · Özgün haber
Veri haberi

Karadağ’da AB Kurallarına göre Gıda İthalatında Üç Sınır Noktası Gecikme Riski Taşıyor

Karadağ’ın Avrupa Birliği’ne (AB) katılması sonrasında ülkeye girecek gıda taşıyan kamyonların Avrupa’daki resmî kontrol sistemine uyum sağlaması gerekecek. Božaj sınırında kontrol noktası inşası için 2,06 milyon avroluk sözleşme yapılırken, tesisin gıda sevkiyatlarının denetiminde kullanılması planlanıyor. Resmî yol haritası, Dobrakovo, Ilino brdo ve Kula sınır noktalarında gecikme riskinin yüksek olduğunu kaydediyor. Zorunlu sınır denetimine tabi sevkiyatlarda giriş noktasının uygun yetkiye ve kapasiteye sahip olması gerekecek. Bu durum, ithalatçıların hangi geçişten, hangi belgelerle ve teslimatlarını ne kadar güvenilir planlayarak ürün getirebileceği sorusunu öne çıkarıyor.

Bosna-Hersek’te Tarımda İş Gücü Açığı, Mevsimlik İş İlanı Tartışma Yarattı
Görsel kaynağı: Oslobođenje · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Tarımda İş Gücü Açığı, Mevsimlik İş İlanı Tartışma Yarattı

Bosna-Hersek’te tarım üreticilerinin karşılaştığı başlıca sorunlardan biri iş gücü bulmak. Semberiya’da yumurta tavuğu çiftliği işleten girişimci Zdravko Perić, bir podcast yayınında yerli çalışan bulma güçlüğünün tarımsal işletmeleri zorladığını söyledi. Perić, yaklaşık sekiz saatlik mevsimlik patates hasadı için 150 KM günlük ücret, ulaşım ve yemek giderlerinin karşılanmasını içeren bir ilanın dahi beklenen ilgiyi görmediğini aktardı. Perić’e göre ilana yapılan yorumlarda ücret yetersiz bulundu ve bazı kişiler bu ücret karşılığında çalışmaya kimsenin gelmeyeceğini belirtti. Perić ise deneyim şartı aranmayan bu iş için teklif edilen ücretin bölge koşullarında iyi olduğunu savundu. Ona göre yerli işçi bulma sorunu, tarımda Nepal, Bangladeş ve Hindistan’dan gelen yabancı iş gücüne başvurulmasını artırıyor. Semberiya’daki duruma ilişkin konuşan Perić, bölgede yabancı işçi çalıştıran birkaç firma bulunduğunu ve bu amaçla gelen birkaç yüz kişinin çalıştığını söyledi. Çiftliklerinin yakınındaki bir firmanın yaklaşık 150-200 yabancı işçi istihdam ettiğini belirten Perić, firma sahipleriyle yaptığı görüşmelere dayanarak işverenlerin bu çalışanlardan memnun olduğunu ifade etti. Perić, çiftliğinde çalışan Bangladeşli bir işçiye verdiği 100 KM’nin, işçinin ülkesinde yaklaşık bir aylık iyi bir geçime yetebileceğini anlattı. Gençlerin kırsal işlere yeterince ilgi göstermediğini düşünse de yumurta, et, sebze veya meyve işleme gibi alanlarda belirli müşterilere yönelik tarımsal girişimlerin mümkün olduğunu söyledi. Tarım işletmelerinin daha güvenli gelişmesi için devlet, ticaret odaları ve ilgili bakanlıklardan destek isteyen Perić, üretim kadar ürünlerin satışında da sorun yaşandığını ve üretici örgütlenmesinin fayda sağlayabileceğini belirtti.

Arizona'da Trump Yönetiminin SNAP Kesintileri Milyonlarca Yararlanıcıyı Etkiledi
Görsel kaynağı: The Sun Malaysia · Özgün haber
Veri haberi

