ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

46 haber · Sayfa 2

Kazakistan Bitkisel Üretimde İzlenebilirlik Sistemi Kuruyor
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan Bitkisel Üretimde İzlenebilirlik Sistemi Kuruyor

Kazakistan’da bitkisel üretimin izlenebilirliği için İSPR (Bitkisel Üretimde İzlenebilirlik Bilgi Sistemi) oluşturuluyor. Tarım Bakanı Aidarbek Saparov’un hükümet toplantısında verdiği bilgiye göre sistem, tarımsal üretim süreçlerinin tohum kullanımından hasada kadar dijitalleştirilmesini sağlayacak. Tahıl partilerinin üreticiden elevatöre kadar izlenmesi de hedefleniyor. İSPR’de ekim planlaması, ürün ve parti kayıtlarının dijitalleştirilmesi, tohumluk kontrolü ve uydu izleme işlevleri yer alacak. Saparov, sistemin geliştirilmesiyle ürünlerin dijital kaydının tutulacağını ve tohum kullanımının denetlenebileceğini belirtti. Digital Qazaqstan stratejisi kapsamında hayvancılık izlenebilirliği, arazi yönetimi ve devlet desteği için de dijital sistemler uygulanıyor. Hayvan kayıt sistemi, hayvanları doğumlarından kayıt dışına çıkarılmalarına kadar yaşam döngüleri boyunca izliyor; sistemde 39,6 milyondan fazla hayvan bulunuyor. Arazi yönetiminde dijital harita tamamlanmış durumda. Zirai kimyasal analizlerin %80’i, jeobotanik incelemelerin %47’si ve toprak incelemelerinin %41’i tamamlandı. Bu göstergelerin %100’e çıkarılması 2029’a kadar planlanıyor. ЖерИнСпектр sistemi ise arazi kullanımındaki olası ihlalleri uydu izleme sonuçlarından yetkili personelin doğrulamasına kadar takip ediyor.

Geri Çağırma Sayısı Değil, Etkilenen Ürün Birimleri Arttı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Geri Çağırma Sayısı Değil, Etkilenen Ürün Birimleri Arttı

Gıda geri çağırmalarının bu yıl %400 arttığını öne süren başlıkların, geri çağırma sayısı ile etkilenen ürün birimi arasındaki farkı yansıtmadığı belirtildi. Food Safety News’te yayımlanan değerlendirmeye göre düzenleyiciler 2026’nın ilk yarısında 1.634 geri çağırma kaydetti; geçen yılın aynı dönemindeki sayı 1.636 oldu. Buna karşılık geri çağrılan ürün birimleri yıllık karşılaştırmada 211,2 milyondan 941,2 milyona yükseldi. Yazıda, %400 ifadesinin yayımlanmış bir rapordan değil, kaynağı ve hangi ölçümü temsil ettiği açıklanmayan bir sosyal medya paylaşımından yayıldığı aktarıldı. Değerlendirmenin yazarı Roger Hancock, bu sayının tüketicilerde geri çağırmaların daha sıklaştığı izlenimini güçlendirdiğini belirtti. Yazıya göre geri çağırmaların daha büyük ve karmaşık hale gelmesinde küresel tedarik zincirleri etkili oluyor. Aynı tedarikçiden ürün alan çok sayıda markanın bulunması, tek bir kontaminasyon olayının geniş bir alana yayılmasına yol açabiliyor. Örnek olarak, siklosporayla kontamine olan ve çok sayıda Taco Bell restoranına ve çeşitli market markalarına dağıtılan marul gösterildi. Değerlendirmede, geri çağırma sıklığı ile geri çağırmanın ölçeğinin farklı sorunlar olduğu vurgulandı. Daha büyük olayların, etkilenen ürünlerin hızla belirlenebilmesi için izlenebilirlik sistemlerine ve tüketici iletişimine odaklanmayı gerektirdiği ifade edildi. Büyük bir geri çağırmanın gıda arzının tamamının güvensiz olduğu anlamına gelmediği, tüketicilerin etkilenen kaynaktan gelen ürünleri almaması gerektiği kaydedildi. Şirketlerden de etkilenen ürünleri açık tanımlayıcılarla hızlı ve anlaşılır biçimde duyurmaları bekleniyor.

Güney Afrika Kırmızı Et Sektöründe Stratejiden Uygulamaya Geçiş Çağrısı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika Kırmızı Et Sektöründe Stratejiden Uygulamaya Geçiş Çağrısı

Güney Afrika kırmızı et sektöründe stratejilerin sonuç üretmesinin önündeki temel sorunların zayıf koordinasyon, yetersiz finansman ve uygulama eksikliği olduğu belirtildi. Değerlendirme, Free State eyaletindeki Bothaville’de 2 Ekim’de düzenlenen Road to Recovery etkinliğinde gündeme geldi. Etkinliğin başlatıcısı ve Stud Breeders Federation başkanı Kobus Bester, sorunlarla ilgilenen kişilerin çoğu zaman az sayıda kaldığını ve kuruluşların birbirinden kopuk çalıştığını söyledi. Bester, çözümün kuruluşlar, bölgeler ve hayvancılık türleri arasında ortak hareket etmekten geçtiğini ifade etti. Sektörde bazı sorunları ele almak için sistem ve yapılar kurulmuş olsa da bunların her zaman etkili biçimde uygulanmadığını belirten Bester, uygulamanın önünde kimi durumlarda siyasi veya “sinsi” nedenlerin bulunduğunu öne sürdü. Sektör paydaşlarını, bireysel kuruluşların ve çıkarların ötesine bakarak değer zincirinin tüm halkalarının kârlı, sürdürülebilir ve refah içinde olmasına katkı sağlayıp sağlamadıklarını değerlendirmeye çağırdı. Gıda ve Tarım Politikası Bürosu (BFAP) kıdemli analisti Gerhard van der Burgh’a göre sektörün sorunları daha önce hazırlanan uzun vadeli planlarda da tanımlanmıştı. 2021’de çalışmaları başlayan Red Meat Strategy 2030, Agriculture and Agro-processing Master Planı ile daha önceki yapılanma girişlerine dayanıyor. Strateji hayvan ve kamu sağlığı, kapsayıcı büyüme, pazara erişim ve rekabetçiliği dört ana alan olarak belirlerken ortak sektör sesinin eksikliği, yetersiz finansman ve uygulama kapasitesi, devlet veterinerlik kapasitesindeki sorunlar ile izlenebilirliğin uygulanmasını başlıca kısıtlar arasında saydı. 2022 stratejisinde öngörülen yapıda Meat and Livestock Value Chain Round Table sektör çapındaki sorunlarla ilgilenecek, Red Meat Primary Cluster (RMPC) öncelikleri yönlendirecek ve uyumu güçlendirecekti. Red Meat Industry Services (RMIS) ise izlenebilirlik, araştırma ve hayvan sağlığı gibi alanlarda uygulama ve hizmet sunumundan sorumlu olacaktı. Van der Burgh, 2024’te 44 milyar rand büyüklüğündeki sektörü ilerletmek için kâğıt üzerindeki yapıların yanı sıra bütçe, insan kaynağı, yetki, otorite ve açık hesap verebilirlik gerektiğini söyledi. Roller ve sorumluluklar konusunda anlaşmaların ise henüz tamamlanmadığını belirtti. Finansman açığını ortaya koyan verilere göre kırmızı et sektörünün bildirilen yasal kesinti geliri 2024’te 51,2 milyon rand oldu. Tarihsel toplam kesinti, ilk satış değerinin %0,09’una karşılık gelirken kesinti uygulanan Güney Afrika tarım sektörlerindeki ortalama %0,50 olarak verildi. Van der Burgh, %0,36’lık oranı olası bir artış örneği olarak gösterdi; ancak çiftçiler, yem işletmeleri ve mezbahalardan daha yüksek katkı alınması 2021’de dirençle karşılaşmıştı.

