ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

82 haber · Sayfa 3

Yeni Zelanda Et Sektörü Olası ABD Tarife Artışına Karşı Washington’a Gidecek
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda Et Sektörü Olası ABD Tarife Artışına Karşı Washington’a Gidecek

Yeni Zelanda et sektörü yöneticileri, ülkenin kuzu eti ithalatına ABD tarafından ek tarife veya başka kısıtlamalar getirilmesini önlemek amacıyla Washington’a gidecek. Meat Industry Association (MIA), ABD Uluslararası Ticaret Komisyonu’nun (ITC) cumartesi günü Yeni Zelanda saatiyle düzenleyeceği tek günlük duruşmaya ilgili taraf olarak katılacak. Duruşmada, ithalatın ABD koyun sektöründe ciddi zarara yol açıp açmadığı veya böyle bir tehdit oluşturup oluşturmadığı değerlendirilecek. Soruşturma, Amerikan Sheep Industry Association’ın geçen ekimde yaptığı şikâyet üzerine ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer tarafından temmuz ayında talep edildi. Amerikan kuruluşu, ithal kuzunun yerli ürüne göre %19,5 indirimle satıldığını, ithalatın arttığını ve yerli üretimin ABD’de tüketilen kuzunun yalnızca %30’unu karşıladığını iddia ediyor. Amerikan kuruluşuna göre Avustralya ve Yeni Zelanda, ABD kuzu eti ithalatının %99’unu sağlıyor. Yeni Zelanda ve Avustralya ise artan tüketici talebi karşısında süpermarketlerde kuzu eti bulunmasını sağlayarak ABD’li yetiştiricilere yardımcı olduklarını savunuyor. MIA Üst Yöneticisi Nick Beeby, ihracatçıların ITC anketlerini yanıtladığını ve ABD’deki tedarik zinciri ortaklarını da sürece katılmaya teşvik ettiğini söyledi. Yeni Zelanda sektörü ayrıca hukuki temsil aldı ve duruşmada kanıt sunması için ABD merkezli bir tarım ekonomisti tuttu. Yeni Zelanda kuzusu üzerindeki mevcut %13,2’lik tarifeye ek yapılmaması konusunda ihracatçıların beklentisi düşük. Ancak tarife artışı veya yeni ithalat kısıtlamaları henüz kesinleşmiş değil. ITC’nin 13 Kasım’a kadar zarar ya da zarar riski konusunda karar vermesi bekleniyor. Zarar kanıtlanırsa 1 Aralık’a kadar olası önlemler için yeni bir duruşma yapılacak; ardından komisyon ABD başkanına tavsiyede bulunacak ve başkanın karar için 60 günü olacak.

AB Tarım Bakanları 2028 Sonrası Ortak Tarım Politikası İçin Daha Güçlü Bütçe İstedi
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarım Bakanları 2028 Sonrası Ortak Tarım Politikası İçin Daha Güçlü Bütçe İstedi

5 yayıncı · 5 haber · Karşılaştır

Slovakya'nın başkenti Bratislava'da düzenlenen genişletilmiş V4 tarım bakanları toplantısında, 2028'de başlayacak yeni dönemde Avrupa Birliği'nin Ortak Tarım Politikası'nın güçlü ve yeterli finansmana sahip olması gerektiği belirtildi. Slovakya, Çekya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Hırvatistan, Romanya, Slovenya ve İtalya'nın katıldığı toplantıda bu konuda üç ortak deklarasyon imzalandı. Slovakya Tarım Bakanı Richard Takáč, tarım bütçesinin artırılması gerektiğini söyledi. Takáč, yeni AB bütçesinin mevcut program dönemine göre 800 ila 900 milyar avro daha yüksek olmasının konuşulduğunu, buna karşın tarım bütçesinin düşmesinin kabul edilemeyeceğini belirtti. Çekya Tarım Bakanı Martin Šebestyán da Ortak Tarım Politikası'nın ortak bir Avrupa politikası olarak kalması, çiftçilere istikrarlı koşullar sağlanması, idari yükün azaltılması ve üye ülkelere destek araçlarını belirlerken esneklik tanınması gerektiğini ifade etti. İkinci deklarasyon, kuraklık ve aşırı hava olayları dahil olmak üzere tarımda artan krizlere karşı Avrupa düzeyinde daha etkili müdahale araçları oluşturulmasını ele aldı. Katılımcılar, krizlerin yönetiminin yanı sıra gelecekteki risklere karşı önleyici tedbirlerin ve tarım sektörünün dayanıklılığını artıracak uygulamaların güçlendirilmesini istedi. İklim olaylarının yeni tarım rezervine dahil edilmesi ve ulusal destek koşullarının ihtiyaçlara göre uyarlanması da görüşüldü. Üçüncü deklarasyon ise çiftçiler ile gıda üreticilerinin tedarik zincirindeki konumunu güçlendirmeyi ve haksız ticari uygulamalara karşı daha adil koşullar sağlamayı amaçlıyor. Deklarasyonların Avrupa Birliği Tarım ve Balıkçılık Konseyi'nin bir sonraki toplantısında sunulması planlanıyor.

Geri Çağırma Sayısı Değil, Etkilenen Ürün Birimleri Arttı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Geri Çağırma Sayısı Değil, Etkilenen Ürün Birimleri Arttı

Gıda geri çağırmalarının bu yıl %400 arttığını öne süren başlıkların, geri çağırma sayısı ile etkilenen ürün birimi arasındaki farkı yansıtmadığı belirtildi. Food Safety News’te yayımlanan değerlendirmeye göre düzenleyiciler 2026’nın ilk yarısında 1.634 geri çağırma kaydetti; geçen yılın aynı dönemindeki sayı 1.636 oldu. Buna karşılık geri çağrılan ürün birimleri yıllık karşılaştırmada 211,2 milyondan 941,2 milyona yükseldi. Yazıda, %400 ifadesinin yayımlanmış bir rapordan değil, kaynağı ve hangi ölçümü temsil ettiği açıklanmayan bir sosyal medya paylaşımından yayıldığı aktarıldı. Değerlendirmenin yazarı Roger Hancock, bu sayının tüketicilerde geri çağırmaların daha sıklaştığı izlenimini güçlendirdiğini belirtti. Yazıya göre geri çağırmaların daha büyük ve karmaşık hale gelmesinde küresel tedarik zincirleri etkili oluyor. Aynı tedarikçiden ürün alan çok sayıda markanın bulunması, tek bir kontaminasyon olayının geniş bir alana yayılmasına yol açabiliyor. Örnek olarak, siklosporayla kontamine olan ve çok sayıda Taco Bell restoranına ve çeşitli market markalarına dağıtılan marul gösterildi. Değerlendirmede, geri çağırma sıklığı ile geri çağırmanın ölçeğinin farklı sorunlar olduğu vurgulandı. Daha büyük olayların, etkilenen ürünlerin hızla belirlenebilmesi için izlenebilirlik sistemlerine ve tüketici iletişimine odaklanmayı gerektirdiği ifade edildi. Büyük bir geri çağırmanın gıda arzının tamamının güvensiz olduğu anlamına gelmediği, tüketicilerin etkilenen kaynaktan gelen ürünleri almaması gerektiği kaydedildi. Şirketlerden de etkilenen ürünleri açık tanımlayıcılarla hızlı ve anlaşılır biçimde duyurmaları bekleniyor.

