ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

58 haber · Sayfa 1

Kıbrıs Tarım Bakanlığının 2027 Bütçe Teklifi 532 Milyon Avro
Görsel kaynağı: Politis · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Tarım Bakanlığının 2027 Bütçe Teklifi 532 Milyon Avro

Kıbrıs Tarım, Kırsal Kalkınma ve Çevre Bakanlığının 2027 yılı için sunduğu bütçe teklifi, bakanlığa bağlı birim ve hizmetlerle birlikte 532 milyon avroya ulaşıyor. Bu tutar, 2026’da onaylanan 513,2 milyon avroluk bütçeye göre 18,7 milyon avro veya %4 artış anlamına geliyor. Teklife, Avrupa Birliği’nin Uyum Politikası ve Ortak Balıkçılık Politikası kapsamındaki toplam 48 milyon avroluk ortak finanse edilen projeler dahil değil; bu projelerin ödenekleri Genel Kalkınma Müdürlüğünün toplu kaleminde yer alıyor. Su temini ve sulamaya ilişkin toplam harcamalar 2027’de 230 milyon avro olarak öngörülüyor. Bu tutar, bakanlığın toplam harcamalarının %43’ünü oluşturuyor ve 2026’daki 200 milyon avro ile %39’luk payın üzerinde bulunuyor. Tarım Bakanı Christos Senekis, su alımı ödeneğinin 26 milyon avro veya %18 arttığını belirtti. Bakan, artışın başlıca nedenleri arasında uzun süren kuraklık, yeni mobil tuzdan arındırma ünitelerinin kurulup işletilmesi ve geri dönüştürülmüş su alımını gösterdi. 2027 bütçe teklifinde cari harcamalar 433,7 milyon avro olarak yer alıyor. Bu kalem, 2026’daki 403,6 milyon avroya göre 30,1 milyon avro veya %7 artıyor. Kalkınma harcamaları ise 2026’daki 109,7 milyon avrodan 98,3 milyon avroya geriliyor; düşüş 11,4 milyon avro veya %10 olarak hesaplanıyor. Bakanlık, gerilemenin başlıca nedenini bazı kalkınma projelerinin beklenen olgunluk düzeyine ulaşmamasıyla açıkladı ve öncelikli projelerin olgunlaştırılması için mevcut kaynakların hedefli biçimde kullanılacağını bildirdi.

Canterbury Ovası’nda Süt Sığırı Sayısı 30 Yılda On Kat Arttı
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Canterbury Ovası’nda Süt Sığırı Sayısı 30 Yılda On Kat Arttı

Yeni Zelanda’nın Canterbury Ovası’nda tarımın yapısı son 30 yılda önemli ölçüde değişti. Bölgede koyun sayısı, sürünün 1990’da 10 milyonun üzerine çıkmasının ardından yarıdan fazla azalırken süt sığırı sayısı aynı dönemde on kat artarak 1,2 milyonun üzerine yükseldi. Kuru tarım ve ekin alanlarının yeşil, sulanan otlaklara dönüşmesi, bölgedeki süt hayvancılığı büyümesinin temel unsurlarından biri olarak aktarılıyor. Waiau yakınlarında süt çiftliği işleten Don Galletly, geçen yıl kuzu ve sığır fiyatlarındaki belirgin iyileşmenin topluma enerji kazandırdığını ve genel durumun iyi olduğunu söylüyor. Galletly, kuraklık ihtimaline rağmen yeni bir iyi sezon bekliyor. Geraldine’deki Humdinger Gin’in sahibi Saskia Lewis de kışın genellikle zor geçmesine karşın bu yılın, işletmesinin yedi yıllık tarihindeki en iyi dönem olduğunu belirtiyor. Lewis, bölgesel refahı Canterbury’nin birincil sektörlerinin başarısı ve Fonterra’nın Mainland markalarını satmasının bölgeye para aktarmasıyla ilişkilendiriyor. Bununla birlikte ekonomik canlılığın toplumun tamamına eşit yansımadığı belirtiliyor. Lewis, tarımsal faaliyetlerin güçlü olduğu bölgede yaz aylarında nehir suyunda besin maddelerinin artması nedeniyle yüzülemediğini, su kalitesinin iyileştirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Hinds yakınlarında meyve ve çilek yetiştiren Christine Lallu ise küçük işletmelerin zorlandığını, bazılarının kapandığını ve bazılarının da çöküşün eşiğinde bulunduğunu söylüyor. Ormancılıkta 17 yıl çalıştıktan sonra Geraldine çevresinde yaşayan Lewis MacLeod da ilerleyemediğini düşünerek Dunedin’e dönmeye karar verdi.

Sığır Yetiştiriciliğinde Boynuzsuz Genetik Yaygınlaşıyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Sığır Yetiştiriciliğinde Boynuzsuz Genetik Yaygınlaşıyor

Sığır yetiştiriciliğinde boynuz köreltmeye alternatif oluşturmak amacıyla boynuzsuzluk geninin damızlık popülasyonlarında yaygınlaştırılması hız kazanıyor. Fransa’daki genetik ıslah çalışmalarında hedef, yetiştiricilere boynuzsuz hayvan seçeneği sunarak genç hayvanlarda uygulanan boynuz köreltme işlemini azaltmak. Kaynakta, bu yaklaşımın tüm hayvanların boynuzsuz olması yönünde zorunlu bir dönüşüm anlamına gelmediği, yetiştiricilerin seçim hakkının korunacağı belirtiliyor. Boynuz köreltme, günümüzde sığır yetiştiriciliğinde neredeyse rutin bir uygulama olarak aktarılıyor. Süt sığırı yetiştiricilerinin %90’ı, et sığırı yetiştiricilerinin ise %60’ı bu işlemi yapıyor. Uygulama, genellikle çok genç hayvanların boynuz tomurcuğuna gerçekleştiriliyor ve sabitleme ile ağrı yönetimi bakımından düzenlemelere tabi tutuluyor. Buna karşın işlem hayvanlar için travmatik olabiliyor; yetiştiriciler, operasyonu izleyen günlerde büyüme eğrisinde gerileme gözlemleyebiliyor. Boynuzsuz genetik, bu zahmetin azaltılması ve hayvan refahının iyileştirilmesi beklentisiyle öne çıkıyor. Genetikçiler, sığırların doğal genetik çeşitliliğinde bulunan ve Polled adı verilen boynuzsuzluk genini Fransız sığır ırklarının damızlık popülasyonlarına, özellikle suni tohumlama boğalarına aktarıyor. Baskın özellik taşıyan bu genin tek kopyasını taşıyan hayvanlarda da boynuzsuzluk ortaya çıkıyor. Prim’Holstein, Fransa’daki süt sığırlarının %65’ini oluşturuyor. Bu ırkın katalogunda yer alan boğaların üçte biri Polled geni bakımından heterozigot, %10’u homozigot durumda. Prim’Holstein France yetkilileri, 2035-2040 döneminde katalogdaki boğaların çoğunun boynuzsuz olmasının beklendiğini belirtiyor. Boynuzsuz genetik çalışmaları yalnızca Prim’Holstein ile sınırlı değil. Kaynağa göre kırmızı alaca ırk, katalogdaki boğaların %90’ının geni taşıması ve üçte birinin homozigot olmasıyla bu alanda en ileri aşamadaki örneklerden biri. Normande ırkında gen 14 yıldır ıslah programına dâhil edilirken, Montbéliarde, Abondance ve Tarentaise için de boynuzsuz boğalar sunuluyor. Limousine, Charolaise, Parthenaise ve Salers gibi etçi ırklarda da çalışmalar yürütülüyor. Bununla birlikte bazı yerel ırkların yetiştiricileri, boynuzların görünüm ve ırk standardının yanı sıra sürü hiyerarşisi, yırtıcılara karşı savunma ve hayvanları kontrol etme bakımından önemli olduğunu söylüyor. Bu nedenle açıklanan hedef, boynuzsuzluk genini ortadan kaldırmak değil, boynuz köreltme ihtiyacını azaltacak bir seçenek oluşturmak.

