ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

13 haber · Sayfa 1

Uzman: Rejeneratif Tarım Uygulamaları Göstergelerle Ölçülmeli
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Uzman: Rejeneratif Tarım Uygulamaları Göstergelerle Ölçülmeli

Rejeneratif tarımın yalnızca kullanılan uygulamaların listelenmesiyle tanımlanamayacağı, üretim alanında hangi sonuçların ortaya çıktığının göstergelerle izlenmesi gerektiği belirtildi. Vitalforce Üst Yöneticisi Sheilla Albuquerque, rejeneratif tarımın verimlilik, iklim, finansman, tedarik zincirleri ve tarımın geleceğiyle bağlantılı olarak önem kazandığını söyledi. Albuquerque’ye göre bundan sonraki aşama, hangi unsurların gerçekten yenilendiğini ve bu değişimin çiftlikte ne sonuç verdiğini uygulamada ortaya koymak. Uzman, doğrudan ekim, münavebe, toprak örtüsü, üretim sistemlerinin entegrasyonu, biyolojik girdilerin kullanımı ve suyun korunmasının rejeneratif sürece katkı sağlayabileceğini belirtti. Ancak bu araçların benimsenmesi, bir alanın kendiliğinden rejeneratif hale geldiğini kanıtlamıyor. Albuquerque, teknoloji seçimine geçmeden önce üretim alanındaki temel sorunun anlaşılması gerektiğini; aksi halde yatırımların asıl sınırlamayı çözmeden yapılabileceğini ifade etti. Albuquerque’ye göre toprak değerlendirmesinde yalnızca kimyasal verimlilik göstergelerine veya bitki örtüsüne odaklanmak eksik sonuçlara yol açabilir. Kimyasal analizler iyi besin düzeyleri gösterse bile toprakta sıkışma, düşük su sızması veya kök gelişimini sınırlayan koşullar bulunabilir. Benzer şekilde, iyi bitki örtüsü besin dengesizliklerini ya da düşük biyolojik etkinliği gizleyebilir. Kuraklık, aşırı sıcak veya yoğun yağış dönemlerinde toprak yapısı, kök derinliği, örtü ve su depolama kapasitesi bitkinin stres karşısındaki tepkisini etkiliyor. Bu nedenle değişimin toprakta, kaynak kullanımında, bitki tepkisinde ve üretim istikrarında birlikte ölçülmesi gerekiyor.

Paraguay’da Mısır Tarlalarında Spodoptera Frugiperda Uyarısı
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da Mısır Tarlalarında Spodoptera Frugiperda Uyarısı

Paraguay Tarımsal Biyoteknoloji Enstitüsü (INBIO), ülkenin farklı bölgelerindeki mısır ekimlerinde Spodoptera frugiperda zararlısının yüksek görülme sıklığı konusunda uyardı. Kurumun 2026 denemelerine göre kaydedilen zararlar, geleneksel çeşitlerle böceklere karşı koruma teknolojileri taşıyan transgenik tohumlarda benzer oldu. INBIO Mısır Islah Programı koordinatörü Lourdes Cuba, durumun zararlının bazı koruma teknolojilerine direnç geliştirmesiyle ilişkili olabileceğini söyledi. INBIO, daha düşük ürün korumasının mısır üreticilerinde verimlilik ve gelir kayıplarını artırabileceğini belirtti. Koruma teknolojili tohumların zararlıyı tek başına kontrol etmek için yeterli olmadığını bildiren kurum, ekimin ilk aşamalarından itibaren izleme yapılmasını, zararların zamanında tespit edilmesini ve kimyasal ile biyolojik insektisitlerin birlikte kullanılmasını önerdi. Kurum ayrıca, ekili alanın %10’unu kaplaması gereken konvansiyonel mısırdan oluşan sığınak parsellerinin üreticilerin neredeyse hiçbiri tarafından uygulanmadığını aktardı. Bu alanların böceklerde direnç gelişimini geciktirmeye ve koruma teknolojilerinin etkinliğini korumaya yardımcı olduğu belirtildi. Bazı tohumlar zararlıyı daha istikrarlı kontrol etse de INBIO, münavebe, ürünlerin dönüşümlü kullanımı ve sürekli izlemeyi içeren entegre mücadele yaklaşımını savundu.

