ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1535 haber · Sayfa 54

Kazakistan’da Patates Hasadı Sürüyor: Üretim Beklentisi 3,3 Milyon Ton
Görsel kaynağı: AgroInfo Kazakhstan · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan’da Patates Hasadı Sürüyor: Üretim Beklentisi 3,3 Milyon Ton

Kazakistan’da patates hasadı devam ederken, 11 Eylül 2026 itibarıyla 74 bin hektardan 1 milyon 890,3 bin ton ürün toplandı. Tarım Bakanlığı verilerine göre ortalama verim hektar başına 255,5 kental, yani yaklaşık 25,55 ton oldu. 2025’in aynı döneminde 64,9 bin hektardan 1,576 milyon ton ürün alınmış ve ortalama verim 24,28 ton seviyesinde kalmıştı. Bakanlık, hasadın sürmesi nedeniyle mevcut rakamların sezonun tamamını yansıtmadığını belirtiyor. Bakanlık nihai üretim miktarına ilişkin kesin bir rakam açıklamazken, hasadın tamamlanması ve tarımsal uygulamalarla sulama düzeninin korunması halinde üretimin uzun yıllar ortalamaları seviyesinde olmasını bekliyor. Buna karşılık Kazakistan Patates ve Sebze Üreticileri Birliği daha yüksek bir tahminde bulunarak sezon sonunda yaklaşık 3,3 milyon ton üretim öngörüyor. Birlik Başkanı Bayjan Ualhanov, ülkedeki farklı bölgelerde alanların yaklaşık %50-60’ının hasat edildiğini, ancak nihai tahminin kalan tarlaların durumuna göre değişebileceğini söyledi. Organize tarım işletmelerindeki patates alanı da genişledi. Bu alan 2026’da 89,9 bin hektara çıkarken, geçen yıl 84,5 bin hektardı. Başlıca üretim alanları Pavlodar, Karaganda, Türkistan, Jambıl ve Almatı bölgelerinde bulunuyor. Birlik, son iki yılda patates fiyatlarının yüksek seyretmesini, ürünün iç ve dış pazarlarda talep görmesini ve 2024’teki fiyat krizinin ardından ekim alanlarını artırma kararını üretimdeki artışın başlıca nedenleri arasında gösteriyor. Düşük tahıl fiyatları da düzenli sulamaya sahip bazı işletmeleri patatese yöneltti. Tarım Bakanlığı, ülkede üretilen patatesin iç pazar ihtiyacını karşılamaya yeteceğini değerlendiriyor. Kazakistan’da 2025’te 2,84 milyon ton patates üretilirken, 11 Eylül 2026 itibarıyla hasat edilen yaklaşık 1,9 milyon tona stabilizasyon fonlarındaki 50,6 bin ton da ekleniyor. Birlik, yıllık ihtiyacın ilgili metodolojiye göre yaklaşık 2 milyon ton hesaplandığını, ancak depolama ve ayıklama kayıpları, işleme için ayrılan teknik çeşitler ve tohumlukların gıda pazarına sunulan miktardan çıkarılması gerektiğini belirtiyor. Uzun süren sıcak ve kurak hava, yumruların iriliğini etkiledi. Birliğe göre büyük patates miktarı geçen yıla kıyasla azalacak, orta irilikteki ürünün payı artacak. Bununla birlikte kuru hava, kabuğun iyi oluşmasına ve kuru madde oranının yükselmesine katkı sağlayarak depolama dayanıklılığını artırabilir. Hasadın yağışlı döneme denk gelmemesi halinde depolama sırasında hastalık bulaşma riski de daha düşük olabilir. Üretimin büyük ölçüde sulanan alanlara bağlı olduğu ülkede Bakanlık, bu yıl sulama için genel bir su açığı yaşanmadığını bildirdi. Uzmanlar ayrıca tüm bölgeler için uygun tek bir çeşit bulunmadığını, seçim yapılırken iklim, sıcaklık, toprak, su durumu, dikim zamanı ve ürünün kullanım amacının dikkate alınması gerektiğini vurguluyor. Kuraklığa dayanıklılık ile sıcağa dayanıklılığın farklı özellikler olduğu ve çeşitlerin performansının yetiştirme koşullarına göre değiştiği belirtiliyor.

Copagran Uruguay’da Mısır Ekiminin 350.000 Hektara Ulaşmasını Bekliyor
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Copagran Uruguay’da Mısır Ekiminin 350.000 Hektara Ulaşmasını Bekliyor

