ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

3240 haber · Sayfa 111

Süt Sığırı Rasyonlarında Sonbahar Şeker Dengesine Dikkat
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Süt Sığırı Rasyonlarında Sonbahar Şeker Dengesine Dikkat

Sonbaharda yeni silajların rasyona girmesi ve yaz döneminden kalan sıcaklık stresinin süt sığırları üzerindeki etkilerinin sürmesi, rasyondaki şeker düzeyinin yeniden değerlendirilmesini gündeme getiriyor. Makaleye göre yaz stresinin yol açabildiği metabolik değişiklikler, bağışıklık savunmasındaki zayıflama ve yem tüketimindeki gerileme, süt veriminin beklenen seviyelere dönmesini sınırlayabiliyor. Kuraklık nedeniyle hasat edilen yemlerin kalitesinin değerlendirilmesinde yalnızca nişasta miktarına bakılmaması gerektiği belirtiliyor. Rasyonda nişasta, lif ve hızlı fermente olabilen şekerler arasındaki dengenin yanı sıra silajın hijyenik durumu ve mikotoksin ihtimali de dikkate alınmalı. Silaj fermantasyonu, bitkideki şekerlerin bir bölümünü organik asitlere dönüştürdüğü için taze yeme kıyasla son üründeki şeker miktarını azaltabiliyor. Makale, rasyondaki toplam şeker düzeyinin kuru maddede yaklaşık %6-8 aralığında tutulmasının hedeflenebileceğini aktarıyor. Sugar Plus sıvı yemleri, kamış ve pancar melaslarıyla çeşitli şeker şuruplarını birleştirerek glikoz, fruktoz ve sakkaroz kaynakları sağlıyor. Metne göre bu şekerler, rumen mikroorganizmaları tarafından hızlı kullanılabilen enerji sunuyor; rasyonun lezzetliliğini ve yem tüketimini artırmaya, lif sindirimini ve rumen pH'sının istikrarını desteklemeye yardımcı olabiliyor. Hızlı fermente olabilir enerji ayrıca rumen mikroorganizmalarının azotu kullanmasını ve mikrobiyal protein sentezini destekleyebiliyor. Ürün, makalede rasyondaki şeker düzeyini tamamlamaya yönelik besleme aracı olarak sunuluyor.

Bulgaristan Orman Yangınlarına Karşı Hazırlığı Güçlendirecek
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan Orman Yangınlarına Karşı Hazırlığı Güçlendirecek

Bulgaristan’da orman yangınlarını önleme ve müdahaleye hazırlık kapasitesini geliştirmeyi amaçlayan proje için başlangıç semineri düzenlendi. Tarım ve Gıda Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ivan Paligorov, yangınlarla mücadelede en önemli adımların yangın çıkmadan önce atılması gerektiğini belirterek önleme, iyi hazırlık, erken tespit ve hızlı müdahalenin önemini vurguladı. Avrupa Birliği’nin TAFF aracı üzerinden finanse edilen ve Dünya Bankası tarafından yönetilen proje, Bulgaristan’daki yetkili kurumların mevcut uygulamalarını geliştirmesini hedefliyor. Çalışmaya tarım ve gıda idaresi, devlet orman işletmeleri, Orman Ajansı ve bölgesel birimleri ile yangın güvenliği, çevre, akademi, belediyeler ve WWF temsilcileri katılıyor. Proje kapsamında izleme ve erken tespit sistemlerinin iyileştirilmesi, tarım ve ormancılıkta yatırım planlamasının geliştirilmesi, müdahale sırasında hazırlık ve koordinasyonun artırılması bekleniyor. Paligorov, orman yangınlarının önemli bölümünün insan faaliyetleriyle bağlantılı olduğuna işaret ederek toplumun bilinçlendirilmesi ve sorumlu davranışın teşvik edilmesine de özel önem verileceğini söyledi. Çalışmanın, iklim değişikliği koşullarında önleme ve kurumlar arası eşgüdüme odaklanacağı belirtildi.

Ukrayna Tarım Ürünlerini Baltık Denizi Limanlarından İhraç Etmeyi Değerlendiriyor
Görsel kaynağı: Mano Ūkis · Özgün haber

Ukrayna Tarım Ürünlerini Baltık Denizi Limanlarından İhraç Etmeyi Değerlendiriyor

Ukrayna, tarım ürünlerini Baltık Denizi'ndeki limanlar üzerinden ihraç etme olasılığını değerlendiriyor. Gelişme, Ukrayna portalı Evropeiska Pravda'nın Tarım Politikası ve Gıda Bakanlığına dayandırdığı haberle aktarıldı. Ancak yüksek lojistik maliyetleri, bu güzergâhın kullanılmasının önündeki başlıca engel olarak belirtiliyor.

İran’da Tarım Meslek Liselerinde Yeni Eğitim Yılı Başlıyor
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber

İran’da Tarım Meslek Liselerinde Yeni Eğitim Yılı Başlıyor

İran Tarım Bakanlığına bağlı tarım meslek liselerinin yeni eğitim yılı için açılış töreni, ülke yetkilileri ile Bakanlık ve Tarımsal Araştırma, Eğitim ve Yayım Teşkilatı temsilcilerinin katılımıyla düzenlenecek. Tören, 4 Mehr 1405 Cumartesi günü yüz yüze gerçekleştirilecek; eyaletlerdeki programlar ise eş zamanlı olarak çevrim içi yapılacak. Tarım Eğitimi ve Yayımı Enstitüsü Başkanı Abolfazl Faraji, törenin yalnızca yeni dönemin başlangıcı olmadığını belirtti. Faraji’ye göre okullarda teorik bilgiyle uygulamalı becerilerin birlikte geliştirilmesi, tarım sektörü için uzman insan kaynağı yetiştirilmesini, doğal kaynakların korunmasını ve gıda güvenliğine katkı sağlanmasını amaçlıyor.