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor

Kışlık soğan dikiminden önce tarlada daha önce hangi ürünün yetiştiğinin ve toprağın durumunun değerlendirilmesi öneriliyor. VSN’nin aktardığı değerlendirmeye göre sarımsak ve diğer soğan türleri, aynı familyadan oldukları ve ortak hastalık ile zararlıları taşıyabildikleri için uygun öncüller arasında bulunmuyor. Bu ürünlerden sonra soğan yetiştirildiğinde ürün zayıflayabiliyor. Aynı ürünlerin aynı yerde birkaç yıl üst üste yetiştirilmesi, hastalık etmenlerinin toprakta birikme riskini artırabiliyor. Bu nedenle soğanın aynı yatağa 3–4 yıldan önce döndürülmemesi, tarlada hastalık görülmüşse daha uzun ara verilmesi tavsiye ediliyor. Pırasa ve süs soğanları da aynı familyadan oldukları için iyi öncüller sayılmıyor. Patatesten sonra kışlık soğan dikmek mümkün; ancak patates için fazla gübre kullanılmışsa veya tarlada çok sayıda bitki artığı kalmışsa dikim öncesinde toprağın hazırlanması gerekiyor. Lahana da toprak tükenmemiş ve hastalık sorunu yaşanmamışsa kullanılabilir. Salatalık, kabak, bal kabağı, bezelye, fasulye ve yabancı otlardan temizlenmiş, iyi hazırlanmış tahıl alanları uygun öncüller arasında gösteriliyor. Baklagiller, azot bağlayan bakterilerle etkileşim sayesinde toprağa bir miktar azot bırakabiliyor; ancak bu durum sonbaharda fazla azotlu gübre verilmesini gerektirmiyor. Dikim için güneşli ve su birikmeyen alanların seçilmesi, gerekirse olgun kompostun toprağa eşit biçimde karıştırılması öneriliyor. Kullanılacak soğanlıkların sert, çürüme, leke ve mekanik hasar bulunmayan sağlıklı materyal olması gerekiyor. Fazla gübre daha büyük soğanları garanti etmezken kışlamayı kötüleştirebilir. Soğan büyüklüğünü ayrıca çeşit, dikim materyalinin kalitesi, ışık, toprak yapısı ve asitliği, nem ile ilkbahar bakımı da etkiliyor. En iyi sonuç için münavebe, sağlıklı dikim materyali ve iyi hazırlanmış alanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

İzlanda'da İklim Dostu Tarım Projesi Yeni Çiftçilere Açılacak
Görsel kaynağı: Bændablaðið · Özgün haber
Veri haberi

