ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

3215 haber · Sayfa 13

Brezilya'da Lime Arzı Daraldı, Büyük Britanya'da Fiyatlar Rekor Düzeyde
Görsel kaynağı: AgroKavkaz · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya'da Lime Arzı Daraldı, Büyük Britanya'da Fiyatlar Rekor Düzeyde

Brezilya'da lime üretiminin azalması uluslararası piyasadaki arzı daraltırken, Büyük Britanya'da lime fiyatları yaklaşık iki aydır rekor düzeyde seyrediyor. Güney Amerika'dan gelen ürün miktarındaki düşüş nedeniyle Avrupa'daki ithalatçılar Fas, İspanya ve diğer üretici ülkelerden alternatif tedarik sağlamaya çalışıyor. Lime piyasasındaki durum, El Niño'nun Güney Amerika'nın bazı bölgelerinde yağış ve sıcaklık düzenini değiştirmesiyle zorlaştı. Brezilya'daki kuraklık lime ağaçlarının çiçeklenmesini ve meyve miktarını azalttı. Sektör temsilcisinin değerlendirmesine göre tedarik açığının, Brezilya'da yeni sezonun başlamasının beklendiği döneme rağmen en az ocak ayına kadar sürmesi olası. Fresh Union'ın eş sahibi Daniel Badger, Büyük Britanya pazarının bu dönemde lime ihtiyacının temel bölümünü normalde Brezilya ve Kolombiya'dan karşıladığını belirtti. Şirket, Fas'tan karayoluyla ve İspanya'dan lime ithal ediyor; Fas'tan karayolu taşımacılığının deniz taşımacılığındaki gecikmelerden kaçınmaya yardımcı olduğu ifade ediliyor. Alternatif ürünler tüm gereklilikleri karşılamasa da ithalatçılar bunlarla açığı kapatıp tüketici talebini karşılayabiliyor. Kuraklığın etkisiyle bazı limelar normalden daha küçük ve daha az yeşil. Fresh Union, Büyük Britanya'ya haftada 3–5 konteyner ürün getiriyor.

Kanada’da Sığır Piyasasında Güçlü Fiyatlar Sürü Büyümesini Yavaşlatıyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’da Sığır Piyasasında Güçlü Fiyatlar Sürü Büyümesini Yavaşlatıyor

Kanada sığır piyasasında güçlü fiyatlar, sıkı arz ve yüksek ihracat talebi üreticilerin sürü büyütme kararlarını etkiliyor. Gateway Livestock Exchange’den Anne Wasko’nun RealAgriculture’a yaptığı değerlendirmeye göre, sonbahar buzağı satışları sürerken besilik sığır fiyatları görece güçlü kaldı. Ancak sürünün yeniden büyütülmesi birkaç yıllık bir taahhüt gerektiriyor. ABD’de Nebraska nakit sığır fiyatları bu hafta 3-4 dolar gerilerken, toptan sığır eti değerlerindeki düşüş paketleme tesislerinin kâr marjlarını yeniden negatife çevirdi. Buna karşılık Batı Kanada’da besi sığırı fiyatları sabit kaldı veya 5 dolara kadar yükseldi. Karkas fiyatları ise 495-500 dolar aralığında seyretti. Daha az düvenin besi işletmelerine girmesi, üreticilerin sürüyü genişletmek amacıyla daha fazla düve tuttuğuna işaret ediyor. Elverişli nem koşulları da sığırların erken sevk edilmesi gereğini azalttı. Kanada’nın sığır eti ihracatı ağustosta geçen yılın aynı ayına göre %20, yılbaşından bugüne ise %6 arttı. Meksika güçlü pazar konumunu korurken Çin ve Hong Kong sevkiyatları benzer hacimlere ulaştı; ABD tesislerinin Çin’e ihracat uygunluğunu henüz yeniden kazanamaması Kanada için fırsat yaratıyor.

Hydroball ile Salon Bitkisi Yetiştirmede Su Yönetimi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Mynavi Agriculture · Özgün haber
Veri haberi

