ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

21 haber · Sayfa 1

Irak’ta Hoveyze Havzası’nda Kuraklık ve Petrol Faaliyetleri Geçim Kaynaklarını Geriletiyor
Görsel kaynağı: Al-Mada · Özgün haber
Veri haberi

Irak’ta Hoveyze Havzası’nda Kuraklık ve Petrol Faaliyetleri Geçim Kaynaklarını Geriletiyor

Irak’ın Meysan vilayetindeki Hoveyze Havzası’nda kuraklık ve su akışlarındaki düşüş, bölge sakinlerinin manda yetiştiriciliği, balıkçılık, kaymak üretimi ve kamış hasırı dokumacılığına dayalı geçim kaynaklarını zayıflatıyor. Yerel tanıklara göre birçok aile gelir kaynaklarını kaybettikten sonra kentlerin dış kesimlerine göç etmek zorunda kaldı. Bazı köylerde aylardır su kesintisi yaşandığı, ailelerin ev ihtiyaçları ve kalan mandalara su sağlamak için özel tankerlerden günlük 60 bin Irak dinarına kadar ödeme yaptığı aktarıldı. Hükümet tankerlerinin sınırlı sayıda ulaştığı belirtilirken manda ölümleri, süt üretimindeki gerileme ve kamışlıklarla balık alanlarının yok olması bazı sakinleri hayvanlarını satmaya veya bölgeden ayrılmaya itti. Bölgede kalan ailelerin ise birikimlerini su ve yem alımında kullandığı bildirildi. Kurtarın Dicle’yi örgütüne göre petrol imtiyaz alanları, UNESCO korumasındaki yaklaşık 300 kilometrekarelik bölümle kesişiyor. Hükümet belgelerine göre bir petrol arama şirketi Mart 2025’te korunan alanda 10 metre genişliğinde geçitler ve enerji noktaları oluşturulmasını içeren çalışmaların kolaylaştırılmasını istedi. Su Kaynakları Bakanlığı, talep edilen çalışma noktalarının havzanın korunan ana bölgesiyle kesiştiğini belirtti. Çevre uzmanları, sulak alanda setler ve yükseltilmiş yollar yapılmasının doğal su güzergâhlarını değiştirebileceği, bazı bölümlerin kurumasına, bazılarının su altında kalmasına ve balıkların üreme alanlarıyla yerel bitkilerin zarar görmesine yol açabileceği uyarısında bulundu. Bakanlık petrol faaliyetlerini izlediğini ve kesişimleri inceleyen ortak bir hükümet komitesi bulunduğunu açıkladı. UNESCO ise çıkarma faaliyetlerinin sürmesinin havzanın Dünya Mirası statüsünü tehdit edebileceğini belirterek Irak’tan kalıcı koruma önlemleri istedi.

İran’da Tarımsal Miras ve Coğrafi İşaretler İçin Ayrı Koruma Yaklaşımı Vurgulandı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Tarımsal Miras ve Coğrafi İşaretler İçin Ayrı Koruma Yaklaşımı Vurgulandı

İran’da tarımsal miras sistemlerinin korunması ile ürünlerin adı ve coğrafi kimliğini güvence altına alan coğrafi işaretlerin farklı amaçlara hizmet ettiği belirtildi. İran Tarım Bakanlığı Bahçe Bitkileri Yardımcılığı Uluslararası Ticaret Hukuku Danışmanı Emirhoşeng Fethizade, FAO’nun Tarımsal Miras Sistemleri programı GİAS’ın zaman içinde oluşan tarımsal sistemleri, biyolojik çeşitliliği, su ve toprak kaynaklarını, yerel bilgiyi ve toplulukların çevreye uyumunu korumayı amaçladığını söyledi. Fethizade, bu programın tek bir ürünün satışını doğrudan destekleyen ticari mekanizmalarla aynı kapsamda değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti. Fethizade, Türkiye’nin gülhatmi adıyla ilgili tescil girişimiyle bağlantılı bir coğrafi işaret dosyasının hukuki takibindeki deneyimine de değindi. GİAS’ın tarımsal sistemleri ve bu sistemleri oluşturan süreçleri, coğrafi işaretlerin ise ürünlerin adı ile coğrafi kimliğini koruduğunu belirten Fethizade, İran’da bahçecilik ürünlerinin coğrafi işaret tescilini izlemek üzere bir komite kurulduğunu açıkladı. Eyaletlerden tanıtılması istenen yaklaşık 200 bahçecilik ürünü inceleme ve tescil takibi için bildirildi. İran’da ulusal coğrafi işaret tescilinin ürünlerin hukuki korunması açısından önemli bir adım olduğu, uluslararası pazarlarda daha güçlü koruma için Lizbon Anlaşması ile Avrupa Birliği’nin coğrafi işaret sistemi gibi mekanizmaların koşullar karşılanarak değerlendirilmesi gerektiği belirtildi. Tescil sürecinde yerel üreticiler ve diğer paydaşların ürünün kimliği, coğrafi sınırları ve özelliklerinin belirlenmesine katılması gerektiği ifade edildi. Tescilin yerel ürünlerin ekonomik değerini güçlendirmesi ve çiftçilerin ticari faydalardan aldığı payı artırması beklenirken, çalışmaların bahçecilik ürünlerinden tarımsal ve hayvansal ürünlere genişletilmesi önerildi.