İtalya’da Daha İyi Hayvan Refahı, Süt Çiftliklerinin Çevresel Etkisini Azaltabilir
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Daha İyi Hayvan Refahı, Süt Çiftliklerinin Çevresel Etkisini Azaltabilir

İtalya’da yapılan yeni bir araştırma, süt çiftliklerinde hayvan refahının yükseltilmesiyle çevresel etkinin birbirine rakip hedefler olmayabileceğini gösterdi. Refah standartları daha yüksek olan işletmelerde, üretilen her kilogram süt başına çevresel etkinin çoğu zaman daha düşük olduğu belirlendi. 2026’da Agricultural Systems’te yayımlanan çalışmada, Parmigiano Reggiano peyniri üretimine süt sağlayan 231 çiftlik incelendi. Hayvan refahı CReNBA protokolüyle değerlendirildi; özellikle güçlü sürü yönetimiyle yüksek refah düzeyine ulaşan çiftliklerde daha iyi çevresel performans görüldü.

Güney Afrika'da Belediye Altyapısı Kanatlı Üreticilerinin Maliyetlerini Artırıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika'da Belediye Altyapısı Kanatlı Üreticilerinin Maliyetlerini Artırıyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Güney Afrika’da kötüleşen belediye altyapısı ile güvenilir olmayan su ve elektrik hizmetleri, kanatlı üreticilerinin maliyetlerini artırıyor. FairPlay Hareketi tarafından düzenlenen web seminerinde sektör temsilcileri, hizmet sunumundaki aksaklıkların kanatlı sektörünün rekabet gücünü, gıda güvenliğini ve kırsal istihdamı tehdit ettiğini söyledi. Tartışma, yerel yönetim seçimlerine altı gün kala yapıldı. Güney Afrika Kanatlı Birliğinin piliç organizasyonunun genel müdürü Izaak Breitenbach, modern tavuk kümeslerinin sıcaklık, oksijen ve karbondioksit seviyelerini bilgisayarlı sistemlerle düzenlediğini belirtti. Bu nedenle elektrik kesintileri ve yüksek sıcaklıklarda yaşanan su sıkıntıları, hem hayvan refahı hem de üretimin devamlılığı açısından ciddi risk oluşturuyor. Breitenbach, tipik bir kümesin yaklaşık 6 milyon Güney Afrika randına mal olduğunu ve altyapı arızalarının bu yatırımları tehlikeye attığını söyledi. Sorunların özellikle kırsal bölgelerdeki küçük işletmeleri etkilediği belirtildi. Yaklaşık 800 küçük ölçekli üretici, ülkenin tavuk üretiminin %5 ila 10’unu gerçekleştiriyor. FairPlay Hareketi kurucusu Francois Baird, altyapının yem kadar önemli bir üretim girdisi hâline geldiğini ifade ederken, Breitenbach belediyelerin sektörün hedeflerine ulaşmasını sağlayacak planlara daha fazla katılması gerektiğini savundu. Altyapı sorunlarının sürmesi hâlinde ithalatın artabileceği ve yerli sektörün zarar görebileceği uyarısı yapıldı.

Kıbrıs Hayvan Partisi, Okullarda Daha Sağlıklı Gıda Seçenekleri İstedi
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber
Veri haberi

Kıbrıs Hayvan Partisi, Okullarda Daha Sağlıklı Gıda Seçenekleri İstedi

Kıbrıs Hayvan Partisi, Eğitim Bakanlığından okullarda daha sağlıklı gıdaları teşvik etmesini ve et tüketimiyle ilişkilendirilen Tsiknopempti gibi etkinlikleri yeniden değerlendirmesini istedi. Parti, 1 Kasım Dünya Vegan Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, okulların öğrencilere öğrettiği sağlıklı beslenme alışkanlıklarını uygulaması gerektiğini belirtti. Parti, okulların aşırı et tüketimini teşvik etmek yerine Kıbrıs’ta bulunan bakliyat ve diğer bitkisel gıdalarla daha fazla seçenek sunmasını savundu. Açıklamada, 29 Ekim’de parlamentoya sunulan bulgulara atıfla etin askeri mutfaklarda haftada yedi, dondurulmuş yemeklerde sekiz, yemek hizmetinde dokuz kez servis edildiği aktarıldı. Parti, gelenekleri kaldırmayı veya vegan beslenmeyi dayatmayı amaçlamadığını belirtti.

Arjantin Hükümeti Hayvansal Ürün Mevzuatını Üç Yapay Zekâ Ajanıyla İnceliyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Hükümeti Hayvansal Ürün Mevzuatını Üç Yapay Zekâ Ajanıyla İnceliyor

Arjantin hükümeti, et ve diğer hayvansal ürünlerin üretimi ile işlenmesine ilişkin kapsamlı mevzuatı inceleyip basitleştirmek için üç yapay zekâ ajanı kullandı. Devletin Serbestleştirilmesi ve Dönüşümü Bakanı Federico Sturzenegger, uygulamayı Ahora Play’in Ekonomi Özel programındaki katılımında anlattı; bakanlığının resmî X hesabı da süreci “Onganía’nın bir kararnamesi, 3.000 madde ve üç yapay zekâ ajanı” ifadeleriyle duyurdu. İncelenen Decreto 4238/1968, Arjantin’de et ve diğer hayvansal ürünlerin hazırlanması ve sanayileştirilmesi için hijyenik ve sıhhi koşulları belirliyor; ayrıca işleme tesislerine yönelik gereklilikleri düzenliyor. Metinde kanatlı hayvan kesimhaneleri, yumurta, balıkçılık ürünleri, taşıma, ambalajlama ve etiketlemenin yanı sıra cezalar, iyi üretim uygulamaları, standart operasyon prosedürleri ve hayvan refahına ilişkin bölümler bulunuyor. Düzenleme zaman içinde değişiklikler, eklemeler ve yürürlükten kaldırmalarla güncellendi. Sturzenegger’e göre yapay zekâ araçları, insanların haftalar veya aylar harcayabileceği okuma, sınıflandırma ve analiz işlerini hızlandırarak değişiklik önerileri hazırlayabiliyor. Ancak önerilip yazılan değişikliklerin son aşamada insanlar tarafından doğrulanması öngörülüyor. Kaynak, özellikle ülkenin başlıca ekonomik faaliyetlerinden birinin sıhhi kurallarını etkileyebilecek değişikliklerde, yalnızca bir kişinin yapay zekâ çıktısını onaylamasının teknik çalışmayı tamamlamak için yeterli olup olmadığını sorguluyor.

