ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1535 haber · Sayfa 57

Kazakistan’da Tahıl İşleme Kapasitesi 2029’a kadar 5,8 Milyon Tona Çıkarılacak
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber

Kazakistan’da Tahıl İşleme Kapasitesi 2029’a kadar 5,8 Milyon Tona Çıkarılacak

Kazakistan’da tahıl işleme kapasitesinin 2029’a kadar yıllık yaklaşık 5,8 milyon tona çıkarılması planlanıyor. Hükümete göre bu hedef için toplam değeri yaklaşık 4 milyar dolar olan altı büyük projeden oluşan bir portföy oluşturuldu. Ülkede mevcut kapasite yıllık yaklaşık 510 bin ton hammaddeyi kapsıyor ve üç uzmanlaşmış tesis faaliyet gösteriyor. Yeni yatırımlarda nişasta, glüten, şuruplar, biyoetanol, amino asitler ve yem bileşenleri üretilmesi öngörülüyor. Projelerin Türkistan, Jambıl, Kostanay ve Akmola bölgeleri ile Astana’da uygulanması planlanıyor. Bazı çalışmalar uygulama aşamasına geçti; Kazkrahmal tesisi işletmeye alındı, Fufeng’in mısır işleme projesi ise ilk ürününü verdi. Kazakistan’da 2025 yılında yaklaşık 152 bin ton nişasta ürünü üretildi ve üretim bir önceki yıla göre %28,2 arttı. Aynı yıl biyoetanol üretimi 21 bin tona ulaşarak 2,2 kat yükseldi. Ocak-haziran 2026 döneminde üretilen 67,5 bin ton nişasta ürününün 35,6 bin tonu ihraç edildi. İşleme işletmelerinin işletme sermayesi için 2024-2026 döneminde yaklaşık 230 milyar tenge ayrıldı.

Güney Afrika’da Yerel Tohum Denemeleri Dayanıklı Ürün Hedefini Destekliyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Yerel Tohum Denemeleri Dayanıklı Ürün Hedefini Destekliyor

Güney Afrika’da tahıl üreticileri değişken hava koşulları, artan zararlı ve hastalık baskısı ile yükselen girdi maliyetleri arasında üretim kararları alırken, yerel koşullarda test edilen tohum genetiğinin önemi artıyor. Corteva Agriscience’tan Driaan Bresler, şirketin mısır, soya ve ayçiçeği için farklı üretim bölgelerinde yürüttüğü araştırma ve denemelerle, değişen tarla koşullarında verim istikrarını ve dayanıklılığı desteklemeyi hedeflediğini belirtiyor. Gelecek yazlık üretim sezonu öncesinde toprak neminin ve baraj rezervlerinin olumlu bir başlangıç sunduğu, ancak El Niño koşullarının yağış değişkenliğini artırabileceği ve ürünlerin kritik gelişme dönemlerinde uzun süreli kuraklık riskini yükseltebileceği aktarılıyor. Bresler’e göre bu tablo, üreticilerin çeşit ve ekim zamanı seçimlerini yerel koşullara uygun biçimde yapmasını daha önemli hale getiriyor. Corteva’nın yeni bir hibriti geliştirme sürecinde verim potansiyeli, kuraklığa tolerans, hastalık dayanımı, tane kalitesi ve çevreye uyum gibi özellikler inceleniyor. Ümit vadeden genetik materyal, farklı bölgelerde, toprak tiplerinde, mevsimlerde ve üretim koşullarında deneniyor. Şirket, gerçek tarla koşullarındaki sonuçların gelecekteki ıslah kararlarını yönlendirdiğini ve uygun olmayan materyalin sürecin erken aşamalarında elenebildiğini ifade ediyor. Denemeler, hastalık baskısının yüksek olduğu KwaZulu-Natal’da hastalık toleransına; North West ve Free State bölgelerinde ise sıcaklık ve kuraklık stresine odaklanıyor. Doğu üretim bölgelerindeki yüksek potansiyelli alanlarda ve sulama yapılan arazilerde de testler yürütülüyor. Araştırma ekibi bitki gelişimi boyunca bitki gücü, yatma, böcek zararı, hastalık toleransı, bitki sıklığına bağlı performans ve verim verilerini topluyor. Bresler, bir bölgede iyi sonuç veren bir hibritin farklı toprak, yağış, sıcaklık, zararlı ve hastalık koşullarına sahip başka bir bölgede aynı performansı göstermeyebileceğini söylüyor. Bu nedenle şirket, hibritleri hem kendi ürünleri hem de pazardaki önde gelen ürünlerle karşılaştırıyor; şerit ve ticari tarla denemeleriyle performansı gerçek işletme koşullarında değerlendirmeye çalışıyor. Verilerin toplanmasına yardımcı olmak için sezon boyunca insansız hava araçlarından da yararlanılıyor.

