ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

377 haber · Sayfa 4

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali

Tayland Ticaret Politikası ve Stratejisi Ofisi, 69 yılında ülkenin mal ihracatının %15-16 artarak 391.267,4-394.669,7 milyon ABD dolarına ulaşabileceğini açıkladı. Ofis Direktörü N Nantapong Jiralerdpong, bu aralığın 68 yılına göre rekor ihracat değeri anlamına gelebileceğini belirtti. İhracatın %19 artışla 404.876,7 milyon ABD dolarına, yaklaşık 13,4 trilyon bahta çıkma ihtimali de bulunuyor. Bununla birlikte 69 yılı için yakın zamanda güncellenen resmi hedef %8-11 artış seviyesinde. Tahminin dayanağını yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performans oluşturuyor. Bu dönemde Tayland'ın ihracatı 304.588,6 milyon ABD doları veya 9,76 trilyon baht oldu ve 68 yılının aynı dönemine göre %19,6 arttı. Petrol bağlantılı ürünler, altın ve askeri malzemeler hesaptan çıkarıldığında artış %19,8 olarak ölçüldü. Eylül ayında ihracat 38.438,9 milyon ABD dolarına veya 1,25 trilyon bahta yükselerek yıllık %24 arttı ve büyüme art arda 27. ayda sürdü. Söz konusu üç ürün grubu dışarıda bırakıldığında eylül artışı %28,2 oldu. İhracat artışında elektronik ürünlerin yanı sıra tarım ve gıda ürünleri de etkili oldu. Kaynakta kauçuk, taze ve dondurulmuş tavuk, evcil hayvan yemi ile taze durian, mangosten ve longan gibi ürünlerin güçlü performans gösterdiği belirtildi. Eylül ayında tarım ve tarımsal sanayi ürünleri %2,5, sanayi ürünleri ise %25,4 arttı. İhracat pazarlarında da büyüme görüldü: ABD'ye satışlar %50,1, Çin'e %18,4, Japonya'ya %19, Avrupa Birliği'nin 27 ülkesine %35 ve ASEAN'ın beş ülkesine %27 yükseldi. Yetkili, yılın kalanında ihracatın büyümeyi sürdürebileceğini, ancak enerji maliyetleri, enflasyon ve jeopolitik çatışmaların küresel satın alma gücünü baskılayabileceğini söyledi. Yapay zekâyla bağlantılı elektronik ürünlere yönelik talebin, dünya enerji fiyatlarına bağlı olarak yüksek seyreden petrol bağlantılı ürün fiyatlarının ve yıl sonu sezonunun ihracata destek vermesi bekleniyor. 70 yılı için ilk değerlendirme ise elektronik ürünler ve hızlanan dünya ekonomisinin desteğiyle %2-4 ihracat artışına işaret ediyor. Tayland'ın ilk dokuz aydaki ithalatı %37,8 artışla 348.282,5 milyon ABD dolarına çıktı ve dış ticaret açığı 43.693,9 milyon ABD doları oldu. Çin'le dış ticaret açığı 74.458,5 milyon ABD doları olurken, ABD'yle 52.485,5 milyon ABD doları fazla verildi. Jiralerdpong, ithalat ve açığın önemli bölümünün ihracatta kullanılacak hammaddeler, yarı mamuller, sermaye malları ve yakıttan kaynaklandığını; bu nedenle ithalat artışının ihracat üretimiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Biyobozunur Malç Filmi Alırken Çiftçiler Nelere Dikkat Etmeli?
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber

Biyobozunur Malç Filmi Alırken Çiftçiler Nelere Dikkat Etmeli?

