ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

163 haber · Sayfa 1

OECD: Tarım Sektörüne Destek 2025’te 950 Milyar Doları Aştı
Görsel kaynağı: Réussir · Özgün haber
Veri haberi

OECD: Tarım Sektörüne Destek 2025’te 950 Milyar Doları Aştı

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) “Tarım Politikaları: İzleme ve Değerlendirme 2026” raporuna göre, örgütün üyesi olan ve olmayan 56 ülkede tarım sektörüne sağlanan toplam destek 2025’te 950 milyar doların üzerine çıkarak rekor kırdı. 2023-2025 döneminde yıllık ortalama 885 milyar dolar olan destek, 2023’e göre 121 milyar dolar, yani yaklaşık %15 arttı. Desteğin tarımsal üretim değerine oranı da %17,6’dan %19,1’e yükseldi. Artış, iklimsel ve jeopolitik şoklara verilen politika yanıtlarıyla birlikte gerçekleşti. Ülkeler yalnızca aşırı hava olayları ve doğal afetlere karşı 2025-2026 döneminde 30’dan fazla acil durum düzenlemesini uygulamaya koydu. Bununla birlikte OECD, desteğin büyük bölümünün gelecekteki risklere karşı dayanıklılığı artırmaktan çok kısa vadeli krizlere yanıt vermeye yöneldiğini belirtiyor. Altyapı ve inovasyon gibi genel hizmetlere ayrılan desteğin tarımsal üretim değerine oranı ise yaklaşık %2,4’te kaldı. Büyük gelişmekte olan ekonomilerin toplam destekteki payı yükseldi. Çin’de fiyat politikalarından kaynaklanan üretici transferleri 2023-2025 döneminde yıllık yaklaşık 204 milyar dolara ulaştı. Hindistan’da üreticiler tarafından finanse edilen tüketici transferleri yıllık 119 milyar dolar olurken, ülke ithalatı da geniş ölçüde sübvanse etti. Gelişmekte olan ekonomilerdeki artış daha çok iç fiyatları yükselten önlemlerden, OECD ülkelerindeki artış ise özellikle afetler karşısında üreticilere yapılan bütçe transferlerinden kaynaklandı. Rapora göre fiyat artışlarından kaynaklanan üretici transferleri, 2023-2025 döneminde brüt tarımsal gelirlerin ortalama %7,1’ine karşılık geldi; bu transferlerin maliyeti tüketici harcamalarının yaklaşık %5,3’ü oldu. Net üretici desteğinin %79’una denk gelen 401 milyar dolarlık bölüm, girdilere ilişkin zorunlu veya gönüllü herhangi bir koşul taşımadı. OECD Genel Sekreteri Mathias Cormann, daha fazla desteğin her zaman daha iyi sonuç vermediğini ve piyasa bozucu önlemlerin ailelerin maliyetlerini artırarak verimliliği düşürdüğünü söyledi.

Sebze ve Meyvelerin En Lifli Kısımları Çöpe Atılıyor
Görsel kaynağı: Het Nieuwsblad · Özgün haber
Veri haberi

Sebze ve Meyvelerin En Lifli Kısımları Çöpe Atılıyor

Bilim insanlarından oluşan bir ekip, bir düzine sebze ve meyve türünün lif bakımından en zengin bölümlerini inceledi. Araştırmaya göre bu parçalar, tüketiciler tarafından çoğu zaman yenmeden çöpe atılıyor. İncelenen 12 türün 10’unda, en sağlıklı bölümlerin çöpe gittiği sonucuna varıldı. Kaynakta örnek olarak ananas kabuğu, karnabahar gövdesi, biber çekirdekleri ve brokoli sapı sayılıyor; bu israfın insanlara ve gezegene zarar verdiği belirtiliyor.

Kosova Süt Ürünleri Birliği, Fırınlarda Palm Yağı Kullanımının Araştırılmasını İstedi
Görsel kaynağı: Sinjali · Özgün haber

Kosova Süt Ürünleri Birliği, Fırınlarda Palm Yağı Kullanımının Araştırılmasını İstedi

Kosova Süt Ürünleri Birliği (SHQK), ülkedeki fırın ve börekçilerde satılan ürünlerde palm yağı kullanılmış olabileceği konusunda endişe duyduğunu açıkladı. Birlik, kurumlara bu ürünlerde gerçek süt lorunun yerine palm yağı kullanılıp kullanılmadığını doğrulama çağrısı yaptı. SHQK’ye göre tüketiciler, satın aldıkları ürünlerin içeriği hakkında doğru biçimde bilgilendirilmeden bu ürünleri tüketiyor olabilir. Birlik, uygulamanın yaygın olması halinde bunun tüketicileri yanıltabileceğini ve adil rekabete zarar verebileceğini belirterek işletme sahipleriyle sorumlularından şeffaflık istedi. Ayrıca kurumların gerekli kontrolleri yapmasını talep etti.

EDA Başkanı Verkerk: Avrupa Süt Sektörü Küresel Pazarda Kaliteyle Rekabet Etmeli
Görsel kaynağı: Pravda Slovakia · Özgün haber