ITW, DLG Sertifikalı Süt İşletmelerine Ek Denetim Muafiyeti Getiriyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber

ITW, DLG Sertifikalı Süt İşletmelerine Ek Denetim Muafiyeti Getiriyor

Initiative Tierwohl (ITW) ile DLG Testservice GmbH, tanınmış DLG hayvan refahı sertifikasına sahip süt sığırcılığı işletmelerinin kesim ineklerini ek ITW denetimi olmadan pazarlayabilmesi konusunda anlaştı. Düzenleme, mükerrer denetimleri önlemeyi ve işletmelere ek pazarlama imkânları sunmayı amaçlıyor. Uygulama, DLG sertifikasının bronz, gümüş ve altın seviyelerini kapsıyor. Tanımanın geçerli olması için DLG’nin bağımsız ve yeterli nitelikte denetçiler kullanması, iki programın şartlarının karşılaştırılabilir kalması gerekiyor. DLG ayrıca ITW gerekliliklerindeki ilgili değişiklikleri tanınan hayvan refahı seviyelerine dahil edecek.

Endonezya’da Tarım Bakanlığı-TNI İşbirliği Gıda Kendine Yeterliliği İçin Güçlendirilecek
Görsel kaynağı: VIVA · Özgün haber

Endonezya’da Tarım Bakanlığı-TNI İşbirliği Gıda Kendine Yeterliliği İçin Güçlendirilecek

Endonezya Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman, Tarım Bakanlığı ile Endonezya Ulusal Ordusu (TNI) arasındaki işbirliğini ulusal gıda kendine yeterliliğini güçlendirmenin anahtarlarından biri olarak gösterdi. Amran, işbirliğinin gıda arzını korumak, iklim değişikliğinin tehditlerini öngörmek ve sürdürülebilir ulusal dayanıklılığı sağlamak için güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Açıklama, 28 Ekim 2026’da Jakarta’da, Sesko TNI Dikreg 56’da eğitim gören 46 subayla yaptığı görüşmede geldi. Amran’a göre iklim değişikliği, tarımsal üretimde çeşitli aksamalara, özellikle de hasadı etkileyebilecek kuraklıklara yol açabilir. Bu nedenle kurumlar arası işbirliğinin ve üretim risklerine hazırlığın, ulusal gıda kendine yeterliliğinin sürdürülebilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. TNI’nin tarımsal kalkınma çalışmalarına katılımının, gıda programlarının sahada uygulanmasına ve ülkenin olası arz kesintilerine hazırlığına katkı sağlayabileceği ifade edildi. Amran ayrıca gıda dayanıklılığının yalnızca topluma gıda sağlama kapasitesiyle sınırlı olmadığını; toplum refahı ve ulusal istikrarla da yakından ilişkili olduğunu söyledi. Bu çerçevede gıda politikalarının dikkatle ve analiz temelinde hazırlanması, kararların ise toplumun geniş kesimlerinin çıkarlarına odaklanması gerektiğini belirtti.

EFSA, Köpek ve Kedilerde Aşırı Vücut Özelliklerini Ele Aldı
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

EFSA, Köpek ve Kedilerde Aşırı Vücut Özelliklerini Ele Aldı

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA), 16 Ekim’de köpek ve kedilerin genetiği, vücut yapısı ve refahı arasındaki ilişkileri ele alan çevrim içi bir uzman toplantısı düzenledi. Görüşmenin odağunda, aşırı vücut yapısı özelliklerinin bilimsel olarak nasıl tanımlanacağı ve bu özelliklerin yol açabileceği sağlık risklerinin nasıl ölçüleceği yer aldı. Toplantı, Haziran 2026’da kabul edilen ve köpeklerle kedilerin yetiştirilmesi, barındırılması ve ticareti için ilk kez ortak Avrupa Birliği gereklilikleri getiren düzenleme kapsamında yapıldı. Düzenlemenin önemli unsurlarından biri, zararlı kalıtsal özelliklerin gelecek nesillere aktarılmasını önlemek. Ancak uzmanlar için temel sorunlardan biri, bir vücut özelliğinin hangi noktada aşırı sayılacağını belirlemek. Kısa burun veya sıra dışı vücut oranı tek başına hayvanın sağlığının zarar gördüğünü göstermiyor. Kaynakta verilen örnekler arasında İngiliz ve Fransız bulldogları ile puglar bulunuyor. Bu ırklarda kısalmış yüz kafatası, dar burun delikleri ve uzamış yumuşak damak gibi üst solunum yolu bozukluklarıyla birlikte görülebiliyor; nefes almayı, egzersiz kapasitesini ve sıcak havaya dayanıklılığı etkileyebiliyor. Kedilerde ise İskoç sarkık kulaklılarda kulak biçimine neden olan genetik değişken, uzuv ve eklemlerde ağrılı kemik-kıkırdak bozukluklarına yol açabiliyor.

İrlanda’da Çiftçi ve Kırsal Toplulukların Yalnızlığına Karşı Pilot Proje Başlatılacak
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Çiftçi ve Kırsal Toplulukların Yalnızlığına Karşı Pilot Proje Başlatılacak

İrlanda’da çiftçiler ve kırsal topluluklarda yalnızlığı azaltmayı amaçlayan bir pilot girişimin bu yıl başlatılması planlanıyor. Proje, Kırsal ve Topluluk Kalkınması ile Gaeltacht Departmanı ve Tarım, Gıda ve Denizcilik Departmanı tarafından ortak finanse edilecek. Girişim, kırsal izolasyona yönelik yerel ve yenilikçi yaklaşımları inceleyecek; çiftçilere odaklanarak sosyal bağları güçlendirmeyi ve kırsal bölgelerde refahı artırmayı hedefleyecek. Pilot, hükümetin açıkladığı Our Rural Future 2026-2031 politikasındaki 240 taahhütten biri.

Nedap, Süt Sığırcılığı İçin Akıllı Gözlük Teknolojisi Geliştiriyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Nedap, Süt Sığırcılığı İçin Akıllı Gözlük Teknolojisi Geliştiriyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Hollanda merkezli teknoloji şirketi Nedap, süt sığırcılığında çiftçilerin belirli inekleri bulmasına ve hayvan bilgilerine anında ulaşmasına yardımcı olacak akıllı gözlük teknolojisi geliştiriyor. RFID bağlantılı tasma veya SmartTag taşıyan inekler sistem tarafından belirlenirken, gözlük kullanıcısı ilgili hayvana yönlendiriliyor. Üretim verileri, kızgınlık durumu, sağlık sorunları, önceki tedaviler ve mevcut uyarılar gözlük üzerinden görülebilecek. Çiftçi, gözlükteki simgelere parmak hareketleriyle komut verebilecek veya sesli talimat kullanabilecek. Bu komutlar, Nedap’ın SmartSort teknolojisiyle bağlantılı olarak ineğin sağımhaneye geldiğinde otomatik ayırma kapısından geçirilmesini sağlayabilecek. Ancak teknoloji başlangıçta kapalı barınaklarda tutulan ineklerle sınırlı olacak ve ticarileştirilmesi için henüz zaman gerektiği belirtiliyor. Nedap, akıllı gözlükleri iş gücü eksikliği, büyüyen sürüler ve sıkılaşan çevre ile hayvan refahı standartları karşısında veri kullanımını artıracak araçlardan biri olarak değerlendiriyor. Avrupa’da 100’den fazla ineği bulunan sürülerin sayısının gelecek beş yılda iki katına çıkması, 2050’ye kadar süt talebinin ise %50 artması bekleniyor. Giyilebilir cihaz kullanan ineklerin oranının 2031’e kadar Avrupa’da %30’dan %50’ye, Yeni Zelanda’da %13’ten %25-30’a yükselmesi öngörülüyor. Nedap’ın kameralar ve yapay zekâ kullanan SmartSight sistemi de topallığı erken belirlemek için hayvan hareketlerini izliyor.