Hydroball ile Salon Bitkisi Yetiştirmede Su Yönetimi Öne Çıkıyor

Hydroball kullanılan yetiştiricilik, Avrupa’da yaygınlaşmış ve günümüz Japonya’sındaki iç mekânlara uygun bir yöntem olarak tanımlanıyor. Doğal kilin yüksek sıcaklıkta pişirilip köpürtülmesiyle üretilen seramik esaslı bu yapay yetiştirme ortamı, gözenekli yapısı sayesinde suyu ve havayı birlikte tutuyor. Böylece köklerin ihtiyaç duyduğu nem ile oksijen aynı ortamda sağlanırken, toprağa benzer su tutma özelliği ve yüksek hava geçirgenliği bir arada elde ediliyor. İnorganik yapısı nedeniyle hydroball’da bitki hastalıklarına yol açabilecek mikroorganizmaların ve küçük sineklerin çoğalması konusunda endişenin büyük ölçüde azaldığı belirtiliyor. Malzeme, toprak gibi iç mekânı kirletmediği için mutfak, yatak odası ve çalışma masası gibi alanlarda kullanılabiliyor. Kap devrilse bile tanelerin toplanarak temizlenebilmesi de yöntemin iç mekân bakımından öne çıkan özellikleri arasında gösteriliyor. Su kültürüne uyumu yüksek ve iç mekânda dayanıklı bazı salon bitkileri, hydroball yetiştiriciliğine giriş için uygun seçenekler olarak sunuluyor. Yetiştiricilikte kullanılacak tanecik boyutunun bitkinin büyüklüğüne ve köklerinin yayılımına göre seçilmesi gerekiyor. Hydroball genel olarak küçük, orta ve büyük olmak üzere üç boyutta bulunuyor; küçük taneler ince köklü ve küçük bitkilerin sabitlenmesine, orta taneler masa boyundaki salon bitkilerine, büyük taneler ise daha iri ve kökleri güçlü bitkilere uygun görülüyor. Malzeme, hem dipsiz kaplarda hem de drenaj delikleri bulunan saksılarda kullanılabiliyor. Delikli saksılar fazla suyu dışarı atarak kök çürümesi riskini azaltıyor. Drenaj delikli saksılarda tabandan yukarı doğru büyük tanelerin %15, orta tanelerin %55 ve küçük tanelerin %30 oranında katmanlanması öneriliyor. Dipsiz cam veya seramik kaplarda su seviyesi dışarıdan görülebilse de su dolaşımı olmadığı için suyun bozulma riski bulunuyor. Bu kapların tabanında kök çürümesini önleyici ürünlerin kullanılması gerekiyor. Opak kaplarda ise su seviyesi görülemediğinden su seviyesi göstergesi kullanılması tavsiye ediliyor. Yeni başlayanlar için su seviyesinin kolayca izlenebildiği şeffaf kaplar öneriliyor. Bununla birlikte, şeffaf kapların doğrudan güneş ışığı altında suyu ısıtabileceği ve yosun oluşumunu artırabileceği belirtiliyor. Opak kap tercih edildiğinde su seviyesi göstergesi kullanılmalı; kabın ağzı çok dar ve yüzeyi fazla girintili olmamalı. Dipsiz kaplarda sulama miktarı tabandan 1–2 santimetre, yani toplam hacmin yaklaşık beşte biri ile dörtte biri arasında tutulmalı. Daha fazla su, köklerin havasız kalmasına ve kök çürümesine yol açabiliyor.

Hindistan’ın Biyoekonomisi 2025’te 195.3 Milyar Dolara Ulaştı
Görsel kaynağı: AgroKavkaz · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’ın Biyoekonomisi 2025’te 195.3 Milyar Dolara Ulaştı

Hindistan Bilim ve Teknoloji Bakanlığı ile India Bioeconomy Report gibi resmî raporlara dayandırılan verilere göre, ülkenin biyoekonomisinin hacmi 2025’te 195.3 milyar dolara ulaştı. Sektörün hacmi 2014’teki 10 milyar dolardan 2024’te 165.7 milyar dolara yükselmişti. Biyoekonomide en büyük pay biyosanayi ve biyofarmasötik ürünlere ait. Biyoyakıtları da kapsayan biyosanayi %47, biyofarmasötikler ise %35 payla öne çıkıyor. Hindistan’ın aşı üretimindeki konumunu da güçlendirdiği belirtiliyor. Benzine etanol karıştırma oranı 2025’te %20’ye çıkarıldı; böylece bu hedefe ilişkin takvim beş yıl önce tamamlandı. Oran 2014’te %1.5’ti. Program kapsamında çiftçilerin etanol hammaddesi tedariki için 182.9 milyar ABD doları aldığı aktarılıyor. Biyoekonomi, biyolojik kökenli yenilenebilir hammaddelerin işlenmesiyle gıda, enerji, biyomalzeme ve sanayi ürünleri üretilmesini kapsıyor. Tarım, ormancılık ve gıda sanayisi atıklarının ekonomik değeri bulunan ürünlere dönüştürülmesi de bu yaklaşımın parçası olarak tanımlanıyor. Hindistan, biyoekonomi hacmini 2030’a kadar 300 milyar dolara çıkarmayı planlıyor.

Arnavutluk'ta 54 Temel Gıdada KDV'nin %6'ya İndirilmesi Öneriliyor
Görsel kaynağı: Java News · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta 54 Temel Gıdada KDV'nin %6'ya İndirilmesi Öneriliyor

3 yayıncı · 4 haber · Karşılaştır

Arnavutluk hükümeti, Tiran’da sunulan yeni mali paket kapsamında 54 temel gıda ürünündeki Katma Değer Vergisi (KDV) oranının %20’den %6’ya indirilmesini öneriyor. Başbakan Edi Rama’nın açıkladığı listede et, balık, süt ürünleri, yumurta, un, yağ, şeker, makarna, meyve, sebze ve bebekler için temel gıdalar bulunuyor. Rama, düzenlemenin ailelerin yıllık gıda harcamaları için yaklaşık 150 milyon avro bırakacağını belirtiyor. Pakette gıda sepeti dışındaki mallara uygulanan standart KDV oranının %20’den %21’e çıkarılması da yer alıyor. Hükümet bu artışı, temel gıdalardaki vergi indiriminin telafisi olarak açıklarken, diğer ürünlerde fiyatların yükselebileceği belirtiliyor. Düzenlemenin yürürlüğe giriş tarihi kaynaklarda açıklanmadı; paket önce hükümetin onayına, ardından parlamentoya sunulacak. Maliye uzmanı Eduart Gjokutaj, fiyatların yalnızca KDV oranıyla belirlenmediğini; alış fiyatı, taşıma, enerji, finansman ve rekabet maliyetlerinin de etkili olduğunu söylüyor. Gjokutaj’a göre gıda fiyatları en fazla %7-8 düşebilir. ProEksport Albania Başkanı Edvin Prençe ise paketin yeterince istişare edilmediğini savunuyor. İşletmeler için KDV uygulama eşiğinin yıllık 10 milyon lekten 5 milyon leke indirilmesinin vergi kaçınmasını teşvik edebileceği uyarısı da yapılıyor.