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Ulusal Hazırlık Uyarısı
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Ulusal Hazırlık Uyarısı

Birleşik Krallık’ta 150’den fazla akademisyen, iş dünyası temsilcisi, topluluk grubu ve gıda ortaklığı, ülkenin kriz dönemlerinde halkı nasıl besleyeceğine dair bir planı bulunmadığını ve olası gelecekteki gıda kıtlıklarına hazırlıksız olduğunu bildirdi. Andy Burnham’a iletilen açık mektupta hükümet, gıdayı ulusal güvenlik meselesi olarak ele alma konusunda rehavet göstermekle suçlandı. Mektuba göre iklim krizi, jeopolitik şoklar, siber saldırılar, fidye yazılımları, enerji kesintileri, yazılım arızaları ve dezenformasyon gıda tedarik zincirini tehdit ediyor. Uzmanlar, son yıllarda gelişen “tam zamanında” teslimat modelinin bugünün ve geleceğin zorluklarına uygun olmadığını, zincir boyunca az miktarda stok tutulduğunu ve Birleşik Krallık’ın ulusal gıda depolama sisteminin bulunmadığını belirtti. Stratejik gıda stoku, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri tutulduktan sonra 1990’larda sona erdirilmişti. Açık mektup, 2004 tarihli Sivil Acil Durumlar Yasası kapsamında yerel gıda dayanıklılığı komiteleri kurulmasını, ülkenin az sayıdaki büyük gıda şirketine ve ithalata bağımlılığının incelenmesini, ulusal beslenme ihtiyaçlarına uygun üretim planlamasını ve ulusal, bölgesel, yerel ve topluluk düzeylerinde depolama sistemleri oluşturulmasını istedi. Uzmanlar ayrıca gıda tedarikinin merkezden uzaklaştırılması ve daha fazla dayanıklılık sağlanması çağrısı yaptı. Uyarı, Ulusal Denetim Ofisinin hükümetin hanelerle işletmelerin olası acil durumlara hazırlanmasına yeterince yardım etmediğini söylemesinden haftalar sonra geldi. Çevre Bakanı Angela Eagle, hanelerin birkaç gün boyunca elektrik veya su olmadan yaşamasına yetecek yiyecek ve su depolamasını önermişti. Ancak mektubu imzalayanlar, düşük gelirli hanelerin stok oluşturma maliyetini karşılayamayabileceğini ve yalnızca hanelere odaklanmanın sistemdeki sorunları çözemeyeceğini savundu. Kabine Ofisi de konserve gıda stoklanmasını teşvik edecek bir kampanya hazırlıyor.

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği

İran’da Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle kurulması öngörülen Ulusal Yapay Zekâ Kurumu’nun nasıl yapılandırılması gerektiği tartışılıyor. Meclis tarafından 28 Mordad 1405’te kabul edilen ve Anayasayı Koruma Konseyi tarafından 4 Şehriver’de onaylanan yasa, 12 madde ve 8 ek fıkradan oluşuyor. Düzenleme; işlem gücü altyapısı, veri, güvenlik, finansman, yapay zekâ pazarı, insan kaynağı ve kurumlar arası koordinasyon başlıklarını kapsıyor. Değerlendirmede kurumun hem politika yapıcı hem düzenleyici hem de bütün projeleri doğrudan yürüten bir yapı olmaması gerektiği savunuluyor. Kurumun ülke çapındaki çalışmaları yönlendiren, kolaylaştıran ve kurumlar arasında eşgüdüm sağlayan bir “mimar” olarak konumlandırılması öneriliyor. Tasarım için çeviklik, ağ yapısı, gerçek sorunlara odaklanma, ölçülebilir sonuç alma ve mevcut kurumlarla görev çakışmasından kaçınma ilkeleri öne çıkarılıyor. Yapay zekâ kapasitesinin %90’dan fazlasının üniversiteler, araştırma kurumları, bilgi tabanlı şirketler, girişimler ve özel sektörde bulunduğu belirtilerek kurumun bu ekosistemi merkezi bir idari yapıya dönüştürmeden bir araya getirmesi gerektiği ifade ediliyor. Veri alanında temel sorunun veri yokluğu değil, verilerin dağınık olması, erişimin sınırlı kalması, kalite sorunları ve standart eksikliği olduğu aktarılıyor. Bu nedenle kamu verilerine güvenli erişim, veri kalitesi sınıflandırması ve veri paylaşımını teşvik edecek mekanizmalar öneriliyor. Tarım, yapay zekânın uygulanması gereken alanlardan biri olarak gösteriliyor. Önerilen büyük ulusal görevler arasında tarımsal tedarik zincirinin ve su tüketiminin akıllı biçimde yönetilmesi bulunuyor. Yazıda ayrıca yapay zekânın enerji, sağlık, sanayi ve kamu yönetimindeki somut sorunlara bağlanması; her görev için sorumlu kurum, takvim ve sayısal başarı göstergesi belirlenmesi gerektiği belirtiliyor. Finansman için 1405-1407 döneminde 100 trilyon İran riyali başlangıç sermayesine sahip bir Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Fonu kurulması öneriliyor. Fonun yalnızca kredi vermek yerine özel sektörle ortak yatırım, kurumsal girişim sermayesi, araştırma sonuçları için satın alma garantisi ve talep oluşturma araçlarını kullanması isteniyor. Ayrıca risk temelli düzenleme ve kurumun ilk 100 gününde veri erişim platformu ile ekonomide etkisi ölçülebilir ilk ulusal görevin başlatılması öneriliyor.