AB, Günlük Erkek Civcivlerin Öldürülmesini Yasaklayan Teklifi 2026 Sonuna kadar Sunmayı Vaat Ediyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

AB, Günlük Erkek Civcivlerin Öldürülmesini Yasaklayan Teklifi 2026 Sonuna kadar Sunmayı Vaat Ediyor

Avrupa Komisyonu, yumurta üretimi için yetiştirilen hibritlerin erkek civcivlerinin öldürülmesini Avrupa Birliği genelinde yasaklayan bir teklif sunacağını yeniden açıkladı. Komisyon, teklifi 2026 sonuna kadar hazırlayacağına birden çok kez söz verdi. Söz konusu düzenleme, hayvan refahı mevzuatının planlanan modernizasyonunun unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Yumurta vermeyen ve etleri et üretimi için yetiştirilen hibritlerle rekabet edemeyen erkek civcivler, kuluçkahanelerde genellikle çıktıkları gün gazlama veya mekanik yöntemlerle öldürülüyor. Almanya, Avusturya ve Fransa bu uygulamayı 2022'den beri yasaklıyor. İtalya'da benzer bir düzenlemenin 2026 sonunda yürürlüğe girmesi planlanırken Lüksemburg da yasağı uygulamaya koydu; ancak ülkede kuluçkahane bulunmuyor. Belçika'da süreç bölgelere göre değişiyor. Flandre hükümeti, civcivlerin cinsiyetinin kuluçkanın 12. gününden önce güvenilir biçimde belirlenebildiği tarihte yasağı başlatma kararı aldı; ilgili bakan ise Avrupa Komisyonu'nun teklifini bekliyor. Valonya'da da hayvan refahı kurallarının yeniden düzenlenmesi kapsamında yasak hazırlanıyor. European Institute for Animal Law and Policy uzmanı Gabriela Kubíková, teklifin geleceğinin belirsiz olduğunu, basit bir yasama sürecinin yaklaşık bir yıl, ortalama sürecin ise yaklaşık iki yıl sürebileceğini belirtti. Fransa, Almanya ve İtalya'nın desteğinin ortak düzenlemeyi kolaylaştırabileceği, Doğu Avrupa üyesi ülkelerdeki daha yavaş geçişin ise Konsey'de direnç yaratabileceği ifade edildi.

Avustralya’da Ağır Gıda Güvencesizliği 2020-2024 Arasında Yaklaşık %40 Arttı
Görsel kaynağı: The Conversation Australia · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Ağır Gıda Güvencesizliği 2020-2024 Arasında Yaklaşık %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avustralya’da ağır gıda güvencesizliği 2020 ile 2024 arasında ulusal düzeyde yaklaşık %40 arttı. The Conversation’da yayımlanan analizde, Hanehalkı, Gelir ve İşgücü Dinamikleri Avustralya (HILDA) yıllık anketi verilerine göre ağır gıda güvencesizliği yaşayanların oranının %2,1’den %3,0’a yükseldiği belirtildi. Analiz, bunun yalnızca mali zorluk göstergesi olmadığını, sağlık ve refah üzerinde kalıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Çalışmada kullanılan ölçüm, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından geliştirilen uluslararası karşılaştırılabilir sekiz soruluk bir ölçeğe dayanıyor. Ağır gıda güvencesizliği, bu sekiz sorunun en az yedisine “evet” yanıtı verilmesi olarak tanımlanıyor. Ölçüm, yiyecek alımını azaltan, öğün atlayan veya zaman zaman hiç yemek yemeyen kişileri kapsıyor. Analiz, 2020 ve 2024 HILDA anketlerinde yaklaşık 15 bin kişinin verdiği yanıtlardan yararlanıyor. Artış, Avustralya’nın kentlerinde aynı ölçüde gerçekleşmedi. Büyük şehirler arasında Perth’te oran %1,35’ten %2,79’a çıkarak iki kattan fazla arttı. Adelaide, 2020’de %3,11 ve 2024’te %4,70 ile her iki yılda da en yüksek seviyeyi kaydetti. Sydney ve Melbourne’de de artış görüldü. Brisbane ise oranın %2,63’ten %2,49’a gerilediği tek şehir oldu. Gıda güvencesizliği, ülkede genel olarak yerleşim yerinin uzaklığı arttıkça yükseliyor. Ancak bölgesel topluluklar aynı şekilde etkilenmiyor. Victoria’da 2024’te oran Melbourne’de %2,82, iç bölgesel Victoria’da %2,00 oldu; dış bölgesel Victoria’da ise daha yüksek bir oran gözlendi. Analiz, HILDA’nın bölgesel alanlardaki küçük örnekleminin bu bölgelerdeki deneyimleri olduğundan düşük tahmin edebileceği uyarısını da içeriyor. Konut maliyetleri, iş olanakları, gıdaya erişim ve fiyatlar, ulaşım ile hizmetler bu farklılıklarda rol oynayabilecek etkenler olarak sıralanıyor. En yüksek seviyeler çocuklu tek ebeveynli ailelerde görüldü. Bu grupta ağır gıda güvencesizliği %11,57’den %13,68’e yükseldi; 15 yaşından büyük çocukları olan tek ebeveynli ailelerde ise oran %1,73’ten %4,42’ye çıktı. Çocuklu çiftlerde gıda güvencesizliği yaklaşık %87 arttı. Analize göre konut giderleri, borç, iş güvencesizliği veya hastalık, daha fazla kaynağa sahip ailelerin bütçesini de zorlayabiliyor. Yazarlar, ulusal temsili anketlerin ve bölgesel verilerin politika müdahaleleri için gerekli olduğunu, yerel kuruluşlar, hayır kurumları, gıda bankaları ve kamu hizmetlerinin ise temel nedenleri tek başına çözemeyeceğini belirtiyor.

Meksika, Kuraklığa rağmen ABD’ye Yıllık Su Teslimatını Tamamladı
Görsel kaynağı: La Razón México · Özgün haber
Veri haberi

Meksika, Kuraklığa rağmen ABD’ye Yıllık Su Teslimatını Tamamladı

Meksika, aşırı kuraklık koşullarına rağmen Rio Bravo’dan ABD’ye yıllık asgari su teslimatını tamamladı. Meksika Dışişleri Bakanlığı (SRE), 24 Ekim’de 1944 Su Antlaşması kapsamındaki 37. su teslimat döngüsünün ilk yılının sona erdiğini açıkladı. Teslimat, 3 Şubat’ta duyurulan ve Meksika’nın ABD’ye yılda yaklaşık 431 milyon metreküp su sağlamasını öngören taahhüt doğrultusunda gerçekleştirildi. SRE, uluslararası yükümlülüğün yerine getirilmesinin insanın su hakkını, toplulukların tüketimini ve özellikle sınır bölgesindeki gıda üretimini riske atmadığını savundu. Bakanlık, suya erişimin hükümet için öncelik olduğunu ve su yönetiminin halkın refahı ile temel faaliyetlerin devamlılığını güvence altına alması gerektiğini belirtti. Meksika’nın ABD Büyükelçisi Roberto Lazzeri Montaño, sınırdaki su yönetiminin kuraklıktan etkilenen ve suya bağımlı tarım ile hayvancılık faaliyetleri açısından zorluk taşıdığını söyledi. Montaño’ya göre taahhüt, Meksika ve ABD hükümetleri arasındaki diyalog ve ikili işbirliğiyle, karşılıklı saygı ve ortak sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yerine getirildi. Büyükelçi, iki ülkenin birlikte çalışmasının işbirliğini güçlendireceğini de ifade etti. ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, Meksika’nın 2026 hidrolojik yılı boyunca en az 431 milyon metreküp su teslim ettiğini doğruladı. Rollins, işin tamamlanmadığını ve bekleyen teslimatların güney Teksas’taki bu suya bağlı çiftçiler ile hayvancılar için kritik olduğunu belirtti. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ekibine müzakerelere müdahil oldukları için teşekkür etti. SRE ise antlaşmaya uyum için ABD ile ortak çalışmayı sürdüreceğini, bunu Meksika’nın su egemenliğine, insanın su hakkına ve toplulukların çıkarlarına saygı göstererek yapacağını bildirdi.

Danimarka’da Vizon Yetiştiriciliği Ağustos 2029’dan İtibaren Yasaklanacak
Görsel kaynağı: Il Post · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’da Vizon Yetiştiriciliği Ağustos 2029’dan İtibaren Yasaklanacak

1 yayıncı · 3 haber · İncele

Danimarka hükümeti, Avrupa Birliği düzenlemesine uyum kapsamında vizon yetiştiriciliğinin Ağustos 2029’dan itibaren ülkede yapılamayacağını açıkladı. Hükümet, kısa süre öncesine kadar talep etmeyi planladığı istisnadan da vazgeçti. Vizonlar, giysi üretiminde kullanılan kürkleri için yetiştiriliyor. Avrupa Birliği geçen yıl Amerikan vizonunu (Neogale vison) istilacı türler listesine aldı ve istisna verilmediği sürece bu hayvanların yetiştirilmesini yasakladı. Mevcut çiftliklerin kapanması için iki yıllık geçiş dönemi öngörülüyor. Amerikan vizonlarının geçen yüzyılda kürk üretimi amacıyla Avrupa’ya getirildiği ve hızla yayıldığı belirtildi. Danimarka’da geçmişte dünyanın başlıca vizon kürkü üreticilerinden olan sektörün önemi, son yıllarda talep düşüşü, daha sıkı düzenlemeler ve vizon popülasyonundaki koronavirüs varyantı salgını nedeniyle azaldı. Salgın sırasında yaklaşık 15 milyon hayvan itlaf edildi. Ülkede şu anda yaklaşık 15 bin vizon, yedi farklı çiftlikte yetiştiriliyor. Danimarka Doğa ve Hayvan Refahı Bakanı Christian Rabjerg Madsen, hayvan refahının sektör çıkarlarının önüne geçtiğini ve sektörün küçülmesi nedeniyle istisna alınmasının düşük olasılık olduğunu söyledi.

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Tarımı Yeniden Şekillendiren Riskler Güney Afrika’da Tartışıldı

Stellenbosch Üniversitesi Stratejik Çalışmalar Bölümü'nden Prof. Abel Esterhuyse, Güney Afrika'nın Western Cape bölgesindeki Kleinmond yakınlarında düzenlenen Dünya Dohne Merinosu Konferansı'nda küresel tarımın karşı karşıya olduğu riskleri anlattı. Güney Afrikalı üreticilerin güvensizlik, yetersiz altyapı ve bozulan kamu hizmetleriyle çevrili koşullarda işletmelerini çalışır durumda tutmayı öğrendiğini belirten Esterhuyse, benzer baskıların başka ülkelerdeki çiftçileri de etkileyebileceğini söyledi. Esterhuyse, Prof. David Betz'e atfettiği “dünyanın Güney Afrikalaşması” kavramıyla, işleyen özel alanların bozulan kamu altyapısıyla yan yana var olduğu daha parçalı bir ekonomik ve toplumsal yapıya işaret etti. Sunumunda toplumsal parçalanmanın yanı sıra demografik değişim, jeopolitik istikrarsızlık, çevresel baskılar ve teknolojik dönüşümü tarımı yeniden şekillendiren diğer güçler olarak sıraladı. Bu koşulların üreticileri yalnızca işletmelerindeki sorunlarla değil, daha geniş ekonomik ve güvenlik gelişmeleriyle de karşı karşıya bırakabileceğini ifade etti. Demografik eğilimler kapsamında Avrupa Birliği (AB) ve Çin'i örnek gösteren Esterhuyse, AB'nin dünya nüfusundaki payının %5,5 olmasına karşın küresel sosyal refah harcamalarının %58'ini ve savunma harcamalarının %16'sını oluşturduğunu aktardı. AB'de ortanca yaşın 44,7 olduğunu ve 2100'de 49,6'ya çıkmasının beklendiğini belirterek, yaşlanan nüfus ile daha az sayıdaki genç çalışanın mevcut refah modelinin sürdürülebilirliği üzerinde baskı yaratabileceğini söyledi. Çin'de nüfusun yaşlanması, değişen tüketim tercihleri ve azalan genç iş gücü nedeniyle üretimi sürdürmek için yapay zekâ ve insan emeğinin yerine geçebilecek teknolojilere yönelimin arttığını dile getirdi. Afrika'nın bu yüzyılda küresel nüfus artışının büyük bölümünü oluşturacağını ve gelecekte dünya gıda talebini yönlendireceğini belirten Esterhuyse, kıtanın mevcut tarımsal üretiminin küresel toplamın yaklaşık %8 ila %10'u düzeyinde olduğunu söyledi. Hızlı kentleşmenin üretim ile büyüyen şehir pazarları arasındaki bağlantıyı güçlendirmeyi gerektireceğini, ancak nüfus artışının otomatik olarak daha yüksek satın alma gücü anlamına gelmediğini kaydetti. Güvenlik harcamalarının düşük olmasının da kıtanın üretim ve gıda tedarik potansiyelini kullanmasını zorlaştırabileceğini savundu. Jeopolitik gerilimlerin gıda ve gübre ticaretini aksatabileceğini, enerji arzı ve maliyetleri üzerinde baskı oluşturabileceğini belirten Esterhuyse, su, arazi ve diğer stratejik kaynaklar için rekabetin artacağı uyarısında bulundu. Deniz yollarının tehditlere daha açık hâle gelmesinin Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz gibi güzergâhların korunmasını zorlaştırdığını, bu nedenle Ümit Burnu çevresindeki deniz yolunun mal taşımacılığındaki stratejik öneminin arttığını söyledi. Bu risklerin ihracata ve ithal girdilere erişime de yansıyabileceğini ifade etti. İklim değişikliğini çiftçiler açısından tatlı su kıtlığı, gıda sistemlerinde bozulma ve çevresel baskı kaynaklı göçle ilişkilendiren Esterhuyse, biyolojik çeşitlilik kaybı ile ekosistem çöküşünün devletleri kırılganlaştırarak çatışmaları besleyebileceğini belirtti. Ona göre temel zorluk, iklimin daha değişken, suyun daha sınırlı ve ekosistemlerin daha fazla bozulduğu bir ortamda yeterli gıda üretmek olacak.

