ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1303 haber · Sayfa 41

Düşük Doz Biberiye Uçucu Yağı Kuzularda Canlı Ağırlık Artışını Destekledi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Düşük Doz Biberiye Uçucu Yağı Kuzularda Canlı Ağırlık Artışını Destekledi

Cavalheiro Junior ve çalışma arkadaşlarının araştırması, yüksek enerjili rasyonlarla beslenen kuzuların yemine eklenen sarımsak ve biberiye uçucu yağlarının üretim performansı, karkas özellikleri ve et kalitesi üzerindeki etkisini inceledi. Denemede Texel, Dorper ve Santa Inês melezi 35 erkek kuzu, yalnızca uçucu yağların kullanım düzeyleri bakımından farklılaşan beş yem grubuna ayrıldı ve 105 gün boyunca izlendi. Rasyonlar enerji ve protein bakımından eşdeğerdi; kaba yem-konsantre oranı 30:70 olarak düzenlendi. En olumlu sonuçlar, kilogram kuru madde başına 86 miligram düşük doz biberiye uçucu yağı verilen grupta görüldü. Bu grupta günlük ortalama canlı ağırlık artışı yaklaşık 193 grama ulaşırken, uçucu yağ eklenmeyen kontrol grubunda 132 gramda kaldı. Biberiye verilen kuzularda yemden yararlanma da iyileşti. Denemenin son aşamalarında bu gruptaki kuru madde tüketiminin artması, araştırmacıların değerlendirmesine göre rasyona uyumun güçlenmiş olabileceğine işaret etti. Araştırmacılar, biberiye yağının düşük dozlarda rumen mikrobiyotasını ve fermantasyon süreçlerini olumlu yönde etkileyebileceğini, yüksek dozlarda ise lifleri parçalayan yararlı mikroorganizmaları da baskılayabilecek güçlü bir antimikrobiyal etki oluşturabileceğini belirtti. Bu nedenle çalışmada dozun önemli olduğu vurgulandı. Biberiye yağının olumlu etkileri denemenin özellikle ilk 30 gününden sonra belirginleşti. Deneme boyunca canlı ağırlık artışının kademeli olarak azalması ise kuzuların büyümesi sırasında görülen fizyolojik bir süreç olarak değerlendirildi. Düşük doz biberiye grubundaki kuzular en yüksek son canlı ağırlığa ve daha ağır karkaslara ulaştı. Bununla birlikte, kesim randımanları uygulamalar arasında değişmedi. Sarımsak uçucu yağının düşük veya yüksek dozları, üretim performansında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme sağlamadı. Araştırmacılar, kullanılan sarımsak yağı düzeylerinin büyümeyi etkilemek için yetersiz kalmış olabileceğini belirtti. Uçucu yağ takviyesi etin son pH'ını, rengini ve lipid oksidasyonunu değerlendiren göstergeleri de anlamlı biçimde değiştirmedi; bu ölçümler tüm gruplarda benzer kaldı.

Süt Marjı Koruma Programı İçin Kayıtlar 5 Ekim’de Açılıyor
Görsel kaynağı: Farm Progress · Özgün haber

Süt Marjı Koruma Programı İçin Kayıtlar 5 Ekim’de Açılıyor

ABD’de Süt Marjı Koruma Programı için kayıt dönemi 5 Ekim’de başlayacak. Duyuru, USDA sekreterinin World Dairy Expo ziyareti sırasında yapıldı. Programın kayıt sürecine ilişkin kaynakta bunun dışında ayrıntı yer almıyor. Ziyaret sırasında ayrıca yonca ve kuru ot için olası temel alanlar da gündeme geldi. Kaynak, bu başlıktaki değerlendirmenin kapsamını veya sonucunu açıklamıyor.

Meksika’da Tarım ve Gıda Ürünlerini Çeşitlendirme Çağrısı
Görsel kaynağı: El Economista · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Tarım ve Gıda Ürünlerini Çeşitlendirme Çağrısı

Meksika’da tarım ve gıda sektörünün önündeki öncelikli zorluğun yalnızca yeni ihracat pazarları bulmak olmadığı, aynı zamanda ürün çeşitliliğini artırmak ve mevcut ihracata daha fazla katma değer kazandırmak olduğu belirtildi. Açıklama, El Economista ile Consejo Nacional Agropecuario iş birliğinde düzenlenen “Pulso agroalimentario, los retos que definirán al sector” forumunda yapıldı. Julio Berdegué, bu yaklaşımın kırsal bölgelerde istihdamı ve toplulukların refahını destekleyebileceğini söyledi. Berdegué’ye göre ilerlemek için en uygulanabilir fırsatların belirlenmesi ve ilgili tarafların bir araya gelerek planlama yapması gerekiyor. Bu kapsamda sanayi ve değer zincirleri, kalkınma bankacılığı ile bilim ve teknoloji alanları arasında ittifaklar kurulmasını önerdi. Juan Cortina ise çeşitlendirmenin, Meksika’nın hangi ürünlerde rekabetçi olabileceğinin belirlenmesiyle başlaması gerektiğini ifade etti. Cortina, küçük üreticilerin de sürece dahil edilmesi için mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Berdegué, canlı sığır ihracatına yönelik ABD kısıtlamalarını örnek gösterdi. Meksika’nın sınırın kapanmasının ardından hayvanları ülke içinde besleyip işleyerek et olarak ihraç etmeye yöneldiğini ve bunun et ihracatını %20 artırdığını belirtti. Şeker sektöründe ise üretimin bir bölümünün etanole dönüştürülmesi için sanayi, Pemex ve Enerji Bakanlığının birlikte çalışmasını önerdi. Avokadoda da daha yüksek katma değerli ürünlerin hazırlanıp ihraç edilmesi için fırsat bulunduğunu söyledi. Cortina, bu dönüşümün yeni tohumlardan makinelere kadar bilim ve teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Pazarın yıl boyunca hizmet, verimlilik ve hacim güvencesi talep ettiğini söyleyen Cortina, bu beklentilerin üretim zincirlerinin planlanmasını ve küçük üreticilerin entegrasyonunu önemli hale getirdiğini kaydetti.

