ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

26 haber · Sayfa 1

Japonya'da Pirinç Fiyatları Stok Fazlasıyla Geriliyor
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Japonya'da Pirinç Fiyatları Stok Fazlasıyla Geriliyor

Japonya'da pirinç fiyatlarındaki düşüş, piyasaya daha fazla ürün ulaşması ve özel sektör stoklarının yükselmesiyle sürüyor. 2025 hasadının sevk edilmeye başlamasının ardından tüketiciler ve restoranlar daha düşük fiyatlı stoklanmış veya ithal pirince yöneldi. Bu nedenle 2025 hasadının bir bölümü satılmadan kaldı ve piyasadaki arz baskısı arttı. Tarım, Orman ve Balıkçılık Bakanlığı verilerine göre toptancılar ile diğer işletmelerin elindeki özel sektör pirinç stokları Haziran 2026'da 2,43 milyon metrik tona ulaşarak şimdiye kadarki en yüksek seviyeyi gördü. Bu miktar, uygun stok seviyesi olarak belirtilen 2 milyon tonun üzerinde bulunuyor. Ayrıca 25 Eylül itibarıyla Japonya'nın 2026 temel pirinç hasadının önceki yıla göre yalnızca yaklaşık %1, yani 76 bin ton azalması bekleniyordu. Hasadın yine de bol olması ve özel sektör stoklarının artmaya devam etmesi öngörülüyor. Fiyatlardaki gerileme perakende satışlara da yansıdı. Ülke genelindeki yaklaşık 1.000 süpermarkette 12-18 Ekim döneminde satılan 5 kilogram pirincin ortalama fiyatı 2.821 yen oldu; bu, önceki haftaya göre 16 yenlik düşüş anlamına geliyor ve fiyatların art arda onuncu hafta gerilediğini gösteriyor. Ancak çiftçiler, traktör yakıtı ve gübre gibi girdilerdeki yüksek maliyetler nedeniyle düşük üretici fiyatlarının zarar etmelerine ve üretimi sürdürememelerine yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Yeni atanan Tarım Bakanı Arata Takebe, fiyatların hem üretimin ve yeniden yatırımın sürmesini sağlayacak hem de tüketicilerce kabul edilebilir bir düzeyde olması gerektiğini söyledi.

Küresel Alkol Tüketimi Gerilerken 50-64 Yaş Grubunda Tüketim Artıyor
Görsel kaynağı: Commersant · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Alkol Tüketimi Gerilerken 50-64 Yaş Grubunda Tüketim Artıyor

Küresel alkol tüketimi gerilerken, 50-64 yaş grubunun tüketimindeki artış şarap sektörünün hedef kitlesini yeniden değerlendirmesine yol açıyor. Annals of Internal Medicine araştırmasına göre küresel alkol tüketimi %2, milenyallerin tüketimi ise %17 azalırken, X kuşağı olarak tanımlanan 50-64 yaş grubunda tüketim %4 arttı. Aynı grupta aşırı içme göstergesi de %36 yükseldi; küresel genel gösterge ise %8 geriledi. Drizly ve The Vacationer verileri, seyahat sırasında tüketicilerin %80’inin yeni alkollü içecekleri denemeye ve harcamalarını artırmaya hazır olduğunu gösteriyor. Kaynakta aktarılan şirket verilerine göre 50-64 yaş grubu, Eleven Eleven’ın müşteri tabanının üçte birini oluştururken müşteri başına %32 daha fazla harcama yapıyor, %24 daha fazla sipariş veriyor ve %35 daha yüksek toplam kâr sağlıyor. Willamette Valley Vineyards’ta da bu yaş grubu şarap kulübü üyelerinin %45’ini oluşturuyor. Şarap işletmeleri, genç tüketicilere yönelik viral ve etkileşimli pazarlama yerine derinlemesine eğitim, tadım turları ve premium ürünlere ağırlık veriyor. Sektör ayrıca lüks otelleri ve turistik lokasyonları, tatil dönemlerinde daha fazla harcama eğilimi gösteren tüketicilere ulaşmak için önemli satış kanalları olarak değerlendiriyor. Bu yaklaşım kapsamında The Barker Co., Foster Supply Hospitality otel ağıyla lokasyonlara özel hazır kokteyller geliştirdi. Foley Family Wines ise Lucien Albrecht’in köpüklü şaraplarını 375 mililitrelik şişelerle üst sınıf otellerin minibar ve restoranlarına dağıtmaya başladı; kaynak bu uygulamanın çift haneli büyüme sağladığını belirtiyor. Vineria All’Amarone ise 2026’da daha az masa almasına rağmen masa başına harcamayı ve açılan şişe satışlarını artırdı.

Rotterdam’daki Yüzen Süt Çiftliği Bürokrasi Nedeniyle İneklerini Sattı
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Rotterdam’daki Yüzen Süt Çiftliği Bürokrasi Nedeniyle İneklerini Sattı

Hollanda’nın Rotterdam Limanı’nda faaliyet gösteren yüzen süt çiftliği, inek bölmelerinin zeminindeki kauçuk kaplamanın sertifikasyonu konusunda yerel makamlarla yaşanan anlaşmazlığın ardından süt sığırcılığını sonlandırdı. Ortaklardan Minke van Wingerden, aylar süren görüşmelerden sonra çözüm bulunamadığını ve 28 ineğin ağustos ayında Rotterdam çevresindeki süt çiftliklerine satıldığını söyledi. Hayvanlar, beton bir mavnada altı yıl boyunca sağılmış ve sütleri peynire işlenmişti. Sorun, sığır bölmelerinin altındaki zeminin yenilenmesi gerektiğinde ortaya çıktı. İşletme, Almanya’daki bir şirketten yedek kauçuk kaplama buldu ancak ürün Rotterdam makamlarınca sertifikalandırılmadı. Kaplamanın üreticisi de sertifikasyon sürecine girmek istemeyince anlaşmazlık çözülemedi. Yetkililer, kaplama sertifikalandırılmaz veya kaldırılmazsa haftalık 16.000 Yeni Zelanda doları para cezası uygulanabileceği uyarısında bulundu. İşletmenin karşılaştığı diğer sorun, liman makamlarının iskeleyi yalnızca 18 aylığına yenilemesi oldu. Çiftliğin bulunduğu alanın yeniden geliştirilmesi planlandığından, işletme inekleri çıkarmak ve faaliyet modelini değiştirmek zorunda kaldı. Floating Farm'ın 2028'de yeni bir demirleme yeri bulması gerekiyor; işletme bu konuda yetkililerle görüşüyor. Floating Farm 2.0 adıyla yeniden yapılandırılan işletme, LED aydınlatma altında fesleğen, nane, mikro yeşillikler ve yenilebilir çiçekler yetiştiriyor. Ayrıca yerel çiftliklerden kamyonlarla getirilen süt kullanılarak gouda peyniri üretiliyor. Bir kilogram peynir için 8 litre süt gerektiği belirtilirken, sebze ve peynir ürünleri perakendecilere, restoranlara ve çiftliğin yanındaki mağazaya satılıyor. Projenin başlangıcında, kentlere yakın yerel gıda kaynakları oluşturma hedefi bulunuyordu.

