ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

3067 haber · Sayfa 51

Victoria’nın Kuzeybatısında Çekirge Endişesi Büyüyor
Görsel kaynağı: ABC Australia · Özgün haber
Veri haberi

Victoria’nın Kuzeybatısında Çekirge Endişesi Büyüyor

Avustralya’nın Victoria eyaletinin kuzeybatısındaki çiftçiler, hızla büyüyen çekirge popülasyonunu kontrol etmekte zorlandıklarını ve resmi destek görmediklerini söylüyor. Agriculture Victoria ise çekirge sayısının son 15 yılın en yüksek seviyesine çıktığını, ancak mevcut verilerin durumun istilacı düzeye ulaşacağını göstermediğini belirtiyor. Mallee bölgesinde çekirgeler, kuzeydeki sıcak ve yağışlı havanın böceklerin çoğalması ve güneye ilerlemesi için uygun koşullar oluşturmasının ardından eylül ortasından itibaren çok sayıda yumurtadan çıktı. Mildura’nın batısındaki Meringur’da çiftçilik yapan Jack Lambert, arazisiyle yakındaki milli parklarda binlerce çekirgeden oluşan sürülerin çıktığını ve hareket ettiğini söyledi. Lambert, çekirgeleri Agriculture Victoria’nın gözetim programı üzerinden defalarca bildirmesine rağmen kurumdan haber alamadığını ifade etti. Eylülden beri yürütülen gözetim programı kapsamında Agriculture Victoria, arazilerdeki çekirge mücadelesinin özel veya kamu arazisindeki arazi sahibi ya da yöneticisinin sorumluluğunda olduğunu bildiriyor. Victoria baş bitki sağlığı yetkilisi Stephen Dibley, kurumun ilaçlama yapmayacağını, ancak ilgili tarafların doğru müdahaleyi uygulayabilmesi için bilgi paylaşacağını söyledi. Dibley ayrıca milli parklar ve yol kenarlarıyla ilgilenen kamu kurumlarıyla risk konusunda aylardır iletişim kurulduğunu belirtti. Dibley, mevcut verilerin çekirgelerin daha fazla yayıldığına işaret etmediğini ve Wimmera ile Mallee dışında yüksek sayılar beklenmediğini söyledi. Meringur’da çiftçilik yapan Jim Pickering ise çekirgeler kümelenmeye başladığında hemen müdahale edilmesi gerektiğini, birkaç hafta içinde başlayacak hasat öncesinde rekor ürün beklentilerinin risk altında bulunduğunu ifade etti. 2010’da milyarlarca çekirgenin Yeni Güney Galler’den Victoria’ya ilerleyerek geniş alan tarımı ve bahçe bitkileri ürünlerine zarar verdiği hatırlatıldı.

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Interest.co.nz · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor

Yeni Zelanda’nın geyik eti sektörü, birkaç zorlu yılın ardından başta Avrupa olmak üzere önemli denizaşırı pazarlardan daha olumlu sinyaller alıyor. Deer Industry New Zealand temsilcisi Terry Meikle’nin Avrupa’da müşteriler, ithalatçılar, dağıtıcılar ve şeflerle yaptığı görüşmeler, çiftlikte yetiştirilen geyik etine talebin güçlü kaldığını, asıl kaygının ise mevcut talebi karşılayacak yeterli ürün bulunup bulunmadığı olduğunu gösterdi. Meikle, Yeni Zelanda’nın bu pazarlarda kurduğu güçlü ilişkilerin sektör için önemli bir dayanak oluşturduğunu belirtti. Avrupa’da yüksek enerji ve iş gücü maliyetleriyle genel geçim maliyeti baskısı tüketicileri fiyatlara karşı daha duyarlı hale getiriyor. Meikle, müşterilerin tutumunu temkinli iyimser olarak nitelendirirken geyik etinin bu koşullarda görece iyi konumda kaldığını söyledi. Buna karşılık Yeni Zelanda’daki geyik varlığının önemli ölçüde gerilemesi, çiftçilerin geyik yetiştiriciliğini koyun, sığır ve diğer arazi kullanım seçenekleriyle karşılaştırmasına yol açıyor. Yüksek fiyatlar kısa vadeli teşvik sağlasa da üreticilerin güveninin kalıcı biçimde güçlenmesi, talebin tek bir sezonun ötesinde sürdüğünün görülmesine bağlı. Sektörün Avrupa’daki başlıca avantajlarından biri, çiftlikte yetiştirilen ürünün tutarlı olması olarak öne çıkıyor. Avrupalı müşteriler, Yeni Zelanda’dan öngörülebilir kaliteye sahip geyik eti alabileceklerine güveniyor. Bu durum, yaban avı ürünlerinde görülebilen kalite ve arz değişkenliğinden ayrışıyor. Ancak sektör, yalnızca lezzet ve kaliteye değil; menşe, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik iddialarına da kanıt sunmak zorunda. Yaşam döngüsü değerlendirmesi ve biyoçeşitlilik çalışmaları, bu kanıt altyapısını güçlendirmek için değerlendiriliyor. Avrupa’da geyik eti tüketimi geleneksel olarak, özellikle Almanya’da, av sezonu çevresinde yoğunlaşıyor. Meikle, bazı daha geleneksel bölgelerde bu mevsimselliğin süreceğini kabul ederken İsveç, Hollanda, Benelüks, İsviçre ve Kuzey İtalya’da tüketimin yıl geneline yayılması için alan bulunduğunu düşünüyor. Yıl boyunca soğutulmuş ürün ve perakende programlarının ortaya çıkması, sektörün 52 haftalık bir pazarlama fırsatına ulaşma hedefini destekliyor. Şefler ve perakendeciler de tüketici tercihlerine uygun daha küçük ve belirli parçalara yöneliyor. Covid döneminde restoranların kapanması, Yeni Zelanda geyik etinin Avrupa’daki yiyecek hizmetlerine bağımlılığını görünür hale getirerek perakendeye yönelimi hızlandırdı. Kuzey Amerika bu stratejide giderek daha önemli bir konuma gelirken, Avrupa’nın yüksek değerli parçalar için başlıca pazar olmayı sürdüreceği belirtiliyor. ABD’de burger, kıyma ve kurutulmuş ürünler öne çıkarken sektör, büyük but parçalarının değerini artırmayı ve karkasın tamamından daha yüksek gelir elde etmeyi hedefliyor.

