ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

999 haber · Sayfa 29

Endonezya’da Sütte Kendine Yeterlilik İçin 600 Bin Damızlık Süt İneği Hedefi
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber

Endonezya’da Sütte Kendine Yeterlilik İçin 600 Bin Damızlık Süt İneği Hedefi

Endonezya Tarım Bakanlığı, ulusal süt kendine yeterliliğini sağlamak amacıyla 2029'a kadar ülkeye en az 600 bin damızlık süt ineği eklemeyi hedefliyor. Tarım Bakanı Andi Amran Sulaiman, yerli yetiştiricilerin ürettiği sütün önceliklendirileceğini belirterek, üreticiler yeterli süt sağladığı sürece ithalata başvurulmayacağını söyledi. Tarım ve Hayvancılık Genel Müdürü Agung Suganda, ülkedeki taze süt üretiminin ulusal ihtiyacın yalnızca yaklaşık %20'sini karşıladığını açıkladı. Hükümetin planı yalnızca hayvan sayısını artırmaya değil, üretkenlik, hayvan sağlığı, yem, finansman ve yetiştirici sütlerinin güvence altına alınmış biçimde satın alınmasına da odaklanıyor. Yeni hayvan alımlarını kolaylaştırmak için peşinat, sigorta, ahır ve sağım ekipmanı desteği ile bankacılık finansmanı içeren modeller hazırlanıyor. Yetkililer, üretim artışının pazarda karşılık bulması gerektiğini vurguluyor. Agung, üreticilerin daha fazla süt ürettiklerinde ürünlerini satamama sorunuyla karşılaşmaması gerektiğini belirtti. Parlamento Komisyonu IV Başkanı Siti Hediati Hariyadi ise kooperatiflerin yetiştiricileri sanayiyle buluşturarak süt tedarik zincirini güçlendireceğini söyledi. Doğu Cava’daki KUTT Suka Makmur kooperatifi, 2 binden fazla yetiştiriciyi bir araya getiriyor; yem, hayvan sağlığı hizmeti ve finansman desteği sağlıyor, süt ürünleri geliştiriyor ve sanayiyle alım ortaklıkları yürütüyor.

Tahıl Üreticileri İhtiyaç Sahibi Ailelere 20 Ton Ürün Bağışladı
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber
Veri haberi

Tahıl Üreticileri İhtiyaç Sahibi Ailelere 20 Ton Ürün Bağışladı

Kıbrıs’taki tahıl üreticileri, ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak üzere 10’ar ton bulgur ve unu Lefkoşa’daki Başpiskoposluğa teslim etti. Toplam 20 tonluk ürün, yerel piskoposluklar aracılığıyla ailelere dağıtılacak. Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı Kyriacos Kailas, üreticilerin bu yardımı her yıl, hasat yılının iyi ya da kötü geçmesine bakmadan sürdürmeyi önerdiğini söyledi. Bağışlar son sekiz yıldır doğrudan büyük ailelere değil, ihtiyaç sahiplerini belirlemede daha uygun olduğu belirtilen Kiliseye teslim ediliyor. Kailas, Covid-19 salgını ve uzun süren kuraklığın ardından artırılan bağış miktarının korunacağını ve imkân bulunması hâlinde daha fazla ürün verilebileceğini belirtti.

2027 Azot Kurallarından Bazı Sebzeler Muaf Tutulacak
Görsel kaynağı: LandbrugsAvisen · Özgün haber
Veri haberi

2027 Azot Kurallarından Bazı Sebzeler Muaf Tutulacak

2027'de uygulanacak yeni azot kurallarında bazı sebze ürünleri için geçici bir istisna getirilecek. Düzenlemenin, sebze üreticilerine yeni kurallara uyum sağlamak için daha fazla zaman vermesi amaçlanıyor. Ancak istisna tüm ürünleri kapsamıyor. Yalnızca belirli ürünler için geçerli olacak uygulamanın kapsamı, Sgavs tarafından yayımlanan 31 ürün kodundan oluşan listeyle gösteriliyor.

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı
Görsel kaynağı: Gazeta Si · Özgün haber
Veri haberi

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı

Clean Label Project’in analizinde 62 markaya ait 100 kedi maması ürünü, 122’den fazla kirletici açısından incelendi. Kurşun örneklerin %99’unda, kadmiyum %96’sında ve arsenik %94’ünde bulundu. Araştırmacılar, tek bir kirleticinin saptanmasının belirli bir ürünün kedilerde hastalığa yol açtığını göstermediğini, ancak kedilerin aynı mamayı yıllarca her gün tüketebilmesi nedeniyle tekrarlanan maruziyetin kaygı verici olduğunu belirtti. Kirletici düzeyleri mama türüne ve kullanılan protein kaynağına göre değişti. Balık ve deniz ürünü bazlı ürünlerde cıva ile kadmiyum seviyeleri en yüksek bulunurken, deniz ürünü içeren yaş mamalarda cıva düzeyi başka et türleriyle hazırlanan benzer ürünlerin neredeyse 28 katına çıktı. Kuru mamalarda ölçülen kurşun miktarı da yaş veya havada kurutulmuş ürünlerin yaklaşık üç katıydı. Analizde, tarımda yaygın kullanılan herbisit glifosat ürünlerin %37’sinde saptandı ve bitkisel içeriği daha yüksek mamalarda seviyeler daha yüksekti. Bazı plastik malzemelerde kullanılan DEHP ise ürünlerin yaklaşık yarısında bulundu; en yüksek seviyeler konserve ve poşet ambalajlı mamalarda görüldü. Uzmanlar, sonuçların kedi mamasının genel olarak güvensiz olduğu veya belirli bir ürünün hastalığa neden olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Her ürün yalnızca tek bir örnek grubuyla test edildiği için aynı ürünün partileri arasında farklılık bulunabileceği belirtildi. Üreticileri temsil eden Evcil Hayvan Gıdası Enstitüsü, şirketlerin kalite kontrolü, içerik testi ve tedarikçi doğrulama programları uyguladığını açıkladı. Araştırmacılar ise kedi sahiplerine etiketleri dikkatle okumalarını ve üreticilere düzenli kirletici testi yapılıp yapılmadığını sormalarını önerdi.