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Tütün Üretimi Yeni Kısıtlama Endişesiyle Karşı Karşıya

İspanya’da tütün yaprağı üretimi, özellikle Extremadura’daki kırsal bölgeler için önemli bir ekonomik dayanak olmayı sürdürürken, sektörde yeni kısıtlamaların geleceğe yönelik endişe yaratacağı belirtiliyor. Üreticiler ve yerel yöneticiler, sigara tüketiminin sona erdirilmesi hedefini desteklediklerini ancak tütün yaprağı üretimiyle tütün ürünlerinin tüketiminin birbirinden ayrılması gerektiğini savunuyor. Sektör temsilcilerine göre bölgede tütünün yerine kısa sürede konulabilecek başka bir tarımsal ürün bulunmuyor. İspanya, Avrupa’nın ikinci büyük tütün üreticisi konumunda. Ülke üretiminin %98’i Extremadura’dan geliyor; bu miktar Avrupa Birliği üretiminin %19’una karşılık geliyor. Üretim La Vera, Campo Arañuelo ve Valle del Tiétar çevresinde yoğunlaşıyor. Extremadura, ürettiği tütünün %74’ünü ihraç ediyor ve dış satışlardan 70 milyon avronun üzerinde gelir elde ediyor. Sektörün bölgesel gayrisafi yurt içi hasılaya katkısı 91 milyon avro olarak verilirken, tarımsal doğrudan istihdam 1.900 kişi, dolaylı faaliyetlerle birlikte toplam istihdam ise yaklaşık 20 bin kişi seviyesinde bulunuyor. Yaklaşık 3 bin aile ve 1.900 işletme de bu ekonomik yapıdan geçiniyor. Üretimin yoğunlaştığı yerleşimlerde tütünün ağırlığı daha da belirgin. Yaklaşık 3 bin nüfuslu Losar de la Vera’da tütünün kasaba gelirindeki payı %80 ile 85 arasında. Talayuela’da ise yaklaşık 3 bin aile sektöre bağlı ve nüfusun %28’ini tütün alanında çalışan göçmenler oluşturuyor. Belediye başkanları, üretimin sona ermesi halinde iş kaybı, göç ve hizmetlerin kapanmasıyla karşı karşıya kalınacağını belirterek, yeni ürünlere geçişin bir, iki hatta beş yıl içinde tamamlanamayacağını ifade ediyor. Tütün yaprağının işlenmesi de bölgedeki ekonomik zincirin önemli bir parçası. Coolosar kooperatifi yılda 2 milyon kilogram kuru yaprak satıyor. Yaprak, yeşil halde teslim alındıktan sonra sekiz gün boyunca, sıcaklığın 71 dereceye kadar çıktığı kurutma konteynerlerinde işleniyor; kullanılan ısı biyokütle kazanlarından sağlanıyor. Kamu şirketi Cetarsa ise yılda yaklaşık 17 milyon kilogram yaprak işliyor ve İspanya tütününün %80’ini gerçekleştiriyor. Talayuela’daki tesis günde 200 kilogramlık 1.400 kasa işliyor; partilerin etiketlenmesi ve yetkililere bildirilmesiyle izlenebilirlik sağlanıyor. Philip Morris International, 1992’den bu yana Extremadura’dan kesintisiz yaprak alıyor ve son 10 yılda bölgeye 230 milyon avro yatırım yaptı. Şirket 2025’te bölge yaprağını ısıtılmış tütün ürünlerinde kullanım için sertifikalandırdı. Şirketin dumansız ürünleri küresel net gelirlerinin %43’ünü oluştururken, sektör bu dönüşümün geleneksel üretim bölgelerinin ekonomik rolünü koruyacak düzenlemelerle yürütülmesini istiyor.

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor

Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıların, Ormansızlaşmadan Arındırılmış Ürünler Tüzüğü'nün (EUDR) uygulanmasından önce tedarik güvenceye alma çabası, Arjantin soya küspesine yönelik talebi artırdı. Bu gelişmeyle Arjantin ürününün Brezilya soya küspesine kıyasla ihracat primi genişledi ve piyasa, Arjantin ürününün alışılmış iskontolu konumundan farklı bir görünüm kazandı. Platts'ın 29 Eylül tarihli değerlendirmesine göre kasım sevkiyatlı Rosario çıkışlı soya küspesinin değeri ton başına 422,1 dolar olurken, Brezilya'nın Paranaguá çıkışlı ürünü 416,1 dolar olarak kaydedildi. Kaynak, Arjantin ürününün genellikle Gran Rosario ihracat koridorundaki su yolu ve draft kısıtları nedeniyle daha düşük fiyatlandığını belirtiyor. Bu kısıtlar, gemilerin boyutunu ve yük kapasitesini sınırlıyor. Arjantin'in Visec platformunda üreticilerin kayıt ve izlenebilirlik düzeyinin Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu hacmi karşılayacak kritik kitleye ulaştığı, Brezilya'daki benzer yöntemin ise aynı ilerleme seviyesinde olmadığı aktarılıyor. Avrupa Birliği yem üreticilerini temsil eden Fefac, EUDR'nin 2027'de uygulanmasının soya küspesi tedarik zincirinde kesinti riski yaratabileceği uyarısında bulundu. Fefac'ın resmi belgesine göre AB, 2027'de yaklaşık 4 milyon ton soya ithal etme kapasitesini kaybedebilir.