Arizona'da Trump Yönetiminin SNAP Kesintileri Milyonlarca Yararlanıcıyı Etkiledi

ABD'de Başkan Donald Trump'ın desteklediği büyük bütçe yasasıyla getirilen federal gıda yardımı kesintileri ocakta yürürlüğe girdikten sonra 5 milyon kişi, düşük gelirli hanelere yönelik Ek Beslenme Yardım Programı'na (SNAP) erişimini kaybetti. Arizona'da yaşayan emekli Christine, geçen yıla kadar SNAP kartına yatırılan aylık birkaç yüz dolarla emekli gelirini tamamlıyor ve ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılıyordu. Şimdi Tucson'daki bir gıda dağıtım merkezinden yardım alıyor. Arizona, kesintilerden en çok etkilenen eyalet olarak aktarılıyor. Aralarında 200 bin çocuğun da bulunduğu 465 binden fazla yararlanıcının programa erişimini kaybettiği belirtilirken, Güney Arizona Community Food Bank ağı bu yıl normalden 50 bin fazla kişiye hizmet veriyor. Gıda bankası yöneticisi Natalie Jayroe, artışın büyük ölçüde federal kesintilerle bağlantılı olduğunu söyledi. Christine ise yardım olmadan ailesinin artık et yiyemeyeceğini ve daha az sebze tüketeceğini belirtti. Haberde, kesintilerin Arizona'daki siyasi etkisinin de tartışıldığı aktarılıyor. Artan hoşnutsuzluğun, Cumhuriyetçi çoğunluğun risk altında olduğu iki çekişmeli Temsilciler Meclisi yarışının bulunduğu eyaletteki ara seçimleri etkileyebileceği ifade ediliyor. Gıda yardımı erişimini kaybeden Oscar Ochoa'nın emeklilikten dönerek otobüs şoförü olarak çalıştığı, Angelica Garcia'nın ise sıkılaştırılan uygunluk kontrolleri nedeniyle SNAP başvurusunun iki aydan uzun sürede sonuçlandığı bildiriliyor. Garcia'nın kızları bu süreçte ağırlıklı olarak pirinç, fasulye ve makarnayla beslendi.

Uruguay, Newcastle Vakası Sonrası Brezilya’dan Kanatlı Ürün İthalatını Askıya Aldı
Görsel kaynağı: CNN Brasil · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay, Newcastle Vakası Sonrası Brezilya’dan Kanatlı Ürün İthalatını Askıya Aldı

Uruguay, Santa Catarina’daki ticari bir hindi çiftliğinde Newcastle hastalığı vakasının doğrulanmasının ardından Brezilya’nın tamamından kanatlı eti ve diğer kanatlı ürünlerinin girişini geçici olarak durdurdu. Karar, Brezilya Tarım Bakanlığı tarafından 26’sında Brezilyalı ihracatçılara bildirildi. Tedbirin kapsamı, hastalığa duyarlı hayvanların yanı sıra 6 Eylül’den sonra üretilen ürün ve yan ürünleri içeriyor. Newcastle hastalığı vakası, Brezilya Tarım Bakanlığı tarafından 18 Ekim’de Santa Catarina’nın batısındaki Nova Itaberaba’da bulunan ticari hindi çiftliğinde doğrulandı. Yaklaşık 6 bin kanatlının bulunduğu işletmedeki vaka, Brezilya’nın ticaret ortaklarının farklı kapsam ve koşullarda sağlık kısıtlamaları uygulamasına yol açtı. Söz konusu kısıtlamaları derleyen Brezilya Tarım Bakanlığı genelge taslağı 27 Ekim’de güncellendi. Uruguay, virüsü etkisizleştirebilecek işlemlerden geçirilen ve sağlık ile sertifikasyon koşullarını karşılayan ürünler için istisna öngörüyor. Meksika da daha önce Brezilya’nın tamamından belirli kanatlı ürünlerinin ithalatını askıya almıştı. Buna karşılık Şili, taze kanatlı eti, döllü yumurta, bir günlük civciv ve insan tüketimine yönelik yumurtalar gibi ürünleri Santa Catarina’dan almayı kısıtladı. Çin, Paraguay, Peru, Kazakistan ve Malezya da Santa Catarina kaynaklı bazı kanatlı ürünleri veya işletmeleri için farklı tedbirler uyguladı. Arjantin ise bölgeselleştirme anlaşması kapsamında, hastalık odağı ve çevresindeki 10 kilometrelik alandan gelen ürünleri kısıtlarken diğer hastalıktan ari bölgelerden ithalata izin verdi. Türkiye de Santa Catarina’ya uygulanabilir kısıtlamalarla çeşitli hayvansal ürün kategorilerinin ithalat ve transitini yasakladı; belirli işlemlerden geçirilen ürünler için istisnalar bulunuyor.