İzlanda’da Hvanneyri’ye Gıda ve Sulak Alan Merkezleri Planlanıyor
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

İzlanda’da Hvanneyri’ye Gıda ve Sulak Alan Merkezleri Planlanıyor

İzlanda Tarım Üniversitesi’nde (LbhÍ), Hvanneyri’deki yapıların bir bölümünü gıda merkezi ve sulak alan eğitim merkezine dönüştürmeye yönelik hazırlık yürütülüyor. Proje, tarım, eğitim ve araştırma faaliyetlerinin uzun süredir birlikte sürdürüldüğü alana yeni işlevler kazandırmayı ve yapıların korunmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Üniversite, uygulama takviminin henüz kesinleşmediğini ve daha fazla iş birliği ile finansmana ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor. LbhÍ Rektörü Ragnheiður I. Þórarinsdóttir’in verdiği bilgiye göre, Hvanneyri’deki gıda merkezinin kurulması için 18 milyon İzlanda kronu, sulak alan eğitim merkezinin geliştirilmesi için ise 50 milyon kronun üzerinde destek sağlandı. Bu kaynakların bir bölümü, planlanan faaliyetler nedeniyle binalarda yapılması gereken bakım çalışmalarında kullanılabilecek. Üniversite, mevcut bakım ihtiyacının eldeki finansmanı aştığını ve geciken küçük onarımların daha büyük ve maliyetli müdahalelere dönüşebileceğini vurguluyor. Gıda merkeziyle çiftçilerin, küçük üreticilerin, öğrencilerin ve araştırmacıların İzlanda hammaddelerinden ürün geliştirebileceği bir çalışma ortamı oluşturulması planlanıyor. Üniversiteye göre ekipman ve uzmanlığa erişim, fikirlerin ürüne dönüşmesine ve tarımsal üretimin değerinin artırılmasına yardımcı olabilir. Bu faaliyetlerin, Hvanneyri’de uzun süredir bir arada yürütülen tarım, öğretim ve araştırma çalışmalarının devamıyla uyumlu olduğu belirtiliyor. Sulak alan eğitim merkezi, LbhÍ’nin Avrupa Birliği LIFE programının desteğiyle yürüttüğü Peatland LIFEline projesiyle bağlantılı olacak. 2025-2031 dönemindeki proje kapsamında sulak alanların yeniden canlandırılması, bilgi paylaşımı ve Hvanneyri’de yürüyüş yollarının hazırlanması üzerinde çalışılıyor. Andakíl’deki koruma altındaki kuş habitatı, aynı zamanda Ramsar alanı olarak, araştırma sonuçlarıyla ziyaretçilerin doğada göreceği sulak alan ve kuş yaşamı arasında bağlantı kurulması için kullanılabilecek. Hvanneyrartorfanın koruma statüsü dokuz binayı, alanın görünümünü ve tarım ile yerel yaşama ilişkin çeşitli miras unsurlarını kapsıyor. Üniversite, yapıları koruyabilmek için düzenli bakımın yanı sıra sürdürülebilir finansman gerektiğini belirtiyor. Halldórsfjós ahırında çok amaçlı salon ve restoran oluşturulmasına yönelik mimari fikirler hazırlanırken, daha küçük olan Hjartarfjós ile başlanması da değerlendiriliyor. Bu seçenekler henüz kesinleşmiş kararlar değil; maliyet çalışmaları ve ilk aşamaların belirlenmesine yönelik görüşmeler sürüyor.

İspanya’nın Castilla Y León Bölgesinde Yaygın Hayvancılık Etkinliği Düzenlendi
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber

İspanya’nın Castilla Y León Bölgesinde Yaygın Hayvancılık Etkinliği Düzenlendi

İspanya’nın Castilla y León bölgesindeki Tarım, Hayvancılık, Kırsal Alan ve Çevre Politikası Bakanı Joaquín Antonio Pino, Ávila eyaletine bağlı Navarredonda de Gredos’da düzenlenen XII Geleneksel Herradero etkinliğini cumartesi günü ziyaret etti. Yaygın hayvancılık ve yerli ırklarla bağlantılı profesyonelleri bir araya getiren etkinlikte, işletmelerin durumu ve hayvancılık faaliyetinin çeşitli başlıkları ele alındı. Görüşmelerde idari işlemlerin basitleştirilmesi, hayvan sağlığı koordinasyonu ve genetik iyileştirme programları öne çıktı. Kaynağa göre bu alanlar, işletmelerin üzerindeki yükü azaltmak, rekabet gücünü artırmak ve üretim kapasitesini geliştirmek açısından önem taşıyor. Genetik iyileştirmenin verimlilik, etkinlik ve hayvanların işletme koşullarına uyumuna katkı sağladığı; hayvan sağlığı, uygulamalı araştırma ve biyogüvenlikle birlikte sürdürülebilir bir hayvancılık modeli için kullanıldığı belirtildi. Etkinlikte yaygın hayvancılığın kırsal alanla ilişkisi de vurgulandı. Castilla y León’daki birçok yerli ırkın bu sistemle bağlantılı olduğu, sistemin doğal kaynaklardan yararlanırken peyzajın ve toprakların korunmasına katkı sunduğu aktarıldı. Pino, bu tür buluşmaların hayvancılar arasındaki iş birliğini desteklediğini ve yerli ırkların genetik mirası ile bölgeye uyumunu, bölge hayvancılığının geleceği açısından stratejik bir kaynak olarak öne çıkardığını söyledi.

Afrika’nın Yerli Ürünleri İçin Gençlerin Gıda Sistemlerine Katılımı Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Afrika’nın Yerli Ürünleri İçin Gençlerin Gıda Sistemlerine Katılımı Çağrısı