Uruguaylı tarım kooperatifi Copagran, 2026-2027 sezonunda mısır ekim alanının yaklaşık 350.000 hektara ulaşmasını bekliyor. Kooperatifin bu sezon için değerlendirdiği toplam aralık 300.000-400.000 hektar olurken, beklentinin 350.000 hektara daha yakın olduğu belirtildi. Copagran ayrıca Yaz Hasadı'nın Mısır Baskısı için resmi açılış etkinliğini 11 Mart 2027'de Young kentinde düzenlemeye hazırlanıyor. Sezondaki başlıca değişim, alanın kışlık ürünlerden birinci ürün mısırına kayması oldu. Özellikle ülkenin güneyinde görülen bu geçişin, kuraklığın kışlık ürünlerde yarattığı zorlukların ardından gerçekleştiği aktarıldı. Birinci ürün mısırının geçmişte daha çok süt işletmeleri ve besi işletmeleriyle bağlantılı çiftliklerde yer aldığı, tarım üreticileri arasında ise uzun süre ağırlıklı olarak ikinci ürün şeklinde ekildiği ifade edildi. Copagran yöneticisi Marcelo Fraga'ya göre mısırın önem kazanmasında besi işletmelerinin gelişmesi, farklı hayvan gruplarında yem takviyesinin yaygınlaşması ve süt üretiminin yoğunlaşması etkili oldu. Mısırın tarım, hayvancılık ve sanayi arasındaki bağlantıyı gösteren ürünlerden biri olduğu; tarlada başlayan üretimin daha sonra et, süt ve diğer katma değerli gıdalara dönüştüğü belirtildi. Kooperatif, üretim sürecini yalnızca hasat döneminden ibaret görmeyen “Copagran 360, plandan hasada” yaklaşımını da uygulamaya aldı. Bu kapsamda temmuz ayında Colonia, Soriano, Paysandú ve Río Negro bölgelerindeki üreticilerle verim, çeşit, maliyet, piyasa ve iklim senaryoları değerlendirildi. Young kentinde düzenlenen ekim kliniğinde ise mibzer ayarı, mekanizasyon, gübreleme, genetik ve biyoteknoloji konuları ele alındı. Copagran, farklı mısır hibritleriyle deneme parselleri kurarak bunları sezon boyunca izleyecek ve sonuçları mart ayında paylaşacak. Kooperatifin ülkede 650 aktif ortağı, 3.000'den fazla müşterisi ve sözleşmeli olarak yönettiği 100.000 hektardan fazla ekim alanı bulunuyor. 11 Mart'taki etkinlikte sabah tarlada hasat yapılması, öğleden sonra da üreticilere mısır yönetimi, hayvancılık ve süt üretimi hakkında konuşmalar düzenlenmesi planlanıyor.

Uruguay’da Et Üretimi 20 Yılda %50 Arttı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Et Üretimi 20 Yılda %50 Arttı

Uruguay’da et üretimi son 20 yılda %50 arttı. Instituto Nacional de Carnes’in (INAC) sürdürülebilirlik yöneticisi Gianni Motta, artışın otlak sistemlerinde verimliliğin yükselmesi, yemlik besi işletmelerinin yayılması ve daha genç ve ağır hayvanların kesime gönderilmesiyle gerçekleştiğini belirtti. Motta’ya göre ülkenin üretim yapısında, özellikle çoğu hayvanın yetiştirildiği doğal otlaklarda hâlâ önemli bir gelişme alanı bulunuyor. Son 10 yılda yemlik besi işletmelerindeki hayvanların günlük ortalama canlı ağırlık artışı yaklaşık %3 yükselirken, otlak sistemlerinde bu artış %10 oldu. Motta, iki sistem arasındaki farkın başlangıç koşullarıyla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Daha standart süreçlere sahip yemlik işletmelerinin üretim sınırlarına daha yakın olduğunu, otlak temelli üretimin ise verimliliği artırmak için daha geniş bir alana sahip bulunduğunu kaydetti. Motta, sürünün yapısının daha fazla damızlık dişi hayvan, daha iyi üreme göstergeleri ve daha genç hayvanların kesime sevk edilmesi yönünde değişmesi gerektiğini savundu. Kuraklık döneminde gebelik oranları başlangıçta %75-76 seviyesinde kaldı, su açığı uzadığında geriledi; yağışların dönmesiyle oranlar %80-82 aralığına yükseldi. Bu toparlanmanın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu ise açık bir soru olarak değerlendirildi ve kamu politikalarının sonuçları güçlendirmede rol oynayabileceği belirtildi. Yemlik besi işletmelerindeki hayvan sayısının yaklaşık 200 binden 450 bine çıkması, bu işletmelerin buzağı talebini artırdı ve satın alma alanını genişletti. Başta ülkenin batısında yoğunlaşan işletmeler, kapasite artışıyla daha uzak bölgelerden de hayvan almaya başladı. Bu gelişmenin yetiştiriciler için ticari seçenekleri artırdığı, hayvan taşımacılığını ve ekonomik hareketliliği desteklediği aktarıldı. Motta, doğal otlakların daha iyi yönetilmesiyle üretimde ihtiyatlı hesapla yaklaşık %25’lik bir iyileşme potansiyeli bulunduğunu söyledi. INAC etkinliğinde aktarılan bazı örneklerde, daha verimli yönetim sonucunda üretimin 90 kilogramdan 200 kilograma çıktığı belirtildi. Ayrıca üreticilerin yüksek fiyatlara rağmen damızlık dişi hayvanları elden çıkarmak yerine sürüde tutması, yetiştiriciliği güçlendirme yönündeki eğilimin bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Mercosur’dan AB’ye Sığır Eti İthalatı Arttı
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

Mercosur’dan AB’ye Sığır Eti İthalatı Arttı

Avrupa Birliği’nin (AB) Mercosur ülkelerinden sığır eti ithalatı 2026’nın ocak-nisan döneminde geçen yıla göre %27 arttı. Brezilya’dan yapılan ithalat ise %62 yükseldi. AB bu dönemde Mercosur’dan 98,2 bin ton sığır eti aldı. Mayıs-haziran döneminde taze ve dondurulmuş sığır eti teslimatları da yıllık bazda %13,4 arttı. İthalattaki artış, Polonya ve AB’de sığır eti fiyatlarının gerilediği döneme denk gelirken, Polonya Sürdürülebilir Sığır Eti Platformu AB koruma prosedürünün başlatılmasını istiyor.

