ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

17 haber · Sayfa 1

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı

İtalya’nın Puglia bölgesindeki Ostuni kentinde bulunan sosyal fayda şirketi Radica, Reuters Events tarafından düzenlenen 2026 Global Sustainability Awards kapsamında “Small-Medium Enterprise of the Year” ödülüne layık görüldü. Şirket, tarımın iklim değişikliğinin azaltılmasına katkısını ölçülebilir, doğrulanabilir ve finanse edilebilir hale getirmeye yönelik teknolojik araçlar geliştiriyor. Ödül programında 700’den fazla başvuru 19 kategoride bağımsız uluslararası uzmanlardan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Radica’nın programı İtalya ve İspanya’da 750’den fazla tarım işletmesini ve 30 bin hektardan fazla alanı kapsıyor. Programa katılan üreticiler rejeneratif arazi yönetimi uygularken şirket, saha izleme sistemleri, agronomik veriler ve uydu teknolojileriyle toprakta depolanan karbonu ölçüp doğruluyor. Model, tarım işletmelerini izleme teknolojileri ve uluslararası karbon piyasalarıyla ilişkilendiriyor. Şirket, 2021’de Puglia’da Xylella bakterisinin yayılmasından etkilenen tarım arazilerinin iyileştirilmesine katkı sağlamak ve karbon tarımı yoluyla işletmelere yeni ekonomik fırsatlar oluşturmak amacıyla Alberami adıyla kuruldu. İspanyol uydu izleme ve karbon ölçüm-doğrulama şirketi Esférico MRV Systems’in yapıya katılmasıyla saha agronomisi ve teknolojik altyapı birleştirildi; ardından faaliyet İspanya’ya genişletildi. Radica’nın kurucusu ve CEO’su Francesco Musardo, ödülün her gün rejeneratif uygulamaları seçen 750 çiftçiye ait olduğunu söyledi. Modelde, toprakta ve biyokütlede biriktirilen karbonun sonuçları bağımsız doğrulamadan geçiyor. Sonuçlar ilgili standartların koşullarını karşıladığında karbon kredilerine dönüştürülebiliyor ve bu kredilerin satışı çiftçilere ek gelir sağlayabiliyor. Şirketin AgroEcology Italy projesi, CEEZER pazaryeri üzerinden Lufthansa Group’un iklim portföyünde yer alıyor ve Akdeniz’in odunsu bitkilerini kapsayan çalışma İtalya’nın 15 bölgesinde yürütülüyor. AB’nin Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework düzenlemesi de bu alanda kalite, izleme ve doğrulanabilirlik ölçütlerine dayalı gönüllü bir sertifikasyon sistemi getirdi.

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor

Güney Afrika’daki süt ve besi işletmelerinde temel kaba yem kaynaklarından biri olan mısır silajının gerçek değerinin, yalnızca yüksek hacimle değil, enerji yoğunluğuyla değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Pannar Seed saha agronomisti Kerry Rowlands, üreticilerin besleme programlarında kuru madde ile nişasta arasındaki dengeye odaklanarak silajın yem verimliliğini artırabileceğini ve pahalı ticari yem katkılarına olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade ediyor. Yüksek değerli silaj üretimi, ekimden önce toprak koşullarının yönetilmesiyle başlıyor. Özellikle toprak altı asitliğinin giderilmesi ve potasyum düzeylerinin dengelenmesi önem taşıyor; çünkü bütün bitkinin hasadı, yalnızca dane hasadına kıyasla topraktan daha fazla besin kaldırıyor. Hibrit seçiminde ise biyokütle miktarı, dane potansiyeli pahasına artırılmamalı. Rowlands’a göre dane, mısır silajının enerji değerinin %65’ine kadarını sağlayabildiği için yüksek dane verimi sunan hibritler silaj için de uygun seçenekler olabilir. Silajlık mısırda ekim sıklığı, biyokütleyi yükseltmek amacıyla dane üretimine göre genellikle %10 ila 30 daha yüksek tutuluyor. Ancak bitkilerin ışık ve besinler için aşırı rekabet etmesi koçanların küçülmesine ve nişasta yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor. Düzgün çıkış için toprak sıcaklığının sürekli 15°C’nin üzerinde olması ve yeterli nem bulunması gerekiyor. Kuraklık, besin eksikliği ve yaprak hastalıkları ise kök gelişimini, dane dolumunu ve nihai yemin enerji kalitesini düşürebiliyor. Hasat sonrasında da uygulama hataları silajın değerini azaltabiliyor. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin dikkatle yapılması, bunker veya balyaya oksijen girmesini önlemek açısından kritik. Hava girişi maya ve küf oluşumuna, bozulmaya ve önemli yem kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle yüksek kaliteli mısır silajı; toprak hazırlığı, hibrit seçimi, bitki sağlığı, hasat, sıkıştırma ve depolama aşamalarının tamamında doğru uygulamaya bağlı bulunuyor.

