ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

18 haber · Sayfa 1

Bulgaristan’da Takviyelerin Tedavi İddialarına İnceleme
Görsel kaynağı: Actualno · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Takviyelerin Tedavi İddialarına İnceleme

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu (KZP), gıda takviyeleri, mantarlar ve bitkisel ürünlerin satışındaki şüpheli uygulamalar nedeniyle çeşitli zincirlere, eczanelere ve satıcılara talimat gönderdi. İnceleme, ürünlerin Bulgaristan’daki fiziksel mağazalarda ve çevrim içi kanallarda hastalıkları, iltihapları veya insan vücudundaki bozulmuş işlevleri tedavi edebileceğini ileri süren ticari içeriklere odaklanıyor. KZP’nin verdiği örnekler arasında bazı ürünlerin kanseri önleyebileceği veya tedavi edebileceği, hepatit ve sarılığı iyileştirebileceği yönündeki ifadeler yer alıyor. Diğer iddialarda takviyelere tiroit sorunlarını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarını, ödemi, varisi ve hemoroidi tedavi etme özellikleri atfediliyor. Komisyon ayrıca bazı ürünlerin tümör büyümesini engellediği ya da bağışıklık yanıtını desteklediği yönündeki tanıtımları da incelemeye aldı. Komisyon, satıcılardan bu iddiaların hangi temele dayandığını gösteren kanıtlar istedi. Talep edilen belgeler arasında bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, üretici belgeleri, etiket ve ambalaj kopyaları, ürünün ilaç ya da başka bir ürün kategorisinde satıldığını gösteren bilgiler ile parti kayıtları bulunuyor. KZP, her ürün için kullanılan ifadelerin hastalık tedavisi veya insan vücudundaki bozulmuş işlevleri etkileme özelliği atfedip atfetmediğini değerlendirecek. Komisyon ayrıca bu ifadelerin tüketicileri ürünlerin amacı ve etkisi konusunda yanıltarak satın alma kararlarını etkileyip etkilemediğini inceleyecek. Haksız ticari uygulamaların kanıtlanması halinde yaptırımlar yıllık cironun %4’üne kadar çıkabilecek. Gerekçesiz fiyat artışı tespit edilmesi durumunda ise ürün başına 10 bin ila 100 bin avro arasında yaptırım uygulanabileceği belirtildi.

ABD'de 250 Hastane Daha Sağlıklı Hastane Yemekleri Taahhüdüne Katıldı
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

ABD'de 250 Hastane Daha Sağlıklı Hastane Yemekleri Taahhüdüne Katıldı

Robert F. Kennedy Jr. ve Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezleri (CMS) yöneticisi Mehmet Oz’un Fox News’te yayımlanan yazısına göre, ABD genelinde 250 hastane Make Hospital Food Healthier Pledge adlı girişime katıldı. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ile CMS tarafından başlatılan girişim, hastalara ve hastane personeline sunulan yemeklerin besin kalitesini artırmayı amaçlıyor. Yazıda, hastanelerin ülke genelinde daha sağlıklı yemek seçenekleri sunma konusunda ortak bir taahhütte bulunduğu belirtiliyor. Yazarlar, ameliyat sonrası iyileşen, kronik hastalıklarla yaşayan veya ciddi sağlık sorunları bulunan hastalara yüksek oranda işlenmiş gıdalar, rafine karbonhidratlar ve ilave şeker içeren yemekler sunulabildiğini savunuyor. Yazıya göre uygun beslenme; yara iyileşmesini destekleyebilir, kas kütlesinin korunmasına katkı sağlayabilir, bağışıklık işlevini güçlendirebilir ve iyileşme sürecini geliştirebilir. Buna karşılık yetersiz beslenmenin daha uzun hastane yatışları, daha fazla komplikasyon ve daha yüksek sağlık hizmeti maliyetleriyle ilişkili olduğu ifade ediliyor. Yazıda, ABD’de yaklaşık 6.100 hastanenin her yıl toplam 35 milyondan fazla yatış gerçekleştirdiği ve ülkedeki sağlık hizmetleri yiyecek-içecek pazarının yaklaşık 20 milyar dolarlık yıllık ekonomik faaliyet oluşturduğu aktarılıyor. Hastanelerin gıda hizmeti şirketleri, dağıtıcılar ve üreticiler için önemli müşteriler olduğu belirtilirken, satın alma tercihlerinin tedarikçilerin geliştirdiği ürünleri, fiyatlandırmayı ve diğer kurumlarda bulunabilen seçenekleri etkileyebileceği öne sürülüyor. Yazarlar, daha sağlıklı proteinler, meyveler, sebzeler ve daha az işlenmiş ürünlere yönelik talebin tedarik zincirlerinde değişiklik yaratabileceğini savunuyor. Girişimin gönüllü ve işbirliğine dayalı olduğu, Washington’ın hastane menülerini belirlemesinin veya hekimler ile kayıtlı diyetisyenlerin klinik kararlarının yerine geçmesinin amaçlanmadığı vurgulanıyor. Hastanelerin, özel terapötik diyetlere veya tıbbi beslenme desteğine ihtiyaç duyan hastalar dahil olmak üzere bireysel beslenme gereksinimlerini karşılayabilmesi için esnekliğini koruması öngörülüyor. Yazıda Amerikan Hastaneler Birliği ile çok sayıda sağlık sisteminin girişime ortaklık ettiği belirtiliyor. Metnin bir bölümünde 250 hastanenin katıldığı, başka bir bölümünde ise katılımcı sayısının 250’den fazla olduğu ifade ediliyor.