Çiftçilerin biyobozunur malç filmi satın alırken ürünün yalnızca fiyatını ve dayanıklılığını değil, hangi malzemeden üretildiğini, uygunluk sertifikası veya standardı bulunup bulunmadığını ve toprakta kullanılıp sonrasında parçalanmak üzere tasarlanıp tasarlanmadığını kontrol etmesi öneriliyor. Filmin hangi koşullarda biyolojik olarak parçalandığı, tahmini parçalanma süresi ve toprakta mikroplastik ya da başka istenmeyen atık bırakıp bırakmadığı da değerlendirmeye alınmalı. Parçalanma süresinin yetiştirilen ürünün vejetasyon döngüsüyle uyumlu olması gerekiyor. “Biyobozunur” ibaresi, filmin her toprakta ve her koşulda hızlı ve tamamen parçalanacağı anlamına gelmiyor. Sıcaklık, nem, mikrobiyal aktivite ve malzemenin kimyasal bileşimi parçalanma sürecini etkiliyor. Bu nedenle üreticinin kullanım koşullarını, parçalanma mekanizmasını, uygunluk standardını, tahmini parçalanma süresini ve gerekli sıcaklık ile nem koşullarını açıkça belirttiği ürünlerin seçilmesi tavsiye ediliyor. Film tarlaya serilirken toprakla uygun temasının sağlanması, erken parçalanma belirtilerinin izlenmesi ve mekanik işlemler ya da sulama sistemi nedeniyle zarar görüp görmediğinin kontrol edilmesi de öneriler arasında yer alıyor. Malç filmi, tarladaki kullanımının yanı sıra kullanım sonrasındaki yaşam döngüsü dikkate alınarak seçilmeli. Toprakta bırakılmak üzere tasarlanmayan ürünler tamamen toplanmalı, tarla yüzeyi plastik kalıntılar açısından kontrol edilmeli ve kullanılan film tarlada yakılmamalı. Atık, ilgili kurallara veya yürürlükteki atık yönetimi gerekliliklerine göre teslim edilmeli ya da yönetilmeli. Malzemenin ne olduğu, hangi koşullarda ve ne kadar sürede parçalandığı veya ne tür atık bıraktığı konusunda açık yanıt alınamıyorsa ürünün geniş alanlarda kullanılmaması gerekiyor. Yeni bir malç filmi ilk kez kullanılacaksa küçük bir deneme alanında denenerek bir vejetasyon sezonu boyunca dayanıklılık, ürün verimi, parçalanma hızı ve toprakta kalan atıklar değerlendirilmelidir.

Kuzey İrlanda’da Yapay Zekâ ve Robotik Sistemler Süt Çiftliklerinde Kullanılıyor
Görsel kaynağı: BBC News · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey İrlanda’da Yapay Zekâ ve Robotik Sistemler Süt Çiftliklerinde Kullanılıyor

Kuzey İrlanda’daki süt çiftliklerinde yapay zekâ destekli kameralar, robotik sağım sistemleri ve dijital uygulamalar hayvan takibi ile işletme yönetiminde kullanılıyor. Antrim Kontluğu’ndaki Islandmagee yakınlarında çiftçilik yapan George McMaster, 300 başlık sürüsünü sağımhanedeki yapay zekâ kamerasından izliyor. Sistem her ineğe bir kimlik atıyor, her gün kısa bir video kaydedip analiz ediyor ve değişimleri insan gözüyle fark edilmeden önce bildiriyor. McMaster ailesinin kullandığı CattleEye uygulaması, oğul Jack’in ifadesine göre topallık belirtilerini ve acil durumları daha erken fark etmeye yardımcı oluyor. Jack, kameranın bazı hayvanlardaki sorunları, çiftlikte günlük gözlem yapılırken fark edilebilecek zamandan daha erken belirlediğini söylüyor. Daha sağlıklı hayvanların daha fazla süt verebildiği yönündeki değerlendirme ise çiftçinin kendi gözlemine dayanıyor. Tyrone Kontluğu’ndaki Coagh yakınlarında 90 Jersey ineği yetiştiren Caleb Howard, hayvanların belirli saatlerde sürülmek yerine istedikleri zaman robotik sağım makinesine girdiği bir sistem kullanıyor. Howard, yüksek hızlı geniş bant bağlantısının ardından çiftlik mağazası ve elektronik ödeme sistemi kurabildiğini belirtiyor. Kırsal bölgelere yüksek hızlı internet ulaştırmak amacıyla Project Stratum kuruldu; projeyi uygulayan Fibrus’tan Colin Hutchinson, bağlantının kırsal işletmeler için önemli olduğunu ifade ediyor. Antrim Kontluğu’ndaki Randalstown yakınlarında 100 süt ineği bulunan Robert Smyth ise işletmesini dört yıldır FarmDrive uygulamasıyla yönetiyor. Smyth, daha önce kâğıda yazılan kayıtların artık işlem sırasında tutulabildiğini ve denetimler öncesinde ilaç ile yem kayıtlarına ilişkin raporların uygulamanın uyum bölümünden hazırlanabildiğini söylüyor. Smyth’e göre yapay zekânın temel amacı çiftlik yönetimini iyileştirmek, girdileri azaltmak ve çıktıları artırmak olmalı.