ABD’de USDA’nın Mısır ve Soya Tahminlerine İhtiyat Çağrısı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

ABD’de USDA’nın Mısır ve Soya Tahminlerine İhtiyat Çağrısı

ABD’de tarım fonlarının, ABD Tarım Bakanlığı’nın (USDA) yayımladığı olumsuz raporun ardından Chicago’da mısır ve soya fiyatlarında sert satışlara yöneldiği bildirildi. Ancak ABD’li AgResource danışmanlığından Dan Basse ve Ben Buckner, bu tepkinin abartılı olduğunu ve her iki ürünün temel görünümünün hâlâ yükseliş yönünde bulunduğunu savundu. USDA’nın ABD’nin 2025/26 mısır dönemi son stok tahminini 4,40 milyon ton artırması piyasayı şaşırttı. AgResource analistlerine göre bu değişiklik, küresel arz-talep dengesi hâlâ sıkı olduğu için dünya ölçeğinde belirleyici değil. Analistler, rakamlardaki farklılığın 31 Ağustos’taki sezon kapanışından önce Arkansas, Louisiana ve Mississippi’de erken hasat edilen mısırın hesaplamalara dâhil edilmesinden kaynaklandığını ileri sürdü. ABD’nin başlıca üretim bölgelerinde 1 Ağustos-1 Ekim arasında normalin çok üzerinde yağışlar kaydedildi. Şiddetli yağışlar ve yüksek sıcaklıklar, soya tanelerinde hasar ve yüksek nem nedeniyle teslim alma sorunlarına yol açarken, mısır üretimi ve tedarik zincirinde de aksamalara neden oldu. Iowa, Nebraska, Wisconsin ve kuzey Illinois’teki doygun topraklarda makinelerin yeniden çalışabilmesi için en az bir hafta yağışsız hava gerekiyor. Ulusal ölçekte hasadın %10’undan azı tamamlandığından, AgResource USDA’nın ilerleyen dönemde soya ve mısır tahminlerini aşağı çekmesini bekliyor.

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

360 Food Syria Fuarı Şam’da İhracat Görüşmeleriyle Sona Erdi

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Şam’da düzenlenen 360 Food Syria gıda sanayileri fuarı, üç günlük etkinliğin ardından sona erdi. Evex Events ve Pyramids Group tarafından düzenlenen fuarın son gününde katılımcılar arasında çeşitli mutabakatlar imzalanırken, yurt dışından gelen tüccarlar Suriye ürünlerini ve fuara katılan şirketleri inceledi. Etkinliğe 18 ülkeden 120 yerel, Arap ve yabancı şirket katıldı. Fuarın, Suriye ürünlerinin dış pazarlara ihracatı için yeni ticari bağlantılar ve olanaklar oluşturduğu belirtildi. Etkinlikte tarımsal üretim girdileri, modern tarım teknolojileri, gıda işleme, paketleme, ambalajlama, nihai ürünler ile pazarlama ve dağıtım zincirleri bir araya getirildi. Fuara katılanlar, gıda makineleri, üretim hatları ve ekipmanların Suriye’de geliştirilmesinin ithalata bağımlılığı azaltabileceğini ifade etti. Yerel üreticiler ise yüksek vergiler ve gümrük ücretlerinin yanı sıra otomasyon, mekanik ve elektrik alanlarında uzman personel eksikliğinin sektörün genişlemesini zorlaştırdığını aktardı. SANA’nın fuardaki katılımcı açıklamalarına dayandırdığı bilgilere göre, Suriye’de üretilen bazı makineler ve ekipmanlar Birleşik Arap Emirlikleri, Lübnan, Irak ve bazı Körfez ülkelerindeki pazarlara ulaştı. Katılımcılar, yerel üretimin yalnızca iç talebi karşılamakla kalmayıp ekipman ve gıda ürünleri ihracatını da genişletebileceğini belirtti. Restoran ve otel ekipmanları alanında şiş kebap ızgaraları, mayonez mikserleri, hamur yoğurma makineleri, kokteyl mikserleri, dondurma, patlamış mısır ve pamuk şeker makineleri gibi ürünlerin üretildiği aktarıldı.

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber

İran’da Tarım Bakanlığı ile İmam Humeyni Yardım Komitesi İşbirliği Genişletilecek

İran Tarım Bakanı Gulamrıza Nuri, İmam Humeyni Yardım Komitesi başkanıyla yaptığı görüşmede, bakanlık ile komite arasındaki işbirliğinin geliştirilmesi ve komite yararlanıcılarının tarım sektöründeki imkânlardan yararlanması konularını ele aldı. Görüşmede, bu kişilerin üretim yoluyla güçlenmesi ve kendi kendine yeterlilik aşamasına ulaşması değerlendirildi. Nuri, savaş ve son saldırılar sırasında gıda güvenliğinin hedef alınan alanlardan biri olduğunu söyledi. Hükümetin desteği ile üreticiler, çiftçiler, hayvan yetiştiricileri, köylüler, göçerler ve tedarik zincirindeki diğer aktörlerin çabaları sayesinde temel gıda tedarikinde kesinti yaşanmadığını belirtti. Bakan, komite yararlanıcıları için özellikle arıcılık ve küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde uygun işbirliği alanları bulunduğunu ifade etti. Tarım politikasının adalet odaklı yürütülmesi gerektiğini belirten Nuri, küçük işletmelerin ve küçük ölçekli üreticilerin kalkınma sürecinde zarar görmemesi gerektiğini kaydetti. Nuri ayrıca ruhsat, destek ve bakanlık talimatlarının küçük işletmeler ile komite kapsamındaki kişilerin gelişimine imkân verecek şekilde uygulanacağını bildirdi. Yararlanıcıların kendi kendine yeterlilik sonrasında faaliyetlerini sürdürmeleri, üretimlerini geliştirmeleri ve yasal desteklerden yararlanmaları amaçlanıyor.

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor
Görsel kaynağı: RTBF · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Girdilerinde Şirket Yoğunlaşması Çiftçilerin Seçeneklerini Daraltıyor