AB Konseyi Baltık Denizi'nde Gelecek Yılın Balıkçılık Kotalarını Belirledi
Görsel kaynağı: Syre · Özgün haber
Veri haberi

AB Konseyi Baltık Denizi'nde Gelecek Yılın Balıkçılık Kotalarını Belirledi

AB Konseyi, Baltık Denizi için gelecek yıl uygulanacak balıkçılık kotalarını belirledi. Kararda orta Baltık Denizi'ndeki ringa kotası %71 artırılırken, Botni Körfezi'ndeki ringa kotası da %12 yükseltildi. Birden fazla kota artışı, bölgedeki balık stoklarının ciddi durumu nedeniyle çevre kuruluşları ve Avrupa Parlamentosu üyelerinin eleştirilerine yol açtı. Avrupa Parlamentosu üyesi Isabella Lövin, orta Baltık'taki ringa stoklarının toparlanma işaretleri göstermeye başladığı bir dönemde kotanın artırılmasını “tamamen sorumsuzca” olarak niteledi. WWF de toparlanmanın yeni olduğunu ve stokun hâlâ çok hassas kaldığını belirterek artışın olumlu gelişmeyi tersine çevirme riski taşıdığını bildirdi. Lövin ayrıca Avrupa Parlamentosu'nun balıkların hayvan yemine dönüştürüldüğü endüstriyel balıkçılığın durdurulması yönündeki talebinin bu yılki kota kararında karşılık bulmadığını söyledi. Botni Körfezi'ndeki artış da eleştirildi. Lövin, Bottenhavet'te ringa stokunun azaldığının değerlendirildiğini ve kıyıdaki küçük ölçekli balıkçıların boş ağlardan söz ettiğini aktardı. WWF, stokun sürdürülebilir seviyenin altında olduğunu ve Konseyin Avrupa Komisyonunun önerdiğinden daha yüksek bir kota belirlediğini açıkladı. Gençlik örgütü Fältbiologerna ise Baltık Denizi'ndeki aşırı avlanma, iklim değişikliği, ötrofikasyon ve çevresel toksinlerin birlikte etkisine dikkat çekti. Baltık Denizi'ndeki iki çok zayıf morina stoku için Uluslararası Deniz Araştırmaları Konseyi (ICES) sıfır av tavsiyesinde bulunmuştu. Buna rağmen Konsey, Avrupa Komisyonunun tavsiyelerinin çok üzerinde tesadüfi ava izin verdi. WWF, bu kararın morinanın toparlanma şansını azalttığını savundu.

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

İtalya'da Mısır Üretimi 2025'te 5,5 Milyon Tona Geriledi, 2026 İçin 4 Milyon Ton Bekleniyor