Young Professionals for Agricultural Development tarafından düzenlenen yakın tarihli webinarda uzmanlar, Afrika’nın ihmal edilen ve iklime dayanıklı yerli ürünlerinin kârlı gıda sistemlerine dönüştürülmesi için gençlerin sürece katılmasını istedi. “Innovative today, nourish tomorrow” temalı toplantıda tarımsal değer zinciri, yerli Afrika gıda mirası, tarımsal işleme, pazara erişimi, beslenme yeniliği, gıda güvenliği ve geçim kaynaklarının sürdürülebilirliği ele alındı. Pan African Farmers Organisation (PAFO) CEO’su Dr Babafemi Oyewole, Afrika’daki çiftçilerin harekete geçirilmesi ve yerli, yeterince kullanılmayan ürünlerin değer zincirleri için eyleme geçilmesi gerektiğini söyledi. Oyewole, kıtanın olağanüstü tarımsal biyolojik çeşitliliğine rağmen besleyici ve iklime dayanıklı birçok ürünün ihmal edildiğini, gençlerin bu kaynakları rekabetçi, besleyici ve kârlı gıda ürünlerine dönüştürme fırsatı sunduğunu belirtti. Afrika Birliği Kalkınma Ajansı–Yeni Ortaklık için Afrika’nın Kalkınması’ndan (AUDA-NEPAD) Dr Manyewu Mutamba, Kapsamlı Afrika Tarımsal Kalkınma Programı’nın açlık, yetersiz beslenme ve yoksullukla mücadele hedeflerinin yanı sıra Afrika içi ticareti üç katına çıkarmayı ve iklim değişikliğinin gıda güvenliği ile geçim kaynakları üzerindeki tehdidine karşı dayanıklılık oluşturmayı amaçladığını anlattı. FANRPAN’dan Dr Rachel Mkandawire de ülkelerin tarımsal verimlilik, gıda güvenliği ve beslenmeyi kıtasal ve bölgesel çerçevelerle geliştirmeye çalıştığını söyledi. Mkandawire, Güney Afrika’nın araştırma, üretim ve pazar geliştirme düzeyleri farklı yerli ve geleneksel gıdalardan oluşan çeşitli bir portföye sahip olduğunu belirtti. Uzun üretim ve tüketim geçmişi ile mevcut araştırma, işleme ve kapasitesi bulunan sorgumu daha yerleşik örneklerden biri olarak gösterdi. Agro Food Heritage Initiative kurucusu Ezinne Sarah Otisi ise genç çiftçilerin Afrika gıdalarını yetiştirmesi, koruması ve muhafaza etmesi gerektiğini; bu ürünlerin vitamin, protein, lif, mikrobesin, mineral ve antioksidan bakımından zengin olduğunu ifade etti. Meatless Monday girişimiyle ilişkili Enele Zulu-Ndlovu, gıda güvensizliği, fast-food tanıtımı ve kent yaşamındaki kolaylık arayışının sağlıklı gıda tercihlerini zorlaştırdığını söyledi.

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Hurma Festivali Siwa Vahası’na Döndü

Uluslararası dokuzuncu Mısır Hurma Festivali, 14-16 Ekim 2026 tarihlerinde, dokuz yıl önce başladığı Siwa Vahası’na döndü. Mısır Sanayi Bakanlığı ile Khalifa Hurma Palmiyesi Vakfı iş birliğiyle düzenlenen etkinlik, tarım, ticaret ve turizmle geçinen, ekonomisi büyük ölçüde palmiye ve hurmaya dayanan vaha sakinlerinden ilgi gördü. Yerel halk, festivalin ekonomik ve turistik hareketlilik yaratmasını bekliyordu. Çocuklar ve gençler etkinliğin en ilgili katılımcıları arasında yer aldı. Bazı gençler organizasyonda gönüllü çalışırken bazıları araştırma kuruluşları ve şirketlerin sergilerini gezerek hurma alanındaki yeni çalışmaları inceledi. İskenderiye Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi Muhammed Mustafa, Siwa’nın daha iyi tanıtılması, çiftçilerin desteklenmesi ve ihracat kapasitesinin geliştirilmesi amacıyla gönüllü olduğunu söyledi. Festivalde hurmayı kuruyemiş, susam, çikolata ve kahveyle birleştiren, çekici biçimde paketlenmiş ürünler sergilendi. Bu ürünlerin hurmayı geleneksel biçiminin dışına taşıyarak farklı tüketici tercihlerine uygun hâle getirebileceği ve yeni ihracat pazarları açma potansiyeli taşıdığı belirtildi. Etkinlikte ayrıca palmiye atıklarının değerlendirilmesine yönelik çalışmalar öne çıktı. Bir araştırma-geliştirme şirketi bu atıklardan ambalaj kâğıdı, tabak, ayakkabı, dayanıklı halat, bina yalıtımı ve tarım toprağı üretti. Şirketin araştırma-geliştirme kimyageri Yusuf Abdürrahim, her palmiye ağacından yılda 25-27 kilogram atık çıktığını söyledi. Geliştirilen ürünlerin bir bölümünün sanayi aşamasına taşınması planlanıyor. Festival, Siwa’ya yerleşerek bir çiftlikte turistik otel işletmeye başlayan Sari ve Sara çiftinin de ilgisini çekti. Çift, yerel mirasla uyumlu ve çevre dostu otel projeleri için yeni fikirler ararken hurmayı şeker alternatifi olarak kullanan sağlıklı bir ürünü inceledi.

Belarus Gazetelerinin 22 Ekim İçeriklerinde Ürün Depolama ve Yapay Zekâ Geliştirmeleri
Görsel kaynağı: SB Belarus Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Belarus Gazetelerinin 22 Ekim İçeriklerinde Ürün Depolama ve Yapay Zekâ Geliştirmeleri