Jakarta’da Pirinç Satışları Karışım İddiaları ve Düşen Alım Gücüyle Farklı Seyrediyor
Görsel kaynağı: Liputan6 · Özgün haber
Veri haberi

Jakarta’da Pirinç Satışları Karışım İddiaları ve Düşen Alım Gücüyle Farklı Seyrediyor

Endonezya’nın Jakarta kentinde Pasar Induk Cipinang çevresindeki bakkallarda pirinç satışlarının, karışım pirinç iddialarına rağmen istikrarlı kaldığı, bazı işletmelerde ise artış eğilimi gösterdiği bildirildi. Cipinang’dan premium ve medium pirinç alarak satan bakkal sahibi Suryadi, 29 Ekim 2026’da müşterilerinin paniklemediğini ve satışlarında şu ana kadar sorun yaşanmadığını söyledi. İddialar, Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman’ın Jakarta’nın doğusunda sübvansiyonlu SPHP pirincinin premium pirinç olarak yeniden satıldığı yönündeki şüphesine dayanıyor. Kaynağa göre kilogramı 12.500 rupiahtan satılması gereken SPHP pirincinin işlenerek premium ürün adıyla 17.000 rupiaha kadar satıldığı öne sürüldü. Bu aktarım kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, bakanın dile getirdiği şüphe olarak verildi. Jakarta’nın doğusundaki Kalimalang bölgesinde satış yapan Yuni ise iddialardan belirgin biçimde etkilenmediğini belirtti. Yuni, iki-üç günde bir özellikle Batik ve Palapa Solo markalı 50 kilogramlık çuvallardan aldığını, pirinci litreyle evlere ve catering işletmelerine sattığını söyledi. Kaynakta, aylık tüketiminin 10 çuvalı aştığı ve bazı haftalarda altı çuvala ulaştığı aktarılıyor. Bazı müşteriler endişelense de alışverişe devam etti; kaygının daha çok 5 kilogramlık ambalajlı pirinçlere yöneldiği belirtildi. Buna karşılık, Cipinang’dan ürün tedarik eden ve Senen Pazarı’nda 40 yıldır satış yapan Ivan, son aylarda kiosk cirosunun keskin biçimde düştüğünü söyledi. Ivan, gerilemenin yalnızca karışım pirinç iddialarından değil, genel alım gücü kaybından da kaynaklandığını değerlendirdi. Daha önce 25 kilogram alan bireysel müşterilerin 10 kilograma indiğini, haftada 10 çuval tüketen restoranların ise aynı miktarı bir aya yaydığını aktardı. Yaklaşık altı ay önceki denetimde satıcılara kilogram başına 15.000 rupiah azami perakende fiyatına uyma talimatı verildiğini de belirtti.

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı
Görsel kaynağı: Astro Awani · Özgün haber
Veri haberi

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Japonya'nın Malezya'ya deniz ürünleri ihracatı, 2026'nın ilk sekiz ayında 2025'in aynı dönemine göre yaklaşık %40 artarak yaklaşık 5 milyar yene ulaştı. JETRO Başkan Yardımcısı Kenichi Hirano, artışın yüksek kaliteli ürünlere yönelik talep ve Japon mutfağına duyulan ilginin güçlenmesiyle desteklendiğini açıkladı. Hirano, büyümede Malezya'da tüketici satın alma gücünün yükselmesi, yüksek kaliteli gıdalara ilginin yaygınlaşması ve daha fazla Malezyalının Japon yemek kültürüne aşina hale gelmesinin etkili olduğunu belirtti. Malezya, Japon gıda ihracatı açısından ASEAN'daki en yüksek potansiyele sahip pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kuala Lumpur'da düzenlenen Japon Deniz Ürünleri B2B Ticaret Toplantısı, Japon deniz ürünlerinin yerel dağıtıcıları ile yemek hizmeti işletmelerini buluşturdu. JETRO, ihracatın Japon restoranlarının dışına taşınarak daha geniş bir yemek hizmeti işletmesi grubuna ulaşmasını ve Japon küçük ve orta ölçekli işletmelerinin sergi, iş eşleştirme ve ağ oluşturma etkinliklerine katılımını desteklemeyi sürdürecek. Hirano'ya göre kalite, gıda güvenliği, özgünlük, tat ve yemek hazırlamadaki performans satın alma kararlarında temel ölçütler olmaya devam ediyor.

FDA ve USDA, Ultra İşlenmiş Gıdalar İçin Ortak Tanım Arıyor
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

FDA ve USDA, Ultra İşlenmiş Gıdalar İçin Ortak Tanım Arıyor

FDA ve USDA, ultra işlenmiş gıdalar (UPF) için federal olarak tanınan, yeknesak bir tanım oluşturmak amacıyla bir yıldan uzun süre önce kamuoyu görüşü istedi. Ancak kurumlar, UPF'lerin tanımlanmasının kolay olmadığını belirtirken ortak bir tanım oluşturma arayışından vazgeçmiş değil. Bu süreçte kullanılan yaklaşım, ABD Yüksek Mahkemesi Yargıcı Potter Stewart'ın 1964'te müstehcenlik için kullandığı “I know it when I see it” ifadesiyle ilişkilendiriliyor. Gıda güvenliği gündeminde ayrıca, gıda güvenliği avukatı Bill Marler'ın Trader Joe’s Tarragon Chicken Salad wrap ürünlerini en az 50 hastayı etkileyen E. coli O157:H7 salgınının muhtemel kaynağı olarak göstermesi yer aldı. 23 Ekim itibarıyla FDA ve USDA, salgınla bağlantılı markayı veya soruşturulan bölgeleri açıklamadı. Virginia'daki Little Wicomico Nehri'nden hasat edilen istiridyelerle bağlantılı Salmonella Telelkebir salgını nedeniyle nehir kabuklu deniz ürünü hasadına kapatıldı. Virginia Sağlık Departmanı 19 eyalette 55 hasta bildirirken, Little Wicomico Oyster Company belirli istiridyeleri geri çağırdı ve ürünlerin ulaştığı restoranlarla perakendecilere bildirim yapılması için CDC ile çalıştı. Hollanda'da kanatlılarda Salmonella riskini azaltmaya yönelik izleme ve zorunlu aşılama önlemleri 2027 başında yürürlüğe girecek. Ülkede yumurtlayan tavuklarda saptanan Salmonella yaygınlığı, AB'nin %2 hedefinin üzerinde bulunuyor. Ayrıca federal bir yargıç, USDA'nın yeniden yapılanma planını 1 Aralık'a kadar durdurdu.

Japonya’da Pirinç İsrafına Karşı Küçük Porsiyon Talebi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Nippon.com · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Pirinç İsrafına Karşı Küçük Porsiyon Talebi Öne Çıkıyor

Japonya’da Suzumo Machinery tarafından eylül ortasında 400 kişiyle yapılan ankete göre katılımcıların yaklaşık %90’ı, öğünde pirincini bitirmediğinde suçluluk hissediyor. Katılımcıların çoğu, evde ya da dışarıda yemek yerken pirinç bırakmaktan hoşlanmadığını belirtti. Dışarıda yemek yerken daha küçük porsiyon istemekte en çok zorlanılan durum, %30,7 ile tek başına yemek yemek oldu. Bunu işle ilgili yemekler ve bir restoranı ilk kez ziyaret etmek izledi. Restoranlardaki gıda israfının azaltılması için katılımcıların %42,4’ü, küçük ve lokmalık seçenekleri de içeren daha ayrıntılı porsiyon ölçüleri sunulmasını istedi. Porsiyonların gram cinsinden belirtilmesi veya fotoğraflarla gösterilmesi de destek gördü. Kaynakta, Japonya’da kişi başına gıda kaybının günde bir kase pirince eşdeğer olduğu ifade edildi. Bir kase pirincin yenmeden bırakılmasıyla israf edildiği düşünülen para konusunda en yaygın yanıt, katılımcıların %35,8’inin seçtiği 50-100 yen aralığı oldu. Otel açık büfeleri ve set menü zincirlerinde kullanılan self-servis pirinç istasyonları ile otomatik dağıtıcıların da israfı azaltmaya yardımcı olabileceği belirtildi.

Sırbistan’da Gıda Güvenliği Denetimlerinde Yetki Dağılımı Eleştirildi
Görsel kaynağı: N1 Srbija · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Gıda Güvenliği Denetimlerinde Yetki Dağılımı Eleştirildi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Sırbistan Yolsuzlukla Mücadele Konseyi, ülkedeki gıda güvenliği sistemine ilişkin raporunda denetimlerin, farklı bakanlıklar ve denetim kurumları arasındaki yetki paylaşımı nedeniyle zayıfladığını bildirdi. Tarım, Orman ve Su Yönetimi Bakanlığına bağlı veteriner, bitki sağlığı ve tarım denetimleri ile Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık denetimleri arasındaki görev sınırlarının örtüşmesi veya yeterince açık tanımlanmaması, sorumluluğun kurumlar arasında aktarılmasına ve üretim-ticaret zincirinin bazı aşamalarının yeterli denetim dışında kalmasına yol açıyor. Konsey, gıda üretimi ve ticaretiyle herhangi bir biçimde ilgilenen 100 binden fazla işletmeye kıyasla kontrol ve denetim sayısını yetersiz buldu. Bu gruba aile çiftlikleri, küçük üreticiler, mağazalar, fırınlar, restoranlar, sanayi tesisleri ve büyük ticaret zincirleri dahil ediliyor. Raporda bazı kurumlarda son iki yılda denetim sayısının arttığı belirtilse de, mevcut kısıtlamalar nedeniyle gıda güvenliğinin yeterince korunamadığı değerlendirmesi yapıldı. Konsey ayrıca kendisine iletilen verileri bağımsız biçimde doğrulayamadığını, Veteriner İdaresinin verilerinin ise genel ve eksik olduğunu aktardı. Batajnica’daki Ulusal Referans Laboratuvarları Müdürlüğünün açılmış olmasına rağmen tam kapasitesiyle ve bağımsız bir gıda güvenliği kurumu olarak öngörülen yasal rolüyle çalışmadığı belirtildi. Analiz süreçlerinde yetkili özel ve resmi laboratuvarlara büyük ölçüde başvuruluyor. Laboratuvarın 2022-2025 dönemindeki çalışmasının personel eksikliği, yavaş dijitalleşme ve karmaşık prosedürlerle sınırlandığı; bu durumun tüketicileri korumak için sonuçlara hızlı biçimde ulaşılmasını güçleştirdiği kaydedildi. Veteriner İdaresinde sistematize edilmiş 97 müfettiş kadrosunun doldurulmadığı da raporda yer aldı. Konsey, sosyal medya üzerinden kayıt dışı gıda satışlarının ve süt ürünleri, yumurta ile et gibi çabuk bozulan ürünlerin düzenlenmiş pazar yerleri dışında satışının denetim açısından sorun yarattığını belirtti. Tüm gıda işletmeleri için zorunlu olan HACCP özdenetim sistemi bakımından küçük üreticilere yeterli esneklik ve açık prosedür sağlanmadığı, bunun da bazı işletmeleri kayıt dışı alana ittiği ifade edildi. Başvuruların zamanaşımına uğradığı ve cezaların çoğu zaman kanuni asgari sınıra yakın kaldığı da rapordaki eleştiriler arasında bulunuyor. Konsey, tüm denetim hizmetlerini birleştirecek merkezi bir kurum kurulmasını, boş kadroların acilen doldurulmasını ve yüksek usulsüzlük riski taşıyan alanlarda personel sayısının artırılmasını önerdi. Batajnica’daki laboratuvarın toksin, pestisit ve ağır metal analizleri için tam kapasiteyle çalışması; denetim sonuçlarının kamuya açık hale getirilmesi ve gıdanın çiftlikten veya tarladan satış noktasına kadar QR kod ya da barkodla izlenebilmesi için ortak bir dijital platform kurulması da tavsiyeler arasında yer aldı.

İtalya, 2026 Gastronomi Destinasyonları Seçiminde İlk Sırada
Görsel kaynağı: Oslobođenje · Özgün haber
Veri haberi

İtalya, 2026 Gastronomi Destinasyonları Seçiminde İlk Sırada

Condé Nast Traveller okuyucularının 2026 yılı için yaptığı gastronomi destinasyonları değerlendirmesinde İtalya ilk sırayı aldı. İtalya yüzde 96,92 puanla listenin başında yer alırken Yunanistan %96,72 ile ikinci, Portekiz ise %96,57 ile üçüncü oldu. Avrupa ülkeleri böylece sıralamanın ilk üç basamağını oluşturdu. Yıllık okuyucu seçimi için oylama 1 Nisan-30 Haziran arasında yapıldı. Binlerce yolcu, beğendikleri destinasyonlara birden beşe kadar puan verdi ve ortalama puanlar yüzdelik değerlere dönüştürüldü. Sıralama profesyonel aşçılar veya gastronomi uzmanlarının değerlendirmelerine değil, bu ülkeleri ziyaret eden insanların deneyimlerine dayanıyor. Seçimde yerel yemekler, geleneksel spesiyaliteler ve özgün restoranlar öne çıkarıldı. İtalya’nın öne çıkan gastronomik unsurları arasında Napoli pizzası, Sicilya kanolisi ve Milano risottosu sayıldı; Emilia-Romagna bölgesi ise parmesan, prşut, balzamik sirke ve ragù sosuyla ayrıca vurgulandı. Yunanistan’ın mutfağı taze deniz ürünleri, geleneksel tavernalar ve bölgesel spesiyalitelerle tanımlanırken Portekiz’in Atlantik kıyısındaki deniz ürünleri, pastel de nata tatlısı ve geleneksel tascas adı verilen lokantaları öne çıkarıldı. Türkiye, yüzde 95,65 puanla listenin beşinci sırasında gösterildi. İstanbul’daki Mısır Çarşısı kuru meyveleri, lokumu ve çeşitli baharatlarıyla; Gaziantep ise baklava ve kuruyemişli tatlılarıyla anıldı. Ancak kaynakta aktarılan sıralamada Endonezya yüzde 95,87 puanla Türkiye’den daha yüksek puan almasına rağmen Türkiye’nin bir sıra altında yer alıyor. Kaynak, bu sıra farkının nedenini açıklamıyor.

Maldivler Kişi Başına Gıda İsrafında İlk Sırada
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

Maldivler Kişi Başına Gıda İsrafında İlk Sırada

Birleşmiş Milletler (BM) tahminlerine göre Maldivler, kişi başına yıllık yaklaşık 260 kilogram gıda israfıyla dünya sıralamasında ilk sırada yer alıyor. Al Jazeera’nın Dünya Gıda Günü dolayısıyla yayımladığı analizde aktarılan bu miktar, kişi başına yıllık yaklaşık 132 kilogram olan küresel ortalamanın neredeyse iki katına karşılık geliyor. Maldivler’deki verinin ölçüm yılı ise kaynakta belirtilmiyor. Dünya genelinde her yıl bir milyar tondan fazla gıda israf ediliyor. Mağazalar, restoranlar ve haneler aşamasında tüketicilere sunulan gıdanın neredeyse beşte biri çöpe gidiyor. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’na (UNEP) göre bu aşamadaki israf, 2022’de yaklaşık 1,05 milyar tona ulaştı. Söz konusu miktarın %60’ından haneler, %28’inden restoranlar ve diğer yeme-içme hizmetleri, %12’sinden mağazalar sorumlu oldu. Gıda kaybı ve israfı, tedarik zincirinin hasattan tüketime kadar tüm aşamalarında görülüyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre dünya genelinde üretilen gıdanın yaklaşık %13’ü, mağazalara ulaşmadan önce hasat sonrasında kayboluyor. Depolama, taşıma ve işleme sırasında yaşanan kayıplarda özellikle meyve ve sebzeler öne çıkıyor. FAO, mağazalara ulaşmadan kaybolan gıdaların yıllık değerinin 400 milyar doların üzerinde olduğunu belirtiyor. Ülkeler arasında belirgin farklar bulunuyor. UNEP, sıcaklığın daha yüksek olduğu ülkelerde hane kaynaklı gıda israfının daha yüksek olma eğiliminde olduğunu; taze ürün tüketiminin fazla olması ve soğutma olanaklarına erişimin daha sınırlı kalmasının olası açıklamalar arasında yer aldığını aktarıyor. Maldivler’in ardından Suriye, Dominik Cumhuriyeti, Seyşeller, Meksika ve Tunus geliyor. Bu ülkelerin her birinde kişi başına yıllık gıda israfı 210 kilogramı aşarken, İspanya’da miktar yaklaşık 39 kilogram veya daha az olarak tahmin ediliyor. Gıda israfı, küresel açlıkla ilgili verilerle aynı bağlamda değerlendiriliyor. BM’nin gıda güvenliği ve beslenme raporuna göre 2025’te yaklaşık 645 milyon kişi, dünya nüfusunun %7,8’i, açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu oran 2024’teki %8,1’in ve 2022’deki %8,6’nın altında olsa da açlıktan etkilenen kişi sayısı 2019’dan yaklaşık 61 milyon daha yüksek kaldı. İsrafı azaltmak için alışveriş öncesinde evdeki gıdaların kontrol edilmesi, haftalık menü ve alışveriş listesi hazırlanması öneriliyor. Ayrıca “son tüketim tarihi” ile ürünün en iyi kalitesini koruduğu dönemi belirten “tavsiye edilen tüketim tarihi” ifadelerinin farklı anlam taşıdığı belirtiliyor.

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Yumurta Sektörü Kafessiz Üretime Geçiş Baskısıyla Karşı Karşıya

Sinergia Animal, yumurta sektöründe kafessiz üretime geçişin artık yalnızca hayvan refahıyla sınırlı bir konu olmadığını, şirketlerin rekabet gücü, itibarı ve daha sıkı pazarlara erişimi açısından da sonuçlar doğurduğunu bildirdi. Kuruluşun 9 Ekim’de Bogotá’da sunduğu “Kafessiz Yumurtalar: Daha İyi İş Modellerine Küresel Geçiş” başlıklı rapor, farklı ülkelerden şirket, akademi, kamu ve sivil toplum temsilcilerinin katıldığı bir buluşmada ele alındı. Rapora göre dönüşüm, tüketici beklentileri, büyük şirketlerin tedarik taahhütleri ve hayvan refahının yatırım kararlarında daha fazla dikkate alınmasıyla hızlanıyor. Belgede, uygulamalarını uyarlamayan şirketlerin itibar kaybı ve daha yüksek standartlar uygulayan pazarlara erişimde zorluk yaşayabileceği belirtiliyor. Buna karşılık kafessiz sistemlere yönelmek, şirketler için ticari farklılaşma fırsatı yaratabilir. Ancak rapor, geçişin üreticiler açısından yatırım yapılmasını ve teknik uyarlama gerçekleştirilmesini gerektirdiğini de vurguluyor. Bu nedenle değişim, yalnızca kurumsal taahhüt açıklanmasıyla değil, üretim sistemlerinin ve işletme uygulamalarının dönüştürülmesiyle bağlantılı görülüyor. Şili’de kafesli üretimin ağırlığı sürüyor. Instituto Nacional de Estadísticas verilerine göre 2026’nın ilk yarısında ülkede üretilen yumurtaların %96’sı konvansiyonel veya kafes sistemlerinden geldi; bu miktar 2 milyardan fazla yumurtaya karşılık geliyor. Yerde, aviary ya da serbest dolaşan tavuk sistemlerinden elde edilen yumurtaların payı ise %4’te kaldı. Raporda, ülkedeki üretim yapısıyla şirketlerin kafessiz tedarik hedefleri arasındaki farkın sektör için önemli bir dönüşüm alanı oluşturduğu kaydediliyor. Tüketici tarafında ise 14 ülkeyi kapsayan ve Şili’nin de dahil olduğu bir araştırma, katılımcıların çoğunun kafese konulan tavukların acı çekmesini önlemeyi öncelikli gördüğünü ortaya koyuyor. Katılımcılar kafessiz veya açık alan sistemlerinden elde edilen yumurtaları tercih ettiklerini belirtirken, etiketlerdeki bilgilerin yeterince açık olmaması bu tercihin satın alma kararına dönüşmesini zorlaştırabiliyor. Böylece üretim biçiminin tüketiciye anlaşılır biçimde aktarılması, ticari geçişin koşullarından biri olarak öne çıkıyor. Şili’de bazı şirketler bu yönde adım atmış durumda. Sinergia Animal’in 2025 Cage-Free Tracker ekine göre IKEA’nın restoranları, La Clementina, Melting Cook, Savia Mercado Justo ve Vapiano değerlendirilen kapsam içinde geçişini tamamlayan şirketler arasında yer alıyor. Cencosud ise Jumbo ve Spid’de 2028’e kadar yalnızca kafessiz taze yumurta satmayı hedefliyor. Rapor ayrıca, kafeslerin tavukların yürüme, kanatlarını açma ve yuva yapma gibi doğal davranışlarını kısıtladığına ilişkin bilimsel bulguları aktarıyor.

Hindistan’da Bebek Gıdalarında Eklenmiş Şeker İçin Yasak Önerisi
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Bebek Gıdalarında Eklenmiş Şeker İçin Yasak Önerisi

Hindistan Gıda Güvenliği ve Standartları Kurumu (FSSAI), altı aya kadar bebeklere yönelik gıda ürünlerine sukroz ve fruktoz eklenmesini yasaklamayı önerdi. Düzenleme henüz öneri aşamasında bulunuyor ve ne zaman yürürlüğe gireceği ya da nihai kurala dönüşüp dönüşmeyeceği belirtilmiyor. FSSAI, önlemin bebeklerin eklenmiş şekerlere maruziyetini azaltmayı ve çocukluk çağı obezitesiyle bağlantılı sağlık risklerini ele almayı amaçladığını açıkladı. Mevcut kurallarda bebek beslenmesi ürünlerinde laktoz ve glikoz polimerleri tercih edilen karbonhidrat kaynakları olarak tanımlanıyor. Sukroz ve fruktoz ise gerektiğinde, belirlenmiş sınırlar içinde eklenebiliyor. Mevcut düzenlemeler doğumdan 24 aya kadar çocuklara yönelik ürünlerin besin bileşimi, kalite ve güvenlik standartlarını kapsıyor. Öneri, Hindistan’da yoğunlaşan gıda güvenliği denetimleri sırasında gündeme geldi. FSSAI ve bazı eyalet düzenleyicileri son aylarda kontrolleri artırırken baskınlara ilişkin fotoğraf ve videoları kamuoyuyla paylaştı; bazı yerel ve markalı restoranların faaliyetleri de durduruldu. The Lancet’te yayımlanan bir araştırmaya göre ülkede 2021’de 180 milyon aşırı kilolu veya obez yetişkin bulunuyordu; bu sayının 2050’de 450 milyona ulaşacağı öngörüldü. FSSAI ayrıca daha önce, tek bir kaygı verici besin maddesinin sınırı aşması halinde uyarı etiketi zorunluluğu getirilmesini önermişti.

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Interest.co.nz · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor

Yeni Zelanda’nın geyik eti sektörü, birkaç zorlu yılın ardından başta Avrupa olmak üzere önemli denizaşırı pazarlardan daha olumlu sinyaller alıyor. Deer Industry New Zealand temsilcisi Terry Meikle’nin Avrupa’da müşteriler, ithalatçılar, dağıtıcılar ve şeflerle yaptığı görüşmeler, çiftlikte yetiştirilen geyik etine talebin güçlü kaldığını, asıl kaygının ise mevcut talebi karşılayacak yeterli ürün bulunup bulunmadığı olduğunu gösterdi. Meikle, Yeni Zelanda’nın bu pazarlarda kurduğu güçlü ilişkilerin sektör için önemli bir dayanak oluşturduğunu belirtti. Avrupa’da yüksek enerji ve iş gücü maliyetleriyle genel geçim maliyeti baskısı tüketicileri fiyatlara karşı daha duyarlı hale getiriyor. Meikle, müşterilerin tutumunu temkinli iyimser olarak nitelendirirken geyik etinin bu koşullarda görece iyi konumda kaldığını söyledi. Buna karşılık Yeni Zelanda’daki geyik varlığının önemli ölçüde gerilemesi, çiftçilerin geyik yetiştiriciliğini koyun, sığır ve diğer arazi kullanım seçenekleriyle karşılaştırmasına yol açıyor. Yüksek fiyatlar kısa vadeli teşvik sağlasa da üreticilerin güveninin kalıcı biçimde güçlenmesi, talebin tek bir sezonun ötesinde sürdüğünün görülmesine bağlı. Sektörün Avrupa’daki başlıca avantajlarından biri, çiftlikte yetiştirilen ürünün tutarlı olması olarak öne çıkıyor. Avrupalı müşteriler, Yeni Zelanda’dan öngörülebilir kaliteye sahip geyik eti alabileceklerine güveniyor. Bu durum, yaban avı ürünlerinde görülebilen kalite ve arz değişkenliğinden ayrışıyor. Ancak sektör, yalnızca lezzet ve kaliteye değil; menşe, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik iddialarına da kanıt sunmak zorunda. Yaşam döngüsü değerlendirmesi ve biyoçeşitlilik çalışmaları, bu kanıt altyapısını güçlendirmek için değerlendiriliyor. Avrupa’da geyik eti tüketimi geleneksel olarak, özellikle Almanya’da, av sezonu çevresinde yoğunlaşıyor. Meikle, bazı daha geleneksel bölgelerde bu mevsimselliğin süreceğini kabul ederken İsveç, Hollanda, Benelüks, İsviçre ve Kuzey İtalya’da tüketimin yıl geneline yayılması için alan bulunduğunu düşünüyor. Yıl boyunca soğutulmuş ürün ve perakende programlarının ortaya çıkması, sektörün 52 haftalık bir pazarlama fırsatına ulaşma hedefini destekliyor. Şefler ve perakendeciler de tüketici tercihlerine uygun daha küçük ve belirli parçalara yöneliyor. Covid döneminde restoranların kapanması, Yeni Zelanda geyik etinin Avrupa’daki yiyecek hizmetlerine bağımlılığını görünür hale getirerek perakendeye yönelimi hızlandırdı. Kuzey Amerika bu stratejide giderek daha önemli bir konuma gelirken, Avrupa’nın yüksek değerli parçalar için başlıca pazar olmayı sürdüreceği belirtiliyor. ABD’de burger, kıyma ve kurutulmuş ürünler öne çıkarken sektör, büyük but parçalarının değerini artırmayı ve karkasın tamamından daha yüksek gelir elde etmeyi hedefliyor.

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel
Görsel kaynağı: El Mostrador · Özgün haber
Veri haberi

Sağlıklı Beslenme Talebi Artıyor, Fiyatlar En Büyük Engel

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan değerlendirmeye göre, dengeli ve sağlıklı beslenmeye yönelik ilgi artarken yüksek gıda fiyatları tüketicilerin önündeki en büyük engel olmayı sürdürüyor. FAO, Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu, UNICEF, Dünya Gıda Programı ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından hazırlanan SOFI 2026 raporuna göre 2025'te 645 milyon kişi açlık yaşadı. Aynı yıl 2,690 milyar kişi, dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, sağlıklı bir diyetin maliyetini karşılayamadı. Sorun Latin Amerika ve Karayipler'de farklı bir çelişkiyle ortaya çıkıyor. Bölgede açlık nüfusun %4,8'ini, yaklaşık 32 milyon kişiyi, etkilerken sağlıklı beslenmenin maliyeti dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı. Kişi başına günlük 4,91 ABD doları olarak hesaplanan bu tutar, satın alma gücü paritesiyle ölçülüyor. Buna göre bölge nüfusunun %25,7'si sağlıklı beslenmeyi finanse edemiyor. Edenred'in 21 ülkede 55.468 çalışan ve 1.035 restoran işletmecisiyle gerçekleştirdiği FOOD 2026 Barometresi, fiyat baskısının tüketim tercihlerini değiştirdiğini gösteriyor. Çalışanların %82'si fiyat artışları devam ederse restoran ziyaretlerini azaltacağını belirtti. Şili'de araştırmaya 1.369 çalışan ve 94 restoran işletmecisi katıldı. Ülkede restoranların %35'i son 12 ayda müşteri sayısının azaldığını bildirdi; bu oran 2025'e göre dört puan yükseldi. Fiyat ve kalite ilişkisi, çalışanların %86'sı için restoran seçerken en önemli ölçüt oldu. Bunu ürünlerin kalitesi ve yemeklerin fiyatı, her ikisi için de %78'lik oranla, izledi. Ekonomik baskıya rağmen sağlıklı seçeneklere yönelik talep güçleniyor. Çalışanların %77'si dengeli beslenmeye daha fazla dikkat ettiğini, %76'sı restoranların daha sağlıklı yemekler sunmasını beklediğini söyledi. Latin Amerika'da bu beklenti %83'e çıktı. Restoran işletmecilerinin %53'ü son bir yılda sağlıklı yemek talebinin arttığını belirtti; bu oran 2023'te %40'tı. Ancak işletmecilerin %63'ü sağlıklı yemekleri hazırlamanın daha yüksek maliyet gerektirdiğini düşünüyor ve yalnızca %42'si bu ürünleri gelir artırmak için önemli bir fırsat olarak görüyor. Çalışanların %73'ü yemek yardımları iki katına çıksa yemek kalitesini iyileştirebileceğini, %34'ü ise bu destek olmadan daha sağlıksız besleneceğini ifade etti. Gıda israfı da tartışmanın bir diğer başlığı oldu. Çalışanların %74'ü israftan endişe duyarken, %70'i hangi restoranların bu soruna karşı önlem aldığını bilmek istiyor. Restoranların %78'i atıkları azaltmak için uygulama yürüttüğünü bildirdi. Latin Amerika merkezli Animal Interseccional ise çözümün yalnızca daha fazla üretim olmadığını; hangi gıdaların üretildiği, kaynakların nasıl kullanıldığı ve bu gıdalara kimin erişebildiğinin de değerlendirilmesi gerektiğini savundu.

Türkiye'de Kişi Başına Gıda İsrafı 163 Kilogram Olarak Verildi
Görsel kaynağı: Mediafax · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye'de Kişi Başına Gıda İsrafı 163 Kilogram Olarak Verildi

Al Jazeera tarafından aktarılan Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre Türkiye'de kişi başına yıllık gıda israfı 163 kilogram olarak veriliyor. Haberde Romanya'nın 130 kilogramlık düzeyinin üzerinde gösterilen Türkiye, Avrupa karşılaştırmasında Portekiz ve İsviçre'nin ardından yer alıyor. Kaynak, ülkelerin kişi başına verileri için referans yılı belirtmiyor. Dünya genelinde her yıl bir milyar tondan fazla gıdanın israf edildiği ve servis edilen her beş porsiyondan yaklaşık birinin çöpe gittiği belirtiliyor. Üretilen gıdaların yaklaşık %13'ü ise mağazalara ulaşmadan, hasat sonrasındaki depolama, taşıma veya işleme aşamalarında kaybediliyor. En büyük kayıpların meyve ve sebzelerde görüldüğü, mağazalara ulaşmadan kaybedilen gıdaların yıllık değerinin 400 milyar doları aştığı aktarılıyor. Gıda israfının en büyük bölümünden haneler sorumlu tutuluyor. Hanelerin payı %60 olurken restoranlar ve diğer gıda hizmetleri %28, mağazalar ise %12 pay alıyor. Kişi başına küresel ortalama yıllık israf yaklaşık 132 kilogram. Daha sıcak iklimli ülkelerde taze ürün tüketiminin daha yüksek ve soğutmaya erişimin daha sınırlı olması nedeniyle hanelerdeki israfın genellikle arttığı ifade ediliyor. Maldivler'de kişi başına israf yaklaşık 260 kilogramla en yüksek düzeyde; Suriye, Dominik Cumhuriyeti, Seyşeller, Meksika ve Tunus'ta ise 210 kilogramın üzerinde olduğu belirtiliyor. Birleşmiş Milletler, gıda israfının küresel ekonomiye yıllık maliyetini bir trilyon doların üzerinde hesaplıyor. Tüketilmeyen gıdaların üretimi için yaklaşık 1,4 milyar hektar tarım alanı kullanılıyor; bu alanın dünya tarım alanlarının %28'ine denk geldiği ve Kanada'nın yüzölçümünden büyük olduğu aktarılıyor. Gıda kaybı ve israfının, çöplüklerdeki gıdaların ayrışması sırasında açığa çıkan metan da dahil olmak üzere küresel sera gazı emisyonlarının %8 ila 10'unu oluşturduğu belirtiliyor.

Estonya’da Yemek Hizmetlerinde Kârlılık %2’nin Altında Kaldı
Görsel kaynağı: Toiduäri · Özgün haber
Veri haberi

Estonya’da Yemek Hizmetlerinde Kârlılık %2’nin Altında Kaldı

Estonya Otel ve Restoranlar Birliği’nin (EHRL) analiz ettiği 88 yemek hizmeti işletmesinde geçen yıl ortalama kârlılık %2’nin altında kaldı. EHRL, bu yıl çoğunluğu birlik üyesi olan 30’dan fazla işletmenin kapanmasının ardından yemek hizmetlerindeki katma değer vergisinin düşürülmesini istiyor. Birliğe göre yemek hizmetleri yalnızca restoranlarda sunulan öğünlerden oluşmuyor; okullarda, anaokullarında ve hastanelerde tüketilen gıdayı da kapsıyor. EHRL, sektörün küçülmesinin toplumun tamamını etkileyeceğini ve vergi indiriminin geçici yardım değil, sektörün ayakta kalmasına yönelik bir yatırım olduğunu savunuyor.

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Kyoto’da Kullanılmış Kahve Telvesinden Mantar Üretimi

Japonya’nın Kyoto kentinde çiftçi Hiroki Kurahashi, otel ve restoranlardan toplanan kullanılmış kahve telvesini talaş ve diğer malzemelerle karıştırarak mantar yetiştirme ortamına dönüştürüyor. Fushimi semtindeki RE:ARTH işletmesinin başındaki Kurahashi, bu ortamda önce shiitake mantarı, ardından ana ürünü haline gelen istiridye mantarı yetiştirdi. Üretim sonrasında kalan ortamı yakındaki çiftçilere ücretsiz vererek mantar üretimiyle sebze yetiştiriciliği arasında bir döngü oluşturuyor. Kahve telvesi besin maddeleri içeriyor ve gübre olarak kullanılabiliyor ancak sert hücre duvarları, bitkilerin bu besinlere doğrudan erişmesini zorlaştırıyor. Telveyi gübreye dönüştürmek de zaman ve emek gerektiriyor. Mantarlar ise organik maddeleri parçalayabildiği için telveyi yetiştirme ortamında değerlendirebiliyor. Mantar yetiştiriciliği tamamlandıktan sonra geride kalan ortam, sebze üretiminde gübre olarak kullanılabiliyor. Kaynakta, dünya genelinde yılda 10 milyon metrik tondan fazla kahve çekirdeği tüketildiği, Japonya’daki tüketimin ise yaklaşık 400 bin metrik tona ulaştığı ve buna yakın miktarda telvenin atıldığı belirtiliyor. Kurahashi’nin bu yönteme yönelmesinde, 2009’da Güney Afrika’da öğrenciyken tanık olduğu çevre tahribatı ve daha sonra etkilendiği sıfır emisyon yaklaşımı rol oynadı. Bu yaklaşım, atık ve yan ürünlerin ekonomide yeniden değerlendirilmesini savunuyor. Kurahashi, Belçikalı çevre aktivisti Gunter Pauli’nin çalışmalarını izledikten sonra Zimbabwe’de sosyal girişimci Chido Govera’yı ziyaret etti ve 2014’te yetimler ile kadınlara yönelik bir programa katıldı. Govera’nın kahve telvesi ve benzeri malzemelerle mantar yetiştirme çalışmaları, yöntemin sosyal ve ekonomik boyutunu görmesini sağladı. Kurahashi, Zimbabwe’de öğrendiği yöntemi Japonya’da ilk uyguladığında iklim farkı nedeniyle mantar yetiştiremedi; hazırladığı ortam mavi küfle kaplandı. Bunun üzerine 2016’da Kyoto vilayetindeki Nantan’da mantar yetiştiriciliği öğrenmeye başladı ve Japonya’daki sterilizasyon, misel aşılama ve ortamı kapatma uygulamalarında deneyim kazandı. Yaklaşık bir buçuk yıl sonra RE:ARTH’ı kurdu. Fushimi’de 2019’da kahve telvesi içeren ortamda shiitake yetiştirmeyi başardı, ardından istiridye mantarına geçti. Toptancıların yıl boyunca ürün talebini karşılamak için 2020’de sera kuruldu ve ürünler 2022’de satışa sunuldu. Kyoto’nun uzun yıllardır kahve alımlarında Japonya’nın il başkentleri ve hükûmetçe belirlenmiş büyük şehirleri arasında ilk sırada yer alması, Kurahashi’ye göre geri dönüşüm fikrinin kentten başlatılmasını anlamlı kılıyor. Bununla birlikte sera üretiminde uygun sıcaklığı korumak için klimaların sürekli çalışması gerekiyor. Kurahashi, gelecekte sera çatısına güneş panelleri yerleştirerek işletmenin kendi elektriğini üretmesini hedefliyor.

Avustralya’da Gıda İsrafının Maliyeti 36 Milyar Doları Aşıyor
Görsel kaynağı: ABC Australia · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Gıda İsrafının Maliyeti 36 Milyar Doları Aşıyor

Avustralya’da her yıl yaklaşık 7,6 milyon ton gıda israf ediliyor ve bu israfın ekonomiye maliyeti 36 milyar doların üzerinde bulunuyor. İsraf edilen gıdanın %70’inin yenilebilir olduğu belirtilirken, gıda israfının düzenli depolama, gıda güvencesi ve iklim üzerinde etkileri olduğu bildirildi. İşletmelerin dörtte birinden azı gıda atıklarını düzenli olarak inceliyor. Sürdürülebilir Restoranlar Birliğine göre Avustralya’nın konaklama sektörü yılda 1,2 milyon ton gıda israf ediyor. Gıda hizmetleri sektöründeki israfın ekonomik etkisi yaklaşık 6,4 milyar dolar olurken, işletme başına yıllık ortalama maliyet yaklaşık 66 bin dolar olarak hesaplanıyor. Gıda israfı uzmanı Belinda Chellingworth, işletmelerin atığın gerçek maliyetini çoğu zaman göremediğini söyledi. Fazla gıda siparişi mutfak için maliyet oluştururken, satılamayan ürün gelir kaybına ve çöpe gönderilen gıda da toplama giderine yol açıyor. Bu maliyetlerin farklı departmanlara ve maliyet merkezlerine dağılması, toplam etkinin işletme içinde görünmez kalmasına neden oluyor. Sydney’deki pub ve bira fabrikasının işletmecisi Karl Riseborough ise her bira partisinden çıkan 50 kilogram kullanılmış tahılı atmak yerine bahçelerinde veya hayvanları için kullanmak isteyen kişilere veriyor. İşletmede haftalık toplanan iki adet 240 litrelik çöp kutusu, iki haftada bir toplanan tek kutuya indirildi. Riseborough, bu değişiklikle yılda yaklaşık 5 bin dolar tasarruf ettiğini söyledi. Chellingworth, Avustralya’nın birçok bölgesinde düzenli depolama kapasitesinin kritik seviyeye ulaştığını belirtti. Perth’teki bazı atık sahalarının iki yıl, Yeni Güney Galler’deki sahaların ise dört yıl içinde kapasiteye ulaşması bekleniyor. Federal hükümet gıda israfını 2030’a kadar yarıya indirmeyi taahhüt ederken, bazı uzmanlar ilerlemenin hızından endişe ediyor. Gıda israfı COP31 konferansında da ele alınacak. Aşırı gıda israfı küresel bir endişe oluşturuyor ve gelecek ay Türkiye’de düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31’in odak noktalarından biri olacak.

Bulgaristan'da Bazı Süt Ürünlerinde Fiyat Farkı %140'ı Aştı
Görsel kaynağı: BTA — Bulgar Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan'da Bazı Süt Ürünlerinde Fiyat Farkı %140'ı Aştı

Bulgaristan Tüketiciyi Koruma Komisyonu Başkanı Maya Manolova, büyük perakende zincirlerinde bazı süt ürünlerindeki fiyat farkının %140'ı aştığını açıkladı. Komisyonun 2 Ekim'de başlattığı denetimlerde, gerçek perakende fiyatları ve ticari uygulamalar incelenirken kontroller tüketici şikâyetlerinin yoğun olduğu süt ürünleri, meyve ve sebze kategorileriyle başladı. Ağustos ve ekim fiyatlarını karşılaştıran incelemede fiyat farkı tereyağında %141, peynirde %133, domateste %127, sarı peynirde %106, soğanda %106 ve yoğurtta %99 olarak ölçüldü. Promosyonda satılan ürünlerde ise farkın %40'a kadar çıktığı bildirildi. Komisyon ayrıca aynı perakende zincirine ait Sofya'daki mağazalarla ülkenin diğer bölgelerindeki mağazalar arasında fiyat farklılıkları tespit etti. Manolova, perakendecilerden fiyat artışlarının arkasındaki ekonomik unsurları gerekçelendirmelerini isteyeceklerini söyledi. Gerekçe sunulmaması halinde yaptırım uygulanacağı uyarısında bulunan Manolova, ağustostan ekime fiyatların ve fiyat farklarının yükselmesinin perakende zincirlerinin kârlarını artırıyor olabileceğini belirtti. Komisyonun birkaç gün içinde yürürlüğe koyması beklenen “adil değer” ölçütü, Komisyonun adil fiyat seviyesi kabul ettiği düzeyden sapmaları gösterecek. Önemli sapmalar için ceza talep edilmesi planlanırken, bu amaçla hazırlanan taslak mevzuat milletvekillerine sunuldu. Komisyon ayrıca önümüzdeki haftalarda tüketici şikâyetlerinin yoğun olduğu sektörlerde işletmelerle görüşerek gıda ve ilaç fiyatları ile haksız ticari uygulamaları inceleyecek.

Birleşik Krallık’ta Fazla Gıdayı Yeniden Dağıtma Hedefi
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Fazla Gıdayı Yeniden Dağıtma Hedefi

Birleşik Krallık’ta gıda sektöründe her yıl 1 milyardan fazla öğünlük, kolayca kurtarılabilecek fazla gıdanın israf edildiği belirtiliyor. The Guardian’ın yorum bölümünde yazan ve gıda yeniden dağıtım kuruluşu Felix’in yöneticisi Charlotte Hill, hükümet destekli yeni bir ulusal programla yeniden dağıtılan gıda miktarının gelecek on yılda üç katına çıkarılmasının hedeflendiğini aktardı. Hill, bu miktarın 470 bin tona denk geldiğini ve ülkedeki her çocuğu bir ay boyunca günde üç öğün beslemeye yeteceğini yazdı. Hill’e göre israfın en büyük bölümü perakende mağazaları ve restoranlardan değil, çiftliklerden kaynaklanıyor. Yaklaşık 850 milyon öğünlük fazla gıdanın çiftliklerde, 178 milyon öğünlük kısmının gıda üretim tesislerinde, 71 milyon öğünlük bölümünün konaklama ve yemek hizmetlerinde, 12 milyon öğünlük bölümünün ise perakendede oluştuğu ifade edildi. Felix’in yöneticisi, kuruluşun yenilebilir fazla gıdayı ihtiyaç sahiplerini besleyen 8 binden fazla kuruluşa ulaştırdığını belirtti. Kaynağa göre çiftliklerde öngörülemeyen hava koşulları, ürünlerin sınıflandırılmasına ilişkin standartlar ve hasat miktarıyla alıcı siparişleri arasındaki uyumsuzluk fazla gıda oluşumunda etkili oluyor. Üretim tesislerinde ise üretim fazlası, ambalaj değişiklikleri ve kalite kontrol süreçleri normal satış kanallarında değerlendirilemeyen ürünler yaratıyor. Felix’in geçen yıl dağıttığı gıdanın neredeyse yarısını taze meyve ve sebzelerin oluşturduğu aktarıldı. Hill, bazı işletmelerin gıdayı bağışlamak yerine israf etmeyi daha ucuz bulduğunu savundu. Yazara göre kurumlar vergisi sistemi gıda bağışını yeterince teşvik etmiyor; gıda atıklarının hayvan yemi veya biyogaza dönüştürülmesi gibi alternatif bertaraf yollarına yönelik kamu sübvansiyonları da fazla gıdayı insan tüketiminden uzaklaştırabiliyor. Felix, City Harvest, Community Shop ve diğer ortak kuruluşlarla Food Redistribution Partnership UK’yi kurarak yeniden dağıtımı artırmayı amaçlıyor. Hill, Birleşik Krallık’ta hayır kurumlarının tüm fazla gıdanın yaklaşık %1’ini yeniden dağıttığını, Fransa’nın yaklaşık iki katına, ABD’nin ise üç katına ulaştığını belirtti. Yazara göre gıda yeniden dağıtımı yoksulluğa sistemik bir çözüm oluşturmuyor; ancak israf edilen gıdanın ihtiyaç sahiplerine ulaştırılması, gıda güvencesizliğinin etkilerini hafifletebilir.