Conaprole Adayı Zavala, Süt Fiyatının Üreticiye Daha İyi Yansımasını Savundu
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Conaprole Adayı Zavala, Süt Fiyatının Üreticiye Daha İyi Yansımasını Savundu

Uruguay’da Conaprole başkanlığına Opción 2026 listesiyle aday olan Canelones Sütçüleri Derneği yöneticisi Justino Zavala, kooperatifin güçlü yapısına rağmen bazı işleyiş sorunlarının düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Zavala, önerilerinin temel amacının Conaprole’nin elde ettiği sonucun üreticiye ödenen süt fiyatına daha iyi yansımasını sağlamak olduğunu belirtti. Conaprole’nin 500 milyon ABD dolarının üzerinde özsermayeye sahip olduğunu ve son mali yılı yaklaşık 20 milyon ABD doları pozitif sonuçla kapattığını ifade etti. Zavala’nın öncelikli önerisi, çalışanlarla ilişkilerin ve çalışma biçiminin değiştirilmesi oldu. Kooperatifin sürekli çatışma ve sorun döngüsünden çıkması gerektiğini savunan Zavala, ellerindeki verilere göre Conaprole’de devamsızlık oranının %15 ile 20 arasında bulunduğunu söyledi. Bunun her gün 300 ila 400 çalışanın işe gelmemesi anlamına geldiğini belirten Zavala, devamsızlığın kooperatif için ek maliyet oluşturduğunu ve üreticiye ödenen süt fiyatını olumsuz etkilediğini öne sürdü. Opción 2026 listesi olarak sendikayla çalışma yöntemindeki değişiklikleri görüşmek üzere temasa geçtiklerini, sendikanın öneriyi kesin biçimde reddetmeyip incelemeye hazır olduğunu aktardı. Zavala, ihracat yapısındaki yoğunlaşmayı da Conaprole için önemli bir risk olarak değerlendirdi. Onun verdiği bilgilere göre kooperatifin ihraç edilebilir üretiminin %70’i tam yağlı süt tozunda yoğunlaşıyor; bu ürünün %70’i ise Brezilya ve Cezayir’e satılıyor. Brezilya’daki damping konusunu ve Cezayir’de geliştirilen, ülkenin ithalat ihtiyacını azaltabilecek süt üretimi projesini iki pazar için sorun işareti olarak gösteren Zavala, süt tozundan tamamen vazgeçilmesini önermediğini söyledi. Farklı ürünlere yönelerek riskin dağıtılmasını savundu. Uruguay’ın CPTPP’ye katılımında ilerleme sağlanması hâlinde, Japonya’ya peynir ihracatında fırsat doğabileceğini de belirtti. İç pazarın Conaprole cirosunun %30 ile 40’ını, toplam sütün ise yaklaşık %20’sini oluşturduğunu söyleyen Zavala, dağıtım ve ürün bulunabilirliği konusunda sorunlar yaşandığını ifade etti. Saha ziyaretlerinde distribütörlerin kooperatifin teslimatlarından, işletmelerin distribütörlerden, tüketicilerin ise ürünleri bulamamaktan şikâyet ettiğini aktardı. Conaprole markasının güçlü ve tanınmış olmasına rağmen diğer markalar karşısında gerilediğini savunan Zavala, kooperatifin yılda 18 milyon ABD doları reklam harcadığını belirtti. İç pazarın işleyişinin bağımsız bir danışmanlık şirketince denetlenmesini ve sonuçlara göre gerekli adımların atılmasını önerdi.

İran Bankalarının Tarım Kredileri Altı Ayda %87 Arttı
Görsel kaynağı: Trend News Agency · Özgün haber
Veri haberi

İran Bankalarının Tarım Kredileri Altı Ayda %87 Arttı

İran bankalarının tarım sektörüne kullandırdığı krediler, 21 Mart-22 Eylül 2026 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre %87 artarak 3,09 katrilyon riyale ulaştı. Trend’in İran Merkez Bankası istatistiklerine dayalı hesaplamasına göre kredi tutarı, geçen yılın aynı döneminde 1,65 katrilyon riyal düzeyindeydi. Cari İran yılının ilk altı ayını kapsayan dönem, 1405 yılının ilk yarısına karşılık geliyor. Tarım kredilerinin 2,36 katrilyon riyali işletme sermayesi için kullandırıldı. Bankalar ayrıca tarım işletmelerinin kurulması, meyve bahçeleri ile ekili arazilerin geliştirilmesi amacıyla 458 trilyon riyal kredi verdi. Tarım sektörünün geliştirilmesine 97,1 trilyon riyal, geri ödemesiz kredilere ise 72 trilyon riyal ayrıldı. Aynı dönemde kişisel ekipman alımı için 65,7 trilyon riyal, serbest çalışma faaliyetleri için 38,7 trilyon riyal ve onarım işleri için 197 milyar riyal kredi kullandırıldı. İran’daki bankalar ve finans kuruluşlarının tüm sektörlere verdiği toplam kredi 55,3 katrilyon riyal olurken, bu tutar yıllık bazda %57,3 arttı.

Mısırda Herbisit Seçimi Alan Koşullarına göre Yapılmalı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Mısırda Herbisit Seçimi Alan Koşullarına göre Yapılmalı

Mısırda kullanılan iki herbisitin de duyarlı yabancı otlarda fotosistem II'yi baskılayarak fotosentezi etkilediği, ancak benzer etki mekanizmasının her tarlada aynı ürünün seçilmesini gerektirmediği belirtildi. Seçimde alandaki yabancı ot türleri ve her ürünün uygulama koşullarındaki davranışı dikkate alınmalı. Brezilya'da yapılan çalışmalar, iki herbisitin geniş yapraklı birçok yabancı ota karşı benzer etkinlik gösterdiğini ortaya koydu. Terbutilazin, bazı graminsi türler ve trapoeraba üzerinde belirli koşullarda daha iyi sonuç verse de bu üstünlük tüm mısır tarlalarında tekrarlanmıyor.