Yeni Zelanda’da Otago’daki Engebeli Çiftlikte Sanal Çitten İlk Faydalar
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Otago’daki Engebeli Çiftlikte Sanal Çitten İlk Faydalar

Yeni Zelanda’nın South Otago bölgesindeki Lochindorb Run koyun ve sığır işletmesinde sanal çit kullanımının ilk sonuçları olumlu oldu. Lyndon ve Jade McNab’ın işlettiği 2.500 hektarlık çiftlikte sistem yaklaşık iki aydır kullanılıyor. McNab, sanal çitin zorlu tepe arazisinde mevcut arazi ve hayvan varlığından daha iyi yararlanma fırsatı sunduğunu belirtiyor. McNab, kısa süre önce başlatılan Livestock Innovation Farming Transformation (LIFT) programının katılımcıları arasında yer alıyor. Ülke genelinden dokuz çiftliğin dahil olduğu program, sanal çit ile bağlantılı çiftlik sistemi değişikliklerinin farklı işletme türleri ve koşullardaki ticari sonuçları hakkında ortak bir veri kütüphanesi oluşturmayı amaçlıyor. McNab, programdan aldığı mali ve teknik desteğin karşılığında deneyimini tarla günleri gibi etkinliklerde paylaşmayı kabul etti. Beef + Lamb tarafından “zor tepe arazisi” olarak sınıflandırılan işletmenin geniş bölümlerine yalnızca yürüyerek ulaşılabiliyor. Çiftlikte kış döneminde 600 gebe sığır ve yaklaşık 6.500 koyun bulunuyor; işletme ayrıca her yıl en az 100 gün ot büyümesi olmadan geçecek şekilde planlama yapıyor. McNab, sanal çitin yem kullanımını iyileştirerek israfı azaltmasını ve genç damızlık hayvanların beslenmesini geliştirmesini umuyor. İlk ve ikinci kez buzağılayan sığırların kullanıldığı sistem, özellikle Southland ve Otago’da sezonun çok yağışlı geçtiği dönemde sürekli arka çitlemeye imkân verdi. McNab’a göre bu uygulama, buzağılama alanlarındaki çamur ve hasarı azaltırken hayvanlar taşındıktan sonra ilk otlatma bölümünün yeniden büyümesini hızlandırdı. Sığırlar yağışlı günlerde yüksek alanlara yönlendirilebiliyor; doğum bildirimleri de sorunların daha erken fark edilmesine yardımcı oluyor. Halter’in uydu bağlantısı, tepelik araziye iletişim kuleleri kurma ihtiyacını ortadan kaldırdığı için ayrıca avantaj sağlıyor.

Corrientes’te Manda Genetiği İçin Suni Tohumlama Merkezi Geliştiriliyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Corrientes’te Manda Genetiği İçin Suni Tohumlama Merkezi Geliştiriliyor