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok

Fas, Avrupa meyve ve sebze pazarlarında artık yeni bir tedarikçi değil, büyük perakendenin tedarik stratejisinde yer alan yerleşik bir ülke konumunda bulunuyor. AgriMaroc’a konuşan Freshconomics kitabının yazarı David del Pino’ya göre ülkenin rekabet gücünü koruması, yalnızca fiyat ve üretim hacmine dayalı bir yaklaşımla mümkün değil. Üreticiler ve ihracatçılar, her işletmenin koşullarına uygun bir değer önerisi oluşturmak zorunda. Del Pino, meyve ve sebze sektörünü arzın yüksek oynaklık gösterdiği bir alan olarak tanımlıyor. Üretimdeki dalgalanmanın talepteki değişimden daha güçlü olduğunu belirten Del Pino, sektörün zaman zaman arz fazlası ve ürün kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor. Bu nedenle iletişim, planlama ve doğal üretim zirvelerine göre düzenlenen promosyonların arz dalgalanmalarının yönetilmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Röportajda, yüksek fiyatların görüldüğü birkaç sezonu temel alarak yatırım yapmanın ciddi risk taşıdığı da vurgulanıyor. Del Pino, yatırım kararlarının yakın dönem piyasa fiyatlarından ziyade gerçek rekabet avantajlarına dayanması gerektiğini belirtiyor. Ona göre fiyatlardaki oynaklık, yatırım kararlarında dikkate alınması gereken temel yapısal koşulları gölgeleyebiliyor. Fas’ın iklimi, Avrupa’ya yakınlığı, üretim takvimi ve maliyetleri önemli avantajlar sunsa da bunlar tek başına yeterli görülmüyor. Fiyat ve hacmin yanında kalite ile hizmetin de birleştirildiği bir değer önerisi oluşturulması gerekiyor. Ayrıca müşterilerin son tüketicileri üzerindeki etkiler nedeniyle itibar riskleri de rekabet gücünü doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında sayılıyor. Domates, yaban mersini, ahududu ve biber gibi ürünlerde farklılaşma arayışını zorlaştıran bir başka unsur ise ürünlerin hem farklı menşelerden hem de dondurulmuş ürünler gibi alternatiflerden kolayca ikame edilebilmesi. Del Pino, Fas ile İspanya arasındaki ilişkinin yalnızca rekabet üzerinden okunamayacağını belirtiyor. İki ülke arasında bazı ürün ve üretim takvimlerinde sert rekabet yaşanabileceği gibi, büyük perakende gruplarının yönlendirdiği tedarik zincirleri içinde iş birliği de gelişebilir. Bununla birlikte, sektörde her üretici veya ihracatçı için geçerli tek bir strateji bulunmadığını; ürün, üretim yapısı, pazarlama kanalı, lojistik ve çeşit gibi koşulların kararları belirlediğini ifade ediyor.

Kuraklık AB ve Birleşik Krallık’ta Tahıl Hasadı Tahminini Düşürdü
Görsel kaynağı: Todo el Campo · Özgün haber
Veri haberi

Kuraklık AB ve Birleşik Krallık’ta Tahıl Hasadı Tahminini Düşürdü

Avrupa Tahıl ve Yağlı Tohum Ticareti Birliği Coceral, AB-27 ve Birleşik Krallık’ın 2026 tahıl hasadı tahminini 279 milyon tona indirdi. Kuraklıktan etkilenen üretim, temmuzdaki tahminden 8 milyon ton düşük; 2025’teki 307,4 milyon tonluk hasadın da oldukça gerisinde. Tahmin, buğday, arpa ve mısırdaki düşüşleri kapsıyor. Makarnalık buğday hariç buğday üretiminin 137,5 milyon ton olması bekleniyor; önceki tahmin 140,8 milyon ton, 2025 üretimi ise 148,7 milyon tondu. Coceral’a göre Fransa’nın kuzeyindeki önemli üretim bölgelerinde buğday sıcak hava dalgalarını uygun koşullarda atlattı. Almanya ve Polonya’da ise hasat daha fazla zarar gördü ve ilk beklentilerin altında kaldı. Arpa tahmini, önceki 57,6 milyon tondan 57,9 milyon tona çıkarılsa da 2025’teki 63,3 milyon tonun altında. Mısır tahmini ise Batı ve Orta Avrupa’nın başlıca üretim alanlarında tozlaşma döneminde etkili olan aşırı sıcak ve kurak hava nedeniyle 52,7 milyon tondan 48,6 milyon tona çekildi. Bu miktar gerçekleşirse geçen yılın 56,5 milyon tonluk üretiminden belirgin biçimde düşük olacak. Fransa’da mısır hasadının 7,6 milyon tona gerilemesi bekleniyor; bu, önceki 9,4 milyon tonluk tahminin ve 2025’teki 13,8 milyon tonun altında. Coceral, öngörülen hasadın 20 yılı aşkın sürenin en düşüğü olacağını belirtiyor. Macaristan için tahmin 1,9 milyon ton; 2025’te üretim 3,8 milyon tondu. Birlik, AB genelinde ekim alanlarındaki sert düşüşü de Macaristan’daki düşük beklentinin nedenleri arasında sayıyor. Kolza üretiminin 21,3 milyon tonla önceki tahmine yakın ve geçen yılki 21,4 milyon tonun biraz altında kalması öngörülüyor. Coceral, 2025’teki yüksek verimlerin ortalama düzeylere dönmesinin, ekim alanının 6,4 milyon hektardan 6,8 milyon hektara çıkmasıyla dengelendiğini; sıcak hava dalgasının kolzada diğer ürünlere, özellikle buğday ve mısıra kıyasla daha az hasara yol açtığını bildiriyor.