İzlanda'da İklim Dostu Tarım Projesi Yeni Çiftçilere Açılacak

İzlanda’da iklim dostu tarım uygulamalarını geliştirmeyi amaçlayan Loftslagsvænn landbúnaður projesine yeni katılımcıların 2026 sonbaharı ve 2027 ilkbaharında alınması planlanıyor. Çiftçiler, tarım danışmanlığı kuruluşları, çevre kurumları ve tarım ile çevre alanındaki bakanlıkların iş birliğiyle yürütülen projeye tüm tarım dallarındaki işletmeler başvurabilecek. Projeye ilk çiftçiler 2020’de katılırken bugüne kadar yaklaşık 60 işletme yer aldı. Proje, çiftçilerin sera gazı salımını azaltmasına, arazilerde karbon tutumunu artırmasına ve İzlanda tarımında sürdürülebilirlik ile kaynak kullanımını güçlendirmesine destek vermeyi hedefliyor. Çalışmalarda gübre kullanımı ve besin yönetimi, toprak sağlığı ve karbon tutumu, sürdürülebilir işletme yöntemleri ile kaynakların verimli kullanımı öne çıkıyor. Proje kapsamında sera gazı salımını azaltan uygulamaların işletme maliyetlerini ve israfı düşürebileceği, ürün miktarını artırabileceği ve ekonomik verimliliği destekleyebileceği belirtiliyor. Katılımcılara eğitim, danışmanlık ve uygulamalı bilgi paylaşımının yanı sıra çevrim içi toplantılar ve proje kapsamındaki işletmelere ziyaretler sunuluyor. Uzmanlar toplantılarda teknik bilgi aktarırken çiftçiler de kendi deneyimlerini, fikirlerini ve çözüm önerilerini diğer katılımcılarla paylaşıyor. İşletmelerde düzenlenen atölyelerde ise her çiftliğin kendine özgü çevre, üretim ve işletme koşulları inceleniyor; akranlar arası öğrenme, doğrudan çalışma koşulları üzerinden yürütülüyor. Her katılımcı işletmenin kendi koşulları, kapasitesi ve fırsatlarına göre gerçekçi bir eylem planı hazırlaması bekleniyor. Planlarda işletme yöntemlerinin iyileştirilmesi, sulak alanların restorasyonu, arazi ıslahı, ormancılık ve girdilerin daha iyi kullanılması gibi uygulamalar yer alabiliyor. Projeye katılım için başvuru sahiplerinin tarımsal işletme yürütmesi ve yasal raporlama şartlarını karşılaması gerekiyor. Yeni katılımcıların ayrıca temel iklim konularının ele alınacağı hazırlık atölyeleri ile çevrim içi toplantılara katılması ve kendi işletmelerine uygun uygulanabilir adımlar belirlemesi isteniyor. Proje kapsamındaki atölyelerden biri Fljótsdalshérað bölgesindeki Vallanes’te 21 Eylül’de düzenlendi. Toplantıda organik tarım, toprak sağlığı, organik gübrelerle toprak verimliliğinin korunması, münavebe ve pestisit kullanmadan yabancı ot kontrolü konuşuldu. Bir sonraki atölyenin 13 Ekim’de Bárðardalur’daki Svartárkot’ta yapılması planlanıyor. Bu toplantıda tarımda sürdürülebilirliğin yanı sıra sınır bölgelerindeki fırsat ve zorluklar, yerel doğal kaynakların kullanımı, arazi ıslahı, yetiştiricilik ve ormancılık ele alınacak.

Uruguay’da Soya Ekimi İçin 1,32 Milyon Hektara kadar Alan Beklentisi
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Uruguay’da Soya Ekimi İçin 1,32 Milyon Hektara kadar Alan Beklentisi

Uruguay’da gelecek kampanyada soya ekim alanının 1,3 milyon ile 1,32 milyon hektar arasında olması bekleniyor. Germán Bremermann’ın aktardığı tahminler, önceki kampanyada ekilen yaklaşık 1,05 milyon hektarın üzerinde bir alana işaret ediyor. Bremermann, değerlendirmeleri üreticiler ve teknisyenlerden alınan bilgilerin sunulduğu yıllık teknik toplantıda paylaştı. Bununla birlikte, söz konusu rakam kesinleşmiş bir ekim alanı değil, ekim niyetini gösteren bir tahmin olarak aktarılıyor. Alanın gerçekleşmesi hava koşullarına ve planlanan ekim tarihlerine uyulabilmesine bağlı olacak. Özellikle ikinci soyanın, iyi verim beklentisini koruyacak bir dönemde tarlaya alınması önem taşıyor. Önceki soya kampanyası ise kuraklığın etkisiyle zorlu geçti; üretim 2024-2025 dönemindeki yaklaşık 4 milyon tondan 2025-2026’da yaklaşık 2,1 milyon tona geriledi ve ulusal verim son 10 yılın en düşük üç seviyesinden biri oldu. Kolza da Uruguay tarımındaki ağırlığını artırıyor. Tahminlere göre alanı 380.000 ile 400.000 hektar arasında olacak kolza, bu yıl ülkedeki en geniş kışlık ürün konumuna geliyor. Bremermann’a göre ürün; münavebeyi çeşitlendirme, yabancı ot ve hastalık yönetimini kolaylaştırma, tarımsal faaliyetleri zincir boyunca dağıtma ve toprağın kullanımını yoğunlaştırma açısından katkı sağlıyor. Kolzanın ekim sonu ile kasım başı arasındaki erken hasadı, ikinci soyanın uygun tarihlere yakın ekilmesine de imkân verebiliyor. Kolzanın ulusal verimi son dört yılda hektar başına yaklaşık 1.700-1.750 kilogram düzeyinde istikrarlı kaldı. Teknoloji ve yönetim uygulamalarında öne çıkan üreticilerde ise 2.000 kilogramın üzerine çıkma, bazı durumlarda hektar başına 2.500 kilograma yaklaşma beklentisi bulunuyor. Bu potansiyel sonuçların ulusal ortalamayı temsil etmediği, daha düşük teknoloji yatırımı yapılan veya üretim koşulları daha elverişsiz alanların da ortalamaya dahil olduğu belirtildi. Beklentilerin gerçekleşmesi hasat dönemindeki koşullara bağlı olacak. Diğer yağlı tohumlarda görünüm daha sınırlı. Carinata alanı önceki yılki genişlemenin ardından sert biçimde gerilerken, bu ürün için yetiştirme yönetimi, bölgesel uyum ve alıcı pazarların geliştirilmesine ihtiyaç duyuluyor. Camelina Uruguay koşullarına uyum açısından daha erken bir aşamada ve niş denemelerle değerlendiriliyor. Ayçiçeğinde ise bu kampanyada önemli bir alan artışı öngörülmüyor. Bremermann ayrıca teknoloji ve üretim yönetimindeki ilerlemelerin, iklim değişkenliği karşısında tarımsal üretime daha fazla istikrar sağlayabildiğini söyledi.