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Mısır ve Ayçiçeği Satışında Kalite ve Koşullar Öne Çıkıyor

Kıt arzın alım fiyatlarını yükseltebilmesine karşın, son derece düşük verim ortalamalarının üreticilerin gelir kaybını her zaman telafi etmeyebileceği belirtildi. Magyar Mezőgazdaság’ın MMG Direkt yayınında IKR Agrár’ın ürün ticareti direktörü Csuka János, üreticilerin piyasa koşullarını değerlendirmesi ve aşırı hava şartlarına uyum sağlaması gereken başlıkları ele aldı. Mısır piyasasında miktarın yanı sıra kalite de belirleyici oluyor. Aflatoksinle bulaşmış ürünün satışı dikkatli değerlendirme ve laboratuvar analizi gerektiriyor. Avrupa Birliği sınır değerini aşan toksin içeren mısır yem ve gıda amacıyla kullanılamazken, bazı işleme tesisleri bu ürünü biyokütle olarak, örneğin etanol üretiminde değerlendirebiliyor. Ayçiçeği satışında yağ oranı, nem ve karışım oranı hesaplaşmayı etkileyebiliyor. Kalite primiyle satış ile all-in fiyatlandırma arasındaki farkın bilinmesi, üreticilerin kendileri için uygun seçeneği belirlemesine yardımcı olabilir. Teslimat zamanı, depolama ücreti, finansman maliyetleri ve hesaplaşma koşulları da nihai sonucu değiştirdiği için tekliflerin aynı şartlarla karşılaştırılması gerekiyor. Hassas tarım, dijitalleşme, danışmanlık ve hedefli uygulamalar da değişen üretim koşullarında önem kazanıyor.

Danimarka’daki Deneme Buğdayda Hektar Başına 20 Tonu Hedefliyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’daki Deneme Buğdayda Hektar Başına 20 Tonu Hedefliyor

Danimarka’nın Stevns bölgesinde yürütülen kışlık buğday denemesinde hektar başına 20 ton verime ulaşılması hedefleniyor. AgroPro Direktörü ve danışmanı Vagn Lundsteen’in yürüttüğü çalışmada, mevcut dünya rekorunun arkasındaki Champion ile daha yeni İngiliz çeşidi KWS Aintree kullanılıyor. Lundsteen, KWS Aintree’nin daha yüksek verim potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor. Denemenin temelini, her bitkiye güçlü ve derin bir kök sistemi geliştirebileceği alanı sağlama yaklaşımı oluşturuyor. Toprak ekim öncesinde Horsch Focus ile işlenirken tripl süperfosfat yaklaşık 25 santimetre derine yerleştirildi. Bu uygulamayla köklerin aşağı doğru gelişmesi ve bitkilerin su ile besin maddelerine erişiminin desteklenmesi amaçlanıyor. Tohumlar Horsch Pronto ile 15 santimetre sıra aralığı ve sıra üzerinde 6 santimetre aralıkla ekildi; tohum miktarı da normalin yaklaşık yarısına düşürüldü. Böylece metrekare başına yaklaşık 100 bitki kurulması ve her bitkinin daha fazla gelişme alanına sahip olması hedefleniyor. Lundsteen, verim potansiyelinin son bölümünün uzun başaklar ve iyi gelişmiş çok sayıda taneden gelebileceğini değerlendiriyor. WekoAgro Machinery ürün uzmanı Kristian Thomsen ise hassas ekimin, verimden ödün vermeden tohum miktarını azaltmaya yardımcı olabileceğini ve besin maddesinin derine yerleştirilmesinin kök gelişimini yönlendirebileceğini söylüyor. Denemede sonbaharda aşırı büyümeden kaçınılması, bitki yoğunluğunun ilkbaharda kademeli olarak geliştirilmesi planlanıyor. Gübrelemenin büyük bölümünün ilkbaharda, yaklaşık iki haftada bir yapılması öngörülüyor. Ancak sık bitki dokusu ve erken dönemde hızlı biyokütle gelişimi yatma riskini artırabilir. Hedefe ulaşılıp ulaşılmayığı hasatta belli olacak; hava, kıştan çıkış ve ilkbahar-yaz dönemindeki besin erişimi belirleyici olacak.