«Belarus Segodnya» yayınevinin gazeteleri, 22 Ekim Perşembe günü yayımlanacak sayılarında Belarus’taki göz bilimi, sezon dışı dönemde meyve ve sebze arzının güvenceye alınması, yapay zekâ tabanlı yerli projeler ve ülkenin kültürel mirası hakkında içeriklere yer verecek. Duyuruda ayrıca bir öğretmenin meslek öyküsü de tanıtılıyor; ancak tarım açısından öne çıkan bölüm, ürünlerin bölgesel istikrar fonlarına depolanması ve fiyat koşullarıyla ilgili haber. Göz bilimi dosyasında, Belarus’un Sovyet döneminden devralınan yöntemleri kendi olanak ve ihtiyaçlarına göre uyarlayarak ayrı bir gelişim çizgisi oluşturduğu aktarılıyor. Milletvekilleri Meclisi Sağlık, Beden Eğitimi, Aile ve Gençlik Politikası Daimi Komisyonu Başkanı Valeri Malaşko’nun değerlendirmesine göre, savaş sonrası dönemde Profesör Tatyana Biriç’in yürüttüğü operasyonlar ve oluşturduğu bilimsel-pratik okul, alanın temelini attı. Ülkede bugün farklı sınıflardan göz ilaçları bulunuyor; yapay göz merceği üretimi ile transplantasyon oftalmolojisi de geliştiriliyor. Tarım bölümünde, 2026/2027 sezon dışı döneminde tüketicilere meyve ve sebze teminini güvenceye almak amacıyla istikrar fonlarına 9.533 ton salatalık ve 6.050 ton domates konulduğu belirtiliyor. Bu planlamada önceki yıllarda bazı ürünlerde yaşanan talep artışlarının dikkate alındığı ifade ediliyor. Ürünler için başlangıç dönemi satış fiyatları belirlendi; fiyatların her yıl 20 Mart’a kadar yeniden gözden geçirilebilmesine de olanak tanındı. Bölgesel fonlara depolama çalışmaları tarım kuruluşları ve köylü çiftlikleri tarafından yürütülüyor. Yapay zekâ dosyasında, Minsk’te düzenlenen V. Uluslararası Akademgorodok IT Forumu’nda tanıtılan beş yerli geliştirmeden bazıları ele alınıyor. Belarus Devlet Üniversitesi’nin 5D-Belarus Arşivi projesi, bilgileri lazerle özel cam üzerine kaydetmeyi ve 10 bin yıldan uzun bir saklama süresi sağlamayı hedefliyor. Ulusal Kadastro Ajansı ise adres, oda sayısı, alan ve dekorasyon türü bilgileriyle dairelerin yaklaşık piyasa değerini hesaplayan ücretsiz bir çevrim içi servis geliştirdi. Modelin mutlak hata payı Minsk’te %5,59’a, bölge merkezlerinde %6,53’e kadar çıkıyor; kurum, sonucu yalnızca gösterge olarak değerlendirmek gerektiğini belirtiyor. Duyurulan diğer içerikte, Pasto bölgesindeki Kamai tarım kasabasının 17. yüzyıl başlarından kalma Vaftizci Yahya Kilisesi, 15–16. yüzyıllara tarihlenen taş haç ve yerel efsaneleriyle turist çektiği anlatılıyor.

İşçi Partisi Hükümetinin Aile İşletmeleri İçin Bütçe Hamlesi İddiası
Görsel kaynağı: Daily Mail · Özgün haber

İşçi Partisi Hükümetinin Aile İşletmeleri İçin Bütçe Hamlesi İddiası

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşik Krallık’ta İşçi Partisi hükümetinin, işletmelerin gelecek nesle devrinde kullanılan kuralları hedef alarak bütçede ek gelir arayabileceği öne sürüldü. Daily Mail’in haberinde, iddianın aile işletmeleri ve tarım işletmelerini etkileyebilecek vergi düzenlemeleri tartışmasının ardından gündeme geldiği belirtildi. Farmers Guide’ın aktardığına göre kırsal kuruluşlar, Hazine Bakanı John Healey’in ilk bütçesinde tarım ve aile işletmelerine yönelik miras vergisi değişikliklerini tamamen geri almasını istedi. Kuruluşlar, düzenlemelerin işletmelerin yatırım, büyüme ve gelecek nesle devrine ilişkin belirsizliği artırdığını savundu.

İrlanda Tarım Anlatısının Yenilenmesi Çağrısı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

İrlanda Tarım Anlatısının Yenilenmesi Çağrısı

İrlanda’da agroekoloji ve küçük ölçekli üretimi savunan Talamh Beo, çiftçilerin toplum ve çevredeki temel rolünü yeniden çerçeveleyen “yeni bir anlatı” çağrısı yaptı. Grup, Our Food Roots gibi girişimlerin İrlanda tarımını ele alış biçiminin sorunlu olduğunu belirtti. Talamh Beo’ya göre başlangıçta Food Connects adıyla bilinen Our Food Roots, gıda ve tarım sektöründeki insanları, toprağı, bakımı ve ilerlemeyi tartışmaya açıyor. Ancak kampanyanın aile çiftlikleri, yemyeşil meralar ve geleneksel mirasa dayanan tanıdık ve duygusal bir anlatıya yaslandığı savunuldu. Girişim, sektör ve ulusal kuruluşlar tarafından finanse ediliyor.

Kuzey Makedonya’da 38 Binden Fazla Kadın Çiftçi Kayıtlı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey Makedonya’da 38 Binden Fazla Kadın Çiftçi Kayıtlı

Kuzey Makedonya’da 38 binden fazla kadın çiftçi kayıtlı bulunuyor. Ancak kadın çiftçilerin önemli bir bölümü finansal güvence, doğum izni, sağlık sigortası ve sosyal korumadan yoksunlukla karşılaşıyor. Bu sorunlar, Strumitsa’daki Europe House’da düzenlenen “Adı Olmadan Hasat: Kırsal Kadınlar ve Görünmeyen Emek” panelinde ele alındı. Panel, Avrupa Birliği Delegasyonu ile üye ülke büyükelçiliklerinin başlattığı “Değişimi Giy” kampanyası kapsamında düzenlendi. Sunulan verilere göre 2021’de kırsal bölgelerdeki kadınların yalnızca %4,1’i mülk sahibi olarak kayıtlıydı; ülke genelinde kadınların toprak sahibi olma oranı ise %12’de kaldı. Tartışmada, kadınların yasal miras hakkına rağmen paylarını erkek kardeşleri lehine bırakabildiği belirtildi. Bu durum uzun süredir devam eden gelenekler ve evlilik sonrası kadının başka bir aileye ait olacağı beklentisiyle ilişkilendirildi. Panelin ana mesajı, kadın çiftçilerin katkısının eşit hak ve fırsatlarla desteklenmesi gerektiği oldu.