Bulgaristan’da Türkiye Menşeli Gıdalarda Etiket ve Belge Eksikliği Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan’da Türkiye Menşeli Gıdalarda Etiket ve Belge Eksikliği Tespit Edildi

Bulgaristan Gıda Güvenliği Ajansı (БАБХ), Türkiye menşeli gıda ürünleri sunan 13 işletmede yaptığı denetimlerde beş işletmede Bulgarca etiket bulunmayan ve menşe ile güvenlik belgeleri sunulmayan ürünler tespit etti. Yaklaşık 100 kilogramlık miktar; süt ve et ürünleri, dayanıklı ve dayanıksız pastacılık ürünleri, şekerlemeler, kuru meyveler, tahıllar, bakliyat, konserveler ve zeytinyağından oluştu. Ürünlerin satışa sunulması engellendi. Denetimlerden birinde, ürünlere eşlik eden belgelerdeki eksikliklerin tam izlenebilirliği engellediği belirlendi. Tedarikçinin Plovdiv’deki bir depo tesisinde kiracı olarak faaliyet gösteren bir tüccar olduğu tespit edilerek konu işlem yapılması için Plovdiv Bölgesel Gıda Güvenliği Müdürlüğüne iletildi. Beş işletmeden biri hakkında idari ihlal tespit tutanağı düzenlenirken, diğer işletmeler Bulgaristan’ın başkentindeki bölgesel müdürlüğe çağrıldı. Ayrı bir denetimde, Dimitar Petkov Pazarı’ndaki bir işletmede Türkiye menşeli yaklaşık 400 kilogram ve 41 litre gıda ürünü için menşe ve güvenlik belgeleri sunulamadı. Et ve süt ürünleri, şekerlemeler, bakliyat, zeytin, reçel, turşu, soslar ile ayçiçeği ve zeytinyağının bulunduğu ürünler nedeniyle işletmenin faaliyetinin durdurulmasına karar verildi. Denetimlerin etiketleme, menşe, güvenlik ve izlenebilirlik şartlarına odaklanarak sürdürüleceği bildirildi.

Brezilya’nın AB Pazarından Çıkışı Uruguay’ın Kota Umudunu Artırdı
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’nın AB Pazarından Çıkışı Uruguay’ın Kota Umudunu Artırdı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Brezilya’nın Avrupa Birliği (AB) pazarında sığır eti ihracatının en az iki yıl askıya alınabileceğine ilişkin açıklama, Uruguay’ın AB ile yürütülen kota paylaşımı görüşmelerindeki beklentilerini artırdı. Uruguay merkezli Blasina y Asociados’a göre, Brezilya’nın kullanamadığı payın Arjantin ve Uruguay arasında bölüştürülmesi öneriliyor; Paraguay ise toplam kotadan önemli bir oran talep ediyor. Ancak bu paylaşım için henüz kesin bir karar alınmadı. Uruguay’ın başlangıçtaki kota talebinin toplamın %20’sinin üzerinde olduğu, Brezilya’nın devre dışı kalması durumunda bu oranın %40’ın üzerine çıkabileceği değerlendiriliyor. Bir başka senaryoda Uruguay’ın toplam kotadan %43 pay alması ve bunun en az %45’lik bölümünü soğutulmuş sığır etine ayırması öngörülüyor. Kaynak, Uruguay’ın daha yüksek değer taşıyan soğutulmuş et segmentinde geçmişten gelen güçlü bir konuma sahip olduğunu belirtiyor. Blasina y Asociados’un aktardığı Avrupa Komisyonu açıklamasına göre, Brezilya’dan sığır eti ithalatının dönüşü için kesin tarih belirlenmedi ve sürenin en az iki yıl olması bekleniyor. Brezilya’nın izlenebilirlik sistemini hayvanın doğumundan kesime kadar AB’nin koşullarına uygun hale getirmesi gerekse bile, yeni sistem kapsamında doğan hayvanların yetişip kesilmesine kadar ihracatın başlaması mümkün görünmüyor. AB, 3 Eylül’den itibaren Brezilya’nın sığır eti, kanatlı eti ve diğer bazı hayvansal ürünlerine yönelik ithalatı askıya almıştı. Brezilya’nın 2026/27 dönemi için 10 bin tonluk Hilton kotası bulunuyor. Bunun 8.951 tonu AB’ye, 1.049 tonu ise Birleşik Krallık’a ayrılıyor. Brezilyalı ihracatçılar askıya alma öncesinde temmuz-ağustos döneminde 6.767 ton sevk ederek kendi Hilton kotalarının %76’sını kullandı; buna rağmen AB’ye gitmesi planlanan 2 bin tondan fazla miktarın kullanılmadan kalacağı belirtiliyor. Uruguay kaynağında, yeni düzenlemenin 1 Ocak’tan itibaren yürürlüğe girmesi halinde kotanın mevcut Hilton miktarının iki katından fazlasına çıkabileceği ve besi işletmelerinden gelen hayvanlar için sınırlama bulunmayabileceği ifade ediliyor. Bununla birlikte kota paylaşımı hâlâ müzakere aşamasında. Kaynak, Uruguay’ın yüksek miktarda ihracat yapmasının ve özellikle soğutulmuş et tedarikinde öne çıkmasının görüşmelerdeki ağırlığını artırabileceğini değerlendiriyor.