EDA Başkanı Verkerk: Avrupa Süt Sektörü Küresel Pazarda Kaliteyle Rekabet Etmeli

Avrupa Sütçülük Birliğinin (EDA) Bratislava'da düzenlenen yıllık kongresinde Koerk Verkerk başkan seçildi. Verkerk, Avrupa'nın küresel süt pazarında yalnızca fiyat üzerinden rekabet edemeyeceğini, kalite, ürün çeşitliliği ve yüksek kaliteli beslenmenin öne çıkarılması gerektiğini söyledi. Avrupa'nın dünyayı bütünüyle beslemesinin gerekli olmadığını belirten Verkerk, buna karşılık kıtanın yüksek kaliteli gıda ve beslenme sağlamada önemli bir rolü bulunduğunu ifade etti. Bu rolün, yerel üretim gücünün korunması ve süt ürünlerinin küresel pazarlara sunulmasıyla birlikte ele alınması gerektiğini savundu. Verkerk'e göre Avrupa'nın ortak pazar yapısı, bölgeler arasındaki farklılıkları ortadan kaldırmıyor. Slovakya'daki süt çiftçileri kuraklıkla mücadele ederken Hollanda'daki üreticiler çevre mevzuatının oluşturduğu baskıyla karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle süt politikalarının daha esnek olması ve çiftlikleri yalnızca farklı örgütlenme biçimleri ya da büyüklükleri nedeniyle cezalandırmaması gerektiğini belirtti. Çiftliklerin sadece süt üretmediğini; araziyi yönettiğini, biyoçeşitliliği desteklediğini, bölgesel istihdama ve kırsal alanların canlılığına katkı sağladığını söyledi. Piyasanın ödüllendirmediği bu kamu hizmetleri için desteğin gerekçelendirilebileceğini kaydetti. Avrupa'nın yerel ekonomik gücünü korurken ihracata da odaklanması gerektiğini belirten Verkerk, mevcut ürünleri dış pazarlara göndermenin tek başına yeterli olmayacağını ifade etti. Yeni Zelanda'nın yeni ihracat pazarlarına yaptığı yatırımları örnek gösteren Verkerk, Avrupa'nın farklı ülkelerdeki tüketici ihtiyaçlarını anlaması ve ürün teklifini buna göre uyarlaması gerektiğini söyledi. Yerel yatırımlarla yeni ürünlerin geliştirilebileceğini belirten Verkerk, hızla büyüyen peynir altı suyu proteini pazarını Avrupa için bir fırsat olarak gösterdi. Peynir ve peynir altı suyu üretiminin birbirine bağlı olması nedeniyle Avrupa'nın bu alanda mevcut altyapısından yararlanabileceğini dile getirdi. Süt sektörünün çiftçiler ile tüketiciler arasında daha güçlü bir bağ kurması gerektiğini savunan Verkerk, üreticilerin tüketicilerin değer verdiği ürünleri geliştirmesinin önemine dikkat çekti. İklim değişikliğine karşı yem, genetik, çiftlik yönetimi ve yeni teknolojiler alanında yeniliklerden yararlanılabileceğini belirtti; ancak emisyonları ve çevresel ayak izini azaltmanın maliyetinin yalnızca çiftçilere bırakılmaması gerektiğini vurguladı. Avrupa tarımındaki iş gücü ve çiftliklerin devri sorununa karşı gençlere arazi ve sermaye erişimi, eğitim, teknoloji ve güvenilir bir gelecek perspektifi sağlanması gerektiğini söyledi. Süt ürünlerinin besin değerine ilişkin tartışmaların bilimsel kanıtlara dayanması, işlenmiş gıdanın da otomatik olarak aşırı işlenmiş gıda kabul edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Pakistan’da Pamuk Fiyatları Kalite Sorunlarıyla Geriliyor
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber
Veri haberi

Pakistan’da Pamuk Fiyatları Kalite Sorunlarıyla Geriliyor

Pakistan’ın iç pamuk piyasasında fiyatlardaki düşüş geçen hafta da sürerken ticaret faaliyetinin tatmin edici kaldığı bildirildi. Sindh ve Punjab’da pamuk, kalite ve ödeme koşullarına bağlı olarak maund başına 16.000-18.000 Pakistan rupisi arasında işlem gördü. Baloçi pamuğun fiyatı ise 18.700-19.000 rupi aralığında gerçekleşti. Piyasa koşullarındaki zayıflıkta New York pamuk vadeli işlemlerindeki gerileme ve yerli pamuğun kalitesindeki bozulma etkili oldu. Piyasa kaynakları, bazı çırçırcıların stoklarını eritmek amacıyla farklı kalitelerdeki pamuğu harmanlamasının kalite düşüşünü artırdığını söyledi. Daha kaliteli pamuk üretmeye çalışan işletmelerin ise tohum pamuğun kısa elyaf uzunluğu nedeniyle zorlandığı aktarıldı. Düşen pamuk ipliği fiyatları, ciddi likidite sıkışıklığı ve tekstil iplik üreticilerinin hammadde alımında temkinli davranması da piyasanın zayıflığını artıran unsurlar arasında gösterildi. Pamuk ithalatı da bölgesel gerilimler ve uluslararası navlun ücretlerindeki artış nedeniyle zorlaştı. Bu durum, daha kaliteli ithal hammaddeye erişimi güçleştirirken ithal pamuğun maliyetini yükseltti. Tekstil sektörü ayrıca yüksek faiz ve enerji giderleriyle karşı karşıya bulunuyor. Sanayiciler finansal baskıyı azaltmak için politika faizinde indirim talep ederken Pakistan Merkez Bankası politika faizini 50 baz puan artırarak %12’ye çıkardı. Elektrik tarifesinde birim başına 2,56 rupi artışın tüketicilerden ilave 33 milyar rupi sağlamasının beklendiği bildirildi. Pakistan’ın pamuk sektörünü canlandırma stratejisi kapsamında ithal pamuk tohumları için hızlı onay mekanizması planlandı. Mevcut onay sürecinin yaklaşık 12 ay sürmesinin, geliştirilmiş tohum çeşitlerinin üretime sunulmasını geciktirdiği belirtildi. Sektör paydaşları; tohum kalitesinin iyileştirilmesini, dönüm başına verimin artırılmasını ve yüksek kaliteli yerli hammaddenin sürekliliğinin sağlanmasını sektörün toparlanması için gerekli görüyor. Federal Board of Revenue, tekstil iplik işletmelerine üretim, pamuk balyaları ve doğal, yapay ve harmanlanmış elyafların işlenmesini izlemek üzere 15 Kasım 2026’ya kadar video gözetim kameraları kurma talimatı verdi. Hindistan da yerli fiyatları sınırlamak ve tekstil sanayisine hammadde arzını desteklemek amacıyla gümrüksüz pamuk ithalatı uygulamasını iki ay uzattı. USDA’nın haftalık ihracat satış raporunda Çin, 2026-27 sezonu satışlarında 52.100 balyayla ilk sırada yer alırken Türkiye 40.800 balyayla ikinci, Vietnam 35.000 balyayla üçüncü oldu. Raporlama dönemindeki ihracatta Türkiye’ye 13.900 balya gönderildi.

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması
Görsel kaynağı: VIVA · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Güçlendirilmiş Pirinçte Etiket Uyumsuzluğu Soruşturması

Endonezya’nın Kuzey Sumatra bölgesindeki Deli Serdang Kabupateni’ne bağlı Tembung ilçesinde, PT UDS’ye ait pirinç tesisinde etiket bilgilerindeki besin içeriğiyle uyuşmadığı öne sürülen güçlendirilmiş pirinçler için soruşturma başlatıldı. Satgas Pangan Polri ile Badan Pangan Nasional (Bapanas) tarafından yürütülen incelemede, şirketin Mart-Ağustos 2026 döneminde yaklaşık 525 ton ürün ürettiği tahmin edildi. Üretimin ekonomik değeri 14,175 milyar Endonezya rupisi olarak hesaplandı. İnceleme kapsamında Golden Number 111 Merah, Golden Number 111 Biru, Penari Bangkok ve Ikan Mas Cupang markalarından örnekler alındı. Laboratuvar sonuçlarına göre dört ürünün kalite ve besin içeriği, ambalajlarda yer alan bilgilerle uyuşmadı. Bapanas, bulguları hukuki süreç için Bareskrim Polri’ye bildirdi. Satgas Pangan Polri Başkanı Suhasto, güçlendirilmiş pirincin mikro besin ihtiyacını karşılamaya, anemi ve bodurluğun önlenmesini desteklemeye yönelik olduğunu söyledi. İçeriğin standartlara ve ambalajdaki beyanlara uymamasının bu amacı sınırlayabileceğini, ürünlerin uzun süre düzenli tüketilmesi hâlinde tüketiciler için risk oluşturabileceğini belirtti. Polis, Bapanas ve PT UDS yetkililerinin de aralarında bulunduğu 12 kişinin ifadesini aldı. Tanık ifadeleri, uzman görüşü ve laboratuvar sonuçları temelinde en az iki delil bulunduğu değerlendirilerek dosya soruşturma aşamasına taşındı.

