ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

10 haber · Sayfa 1

Gıda Ambalajlarında Kullanılan DINCH, Düşük Doğum Artışlarıyla İlişkilendirildi
Görsel kaynağı: Origo · Özgün haber

Gıda Ambalajlarında Kullanılan DINCH, Düşük Doğum Artışlarıyla İlişkilendirildi

New York Üniversitesi Langone Sağlık Merkezi araştırmacıları, 6600’den fazla gebeliğe ait verileri inceleyerek plastikleri esnek ve dayanıklı hâle getirmek için kullanılan DINCH adlı kimyasalın gebelik sonuçlarıyla ilişkisini araştırdı. İncelenen kadınların idrar örneklerinin %70’ine varan bölümünde DINCH tespit edildi. Daha yüksek maruziyet, bebeğin gebelik yaşına göre ortalamadan daha düşük ağırlıkla doğma riskinin artmasıyla ilişkilendirildi. Araştırmacıların hesaplamalarına göre DINCH maruziyetindeki on katlık artış, ortalama 27 gram daha düşük doğum ağırlığıyla birlikte görüldü. Kaynakta ortalama bir yenidoğanın ağırlığı yaklaşık 3400 gram olarak veriliyor. Çalışmada ayrıca İspanyolca konuşan annelerin ve daha düşük eğitim düzeyine sahip kadınların çocuklarının daha yüksek oranda etkilendiği belirtildi. Araştırma, DINCH maruziyetini daha düşük doğum ağırlığı ve vücut uzunluğuyla ilişkilendiren ilk çalışma olarak aktarılıyor. DINCH; gıda ambalajları, streç film, plastik şişe mantarları, oyuncaklar, tıbbi cihazlar, bazı tekstiller ve zemin kaplamalarında kullanılıyor. Önceki hayvan deneyleri ve insan hücreleriyle yapılan çalışmalar, kimyasalın parçalanma ürünlerinin hormonal süreçleri etkileyebileceğini ve iltihaplanmaya yol açabileceğini öne sürmüştü. Ayrıca araştırmalar, DINCH’in gıda ambalajlarından yiyeceklere geçebildiğini ve Avrupa nüfusunda ölçülen konsantrasyonunun son yıllarda arttığını belirtiyor. DINCH kullanımı, bazı ftalatların kısıtlanmasının ardından yaygınlaştı. Kimyasalın küresel üretiminin 2002’deki 25 bin tondan 2024’te 400 bin tona çıktığı aktarıldı. Araştırmacılar, gıda ambalajları ve ev ürünlerinde kullanılan kimyasallar için daha güçlü denetim yapılmasını ve bu maddelerin piyasaya sunulmadan önce incelenmesini savunuyor. Bulgular ilişki ortaya koyuyor; kaynak, nedensel bir sonuç bildirmiyor.

Shamonda Virüsü Birleşik Krallık’taki Süt Sığırlarında İlk Kez Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Daily Express · Özgün haber
Veri haberi

Shamonda Virüsü Birleşik Krallık’taki Süt Sığırlarında İlk Kez Tespit Edildi

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Shamonda virüsü, Birleşik Krallık’ta süt sığırlarında ilk kez tespit edildi. Hayvan ve Bitki Sağlığı Kurumu (APHA), Shropshire ve Powys’taki vakaların Büyük Britanya’daki ilk kayıtlar olduğunu doğruladı. Virüs başlıca sığırları etkiliyor; ateş, ishal, halsizlik ve süt üretiminde düşüşe yol açabiliyor. Koyun, keçi ve atlarda da görülebiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre hastalık esas olarak ısıran tatarcıklarla yayılıyor. Gebelik sırasında enfekte olan annelerin yavrularında doğum kusurları ve düşükler görülebiliyor. LLM Farm Vets veterineri Rob Hall, çiftçilerin enfeksiyonu buzağılama dönemine kadar fark etmeyebileceğini söyledi. Hall, virüsün Kuzey Afrika ve Güney Avrupa’da, Türkiye dahil, dolaşımının bilindiğini belirtti. Virüs için kullanılabilir bir aşı bulunmadığı, kontrolün iyi hayvancılık uygulamaları, sinekleri uzak tutma ve hijyen yönetimine dayandığı aktarıldı. APHA, hastalığın bildirimi zorunlu olmadığını ve şu aşamada ek hastalık kontrol önlemlerinin gerekli olduğuna dair kanıt bulunmadığını açıkladı. Birleşik Krallık hükümeti durumu izlerken yetiştiricilerden hayvanlarını belirtiler açısından takip etmeleri ve endişe halinde veterinere başvurmaları istendi.