Coceral, AB ve Birleşik Krallık’ta Mısır Üretimi Tahminini Düşürdü
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Coceral, AB ve Birleşik Krallık’ta Mısır Üretimi Tahminini Düşürdü

Avrupa Birliği (AB) ve Birleşik Krallık’taki tahıl üretimine ilişkin tahminini güncelleyen COCERAL, toplam üretimin 279 milyon tona gerilemesini bekliyor. 22 Eylül tarihli tahmin, temmuz öngörüsünün yaklaşık 8 milyon ton altında bulunuyor. En belirgin düşüş mısırda görüldü; üretim tahmini 48,6 milyon tona çekildi. Bu miktar, temmuzdaki 52,7 milyon tonluk tahminin ve geçen yılki 56,5 milyon tonluk üretimin altında kaldı. Revizyonun başlıca gerekçesi, Batı ve Orta Avrupa’da mısırın tozlaşma döneminde yaşanan sıcak hava ve kuraklık olarak gösterildi. Fransa’da mısır üretiminin 7,6 milyon tona inmesi ve 20 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerilemesi bekleniyor. Macaristan için tahmin 1,9 milyon ton olurken, geçen yılki üretim 3,8 milyon tondu. Sert buğday dışındaki buğday üretiminin de geçen yılki 148,7 milyon tondan 137,5 milyon tona düşeceği öngörülüyor; COCERAL, sıcaklıkların Almanya ve Polonya’daki tarlaları kuzey Fransa’dakilerden daha fazla etkilediğini belirtiyor. Üretim görünümündeki zayıflamaya karşın Paris’teki gıda amaçlı buğday vadeli işlemleri 24 Eylül’de %0,94 düşerek ton başına 238,25 avroya indi ve 240 avro seviyesinin altına geriledi. Aralık 2026 teslimatlı kontrat, haftalık bazda %2,56 gerilerken yıllık bazda %25,1 daha yüksek kaldı. Kasım 2026 teslimatlı mısır ise ton başına 275,75 avroda değişmedi; haftalık artışı %4,75, yıllık artışı %48,1 oldu. Fiyat hareketinde, Karadeniz’de ateşkes veya liman ve enerji altyapısına yönelik saldırıların sınırlandırılması ihtimaline ilişkin ABD öncülüğündeki temasların etkili olabileceği aktarılıyor. Ancak bu temasların sonucu doğrulanmış değil. Ukrayna tahılının Polonya üzerinden transit geçişinde geçici depolama olanaklarının sınırlandırıldığı yönündeki bilgiler de henüz yazılı bir kararla teyit edilmedi.

İran Tarımı Yılda 43 Bin Yeni Nitelikli İşgücüne İhtiyaç Duyuyor
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran Tarımı Yılda 43 Bin Yeni Nitelikli İşgücüne İhtiyaç Duyuyor

İran’da tarım sektörünün, mevcut üreticilerin bir bölümünün yenilenmesi için her yıl yaklaşık 43 bin yeni nitelikli işgücüne ihtiyaç duyduğu bildirildi. Tarımsal Araştırma, Eğitim ve Yayım Teşkilatı yetkilisi Abolfazl Faraji, ülkede yaklaşık 4,3 milyon tarımsal işletmeci bulunduğunu ve bunların %1’inin her yıl yeni çalışanlarla değiştirilmesi durumunda bu ihtiyacın ortaya çıkacağını söyledi. Ancak tarım meslek liseleri ile tarım alanındaki ön lisans programlarının yıllık toplam mezun sayısı yaklaşık 13 binde kalıyor. Faraji’ye göre sorun yalnızca mezun sayısının yetersizliği değil, eğitimle üretimin ihtiyaçları arasındaki uyumsuzluk. Tarım sektörünün sera işletmeciliği, bahçecilik ve farklı ürünlerin yetiştiriciliği gibi alanlarda teorik bilginin yanı sıra uygulamalı beceriye sahip çalışanlara ihtiyaç duyduğu belirtildi. Bu nedenle eğitim programlarının gerçek iş olanaklarına ve üretim birimlerinin uzmanlık gereksinimlerine göre tasarlanması istendi. İran’da yaklaşık 6 bin 980 mesleki eğitim kurumu bulunurken bunların yalnızca yaklaşık 140’ı tarım alanında faaliyet gösteriyor. Yetkili, tarımın mesleki eğitim içindeki payının artırılması ve kırsal bölgelerdeki gençlerin uzmanlık eğitimine erişiminin kolaylaştırılması çağrısı yaptı. Tarım meslek liselerinden mezun olan gençlerin yalnızca işletmeci değil, teknisyen ve teknik personel olarak da üretime katılabileceği kaydedildi. Teşkilata bağlı tarım meslek liselerinde yaklaşık 2 bin 450 öğrenci eğitim görüyor ve bu kurumlardan yılda yaklaşık 700 kişi mezun oluyor. Eğitim kapasitesinin artırılması, yatılı eğitim olanaklarının geliştirilmesi ve derslerin tarla, bahçe, sera ile diğer üretim birimlerinin ihtiyaçlarına yaklaştırılması, gelecekteki işgücü açığının azaltılması için öne çıkarılan başlıca adımlar oldu.

Hindistan Tohum Sektörü Küresel Ticaretteki Payını 2035’te %10’a Çıkarmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: Krishi Jagran · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan Tohum Sektörü Küresel Ticaretteki Payını 2035’te %10’a Çıkarmayı Hedefliyor

Hindistan Tohum Sanayisi Federasyonu (FSII), ülkenin küresel tohum ticaretindeki payını yaklaşık %1’den 2035’e kadar %10’a yükseltmeyi hedeflediğini açıkladı. Yeni Delhi’de düzenlenen FSII Knowledge Day 2026 toplantısında duyurulan hedef, stratejik öneme sahip yağlı tohumlar ve bakliyatta yerli yenilikçiliğin ve kendine yeterliliğin güçlendirilmesini de kapsıyor. FSII’ye göre yaklaşık 3,6 milyar dolar değerindeki Hindistan tohum sektörünün 2030’da 5 milyar doları aşması bekleniyor. Federasyon, hedefe ulaşmak için tek bir ulusal tohum düzenleme çerçevesi oluşturulmasını, yeni çeşitler, özellikler ve teknolojiler için bilime dayalı onayların hızlandırılmasını ve özellikle yağlı tohumlar ile bakliyatta fikri mülkiyetin daha güçlü korunmasını istiyor. Sektör, bu adımların uzun vadeli araştırma yatırımlarını teşvik edeceğini belirtiyor. FSII ayrıca araştırma ve geliştirme yatırımlarının artırılması gerektiğini savunuyor. Hindistan’daki Ar-Ge harcamalarının gayrisafi yurt içi hasılanın %1’inin altında kaldığı, gelişmiş ülkelerde ise bu oranın %3-4 düzeyinde bulunduğu ifade edildi. Federasyon, hükümet ile sektörün işbirliği yapması halinde ülkede 10 yıldan kısa sürede yemeklik yağda kendine yeterliliğin sağlanabileceğini öne sürdü. Sebze üreticileriyle ilgili raporda ise çiftçilerin %93’ünün hibrit tohum kullandığı, %85’inin daha dayanıklı ürün elde ettiğini bildirdiği aktarıldı.