Avrupa Balıkçılığında Yapay Zekâ ve Çevresel DNA ile Dijital İzleme
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber

Avrupa Balıkçılığında Yapay Zekâ ve Çevresel DNA ile Dijital İzleme

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa’da balıkçılık faaliyetlerini daha ayrıntılı izlemek amacıyla yapay zekâ, kameralar, çevresel DNA ve robotik sistemleri bir araya getiren OptiFish girişimi yürütülüyor. Avrupa Birliği tarafından finanse edilen ve 2024’ten beri sürdürülen dört yıllık proje, sekiz ülkeden araştırmacıların katılımıyla balık türlerini otomatik tanımayı ve avların izlenmesini geliştirmeyi hedefliyor. Avrupa balıkçı filoları yılda 3,2 milyon ton balık indirirken, bu avın değeri 5,5 milyar avro olarak veriliyor. Projenin arka planında denizdeki faaliyetlere ilişkin veri eksikliği bulunuyor. Belçika’da yaklaşık 60 balıkçı teknesi olmasına rağmen bilimsel örnekleme, balıkçılık seferlerinin yalnızca %1,5’ini kapsıyor. Geleneksel izleme, teknelerde görev yapan bilimsel gözlemcilere dayanıyor ve denizdeki faaliyetlerin yalnızca bir bölümünü kapsayabiliyor. Eksik veriler, balıkçıların, bilim insanlarının ve düzenleyicilerin hangi türlerin nerede ve ne miktarda yakalandığını kesin olarak belirlemesini zorlaştırıyor. Sander Delacauw, sürdürülebilir balıkçılık yönetiminde toplanan verilerin stok değerlendirmeleri ve kota kararlarına temel oluşturacak kadar kaliteli ve yeterli olması gerektiğini belirtti. Kaynağa göre yalnızca dijital raporlama, hangi türlerin nerede ve hangi miktarlarda yakalandığına ilişkin bilgi açığını kapatmıyor. Bu ayrıntılar bulunmadığında yöneticilerin sürdürülebilir av limitleri konusunda karar vermesi, deniz ürünlerini tedarik zinciri boyunca izlemesi ve balıkçıların seferlerini planlaması zorlaşıyor. OptiFish kapsamında geliştirilen yapay zekâlı kamera sistemleri pompalı tekneler, ayıklama masaları, kirişli troller ve küçük ölçekli balıkçılık faaliyetlerinde deneniyor. Sistemler, üst üste duran veya kısmen gizlenen balıkları tanımak üzere eğitiliyor. Proje ortağı DTU Aqua’nın elektronik izleme altındaki taşıma bantlarında balıkları takip eden sistemi, birbirine benzeyen altı tür üzerinde balıkları %90,43 oranında doğru eşleştirdi. Araştırmacılar ayrıca üst üste duran balıkları ayıklama bantlarında ayıracak bir robotik kol geliştiriyor. Araştırmacılar denizde balıkların bıraktığı çevresel DNA parçacıklarından da yararlanıyor. Su örnekleri veya balıkçı ağlarına bağlanan özel problar aracılığıyla sudaki türlerin belirlenmesi ve belirli bir balık stokunun biyokütlesinin tahmin edilmesi amaçlanıyor. OptiFish, bu yöntemleri Kuzey Denizi, Akdeniz ve Karadeniz’i kapsayan beş pilot sahada test ediyor. Revize Balıkçılık Kontrol Tüzüğü kapsamında elektronik raporlama çoğu tekne için zorunlu olurken, izleme kurallarının 2028’e kadar küçük teknelere, dijital izlenebilirliğin ise 2029’a kadar işlenmiş balıklara genişlemesi öngörülüyor. Daha doğru verilerin sefer planlamasına, yakıt ve maliyetlerin azaltılmasına ve hassas stokların aşırı avlanmasından kaçınılmasına yardımcı olabileceği belirtiliyor.

Malezya’nın 2026 Palm Yağı Üretimi Hedefi Aşma Yolunda
Görsel kaynağı: Malay Mail · Özgün haber
Veri haberi