Fransa’da Sığır Virüsü SHAV’ın İlk İnsan Enfeksiyonu Bildirildi
Görsel kaynağı: La Tribuna · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Sığır Virüsü SHAV’ın İlk İnsan Enfeksiyonu Bildirildi

Fransa sağlık yetkilileri, ağır bağışıklık baskılanması bulunan bir hastanın Shamonda virüsü (SHAV) enfeksiyonu sonrasında öldüğünü açıkladı. Bu vaka, daha önce yalnızca veterinerlik alanında bilinen ve zoonotik kabul edilmeyen SHAV’ın insana bulaştığının belgelenen ilk örneği olarak kayda geçti. Hasta bu ayın başında Lyon’daki bir hastanede hayatını kaybetti. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC), virüsün ölüme doğrudan neden olup olmadığını veya hastanın önceki durumunu ağırlaştıran bir etken olarak mı rol oynadığını belirlemek için epidemiyolojik takip başlattı. SHAV, Orthobunyavirus cinsine ait ve başlıca Culicoides cinsi sivrisineklerin ısırığıyla yayılıyor. Sığırlar virüse karşı en duyarlı konaklar arasında bulunuyor; hayvanlarda ateş ve ishalin yanı sıra süt üretiminde %10 ila 20 düşüş bildiriliyor. Koyun ve keçiler çoğunlukla belirti göstermeden etkilenirken, atlarda sinirsel bozukluklar saptandı. Yetişkin hayvanlarda virüse doğrudan bağlanan ölüm bildirilmedi ve çoğu hayvan 7 ila 10 günlük akut dönemin ardından iyileşiyor. İlk kez 1960’ların ortasında Nijerya’da tanımlanan patojen, İsviçre’de tespit edilmesinin ardından Almanya, Avusturya, Belçika, Hollanda, Lihtenştayn, İtalya ve Fransa’ya yayıldı; Fransa’da 37 departmanı kapsıyor. IREC-UCLM araştırmacısı David Roiz, bulaşın bağışıklığı baskılanmış bir kişide gerçekleşmesi nedeniyle sağlıklı nüfus için genel bir sağlık tehlikesi bulunmadığını söyledi.

Shamonda Virüsü Fransa’da İlk Kez İnsanda Tespit Edildi
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber

Shamonda Virüsü Fransa’da İlk Kez İnsanda Tespit Edildi

Hayvanlarda hastalığa yol açtığı bilinen Shamonda virüsü, Fransa’da ilk kez bir insanda tespit edildi. Enfekte hasta nörolojik komplikasyonlar yaşadı ve ekim ayının başında hayatını kaybetti. Hastanın ciddi bağışıklık sistemi bozukluğu bulunduğu ve Hospices Civils de Lyon hastane grubunda ağır bir hastalık nedeniyle tedavi gördüğü bildirildi. Fransız makamları, virüs enfeksiyonu ile hastanın ölümü arasındaki nedensel ilişkinin henüz kesinleşmediğini ve araştırmanın sürdüğünü açıkladı. Mevcut bilgilere göre genel toplum için risk bulunduğuna dair kanıt bulunmadığı belirtilirken, bu ilk insan vakası nedeniyle insanlara yönelik risk değerlendirmesinin tamamlanmadığı vurgulandı. Shamonda’nın 2026 yazında Fransa, Almanya ve İsviçre’de görüldüğü, İngiltere Hayvan ve Bitki Sağlığı Kurumunun da ağustos ayında Jersey’deki sığırlarda virüsü saptadığı aktarıldı. Shamonda, esas olarak Culicoides cinsinden küçük sokucu sineklerin ısırıklarıyla yayılan bir orthobunyavirüstür. Araştırmacılar, hastanın doğu Fransa’da bu sineklerden biri aracılığıyla enfekte olmuş olabileceğini değerlendiriyor; bu bulaş yolu kesinleşmiş değil. Sığırlarda virüs ateş, ishal, halsizlik ve süt üretiminde düşüşe neden olabilir. Gebe hayvanlarda düşük ve cenin anomalileri de görülebilir. Belirtilerin genellikle geçici olduğu bildirildi. Fransız makamlarına göre hayvanlar arasında önemli ölçekte doğrudan bulaşa dair kanıt bulunmuyor. Virüsün et, süt veya süt ürünleriyle bulaştığını gösteren bilimsel kanıt da yok; ancak hasta hayvanlardan elde edilen ürünlerin tüketilmesine izin verilmiyor. Hayvanlar için henüz aşı veya virüsü ortadan kaldıran özel bir tedavi bulunmazken, korunmada sokucu sineklere maruziyetin azaltılması öneriliyor.