Santa Fe, Kırsal Gayrimenkul Vergisi Gelirinin Tamamını Tarımsal Altyapıya Ayıracak
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Santa Fe, Kırsal Gayrimenkul Vergisi Gelirinin Tamamını Tarımsal Altyapıya Ayıracak

Arjantin’in Santa Fe eyalet hükümeti, 2027 Bütçesi sunumunda kırsal gayrimenkul vergisinden elde edilecek gelirin %100’ünü tarımsal altyapı çalışmalarına ayıracağını açıkladı. Hükümet, bu amaçla kırsal yolların onarımı ve üreticilerin ihtiyaç duyduğu diğer çalışmaların finanse edilmesi için özel bir fon oluşturacak. Uygulama, Tarımsal Altyapı Santa Fe Fonu (FIAS) aracılığıyla yürütülecek. Üretim Geliştirme Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösterecek fon, kırsal gayrimenkul vergisinden eyalet yürütme organına ulaşan tüm kaynakları tarımsal altyapıya yönlendirecek. Santa Fe Valisi Maximiliano Pullaro, kaynakların doğrudan kırsal kesime ulaşacağını söyledi. Pullaro, Santa Fe’nin tarımsal faaliyetten Brüt Gelir Vergisi almadığını ve kırsal gayrimenkul vergisi gelirinin de üreticilerin altyapı ihtiyaçlarına ayrılacağını belirtti. Ekonomi Bakanı Pablo Olivares ise düzenlemenin, daha önce eyalet yönetiminin serbestçe kullanabildiği bu gelirlerin tahsis amacını değiştirdiğini açıkladı. Olivares’e göre yeni fon, tarım sektöründeki farklı aktörler tarafından izlenebilecek.

Tarım İşletmelerinde Fidye Yazılımları Kritik Sistemleri Durdurabilir
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber

Tarım İşletmelerinde Fidye Yazılımları Kritik Sistemleri Durdurabilir

MNP’den Eugene Ng ve Marvin Slingerland, kırsal işletmelerde güvene dayalı ilişkilerin siber suçlular tarafından sahte faturalar, ele geçirilmiş e-posta hesapları ve yapay zekâ destekli dolandırıcılıklarla istismar edilebildiğini belirtiyor. Uzmanlara göre risk finansal kayıplarla sınırlı kalmıyor; fidye yazılımları tarımsal operasyonların durmasına yol açabiliyor. Slingerland, fidye yazılımlarının otomatik yemleme sistemleri ve robotik sağım makineleri gibi kritik altyapıları durdurabileceğini söylüyor. Ng ise Bill C-8 gibi mevzuatın kritik altyapıya bağlı tarım üreticileri ve tedarikçileri için sıkı siber güvenlik standartlarını yakında zorunlu kılabileceğini belirtiyor. Uzmanlar bağlı cihazların envanterlenmesini, operasyonel teknolojinin kişisel ağlardan ayrılmasını ve ödeme bilgilerinin telefonla bağımsız biçimde doğrulanmasını öneriyor.

Mısır’da Nil Suyunu Saatlik İzleyen Sistemler Kullanılıyor
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Nil Suyunu Saatlik İzleyen Sistemler Kullanılıyor

Mısır’da eski Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Muhammed Abdülati, su kaynaklarının yönetiminde erken uyarı ve anlık izleme sistemlerinin kullanıldığını açıkladı. Bakanlık tarafından 1992’de kurulan erken uyarı merkezi, Yukarı Nil ülkelerinde beklenen yağışları ve selleri öngörerek suyun Nil’in kaynaklarından Yüksek Baraj’a kadar hareketini değerlendirmeye yardımcı oluyor. Abdülati’nin aktardığına göre telemetri sistemleri, Nil Nehri ağını yaklaşık 55 bin kilometre boyunca izliyor ve su durumuna ilişkin her saat veri sağlıyor. Mobil uygulamalar, suyun ulaşmasında sorun yaşanan bölgelerin belirlenmesine ve mühendislerin hızlı müdahalesine destek veriyor. “Water Accounting” olarak anılan su muhasebesi teknolojisi ise yeraltı kuyuları ile su çekim oranlarının merkezi veri tabanlarından izlenmesinde kullanılıyor. Mısır’da nüfusun yılda yaklaşık 1,5 milyon artması ve 10 yılda yaklaşık 15 milyon kişilik ek nüfus beklenmesi, içme suyu ve kalkınma için yeni ihtiyaçlar doğuruyor. Kıyı bölgelerindeki gelişim için deniz suyu arıtımına 2016’da karar verilirken, yüksek enerji tüketen tesisler için güneş, rüzgâr, termik ve nükleer kaynakların çeşitlendirilmesi planlanıyor. Arıtılmış atık suyun yeşil alan, bahçe ve ağaçların sulanmasında yeniden kullanılması da öngörülüyor.

BM, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Gıda Güvensizliğinin Aralıkta 28,8 Milyona Ulaşmasını Bekliyor
Görsel kaynağı: Euronews Albania · Özgün haber
Veri haberi