Arjantin’de Süt Üreticisinin Reel Geliri On Yılın En Düşük Seviyelerinde
Görsel kaynağı: TN · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de Süt Üreticisinin Reel Geliri On Yılın En Düşük Seviyelerinde

Arjantin’de süt üreticilerinin maliyet baskısı ağustos ayında da arttı. Confederación Intercooperativa Agropecuaria’nın (CONINAGRO) aylık raporuna göre üreticiye ödenen ortalama süt fiyatı litre başına 535 Arjantin pesosunda kaldı. Fiyat önceki aya göre nominal olarak %1,5, geçen yılın aynı ayına göre %13 yükselse de aynı dönemde %33,5’e ulaşan kümülatif enflasyonun gerisinde kaldı. Böylece sütün reel değeri son on yılın en düşük seviyelerinden birine indi. Sütün alım gücündeki gerileme, işletmelerin temel giderlerinde daha fazla üretim gerektirdi. Gasoilin bir litresini satın almak için ağustosta 4,7 litre süt gerekti; bu miktar geçen yılın aynı ayına göre %53 arttı ve tarihsel ortalamanın %44 üzerine çıktı. Bir tarım işçisinin maaşını karşılamak için gereken süt miktarı da 2.209 litreye yükseldi. Bu değer yıllık bazda %20 artarken son beş yıl ortalamasının %33 üzerinde gerçekleşti. Hayvan varlığının yenilenmesi de daha fazla süt geliri gerektirdi. 12-14 aylık bir düvenin satın alınması için 2.559 litre süt gerekirken, iyi durumdaki kesimlik bir ineğin canlı kilogramı 4,6 litre süte karşılık geldi. Yem tarafında mısırın tonu 187 dolar olarak kaydedildi ve bir ton mısır için 531 litre süt gerekti. Yonca tohumu ise dönemin tek olumlu kalemi oldu; bir kilogram tohum için gereken süt miktarı geçen yıla göre %27-28 azaldı. CONINAGRO, bu tabloyu süt işletmelerinin finansal sürdürülebilirliği açısından kırılganlığın sürdüğüne işaret eden bir görünüm olarak aktardı.

İskoç Süt Üreticileri Düşük Fiyatlardan Endişeli
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber
Veri haberi

İskoç Süt Üreticileri Düşük Fiyatlardan Endişeli

İskoçya’da Müller’in Skelmersdale sözleşmesine süt sağlayan üreticiler, mevcut fiyat seviyesinin sürdürülemez olduğunu belirtti. Süt fiyatının nakliye maliyetleri hariç litre başına yaklaşık 28 peni olması, üreticilerin üretim maliyetlerini karşılayamamasına yol açıyor. NFU Scotland, konuyu Müller Milk & Ingredients yöneticileriyle yaptığı son toplantıda gündeme getirdi. Görüşmede piyasa koşulları, üretim seviyeleri ve gelecekteki yatırım planları ele alınırken, beklenen fiyat artışının anlamlı ve kalıcı bir iyileşmenin başlangıcı olması gerektiği ifade edildi.

İrlanda’da 32 Milyon Avroluk Biyometan Tesisi Açılıyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da 32 Milyon Avroluk Biyometan Tesisi Açılıyor

İrlanda Başbakanı Micheál Martin, Gas Networks Ireland’ın (GNI) County Cork’a bağlı Mitchelstown’da kurduğu 32 milyon avroluk merkezi şebeke enjeksiyon tesisini açacak. Tesis, biyometan üreticilerinin yenilenebilir gazı ulusal gaz şebekesine ulaştırması için yeni bir güzergâh sağlayacak. Mitchelstown’daki merkez, çiftlik ve gıda atıklarından üretilen yenilenebilir gazı kabul edebilecek. GNI, tesisi İrlanda ve Avrupa’da türünün ilk örneği olarak nitelendirdi.

Meksika’da Tarım ve Gıda Ürünlerini Çeşitlendirme Çağrısı
Görsel kaynağı: El Economista · Özgün haber
Veri haberi

Meksika’da Tarım ve Gıda Ürünlerini Çeşitlendirme Çağrısı

Meksika’da tarım ve gıda sektörünün önündeki öncelikli zorluğun yalnızca yeni ihracat pazarları bulmak olmadığı, aynı zamanda ürün çeşitliliğini artırmak ve mevcut ihracata daha fazla katma değer kazandırmak olduğu belirtildi. Açıklama, El Economista ile Consejo Nacional Agropecuario iş birliğinde düzenlenen “Pulso agroalimentario, los retos que definirán al sector” forumunda yapıldı. Julio Berdegué, bu yaklaşımın kırsal bölgelerde istihdamı ve toplulukların refahını destekleyebileceğini söyledi. Berdegué’ye göre ilerlemek için en uygulanabilir fırsatların belirlenmesi ve ilgili tarafların bir araya gelerek planlama yapması gerekiyor. Bu kapsamda sanayi ve değer zincirleri, kalkınma bankacılığı ile bilim ve teknoloji alanları arasında ittifaklar kurulmasını önerdi. Juan Cortina ise çeşitlendirmenin, Meksika’nın hangi ürünlerde rekabetçi olabileceğinin belirlenmesiyle başlaması gerektiğini ifade etti. Cortina, küçük üreticilerin de sürece dahil edilmesi için mekanizmalara ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Berdegué, canlı sığır ihracatına yönelik ABD kısıtlamalarını örnek gösterdi. Meksika’nın sınırın kapanmasının ardından hayvanları ülke içinde besleyip işleyerek et olarak ihraç etmeye yöneldiğini ve bunun et ihracatını %20 artırdığını belirtti. Şeker sektöründe ise üretimin bir bölümünün etanole dönüştürülmesi için sanayi, Pemex ve Enerji Bakanlığının birlikte çalışmasını önerdi. Avokadoda da daha yüksek katma değerli ürünlerin hazırlanıp ihraç edilmesi için fırsat bulunduğunu söyledi. Cortina, bu dönüşümün yeni tohumlardan makinelere kadar bilim ve teknolojiyle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Pazarın yıl boyunca hizmet, verimlilik ve hacim güvencesi talep ettiğini söyleyen Cortina, bu beklentilerin üretim zincirlerinin planlanmasını ve küçük üreticilerin entegrasyonunu önemli hale getirdiğini kaydetti.