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Agropress · Özgün haber
Veri haberi

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor

Buzağıların solunum sendromu, genç sığırlarda sağlık, hayvan refahı ve işletme ekonomisi açısından önemli sonuçlara yol açabilen çok faktörlü bir hastalık grubu olarak tanımlanıyor. Hastalığın oluşumunda patojenlerin yanı sıra barınak koşulları, beslenme ve işletme yönetimi de rol oynuyor. Sığırların akciğer kapasitesinin vücut büyüklüğüne oranla düşük olması, bu hayvanları solunum hastalıklarına karşı daha hassas hâle getiren etkenler arasında gösteriliyor. Sendrom, üst ve alt solunum yollarında iltihabi süreçlere neden olabiliyor. Bovin solunum sinsityal virüsü, parainfluenza 3 ve adenovirüsler başlıca viral etkenler arasında yer alırken, bu virüslerin solunum yolu epitelini zayıflatması ikincil bakteriyel enfeksiyonlara kapı açabiliyor. Mannheimia haemolytica, Pasteurella multocida ve Mycoplasma bovis bu aşamada önem taşıyan bakteriler olarak sıralanıyor. Ateş, solunum hızında artış, zor ve ağrılı nefes alma, burun akıntısı ve öksürük sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Buzağıların yorgun düşmesi, daha az yem tüketmesi ve büyümesinin yavaşlaması da tabloya eşlik edebiliyor; ağır vakalarda zatürre gelişerek ölümle sonuçlanabiliyor. Belirtiler başka hastalıklarla benzerlik gösterebildiği için tanıda yalnızca klinik gözlem yeterli görülmüyor. Solunum yollarından alınan sürüntü veya yıkama örnekleri laboratuvarda incelenerek viral ve bakteriyel etkenler belirlenebiliyor. Kültür ve moleküler yöntemlerin yanı sıra, birden fazla solunum patojenini aynı anda tespit etmeye yönelik hızlı saha testleri de kullanılabiliyor. Etkenin doğru belirlenmesi, uygun tedavinin seçilmesi ve enfeksiyonun sürü içinde yayılmasının sınırlandırılması bakımından önem taşıyor. Tedavide erken müdahale temel koşul olarak öne çıkıyor. Ateşin düşürülmesi, iltihabın azaltılması ve solunum sisteminin desteklenmesinin yanında, gerektiğinde gram-negatif bakterilere yönelik antibiyotiklerden yararlanılabiliyor. Antibiyotik seçiminin duyarlılık testlerine dayandırılması, tedavinin hedefe yöneltilmesi ve direnç gelişimi riskinin azaltılması açısından önem taşıyor. Ağır vakalarda serum veya bağışıklık düzenleyici ürünler kullanılabilirken, sıvı-elektrolit desteği, kaliteli süt ya da süt ikame yemi ve yakın takip de destekleyici bakımın parçalarını oluşturuyor. Korunmada kuru, temiz, tozsuz ve iyi havalandırılan barınaklar ile buzağıların küçük gruplar hâlinde yetiştirilmesi öneriliyor. Yeterli ve kaliteli kolostrumun doğumdan sonra en geç 2 saat içinde verilmesi, bağışıklığın desteklenmesi açısından kritik kabul ediliyor. Dengeli beslenme, vitamin ve iz element eksikliklerinin önlenmesi, erken sütten kesme ve aşırı kalabalık gibi stres etkenlerinin azaltılması da riskin düşürülmesine yardımcı oluyor. Risk döneminden önce uygun aşılama, ilk belirtilerde hasta hayvanın izole edilmesi ve veteriner hekime hızlı başvurulması korunma programının diğer temel adımlarını oluşturuyor.

İrlanda’da Listeria Nedeniyle Somon, Uskumru ve Karides Ürünleri Geri Çağrıldı
Görsel kaynağı: RTÉ News · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Listeria Nedeniyle Somon, Uskumru ve Karides Ürünleri Geri Çağrıldı

İrlanda Gıda Güvenliği Otoritesi (FSAI), Listeria monocytogenes bulunması nedeniyle Supervalu ve Centra markalarıyla satılan bazı somon, uskumru ve karides kokteyli ürünlerinin partilerini geri çağırdı. Geri çağırma, önceki çarşamba günü yapılan tütsülenmiş somon ürünleri duyurusunun ardından geldi. Listede 100 gramlık Supervalu Whiskey Smoked Salmon ve Supervalu Organic Smoked Salmon, 300 ve 100 gramlık Signature Applewood Smoked Salmon, çeşitli somon şeritleri, 180 gramlık Signature Atlantic Prawn Cocktail ile Supervalu Prawn Cocktail ve 160 gramlık Supervalu Smoked Peppered Mackerel bulunuyor. FSAI, listelenen ürünlerin tüm son tüketim tarihlerinin etkilendiğini bildirdi; ancak kaynakta tarihler tek tek açıklanmadı. FSAI’ye göre enfeksiyon sağlıklı kişilerde hafif grip benzeri ya da mide-bağırsak belirtilerine, bulantı, kusma ve ishale yol açabiliyor. Hamileler, bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde enfeksiyon ağır seyrederek ciddi komplikasyonlara neden olabiliyor. Kuluçka süresi ortalama üç hafta, ancak üç ila 70 gün arasında değişebiliyor. Perakendecilerden ürünleri satıştan ve teşhirden kaldırmaları, toptancı ve dağıtımcılardan müşterileri bilgilendirerek partileri geri çağırmaları istendi; tüketicilere de ürünleri tüketmeme çağrısı yapıldı.

Isıtılmış Süt, Bazı Süt Alerjili Çocuklarda Tolere Edilebiliyor
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber

Isıtılmış Süt, Bazı Süt Alerjili Çocuklarda Tolere Edilebiliyor

Finlandiya’da yürütülen yeni bir doktora araştırması, süt alerjisi bulunan çocukların yarısından fazlasının güçlü biçimde ısıtılmış sütü tolere edebileceğini ortaya koydu. Araştırmada, normal süt tüketiminde alerji belirtisi gösteren çocuklara sütle hazırlanmış fırınlanmış pirinç lapası artan miktarlarda verildi. Bulgular, ısıtılmamış sütün ağır reaksiyona yol açtığı çocuklarda bile ısıtılmış sütü tolere etme olasılığının yüksek olabileceğine işaret etti. Araştırmaya göre ısıtma işlemi, sütteki bazı proteinleri değiştiriyor ve bağışıklık sisteminin bu proteinleri daha zor tanımasına yol açıyor. Süt alerjisini doğrulamak için uygulanan ağızdan süt verme testi aileden hastanede bir gün geçirmesini gerektiriyor ve çocukta ciddi alerjik reaksiyon riski taşıyor. Çalışmada süte ve süt proteinlerine ilişkin antikor düzeylerini ölçen kan testi, süt alerjisini süt verme testi yapılmadan belirlemede en iyi yöntem olarak değerlendirildi. Araştırmacı Otso Nieminen, çalışmanın tedavi uygulamalarını kökten değiştirmediğini, ancak sonucu önceden açıkça tahmin edilebilen durumlarda gereksiz süt verme testlerinden kaçınmaya yardımcı olabileceğini belirtti. Nieminen, Finlandiya’daki bir yaş üzeri çocuklar için süt alerjisine ilişkin uygun eşik değerlerini de belirledi. Araştırma kapsamında geliştirilen puanlama sistemi Käypä hoito klinik uygulama önerisine alındı; böylece çocukların tedavisinin kendi test sonuçlarına göre planlanabilmesi amaçlandı. Bununla birlikte, ısıtılmış sütün tüketilmesinin Finlandiyalı çocuklarda süt alerjisinin ortadan kalkmasına etkisi henüz bilinmiyor.

İrlanda’da Beş Tütsülenmiş Somon Ürünü Listeria Nedeniyle Geri Çağrıldı
Görsel kaynağı: Irish Mirror · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Beş Tütsülenmiş Somon Ürünü Listeria Nedeniyle Geri Çağrıldı

İrlanda’da Centra ve SuperValu mağazalarında satılan beş tütsülenmiş somon ürünü, Listeria monocytogenes bulunması nedeniyle geri çağrıldı. İrlanda Gıda Güvenliği Otoritesi (FSAI), etkilenen ürünleri satın alan tüketicilere bunları hemen tüketmemeleri ve satın aldıkları mağazaya tam para iadesi için götürmeleri çağrısında bulundu. Geri çağırma kapsamındaki ürünler arasında 100 gramlık SuperValu Signature Tastes Dingle Gin Infused Smoked Salmon, 80 gramlık Handcut Smoked Salmon Ribbons, 100 gramlık Applewood Smoked Salmon ve 100 gramlık Dill and Black Pepper Smoked Salmon yer alıyor. Ürünlerin tavsiye edilen tüketim tarihleri 31 Ekim 2026 veya 4 Kasım 2026 olarak açıklandı. Listede ayrıca 80 gramlık Inspired By Centra Applewood Smoked Salmon bulunuyor; bu ürünün tarihi 31 Ekim 2026. Perakendecilerden etkilenen ürünleri satıştan kaldırmaları ve satış noktalarında geri çağırma duyurularını açıkça göstermeleri istendi. Dağıtıcılar ve toptancılardan da etkilenen müşterileriyle iletişime geçerek ürünleri geri çağırmaları talep edildi. Tüketicilerin para iadesi alabilmesi için fiş göstermesi gerekmiyor. Listeria monocytogenes bakterisinin neden olduğu enfeksiyon hafif grip benzeri belirtilere veya bulantı, kusma ve ishale yol açabiliyor. Nadir durumlarda ciddi komplikasyonlar görülebiliyor. Hamileler, bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler daha yüksek risk altında kabul ediliyor. Etkilenen ürünü tüketen ve kendini iyi hissetmeyen kişilerin, özellikle yüksek risk grubundalarsa, tıbbi yardım alması istendi.

İrlanda’da SuperValu Füme Somon Ürünleri Listeria Nedeniyle Geri Çağrıldı
Görsel kaynağı: Irish Mirror · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da SuperValu Füme Somon Ürünleri Listeria Nedeniyle Geri Çağrıldı

İrlanda Gıda Güvenliği Otoritesi (FSAI), Listeria monocytogenes bulunması nedeniyle SuperValu’nun 40 gram ve 150 gramlık füme somon ürünlerinin 17 Ekim 2026 son tüketim tarihli bir partisi için geri çağırma duyurdu. Geri çağırma 11 Ekim’de duyuruldu ancak kaynakta duyurunun yılı belirtilmedi. Perakendecilerden etkilenen ürünleri satıştan kaldırmaları ve satış noktalarında geri çağırma bildirimlerini açıkça sergilemeleri istendi. Tüketicilere de söz konusu partileri tüketmemeleri çağrısı yapıldı. SuperValu, bu ürünleri satın alanların ürünü tüketmeden satın aldıkları mağazaya iade ederek tam para iadesi alabileceğini bildirdi. Listeria monocytogenes sağlıklı kişilerde hafif grip benzeri belirtilere veya bulantı, kusma ve ishal gibi mide-bağırsak sorunlarına yol açabilir. Enfeksiyon hamileler, bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişilerde daha ağır seyredebilir. İlk belirtilerin ortaya çıkması ortalama üç hafta sürebilir; bu süre üç ila 70 gün arasında değişebilir. Ayrıntılı bilgi için 021 4217619 numarası paylaşıldı.

Virginia'da Salmonella Bağlantısı Nedeniyle İstiridye ve Midye Hasadı Kapatıldı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Virginia'da Salmonella Bağlantısı Nedeniyle İstiridye ve Midye Hasadı Kapatıldı

Virginia sağlık yetkilileri, Pennsylvania'daki Salmonella salgınının Little Wicomico Nehri'nden çıkarılan kabuklu deniz ürünleriyle ilişkilendirilmesinin ardından Northumberland County'deki nehrin bir bölümünde istiridye ve midye hasadını 9 Ekim'de durdurdu. Pennsylvania'daki salgında, Virginia Sağlık Bakanlığına göre şu ana kadar en az beş kişi hastalandı. Yetkililer, hastalıklarla özellikle bu sularda hasat edilen istiridyeler arasında epidemiyolojik bağlantı kurulduğunu bildirdi. Acil Mahkûm Etme Emri #010A kapsamındaki kapatma, Little Wicomico Nehri'nin belirli koordinatlar arasındaki aşağı havza sularında 7 Kasım'a kadar geçerli olacak. Virginia yetkilileri kararın ihtiyat amacıyla ve ABD Gıda ve İlaç Dairesi'nin tavsiyeleriyle doğrudan uyumlu biçimde alındığını açıkladı. Kapatma bölgesindeki kabuklu deniz ürünleri aktif olarak test edilirken yengeç ve yüzgeçli balık hasadına izin veriliyor; uygulamanın içme suyunu etkilemediği belirtildi. Kapatma yürürlükteyken mahkûm edilmiş bölgelerden Deniz Kaynakları Komisyonu'nun özel izni olmadan kabuklu deniz ürünü hasat etmek, depolamak veya taşımak yasa dışı. Virginia'nın 2026-2027 kamu istiridyesi hasat sezonu 1 Ekim'de başlamıştı. Sağlık departmanı aynı gün, yakındaki Westmoreland County'deki Lower Machodoc Creek'in bazı bölümlerinde 29 Ekim'e kadar sürecek ikinci bir acil kabuklu deniz ürünü kapatması da yayımladı. Eyaletin kamu istiridyesi alanları yılda yaklaşık 250.000 bushel üretirken, resif bakımı ve kabuk dikimi programına yıllık 4 milyon ila 10 milyon dolar ayrılıyor.

Güney Afrika’da Şap Hastalığı İçin Süresiz Salgın Uyarısı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Şap Hastalığı İçin Süresiz Salgın Uyarısı

Güney Afrika’da süt üreticileri, mevcut yaklaşımın sürmesi halinde şap hastalığının (FMD) kontrol altına alınamayabileceği ve ülkenin hastalıkla süresiz yaşamak zorunda kalabileceği uyarısında bulundu. Uyarı, Royal Show’da cuma günü düzenlenen ve süt işletmelerinde sürü sağlığı ile ekonominin ele alındığı Farmer’s Weekly panelinde yapıldı. FMD Response SA sözcüsü ve süt üreticisi Andrew Morphew, hastalığın yok edilmesi için gerekli adımların henüz atılmadığını söyledi. Morphew, süt üreticilerinin hastalığın endemik hale gelmesi ihtimaline karşı düzenli aşılama ve sıkı biyogüvenlik uygulamalarına hazırlanması gerektiğini belirtti. Ona göre Güney Afrika’da hastalığın ne kadar yayıldığını gösteren güvenilir bir tablo bulunmuyor. Geniş kapsamlı gözetim yapılmaması ve aşının klinik belirtileri baskılaması, enfekte hayvanların belirti göstermeden virüsü yayabilmesi riskini artırıyor. Morphew, Tarım Bakanlığının hastalık gözetiminden sorumlu olduğunu ancak FMD testi yapmaya yetkili yalnızca bir laboratuvar bulunduğunu aktardı. Test kapasitesinin artırılmasını ve ulusal bir gözetim planı yayımlanmasını isteyen Morphew, aşılama başarısının uygulanan doz sayısıyla değil, herhangi bir anda bağışık olan hayvanların oranıyla ölçülmesi gerektiğini söyledi. Bulaşmayı önlemek için uluslararası ölçütün popülasyonun %80’inde bağışıklık olduğunu belirtti. Aşı kaynaklı bağışıklığın yaklaşık altı ay sürdüğünü kaydeden Morphew, daha önce aşılanan hayvanların yeniden duyarlı hale gelmesiyle kampanyaların kazanımlarını kaybedebileceği uyarısında bulundu. Süt üreticisi Tom Turner ise aşılı sürüsünde komşu sığırlardan yayılan hastalık nedeniyle salgın yaşadığını, 100 ineğin etkilendiğini ve işletmesinin yaklaşık 960.000 rand kaybettiğini anlattı. Turner, aşı yapılmasaydı maliyetin yaklaşık 12 milyon randa ulaşabileceğini söyledi.

Gazze’de Ateşkesten Bir Yıl Sonra Gıda Kıtlığı Sürüyor
Görsel kaynağı: Fax News — Faxweb · Özgün haber
Veri haberi

Gazze’de Ateşkesten Bir Yıl Sonra Gıda Kıtlığı Sürüyor

Hamas ile İsrail arasındaki ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Gazze’de gıda kıtlığının yaygın olduğu bildirildi. Han Yunus’ta çadırda yaşayan 10 kişilik Masri ailesi, insani yardım kuruluşlarının işlettiği mutfaktan her gün aldığı dört kap pirinç, mercimek ve az miktarda tavukla yetiniyor. Aile bu yiyeceği günün tek öğünü olarak tüketiyor; kahvaltı ve akşam yemeği yiyemiyor. Masri’nin iki bacağından yaralanan eşi de yiyecek aramaya gidemiyor. Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), Ağustos 2025’te Gazze’de kıtlık ilan etmişti. İsrail bu değerlendirmeye itiraz ederken Birleşmiş Milletler, ateşkes sırasında iki ay boyunca yeterli yardım malzemesinin giriş yaptığını belirterek Aralık ayında ilanı kaldırdı. İsrail’in Filistin topraklarındaki sivil işlerden sorumlu kuruluşu COGAT, Gazze’deki insani durumun istikrarlı olduğunu savundu. Buna karşılık Dünya Gıda Programı temsilcisi Shaun Hughes, gıda güvenliği durumunun son derece ağır olduğunu söyledi. Temmuzda yayımlanan verilere göre 2,1 milyon Gazze sakininin yaklaşık 1,4 milyonu ciddi gıda kıtlığıyla karşı karşıyaydı; 200 bin kişi ise kıtlık durumuna bir adım uzaklıktaydı. Hughes, un, ekmek ve kuru gıdaların tek başına yeterli olmadığını, özellikle çocuklar, hamile kadınlar ve emziren anneler için protein, sebze, meyve ve diğer besinlerin gerektiğini belirtti. Médecins du Monde tarafından yayımlanan bir rapora göre hamile veya emziren kadınların %93’ünde anemi belirtileri görülürken yalnızca %17’si yeterince çeşitli beslenebiliyordu. Masri’nin 3-14 yaşlarındaki çocuklarından biri 2025’teki kıtlık sırasında yetersiz beslendi; durumu kademeli olarak iyileşiyor. Hughes, tekrarlanan ağır yetersiz beslenme nöbetlerinin çocukların bağışıklık sistemi ile fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerinde yetişkinliğe kadar sürebilecek sonuçlar bırakabileceği uyarısında bulundu.

Geleneksel Hayvan Irkları Geleceğin Genetik Kaynağı Olabilir
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Geleneksel Hayvan Irkları Geleceğin Genetik Kaynağı Olabilir

Modern hayvan yetiştiriciliğinde yoğun ve kontrollü sistemlerde yüksek üretim için seçilmiş az sayıdaki ırk öne çıkarken, çok sayıda geleneksel ırk geri planda kalıyor. Livestock Conservancy’nin düzenlediği webinarda bu ırkların yalnızca geçmişten kalan miraslar olmadığı, gelecekteki yetiştirme çalışmaları için değerli genetik özellikler taşıyabileceği belirtildi. Nadir ırklar hastalıklara ve parazitlere direnç, iyi yem arama yeteneği, doğurganlık ve elverişsiz çevre koşullarına uyum gibi özellikler barındırabiliyor. Livestock Conservancy, 150’den fazla tehdit altındaki çiftlik hayvanı ve kanatlı ırkının korunmasıyla ilgileniyor. Texasi uzun boynuzlu sığırın sıcak ve kurak koşullara dayanması ve elverişsiz alanlarda sağlıklı buzağı yetiştirebilmesi, bu özelliklere örnek gösterildi. Webinarda geniş göğüslü beyaz hindi ile geleneksel ırklar arasındaki farklar da ele alındı. Hızlı büyüme ve yüksek et verimi için seçilen bu hindi tipinin çoğaltılması yapay tohumlama gerektiriyor. Geleneksel tavuklarda bağışıklık yanıtıyla bağlantılı yeni genetik varyantların belirlenmesi ise korumanın yalnızca ırkları sayıca artırmayı değil, genetik çeşitliliği ve üretimdeki özgün özellikleri korumayı amaçladığını ortaya koyuyor.

C Vitamini İçin Portakaldan Zengin Gıdalar
Görsel kaynağı: The Independent · Özgün haber
Veri haberi

C Vitamini İçin Portakaldan Zengin Gıdalar

Tek bir vitamin veya gıdanın soğuk algınlığı ya da gribe yakalanmayı önleyemeyeceği belirtilirken, C vitamininin bağışıklık sistemini desteklediği aktarılıyor. Beslenme uzmanı Rob Hobson, portakalın yanı sıra kırmızı biber, kuş üzümü, kivi, çilek, brokoli, Brüksel lahanası ve turunçgilleri zengin C vitamini kaynakları arasında saydı. Yaklaşık 120 gramlık bir portakal 62 miligram C vitamini içerirken, çiğ yarım kırmızı biberde yaklaşık 100 miligram bulunuyor. 80 gramlık porsiyonlarda kuş üzümü 160, brokoli 63, Brüksel lahanası 48, kivi 47 ve çilek 46 miligram C vitamini sağlıyor. Patatesin miktarı daha düşük olsa da 100 gramında yaklaşık 7-9 miligram C vitamini bulunuyor ve bir öğünde genellikle 100 gramdan fazla tüketiliyor. Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmetleri (NHS), 19-64 yaş arası yetişkinlerin dengeli beslenmeyle günde 40 miligram C vitamini almasını öneriyor. Suda çözünen ve vücutta depolanmayan vitaminin her gün gıdalarla alınması gerektiği; doku onarımına katkı sağladığı ve hücreleri serbest radikal hasarından koruyarak bağışıklık sistemini desteklediği belirtiliyor. Bununla birlikte NHS, C vitamininin tek başına soğuk algınlığını önlediğine veya iyileşmeyi hızlandırdığına dair güçlü kanıt bulunmadığını bildiriyor. Dr Leyla Hanbeck ise D ve C vitaminleriyle çinkonun düzenli beslenme veya takviyeler yoluyla alınmasının bağışıklık sistemini desteklediğini söyledi.

New York Çiftliğinin Çiğ Süt Satışı Listeria Testi Sonrası Yasaklandı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

New York Çiftliğinin Çiğ Süt Satışı Listeria Testi Sonrası Yasaklandı

New York eyaletindeki yetkililer, Lee Center’da bulunan Big Brook Farm’ın çiğ sütünü tüketmeme uyarısı yaptı. Çiftlikteki sütten eyalet müfettişi tarafından alınan numunede Listeria monocytogenes tespit edildi; takip testleri de bakterinin varlığını doğruladı. Bunun üzerine çiftliğin çiğ süt satışı, yapılacak testler ürünün patojenden ari olduğunu gösterene kadar yasaklandı. Food Safety News’in aktardığı uyarı 30 Eylül’de yayımlandı. 1 Ekim itibarıyla bu sütle bağlantılı doğrulanmış bir hastalık bildirilmedi. Ancak Listeria enfeksiyonunun belirtilerinin maruziyetten sonra ortaya çıkmasının 70 güne kadar sürebileceği belirtildi. Yetkililer, söz konusu çiğ sütü tüketen ve hastalık belirtileri yaşayan kişilerin tıbbi yardım almasını ve olası Listeria maruziyeti hakkında doktorlarını bilgilendirmesini istedi. Pastörize edilmeyen çiğ süt, Listeria’nın yanı sıra Salmonella ve E. coli gibi zararlı bakterileri de taşıyabiliyor. Enfeksiyon; kusma, bulantı, sürekli ateş, kas ağrısı, şiddetli baş ağrısı ve ense sertliği gibi belirtilere yol açabiliyor. Hamileler, yaşlılar, küçük çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler ciddi hastalık, yaşamı tehdit eden enfeksiyonlar ve diğer komplikasyonlar açısından özellikle risk altında bulunuyor. Haberde, Big Brook Farm’ın sütüyle ilgili 2024’te de Listeria monocytogenes tespit edilmesinin ardından benzer bir uyarı yayımlandığı belirtildi. Çiğ sütün eyaletler arasında satışının ise yasa dışı olduğu kaydedildi.