Yazar, FDA’dan Salgınların Gerçek Kaynağını Açıklamasını İstiyor
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Yazar, FDA’dan Salgınların Gerçek Kaynağını Açıklamasını İstiyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Food Safety News yazarı, FDA’ya sunacağını belirttiği iki yurttaş dilekçesiyle, kurumun kendi soruşturmasında bir salgının gerçek kaynağı olarak belirlediği firmanın adını açıklamasını istiyor. Talep, soruşturma sürerken olası kaynakların veya çalışma hipotezlerinin yayımlanmasını kapsamıyor; yalnızca inceleme tamamlandığında gerçekten kaynak olduğu sonucuna varılan şirketin açıklanmasını öngörüyor. Yazar, dilekçelerin federal hükümetin daha önce yapmadığı ya da yapabileceğini söylemediği bir uygulamayı istemediğini savunuyor. Yazıya göre “radikal şeffaflık” ilkesi, Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ile FDA’nın gıda politikalarına 2025’te taşındı. HHS, 10 Mart 2025’te kendiliğinden GRAS yolunun kapatılmasını inceleme talimatı verirken, Amerikalıların gıdalarının içeriğini bilmesini sağlama taahhüdünü açıkladı. FDA da 9 Temmuz 2025’te gıda güvenliği ve beslenme eylemlerinde radikal şeffaflığın gıda kaynaklı hastalıklar ile kronik hastalıkları azaltmanın anahtarı olduğunu bildirdi. FDA’nın gıda programı, 24 Eylül 2025’te kapanmış salgın soruşturmaları için Yönetici Olay Özeti belgelerini yayımlamaya başladı. Ancak yazar, bu özetlerde kamuoyunun en çok ihtiyaç duyduğu “kim ve nerede” bilgilerinin eksik kaldığını belirtiyor. FDA bazı salgınlarda şirket adlarını ve hastaların yaşadığı eyaletler gibi ayrıntıları açıklamadı; kurum, şirket adlarının Ticari Sırlar Yasası kapsamında korunduğunu söyledi. Yazıda, eylül ayında marulla bağlantılı bir E. coli soruşturmasının yetiştirici, işleyici veya marka adı verilmeden kapatıldığı aktarılıyor. Ekimdeki E. coli O157:H7 salgınında ise ürün markasının FDA veya USDA Gıda Güvenliği ve Denetim Servisi (FSIS) yerine dava ve gazete haberleri aracılığıyla öğrenildiği belirtiliyor. Yazar, 2024 sonbaharındaki romaine bağlantılı E. coli O157:H7 salgınını şeffaflık eksikliğinin örneği olarak gösteriyor. Salgında 15 eyalette 89 kişi hastalandı, 36 kişi hastaneye kaldırıldı, yedi hemolitik üremik sendrom vakası görüldü ve bir kişi öldü; FDA soruşturmayı yalnızca “romaine” ifadesiyle kapattı. Ayrıca chicken wrap ürünleriyle bağlantılı 50 kişilik salgında FDA salgının sona erdiğini bildirdi, FSIS ise kaynağın Trader Joe’s olduğunu bir gazeteciye doğruladı. FDA, ürünlerin daha önce piyasadan kaldırıldığını ve raf ömrü dolduğu için ayrıntılı açıklamanın tüketicilerin alabileceği koruyucu bir eylem sağlamayacağını söyledi; buna karşın FDA ve FSIS soruşturmalarının ayrıntıları yayımlanmadı.

Hollanda’da Tüketiciler Şekli Standart Dışı Sebze ve Meyvelere Açık
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

Hollanda’da Tüketiciler Şekli Standart Dışı Sebze ve Meyvelere Açık

Hollanda’da Radar tüketici koruma portalının 3.279 kişinin katılımıyla yaptığı araştırmaya göre tüketicilerin %77’si, meyve ve sebzelerin şeklinin satın alma kararında önemli olmadığını belirtti. Araştırma, standart dışı görünümlü ürünlere yönelik tüketici kabulünün perakende uygulamalarından daha yüksek olabileceğine işaret ediyor. Katılımcıların %56’sı, aynı kalitedeki düzgün şekilli ürünlerle standart dışı görünümlü sebze ve meyveler için aynı fiyatı ödemeye hazır olduğunu söyledi. Bununla birlikte %44’lük kesim, bu ürünlerin mağazalarda indirimli satılması gerektiğini düşünüyor. Hollanda’da Samen Tegen Voedselverspilling kuruluşunun yöneticisi Toine Timmermans’a göre katı pazar standartları ve müşteri beklentileri, hangi ürünlerin perakende zincirlerine gireceğini etkiliyor. Standart dışı ürünler tamamen kayba uğramıyor. Küçük karanfiller hazır yemek paketlerinde, olgun meyveler ise smoothie ve diğer işlenmiş ürünlerde değerlendirilebiliyor. Hollanda’da yetiştirilen sera salatalıklarının %1’inden azının eğri veya alışılmadık şekilli olduğu belirtilirken, perakendede bu ürünlere daha fazla yer verilmesinin gıda israfını azaltabileceği aktarılıyor. Perakende sektöründeki gıda atığı 2018’den bu yana %34 azaldı.

Halloween Balkabağı Satışlarını Eylül ve Ekimde Yoğunlaştırıyor
Görsel kaynağı: La Vanguardia · Özgün haber
Veri haberi

Halloween Balkabağı Satışlarını Eylül ve Ekimde Yoğunlaştırıyor

Halloween kutlamasının yaygınlaşması, balkabağını oyulmuş yüzleri ve farklı biçim ve renkleriyle ev ve iş yeri dekorasyonunda kullanılan tanınmış bir simgeye dönüştürdü. La Casa de la Calabaza, balkabağı üreticileri açısından eylül ve ekim aylarının yılın en yoğun faaliyet dönemi olduğunu belirtiyor. İşletmeye göre toplam üretimin yaklaşık %70’i bu iki ayda satılıyor. Talep, 31 Ekim gecesi oyulmak üzere alınan büyük balkabaklarıyla sınırlı kalmıyor. Küçük çeşitler de sonbahar dekorasyonunda öne çıkıyor; siğilli, uzun veya uçan daire biçimindeki balkabakları masa süslerinde ve evin farklı bölümlerinde, oyulmadan kullanılabiliyor. Bu çeşitlilik, ürünün yalnızca Halloween kutlamalarıyla değil, genel sonbahar dekorasyonuyla da ilişkilendirilmesini sağlıyor. La Casa de la Calabaza, sonbahar kampanyası döneminde farklı dağıtım noktalarına ve doğrudan tüketicilere toplam yaklaşık 40.000 kilogram balkabağı sattığını aktarıyor. Halloween için oyulacak balkabaklarının başlıca alıcıları çocuklu genç aileler olurken, dekoratif çeşitlerde evlerini süsleyen yaşlı kişiler öne çıkıyor. Manavlar, mağazalar, şirketler ve tema parkları da mekânlarına sonbahar atmosferi vermek amacıyla bu ürünleri satın alan diğer gruplar arasında yer alıyor.