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı
Görsel kaynağı: El Economista · Özgün haber

Meksika’da Gıda Güvenliği İçin Stratejik Girdilere Odaklanma Çağrısı

Meksika’daki tarım ve gıda sektörü uzmanları, ülkenin gıda güvenliğini güçlendirmek için tartışmayı yalnızca gıda egemenliği ve ithalatı azaltma hedefiyle sınırlamak yerine, kritik ürün ve girdilere odaklanma çağrısı yaptı. El Economista ile Consejo Nacional Agropecuario (CNA) iş birliğinde düzenlenen “Pulso agroalimentario, los retos que definirán al sector” forumunda, gübre ve dizel gibi girdilerin uluslararası çatışmalar, ticaret değişiklikleri ve tedarik zincirlerindeki kesintilerden etkilenebileceği belirtildi. Grupo Consultor de Mercados Agrícolas (GCMA) Direktörü Juan Carlos Anaya, hiçbir ülkenin gıdada tamamen kendine yeterli olmadığını söyledi. Anaya, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) gıda güvenliği için tüketimin en az %70-75’inin yerli üretimle karşılanmasını ölçüt olarak ele aldığını, Meksika’da bu oranın %81 olduğunu aktardı. Ancak genel oranın sektörler arasındaki farkları gizleyebileceği uyarısında bulundu. Tahıl üretiminin 1994’te 39 milyon tondan günümüzde yaklaşık 34 milyon tona gerilediğini, buna karşılık meyve ve sebze üretiminin 19 milyon tondan 44 milyon tona, hayvansal üretimin 12 milyon tondan 27 milyon tona yükseldiğini söyledi. Meksika Hükümeti’nin tarım ve gıda sektörü uluslararası ilişkilerinden sorumlu yetkilisi Julio Berdegué, değerlendirmeye yalnızca tüketiciye ulaşan ürünlerin değil, üretimin sürmesi için gerekli girdilerin de katılması gerektiğini belirtti. Dizelde %70 öz yeterliliğin, %20’lik düzeye kıyasla daha elverişli bir konum sağlayacağını ifade etti. Consejo Coordinador Empresarial Dış Ticaret Başkan Yardımcısı Juan Cortina ise beyaz mısır ve gübreyi kritik alanlar arasında sayarak ithalatın tamamen sona erdirilmesini değil, bilim, teknoloji ve finansmanla yerli üreticilerin güçlendirilmesini savundu. CNA Başkanı Jorge Esteve, düşük öz yeterlilik görülen alanlarda üretimin yeniden büyütülmesi için finansman, su ve teknolojiye ihtiyaç olduğunu söyledi. Su kaynaklarının yetersizliği ve sulama altyapısı önemli sorunlar arasında gösterilirken, sulamanın modernleştirilmesinin verimliliği artırabileceği belirtildi. Esteve ayrıca güvensizliğin taşımacılığı, sulama bölgelerini ve tarım çalışanlarını etkileyen ortak bir sorun olduğunu dile getirdi.

Bulgaristan’da 2026 Tarımsal Yatırım Kredilerinde Faiz İndirildi
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan’da 2026 Tarımsal Yatırım Kredilerinde Faiz İndirildi

Bulgaristan Devlet Tarım Fonu (DFZ) Yönetim Kurulu, 2026'da doğrudan fon tarafından finanse edilen yeni yatırım kredilerindeki faiz oranının ülkenin referans faiz oranına indirilmesine karar verdi. Düzenleme, tarım sektöründe kullandırılacak yeni yatırım kredilerini kapsıyor. Kararın, kredi koşullarını kolaylaştırmak amacıyla alındığı belirtildi. Açıklamada, referans faiz oranındaki değişimlerin yanı sıra tarım üreticilerinin kredi talebinde gözlenen kalıcı düşüşün de kararda etkili olduğu ifade edildi. Faiz indiriminin tarımda yeni yatırımları teşvik etmesi bekleniyor.

Güney Afrika’da Ejder Meyvesi Üretimi Sermaye ve Mevzuat Engelleriyle Yavaşlıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Ejder Meyvesi Üretimi Sermaye ve Mevzuat Engelleriyle Yavaşlıyor

Güney Afrika’da ejder meyvesi üretiminin büyümesi, finansmana erişim sorunları, değişken hava koşulları, tüketici algısı ve çevre mevzuatı nedeniyle yavaşlıyor. Üreticiler ve bitki materyali tedarikçileri, küresel talep artarken yerel sektörde faaliyetlerini genişletmekte zorlanıyor. MarkNtel Advisors’ın raporuna göre küresel ejder meyvesi pazarı 2024’te yaklaşık 678 milyon dolar büyüklüğündeydi ve 2030’da yaklaşık 995 milyon dolara ulaşması bekleniyor. Wonderful Dragon Fruit’tan Cornelius Andrias van Heerden, ürünün sıcak ve kuru koşullarda iyi geliştiğini, Zimbabve, Botsvana ve Zambiya’da başarılı sonuçlar verdiğini belirtti. Ancak Güney Afrika’da üretime başlamak isteyen bazı çiftçilerin arazi, motivasyon ve beceriye sahip olmalarına rağmen başlangıç finansmanı bulamadığını söyledi. Amorentia Estate and Nursery yöneticisi Lauren Strever ise ejder meyvesinin kuraklığa görece dayanıklı olmasına karşın aşırı yaz yağmuru ve uzun süreli nemli koşullara duyarlı olduğunu aktardı. Bu koşullar çiçeklenmeyi, meyve gelişimini ve üretimi etkileyebiliyor. Sektör ayrıca yerel pazardaki kalite algısıyla karşı karşıya. Daha tatlı kırmızı, pembe ve beyaz çeşitlerin ekimi artsa da eski, tatsız beyaz meyveler raflarda hâlâ baskın durumda. Strever, yüksek kaliteli ürünün tüketicilere düzenli ulaşmasının talebi güçlendirebileceğini, üretimin tek başına pazar oluşturamayacağını ifade etti. Bunun yanında Hylocereus undatus ve melezleri, Güney Afrika’nın biyoçeşitlilik mevzuatında 2. kategori tür olarak sınıflandırılıyor. Bu nedenle bitkilerin bulundurulması, çoğaltılması veya satılması için çevre izinleri gerekiyor; üretim sektöründen ise bu riskin ticari yetiştiricilikteki boyutuna ilişkin ülkeye özgü araştırmaların artırılması talep ediliyor.