Arjantin’in Corrientes eyaletindeki Caá Catí’de María Nilda Silva ve ailesi, manda yetiştiriciliğine odaklanan bir işletme ile Centro Integral de Inseminación Artificial Bubalino’yu (CIIAB) geliştiriyor. Ülkede öncü bir girişim olarak tanımlanan merkezin faaliyeti 2016’da başladı. Kaliteli genetiğe erişim ihtiyacıyla birlikte işletme, manda sperması üretimi ve ticareti için altyapı ve teknoloji yatırımlarına yöneldi. CIIAB, Senasa tarafından yetkilendirildi, Sociedad Rural Argentina’ya kaydedildi ve genetik materyal ithalatı ile ihracatında faaliyet gösteriyor. İşletmede Murrah, Mediterránea ve Jafarabadi ırkları üzerinde çalışılıyor. Silva’nın yaklaşımı, her ırkın özelliklerini korurken et ve süt üretimini birlikte kapsayan çift amaçlı yetiştiriciliği geliştirmeye dayanıyor. Silva’ya göre Arjantin manda yetiştiriciliğinin başlıca sorunlarından biri, damızlıkların kökeni ve performansı hakkında güvenilir ve izlenebilir bilginin yetersizliği. Ebeveyn bilgileri eksik olduğunda akrabalı yetiştirme riski artabilir ve yeni genetik hatların kullanımı sınırlanabilir. Mediterránea ırkında İtalya’dan gelen homologe edilmiş sperma, kayıtlı geçmişe sahip damızlıklara erişim sağlıyor. Murrah ve Jafarabadi ırklarında ise genetik iyileştirme için uzun süreli absorbsiyon ve seleksiyon çalışmaları gerekiyor. İşletmede safkan hayvanlar bulunuyor ve bu hayvanların üretim özelliklerinin yeni nesillere aktarılması amaçlanıyor. Üreme programında hem normal dönemlerde hem de alışılmış üreme sezonu dışında, özel protokollerle suni tohumlama uygulanıyor. Mandaların mevsimsel olması ve genellikle sonbaharda kızgınlığa girmesi, üreme planlamasını çalışmanın temel unsurlarından biri haline getiriyor. Seleksiyon yalnızca hayvanların görünüşüne göre yapılmıyor. Silva, verimli bir mandanın yılda bir yavru vermesi, iyi et üretim kapasitesine sahip olması ve süt sağlaması gerektiğini belirtiyor. Mediterránea ırkında ayak yapısı ve meme özellikleri, Murrah’da ise boynuzlar, sırt çizgileri ve bacakların biçimi değerlendiriliyor. Amaç, çift amaçlı üretimi sürdürürken her ırka özgü özellikleri korumak. Silva, Arjantin’de mandanın süt potansiyelinin hâlâ yeterince gelişmediğini ifade ediyor. Süt üretiminin yaygınlaşması için altyapı, sağım ekipmanı ve eğitimli personel gerektiğini; bu koşulların sektörün büyümesini zorlaştırabildiğini söylüyor. İşletmede UNNE Gıda Teknolojisi kürsüsünün katılımıyla süt kontrolleri yapılıyor. Bazı mandaların kayıtları on yıla kadar uzanıyor; bu veriler hayvanların özelliklerini ve bunları yavrularına aktarma kapasitesini değerlendirmeye yardımcı oluyor. İşletme, üreticilere damızlıkların anneleri, doğum ağırlıkları ve üretim performansları hakkında bilgi sunuyor. Corrientes, Formosa ve Misiones’teki küçük ve orta ölçekli üreticilerin damızlık ve sperma talebinin arttığı belirtiliyor. Silva ayrıca buzağıların ilk günlerden itibaren katı yem tüketmesini, ancak emzirmenin kesilmemesini hedefliyor. Hayvanları ehlileştirip sergilere hazırlayan Silva, işletmenin yıllardır bruselloz ve tüberkülozdan ari tutulduğunu da aktarıyor. 2018’de manda yetiştiriciliğinin Palermo Kırsal Sergisi’ne dönüşünde yer alan üretici, sergilerin et, süt, süt ürünleri ve manda genetiğinin tanıtımına katkı sağladığını düşünüyor.