ABD’de Avustralya’dan Canlı Sığır İthalatına Siyasi Engel İddiası
Görsel kaynağı: Beef Central · Özgün haber
Veri haberi

ABD’de Avustralya’dan Canlı Sığır İthalatına Siyasi Engel İddiası

Beef Central’da yayımlanan yorumda, ABD’de sığır sürüsü 70 yılın en düşük seviyelerine gerilemiş olsa da Avustralya’dan damızlık sığır ithalatı olasılığının siyasi nedenlerle dışlandığı savunuluyor. Üretici Matthew Della Gola, ABD’li çiftçilerin büyük bölümünün böyle bir fikre karşı çıkacağını öne sürüyor. Della Gola, mevcut Amerikan sığır sürüsünün 2025’te 1970’ler ve 1980’lerdeki seviyelere benzer miktarda et ürettiğini belirterek sürünün eski büyüklüğüne dönmesi gerekliliğini sorguluyor. Yorumcu, tartışmanın esas olarak kesimhanelerin verimlilik için ihtiyaç duyduğu hacimle ilgili olduğunu, fiyat baskısının ise üreticiler için kuraklıktan daha yıkıcı sonuç doğurduğunu savunuyor.

Yeni Zelanda’da Paylaşımlı Süt İşletmeciliği Yasası İncelenecek
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Paylaşımlı Süt İşletmeciliği Yasası İncelenecek

Yeni Zelanda İşçi Partisi, iktidara gelmesi halinde Sharemilking Agreements Act’in gözden geçirilip güncellenmesini taahhüt etti. Tarım sözcüsü Jo Luxton, açıklamayı Yeni Zelanda Tarım Gazetecileri ve İletişimcileri Birliğinin tarım politikası tartışmasında yaptı. Federated Farmers, taahhüdü süt sektöründeki güncel çalışma modellerinin mevzuata yansıtılması yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Örgüte göre sözleşmeli süt işletmeciliği, genç çiftçilerin sektörde ilerlemesinde önemli bir basamak haline geldi ancak bu işletmeciler, ödemeleri getirilerden pay yerine üzerinde anlaşılmış bir ücrete dayandığı için yasanın kapsamı dışında kalıyor. 2024/25 sezonunda 1.367 süt sürüsü sözleşmeli işletmeciler tarafından yönetildi; bu sayı tüm sürülerin %13,2’sine karşılık geldi. Sözleşmeli işletmeciler, değişken oranlı paylaşımlı süt işletmecilerine tanınan asgari şartlar ve yasal uyuşmazlık çözümü sürecinden yararlanamıyor. Federated Farmers, incelemenin benzer süt işletmeciliği modelleri için uygun ve tutarlı asgari korumaları ele almasını istiyor. Örgüt ayrıca kapsamın yalnızca ödeme biçimine göre değil, yapılan işin niteliğine göre belirlenmesini; yeni gelir ve teşvik ödemeleri konusunda daha açık kurallar oluşturulmasını ve daha anlaşılır, ölçülü uyuşmazlık çözümü mekanizmaları kurulmasını talep ediyor. Buna karşılık amaç, işletmecileri çalışan statüsüne dönüştürmek değil, mevcut esnekliği koruyarak hukuki çerçeveyi güncellemek. Federated Farmers, Sharemilking Agreements Act 1937 ile Sharemilking Agreements Order 2011’in incelenmesi için diğer büyük siyasi partilere de çağrı yaptı. Örgüt, düzenlemelerin paylaşımlı ve sözleşmeli süt işletmeciliğinin yanı sıra çiftlik sahiplerinin halefiyet ve işletme planlamasındaki rolünü de yansıtması gerektiğini belirtiyor.

ABD ve Kanada’da 2026 Hasadında Buğday Geriledi, Soya Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

ABD ve Kanada’da 2026 Hasadında Buğday Geriledi, Soya Öne Çıktı

ABD’de 2026 buğday hasadının 1970’ten bu yana en düşük seviyeye gerilemesi bekleniyor. Yaz sıcakları mısırın verim potansiyelini azaltırken, soya diğer başlıca ürünlere göre daha iyi bir görünüm sergiliyor. Kanada’da buğday ve canola üretiminin rahat bir seviyede olması bekleniyor, ancak yağışlar ürün kalitesini tehdit ediyor. Değerlendirme, ABD Tarım Bakanlığı (USDA) ve Kanada İstatistik Kurumu verileri çerçevesinde 2026/27 pazarlama sezonunun küresel piyasalar açısından olası sonuçlarını ele alıyor.

ABD Sığır Varlığını Artırmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: VILT · Özgün haber
Veri haberi

ABD Sığır Varlığını Artırmayı Hedefliyor

ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, ülkenin sığır varlığını yeniden büyütmek amacıyla Ranchers First girişimi kapsamında bir destek paketi açıkladı. Rollins’in açıklamasına göre ABD’deki sığır varlığı 75 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor. Paket, üreticilerin damızlık hayvanları sürüde tutmasını teşvik etmeyi ve sığır eti arzını artırmayı amaçlıyor. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), damızlık olarak tutulan düveler için yeni bir sigorta uygulaması başlatacak. Poliçe, bir düvenin beklenen veya güncel kesim değerinin damızlık olarak ekonomik değerini aşması halinde oluşan farkı karşılayacak. Böylece üreticilerin hayvanları kesime göndermek yerine sürüde tutmaları için finansal koruma sağlanması planlanıyor. Orman yangınları veya doğal afetlerin ardından ekolojik iyileştirme desteklerine erişimin de kolaylaştırılması öngörülüyor. Paketin diğer unsurları arasında küçük ve bölgesel mezbahalara uygun koşullu krediler verilmesi yer alıyor. Krediler, kapasite artırımı veya işleyiciler arasında kooperatif kurulması gibi yatırımları destekleyecek. Son dönemde mezbahaların kısmen kapanmasıyla işleme kapasitesinin yaklaşık %20’sinin serbest kaldığı, bu kapasitenin ABD şirketlerinin elinde tutulmasının hedeflendiği belirtildi. Federal alımlarda yerel olarak işlenmiş ABD sığır etine öncelik verilerek hapishane ve hastaneler gibi kamu kurumlarında bu ürüne yönelik talebin artırılması da planlanıyor. Rollins, sığır varlığındaki gerilemeyi ağır düzenlemelere ve iklim politikalarına bağladı. Girişim ayrıca yeni başlayan yetiştiricilere ilk 10 yıllık faaliyetleri boyunca prim ve vergi indirimleri sağlanmasını içeriyor. Paket, Trump yönetiminin sığır eti fiyatlarını düşürmek için açıkladığı 300.000 tonluk yabancı sığır eti ithalatının yetiştiricilerde yarattığı tepkinin ardından duyuruldu.