Avustralya ve Çin Kırmızı Et Sektörleri İşbirliği Mutabakatı İmzaladı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya ve Çin Kırmızı Et Sektörleri İşbirliği Mutabakatı İmzaladı

Avustralya ve Çin’in kırmızı et sektörlerini temsil eden CMA, AMIC ve MLA, yeni sektör ortaklıkları geliştirme taahhüdünü içeren bir mutabakat imzaladı. İmza, Avustralya kırmızı et sektörü temsilcilerinin Çin’de gerçekleştirdiği bir haftalık misyonun sonunda atıldı. Misyon, Avustralya-Çin Hayvancılık ve Kırmızı Et İşbirliği Programı kapsamında düzenlendi ve MLA ile AMIC tarafından ortaklaşa yürütülüyor. Avustralya heyeti Pekin, İç Moğolistan ve Şandong eyaletini ziyaret ederek Çin’in hayvancılık üretimi, işleme faaliyetleri ve tedarik zincirini inceledi. Ziyaret programında sığır ve koyun yetiştiriciliği işletmeleri, hayvan pazarlama merkezleri, besi işletmeleri, işleme tesisleri, soğuk hava depoları ve dağıtım ağları yer aldı. İlk Avustralya-Çin Hayvancılık ve Kırmızı Et İşbirliği Forumu’na 120’den fazla sektör temsilcisi katıldı. Program, iki sektör arasındaki ilişkileri güçlendirmeyi, teknik bilgi paylaşımını artırmayı ve her iki ülkede kırmızı et üretiminin uzun vadeli sürdürülebilirliği için fırsatları belirlemeyi amaçlıyor. MLA Genel Müdürü Michael Crowley, sektörlerin farklı ortamlarda faaliyet göstermesine rağmen verimlilik, sürdürülebilirlik, gıda güvenliği ve değişen tüketici beklentileri konusunda ortak fırsat ve zorluklar taşıdığını söyledi.

Arjantin’de Tahıl Ticareti 105 Milyon Tonu Aştı
Görsel kaynağı: Infocampo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de Tahıl Ticareti 105 Milyon Tonu Aştı

Arjantin’de 2025/26 kampanyasında soya, mısır, buğday, sorgum ve ayçiçeğinin ticarete konu olan miktarı 7 Ekim itibarıyla 105 milyon tonu aştı. Böylece tahıl satışları, kampanyanın başlangıcında tarihi bir seviyeye ulaştı. Rosario Ticaret Borsası’nın raporuna göre bu hacim, kaynakta yakın dönem ortalamasının %25 üzerinde gösterildi. Borsa, rekor seviyedeki hareketliliği olağanüstü üretimle ve son haftalarda hız kazanan ticari dinamikle ilişkilendirdi.

Hansen, Ortak Tarım Politikasının Sürdürülmesini Savundu
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Hansen, Ortak Tarım Politikasının Sürdürülmesini Savundu

Avrupa Komisyonunun tarım ve gıda işlerinden sorumlu üyesi Christophe Hansen, Avrupa Çiftçiler Kongresi’nde Ortak Tarım Politikasının (OTP) sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Hansen, OTP’nin geçmişten kalan bir miras değil, jeopolitik belirsizlik, dışa bağımlılıklar, iklim değişikliği ve piyasa dalgalanmaları gibi güncel sorunlara yanıt veren bir araç olduğunu belirtti. Ulusal düzeye indirgenmiş bir tarım politikası yerine ortak Avrupa yaklaşımını savundu. Copa-Cogeca ile İsveçli çiftçi kuruluşu LRF’nin düzenlediği etkinlikte finansman gündeminin önemine dikkat çeken Hansen, 2028–2034 bütçe dönemine ilişkin görüşmelerin tarım desteklerinin geleceğini belirleyeceğini ifade etti. Çiftçilerin gelir desteğinin güvence altına alınmasını öncelik olarak niteleyen Hansen, tarım kuruluşlarından taleplerini devlet ve hükümet başkanlarına iletmelerini istedi. Gelecek dönemin finansmanına ilişkin kararların işletmelerin yatırım ve uyum kapasitesini uzun vadede etkileyeceğini söyledi. Hansen, tarımın dayanıklılığını artırmak için yatırımların, su yönetiminin, etkin sulamanın ve risk yönetimi araçlarının güçlendirilmesini gerekli gördü. Gıda güvenliğini Avrupa güvenliğinin parçası olarak değerlendiren Hansen, gübre dahil ithal girdilere bağımlılığın azaltılmasını ve üreticilerin AB kurallarına uyarak uluslararası pazarda rekabet edebileceği koşulların oluşturulmasını savundu. Hassas tarım, yapay zekâ ve danışmanlık hizmetlerinin geliştirilmesinin verimlilik ile kaynak etkinliğini artırabileceğini, yeni teknolojilerin küçük ve orta ölçekli işletmelere de erişilebilir olması gerektiğini belirtti.

İran’da Gıda Güvenliği İçin Su Verimliliği ve Üretim Planlaması Vurgusu
Görsel kaynağı: Hamshahri Online · Özgün haber