Tahıl Hasadı Polonya’da Sektör Sorunlarını Ortaya Çıkardı
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Tahıl Hasadı Polonya’da Sektör Sorunlarını Ortaya Çıkardı

Polonya’da 2026 tahıl hasadı, düşük kârlılık, bölgesel farklılıklar ve zayıf verim nedeniyle üreticiler açısından hayal kırıklığı yarattı. Ülke genelinde tahıl ekim alanı korunmasına rağmen bazı bölgelerde hektar başına alınan ürün neredeyse yarıya indi. Fiyatların da hızlı satış için cazip olmaması, hasat döneminin temel sorunlarını artırdı. Verimsizliğin arkasında ilkbahar donları, yazın yaşanan sıcak hava dalgaları ve sürekli kuraklığın birleşimi bulunuyor. Bu koşulların etkisiyle çiftçilerin gündeminde kârdan ve yatırımlardan çok, piyasa durgunluğunu atlatma yolları öne çıktı.

Velina’da Domates Üretiminin Geleceği İçin Çözüm Arayışı
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Velina’da Domates Üretiminin Geleceği İçin Çözüm Arayışı

Yunanistan’ın Korintia bölgesindeki Velina’da açıkta sofralık domates üretimi, verim, hastalıklar ve fiyat baskısı nedeniyle zorlu bir dönem geçiriyor. Bölgedeki dekara verim, hava koşulları ile zararlı ve hastalıkların yönetimine bağlı olarak genellikle hektar başına 50-80 ton arasında değişiyor. Üreticilerden Andreas Panousis, yaklaşık 40 hektarlık sebze üretim alanıyla bölgedeki tarımsal üretimin öne çıkan isimleri arasında yer alıyor. Panousis’e göre bu yıl üretim sezonu geç başladı; ekim ve hasat süreci bazı tarlalarda ağustos ayının sonlarına sarktı. Domates tarlalarında özellikle akarlar ve bakteriler sorun oluştururken, hastalıklar bazı üretim alanlarının kaybedilmesine yol açtı. Bu nedenle üreticilerin, bitki koruma uygulamalarını sürekli izleyen ve ihmal edilmeyen bir planla yürütmesi gerektiği belirtiliyor. Üretici ayrıca güneş ışınımının yarattığı sorunlara karşı yetiştirme yöntemlerinin değiştirildiğini, bazı alanlarda üstten ağ kullanılan sırık domateslere geçildiğini ifade ediyor. Piyasada eylül ayının ilk haftasında arzın artmasıyla yaşanan yoğunluğun ardından talebin yeniden iyi seviyeye geldiği aktarılıyor. Ancak hava koşullarının değişmesiyle birlikte ürün miktarının azalması bekleniyor. Domatesin kilogram fiyatı 0,50-1 avro arasında gerçekleşirken, üretici bu aralığın alt sınırını yetersiz buluyor ve yetiştirme maliyetlerini karşılayabilmesi için fiyatın 0,90-1 avro seviyesinde olması gerektiğini savunuyor. Ürünün önemli bir bölümü Merkezi Sebze Hali’ne gönderiliyor; Velina’da ise domates işleme tesisi bulunmuyor.

Yunan Zeytinyağının Katma Değeri Artıracak
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber

Yunan Zeytinyağının Katma Değeri Artıracak

Yunanistan’da zeytinyağının kalitesini daha yüksek katma değere dönüştürmek için bilimsel kanıt, menşe ve ürün özelliklerinin belgelendirilmesi, özgünlüğün korunması ve uluslararası pazarlardaki varlığın güçlendirilmesi gerektiği belirtildi. Bu yaklaşımın, Yunan zeytinyağının mevcut kalite avantajını ekonomik değere çevirmeyi amaçladığı ifade edildi. Bilimsel çalışmaların Avrupa ve uluslararası düzeyde Yunan ürünlerinin korunmasına katkı sağladığı vurgulanırken, Kornikeiki çeşidi de örnek gösterildi. Uluslararası Zeytin Konseyi’nin ticaret standardındaki son düzenlemeyle, Kornikeiki çeşidinden tek çeşit sızma zeytinyağları için toplam sterollerde özel asgari sınır 800 mg/kg olarak korundu. Genel sınır ise 1.000 mg/kg olarak belirtiliyor. Bu uygulama, yeni bilimsel çalışmalar beklenirken sürdürülecek ve istisna için daha önce konulan zaman sınırlaması kaldırıldı. Araştırmanın iklim değişikliğinin etkileriyle mücadele, suyun daha rasyonel kullanımı ve bitki koruma açısından da önem taşıdığı kaydedildi. Zeytin sineğiyle mücadelede gerekli malzemelerin tedariki 2026-2028 dönemi için çok yıllı planlandı; ilgili sözleşmeler imzalanırken teslimatların başladığı bildirildi. Yunan zeytinciliğinin gelişimi için kamu, bilim dünyası, üreticiler, kooperatifler, zeytinyağı fabrikaları ve ambalajlama-ihracat şirketleri arasında sürekli işbirliği çağrısı yapıldı.

Fransa’da Süt ve Anaç Sığır Yetiştiriciliği Geriliyor
Görsel kaynağı: top agrar · Özgün haber

Fransa’da Süt ve Anaç Sığır Yetiştiriciliği Geriliyor

Fransa’da yapısal dönüşüm, süt sığırcılığı ve anaç sığır yetiştiriciliğinin küçülmesine yol açtı. Bu alanlarda faaliyet gösteren yetiştiricilerin sayısı son 10 yılda %28,0 azaldı. Aynı dönemde ülkedeki sığır varlığı %14,7 düşerek 6,4 milyon başa geriledi. Yerel kaynaklar, süt ve anaç sığır yetiştiriciliğindeki gerilemenin yapısal dönüşümle bağlantılı olduğunu belirtiyor.

Rusya’da Tahıl Desteği ve İhracat Gündemi
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Tahıl Desteği ve İhracat Gündemi

Rusya Tarım Bakanlığı, 2027 hasadı için yapılacak kışlık ekime hektar başına sübvansiyon verilmesini önerdi. Hükümetin onayına sunulan girişim buğday, çavdar, arpa ve tritikale üreticilerini kapsıyor; desteklerin 2026 ve 2027 yıllarında, bakanlığa tahsis edilen bütçe sınırları içinde verilmesi planlanıyor. Üreticilerin destek alabilmesi için mevzuata uygun yerli tohum kullanması şartı öngörülüyor. Tarım sektörüne ilişkin yayımlanan ekonomik tahminlerde, olumsuz hava koşullarının etkisiyle Rusya’nın tarımsal üretiminin bu yıl 2025’e göre %1,2 gerilemesi bekleniyor. Temel senaryoya göre üretimin 2027’de %1,9, 2028’de %2,5 ve 2029’da %2,9 artması öngörülürken, daha olumsuz senaryoda 2027’de %3,8’lik düşüş ihtimali de bulunuyor. Haftalık gelişmelerde tahıl ihracatındaki lojistik sorunlar ve bunun iç piyasada oluşturduğu ürün fazlası da öne çıktı. Sezonluk ihracatın, Azak-Karadeniz havzasındaki geleneksel sevkiyatların gerçekleşmemesi durumunda 39,1 milyon ton, tüm kanalların kullanılabildiği daha iyimser senaryoda ise 45 milyon ton olabileceği belirtildi. Alternatif limanlara ulaşmak için demiryoluyla 24,1 milyon tona kadar tahıl taşınması gerekebilecek. İç piyasayı desteklemek amacıyla 2026-2027 döneminde 3 milyon tonluk devlet alım müdahalesi planlanıyor. Ayrıca tahıl ihracat vergilerinin 2026 sonuna kadar askıya alınması ve buğday, arpa ile mısırda sıfır vergi uygulanması kararlaştırıldı. Un ve irmik işletmeleri ise üreticilerden daha fazla alım yapabilmek için sübvansiyonlu kredi oluşturulmasını önerdi.

Küresel Sığır Eti Arzında Zamanın Belirleyici Rolü
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Sığır Eti Arzında Zamanın Belirleyici Rolü

Küresel sığır eti piyasasında artan talep ile sürülerin yenilenme hızı arasındaki fark büyüyor. José Manuel Mesa Cacheiro imzalı değerlendirmeye göre bir sığırın üretimi; ineğin gebe kalması, gebelik, buzağının büyütülmesi ve besiye alınması gibi aşamalar nedeniyle hızla artırılamıyor. Buna karşılık Brezilya, Avustralya ve ABD yüksek kesim dönemlerinin ardından gelecekteki arz baskısıyla karşı karşıya kalıyor. Brezilya 2025'te rekor düzeyde, 42,7 milyon baş sığır kesti ve 3,1 milyon ton et ihraç etti. Ancak sığır varlığı bir yılda %5 azalarak 178 milyon başa geriledi; dişi hayvanların kesimdeki payının artması da gelecek üretim kapasitesi açısından risk oluşturdu. ABIEC tarafından paylaşılan projeksiyonlar, kesimin gelecek üç yılda yıllık yaklaşık %3 azalabileceğine işaret ediyor. Avustralya'da 2025'te 1978'den bu yana en yüksek kesim gerçekleşirken, 2026 için 9,45 milyon başlık yeni bir rekor ve yaklaşık 2,9 milyon ton et üretimi öngörülüyor. Bununla birlikte, 2028'e kadar sığır varlığının yaklaşık %7, kesimin ise 2025'e kıyasla %13'ten fazla azalabileceği belirtiliyor. Genetik, bakım, besleme ve daha yüksek karkas ağırlıkları etkileri sınırlayabilir; ancak döngüyü ortadan kaldırmayabilir. ABD'de sürü 2026 başında 86,2 milyon başla 75 yılı aşkın sürenin en düşük düzeyine indi. Ülkenin yeniden sürü oluşturması için daha fazla dişi hayvanı elde tutması gerekeceğinden, ilk aşamada kesime giden hayvan sayısı daha da azalabilir. Uruguay ise 2026'da sığır varlığını artırmaya başladı; ancak bu genişlemenin arz üzerindeki etkisinin zamanla ortaya çıkacağı değerlendiriliyor.

AB Tarımında İnovasyonun Pazara Ulaştırılması Gündemde
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarımında İnovasyonun Pazara Ulaştırılması Gündemde

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, tarımda araştırma ve inovasyonun geleceğini ele almak üzere Brüksel'de çiftçileri, araştırmacıları, şirketleri ve karar vericileri bir araya getirdi. Konferans, Komisyonun yeni araştırma ve inovasyon stratejisi kapsamındaki önceliklerin ve araştırma finansmanının tartışılmasına katkı sundu. Strateji, tarım, ormancılık ve kırsal alanlar için AgRI 2040 ile balıkçılık ve su ürünleri dahil gıda sistemleri için Food 2040 olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Finansmanın ağırlıklı olarak 2028-2034 dönemi için planlanan Horisont Europa programından gelmesi öngörülüyor. Ancak bu programın bütçesi, AB'nin aynı döneme ilişkin uzun vadeli bütçe görüşmeleri sürdüğü için henüz belirlenmiş değil. AB Tarım Komiseri Christophe Hansen, araştırma ve inovasyonun çiftliklere ve pazara daha hızlı ulaşması gerektiğini söyledi. Hansen, birçok pilot projenin daha geniş ölçekte kullanılabilecek ticari çözümlere dönüşmediğini, ABD'de bir yıl sürebilen bazı süreçlerin AB'de on yıla çıkabildiğini belirtti. Araştırma ve inovasyondan sorumlu Komisyon Üyesi Ekaterina Zaharieva da özellikle gübre alanındaki bazı Avrupa şirketlerinin, AB'de ürünleri pazara sunma süreci uzun olduğu için satışlarını üçüncü ülkelerde başlattığını ifade etti.

Şili’de Karpuz Hasadını Öne Çekmek İçin Üç Deneme Başlatıldı
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Karpuz Hasadını Öne Çekmek İçin Üç Deneme Başlatıldı

Şili’nin O’Higgins Bölgesi’ndeki Marchigüe’de, karpuz hasadını kasım sonuna çekmek amacıyla üç tarla denemesi yürütülüyor. O’Higgins Üniversitesi’nin Tarım, Hayvan ve Çevre Bilimleri Enstitüsü (ICA3), Prodesal Marchigüe ve bölgedeki üreticilerin katıldığı çalışma, kıyı kurak kuşağında karpuz üretiminin sezonun yoğun arz döneminden önce yapılmasını hedefliyor. Denemelerde aşılı bitkiler, mikro tüneller, biyobozunur malç ve yerel üretilen Biolana biyogübresi birlikte değerlendiriliyor. Araştırma ekibine göre mikro tüneller, ağustos ve eylül aylarındaki erken kuruluş döneminde bitkileri don ve aşırı yağış gibi hava koşullarına karşı koruyarak üretimin öne çekilmesine yardımcı olabilir. Aşı anacının ise bitkiye daha fazla güç kazandırması ve aşısız bitkilere göre toprağın daha geniş bölümünden yararlanmasını sağlaması bekleniyor. Biyobozunur malç, yabancı ot gelişimini ve besin rekabetini azaltmak için kullanılırken, geleneksel biyobozunur olmayan plastiklere alternatif olarak inceleniyor. Yerel biyogübre Biolana için şu aşamada hasadı doğrudan öne çektiği söylenmiyor; ancak üreticiler açısından ilginç sonuçlar verebileceği belirtiliyor. Aşılı ve aşısız bitkiler verim, meyve kalitesi ve gelişim dönemleri bakımından karşılaştırılacak. İlk sonuçların aralık başında açıklanması bekleniyor. Kasım sonunda hasat, üreticilerin arzın zirve yaptığı dönemden önce pazara ulaşarak daha iyi fiyat alma ihtimalini artırabilir. Bununla birlikte ekip, en büyük riskin kuruluşun ilk ayında yaşanabileceği ve bu dönemde meydana gelebilecek bir donun, karpuz bitkilerinin çiçeklenmenin başladığı aşamada zarar görmesine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Itata Vadisi'nde Üzüm Posası Hayvan Yeminde Değerlendiriliyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Itata Vadisi'nde Üzüm Posası Hayvan Yeminde Değerlendiriliyor

Şili’nin Ñuble bölgesindeki Valle del Itata’da bilim ve yenilik çalışmaları, üzüm şırası üretimi sonrasında ortaya çıkan üzüm posasını hayvan yemine dönüştürmeyi hedefliyor. Corfo’nun Sürdürülebilir Üretim Geliştirme programı kapsamında finanse edilen ve Universidad de Concepción tarafından yürütülen proje, bağcılık ile hayvancılığı aynı üretim döngüsünde buluşturmayı amaçlıyor. Quillón’daki çalışmanın ilk kuzu denemelerinde, rasyona %20’ye kadar kuru üzüm posası eklenmesi büyümeyi veya sindirim sağlığını olumsuz etkilemedi. Hayvanlar benzer sonuçlara ulaşmak için %8-10 daha az yem tüketirken kesim randımanı %1,5 daha yüksek gerçekleşti. Araştırma ekibi, posanın sera gazı salımları ve et kalitesi üzerindeki olası etkilerini de inceliyor. Proje, üzüm posasının atık olarak bertaraf edilmesi yerine ekonomik değeri olan bir kaynağa dönüştürülmesini ve Ñuble’deki bağcılık ile hayvancılık işletmelerinin verimliliğinin artırılmasını hedefliyor. Yetkililer ayrıca bu yaklaşımın üreticilerin kârlılığını destekleyebileceğini, bölgesel üretim yapısını çeşitlendirebileceğini ve iklim değişikliğine uyuma katkı sağlayabileceğini belirtiyor. Çalışmanın sonraki aşamasında üzüm posasının besi sığırları ve süt keçilerindeki kullanımı denenecek; proje ekibi, Valle del Itata’daki kooperatifler ve üreticilerle yeni denemeler ve bilgi aktarımı yürütecek.

Yapay Zekâ Çin-Afrika Ekonomik ve Ticari İşbirliğini Güçlendiriyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Yapay Zekâ Çin-Afrika Ekonomik ve Ticari İşbirliğini Güçlendiriyor

Yeni bir rapora göre yapay zekâ, Çin ile Afrika arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğinde afetlerden korunma, sağlık, akıllı tarım ve kentsel yönetişim gibi alanlarda daha fazla kullanılmaya başladı. Raporda, teknolojinin geleceğe dönük bir başlık olmaktan çıkarak iki taraf arasındaki işbirliğinde pratik uygulamalara dönüştüğü belirtildi. Çin ve Afrika arasındaki ticaret 2025’te 348 milyar dolara ulaşırken yıllık bazda %17,7 arttı. Çin’in dijital hizmet ticareti de 2016-2025 döneminde yıllık ortalama %11,2 büyüdü. Yapay zekâ destekli Mazo meteorolojik erken uyarı sistemi Etiyopya ve Cibuti’de kullanıma sunulurken, Çin mayıs ayında diplomatik ilişki kurduğu 53 Afrika ülkesinden ithalata gümrük vergisi muafiyeti uygulamaya başladı.

Makedonyalı Çiftçiler Protesto Çağrısıyla Hükümetten Acil Görüşme İstedi
Görsel kaynağı: Zelenaberza · Özgün haber

Makedonyalı Çiftçiler Protesto Çağrısıyla Hükümetten Acil Görüşme İstedi

Ulusal Tarım Ağı, Makedonya’nın farklı bölgelerindeki çiftçileri 30 Eylül 2026’da Topolçani-Pelagonya’da düzenlenecek protestoya katılmaya çağırdı. Ağ, eylemle hükümet ve kurumlara tarım sektöründeki durumun artık kabul edilemez olduğu mesajının verilmesini amaçlıyor. Çağrıda çiftçilerin emeğinin değersizleştiği, alım fiyatlarının temel maliyetleri ancak karşıladığı ve ithalat lobilerinin yerli üretime zarar verdiği savunuluyor. Metinde ayrıca yerine getirilmeyen destek vaatlerinin ve tarım sektöründeki sorunların üreticileri geçim sınırına ittiği ileri sürülüyor. Ulusal Tarım Ağı, hükümet tarafından acil ve koşulsuz kabul edilmek istiyor. Görüşmede çiftçilerin sorunlarını, taleplerini ve çözüm önerilerini doğrudan aktarmayı planlayan ağ, tarım politikalarının sona erdirilmesini ve yerli tarım üreticisinin acilen korunmasını talep ediyor. Açıklamaya göre protestoya tüm bölgelerden ve sektörlerden temsilciler ile üyeler katılacak.

Poti Limanı, Mısır’ın Tarım Ürünleri İçin Orta Koridor’da Aktarma Noktası Olabilir
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Poti Limanı, Mısır’ın Tarım Ürünleri İçin Orta Koridor’da Aktarma Noktası Olabilir

Gürcistan’daki Poti Limanı, Karadeniz ile Orta Asya pazarlarını birbirine bağlayan güzergâhlarda Mısır’ın tarım ürünleri için alternatif bir lojistik merkez olarak değerlendiriliyor. Agronews.ge’de yayımlanan analizde, limanın yalnızca Gürcistan’ın ithalat ve ihracatına hizmet eden bir altyapı olmaktan çıkarak Karadeniz’in doğu kıyısı ile Orta Asya arasında bağlantı sağlayabilecek bir konuma sahip olduğu belirtiliyor. Bu ihtimal, Mısır’ın tarım ve gıda ihracatındaki büyümeyle önem kazanıyor. Mısır’ın tarım ürünleri ihracatı 2025’te 9,5 milyon tona, ihracat geliri ise 11,5 milyar doların üzerine çıktı. Narenciye ihracatının yaklaşık 2 milyon ton olduğu aktarılırken, ülkenin ürünlerini farklı ve istikrarlı lojistik kanallarla pazarlara ulaştırma ihtiyacı bulunduğu ifade ediliyor. Analize göre belirli pazarlara veya sınırlı sayıdaki güzergâha bağımlılık, jeopolitik ve ulaştırma kaynaklı kesintilerde işletmelerin riskini artırıyor. Önerilen zincirde Mısır’dan gelen ürünlerin Poti’de boşaltılması, geçici olarak depolanması, yeniden paketlenmesi ve gümrük işlemlerinin ardından Azerbaycan üzerinden Hazar Denizi’ni aşarak Kazakistan, Özbekistan ve diğer Orta Asya pazarlarına gönderilmesi öngörülüyor. Ancak güzergâhın rekabetçiliği yalnızca mesafeye değil; deniz taşımacılığı, liman hizmetleri, gümrük, demir yolu veya kara yolu, Hazar geçişi, terminallerde bekleme ve depolama maliyetlerinin toplamına bağlı olacak. Analizde, Gürcistan üzerinden geçen Orta Koridor transit akışının 2018-2025 döneminde iki katına çıkarak 2025’te 4,6 milyon tona ulaştığı, ülkenin toplam transit yük hacminin ise 13,7 milyon ton olduğu belirtiliyor. Bu veriler, güzergâhın tarım ürünleri açısından kullanılabilir bir transit altyapısına dayandığına işaret ediyor.

Bangkok’ta Marketlerde Hazır Gıda Kıtlığı
Görsel kaynağı: Thai PBS World · Özgün haber

Bangkok’ta Marketlerde Hazır Gıda Kıtlığı

Bangkok ve yakın illerdeki zincir marketlerde, selin ulaşımı ve yerel dükkânlara teslimatları aksatabileceği endişesiyle tüketicilerin evlerinde stok yapması sonucu hazır yenebilir gıda ve diğer temel ihtiyaçlarda kıtlık yaşanıyor. Hazır erişte, dondurulmuş yemek ve ekmek gibi ürünler giderek daha fazla marketin raflarında bulunamıyor. Thai PBS’nin gözlemlerine göre Bang Khen bölgesinde sürücüler, benzin ve motorinin tükenmesinden korkarak akaryakıt istasyonlarına yöneldi. Pathum Thani’nin Lam Luk Ka ilçesinde ise bazı kişiler gıda almak için araç kullanmak yerine pazarlara veya marketlere yürüdü ya da su içinde ilerledi. Ticaret Bakanı Suphajee Suthumpun, arzın korunması ve haksız fiyat artışlarının önlenmesi için yetkililere talimat verdi.

Aliyev: Gıda Güvenliği İç Politikanın Temel Önceliklerinden Biri
Görsel kaynağı: Report.az · Özgün haber

Aliyev: Gıda Güvenliği İç Politikanın Temel Önceliklerinden Biri

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, gıda güvenliğinin ülkenin iç politikasındaki temel önceliklerden biri olduğunu söyledi. Aliyev, Bakü’de düzenlenen 2. Azerbaycan Uluslararası Yatırım Forumu kapsamındaki etkinlikte, Avrupa pazarıyla entegrasyonun ve karşılıklı ekonomik bağımlılığın artırılmasının stratejik önem taşıdığını belirtti. Aliyev’e göre küresel iklim değişikliğinin ağır sonuçları ve su kaynaklarındaki azalma, tarım sektöründe yeni yaklaşımların uygulanmasını zorunlu kılıyor. Bu kapsamda ülkede Gıda Güvenliği Devlet Programı kabul edildi. Cumhurbaşkanı, alınan önlemlerin tarımın potansiyelini artırmayı ve sektörü yerli ve yabancı yatırımcılar için daha cazip bir iş ortamına dönüştürmeyi amaçladığını ifade etti.

Kazakistan Buğdayı Rus Tahılıyla Rekabette Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Buğdayı Rus Tahılıyla Rekabette Öne Çıkıyor

Kazakistan buğdayının ihracat fiyatları eylül 2026 sonunda kalite sınıfına göre ton başına 240 ila 260 dolar arasında seyretti. DAP Sarıağaş teslimli fiyatlar 4. sınıf buğdayda 240 dolar, sıradan 3. sınıf buğdayda 250 dolar, gluten oranı %27-28 olan 3. sınıf üründe ise 260 dolar olarak açıklandı. Kaynağa göre alıcılar, kalite farkı nedeniyle Kazakistan tahılına Rus tahılından daha fazla ödeme yapmaya hazır. Kazakistan Tarım Bakanlığı verilerine göre yeni buğday hasadının yarısı, gluten oranı %28 ve üzerindeki yüksek proteinli tahıldan oluşuyor. Hasadın dörtte biri de gluten oranı %23-27 olan 3. sınıf gıda buğdayı. Kalan bölümün %18’i 4. sınıf, %7’si ise 5. sınıf ve sınıf dışı tahıl olarak aktarılıyor. Kazakistan’daki yüksek kalite, Rus tahılının Azak ve Karadeniz limanlarının bloke edilmesi nedeniyle Orta Asya’ya yöneldiği bir dönemde ülke üreticileri için rekabet avantajı sağlıyor. Un üreticileri, uzak pazarlara açılmak için hükümetten nakliye sübvansiyonu bekliyor. İç piyasada buğday fiyatlarının geçen yıla göre %10-15 arttığı, yükselişte daha düşük hasat ile kalite priminin etkili olduğu belirtildi.

Çiğ Süt Peynirleri E. Coli Salgınıyla İlişkilendirildi
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Çiğ Süt Peynirleri E. Coli Salgınıyla İlişkilendirildi

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) ile Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC), Sierra Nevada Graziers markalı otla beslenen hayvanların çiğ sütünden üretilen peynirlerle bağlantılı yeni bir E. coli O26:H11 salgınını araştırıyor. 25 Eylül itibarıyla dokuz eyalette 13 doğrulanmış vaka tespit edildi. Hastaların yarısından fazlası 5 yaşın altında; yaşlar 1 ile 58 arasında değişiyor ve ortanca yaş 5 olarak veriliyor. Sekiz hasta hastaneye kaldırılırken üç hastada, böbrek yetmezliğine ve başka ciddi sorunlara yol açabilen hemolitik üremik sendrom gelişti. Hastalıkların başlangıç tarihleri 7 Temmuz ile 26 Ağustos arasında değişiyor. Görüşülen dokuz hastanın tamamı, rahatsızlanmadan önce Sierra Nevada Graziers markalı çiğ süt peynirini tükettiğini bildirdi. CDC, bazı kişilerin sağlık hizmetine başvurmaması veya özel olarak E. coli testi yaptırmaması nedeniyle gerçek vaka sayısının daha yüksek olabileceğini belirtiyor. FDA, 24 Eylül’de şirketle iletişime geçerek geri çağırma yapılmasını önerdi. Sierra Nevada Cheese Company, aynı gün Graziers markalı tüm çiğ süt peynirleri için geri çağırma sürecini başlatmayı kabul etti. Ürünler ABD genelinde dağıtıldı ve farklı cheddar çeşitleri ile jalapeño jack ve Monterey jack peynirlerini kapsıyor. Kurum, tüketicilere ürünleri yememeleri, satmamaları veya servis etmemeleri; buzdolabı ve dondurucuları kontrol ederek ürünleri atmaları ve temas eden yüzeyleri temizleyip dezenfekte etmeleri çağrısında bulundu.

Meksika ve Güney Kore, Bilimsel ve Teknolojik İşbirliğini Güçlendirecek
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber

Meksika ve Güney Kore, Bilimsel ve Teknolojik İşbirliğini Güçlendirecek

Meksika ile Güney Kore, tarım ve gıda alanındaki bilimsel, teknolojik ve inovasyon odaklı işbirliğini güçlendirmek amacıyla iki mutabakat zaptı imzaladı. Anlaşmalar kapsamında yapay zekâ, biyogübreler, tarımsal mekanizasyon ve sürdürülebilir tarım araştırmalarına öncelik verilmesi planlanıyor. İlk mutabakat, Meksika Ulusal Ormancılık, Tarım ve Hayvancılık Araştırmaları Enstitüsü (INIFAP) ile Kore Kırsal Kalkınma İdaresi (RDA) arasında imzalandı. Belge, özellikle sürdürülebilir tarım alanında bilimsel araştırma projeleri geliştirilmesinin temellerini oluşturuyor. Meksikalı yetkililer, anlaşmanın yapay zekâ, biyogübreler ve tarımda ihtiyaç duyulan diğer girdiler için ortak bir çalışma rotası belirlediğini bildirdi. İkinci mutabakat ise Kore Gıda ve İlaç Güvenliği Bakanlığı (MFDS) ile Meksika Ulusal Tarım Sağlığı, Güvenliği ve Agro-Gıda Kalitesi Servisi (Senasica) arasında imzalandı. Bu anlaşmayla tarım ürünlerinde elektronik sertifikasyonun yaygınlaştırılması ve iki ülke arasındaki ticaret süreçlerinin modernleştirilerek hızlandırılması hedefleniyor. Kore Kırsal Kalkınma İdaresi yöneticisi Lee Seungdon, ülkesinin pirinç yetiştiriciliğinde mekanizasyon ve yapay zekâ kullanımı açısından örnek gösterilebileceğini söyledi. Anlaşmalar, Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum Pardo ile Güney Kore Cumhurbaşkanı Lee Jae-myung’un gerçekleştireceği Meksika-Güney Kore Zirvesi kapsamında imzalandı.