Fransa’da Shamonda Virüsünün İlk İnsan Vakası Bildirildi
Görsel kaynağı: CTV News · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Shamonda Virüsünün İlk İnsan Vakası Bildirildi

Fransa, hayvancılıkta görülen Shamonda virüsünün bilinen ilk insan vakasını perşembe günü bildirdi. Hastanın hayatını kaybettiği açıklanırken, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) vakayı şu ana kadar izole bir durum olarak değerlendiriyor ve genel halk için daha geniş bir risk bulunmadığını belirtiyor. DSÖ, Fransız makamlarla temas halinde olduğunu ve durumu yakından izlediğini açıkladı. DSÖ’ye göre virüs ilk kez 1965’te Nijerya’da sığırlarda tanımlandı ve en sık sığırlarda bildiriliyor. Koyun, keçi, at ve alpakalarda da vakalar görüldü. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), enfekte hayvanlarda ateş, ishal ve süt üretiminde azalma ortaya çıkabileceğini, virüsün yeni doğan buzağılarda doğumsal anormalliklere yol açabileceğini bildiriyor. Shamonda virüsü Avrupa’da ilk kez bu yaz güney Almanya ve İsviçre’deki sığırlarda tespit edildi. Daha sonra Avusturya, Belçika ve Fransa dahil Batı Avrupa’nın diğer bölgelerindeki hayvanlarda da belirlendi. Virüs, sineğe benzeyen küçük bir böcek olan Culicoides tatarcığının ısırığıyla hayvanlara bulaşıyor. Hayvandan hayvana yayılmadığı, ancak gebelik sırasında enfekte hayvandan fetüsüne geçebildiği belirtiliyor. Fransız yetkililer, hastanın virüsü taşıyan bir tatarcık tarafından ısırılmış olabileceğinden şüpheleniyor. Bununla birlikte, enfeksiyonun nasıl oluştuğunu ve virüsün ölüme neden olup olmadığını ya da ölüme katkıda bulunup bulunmadığını belirlemek için daha fazla soruşturma gerekiyor. Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi, hastanın genel nüfusa göre enfeksiyona daha duyarlı olmasına yol açan ciddi bir hastalık nedeniyle tedavi gördüğünü bildirdi. Shamonda virüsü için şu anda tedavi veya aşı bulunmuyor.

Uruguay Etinde Talep Sürüyor, Üretim İçin Daha Fazla Yem Alanı Gerekiyor
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay Etinde Talep Sürüyor, Üretim İçin Daha Fazla Yem Alanı Gerekiyor