İran’da Gıda Güvenliği İçin Su Verimliliği ve Üretim Planlaması Vurgusu

İran’da su ve tarım uzmanı Muhammed Alaei, üretim artışının ülkenin su ve toprak kapasitesiyle uyumlu planlanması gerektiğini belirtti. Alaei’ye göre yalnızca daha fazla ürün elde etmeye odaklanmak, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceği için sürdürülebilir gıda güvenliği sağlamayabilir. Tarımda su verimliliğinin artırılması ve ürün kayıplarının azaltılması, kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturmadan gıda arzına katkı sağlayabilir. Alaei, İran Tarım Cihadı Bakanlığı’nın Ekim 1401 tarihli resmî açıklamasına dayanarak İran tarımında bir metreküp suyla yaklaşık 900 gram ürün üretildiğini söyledi. Bu değer, metreküp başına yaklaşık 2,5 kilogramlık dünya ortalamasıyla karşılaştırıldığında daha düşük kalıyor. Ancak haberde, karşılaştırmanın ürün türü ve verimlilik hesaplama yöntemine bağlı olduğu özellikle belirtildi. Meşhed ovasında su verimliliği yaklaşık 1.700 gram olarak verilirken, bunun 3,4 kilograma çıkarılması hâlinde aynı miktarda ürünün yarı suyla üretilebileceği ifade edildi. Bu olasılığın ürün türü, iklim koşulları ve üretim yöntemlerine bağlı olduğu kaydedildi. Haberde gıda israfının da su kaynaklarıyla bağlantılı olduğu aktarıldı. Razavi Horasan’da israfa dönüşen ürünlerle ilişkili su miktarının yıllık yaklaşık 80 milyon metreküpe ulaştığı, bu hesabın bölgesel veriler ve hesaplamalara dayandığı belirtildi. Miktarın tamamının doğrudan geri kazanılabileceği anlamına gelmese de kayıpların azaltılmasının su kaynakları üzerindeki baskıyı hafifletebileceği ifade edildi. İran’da su yönetimi, ürün deseninin ıslahı ve gıda güvenliği için yasalar ile politika belgeleri bulunsa da Alaei, asıl ihtiyacın bu hükümlerin planlama ve uygulamaya dönüştürülmesi olduğunu söyledi. Gıda güvenliği değerlendirmelerinde üretim miktarının yanı sıra üretimde kullanılan su, gıda zincirindeki israf ve ürün deseninin kaynak kapasitesiyle uyumu da dikkate alınmalı.

Tuz Gölü'nde Kuraklık ve Tarımsal Su Kullanımı Alarm Veriyor
Görsel kaynağı: Mediafax · Özgün haber
Veri haberi

Tuz Gölü'nde Kuraklık ve Tarımsal Su Kullanımı Alarm Veriyor

Türkiye'nin merkezindeki Tuz Gölü'nde su seviyesi, geçmişte suyla kaplı olan tuz düzlüklerinde ziyaretçilerin yürüyebileceği kadar geriledi. Ankara'nın yaklaşık 150 kilometre güneyinde bulunan sığ göl, yaz döneminde neredeyse tamamen kuruma noktasına geldi. Normal derinliği yaklaşık 50 santimetre olan Tuz Gölü, düşük yağış dönemlerine karşı özellikle savunmasız durumda. Su kaybının nedeni yalnızca hava koşulları değil. Konya havzasında tarım için yeraltı sularının yoğun kullanılması, kuraklığın etkilerini artırıyor ve gölü besleyebilecek su miktarını azaltıyor. Ankara'daki Middle East Technical University araştırmacılarının iki yıl önce yaptığı bir çalışmaya göre, havzaya düşen yağışın yalnızca %3'ü Tuz Gölü'ne ulaşıyor. Bölgenin düşük yağış alması ve belirgin su stresi yaşaması da göldeki gerilemeyi ağırlaştırıyor. Su miktarındaki azalma, Türkiye'nin flamingolar için en önemli üreme alanlarından biri olan göldeki canlı yaşamını da tehdit ediyor. Beş yıl önce su açığı tuzluluğun artmasına yol açmış ve Tarım Bakanlığına göre yaklaşık 1.000 flamingo yavrusu ölmüştü. Tuz Gölü aynı zamanda Türkiye'nin başlıca tuz kaynağı; ülkenin yıllık tuz üretiminin yaklaşık üçte ikisini sağlıyor. Tuz çıkarma faaliyetleri bölge topluluklarına istihdam sağlarken, gölün tuz düzlükleri ve sığ sularının gün batımındaki yansımaları turistleri çekiyor.

Enerji Şoku Tarım Fiyatlarını Artırdı, BM Gıda Krizi Uyarısı Yaptı
Görsel kaynağı: El Universal · Özgün haber
Veri haberi

Enerji Şoku Tarım Fiyatlarını Artırdı, BM Gıda Krizi Uyarısı Yaptı

Birleşmiş Milletlerin tarımsal kalkınma kuruluşu FIDA, enerji maliyetlerindeki artışın küçük çiftçileri zorladığını ve tarım ürünleri fiyatlarını yükselterek olası küresel gıda krizi riskini artırdığını bildirdi. Kuruluşun açıklamasına göre dünya tarım ürünleri fiyatları üçüncü çeyrekte %13 arttı; yükseliş eğilimi hızlanıyor. Orta Doğu'daki çatışmayla bağlantılı hidrokarbon fiyatlarındaki artış, ilkbahardan bu yana gübre ve yakıtı belirgin biçimde pahalılaştırdı. Bu durum tarımsal üretim ile taşımacılık maliyetlerini yükseltirken, enerji giderlerinin küçük üreticiler üzerindeki baskısını artırdı.

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan değerlendirmeye göre, dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik ilgi artarken yüksek gıda fiyatları tüketicilerin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, UNICEF, Dünya Gıda Programı ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan SOFI 2026 raporuna göre 2025'te 645 milyon kişi açlık yaşadı. Aynı yıl 2,690 milyar kişi, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Sorun Latin Amerika ve Karayipler'de farklı bir çelişkiyle ortaya çıkıyor. Bölgede açlık nüfusun %4,8'ini, yaklaşık 32 milyon kişiyi, etkilerken sağlıklı beslenmenin maliyeti dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı. Kişi başına günlük 4,91 ABD doları olarak hesaplanan bu tutar, satın alma gücü paritesiyle ölçülüyor. Buna göre bölge nüfusunun %25,7'si sağlıklı beslenmeyi finanse edemiyor. Edenred'in 21 ülkede 55.468 çalışan ve 1.035 restoran işletmecisiyle gerçekleştirdiği FOOD 2026 Barometresi, fiyat baskısının tüketim tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor. Çalışanların %82'si fiyat artışları devam ederse restoran ziyaretlerini azaltacağını belirtti. Şili'de araştırmaya 1.369 çalışan ve 94 restoran işletmecisi katıldı. Ülkede restoranların %35'i son 12 ayda müşteri sayısının azaldığını bildirdi; bu oran 2025'e göre dört puan yükseldi. Fiyat ve kalite ilişkisi, çalışanların %86'sı için restoran seçerken en önemli ölçüt oldu. Bunu ürünlerin kalitesi ve yemeklerin fiyatı, her ikisi için de %78'lik oranla, izledi. Ekonomik baskıya rağmen sağlıklı seçeneklere yönelik talep güçleniyor. Çalışanların %77'si dengeli beslenmeye daha fazla dikkat ettiğini, %76'sı restoranların daha sağlıklı yemekler sunmasını beklediğini söyledi. Latin Amerika'da bu beklenti %83'e çıktı. Restoran işletmecilerinin %53'ü son bir yılda sağlıklı yemek talebinin arttığını belirtti; bu oran 2023'te %40'tı. Ancak işletmecilerin %63'ü sağlıklı yemekleri hazırlamanın daha yüksek maliyet gerektirdiğini düşünüyor ve yalnızca %42'si bu ürünleri gelir artırmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Çalışanların %73'ü yemek yardımları iki katına çıksa yemek kalitesini iyileştirebileceğini, %34'ü ise bu destek olmadan daha sağlıksız besleneceğini ifade etti. Gıda israfı da tartışmanın bir diğer başlığı oldu. Çalışanların %74'ü israftan endişe duyarken, %70'i hangi restoranların bu soruna karşı önlem aldığını bilmek istiyor. Restoranların %78'i atıkları azaltmak için uygulama yürüttüğünü bildirdi. Latin Amerika merkezli Animal Interseccional ise çözümün yalnızca daha fazla üretim olmadığını; hangi gıdaların üretildiği, kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu gıdalara kimin erişebildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Karadağ’da Yerli Üretim ve Yenilik Tarımın Geleceği İçin Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Aktuelno · Özgün haber