BM, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde Gıda Güvensizliğinin Aralıkta 28,8 Milyona Ulaşmasını Bekliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Birleşmiş Milletler (BM), Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde akut gıda güvensizliği yaşayan kişi sayısının artmasının beklendiğini bildirdi. BM’nin Entegre Gıda Güvenliği Aşamaları Sınıflandırması (IPC) verilerine dayandırdığı açıklamaya göre, Aralık ayına kadar yaklaşık 28,8 milyon kişi, analiz edilen nüfusun %23’ü, IPC’nin beş kademeli ölçeğinde üçüncü veya daha yüksek aşamada bulunabilir. Üçüncü aşama ve üzeri, yüksek düzeyde akut gıda güvensizliğine işaret ediyor. Açıklamaya göre 3,6 milyondan fazla kişi hâlihazırda acil durum olarak tanımlanan dördüncü aşamada. Kriz özellikle Kuzey Kivu, Güney Kivu ve Ituri eyaletlerinde ağırlaşıyor; bu bölgelerde 10,4 milyon kişi üçüncü veya daha yüksek aşamada yer alıyor. Đugu, Fizi, Shabunda ve Walungu toprakları ise dördüncü aşamaya alındı. IPC, doğudaki çatışma ve şiddetin nüfusun yerinden edilmesine, gelir kaynaklarının tehdit edilmesine ve gıda ile pazarlara erişimin engellenmesine yol açtığını belirtti. BM; Ebola’nın yayılması, tekrarlayan hastalık salgınları, gıda ve yakıt fiyatlarındaki artış, tarımsal girdilerin pahalanması, seller ve diğer iklim kaynaklı etkilerin krize ek baskı yaptığını bildirdi. Çatışma ve yerinden edilmenin sürmesi, Ebola’nın yayılması ve El Niño’nun beklenen etkileri nedeniyle durumun ocak-haziran döneminde daha da kötüleşebileceği, üçüncü veya daha yüksek aşamadaki kişi sayısının 30,3 milyona, dördüncü aşamadakilerin ise 4,2 milyona ulaşabileceği öngörülüyor.

Kosova’da Brezilya Menşeli Dondurulmuş Tavuk Etinde Salmonella Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Sinjali · Özgün haber

Kosova’da Brezilya Menşeli Dondurulmuş Tavuk Etinde Salmonella Tespit Edildi

Kosova’da Brezilya’dan ithal edilerek Apetit SHPK ürünleri arasında piyasaya sunulan dondurulmuş tavuk etinin numunelerinde Salmonella Minnesota bakterisi tespit edildi. Gıda ve Veterinerlik Ajansı (AUV), laboratuvar sonuçlarının ardından belirlenen ürünlerin satışını ve dolaşımını geçici olarak durdurdu, ürünleri resmî kontrol altına aldı ve satış noktalarından çekilmelerini emretti. Tespit, Tarım, Ormancılık ve Kırsal Kalkınma Bakanı Armend Muja’nın talimatıyla yürütülen olağanüstü ithal et kontrolleri sırasında yapıldı. Karar, Brezilya menşeli Coopavel ürünlerinde SIF 3887 onay ve R-14427 lot numaralı ürünleri kapsıyor. Superfrango ürünleri için ise SIF 3404 onay ve R20598 lot numarası belirtildi. AUV’ye göre tespit edilen Salmonella Minnesota, insanlarda gastrointestinal enfeksiyonlara yol açabilen Salmonella enterica bakterisinin patojenik bir serotipi. AUV, söz konusu lot numaralarına sahip ürünleri satın alan tüketicilere bunları tüketmemeleri ve satın aldıkları noktalara iade etmeleri çağrısında bulundu. Kurum, riskin yalnızca kontamine etin tüketilmesiyle sınırlı olmadığını; hazırlık sırasında bakterilerin eller, kaplar veya mutfak yüzeyleri aracılığıyla diğer gıdalara taşınabileceğini bildirdi. Kontroller, bakterinin tespit edildiği numunelerle sınırlı tutulmuyor. AUV, ithal edilen toplam miktarı, ürünlerin dağıtıldığı yerleri, tüketicilere ulaşan ve piyasada kalan miktarları belirlemek için izlenebilirlik çalışması yürütüyor. İncelemelerde ürünlerin Kosova’ya girişinden satış noktalarına kadar olan hareketi, etiketleri, üretim ve son kullanma tarihleri, veteriner sertifikaları, saklama koşulları ve ek laboratuvar analizleri değerlendiriliyor. AUV, risk değerlendirmesinin ardından ürünlerin nihai işlemine karar verecek; gerekli görülmesi hâlinde imha seçeneği de uygulanabilecek.

Ülke Genelinde Nehir Taşkını ve Tarım Ürünleri İçin Sarı Uyarı
Görsel kaynağı: Donya-e-Eqtesad · Özgün haber
Veri haberi

Ülke Genelinde Nehir Taşkını ve Tarım Ürünleri İçin Sarı Uyarı

Merkezî Kriz Yönetimi Komuta ve Kontrol Merkezi, ülke genelinde 84 numaralı sarı uyarı yayımlayarak 9 ve 10 Aban’da etkili olması beklenen yağış sistemi için uyarıda bulundu. Yağışların nehirlerde su seviyesini yükseltmesi, su baskını ve yüzey akışına, yıldırım ve kuvvetli rüzgâra yol açabileceği; geçici yapılar ile tarım ürünlerinde hasar oluşturabileceği belirtildi. Kriz yönetimi, vatandaşlardan belirtilen günlerde nehir yataklarında bulunmamalarını ve açık hava faaliyetlerinden kaçınmalarını istedi. Daha önceki hazırlık planında olası olaylar için 32 bin operasyon ekibi, 41 bin makine ile 12 bin pompa ve su tahliye cihazının kullanılmak üzere hazırlandığı açıklanmıştı.