2 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Uruguay Ulusal Et Enstitüsü (INAC) yönetim kurulu üyesi José Manuel Mesa, SIAL Paris sonrasında Uruguay etine yönelik uluslararası talebin sürdüğünü, ancak alıcıların ihtiyaç duyduğu arzı bulmanın zorlaştığını söyledi. Mesa, fuardaki ticari görüşmelerden talebin kalıcı olacağı ve tedarik sıkıntısının belirgin olduğu sonucunun çıktığını aktardı. Buna karşın görüşmelerde, mevcut fiyatların üzerine çıkılacağına dair somut bir işaret bulunmadığını belirtti. Mesa’ya göre Uruguay’ın bu talep ortamından yararlanabilmesi, hayvancılıktaki üretim kısıtlarını aşmasına bağlı. Daha fazla yem mevcudiyetinin buzağı üretim sonuçlarını iyileştireceğini, yeniden yetiştirmeyi hızlandıracağını ve besiye daha genç ve ağır hayvanların gönderilmesini sağlayacağını ifade etti. Gebelik ve sütten kesme sorunlarının da çoğu zaman yeterli vücut kondisyonuna ulaşamayan ve gereken miktarda ot tüketemeyen ineklerle bağlantılı olduğunu söyledi. Tahıl kullanımının üretim süreçlerini hızlandırdığını belirten Mesa, bu seçeneğin tahıl fiyatlarına ve tahıl-et değişim ilişkisine bağlı olduğu uyarısını yaptı. Bu nedenle tarla iyileştirmeleriyle birlikte kışlık yem bitkileri ve ekili meraların artırılmasını gerekli gördü. Uruguay’da yaklaşık 800.000 hektar kışlık yem bitkisi ile 1,1 milyon ila 1,2 milyon hektar arasında konvansiyonel mera bulunduğunu aktaran Mesa, iyileştirilmiş alan genişletilmedikçe et üretiminde yapısal artışın zor olacağını söyledi. SIAL Paris ve Brüksel’deki temaslarda Avrupa Birliği ile anlaşmada öngörülen kotaların Mercosur ülkeleri arasındaki dağılımının henüz çözülemediği de ele alındı. Mesa, izin sahibi ithalatçıları tedarik edebilecek ihracatçılarla buluşturmanın güçlük taşıdığını belirtti. Brezilya’nın Avrupa pazarına erişimindeki sorunların diğer ihracatçılar için fırsat oluşturduğunu, ancak bunun kalıcı bir durum olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti. Mesa ayrıca Uruguay’ın Avrupa’nın ormansızlaşma düzenlemesiyle bağlantılı sertifikaya sahip eti göndermeye başladığını söyledi. INAC’ın, etin Hollanda ve Almanya limanlarından girdikten sonra hangi bölgelere dağıtılıp tüketildiğini belirlemeye çalıştığını aktaran Mesa, bu çalışmanın tanıtım kampanyalarını talebin yüksek olduğu pazarlara yönlendirmeyi amaçladığını belirtti. Fuardan derlenen beklentilere göre önümüzdeki yıllarda Uruguay etinin pazarlanmasında güçlük öngörülmüyor.

Anafıbj, Frisona, Bruna ve Jersey İçin Yeni Genetik Endeksler Onayladı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Anafıbj, Frisona, Bruna ve Jersey İçin Yeni Genetik Endeksler Onayladı

İtalya'nın ulusal süt sığırı ırkı soy kütüklerini yöneten ANAFIBJ, 7 Ekim 2026'da Cremona'daki merkezinde Frisona, Bruna ve Jersey için üç Teknik Merkez Komisyonu toplantısı gerçekleştirdi. Toplantılarda üç ırka ilişkin teknik kararlar alınırken, süt sığırı ve sığır eti sektörleri arasında Beef on Dairy yaklaşımıyla bağlantı kurulmasına yönelik adımlar da atıldı. Frisona Komisyonu, etçi boğaların saf yetiştirmeye ayrılmayan Frisona ineklerinde kullanımına yönelik ilk Beef on Dairy endekslerini onayladı. Boğa modeli olarak hazırlanan endeksler doğum kolaylığı, buzağı ölümleri ve gebelik süresini kapsıyor. Kaynağa göre yaklaşım, ulusal ve Avrupa ölçeğinde besilik sığır arzındaki yetersizliğe karşı iki sektörün birlikte hareket etmesini amaçlıyor. Süt sığırı yetiştiricileri böylece uygun etçi boğaları seçerken doğum performansını daha fazla dikkate alabilecek. Frisona için ayak-bacak bileşik endeksi de gözden geçirildi. Toplantılarda soy kütüğü kullanılmadan yapılan zamanında genomik endeksler, genetik kusurların izlenmesi, uzun ömürlülük, ayak hastalıkları ve atmosferik karbon emisyonlarına ilişkin veri toplama çalışmaları ele alındı. Bruna Komisyonu ise İtalya temelinde hesaplanan yeni üretim genetik endeksleri için genetik tabanı ve erkek-dişi endekslerinin yayımlanma ölçütlerini onayladı. Komisyon ayrıca somatik hücrelere ilişkin yeni genetik endeksler ile geliştirilmiş PFF endeksi hakkında bilgilendirildi. Jersey Komisyonu yeni Dölverim Endeksi'ni ve zamanında genomik değerlendirmeyi onayladı; seçim hedefinin IQJ bakımından gözden geçirilmesine yönelik bir öneri sundu. Üç komisyon, 52/2018 sayılı mevzuatın 4. maddesi kapsamında 2027'de işletmelerde veri toplayacak yetkili çiftliklerin listesini de onayladı. ANAFIBJ Direktörü Martino Cassandro, güncellemelerin İtalyan süt sığırı ırklarının rekabetçiliğini güçlendireceğini ve yetiştiricilere daha güncel araçlar sağlayacağını belirtti. Cassandro, İtalya'da sığır eti sektörünün iç yeterlilik oranının %38, süt sığırı sektörünün oranının ise %90'ın üzerinde olduğunu söyledi.