Patateste Maliyet, Su ve Fiyat Baskısı Üreticileri Zorluyor
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Patateste Maliyet, Su ve Fiyat Baskısı Üreticileri Zorluyor

Yunanistan’ın başlıca patates üretim bölgelerinde ekim ve hasat faaliyetleri, bölgesel iklim ve üretim koşullarına bağlı olarak farklı aşamalarda ilerliyor. Güneyde kışlık patates ekimi büyük ölçüde tamamlanırken bazı bölgelerde çalışmalar sürüyor; kuzeyde ise ilkbaharlık patates hasadı devam ediyor. Üreticiler artan maliyet, su kaynaklarındaki azalma ve fiyat belirsizliğiyle karşı karşıya. Kapareli Thiva’da ekim alanlarında önemli bir değişiklik görülmezken üretim maliyeti yükseliyor. Ağustosta dikilen patateslerin tam gelişime ulaştığı, hasadın ise kasım sonlarında başlamasının beklendiği belirtiliyor. Patates tohumunun kilogram fiyatı geçen yıl 1 avrodan bu yıl 1,25 avroya çıktı; toplam üretim gideri dönüm başına 1.000 avroyu aştı. Üretici Anastasios Thanasisinas, maliyetler dikkate alındığında kışlık patatesin üreticiye tatmin edici gelir bırakabilmesi için kilogramının yaklaşık 80 sentten satılması gerektiğini ifade etti. Naksos’ta kuraklık, yeni dönemde ekilen alanların azalmasına neden oluyor. Kuyulardaki suyun yüksek iletkenliğe sahip olması da üretimi zorlaştırırken, yağmur suyunu tutmak ve daha verimli kullanmak için baraj yapılması gerektiği belirtiliyor. Nevrokopi’de üretimin yaklaşık %30’u toplanmış durumda; verimler dönüm başına 2,5-4,5 ton arasında değişiyor. Üretici fiyatları kilogram başına 43-50 sent düzeyinde bulunuyor; geçen yılın aynı döneminde bu aralık 25-32 sentti. Buna karşın üreticiler, maliyet, su sorunu ve fiyat belirsizliği nedeniyle ekim alanları konusunda temkinli davranıyor. Kuzey Avrupa’daki kuraklığın verimi sınırlamasının gelecek dönemde fiyatları artırabileceği değerlendiriliyor.

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Topraktaki Fosforun Döngüsü ve Yönetimi

Topraktaki fosfor; mineraller, toprak çözeltisi, organik maddeler ve mikroorganizmalar arasında sürekli dönüşen karmaşık bir sistem oluşturuyor. Fosforun bitkiler tarafından doğrudan alınabilen küçük bölümü, başlıca toprak çözeltisindeki fosfat iyonlarından sağlanıyor. Fosfat ayrıca kil mineralleri ile demir ve alüminyum oksitlerine bağlanabiliyor; organik fosfor da mikroorganizmaların etkisiyle bitkilerin kullanabileceği inorganik formlara dönüşebiliyor. Hasat sırasında ürünün veya bitkinin diğer bölümlerinin tarladan çıkarılması, fosforun artıklar ya da organik gübrelerle geri verilmemesi halinde toprak rezervini azaltıyor. Fosfor, erozyon ve yüzey akışıyla su kaynaklarına taşınabiliyor. Yıkanma birçok toprakta erozyon ve yüzey akışına kıyasla daha sınırlı olsa da fosforun biriktiği veya suyun öncelikli akış yolları oluşturduğu koşullarda önem kazanabiliyor. Etkili fosfor yönetiminin yalnızca gübre uygulamasından ibaret olmadığı belirtiliyor. Amaç, bitkinin erişebileceği yeterli fosforu korurken fosforun bağlanmasını, aşırı birikmesini, taşınmasını ve çevresel zararını azaltmak. Bu kapsamda düzenli toprak analizi, uygun bitki artıklarının toprağa döndürülmesi, organik maddenin korunması ve toprak biyolojik aktivitesinin geliştirilmesi öneriliyor. Kaynak, materyalin eğitim amacı taşıdığını belirtiyor.

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yonca filizleriyle bağlantılı E. coli ve Salmonella salgınında 1 Ekim itibarıyla 16 eyalette 76 kişinin hastalandığını doğruladı. Salgında altı kişi hastaneye kaldırılırken ölüm bildirilmedi. Hastalıkların 31 Mayıs ile 7 Eylül arasında başladığı belirtildi. Salgın, E. coli’nin O26:H11, O103:H25 ve O168:H8 serotipleri ile Salmonella Agona bakterisini kapsıyor. FDA ve yerel sağlık yetkilileri, hastalanan kişilerin hastalık başlamadan önceki hafta tükettiği gıdaları belirlemek için görüşmeler yapıyor. Görüşülen 50 kişiden 40’ı filiz, 35’i ise özellikle yonca filizi tükettiğini bildirdi. Epidemiyolojik inceleme ve ürün izleme çalışmaları, Minneapolis merkezli Everything Sprouts LLC tarafından yetiştirilen yonca filizlerinin salgındaki hastalık kaynaklarından biri olduğunu gösterdi. Ancak FDA, bu ürünlerin salgındaki tüm hastalıkları açıklamadığını belirtti. Enfeksiyonların 64’ü E. coli, dokuzu Salmonella kaynaklı olurken üç kişi her iki bakterinin salgın suşlarıyla enfekte oldu. Everything Sprouts LLC, 22 Ağustos’ta Calco ve Everything Sprouts markalarıyla satılan belirli yonca filizlerini geri çağırdı. Şirket ayrıca Robust Radish, Crunchy Protein Sprout ve Zesty Garlic karışımlarını da geri çağırma kapsamına aldı. Kaynak metin, bu ürünlerin dağıtım alanı veya geri çağırılan paketlerin miktarı hakkında ayrıntı vermiyor. Salgınla bağlantılı olarak Ohio eyaletinin Millersburg kentindeki Berlin Seeds de 23 Eylül’de 950 pound, yaklaşık 431 kilogram yonca filizi tohumunu geri çağırdı. Şirket, tohum tedarikçisinden ilgili tohumun Şiga toksini üreten E. coli ve/veya Salmonella ile kontamine olma ihtimali bulunduğu bilgisini aldı. SAL2-24JB parti numaralı tohumun, bitmiş filizleri FDA soruşturmasına dahil edilen başka bir filiz üreticisi tarafından kullanıldığı iz sürme çalışmasıyla belirlendi. FDA, tohum tedarikçisinin adını açıklamadı. FDA, resmi hasta sayısının gerçek vaka sayısını tam olarak yansıtmayabileceğini bildirdi. Bazı kişilerin sağlık hizmetine başvurmaması, bazılarının ise bakteriler açısından test edilmemesi nedeniyle daha fazla kişinin hastalanmış olabileceği belirtildi. Kurum ayrıca gıda kaynaklı E. coli ve Salmonella enfeksiyonlarının her zaman ürünün görünüşünü, kokusunu veya tadını değiştirmediğini aktardı.