Arnavutluk’ta Süt Üretimi Gerilerken İthalata Bağımlılık Tartışılıyor
Görsel kaynağı: Koha Jone · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk’ta Süt Üretimi Gerilerken İthalata Bağımlılık Tartışılıyor

Arnavutluk’ta süt üretimi 2021’de yaklaşık 1,013 milyon tondan 2025’te 868,3 bin tona geriledi. Yazıda aktarılan verilere göre bu, dört yılda yaklaşık 145 bin tonluk düşüş anlamına geliyor. Aynı dönemde Sırbistan, 2021–2023 yıllarında Arnavutluk pazarının başlıca süt tedarikçilerinden biri oldu ve 2023’te bu ülkeden yaklaşık 7,8 milyon kilogram süt ithal edildi. Sırbistan’dan yapılan ithalat 2024’te gerilerken Macaristan ilk sıraya çıktı; yazı, tartışmanın tek bir ülkeye değil, yerli üretim daralırken dış tedarike artan bağımlılığa odaklandığını belirtiyor. Yazıda, Sırbistan’ın 2025’te kayıtlı işleyicilere teslim edilen süt için litre başına ödeme sağladığı, ayrıca süt inekleri ve sürünün yenilenmesini desteklediği aktarılıyor. Arnavut çiftçilerin ise pahalı hayvan yemi, yakıt ve veterinerlik hizmetleri, iş gücü eksikliği ve bazı durumlarda maliyeti ancak karşılayan toplama fiyatlarıyla karşı karşıya olduğu belirtiliyor. Alıntılanan uzmana göre bir litre sütün üretim maliyeti yaklaşık 48–50 lek olurken, kalite ve sözleşmeye bağlı toplama fiyatı 55 leke kadar çıkabiliyor. Yazıya göre bu dar marj, çiftçilerin ekipman almasını, sürüyü büyütmesini veya işletmeye yatırım yapmasını zorlaştırıyor. Hesap tutmadığında bazı üreticiler hayvan sayısını azaltıyor ya da faaliyetini kapatıyor; düzenli hammaddeye ihtiyaç duyan işleyiciler de yurt dışından süt arıyor. Küçük ve dağınık işletmeler için toplama noktaları, soğutma altyapısı, kalite analizleri, işleyicilerle istikrarlı sözleşmeler, mekanizasyon ve yem üretimine destek öneriliyor. Desteğin, kayıtlı biçimde kaliteli süt üreten ve teslim eden çiftçiye ulaşması gerektiği savunuluyor. Metinde ayrıca çiftçilere yönelik KDV telafi programının %20’den %6’ya indirildiği ve daha sonra kaldırıldığı ifade ediliyor. Teslim edilen her litre süt için benzer bir desteğin bulunmadığı belirtilirken, IPARD fonlarının bloke edilmesinin ahır, ekipman ve teknoloji yatırımlarını geciktirdiği aktarılıyor. IPARD III, Arnavutluk’ta kırsal kalkınmaya yönelik Avrupa Birliği yardım çerçevesinin parçası olarak anılıyor. Yazı, ithalatın yasal olduğunu kabul etmekle birlikte, tüketicilerin satın aldığı süt ürünlerinde sütün menşeinin açıkça belirtilmesini istiyor. Üretim ve ihracatın güçlenmesi için istikrarlı miktar, standartlar, izlenebilirlik ve rekabetçi işleme kapasitesi gerektiği; hükümetin de üretim başına destek, maliyetlerin düşürülmesi ve toplama altyapısına ilişkin ölçülebilir bir plan sunması gerektiği savunuluyor.

AB’nin Brezilya’dan Sığır Eti İthalatında En Az İki Yıllık Ara Bekleniyor
Görsel kaynağı: Blasina y Asociados · Özgün haber
Veri haberi

AB’nin Brezilya’dan Sığır Eti İthalatında En Az İki Yıllık Ara Bekleniyor

Avrupa Komisyonu yetkilisi Eric Thevenard, Brezilya’dan Avrupa Birliği’ne (AB) sığır eti ithalatının en az iki yıl boyunca yeniden başlamasının beklenmediğini söyledi. Thevenard, 28 Eylül’de Avrupa Parlamentosu Tarım Komitesi’nde yaptığı açıklamada, Brezilya’nın AB ile uygun bir izlenebilirlik sistemi üzerinde uzlaşması halinde bile ihracatın ancak bu sistem kapsamında doğan hayvanların yetişip kesilmesinden sonra başlayabileceğini belirtti. Yeniden açılış için kesin bir tarih açıklanmadı. Thevenard’ın verdiği süre, hayvanın doğumundan kesime kadar geçen biyolojik döneme dayanıyor. Brezilya’nın, sığırlara uygulanan antimikrobiyal maddelerin izlenmesini doğumdan kesime kadar sağlayan sistemi AB’nin kabul edeceği biçimde uyumlu hale getirmesi gerekiyor. Kaynakta aktarılan AB açıklamasına göre, Brezilya sorunları hemen çözse dahi uygun izlenebilirlik sistemi kurulduktan sonra doğan hayvanların etinden önce ihracat yapılamayacak. AB, Brezilya’dan sığır eti, kanatlı eti ve diğer hayvansal ürünlerin ithalatını 3 Eylül’den itibaren askıya aldı. İrlandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Ciaran Mullooly, komisyon yetkililerinin Brezilya’nın antimikrobiyal kontrollerine yönelik takip denetimini ancak ticaretin yeniden başlaması için gerçekçi bir olasılık ortaya çıktığında planlayacağını aktardı. Mullooly, yeniden açılış kararı alınmadan önce gerekli kanıtların sunulması, denetimin tamamlanması ve çiftçilerle tüketicilerin bilgilendirilmesi çağrısı yaptı. İthalatın durması Brezilya’nın Hilton kotasını ve bölgesel et ticaretini de etkiliyor. Brezilyalı ihracatçılar, askıya alma beklentisiyle temmuz ve ağustosta 6.767 ton sevk etti; bu miktar, ülkenin Hilton kotasının %76’sına denk geliyor. Kaynağa göre AB’ye gönderilmesi planlanan 2 bin tondan fazla et kullanılmadan kalacak. Brezilya’nın 2026/27 dönemi için toplam 10 bin tonluk kotasının 8.951 tonu AB’ye, 1.049 tonu ise ithalatı açık tutan Birleşik Krallık’a ayrılmış durumda. Brezilya’nın geçici olarak pazardan çekilmesi Uruguaylı ve Arjantinli ihracatçılara alan açtı. Brezilya’daki Valor gazetesine konuşan sektör kaynağı, bu ülkelerin azalan arzdan yararlanarak fiyatlarını yükselttiğini belirtti. Kısıtlamanın 2027/28 döneminde de sürmesi halinde Brezilya’nın potansiyel kaybının 97 milyon doları aşabileceği hesaplanıyor; bu tahmin 8,9 bin tonluk kota ve ton başına ortalama 11 bin dolarlık fiyat varsayımına dayanıyor. Abiec, Hilton kapsamındaki etin ton fiyatının 10 bin ila 15 bin dolar arasında değiştiğini, izlenebilir hayvanlar için Brezilyalı yetiştiricilerin ayrıca yaklaşık %5 prim aldığını bildirdi. Kanatlı eti ve bal için süreç sığır etinden farklı ilerleyebilir. AB denetçilerinin 24 Ağustos-4 Eylül tarihlerinde yürüttüğü incelemede Brezilya’daki bu sektörlerin kontrolleri AB gerekliliklerine uygun bulundu. Brezilya Tarım Bakanlığı, sonucun ülkenin yeniden kabul için başvurmasının önünü açtığını bildirdi. Ancak kanatlı eti ticaretinin yeniden başlaması için AB üyesi ülkelerin resmî onayı gerekiyor; konunun 20-21 Ekim ve 16-17 Kasım tarihlerinde yapılması planlanan toplantılarda ele alınması bekleniyor.