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Agropress · Özgün haber
Veri haberi

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor

Buzağıların solunum sendromu, genç sığırlarda sağlık, hayvan refahı ve işletme ekonomisi açısından önemli sonuçlara yol açabilen çok faktörlü bir hastalık grubu olarak tanımlanıyor. Hastalığın oluşumunda patojenlerin yanı sıra barınak koşulları, beslenme ve işletme yönetimi de rol oynuyor. Sığırların akciğer kapasitesinin vücut büyüklüğüne oranla düşük olması, bu hayvanları solunum hastalıklarına karşı daha hassas hâle getiren etkenler arasında gösteriliyor. Sendrom, üst ve alt solunum yollarında iltihabi süreçlere neden olabiliyor. Bovin solunum sinsityal virüsü, parainfluenza 3 ve adenovirüsler başlıca viral etkenler arasında yer alırken, bu virüslerin solunum yolu epitelini zayıflatması ikincil bakteriyel enfeksiyonlara kapı açabiliyor. Mannheimia haemolytica, Pasteurella multocida ve Mycoplasma bovis bu aşamada önem taşıyan bakteriler olarak sıralanıyor. Ateş, solunum hızında artış, zor ve ağrılı nefes alma, burun akıntısı ve öksürük sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Buzağıların yorgun düşmesi, daha az yem tüketmesi ve büyümesinin yavaşlaması da tabloya eşlik edebiliyor; ağır vakalarda zatürre gelişerek ölümle sonuçlanabiliyor. Belirtiler başka hastalıklarla benzerlik gösterebildiği için tanıda yalnızca klinik gözlem yeterli görülmüyor. Solunum yollarından alınan sürüntü veya yıkama örnekleri laboratuvarda incelenerek viral ve bakteriyel etkenler belirlenebiliyor. Kültür ve moleküler yöntemlerin yanı sıra, birden fazla solunum patojenini aynı anda tespit etmeye yönelik hızlı saha testleri de kullanılabiliyor. Etkenin doğru belirlenmesi, uygun tedavinin seçilmesi ve enfeksiyonun sürü içinde yayılmasının sınırlandırılması bakımından önem taşıyor. Tedavide erken müdahale temel koşul olarak öne çıkıyor. Ateşin düşürülmesi, iltihabın azaltılması ve solunum sisteminin desteklenmesinin yanında, gerektiğinde gram-negatif bakterilere yönelik antibiyotiklerden yararlanılabiliyor. Antibiyotik seçiminin duyarlılık testlerine dayandırılması, tedavinin hedefe yöneltilmesi ve direnç gelişimi riskinin azaltılması açısından önem taşıyor. Ağır vakalarda serum veya bağışıklık düzenleyici ürünler kullanılabilirken, sıvı-elektrolit desteği, kaliteli süt ya da süt ikame yemi ve yakın takip de destekleyici bakımın parçalarını oluşturuyor. Korunmada kuru, temiz, tozsuz ve iyi havalandırılan barınaklar ile buzağıların küçük gruplar hâlinde yetiştirilmesi öneriliyor. Yeterli ve kaliteli kolostrumun doğumdan sonra en geç 2 saat içinde verilmesi, bağışıklığın desteklenmesi açısından kritik kabul ediliyor. Dengeli beslenme, vitamin ve iz element eksikliklerinin önlenmesi, erken sütten kesme ve aşırı kalabalık gibi stres etkenlerinin azaltılması da riskin düşürülmesine yardımcı oluyor. Risk döneminden önce uygun aşılama, ilk belirtilerde hasta hayvanın izole edilmesi ve veteriner hekime hızlı başvurulması korunma programının diğer temel adımlarını oluşturuyor.

Endonezya’da Çiftçi Refahı Göstergesi Tarihin En Yüksek Seviyesine Ulaştı
Görsel kaynağı: VIVA · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Çiftçi Refahı Göstergesi Tarihin En Yüksek Seviyesine Ulaştı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Endonezya Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman, Cumhurbaşkanı Prabowo Subianto yönetiminin iki yılında çiftçilerin refah göstergesi olarak kullanılan Çiftçi Değişim Oranı'nın (NTP) 131'e yükseldiğini ve bunun tarihin en yüksek seviyesi olduğunu açıkladı. Amran değerlendirmeyi 19 Ekim 2026'da Jakarta'daki bakanlık binasında düzenlediği basın toplantısında yaptı. Amran'a göre göstergedeki yükselişi destekleyen politikalardan biri gübre fiyatlarının %20'ye kadar düşürülmesi oldu. Hükümet ayrıca çeltik için devlet alım fiyatını kilogram başına en az 6.500 rupiah olarak belirledi. Bu uygulamanın, ürünlerini düşük fiyatla satın alan aracılara karşı çiftçileri korumayı amaçladığı belirtildi. Perum Bulog da çeltiği satın almakla yükümlü alıcı olarak görevlendirildi. Tarım Bakanı, sektör ihracatının 2025'te 166 trilyon rupiah'a yükseldiğini, ithalatın ise 41 trilyon rupiah azaldığını söyledi. Amran, bu politikaların 208 trilyon rupiah ek değer oluşturduğunu savundu ancak toplamın hesaplama yöntemini açıklamadı. Bakan, Prabowo liderliğinde sürdürülebilir gıda kendine yeterliliğine ulaşılacağına inandığını da ifade etti.

Gürcistan’da Alternatif Tarım Politikası İçin Planlama ve İzleme Modeli Önerildi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’da Alternatif Tarım Politikası İçin Planlama ve İzleme Modeli Önerildi