Patateste Maliyet, Su ve Fiyat Baskısı Üreticileri Zorluyor
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Patateste Maliyet, Su ve Fiyat Baskısı Üreticileri Zorluyor

Yunanistan’ın başlıca patates üretim bölgelerinde ekim ve hasat faaliyetleri, bölgesel iklim ve üretim koşullarına bağlı olarak farklı aşamalarda ilerliyor. Güneyde kışlık patates ekimi büyük ölçüde tamamlanırken bazı bölgelerde çalışmalar sürüyor; kuzeyde ise ilkbaharlık patates hasadı devam ediyor. Üreticiler artan maliyet, su kaynaklarındaki azalma ve fiyat belirsizliğiyle karşı karşıya. Kapareli Thiva’da ekim alanlarında önemli bir değişiklik görülmezken üretim maliyeti yükseliyor. Ağustosta dikilen patateslerin tam gelişime ulaştığı, hasadın ise kasım sonlarında başlamasının beklendiği belirtiliyor. Patates tohumunun kilogram fiyatı geçen yıl 1 avrodan bu yıl 1,25 avroya çıktı; toplam üretim gideri dönüm başına 1.000 avroyu aştı. Üretici Anastasios Thanasisinas, maliyetler dikkate alındığında kışlık patatesin üreticiye tatmin edici gelir bırakabilmesi için kilogramının yaklaşık 80 sentten satılması gerektiğini ifade etti. Naksos’ta kuraklık, yeni dönemde ekilen alanların azalmasına neden oluyor. Kuyulardaki suyun yüksek iletkenliğe sahip olması da üretimi zorlaştırırken, yağmur suyunu tutmak ve daha verimli kullanmak için baraj yapılması gerektiği belirtiliyor. Nevrokopi’de üretimin yaklaşık %30’u toplanmış durumda; verimler dönüm başına 2,5-4,5 ton arasında değişiyor. Üretici fiyatları kilogram başına 43-50 sent düzeyinde bulunuyor; geçen yılın aynı döneminde bu aralık 25-32 sentti. Buna karşın üreticiler, maliyet, su sorunu ve fiyat belirsizliği nedeniyle ekim alanları konusunda temkinli davranıyor. Kuzey Avrupa’daki kuraklığın verimi sınırlamasının gelecek dönemde fiyatları artırabileceği değerlendiriliyor.

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yonca filizleriyle bağlantılı E. coli ve Salmonella salgınında 1 Ekim itibarıyla 16 eyalette 76 kişinin hastalandığını doğruladı. Salgında altı kişi hastaneye kaldırılırken ölüm bildirilmedi. Hastalıkların 31 Mayıs ile 7 Eylül arasında başladığı belirtildi. Salgın, E. coli’nin O26:H11, O103:H25 ve O168:H8 serotipleri ile Salmonella Agona bakterisini kapsıyor. FDA ve yerel sağlık yetkilileri, hastalanan kişilerin hastalık başlamadan önceki hafta tükettiği gıdaları belirlemek için görüşmeler yapıyor. Görüşülen 50 kişiden 40’ı filiz, 35’i ise özellikle yonca filizi tükettiğini bildirdi. Epidemiyolojik inceleme ve ürün izleme çalışmaları, Minneapolis merkezli Everything Sprouts LLC tarafından yetiştirilen yonca filizlerinin salgındaki hastalık kaynaklarından biri olduğunu gösterdi. Ancak FDA, bu ürünlerin salgındaki tüm hastalıkları açıklamadığını belirtti. Enfeksiyonların 64’ü E. coli, dokuzu Salmonella kaynaklı olurken üç kişi her iki bakterinin salgın suşlarıyla enfekte oldu. Everything Sprouts LLC, 22 Ağustos’ta Calco ve Everything Sprouts markalarıyla satılan belirli yonca filizlerini geri çağırdı. Şirket ayrıca Robust Radish, Crunchy Protein Sprout ve Zesty Garlic karışımlarını da geri çağırma kapsamına aldı. Kaynak metin, bu ürünlerin dağıtım alanı veya geri çağırılan paketlerin miktarı hakkında ayrıntı vermiyor. Salgınla bağlantılı olarak Ohio eyaletinin Millersburg kentindeki Berlin Seeds de 23 Eylül’de 950 pound, yaklaşık 431 kilogram yonca filizi tohumunu geri çağırdı. Şirket, tohum tedarikçisinden ilgili tohumun Şiga toksini üreten E. coli ve/veya Salmonella ile kontamine olma ihtimali bulunduğu bilgisini aldı. SAL2-24JB parti numaralı tohumun, bitmiş filizleri FDA soruşturmasına dahil edilen başka bir filiz üreticisi tarafından kullanıldığı iz sürme çalışmasıyla belirlendi. FDA, tohum tedarikçisinin adını açıklamadı. FDA, resmi hasta sayısının gerçek vaka sayısını tam olarak yansıtmayabileceğini bildirdi. Bazı kişilerin sağlık hizmetine başvurmaması, bazılarının ise bakteriler açısından test edilmemesi nedeniyle daha fazla kişinin hastalanmış olabileceği belirtildi. Kurum ayrıca gıda kaynaklı E. coli ve Salmonella enfeksiyonlarının her zaman ürünün görünüşünü, kokusunu veya tadını değiştirmediğini aktardı.

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin Soya Küspesi AB Talebiyle Primli İşlem Görüyor

Avrupa Birliği'ndeki ithalatçıların, Ormansızlaşmadan Arındırılmış Ürünler Tüzüğü'nün (EUDR) uygulanmasından önce tedarik güvenceye alma çabası, Arjantin soya küspesine yönelik talebi artırdı. Bu gelişmeyle Arjantin ürününün Brezilya soya küspesine kıyasla ihracat primi genişledi ve piyasa, Arjantin ürününün alışılmış iskontolu konumundan farklı bir görünüm kazandı. Platts'ın 29 Eylül tarihli değerlendirmesine göre kasım sevkiyatlı Rosario çıkışlı soya küspesinin değeri ton başına 422,1 dolar olurken, Brezilya'nın Paranaguá çıkışlı ürünü 416,1 dolar olarak kaydedildi. Kaynak, Arjantin ürününün genellikle Gran Rosario ihracat koridorundaki su yolu ve draft kısıtları nedeniyle daha düşük fiyatlandığını belirtiyor. Bu kısıtlar, gemilerin boyutunu ve yük kapasitesini sınırlıyor. Arjantin'in Visec platformunda üreticilerin kayıt ve izlenebilirlik düzeyinin Avrupa'nın ihtiyaç duyduğu hacmi karşılayacak kritik kitleye ulaştığı, Brezilya'daki benzer yöntemin ise aynı ilerleme seviyesinde olmadığı aktarılıyor. Avrupa Birliği yem üreticilerini temsil eden Fefac, EUDR'nin 2027'de uygulanmasının soya küspesi tedarik zincirinde kesinti riski yaratabileceği uyarısında bulundu. Fefac'ın resmi belgesine göre AB, 2027'de yaklaşık 4 milyon ton soya ithal etme kapasitesini kaybedebilir.

Meksika ve Fransa Tarım ve Gıda Ticaretini Genişletmek İçin Görüştü
Görsel kaynağı: Imagen Agropecuaria · Özgün haber

Meksika ve Fransa Tarım ve Gıda Ticaretini Genişletmek İçin Görüştü

Meksika ve Fransa hükümetlerinin temsilcileri, modernize edilmiş Meksika-Avrupa Birliği Küresel Anlaşması’nın sunduğu fırsatları ve iki ülke arasındaki tarım ve gıda ticaretini genişletip çeşitlendirme yollarını görüştü. Meksika Tarım ve Kırsal Kalkınma Sekreterliği (Sader) yetkilisi Columba López Gutiérrez ile Fransa Dış Ticaret Bakanı Nicolas Forissier, daha dengeli ve karşılıklı yarar sağlayan bir ticaret için ilerleme gerektiği konusunda uzlaştı. Bu yaklaşımın küçük ve orta ölçekli üreticiler için somut fırsatlar oluşturması hedefleniyor. López Gutiérrez, anlaşmanın kahve, avokado, orman meyveleri, mango, papaya, limon, muz ve bal gibi Meksika ürünleri için ihracat potansiyeli sunduğunu belirtti. Ancak ticari tercihlerin karşılıklı sağlık ve düzenleme alanındaki ilerlemelerle desteklenmesi gerektiğini söyledi. Meksika ayrıca Avrupa Birliği ile organik ürünler konusundaki diyaloğu sürdürmek istiyor. Görüşmeler kapsamında, iki ülkenin tarım ve gıda makamları arasındaki iş birliğini güçlendirmek üzere Niyet Mektubu imzalandı. Belge; yenilik, sürdürülebilir tarım, balıkçılık, su ürünleri yetiştiriciliği, araştırma, teknoloji transferi ve kapasite geliştirme alanlarını kapsıyor. Taraflar ayrıca ikili ilişkilerin 200. yılı kapsamında somut projeler içeren bir yol haritası hazırlama konusunda anlaştı.

Brezilya’da Soya Piyasası Ekim Ayına Düşük Likiditeyle Başladı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Soya Piyasası Ekim Ayına Düşük Likiditeyle Başladı

Brezilya soya piyasasında ekim ayının ilk işlem gününde hareketlilik düşük kaldı. Başlıca ticaret merkezlerinde fiyatlar farklı yönlerde seyrederken bazı bölgelerde gerileme, bazı bölgelerde ise değişmezlik görüldü. Safras & Mercado analisti Rafael Silveira, üreticilerin satış görüşmelerinden uzak durduğunu, alıcıların da tekliflerini düşürdüğünü belirtti. Bu tablo, işlemlerin yavaşlamasına ve piyasanın sıkışık kalmasına yol açtı. Chicago Ticaret Borsası’nda (CBOT) soya vadeli işlemleri de düşüşle kapandı. ABD’de hasadın ilerlemesini destekleyecek hava koşulları beklentisi, uluslararası piyasalardaki riskten kaçış ve fonların pozisyonlarını tasfiye etmesi satış baskısını artırdı. Reuters’ın aktardığı talep endişeleri ve ABD’de eylül ayındaki soya kırma faaliyetlerinin daha düşük olabileceği beklentisi de fiyatları baskılayan unsurlar arasında yer aldı. Brezilya piyasasındaki düşüşün daha sert olmasını ise doların değer kazanması ve primlerdeki hafif artış sınırladı. Buna karşın bu gelişmeler, işlemlerde güçlü bir toparlanma sağlamadı. ABD’nin 2026/27 sezonuna ilişkin net soya ihracat satışları, 24 Eylül’de sona eren haftada 1,033 milyon ton oldu. Çin, 589,4 bin tonla en büyük alıcı olurken toplam satışlar analistlerin 500 bin ila 1,4 milyon tonluk beklenti aralığında kaldı. Çin talebinin hızına ilişkin kaygılar ve ülkedeki işleme tesislerinin yüksek stokları, uluslararası piyasada daha kalıcı bir yükselişi sınırladı. Kasım 2026 teslimatlı soya kontratı %0,36, ocak 2027 kontratı ise %0,26 geriledi. Ticari dolar %0,98 yükselerek satışta 5,2237 Brezilya realinden kapandı.

Rio Grande Do Sul’da Buğdayda Yağış ve Don Riski Artırdı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Rio Grande Do Sul’da Buğdayda Yağış ve Don Riski Artırdı

Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletinde buğday sezonu kritik bir aşamaya girerken, yağışlar, eylül ayındaki donlar ve başak hastalıkları üretim riskini artırıyor. Emater/RS-Ascar’ın 1 Ekim tarihli verilerine göre ekili alanların %57’si tane doldurma döneminde, %19’u çiçeklenmede, %21’i fizyolojik olgunlaşmada bulunuyor; hasat ise alanların %1’inde gerçekleştirildi. Yüksek nem, özellikle çiçeklenme ve başaklanma aşamasındaki tarlalarda giberela başta olmak üzere hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor. Bazı bölgelerde pas, külleme ve yaprak lekeleri de görülürken, yağış sıklığı ve toprak nemi fungisit uygulamaları için makinelerin tarlalara girişini zorlaştırıyor. Eyaletin bazı kesimlerinde üreticiler, hastalık baskısını sınırlamak amacıyla bitki koruma çalışmalarına yoğunlaşıyor. Eylül ayında yaşanan donlar, etkilenen alanlarda tane dolumunu ve döllenmeyi kesintiye uğratarak verim potansiyelini düşürdü. Granizo ve kuvvetli rüzgâr da özellikle eyaletin Merkez-Batı ve Kuzeybatı bölgelerinde yerel zarara neden oldu. Santiago’da yaklaşık 200 hektarda neredeyse tam kayıp bildirildi; São Francisco de Assis’te ise en az 150 hektar zarar gördü. Bu olayların toplam etkisi henüz hesaplanıyor. Bölgesel koşullar farklılık gösteriyor. Bagé ve Fronteira Oeste çevresinde daha az yağış ve daha fazla güneşlenme, tarlaların gelişimini destekledi. Buna karşılık Santa Maria çevresinde yoğun yağışlar çiçeklenme ve başaklanma dönemindeki alanları etkiledi. Frederico Westphalen’de tarlaların %60’ı tane doldurma dönemindeyken, %2’si hasat edildi. İlk hasat edilen bazı alanlarda hektar başına 2.280 kilogram verim ve 74 hektolitre ağırlığı kaydedildi; bu değerler başlangıçtaki beklentilerin altında kaldı. Emater/RS-Ascar, 2026 sezonunda eyalette 814.220 hektarlık ekim alanı ve hektar başına ortalama 2.701 kilogram verim öngörüyor. Piyasa tarafında, standart hektolitre ağırlığı 78 olan 60 kilogramlık buğday çuvalının ortalama fiyatı haftalık ölçümde %2,56 artarak 71,94 Brezilya realinden 73,78 reale yükseldi. Cruz Alta Tahıl Borsası’nda mevcut buğdayın fiyatı çuval başına 82 real olarak verildi.

Arjantin’de 2026/27 Sezonunda Ekmeklik Buğdayda Kalite Belirleyici Olacak
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de 2026/27 Sezonunda Ekmeklik Buğdayda Kalite Belirleyici Olacak

Arjantin’de 2026/27 buğday sezonunda yüksek kazanç beklentisi, tüm üreticiler için geçerli olmayacak. Bichos de Campo’nun aktardığı değerlendirmeye göre, talebin güçlü olması beklenirken asıl avantaj ekmeğe uygun kalitede ürün elde edip bunu ayrı sınıflandırabilen ve uygun koşullarda depolayabilen üreticilerde olacak. Hasat döneminin Arjantin’in geniş bölümünde şiddetli yağışlarla çakışma ihtimali, kalite riskini artırıyor. Buenos Aires Tahıl Borsası, ülkenin kuzeyinde ilk buğday hasadı denemelerinin tarihsel ortalamanın üzerinde sonuç verdiğini bildirdi. Tarım alanlarının %34’ü başaklanma ve daha ileri gelişim aşamalarına ulaşırken, merkez ve kuzey bölgelerindeki beklenen verimler olumlu değerlendiriliyor. Ancak ürün dolum döneminde olumsuz hava koşulları yaşanmaması gerekiyor. Yağışların ardından iyi ile mükemmel durumdaki alanların oranı son haftada 8 puan artarken, merkez bölgelerdeki donların etkisi incelenmeye devam ediyor. Brezilya’daki görünüm ise bölgesel ekmeklik buğday talebini destekliyor. Ulusal Tedarik Şirketi’nin (Conab) tahminine göre Brezilya’nın 2026/27 hasadı 5,74 milyon tonla önceki sezona göre %27 daha düşük olabilir. Brezilya Buğday Sanayisi Birliği, ülkenin en az 9 milyon ton ekmeklik buğday ithal etmesi gerekebileceğini belirtiyor. Paraguay’ın da zorlu hava koşullarıyla karşı karşıya olması, bölgedeki tedarik seçeneklerini sınırlayabilir. Buna karşın Arjantin’deki mevcut ve yeni sezon fiyatları Brezilya’daki seviyelerin üzerinde değil. Rosario buğdayı için Aralık 2026 vadeli sözleşme ton başına 218,5 dolar, Mart 2027 vadeli sözleşme 229 dolar seviyesinde kapandı; mevcut piyasa referansı ise 225 dolar olarak verildi. Bu nedenle üreticiler açısından temel koşul, yalnızca ürünü hasat etmek değil, ekmeklik kaliteyi koruyarak iç değirmencilik veya ihracat talebine sunabilmek olacak.