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti
Görsel kaynağı: taz · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Çiftçi, İklim Uyumunda Strip-Till Yöntemine Geçti

Almanya’nın Brandenburg eyaletindeki Uckermark bölgesinde çiftçilik yapan Stefan Bernickel, iklim koşullarındaki değişime uyum sağlamak için toprak işleme yöntemini değiştirdi. Yaklaşık 300 hektarlık arazisinde derin sürüm ve ekim öncesi ikinci geçiş yerine Strip-Till uygulayan Bernickel, yalnızca tohum sıralarını hafifçe açıyor; ekim ve gübrelemeyi aynı geçişte yapıyor. Bu yöntemde toprağın %80’i işlenmeden bırakılıyor. Bernickel’in dönüşümünde 2018’deki kuraklık ve Haziran 2021’de bir gecede yağan 250 litre yağış etkili oldu. Çiftçi, daha önce hava koşulları uygun olduğunda buğday, arpa ve kolza üretiminin oldukça kârlı olduğunu, ancak bu dönemin sona erdiğini belirtiyor. Yeni uygulamanın toprağın daha fazla su tutmasına, toprak canlılığının korunmasına ve rüzgâr ile su erozyonuna karşı dayanıklılığın artmasına yardımcı olduğunu söylüyor. Toprağın tarım makineleriyle daha kolay işlenebildiğini ve işçilik süresinin azaldığını da ifade ediyor. Bernickel, Strip-Till sayesinde yılda yaklaşık 10.000 litre daha az motorin kullandığını hesaplıyor; bu miktarın önceki motorin ihtiyacının %40’ına karşılık geldiğini belirtiyor. Uygulama ayrıca çevre alanında verilen ve 25.000 avro para ödülü bulunan Blauer Kompass Federal Ödülü’ne layık görüldü. Sürümsüz veya azaltılmış toprak işlemeye dayanan bu yöntem Almanya’da giderek yayılırken, Avustralya’da toprağı kurumaya karşı korumak amacıyla kullanılan tarım uygulamalarından esinleniyor. Brandenburg’da Bernickel dışında Strip-Till uygulayan altı çiftçi daha bulunuyor. Yöntemin bazı sınırlamaları da var. Sürüm yapılmadığında yabancı otlarla farklı biçimde mücadele edilmesi gerekiyor. Bernickel, dönüşümüne rağmen organik üretim yapmıyor; böcekler, mantarlar ve yabancı otlara karşı tarımsal ilaç kullanmayı sürdürüyor. Bununla birlikte maliyetleri azaltmak amacıyla girdi kullanımını düşürmeye çalışıyor. Kolzayla birlikte hardal, turp ve çemen otu ekiyor; bu bitkilerin kolza toprak piresini uzaklaştırmasını amaçlıyor. Kışlık buğdayı geç ekerek tarla tilkikuyruğunun gelişimini sınırlamayı deniyor. Çiftçi ayrıca veriye dayalı makinesiyle toprak kalitesine göre hassas ekim ve gübreleme yapıyor. Kimyasal büyüme düzenleyicileri yerine organik üretimde de kullanılan bir düzenleyiciye geçtiğini ve kimyasal kullanımı %75 azalttığını söylüyor. Hedefi verimi artırmak değil, sıcaklık, kuraklık, yağış ve don gibi koşullarda daha istikrarlı üretim yapmak ve gübre, motorin, işçilik ile bitki koruma maliyetlerini düşürmek. Brandenburg’da üç yıldır denediği nohut üretiminde ise zararlı, aşırı yağış, kuraklık ve soğuk nedeniyle şimdiye kadar başarılı sonuç alamadı; buna rağmen denemeyi sürdürmek istiyor.

Mısır ve Suudi Arabistan, Su Kaynakları Yönetiminde İş Birliğini Görüştü
Görsel kaynağı: Al-Watan Egypt · Özgün haber