Avrupa’da Sınır Ötesi Gıda Sahtekârlığı Bildirimleri Ağustosta Geriledi
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Sınır Ötesi Gıda Sahtekârlığı Bildirimleri Ağustosta Geriledi

Avrupa ülkeleri arasında paylaşılan şüpheli gıda sahtekârlığı bildirimleri ağustosta 165'e geriledi. Bu sayı temmuzdaki 207 ve hazirandaki 215 bildirimin altında kalırken, 2025'in ağustos ayındaki 166 bildirimle benzer düzeyde gerçekleşti. Ağustos bildirimlerinin 11'i Amerika Birleşik Devletleri'ni içerdi. Bunların çoğu takviyelerle ilgiliydi; bir bildirimde ise ürün etiketindeki onay numarasının sağlık sertifikasındaki numarayla uyuşmadığı belirtildi. Söz konusu kalamar sevkiyatı sınırda alıkonuldu ve yeniden gönderildi.

Kanatlı Çiftliklerinde Biyogüvenlik İçin Katmanlı Koruma
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Kanatlı Çiftliklerinde Biyogüvenlik İçin Katmanlı Koruma

Kanatlı çiftliklerinde hastalıkların sürüler ve işletmeler arasında yayılmasını azaltmak için biyogüvenliğin tek bir uygulamaya değil, birbirini tamamlayan koruma katmanlarına dayandırılması öneriliyor. Güney Afrika Western Cape Tarım Departmanı’ndan Dr Thapelo W Kekana’nın aktardığı uygulamalara göre önlemler, kişilerin kümese girmesinden önce çiftlik kapısında başlamalı. Giriş yapan herkes, daha önce evinde duş almış olsa bile kıyafetlerini çıkarıp duş almalı; ardından çiftliğin sağladığı temiz kıyafet, çizme, tulum ve gerekli diğer kişisel koruyucu ekipmanı kullanmalı. Bir çalışan kapı binasının son kapısından kısa süreliğine ayrılsa bile dönüşte duş alma ve kıyafet değiştirme işlemlerini baştan tekrarlamalı. Çalışan ve ziyaretçi otoparklarının üretim alanlarının dışında tutulması, idari ofislerin kümeslerden ayrılması ve üretim bölgesine erişimin sınırlı tek bir yolla sağlanması isteniyor. Koruyucu kıyafet ve kişisel koruyucu ekipman çiftlik dışına çıkarılmamalı; çalışanların ekipmanı vardiya sonunda doğrudan temizlik ve dezenfeksiyon işlemine alınmalı. Ziyaretçilere verilen ekipman ise kullanılmamış malzemelerden ayrı tutulmalı. Bakım teknisyenleri ve yükleniciler de çalışanlarla aynı yıkama, duş alma ve kıyafet değiştirme kurallarına uymalı; yakın zamanda kanatlı, canlı hayvan pazarı, avcılık, işleme tesisi, laboratuvar veya başka bir kanatlı çiftliğiyle temasları kayda geçirilmelidir. Yabani kuşlar, kemirgenler, böcekler, araçlar ve yem sevkiyatları olası hastalık taşıma yolları arasında sıralanıyor. Yem siloları ile kümesler arasındaki bağlantılar her gün kontrol edilmeli, dökülen yem hemen temizlenmeli ve kümesler dış etkenlerin girişini sınırlayacak şekilde tamamen kapalı tutulmalı. Kümeslerin çevresindeki bitki ve çimler 3 ila 5 metre genişliğinde temizlenerek bitkisiz bir şerit oluşturulmalı; yapıların çevresinde kemirgen tuzakları ve dezenfektan kullanılmalı. Araçların tesise girişinden önce sorumlu kişi, mevcut hastalık durumunu, ziyaret amacını ve uygulanması gereken temizlik ile dezenfeksiyon işlemlerini değerlendirmeli. Girişe izin verilen araçlar önce organik materyalden arındırılmalı, ardından etiket talimatlarına uygun dezenfektanla işlem görmeli. Aynı çiftlikteki farklı kümesler arasında da izolasyon korunmalı; çalışanlar belirli alanlara atanmalı ve ilgisiz sürüler arasında paylaşılmamalı. Bu uygulama zorunluysa veteriner onaylı hareket talimatı ile tam kıyafet değişimi ve hijyen işlemleri uygulanmalı. Ekipman paylaşımının önlenmesi için her kümese özel aletler ve depolama alanları ayrılmalı. Her kümes için bağımsız yem silosu kullanılması, suyun içilebilir ve düzenli test edilmiş olması, temiz altlığın kapalı yerde tutulması; gübre, kullanılmış altlık ve ölü hayvanların ise hastalık riski oluşturmayacak şekilde taşınıp depolanması öneriliyor. Başka kanatlılarla temas eden çalışanların temiz kümeslere dönmeden önce iki ila üç gün beklemesi ve işletmenin kuralları kapsamında çiftlikte ya da yakınında arka bahçe kanatlısı bulundurmaması gerekiyor.

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor

Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıların, Ormansızlaşmadan Arındırılmış Ürünler Tüzüğü'nün (EUDR) uygulanmasından önce tedarik güvenceye alma çabası, Arjantin soya küspesine yönelik talebi artırdı. Bu gelişmeyle Arjantin ürününün Brezilya soya küspesine kıyasla ihracat primi genişledi ve piyasa, Arjantin ürününün alışılmış iskontolu konumundan farklı bir görünüm kazandı. Platts'ın 29 Eylül tarihli değerlendirmesine göre kasım sevkiyatlı Rosario çıkışlı soya küspesinin değeri ton başına 422,1 dolar olurken, Brezilya'nın Paranaguá çıkışlı ürünü 416,1 dolar olarak kaydedildi. Kaynak, Arjantin ürününün genellikle Gran Rosario ihracat koridorundaki su yolu ve draft kısıtları nedeniyle daha düşük fiyatlandığını belirtiyor. Bu kısıtlar, gemilerin boyutunu ve yük kapasitesini sınırlıyor. Arjantin'in Visec platformunda üreticilerin kayıt ve izlenebilirlik düzeyinin Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu hacmi karşılayacak kritik kitleye ulaştığı, Brezilya'daki benzer yöntemin ise aynı ilerleme seviyesinde olmadığı aktarılıyor. Avrupa Birliği yem üreticilerini temsil eden Fefac, EUDR'nin 2027'de uygulanmasının soya küspesi tedarik zincirinde kesinti riski yaratabileceği uyarısında bulundu. Fefac'ın resmi belgesine göre AB, 2027'de yaklaşık 4 milyon ton soya ithal etme kapasitesini kaybedebilir.