Güney Brezilya’daki Yağışlar El Niño İzlemesini Güçlendirdi
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Güney Brezilya’daki Yağışlar El Niño İzlemesini Güçlendirdi

Brezilya’nın güneyinde etkili olan yoğun yağışlar, El Niño ile Pasifik’teki atmosferik dolaşım arasındaki ilişkinin yeniden izlenmesine yol açtı. Pirinç zinciri analisti Sergio Cardoso, Güney Pasifik Yakınsama Kuşağı’nın (ZCPS) bu tabloyu anlamaya yardımcı göstergelerden biri olduğunu belirtti. Ancak ZCPS’nin, Rio Grande do Sul’un kuzeyi ile Santa Catarina’da görülen sağanaklara doğrudan neden olduğunu söylemenin mümkün olmadığı ifade edildi. ZCPS; Güney Pasifik’in tropikal kesiminde bulutluluk, konveksiyon ve yağış taşıyan geniş bir kuşak olarak tanımlanıyor. El Niño dönemindeki dolaşım değişiklikleri, jet akımlarını, nem taşınımını ve meteorolojik sistemlerin izlediği güzergâhı etkileyerek Brezilya’nın güneyi, Uruguay ve Arjantin’in bazı kesimlerinde daha yağışlı dönemleri destekleyebiliyor. Gelişme, 2026/27 pirinç sezonunun ekim süreci nedeniyle önem taşıyor. Rio Grande do Sul’un Batı Sınırı bölgesinde ekim, El Niño’yla ilişkilendirilen yağışların belirgin etkisi görülmeden ilerledi. Buna karşın üretim zinciri; SOI, MJO, ZCPS, subtropikal jet, yağış sıklığı ve ekim-kasım aylarındaki güneşlenme gibi göstergeleri birlikte izliyor.

Uruguay’da Besili Sığır Piyasasında İşlemler Neredeyse Durdu
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Besili Sığır Piyasasında İşlemler Neredeyse Durdu

Uruguay’da besili sığır piyasasında bu hafta neredeyse hiç işlem gerçekleşmedi. Piyasa kaynakları, fiyat oluşumunun belirsizleştiğini ve sanayinin fiyatları daha da aşağı çekme eğiliminin sürdüğünü belirtti. Bazı işletmeler ise fiyat açıklamadı. Bu hafta gerçekleştirilen son teklifte erkek sığır için kilogram başına 5,60 dolar, inek için 5,30 dolar önerildi. Üreticilerin satışta isteksiz davranmasında bol ot ve iyi bir ilkbahar beklentisi etkili olurken, ilerleyen dönemde arz sıkışıklığı beklenmediği aktarıldı. Ulusal Et Enstitüsü’nün 19’unda sona eren hafta için açıkladığı ortalama fiyatlar ise tarla sığırında 5,98, inekte 5,57 ve düvede 5,92 dolar oldu.

Meksika’da Eylül İçin Biber, Domates ve Soğan Arzı Garanti Edildi
Görsel kaynağı: 2000Agro · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Eylül İçin Biber, Domates ve Soğan Arzı Garanti Edildi

Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Sekreterliği, eylül ayında geleneksel yemeklerde kullanılan yeşil biber, soğan ve domatesin ülke genelinde yeterli miktarda bulunacağını bildirdi. Açıklamada, bu ürünlerin arzının çiftçilerin üretim çabaları sayesinde güvence altında olduğu belirtildi. Tarım ve Balıkçılık Bilgi Servisi (DGSIAP) verilerine göre Meksika’da 2025 yılında 2 milyon 979 bin 425 ton yeşil biber üretildi. Ağustos 2026 itibarıyla üretim 1 milyon 887 bin 31 tona ulaştı. Bu miktara Sinaloa 785 bin 380 tonla en büyük katkıyı verirken, onu Chihuahua ve San Luis Potosí izledi. Jalapeño, 2025’teki 773 bin 292 tonluk üretimiyle ülkede en fazla üretilen biber çeşidi oldu. Meksika’da jalapeño, poblano, habanero, chiltepín, morrón ve guajillo dahil 40’tan fazla biber çeşidi yetiştiriliyor. Soğan üretimi 2025’te 1 milyon 354 bin 665 ton, Ağustos 2026 sonunda ise 1 milyon 62 bin 157 ton olarak kaydedildi. Ağustos ayındaki üretimde Chihuahua 265 bin 16 tonla ilk sırada yer aldı; Zacatecas ve Baja California onu takip etti. Domates üretimi de 2025’te 3 milyon 118 bin 464 tona, Ağustos 2026’da 2 milyon 108 bin 831 tona ulaştı. Sekreterlik, bu miktarın eylül ayındaki kutlamalar için yeterli ürün sağlayacağını açıkladı. Hükümet ayrıca domates sektöründe üretim, arz, ticaret ve adil fiyat düzenini hedefleyen ulusal anlaşmayı uyguluyor. Bu kapsamda Haziran-Ağustos 2026 döneminde üreticilere 48 kredi verilmesi için 248 milyon 281 bin pesodan fazla kaynak ayrıldı.