Askerden Ayrılan Gaziler İçin Sığır Sektörüne Geçiş Programı Kuruldu
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

Askerden Ayrılan Gaziler İçin Sığır Sektörüne Geçiş Programı Kuruldu

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Avustralya’da askerlerin savunma kuvvetlerinden ayrıldıktan sonra sığır sektörüne geçişini kolaylaştırmak amacıyla Diggers to Stockman adlı yeni bir program kuruldu. Girişimi, ordudan ayrıldıktan sonra sığır sektörüne geçen Jack Blaine başlattı. Program, ayrılma sürecindeki veya savunma kuvvetlerinden ayrılmış kişileri farklı sığır işletmelerine götürerek saha deneyimi ve mesleki eğitim kazandırmayı amaçlıyor. Pilot program, katılımcılara kuzey sığır sektörünü mera yönetiminden boğa yakalamaya ve işlemeye kadar farklı aşamalarıyla tanıttı. Program, Central Queensland’deki Balcomba Station’da mera yönetimi ve takviye çalışmalarıyla başladı. Ardından North Queensland’de bulunan Longton Station’da yaklaşık 1000 damızlık sığır işlendi ve gebelik testinden geçirildi. Katılımcılar daha sonra Mackay’ın batısındaki Cerito Station’da temiz derili sığırların toplanmasına katıldı. Pilotun son durağı olan Clermont’taki Signature Beef mezbahası ve besi işletmesinde ise tedarik zincirinin son aşamasını inceledi. Blaine, helikopter ve atlarla çalışma gibi deneyimlerin katılımcılar için yeniden edinilmesi zor fırsatlar olduğunu söyledi. Programa katılım için başvuru süreci bulunuyor ve girişim, genel olarak sektöre girmek isteyen gazileri hedefliyor. Blaine, bunun bir dinlenme veya ruh sağlığı girişimi olmadığını, gazilere sığır sektöründe yer edinmeleri için başlangıç sağlamayı amaçladığını belirtti. Bir katılımcının arazi satın aldığı, birinin aile arazisini devraldığı, diğerinin ise arazi satın almayı değerlendirdiği aktarıldı. Blaine, Diggers to Stockman’ı hayır kurumu olarak kaydettirme sürecinde olduğunu ve programı yıllık ya da iki yılda bir düzenlemeyi hedeflediğini açıkladı. Pilot gezi, istasyon çalışanlarına da ordudan ayrılan kişilerin değişen yaşam ve kariyerlerini tanıma fırsatı sundu.

İrlanda’dan Shamonda Virüsü Açıklaması: Hayvan Ticaretine Kısıtlama Yok
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