Meksika ve Fransa Tarım ve Gıda Ticaretini Genişletmek İçin Görüştü
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber

Meksika ve Fransa Tarım ve Gıda Ticaretini Genişletmek İçin Görüştü

Meksika ve Fransa hükümetlerinin temsilcileri, modernize edilmiş Meksika-Avrupa Birliği Küresel Anlaşması’nın sunduğu fırsatları ve iki ülke arasındaki tarım ve gıda ticaretini genişletip çeşitlendirme yollarını görüştü. Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Sekreterliği (Sader) yetkilisi Columba López Gutiérrez ile Fransa Dış Ticaret Bakanı Nicolas Forissier, daha dengeli ve karşılıklı yarar sağlayan bir ticaret için ilerleme gerektiği konusunda uzlaştı. Bu yaklaşımın küçük ve orta ölçekli üreticiler için somut fırsatlar oluşturması hedefleniyor. López Gutiérrez, anlaşmanın kahve, avokado, orman meyveleri, mango, papaya, limon, muz ve bal gibi Meksika ürünleri için ihracat potansiyeli sunduğunu belirtti. Ancak ticari tercihlerin karşılıklı sağlık ve düzenleme alanındaki ilerlemelerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Meksika ayrıca Avrupa Birliği ile organik ürünler konusundaki diyaloğu sürdürmek istiyor. Görüşmeler kapsamında, iki ülkenin tarım ve gıda makamları arasındaki iş birliğini güçlendirmek üzere Niyet Mektubu imzalandı. Belge; yenilik, sürdürülebilir tarım, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği, araştırma, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme alanlarını kapsıyor. Taraflar ayrıca ikili ilişkilerin 200. yılı kapsamında somut projeler içeren bir yol haritası hazırlama konusunda anlaştı.

New York Çiftliğinin Çiğ Süt Satışı Listeria Testi Sonrası Yasaklandı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

New York Çiftliğinin Çiğ Süt Satışı Listeria Testi Sonrası Yasaklandı

New York eyaletindeki yetkililer, Lee Center’da bulunan Big Brook Farm’ın çiğ sütünü tüketmeme uyarısı yaptı. Çiftlikteki sütten eyalet müfettişi tarafından alınan numunede Listeria monocytogenes tespit edildi; takip testleri de bakterinin varlığını doğruladı. Bunun üzerine çiftliğin çiğ süt satışı, yapılacak testler ürünün patojenden ari olduğunu gösterene kadar yasaklandı. Food Safety News’in aktardığı uyarı 30 Eylül’de yayımlandı. 1 Ekim itibarıyla bu sütle bağlantılı doğrulanmış bir hastalık bildirilmedi. Ancak Listeria enfeksiyonunun belirtilerinin maruziyetten sonra ortaya çıkmasının 70 güne kadar sürebileceği belirtildi. Yetkililer, söz konusu çiğ sütü tüketen ve hastalık belirtileri yaşayan kişilerin tıbbi yardım almasını ve olası Listeria maruziyeti hakkında doktorlarını bilgilendirmesini istedi. Pastörize edilmeyen çiğ süt, Listeria’nın yanı sıra Salmonella ve E. coli gibi zararlı bakterileri de taşıyabiliyor. Enfeksiyon; kusma, bulantı, sürekli ateş, kas ağrısı, şiddetli baş ağrısı ve ense sertliği gibi belirtilere yol açabiliyor. Hamileler, yaşlılar, küçük çocuklar ve bağışıklık sistemi zayıflamış kişiler ciddi hastalık, yaşamı tehdit eden enfeksiyonlar ve diğer komplikasyonlar açısından özellikle risk altında bulunuyor. Haberde, Big Brook Farm’ın sütüyle ilgili 2024’te de Listeria monocytogenes tespit edilmesinin ardından benzer bir uyarı yayımlandığı belirtildi. Çiğ sütün eyaletler arasında satışının ise yasa dışı olduğu kaydedildi.

Çiftçilerin Yaklaşık Yarısı Her Yıl Pestisit Zehirlenmesi Yaşıyor
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

Çiftçilerin Yaklaşık Yarısı Her Yıl Pestisit Zehirlenmesi Yaşıyor

Yeni bir araştırmaya göre dünya genelindeki çiftçilerin yaklaşık yarısı, böcek ve yabancı ot ilaçlarının yol açtığı zehirlenme etkilerine her yıl maruz kalıyor. Frontiers in Public Health dergisinde yayımlanan çalışma, 2006-2023 dönemine ait kamuya açık verilere dayanıyor. Araştırmada zehirlenmelerin kasıtlı olmadığı belirtildi. Çalışmaya göre her yıl 402-433 milyon akut zehirlenme vakası meydana geliyor ve yaklaşık 11 bin ölüm bu etkilerle ilişkilendiriliyor. Ölümlerin yaklaşık %60'ının Hindistan'da görüldüğü tahmin edilirken, en yüksek tahmini vaka sayıları Güney ve Güneydoğu Asya ile Doğu Afrika'da kaydedildi. Burkina Faso'da çiftçiler ve tarım işçilerinin %84'ünde zehirlenme etkileri saptandı. Zehirlenmelerin, çok tehlikeli pestisitler olarak sınıflandırılan HHP maddelerinden kaynaklandığı aktarıldı. Birleşmiş Milletler kuruluşlarının bu maddelerin kullanımını aşamalı olarak sona erdirme çağrıları hatırlatılırken, araştırma çocukları da kapsamadı; tarımda çalışan tahmini 84 milyon çocuğun maruz kalması değerlendirmeye alınmadı. Rapora göre pestisitlerin toplam kullanımı 1990'dan 2023'e kadar iki katına çıktı ve 2023'te 3,8 milyon tona ulaştı. Araştırma ayrıca pestisit maruziyeti ile Parkinson hastalığı arasındaki bağlantıya ilişkin artan verilere dikkat çekti.