Belçika merkezli RTBF’nin “Avrupa’dan Görünüm” dosyası, az sayıda büyük şirketin tohum, bitki koruma ürünleri, gübre ve tarım makineleri gibi girdilerdeki ağırlığını inceliyor. Dosyaya göre yoğunlaşma, üretim girdileriyle sınırlı kalmıyor; gıda işleme ve perakende pazarlarında da az sayıda şirket belirleyici oluyor. Bu yapı, çiftçileri tedarik zincirinin hem başında hem de sonunda yoğunlaşmış piyasalar arasında bırakabiliyor. Dosyada İsviçre merkezli Syngenta’nın bitki koruma ürünleri alanındaki konumu örnek gösteriliyor. Şirket, 2025’te bu ürünlerin satışından 13,7 milyar dolar gelir elde etti; söz konusu gelir bir önceki yıla göre %4 arttı. Syngenta’nın yaklaşık 1.800 bitki koruma ürününün ruhsatını kaydettirdiği, yeniden kaydettirdiği veya uzattığı aktarılıyor. Kamu otoritelerinin insan sağlığı ve çevre kaygıları nedeniyle ruhsat yenileme ve yeni ürünlere izin verme konusunda daha sıkı davranması, mevcut geniş ürün portföylerine sahip şirketlerin önemini artırıyor. Avrupa Birliği’nde pestisitlerde izin verilen etkin madde sayısının 25 yılda 1.000’in üzerinden yaklaşık 500’e gerilediği belirtiliyor. Yeni bir pestisitin ruhsatlandırılması 7 ila 10 yıl sürebiliyor ve ruhsatın geçerliliği en fazla 15 yıl olabiliyor. Dosyaya göre uzun ve maliyetli süreçler, ruhsat yenileme kapasitesi yüksek şirketlere avantaj sağlarken yeni şirketlerin pazara girişini zorlaştırıyor. Bu koşulların çiftçilerin tohum, kimyasal ürün ve makine seçeneklerini daraltabileceği ifade ediliyor. Şirket yoğunlaşmasının yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahip olduğu, birleşmelerin özellikle 1980’lerden itibaren hızlandığı aktarılıyor. Bayer’in Monsanto’yu 2018’de satın alması, Dow ile DuPont’un 2019’da Corteva Agriscience adı altında birleşmesi, Potash Corporation ile Agrium’un 2018’de Nutrien’i oluşturması ve Syngenta’nın ChemChina tarafından 2017’de satın alınması bu sürecin örnekleri arasında gösteriliyor. ETC araştırma kolektifine göre, küresel tohum pazarında en büyük 10 şirketin 10 yıl önce kontrol ettiği %40’lık paya bugün en büyük iki şirket sahip. Dosyada, az sayıda şirkete bağımlılığın tedarik şoklarında çiftçileri ve gıda sistemini daha kırılgan hâle getirebileceği yönündeki eleştirilere de yer veriliyor. Bununla birlikte yoğunlaşmanın tek başına rekabet hukukunu ihlal etmediği belirtiliyor. Rekabeti ortadan kaldırmaya yönelik uygulamalar veya az sayıda aktörün bulunduğu bir pazarda gücü artıran birleşmeler incelemeye alınabiliyor. Wageningen Üniversitesi ve Araştırma Merkezi’nden Max Koppenberg ise yoğunlaşmanın her zaman hâkim durumun kötüye kullanılması anlamına gelmediğini, bazı perakende pazarlarında yoğun rekabetin düşük kâr marjları ve görece düşük tüketici fiyatlarıyla sonuçlanabildiğini söylüyor. Yeni girişleri kolaylaştırmak için ruhsat süreçlerinin hızlandırılması ve patent sürelerinin sınırlandırılması önerilirken, patent süresini kısaltmanın ters sonuç doğurabileceği uyarısı yapılıyor.

Endonezya’da Sütte Kendine Yeterlilik İçin 600 Bin Damızlık Süt İneği Hedefi
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber

Endonezya’da Sütte Kendine Yeterlilik İçin 600 Bin Damızlık Süt İneği Hedefi

Endonezya Tarım Bakanlığı, ulusal süt kendine yeterliliğini sağlamak amacıyla 2029'a kadar ülkeye en az 600 bin damızlık süt ineği eklemeyi hedefliyor. Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman, yerli yetiştiricilerin ürettiği sütün önceliklendirileceğini belirterek, üreticiler yeterli süt sağladığı sürece ithalata başvurulmayacağını söyledi. Tarım ve Hayvancılık Genel Müdürü Agung Suganda, ülkedeki taze süt üretiminin ulusal ihtiyacın yalnızca yaklaşık %20'sini karşıladığını açıkladı. Hükümetin planı yalnızca hayvan sayısını artırmaya değil, üretkenlik, hayvan sağlığı, yem, finansman ve yetiştirici sütlerinin güvence altına alınmış biçimde satın alınmasına da odaklanıyor. Yeni hayvan alımlarını kolaylaştırmak için peşinat, sigorta, ahır ve sağım ekipmanı desteği ile bankacılık finansmanı içeren modeller hazırlanıyor. Yetkililer, üretim artışının pazarda karşılık bulması gerektiğini vurguluyor. Agung, üreticilerin daha fazla süt ürettiklerinde ürünlerini satamama sorunuyla karşılaşmaması gerektiğini belirtti. Parlamento Komisyonu IV Başkanı Siti Hediati Hariyadi ise kooperatiflerin yetiştiricileri sanayiyle buluşturarak süt tedarik zincirini güçlendireceğini söyledi. Doğu Cava’daki KUTT Suka Makmur kooperatifi, 2 binden fazla yetiştiriciyi bir araya getiriyor; yem, hayvan sağlığı hizmeti ve finansman desteği sağlıyor, süt ürünleri geliştiriyor ve sanayiyle alım ortaklıkları yürütüyor.

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor

Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıların, Ormansızlaşmadan Arındırılmış Ürünler Tüzüğü'nün (EUDR) uygulanmasından önce tedarik güvenceye alma çabası, Arjantin soya küspesine yönelik talebi artırdı. Bu gelişmeyle Arjantin ürününün Brezilya soya küspesine kıyasla ihracat primi genişledi ve piyasa, Arjantin ürününün alışılmış iskontolu konumundan farklı bir görünüm kazandı. Platts'ın 29 Eylül tarihli değerlendirmesine göre kasım sevkiyatlı Rosario çıkışlı soya küspesinin değeri ton başına 422,1 dolar olurken, Brezilya'nın Paranaguá çıkışlı ürünü 416,1 dolar olarak kaydedildi. Kaynak, Arjantin ürününün genellikle Gran Rosario ihracat koridorundaki su yolu ve draft kısıtları nedeniyle daha düşük fiyatlandığını belirtiyor. Bu kısıtlar, gemilerin boyutunu ve yük kapasitesini sınırlıyor. Arjantin'in Visec platformunda üreticilerin kayıt ve izlenebilirlik düzeyinin Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu hacmi karşılayacak kritik kitleye ulaştığı, Brezilya'daki benzer yöntemin ise aynı ilerleme seviyesinde olmadığı aktarılıyor. Avrupa Birliği yem üreticilerini temsil eden Fefac, EUDR'nin 2027'de uygulanmasının soya küspesi tedarik zincirinde kesinti riski yaratabileceği uyarısında bulundu. Fefac'ın resmi belgesine göre AB, 2027'de yaklaşık 4 milyon ton soya ithal etme kapasitesini kaybedebilir.