İtalya'nın mısır üretimi 2025'te 5,5 milyon tonda kaldı. Bu miktar, yaklaşık 12 milyon ton olarak verilen yıllık ihtiyacın oldukça altında bulunurken, ithalat 7 milyon tona ulaştı. 2026 için ise hasadın yaklaşık 4 milyon tona gerilemesi bekleniyor. Roma'da düzenlenen ve Cibo per la Mente, Assalzoo, Origin Italia ile İtalyan Mısır Üreticileri Birliği tarafından desteklenen toplantıda sektör temsilcileri, mısır üretiminin tarım politikalarının merkezine alınmasını istedi. Üretimdeki daralmanın uzun vadeli bir niteliğe sahip olduğu belirtiliyor. Dane mısır ekim alanları 2000'de 1,06 milyon hektarken 2025'te 541 bin hektara indi. İtalya'nın mısır üretimi de 2006'daki 9,6 milyon tondan 2025'te 5,5 milyon tona geriledi; kaynak bu düşüşün 20 yılda %40'ın üzerinde olduğunu aktarıyor. Sektör, yetersiz kârlılık, artan üretim maliyetleri ve fiyat oynaklığını başlıca nedenler arasında sıralıyor. İklim değişikliğinin verim ve tahılların sağlık kalitesi üzerindeki etkileri, mikotoksin riskiyle birlikte üretim zincirine ek baskı oluşturuyor. Po Havzası'nda üre kullanımının 2028'den itibaren yasaklanmasına ilişkin endişeler de dile getiriliyor. Ayrıca azalan ulusal arz ortamında mısırın gıda ve enerji amaçlı kullanımları arasındaki rekabetin, hayvancılık için gerekli hammaddenin bulunabilirliği açısından önem taşıdığı belirtiliyor. Mısır, hayvan yeminin temel hammaddelerinden biri olduğu için arzındaki gerileme, hayvancılık işletmelerinin yanı sıra süt ürünleri, et ve yumurta zincirlerinin rekabet gücünü etkiliyor. Mısırın bulunabilirliği, kalite, izlenebilirlik ve ürün şartnamelerine bağlı Dop ve Igp kapsamındaki peynir ve şarküteri ürünleri için de önem taşıyor. Sektör, gelecek Ortak Tarım Politikası kapsamında mısıra özgü eşleştirilmiş destek verilmesini ve üretimin ekonomik açıdan daha cazip hale getirilmesini istiyor. Kamu desteklerine ek olarak, özellikle Dop ürünlerine yönelik çok yıllı mısır tedarik zinciri sözleşmeleri öneriliyor. Bu sözleşmelerle üreticilere daha fazla istikrar, alıcılara ise daha öngörülebilir tedarik sağlanması ve piyasa dalgalanmalarına maruziyetin azaltılması hedefleniyor. Dop ve Igp zincirleri için istisnai durumlarda, mevzuata ve ürün şartnamelerine uygun geçici esneklik araçlarının değerlendirilmesi de gündemde; öncelik, yeterli, güvenli ve kaliteli ulusal mısır arzının korunması olarak ifade ediliyor. Üretimin yeniden güçlendirilmesi için genetik ıslah, Yardımlı Evrim Teknikleri ve daha verimli agronomik uygulamalar öne çıkarılıyor. Ancak sektör ve akademi temsilcileri, yenilikçi araçların maliyetleri ile uzmanlık gereksiniminin özellikle küçük işletmeler açısından erişimi sınırlayabileceğini belirtiyor. Amedeo Reyneri Di Lagnasco, işletmeler arasındaki işbirliği ve kümelenmenin yeni teknolojilere erişimi kolaylaştırabileceğini savunurken, araştırma temsilcileri iklim etkileri ve mısırın sağlık kalitesi sorunlarına yönelik izleme ile genetik geliştirme çalışmalarının sürdürülmesi gerektiğini aktarıyor.

Sırbistan 2025'te 1.067.416 Ton Buğday ve 847.227,9 Ton Mısır İhraç Etti
Görsel kaynağı: N1 Srbija · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan 2025'te 1.067.416 Ton Buğday ve 847.227,9 Ton Mısır İhraç Etti

Sırbistan 2025 yılında 1.067.416 ton buğdayı 247,5 milyon dolar, 847.227,9 ton mısırı ise 250 milyon dolar değerle ihraç etti. Ürün bazındaki veriler, ülkenin dış ticaretinde tahıl ihracatının da yer aldığını gösterirken, kaynak bu ürünleri toplam ihracatın en büyük kalemleri olarak sınıflandırmıyor. Sırbistan'ın toplam mal ihracatı 2025'te 33 milyar avro oldu ve 2024'e göre %8,4 arttı. Aynı yıl en yüksek ihracat değerine elektrikli makineler ve cihazlar ulaştı. Bu grubu kara yolu taşıtları, metal cevherleri ve metal atıkları, demir dışı metaller ile kauçuk ürünleri izledi. Bu beş ürün grubunun ihracatı toplam ihracatın %35,1'ini oluşturdu. Ülkenin 2025'teki başlıca ihracat pazarları Almanya, İtalya, Bosna-Hersek, Çin ve Macaristan oldu. İthalatta ise Çin ilk sırada yer alırken Almanya ve İtalya'yı Türkiye ile Macaristan izledi. Kaynak, Türkiye'yi Sırbistan'ın toplam mal ithalatındaki ülkelerden biri olarak gösteriyor; bu veriler Türkiye ile buğday veya mısır ticaretine ilişkin özel bir miktar ya da değer içermiyor. Ayrıca Sırbistan'ın Ocak-Ağustos 2026 dönemindeki mal ihracatı 23,7 milyar avroya çıkarak 2025'in aynı dönemine göre %8,8 arttı.