Kuraklık, Yazlık Silaj İhtiyacını Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Kuraklık, Yazlık Silaj İhtiyacını Gündeme Getirdi

Bu yılki kuraklıkların etkisi, daha fazla çiftçinin yem bütçelerinde yazlık silaj için ihtiyat stoku oluşturmasını gündeme getirdi. Yaz boyunca süren sıcak ve kurak hava, birçok çiftlikte ot gelişimi, su kaynakları ve stokların destek yemlemesiyle ilgili sorunlara yol açtı. Teagasc’tan Michael O’Donovan, gelecekteki sıcak hava dalgaları ve kuraklıklara karşı çiftlik sistemlerinin dayanıklılığının artırılması gerektiğini belirtti. O’Donovan, Avrupa’nın daha sıcak hale geldiğini ve kuraklık riskinin çiftlik planlamasında dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Üsküp’te Tarımda Dijitalleşme ve Yapay Zekânın Zorunluluk Olduğu Vurgulandı
Görsel kaynağı: Republika · Özgün haber
Veri haberi

Üsküp’te Tarımda Dijitalleşme ve Yapay Zekânın Zorunluluk Olduğu Vurgulandı

Kuzey Makedonya’nın Üsküp kentindeki Gazi Baba Belediyesi’nde düzenlenen AB Projeleri Agroexpo 2026 etkinliğinde dijitalleşme, yapay zekâ ve modern teknolojilerin tarımda artık tercih değil zorunluluk olduğu belirtildi. Üreticileri, bilim çevrelerini ve işletmeleri bir araya getiren etkinlikte modern mekanizasyon, dijital çözümler ve Avrupa projeleri Kuzey Makedonyalı üreticilerin incelemesine sunuldu. Organizasyonda 21 proje tanıtıldı ve etkinliğin ertesi gün de sürmesi planlandı. Konuşmacılar, yeniliklerin gerçek değerinin yalnızca teknoloji geliştirilmesiyle değil, bu çözümlerin gıda üreticilerinin erişimine sunulması ve daha kolay, verimli ve rekabetçi üretim yapmalarına katkı sağlamasıyla ortaya çıkacağını söyledi. Tarım sektörünün iklim değişikliği, iş gücü eksikliği, artan üretim maliyetleri ve pazarlardaki rekabet baskısıyla karşı karşıya olduğu ifade edildi. Bu koşullarda bilgiye erişim, kaynakların daha verimli kullanılması ve üretim maliyetlerinin düşürülmesi öne çıkan ihtiyaçlar arasında gösterildi. Kuzey Makedonya Tarım, Orman ve Su İşleri Bakanı Borçe Serafimovski, bilimsel bilgilerin tarım işletmelerine yönelik politikalar ve destek tedbirleriyle sistematik biçimde ilişkilendirilmesi gerektiğini belirtti. İş dünyası temsilcileri ise teknoloji yatırımlarının tek başına yeterli olmayacağını; uygun finansman, hibe programları, eğitim ve bilim ile işletmeler arasında daha güçlü iş birliğine ihtiyaç bulunduğunu savundu. Üniversitelerin teorik araştırmaların yanı sıra elde edilen bilgileri sanayiye aktarması ve uygulamaya hazır mezunlar yetiştirmesi gerektiği vurgulandı. Etkinlikte gençlerin tarıma yönelmesi de gündeme geldi. Tarım fakülteleri ile şirketler arasında daha güçlü bağlar kurulması, öğrencilere burs ve ücretli staj sağlanması ve mezuniyet sonrasında güvenli istihdam olanakları oluşturulması önerildi. Konuşmacılar, modern tarımın yalnızca makine ve teknoloji yatırımlarıyla kurulamayacağını, bu araçları kullanabilecek eğitimli ve yetkin kadrolara da ihtiyaç olduğunu belirtti. Avrupa Birliği destekli projelerin, bilgiyi ve yeni teknolojileri üreticilerin kullanabileceği pratik çözümlere dönüştürme fırsatı sunduğu ifade edildi. Etkinlikte tarımsal drone hizmetleri de tanıtıldı. Drone kullanımının arazilerin taranması, toprak analizlerinin yapılması, besin maddesi eksikliği veya fazlalığı bulunan alanların belirlenmesi, gübreleme ve bitki koruma uygulamalarının hedefli yürütülmesi için kullanılabildiği anlatıldı. Bu yöntemle preparat ve su kullanımında tasarruf sağlanabileceği, uygulama hızının artırılabileceği ve ürünlerin ezilmesinden kaynaklanan kayıpların önlenebileceği belirtildi. Kaynakta, Kuzey Makedonya’da tarımsal drone hizmeti sunan yaklaşık beş firma bulunduğu aktarıldı. Space Park Skopje alanının gelecek yılın şubat ayına kadar tamamen donatılmasının planlandığı bildirildi.

Küflü Gıdanın Riski Ürüne ve Bozulmanın Niteliğine göre Değişiyor
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

Küflü Gıdanın Riski Ürüne ve Bozulmanın Niteliğine göre Değişiyor

Uzmanlara göre küflü bir gıdanın oluşturduğu risk, küfün türüne ve üzerinde bulunduğu gıdanın özelliklerine bağlı olarak değişiyor. Özellikle meyve ve sebzelerde görülen sıradan bozulmaların çoğu, gıda kaynaklı hastalığa yol açan mikroorganizmalarla aynı nitelikte olmayabiliyor. Ancak yalnızca gözle yapılan değerlendirme, görünmeyen toksinler nedeniyle her zaman yeterli olmayabiliyor. Almanya Federal Risk Değerlendirme Enstitüsünün yakın tarihli araştırmasında katılımcıların yaklaşık üçte biri, gıdanın küflü bölümünü kesip kalanını yediğini bildirdi. Araştırma, katılımcıların küflü gıdaya ilişkin alışkanlık ve bilgilerini ölçtü; gıdalardaki toksin düzeylerini veya katılımcıların hastalanıp hastalanmadığını incelemedi. Katılımcıların yarısından azı, bazı küflerin ürettiği ve gıdada görünmeyebilen mikotoksinlerin pişirme ya da fırınlamayla yok olmadığını biliyordu. Uzman Brian Labus, marul veya başka bir ürün yumuşamışsa atılması gerektiğini belirtti. Meyvelerde görünür küf ya da yumuşak bölümler bulunan parçaların atılması, sağlam ve küf belirtisi taşımayanların ise yıkanarak tüketilmesi önerildi. ABD Tarım Bakanlığı da küflü meyvenin ve temas ettiği parçaların atılmasını; kalanların küfsüz ve aşırı yumuşamamış olması halinde yıkanmasını tavsiye ediyor. Ekmekte küf görüldüğünde yalnızca küflü dilimi kesmek yerine ekmeğin tamamının atılması gerekiyor; çünkü küf somunun içine ilerleyebiliyor. Küflü reçel veya jöle de tüketilmemeli. Bazı küfler alerjik reaksiyonlara yol açabilirken, bazıları mikotoksin üretebiliyor. Küflü gıdayı yanlışlıkla yiyenlerin paniğe kapılmasına gerek olmadığını söyleyen Labus, küflü gıdanın tükürülmesini önerdi. Küf alerjisi olanların risk almaması, bağışıklığı baskılanmış kişilerin ise gıda işlemede daha dikkatli olması gerekiyor.