D3 Vitaminiyle Daha Dayanıklı Kanatlılar
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

D3 Vitaminiyle Daha Dayanıklı Kanatlılar

dsm-firmenich’in teknik webinarda sunduğu sonuçlara göre yeterli D3 vitamini, kanatlılarda kemik gelişiminin yanı sıra bağırsak bütünlüğünü, bağışıklık yanıtını ve üretim performansını destekleyebilir. Konuyla ilgili sunumları, North Carolina Eyalet Üniversitesi’nden dr. Edgar Oviedo ile Alberta Üniversitesi’nden dr. Douglas Korver yaptı. Sunumda, modern kanatlı yetiştiriciliğinde yalnızca hayvanların besin gereksinimlerini karşılamanın yeterli olmadığı belirtildi. Kanatlı dayanıklılığı, farklı stres etkenlerine rağmen organizmanın dengesini ve uygun üretim performansını koruyabilmesi olarak tanımlandı.

Tarladan Sağlığa Uzanan İş Birlikleri Geleceği Şekillendirebilir
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Tarladan Sağlığa Uzanan İş Birlikleri Geleceği Şekillendirebilir

Macaristan’daki Magyar Agrár- és Élettudományi Egyetem (MATE) bünyesinde tarım, gıda üretimi ve sağlık arasındaki ilişkiyi birlikte ele alan yeni araştırma ve iş birliği yaklaşımı öne çıkarıldı. Üniversiteden Káposztás Zsolt, üretimin nasıl yapıldığı ve gıdanın nasıl işlendiğinin insan sağlığı üzerinde etkili olabileceğini belirterek, “tarladan sofraya” anlayışının bazı alanlarda “tarladan sağlığa” yaklaşımıyla genişletilmesini savundu. Bu yaklaşım, gıdanın bileşimi ve kalitesinin yaşam kalitesi, metabolizma, bağışıklık sistemi ve bazı hastalıkların oluşma riskiyle olası ilişkilerini de incelemeyi kapsıyor. Araştırmada öne çıkan alanlardan biri, beslenmeden etkilenebilen bağırsak mikrobiyomu. Bu kapsamda MATE’nin Gıda Bilimi ve Teknolojisi Enstitüsü ile ortak bir çalışma grubu kuruldu. Çalışma grubunun hedefi yalnızca bilimsel sonuç üretmek değil, bu bulguların günlük yaşamda kullanılabilecek çözümlere nasıl dönüştürülebileceğini araştırmak. Káposztás, üniversitelerin bunun için sanayi ve hükümet iş birlikleri kurması gerektiğini ifade etti. Aynı kapsamda, yerli uzmanlar ile Bostonlu mühendislerin birlikte geliştirdiği cerrahi navigasyon sistemi de uygulamaya dönük ortak çalışmalara örnek gösterildi.

Süt Sığırı Rasyonlarında Sonbahar Şeker Dengesine Dikkat
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Süt Sığırı Rasyonlarında Sonbahar Şeker Dengesine Dikkat

Sonbaharda yeni silajların rasyona girmesi ve yaz döneminden kalan sıcaklık stresinin süt sığırları üzerindeki etkilerinin sürmesi, rasyondaki şeker düzeyinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor. Makaleye göre yaz stresinin yol açabildiği metabolik değişiklikler, bağışıklık savunmasındaki zayıflama ve yem tüketimindeki gerileme, süt veriminin beklenen seviyelere dönmesini sınırlayabiliyor. Kuraklık nedeniyle hasat edilen yemlerin kalitesinin değerlendirilmesinde yalnızca nişasta miktarına bakılmaması gerektiği belirtiliyor. Rasyonda nişasta, lif ve hızlı fermente olabilen şekerler arasındaki dengenin yanı sıra silajın hijyenik durumu ve mikotoksin ihtimali de dikkate alınmalı. Silaj fermantasyonu, bitkideki şekerlerin bir bölümünü organik asitlere dönüştürdüğü için taze yeme kıyasla son üründeki şeker miktarını azaltabiliyor. Makale, rasyondaki toplam şeker düzeyinin kuru maddede yaklaşık %6-8 aralığında tutulmasının hedeflenebileceğini aktarıyor. Sugar Plus sıvı yemleri, kamış ve pancar melaslarıyla çeşitli şeker şuruplarını birleştirerek glikoz, fruktoz ve sakkaroz kaynakları sağlıyor. Metne göre bu şekerler, rumen mikroorganizmaları tarafından hızlı kullanılabilen enerji sunuyor; rasyonun lezzetliliğini ve yem tüketimini artırmaya, lif sindirimini ve rumen pH'sının istikrarını desteklemeye yardımcı olabiliyor. Hızlı fermente olabilir enerji ayrıca rumen mikroorganizmalarının azotu kullanmasını ve mikrobiyal protein sentezini destekleyebiliyor. Ürün, makalede rasyondaki şeker düzeyini tamamlamaya yönelik besleme aracı olarak sunuluyor.