Karadağ’da Yerli Üretim ve Yenilik Tarımın Geleceği İçin Öne Çıktı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Karadağ’da Dünya Gıda Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte, yerli üretimin korunması ve tarımsal yeniliklerin uygulanması sektörün geleceği açısından öne çıkarıldı. Tarım, Orman ve Su Yönetimi Bakanlığı adına konuşan Mirsad Spahić, yerli üretimin korunması ve geliştirilmesinin tarım sektörünü güçlendirmenin önemli koşullarından biri olduğunu belirtti. Spahić, tarım işletmeleri için daha iyi çalışma koşulları oluşturulması ve geleceğini tarımda kurmak isteyen gençlere fırsat sunulması gerektiğini söyledi. Avrupa bütünleşmesi sürecinde üreticilerin gelişmeler hakkında zamanında bilgilendirilmesi, uzman desteğine erişmesi ve yeni bilgi ile teknolojileri kullanması gerektiğini ifade eden Spahić, bu adımların Karadağ tarımının rekabetçiliğini artıracağını kaydetti. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile işbirliğinin kurumsal kapasiteyi güçlendirme ve çiftçilere destek sağlama açısından önemi vurgulandı. Akademik çevrelerin bilim ile uygulamayı buluşturmadaki rolüne de dikkat çekilen etkinlikte, kadınların tarım ve aile işletmelerine katkısını anlatan “Karadağ’ı Besleyen Kadınlar” sergisi düzenlendi.

Hırvatistan’da Yılda 480.000 Ton Gıda Çöpe Gidiyor
Görsel kaynağı: HRT Vijesti · Özgün haber
Veri haberi

Hırvatistan’da Yılda 480.000 Ton Gıda Çöpe Gidiyor

Hırvatistan’da yılda 480.000 ton gıdanın çöpe gittiği, bunun kişi başına 125 kilograma karşılık geldiği bildirildi. Gıda israfı ve çöpe giden miktarın azaltılması, HRT Günlüğü programında ele alındı. Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık Bakanlığının gıda kalitesi sektöründen Sanja Koralić Kravar, sorunun azaltılması için alışkanlıkların değiştirilmesi gerektiğini söyledi.

Romanya, Ukrayna Tahıl Güzergâhlarındaki İHA Saldırılarını Araştırıyor
Görsel kaynağı: ZN.UA · Özgün haber
Veri haberi

Romanya, Ukrayna Tahıl Güzergâhlarındaki İHA Saldırılarını Araştırıyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Romanya Cumhurbaşkanı Nicuşor Dan, Rusya’nın Ukrayna’nın tahıl ihraç ettiği Karadeniz deniz yollarını giderek daha fazla hedef aldığını söyledi. Son bir haftada bölgede insansız hava araçlarının beş gemiyi vurduğu bildirildi. Ancak Bükreş, saldırıların arkasında Moskova’nın bulunduğuna dair teknik doğrulama olmadığını belirtiyor; Romanya makamları, iki gün içinde karasularına yakın iki ticari gemiye düzenlenen saldırıları araştırıyor. Dan’a göre saldırılar, Ukrayna’nın tahıl taşıdığı deniz koridorunu hedef almış olabilir. Romanya ve Bulgaristan, NATO müttefiklerinden hava savunmasını güçlendirmelerini, insansız hava araçlarını tespit ve etkisizleştirme araçları sağlamalarını istedi. Romanya servisleri, 15 Ekim’de vurulan geminin yedi mürettebat üyesini ararken, Karadeniz’deki saldırılarda ölü ve yaralıların bulunduğu bildirildi. Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev de ekimde kıyıları yakınındaki saldırılarda Rus insansız hava araçlarının kullanıldığına dair ikna edici kanıt bulunmadığını, ancak bu ihtimalin mantıklı görüldüğünü söyledi. Bulgaristan açıklarında CHELSEA adlı gemiye düzenlenen saldırıda insanlar yaralandı. Daha önce 6 Ekim’de ALFA WATAN ve ABLE gemileri hedef alındı; biri battı, diğeri hasar gördü ve iki kişi öldü. Ukrayna’nın tahılını Tuna limanları üzerinden çıkardığı, Sulina’daki gemi kuyruklarının eylülde iki haftayı aştığı aktarıldı.

Yerli Gıda Üretimi İçin Ortak Çaba Çağrısı
Görsel kaynağı: Uued Uudised · Özgün haber
Veri haberi

Yerli Gıda Üretimi İçin Ortak Çaba Çağrısı

EKRE siyasetçisi Arvo Aller, 14-15 Ekim’de Tartu’da EPA2026 Estonya Tarım Yıllık Fuarı kapsamında düzenlenen siyasi tartışmada, tarım sektörüne ayrılması ele alınan 546 milyonun tamamının tarıma yönlendirilmesini ve sektör içinde dağıtılmasını savundu. Aller, yerli gıda üretiminin güvence altına alınması gerektiğini söyledi. Aller, bunun gıda güvenliği ve krizlere hazırlık açısından önemli olduğunu belirtti. Tarım işletmeleri üzerindeki bürokrasinin azaltılmasını ve kırsal bölgelerde sürdürülebilir yaşam çevresi oluşturulmasını istedi. Kırsal nüfus kaybını önlemek için özel tüketim ve katma değer vergilerinin düşürülmesini, motorlu taşıt vergisinin kaldırılmasını önerdi.