Bosna-Hersek’ten AB’ye Tavuk Eti İhracatı Yeniden Başladı, Yeni Hedefler Açıklandı
Görsel kaynağı: Agroportal.ba · Özgün haber

Bosna-Hersek’ten AB’ye Tavuk Eti İhracatı Yeniden Başladı, Yeni Hedefler Açıklandı

Bosna-Hersek’in Avrupa Birliği’ne tavuk eti ihracatı, dört aylık yasağın ardından 1 Temmuz’da yeniden başladı. Saraybosna’daki toplantıda, üreticilerin hâlihazırda AB’ye tavuk eti ve B sınıfı yumurta gönderdiği, gelecek yıl ise canlı hayvan ile A sınıfı yumurta ihracatının hedeflendiği belirtildi. Dış Ticaret Odası, ihracatın yerli üreticilerin ürünlerini AB’nin zorlu pazarına sunmasına önemli katkı sağlayacağını bildirdi. İhracat yapabilmek için üreticilerin AB mevzuatının öngördüğü veterinerlik-sağlık, sanitasyon ve idari koşulları karşılaması gerekiyor. Toplantıda ayrıca gelecek yıl Tesliç’te düzenlenecek 3. Uluslararası Kümes Hayvancılığı Kongresi ele alındı. Kongrenin gündeminde enerji verimliliği, finansman, dijitalleşme, yapay zekâ, beslenme, hayvan sağlığı ve çiftlik biyogüvenliği bulunacak.

Rusya’da Buğday Fiyatları Toparlanırken Tarım Desteği ve İthalat Önerileri Gündemde
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Buğday Fiyatları Toparlanırken Tarım Desteği ve İthalat Önerileri Gündemde

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Rusya’da iç piyasadaki buğday fiyatları eylül sonu ile ekim başında başlayan yükselişini geçen hafta da sürdürdü. Analitik şirket ProZerno Genel Müdürü Vladimir Petriçenko, fiyatların sert düşüşün ardından toparlandığını belirtti. Petriçenko’ya göre hareketin başlıca nedeni ihracat piyasasındaki olumlu seyir olurken, tahılın müdahale fonu için kamu alımı planları da fiyatları etkileyen unsurlar arasında bulunuyor. Alımların ekim sonunda başlaması planlanıyor. Haftalık derlemede, Rusya’daki dört tarım-gıda sektörü devlet programına yönelik bütçe desteğinin gelecek üç yılda 1,3 trilyon ruble olması öngörüldüğü aktarıldı. Tarım Bakanı Oksana Lut’un açıklamasına göre gelecek yıl 430 milyar ruble, 2028’de 440 milyar ruble ve 2029’da 422 milyar rubleden fazla kaynak ayrılması planlanıyor. Destek başlıkları arasında uygun koşullu, ihracat kredileri de dahil kredilendirme, patates ve sebze üretimini artırmaya yönelik sübvansiyonlar ile bağcılık ve şarapçılığın geliştirilmesi yer alıyor. Rusya’da üzüm dikim alanının yıl başında 113 bin hektarı aştığı, yıl sonunda ise 116 bin hektara ulaşarak son 20 yılın en yüksek seviyesine çıkmasının beklendiği bildirildi. Başbakan Yardımcısı Dmitriy Patruşev, üzüm rekoltesinin geçen yıla yakın biçimde yaklaşık 950 bin ton olacağını ve bunun 64 milyon dal şarap üretimine imkân vereceğini söyledi. Ayrı bir gelişmede, Stavropol Krayı’ndaki fidanlık ve bahçecilik kuruluşları bir ve iki yaşındaki meyve fidanlarının ithalatının sınırlandırılmasını istedi. Öneride, çoğaltmada kullanılan anaç ve kalemlerin istisna tutulması, meyve ithalatının ise yerli hasadın yoğun olduğu dönemde azaltılıp iç üretimin yetersiz kaldığı dönemlerde korunması talep edildi. Şirket yöneticisi Tamara Reşetnikova, fidan ithalatı kısıtlamasının bahçecilere zarar verebileceğini ve rekabet eksikliğinin kaliteyi artırmayacağını savundu.

Avrupa’da Gıda Fiyatları: Türkiye AB Ortalamasının Altında Kaldı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları: Türkiye AB Ortalamasının Altında Kaldı