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Federación Rural, Toprak Alımının Uyruğa göre Sınırlandırılmasına Karşı Çıktı

Uruguay’daki Federación Rural, arazi alımının alıcının uyruğuna göre sınırlandırılmasına karşı çıktı. Kurum, kamu politikalarının üretimin kârlılığını artırmaya, Uruguaylı üreticilerin araziye erişimini kolaylaştırmaya ve büyük sermayeleri desteklediğini savunduğu istisna rejimlerini kaldırmaya odaklanması gerektiğini bildirdi. Açıklama, “Extranjerización de la Tierra” başlıklı bir duyuruyla yapıldı. Federación Rural, iç kesimlerin nüfus kaybı, orta ölçekli ve aile işletmelerinin azalması ile yerel üreticilerin araziye erişememesi konusundaki kaygıları paylaştığını belirtti. Ancak bu sorunların çözümü için alıcının uyruğunu ölçüt alan yaklaşımı uygun bulmadı. Kuruma göre üretim dokusunu bozan temel unsur, sermayenin ulusal ya da yabancı olmasından bağımsız olarak arazi ve üretimin yoğunlaşması. Bu nedenle alıcının uyruğu, sorunu belirlemek için yetersiz bir gösterge olarak değerlendirildi. Kurum ayrıca, kimlerin arazi satın alabileceğine getirilecek kısıtlamaların mevcut arazi sahibinin taşınmaz değerini düşürebileceği uyarısında bulundu. Federación Rural’a göre mevcut sahiplerin çoğu Uruguaylı üreticilerden oluşuyor ve böyle bir değer kaybı için tazminat öngörülmüyor. Mülkiyet kurallarında değişiklik yapılmasının Uruguay’ın oluşturduğu öngörülebilirlik itibarını zedeleyebileceği ve tarım sektörünü aşan sonuçlar doğurabileceği de belirtildi. Kurum, “etkin kontrol” gibi kavramların idari takdir alanını genişletebileceğini savundu. Federación Rural’ın teşhisine göre yabancılaşma tartışmasının merkezinde yalnızca sahiplerin uyruğu bulunmuyor. Düşük işletme kârlılığı ile yüksek arazi fiyatı arasındaki farkın, istisna rejimlerinden yararlanan büyük sermayelerin vergi avantajlarıyla birleştiği ve Uruguaylı üreticilerin mülkiyete erişimini zorlaştırdığı ifade edildi. Kurum, çeşitlendirilmiş portföylere sahip şirketlerin araziyi bir güvenli varlık olarak kullanabildiğini, geleneksel üreticinin ise üretim marjına bağımlı olduğunu belirtti. Düşük kârlılığın toprağın yoğun ve çıkarıcı biçimde kullanılmasına yol açabileceği, bunun da sürdürülebilirliği güvence altına almayacağı kaydedildi. Kurumun aktardığı verilere göre 2007-2020 arasında istisnai nominatiflik rejimi kapsamında yaklaşık 7 milyon hektar için başvuru yapıldı; bu alan ülkenin yüzölçümünün %43,75’ine karşılık geldi. Başvurulan alanın yaklaşık %80’i sekiz şirkette toplandı. Federación Rural, vergi teşvikleri içeren istisna rejimlerinin eşit olmayan rekabet koşulları yarattığını ve bu avantajlara sahip olmayan üretim sistemlerini olumsuz etkilediğini savundu. Federación Rural, nihai arazi sahiplerinin belirlenebilmesi için kamuya açık bir mülkiyet kayıt ve izlenebilirlik sistemi kurulmasını önerdi. Paravan şirketler veya vakıflar arkasındaki gerçek sahiplerin gizli kalmasını önlemeyi amaçlayan bu sistemin yanı sıra istisna rejiminin ve yürütme organının istisna verme yetkisinin kaldırılması istendi. Özellikle hamiline yazılı paylara sahip anonim şirketlerin arazi alımındaki istisnaların sona erdirilmesi önerildi. Uruguaylı üreticiler için uzun vadeli ve teşvikli finansman, vergi avantajları, miras işlemlerinde kolaylıklar ve Banco República’nın daha uygun kredi koşulları sunması da öneriler arasında yer aldı. Kurum, yabancı yatırımlara bütünüyle karşı olmadığını; adil rekabet ve ulusal üretimle tamamlayıcılık sağlandığında bu yatırımları desteklediğini açıkladı.

Pakistan, Macaristan’da İlk Pirinç Festivalini Düzenledi
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Pakistan, Macaristan’da İlk Pirinç Festivalini Düzenledi

Pakistan’ın Macaristan Büyükelçiliği, Budapeşte’de ilk Pakistan Pirinç Festivali’ni düzenleyerek basmati pirincini Macar ithalatçılar, şefler ve gıda sektörü profesyonellerine tanıttı. Pakistan Ticaret Bakanlığı ile Pakistan Ticaret Geliştirme Kurumu’nun (TDAP) iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlik, tarım ve gıda ihracatını artırma ve yeni ticari bağlantılar kurma hedefiyle yapıldı. Pakistan Ticaret Bakanı Jam Kamal Khan, ülkenin tarım ve gıda ürünlerini Avrupa başkentlerindeki alıcılara doğrudan ulaştırmanın yeni müşteriler kazanmanın en etkili yollarından biri olduğunu söyledi. Khan, basmati pirincinin Pakistan’ın en çok tanınan ihracat ürünlerinden biri olduğunu ve uluslararası pazarlardaki talep artışının ülkenin çiftçileri ile ihracatçıları açısından teşvik edici bulunduğunu belirtti. Hükümetin tarım ve gıda ihracatını genişletmeye, yatırım çekmeye ve geleneksel pazarların ötesinde ticari bağlar kurmaya bağlılığını sürdürdüğünü ifade etti. Festivale gıda ve tarım sektöründen ithalatçılar ile iş dünyası temsilcilerinin yanı sıra önde gelen Macar şefler, kamu kurumlarının temsilcileri ve diplomatik topluluk üyeleri katıldı. Pakistan’ın Budapeşte Büyükelçisi Asif Hussain Memon, basmati pirincinin mirası, önemi ve ihracat potansiyeli hakkında bilgi verdi. Memon, ürünün yalnızca tarımsal bir ürün değil, Coğrafi İşaret ile korunan ve kanıtlanmış kaliteye sahip tanınmış bir marka olduğunu vurguladı. Etkinlik kapsamında Pakistan Ticaret ve Yatırım Ataşesi tarafından “Biryani Sanatı” adlı canlı pişirme gösterisi düzenlendi. Konuklara Pakistan pirinciyle hazırlanan yemekler tanıtılırken Himalaya pembe tuzu gibi tamamlayıcı ürünler de sergilendi ve tadıma sunuldu. Büyükelçilik ayrıca Macarca pirinç yemekleri tariflerinden oluşan kısa bir kitap hazırlayarak katılımcılara Pakistan pirinci örnekleri dağıttı. Konuklar, Pakistan’ın Karaçi’deki Expo Centre’da 23-26 Kasım 2026’da düzenleyeceği FoodAg 2026 fuarına da davet edildi.