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti
Görsel kaynağı: O peniazoch · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti

Almanya’da zayıf patates hasadı, tüketici ve üretici fiyatlarında belirgin artışa yol açtı. Tüketiciler eylülde patates için geçen yılın aynı ayına göre ortalama %12 daha fazla ödeme yaptı. Almanya İstatistik Kurumu’nun açıkladığı %3,3’lük genel enflasyon oranı bu artışın oldukça altında kaldı. 2026 yılına ilişkin ön veriler, patates hasadının 10,4 milyon tonla yaklaşık dörtte bir azalacağını gösteriyor. Düşüşte ekim alanının %11,1 daralması ve kuraklık etkili oldu; üreticiler hektar başına olağan 46 ton yerine ortalama 38,9 ton hasat edebildi. Sınırlı arzın etkisiyle üretici fiyatları ağustosta %61,5 yükseldi; bu, son üç yılın en güçlü artışı oldu.

Çin’de Anaokulunda Kurşunlu Gıda Davasında Müdüre Ömür Boyu Hapis
Görsel kaynağı: Proceso · Özgün haber
Veri haberi

Çin’de Anaokulunda Kurşunlu Gıda Davasında Müdüre Ömür Boyu Hapis

Çin’de Lanzhou Orta Halk Mahkemesi, Gansu eyaletinin Tianshui kentindeki Heshi Peixin Anaokulunda kontamine gıda servis edilmesiyle bağlantılı davada anaokulu müdürü Li Huifang’a ömür boyu hapis cezası verdi. Mahkeme ayrıca Li Huifang’ın kişisel mal varlığından 500 bin yuanın müsaderesine karar verdi. Karar, devlet televizyonu CCTV tarafından aktarıldı. Anaokulunun icra direktörü Zhu Jinglin 15 yıl hapis ve 300 bin yuan para cezasına çarptırıldı. Mutfakta çalışan dört kişi ise altı ila sekiz yıl arasında değişen hapis cezaları aldı. Mahkemenin hükmüne göre Li Huifang ve Zhu Jinglin, bu çalışanlara çocuklar ile anaokulu personelinin tükettiği gıdalara zehirli ve zararlı maddeler eklemeleri talimatını verdi. Temmuz 2025’te 200’den fazla öğrenci ile 20’den fazla personelin kanında anormal derecede yüksek kurşun seviyeleri tespit edilmişti. Medya haberlerine göre okul, yiyeceklerin görünümünü iyileştirmek amacıyla gıdalara kurşun içeren yenmeyen pigmentler ekliyordu. Kaynakta, yüksek düzeyde kurşuna maruz kalmanın çocukların beynine ve sinir sistemine zarar verebileceği belirtildi.

İrlanda’da Mavi Dil Vakaları 37’ye Yükseldi
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Mavi Dil Vakaları 37’ye Yükseldi

İrlanda Tarım, Gıda ve Deniz Bakanlığı (DAFM), ülkedeki mavi dil hastalığı vakalarının 16 Ekim itibarıyla 37’ye yükseldiğini açıkladı. Kilkenny ilçesinde hastalığın ilk doğrulanmış vakası kaydedildi. Vakaların çoğu sığırlarda görülürken koyunlarda da üç vaka tespit edildi. Wexford, 12 sığır ve bir koyun vakasıyla en fazla etkilenen ilçe oldu. Mavi dil virüsü enfekte sokucu tatarcıklarla yayılıyor. Bakanlık, bulaşma riskinin bu böceklerin en aktif olduğu nisan-kasım döneminde genellikle yükseldiğini bildirdi.

Suriye’de 5 Bin Standardın Uluslararası Ölçütlere Uyumlu Hale Getirilmesi Hedefleniyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Suriye’de 5 Bin Standardın Uluslararası Ölçütlere Uyumlu Hale Getirilmesi Hedefleniyor

Suriye Arap Standartlar ve Metroloji Kurumu, yaklaşık 5 bin Suriye standardını uluslararası ölçütlerle uyumlu hale getirmek için güncelleme ve geliştirme çalışması yürütüyor. Kurum Genel Müdürü Yaser Aliوي’nin SANA’ya yaptığı açıklamaya göre çalışma, yerel ürünlerin kalitesini ve rekabet gücünü artırmayı, ürünlerin bölgesel ve küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Toparlanma döneminde mevcut standartları geliştiren ve uluslararası ölçütlere uygun yeni standartlar hazırlayan kurumun çalışmaları mühendislik, gıda, kimya ve tekstil sektörlerinin yanı sıra çeşitli hizmet alanlarını kapsıyor. Sanayici, tüccar ve tüketicilerin standart başvurularını kolaylaştırmak için tek durak sistemi uygulanıyor. Kurum ayrıca standartların internet üzerinden satın alınması ve ödemelerin çevrim içi yapılabilmesi için dijital dönüşüm çalışmalarını sürdürüyor. Kurum, tahrip olan laboratuvarlarını yeniden işler hale getirmek ve devlet kurumlarına bağlı laboratuvarlarla iş birliği yapmak suretiyle ürünlerin standartlara uygunluğuna ilişkin test ve doğrulama süreçlerini sürdürmeye çalışıyor. Sınır kapılarındaki uygunluk denetimleri Genel Gümrük ve Sınır Kapıları Kurumu, iç piyasadaki denetimler ise ticaret ve tüketiciyi koruma birimleri tarafından yürütülüyor. Bu birimler numune alıp gerekli testleri yaptırırken, kurum uygunluk işareti verme ve koşulların karşılanıp karşılanmadığını doğrulama işlemlerini yürütüyor. “Suriye’de Üretim” logosunu taşıyan ürünlerde yerel bileşen oranının en az %40 olması, kalite ve yönetimle ilgili sertifikaların alınması ve diğer koşulların karşılanması gerekiyor. Kurum ayrıca Uluslararası Standardizasyon Örgütü’ndeki varlığını etkinleştiriyor, gıda güvenliğiyle ilgili Kodeks çalışmalarına katılıyor ve helal ile uluslararası sertifikalar konusunda eğitimler düzenliyor. Aliوي, standartların sanayiciler için kısıtlama olmadığını; kalite, güvenlik ve tüketici güvenini destekleyen temel bir araç olduğunu belirtiyor.