Malezya’nın 2026 Palm Yağı Üretimi Hedefi Aşma Yolunda

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Malezya’nın 2026 palm yağı üretiminin hedefi aşma yolunda olduğu bildirildi. Plantasyon ve Emtia Bakanı Datuk Seri Noraini Ahmad, üretimdeki olumlu performansın yanı sıra sektördeki gelişmeler ve agresif pazarlama stratejilerinin bu beklentiyi desteklediğini söyledi. Noraini, Kuala Lumpur’da düzenlenen Malezya Palm Yağı Forumu 2026’nın ardından yaptığı açıklamada, yılın kalan iki ayında üretimin geçen yılki seviyeye ulaşmasını veya onu aşmasını beklediğini belirtti. Malezya’nın 2026 toplam palm yağı üretiminin 19,5 milyon ila 19,8 milyon ton aralığında olması öngörülüyor. Ülke, yılın ilk yedi ayında 10,8 milyon ton palm yağı üretti. Bakan, üretimin mevcut hedeflerle uyumlu olduğunu ve artış hedeflediklerini ifade etti; ancak 2026 üretim hedefinin sayısal değerini açıklamadı. Bakanlık, Malezya Palm Yağı Konseyi ve Malezya Palm Yağı Kurulu aracılığıyla ürünlerin uluslararası pazarlardaki tanıtımını destekleyen girişimler yürütüyor. Malezya, mevcut pazarlarını güçlendirmenin yanı sıra Afrika, ASEAN, Orta Doğu ve diğer bölgelerde yeni fırsatlar aramayı sürdürecek. Hükümet ayrıca palm yağı temelli biyokütle sektörünü teşvik ediyor, ancak bu alandaki ticarileştirme için belirli bir yüzde hedefi bulunmuyor.

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya

İspanya’da tütün yaprağı üretimi, özellikle Extremadura’daki kırsal bölgeler için önemli bir ekonomik dayanak olmayı sürdürürken, sektörde yeni kısıtlamaların geleceğe yönelik endişe yaratacağı belirtiliyor. Üreticiler ve yerel yöneticiler, sigara tüketiminin sona erdirilmesi hedefini desteklediklerini ancak tütün yaprağı üretimiyle tütün ürünlerinin tüketiminin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Sektör temsilcilerine göre bölgede tütünün yerine kısa sürede konulabilecek başka bir tarımsal ürün bulunmuyor. İspanya, Avrupa’nın ikinci büyük tütün üreticisi konumunda. Ülke üretiminin %98’i Extremadura’dan geliyor; bu miktar Avrupa Birliği üretiminin %19’una karşılık geliyor. Üretim La Vera, Campo Arañuelo ve Valle del Tiétar çevresinde yoğunlaşıyor. Extremadura, ürettiği tütünün %74’ünü ihraç ediyor ve dış satışlardan 70 milyon avronun üzerinde gelir elde ediyor. Sektörün bölgesel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 91 milyon avro olarak verilirken, tarımsal doğrudan istihdam 1.900 kişi, dolaylı faaliyetlerle birlikte toplam istihdam ise yaklaşık 20 bin kişi seviyesinde bulunuyor. Yaklaşık 3 bin aile ve 1.900 işletme de bu ekonomik yapıdan geçiniyor. Üretimin yoğunlaştığı yerleşimlerde tütünün ağırlığı daha da belirgin. Yaklaşık 3 bin nüfuslu Losar de la Vera’da tütünün kasaba gelirindeki payı %80 ile 85 arasında. Talayuela’da ise yaklaşık 3 bin aile sektöre bağlı ve nüfusun %28’ini tütün alanında çalışan göçmenler oluşturuyor. Belediye başkanları, üretimin sona ermesi halinde iş kaybı, göç ve hizmetlerin kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirterek, yeni ürünlere geçişin bir, iki hatta beş yıl içinde tamamlanamayacağını ifade ediyor. Tütün yaprağının işlenmesi de bölgedeki ekonomik zincirin önemli bir parçası. Coolosar kooperatifi yılda 2 milyon kilogram kuru yaprak satıyor. Yaprak, yeşil halde teslim alındıktan sonra sekiz gün boyunca, sıcaklığın 71 dereceye kadar çıktığı kurutma konteynerlerinde işleniyor; kullanılan ısı biyokütle kazanlarından sağlanıyor. Kamu şirketi Cetarsa ise yılda yaklaşık 17 milyon kilogram yaprak işliyor ve İspanya tütününün %80’ini gerçekleştiriyor. Talayuela’daki tesis günde 200 kilogramlık 1.400 kasa işliyor; partilerin etiketlenmesi ve yetkililere bildirilmesiyle izlenebilirlik sağlanıyor. Philip Morris International, 1992’den bu yana Extremadura’dan kesintisiz yaprak alıyor ve son 10 yılda bölgeye 230 milyon avro yatırım yaptı. Şirket 2025’te bölge yaprağını ısıtılmış tütün ürünlerinde kullanım için sertifikalandırdı. Şirketin dumansız ürünleri küresel net gelirlerinin %43’ünü oluştururken, sektör bu dönüşümün geleneksel üretim bölgelerinin ekonomik rolünü koruyacak düzenlemelerle yürütülmesini istiyor.