İrlanda’dan Shamonda Virüsü Açıklaması: Hayvan Ticaretine Kısıtlama Yok

İrlanda Tarım, Gıda ve Denizcilik Bakanı Martin Heydon, Şamonda virüsünün (SHAV) İrlanda veya AB’de bildirimi zorunlu hastalık olmadığını, hayvan hareketleri ve ticaret açısından kısıtlamaya yol açmadığını söyledi. Açıklama, özel bir laboratuvarın virüsü tespit ettiğine ilişkin haberlerin ardından 2 Ekim’de yapıldı. Heydon, bunun İrlanda’daki ilk tespit olduğunu belirtti. Arşiv notu — 26 Ekim 2026: Bu haber, 3 Ekim 2026 tarihli kaynak yayınının o dönemdeki açıklamalarını korur. Aşağıdaki güncel bağlam, haberin ilk yayınından sonra edinilen bilgileri ayrıca sunar. Heydon’a göre enfekte hayvanların çoğunda hastalık hafif seyrediyor; ancak gebelerde gebelik kaybına yol açabiliyor. Virüse karşı şu anda aşı veya tedavi bulunmadığı ifade edilirken, endişe duyan çiftçi ve at sahiplerine özel veteriner hekimlerine başvurmaları tavsiye edildi. Güncel bağlam — 26 Ekim 2026: Shamonda virüsü (SHAV), Simbu serogrubundaki bir orthobunyavirüstür; ilişkili olduğu Schmallenberg virüsüyle aynı virüs değildir. APHA ve IVI’nin bilgilerine göre hayvanlar arasında başlıca Culicoides cinsi sokucu küçük sineklerle taşınır. Ateş, ishal, halsizlik ve süt veriminde düşüş gibi belirtiler başka hastalıklarda da görülebildiği için veteriner değerlendirmesi gerekir. ECDC’nin 22 Ekim 2026 açıklamasına göre Fransa’da ciddi bir hastalık nedeniyle tedavi gören bir kişide ilk insan enfeksiyonu bildirildi. Enfeksiyonun nasıl edinildiği ve virüsün hastanın ölümüne katkısı araştırılmaktadır. Bu yeni bilgi nedeniyle arşivdeki insan sağlığı değerlendirmesi güncel durumun kesin bir ifadesi olarak okunmamalıdır.

Güney Bohemya’da Kuraklık Sığır Sürülerini Küçültecek
Görsel kaynağı: Agropress · Özgün haber
Veri haberi

Güney Bohemya’da Kuraklık Sığır Sürülerini Küçültecek

Çekya’nın Güney Bohemya bölgesindeki bazı besi sığırı işletmeleri, kuraklık ve kritik yem açığı nedeniyle sürülerini azaltmaya hazırlanıyor. Bölgedeki tarım odasının görüştüğü yetiştiriciler, sığır varlığında %10 ila 30 arasında düşüş bekliyor. Ancak oranlar şimdilik tahmini nitelikte. İşletmelerde damızlık ineklerin gebelik kontrolleri sürerken gebe olmayan hayvanların önemli bölümünün elenerek kesime gönderilmesi bekleniyor. Bu nedenle gerçek sürü kaybının ilk tahminlerden daha yüksek olabileceği, bazı işletmelerde hayvan sayısının önceki seviyenin yarısına kadar inebileceği belirtildi. Güçlü bitkisel üretimi süt sığırcılığıyla birleştiren şirketler sürülerini korumaya çalışıyor. Buna karşın süt üretiminin kârlılığı yetiştiricilerin uzun vadede sürdürülemez gördüğü seviyeye geriledi. Borçla ahır yatırımı yapan kooperatifler ise kredilerini ödeyebilmek için üretimi sürdürmek zorunda. Bölgenin bazı kesimlerinde ilk çim biçiminin verimi geçen yıla göre üçte ikiye kadar düştü. 30 Haziran 2026’da Güney Bohemya’da 231,5 bin sığır kayıtlıydı; bu sayı bir yılda %1,8 azaldı. Ancak bu istatistikler, yaz aylarındaki yem açığının neden olduğu son satış ve azaltımları tam yansıtmıyor.

Uruguay’da Et Üretimi 20 Yılda %50 Arttı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Et Üretimi 20 Yılda %50 Arttı