İrlanda’da Tahıl İthalatı 2025’te Yerli Üretimin İki Katını Aştı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Tahıl İthalatı 2025’te Yerli Üretimin İki Katını Aştı

İrlanda, 2025'te yaklaşık 5,1 milyon ton tahıl ithal etti. Tarım, Gıda ve Deniz Bakanlığı (DAFM) verilerine göre bu miktar, ülkede aynı yıl üretilen 2,2 milyon tonun iki katından fazlaydı. Veriler, ticaret akışlarında önemli bir kesinti yaşanması halinde ülkenin tahıl tedarikinde olası bir kırılganlığa işaret ediyor. Tarım Bakanı Martin Heydon, Sinn Féin milletvekili Denise Mitchell’in sorusu üzerine, devletin yıllık yaklaşık 4,5 milyon ton hayvan yemi ithal ettiğini belirtti.

Moldova, Tarımsal Kaynaklara Erişimde Cinsiyet Farklarını BM Raporuna Ekliyor
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber

Moldova, Tarımsal Kaynaklara Erişimde Cinsiyet Farklarını BM Raporuna Ekliyor

Moldova, kadınlar ve erkekler arasındaki tarımsal kaynaklara erişim farklarını ilk kez Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) kapsamındaki ulusal raporuna dahil edecek. Toprak, su, finansman ve kuraklığa uyum önlemlerine erişimdeki farklılıkları ele alan cinsiyet analizi, 16 Ekim’de başkent Kişinev’de düzenlenen bir atölyede sunuldu ve tartışıldı. Çalışma, ulusal raporlamada arazilerin durumuna ilişkin bilgilere kadınlar ve erkekler arasındaki erişim farklarını da ekleyecek. Değerlendirmeye göre küçük ve parçalı tarım işletmeleri, sulama imkanlarının sınırlı olması, makine ve finansmana erişimdeki güçlükler kadın çiftçilerin toprak bozulmasını önleme ve kuraklığa uyum sağlama imkanlarını azaltıyor. Ev içindeki sorumluluklar da kadınların eğitimlere ve ekonomik faaliyetlere ayırabildiği zamanı kısıtlıyor. Analizde, su kıtlığının su temini, hayvanların bakımı ve ailenin gıda ihtiyacının karşılanması için gereken süreyi artırabildiği, bunun da kadınların mesleki ve ekonomik gelişim faaliyetlerine katılımını zorlaştırabildiği belirtildi. Yeni verilerin raporlamaya eklenmesiyle desteğe ihtiyaç duyan kişilerin ve kadın çiftçilerin sürdürülebilir tarım uygulamalarını hayata geçirmesini engelleyen koşulların belirlenmesi amaçlanıyor. Kaynakta örnek verilen uygulamalar arasında toprağın örtülmesi, münavebe ve suyun verimli kullanılması bulunuyor. Atölyede ayrıca Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliği eylem planı ile bu planın Moldova’da uygulanma biçimleri sunuldu. Tartışılan öneriler arasında küçük çiftliklerin koşullarına uygun uygunluk ve ortak finansman ölçütleri oluşturulması, finansman başvurularının hazırlanmasına destek verilmesi ve eğitimlerin yerel yerleşimlerde, tarımsal faaliyetler ile bakım sorumluluklarına uygun saatlerde düzenlenmesi yer aldı. Tarıma destek sağlayan kurumların, yardım isteyen ve yardım alan kadınlarla erkeklerin sayılarını, finansman tutarlarını ve sağlanan destek türlerini ayrı ayrı toplaması da önerildi. Bu bilgilerin, desteklerin dağılımının değerlendirilmesine ve erişimde sorun yaşayan gruplara yönelik programların uyarlanmasına katkı sağlaması bekleniyor. Yerel yönetimlere ise arazi kullanan kadın ve erkeklerle, özellikle kadın çiftçiler ve küçük işletmelerle istişare yürütmeleri önerildi. Kadınların arazi komisyonları, kooperatifler ve su kullanıcı birliklerinde temsil edilmesi, ayrıca istişarelerde ortaya çıkan öneriler ile bunların alınan önlemlere nasıl yansıtıldığının belgelenmesi tavsiye edildi. Atölyede raporlama sürecinde uydu verilerinin kullanımı ve projenin ilerlemesi de ele alındı. Etkinlik, AO EcoContact tarafından Küresel Çevre Fonu’nun desteğiyle, Birleşmiş Milletler Çevre Programı aracılığıyla yürütülen Moldova’nın 2026 UNCCD ulusal raporlama projesi kapsamında düzenlendi.

Güney Afrika’da Olası Dizel Zammı Çiftçileri Endişelendiriyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Olası Dizel Zammı Çiftçileri Endişelendiriyor