Üretim Maliyetleri Deyrizor’da Pamuk Ekicilerini Üretimden Uzaklaştırıyor
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber
Veri haberi

Üretim Maliyetleri Deyrizor’da Pamuk Ekicilerini Üretimden Uzaklaştırıyor

Suriye’nin Deyrizor ilinde pamuk ekimi, yükselen üretim maliyetleri nedeniyle bu sezon neredeyse tamamen durma noktasına geldi. Deyrizor Çiftçiler Birliği Başkanı Hamad Abud el-Hıdır, 2025’te pamuk ekilen alanın ildeki toplam ekiminin %10’unu aşmadığını, mevcut sezonda ise ekimin yok denecek kadar azaldığını açıkladı. Üreticilerin kararında tarımsal girdilerdeki maliyet artışının yanı sıra çiftçi alacaklarının geç ödenmesi, akaryakıt ve elektrik fiyatlarındaki yükseliş etkili oldu. Bir dönüm pamuğun ekim ve sulama maliyetinin yaklaşık 12 bin Suriye lirasına ulaşması, üreticiler üzerinde ağır bir yük oluşturuyor. Yetkili, koşulların sürmesinin bölgedeki pamuk üretiminin geleceğini tehdit ettiğini belirtti. El-Hıdır, uluslararası kuruluşlar ve destek sağlayan kurumlardan çiftçilere ve tarımsal derneklere yönelik programlar hazırlanmasını istedi. Deyrizor’da pamuk üretimi 2025 sezonunda yaklaşık 4.500 ton olurken, ekili alan 2.300 hektara ulaştı. Su ve çok sayıda üretim girdisi gerektiren pamukta enerji ve sulama maliyetleri, ekim kararını doğrudan etkiliyor.

Brezilya’da Buğday Arzı Daralırken Kalite Fiyatları Belirleyecek
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Buğday Arzı Daralırken Kalite Fiyatları Belirleyecek

Brezilya’da buğday piyasasında iç fiyatlar yükselirken, ülkenin 2026/27 ticaret döneminde ithalata daha fazla yönelmesi bekleniyor. Central Internacional de Análises Econômicas e de Estudo de Mercado Agropecuário verilerine göre, ekim alanındaki daralma ve hasadın bazı bölgelerde düşük kaliteyle gerçekleşmesi, iç piyasadaki arzı sınırlayacak. Küresel piyasada ise eylül başındaki yükselişin ardından fiyatlar geriledi; Chicago’da buğdayın bushel fiyatı 1 Eylül’de 7,64 ABD dolarına çıktıktan sonra 24 Eylül’de 7,05 dolara indi. ABD’de kışlık buğday ekimi 20 Eylül itibarıyla beklenen alanın %17’sinde tamamlandı ve tarihsel ortalamanın altında kaldı. ABD Tarım Bakanlığının 11 Eylül tarihli arz-talep raporu, ülkenin üretim tahminini 41,7 milyon ton, 2026/27 sezonu dönem sonu stoklarını ise 19,5 milyon ton olarak korudu. Dünya buğday üretiminin de önceki yıla göre 22 milyon ton daha düşük, 822,4 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. Brezilya’da özellikle Paraná ve Rio Grande do Sul eyaletlerindeki hava koşulları üretim ve kalite görünümünü olumsuz etkiledi. Paraná’da geç donlar ve son günlerdeki aşırı yağışlar nedeniyle hasat edilen alan %46’ya ulaşırken, henüz hasat edilmemiş alanların yalnızca %64’ü iyi durumda bulunuyor. Eyalette düşük endüstriyel kaliteye sahip 2 ve 3. sınıf buğdayın payı artarken, daha kaliteli 1. sınıf ürünün bulunabilirliği azaldı. Rio Grande do Sul’da hasat henüz %1 seviyesindeyken, sürekli yağış, dolu ve kuvvetli rüzgârların tarlalarda hasara yol açtığı bildirildi. Eyalette buğday ekim alanı önceki yıla göre %30 azalarak 814 bin hektara geriledi; üretimin yaklaşık 2 milyon tonla önceki dönemin yaklaşık %40 altında kalması öngörülüyor. Oídio ve giberela hastalıkları da Güney Brezilya’daki tarlaları etkiliyor. Ulusal Tedarik Şirketi Conab, Brezilya’nın buğday üretimini 5,7 milyon ton olarak öngörürken, ülkenin ithalatının 2026/27 döneminde 7-8 milyon tona çıkabileceği değerlendiriliyor. İthalatın önemli bölümünün Arjantin’den yapılması bekleniyor; ancak diğer üretim bölgelerindeki sorunlar Arjantin buğdayı için rekabeti artırabilir. Daha düşük üretim iç fiyatları desteklese de üreticilerin alacağı prim, hektolitre ağırlığı, gluten gücü ve sanayinin istediği diğer kalite ölçütlerini karşılayan partilere bağlı olacak.