Hansen, Ortak Tarım Politikasının Sürdürülmesini Savundu
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Hansen, Ortak Tarım Politikasının Sürdürülmesini Savundu

Avrupa Komisyonunun tarım ve gıda işlerinden sorumlu üyesi Christophe Hansen, Avrupa Çiftçiler Kongresi’nde Ortak Tarım Politikasının (OTP) sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Hansen, OTP’nin geçmişten kalan bir miras değil, jeopolitik belirsizlik, dışa bağımlılıklar, iklim değişikliği ve piyasa dalgalanmaları gibi güncel sorunlara yanıt veren bir araç olduğunu belirtti. Ulusal düzeye indirgenmiş bir tarım politikası yerine ortak Avrupa yaklaşımını savundu. Copa-Cogeca ile İsveçli çiftçi kuruluşu LRF’nin düzenlediği etkinlikte finansman gündeminin önemine dikkat çeken Hansen, 2028–2034 bütçe dönemine ilişkin görüşmelerin tarım desteklerinin geleceğini belirleyeceğini ifade etti. Çiftçilerin gelir desteğinin güvence altına alınmasını öncelik olarak niteleyen Hansen, tarım kuruluşlarından taleplerini devlet ve hükümet başkanlarına iletmelerini istedi. Gelecek dönemin finansmanına ilişkin kararların işletmelerin yatırım ve uyum kapasitesini uzun vadede etkileyeceğini söyledi. Hansen, tarımın dayanıklılığını artırmak için yatırımların, su yönetiminin, etkin sulamanın ve risk yönetimi araçlarının güçlendirilmesini gerekli gördü. Gıda güvenliğini Avrupa güvenliğinin parçası olarak değerlendiren Hansen, gübre dahil ithal girdilere bağımlılığın azaltılmasını ve üreticilerin AB kurallarına uyarak uluslararası pazarda rekabet edebileceği koşulların oluşturulmasını savundu. Hassas tarım, yapay zekâ ve danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesinin verimlilik ile kaynak etkinliğini artırabileceğini, yeni teknolojilerin küçük ve orta ölçekli işletmelere de erişilebilir olması gerektiğini belirtti.

Kerkük’teki Kehriz Sulama Tesisleri Dünya Mirası Siciline Alındı
Görsel kaynağı: Al-Mada · Özgün haber

Kerkük’teki Kehriz Sulama Tesisleri Dünya Mirası Siciline Alındı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Kerkük vilayetindeki Naruje Hacı Cırcis el-Ulya kehrizi, sulama tesislerinden oluşan dünya mirası siciline alındı. Irak Su Kaynakları Bakanlığı, kararı Fransa’nın Marsilya kentinde düzenlenen Uluslararası Sulama ve Drenaj Komitesi’nin (ICID) 26. uluslararası konferansı ile 77. Yürütme Konseyi toplantıları sırasında açıkladı. Bakanlık, kaydın tarihî su yapılarının korunması ve kehrizin tarihî ve mühendislik değerlerinin öne çıkarılması yönündeki çalışmaları yansıttığını belirtti. Açıklamada, gelişmenin Irak’ın uluslararası platformlardaki varlığını güçlendireceği ve ülkenin su mirasının gelecek nesiller için korunmasına katkı sağlayacağı ifade edildi.

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Mantova Deklarasyonu Coğrafi İşaretler İçin Altı Öncelik Belirledi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa’daki bölgeler, coğrafi işaretlerin Avrupa Birliği politikalarındaki rolünü güçlendirmek amacıyla Mantova Deklarasyonu’nu imzaladı. Lombardiya Tarım, Gıda Egemenliği ve Ormanlar Bölgesel Bakanı ve Arepo Başkanı Alessandro Beduschi’nin imzaladığı belge, Avrupa Komisyonunun 2027’de hazırlaması beklenen Coğrafi İşaretler Eylem Planı’na alınması istenen bölgesel öncelikleri ortaya koyuyor. Deklarasyonun merkezinde, Dop ve Igp ürünlerinin korunması, tanıtılması ve ekonomik büyüme, istihdam, rekabetçilik, turizm ile kırsal kalkınma araçlarına dönüştürülmesi bulunuyor. Belgede, Dop veya Igp tescilinin bir hedefin son aşaması değil, kalkınma stratejisinin başlangıcı olması gerektiği belirtiliyor. Altı öncelik; coğrafi işaretlerin kuruluş ve tanınmadan pazar gelişimine kadar tüm yaşam döngüsü boyunca desteklenmesini, hukuki korumanın üreticiler için ekonomik değere dönüştürülmesini ve bu ürünlerin tüketicilerin günlük yaşamındaki görünürlüğünün artırılmasını öngörüyor. Diğer başlıklar ise gıda zincirlerinin yenilikçilik, yetkinlik, kuşak değişimi ve iklim değişikliği sınamalarına hazırlanması, bölgelerin yönetişimde doğrudan rol üstlenmesi ve ölçülebilir hedeflere dayalı politikalar oluşturulması. Deklarasyonda Dop ve Igp ürünlerinin gastronomi rotaları, UNESCO alanları ve kültürel mirasla daha güçlü ilişkilendirilmesi öneriliyor. Metinde ayrıca bir Avrupa Coğrafi İşaretler Günü ile gezici bir Coğrafi İşaretler Expo’su düzenlenmesi gündeme getiriliyor. Lombardiya, 2027 ilkbaharında Avrupa Birliği’ndeki 3.711 coğrafi işaretin ilk kez tek etkinlikte bir araya geleceği Expo’yu düzenleyeceğini açıkladı. Etkinlikle değer zincirleri arasındaki ilişkilerin, ticari gelişmenin, uluslararasılaşmanın ve sertifikalı ürünlerin vatandaşlar tarafından bilinmesinin desteklenmesi hedefleniyor. Mantova’daki toplantıya Avrupa kurumları, üretici kuruluşları ve koruma örgütlerinin temsilcileri katıldı. Avrupa Komisyonu Tarım Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Diego Canga Fano, Dop ve Igp ürünlerinin tanıtımı için 50 milyon avro ek kaynak açıklandığını bildirdi. Toplantıda konuşan Beduschi, coğrafi işaretlerin üretim değerinden önce ekonomik bir miras niteliği taşıdığını, değeri üretildikleri bölgelere bağladığını, işletmeleri desteklediğini ve kırsal toplulukların canlı kalmasına katkı sunduğunu söyledi. Deklarasyonun hedefleri arasında üreticilerin değer zincirlerindeki konumunu güçlendirmek, ihracatı desteklemek, sahtecilik ve taklitlerle mücadele etmek, yenilikçiliği ve kuşak değişimini teşvik etmek de yer alıyor. Ekonomik göstergeler, coğrafi işaretler sisteminin kapsamını ortaya koyuyor. Lombardiya’nın Dop ekonomisi 2024’te 2,9 milyar avroya ulaştı ve bir yılda %13,1 büyüdü; bu değer bölgesel tarım-gıda sisteminin yaklaşık %16’sını oluşturdu. İtalya genelinde Dop ekonomisi 20,7 milyar avroya çıkarken %3,5 arttı; ihracat ilk kez 12,3 milyar avroyu aşarak %8,2 yükseldi. Sistem ayrıca 328 koruma konsorsiyumu, 184.000 işletmeci ve farklı sektörlerde 864.000’den fazla istihdamı kapsıyor.