Arjantin’in AB’ye Tarım ve Gıda İhracatı, Son Üç Yıl Ortalamasını İlk Dört Ayda %21 Aştı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’in AB’ye Tarım ve Gıda İhracatı, Son Üç Yıl Ortalamasını İlk Dört Ayda %21 Aştı

Arjantin’in Avrupa Birliği’ne (AB) tarım ve gıda ürünleri ihracatı, Mercosur-AB Geçici Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinden sonraki ilk dört ayı kapsayan mayıs-ağustos döneminde 1,922 milyar dolara ulaştı. Bu değer, aynı dönemin önceki üç yılındaki ortalama ihracatın %21 üzerinde gerçekleşti. Anlaşma kapsamında gümrük vergisi indirimi elde eden ürünler ayrı değerlendirildiğinde, Arjantin’in AB’ye satışları %44 arttı. Kaynağa göre bu artış, son üç yılın aynı dönem ortalamasına kıyasla yaklaşık 372 milyon dolarlık ek ihracata karşılık geldi. Veriler, Arjantin Tarım Bakanlığı bünyesindeki Pazarlar ve Tarım-Gıda Sektörü Entegrasyonu Alt Müsteşarlığı tarafından INDEC istatistikleri kullanılarak işlendi. İhracat artışı farklı tarım ve gıda komplekslerine de yansıdı. Balıkçılık ürünleri satışları %93, sığır eti ihracatı %50 ve turunçgil ihracatı %59 yükseldi. Daha küçük paya sahip bazı gruplarda da güçlü artışlar görüldü; koyun ürünleri, tütün, gıda bileşenleri, arıcılık ve hayvan yemleri ihracatındaki yükselişler sırasıyla %154, %105, %116, %87 ve %75 oldu. Karşılaştırma, aynı yıl dönemindeki son üç yılın ortalamasına dayanıyor. Bu nedenle açıklanan oranlar ticaret akışındaki ilk iyileşmeyi gösterirken, anlaşmanın uzun vadeli etkisine ilişkin sonuç olarak değerlendirilmiyor. AB, 2025’te Çin’in ardından Arjantin tarım ve gıda sektörünün ikinci büyük ihracat pazarıydı.

Brezilya’da İkinci Ürün Mısır Hasadı %98,1’e Ulaştı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da İkinci Ürün Mısır Hasadı %98,1’e Ulaştı

Brezilya’da 2026 ikinci ürün mısır hasadı ekili alanın %98,1’ine ulaştı. Companhia Nacional de Abastecimento (Conab) verilerine göre hasat, ülkenin başlıca üretim bölgelerinde büyük ölçüde tamamlanma aşamasına geldi. Mato Grosso, Goiás, Tocantins, Maranhão, Bahia ve Piauí’de çalışmalar sona ererken, Pará ve Mato Grosso do Sul’da son işlemler yürütülüyor. Minas Gerais’te de hasat neredeyse tamamlandı. Yağışlar bazı bölgelerde çalışmaları yavaşlattı. São Paulo’da hafta boyunca etkili olan kuvvetli yağışlar biçerdöverlerin tarlaya girişini engellerken, Paraná’da alanların %93’ü hasat edildi. Bu eyalette yağışlar operasyonlarda kesintilere ve kuvvetli rüzgârların bazı bitkileri yatırmasına neden oldu. Buna karşılık, ikinci ürün hasadı devam eden bazı bölgelerde yağışların azalmasıyla çalışmalar sürdü. 2026/27 ilk ürün mısır ekimi ise öngörülen alanın %17,6’sına ulaştı. Rio Grande do Sul’da ekim, planlanan alanın yarısını aşarken, soğuk hava koşullarının ardından 6 ve 7 Eylül’de görülen donlar gelişme dönemindeki bazı alanlarda hasara yol açtı. Santa Catarina ve Paraná’da da ekim devam ediyor. Ancak aşırı nem, bitkilerin çıkışında sorun riskini artırıyor; mısır kök kurdu, yaprakdelen ve çeşitli zararlılar için izleme yapılıyor. Brezilya’nın ağustos sonuna kadar gerçekleştirdiği mısır ihracatı 14,5 milyon ton oldu. Bu miktar, geçen yılın aynı dönemindeki 15,7 milyon tonun altında kaldı. Arco Norte limanlarının sevkiyatlardaki payı %48,98’e yükselirken, Santos’un payı %27’ye, Paranaguá’nın payı %7,2’ye geriledi. Rio Grande’nin payı ise %10,1’e çıktı.

Rio Grande Do Sul’da Buğdayda Yağış ve Don Riski Artırdı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Rio Grande Do Sul’da Buğdayda Yağış ve Don Riski Artırdı

Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletinde buğday sezonu kritik bir aşamaya girerken, yağışlar, eylül ayındaki donlar ve başak hastalıkları üretim riskini artırıyor. Emater/RS-Ascar’ın 1 Ekim tarihli verilerine göre ekili alanların %57’si tane doldurma döneminde, %19’u çiçeklenmede, %21’i fizyolojik olgunlaşmada bulunuyor; hasat ise alanların %1’inde gerçekleştirildi. Yüksek nem, özellikle çiçeklenme ve başaklanma aşamasındaki tarlalarda giberela başta olmak üzere hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor. Bazı bölgelerde pas, külleme ve yaprak lekeleri de görülürken, yağış sıklığı ve toprak nemi fungisit uygulamaları için makinelerin tarlalara girişini zorlaştırıyor. Eyaletin bazı kesimlerinde üreticiler, hastalık baskısını sınırlamak amacıyla bitki koruma çalışmalarına yoğunlaşıyor. Eylül ayında yaşanan donlar, etkilenen alanlarda tane dolumunu ve döllenmeyi kesintiye uğratarak verim potansiyelini düşürdü. Granizo ve kuvvetli rüzgâr da özellikle eyaletin Merkez-Batı ve Kuzeybatı bölgelerinde yerel zarara neden oldu. Santiago’da yaklaşık 200 hektarda neredeyse tam kayıp bildirildi; São Francisco de Assis’te ise en az 150 hektar zarar gördü. Bu olayların toplam etkisi henüz hesaplanıyor. Bölgesel koşullar farklılık gösteriyor. Bagé ve Fronteira Oeste çevresinde daha az yağış ve daha fazla güneşlenme, tarlaların gelişimini destekledi. Buna karşılık Santa Maria çevresinde yoğun yağışlar çiçeklenme ve başaklanma dönemindeki alanları etkiledi. Frederico Westphalen’de tarlaların %60’ı tane doldurma dönemindeyken, %2’si hasat edildi. İlk hasat edilen bazı alanlarda hektar başına 2.280 kilogram verim ve 74 hektolitre ağırlığı kaydedildi; bu değerler başlangıçtaki beklentilerin altında kaldı. Emater/RS-Ascar, 2026 sezonunda eyalette 814.220 hektarlık ekim alanı ve hektar başına ortalama 2.701 kilogram verim öngörüyor. Piyasa tarafında, standart hektolitre ağırlığı 78 olan 60 kilogramlık buğday çuvalının ortalama fiyatı haftalık ölçümde %2,56 artarak 71,94 Brezilya realinden 73,78 reale yükseldi. Cruz Alta Tahıl Borsası’nda mevcut buğdayın fiyatı çuval başına 82 real olarak verildi.