Bulgaristan’da Çiftçilerin Birleşmesi Pazar Rekabeti İçin Önemli
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan’da Çiftçilerin Birleşmesi Pazar Rekabeti İçin Önemli

Bulgaristan Tarım ve Gıda Bakanlığı Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Ivan Paligorov, çiftçilerin birleşmesi ve kooperatifleşmesinin ulusal ve uluslararası pazarlarda daha güçlü bir konum elde etmeleri açısından önemli olduğunu söyledi. Paligorov, açıklamayı Bulgaristan Çiftçiler Birliği tarafından Sofya’da düzenlenen “Çiftçiler ve Pazarlar – Sürdürülebilirlikle Rekabetçi” forumunun açılışında yaptı. Paligorov, üreticilerin pazarlık gücünü artırabilmesi ve üretim için yaptıkları harcamaları koruyabilmesi için uygun koşullar oluşturulması gerektiğini belirtti. Çiftliklerin modernleşerek daha verimli ve rekabetçi hale gelmesinin de öncelikler arasında olduğunu ifade etti. Bakanlık açısından tarımsal üretimde daha yüksek katma değer oluşturulması için tüm ilgili taraflar arasındaki diyaloğun sürdürülmesi önem taşıyor. Forumda, tarım ürünlerinin kısa tedarik zincirleri üzerinden tüketicilere daha hızlı ulaştırılması ve bunun pazardaki istikrara katkısı da ele alındı. Toplantıda üçüncü ülkelerden yapılan tarımsal ürün ithalatına ilişkin belgelerin güvenilirliği de gündeme geldi. Paligorov, ithalat belgelerinin kamu gelirleri ile Bulgar üretici ve tüketicilerin çıkarlarının korunması amacıyla denetlendiğini bildirdi.

Kazakistan 2026 Buğdayı İçin Alım Fiyatı Aralığını Açıkladı
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan 2026 Buğdayı İçin Alım Fiyatı Aralığını Açıkladı

Kazakistan hükümeti, 2026 hasadında 3. sınıf buğday için kalite göstergelerine bağlı olarak ton başına 92 bin ila 115 bin Kazakistan tengesi arasında alım fiyatı uygulanmasını planladı. Açıklama, Başbakan Yardımcısı ve Ulusal Ekonomi Bakanı Serik Jumangarin tarafından Kostanay bölgesindeki Arkalyk kentinde çiftçilerle yapılan toplantıda gerçekleştirildi. Kaynağa göre fiyatların geçen yılki seviyede tutulması öngörülüyor. Prodokorporatsiya’nın alım fiyatlarının piyasa için gösterge niteliğinde olduğu belirtildi. Üreticilere finansman desteğinin vadeli ve doğrudan tahıl alımı mekanizmalarıyla sürdürüleceği, bu uygulamaların üretim maliyetlerinin karşılanmasına ve yeni sezona hazırlığa katkı sağladığı ifade edildi. Toplantıda tahıl ihracatçılarına yönelik KDV iadesi de gündeme geldi. İhracatçıların mahsup edilecek KDV tutarında düzeltme yapılmayacağı, iade taleplerinin ise ürünün üreticiden ihracatçıya kadar hareketini ve vergi ödemelerini izleyen vergi incelemesiyle doğrulanacağı bildirildi. İncelemenin olumlu sonuçlanması halinde, daha önce ödenen KDV’nin tamamının iade edilebileceği kaydedildi. Ayrıca tahıl ihracatçılarına yönelik taşıma gideri desteği programının 2026-2027 pazarlama yılı için uzatılacağı açıklandı. Kaynak, önceki yıllardaki taşıma sübvansiyonlarının Kazakistan tahılının Belçika, Polonya, Portekiz, Norveç, Birleşik Krallık ile Fas, Cezayir ve Mısır gibi yeni pazarlara ulaşmasına katkı sağladığını aktardı. Prodokorporatsiya’nın Çin üzerinden çok modlu güzergâhla Vietnam’a tahıl gönderimini de denediği belirtildi.

Kazakistan Tahıl İhracatına Desteği 2026–2027 Sezonunda Uzatacak
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Tahıl İhracatına Desteği 2026–2027 Sezonunda Uzatacak

Kazakistan hükümeti, tahıl ihracatçılarının taşıma giderlerini telafi eden devlet destek programını 2026–2027 pazarlama yılında sürdürecek. Karar, Kostanay bölgesindeki Arkalyk kentinde çiftçilerle yapılan toplantıda Başbakan Yardımcısı ve Ulusal Ekonomi Bakanı Serik Jumangarin tarafından açıklandı. Önceki yıllarda uygulanan taşıma desteğinin Kazak tahılı için yeni ihracat pazarlarının açılmasına katkı sağladığı belirtildi. Kazak buğdayı ilk kez Belçika, Polonya, Portekiz, Norveç, Birleşik Krallık, Fas, Cezayir ve Mısır’a satılırken, Vietnam’a Çin üzerinden çok modlu sevkiyat da denendi. Hükümete göre destek, tahıl fiyatlarının istikrarına katkı sundu ve damping risklerini azalttı. Hükümet ayrıca 2026 ürünü tahıl için alım fiyatlarını belirledi. Kaliteye göre 3. sınıf buğdayda fiyatın 92 bin ile 115 bin Kazakistan tengesi arasında olması ve geçen yılki seviyenin korunması planlanıyor. Prodükorporatsiya’nın fiyatları piyasa için referans kabul edilirken, çiftçilere vadeli ve doğrudan alım yoluyla finansman sağlanacak. Tahıl ticareti yapanlara KDV iadesi de uygulanacak; iadeler, tedarik zinciri ve vergi ödemelerini izleyen denetimin olumlu sonuçlanması koşuluyla tam olarak yapılabilecek.

İran’da Özel Sektörün 4,07 Milyar Avroluk Alacağı Tartışma Konusu Oldu
Görsel kaynağı: Mehr — Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Özel Sektörün 4,07 Milyar Avroluk Alacağı Tartışma Konusu Oldu

İran’da özel sektörün yaklaşık 4,07 milyar avro tutarındaki döviz alacağının dokuz aydır ödenmediği ileri sürüldü. Mehr Haber Ajansı’nın haberinde, alacakların büyük bölümünün ülkenin temel gıda ürünleri ve diğer zorunlu malların ithalatı ile tedarikini üstlenen özel sektöre ait olduğu belirtildi. Habere göre İran Cumhurbaşkanı, yaklaşık üç ay önce bakanlar ve ilgili yetkililerle yaptığı toplantıda alacakların mümkün olan en kısa sürede ödenmesi talimatını verdi. Ancak metinde, bu talimata rağmen ödemelerin gerçekleştirilmediği, sorunun çözümü için ilgili bakanlar veya yetkililer tarafından etkili bir adım atılmadığı ve sorumluluğun üstlenilmediği iddia edildi. Haberde, ödemelerin gecikmesinin yalnızca mali bir sorun olmadığı savunuldu. Özel sektör sermayesinin alacaklar nedeniyle bloke olması durumunda yeni ithalatlar için gerekli likiditenin azalabileceği, bunun da üretimi ve tedarik zincirini aksatabileceği öne sürüldü. Metin, bu sürecin temel gıda arzını ve gıda güvenliğini riske atabileceği değerlendirmesine yer verirken, özel sektör temsilcilerinin de farklı medya kuruluşlarına yaptıkları açıklamalarda hızlı karar alınması ve hükümetin harekete geçmesi çağrısında bulunduğunu aktardı.