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı

Güney Afrika’da Dünya Gıda Günü kapsamında, gıda güvensizliğini azaltmak ve dayanıklı yerel gıda tedarik zincirleri kurmak için çiftçilere daha güçlü destek verilmesi çağrısı yapıldı. Gautengli çiftçi Nompumelelo Dhlamini, sürdürülebilir gıda arzı için çiftçilerin çiftlik düzeyinde gerekli kaynaklarla donatılması ve desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güvenilir üretim için farklı paydaşların tarım sektörünü korumak ve geliştirmek üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Dhlamini, yüksek yakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçilerin verimli çalışmasını zorlaştırdığını, yetersiz altyapının ise taze ürünleri perakendecilere ve diğer pazarlara ulaştıran üreticilerde kayıplara yol açabildiğini belirtti. Çiftçilere yönelik politika ve destek programlarıyla sahadaki deneyimler arasında boşluk bulunduğunu söyleyen Dhlamini, eğitim, mentorluk ve sürekli kurumsal desteğin önemine dikkat çekti. Politikaların hazırlanması ve uygulanmasında çiftçilerin görüşlerinin alınmasını öngören tabandan yukarı yaklaşımı savundu. Dhlamini, sürdürülebilir tarıma geçiş için yalnızca politika ve vaatlerin değil, elektrik, yol bakımı ve iletişim altyapısı gibi pratik, erişilebilir ve uzun vadeli desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. İletişim eksikliğinin çiftliklerin pazarlara ulaşmasını ve işletilmesini zorlaştırdığını söyledi. Free State’ten mısır çiftçisi Reggie Nkambule de çevre dostu ve maliyet etkin üretime geçişin ancak altyapının iyileştirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Greenpop’tan Ashraf Sirkoth, geleneksel yerel ırkların, yerli hayvan ırklarının ve yabani gıda türlerinin kaybının tarımın dayandığı genetik tabanı daralttığını söyledi. Güvenli arazi kullanım hakkının geleneksel tarımın sürmesi için temel olduğunu belirten Sirkoth, resmi mülkiyet, geleneksel haklar veya uzun vadeli kiralamaların önemine işaret etti. Stellenbosch Business School’dan Prof. Jako Volschenk ise standart dışı küçük, biçimsiz veya rüzgâr hasarlı ürünlerin çorba ve meyve suyu üreten küçük agro-işleme işletmelerine yönlendirilerek gıda israfını azaltmada kullanılabileceğini söyledi.

Ortak Mülkiyetteki Tarım Arazilerinde Kira ve Satış Kuralları Açıklandı
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

Ortak Mülkiyetteki Tarım Arazilerinde Kira ve Satış Kuralları Açıklandı

Fransa’da birden fazla mirasçıya ait ortak mülkiyetteki tarım arazilerinin yönetiminde, çoğu işlem için tüm ortakların onayı gerekiyor. Medeni Kanun ise payların üçte ikisi çoğunluğuna sahip ortağa kira bedelini belirleme ve tahsil etme, kırsal kira sözleşmesini sona erdirme veya sınır belirleme gibi yönetim işlemlerini yapma imkânı tanıyor. Buna karşılık, ortak arazi üzerinde kırsal kira sözleşmesi yapılması için tüm ortakların onayı şart. Onay vermeyen ortaklara karşı ileri sürülemeyen sözleşme, diğer ortakların özel yetki verdiği bir kişi tarafından tek başına da imzalanabiliyor. Anlaşmazlık halinde mahkeme, kira sözleşmesinin yapılmamasının ortaklığın ortak menfaatini tehlikeye atıp atmadığını değerlendiriyor. Fransız Yargıtayı’nın 29 Ocak 2026 tarihli kararında, bağış sırasında mevcut kira sözleşmesini bilen ve sonradan malik olan ortağa karşı, tek ortak tarafından imzalanan sözleşmenin ileri sürülebileceği belirtildi. Tarım arazisinin satışı da kural olarak oybirliği gerektiriyor; ancak tüm ortakların menfaatine dayanan gerekçeli bir satış projesiyle mahkemeden izin istenebiliyor. Ortaklık yönetilemez hale gelirse, önce uzlaşma girişimleri kanıtlanarak yargısal paylaşım talep edilebiliyor.