Arjantin’de 2026/27 Sezonunda Ekmeklik Buğdayda Kalite Belirleyici Olacak
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de 2026/27 Sezonunda Ekmeklik Buğdayda Kalite Belirleyici Olacak

Arjantin’de 2026/27 buğday sezonunda yüksek kazanç beklentisi, tüm üreticiler için geçerli olmayacak. Bichos de Campo’nun aktardığı değerlendirmeye göre, talebin güçlü olması beklenirken asıl avantaj ekmeğe uygun kalitede ürün elde edip bunu ayrı sınıflandırabilen ve uygun koşullarda depolayabilen üreticilerde olacak. Hasat döneminin Arjantin’in geniş bölümünde şiddetli yağışlarla çakışma ihtimali, kalite riskini artırıyor. Buenos Aires Tahıl Borsası, ülkenin kuzeyinde ilk buğday hasadı denemelerinin tarihsel ortalamanın üzerinde sonuç verdiğini bildirdi. Tarım alanlarının %34’ü başaklanma ve daha ileri gelişim aşamalarına ulaşırken, merkez ve kuzey bölgelerindeki beklenen verimler olumlu değerlendiriliyor. Ancak ürün dolum döneminde olumsuz hava koşulları yaşanmaması gerekiyor. Yağışların ardından iyi ile mükemmel durumdaki alanların oranı son haftada 8 puan artarken, merkez bölgelerdeki donların etkisi incelenmeye devam ediyor. Brezilya’daki görünüm ise bölgesel ekmeklik buğday talebini destekliyor. Ulusal Tedarik Şirketi’nin (Conab) tahminine göre Brezilya’nın 2026/27 hasadı 5,74 milyon tonla önceki sezona göre %27 daha düşük olabilir. Brezilya Buğday Sanayisi Birliği, ülkenin en az 9 milyon ton ekmeklik buğday ithal etmesi gerekebileceğini belirtiyor. Paraguay’ın da zorlu hava koşullarıyla karşı karşıya olması, bölgedeki tedarik seçeneklerini sınırlayabilir. Buna karşın Arjantin’deki mevcut ve yeni sezon fiyatları Brezilya’daki seviyelerin üzerinde değil. Rosario buğdayı için Aralık 2026 vadeli sözleşme ton başına 218,5 dolar, Mart 2027 vadeli sözleşme 229 dolar seviyesinde kapandı; mevcut piyasa referansı ise 225 dolar olarak verildi. Bu nedenle üreticiler açısından temel koşul, yalnızca ürünü hasat etmek değil, ekmeklik kaliteyi koruyarak iç değirmencilik veya ihracat talebine sunabilmek olacak.

Slovakya’da Kuraklık Sonbahar Hasadını Zorluyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kuraklık Sonbahar Hasadını Zorluyor

Slovakya’da çiftçiler, tarlalarda ve meyve bahçelerinde kalan sonbahar ürünlerini aşırı kurak koşullarda hasat ediyor. Aynı zamanda gelecek yılın tahılları ve kolzası kurumuş toprağa ekiliyor. Slovak Tarım ve Gıda Sanayi Odası (SPPK), hasadın kuraklık nedeniyle önceki yılların aynı dönemine göre hızlandığını bildirdi. Ekim ayının ilk günü itibarıyla dane mısırının %21’i, ayçiçeğinin %47’si, şeker pancarının %15’i, patatesin %50’si, soyanın %59’u ve silajlık mısırın %82’si hasat edildi. Soya hasadı, 2023’ün aynı dönemindeki %2’lik seviyeye kıyasla çok daha ileride gerçekleşti. SPPK’ye göre şimdiye kadar toplanan ürünlerde verimler ortalamanın altında kaldı; özellikle mısır ve hayvan yemi olarak kullanılan ürünler beklentileri karşılamadı. Bazı çiftçiler, benzer bir kuraklığa karşı hayvanları için daha fazla yedek yem bulundurmak amacıyla gelecek yıl yem bitkileri ekimini artırmayı planlıyor. Eylülün ikinci yarısındaki zayıf yağış, kurumuş toprağın kısmen canlanmasını ve kışlık kolzanın yeniden çıkışa başlamasını sağladı. Elma verimleri ise geçen yıla göre yaklaşık %20 daha düşük kaldı; sonbahar çeşitlerinin hasadı henüz başlamadı.

Bal Arıları Polen Tüketimini Amino Asit Dengesine göre Ayarlıyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

Bal Arıları Polen Tüketimini Amino Asit Dengesine göre Ayarlıyor

Oxford Üniversitesi ile Southampton, Lancaster ve Newcastle üniversiteleri ile Kudüs İbrani Üniversitesinden araştırmacıların Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmasına göre bal arıları, besinlerindeki esansiyel amino asitlerin oranına göre ne kadar yiyecek tüketeceklerini ayarlıyor. Araştırmacılar, Büyük Britanya’daki 26 bitki familyasına ait 99 çiçekli bitki türünün polenindeki amino asit bileşimini bal arılarının dokularındaki bileşimle karşılaştırdı. Sonuçlar, incelenen polen türlerinin çoğunun arıların beslenme ihtiyaçlarıyla tam olarak örtüşmediğini gösterdi. Çalışmanın laboratuvar aşamasında, farklı polen türlerinin ve arı dokusunun amino asit bileşimini taklit eden yapay yemler genç işçi arılara verildi. Amino asit oranı arıların ihtiyaçlarına daha uygun olan yemle beslenen arılar daha fazla tüketti, daha çok vücut ağırlığı kazandı ve proteinleri daha uygun bir besin oranında aldı. Histidinin görece yüksek olduğu yemlerde ise arılar toplam gıda tüketimini, hem protein hem de karbonhidrat alımını azalttı. Araştırmacılar, bunun bazı amino asitlerin aşırı alınmasını önleyen bir koruma mekanizması olabileceğini değerlendiriyor. Araştırmada, bal arılarının farklı bitkilerden topladığı poleni kovanda depoladığı karışım da incelendi. Arı ekmeği olarak adlandırılan bu karışımın amino asit bileşimi, tek tek polen türlerinin çoğuna göre daha dengeliydi. Arıların bu sistemi sayesinde farklı polen kaynaklarının besin eksikliklerini dengeleyebildiği belirtildi. Buna karşılık, polenle doğrudan beslenen yaban arıları ve yalnız yaşayan arılar, bitki çeşitliliğinin düşük olduğu bölgelerde uygun amino asit dengesini sağlamakta daha fazla zorlanabilir. Araştırmacılar, tozlayıcıları desteklemeye yönelik dikimlerde yalnızca sezon boyunca çiçek bulunmasına değil, farklı polen kaynaklarının çeşitliliğine de önem verilmesini önerdi.