Moldova, Tarımsal Kaynaklara Erişimde Cinsiyet Farklarını BM Raporuna Ekliyor
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber

Moldova, Tarımsal Kaynaklara Erişimde Cinsiyet Farklarını BM Raporuna Ekliyor

Moldova, kadınlar ve erkekler arasındaki tarımsal kaynaklara erişim farklarını ilk kez Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi (UNCCD) kapsamındaki ulusal raporuna dahil edecek. Toprak, su, finansman ve kuraklığa uyum önlemlerine erişimdeki farklılıkları ele alan cinsiyet analizi, 16 Ekim’de başkent Kişinev’de düzenlenen bir atölyede sunuldu ve tartışıldı. Çalışma, ulusal raporlamada arazilerin durumuna ilişkin bilgilere kadınlar ve erkekler arasındaki erişim farklarını da ekleyecek. Değerlendirmeye göre küçük ve parçalı tarım işletmeleri, sulama imkanlarının sınırlı olması, makine ve finansmana erişimdeki güçlükler kadın çiftçilerin toprak bozulmasını önleme ve kuraklığa uyum sağlama imkanlarını azaltıyor. Ev içindeki sorumluluklar da kadınların eğitimlere ve ekonomik faaliyetlere ayırabildiği zamanı kısıtlıyor. Analizde, su kıtlığının su temini, hayvanların bakımı ve ailenin gıda ihtiyacının karşılanması için gereken süreyi artırabildiği, bunun da kadınların mesleki ve ekonomik gelişim faaliyetlerine katılımını zorlaştırabildiği belirtildi. Yeni verilerin raporlamaya eklenmesiyle desteğe ihtiyaç duyan kişilerin ve kadın çiftçilerin sürdürülebilir tarım uygulamalarını hayata geçirmesini engelleyen koşulların belirlenmesi amaçlanıyor. Kaynakta örnek verilen uygulamalar arasında toprağın örtülmesi, münavebe ve suyun verimli kullanılması bulunuyor. Atölyede ayrıca Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin toplumsal cinsiyet eşitliği eylem planı ile bu planın Moldova’da uygulanma biçimleri sunuldu. Tartışılan öneriler arasında küçük çiftliklerin koşullarına uygun uygunluk ve ortak finansman ölçütleri oluşturulması, finansman başvurularının hazırlanmasına destek verilmesi ve eğitimlerin yerel yerleşimlerde, tarımsal faaliyetler ile bakım sorumluluklarına uygun saatlerde düzenlenmesi yer aldı. Tarıma destek sağlayan kurumların, yardım isteyen ve yardım alan kadınlarla erkeklerin sayılarını, finansman tutarlarını ve sağlanan destek türlerini ayrı ayrı toplaması da önerildi. Bu bilgilerin, desteklerin dağılımının değerlendirilmesine ve erişimde sorun yaşayan gruplara yönelik programların uyarlanmasına katkı sağlaması bekleniyor. Yerel yönetimlere ise arazi kullanan kadın ve erkeklerle, özellikle kadın çiftçiler ve küçük işletmelerle istişare yürütmeleri önerildi. Kadınların arazi komisyonları, kooperatifler ve su kullanıcı birliklerinde temsil edilmesi, ayrıca istişarelerde ortaya çıkan öneriler ile bunların alınan önlemlere nasıl yansıtıldığının belgelenmesi tavsiye edildi. Atölyede raporlama sürecinde uydu verilerinin kullanımı ve projenin ilerlemesi de ele alındı. Etkinlik, AO EcoContact tarafından Küresel Çevre Fonu’nun desteğiyle, Birleşmiş Milletler Çevre Programı aracılığıyla yürütülen Moldova’nın 2026 UNCCD ulusal raporlama projesi kapsamında düzenlendi.

Yapay Zekâ, Avrupa Tarımında Verimlilik ve Kârlılık İçin Fırsat Sunuyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

Yapay Zekâ, Avrupa Tarımında Verimlilik ve Kârlılık İçin Fırsat Sunuyor

Yapay zekâ ve dijitalleşme, bitki ıslahını hızlandırarak kaynak kullanımını daha verimli hâle getirebilir ve çiftçilerin kârlılığını destekleyebilir. Lantmännen Genel Müdür Yardımcısı ve Teknoloji Direktörü Per Arfvidsson, bu değerlendirmeyi Copa-Cogeca’nın Avrupa Tarım Kongresi kapsamında Stockholm’de 14 Ekim’de düzenlenen yapay zekâ panelinde yaptı. Arfvidsson’a göre teknolojinin gerçek değer üretmesi için kalite güvencesinden geçmiş büyük hacimli verilere ve çiftliklerde somut fayda sağlayan çözümlere ihtiyaç bulunuyor. Lantmännen, Svalöv’deki yeni tesis için 100 milyon İsveç kronu yatırım yapıyor. Şirket, uzun süredir yürüttüğü dijitalleşme çalışmaları ile yapay zekâ işlevlerini kullanarak yeni bitki çeşitlerini daha hızlı geliştirme imkânı görüyor. Arfvidsson, yapay zekâ destekli dijital araçların gübre, bitki koruma ürünleri ve suyun daha verimli kullanılmasına katkı sağlayabileceğini belirtti. Lantmännen’in çoğunluk hissesine sahip olduğu teknoloji şirketi Cgrain, yapay zekâ ve gelişmiş görüntü analizi kullanarak tahıl kalitesini otomatik ve hızlı biçimde değerlendiriyor. Bu teknoloji, şirketin bitki ıslahı ve tahıl faaliyetlerinde kullanılıyor. Lantmännen’in kısmen sahip olduğu Agronod AB ise çiftçilerin verilerini güvenli biçimde paylaşmasına ve depolamasına olanak veren bir veri platformu ve altyapı sunuyor. Agronod’un Agrosfär adlı iklim aracı, üretimin iklim etkisinin hesaplanmasına yardımcı oluyor. Arfvidsson, dijitalleşme ve yapay zekânın üretim kararlarının dayanaklarını geliştirebileceğini, raporlamayı otomatikleştirerek çiftçilerin idari yükünü azaltabileceğini ifade etti. Bununla birlikte çiftçilerin verileri üzerindeki teknik ve hukuki kontrolünü koruması gerektiğini vurguladı. Ürünler, münavebe ve satışla ilgili stratejik kararların çiftçiler tarafından verilmeye devam edeceğini söyledi.

Euskadi’de 2026 OTP Yardımlarının 26,6 Milyon Avroluk Avansı 16 Ekim’de Başlıyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Euskadi’de 2026 OTP Yardımlarının 26,6 Milyon Avroluk Avansı 16 Ekim’de Başlıyor

İspanya’nın Euskadi bölgesinde 2026 yılı Ortak Tarım Politikası (OTP) doğrudan yardımlarının 26,6 milyon avroluk avansı 16 Ekim’den itibaren ödenmeye başlayacak. Ödeme takvimini Bask Tarım Departmanı açıkladı. Ödemeler, belirlenen kontrolleri geçen dosyalar için sonuçlandırılacak. Avansın başlıca kalemleri arasında sürdürülebilirlik için temel gelir desteği, yeniden dağıtım desteği ve genç çiftçilere yönelik ek ödeme bulunuyor. Bu kapsamda sırasıyla 12,6 milyon, 2,7 milyon ve 766.480 avro ayrıldı. Hayvancılık destekleri içinde et sığırı yetiştiren ekstansif işletmelere 2,5 milyon avro, sürdürülebilir süt sığırcılığı üretimine 1,9 milyon avro ve ekstansif otlatmaya 2,4 milyon avro ödenecek. Paket ayrıca sürdürülebilir bitkisel protein ve şeker pancarı üretimini destekliyor. Avans kapsamında otlatma, sürdürülebilir biçim, meralarda biyolojik çeşitlilik, doğrudan ekim, iyileştirici türlerle münavebe, bitkisel örtü ve biyolojik çeşitlilik alanlarına ilişkin tarımsal-çevresel tedbirler de yer alıyor. Yardımın %90’ına kadarının aralık ayının ilk yarısında ödenmesi planlanıyor. Ekim avansını alan dosyalar için bu ödeme %15’lik ek tutar anlamına gelecek; ekim ayında bekletilen ve aralık ödemesine alınabilecek dosyalara ise %90 tek seferde verilecek.

Soya Denemelerinde Erken Ekim ve Münavebe Avantajı
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Soya Denemelerinde Erken Ekim ve Münavebe Avantajı

RealAgriculture’ta yayımlanan Wheat Pete’s Word bölümünde Kanada’daki soya ve buğday denemelerinin sonuçları değerlendirildi. Yüksek verimli soya parsellerinde 90–95 bu/ac verim görülürken, erken ekim tarihlerinin soya veriminde 15 bu/ac’ye kadar avantaj sağlayabildiği aktarıldı. Sıvı NPK, kükürt ve biyolojik uygulamaların da bu parsellerde olumlu verim tepkisi verdiği belirtildi. Münavebenin etkisi de denemelerin öne çıkan sonuçları arasında yer aldı. Sürekli soya ekilen tarlalar, münavebeli alanların 24 bu/ac’ye kadar gerisinde kaldı; bu alanlarda test ağırlığı ve numune kalitesi de daha düşük oldu. Mısır anızına doğrudan ekilen çift sıralı soyanın ise rekabetçi verim sağladığı ve sonbaharda buğday ekimini kolaylaştırdığı kaydedildi. Buğday denemelerinde Ontario’nun 2026 ortalama verimi 95,1 bu/ac olarak verildi. Sert kırmızı buğdayın yaz kuraklığından etkilendiği belirtilirken, eylülün erken dönemindeki ekimlerin daha yüksek günlük ısı birikimi sayesinde ay sonundaki ekimlerden daha hızlı çıktığı aktarıldı.

ABD'de Patates Kist Nematoduyla Mücadelede Başarı Sağlandı
Görsel kaynağı: AgDaily · Özgün haber

ABD'de Patates Kist Nematoduyla Mücadelede Başarı Sağlandı

ABD'nin Idaho eyaletindeki 120 akrelik (yaklaşık 48,6 hektar) bir patates tarlası, 19 yıl boyunca federal düzenleme altında tutulduktan sonra 2 Temmuz 2025'te tamamen deregüle edildi. Bingham County'deki tarla, soluk kist nematodu olarak bilinen Globodera pallida'dan arındırıldığı belirlenerek yeniden patates üretimine açıldı. Bu, ABD'de söz konusu nematod programından tamamen çıkarılan ilk tarla oldu. Tarlanın serbest bırakılması; sıkı sanitasyon protokolleri, tekrarlanan toprak fümigasyonu, nematodun konukçusu olan bitkilerin ekimine yönelik kısıtlamalar ve çok sayıda toprak örneğinin laboratuvar testinden geçirilmesiyle mümkün oldu. Deregülasyon için tüm analizlerin negatif sonuç vermesi gerekti. Süreç, Idaho'da nematodun kontrol ve eradikasyonunun uzun süreli ve maliyetli olabildiğini gösterdi. Soluk kist nematodu, patates köklerinde beslenen ve çoğalan, toprakta kist içinde bulunan yumurtalarıyla uzun süre canlı kalabilen bir zararlı. Yumurtalar, konukçu bitki bulunmasa bile 30 yıla kadar canlılığını koruyabiliyor. Yoğun istilada verim kaybı %80'e ulaşabilirken, orta düzeyde istilada %15 ila 30 arasında kayıp görülebiliyor; üstelik bitkinin toprak üstü bölümlerinde belirgin belirtiler ortaya çıkmayabiliyor. Nematodun Idaho'daki mevcut yayılımı Bingham ve Bonneville ilçelerinde yaklaşık 13,7 kilometrelik bir yarıçapla sınırlı ve eyaletin patates üretim alanının %1'inden azını kapsıyor. Yayılmada tarım makineleri, hasat ekipmanları, kamyon lastikleri ve toprağı taşıyan diğer araçlar etkili olabiliyor. Bu nedenle düzenlemeler kapsamında ekipmanların basınçlı suyla yıkanması ve buharla sterilize edilmesi isteniyor. Mücadele, patatesin tarladan çıkarılmasıyla sınırlı değil. Patates ekilmeyen dönemlerde nematod popülasyonu doğal olarak azalabilse de kistlerdeki yumurtalar uzun süre canlı kalabiliyor ve patates yeniden ekildiğinde popülasyon hızla artabiliyor. Idaho Üniversitesi araştırmalarında, dirençli patates çeşidiyle tuzak bitkisinin bir arada kullanıldığı çok yıllı münavebenin nematod yoğunluğunu azaltabildiği bildirildi. Tuzak bitkisi, nematodun yumurtadan çıkmasını teşvik ederken yaşam döngüsünü tamamlamasına izin vermiyor.

Kısa Dönemli Ayçiçeği Romanya’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İçin Fırsat Sunuyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Kısa Dönemli Ayçiçeği Romanya’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İçin Fırsat Sunuyor

Romanya tarımının, Avrupa’da büyüyen sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) pazarına hammadde sağlayabileceği Corteva Agriscience’ın düzenlediği toplantıda ele alındı. Tartışmada, ana ürünler arasındaki dönemde yetiştirilebilen kısa dönemli ayçiçeğinin Romanyalı çiftçiler için yeni bir pazar ve ek gelir olanağı oluşturup oluşturamayacağı değerlendirildi. Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation girişimi, uçak yakıtında SAF payının 2025’te %2’den 2030’da %6’ya, 2050’de ise %70’e çıkarılmasını öngörüyor. Toplantıda, sonbahar tahıllarından sonra normalde kullanılmayan arazilere ekilebilen kısa dönemli ayçiçeğinin gıda üretiminin yerine geçmeden yağlı tohum hammaddesi sağlayabileceği belirtildi. Bu ara ürünlerin mevcut tarım arazilerinde yetiştirilerek toprağın örtülü kalmasına da katkı sağlayabileceği ifade edildi. Corteva Avrupa Bölgesel Portföy Lideri Etienne Bouquet, uygunluk ve sertifikasyon kurallarının tarladaki üretim koşullarını doğru yansıtması gerektiğini söyledi. Yenilenebilir Enerji Direktifi’nin (RED III) ve biyoyakıtlar için uygun hammaddeleri sıralayan Ek IX’un ara ürünleri tanıdığı, ancak teknik tanım ile sertifikasyon kurallarının gerçek tarımsal uygulamalarla daha iyi örtüşmesi gerektiği aktarıldı. Bouquet, aşırı kısıtlayıcı kuralların çiftçilerin iklim ve münavebe koşullarına uygun kısa dönemli hibritleri seçme esnekliğini azaltabileceği uyarısında bulundu. Corteva ile bp’nin tarımsal üretimi biyoyakıt pazarlarına bağlamak amacıyla kurduğu Etlas, ilk teslimatlara 2027’de başlamayı ve 2030’ların ortasına kadar yıllık 1 milyon ton yağlı tohum hammaddesine ulaşmayı hedefliyor. Şirket, bu miktarın yaklaşık 800 bin ton biyoyakıta karşılık geleceğini belirtiyor. Etlas yöneticisi Ignacio Conti’ye göre Romanya, 2025’te AB’de ayçiçeği ekim alanı ve üretiminde ilk sırada yer aldı; ülkenin enerji stratejisi de 2030’a kadar gelişmiş biyoyakıtlara %3,5 pay öngörüyor. Üretici açısından modelin temel koşulu, kısa dönemli hibritin sonraki ana ürünü geciktirmeyecek kadar erkenci olması. Toplantıda ayrıca ikinci ürün ayçiçeğinin ekonomik başarısının yalnızca yetiştirme performansına değil, hasat sonrasında satış koşullarına da bağlı olduğu belirtildi. İşleme sonucunda elde edilen ayçiçeği küspesinin hayvan yemi için protein kaynağı olarak kullanılabileceği aktarıldı. Tartışmanın ardından Giurgiu’daki TOTAGRO çiftliğinde, sonbahar tahıllarından sonra ekilmiş kısa dönemli ayçiçeği parselleri incelendi.

Polonya’da Soya Yetiştiriciliği Bu Sezon Kârlı Olabilir
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Polonya’da Soya Yetiştiriciliği Bu Sezon Kârlı Olabilir

Polonya Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı (MRiRW), soya yetiştiriciliğinin bu sezon çiftçiler için kârlı bir alternatif olabileceğini belirtti. Bakanlığa göre soyanın Polonya’da önemi artıyor ve ekim alanı 100 bin hektarı aşıyor. Bakanlık, soya üretiminde uygun tarla hazırlığı ile doğru toprak reaksiyonunun önemli olduğunu bildirdi. Bitkinin münavebede iyi sonuç verdiği, bağladığı azotun bir bölümünden sonraki ürünün yararlanabildiği kaydedildi. Hasadın satılabileceği bir pazarın bulunması da üretici açısından belirleyici.

Fransa’da 2026 Buğday Hasadı Kalite Göstergeleriyle Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da 2026 Buğday Hasadı Kalite Göstergeleriyle Öne Çıktı

FranceAgriMer ve Arvalis, 16 Eylül’de Fransa’da 2026 buğday hasadının kalite sonuçlarını açıkladı. Toplama silolarına giriş aşamasında, tahıl işlenmeden önce yapılan değerlendirmede özellikle yumuşak buğdayın kalite göstergeleri güçlü bulundu. FranceAgriMer’den Chatou Laouan Brem Boundi, toplam ürünün tamamında Hagberg düşme sayısının 250 saniyenin üzerinde olduğunu, partilerin %97’sinin ise 300 saniyeyi aştığını belirtti. Yumuşak buğdayda hektolitre ağırlığı ulusal ortalamada 79,3 kilogram oldu ve partilerin %97’si 76 kilogramlık eşiği geçti. Ortalama nem %11,3’e gerilerken protein oranı %11,8’e yükseldi. Hamurun ekmekçilik gücünü gösteren W değeri ortalama 204 olarak ölçüldü; partilerin yaklaşık %84’ü 170 eşiğinin üzerinde kaldı. Ekmekçilik denemelerinde ortalama puan 300 üzerinden 258’e ulaştı. Intercéréales’in alıcıların taleplerine göre hazırladığı sınıflandırmada yumuşak buğdayların %87’si Premium veya Üstün kategorilerinde yer aldı. Araştırma, 11 bölgedeki 276 noktadan alınan 556 numuneye dayanıyor. Makarnalık buğdayda da protein oranı %14,3’e çıktı; partilerin %92’si %13 eşiğini geçti. Ortalama nem %10,5 olurken, düşük çimlenmiş, benekli ve fuzaryumlu tane oranı %1,3’te kaldı. Kalite sonuçları üreticiler açısından memnuniyet yaratırken, gelecek kampanyaya ilişkin koşullar daha kaygı verici değerlendirildi. FranceAgriMer’den Benoît Piètrement, devam eden kuraklık ve ekonomik baskılar nedeniyle anlamlı miktarda yağış gerektiğini söyledi. Kuru toprakta yapılan kolza ekimleri, zararlı baskısı, bozulan münavebe planları ve yüksek girdi fiyatları üreticilerin endişelerini artırıyor.