Türk Dünyasının Yeşil Ekonomi ve Tarım Politikaları Lefkoşa’da Masaya Yatırıldı
Görsel kaynağı: Havadis · Özgün haber

Türk Dünyasının Yeşil Ekonomi ve Tarım Politikaları Lefkoşa’da Masaya Yatırıldı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dışişleri Bakanlığı, Kıbrıs Vakıflar İdaresi ve Türk Akademisi (TA) iş birliğiyle hazırlanan “Türk Ekonomileri Raporu 2025: Yeşil Sermayeye Geçiş” ile “Türk Devletlerinde Tarım Politikaları 2025; Bölgesel Görünüm” raporlarının sunumu Lefkoşa Merit Otel’de yapıldı. Saat 09.30’daki programa KKTC ve Türkiye’den yetkililerin yanı sıra Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) temsilcileri, akademisyenler, bilim insanları ve Türk dünyasından konuklar katıldı. Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Mustafa Tümer, doğal kaynakların korunması ve kalkınma açısından yeşil ekonomiye geçişin önemini vurguladı. Tümer, Avrupa, Amerika ve Afrika bölgelerindeki komşu ülkelerin pazarlarının, üretim imkânlarının ve kaynaklarının birlikte değerlendirilmesinin yeni fırsatlar yaratabileceğini belirtti. Kıbrıs Türklerinin Türk dünyasıyla bağlarını güçlendirmesinin geleceğe yönelik umut oluşturacağını ifade eden Tümer, dil ve fikir birliğinin bilim aracılığıyla iş birliğine dönüştürülebileceğini söyledi. Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Bülent Bayram, Türk dünyasında iş birliği ile bilim, eğitim ve kültür alanlarındaki kurumsallaşmanın önemine değindi. Ortak tarih ve kültür mirası için bilgi alanı oluşturmayı hedeflediklerini belirten Bayram, raporlarda ortaya konacak verilerin karar vericilere dost ülkelerdeki sorunlara ortak çözüm yolları bulma konusunda katkı sağlayabileceğini kaydetti. Ticaret Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar ise 2021 pandemisi ve 2026’da Körfez bölgesinde başlayan krizlerin ekonomi, dış ticaret ve büyüme üzerindeki baskısına işaret etti.

Geleneksel Hayvan Irkları Geleceğin Genetik Kaynağı Olabilir
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Geleneksel Hayvan Irkları Geleceğin Genetik Kaynağı Olabilir

Modern hayvan yetiştiriciliğinde yoğun ve kontrollü sistemlerde yüksek üretim için seçilmiş az sayıdaki ırk öne çıkarken, çok sayıda geleneksel ırk geri planda kalıyor. Livestock Conservancy’nin düzenlediği webinarda bu ırkların yalnızca geçmişten kalan miraslar olmadığı, gelecekteki yetiştirme çalışmaları için değerli genetik özellikler taşıyabileceği belirtildi. Nadir ırklar hastalıklara ve parazitlere direnç, iyi yem arama yeteneği, doğurganlık ve elverişsiz çevre koşullarına uyum gibi özellikler barındırabiliyor. Livestock Conservancy, 150’den fazla tehdit altındaki çiftlik hayvanı ve kanatlı ırkının korunmasıyla ilgileniyor. Texasi uzun boynuzlu sığırın sıcak ve kurak koşullara dayanması ve elverişsiz alanlarda sağlıklı buzağı yetiştirebilmesi, bu özelliklere örnek gösterildi. Webinarda geniş göğüslü beyaz hindi ile geleneksel ırklar arasındaki farklar da ele alındı. Hızlı büyüme ve yüksek et verimi için seçilen bu hindi tipinin çoğaltılması yapay tohumlama gerektiriyor. Geleneksel tavuklarda bağışıklık yanıtıyla bağlantılı yeni genetik varyantların belirlenmesi ise korumanın yalnızca ırkları sayıca artırmayı değil, genetik çeşitliliği ve üretimdeki özgün özellikleri korumayı amaçladığını ortaya koyuyor.

İngiltere’de Çiftlik Miras Vergisi Reformunun Geri Alınması Gündemde
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber
Veri haberi

İngiltere’de Çiftlik Miras Vergisi Reformunun Geri Alınması Gündemde

İngiltere’de İşçi Partisi hükümetinin, tarımsal mülkler için vergi indirimi (APR) ve işletme mülkleri için vergi indirimi (BPR) düzenlemelerinde değişikliğe gitmekten vazgeçmeyi ya da reform eşiğini yükseltmeyi değerlendirdiği bildirildi. Konuya ilişkin haber, Mail on Sunday gazetesine dayandırılıyor. Haberde aktarılan İşçi Partisi kaynakları, olası bir değişikliğin yaklaşan seçimlerde kırsal bölgelerdeki milletvekillerini etkileyebileceğini söyledi. Reformun geri alınması veya eşiğin yükseltilmesi konusunda henüz karar verildiği belirtilmiyor; Maliye Bakanı John Healey bütçeyi 28 Ekim’de açıklayacak.

Milletvekilleri, Miras Vergisi Değişikliklerinin Geri Çekilmesini İstedi
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber

Milletvekilleri, Miras Vergisi Değişikliklerinin Geri Çekilmesini İstedi

Birleşik Krallık’ta bazı milletvekilleri, Başbakan Andy Burnham’a yazdıkları mektupta tarım sektörünün “nesilde bir kez görülen bir kriz” yaşadığını söyledi ve Sonbahar Bütçesi’nde getirilen miras vergisi değişikliklerinin geri alınmasını talep etti. Mektupta, baskılanan piyasa fiyatları, işleme tesisleri ve tedarik zincirinin bazı bölümlerinde yaşanan kapanmalar, kuraklık ve hastalık tehdidinin çiftçileri zorladığı belirtildi. Milletvekilleri, tarım varlıklarının büyük bölümünün nakit olmadığını; değerin toprakta, hayvan barınaklarında, tahıl depolarında, makinelerde ve çiftlik evlerinde bulunduğunu vurguladı.