Fransa’da Kuraklık ve Hastalık Baskısı Sığır Yetiştiriciliğini Zorluyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Kuraklık ve Hastalık Baskısı Sığır Yetiştiriciliğini Zorluyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Fransa’da benzeri görülmemiş kuraklık, azalan yem stokları, artan akaryakıt maliyetleri ve hayvan hastalıklarındaki hareketlilik, sığır yetiştiriciliğinin görünümünü ağırlaştırıyor. Acti-Ouest’in değerlendirmesine göre 2027, hayvancılık sektörü için zor geçebilir. Üreticiler kış öncesinde yem stoklarının önemli bölümünü kullandı; bu nedenle hayvanları meralarda tutmak güçleşirken sürülerde ayarlama ihtiyacı ortaya çıkıyor. Kuraklık, kolza, raygras ve diğer ara ürünlerin ekimini de zorluyor. Buğday ekimi öncesinde yağış beklentilerinin zayıf olması, üretim planlarını belirsizleştiriyor. Yaz sıcaklarının gelecek doğumlar üzerindeki etkileri henüz tam olarak bilinmese de doğum sayısında düşüş bekleniyor. Güneybatıdaki FCO ve MHE hareketliliği ile Shamonda virüsünün 41 departmanda görülmesi de izlenmesi gereken başlıklar arasında yer alıyor. Kaynak, şu aşamada kaygı verici bir vaka patlaması olmadığını, ancak hastalığın zor tespit edilmesi ve aşı bulunmaması nedeniyle yakından takip edildiğini aktarıyor. Piyasa tarafında, yaz boyunca sığır eti satışları genel olarak geriledi; sıcak hava dalgaları özellikle kıyma satışlarını etkiledi. Yüksek mağaza fiyatları ve hane bütçelerindeki baskı, daha düşük gelirli tüketicilerin sığır etini azaltmasına veya alışverişten çıkarmasına yol açtı. Buna karşın, fileto ürünlerinde arz gerilimi görülürken Avrupa’nın sığır eti ithalatı yılın ilk yarısında %16 arttı; ithalatın %85’i Mercosur ülkelerinden geldi. Sanayi işletmeleri, kuraklık dönemindeki yüksek kesimlerin ardından sonbahar ve yıl sonunda arzın belirgin biçimde azalmasını bekliyor. Sütçü işletmelerden çıkan hayvan arzı mevcut talep için yeterli görülürken, besicilik sektörü şimdilik daha istikrarlı seyrediyor. Fiyatların çekici olması nedeniyle genç sığır piyasasında ise dengelerin hızlı değişebileceği belirtiliyor.

AB Süt Piyasasında Arz Artışı ve Maliyet Baskısı
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

AB Süt Piyasasında Arz Artışı ve Maliyet Baskısı

Avrupa Birliği'nde (AB) süt piyasası, artan hammadde arzı ve yükselen üretim maliyetlerinin etkisinde bulunuyor. 2026'nın ilk yarısında AB'de süt toplama miktarı yıllık bazda %3,5 arttı. AB'de çiğ sütün ortalama fiyatı Temmuz 2026'da 100 kilogram başına 42,0 avro oldu ve aylık bazda %0,5 yükseldi. Ağustos için açıklanan öncü ağırlıklı ortalama fiyat ise yaklaşık 42,2 avro/100 kilogram seviyesinde gerçekleşti.

Kazakistan’da Buğdayda Verim Düştü, Kaliteli Ürün Fiyat Umudu Verdi
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’da Buğdayda Verim Düştü, Kaliteli Ürün Fiyat Umudu Verdi

Kazakistan’da buğday hasadı, erken ekim ve yaz aylarında etkili olan aşırı sıcaklar nedeniyle ana tarım bölgelerinde alışılmıştan iki-üç hafta önce başladı. Eylül başında ülke genelinde hem ürün miktarı hem de kalite görünümü büyük ölçüde netleşirken, kuraklık ve yüksek sıcaklıklar birçok bölgede verimi aşağı çekti. ElDala.kz ekibi, AgroKaravan Hasat 2026 kapsamında yedi bölgede 10 işletmeyi ziyaret ederek sezonun sonuçlarını inceledi. Erken bahar, çiftçilerin bazı bölgelerde ekime mayıs başında başlamasını sağladı. Ancak yaz boyunca sıcaklıkların yer yer 40 dereceyi aşması, bitkilerin gelişim evrelerini hızla tamamlamasına ve çiçeklenme ile döllenmenin olumsuz etkilenmesine yol açtı. Abay, Doğu Kazakistan, Pavlodar ve Karaganda bölgeleri ile Akmola ve Kostanay’ın güney kesimlerinde nem açığı yaşandı. Doğu Kazakistan’da yetişme dönemi boyunca alınan yağışın normalin yaklaşık %20’sinde kaldığı belirtildi. En fazla zarar gören bölgelerde tahıl verimi normalde hektar başına 15-20 kental iken 5-7 kental düzeyine geriledi. İleri tarım teknikleri kullanan ve tohum, gübre ile bitki koruma ürünlerinde tasarrufa gitmeyen işletmelerde bile verim, olağan seviyenin iki-dört kat altında kaldı. Yağış alan Kuzey Kazakistan ile Kostanay ve Akmola’nın kuzeyinde kayıplar daha sınırlı oldu; bazı işletmelerde hektar başına 20 kental ve üzeri verim alındı. Tarım Bakanlığı verilerine göre ülke genelinde tahılların ortalama verimi, alanların %70’i hasat edildikten sonra hektar başına 14,2 kental olarak açıklandı. Sıcak ve kuru hava verimi düşürürken buğdayın gluten kalitesini artırdı. Ürünün yaklaşık yarısının gluten oranı %28 ve üzerinde olan yüksek proteinli sınıfta bulunduğu, dörtte birinin de kaliteli gıda buğdayı olduğu bildirildi. Bu durum Kazak buğdayının, daha düşük kaliteli Rus buğdayıyla rekabet etmesini kolaylaştırdı. Rusya’dan düşük kaliteli buğday girişine karşı uygulanan altı aylık yasak da iç piyasadaki fiyat baskısını sınırladı. Eylül sonu itibarıyla ihracat fiyatları, sınıfa ve gluten oranına göre ton başına 240-260 ABD doları arasında değişti; fiyatların geçen yıla göre %10-15 arttığı belirtildi. Buna karşılık yemlik un üreticileri, beşinci sınıf ve sınıf dışı buğday arzının yaklaşık 1 milyon tonla sınırlı kalması nedeniyle zorlanabilir. İşleyicilerin ihtiyacının bunun yaklaşık iki katı olduğu ve düşük kaliteli Rus buğdayının kullanılmasının Çin’e yemlik un ihracatında kısıtlamalara yol açabileceği aktarıldı. Çiftçiler açısından patates ve ayçiçeği daha umut verici ürünler olarak öne çıktı. Sulanan patateste güney bölgelerde ton fiyatı 120-130 bin tenge seviyesinde bulunurken, ayçiçeğinin kuraklığa daha dayanıklı olması ve yüksek fiyat beklentisi, bu üründen elde edilecek geliri buğdaya kıyasla artırabilir.