Güney Afrika’da çiftçiler ve tarım ürünlerini taşıyan işletmeler, kasım ayında yeni bir dizel fiyat artışı ihtimaliyle karşı karşıya. Merkezi Enerji Fonu’nun 2-14 Ekim 2026 dönemine ilişkin verileri, 500 ppm dizelde litre başına 1,37 rand, 50 ppm dizelde ise 1,46 rand eksik tahsilat bulunduğunu gösteriyor. Bu ortalamalar korunursa bir sonraki fiyat ayarlamasında, 4 Kasım’da, artış yaşanabileceği öngörülüyor. Ancak ekim ortası verileri açıklanmış fiyat değil, yalnızca olası artışın göstergesi niteliğinde; nihai ayarlama kalan inceleme dönemindeki hareketlere ve harç değişikliklerine bağlı olacak. Olası artış, son bir yıldaki sert fiyat yükselişinin ardından gündeme geldi. İç kesim toptan 500 ppm dizel fiyatı Ekim 2025’te litre başına 19,34 randdan Ekim 2026’da 31,95 randa çıktı. Farmer’s Weekly’nin aktardığı örnekte, 1.000 hektarlık bir mısır işletmesinin aynı yakıt tahsisi için dizel faturası yaklaşık 1,45 milyon randdan 2,4 milyon randa yükseldi. Bu, tohum, gübre, işçilik ve bitki koruma maliyetlerindeki değişiklikler hesaba katılmadan 945.855 randlık veya %65,2’lik ek yük anlamına geliyor. Karşılaştırma, hektar başına 75 litre dizel tüketimi ve hektar başına 5 ton verim varsayımıyla hazırlanıyor. İşletme alanı, yakıt tüketimi ve üretim miktarı sabit tutulduğu için hesaplama yalnızca fiyat artışının etkisini gösteriyor. Bu varsayımlarda dizelin ton başına maliyeti 290 randdan 479 randa çıkıyor. Önceki marjı koruyabilmek için ton başına 189 randlık farkın daha iyi net satış fiyatı, başka alanlarda tasarruf veya daha yüksek verimle karşılanması gerekiyor. Yakıt maliyetindeki baskı, çiftliğin kendi tüketimiyle sınırlı kalmıyor. Road Freight Association Üst Yöneticisi Gavin Kelly, yakıtın taşımacılık işletme maliyetlerinin operasyona bağlı olarak %35 ila %55’ini oluşturduğunu ve karayolu taşımacılığının Güney Afrika’daki kara taşımacılığı yüklerinin %80’inden fazlasını taşıdığını belirtti. Buna göre artış; girdilerin çiftliğe ulaştırılması, ürünlerin alıcılara taşınması ve nakliye hizmeti fiyatlarının yeniden düzenlenmesi üzerinden tedarik zincirine yansıyabilir. Kaynakta verilen örneğe göre yakıtın toplam işletme maliyetlerinin %40’ını oluşturduğu bir operasyonda, dizel fiyatının %10 artması diğer giderler sabitken toplam işletme maliyetini yaklaşık %4 yükseltir. Ton başına 20 randlık ek taşıma bedeli ise 5.000 tonluk hasatta 100.000 randlık ek maliyet oluşturur; bu hesap bir nakliye zammı tahmini değil, olası maliyet maruziyetini gösteren örnektir. Gerçek yük, mesafe, taşıma kapasitesi, bekleme süresi, sözleşme koşulları ve maliyetin hangi tarafça üstlenildiğine göre değişebilir.

Mısır'da 5 Milyon Yeni Hurma Ağacı İçin İhracat Hedefi
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber

Mısır'da 5 Milyon Yeni Hurma Ağacı İçin İhracat Hedefi

Khalifa Uluslararası Hurma ve Tarımsal İnovasyon Ödülü Genel Sekreteri Abdülvahap el-Buhari Zayed, Mısır'ın uluslararası hurma pazarlarındaki konumunu güçlendirmek amacıyla yaklaşık 5 milyon yeni hurma ağacının dikilmesini öngören projelerin önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Zayed, değerlendirmelerini Siwa Vahası'nda düzenlenen 9. Mısır Uluslararası Hurma Festivali'nin yanında gerçekleştirilen basın toplantısında yaptı. Zayed'e göre Mısır, yüksek hurma ağacı varlığı, çeşitliliği ve farklı üretim bölgeleri sayesinde küresel hurma sektöründeki konumunu geliştirebilecek kapasiteye sahip. Ancak yeni dikimlerin başarıya ulaşması, yalnızca ağaç sayısının artırılmasına bağlı değil. Bu genişlemeye bilimsel planlama, tarımsal çevreye uygun çeşit seçimi, üretim girdilerinin sağlanması ve hasat sonrası sistemlerin geliştirilmesi eşlik etmeli. Hurma ağacının yüksek toprak ve su tuzluluğu ile su kıtlığı gibi koşullara dayanabildiğini belirten Zayed, bu özelliğin ağacın çöl bölgelerinde ve diğer ürünlerin yetişmekte zorlandığı ortamlarda üretilebilmesini desteklediğini ifade etti. Buna rağmen hurma sektörü, iklim koşullarının yanı sıra hastalık ve zararlılarla da karşı karşıya bulunuyor. Kuzey Afrika'da görülen beyaz ölüm hastalığının köklere saldıran bir mantar olduğunu ve ilerleyen vakalarda ağacın ölümüne yol açabildiğini söyledi. Zayed, hastalığın Fas'ta yaklaşık 100 yıl içinde hurma ağacı sayısının yaklaşık 12 milyondan 4 milyona düşmesine ve yaklaşık 8 milyon ağacın kaybedilmesine neden olduğunu aktardı. Hastalığın yayılmasını sınırlamak için bulaşık bölgelerden sağlıklı alanlara hastalıklı fidan taşınmaması, iyi tarım uygulamalarının uygulanması ve açık sulama sistemlerinden damla sulama gibi daha verimli yöntemlere geçilmesi gerektiğini belirtti. Kırmızı palmiye böceğinin de Orta Doğu, Kuzey Afrika, bazı Afrika ülkeleri ve Avustralya'daki hurma üretimini tehdit ettiğini kaydetti. Mısır'ın ihracat hedefi açısından üretim artışının tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Zayed, kalite ve gıda güvenliği standartlarının yanı sıra ayıklama, depolama, işleme, ambalajlama ve pazarlama süreçlerinin birlikte geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Küçük ve orta ölçekli üreticiler için soğuk depolama olanaklarının artırılması ve ürün dolaşımının iyileştirilmesinin, hasat sonrası kayıpları azaltarak üreticilerin ürünlerini uygun zamanda pazarlamasına katkı sağlayabileceğini belirtti.

Kıbrıs’ta Tropilaelaps Akarına Karşı Arıcılara Eğitim Başlatıldı
Görsel kaynağı: Politis · Özgün haber