FAO: Gıda Kayıp ve İsrafını Azaltmak Gıda Sistemlerini Güçlendirebilir
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

FAO: Gıda Kayıp ve İsrafını Azaltmak Gıda Sistemlerini Güçlendirebilir

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), 29 Eylül 2026 Dünya Gıda Kayıp ve İsrafı Farkındalık Günü kapsamında, gıda kayıp ve israfının azaltılmasının yalnızca daha fazla gıdanın tüketiciye ulaşmasını sağlamayacağını, aynı zamanda gıda güvenliğini, beslenmeyi, kaynak verimliliğini ve ekonomik dayanıklılığı destekleyebileceğini bildirdi. FAO bu yaklaşımı, güvenliği ve beslenmeyi iyileştiren, doğal kaynaklar ile sera gazı emisyonları üzerindeki baskıyı azaltan ve ekonomik verimliliği artıran üçlü bir kazanım olarak değerlendiriyor. FAO verilerine göre dünya genelinde üretilen gıdanın %13,3'ü 2023'te hasat sonrasında, ancak perakendeye ulaşmadan önceki aşamalarda kaybedildi. Bu aşamalar tarla, taşıma, depolama, toptan satış ve işleme süreçlerini kapsıyor. Oran, küresel izlemenin başladığı 2015'teki %13 seviyesinin üzerinde bulunuyor. FAO, bu dönemde gıda kayıplarının azaltılması konusunda belirgin bir ilerleme kaydedilmediğini belirtiyor. Kurum, kaybın nerede ve hangi nedenle meydana geldiğinin belirlenmesi için hasat, üretim sonrası işlemler, depolama, taşıma, ilk işleme ve toptan satış aşamalarında daha düzenli veri toplanmasını gerekli görüyor. Ürün grupları içinde en yüksek kayıp oranı 2023'te %25,4 ile meyve ve sebzelerde görüldü. FAO, bu durumu ürünlerin daha çabuk bozulmasına ve taşıma ile depolama sırasında özel koşullara ihtiyaç duymasına bağlıyor. Meyve ve sebzelerdeki kayıp oranı 2015'teki %23,2 seviyesinden yükselirken, tahıl ve bakliyatta aynı dönemde %8,5'ten %8,4'e geriledi. Bu fark, özellikle bahçe bitkileri ile sebze üretiminde hasat sonrası yönetimin önemine işaret ediyor. Gıda perakendeye ulaştıktan sonra da önemli miktarda israf ediliyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı'nın 2024 Gıda İsrafı Endeksi raporuna göre 2022'de haneler, yemek hizmetleri ve perakendede yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Bu miktarın %60'ı hanelerde, %28'i yemek hizmetlerinde ve %12'si perakendede gerçekleşti. Kaynak, üretim ve tedarik zincirindeki kayıplarla tüketim aşamasındaki israfın aynı kavram olmadığını; ilk grubun perakende öncesi, ikincinin ise perakende, yemek hizmetleri ve haneler düzeyinde ölçüldüğünü vurguluyor. Gıda kayıp ve israfının azaltılması, 2030'a kadar tedarik zincirindeki kayıpları düşürmeyi ve perakende ile tüketici düzeyindeki kişi başı israfı yarıya indirmeyi hedefleyen Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12.3 numaralı hedefi kapsamında ele alınıyor. Ancak kayıp ve israfın açlık çeken kişilere doğrudan aktarılabilecek hazır gıda anlamına gelmediği, ürünlerin önemli bölümünün zincirin farklı noktalarında ve yeniden dağıtımın zor olduğu aşamalarda kaybedildiği belirtiliyor. FAO ayrıca tüketilmeyen gıdaya ilişkin tarım arazisi tahmininin 2013 tarihli çalışmaya dayandığını ve 2026 için yeni bir tahmin olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydediyor.

Nestlé Süt Tedarik Zincirinde Yenileyici Tarımı Yaygınlaştırıyor
Görsel kaynağı: AgroKavkaz · Özgün haber
Veri haberi

Nestlé Süt Tedarik Zincirinde Yenileyici Tarımı Yaygınlaştırıyor

Nestlé, süt tedarik zincirinde yenileyici tarım uygulamalarını genişletmeye başlıyor. Şirketin küresel sürdürülebilirlik yöneticisi Kata Seidenschnur, 2018'den bu yana tedarik zincirindeki sera gazı emisyonlarının %26, metan salımının ise %25 azaltıldığını açıkladı. Şirket, uygulamaların daha geniş ölçekte hayata geçirilmesi için çiftliklere teknik destek sağlanması, güvenilir verilerin toplanması, uygun politikaların oluşturulması ve şirketler arasında işbirliğinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Nestlé ayrıca çiftliklerin uzun vadeli yatırımlarını finanse etmek ve üreticileri sürdürülebilir uygulamalara yönlendirecek teşvik sistemleri oluşturmak için ortaklarıyla çalışıyor. Washington'daki Royal Dairy Farming, 7 bin inek üzerinde farklı yenileyici tarım yöntemlerini denerken, yaklaşık 300 bağımsız çiftlikten oluşan California Dairies Inc. kooperatifi Nestlé'ye yılda yaklaşık 7,7 milyar kilogram süt sağlıyor. Nestlé, 2024'te Louis Dreyfus Company ile Arjantin'de soya ve mısır üreticilerine yönelik benzer bir çalışma başlattı. Sektörde pilot projelerden geniş uygulamaya geçişin önündeki sorunlar arasında coğrafi farklılıklar ve programların standartlaşmaması gösteriliyor.