Uruguay’da Süt Üretimi 2,51 Milyon Tonla Rekor Kırdı
Görsel kaynağı: Todo el Campo · Özgün haber

Uruguay’da Süt Üretimi 2,51 Milyon Tonla Rekor Kırdı

Uruguay’da süt üretimi, 2025/2026 üretim döneminde 2.51 milyon ton seviyelerine ulaşarak tarihi rekor kırdı. Instituto Nacional de la Leche (Inale), zorunlu beyan verilerine dayanan sonuçlara göre üretimin önceki döneme kıyasla %9,8 arttığını açıkladı. Artışta iklim koşulları, süt fiyatları ve başlıca üretim maliyetlerindeki elverişli gelişmeler etkili oldu. Üretim artışı, süt ineklerinin sayısındaki sınırlı yükselişten çok hayvan başına verimdeki iyileşmeyle desteklendi. Temmuz 2026’da süt ineği varlığı 394.835 başa çıkarak bir yıl öncesine göre %1,2 artarken, inek başına ortalama verim %8,5 yükselerek 6.365 litreye ulaştı. Toplam sütçü sürü ise %0,2 artışla 628.534 başta kaldı. Buna karşın üretim işletmelerinin sayısı %3,2 azalarak 2.945’e geriledi. Bu durum, sektördeki yoğunlaşma sürecinin sürdüğüne işaret etti. Damızlık ve ikame hayvan varlığı da %1,2 düşerek 229.193 baş oldu; gerileme özellikle iki yaş üzerindeki hizmet almamış düveler ile bir-iki yaş arasındaki düve sayısındaki azalıştan kaynaklandı. Aynı dönemde 19.889 düve ve dişi buzağı ihraç edildi; bu sayı önceki döneme göre 13.477 baş daha yüksek gerçekleşti.

Zeytinyağı Sektörü Kârlılık İçin Acil Önlem ve Cezai Yaptırım İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

Zeytinyağı Sektörü Kârlılık İçin Acil Önlem ve Cezai Yaptırım İstiyor

İspanya’daki tarım meslek kuruluşları ASAJA, COAG ve UPA ile Cooperativas Agroalimentarias de España, zeytinyağı sektöründe süregelen kârlılık ve rekabet gücü kaybına karşı hükümetten ve diğer idarelerden acil, yapısal ve kapsamlı önlemler istedi. Ortak açıklamada, zeytinyağı üretiminin ülke ekonomisi, toplum ve çevre açısından taşıdığı önem gerekçe gösterilerek zeytinliklerin ve zeytinyağının tarım ve ekonomi politikalarında stratejik ürün ve yetiştiricilik alanı olarak tanınması talep edildi. Kuruluşlar, özellikle iklim değişikliğinin etkileri ve aşırı hava koşulları nedeniyle su kaynaklarının daha iyi yönetilmesini, sulanan zeytinliklerin genişletilmesini ve yeni su temin kaynaklarının araştırılmasını istedi. Zeytinliklerin suya erişimde önceliklendirilmesi ve farklı üretim türleri için su tahsislerinin eşit olması gerektiği savunuldu. Açıklamada, zeytin yetiştiriciliğinin ekonomik, sosyal ve çevresel bakımdan suyu en verimli kullanan tarımsal faaliyet olduğu görüşü de dile getirildi. Kalite ve sahteciliğin önlenmesi başlığında sektör, mevcut kalite ve etiketleme kurallarının etkili uygulanması için idarelerin daha fazla kaynak ayırmasını ve ürün hareketleri üzerindeki denetimleri önemli ölçüde artırmasını istedi. Denetimlerin yalnızca piyasaya sunulan ürünle sınırlı kalmaması; sanayi süreçlerinin, kütle denkliğinin ve yağlara diğer tohum yağları, prina yağı veya koku giderilmiş yağların karıştırılıp karıştırılmadığının da incelenmesi talep edildi. Kuruluşlar, bu tür ihlaller için cezai yaptırımlar getirilmesini ve SIMO, REMOA, sözleşme kayıtları ile gümrüklerdeki bilgilerin çapraz kontrol edilerek riskli durumların tespit edilmesini önerdi. Açıklamada, REMOA sisteminde taşınan ürünün ilgili sözleşmeyle ilişkilendirilmesi ve satış işlemine konu ürünlerde fiyat bilgisinin kayda geçirilmesi de istendi. Yasa dışı karışımları ve koku giderilmiş yağları belirleyecek kimyasal yöntemler üzerinde araştırmaların desteklenmesi, sızma zeytinyağlarının duyusal sınıflandırmasını daha nesnel hale getirecek yöntemlerin geliştirilmesi gerektiği belirtildi. Arz ve talep dengesini korumak için mevcut piyasa düzenleme tedbirlerinin tüm ilgili işletmelere sıkı biçimde uygulanması ve zeytin değirmenlerine öz düzenleme maliyetleri için yeterli bir ICO kredi hattı sağlanması da talepler arasında yer aldı. Kuruluşlar ayrıca ithalat hareketlerinin ve gümrük depolarındaki yağların izlenebilirliğinin artırılmasını, aktif işleme rejiminin kaldırılmasını ve Tunus menşeli ithalatı etkileyen gümrük düzenlemelerinin askıya alınmasını istedi. Gıda Zinciri Yasası’nın sektörde etkili uygulanması için zeytinyağının ortalama maliyetlerinin nesnel biçimde belirlenmesi, ithalat fiyatlarının bu düzeylerin altında olup olmadığının denetlenmesi ve kârlılık eşiğine ulaşılamadığı için ürününü satamayan üreticilere telafi önlemleri getirilmesi önerildi. Ortak açıklama, kamu kaynaklı bir dönüşüm planı ile geleneksel zeytinlikler için sürdürülebilirlik, modernizasyon ve farklılaşmayı destekleyen kapsamlı bir stratejik plan çağrısıyla sona erdi.

Karadeniz İhracatı Umudu Avrupa’da Buğday Fiyatlarını Düşürdü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Karadeniz İhracatı Umudu Avrupa’da Buğday Fiyatlarını Düşürdü

Avrupa buğday piyasalarında fiyatlar, Karadeniz üzerinden tahıl ihracatının yeniden başlayabileceğine ilişkin beklentilerle perşembe günkü işlemlerde geriledi. Euronext Paris’te aralık teslimatlı unluk buğday kontratı %0,6 düşerek ton başına 239 euroya, yaklaşık 271,62 dolara indi. Fiyat, önceki seansta yaklaşık bir ayın en düşük seviyesini görmüştü. Piyasalarda, Ukrayna krizinde gerilimi azaltmaya yönelik diplomatik girişimler ve Karadeniz’deki askeri gelişmeler izlenirken Rusya ile Ukrayna’dan küresel pazarlara buğday akışının sürdüğü belirtildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin tahıl koridorunu yeniden açma çabalarını artırdığını ve Volodimir Zelenskiy ile görüşmelerde olumlu yanıt aldığını açıkladı. Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in 2022’de oluşturduğu girişim, Rusya’nın ertesi yıl çekilmesiyle sona ermişti.

Rusya’nın Buğday İhracatı Eylülde Sert Geriledi
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Buğday İhracatı Eylülde Sert Geriledi

Rusya’nın buğday ihracatı eylülde sert geriledi. Rusya Tahıl Birliğine göre ülke, 10-20 Eylül arasında 347 bin ton buğday ihraç etti; geçen yılın aynı döneminde bu miktar 1,3 milyon tondu. Buğday ihracatındaki düşüş yaklaşık %75’e ulaştı. Arpa ve mısır ihracatında da gerileme görüldü. Aynı dönemde başlıca tahıl ürünlerinin toplam ihracatı 381 bin tonda kaldı. Geçen yıl bu rakam yaklaşık 1,6 milyon tondu. Tahıl Birliği analiz birimi başkanı Elena Tyurina, eylül ayındaki toplam buğday ihracatının yaklaşık bir milyon ton veya daha düşük seviyede kalabileceğini belirtti. Geçen yılın eylül ayında ihracat 5,7 milyon ton olmuştu. Düşüş özellikle Karadeniz’deki Novorossiysk ve Tuapse limanlarında belirginleşti. Ukrayna’nın yıl içinde düzenlediği insansız hava aracı saldırılarının liman ve enerji altyapısında hasara yol açtığı bildirildi. Tahıl Birliği, liman altyapısındaki hasarın yanı sıra zayıf talep ve lojistik sorunlara da işaret etti. Rus hükümeti, ihracatı desteklemek amacıyla buğday, arpa ve mısır vergilerini 31 Aralık’a kadar geçici olarak kaldırdı. Sıfır vergi uygulaması 1 Eylül’den itibaren geriye dönük geçerli olacak. Tyurina, Rusya’nın hâlâ yüksek ihracat potansiyeline sahip olduğunu, ancak küresel talep, lojistik ve jeopolitik sorunların görünümü belirsizleştirdiğini söyledi.

Güney Afrika’da Patates Fiyatları Gerilerken Soğan Fiyatları Arttı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Patates Fiyatları Gerilerken Soğan Fiyatları Arttı

Güney Afrika’da 2026’nın ilk yarısında patates ve soğan piyasaları, artan arzın ürün fiyatlarına aynı şekilde yansımadığını gösterdi. Absa AgriBusiness’ın AgriTrends raporuna göre ortalama patates fiyatı geçen yılın aynı dönemine göre %19 gerilerken, ortalama soğan fiyatı %8 yükseldi. Patates teslimatları %8 artarak sezon ortasında 66,55 milyon 10 kilogramlık çuvala, soğan teslimatları ise %10 artarak 24,61 milyon çuvala ulaştı. Rapora göre patates teslimatlarındaki artış, piyasadaki toplam satış değerine aynı ölçüde katkı sağlamadı. Taze meyve-sebze pazarlarında temsil edilen patates satışlarının toplam değeri yaklaşık %12 düşerek 2025’teki 3,69 milyar randdan 2026’da 3,25 milyar randa indi. Patates fiyatları kış döneminde 10 kilogramlık çuval başına ortalama 64,34 randa kadar toparlansa da fiyatlar beklenen seviyeye ulaşmadı. Potatoes SA’dan FP Coetzee, gerilemeyi yalnızca piyasaya giren toplam patates miktarındaki artışla açıklamanın yeterli olmadığını söyledi. Kuzey Batı’da büyük boy patates arz fazlası oluştuğunu belirten Coetzee, işleme için ayrılan bazı ürünlerin işletme içi sorunlar nedeniyle taze meyve-sebze pazarlarına yönlendirildiğini aktardı. Daha yüksek toplam arz, düşük kalite ve belirli bir boyut grubundaki fazlalık bir araya gelerek fiyatları baskıladı. Sınıf 1 patateslerin piyasa arzındaki payı %70’te kaldı; bu oran %80’in üzerine çıkmadı. Coetzee, üreticilere fiyat peşinde koşmak yerine kaliteyi, ürün boyutunu ve stok yönetimini iyileştirme çağrısı yaptı. Ürünlerin pazartesiden perşembeye teslim edilmesinin stok devrini ve kalite yönetimini destekleyebileceğini belirtti. Doğrudan alıcılara satış yapan üreticilerin en kaliteli ürünleri bu kanala, daha düşük kaliteli ürünleri ise taze meyve-sebze pazarlarına yönlendirmesinin de fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceği uyarısında bulundu. Soğan piyasasında ise artan arz şimdilik aynı fiyat baskısını yaratmadı. Absa, ek arzın talep tarafından daha dengeli biçimde karşılandığını, bunun talebin keskin biçimde arttığı anlamına gelmediğini bildirdi. Bölgesel teslimat yapısı da değişti: Kuzey Batı’daki soğan teslimatları yaklaşık iki katına çıkarken Limpopo’da %14,8 arttı, Sandveld’de ise yaklaşık %20 azaldı. Rapora göre teslimatların zamanlaması ve bölgeler arasındaki dağılım, arzın belirli dönemlerde piyasaya ne kadar yoğun girdiğini belirleyen temel unsurlar arasında yer aldı.

Arjantin Ayçiçek Yağı FOB Fiyatı Ton Başına 1.300 Doları Aştı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Ayçiçek Yağı FOB Fiyatı Ton Başına 1.300 Doları Aştı

Arjantin menşeli dökme ayçiçek yağının FOB fiyatı, mevsimsel düzeltmenin ardından yeniden ton başına 1.300 doları aştı. Kaynak, bu seviyeye dönüşü olumlu bir işaret olarak nitelendiriyor. Karadeniz’deki lojistik aksaklıklar nedeniyle Ukrayna ve Rusya alternatif güzergâhlardan ihracatı artırmaya çalışıyor; ancak savaş koşulları ihracat potansiyellerini sınırlıyor. Bazı ithalatçı ülkelerin çatışma bölgelerinden gelmeyen ürünleri tercih etmesi, Arjantin’e rekabet avantajı sağlıyor.

Deniz Seviyesindeki Yükseliş Kıyı Tarımını ve Altyapıyı Tehdit Ediyor: BM Uyardı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Deniz Seviyesindeki Yükseliş Kıyı Tarımını ve Altyapıyı Tehdit Ediyor: BM Uyardı

Deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı bölgelerinde yaşayan toplulukların yanı sıra konutları, tarım arazilerini, tatlı su kaynaklarını ve altyapıyı tehdit ediyor. Kaynağa göre deniz seviyesi 2024’te rekor düzeye ulaştı ve yükselme hızı son yıllarda belirgin biçimde arttı. Alçak kotlu kıyı bölgelerinde yaklaşık 900 milyon kişi, yani dünya nüfusunun yaklaşık onda biri yaşıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda devletler, deniz seviyesinin yükselmesine ilişkin bir deklarasyon kabul etti. Metin, risklere ilişkin bilgilerin geliştirilmesini, bilimsel gözlem ve veri toplama çalışmalarının güçlendirilmesini, erken uyarı sistemleri ile risk değerlendirmelerinin iyileştirilmesini ve en fazla risk altındaki topluluklar için uyum ile finansman olanaklarının artırılmasını öngörüyor. Bu bilgilerin, altyapının nerede ve nasıl kurulacağına, hangi bölgelerin korunacağına ve hangi hizmetlerin güçlendirileceğine ilişkin planlamaya katkı sağlaması bekleniyor. Deklarasyonda limanlar, hastaneler, su ve enerji sistemleri, ulaşım ve telekomünikasyon altyapısının gelecek onyıllarda deniz seviyesinde yaşanabilecek değişimler dikkate alınarak planlanması gerektiği belirtiliyor. Kıyıların korunmasında yalnızca mühendislik yapıları değil, mangrovlar, mercan resifleri ve sulak alanlar gibi ekosistemlerin korunması ve onarılması da gündeme alınıyor. Finansman çağrısıyla özellikle küçük ada devletleri ve en az gelişmiş ülkelerin kamu ve özel kaynaklara daha hızlı ve öngörülebilir biçimde ulaşması isteniyor. Metin, deniz seviyesindeki yükselmenin ülkelerin topraklarını, egemenliklerini ve deniz yetki alanlarını nasıl etkileyeceğine ilişkin hukuki sorulara da değiniyor. Toprak kaybının, bir devletin varlığını otomatik olarak sona erdirmemesi gerektiği yönünde bir yaklaşım destekleniyor. Bununla birlikte deklarasyon hukuken bağlayıcı bir anlaşma niteliği taşımıyor. Yükseliş; tarım arazilerinde ve tatlı su kaynaklarında tuzlanma, taşkın ve erozyon riskinin artması, balıkçılık ve ulaşım faaliyetlerinin etkilenmesi gibi sonuçlar doğurabiliyor. Genel Sekreter António Guterres, belgenin uygulanmasının bundan sonraki temel adım olduğunu belirtti.

Küresel Süt Ürünleri Talebi Artan Arza rağmen Güçlü
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Küresel Süt Ürünleri Talebi Artan Arza rağmen Güçlü

Küresel süt ürünleri talebi, ihracatçı ülkelerde süt arzı artmasına rağmen güçlü kalmayı sürdürüyor. Yeni Zelanda merkezli Fonterra’nın Üst Yöneticisi Richard Allen, şirketin 2026 mali sonuçlarının açıklanması sırasında, Okyanusya, ABD ve Avrupa’da aynı dönemde üretim artışı görüldüğünü belirtti. Allen, Avrupa’da çok sıcak ve kurak geçen yazın süt üretiminde düşüşe yol açmaya başladığını, bu nedenle artan arz ile piyasa koşullarının dengelenmesi gerektiğini söyledi. Buna karşın Güneydoğu Asya’daki talebin, bölgedeki kesintilere rağmen güçlü seyrettiğini aktardı.

Güneyland ve Güney Otago’da Yağış Çiftçileri Zorluyor
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber

Güneyland ve Güney Otago’da Yağış Çiftçileri Zorluyor

Yeni Zelanda’nın Güneyland ve Güney Otago bölgelerinde uzun süredir etkili olan yağışlı hava, çiftliklerde yem tedariki, hayvanların yönetimi, otlak hasarı, altyapı ve günlük iş yükü üzerindeki baskıyı artırdı. Kırsal Eşgüdüm Grubu (RCG), bölgedeki koşulları değerlendirmek ve etkilenen çiftçi topluluklarına yönelik desteği koordine etmek üzere bu hafta toplandı. Grubun öncelikleri insanlar, hayvanlar, yem ve çiftlik mülkleri olarak belirlendi. Güneyland Kırsal Destek Vakfı Başkanı Simon Hopcroft, çiftliklerin koşulları farklı olsa da birçok üretici ve çalışanının zor kararlar almak ve uzun saatler çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Çiftçileri komşularından, danışmanlarından, veterinerlerinden, bankalarından, sektör kuruluşlarından veya Kırsal Destek Vakfı’ndan erken destek istemeye çağırdı. RCG’ye göre ek yem bulunabiliyor, ancak silaj arzı çok sıkışık; nakliye ve lojistik ağlarında da baskı artıyor. Ek yeme ihtiyaç duyabileceğini öngören üreticilere alım ve teslimat planlarını erkenden yapmaları öneriliyor. Grup ayrıca yem bütçelerinin birkaç haftayı kapsayacak şekilde gözden geçirilmesini, hayvanların durumunun ve refahının yakından izlenmesini, otlak hasarı ile çiftlik altyapısının düzenli kontrol edilmesini tavsiye etti. Uzun süren olumsuz koşulların çiftçileri fiziksel ve ruhsal açıdan da etkileyebileceğini belirten Hopcroft, çiftçilerin ve çalışanlarının iyi olmasının çiftliğin bakımı kadar önemli olduğunu vurguladı. Bölgedeki kuruluşlar, çiftçilere pratik bilgi ve destek sunacak etkinlikler düzenlemeyi planlıyor; bu etkinliklerin ortak takvimde duyurulmasıyla desteğin topluluklara daha dengeli ulaştırılması amaçlanıyor. RCG, kırsal toplulukların karşılaştığı güçlükler konusunda hükümet bakanlarını ve kurumlarını bilgilendirmeyi sürdürüyor. Hopcroft, komşuların, kırsal kesimde çalışan uzmanların ve kuruluşların birbirine destek verdiğini belirterek, dayanıklılığın her şeyi tek başına üstlenmek anlamına gelmediğini söyledi.

Meksika, Chihuahua’dan ABD’ye Canlı Sığır İhracatını Yeniden Başlattı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Meksika, Chihuahua’dan ABD’ye Canlı Sığır İhracatını Yeniden Başlattı

Meksika, Chihuahua eyaletindeki San Jerónimo karantina istasyonundan ABD’ye canlı sığır ihracatını yeniden başlattı. İlk sevkiyatta 430 baş sığır, Chihuahua ile ABD’nin New Mexico eyaletindeki Santa Teresa sınır geçişi üzerinden gönderildi. Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı, sevkiyat hacminin kademeli olarak artırılacağını ve dördüncü haftada günlük 1.500 hayvana ulaşılmasının planlandığını bildirdi. Yeniden açılış, Meksika ve ABD makamlarının hayvan sağlığı kontrollerini sıkılaştırmasının ardından gerçekleşti. Ulusal Tarım Konseyi, ihracatın kademeli toparlanmasını; üreticiler, hayvancılık kuruluşları ve iki ülkenin sağlık makamları arasındaki koordinasyonun yanı sıra önleme, denetim, izlenebilirlik ve sağlık kontrolü çalışmalarının sonucu olarak değerlendirdi. Bakanlık, sığır kurdunun yayılmasını önlemek amacıyla karantina istasyonunun altyapısında değişiklik yapıldığını ve ön inceleme ile denetim süreçlerine köpekli ekiplerin dahil edildiğini açıkladı. ABD Tarım Bakanlığı da daha sıkı önlemler alınmasını istemişti. Chihuahua’daki Puerto Palomas karantina istasyonunun, ABD’ye canlı sığır ihracatını yeniden başlatacak üçüncü sınır noktası olması bekleniyor. Ulusal Tarım Konseyi, hastalığın önlenmesi, izlenmesi ve kontrolüne yönelik çalışmaların güçlendirilmesi çağrısı yaptı. Konsey ayrıca Meksika Ulusal Tarım Sağlığı, Güvenliği ve Gıda Kalitesi Servisinin insan kaynağı, teknik kapasite, bütçe ve altyapı bakımından desteklenmesi gerektiğini belirtti.

İzlanda’da Tarımda İklim Eylemlerine Ayrılan Kaynak Azalacak
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

İzlanda’da Tarımda İklim Eylemlerine Ayrılan Kaynak Azalacak

İzlanda hükümetinin tarımda iklim eylemlerinin uygulanmasına ayırdığı kaynak, 2027 bütçe tasarısına göre gelecek yıl 40 milyon İzlanda kronu azaltılacak. Kesintinin ardından proje için 87 milyon İzlanda kronu tutarında katkı öngörülüyor. Kaynakta, hükümetin sera gazı salımını azaltma ve karbon tutumunu artırma amacıyla yayımladığı eylem planında tarıma özel bir başlık bulunduğu belirtiliyor. Tarımdaki emisyonların hayvancılık, arazi kullanımı, gübre kullanımı ile araç ve iş makinelerinde fosil yakıt yakılmasından kaynaklanan süreçleri kapsadığı aktarılıyor. Eylemler dört alana ayrılıyor: iklim dostu tarım, tarımda gübre kullanımı, hayvancılık ve kurutulmuş tarım arazileri. Bütçe tasarısındaki kaynak değişikliği bu kapsamda yürütülecek uygulamaların finansmanını ilgilendiriyor.