Mısır Ekimi İçin Biyolojik Girdilere İlgi Artıyor
Görsel kaynağı: Infocampo · Özgün haber

Mısır Ekimi İçin Biyolojik Girdilere İlgi Artıyor

El Niño olgusuyla ilişkilendirilen iklim projeksiyonları, bazı üretim bölgelerinde mısır ekim tarihlerinin öne çekilmesine yol açtı. Bu gelişme, bitkinin çıkış ve ilk gelişim döneminde karşılaştığı koşulları yeniden gündeme getirirken ekimin, üretim sürecinin en kritik aşamalarından biri olduğu değerlendiriliyor. Üreticiler, çevre koşullarını daha fazla dikkate alarak mevcut kaynakları verimli kullanmayı ve ürüne tohumdan itibaren daha fazla istikrar kazandırmayı amaçlayan araçlara yöneliyor. Bu kapsamda, hazneye uygulanabilen biyolojik girdiler mısır ekimini kolaylaştırmayı hedefleyen seçenekler arasında öne çıkıyor.

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor

AzerNEWS’in analizine göre Ukrayna’nın tahıl ihracatı mevcut sezonda geçen yılın aynı dönemine kıyasla %22 düşerek 4,67 milyon tona geriledi. İnsan tüketiminde temel bir ürün olan buğday ihracatındaki düşüş ise yaklaşık %44’e ulaştı ve sevkiyat 2,33 milyon tona indi. Arpa ihracatı yarıya düşerek 420 bin ton olurken, mısır ihracatı iki katına çıkarak 1,84 milyon tona yükseldi; analiz, mısırın yem sanayisinde kullanılmasının buğdaydaki açığı kapatmadığını belirtiyor. Analizde düşüşün başlıca nedenleri, buğday üretim bölgelerinin bombalanması ile lojistik ağların ve stratejik altyapının aksaması olarak gösteriliyor. Karadeniz’deki Odesa, Chornomorsk ve Pivdennyi limanlarının askeri saldırılarda ciddi hasar gördüğü ve faaliyetlerinin büyük ölçüde durduğu aktarılıyor. Ukrayna’nın potansiyel tarımsal ihracatının yalnızca %40’ını gerçekleştirebildiği; deniz koridorunun kapanmasının kara güzergâhlarına baskı yaptığı, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Analize göre arz daralmasının etkileri özellikle Karadeniz buğdayına bağımlı Afrika ülkelerinde belirginleşiyor. Mısır, Sudan, Somali, Kenya ve Cezayir’in yanı sıra Orta Doğu ve Latin Amerika’daki ithalatçıların daha uzak ve pahalı kaynaklara yönelmesi, gıda fiyatları ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Mısır’da ekmek sübvansiyonlarının bütçeye yükü artabilirken, Somali ve Sudan’da gıdaya erişim ve açlık riski öne çıkıyor. Ukrayna kaynaklı buğday, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın az gelişmiş ülkelere gönderdiği insani yardımlarda da kullanılıyor; tedarik aksamaları yardım maliyetlerini yükseltip teslimatları geciktirebiliyor. Dünya Bankasının Ukrayna’daki çiftçiler ve tarım sektörü için 250 milyon dolarlık finansman sağladığı, hükümetin de “5-7-9%” imtiyazlı kredi programıyla üreticileri desteklemeye çalıştığı belirtiliyor. Analiz, bu kaynakların sektördeki sıkıntıları geçici olarak hafifletebileceğini, ancak limanların ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlamanın lojistik engelleri gidermek açısından belirleyici olduğunu savunuyor.

Kiracı Çiftçilerde Finansmana Erişim Endişesi İçin Anket Başlatıldı
Görsel kaynağı: FarmingUK · Özgün haber

Kiracı Çiftçilerde Finansmana Erişim Endişesi İçin Anket Başlatıldı

Birleşik Krallık’ta arazi sahibi olmayan kiracı çiftçilerin işletmelerini yürütmek ve yatırım yapmak için ihtiyaç duydukları finansmana erişmekte zorlanıp zorlanmadığı araştırılıyor. Tenant Farmers Association (TFA), Defra Sekreteri Dame Angela Eagle’ın talebi üzerine ülke çapında bir anket başlattı ve çiftçilerden ticari kredi ararken yaşadıkları sorunları bildirmelerini istedi. TFA, özellikle küçük işletmelerin ve kredi karşılığında gösterebilecek daha az varlığı bulunan kiracı çiftçilerin uygun finansman olanaklarına ulaşmakta güçlük çektiğini belirtiyor. Arazi sahibi olmayan üreticiler, kredi başvurularında teminat olarak kullanılabilecek gayrimenkul varlıkları bakımından mülk sahibi işletmelere göre daha sınırlı imkâna sahip olabiliyor. Bu durum; hayvan, makine ve üretim girdisi alımı, altyapı yatırımları ve nakit akışının zayıfladığı dönemlerin yönetimi açısından önem taşıyor. Anket sonuçlarının, sorunun ne kadar yaygın olduğunu ortaya koyması ve TFA, hükümet ile bankacılık sektörü arasındaki görüşmelerde kullanılabilecek daha sağlam bir veri tabanı oluşturması amaçlanıyor. TFA, bankaların tarım sektörünü desteklemeye hazır olduklarını bildirdiğini, ancak üyelerinin deneyimlerinin bazı küçük veya yeterli teminatı bulunmayan işletmelerin yine de uygun kredi olanaklarına ulaşamadığını gösterdiğini aktardı. Bu finansman tartışması, kuraklık, yüksek girdi maliyetleri, hayvan hastalıkları ve zayıf hasat beklentilerinin işletmelerin nakit akışını zorladığı bir dönemde yürütülüyor. TFA, geçici sermaye ihtiyacını karşılamak için faizsiz kredi önerilerini daha önce desteklemişti; ancak son anket, kiracı işletmelerin yapısının uzun vadede ticari krediye erişimi zorlaştırıp zorlaştırmadığını incelemeyi hedefliyor.

Mavi Dil Hastalığı Koç Verimliliği Endişesini Artırdı
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber

Mavi Dil Hastalığı Koç Verimliliği Endişesini Artırdı

Birleşik Krallık Ulusal Koyun Birliği (NSA), mavi dil hastalığının çiftleşme dönemini etkilemesi üzerine yetiştiricilere koçlarını verimlilik açısından test ettirme çağrısı yaptı. Birlik, verimsiz veya düşük verimli koçlarla ilgili geri bildirimlerin endişe yarattığını belirtti. NSA’ya göre fark edilmeyen sorunlar, bu sonbahardaki çiftleşme döneminin yanı sıra gelecek yılın kuzulama dönemini de etkileyebilir. Kuzulama oranları düşebilir, kuzulama gecikebilir ve bazı üreticiler verimsiz koçların yerine yenilerini almak zorunda kalabilir. Birlik, hızlı hareket edenlerin hâlâ yedek koç bulabileceğini; gecikmenin ise daha düşük kaliteli hayvanları kullanma riskini artıracağını bildirdi.

Gençler Tarımda Toprak Yeniliklerini Seçti
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Gençler Tarımda Toprak Yeniliklerini Seçti

Roma’da düzenlenen Soil Date etkinliğinde 250’den fazla genç, tarımın karşı karşıya olduğu sorunlara yönelik bilimsel projeleri değerlendirdi. CREA ve Coldiretti Giovani Impresa’nın, SISS ve IUSS iş birliğiyle Rome Future Week kapsamında düzenlediği yarışmada, projelerin hangilerinin çiftliklerde daha somut karşılık bulabileceğine katılımcılar karar verdi. Oylamada Excalibur ve Spin-Fert en çok oyu aldı. Etkinlikte beş proje sunuldu. Excalibur, bitkilerin beslenmesini ve dayanıklılığını desteklemeyi amaçlayan mikrobiyal biyo-inokulantlar geliştiriyor. Spin-Fert ise döngüsel ekonomi yaklaşımıyla atıkları değerlendiren yenilikçi gübre ve yetiştirme ortamlarına odaklanıyor. Diğer projeler arasında sıcaklık artışı ve su kıtlığının ürünlere etkisini inceleyen Sustain; topraktaki etkin mikroorganizmaları analiz eden BioservicES ve tarımsal terasları yeniden değerlendirmeyi amaçlayan Terraces yer aldı. Etkinlikte tarımsal su yönetimi, toprak verimliliği, mikroorganizmalar, gübreler ve terasların korunması gibi konular ele alındı. CREA Başkanı Andrea Rocchi, gıda üretimi ve biyolojik çeşitlilik açısından toprağın önemine dikkat çekti; dünya topraklarının üçte birinden fazlasında tarımsal üretimi kısıtlayan sorunlar bulunduğunu belirtti. Coldiretti Next’in genç tarım işletmelerinin dijital olgunluğuna ilişkin sayımına göre, genç işletmelerin %35’i gübre, su ve enerji tüketimini azaltmaya yönelik teknolojilere yatırım yaptı. Etkinliği düzenleyenler bu eğilimi, işletme maliyetlerini ve üretim girdilerini düşürmeye dönük araçlara artan ilginin göstergesi olarak değerlendirdi. Coldiretti Giovani Impresa temsilcisi Enrico Parisi ise genç çiftçilerin teknolojiyi sürdürülebilir üretim için kullandığını, bu çabanın karşılığında uygun gelir elde etmeleri gerektiğini söyledi.

Azerbaycan’ın Buğday İthalatı İlk Sekiz Ayda %10,7 Arttı
Görsel kaynağı: Report.az · Özgün haber
Veri haberi

Azerbaycan’ın Buğday İthalatı İlk Sekiz Ayda %10,7 Arttı

Azerbaycan, 2026’nın ocak-ağustos döneminde 841.677,9 ton buğday ithal etti. İthalatın değeri 185,174 milyon dolar olurken, geçen yılın aynı dönemine göre miktar %10,7, değer ise %13,2 arttı. Devlet Gümrük Komitesi verilerine göre buğday ithalatı, ülkenin toplam ithalat harcamalarının %1,6’sını oluşturdu. Aynı dönemde Azerbaycan’ın dış ticaret hacmi 33,238 milyar dolar olarak kaydedildi; bunun 21,815 milyar doları ihracat, 11,423 milyar doları ithalattan oluştu.

Rusya, Tahıllarda İhracat Vergisini Yıl Sonuna kadar Askıya Aldı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Rusya, Tahıllarda İhracat Vergisini Yıl Sonuna kadar Askıya Aldı

Rusya hükümeti, üreticilerin mevcut koşullarda ciddi sermaye kaybına uğramasını önlemek amacıyla tahıllara uygulanan ihracat vergilerini yıl sonuna kadar askıya aldı. Rusya Tarım Bakanlığına göre karar 21 Eylül’de yürürlüğe girdi. Düzenleme ayçiçeği yağı ve ayçiçeği peletlerini kapsamıyor. Bu ürünlerde vergi tamamen kaldırılmadı, ancak oran düşürüldü; ayçiçeği yağı için ton başına 7.748 ruble, pelet için 312 ruble olarak belirlendi. Kararın, Karadeniz’deki lojistik kesintinin ardından Rusya ve Ukrayna’daki tarım ürünleri fiyatlarının gerilediği dönemde alındığı bildirildi.

İspanya’nın Et Sektörü Enerji Desteklerinde Kapsama Alınmayı İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’nın Et Sektörü Enerji Desteklerinde Kapsama Alınmayı İstiyor

İspanya Ulusal Et Sanayileri Birliği (ANICE) ve Et Sanayileri İşletmeleri Federasyonu (FECIC), enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artışa karşı hükümetin hazırladığı desteklerde et sanayisinin de dikkate alınmasını istedi. Kuruluşlar, yalnızca tarımsal üretime odaklanan bir yaklaşımın, hayvancılık işletmelerinden sonra kesimhane, işleme, soğuk depolama, lojistik ve dağıtım aşamalarında oluşan maliyet baskısını karşılamayacağını savundu. Eylülün ilk 20 gününde toptan elektrik fiyatı ortalama 141,03 avro/MWh oldu. Bu değer, 2025’in aynı dönemindeki 59,65 avro/MWh seviyesine göre %136’dan fazla artış anlamına geliyor. Doğal gazın fiyatı da 75,53 avro/MWh’ye yükseldi; haziranda kaydedilen yaklaşık 44,9 avro/MWh’lik ortalamaya kıyasla artış yaklaşık %68 oldu. Akaryakıtın vergi öncesi fiyatı ise mevcut jeopolitik krizin başlangıcından bu yana yaklaşık %68 arttı. Maliyet baskısı, hayvanların, hammaddelerin ve soğutulmuş ya da dondurulmuş ürünlerin her gün taşındığı lojistik zincirine de yansıyor. Kendi filosuna sahip şirketlerde artan yakıt gideri doğrudan maliyet oluştururken, taşımacılığın dışarıdan hizmet yoluyla yapılması durumunda da yükseliş lojistik tarifelerine aktarılıyor. FECIC Genel Sekreteri Ignasi Pons, elektrik, gaz ve yakıt maliyetlerindeki artışın zincirin neredeyse tamamını etkilediğini belirtti. Et sanayisinin enerjiye bağımlılığı, üretim süreçlerinin kesintiye uğratılamamasından kaynaklanıyor. Kesimhaneler, parçalama tesisleri, işlenmiş et işletmeleri, kurutma tesisleri ve soğuk hava depoları; soğutma, dondurma, iklimlendirme ve gıdaların muhafazası için sürekli elektrik kullanıyor. Gaz ise ısıl işlemler, sıcak su üretimi, pişirme ve temizlikte tüketiliyor. Eylül ayında elektriğin güneşlenmenin yüksek olduğu 11.00-18.00 saatleri arasındaki ortalama fiyatı yaklaşık 39 avro/MWh olurken, bu saatlerin dışında 201,55 avro/MWh’ye ulaştı. ANICE ve FECIC, hükümetin gelecek hafta açıklaması beklenen yeni önlemlerin gıda sanayisine yönelik olağanüstü enerji telafilerini de kapsamasını istedi. Kuruluşlar ayrıca enerji yoğun sanayiye eşdeğer bir statü, öz tüketim amaçlı güneş enerjisi ve depolama yatırımlarına daha güçlü teşvikler, verimlilik ve ısı geri kazanımı uygulamaları, soğutma tesislerinin yenilenmesi ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin uzun vadeli enerji tedarik sözleşmelerine erişiminin kolaylaştırılmasını talep etti. Taşımacılık ve lojistik için yakıt desteklerinin genişletilmesi ve gıda sanayisine özel uzun vadeli bir enerji stratejisi hazırlanması da öneriler arasında yer aldı.

Güney Afrika Meyve İhracatında Artan Hacim, Daha Yüksek Getiri Sağlamıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika Meyve İhracatında Artan Hacim, Daha Yüksek Getiri Sağlamıyor