Conaprole Adayı Zavala, Süt Fiyatının Üreticiye Daha İyi Yansımasını Savundu
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Conaprole Adayı Zavala, Süt Fiyatının Üreticiye Daha İyi Yansımasını Savundu

Uruguay’da Conaprole başkanlığına Opción 2026 listesiyle aday olan Canelones Sütçüleri Derneği yöneticisi Justino Zavala, kooperatifin güçlü yapısına rağmen bazı işleyiş sorunlarının düzeltilmesi gerektiğini söyledi. Zavala, önerilerinin temel amacının Conaprole’nin elde ettiği sonucun üreticiye ödenen süt fiyatına daha iyi yansımasını sağlamak olduğunu belirtti. Conaprole’nin 500 milyon ABD dolarının üzerinde özsermayeye sahip olduğunu ve son mali yılı yaklaşık 20 milyon ABD doları pozitif sonuçla kapattığını ifade etti. Zavala’nın öncelikli önerisi, çalışanlarla ilişkilerin ve çalışma biçiminin değiştirilmesi oldu. Kooperatifin sürekli çatışma ve sorun döngüsünden çıkması gerektiğini savunan Zavala, ellerindeki verilere göre Conaprole’de devamsızlık oranının %15 ile 20 arasında bulunduğunu söyledi. Bunun her gün 300 ila 400 çalışanın işe gelmemesi anlamına geldiğini belirten Zavala, devamsızlığın kooperatif için ek maliyet oluşturduğunu ve üreticiye ödenen süt fiyatını olumsuz etkilediğini öne sürdü. Opción 2026 listesi olarak sendikayla çalışma yöntemindeki değişiklikleri görüşmek üzere temasa geçtiklerini, sendikanın öneriyi kesin biçimde reddetmeyip incelemeye hazır olduğunu aktardı. Zavala, ihracat yapısındaki yoğunlaşmayı da Conaprole için önemli bir risk olarak değerlendirdi. Onun verdiği bilgilere göre kooperatifin ihraç edilebilir üretiminin %70’i tam yağlı süt tozunda yoğunlaşıyor; bu ürünün %70’i ise Brezilya ve Cezayir’e satılıyor. Brezilya’daki damping konusunu ve Cezayir’de geliştirilen, ülkenin ithalat ihtiyacını azaltabilecek süt üretimi projesini iki pazar için sorun işareti olarak gösteren Zavala, süt tozundan tamamen vazgeçilmesini önermediğini söyledi. Farklı ürünlere yönelerek riskin dağıtılmasını savundu. Uruguay’ın CPTPP’ye katılımında ilerleme sağlanması hâlinde, Japonya’ya peynir ihracatında fırsat doğabileceğini de belirtti. İç pazarın Conaprole cirosunun %30 ile 40’ını, toplam sütün ise yaklaşık %20’sini oluşturduğunu söyleyen Zavala, dağıtım ve ürün bulunabilirliği konusunda sorunlar yaşandığını ifade etti. Saha ziyaretlerinde distribütörlerin kooperatifin teslimatlarından, işletmelerin distribütörlerden, tüketicilerin ise ürünleri bulamamaktan şikâyet ettiğini aktardı. Conaprole markasının güçlü ve tanınmış olmasına rağmen diğer markalar karşısında gerilediğini savunan Zavala, kooperatifin yılda 18 milyon ABD doları reklam harcadığını belirtti. İç pazarın işleyişinin bağımsız bir danışmanlık şirketince denetlenmesini ve sonuçlara göre gerekli adımların atılmasını önerdi.

Kosova’da Brezilya Menşeli Dondurulmuş Tavuk Etinde Salmonella Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Sinjali · Özgün haber

Kosova’da Brezilya Menşeli Dondurulmuş Tavuk Etinde Salmonella Tespit Edildi

Kosova’da Brezilya’dan ithal edilerek Apetit SHPK ürünleri arasında piyasaya sunulan dondurulmuş tavuk etinin numunelerinde Salmonella Minnesota bakterisi tespit edildi. Gıda ve Veterinerlik Ajansı (AUV), laboratuvar sonuçlarının ardından belirlenen ürünlerin satışını ve dolaşımını geçici olarak durdurdu, ürünleri resmî kontrol altına aldı ve satış noktalarından çekilmelerini emretti. Tespit, Tarım, Ormancılık ve Kırsal Kalkınma Bakanı Armend Muja’nın talimatıyla yürütülen olağanüstü ithal et kontrolleri sırasında yapıldı. Karar, Brezilya menşeli Coopavel ürünlerinde SIF 3887 onay ve R-14427 lot numaralı ürünleri kapsıyor. Superfrango ürünleri için ise SIF 3404 onay ve R20598 lot numarası belirtildi. AUV’ye göre tespit edilen Salmonella Minnesota, insanlarda gastrointestinal enfeksiyonlara yol açabilen Salmonella enterica bakterisinin patojenik bir serotipi. AUV, söz konusu lot numaralarına sahip ürünleri satın alan tüketicilere bunları tüketmemeleri ve satın aldıkları noktalara iade etmeleri çağrısında bulundu. Kurum, riskin yalnızca kontamine etin tüketilmesiyle sınırlı olmadığını; hazırlık sırasında bakterilerin eller, kaplar veya mutfak yüzeyleri aracılığıyla diğer gıdalara taşınabileceğini bildirdi. Kontroller, bakterinin tespit edildiği numunelerle sınırlı tutulmuyor. AUV, ithal edilen toplam miktarı, ürünlerin dağıtıldığı yerleri, tüketicilere ulaşan ve piyasada kalan miktarları belirlemek için izlenebilirlik çalışması yürütüyor. İncelemelerde ürünlerin Kosova’ya girişinden satış noktalarına kadar olan hareketi, etiketleri, üretim ve son kullanma tarihleri, veteriner sertifikaları, saklama koşulları ve ek laboratuvar analizleri değerlendiriliyor. AUV, risk değerlendirmesinin ardından ürünlerin nihai işlemine karar verecek; gerekli görülmesi hâlinde imha seçeneği de uygulanabilecek.

Çin ve Norveç, Avlanmış Deniz Ürünleri İçin Pazar Erişimi Protokolü İmzaladı
Görsel kaynağı: Global Times · Özgün haber
Veri haberi

Çin ve Norveç, Avlanmış Deniz Ürünleri İçin Pazar Erişimi Protokolü İmzaladı

Çin Gümrükler Genel İdaresi ile Norveç Sanayi, Ticaret ve Balıkçılık Bakanlığı, Norveç’in avlanmış deniz ürünlerinin Çin pazarına erişimini genişletmek amacıyla yeni bir protokol imzaladı. Çin’de imzalanan anlaşma, iki ülke arasındaki deniz ürünleri ticaretinde iş birliğini güçlendirmeyi ve Norveçli ihracatçılar için yeni pazar fırsatları oluşturmayı hedefliyor. Protokol, Norveç’in avlanmış deniz ürünlerinin Çin’e ihracatı için bir çerçeve oluşturuyor. Anlaşma kapsamında kayıt, belgelendirme, onay ve düzenleyici uyuma ilişkin ortak gereklilikler ve prosedürler belirlenecek. Açıklamaya göre bu çerçevenin, daha önce Çin’e giriş için onaylanmamış iskorpit balığı, wolffish ve deniz hıyarı gibi ek Norveç deniz ürünlerinin pazara erişimini kolaylaştırması bekleniyor. Protokol, Norveç’in tüm avlanmış deniz ürünlerinin Çin pazarında onaylanmasının önünü açmayı amaçlıyor; ancak bu süreç protokoldeki koşullar ve Çin’in yürürlükteki düzenlemeleri doğrultusunda yürütülecek. Çin, 2026’da Norveç’in ikinci en büyük deniz ürünleri pazarı konumunda bulunuyor. Norveç Deniz Ürünleri Konseyi verilerine göre Norveç’in Çin’e deniz ürünleri ihracatı 2026’nın ilk dokuz ayında 158.230 tona, değer bakımından ise 11,69 milyar Norveç kronuna ulaştı. Bu sonuçlar, bir önceki yılın aynı dönemine göre ihracat hacminde %15, değerinde %26 artış anlamına geliyor. Sektör gözlemcileri, Çinli tüketicilerin farklı deniz ürünlerine yönelik artan talebinin Norveçli ihracatçılar için fırsat oluşturduğunu belirtiyor. Norveç Balıkçılık ve Okyanus Politikası Bakanı Marianne Sivertsen Næss, protokolün Norveç’in avlanmış deniz ürünleri için Çin’de yeni fırsatlar açacağını söyledi. Fudan Üniversitesi Çin-Avrupa İlişkileri Merkezi Direktörü Jian Junbo ise ortak kayıt, onay, denetim ve karantina gerekliliklerinin pazar erişiminde şeffaflığı ve öngörülebilirliği artıracağını belirtti. Protokol, Norveç’in canlı kar yengeci için Aralık 2024’te, canlı kahverengi yengeci için ise Kasım 2025’te elde edilen pazar erişimi adımlarının ardından geldi. Næss’in Çin ziyareti kapsamında Shandong eyaletindeki Qingdao kentinde Norveç-Çin Deniz Ürünleri Zirvesi ve Çin Balıkçılık ve Deniz Ürünleri Fuarı da düzenlendi.

Sırbistan’da Yeni Protein Kaynakları İçin İki Proje Yürütülüyor
Görsel kaynağı: RTS — Radio-televizija Srbije · Özgün haber
Veri haberi

Sırbistan’da Yeni Protein Kaynakları İçin İki Proje Yürütülüyor

İklim değişikliği ve protein bitkilerinde verim düşüşü, insanlar ile hayvanların beslenmesi için yeni kaynak arayışını hızlandırıyor. Sırbistan’ın Novi Sad kentindeki Gıda Teknolojileri Bilim Enstitüsü uzmanları bu kapsamda iki proje yürütüyor. Soya tanesinin %36-40 protein içerdiği ve hayvan yemlerinde bu bileşenin en bol kaynaklarından biri olduğu belirtiliyor. Ancak kuraklığın son iki yılda soya ekili alanları %70 azalttığı, bunun da protein tedarik stratejisini bozduğu aktarılıyor. Uzmanlar alternatifler arasında böcekler ve böcek ununu gösterirken, Tuna Nehri’ne yerleşen Amerikan kerevitinin değerlendirilmesi için de projeler başlatıldığını bildiriyor. İstilacı türün nehirdeki doğal dengeyi tehdit ettiği, bu nedenle kerevit etinden insanlar ve hayvanlar için marine ürünler ile evcil hayvan sosisleri geliştirilmesinin; kabuğunun ise ambalaj malzemesinde kullanılmasının araştırıldığı belirtiliyor. Gıda güvenliği açısından mikotoksinler, yeni patojenler, zararlılar ve uzun tedarik zincirleri başlıca engeller arasında sayılıyor. Tüketicilerin bitki koruma amaçlı kimyasalları sağlık açısından sorunlu gördüğü, üretici ve uzmanların ise bu maddeleri gerekli bulduğu ifade ediliyor. Enstitü yöneticisi Miloš Pelić, çalışmaların Avrupa düzenlemeleriyle uyumlu olduğunu ve Sırbistan’ın gıda kalitesi ile güvenliğini denetleyen yasalara sahip bulunduğunu söylüyor. Konu, Novi Sad’da düzenlenen Foodtech 2026 kongresinde ele alındı.

Birleşik Krallık'ta Gıda Enflasyonu Ekimde %2,9'a Yükseldi
Görsel kaynağı: Daily Express · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık'ta Gıda Enflasyonu Ekimde %2,9'a Yükseldi

Birleşik Krallık'ta gıda enflasyonu, British Retail Consortium (BRC) verilerine göre ekimde %2,9'a çıkarak eylüldeki %2,5'in üzerine yükseldi. Veriler, Noel hazırlığı yapan hanelerin şenlik dönemi için ayırdığı bütçenin daralabileceğine ve bazı temel alışveriş ürünlerinin geçen yıla göre daha pahalı olabileceğine işaret ediyor. BRC'nin 1-7 Ekim tarihleri arasında topladığı verilere göre artış özellikle oda sıcaklığında saklanan konserve, paketli ve benzeri ürünlerde görüldü. Bu grupta enflasyon %3,2'ye yükselirken önceki ay %2,2 olarak ölçülmüştü. Taze gıda enflasyonu ise %2,6'da değişmeden kaldı. Genel mağaza fiyat enflasyonu da ekimde %2,1'e çıkarak eylüldeki %1,4'ün üzerine çıktı ve iki buçuk yılın en yüksek seviyesine ulaştı. BRC İcra Kurulu Başkanı Helen Dickinson, enerji faturaları, taşımacılık, işletme vergileri ve istihdam giderleri gibi maliyetleri perakendecilerin karşılamasının giderek zorlaştığını söyledi. BRC, hükümetten istihdam maliyetlerini azaltmasını ve planlanan %3,5'lik işletme vergisi artışını kaldırmasını istedi. NIQ'dan Mike Watkins ise küresel tedarik zincirlerindeki baskının daha yüksek enflasyonu olası kıldığını belirtti. Yaz sonundan beri uygulanan indirimlerin etkinin bir bölümünü geciktirdiği, ancak tüketiciler harcamalarında daha temkinli oldukça marketlerin kampanyalara daha fazla dayanmasının beklendiği aktarıldı.

Jakarta’da Pirinç Satışları Karışım İddiaları ve Düşen Alım Gücüyle Farklı Seyrediyor
Görsel kaynağı: Liputan6 · Özgün haber
Veri haberi

Jakarta’da Pirinç Satışları Karışım İddiaları ve Düşen Alım Gücüyle Farklı Seyrediyor

Endonezya’nın Jakarta kentinde Pasar Induk Cipinang çevresindeki bakkallarda pirinç satışlarının, karışım pirinç iddialarına rağmen istikrarlı kaldığı, bazı işletmelerde ise artış eğilimi gösterdiği bildirildi. Cipinang’dan premium ve medium pirinç alarak satan bakkal sahibi Suryadi, 29 Ekim 2026’da müşterilerinin paniklemediğini ve satışlarında şu ana kadar sorun yaşanmadığını söyledi. İddialar, Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman’ın Jakarta’nın doğusunda sübvansiyonlu SPHP pirincinin premium pirinç olarak yeniden satıldığı yönündeki şüphesine dayanıyor. Kaynağa göre kilogramı 12.500 rupiahtan satılması gereken SPHP pirincinin işlenerek premium ürün adıyla 17.000 rupiaha kadar satıldığı öne sürüldü. Bu aktarım kesinleşmiş bir sonuç olarak değil, bakanın dile getirdiği şüphe olarak verildi. Jakarta’nın doğusundaki Kalimalang bölgesinde satış yapan Yuni ise iddialardan belirgin biçimde etkilenmediğini belirtti. Yuni, iki-üç günde bir özellikle Batik ve Palapa Solo markalı 50 kilogramlık çuvallardan aldığını, pirinci litreyle evlere ve catering işletmelerine sattığını söyledi. Kaynakta, aylık tüketiminin 10 çuvalı aştığı ve bazı haftalarda altı çuvala ulaştığı aktarılıyor. Bazı müşteriler endişelense de alışverişe devam etti; kaygının daha çok 5 kilogramlık ambalajlı pirinçlere yöneldiği belirtildi. Buna karşılık, Cipinang’dan ürün tedarik eden ve Senen Pazarı’nda 40 yıldır satış yapan Ivan, son aylarda kiosk cirosunun keskin biçimde düştüğünü söyledi. Ivan, gerilemenin yalnızca karışım pirinç iddialarından değil, genel alım gücü kaybından da kaynaklandığını değerlendirdi. Daha önce 25 kilogram alan bireysel müşterilerin 10 kilograma indiğini, haftada 10 çuval tüketen restoranların ise aynı miktarı bir aya yaydığını aktardı. Yaklaşık altı ay önceki denetimde satıcılara kilogram başına 15.000 rupiah azami perakende fiyatına uyma talimatı verildiğini de belirtti.

Polonya, Sığır Eti İçin Yeni Kalite Sertifikası Hazırlıyor
Görsel kaynağı: Rzeczpospolita · Özgün haber

Polonya, Sığır Eti İçin Yeni Kalite Sertifikası Hazırlıyor

Polonya, iki yıl içinde sığır eti için Avrupa Birliği’nde (AB) ilk pişirme kalitesi işaretini uygulamaya koymayı planlıyor. Yeni sertifikanın, tüketicilerin satın alma sırasında daha bilinçli seçim yapmasına yardımcı olması hedefleniyor. İşaretin sığır etinde lezzet, yumuşaklık ve sululuk açısından tutarlılığı garanti etmesi amaçlanıyor. Böylece tüketicilerin, kalite özellikleri daha öngörülebilir ürünleri seçebilmesi bekleniyor.

Irak Tarım Bakanlığı İthal Yumurtanın Hastalık Yaptığı İddialarını Reddetti
Görsel kaynağı: Mustaqila — Independent Press Agency · Özgün haber
Veri haberi

Irak Tarım Bakanlığı İthal Yumurtanın Hastalık Yaptığı İddialarını Reddetti

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Irak Tarım Bakanlığı, ithal yumurtanın vatandaşlarda hastalıklara veya sağlık sorunlarına yol açtığı yönündeki iddiaları reddetti. Bakanlık sözcüsü Kusay el-Hattab, bu söylemlerin “yanlış ve asılsız” olduğunu belirterek, bilimsel kanıt bulunmadan yayılan bilgilerin kamuoyunu yanılttığını ve tüketicilerde korku oluşturduğunu söyledi. El-Hattab’a göre Irak’a yumurta ihraç eden ülkeler kuş gribi vakası bildirmedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün de Irak’a ithal edilen yumurtalarla ilgili bir uyarı yayımlamadığını aktaran sözcü, Irak piyasalarına giren yumurta miktarının 20 bin kartonu aşmadığına inanıldığını ifade etti. Bu miktar kesin ölçüm olarak değil, bakanlığın değerlendirmesi şeklinde verildi. Bakanlık, ithal yumurtanın güvenliği konusunda korku oluşturulmasının bazı üreticilerin Irak piyasasındaki fiyat hareketlerini etkileme girişimleriyle bağlantılı olabileceğini değerlendirdi. Tartışma, ithal ürünlerin yerli yumurta fiyatlarına olası etkisi ve yerli üreticiler, ithalatçılar ile tüketicilerin farklı çıkarları çerçevesinde yürütülüyor. Bakanlık 10 Ekim 2026’da, yumurta ve tavuk fiyatlarını sınırlamak için bazı ithal hayvansal ürünlerde gümrük vergileri ile vergilerin tahsilatını durdurduğunu açıklamıştı. Bakanlığın ilgili sevkiyatlarda risk bulunmadığı yönündeki açıklaması, yumurtaya bağlı sağlık risklerinin mutlak olarak ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Taşıma, depolama, pişirme ve veteriner denetimi ürün güvenliği açısından önemini koruyor. Bakanlık ayrıca vatandaşlar ile medyaya, doğruluğu denetlenmemiş bilgileri yaymama ve yetkili kurumların açıklamalarına dayanma çağrısı yaptı.

Pakistan’da Şeker İhracatı İçin Politika Kılavuzları Ele Alındı
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Pakistan’da Şeker İhracatı İçin Politika Kılavuzları Ele Alındı

Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Senatör Mohammad Ishaq Dar, fazla şekere ilişkin ihracat politikası kılavuzlarını kesinleştirmek amacıyla Bakanlar Kurulu Fazla Şeker Komitesi toplantısına başkanlık etti. İslamabad’daki toplantıda, yaklaşan kırma sezonuna kadar ülkenin nihai şeker stok durumu kapsamlı biçimde değerlendirildi. İncelemenin amacı, fazla şeker miktarını doğru belirlemek ve yurt içi tüketim için yeterli rezervin bulunmasını sağlamaktı. Dar, Başbakanın yurt içindeki tüketicileri koruma talimatını vurguladı. Ona göre ihracatın kolaylaştırılması yerel çiftçileri desteklemeyi, şeker sektörünü güçlendirmeyi ve döviz rezervlerini artırmayı hedeflerken, iç piyasada fiyat istikrarının korunması önceliğini sürdürüyor. İhracat süreci devam ederken tedarik zincirinin düzenli işlemesi ve piyasa bozulmasının önlenmesi için ilgili makamlardan güçlü izleme mekanizmaları uygulamaları istendi.

Küresel Süt Üreticileri Fonksiyonel Gıda Talebine Yöneliyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Süt Üreticileri Fonksiyonel Gıda Talebine Yöneliyor

Küresel süt üreticileri, tüketicilerin süt ürünlerinden yalnızca protein değil, farklı tüketim deneyimleri ve sindirim sistemiyle ilişkilendirilen özellikler de beklemesine yanıt olarak ürün çeşitlendiriyor. Paris'te geçen hafta düzenlenen SIAL Gıda Fuarı'nda ilgi gören ürünler arasında yeniden talep kazanan geleneksel Yunan yoğurdu ve lor peyniri ile kefir ilaveli süt ürünleri yer aldı. Keskin ve ekşi bir tada sahip kefir, sindirim sistemi için yararlı bakteriler sağlayan probiyotik bir kültür olarak tanımlanıyor; Baltık ülkelerinde yaygın kullanılan kefirin Avrupa'nın diğer bölgelerinde de popülerlik kazandığı belirtiliyor. İtalyan Ponte Reale, kefir ilaveli manda sütü mozzarella peyniri sergiledi. Şirket, ürünün İtalyan burratasına göre %25 daha az yağ içerdiğini ve yemek pişirmede kullanılamasa da çeşni olarak tüketildiğini açıkladı. Ponte Reale, kefirli mozzarellanın inek sütünden üretilen bir çeşidini ve laktozsuz bir versiyonunu geliştirmeyi planlıyor. Yunanistan merkezli Olympus Dairy de artan talebe karşılık kefir ilaveli bir sütlü içecek geliştirdi. Geleneksel süt ürünlerine yönelik talep de artıyor. Olympus Dairy, Avrupa'ya Yunan yoğurdu satışlarının son iki yılın her birinde %40 büyüdüğünü bildirdi. Şirkete göre bu artışta, sağlıklı beslenme kapsamında düşük yağlı ve yüksek proteinli ürünler arayan genç tüketicilerin talebi etkili oldu. Polonyalı Piatnica, Yunan ve ayran yoğurtları ile lor peyniri gibi kaliteli taze süt ürünlerine odaklandı. Wisconsin'deki 120 peynir üreticisi şirket ise biber ve baharatlı turşu aromalı peynirler geliştiriyor; mühürlü ambalajlarda küçük porsiyonlu peynir atıştırmalıkları da öne çıkan eğilimler arasında bulunuyor.

Arnavutluk'ta Gıda KDV'si İndirimi Tartışılırken Fiyatların Düşüp Düşmeyeceği Sorgulanıyor
Görsel kaynağı: MCN TV · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta Gıda KDV'si İndirimi Tartışılırken Fiyatların Düşüp Düşmeyeceği Sorgulanıyor

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Arnavutluk'ta 10 milyar avro değerindeki yeni bütçe ve mali paket, temel gıda ürünlerinde Katma Değer Vergisi'nin (KDV) %20'den %6'ya indirilmesi önerisi üzerinden ekonomi uzmanlarının tartışmasına yol açtı. Pakette ayrıca dolaşım vergisinin kaldırılmasına ilişkin bir düzenleme bulunurken, uzmanlar vergi değişikliklerinin tüketicilerin ödediği fiyatlara ne ölçüde yansıyacağını sorguluyor. Tartışmanın merkezinde, vergi indiriminin hane halkının gıda harcamalarını gerçekten azaltıp azaltmayacağı yer alıyor. Ekonomi uzmanı Bardhi Sejdarasi, son dört yılda avronun lek karşısında %34 değer kaybettiğini, ancak ülkede tüketilen ürünlerin büyük bölümünün ithal edilmesine rağmen gıda fiyatlarının düşmediğini savundu. Sejdarasi'ye göre işletmeler, kurdaki değişimden önemli ölçüde yararlandı fakat bu avantajı tüketiciye aktarmadı. Gıdada KDV'nin %20'den %6'ya indirilmesini olumlu bulan uzman, bunun tek başına yeterli olmayacağını ve işletmelerin sorumluluğunun da tartışılması gerektiğini belirtti. Enriko Ceko ise dolaşım vergisinin kaldırılmasının akaryakıt piyasasında tüketiciye doğrudan bir avantaj sağlayacağından emin olmadığını söyledi. Ceko, verginin yalnızca tahsil edilme biçiminin değiştirilmesi halinde fiyatların başka bir kalem üzerinden yeniden artırılabileceğini öne sürdü. Uzman, hükümetin akaryakıt üzerindeki başlangıç vergilerinden biri olan özel tüketim vergisine müdahale etmesinin daha etkili olabileceğini savundu. Böylece gıda KDV'sindeki indirim kadar, vergi düzenlemelerinin piyasada ve tüketici fiyatlarında nasıl uygulanacağı da tartışmanın konusu oldu.

İran’da Organik Tarım Ürünlerinin Üretimi %1’in Altında Kaldı
Görsel kaynağı: Eghtesad Online · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Organik Tarım Ürünlerinin Üretimi %1’in Altında Kaldı

İran’da tarım ürünlerinin %1’inden azı organik yöntemlerle üretiliyor. İran Organik Derneği Başkan Yardımcısı Sadruddin Nayavari, derneğin basın toplantısında yaptığı açıklamada, ülkedeki organik üretimin mevcut durumuna ilişkin verileri paylaştı. Nayavari, İran’ın organik tarımda yüksek bir üretim kapasitesine sahip olduğunu ancak doğru ve kapsamlı istatistiklerin bulunmaması nedeniyle sektörün gerçek durumunun tam olarak değerlendirilemediğini söyledi. Nayavari, organik sektörünün gelişmesi için üreticileri ve tüketicileri kapsayan özel bir bütçe kalemi oluşturulması gerektiğini belirtti. Bu desteğin, üretimden ürünün tüketiciye ulaşmasına kadar tüm zinciri kapsaması gerektiğini ifade eden Nayavari, üretim destek bütçelerinin yalnızca %10’unun organik tarıma ayrılması halinde sektörde büyük bir sıçrama yaşanacağını savundu. Organik ürünlerin ülkede diğer ürünlere kıyasla %10 ila 15 daha yüksek fiyatla satıldığı belirtildi. Nayavari, sağlıklı bir toplum için organik üretimin geliştirilmesini gerekli gördü ve iç pazarda talebi artırmak amacıyla sergiler düzenlenmesini, tüketicilerin bilgilendirilmesini ve üreticilerin bu yönteme yönlendirilmesini istedi.

Suriye ve Irak Arasında Ticaretin Ötesinde Ekonomik Entegrasyon Gündemi
Görsel kaynağı: Al-Watan Syria · Özgün haber

Suriye ve Irak Arasında Ticaretin Ötesinde Ekonomik Entegrasyon Gündemi

Irak Başbakanı’nın Şam ziyareti, Suriye ile Irak arasındaki ekonomik iş birliğini yalnızca mal ticaretiyle sınırlamayıp üretim, enerji ve taşımacılık alanlarına genişletme fırsatı olarak değerlendiriliyor. Kaynakta, iki ülkenin ortak coğrafyası, farklı kaynakları ve pazarlarının karşılıklı katma değer yaratabilecek bir yapı sunduğu belirtiliyor. Suriyeli akademisyen İmadeddin el-Musbih’e göre Irak pazarı, özellikle Suriye’nin gıda ve sanayi ürünleri için doğal bir ihracat uzantısı niteliğinde. Bu değerlendirme, Iraklı tüketicilerin Suriye ürünlerini tanıması ve ürünlerin kalitesi ile rekabetçiliğine duyulan güvenin yanı sıra, uzun yıllara dayanan ticari ve toplumsal ilişkilere dayandırılıyor. Suriye’nin stratejik konumu ise Irak’a Akdeniz ve dünya pazarlarına kara ve deniz erişimi sağlayabilecek bir unsur olarak öne çıkarılıyor. İş birliğinin somut sonuç vermesi için demiryolu bağlantıları, petrol taşıma ağlarının güncellenmesi, gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması ve sınır kapılarındaki kamyon hareketlerinin hızlandırılması öneriliyor. Ancak bunun için siyasi mutabakatların açık ticari ve yatırım düzenlemelerine dönüştürülmesi gerekiyor.

Arnavutluk'un Vlora Bölgesinde Zeytin Üretiminde Yaklaşık %20 Artış Bekleniyor
Görsel kaynağı: RTSH · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'un Vlora Bölgesinde Zeytin Üretiminde Yaklaşık %20 Artış Bekleniyor

Arnavutluk'un Vlora bölgesindeki bazı alanlarda zeytin üretiminin geçen yıla göre yaklaşık %20 daha yüksek olması bekleniyor. Kaynakta verimin bölgeler arasında değiştiği, yüksek maliyetler ve işçi eksikliğine rağmen zeytinyağının kalitesinin çok iyi olduğu belirtiliyor. Yabancı ziyaretçilerin Arnavutluk ürününe ilgisinin de arttığı aktarılıyor. Üreticilerin karşılaştığı başlıca sorunlar arasında hasat döneminde işçi bulamamak ve yükselen maliyetler yer alıyor. İşçilerin günlük ücretinin 4-5 bin leka kadar çıktığı, iş gücü eksikliğinin çiftçilerin yaşadığı zorlukları artırdığı ifade ediliyor. Zeytin uzmanı Vesaf Musai, tarlalara zamanında ulaşabilecek uzman hasat ekipleri kurulmasını öneriyor. Musai, bu ekiplerin eğitilmesi ve sarsma ile hasat makineleri gibi modern araçlarla donatılması gerektiğini, böyle bir yapının bir-iki kişiyle değil proje kapsamında oluşturulabileceğini söylüyor. Tüketiciler açısından ürünün menşeini bilmek ve üreticiye güvenmek önem taşırken, sektörün gelişmesi için daha fazla organizasyon, mekanizasyon ve tanıtım gerektiği belirtiliyor.

FDA, Darwin’s Kedi Maması İçin Salmonella Uyarısı Yayımladı; Firma Geri Çağırmayı Başlatmadı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

FDA, Darwin’s Kedi Maması İçin Salmonella Uyarısı Yayımladı; Firma Geri Çağırmayı Başlatmadı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Salmonella testi pozitif çıkan Darwin’s Natural Pet Products Natural Selections Chicken Recipe for Cats ürünü için kamu uyarısı yayımladı. Uyarı, ürünü tüketen iki kedinin hastalandığı ve kedilerden birinin hastaneye kaldırıldığı yönündeki tüketici şikâyetinin ardından geldi. Kedilerin mamayı yemeyi bırakmalarından sonra iyileştiği bildirildi. FDA, üretici Arrow Reliance Inc.’e iki ürün partisinin geri çağrılmasını önerdi ancak firma, haberin yayımlandığı sırada geri çağırma başlatmamıştı. Etkilenen ürünler Lot 12731 ve Lot 12493 olarak tanımlandı. Partilerin üretim tarihleri sırasıyla 8 Temmuz 2026 ve 2 Nisan 2026. Etiketlerde son kullanma tarihi bulunmuyor. Darwin’s ürünleri çevrim içi abonelik hizmetiyle satılıyor; mamalar dondurulmuş halde, dört ayrı birime bölünmüş 2 poundluk paketlerde sunuluyor ve tüketicilerin dondurucularında hâlâ bulunabilir. FDA, tüketicilere etkilenen mamayı güvenli bir kapta çöpe atmalarını, temas eden malzeme ve yüzeyleri temizleyip dezenfekte etmelerini ve mamayı hayvanlara vermeden önce dondurucularını kontrol etmelerini tavsiye etti. Uyarı, şirketin daha önceki kontaminasyon bulguları ve hastalık bildirimleriyle birlikte değerlendiriliyor. Darwin’s mamalarında 2023’ten bu yana altı kontaminasyon vakası bildirildi. Adalet Bakanlığı, ağustos ayında üreticinin kapatılması için dava açtı; başvuruda, şirketin mamalarıyla temas eden kişilerin hastalanması ve böbrek yetmezliği gelişen 4 yaşındaki bir çocuk vakası aktarıldı. Çocuğun ailesine ait açılmamış mamada yapılan üçüncü taraf testi Salmonella ve STEC bakterilerini doğruladı; bulgular çocuktan alınan örnekle eşleşti. FDA ayrıca 2016-Ocak 2026 döneminde Darwin’s çiğ maması verilen hastalanmış hayvanlarla ilgili 49 tüketici şikâyeti aldı; listede 34 hasta köpek ve 35 hasta kedi yer aldı.