Pakistan’ın Helal İhracatında 40-50 Milyar Dolarlık Potansiyel Vurgulandı
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’ın Helal İhracatında 40-50 Milyar Dolarlık Potansiyel Vurgulandı

Pakistan’ın, 100 binden fazla şirketi harekete geçirerek yeni pazarlara açılması halinde 40-50 milyar dolarlık helal ihracat potansiyeline sahip olduğu belirtildi. Pakistan Halal Forum 2026 Organizasyon Komitesi Başkanı ve Halal Development Council Kurucusu Asad Sajjad, ülkenin 3 trilyon dolarlık küresel helal ekonomisindeki payının %1’in altında kaldığını söyledi. Değerlendirme, Karaçi’de düzenlenen Pakistan Halal Forum 2026 medya toplantısında yapıldı. Sajjad, Pakistan’da ihracatı artırabilecek 100 bin ila 150 bin arasında helal ürün şirketi bulunduğunu ifade etti. Pakistan Halal Forum 2026’nın Aralık 2026’da düzenlenmesi ve fuar katılımcıları ile uluslararası alıcılar dahil 35’ten fazla ülkeden temsilcileri bir araya getirmesi planlanıyor. Forumun kamu-özel sektör ortaklığı modeliyle değer katma, yatırım ve ihracatın kolaylaştırılmasına odaklanacağı bildirildi. International Halal Certification (IHC) Üst Yöneticisi Mufti Zeeshan Abdul Aziz ise Pakistan’daki 1.000’den fazla şirketin uluslararası helal sertifikası aldığını belirtti. Abdul Aziz’e göre düzenleyici engeller, yetersiz laboratuvar test kapasitesi, sertifikasyon sorunları, inovasyon eksikliği ile pazarlama ve markalaşmadaki zayıflıklar helal ürün ihracatının önündeki başlıca sorunlar arasında yer alıyor. Abdul Aziz ayrıca Pakistanlı ihracatçıların Orta Asya, Afrika ve Doğu Avrupa’daki geleneksel olmayan pazarları araştırma ve yeni alıcılara ulaşmak için uluslararası fuarlara katılma konusunda isteksiz göründüğünü söyledi. Helalin artık yalnızca gıdayla sınırlı olmadığını belirten Abdul Aziz, bu alanın ilaç, kozmetik, lojistik, muhafazakâr moda ve turizmi de kapsayan kalite, hijyen ve güvenlik standardına dönüştüğünü ifade etti. IHC’nin küresel akreditasyonunun Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, Malezya ve Endonezya’da kabul edildiği aktarıldı.

İtalya’da Daha İyi Hayvan Refahı, Süt Çiftliklerinin Çevresel Etkisini Azaltabilir
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Daha İyi Hayvan Refahı, Süt Çiftliklerinin Çevresel Etkisini Azaltabilir

İtalya’da yapılan yeni bir araştırma, süt çiftliklerinde hayvan refahının yükseltilmesiyle çevresel etkinin birbirine rakip hedefler olmayabileceğini gösterdi. Refah standartları daha yüksek olan işletmelerde, üretilen her kilogram süt başına çevresel etkinin çoğu zaman daha düşük olduğu belirlendi. 2026’da Agricultural Systems’te yayımlanan çalışmada, Parmigiano Reggiano peyniri üretimine süt sağlayan 231 çiftlik incelendi. Hayvan refahı CReNBA protokolüyle değerlendirildi; özellikle güçlü sürü yönetimiyle yüksek refah düzeyine ulaşan çiftliklerde daha iyi çevresel performans görüldü.

İrlanda’da Havuç Üreticileri İçin Sulama Yatırımı Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Havuç Üreticileri İçin Sulama Yatırımı Öne Çıkıyor

İrlanda’nın Birr kentindeki organik havuç üreticisi Philip Draper, iklim değişikliğine karşı dayanıklı işletmeler kurabilmek için sulama ve benzeri altyapı yatırımlarının kritik olduğunu belirtti. Draper, hava koşullarına hızlı yanıt verebilecek bir üretim yapısının büyük sermaye gerektirdiğini söyledi. Havuç üretiminin ülkede daralan bir sektör olduğu belirtilirken, İrlanda’da ticari ölçekte üretim yapan dokuz yetiştirici kaldı. Havuçlarını 30 yılı aşkın süredir yetiştiren Draper, hasadın çim veya tahıl üretiminden farklı olarak süpermarket talebine göre planlandığını ifade etti.

Rio Grande Do Sul’da Portakal ve Bergamot Hasat Sonunda Değer Kazandı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Rio Grande Do Sul’da Portakal ve Bergamot Hasat Sonunda Değer Kazandı

Rio Grande do Sul’da portakal ve bergamot, hasat sezonunun kapanışında değer kazandı. Passo Fundo bölgesinde portakal bahçelerinde yeni sezon meyvelerinin oluşumu başlarken üreticiler, toprak örtüsünü biçme veya yatırma çalışmaları yürütüyor. Santa Rosa’da çeşitlerin çoğunda yoğun sürgün ve çiçeklenme görülüyor. Daha ileri durumdaki alanlarda ağaçlar meyve verme dönemine geçti ve iyi ürün yükü taşıyor. Üreticiler gübreleme, bitki sağlığı uygulamaları, budama ve gövdelerdeki yosun ile likenlerin temizlenmesi gibi rutin işleri sürdürüyor.