Güney Afrika’nın meyve ihracat sektörü, üretim hacmini artırmanın tek başına daha yüksek üretici getirisi sağlamadığı yeni bir döneme giriyor. Absa AgriTrends 2026 raporuna göre kârlılık; ürünün sürdürülebilir fiyatlarla pazarlanmasına, pazar erişimine, lojistiğe ve ihracatın doğru zamanda yapılmasına bağlı. Rapor, değerlendirmelerini bu ayın başında Bredasdorp’taki Nampo Cape etkinliğinde paylaştı. 2025/26 sezonunda bazı üretim bölgelerindeki yağış ve seller meyve kalitesini, hasat zamanını ve ihracat programlarını etkiledi. Jeopolitik gelişmeler ticaret rotalarını değiştirirken, Güney Afrika’nın güçlü olduğu pazarlarda diğer üretici ülkelerle rekabet de yoğunlaştı. Narenciyede üretim hacmi artık temel sorun olmaktan çıkarken, pazarların yeterince çeşitlenmemesi ihracatçıları kırılgan bırakıyor. Ortadoğu’daki aksaklıklar özellikle limon ihracatını etkilerken, portakal gelirleri başlıca pazarlardaki rakip arzına duyarlı kalıyor. Narenciye ihracat gelirleri 2001’de yaklaşık 80 milyon ABD dolarından 2025’te tahmini 2,5 milyar ABD dolarına yükseldi. Ancak rapor, 2026 sezonunun pazar çeşitlendirmesinin yetersizliğini ortaya koyduğunu belirtiyor. Sofralık üzüm ihracatı da 2025/26 sezonunda yaklaşık %8 artarak yaklaşık 79 milyon kartona çıktı; buna rağmen güçlü üretim daha iyi mali sonuç getirmedi. Cape Town Limanı’ndaki verimsizlikler ve şiddetli rüzgârlar ihracatları geciktirdi. Ürünlerin rakip ülkelerin arzıyla aynı dönemde pazara ulaşması fiyatları baskıladı. Aralık ve ocak aylarındaki gecikmeler soğuk zincirde beklemeyi ve kalite taleplerini artırırken, değer zincirindeki kayıpların 3 milyar Güney Afrika randının üzerine çıktığı tahmin edildi. Rapora göre artan üretimin kâra dönüşmesi, güvenilir lojistik ve daha geniş pazar erişimi gerektiriyor.

Ukrayna’da Çiftçiler Daha Az Toprak ve İş Gücüyle Üretimi Sürdürüyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’da Çiftçiler Daha Az Toprak ve İş Gücüyle Üretimi Sürdürüyor

Ukrayna’da savaş, tarımsal üretimi daha az arazi ve iş gücüyle sürdürme zorunluluğu doğurdu. Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası yetkilisi Volodymyr Pugachov, Londra’daki World Agri-Tech konferansında ülkenin yaklaşık 35 milyon hektarlık ekilebilir arazisinin %20’sinin doğu ve güneydeki çatışmalar, Rusya’nın işgali veya mayınlar nedeniyle üretim dışında kaldığını söyledi. Karadeniz’in gemi taşımacılığına kapanması da tahıl sevkiyatını ciddi biçimde sınırladı. Rusya’nın işgalinden önce ayda 4-5 milyon ton tahıl ve hububat ihraç eden Ukrayna’nın ihracatı, kara yolu ve demir yoluna bağımlı kalınmasıyla ayda 1,5 milyon tona geriledi. Sevk edilemeyen ürünler nedeniyle ülkede 23-24 milyon tonluk tahıl stoku oluştu. Çiftlik sahipleri, savaşa çağrılan çalışanlar nedeniyle bazı işletmelerde 15-20 daha az işçiyle çalışıyor. Bu açığı kapatmak için girdi kullanımını ve ekim alanlarını azaltıyor ya da yeni teknolojilere yöneliyor. Üreticiler; tarlaları izleme, yakıt tasarrufu ve tohum ile gübrenin daha hassas uygulanması gibi sistemlerden yararlanıyor. Ancak savaş, teknoloji kullanımını da kısıtlıyor. Küresel Konumlama Sistemi (GPS) sinyallerinin kesilmesi, internet erişiminin sınırlı olması ve Rusya’ya ait insansız hava araçlarının saldırı riski üretimi zorlaştırıyor. Ülkede ayrıca savaş kaynaklı tehlikeleri bildirmek ve mayınlı alanların temizlenmesine öncelik vermek için dijital sistemler geliştirildi.

Tarlada çalışan traktör
Temsilî görselTarlada çalışan traktörSanzzu · CC BY-SA 4.0Görsel, yerleşime göre kırpılarak gösterilir.

NSW’de Parthenium Otu İçin Hasat Öncesi Uyarı

Avustralya’nın Yeni Güney Galler (NSW) eyaletine güneye doğru makine getiren üretici ve yüklenicilere, parthenium otunun eyalete taşınmasını önlemek için gerekli protokollere uyma çağrısı yapıldı. Uyarı, yaklaşan hasat dönemi öncesinde NSW’nin parthenium otundan ari tutulmasını amaçlıyor.

Koyun ve Sığır Yetiştiricileri Yeni Tasarılara Temkinli Destek Verdi
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber

Koyun ve Sığır Yetiştiricileri Yeni Tasarılara Temkinli Destek Verdi

Yeni Zelanda’da RMA reformu kapsamında hazırlanan Doğal Çevre Tasarısı ile Planlama Tasarısı, koyun ve sığır yetiştiricilerinden temkinli destek gördü. B+LNZ Başkanı Kate Acland, tasarıların ileriye dönük bir adım olduğunu söyledi. Acland, reformun gerçek etkisinin ise henüz hazırlanacak kurallara bağlı olacağını belirtti.

Küresel Ticaretteki Belirsizlik Arjantin İçin Fırsata Dönüşebilir
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Küresel Ticaretteki Belirsizlik Arjantin İçin Fırsata Dönüşebilir

Küresel ticaretteki jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, Arjantin’in tarım ve gıda sektörü için fırsat yaratabilir. Bu değerlendirme, 2026/27 ana ürünler kampanyasının tanıtımı sırasında düzenlenen “Tarım ve Gıda Ticaretinin Geleceği” panelinde, INAI Direktörü Maximiliano Moreno tarafından yapıldı. Moreno, Çin ile ABD arasındaki rekabetin de etkilediği belirsiz ortamın ticareti tamamen olumsuzlamadığını belirtti. Ona göre önümüzdeki 10 yılda mineraller, enerji ve gıdaya yönelik talep ile bu ürünlerin stratejik değeri artacak; bu değişim Arjantin için yeni fırsatlar oluşturabilecek.