Chicago’da Soya Küspesi, Tarım Ürünlerindeki Düşüşe Direndi
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Chicago’da Soya Küspesi, Tarım Ürünlerindeki Düşüşe Direndi

Chicago Ticaret Borsası’nda (CME Group) tarım ürünlerinin fiyatları, spekülatif yatırımcıların kâr realizasyonuna gitmesiyle son işlem günlerinde gerilerken soya küspesi yükselişini sürdürdü. Habere göre, borsanın en likit soya küspesi kontratı son bir buçuk aydır artıyor. ABD’li tarım analisti Susan Stroud, soya küspesinin bu ayrışmasının nedenini açıklıyor; ancak kaynak metnin verilen bölümünde açıklamanın devamı yer almıyor. Uzun vadeli pozisyonlarda düşüşler başlamış olsa da soya küspesi kontratındaki yükseliş sürüyor.

Suriye’de Mazot Tarifeleri Nakliye ve Gıda Fiyatlarını Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de Mazot Tarifeleri Nakliye ve Gıda Fiyatlarını Gündeme Getirdi

Suriye’de mazot için üç ayrı fiyat tarifesi uygulanması, yük taşımacılığı ücretleri ve özellikle gıda ile sebze fiyatlarına olası etkileri gündeme getirdi. Ulaştırma Bakanlığının yük taşımacılığını düzenleyen biriminden Khaled Kasheh, mazotun mal taşıma ve dağıtım maliyetlerinde temel bir kalem olduğunu, fiyatındaki %26’lık artışın nakliye ücretlerine ve bazı ürünlerin fiyatlarına yansıyabileceğini söyledi. Enerji Bakanlığının açıkladığı tarifelerde, ısıtma, tarım ve uygun görülen kesimlere yönelik mazotun litresi 115 lira; üretim ve hizmet faaliyetleriyle ağır iş makinelerinde kullanılan mazotun litresi 150 lira. Standart özellikteki mazotun fiyatı ise litre başına 175 lira olarak korundu. Kasheh, farklı tarifelerin bazı ürünlerdeki fiyat artışını hafifçe sınırlayabileceğini, ancak kamyonların işletme maliyetini veya taşıma ücretlerini düşürmeyeceğini belirtti. Nakliyeciler, fiyatlara yansımanın ürünün türüne, taşıma mesafesine, yük miktarına ve aracın durumuna göre değiştiğini aktardı. Şam’daki bir nakliye şirketinin sahibi Bashar Azer, Nasib sınır kapısından Şam’a kamyon taşıma ücretinin yaklaşık 300 dolardan 400 dolara çıktığını söyledi. 100 dolarlık artışın 25 ton sebze ya da meyve yüküne dağıtılması hâlinde kilogram başına etkisinin sınırlı kalacağını, bunun ürün fiyatlarında binlerce liralık artışı haklı göstermeyeceğini ifade etti. Şoförler yakıtın yanı sıra sürücü ücreti, bakım, lastik ve yedek parça giderlerinin de navluna dahil olduğunu vurguladı. Daha düşük fiyatlı mazotun arıza ve tamir masraflarını artırabileceği, uygun yakıtı bulmak için birden fazla istasyona gitmenin ise gecikme ve yoğunluğa yol açabileceği belirtildi. Sürücüler, yakıt tahsislerinin yeterli ve dağıtımın açık kurallara bağlı olmasını; taşıma ücretlerinin de hem gerçek maliyetleri karşılayıp hem ürün fiyatlarına aşırı yük bindirmemesini istedi.

Fiagro Kaynaklarının %71,1’i Nitelikli ve Profesyonel Yatırımcılarda
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Fiagro Kaynaklarının %71,1’i Nitelikli ve Profesyonel Yatırımcılarda

Brezilya’daki Tarımsal Sanayi Üretim Zincirleri Yatırım Fonu (Fiagro), Temmuz 2026’da 65,8 milyar R$ net varlığa ulaştı. Oliveira Trust’ın Brezilya Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (CVM) verileriyle hazırladığı çalışmaya göre, fonların kaynaklarının %71,1’i nitelikli ve profesyonel yatırımcılara yönelik sınıflarda bulunuyor. Bu sınıflar, pay sahibi hesaplarının yalnızca %7,6’sını oluşturuyor. Genel yatırımcıya açık sınıflar ise hesapların %92,4’ünü kapsamasına rağmen belirlenen varlıkların %28,9’unu temsil ediyor. Çalışmadaki sayılar tekil yatırımcıları değil, pay sahibi hesaplarını gösteriyor. Oliveira Trust, bu tablonun Fiagro’nun yalnızca bireysel yatırımcıların tarım ve gıda sektörünü finanse etmesiyle açıklanamayacağını; büyük ölçekli yatırımcılara yönelik farklı varlık, teminat ve finansman akışları içeren yapıların da geliştiğini belirtiyor. İşlem ortamlarına göre bakıldığında, borsada işlem gören sınıflar hesapların %69,7’sini, varlıkların ise %33’ünü oluşturuyor. Organize veya tezgâh üstü piyasalarda işlem gören araçlar, kaynakların %67’sini ve hesapların %30,3’ünü kapsıyor. Oliveira Trust Üst Yöneticisi José Alexandre Freitas, bu ayrımın yaygın tabanlı bireysel yatırımcı kitlesiyle ağırlıklı olarak kurumsal işlemlerden oluşan yapının birlikte varlığını gösterdiğini söylüyor. Genel yatırımcıya açık sınıflardaki yatırımların %62,4’ü, Tarımsal Alacak Sertifikaları (CRA) gibi menkul kıymetleştirme araçlarında bulunuyor. Fon payları %21,3, kırsal taşınmazlar %7,6, Kırsal Ürün Senetleri (CPR) gibi tarımsal kredi araçları ise %2,8 pay alıyor. Fiagro fonları Temmuz 2026’da 755 milyon R$ net kaynak girişi sağladı; yılın ilk yedi ayındaki girişler 6,2 milyar R$’a ulaştı. Brezilya Finans ve Sermaye Piyasaları Kuruluşları Birliği (Anbima), yatırımcı tabanının genişletilmesi, yabancı sermayenin çekilmesi ve teminat kayıtları ile yönetişim, şeffaflık ve iç süreçlerin geliştirilmesini öncelikler arasında sayıyor. Oliveira Trust’a göre modelin kalıcı biçimde yerleşmesi, farklı yatırımcı ve finansman ihtiyacına uygun yapılar sunulmasına ve açık kurallarla karşılaştırılabilir bilgilere bağlı.