Mısır ve Suudi Arabistan, Su Kaynakları Yönetiminde İş Birliğini Görüştü

Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Hani Süveylim ile Suudi Arabistan Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdurrahman bin Abdülmuhsin el-Fadli, sürdürülebilir su kaynakları yönetimi ve uzmanlık paylaşımı alanlarında iki ülke arasındaki iş birliğini görüştü. Toplantıda, su güvenliği ve kalkınmayı destekleyecek ortaklıkların geliştirilmesi ele alındı. Taraflar, su kaynakları ve sulama alanındaki mutabakat zaptının yürütme programının tamamlanmasını, öncelikli ortak projelerin belirlenmesini, teknik koordinasyonun sürdürülmesini ve karşılıklı ziyaretlerle deneyim paylaşımının devam etmesini değerlendirdi. İş birliği başlıkları arasında selden korunma, yağmur suyu hasadı, modern sulama, iklim değişikliğine uyum ve kapasite geliştirme yer alıyor. Görüşmede ayrıca su arıtma, suyun yeniden kullanılması, tuzdan arındırma ve sulama suyunun verimli kullanılması konuları ele alındı. Mısır'ın su sistemlerinde dijital dönüşüm, akıllı su yönetimi ve yoğun gıda üretimi için tuzdan arındırma uygulamalarında ortak çalışma olanakları ile araştırma kurumları, şirketler ve özel sektör arasındaki iş birliğinin genişletilmesi de gündeme geldi. Taraflar, 2026 Birleşmiş Milletler Su Konferansı ve 2027'de Riyad'da düzenlenecek Dünya Su Forumu hazırlıkları kapsamında koordinasyonun güçlendirilmesini de görüştü.

Keyhole Beslenme Etiketi Kriterleri Yeniden Değerlendiriliyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber

Keyhole Beslenme Etiketi Kriterleri Yeniden Değerlendiriliyor

Keyhole işareti, tüketicilerin aynı ürün kategorisi içinde daha iyi besin değerine sahip gıdaları seçmesine yardımcı olmayı amaçlıyor. İşaret için gerekli kriterler, 2023’te güncellenen Kuzey Beslenme Tavsiyeleri doğrultusunda yeniden değerlendiriliyor. Kriterler şeker, tuz ve yağ miktarlarının yanı sıra lif ve tam tahıl oranlarını da kapsıyor. Olası değişiklikler, ürün kategorilerine göre izin verilen tuz, şeker ve yağ miktarları ile lif ve tam tahıl içeriği şartlarını etkileyebilir. Ancak somut kuralların ürün kategorisine ve ülkeye göre değişebileceği belirtiliyor. İsveç, Danimarka, Norveç ve İzlanda sistemleri uyumlaştırmaya çalışsa da ülkelerin aynı mevzuat metnini veya aynı takvimleri uygulayacağı anlamına gelmiyor. Keyhole kullanımı gönüllü olduğu için değişiklikler tüm gıdaların bileşiminin değiştirilmesini zorunlu kılmıyor. Buna karşılık işareti kullanan veya kullanmak isteyen üreticilerin bazı ürün reçetelerini gözden geçirmesi gerekebilir. Önceden işarete uygun olan bazı ürünler yeni şartları karşılayamayabilirken, değişiklikler başka ürünler için işaret alma fırsatı yaratabilir. Nihai kurallar ve geçiş süreleri özellikle Keyhole kullanan pazarlara ihracat yapan üreticiler açısından önem taşıyor.

Meksika, Kuraklığa rağmen ABD’ye Yıllık Su Teslimatını Tamamladı
Görsel kaynağı: La Razón México · Özgün haber
Veri haberi