Avrupa ülkelerinde gıda fiyatları arasındaki farklar belirginleşirken, Numbeo’nun 2026 ortası verilerine göre endeks İsviçre’de 189,2’ye, Moldova’da 57,2’ye ulaştı. AB ortalaması 100 kabul edildi. Bu karşılaştırmada Türkiye’nin gıda fiyatları endeksi 82,1 olarak verildi. Türkiye, bazı AB ülkelerinden daha pahalı olmasına rağmen blok ortalamasının altında kaldı; haberde ayrıca ülkenin Avrupa’daki en yüksek gıda enflasyonuna sahip olduğu belirtildi. Euronews Business, Numbeo’nun New York’u 100 kabul eden endeksini AB ortalaması 100 olacak şekilde uyarladı. Bu ölçüme göre İsviçre’de gıda ürünleri AB ortalamasından %89,2 daha pahalı, Moldova’da ise %42,8 daha ucuz. AB içinde Romanya 66,7’lik endeksle en düşük seviyede yer aldı. Kosova’nın endeksi 60,6 olurken Kuzey Makedonya 59,8, Bosna-Hersek 67,9 ve Sırbistan 68,8 olarak kaydedildi. En yüksek fiyatlar arasında İzlanda 183,6 ile ikinci sırada yer aldı; Norveç 154,4, Lüksemburg 134,9 ve Danimarka 128,4 endeks değerine ulaştı. Finlandiya 119,7, İsveç 116,6, Avusturya 124,5, İrlanda 122, Belçika 117,6 ve Hollanda 116,4 ile AB ortalamasının üzerinde kaldı. Avrupa’nın önde gelen ekonomileri arasında Fransa, ortalamanın %27,5 üzerindeki fiyatlarıyla en pahalı ülke oldu. İspanya’nın endeksi 89,7’de kalırken Birleşik Krallık 111,9, Almanya 111,6 ve İtalya 110,2 olarak verildi. Eurostat’a göre gıda ve alkolsüz içecekler AB’de hane harcamalarının %13,6’sını oluşturuyor; konut ve hizmet faturalarının payı %23,6. Haberde, düşük fiyatların her zaman daha yüksek karşılanabilirlik anlamına gelmediği vurgulandı. Ilaria Benedetti, Romanya’da gıda fiyatları düşük olmasına rağmen ailelerin bütçelerinin %23,1’ini gıda ve alkolsüz içeceklere ayırdığını belirtti. Corvinus Üniversitesi’nden Jeremiás Máté Balogh da ücretler ve satın alma gücündeki farklılıkların değerlendirmeye katılması gerektiğini söyledi. Euronews Business’ın Ekim 2026 hesaplamasında, marketlerde satılan 19 kalemden sigara çıkarıldı ve kalan 18 ürünün fiyatları, her biri bir kez ve ağırlıklandırılmadan toplandı. Buna göre AB’de ortalama sepet maliyeti 69,84 euro oldu. Aynı sepet İsviçre’de 137,90 euro, Moldova’da 41,10 euro ve Norveç’te 116,10 euro olarak hesaplandı; Lüksemburg’da 99 euro, Avusturya’da 88,10 euro ve Danimarka’da 87,70 euro seviyesinde kaldı.

Avrupa’da Gıda Fiyatları Ülkeden Ülkeye Büyük Farklılık Gösteriyor
Görsel kaynağı: CNN Greece · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gıda Fiyatları Ülkeden Ülkeye Büyük Farklılık Gösteriyor

Avrupa’da market alışverişinin maliyeti ülkeler arasında belirgin biçimde değişiyor. CNN.gr’nin aktardığı 2026 Numbeo verilerine göre gıda endeksi, AB ortalaması 100 kabul edildiğinde İsviçre’de 189,2’ye çıkarken Moldova’da 57,2’de kalıyor. Bu karşılaştırmaya göre AB ortalamalarında 100 avro tutan bir alışveriş sepeti İsviçre’de 189,20 avroya, Moldova’da ise 57,20 avroya mal oluyor. İsviçreyi 183,6 ile İzlanda, 154,4 ile Norveç, 134,9 ile Lüksemburg ve 128,4 ile Danimarka izliyor. Finlandiya’nın endeksi 119,7, İsveç’in endeksi ise 116,6 olarak veriliyor. Avrupa’nın beş büyük ekonomisi arasında Fransa, AB ortalamasının %27,5 üzerindeki fiyatlarıyla en pahalı ülke konumunda bulunuyor. İspanya 89,7 ile ortalamanın altında kalırken Birleşik Krallık, Almanya ve İtalya sırasıyla 111,9, 111,6 ve 110,2 seviyelerinde yer alıyor. Avusturya, İrlanda, Belçika ve Hollanda da AB ortalamasının üzerinde fiyatlara sahip ülkeler arasında sıralanıyor. Doğu Avrupa ve Balkanlar’da ise market ürünleri genel olarak daha ucuz gösteriliyor; Romanya 66,7 endeks değeriyle listenin en düşük seviyesindeki ülke olurken Kuzey Makedonya 59,8, Bosna-Hersek 67,9 ve Sırbistan 68,8 değerlerinde bulunuyor. Ancak bu endeksler ülkelerdeki kullanılabilir geliri ve ortalama maaşları hesaba katmadığı için tüketicilerin gerçek satın alma gücünü tek başına göstermiyor.