Kanada’da Koyun İzlenebilirliği Yönetimi CSF’ye Devrediliyor
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Kanada’da Koyun İzlenebilirliği Yönetimi CSF’ye Devrediliyor

Kanada Koyun Federasyonu (CSF) ile Kanada Gıda Denetim Ajansı (CFIA), ulusal koyun tanımlama ve izlenebilirlik programının Sorumlu Yöneticisi görevlerinin Kanada Sığır Tanımlama Ajansı’ndan (CCIA) CSF’ye devri için süreci başlattı. Devir tamamlandığında program, SheepTrace adıyla yürütülecek. 90 günlük geçiş sürecinin Aralık 2026’da tamamlanması planlanıyor. Bu dönemde CSF, CFIA, CCIA ve diğer sektör paydaşlarıyla birlikte çalışarak sorumlulukları devralacak; üreticiler ile izlenebilirlik sisteminin diğer kullanıcıları için hizmet sürekliliğinin korunması hedeflenecek. SheepTrace, CSF tarafından geliştirilen ve PruvIT Technologies bünyesinde barındırılan AgroLedger veri tabanını kullanacak. CSF ayrıca tüm eyaletlerden üreticiler ve diğer sektör paydaşlarının temsil edileceği bir danışma komitesi kuracak. Üreticilerden geçiş süresince bildirim işlemleri için CCIA’nın CLTS sistemini kullanmaya devam etmeleri istendi.

AB Yetkilisi: Brezilya Sığır Etine İki Yıl İhracat Engeli Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

AB Yetkilisi: Brezilya Sığır Etine İki Yıl İhracat Engeli Öngörülüyor

Avrupa Birliği'nin (AB) Brezilya'dan sığır eti ithalatını yeniden başlatması, hayvanların doğumdan kesime kadar izlenmesini sağlayacak eksiksiz bir sistem kurulmasına bağlandı. Avrupa Komisyonu Sağlık ve Gıda Güvenliği Denetimleri Direktörü Eric Thevenard, Avrupa Parlamentosu Tarım Komitesi'nde yaptığı açıklamada, Brezilya'dan sığır etinin teorik olarak iki yıldan önce gelemeyeceğini söyledi. Thevenard, yeniden ihracat tarihini bilmediğini de belirtti. AB, 3 Eylül'den itibaren Brezilya'dan sığır ve kanatlı eti ile diğer hayvansal ürünlerin ithalatını askıya aldı. Kararın gerekçesi, Brezilya'nın ihracata konu hayvanların yaşamları boyunca antimikrobiyal kullanımına ilişkin AB şartlarına uyumuyla ilgili endişeler olarak açıklandı. Komisyon, olası düzeltmeler yapılsa bile yalnızca sorunlar çözüldükten sonra doğan hayvanlardan elde edilen etin AB'ye gönderilebileceğini bildirdi. İrlandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Ciaran Mullooly ise Brezilya'nın sığır eti ihracatının AB gıda güvenliği standartlarını karşıladığına ilişkin gerekli güvenceleri vermediğini savundu. Mullooly, Brezilya'nın östradiol hormonu kontrollerine yönelik endişelerin de sürdüğünü söyledi. Brezilya'nın antimikrobiyal kullanımına ilişkin önlemlerinin denetiminin, sığır eti ticaretinin yeniden başlaması için gerçekçi bir olasılık oluştuğunda planlanacağı aktarıldı. Mullooly, herhangi bir pazar açma kararından önce uyumun bağımsız biçimde kanıtlanması ve denetlenmesi gerektiğini belirtti.

Meyve Üreticilerine Bahçelerde Daha Hassas İlaçlama Önerisi
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Meyve Üreticilerine Bahçelerde Daha Hassas İlaçlama Önerisi

Moldova’da meyve üreticilerine, hasadı riske atmadan pestisit kullanımını azaltmak için hastalık ve zararlıların düzenli izlenmesine dayalı koruma yaklaşımı öneriliyor. Bu yöntemde ilaçlama, takvim gereği otomatik olarak yapılmak yerine zararlının varlığı, yumurta bırakma dönemi veya ekonomik zarar eşiği dikkate alınarak planlanıyor. Agronom danışman Mihail Buciuceanu, özellikle elma içkurdu ve diğer kelebek grubu zararlılarının uçuşlarının izlenmesinin doğru müdahale zamanını belirlemeye yardımcı olduğunu belirtiyor. Yaklaşım, üreticilerin gereksiz ürün kullanımını, maliyetleri ve meyvelerde kalıntı riskini azaltmayı amaçlıyor. Ancak izleme, önleyici uygulamaların tamamen bırakılması anlamına gelmiyor. Nemli hava koşullarının desteklediği hastalıklarda hava tahmini, yağış öncesinde müdahale zamanının belirlenmesini sağlayabiliyor. Hastalık ortaya çıktıktan sonra kullanılan iyileştirici ürünlerin etkinliği ise her zaman aynı düzeyde olmayabiliyor. Değişen hava koşulları sabit bir ilaçlama planı oluşturmayı zorlaştırıyor. Kurak dönemler bazı hastalıkların baskısını azaltabilirken, yüksek sıcaklıklar bazı zararlıların ortaya çıkmasını veya yayılmasını kolaylaştırabiliyor. Bu nedenle Buciuceanu, üretim alanlarının bir uzman tarafından haftada en az iki-üç kez kontrol edilmesini ve uygulamaların bahçedeki gerçek duruma göre değiştirilmesini öneriyor. Bir diğer sorun, aynı etken maddelerin veya ürün gruplarının tekrarlı kullanımıyla ortaya çıkabilen direnç. Meyve üreticisi Nicolae Pascal, 20-30 yıldır kullanılan bazı etken maddelerin etkinliğinin azaldığını ve aynı sezon içinde tekrarlı uygulamaların direnci teşvik edebileceğini söylüyor. Üreticilere, aynı gruptaki ürünleri art arda kullanmaktan kaçınmaları; temas etkili ürünlere ve uygun durumlarda biyolojik çözümlere yer vermeleri tavsiye ediliyor. Hastalıklara daha dayanıklı çeşitler de önümüzdeki yıllar için seçeneklerden biri olarak gösteriliyor. Bununla birlikte biyolojik ürünlerin daha pahalı olabildiği ve bazı koşullarda geleneksel çözümler kadar etkili olmayabildiği belirtiliyor. İhracat yapan üreticiler açısından ilaçlama planı, hedef pazarın koşullarıyla birlikte ele alınıyor. Asociația Moldova Fruct kalite danışmanı Tatiana Ranga’ya göre bazı büyük ticari zincirler, yasal kalıntı limitinin yalnızca belirli bir bölümünü kabul edebiliyor veya tespit edilen etken madde sayısını sınırlayabiliyor. Bu nedenle alıcının taleplerinin önceden bilinmesi; kullanılan ürünler, dozlar, bekleme süreleri ve laboratuvar analizleriyle uyumlu bir kayıt ve izlenebilirlik sistemi kurulması gerekiyor. Dernek, kiraz, erik ve elma için entegre koruma kılavuzları hazırlarken, Registrul Livezii aracı da bahçedeki uygulamaların ve izleme faaliyetlerinin kaydını tutmak için kullanılıyor. Moldova’nın 2025’te erik ve sofralık üzüm ihracatında AB pazarına önemli ölçüde yönelmesi, bu koşulların önemini artırıyor.

Latin Amerika’da 2026’da Büyüme Yavaşlıyor, Tarımın Ağırlığı Artıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Latin Amerika’da 2026’da Büyüme Yavaşlıyor, Tarımın Ağırlığı Artıyor

S&P Global Ratings’in 25 Eylül’de yayımlanan yeni projeksiyonlarına göre Latin Amerika ekonomisinin 2026’da %1,8 büyümesi bekleniyor. Bu tahmin, bölgenin 2025’te kaydettiği %2,3’lük büyümenin altında kalıyor. Daha düşük büyüme hızının yatırım, finansman, tüketim ve tarım-gıda değer zincirleri üzerinde baskı oluşturabileceği belirtilirken, ihracata dayalı tarım sektörlerinin uluslararası talep ve fiyatlardan etkilenmeye devam edeceği değerlendiriliyor. Bölge ülkeleri arasındaki görünüm farklılaşıyor. Arjantin’in büyüme tahmini %2,2’ye indirilirken önceki beklenti %2,7 seviyesindeydi. S&P, ülkede tarım ve madencilik sektörlerinin 2026’daki güçlü performansına karşın emek yoğun imalat ve hizmetlerdeki zayıflığın bu katkıyı dengelediğini bildirdi. Arjantin’in ikinci çeyrek gayrisafi yurt içi hasılası yıllık bazda %2 artarken, mevsim etkilerinden arındırılmış veride önceki çeyreğe göre %0,6 düşüş kaydedildi. Bu tablo, tarımın ihracat gelirleri açısından önemini koruduğu ancak iç ekonomideki yavaşlamadan tamamen ayrışamadığı bir görünüme işaret ediyor. Şili’nin 2026 büyüme beklentisi %1,8’den %0,7’ye çekildi. İlk yarıdaki beklenenden zayıf ekonomik performans ve enerji fiyatlarının enflasyon ile tüketim üzerindeki baskısı, aşağı yönlü revizyonda etkili oldu. S&P, tüketim ve özellikle madencilik yatırımlarındaki toparlanmayla Şili ekonomisinin 2027’de %2,9 büyüyebileceğini öngörüyor. Enerji maliyetleri, faiz oranları ve talep koşulları, ülkenin tarım-gıda zincirlerinin maliyetlerini de etkileyebilecek başlıca unsurlar arasında gösteriliyor. Meksika için 2026 büyüme tahmini %1’den %1,3’e yükseltilirken, ikinci çeyrekteki daha güçlü ekonomik faaliyet ve tarım sektöründeki oynaklık bu değişimde rol oynadı. Ülkenin tarım-gıda sektörü açısından ABD ile ticari bütünleşme ve T-MEC’in gözden geçirilmesi; pazara erişim, tarifeler, bitki ve hayvan sağlığı kuralları, izlenebilirlik ve yatırım kararlarını öne çıkarıyor. Peru’nun tahmini ise %2,7’den %3,2’ye yükseltildi; ancak olası El Niño olayının tarım ve balıkçılığı etkileyerek sel veya lojistik kesintilerine neden olabileceği uyarısı yapıldı. Brezilya’nın 2026’da yaklaşık %1,9, Kolombiya’nın ise %2,5 büyümesi bekleniyor. Yüksek reel faizlerin işletme sermayesi, makine alımı, depolama, teknoloji ve altyapı yatırımlarını zorlaştırabileceği belirtiliyor. Enerji fiyatları, yüksek kamu tahvil getirileri ve sıkı para koşulları da bölgenin emtia ticaretine bağlı tarım sektörlerinde üretim maliyetlerini, ihracat fiyatlarını, lojistiği ve dış talebi aynı anda etkileyebilir. Bu ortamda dijital tarım, biyoteknoloji, altyapı, finansman, izlenebilirlik ve pazar çeşitlendirmesi, tarımın büyümeye katkısını koruması için belirleyici görülüyor.

Meksika, Chihuahua’dan ABD’ye Canlı Sığır İhracatını Yeniden Başlattı
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber
Veri haberi

Meksika, Chihuahua’dan ABD’ye Canlı Sığır İhracatını Yeniden Başlattı

Meksika, Chihuahua eyaletindeki San Jerónimo karantina istasyonundan ABD’ye canlı sığır ihracatını yeniden başlattı. İlk sevkiyatta 430 baş sığır, Chihuahua ile ABD’nin New Mexico eyaletindeki Santa Teresa sınır geçişi üzerinden gönderildi. Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı, sevkiyat hacminin kademeli olarak artırılacağını ve dördüncü haftada günlük 1.500 hayvana ulaşılmasının planlandığını bildirdi. Yeniden açılış, Meksika ve ABD makamlarının hayvan sağlığı kontrollerini sıkılaştırmasının ardından gerçekleşti. Ulusal Tarım Konseyi, ihracatın kademeli toparlanmasını; üreticiler, hayvancılık kuruluşları ve iki ülkenin sağlık makamları arasındaki koordinasyonun yanı sıra önleme, denetim, izlenebilirlik ve sağlık kontrolü çalışmalarının sonucu olarak değerlendirdi. Bakanlık, sığır kurdunun yayılmasını önlemek amacıyla karantina istasyonunun altyapısında değişiklik yapıldığını ve ön inceleme ile denetim süreçlerine köpekli ekiplerin dahil edildiğini açıkladı. ABD Tarım Bakanlığı da daha sıkı önlemler alınmasını istemişti. Chihuahua’daki Puerto Palomas karantina istasyonunun, ABD’ye canlı sığır ihracatını yeniden başlatacak üçüncü sınır noktası olması bekleniyor. Ulusal Tarım Konseyi, hastalığın önlenmesi, izlenmesi ve kontrolüne yönelik çalışmaların güçlendirilmesi çağrısı yaptı. Konsey ayrıca Meksika Ulusal Tarım Sağlığı, Güvenliği ve Gıda Kalitesi Servisinin insan kaynağı, teknik kapasite, bütçe ve altyapı bakımından desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Doğu Afrika Bahçecilik Sektörü Ticaret Engellerine Karşı Bölgesel Konsey Kurdu
Görsel kaynağı: Kilimo News · Özgün haber
Veri haberi

Doğu Afrika Bahçecilik Sektörü Ticaret Engellerine Karşı Bölgesel Konsey Kurdu

Doğu Afrika’nın bahçecilik sektörü, ticaret engelleri, lojistik aksamalar ve hasat sonrası kayıplara karşı ortak çözüm geliştirmek amacıyla Horticulture Council of Eastern Africa’nın (HoCEA) kurulmasıyla bölgesel bir yapı altında birleşti. Konsey, 22 Eylül 2026’da Kenya’nın Nairobi kentinde düzenlenen Bölgesel Bahçecilik Ticareti Kamu-Özel Diyaloğu sırasında resmen başlatıldı ve dokuz ülkedeki bahçecilik kuruluşlarını bir araya getirdi. HoCEA Başkanı Dr. Jacqueline Mkindi, bozulabilir ürünlerin lojistik ve küresel piyasalardaki aksamalara karşı özellikle savunmasız olduğunu belirtti. Kayıpların çiftliklerdeki toplama noktalarından taşımaya ve hasat sonrası işlemlere kadar birçok aşamada yaşandığını söyleyen Mkindi, sorunların çözümü için eşgüdümlü yatırım ve teknik desteğe ihtiyaç bulunduğunu ifade etti. Konsey, çiftçilerin ve değer zincirindeki diğer aktörlerin bozulabilir ürünleri işleme kapasitesini artırmayı, pazar destek altyapısı için kaynak toplamayı ve hükümetlerle ihracat noktalarına kadar ürün elleçleme süreçlerini iyileştirmeyi planlıyor. Öneriler arasında çiftlik düzeyindeki toplama noktalarında altyapı kurulması ve havalimanlarında ürünlerin varış pazarlarına ulaşmadan önce korunmasını sağlayacak soğutma tesislerinin geliştirilmesi bulunuyor. Kenya hükümeti ayrıca Kuzey Koridoru ve İç Konteyner Depoları boyunca soğuk hava kapasitesini artırmayı, tek pencere sistemleri ile elektronik kargo takibini güçlendirmeyi ve Yetkilendirilmiş Ekonomik Operatör programlarını genişletmeyi planladığını açıkladı. Avrupa Birliği temsilcisi Rodrigo Romero Van Cutsem de soğuk zincir, depolama, kalite altyapısı ve Kuzey Koridoru’nu ihracat rekabetçiliği açısından kritik alanlar olarak sıraladı. Farklı standartlar, teknik gereklilikler ve sınır ötesi prosedürler de bölge içi ticareti ve uluslararası pazarlara erişimi sınırlıyor. HoCEA, üretici ve ihracatçıların standartların hazırlanmasına katılımını artırmayı, standartları uyumlaştırmayı ve tarife dışı engelleri azaltmayı hedefliyor. Konseyin beş stratejik önceliği arasında pazar erişimi ve ticaretin kolaylaştırılması, soğuk zincir ile ticaret koridorları, dijital ticaret ve izlenebilirlik, kapsayıcı değer zinciri ve iklim dayanıklılığı bulunuyor. Yapı ayrıca küçük üreticilerin finansman, teknoloji, pazar ve katma değerli faaliyetlere erişimini geliştirmeyi amaçlıyor.

Uruguay, AB Sığır Eti İhracatı Uygunluğunu Denetim Sonrası Korudu
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Uruguay, AB Sığır Eti İhracatı Uygunluğunu Denetim Sonrası Korudu

Uruguay, Avrupa Birliği’ne (AB) sığır eti ihracatı yapma uygunluğunu, Avrupa Komisyonu yetkililerinin denetiminin ardından korudu. 4-15 Mayıs’ta gerçekleştirilen denetimde, ülke makamlarının AB’ye uygun et ihracatına yönelik kontrolleri ve sertifikasyonu destekleyecek uygun bir yapıya sahip olduğu belirtildi. Denetçiler ayrıca gerektiğinde kullanılabilecek yeterli yaptırım yetkileri ile resmi kontrolleri yürüten görevlilerin eğitimi ve desteklenmesine yönelik bir sistem bulunduğunu tespit etti. Ancak AB Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü, AB’ye uygun etin izlenebilirliğini kanıtlayan belgelerde zayıflıklar belirledi.