Gürcistan’da sunulan alternatif tarım ve kırsal kalkınma stratejisi, mevcut neden-sonuç uyumsuzluklarının belirlenmesini ve yürürlükteki politika-stratejik yükümlülüklerdeki ilerleme ya da gerilemenin uygun göstergelerle değerlendirilmesini öneriyor. Çalışmanın başlangıç hedefi; mevcut durumun kapsamlı biçimde incelenmesi, tematik analiz yapılması, sorun ve zorlukların belirlenmesi, izleme bilgilerinin değerlendirilmesi ve değerlendirme raporlarının analitik olarak işlenmesi olarak tanımlanıyor. Çalışma tezinde, tarım sektörünün stratejik gelişim planlamasıyla birlikte tahmin, yönetim, izleme ve analiz ile kontrol ve değerlendirme sistemlerinin değiştirilmesi gerektiği savunuluyor. Metin, süreçlerin herhangi bir aşamasında hızlı değişiklik yapılabilmesi için program esnekliğinin ve bağlamı dikkate alan yönetim anlayışının güçlendirilmesini öne çıkarıyor. Öneri, uygulanmış bir politika sonucu olarak değil, alternatif stratejik platform ve çalışma tezi olarak sunuluyor. Yaklaşım, tarım ve kırsal kalkınma projelerinin parçalı biçimde finanse edilmesi yerine toprağı, çiftçiyi, sermayeyi, kurumları, bilgiyi, yayım hizmetlerini, teknolojiyi, pazarı, lojistiği ve altyapıyı tek bir ekonomik zincir içinde ele alan bir yönetim sistemi kurulmasını öngörüyor. Kavramsal model bütüncül bakış, sistemik yaklaşım ve karmaşık değerlendirme olmak üzere üç bileşene dayanıyor. Metinde bu çerçevenin kırsal alanda kapsayıcı ekonomik büyüme, sosyoekonomik gelişme ve refah hedefiyle ilişkilendirildiği belirtiliyor. Önerilen izleme sistemi tasarım, veri, izleme, kontrol ve yönetim olmak üzere beş çalışma aşamasından oluşuyor. Tasarım aşamasında strateji, hedefler, görevler ve göstergeler; veri aşamasında veri tabanı, veri toplama, oluşturma ve kalite; izleme aşamasında plan, gerçekleşme, rapor değerlendirmesi ve sapmalar ele alınıyor. Kontrol aşaması tematik doğrulama, denetim ve veri güvenilirliğine; yönetim aşaması ise analiz, tahmin, karar ve düzeltmeye odaklanıyor. Yeni tarım politikası programı ayrıca teşhis, öncelik, araç ve sonuç sıralamasıyla dört aşamalı tematik araştırma-değerlendirme hattından ve dijital analitik filtreleme aşamalarından geçiriliyor. İlk teşhis kapsamında arazi kayıtsızlığı, parçalanma ve işlenmeme, düşük verimlilik, sulama altyapısının yokluğu veya arızası, finansmana erişim sorunları, teknolojik geri kalmışlık ve bilgi eksikliği inceleniyor. Kooperasyon düzeyinin düşüklüğü, dağınık çiftçi işletmeleri, yetersiz işleme, hammadde kıtlığı, pazara erişim sorunları ve düşük kalite de değerlendirilecek başlıklar arasında sayılıyor. Metin ayrıca ekonomik etkinlik, sosyal adalet, çevresel sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve siyasi uygulanabilirliğin birlikte değerlendirilmesini öngörüyor.

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay Süt Üretiminde 1 Milyar Litre Eşiğini Aşmayı Bekliyor

Paraguay süt sektörü, bu yıl 1 milyar litrenin üzerinde üretim gerçekleştirmeyi ve %10 büyümeyi bekliyor. Beklentiyi, Paraguay Süt Sanayicileri Odası (Capainlac) Başkanı Erno Becker, La Nación’a verdiği röportajda açıkladı. Becker, sektörde iyi fiyatlar, piyasa istikrarı ve artan tüketim bulunduğunu; Paraguaylı üreticiye ödenen fiyatın bazı komşu ülkelerdeki seviyelerin üzerinde olduğunu söyledi. Üretimin yaklaşık %90’ı başlıca süt sanayileri üzerinden değerlendirilirken, kalan bölüm küçük işletmeler, peynirhaneler ve diğer pazarlama kanallarına gidiyor. Becker’e göre üretimin %84’ü, üreticilerin ve zincirin refahını gözeten büyük ve küçük kooperatifler aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu yapı, üretici çıkarları, sanayi gelişimi ve tüketici fiyatları arasında daha istikrarlı bir ilişki kurulmasına katkı sağlıyor. Sektörde yaklaşık 5.000 üretici bulunuyor; sanayi ve pazarlama faaliyetlerinde 15.000-16.000 kişi çalışıyor. Üretim tarafında günlük 8.000-10.000 litre ve daha fazla kapasiteye ulaşan tamamen robotik sağım çiftlikleri bulunurken, sanayide yeni nesil makineler kullanılıyor. Teknoloji yatırımlarıyla ambalajlama geliştiriliyor; yüksek proteinli yoğurtlar, probiyotik ve prebiyotik ürünler ile proteinle zenginleştirilmiş sütlerin yanı sıra kefir de yeni ürünler arasında yer alıyor. Paraguay süt ürünleri ihracatı altı veya yedi yıldır sürüyor ve ağırlıklı olarak fazla üretimin süt tozuna dönüştürülerek satılmasına dayanıyor. İlk pazarlar Orta Amerika ve Dominik Cumhuriyeti olurken, Orta Doğu’da Türkiye, Suriye ve Suudi Arabistan da hedefler arasında sayıldı. Son yıllarda Brezilya başlıca alıcı haline geldi. Ancak uluslararası süt fiyatları düşük olduğunda ihracatın her zaman kârlı olmadığı ve bazı dönemlerde yalnızca maliyetleri karşılayabildiği belirtildi. Becker, süt üretiminin her gün ve uzun vadeli planlamayla yürütülen zorlu bir faaliyet olduğunu söyledi. Üreticilerin sektörden çekilmesini önlemek için daha esnek kredi hatlarına, teknik desteğe, eğitime ve finansal araçlara ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Sektörün daha fazla üretim yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade eden Becker, büyümenin daha iyi ticari fırsatlarla, iç piyasa istikrarıyla ve daha elverişli ihracat pazarlarıyla desteklenmesi gerektiğini kaydetti. Kamu-özel işbirliği kapsamında 2012’de kurulan Mesa Láctea; sanayicileri, üreticileri, dağıtıcıları, üniversiteleri, bakanlıkları ve kamu kurumlarını bir araya getiriyor. Asunción’daki merkezi laboratuvarda süt kalite parametreleri inceleniyor. Becker ayrıca sektörün, her gün bir milyondan fazla çocuğa bir bardak süt ulaştıran Hambre Cero programına entegre olduğunu ve hayvan sağlığı, iyi üretim uygulamaları, sanayi sertifikaları ile kalite standartları üzerinde çalışıldığını belirtti.

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya

Sinergia Animal, yumurta sektöründe kafessiz üretime geçişin artık yalnızca hayvan refahıyla sınırlı bir konu olmadığını, şirketlerin rekabet gücü, itibarı ve daha sıkı pazarlara erişimi açısından da sonuçlar doğurduğunu bildirdi. Kuruluşun 9 Ekim’de Bogotá’da sunduğu “Kafessiz Yumurtalar: Daha İyi İş Modellerine Küresel Geçiş” başlıklı rapor, farklı ülkelerden şirket, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı bir buluşmada ele alındı. Rapora göre dönüşüm, tüketici beklentileri, büyük şirketlerin tedarik taahhütleri ve hayvan refahının yatırım kararlarında daha fazla dikkate alınmasıyla hızlanıyor. Belgede, uygulamalarını uyarlamayan şirketlerin itibar kaybı ve daha yüksek standartlar uygulayan pazarlara erişimde zorluk yaşayabileceği belirtiliyor. Buna karşılık kafessiz sistemlere yönelmek, şirketler için ticari farklılaşma fırsatı yaratabilir. Ancak rapor, geçişin üreticiler açısından yatırım yapılmasını ve teknik uyarlama gerçekleştirilmesini gerektirdiğini de vurguluyor. Bu nedenle değişim, yalnızca kurumsal taahhüt açıklanmasıyla değil, üretim sistemlerinin ve işletme uygulamalarının dönüştürülmesiyle bağlantılı görülüyor. Şili’de kafesli üretimin ağırlığı sürüyor. Instituto Nacional de Estadísticas verilerine göre 2026’nın ilk yarısında ülkede üretilen yumurtaların %96’sı konvansiyonel veya kafes sistemlerinden geldi; bu miktar 2 milyardan fazla yumurtaya karşılık geliyor. Yerde, aviary ya da serbest dolaşan tavuk sistemlerinden elde edilen yumurtaların payı ise %4’te kaldı. Raporda, ülkedeki üretim yapısıyla şirketlerin kafessiz tedarik hedefleri arasındaki farkın sektör için önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğu kaydediliyor. Tüketici tarafında ise 14 ülkeyi kapsayan ve Şili’nin de dahil olduğu bir araştırma, katılımcıların çoğunun kafese konulan tavukların acı çekmesini önlemeyi öncelikli gördüğünü ortaya koyuyor. Katılımcılar kafessiz veya açık alan sistemlerinden elde edilen yumurtaları tercih ettiklerini belirtirken, etiketlerdeki bilgilerin yeterince açık olmaması bu tercihin satın alma kararına dönüşmesini zorlaştırabiliyor. Böylece üretim biçiminin tüketiciye anlaşılır biçimde aktarılması, ticari geçişin koşullarından biri olarak öne çıkıyor. Şili’de bazı şirketler bu yönde adım atmış durumda. Sinergia Animal’in 2025 Cage-Free Tracker ekine göre IKEA’nın restoranları, La Clementina, Melting Cook, Savia Mercado Justo ve Vapiano değerlendirilen kapsam içinde geçişini tamamlayan şirketler arasında yer alıyor. Cencosud ise Jumbo ve Spid’de 2028’e kadar yalnızca kafessiz taze yumurta satmayı hedefliyor. Rapor ayrıca, kafeslerin tavukların yürüme, kanatlarını açma ve yuva yapma gibi doğal davranışlarını kısıtladığına ilişkin bilimsel bulguları aktarıyor.