Atıştırmalar Geleneksel Öğünlerin Yerini Alıyor
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber
Veri haberi

Atıştırmalar Geleneksel Öğünlerin Yerini Alıyor

SIAL Paris 2026 trend araştırmasına göre insanların yeme alışkanlıkları son beş yılda belirgin biçimde değişti. Günlük beslenme artık giderek daha az kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği etrafında şekillenirken, geleneksel öğünleri atıştırmalıklarla değiştirenlerin oranı %10 arttı. Atıştırma, öğünler arasındaki geçici bir alışkanlık olmaktan çıkarak başlı başına bir yeme fırsatına dönüşüyor. Bu eğilim, gıda sektöründe yolda, iş sırasında veya bir öğünün yerine kolayca tüketilebilecek ürünlere olan ihtiyacı artırıyor. Araştırmaya göre tüketicilerin gıda tercihleri yalnızca mağaza veya restoranlarda şekillenmiyor. Dijital içerik, tüketicilerin %28'inin gıda satın alma kararını etkiliyor; tarifler, videolar, sosyal medya etkileyicileri ve çevrim içi yayılan tatlar yeni tüketim eğilimlerini hızla oluşturabiliyor. Tüketicilerin %69'u restoran menülerinin daha geniş diyet gereksinimlerine yanıt vermesi gerektiğini düşünürken, farklı beslenme tercihleri aynı anda varlığını sürdürüyor. Avrupa'da vejetaryen alternatiflerin tüketimi %16 artarken toplam gıda tüketimindeki artış yaklaşık %1'de kaldı. Küresel ürün yelpazesinde yerel kaynaklı ürünlerin sayısının %87 artması da ürünün kökeni, yerel bağları ve üreticinin kimliğinin değerlendirmedeki önemini gösteriyor. Tüketicilerin %76'sı ise gıda seçimini bir tür sosyal sorumlulukla ilişkilendiriyor. Araştırma, önümüzdeki dönemde teknoloji ile gelenek, kişiselleştirme ile haz ve küresel ürünlerle yerel kaynakların birlikte etkili olacağını belirtiyor.

AB'de Gıda İsrafı 2024'te Kişi Başına 129 Kiloya Ulaştı
Görsel kaynağı: in.gr · Özgün haber
Veri haberi

AB'de Gıda İsrafı 2024'te Kişi Başına 129 Kiloya Ulaştı

Avrupa Birliği'nde (AB) 2024 yılında kişi başına yaklaşık 129 kilogram gıda atığı oluştu. Eurostat verilerine göre toplam gıda atığı 57,9 milyon tona ulaşırken, bu miktar 2023'teki 57,5 milyon tona kıyasla %0,7 arttı. Hesaplamaya hem yenilebilir hem de atığa dönüşen yenilemeyen gıda bölümleri dahil edildi. Gıda israfında en büyük pay hanelere ait oldu. Haneler, kişi başına 69 kilogramla toplam atığın %53'ünü oluşturdu. Restoranlar ve diğer yemek hizmetleri kişi başına 15 kilogramlık ek atık üretirken, gıda ve içecek sanayisinden kaynaklanan atık kişi başına yaklaşık 25 kilogram olarak hesaplandı. Birincil üretim ile perakende ve dağıtımın her biri kişi başına yaklaşık 10 kilogramlık atıkla ilişkilendirildi. Yunanistan, kişi başına gıda atığında AB ülkeleri arasında üçüncü sırada yer aldı. Ülkede kişi başına toplam yaklaşık 207 kilogram atık oluştu. Bu değer, AB ortalamasının belirgin biçimde üzerinde bulunurken, Kıbrıs yaklaşık 294 kilogramla ilk, Danimarka ise yaklaşık 260 kilogramla ikinci sırada gösterildi. Yunanistan'ı Romanya ve Portekiz izledi. Yunanistan'da 2024 yılı toplam gıda atığı 2.159.056 tona ulaştı. Bunun 907.454 tonu, toplamın yaklaşık %42'sine karşılık gelecek şekilde hanelerden kaynaklandı. Veriler, gıda israfının yalnızca tüketim aşamasında değil, gıda zincirinin üretim, işleme, perakende ve dağıtım aşamalarında da ortaya çıktığını gösteriyor. Gıda israfı, üretim ve taşıma için kullanılan toprak, su ve yakıt gibi kaynakların beslenme amacı gerçekleşmeden tüketilmesine yol açıyor. Atıkların depolama alanlarına gönderilmesi de sera gazı emisyonlarına katkıda bulunuyor. Kaynakta, gıda israfının AB gıda sisteminin sera gazı emisyonlarının yaklaşık %16'sına, 252 milyon ton karbondioksit eşdeğerine karşılık geldiği belirtiliyor. Eurostat'ın AB toplamını hesaplarken Romanya için 2024 verileri yerine 2023'teki son mevcut verileri kullandığı aktarıldı. Metnin başka bir bölümünde AB toplamı kişi başına 131 kilogram olarak da ifade ediliyor; bu nedenle kaynakta kişi başına toplam miktar konusunda farklı rakamlar yer alıyor.

Hollanda’da İklim Değişikliğine Uyum İçin Pirinç Denemesi
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

Hollanda’da İklim Değişikliğine Uyum İçin Pirinç Denemesi

Hollanda’da araştırmacılar, iklim değişikliğine uyum sağlamak ve kuruyan turbalık alanların yol açtığı toprak çökmesini sınırlamak amacıyla pirinç yetiştiriciliğini deniyor. Çalışma şu aşamada 0,6 hektarlık bir alanda yürütülüyor; proje ekibi yaklaşık üç ton kısa taneli pirinç üretmeyi umuyor. Hollanda’da tarım arazilerinin bir bölümü, hayvan yemi olarak ot yetiştirmek için kurutulan turbalıklardan oluşuyor. Turbanın kuruması, karbondioksit salımına ve bazı bölgelerde yılda birkaç santimetreye ulaşan toprak çökmelerine neden oluyor. Wageningen Üniversitesine göre Hollanda’daki turbalık topraklardan kaynaklanan sera gazı emisyonları ülkenin toplam emisyonlarının yaklaşık %2-3’ünü oluşturuyor. Alanların yeniden nemli tutulması bu etkileri sınırlayabilir; pirinç üretimi ise sulak alanlarda ot dışında bir ürün yetiştirme olasılığı sunuyor. Ekip, Hollanda iklimine en uygun çeşitleri belirlemek için Rusya, Çin, Japonya ve Özbekistan’dan gelen yaklaşık 30 pirinç çeşidini inceliyor. Araştırmacılar, pirinç üretiminin kendisinin oluşturabileceği karbondioksit ve metan salımlarını da izliyor; böylece çözüm olarak görülen yöntemin çevresel sorunu ağırlaştırıp ağırlaştırmadığını değerlendirmeyi amaçlıyor. Projenin sorumlusu Julian Helfenstein, ilk sonuçların umut verici olduğunu belirtiyor. Yerel restoranların ürüne ilgi gösterdiği, kuzey Japonya kökenli bir çeşidin ise Hollanda koşullarına en iyi uyum sağlayan aday olduğu aktarılıyor.

AB'de Kişi Başı Gıda Atığı 2024'te 129 Kiloya Ulaştı
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

AB'de Kişi Başı Gıda Atığı 2024'te 129 Kiloya Ulaştı

Avrupa Birliği'nde (AB) 2024 yılında toplam 57,9 milyon ton gıda atığı oluştu. Eurostat verilerine göre bu miktar, 2023'e kıyasla %0,7 artarken kişi başına düşen gıda atığı 129 kilogram oldu. Haneler toplam atığın %53'ünü oluşturdu ve kişi başına 69 kilogram atık üretti. Restoranlar ile yemek hizmetleri %12'lik paya sahipken, gıda ve içecek üretimi %19'luk pay aldı; birincil üretim ile perakende ve diğer dağıtım aşamalarının her biri %8'de kaldı.