Sıcak ve Kurak Yaz Avrupa Hayvancılığında Yem Baskısını Artırdı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Sıcak ve Kurak Yaz Avrupa Hayvancılığında Yem Baskısını Artırdı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

2026 yazında Avrupa'nın batı ve merkezi kesimlerinde etkili olan sıcak ve kurak hava, hayvancılık işletmelerinde yem kaynaklarını daralttı. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi'nin (JRC) MARS tahminlerine göre, eylül itibarıyla Avrupa Birliği'nde (AB) yeşil mısır veriminin 2021-2025 ortalamasının %14 altında kalması bekleniyor. Dane mısırda düşüş beklentisi %8, soyada ise %15 olarak hesaplandı. Sıcaklık ve su açığı, özellikle mısır ve soyanın üretim açısından kritik gelişim aşamalarına denk geldi. Bu koşullar bitkilerin gelişimini hızlandırırken biyokütle birikimini sınırladı; JRC modellerine göre en çok etkilenen bölgelerde mısır, normalden üç haftaya kadar erken olgunlaştı. Buna karşılık sonbahar-kış döneminde gelişimini büyük ölçüde tamamlayan kışlık tahılların verimleri beş yıllık ortalamaya yakın kaldı. Kuraklığın etkisi meralar ve kışlık yem stoklarında da görüldü. Sezonun iyi başlamasına rağmen ot büyümesi birçok bölgede hızla yavaşladı, bazı yerlerde tamamen durdu. Yeşil mısırın yemlik üretimine ilişkin beklentilerin de kötüleşmesiyle en ağır etkilenen bölgelerde hayvan yemi mevcudu önemli ölçüde azaldı ve bazı yetiştiriciler sürülerini küçülttü. Kaynak, ağır hasar gören alanlarda ekonomik açıdan hasat yapılamamasının toplam üretim kaybını ortalama verim düşüşünden daha yüksek seviyeye taşıyabileceği uyarısında bulunuyor.

Romanya’da Yazlık Mahsullerde Verim Beklentisi Beş Yıllık Ortalamanın Üzerinde
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Romanya’da Yazlık Mahsullerde Verim Beklentisi Beş Yıllık Ortalamanın Üzerinde

Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin (JRC) MARS bültenine göre Romanya’da yazlık mahsullerin verim beklentisi, batı kesimindeki şiddetli kuraklığa rağmen genel olarak olumlu seyrediyor. Mısır, ayçiçeği ve soya için tahmini verimler beş yıllık ortalamaların üzerine çıkarken, ülkenin doğusu ve güneydoğusundaki daha elverişli koşullar genel görünümü destekliyor. Batı Romanya’da incelenen dönemde yalnızca 10-40 milimetre yağış alındı. Ağustos ayında günlük en yüksek sıcaklıkların sık sık 30 derecenin üzerine çıkması, su yetersizliği ve sıcaklık stresini artırarak yaprakların erken yaşlanmasına ve biyokütle birikiminin azalmasına yol açtı. Buna karşılık doğu ve güneydoğuda ağustos ortasından sonra daha sık yağış görüldü; uydu verileri, özellikle doğuda ve Tuna boyunca sulamanın yaygınlaşmasının yazlık ürünler için elverişli koşullara katkı sağladığını gösterdi. Bültene göre dane mısırında ortalama tahmini verim, ağustos tahminindeki 4,46 ton/hektardan 4,64 ton/hektara yükseldi. Bu değer, 2025’teki 3,94 ton/hektarın ve son beş yıllık 4,02 ton/hektar ortalamasının üzerinde bulunuyor. Ayçiçeğinde tahmini verim 2,20 ton/hektara ulaşırken soya için 2,34 ton/hektar öngörüldü. Bununla birlikte, ülke genelindeki toprak nemi açığı geç hasat edilen ürünler ile sonbahar tahıllarının ve kolzanın ekimini etkiliyor. Kolza ekiminin yüzey toprağındaki kuruluk nedeniyle ağustos sonuna kadar geciktiği belirtildi. İlkbahar arpasında ise 3,65 ton/hektarlık tahmini verim, 2025’teki 4,98 ton/hektarın altında kalmasına rağmen beş yıllık 2,92 ton/hektar ortalamasını aşıyor.

İtalya’da Enerji, Tarım ve Gıda Sektörünün Rekabet Gücünde Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

İtalya’da Enerji, Tarım ve Gıda Sektörünün Rekabet Gücünde Öne Çıkıyor

İtalya’da tarım ile gıda ve içecek sektörlerinin enerji tüketimi ve maliyetleri, rekabet gücünün temel unsurlarından biri haline geliyor. Roma’da RSE ve CREA’nın düzenlediği “Enerji dönüşümüne doğru agroalimentare sektörünün zorlukları” toplantısında sunulan çalışmaya göre tarım 2024’te 6.600 GWh’nin üzerinde, gıda ve içecek sanayisi ise 14.300 GWh’den fazla elektrik tüketti. Tarım işletmelerindeki fotovoltaik tesislerin üretimi de 3.100 GWh’yi aştı. Çalışmaya göre enerji giderleri, makarna, zeytinyağı, süt, meyve ve şarap zincirlerindeki çok sayıda işletmede cironun %10’undan fazlasını oluşturuyor. RSE yöneticisi Franco Cotana, tarım ve gıda zincirlerinin yan ürünleri ile agro-gıda atıklarının enerji açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda biyometan, bitkisel yağlardan biyodizel, hidrojenle işlenmiş bitkisel yağ ve sürdürülebilir havacılık yakıtı üretimi ile tarımsal faaliyetlerle uyumlu agrivoltaik uygulamalar öne çıkarıldı. Enerji dönüşümünün küçük işletmeler açısından finansman, teknik destek ve eğitim gerektirdiği ifade edildi. İtalya’daki tarım işletmelerinin %74’ünün ekonomik büyüklüğü 25 bin avronun altında bulunurken, gıda ve içecek işletmelerinin %84’ü dokuzdan az çalışan istihdam ediyor. RSE ve CREA, yenilenebilir enerji, elektrifikasyon, dijitalleşme, hassas tarım ve biyokütlelerin değerlendirilmesini; tüketim, maliyet ve emisyonların azaltılmasıyla birlikte işletmelerin enerji özerkliğinin artırılması için başlıca yönler olarak sıraladı.

Kuraklık AB’de Süt Arzını Sınırlayabilir
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Kuraklık AB’de Süt Arzını Sınırlayabilir

Avrupa’nın bazı bölgelerinde kuraklık, yem üretimini ve biyokütle miktarını azaltarak süt üreticilerini daha zorlu bir sezona hazırlanmaya zorluyor. Kaba yem tedarikine ilişkin beklentilerin bozulması, Avrupa Birliği’nde süt arzını etkileyebilir. Süt fiyatlarının geleceğinde yalnızca arz koşulları değil, üretim maliyetleri, süt ürünlerine yönelik talep ve işletmelerin mali durumu da rol oynayacak. Kaynakta, bu unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor.

Şili’de Domates Atıkları Yüksek Değerli Bileşenlere Dönüştürülüyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Domates Atıkları Yüksek Değerli Bileşenlere Dönüştürülüyor

Şili’de Biodryngtech SpA, domates salçası ve püresi üretimi sırasında ortaya çıkan tomasa adlı biyokütleyi yeni gıda bileşenlerine dönüştürmek için modüler bir biyorefineri geliştiriyor. Innova Región de Corfo Metropolitana tarafından desteklenen girişim, bu atıktan likopen, domates çekirdeği yağı ve domates lifi elde etmeyi hedefliyor. Biodryngtech’in BDT teknolojisi, hücresel kavitasyon destekli ekstraksiyon ile 45 °C veya daha düşük sıcaklıkta kurutmayı bir araya getiriyor. Süreçte kimyasal çözücü ve katkı maddesi kullanılmaması, elde edilecek bileşenlerin gıda, nutrasötik ve kozmetik sektörlerinde temiz etiketli ve daha sürdürülebilir formülasyonlarda değerlendirilmesine yönelik fırsat yaratıyor. Şirket, tek bir atık akışındaki farklı bileşenleri ayırarak aynı hammaddeden çeşitli pazarlar için ürünler geliştirmeyi amaçlıyor. Projenin kapsamı, Şili’deki domates işleme sektörünün büyüklüğüyle ilişkilendiriliyor. O’Higgins ve Maule bölgeleri sanayi tipi domates üretiminde önemli bir paya sahip. Corfo O’Higgins Bölge Direktörü Andrés Mejía, bölgedeki tarımsal sanayi faaliyetleriyle atıkların değerlendirilmesi konusundaki sürdürülebilirlik ihtiyacının bu tür girişimlere zemin hazırladığını belirtti. Proje Metropolitana tarafından desteklenirken Biodryngtech’in işleme tesislerinin O’Higgins’te bulunması, iki bölge arasında teknoloji ve tarımsal sanayi bağlantısı kuruyor.

Bungaran Saragih, Endonezya Tarımında Tropik Dönüşüm Çağrısı Yaptı
Görsel kaynağı: Media Perkebunan · Özgün haber

Bungaran Saragih, Endonezya Tarımında Tropik Dönüşüm Çağrısı Yaptı

Prof. Dr. Bungaran Saragih, Endonezya’nın 2045 hedefi doğrultusunda tropik tarımın yalnızca üretim artışıyla değil, biyolojik zenginliğin bilgiye, teknolojiye, yüksek katma değerli ürünlere, istihdama ve toplumsal refaha dönüştürülmesiyle geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bungaran, değerlendirmelerini 16 Eylül 2026’da Tangerang’da, ILDEX 2026 kapsamında düzenlenen “Tropik Tarımın Geleceği: Yüksek Değerli Biyoekonomi için Hulu ve İleri İşleme” başlıklı ulusal seminerde yaptı. Bungaran’a göre Endonezya’nın bitkisel üretim, plantasyon, hayvancılık, balıkçılık, ormancılık, tıbbi bitkiler, mikroorganizmalar ve genetik kaynakları gıda, yem, enerji, ilaç, kozmetik, lif, biyomalzeme, gübre ve biyolojik temelli kimyasallar için temel oluşturuyor. Ancak doğal kaynak potansiyelinin kendiliğinden ekonomik güce dönüşmeyeceğini belirten Bungaran, bunun için nitelikli insan kaynağı, teknoloji, kurumsal yapı, finansman, altyapı ve iyi yönetişim gerektiğini vurguladı. Konuşmada, tarımın yalnızca tarla, bahçe, ahır, balık çiftliği veya ormanla sınırlı görülmemesi gerektiği ifade edildi. Tarımın tohum ve fide, gübre, makine, biyokütle üretimi, işleme, enerji, lojistik, ticaret, finansman, araştırma, dijital teknoloji ve standardizasyonu kapsayan geniş bir ekonomik sistem olduğu belirtildi. Bungaran, ileri işlemenin güçlü olabilmesi için genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi, tohum ve fide sanayisi, toprak sağlığı, yem, biyolojik gübre, makine, veri, yetiştirme teknolojileri ve üretici örgütlenmesi gibi hulu aşamalarının da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bungaran, ileri işlemenin yalnızca fabrika inşa etmek anlamına gelmediğini; emtianın ürüne, ürünün teknolojiye, teknolojinin fikri mülkiyete ve yeni sanayilere dönüştüğü daha geniş bir süreç olduğunu kaydetti. Palm yağında küçük üretici bahçelerinde verim artışı, yenileme çalışmalarının hızlandırılması, yasallık ve izlenebilirliğin iyileştirilmesi, bitki hastalıklarıyla mücadele, fabrika verimliliği ve atıkların enerji, gübre ve biyomalzemeye dönüştürülmesi gereken alanlar arasında gösterildi. Şeker kamışı için de şekerin yanı sıra biyoetanol, küspe kaynaklı elektrik, organik gübre, yem ve biyokütle ürünlerini içeren bütünleşik bir yapı örnek verildi. Endonezya’nın ada ülkesi yapısı nedeniyle üretim merkezlerini liman, depo, soğuk zincir, işleme tesisi, enerji, pazar ve araştırma alanlarına bağlayan güçlü bir tarım-denizcilik lojistiğine ihtiyaç duyduğunu belirten Bungaran, biyokütlenin döngüsel biçimde değerlendirilmesini önerdi. Bu yaklaşımda ana ürün gıda veya sanayi hammaddesine ayrılırken yan ürünlerin yem, enerji, gübre, kimyasal ve malzemeye dönüştürülmesi; su ve besin maddelerinin geri kazanılması, emisyon ve kayıpların azaltılması öngörülüyor. Bungaran ayrıca 2045’e kadar komodite ve bölge temelli yol haritası, sorun çözmeye odaklı inovasyon konsorsiyumları, küçük üreticilerin güçlendirilmesi, tarım-sanayi ve lojistik koridorları ile sonuçlara dayalı ulusal yönetişimden oluşan beş ortak gündem önerdi.