Tarımda Rekabet İçin Finansman ve Uyum Vurgusu
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Tarımda Rekabet İçin Finansman ve Uyum Vurgusu

Macaristan’da tarım sektörünün rekabet gücünü koruması için öngörülebilir finansman, üretim koşullarına uygun teknoloji kararları ve değişen çevreye uyumun birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. K&H Grubu şirketler bölümünün yöneticisi Bodor Tibor, ekonomik koşullar hızla değişirken işletmelerin sürekli uyum sağlaması ve yatırımlar için istikrarlı finansal altyapı ile uzun vadeli banka ortaklığı kurması gerektiğini söyledi. K&H Grubu’nun tarım sektöründeki payının ortalama yaklaşık %25, bazı alanlarda ise %35’in üzerinde olduğu aktarıldı. Tarım ve Gıda Ekonomisinden Sorumlu Bakanlığın Ortak Tarım Politikası ve kalkınmadan sorumlu devlet sekreteri Jobbágy Krisztina, destek sistemi kaynaklarının %98’inin tahsis edildiğini ve bu nedenle değerlendirme bekleyen başvurular için hareket alanının sınırlı kaldığını söyledi. Yatırım talepleri mevcut bütçe çerçevelerini aşarken, gıda sanayisi ve hayvancılık işletmesi yatırımlarına yönelik başvurular önceki çerçevelerin 4,5-5 katına ulaştı. Kaynak açığının çözümü için Maliye Bakanlığı ile görüşülmesi gerektiği belirtildi. Sulama yatırımlarının değerlendirilmesinde gecikme yaşanırken, iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle su tutma, sulama ve su kaynaklarının geliştirilmesinin acil hale geldiği ifade edildi. Jobbágy Krisztina, sunulan sulama başvurularının değerlendirileceğini ve üreticilerin kısa süre içinde destek kararlarını almasının umulduğunu bildirdi. Genç çiftçilerin desteklenmesi ile işletme devri ve kuşak değişimi başlıklarında da çok sayıda başvurunun henüz işlenmediği aktarıldı. Beklenen destek çağrıları arasında küçük tarım işletmeleri, hayvan refahı, ormancılık, tarımsal ormancılık, inovasyon ve kırsal kalkınma programları sayıldı. Bir sonraki Ortak Tarım Politikası dönemine ilişkin AB tavsiyelerinde kuşak değişimi, kadınların tarıma katılımı, su tutma ve zararların önlenmesi öne çıkıyor. Değişen iklim koşullarında mısır gibi bazı bitkilerin üretiminin yeterli güvenceyle sürdürülemeyebileceği, bu nedenle destek politikasının üretim yapısındaki dönüşümü kolaylaştırması gerektiği belirtildi.

World Buffalo Congress 2026, 20 Yıl Sonra İtalya’ya Dönüyor
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

World Buffalo Congress 2026, 20 Yıl Sonra İtalya’ya Dönüyor

World Buffalo Congress 2026, 28-30 Ekim tarihlerinde İtalya’nın Campania bölgesindeki Sorrento kentinde düzenlenecek. Yaklaşık 20 yıl sonra İtalya’ya dönen kongrede bufalo yetiştiriciliğinin geleceği; araştırma, inovasyon, sürdürülebilirlik ve tedarik zincirinin rekabetçiliği ekseninde ele alınacak. Genomik, yapay zekâ, hayvan refahı ve sürdürülebilirlik, etkinliğin öne çıkan çalışma alanları arasında yer alıyor. Kongre, Napoli Federico II Üniversitesi’nin Veterinerlik ve Hayvansal Üretimler Bölümü, Mozzarella di Bufala Campana DOP Koruma Konsorsiyumu ve Istituto Zooprofilattico Sperimentale del Mezzogiorno tarafından düzenleniyor. Etkinlik, bilimsel araştırma ile teknolojik inovasyonu bufalo sektörünün üretim sistemiyle buluşturmayı amaçlıyor. Dünya genelinde 220 milyondan fazla bufalo bulunduğu, hayvanların çoğunlukla Asya’da yoğunlaştığı, ancak Avrupa ve Amerika kıtalarında da daha fazla görülmeye başladığı belirtiliyor. Kongrenin uluslararası niteliği, sunulan çalışmaların dağılımında da görülüyor. Etkinliğe 28 ülkeden 283 bilimsel katkı sunuldu. İtalya, 82 katkıyla toplamın %28,5’ini oluşturarak ilk sırada yer aldı; Hindistan 40, Pakistan ise 32 özetle takip etti. İtalya’nın bu konumu, ülkenin dünya bufalo varlığındaki payından çok araştırma kapasitesi ve bilimsel bilgiyi üretim zincirine aktarma becerisiyle ilişkilendiriliyor. Bilimsel kurulun seçimi sonrasında başlangıçta değerlendirilen 181 sözlü bildiriden 103 çalışma sözlü olarak, 163 çalışma ise poster formatında sunulacak. Bildiriler içinde genetik 50 özetle ilk sırada bulunurken, üreme 48 katkı, hayvan sağlığı ve refahı 46 katkıyla öne çıktı. İnovasyon teknolojisi, genetik iyileştirme ve sürdürülebilirlik başlıkları toplam 119 katkıyla kongre kapsamının %40’ından fazlasını oluşturuyor. International Buffalo Federation Başkanı Giuseppe Campanile, kongreyi bufalo yetiştiriciliğinin küresel gelişimine ilişkin bilimsel, teknik ve girişimci topluluklar arasında bir karşılaştırma ve iş birliği zemini olarak tanımlıyor. Etkinlikte üretim, çevresel sürdürülebilirlik ve kaliteli ürünlerin değerlendirilmesine yönelik araştırmaların yanı sıra sektörün geleceğine ilişkin yaklaşımlar ele alınacak. İtalya Tarım Bakanı Francesco Lollobrigida da çalışmaların 30 Ekim sabahındaki kapanışına davet edildi.