Rusya’nın Türkiye’ye Gübre İhracatı İlk Dokuz Ayda Dörtte Bir Arttı
Görsel kaynağı: RIA Novosti · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Türkiye’ye Gübre İhracatı İlk Dokuz Ayda Dörtte Bir Arttı

Rusya’nın Türkiye’ye gübre ihracatı, 2026’nın ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre dörtte bir artarak 315 milyon dolara ulaştı. Buna karşılık eylül ayında Rusya’dan Türkiye’ye gübre sevkiyatı önceki aya göre 2,3 kat, Eylül 2025’e göre ise %44 azaldı. Türkiye’deki şirketlerin en fazla talep ettiği ürün grubu azotlu gübreler olurken, bu ürünlerin eylül ithalatı yaklaşık 22 milyon dolar olarak kaydedildi.

İklim Değişikliği Kahve Üretiminde Uyum Yöntemlerini Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

İklim Değişikliği Kahve Üretiminde Uyum Yöntemlerini Öne Çıkarıyor

İklim değişikliği ve yaşlanan kahve plantasyonları, üretimde yeni yetiştirme yöntemlerinin aranmasını hızlandırıyor. Bu dönüşüm, kahve tüketiminin yaygın olduğu Şili’deki tedarik zinciri açısından da önem taşıyor. CORPA Estudios de Mercado verilerine göre Şili nüfusunun %77’si haftada en az bir kez kahve tüketiyor; ortalama tüketim günde iki fincan olurken hazır kahvenin ulusal pazardaki erişimi %66’ya ulaşıyor. Uyum seçenekleri arasında rejeneratif tarım, tarımsal ormancılık, örtü bitkileri ve gübrelemenin daha verimli kullanılması bulunuyor. Bu uygulamaların toprak sağlığını ve plantasyonların gelişimini desteklemesi amaçlanıyor. İklime ve hastalıklara daha dayanıklı çeşitlerle eskiyen plantasyonların yenilenmesi de değişen yetiştirme koşullarına karşı önerilen yöntemler arasında yer alıyor. Kaynak, bu tekniklerin uygulanması için üreticilerin uzmanlık bilgisine ve sahada eşlik edecek desteğe ihtiyaç duyduğunu belirtiyor. Bu yaklaşımı destekleyen girişimlerden biri Plan Nescafé 2030. Nescafé’nin açıklamasına göre 2025’te markanın kullandığı yeşil kahvenin %53’ü rejeneratif tarım uygulayan üreticilerden sağlandı. Şirketin Şili’deki pazarlama yöneticisi Juan Pablo Cañas, üretici ailelerin değişen koşullara uyum kapasitesinin kahvenin geleceği açısından belirleyici olduğunu söyledi. İşleme aşamasında ise kahve telvesi kompostlanarak organik gübreye dönüştürülüyor. Şili’nin O’Higgins Bölgesi’ndeki Graneros Nestlé fabrikasında 2025’te 10.000 tondan fazla kahve telvesi kompostlandı; tesis elektriğinin tamamını yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor.

Danimarka Çevre Bakanı, Pestisit Verileriyle Yeni Strateji Çağrısı Yaptı
Görsel kaynağı: Effektivt Landbrug · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka Çevre Bakanı, Pestisit Verileriyle Yeni Strateji Çağrısı Yaptı

Danimarka Çevre Bakanı Maria Reumert Gjerding, 2025’te pestisit kullanımının sağlık ve çevre üzerindeki yükünün önceki yıla göre %33 arttığını ve 12 yılın ikinci en yüksek seviyesine çıktığını açıkladı. Bakan, bu verilerin sağlık ve çevreyi koruyacak yeni ve iddialı bir pestisit stratejisi gerektirdiğini söyledi. Editoryal yazı, açıklamayı Danimarka’da 2025’te PFAS olarak anılan 33 pestisit ürününün yasaklanması bağlamında aktarıyor. Yazıya göre bakanın talebiyle Danimarka Çevre Ajansı tarafından hesaplanan Pestisit Yükü Göstergesi (PBI) ile açıklamaya eşlik eden veriler, tarlalara gerçekten püskürtülen miktarı değil, satış ve satın alma verilerini temel alıyor. Editoryal değerlendirme, çiftçilerin yasaklanan 33 ürün nedeniyle önceden kimyasal stoklamaya yönelmiş olabileceğini ve bu alımların 2025 satış istatistiğini yükseltmiş olabileceğini savunuyor. Bu nedenle artışın gerçek tüketimi ve sağlık ile çevre üzerindeki fiilî yükü doğrudan göstermeyebileceği belirtiliyor. Kaynakta, Danimarka’daki pestisit satışlarının hava koşulları, ürün seçimi ve mevzuat değişiklikleri nedeniyle yıllara göre dalgalandığı ifade ediliyor. Yazı ayrıca geçmişte iki ayrı gösterge yayımlandığını aktarıyor: biri üretici ve toptancıların belirli takvim yıllarında sattığı miktarlara, diğeri ise çiftçilerin zorunlu bildirimlerle tarlalara fiilen püskürttüğü miktarlara dayanıyordu. Editoryal görüşe göre stoklama satış göstergesini geçici olarak artırabilir; bu nedenle tek bir yılın satış verisi, daha sıkı bir strateji ihtiyacını tek başına kanıtlamıyor.