Brezilya’nın Kanatlı Eti ve Bal Sistemi AB Denetiminden Geçti
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Brezilya’nın Kanatlı Eti ve Bal Sistemi AB Denetiminden Geçti

Avrupa Komisyonu Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü (DG Santé), Brezilya’nın kanatlı eti ve bal üretim sistemini tatmin edici buldu. Avrupa Birliği makamlarının hazırladığı rapor, ülkedeki yasal çerçeve, uygulamalar, denetçi eğitimi ve resmî kontrollerin Avrupa mevzuatının talep ettiği güvenceleri sağlayabildiği sonucuna vardı. Denetim kapsamında kanatlı eti ve kanatlı ürünleri, bal ve arıcılık ürünleri işletmeleri ile resmî kurumlar ziyaret edildi. 24 Ağustos-4 Eylül arasındaki incelemede, bu ürünlerin tedarik zincirinde antimikrobiyallerin büyüme ve verim artırıcı olarak kullanılmasına ilişkin yasağın uygulanıp uygulanmadığı da kontrol edildi. Brezilyalı teknik ekipler, ülkedeki resmî tarım savunma sisteminin prosedürlerini ve kontrollerini sahada sundu; Avrupa ekipleri de yapı ve uygulamaların işleyişini yerinde değerlendirdi. Olumlu değerlendirme, Brezilya’nın Avrupa Birliği’ne kanatlı eti ve bal ihraç edebilen ülkeler listesine yeniden alınması sürecinde teknik bir engel bulunmadığı anlamına geliyor. Ancak yeniden listeye alma henüz tamamlanmadı. Brezilya Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin gerekli idari adımları tamamlamasını bekliyor ve raporun, nihai karardan sorumlu Daimi Bitkiler, Hayvanlar, Gıdalar ve Yemler Komitesi’nin 20-21 Ekim 2026’daki teknik toplantısında gündeme alınmasını istedi. Sürecin tamamlanması için Avrupa düzenleyici prosedürünün sonuçlanması gerekiyor.

Holando Buzağı Besi Programı, Hayvan Başına 124 Dolar Marjla Büyütülüyor
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Holando Buzağı Besi Programı, Hayvan Başına 124 Dolar Marjla Büyütülüyor

Uruguay’da Prolesa ile Minerva Foods’un birlikte yürüttüğü Holando buzağı besi programı, pilot uygulamada üreticilere hayvan başına ortalama 124 ABD doları marj sağlanmasının ardından genişletiliyor. İlk döngüde 285 hayvan kesime gönderilirken, programın yeni aşamasında 20’den fazla üretici yaklaşık 800 buzağıyla sisteme dahil oldu. Gelişme, Prolesa’dan Mónica Dialutto tarafından Expo Rural del Prado’da düzenlenen sonuç sunumunda aktarıldı. Program, süt işletmelerinde erkek Holando buzağıların nasıl değerlendirileceği sorununa çözüm bulmak amacıyla geliştirildi. Prolesa, Uruguay’daki işletmelerde uygulanabilecek bir besi sistemi oluşturmak için araştırma yaptı, Arjantin’deki uygulamaları inceledi ve Uruguaylı ve Arjantinli teknik uzmanlara danıştı. Kurum, sistemin ulusal ve uluslararası düzeyde doğrulanmış olduğunu belirterek, modelin yalnızca deneysel değil, işletmelerin günlük faaliyetlerine uyarlanabilir olup olmadığını sahada test etti. Buzağılar, yaklaşık 80 kilogramda buzağı bölmesinden çıkarılarak lif içeren rasyon, su ve gölge bulunan kendi tüketimli yemlik sistemine alınıyor. Yaklaşık dokuz ay süren besi sonunda hayvanların 11 aylıkken yaklaşık 400 kilograma ulaşması hedefleniyor. Minerva Foods yaklaşık 200 kilogram karkas hedefi koyarken, sonuçlar bazı hayvanların daha erken kesime gönderilebildiğini gösterdi. Protokolü daha sıkı uygulayan üreticiler daha iyi ekonomik sonuçlar aldı. Et endüstrisi de hayvanların bitirme özellikleri ve partilerdeki homojenlikten memnun kaldı; bu özellikler, hayvanların iç tüketim ve gıda tedarik zincirine yönlendirilmesini sağlıyor.

Avrasya Ülkeleri İran’a Temel Gıda Tedarikine Hazır
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber

Avrasya Ülkeleri İran’a Temel Gıda Tedarikine Hazır

İran Tarım Bakanlığı Planlama ve Ekonomik İşler Yardımcısı Akbar Fathi, komşu ülkelerin İran’a temel gıda ve tarımsal girdi tedarikinde iş birliğine hazır olduğunu açıkladı. Fathi, Avrasya Ekonomik Birliği ülkelerinin tedarik noktalarında altyapı oluşturulması ve mısır ile buğdayın doğrudan sağlanması için hazır olduklarını söyledi. Fathi, bazı sınır kapılarında yaşanabilecek olası aksaklıklara karşı lojistikte alternatif güzergâhların önceden tasarlandığını belirtti. Mevcut tedarik zincirinin kesintisiz çalıştığını savunan Fathi, komşu ülkelerin kaliteli ürünlere sahip olduğunu ve tarımsal girdilerle temel gıda ürünlerinin İran’a girişinin bundan sonra da kesintisiz sürmesinin beklendiğini ifade etti.

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor

İspanya’daki Unión de Uniones, ekim ayının başında birçok süt üretim bölgesinde yenilenecek sözleşmeler öncesinde üreticilere, artan maliyetleri karşılayacak daha yüksek süt fiyatı talep etmeleri çağrısında bulundu. Kuruluş, üreticilerin nisan ayında litre başına 0,07 avroluk düşüşün ardından süt fiyatlarını yeniden yükseltmeye çalışması gerektiğini belirtti. Örgüte göre nisan ayından bu yana motorinin maliyeti %40, geçen yıla göre elektriğin maliyeti %20 arttı. Kuruluş, bu baskının, üreticilerin maliyetlerini karşılayamamasına yol açtığını ve sorunun temelinde Gıda Tedarik Zinciri Yasası’nın etkin uygulanmamasının bulunduğunu savundu. Unión de Uniones, Real Decreto 95/2019’un, üreticilerin üç ay boyunca maliyetlerin altında gelir elde etmesi halinde sütü satın alan sanayinin fiyatı gözden geçirmesini zorunlu kıldığını hatırlattı. Kuruluş, sözleşmelerin üretim maliyetlerini karşılaması ve süt üreticilerinin kârlılığını koruması gerektiğini bildirdi. Kuraklığın hayvan yemi maliyetlerini de artırdığı aktarıldı. Yem fiyatlarının yaklaşık %9, yoncanın %24 ve samanın %83 yükseldiği belirtildi. Örgüt ayrıca, Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretim maliyetlerinin İspanya kadar yüksek olmadığını, ancak Avrupa’da süt fiyatları artıyorsa bunun İspanya’ya da yansıması gerektiğini savundu. Bazı süt işletmelerinin, piyasadaki düşük arz nedeniyle litre başına 0,02-0,03 avroluk artış açıklamaya başladığı kaydedildi.