ABD Süt Pazarında Kooperatif Yoğunlaşması Üretici Denetimi Tartışmasını Gündeme Getirdi
Görsel kaynağı: AgDaily · Özgün haber
Veri haberi

ABD Süt Pazarında Kooperatif Yoğunlaşması Üretici Denetimi Tartışmasını Gündeme Getirdi

ABD’de süt sektöründeki yoğunlaşma, yalnızca büyük işletmelerin artan payıyla değil, üreticileri temsil eden kooperatiflerin sayısındaki azalmayla da belirginleşti. 2022 itibarıyla en az 2.500 ineği bulunan büyük ölçekli işletmeler, ülkedeki toplam süt satışlarının yaklaşık %45’ini gerçekleştiriyor. Süt üreticilerinin çoğu ürününü kooperatifler aracılığıyla satıyor. Kaynakta aktarılan verilere göre ABD’deki süt kooperatiflerinin sayısı 1952’de 1.900’ün üzerindeyken 2023’te 107’ye geriledi. Food and Water Watch verilerine göre Dairy Farmers of America, Land O’Lakes ve California Dairies adlı üç büyük kooperatif, ABD’deki tüm süt satışlarının yaklaşık %83’ünü pazarlıyor. Kooperatiflerin birleşerek büyümesi ve süt sektörünün başka alanlarına yayılması, bazı üreticilerin bu yapıların kendilerine hizmet etme amacından uzaklaştığını savunmasına yol açtı. Bazı kooperatiflerin, üreticilerin süt sattığı işleme şirketlerini satın alması çıkar çatışması iddialarını beraberinde getirdi ve kimi üreticiler bu gerekçeyle dava açtı. ABD Hükümeti Hesap Verebilirlik Ofisi de 2019’da, kooperatifler büyüyüp potansiyel olarak rekabet eden çıkarları bünyesinde topladıkça üreticilerin kooperatiflerin öncelikleri ve stratejik yönü üzerindeki denetimini kaybetmiş hissedebileceği uyarısında bulundu.

Yapay Zekâlı Sistem Süt Üreticilerine Sürü Yönetiminde Destek Sunabilir
Görsel kaynağı: Brownfield Ag News · Özgün haber

Yapay Zekâlı Sistem Süt Üreticilerine Sürü Yönetiminde Destek Sunabilir

Herd-i tarafından geliştirilen yeni yapay zekâ destekli süt işletmesi izleme sistemi, üreticilere sürü sağlığı ve performansı hakkında daha ayrıntılı bilgi sağlamayı amaçlıyor. Sistem, günlük vücut kondisyon skorları sunarak sürünün durumunun izlenmesine yardımcı olabilecek bir yapı olarak tanımlanıyor. Herd-i'nin ABD Üst Yöneticisi Nicole Mozeliak'a göre teknoloji, sağımın ardından her ineği görüntüleyen ahır içi kameralar kullanıyor. Elde edilen bilgiler, üreticilerin ihtiyaçlarına göre düzenlenebilen bir gösterge paneline aktarılıyor.

Arjantin’de Süt Üretimi Artıyor, Üretici Fiyatları Geride Kalıyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de Süt Üretimi Artıyor, Üretici Fiyatları Geride Kalıyor

Arjantin’de süt üretimi artmasına rağmen bu büyüme üreticilerin gelirlerine aynı ölçüde yansımıyor. Süt sektörünü izleyen danışman Marcos Snyder, üreticilerin geride kalan süt fiyatları ve yükselen yem maliyetleri nedeniyle daralan marjlarla karşı karşıya olduğunu, süt sanayisinin ise verimlilik ve ölçek arayışıyla yeniden şekillendiğini belirtti. Snyder’e göre sanayinin fiyatları yeniden ayarlaması gerekecek. Gözlemevi verilerine göre ağustos ayında süt üretimi geçen yılın aynı ayına göre %2,2 artarak 1.114.792.553 litreye ulaştı. Üretim temmuza göre de %6 yükseldi. Ocak-ağustos dönemindeki yıllık artış %4,5 olarak hesaplandı. Ancak üretimdeki artış, zincir içindeki fiyat hareketleriyle desteklenmedi. Aynı dönemde mısır fiyatı %40, toptan süt ürünleri fiyatları %18 ve raf fiyatları %23 artarken, üreticinin aldığı süt fiyatındaki artış %9’da kaldı. Snyder, bu farkın zincir tarafından üreticiye yeterince aktarılmadığını ve sanayinin daha düşük enflasyon ile artan maliyetler arasında marjlarını korumaya çalıştığını söyledi. Bununla birlikte danışman, geçen ilkbaharda olağanüstü ot arzının üretimde ani sıçramaya ve bir miktar sütün ticari hedef bulamamasına yol açan koşulların bu yıl tekrarlanmasını beklemiyor. Daha düşük nem koşullarının üretimi sınırlayabileceğini belirten Snyder, süt arzının yaklaşık %70’inin iç pazarda tüketildiğini, kalan %30’un ise ihraç edildiğini aktardı. Üreticilerin temel beklentilerinden biri, satın alınan yemlerin bir bölümünün otla ikame edilmesi. Ancak bazı bölgelerdeki nem eksikliği, yem bitkilerindeki büyümeyi sınırlamaya başladı. İhracat ise fazla sütü değerlendirmek için bir kanal olmayı sürdürüyor. Snyder, ton başına 3.600-3.800 dolar aralığındaki işlemlerin hâlâ ihracat yapılmasına olanak verdiğini, Brezilya’nın artan bir pazar haline geldiğini ve Cezayir’e satışların geçen yıla göre zorlaştığını söyledi. Danışmana göre 2026’nın sonunda üretim artışı, El Niño’nun güçlü bir etkisi hesaba katılmadığında %2 ila 3 arasında olabilir. 1997’ye benzer bir hava koşulunun yaşanması halinde ise üretimin geçen yıla göre %1 daha düşük tamamlanabileceğini öngördü. Snyder ayrıca Arjantin süt sektöründe yoğunlaşmanın süreceğini, büyük işletmelerin yılda %4 ila 5 büyürken orta ve küçük işletmelerin genişlemekte zorlandığını belirtti. Daha büyük ölçek, teknoloji yatırımları ve uygun finansman ihtiyacının hem işletmeler hem de sanayi için belirleyici olacağını kaydetti.