Kıbrıs’ta Tropilaelaps Akarına Karşı Arıcılara Eğitim Başlatıldı

Türkiye’de Tropilaelaps spp. akarının tespit edilmesinin ardından Kıbrıs’ta arıcıların tehdidi tanıması ve gerekli önlemleri öğrenmesi amacıyla eğitim programı başlatılıyor. İlk eğitim, Skarinu Çevre Bilgilendirme Merkezi’nde düzenlenecek. Uygulamalı Arıcılık alanında uzman Aleksandros Papahristoforu, arıcılara akarın nasıl tanınacağını, oluşturduğu riskleri ve korunma yollarını anlatacak; katılımcıların sorularını yanıtlayacak. Eğitim, PLANBEE’nin Kıbrıs Arıcılar Birliği, Kıbrıs Ticaret ve Sanayi Odası ile Filagrotiki danışmanlığının işbirliğiyle yürüttüğü program kapsamında yapılacak. Papahristoforu, bilim insanlarının şu aşamada Tropilaelaps akarının önünde olduğunu, ancak arıcıların rehavete kapılmaması gerektiğini belirtti. Araştırmacıya göre akar, Türkiye’nin Gürcistan sınırındaki kuzeydoğu bölgelerinde bulunuyor ve yayılmasının en kötümser tahminle Kıbrıs’a iki veya üç yıldan önce ulaşması beklenmiyor. Bununla birlikte, akarın bir kişi tarafından daha erken taşınması ihtimali dışlanmıyor. Kıbrıslı Türk arıcıların kolonileri kuzeydoğu Türkiye’den değil, daha yakın olan güney Türkiye’den ağırlıklı olarak ithal ettiği de aktarılıyor. Uzman, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk arıcılar arasında işbirliği ve karşılıklı bilgilendirmenin önemli olduğunu söyledi. Akarın Kıbrıs’a ulaşması halinde mücadelenin tüm arıcılar tarafından aynı zamanda ve belirli bir yöntemle yürütülmesi gerektiğini belirten Papahristoforu, bilimsel yönlendirmeyle hedefin akarın tamamen yok edilmesi değil, zararın sınırlandırılması olacağını ifade etti. Kıbrıs Veteriner Hizmetleri ise erken tespitin hızlı inceleme ve gerekli önlemlerin alınmasını, mümkünse akarın yerleşip yayılmadan ortadan kaldırılmasını sağlayacağını bildirdi. Eğitimlerde akarın tanınmasına yardımcı olmak üzere Kazakistan ziyareti sonrasında hazırlanan özgün fotoğrafların da gösterileceği belirtildi. Akarın yayıldığı ülkelerde sorunun şimdilik yönetilebilir göründüğü, ancak bu konuda henüz resmi verilerin bulunmadığı aktarıldı. Papahristoforu ayrıca yeni tehdidin Kıbrıs arı ırkına daha fazla ağırlık verilmesi için bir fırsat olduğunu söyledi. Araştırma verilerine göre Kıbrıs arı ırkı hâlâ varlığını sürdürüyor ve direnç gösteriyor; ancak korunmaya ve emek verilmesine ihtiyaç duyuyor. Kıbrıs Arıcılar Birliği Başkanı Margarita Kulumi, tüm arıcıların hazırlık yapması, akarı ilk tespit eden kişinin Veteriner Hizmetleri’ni derhal bilgilendirmesi ve denetimlerin artırılması çağrısında bulundu. Birlik, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk arıcılar arasında iki toplumlu teknik komite aracılığıyla bilgi paylaşımına katılmak istiyor. Kulumi ayrıca geçiş noktalarında işgal altındaki bölgelerden kraliçe arıların yasa dışı girişinin önlenmesini istedi. Gümrük Dairesi de Yeşil Hat Tüzüğü uyarınca hayvanlar, hayvansal ürünler ve ilgili arıcılık malzemelerinin geçişinin yasak olduğunu, tespit edilen miktarların müsadere edileceğini açıkladı.

Hollanda, Siber Saldırıların Ardından Gıda Krizleri İçin Plan Hazırlıyor
Görsel kaynağı: BNT News · Özgün haber
Veri haberi

Hollanda, Siber Saldırıların Ardından Gıda Krizleri İçin Plan Hazırlıyor

Hollanda hükümeti, ülkedeki süpermarketleri etkileyen siber saldırıların ardından gıda krizleriyle başa çıkma planı hazırlıyor. Plan kapsamında ulusal düzeyde, kritik ürünlerin en az iki-üç gün yetecek rezervlerinin oluşturulması öngörülüyor. Mağazaların dijital sistemler, ödemeler veya lojistik çalışmadığında kullanılacak alternatif gıda tedarik planlarına ve ek depolara sahip olması isteniyor. Saldırılar, sürekli teslimata ve görece küçük stoklara dayanan sistemde 10 milyon avronun üzerinde zarara yol açtı. Mark Jansen, dijital sistemlere tek başına bağlı olmayan analog bir dağıtım sistemi çağrısı yaptı.

Yeni Zelanda’da Eylül 2026 Gıda Enflasyonu %2,4 Oldu
Görsel kaynağı: Waatea News · Özgün haber

Yeni Zelanda’da Eylül 2026 Gıda Enflasyonu %2,4 Oldu

Yeni Zelanda’da gıda fiyatları Eylül 2026’da bir önceki yılın aynı ayına göre %2,4 arttı. Stats NZ verilerine göre temel ürünlerdeki yükseliş daha belirgin oldu; ekmek fiyatı %6,3, süt %6,8 ve kahvaltılık gevrek %6 yükseldi. Sığır ve dana eti fiyatları %5,8 artarken koyun, kuzu ve hogget fiyatlarındaki artış %10,7’ye ulaştı. Yeni Zelanda İşçi Sendikaları Konseyi, verilerin özellikle düşük gelirli haneler açısından hayat pahalılığı baskısının sürdüğünü gösterdiğini belirtti. Gıda fiyatları Ağustos ile Eylül arasında değişmedi ancak yıllık bazda daha yüksek kaldı. Kaynakta, yıllık artış hızının yavaşlamasının ürünlerin ucuzladığı anlamına gelmediği; fiyatların yalnızca daha yavaş yükseldiği vurgulandı. Baskı market ürünleriyle sınırlı kalmadı. Elektrik fiyatları yıllık %9,5, gaz fiyatları %11,4 arttı. Benzin fiyatlarındaki yıllık artış %24,3, dizeldeki artış ise %55,8 oldu. Eylül ayında da benzin ve dizel fiyatları bir önceki aya göre sırasıyla %6,4 ve %7,8 yükseldi. Stats NZ, akaryakıt artışlarına uluslararası arz kesintilerinin katkıda bulunduğunu açıkladı. Kategoriler arasında farklı yönlerde değişimler de görüldü. Meyve ve sebze fiyatları yıllık %1,8 düşerken market gıdası fiyatları %3 arttı. Kaynakta ayrıca gıda ve enerji fiyatlarının uluslararası emtia piyasaları, arz kesintileri, üretim maliyetleri ve iç rekabet gibi çeşitli etkenlerden etkilenebileceği; fiyat artışlarının tek başına hükümet politikasının sonucu olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi.