ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

11 haber · Sayfa 1

Günde 50 Gram İşlenmiş Et, Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Artırabilir
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber
Veri haberi

Günde 50 Gram İşlenmiş Et, Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Artırabilir

İşlenmiş et tüketimi, özellikle kalın bağırsak kanseri riskindeki artışla ilişkilendiriliyor. Bu gruba yalnızca pastırma ve sosis değil; sucuk, salam, dondurulmuş et köftesi ve tavuk nuggetları da giriyor. Uzmanlara göre işlenmiş et, tütsüleme, salamura, tuzlama veya kimyasal koruyucu eklenmesiyle elde ediliyor. İşleme sırasında kullanılan nitrit ve nitratların sindirim sisteminde N-nitrozo bileşikleri oluşturabileceği belirtiliyor. Tütsüleme sırasında yağın sıcak yüzeylere damlamasıyla polisiklik aromatik hidrokarbonlar ortaya çıkabiliyor. Yüksek tuz alımının da sindirim sistemi mukozasına zarar vererek kanserojenlerin etkisini kolaylaştırabileceği aktarılıyor. Etin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi veya yanması ek zararlı maddeler oluşturabiliyor; bu bileşiklerin pişirmeyle ortadan kalkmayacağı ifade ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 800'den fazla çalışmanın ardından 2015'te işlenmiş eti Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırdı. Kırmızı et ise Grup 2A'da, yani muhtemel kanserojen grubunda yer aldı. Kaynakta aktarılan değerlendirmeye göre günde yaklaşık 50 gram işlenmiş et tüketimi, kalın bağırsak kanseri riskini yaklaşık %18 artırabilir. Bu miktarın birkaç dilim pastırma, bir sosis veya birkaç dilim şarküteriye karşılık gelebileceği belirtildi. İşlenmiş etle ilgili en güçlü kanıtların kalın bağırsak kanseriyle bağlantılı olduğu, ancak araştırmaların mide, yemek borusu, pankreas ve meme kanseriyle de ilişkiye işaret ettiği aktarıldı. 2025 tarihli bir çalışmanın, kalın bağırsak tümörlerinde beslenmeyle doğrudan bağlantılı kronik iltihaplanmaya dair kanıtlar ortaya koyduğu belirtildi. Uzmanlar ayrıca nitritlerin DNA hasarı, hem demirinin hücre zarları ve DNA üzerinde olası etkileri ile bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmanın risk mekanizmaları arasında sayıldığını ifade ediyor. %18'lik artışın nüfus düzeyinde anlamlı olduğu, ancak kişisel riskin genetik, tüketim sıklığı ve genel yaşam tarzına göre değiştiği vurgulanıyor. Düzenli tüketim, aralıklı tüketime kıyasla daha önemli bir sorun olarak tanımlanıyor. Uzmanlar işlenmiş etin mümkün olduğunca azaltılmasını; yerine fırınlanmış hindi veya tavuk, tofu, humus, fasulye ve mercimek gibi seçeneklerin tercih edilmesini öneriyor. Buharda veya suda pişirme ile düşük sıcaklıkta fırınlama önerilirken kızartma ve etin yandığı ızgaranın sınırlandırılması tavsiye ediliyor.

Bulgaristan Tüketici Komisyonu Gıda Takviyesi Satışlarını İnceliyor
Görsel kaynağı: Dnes.bg · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan Tüketici Komisyonu Gıda Takviyesi Satışlarını İnceliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu (KЗП), gıda takviyesi, mantar ve bitkilerin satışında tüketicileri yanıltabilecek uygulamalar bulunduğu şüphesiyle farklı zincirlere, eczanelere ve satıcılara talimat gönderdi. İnceleme, bu ürünleri ülke genelindeki fiziksel mağazalarda ve çevrim içi olarak satan işletmeleri kapsıyor. Komisyon, bazı ürün açıklamalarında hastalıkları tedavi etmeye yönelik açık ifadeler tespit edildiğini bildirdi. İncelenen ticari uygulamalar, ürünlerin hastalıkları, iltihapları veya insan organizmasının bozulmuş işlevlerini iyileştirebileceği yönündeki iddialara odaklanıyor. Talimatlarda bazı takviyelerin farklı kanser türlerini önleyebileceği ya da tedavi edebileceği, hepatit veya sarılığı iyileştirebileceği öne sürülen ifadeler yer alıyor. Diğer örneklerde ise ürünlerin tiroit işlevini destekleyip tedavi ettiği, mide ve bağırsak sorunlarını, yaraları, kırıkları, ödemi, varisi ve hemoroidi iyileştirdiği iddia ediliyor. KЗП, satıcılardan bu iddiaların dayanağını göstermelerini istiyor. Talep edilen belgeler arasında bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, üretici belgeleri, ürünün ilaç veya başka bir ürün kategorisinde satıldığını gösteren kanıtlar, etiket ve ambalaj kopyaları, bilgilendirme broşürleri ile parti bilgileri bulunuyor. Komisyon, her ürün için kullanılan ifadelerin tedavi özelliği atfedip atfetmediğini ve tüketicileri ürünün amacı ile etkisi konusunda yanıltarak satın alma kararlarını etkileyip etkilemediğini değerlendirecek. Haksız ticari uygulama kanıtlanırsa cezalar yıllık cironun %4’üne kadar çıkabilecek; gerekçesiz fiyat artışlarında ürün başına 10 bin ila 100 bin avro arasında yaptırım uygulanabilecek.

Bulgaristan’da Takviyelerin Tedavi İddialarına İnceleme
Görsel kaynağı: Actualno · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Takviyelerin Tedavi İddialarına İnceleme

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu (KZP), gıda takviyeleri, mantarlar ve bitkisel ürünlerin satışındaki şüpheli uygulamalar nedeniyle çeşitli zincirlere, eczanelere ve satıcılara talimat gönderdi. İnceleme, ürünlerin Bulgaristan’daki fiziksel mağazalarda ve çevrim içi kanallarda hastalıkları, iltihapları veya insan vücudundaki bozulmuş işlevleri tedavi edebileceğini ileri süren ticari içeriklere odaklanıyor. KZP’nin verdiği örnekler arasında bazı ürünlerin kanseri önleyebileceği veya tedavi edebileceği, hepatit ve sarılığı iyileştirebileceği yönündeki ifadeler yer alıyor. Diğer iddialarda takviyelere tiroit sorunlarını, mide ve bağırsak rahatsızlıklarını, ödemi, varisi ve hemoroidi tedavi etme özellikleri atfediliyor. Komisyon ayrıca bazı ürünlerin tümör büyümesini engellediği ya da bağışıklık yanıtını desteklediği yönündeki tanıtımları da incelemeye aldı. Komisyon, satıcılardan bu iddiaların hangi temele dayandığını gösteren kanıtlar istedi. Talep edilen belgeler arasında bilimsel araştırmalar ve uzman görüşleri, üretici belgeleri, etiket ve ambalaj kopyaları, ürünün ilaç ya da başka bir ürün kategorisinde satıldığını gösteren bilgiler ile parti kayıtları bulunuyor. KZP, her ürün için kullanılan ifadelerin hastalık tedavisi veya insan vücudundaki bozulmuş işlevleri etkileme özelliği atfedip atfetmediğini değerlendirecek. Komisyon ayrıca bu ifadelerin tüketicileri ürünlerin amacı ve etkisi konusunda yanıltarak satın alma kararlarını etkileyip etkilemediğini inceleyecek. Haksız ticari uygulamaların kanıtlanması halinde yaptırımlar yıllık cironun %4’üne kadar çıkabilecek. Gerekçesiz fiyat artışı tespit edilmesi durumunda ise ürün başına 10 bin ila 100 bin avro arasında yaptırım uygulanabileceği belirtildi.

Plaza Rural Rematında Genç Erkek Sığır ve Besilik İnek Fiyatları Arttı
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Plaza Rural Rematında Genç Erkek Sığır ve Besilik İnek Fiyatları Arttı

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Uruguay’da Plaza Rural’ın 329. rematında genç erkek sığır ve besilik inek kategorileri fiyat artışlarıyla öne çıktı. 15-16 Ekim’de düzenlenen satışta 11.050 sığır, toplam teklifin %87,68’ine karşılık gelecek şekilde satılırken 1.513 koyunun tamamı alıcı buldu. Plaza Rural Başkanı Ignacio Victorica, satışların akıcı olduğunu, ülkenin farklı bölgelerinden alıcıların katıldığını ve ön tekliflerin etkili olduğunu belirterek rematı olumlu değerlendirdi. Genç erkek sığırlarda üç yaş grubunun tamamında önceki remata göre artış kaydedildi. İki-üç yaş arasındaki hayvanlar ortalama 3,49 ABD doları/kg ile %8,2 yükseldi ve hayvan başına ortalama 1.308 ABD dolarına ulaştı. Üç yaş üstü grupta ortalama 3,36 ABD doları/kg ile %6,2 artış görüldü; satışlar bu iki kategoride tamamen gerçekleşti. Bir-iki yaş grubunda fiyat 3,67 ABD doları/kg’ye, hayvan başına ortalama değer ise 1.231 ABD dolarına çıktı. Bu kategoride satış oranı %98,67 oldu. Besilik ineklerde ortalama fiyat %6,5 artarak 2,73 ABD doları/kg’ye yükseldi. Hayvan başına ortalama 1.077 ABD doları olarak gerçekleşirken kategorideki satışlar tamamlandı. Gerónimo Brea, birçok lotun kilogram başına 2,70 ABD dolarının üzerinde işlem gördüğünü ve 384 kilogramlık bir lotun 3 ABD dolarına satıldığını aktardı. Brea’ya göre sonuçlar, besilik ineklerdeki talep beklentilerini aştı. Buzağı piyasasında ağırlığa göre farklı bir görünüm oluştu. 140 kilogramın altındaki buzağılar ortalama 5,47 ABD doları/kg ile %6,9, 140-180 kilogram arasındaki grup ise 4,78 ABD doları/kg ile %2,2 arttı; her iki grupta satışlar tamamlandı. Buna karşılık 180 kilogramın üzerindeki buzağılar 3,99 ABD doları/kg ile %1,7 geriledi ve satış oranı %86,40’ta kaldı. Buzağıların genel ortalaması %0,5 düşerek 4,15 ABD doları/kg olurken hayvan başına ortalama 897 ABD doları ve satış oranı %89,43 olarak kaydedildi. Genç dişilerde de güçlü sonuçlar alındı. Buzağı dişilerinin ortalama fiyatı 4,17 ABD doları/kg ile aynı kategorideki erkeklerin 4,15 ABD dolarlık değerini aştı ve %3,5 arttı. Bir-iki yaşındaki genç dişiler 3,76 ABD doları/kg ile aynı yaştaki erkeklerin 3,67 ABD dolarlık fiyatının üzerinde kaldı; iki yaş üstündeki genç dişiler ise 3,39 ABD doları/kg’ye ulaştı. Victorica, talebin üreticilerin sürülerini büyütme ve gelecekte buzağı üretimini artırma ilgisini yansıtabileceğini, ancak eğilimin kalıcı olup olmadığının sonraki rematlarda anlaşılacağını söyledi.

Bazı Ultra İşlenmiş Gıdalarla Bağırsak Kanseri Riski Arasında Düşüş İlişkisi
Görsel kaynağı: Daily Mail · Özgün haber
Veri haberi

Bazı Ultra İşlenmiş Gıdalarla Bağırsak Kanseri Riski Arasında Düşüş İlişkisi

Araştırmacılar, tahıl gevreği ve şekerli yoğurtlar gibi bazı ultra işlenmiş gıdaların bağırsak kanseri riskini %25 azaltabileceğine işaret eden veriler bulunduğunu bildirdi. Kaynakta bu ürünlerin söz konusu riskle ilişkisi daha düşük yönlü aktarılıyor. Aynı değerlendirmede sosis ve şarküteri ürünleri gibi işlenmiş etlerin hastalığa yakalanma riskinde %8 artışla ilişkilendirildiği belirtildi. Böylece farklı ultra işlenmiş gıda türleri için risk yönünün aynı olmadığı ifade ediliyor.

Japon Eriği Özütü Helicobacter Pylori’yi Baskıladı
Görsel kaynağı: Lenta.ru · Özgün haber
Veri haberi

Japon Eriği Özütü Helicobacter Pylori’yi Baskıladı

Çinli araştırmacılar, Japon eriği olarak da bilinen mume meyvesinden elde edilen özütün Helicobacter pylori bakterisine karşı antibakteriyel özellik taşıdığını bildirdi. Bakteri mide iltihabına neden olabilir ve mide kanseri riskini artırabilir. Araştırmanın sonuçları Food & Function dergisinde yayımlandı. Araştırmacılar, doğal baskılayıcı maddeleri belirlemek için 17 yenilebilir bitkinin özütünü inceledi. En umut verici sonuç Japon eriğinde görüldü; özüt, bazı antibiyotiklere dirençli türler de dahil olmak üzere bakterinin büyümesini baskıladı ve mide hücrelerine zarar veren genlerin etkinliğini azalttı. Fare deneylerinde iltihap azaldı, mide mukozasının iyileşmesi desteklendi; insan hücreleri üzerindeki deneyler de koruyucu özelliklere işaret etti. Ancak meyvenin kendisini tüketmenin insanlarda enfeksiyonu giderdiğine dair kanıt bulunmuyor.

Kanser Araştırmacısından Bitkisel Süt Uyarısı
Görsel kaynağı: DV · Özgün haber

Kanser Araştırmacısından Bitkisel Süt Uyarısı

Son yıllarda birçok tüketici, hayvan refahı veya daha sağlıklı beslendiği düşüncesiyle inek sütü yerine yulaf, soya ve badem bazlı bitkisel içecekleri tercih ediyor. Bu ürünler kahveye veya kahvaltılık gevreklere eklenerek geleneksel süt gibi tüketiliyor. Ancak haberde bazı bilim insanlarının bitkisel sütlerin otomatik olarak daha sağlıklı kabul edilmemesi gerektiğini söylediği aktarılıyor. Kanser araştırmalarında çalışan doktor Maria Abreu, 7News’e yaptığı açıklamada bazı ürünlerin aşırı işlenmiş gıda niteliği taşıyabileceğini ve içeriklerindeki maddelerle ek bileşenlerin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Abreu’ya göre bu maddeler bağırsakların doğal dengesini etkileyebilir ve en kötü durumda kronik iltihaplanmaya yol açabilir. Uzmanların aktarılan değerlendirmesinde ise tek bir bardak bitkisel süt tüketiminin belirleyici olmadığı, asıl olarak ürünlerin içeriklerinin incelenmesi gerektiği vurgulanıyor. Haberde, bitkisel kaynaklı ürünlerin hayvansal kaynaklı ürünlerden kendiliğinden daha sağlıklı sayılamayacağı ifade ediliyor.

Pestisitlerin Sonlandırılması İçin Fransa'da Binlerce Kişi Gösteri Düzenledi
Görsel kaynağı: Le Monde · Özgün haber

Pestisitlerin Sonlandırılması İçin Fransa'da Binlerce Kişi Gösteri Düzenledi

Fransa’nın Eure bölgesinde binlerce kişi, Syngenta’nın sektördeki fabrikalarından birinin yakınında pestisit kullanımına son verilmesi talebiyle gösteri düzenledi. Eyleme kanser hastaları ile çiftçiler katıldı ve protestocular konuya kamuoyunun dikkatini çekmeye çalıştı. Gösterinin, pestisit meselesini cumhurbaşkanlığı seçim kampanyasının tartışmaları arasına taşıma amacıyla yapıldığı kaynaklarca belirtiliyor. Syngenta, sektörün dünya lideri olarak tanımlanırken, eylemcilerin talebi pestisitlerin kullanımından çıkılması oldu.

Sera Testlerinde Bakteriyofaj P27, Turunçgil Kanseri Lezyonlarını %60’a kadar Azalttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Sera Testlerinde Bakteriyofaj P27, Turunçgil Kanseri Lezyonlarını %60’a kadar Azalttı

São Paulo’daki narenciye bahçelerinde keşfedilen bir bakteriyofaj, turunçgil kanserine karşı umut verici sonuç verdi. Bakterileri enfekte eden bir virüs türü olan bakteriyofaj P27, sera koşullarındaki denemelerde portakal ağaçlarındaki turunçgil kanseri lezyonlarını tedavi uygulanmayan bitkilere kıyasla %60’a kadar azalttı. Xanthomonas citri bakterisinin neden olduğu hastalık, yaprak ve meyvelerde kahverengi lekeler oluşturarak narenciye üretiminde kalite ve verim kayıplarına yol açıyor. Eylül ayında Microbial Genomics dergisinde yayımlanan araştırma, São Paulo Eyalet Üniversitesi (Unesp), Narenciye Savunma Fonu (Fundecitrus) ve Birleşik Krallık’taki Manchester Metropolitan Üniversitesi iş birliğiyle yürütüldü. Bilim insanları, 2018-2021 arasında São Paulo’daki 12 kırsal işletmede yaptıkları taramada 72 bakteriyofaj çeşidi izole etti; bu virüsleri farklı Xanthomonas citri hatlarına karşı enfeksiyon, gelişme, kararlılık ve genetik yapı bakımından değerlendirdi. Araştırmacı Caio Zamunér’e göre sonuçlar, P27’nin bitki dokusundaki bakteriyi enfekte edip yok edebildiğini gösteriyor. Ancak bakteriyofajın tarla koşullarında kullanılabilmesi henüz kesinleşmiş değil. Güneşin ultraviyole ışınları virüsü laboratuvar testlerinde birkaç dakika içinde etkisizleştirdiği için ekip, yaprak üzerinde bakteriyofajı koruyacak formülasyonlar geliştirmeye çalışıyor. Araştırmacılar ayrıca bakteriyel direnci sınırlamak için doğal maddelerin kullanılmasını ve bakteriyofajların daha düşük bakır konsantrasyonlarıyla birlikte uygulanmasını değerlendiriyor.

AB Konseyi, Tarımda Bürokrasi Azaltacak Omnibus X İçin Müzakere Pozisyonunu Onayladı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

AB Konseyi, Tarımda Bürokrasi Azaltacak Omnibus X İçin Müzakere Pozisyonunu Onayladı

AB Konseyi, tarım ve hayvancılık işletmelerinin idari yükünü azaltmayı amaçlayan Omnibus X paketinin kalan bölümü için müzakere pozisyonunu 30 Eylül’de belirledi. Konseyin kabul ettiği metin, bürokrasiyi azaltırken Avrupa Birliği’nin gıda ve yem güvenliği standartlarını korumayı hedefliyor. Paket henüz nihai mevzuat niteliği taşımıyor. Düzenleme, çoğu izinli yem katkı maddesi için sistematik yenileme zorunluluğunu kaldırmayı ve mevcut izinlerde değişiklik yapılmasını kolaylaştırmayı öngörüyor. Belirli beslenme ve teknik bilgilerin dijital etiketle sunulmasına da izin verilecek. Biyositler ve biyolojik mücadele maddelerinde ilk onayların süresi 15 yıla, sonraki yenilemelerin süresi ise 25 yıla çıkarılacak. Gıda ve yem güvenliği bakımından metin, üçüncü ülkelerden ithal edilen ürünlerde özellikle tehlikeli veya toksik maddeler için pestisitlerin izin verilen en yüksek kalıntı limitlerinin teknik sıfıra indirilmesini öngörüyor. Arılar veya yeraltı suları açısından kabul edilemez risk taşıyan maddeler de bu kapsamda değerlendirilecek. Önceki kurallara uygun olarak piyasaya sunulmuş ürünler için geçiş hükümleri uygulanacak. Bitki koruma ürünlerine ilişkin çalışma ve test verilerinin korunma süresi olağan izinlerde 10 yıldan 13 yıla, düşük riskli ürünlerde 13 yıldan 15 yıla çıkarılacak. Veriler, Avrupa Birliği genelinde merkezi bir veri tabanında toplanacak; Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin bilimsel literatür ve izleme verilerini düzenli olarak incelemesine dayalı güvenceler korunacak. Parlamento Avrupa kendi pozisyonunu aldıktan sonra üçlü görüşmeler başlayacak ve nihai anlaşmaya 2026 sonuna kadar ulaşılması hedeflenecek.

Siyah Çiftçi Hakları Savunucusu Timothy Pigford 74 Yaşında Öldü
Görsel kaynağı: AgDaily · Özgün haber
Veri haberi

Siyah Çiftçi Hakları Savunucusu Timothy Pigford 74 Yaşında Öldü

ABD’nin Kuzey Carolina eyaletinde çiftçilik yapan ve Siyah çiftçilerin tarımsal kredi süreçlerinde ayrımcılığa uğradığını savunan Timothy Pigford, 23 Ağustos’ta Washington kentinde 74 yaşında hayatını kaybetti. Pigford, adını taşıyan Pigford v. Glickman davasının başvurucusuydu. Eşi Janice Pigford, ölüm nedeninin kanser olduğunu açıkladı. 1997’de açılan toplu dava, ABD Tarım Bakanlığının (USDA) Siyah çiftçilere yönelik tarımsal kredi ve diğer programları yürütürken ayrımcılık yaptığı ve ayrımcılık şikâyetlerini gerektiği gibi incelemediği iddialarına dayanıyordu. Dava, 1981-1996 dönemindeki ayrımcılık iddialarını kapsıyordu. Federal mahkeme, Nisan 1999’da davayı çözüme kavuşturan uzlaşma kararını onayladı. Uzlaşma, çiftçilerin bireysel başvurularını değerlendirecek bir süreç oluşturdu. Başarılı başvuru sahipleri için 50 bin dolarlık ödeme ile borç, vergi ve diğer bazı destekleri içeren kolaylaştırılmış bir yol sağlandı. İlk uzlaşma ve daha sonra çıkarılan, başvuruları geç yapılan çiftçileri kapsayan düzenlemeler aracılığıyla on binlerce Siyah başvurucuya toplam 2 milyar dolardan fazla ödeme yapıldı. Pigford’un USDA ile yaşadığı anlaşmazlıklar, 1973’te tarımsal kredi arayışıyla başladı. Önce 100 dönüm arazi almak için 47 bin dolar, birkaç yıl sonra da 170 dönüm için 110 bin dolar talep etti ancak başvuruları reddedildi. 1984’te Siyahların sahip olduğu tarım arazilerindeki kayıplar ve finansmana erişim engelleri hakkında Kongre alt komitesinde ifade verdi. Uzlaşmanın uygulanması daha sonra bazı başvuruların doğrulanması ve süreçteki belge koşulları nedeniyle eleştirildi. Eşi, ailenin Pigford’un ölümünde de borç içinde olduğunu belirtti. Pigford, Kuzey Carolina Valisi Josh Stein tarafından şubat ayında eyaletin önemli onurlarından Order of the Long Leaf Pine ile ödüllendirildi.