Yunanistan’da Hayvan Hastalıkları ve Balık Yetiştiriciliği Gündemde
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan’da Hayvan Hastalıkları ve Balık Yetiştiriciliği Gündemde

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Yunanistan Tarım ve Gıda Bakanı Margaritis Schoinas, ülkenin yedi Merkezi Olmayan Yönetiminin sekreterleriyle bir araya gelerek birincil sektörün ülke genelinde daha etkili işlemesini ve kamu hizmetleri arasındaki koordinasyonun güçlendirilmesini görüştü. Toplantıda kamu yetkilerinin daha etkin kullanılması, hukuka uygunluğun güvence altına alınması ve bürokrasinin azaltılması da ele alındı. Görüşmenin başlıca gündemlerinden birini hayvan hastalıkları ve hayvancılık sektöründe yaşanan son krizlerin yönetiminden çıkarılan sonuçlar oluşturdu. Katılımcılar, olağanüstü ihtiyaçlar ortaya çıktığında devletin insan kaynağı ve hizmetleri hızlı biçimde harekete geçirebilmesi gerektiğini değerlendirdi. Toplantıda, veterinerler ile diğer kritik uzmanlıkların ihtiyaç duyulan bölgelere hızla gönderilebilmesi için kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve mevcut bilimsel personelden daha iyi yararlanılması gerektiği belirtildi. Bu kapsamda bakanlığın hayvan hastalıklarına karşı operasyonel kapasitesinin artırılması ve sağlık krizlerinde hızla devreye girecek daha etkili bir ulusal mekanizma kurulması değerlendirildi. Balık yetiştiriciliğiyle ilgili konular da gündeme gelirken, bakanlık ile Merkezi Olmayan Yönetimler arasındaki daha iyi iş birliğinin idari gecikmeleri ve görev çakışmalarını azaltabileceği alanlar ele alındı.

Roma’da Dünya Makarnalık Buğday ve Makarna Forumu Düzenlendi
Görsel kaynağı: La Repubblica · Özgün haber
Veri haberi

Roma’da Dünya Makarnalık Buğday ve Makarna Forumu Düzenlendi

Roma’daki Palazzo Brancaccio’da düzenlenen üçüncü Dünya Makarnalık Buğday ve Makarna Forumu’nda uluslararası pazarlar, fiyatlar, tüketim, ithalat-ihracat ve makarnalık buğdayın geleceği ele alındı. Toplantıda Kanada, ABD, Avrupa, Türkiye ve Kuzey Afrika’nın küresel makarnalık buğday dengelerindeki konumu değerlendirildi. Forum, İtalya ve uluslararası sektörden temsilcileri bir araya getirdi. 60 ülkeden derlenen verilere göre 28 Haziran 2026’da sona eren yılda küresel kuru makarna pazarı önceki yıla göre %0,8 büyüdü. Aynı dönemde dünya genelinde 6,9 milyon ton makarna üretildi ve üretim %0,4 arttı. Avrupa, kuru makarna pazarının yaklaşık yarısını oluşturarak en büyük pazar olmayı sürdürdü; bölgedeki hacimler %0,9 yükseldi. Asya Pasifik’te pazar 1,1 milyar avroya ulaştı ve %2,3 büyüdü. İtalyan makarna markaları, ülke dışındaki kuru makarna pazarının yaklaşık dörtte birini elinde tutarken bu oran ABD’de yaklaşık %42’ye çıktı. Kaynakta, markaların çoğu pazarda kategori ortalamasının üzerinde fiyatlandırılan ürünlerle değer ve pazar payı oluşturduğu belirtildi. İtalya’nın 2026 makarnalık buğday üretimi yaklaşık 3,8 milyon ton olarak verilirken, son beş yılın ortalama toplam öğütme miktarı 6,5-6,8 milyon ton aralığında gösterildi. Forumda ayrıca makarna formatlarının çeşitlenmesi ve ürünün Akdeniz beslenmesindeki yeri de gündeme geldi.

Slovakya’da Kuraklık Mısır Verimini Düşürüyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kuraklık Mısır Verimini Düşürüyor

Slovakya’da kuraklık, mısır hasadında düşük verim beklentilerini artırdı. Selice’de düzenlenen mısır tarla gününde, arazilerde uzun dönem ortalamasına göre 180 milimetrelik yağış açığı bulunduğu belirtildi. AGRO Divízia Selice işletmesi, dane mısırında hektar başına 4 tona kadar verim bekliyor. Ülkede dane mısır alanlarının yaklaşık %20’si hasat edilirken, üreticiler diğer bölgelerde de iyimser olmadıklarını bildirdi. Güney Slovakya’daki bazı işletmelerde hasat daha ileri aşamaya geldi. Galanta Bölgesel Tarım ve Gıda Odası verilerine göre, bölgede yaklaşık 12 bin hektarlık mısır ekiminin %60’ı tamamlandı ve dane mısırında ortalama verim 4 ton/hektar seviyesinde bulunuyor. Selice’de hasadın gelecek hafta başlaması beklenirken, kritik dönemde alınan 27 milimetrelik yağışın verimi 4 ton/hektar seviyesine taşıyabileceği umuluyor. Ancak bu sonuç, uzun süre 10 ton/hektar verime ulaşan işletme açısından yine de zayıf kabul ediliyor. Palárikovo’da ise bin hektarlık mısır hasadı tamamlandı ve ortalama verim 2,5 ton/hektar oldu. Nitra’nın kuzeyindeki bir işletme, 130 hektarlık alanda verimin 4-7 ton/hektar aralığında gerçekleşmesini bekliyor. Üreticilere göre buğdaydan sonra ekilen mısır daha iyi, şeker pancarından sonra ekilen mısır ise daha kötü durumda. Yağışların birçok bölgede ortalamanın yalnızca %25-30’una ulaşması, mısırın yanı sıra ayçiçeğinde de verim farkını daralttı. Düşük dane verimi nedeniyle bazı üreticiler, başlangıçta dane mısırı olarak planlanan ürünleri hayvancılık işletmelerine silajlık mısır olarak sattı. Bölgede silajlık mısır verimi 18-28 ton/hektar arasında bildirilirken, silajın besin değerinin beklenen düzeye ulaşmadığı belirtildi. Bir işletmede silajdaki nişasta oranı geçen yıl %38-42 iken bu yıl %20’ye düştü. Üreticiler, hayvanların verim kaybını sınırlamak için yeşil çavdar ve kışlık arpa ekim alanlarını artırmayı planlıyor. Mısır üretimindeki düşüşün, Slovakya’nın yıllar sonra yeniden ithalatçı konuma gelmesine yol açabileceği ve üretimin iç işleme sanayisi ile yem ihtiyacını karşılamayacağı ifade edildi. Kuraklık nedeniyle hükümetin 30 milyon avroluk tazminat sözüne Yeşil Mazot’tan 5 milyon avro daha eklendi. Ancak açıklamanın üzerinden bir ay geçmesine rağmen, ödemelerin işletmeler arasında hangi ölçütlerle dağıtılacağı henüz belirlenmedi.