Kaliteli Tarım İşçiliği Ağı’ndaki İşletme Sayısı İkiye Katlandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Kaliteli Tarım İşçiliği Ağı’ndaki İşletme Sayısı İkiye Katlandı

İtalya’da iş ve vergi yükümlülüklerine uyduğu belirtilen tarım işletmelerini bir araya getiren Kaliteli Tarım İşçiliği Ağı’na kayıtlı işletme sayısı yaklaşık 13 bine ulaştı. İtalya Ulusal Sosyal Güvenlik Kurumu (INPS) yönetim kurulu üyesi Fabio Vitale, sayının iki yıl önce yaklaşık 6 bin olduğunu açıkladı. INPS bünyesinde oluşturulan ve gönüllülük esasına dayanan ağ, çalışma, sosyal mevzuat ile katkı payı ve vergi yükümlülüklerine uyan işletmeleri kapsıyor. Vitale’ye göre üyelik, işletmelerin yasalara ve çalışan haklarına bağlılığını tüketicilere ve tedarik zincirindeki diğer aktörlere gösteren bir güvenilirlik işareti niteliği taşıyor. Artış, kayıt dışı çalışma ve işçi simsarlığıyla mücadele girişimlerinin hızlanmasıyla da ilişkilendirildi.

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok

Fas, Avrupa meyve ve sebze pazarlarında artık yeni bir tedarikçi değil, büyük perakendenin tedarik stratejisinde yer alan yerleşik bir ülke konumunda bulunuyor. AgriMaroc’a konuşan Freshconomics kitabının yazarı David del Pino’ya göre ülkenin rekabet gücünü koruması, yalnızca fiyat ve üretim hacmine dayalı bir yaklaşımla mümkün değil. Üreticiler ve ihracatçılar, her işletmenin koşullarına uygun bir değer önerisi oluşturmak zorunda. Del Pino, meyve ve sebze sektörünü arzın yüksek oynaklık gösterdiği bir alan olarak tanımlıyor. Üretimdeki dalgalanmanın talepteki değişimden daha güçlü olduğunu belirten Del Pino, sektörün zaman zaman arz fazlası ve ürün kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor. Bu nedenle iletişim, planlama ve doğal üretim zirvelerine göre düzenlenen promosyonların arz dalgalanmalarının yönetilmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Röportajda, yüksek fiyatların görüldüğü birkaç sezonu temel alarak yatırım yapmanın ciddi risk taşıdığı da vurgulanıyor. Del Pino, yatırım kararlarının yakın dönem piyasa fiyatlarından ziyade gerçek rekabet avantajlarına dayanması gerektiğini belirtiyor. Ona göre fiyatlardaki oynaklık, yatırım kararlarında dikkate alınması gereken temel yapısal koşulları gölgeleyebiliyor. Fas’ın iklimi, Avrupa’ya yakınlığı, üretim takvimi ve maliyetleri önemli avantajlar sunsa da bunlar tek başına yeterli görülmüyor. Fiyat ve hacmin yanında kalite ile hizmetin de birleştirildiği bir değer önerisi oluşturulması gerekiyor. Ayrıca müşterilerin son tüketicileri üzerindeki etkiler nedeniyle itibar riskleri de rekabet gücünü doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında sayılıyor. Domates, yaban mersini, ahududu ve biber gibi ürünlerde farklılaşma arayışını zorlaştıran bir başka unsur ise ürünlerin hem farklı menşelerden hem de dondurulmuş ürünler gibi alternatiflerden kolayca ikame edilebilmesi. Del Pino, Fas ile İspanya arasındaki ilişkinin yalnızca rekabet üzerinden okunamayacağını belirtiyor. İki ülke arasında bazı ürün ve üretim takvimlerinde sert rekabet yaşanabileceği gibi, büyük perakende gruplarının yönlendirdiği tedarik zincirleri içinde iş birliği de gelişebilir. Bununla birlikte, sektörde her üretici veya ihracatçı için geçerli tek bir strateji bulunmadığını; ürün, üretim yapısı, pazarlama kanalı, lojistik ve çeşit gibi koşulların kararları belirlediğini ifade ediyor.

AB, Çin Menşeli Pirinç Ürünlerinde Yetkisiz GDO Tespitleri Bildirdi
Görsel kaynağı: AgDaily · Özgün haber
Veri haberi

AB, Çin Menşeli Pirinç Ürünlerinde Yetkisiz GDO Tespitleri Bildirdi

Avrupa Birliği gıda güvenliği kayıtlarında, Çin’den gelen pirinç ve pirinç içeren ürünlerde yetkisiz genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) materyaline ilişkin en az altı bildirim yer aldı. 8 Eylül’e kadar kayda geçen bildirimler pirinç eriştesi, miso ezmesi, hidrolize pirinç unu, pirinç krakeri ve pirinç çubuklarını kapsadı. Son olayda İtalya, Çin’den gelen pirinç çubuklarında NOS terminatörü olarak tanımlanan yetkisiz bir GDO bileşenini bildirdi. Bildirimler, AB üyesi ülkeler ile Avrupa Komisyonu arasında gıda ve yem risklerine ilişkin bilgi paylaşımını sağlayan Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden yapıldı. İtalyan makamları ağustos ayında iki ayrı pirinç krakeri sevkiyatını, Hollanda makamları ise temmuz ayında hidrolize pirinç unu ile miso ezmesinde GDO materyali tespit etti. Yılın ilk bildirimi de mart ayında Çin menşeli pirinç eriştesindeki Cry1Ab/Ac bileşeni için yapıldı. RASFF bildirimleri, ürünlerin tüketicilere ulaştığı anlamına gelmiyor. Sistem, AB’nin dış sınırlarında durdurulan sevkiyatlara ilişkin ret bildirimlerinin yanı sıra tedarik zincirindeki ürünlerle ilgili uyarı ve bilgi bildirimlerini de içeriyor. Çin menşeli pirinç ürünlerinde yetkisiz GDO konusu AB düzenleyicilerinin gündeminde uzun süredir bulunuyor. Avrupa Komisyonu, 2011’de alınan acil önlemler kapsamında Çin’den gelen pirinç, pirinç unu, pirinç nişastası ve erişte gibi ürünlere özel ithalat şartları getirmişti. Çin’de iki böcek dirençli GDO’lu pirinç hattına 2009’da biyogüvenlik sertifikası verilmiş, ancak bu hatlar ticari üretime geçmemişti.