Meksika, Kuraklığa rağmen ABD’ye Yıllık Su Teslimatını Tamamladı

Meksika, aşırı kuraklık koşullarına rağmen Rio Bravo’dan ABD’ye yıllık asgari su teslimatını tamamladı. Meksika Dışişleri Bakanlığı (SRE), 24 Ekim’de 1944 Su Antlaşması kapsamındaki 37. su teslimat döngüsünün ilk yılının sona erdiğini açıkladı. Teslimat, 3 Şubat’ta duyurulan ve Meksika’nın ABD’ye yılda yaklaşık 431 milyon metreküp su sağlamasını öngören taahhüt doğrultusunda gerçekleştirildi. SRE, uluslararası yükümlülüğün yerine getirilmesinin insanın su hakkını, toplulukların tüketimini ve özellikle sınır bölgesindeki gıda üretimini riske atmadığını savundu. Bakanlık, suya erişimin hükümet için öncelik olduğunu ve su yönetiminin halkın refahı ile temel faaliyetlerin devamlılığını güvence altına alması gerektiğini belirtti. Meksika’nın ABD Büyükelçisi Roberto Lazzeri Montaño, sınırdaki su yönetiminin kuraklıktan etkilenen ve suya bağımlı tarım ile hayvancılık faaliyetleri açısından zorluk taşıdığını söyledi. Montaño’ya göre taahhüt, Meksika ve ABD hükümetleri arasındaki diyalog ve ikili işbirliğiyle, karşılıklı saygı ve ortak sorumluluk ilkeleri çerçevesinde yerine getirildi. Büyükelçi, iki ülkenin birlikte çalışmasının işbirliğini güçlendireceğini de ifade etti. ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, Meksika’nın 2026 hidrolojik yılı boyunca en az 431 milyon metreküp su teslim ettiğini doğruladı. Rollins, işin tamamlanmadığını ve bekleyen teslimatların güney Teksas’taki bu suya bağlı çiftçiler ile hayvancılar için kritik olduğunu belirtti. Ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve ekibine müzakerelere müdahil oldukları için teşekkür etti. SRE ise antlaşmaya uyum için ABD ile ortak çalışmayı sürdüreceğini, bunu Meksika’nın su egemenliğine, insanın su hakkına ve toplulukların çıkarlarına saygı göstererek yapacağını bildirdi.

Yeni Zelanda’dan İki Tarım Teknolojisi Time’ın 2026 En İyi Buluşlar Listesinde
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’dan İki Tarım Teknolojisi Time’ın 2026 En İyi Buluşlar Listesinde

Yeni Zelanda merkezli BioLumic ve Leaft Foods, Time dergisinin 2026 En İyi Buluşlar listesine seçildi. Time’ın 300 buluşun yer aldığı listesinde seçimlerin, dünyayı daha iyi, daha akıllı ve daha eğlenceli hâle getiren çalışmaları öne çıkarma ölçütüne dayandığı belirtildi. Canterbury merkezli Leaft Foods listeye, yonca yapraklarından çıkarılan rubisko ile hazırlanan içmeye hazır Leaft Blade ürünüyle girdi. Leaft Blade, tek porsiyonluk 100 mililitrelik vegan bir poşet olarak sunuluyor ve 18 gram protein, demir, eksiksiz amino asit profili ile B2 ve B12 vitaminleri içeriyor. Şirketin kurucularından Maury Leyland-Penno, rubiskonun yaprağın geri kalanından ayrılmasının teknik açıdan son derece zor olduğunu söyledi. Yeşil yapraklarda bulunan ve fotosentezde rol oynayan bu protein enziminin büyük ölçekte elde edilmesine yönelik sürecin altı buçuk yıldır geliştirildiğini belirtti. Leaft Foods, rubiskonun yaprağın yalnızca küçük bir bölümünü oluşturduğunu ve ürünün Yeni Zelanda’daki tarım sistemiyle uyumlu olması için yaprağın her kısmının yüksek değerli biçimde kullanılmasının önem taşıdığını açıkladı. Yaprağın çoğunu oluşturan lifli bölümlerden çıkan yan ürünler, silaj olarak hayvancılık sektörüne geri dönüyor. Şirkete göre süt hayvanlarına verilen bu ürün, daha düşük azot oksit salımıyla ilişkilendiriliyor. Palmerston North merkezli BioLumic ise xTraits sistemiyle listeye alındı. Sistem, belirli ultraviyole ışık reçeteleri kullanarak tohumlar üzerinden bitkilerin daha yüksek verim gibi genetik özellikleri ifade etmesini amaçlıyor. Şirketin kurucusu Jason Wargent, yöntemin genetiği değiştirmediğini, düzenleyici engel gerektirmediğini ve geleneksel ıslah çalışmalarına kıyasla daha kısa sürede ürün geliştirme olanağı sunduğunu belirtti. BioLumic mısırda ticari geliştirme yürütürken Filipinler’de pirinç, Yeni Zelanda’da çim türü için saha denemeleri yapıyor.