Arjantin, Mısırdan Bioetanol İçin 11. Transgenik Mayayı Onayladı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin, Mısırdan Bioetanol İçin 11. Transgenik Mayayı Onayladı

Arjantin Tarım, Hayvancılık ve Balıkçılık Sekreterliği, mısır bazlı biyokütleden bioetanol üretimini daha verimli hale getirmek için geliştirilen yeni bir transgenik mayaya onay verdi. Karar, SAF Argentina S.A.’nın Saccharomyces cerevisiae Evolve Evergreen adlı maya için yaptığı başvuru üzerine alındı. Resmî kayıtlara göre bu, ülkede onaylanan 11. türde genetiği değiştirilmiş maya oldu. Onay, nişastalı hammaddelerin fermantasyonuyla elde edilen biyoyakıt üretimine dönük düzenleyici hattın sürdüğünü gösteriyor; ancak metinde üretim hacmi, fiyat ya da ticari etki yer almıyor.

Avrupa’da Sıcak ve Kuraklık Yazlık Ürünleri ve Yemleri Zorluyor
Görsel kaynağı: Agroportal · Özgün haber

Avrupa’da Sıcak ve Kuraklık Yazlık Ürünleri ve Yemleri Zorluyor

Avrupa’nın batı ve orta kesimlerinde son iki aydır süren sıcak hava ve yağış eksikliği, yazlık ürünleri ve yem arzını baskılıyor. Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi’nin aylık MARS Bülteni’ne göre etki özellikle Fransa, Almanya’nın güneyi, İtalya’nın kuzeyi ve merkezi ile Avusturya, Çekya, Slovakya, Macaristan ve Romanya’nın batısında belirginleşti. Bültende, yüksek sıcaklıkların yağış yetersizliğiyle birleşerek tarımsal üretim üzerinde baskı oluşturduğu, bazı bölgelerde sulama için su kıtlığının etkileri daha da ağırlaştırdığı belirtildi. Benelüks ülkeleri, Slovenya ve Hırvatistan’da da sıcak ve kuru koşullar yazlık ürünlerde, özellikle mısırda, üretim beklentilerini aşağı çekti. Yem arzı da Batı ve Orta Avrupa’nın geniş bir bölümünde kaygı konusu olmaya devam ediyor. Sıcak ve kurak hava, otlakların उपलब्धlığını ve biyokütle birikimini azalttı. Komisyon, OTP’nin iklim uyumunda; verimli sulama, su tasarrufu ve daha dayanıklı üretim yatırımlarıyla rol oynadığını vurguladı.

Portekiz’de Sıcak ve Kurak Hava Yazlık Ürünleri Baskılıyor
Görsel kaynağı: Agroportal · Özgün haber
Veri haberi

Portekiz’de Sıcak ve Kurak Hava Yazlık Ürünleri Baskılıyor

Avrupa Komisyonu, Portekiz’de son haftalarda görülen sıcak ve kurak havanın özellikle sulamasız mısır ile kuraklığa dayalı ayçiçeği üzerinde baskı oluşturduğunu, ancak yazlık ürünlere ilişkin verim tahminlerinin değişmediğini bildirdi. Komisyona bağlı Ortak Araştırma Merkezi’nin AB’de tarımsal koşulları izleyen son raporuna göre, son iki ayda yaşanan sıcak ve kuru hava bitkilerin olgunlaşmasını hızlandırdı ve biyokütle birikimini sınırladı. Buna karşın, ürünlerin gelişim evresinin ileri olması nedeniyle meteorolojik koşulların nihai biyokütle üzerindeki etkisinin sınırlı kalması bekleniyor. Raporda, sulamalı mısır, patates ve şeker pancarının yeterli sulama sayesinde daha iyi durumda olduğu, hasadın ise Portekiz’de ayçiçeğinde başladığı, patateste de güneyde sona yaklaşırken kuzeyde sürdüğü belirtildi. OTP’nin su tasarruflu sulama, daha verimli su yönetimi ve iklim değişikliğine dayanıklı ürünlere geçişi desteklediği de vurgulandı.

Rio Grande Do Sul’da Buğday Gelişimi Normal Seyrediyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Rio Grande Do Sul’da Buğday Gelişimi Normal Seyrediyor

Emater’e göre Rio Grande do Sul’daki buğday tarlaları genel olarak regular bir gelişim gösteriyor. Kurum, aşırı yağış ve düşük güneşlenmenin bazı alanlarda kısmi kayıp yarattığını, buna karşın üretim potansiyelinin çoğu yerde tatmin edici kaldığını bildirdi. Eyalette bitkilerin %82’si vejetatif dönemde, %14’ü çiçeklenmede, %4’ü ise dane doldurma aşamasında. Nemli alanlarda alt yapraklarda sararma, daha ince saplar ve biyokütlede azalma görüldüğü; yüksek nemin külleme, yaprak lekeleri ve pas hastalıklarını artırdığı belirtildi.