Hırvatistan’da Gıda Fiyatları AB Ortalamasının %14,1 Altında
Görsel kaynağı: Net.hr · Özgün haber
Veri haberi

Hırvatistan’da Gıda Fiyatları AB Ortalamasının %14,1 Altında

Numbeo’nun 2026 yılının ortasındaki verilerine göre hazırlanan karşılaştırmada Hırvatistan’ın gıda fiyatları endeksi 85,9 oldu. Avrupa Birliği (AB) ortalamasının 100 kabul edildiği listede bu sonuç, Hırvatistan’daki gıda fiyatlarının AB ortalamasından %14,1 düşük olduğu anlamına geliyor. Listede gıda fiyatları İsviçre’de 189,2 ile en yüksek, Moldova’da 57,2 ile en düşük seviyede ölçüldü. AB ülkeleri arasında en düşük endeks 66,7 ile Romanya’da görüldü. Kuzey Makedonya’nın endeksi 59,8, Bosna-Hersek’in 67,9 ve Sırbistan’ın 68,8 olarak verildi. Buna karşılık İzlanda 183,6, Norveç 154,4 ve Lüksemburg 134,9 endeks değerine ulaştı. Karşılaştırmada kullanılan ayrı bir sepet hesabında Numbeo kategorisinde 19 ürün bulunmasına rağmen 18 ürünün fiyatları toplandı. Ekim 2026 fiyatlarıyla hesaplanan bu sepette AB ortalaması 69,84 euro olurken, aynı sepetin Hırvatistan’daki fiyatı 62,1 euro olarak aktarıldı. İsviçre’de sepetin toplamı 137,90 euro, Moldova’da ise 41,10 euro oldu. Bu hesaplama ile endeks karşılaştırmasının farklı dönemlere dayandığı görülüyor. Kaynakta, nominal fiyatların satın alma gücüyle birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Tuscia Üniversitesi’nden Ilaria Benedetti, bazı ülkelerde fiyatlar AB ortalamasının altında olsa da hanelerin gıdaya bütçelerinden daha büyük pay ayırabildiğini söyledi; Romanya’da bu pay %23,1 olarak aktarıldı. Corvinus Üniversitesi’nden Jeremiás Máté Balogh ise düşük fiyatların mutlaka daha yüksek erişilebilirlik anlamına gelmediğini, ücretlerin ve satın alma gücünün de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Balogh, iş gücü ile enerji, yakıt ve taşımacılık maliyetlerinin üretim, işleme ve dağıtım giderlerini etkilediğini ifade etti.

AB’de 2026/2027 Sezonu Tahıl Üretimi İçin Düşüş Beklentisi
Görsel kaynağı: Bankier.pl · Özgün haber
Veri haberi

AB’de 2026/2027 Sezonu Tahıl Üretimi İçin Düşüş Beklentisi

Avrupa Komisyonunun sonbahar kısa vadeli tahminine göre Avrupa Birliği’nde 2026/2027 sezonu tahıl üretiminin 262 milyon ton olması bekleniyor. Bu tahmin, önceki sezona göre %9,6, son beş yıl ortalamasına göre ise %4,7 düşüşe işaret ediyor. Komisyon, gerilemenin başlıca nedenleri arasında önemli üretim bölgelerindeki yaz sıcak hava dalgaları ile şiddetli kuraklığı gösteriyor. En büyük kaybın mısırda yaşanması bekleniyor. Mısır üretiminin 48,5 milyon tona düşeceği ve beş yıllık ortalamanın %20 altında kalacağı öngörülüyor. Buna karşılık yumuşak buğday üretiminin 124,2 milyon tonla ortalamaya yakın, arpa hasadının ise uzun dönem ortalamasının %5 üzerinde olması bekleniyor. Sınırlı arzın mısır ithalatını artıracağı, ithalatın 25 milyon tona çıkacağı; yumuşak buğday ihracatının ise yüksek başlangıç stokları sayesinde yaklaşık 29 milyon tonla istikrarlı kalacağı tahmin ediliyor.