Uruguay’da et üretimi son 20 yılda %50 arttı. Instituto Nacional de Carnes’in (INAC) sürdürülebilirlik yöneticisi Gianni Motta, artışın otlak sistemlerinde verimliliğin yükselmesi, yemlik besi işletmelerinin yayılması ve daha genç ve ağır hayvanların kesime gönderilmesiyle gerçekleştiğini belirtti. Motta’ya göre ülkenin üretim yapısında, özellikle çoğu hayvanın yetiştirildiği doğal otlaklarda hâlâ önemli bir gelişme alanı bulunuyor. Son 10 yılda yemlik besi işletmelerindeki hayvanların günlük ortalama canlı ağırlık artışı yaklaşık %3 yükselirken, otlak sistemlerinde bu artış %10 oldu. Motta, iki sistem arasındaki farkın başlangıç koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Daha standart süreçlere sahip yemlik işletmelerinin üretim sınırlarına daha yakın olduğunu, otlak temelli üretimin ise verimliliği artırmak için daha geniş bir alana sahip bulunduğunu kaydetti. Motta, sürünün yapısının daha fazla damızlık dişi hayvan, daha iyi üreme göstergeleri ve daha genç hayvanların kesime sevk edilmesi yönünde değişmesi gerektiğini savundu. Kuraklık döneminde gebelik oranları başlangıçta %75-76 seviyesinde kaldı, su açığı uzadığında geriledi; yağışların dönmesiyle oranlar %80-82 aralığına yükseldi. Bu toparlanmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu ise açık bir soru olarak değerlendirildi ve kamu politikalarının sonuçları güçlendirmede rol oynayabileceği belirtildi. Yemlik besi işletmelerindeki hayvan sayısının yaklaşık 200 binden 450 bine çıkması, bu işletmelerin buzağı talebini artırdı ve satın alma alanını genişletti. Başta ülkenin batısında yoğunlaşan işletmeler, kapasite artışıyla daha uzak bölgelerden de hayvan almaya başladı. Bu gelişmenin yetiştiriciler için ticari seçenekleri artırdığı, hayvan taşımacılığını ve ekonomik hareketliliği desteklediği aktarıldı. Motta, doğal otlakların daha iyi yönetilmesiyle üretimde ihtiyatlı hesapla yaklaşık %25’lik bir iyileşme potansiyeli bulunduğunu söyledi. INAC etkinliğinde aktarılan bazı örneklerde, daha verimli yönetim sonucunda üretimin 90 kilogramdan 200 kilograma çıktığı belirtildi. Ayrıca üreticilerin yüksek fiyatlara rağmen damızlık dişi hayvanları elden çıkarmak yerine sürüde tutması, yetiştiriciliği güçlendirme yönündeki eğilimin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Küresel Sığır Eti Arzında Zamanın Belirleyici Rolü
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Sığır Eti Arzında Zamanın Belirleyici Rolü

Küresel sığır eti piyasasında artan talep ile sürülerin yenilenme hızı arasındaki fark büyüyor. José Manuel Mesa Cacheiro imzalı değerlendirmeye göre bir sığırın üretimi; ineğin gebe kalması, gebelik, buzağının büyütülmesi ve besiye alınması gibi aşamalar nedeniyle hızla artırılamıyor. Buna karşılık Brezilya, Avustralya ve ABD yüksek kesim dönemlerinin ardından gelecekteki arz baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Brezilya 2025'te rekor düzeyde, 42,7 milyon baş sığır kesti ve 3,1 milyon ton et ihraç etti. Ancak sığır varlığı bir yılda %5 azalarak 178 milyon başa geriledi; dişi hayvanların kesimdeki payının artması da gelecek üretim kapasitesi açısından risk oluşturdu. ABIEC tarafından paylaşılan projeksiyonlar, kesimin gelecek üç yılda yıllık yaklaşık %3 azalabileceğine işaret ediyor. Avustralya'da 2025'te 1978'den bu yana en yüksek kesim gerçekleşirken, 2026 için 9,45 milyon başlık yeni bir rekor ve yaklaşık 2,9 milyon ton et üretimi öngörülüyor. Bununla birlikte, 2028'e kadar sığır varlığının yaklaşık %7, kesimin ise 2025'e kıyasla %13'ten fazla azalabileceği belirtiliyor. Genetik, bakım, besleme ve daha yüksek karkas ağırlıkları etkileri sınırlayabilir; ancak döngüyü ortadan kaldırmayabilir. ABD'de sürü 2026 başında 86,2 milyon başla 75 yılı aşkın sürenin en düşük düzeyine indi. Ülkenin yeniden sürü oluşturması için daha fazla dişi hayvanı elde tutması gerekeceğinden, ilk aşamada kesime giden hayvan sayısı daha da azalabilir. Uruguay ise 2026'da sığır varlığını artırmaya başladı; ancak bu genişlemenin arz üzerindeki etkisinin zamanla ortaya çıkacağı değerlendiriliyor.