Monte Patria’da Sulama Altyapısı ve Su Güvenliği İçin Çalışma
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Monte Patria’da Sulama Altyapısı ve Su Güvenliği İçin Çalışma

Şili Ulusal Sulama Komisyonu (CNR) Coquimbo Bölge Koordinatörü Rodrigo Órdenes, Monte Patria’daki tarım topluluğu ile Rapel Nehri Gözetim Kurulu temsilcileriyle bir araya gelerek bölgedeki sulama altyapısını ve çiftçilerin su ihtiyaçlarını inceledi. 1 Ekim 2026’da yapılan saha çalışmasının amaçları arasında su kullanımında verimliliği artırmak, iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı güçlendirmek ve üreticilerin önceliklerini belirlemek yer aldı. Órdenes, Monte Patria Tarım Topluluğu yöneticileriyle La Viñita kanalını ve su depolama havuzunu, Rapel Nehri Gözetim Kurulu temsilcileriyle de Molino de Rapel kanalının farklı bölümlerini gezdi. CNR koordinatörü, sulama yapılarının yanı sıra su kullanıcılarının örgütlenmesinin de önem taşıdığını belirterek, çiftçilerin kuraklık dönemlerinde suyu vardiya ve anlaşmalarla yönettiğini, yoğun yağışlara karşı ise kanalların temizliği ve altyapının korunması için birlikte hareket ettiğini ifade etti. Monte Patria Tarım Topluluğu Başkanı Cristian Rojo, CNR ve Tarımsal Kalkınma Enstitüsü (INDAP) desteğiyle kanalın farklı bölümlerindeki iyileştirmeleri yönlendiren bir ön fizibilite çalışmasına sahip olduklarını söyledi. Toplam uzunluğu 11,5 kilometre olan kanalın 5,5 kilometresinde iyileştirme yapıldı. Topluluk ayrıca 2025 tarihli 22 numaralı Sulama Yasası yarışmasıyla finanse edilen bir havuz inşa ediyor; bu havuzla mevcut 15 bin metreküplük kapasiteye 8 bin metreküp eklenmesi hedefleniyor. Yağışlar kanalın başlangıcındaki su alma yapısına ve bir boru bölümüne zarar verdi. Çiftçiler geçici onarımlar yaparken acil durum programı başvurusunun sonucunu bekliyor. Rapel Nehri Gözetim Kurulu ise kanalların kaplanması ve borularla kapalı sisteme alınmasını sürdürmeyi, ayrıca etek bölgesindeki su havuzunun yeniden faaliyete geçirilmesini değerlendiriyor.

OTP 2026 Kampanyasında Bazı Destek Tutarları Açıklandı
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

OTP 2026 Kampanyasında Bazı Destek Tutarları Açıklandı

Fransa’da 2026 kampanyasına ilişkin Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamındaki bazı destek tutarları, 1 Ekim’de Resmî Gazete’de yayımlanan kararlarla belirlendi. Tutarlar, normalde ekim ortasında ödenen avansların hesaplanmasında kullanılacak. Yeniden dağıtıcı tamamlayıcı gelir desteği hektar başına 48,50 avro olarak açıklanırken, 2025’teki tutar 50,20 avroydu. Genç çiftçilere yönelik sabit destek ise 3.700 avro oldu. Ecorejimin hektar başına tutarı temel seviyede 45,46 avroya, üst seviyede 62,05 avroya geriledi. Bu seviyeler 2025’te sırasıyla 46,34 ve 63,39 avroydu. Organik tarıma özgü seviye ise 101,67 avrodan 110 avroya yükseldi. Çit desteği hektar başına 20 avroda kaldı. Hayvancılık desteklerinde, Korsika dışındaki metropol illerde 16 aydan büyük sığırlar için hayvan büyükbaş birimi başına 94 ve 51 avroluk iki seviye belirlendi. Koyun desteğinin temel tutarı hayvan başına 20,54 avro olurken ilk 500 prim verilen koyun için 2 avroluk ek ödeme ve yeni üreticilerin sürüleri için 6 avroluk tamamlayıcı destek uygulanacak. Keçi desteği ise hayvan başına 13,83 avro oldu. Doğal kısıtların telafisi ödemesinde istikrar katsayısı Korsika’da %80, diğer ilgili bölgelerde %92 olarak belirlendi.

Mısır’da Rekor Buğday Üretimi Bekleniyor, İthalatın Düşebileceği Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Mısır’da Rekor Buğday Üretimi Bekleniyor, İthalatın Düşebileceği Öngörülüyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Mısır’ın 2026/27 sezonunda buğday üretiminin rekor kırarak 10 milyon tona ulaşması bekleniyor. ABD Tarım Bakanlığının Dış Tarım Servisi (FAS) tahminine göre, dünyanın en büyük buğday alıcılarından Mısır’ın ithalatı da %23 düşerek 12 milyon tona gerileyebilir. Bu seviye, 2022/23 sezonundan bu yana görülebilecek en düşük ithalat miktarı olarak değerlendiriliyor. Üretimdeki artış beklentisi, ekim alanının geçen yılki 1,33 milyon hektardan 1,5 milyon hektara çıkmasına bağlanıyor. FAS’a göre daha geniş ekimin arkasında, devletin artırdığı buğday alım fiyatı bulunuyor. Ülkenin sezonluk buğday tüketiminin 20,7 milyon ton olması beklenirken, ithalattaki olası düşüşün Mısır’ın stratejik stoklarını yenileme politikasını nasıl etkileyeceği belirsizliğini koruyor. Piyasalarda Kanada’nın kolza stokları da öne çıktı. Kanada’nın 31 Temmuz itibarıyla kolza stokları yıllık bazda %18,9 artarak 1,9 milyon tona yükseldi; çiftliklerdeki stoklar %121,4 artışla 837 bin tona çıktı. Paris Emtia Borsası MATIF’te Kasım 2026 vadeli kolza, 30 Eylül seansında %2,01 düşerek ton başına 535,50 avrodan kapandı. Haberde bu düşüşe artan Kanada arzının katkıda bulunmuş olabileceği belirtiliyor. Avrupa’da ise Macaristan’da kuruyan yüzey toprağının kolza ekimini zorlaştırdığı ve ekim alanının azalmasının muhtemel olduğu bildiriliyor. Romanya’da ekimin kuru toprak nedeniyle ancak ağustos sonuna doğru başladığı aktarılırken, Avrupa’nın ekim-aralık döneminde normalden daha sıcak bir hava yaşaması bekleniyor.