Hindistan Tarım İhracatı İçin Tek Pencere Lojistik Önerisi
Görsel kaynağı: Agriculture Post · Özgün haber

Hindistan Tarım İhracatı İçin Tek Pencere Lojistik Önerisi

Central Warehousing Corporation (CWC) Genel Müdürü Santosh Sinha, Hindistan’ın tarımsal ihracat lojistiğini depolama, soğuk zincir, kalite testi, sertifikasyon ve taşımayı kapsayan tek pencere sistemine dönüştürmesi gerektiğini söyledi. PHD Chamber of Commerce and Industry (PHDCCI) ile CWC’nin düzenlediği toplantıda, çiftlik kapısından küresel pazarlara uzanan daha entegre bir tedarik zinciri kurulması ele alındı. Sinha, lojistik altyapının yalnızca ihracatı artırmak için değil, hasat sonrası kayıpları ve çiftçilerin zorunlu satışlarını azaltmak için de kritik olduğunu vurguladı. Hindistan’ın yılda yaklaşık 360 milyon ton meyve ve sebze ürettiğini, ancak yetersiz depolama, soğuk zincir eksikliği ve lojistik darboğazlar nedeniyle bunun tahminen %25-30’unun hasat sonrası kaybedildiğini belirtti. CWC’nin 1957’de yedi depoyla başladığını, bugün ise ülke genelinde 950’den fazla depoya ulaştığını aktardı. Toplantıda CWC’nin ihracatçılara depolama, soğuk zincir yönetimi, kalite kontrol, bitki sağlığı sertifikasyonu ve ihracat lojistiğini içeren daha bütünleşik bir hizmet sunmayı hedeflediği anlatıldı. Dijital ve yapay zekâ destekli konteyner takibi, risk bazlı denetimler, izlenebilirlik, sıcaklık kontrolü ve multimodal taşımacılık da öne çıkan başlıklar oldu.

AB, Brezilya’nın Hayvansal Ürün Alımlarını Askıya Aldı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

AB, Brezilya’nın Hayvansal Ürün Alımlarını Askıya Aldı

Avrupa Birliği, Brezilya’dan gelen hayvansal ürün alımlarını 3 Eylül’den itibaren askıya aldı. Karar; sığır eti, tavuk eti, balık ve balı kapsıyor. Haberde, AB’nin izlenebilirlik ve antimikrobiyal kullanım denetimi gerekçeleri öne çıkarılıyor. Brezilyalı kuruluşlar ise kararın etkisini azaltmak ya da geri çevirmek için girişimlerini sürdürüyor.

Douro ve Vinhos Verdes’te Hasat Denetimleri Sıkılaştırıldı
Görsel kaynağı: Agroportal · Özgün haber
Veri haberi

Douro ve Vinhos Verdes’te Hasat Denetimleri Sıkılaştırıldı

Portekiz’de Gıda ve Ekonomik Güvenlik Kurumu ASAE, Douro ile Vinhos Verdes bölgelerinde süren bağbozumu sırasında denetimleri artırdığını açıkladı. Kurum, bağlarda, yollarda ve şaraplaştırma merkezlerinde yapılan ortak kontrollerle üzümlerin menşe ve doğruluğunu izlemeyi amaçlıyor. ASAE, bu yıl şimdiye kadar 250 tondan fazla üzümün kontrol edildiğini ve 130’dan fazla ekonomik işletmenin denetlendiğini bildirdi. Kurum, coğrafi işaret ve menşe adlarına ilişkin kurallara uyumun, sahtecilik ve ekonomik suçla mücadele açısından önem taşıdığını belirtti. ASAE, Vinhos Verdes Komisyonu ve Douro ve Porto Enstitüsü ile yapılan koordinasyon çerçevesinde 2026 hasadı için de ortak denetim hazırlıklarını sürdürdü. Denetimlerin, üzüm taşımacılığı, zorunlu beyanlar, etiketleme ve izlenebilirlik alanlarında yoğunlaştığı aktarıldı.

San Luis, Fitosaniter Reçeteyi Dijitalleştirdi
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

San Luis, Fitosaniter Reçeteyi Dijitalleştirdi

San Luis, tarla uygulamalarında kullanılan fitosaniter reçete sürecini dijital sisteme taşıyarak kâğıt formu kaldırmaya başladı. Yeni uygulama, ürünün yazılmasından tarlada uygulanmasına kadar tüm işlemlerin dijital kayda alınmasını hedefliyor. Sistem; işletme ve parsel bilgisini de içeriyor. Ayrıca Senasa’nın onaylı fitosaniter ürün listesiyle bağlantı kurularak profesyonellerin reçeteyi resmi verilerle hazırlaması ve uygulama alanının coğrafi olarak işaretlenmesi sağlanıyor.

Yeni Küresel Uyum Kuralları Güney Afrika Tarımını Etkileyecek
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Yeni Küresel Uyum Kuralları Güney Afrika Tarımını Etkileyecek

Küresel pazarlarda devreye giren yeni uyum kurallarının, Güney Afrika’nın tarımsal değer zincirine yansıyacağı belirtiliyor. Paarl, Batı Kap’da 19 Ağustos’ta düzenlenen Sürdürülebilirlik Girişimi Güney Afrika (SIZA) Konferansı’nda, bu kuralların alıcı şirketler üzerinden üreticilere, paketleme tesislerine ve tedarikçilere kadar uzanacağı ifade edildi. LRQA Üst Yöneticisi Ian Spaulding, Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve ABD’de çok sayıda düzenlemenin ortaya çıktığını, bunların da son müşteriyi uyumu kanıtlama baskısı altına soktuğunu söyledi. Ona göre bu kurallar önce büyük şirketlere uygulanıyor, ardından orta ve küçük ölçekli firmalara yayılıyor. Sorumlu tedarik, çevresel izlenebilirlik, gıda güvence sistemi ve gerekli inceleme başlıca başlıklar arasında yer alıyor. Hortgro’dan Mariette Kotzé, Güney Afrika meyve sektörünün değişen düzenleyici ortama yanıt verecek konumda olduğunu söyledi. Kotzé, SIZA’nın sosyal ve çevresel standartlarının birçok yeni gerekliliği zaten kapsadığını, tek bir sosyal ve tek bir çevresel standartla çoklu denetim maliyetini azaltmayı hedeflediklerini anlattı. Bu yaklaşımın çiftçiler için maliyet anlamına geldiği, ancak riskleri azaltıp pazara erişimi destekleyebileceği aktarıldı.

Almanya, İthal Soya İçin İzlenebilirlik Şartlarını Sıkılaştırıyor
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Almanya, İthal Soya İçin İzlenebilirlik Şartlarını Sıkılaştırıyor

Almanya, yem sanayisinde kullanılan ithal soyada menşe ve izlenebilirlik kurallarını sertleştiriyor. Yeni koşullar, soyanın ormansızlaşmadan ari ve sürdürülebilir kaynaklardan geldiğinin daha ayrıntılı doğrulanmasını istiyor. Bu değişim, Avrupa’daki yağlı tohum piyasasını da etkiliyor. Ukrayna, Alman yem üreticileri için önemli tedarikçilerden biri olarak öne çıkarken, sektör AB düzenlemeleri ve alıcıların tam şeffaflık talebi nedeniyle yeniden şekilleniyor.