Slovakya’da Kuraklık Mısır Verimini Düşürüyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kuraklık Mısır Verimini Düşürüyor

Slovakya’da kuraklık, mısır hasadında düşük verim beklentilerini artırdı. Selice’de düzenlenen mısır tarla gününde, arazilerde uzun dönem ortalamasına göre 180 milimetrelik yağış açığı bulunduğu belirtildi. AGRO Divízia Selice işletmesi, dane mısırında hektar başına 4 tona kadar verim bekliyor. Ülkede dane mısır alanlarının yaklaşık %20’si hasat edilirken, üreticiler diğer bölgelerde de iyimser olmadıklarını bildirdi. Güney Slovakya’daki bazı işletmelerde hasat daha ileri aşamaya geldi. Galanta Bölgesel Tarım ve Gıda Odası verilerine göre, bölgede yaklaşık 12 bin hektarlık mısır ekiminin %60’ı tamamlandı ve dane mısırında ortalama verim 4 ton/hektar seviyesinde bulunuyor. Selice’de hasadın gelecek hafta başlaması beklenirken, kritik dönemde alınan 27 milimetrelik yağışın verimi 4 ton/hektar seviyesine taşıyabileceği umuluyor. Ancak bu sonuç, uzun süre 10 ton/hektar verime ulaşan işletme açısından yine de zayıf kabul ediliyor. Palárikovo’da ise bin hektarlık mısır hasadı tamamlandı ve ortalama verim 2,5 ton/hektar oldu. Nitra’nın kuzeyindeki bir işletme, 130 hektarlık alanda verimin 4-7 ton/hektar aralığında gerçekleşmesini bekliyor. Üreticilere göre buğdaydan sonra ekilen mısır daha iyi, şeker pancarından sonra ekilen mısır ise daha kötü durumda. Yağışların birçok bölgede ortalamanın yalnızca %25-30’una ulaşması, mısırın yanı sıra ayçiçeğinde de verim farkını daralttı. Düşük dane verimi nedeniyle bazı üreticiler, başlangıçta dane mısırı olarak planlanan ürünleri hayvancılık işletmelerine silajlık mısır olarak sattı. Bölgede silajlık mısır verimi 18-28 ton/hektar arasında bildirilirken, silajın besin değerinin beklenen düzeye ulaşmadığı belirtildi. Bir işletmede silajdaki nişasta oranı geçen yıl %38-42 iken bu yıl %20’ye düştü. Üreticiler, hayvanların verim kaybını sınırlamak için yeşil çavdar ve kışlık arpa ekim alanlarını artırmayı planlıyor. Mısır üretimindeki düşüşün, Slovakya’nın yıllar sonra yeniden ithalatçı konuma gelmesine yol açabileceği ve üretimin iç işleme sanayisi ile yem ihtiyacını karşılamayacağı ifade edildi. Kuraklık nedeniyle hükümetin 30 milyon avroluk tazminat sözüne Yeşil Mazot’tan 5 milyon avro daha eklendi. Ancak açıklamanın üzerinden bir ay geçmesine rağmen, ödemelerin işletmeler arasında hangi ölçütlerle dağıtılacağı henüz belirlenmedi.

AB’de Koyun Eti Arzı Üretim Düşüşüyle Sıkılaştı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

AB’de Koyun Eti Arzı Üretim Düşüşüyle Sıkılaştı

AB genelinde koyun eti arzı, 2026'nın ocak-haziran döneminde üretimdeki düşüş ve güçlü ihracat talebi nedeniyle sıkılaştı. Agriculture and Horticulture Development Board (AHDB), seçili AB ülkelerindeki üretim eğilimlerinin yılbaşından bu yana toplamda ılımlı bir daralmaya işaret ettiğini bildirdi. AHDB analisti Hannah McLoughlin, Fransa'da %3, İtalya'da %7 artış görülmesine rağmen bunun özellikle İspanya, Yunanistan ve İrlanda'daki gerilemeleri telafi edemediğini söyledi. Seçili ülkeler arasında en büyük üretici olan İspanya'da üretim yıllık bazda %5 (2.390 ton) azalarak 50.130 tona düştü.

Monte Patria’da Sulama Altyapısı ve Su Güvenliği İçin Çalışma
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Monte Patria’da Sulama Altyapısı ve Su Güvenliği İçin Çalışma

Şili Ulusal Sulama Komisyonu (CNR) Coquimbo Bölge Koordinatörü Rodrigo Órdenes, Monte Patria’daki tarım topluluğu ile Rapel Nehri Gözetim Kurulu temsilcileriyle bir araya gelerek bölgedeki sulama altyapısını ve çiftçilerin su ihtiyaçlarını inceledi. 1 Ekim 2026’da yapılan saha çalışmasının amaçları arasında su kullanımında verimliliği artırmak, iklim değişikliğine karşı dayanıklılığı güçlendirmek ve üreticilerin önceliklerini belirlemek yer aldı. Órdenes, Monte Patria Tarım Topluluğu yöneticileriyle La Viñita kanalını ve su depolama havuzunu, Rapel Nehri Gözetim Kurulu temsilcileriyle de Molino de Rapel kanalının farklı bölümlerini gezdi. CNR koordinatörü, sulama yapılarının yanı sıra su kullanıcılarının örgütlenmesinin de önem taşıdığını belirterek, çiftçilerin kuraklık dönemlerinde suyu vardiya ve anlaşmalarla yönettiğini, yoğun yağışlara karşı ise kanalların temizliği ve altyapının korunması için birlikte hareket ettiğini ifade etti. Monte Patria Tarım Topluluğu Başkanı Cristian Rojo, CNR ve Tarımsal Kalkınma Enstitüsü (INDAP) desteğiyle kanalın farklı bölümlerindeki iyileştirmeleri yönlendiren bir ön fizibilite çalışmasına sahip olduklarını söyledi. Toplam uzunluğu 11,5 kilometre olan kanalın 5,5 kilometresinde iyileştirme yapıldı. Topluluk ayrıca 2025 tarihli 22 numaralı Sulama Yasası yarışmasıyla finanse edilen bir havuz inşa ediyor; bu havuzla mevcut 15 bin metreküplük kapasiteye 8 bin metreküp eklenmesi hedefleniyor. Yağışlar kanalın başlangıcındaki su alma yapısına ve bir boru bölümüne zarar verdi. Çiftçiler geçici onarımlar yaparken acil durum programı başvurusunun sonucunu bekliyor. Rapel Nehri Gözetim Kurulu ise kanalların kaplanması ve borularla kapalı sisteme alınmasını sürdürmeyi, ayrıca etek bölgesindeki su havuzunun yeniden faaliyete geçirilmesini değerlendiriyor.