İspanya’nın Castilla Y León Bölgesinde Yaygın Hayvancılık Etkinliği Düzenlendi
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber

İspanya’nın Castilla Y León Bölgesinde Yaygın Hayvancılık Etkinliği Düzenlendi

İspanya’nın Castilla y León bölgesindeki Tarım, Hayvancılık, Kırsal Alan ve Çevre Politikası Bakanı Joaquín Antonio Pino, Ávila eyaletine bağlı Navarredonda de Gredos’da düzenlenen XII Geleneksel Herradero etkinliğini cumartesi günü ziyaret etti. Yaygın hayvancılık ve yerli ırklarla bağlantılı profesyonelleri bir araya getiren etkinlikte, işletmelerin durumu ve hayvancılık faaliyetinin çeşitli başlıkları ele alındı. Görüşmelerde idari işlemlerin basitleştirilmesi, hayvan sağlığı koordinasyonu ve genetik iyileştirme programları öne çıktı. Kaynağa göre bu alanlar, işletmelerin üzerindeki yükü azaltmak, rekabet gücünü artırmak ve üretim kapasitesini geliştirmek açısından önem taşıyor. Genetik iyileştirmenin verimlilik, etkinlik ve hayvanların işletme koşullarına uyumuna katkı sağladığı; hayvan sağlığı, uygulamalı araştırma ve biyogüvenlikle birlikte sürdürülebilir bir hayvancılık modeli için kullanıldığı belirtildi. Etkinlikte yaygın hayvancılığın kırsal alanla ilişkisi de vurgulandı. Castilla y León’daki birçok yerli ırkın bu sistemle bağlantılı olduğu, sistemin doğal kaynaklardan yararlanırken peyzajın ve toprakların korunmasına katkı sunduğu aktarıldı. Pino, bu tür buluşmaların hayvancılar arasındaki iş birliğini desteklediğini ve yerli ırkların genetik mirası ile bölgeye uyumunu, bölge hayvancılığının geleceği açısından stratejik bir kaynak olarak öne çıkardığını söyledi.

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

AB ve Birleşik Krallık Tarımında Rekabet Açığı Büyüyor

Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık tarımının, dünyanın önde gelen üreticileri karşısında giderek daha büyük bir rekabet dezavantajıyla karşılaşabileceği belirtildi. Bayer’in talebiyle hazırlanan çalışma, Oxford Economics’in ekonomik analizinin yanı sıra 8 binden fazla Avrupalı tüketiciyle yapılan anket ve sekiz Avrupa ülkesindeki çiftçilerle görüşmelere dayanıyor. Çalışmaya göre Avrupa’daki üreticiler yeni teknolojilere ve yenilikçi çözümlere birçok durumda daha yavaş erişiyor. 2011-2023 döneminde AB tarla bitkileri üretiminin çıktısı yıllık ortalama yalnızca %0,1 büyüdü; Birleşik Krallık’ta ise değişim görülmedi. Aynı dönemde dünya ortalaması %2 olurken ABD’de %1, Çin, Kanada ve Hindistan’da %2-3, Brezilya’da %3,3 büyüme kaydedildi. Daha uzun vadeli karşılaştırmada AB tarımsal üretimi önceki on yılın seviyesini %2 aşarken bu oran ABD’de %16, Kanada’da %44 ve Brezilya’da %51 oldu. Çalışmada iklim risklerinin de Avrupa tarımının rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi. Aşırı hava olayları ve diğer iklim risklerinden kaynaklanan yıllık kaybın AB’de 17,4 milyar euroya ulaştığı, bunun tarla bitkileri üretimi çıktısının %6,4’üne denk geldiği belirtildi. Bu kaybın 2050’de yıllık 24,8-28,9 milyar euroya çıkabileceği tahmin ediliyor. Araştırmaya göre Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu başlıca alanlar yenilikçi tohum teknolojileri, modern bitki koruma ürünleri, hassas tarım, otomasyon ve yapay zekâ uygulamaları. AB’de izinli bitki koruma etken maddesi sayısının 2000’lerin başındaki binden fazla seviyeden yaklaşık 420’ye gerilemesi, düzenleme ve izin süreçlerinin önemini artırıyor. Raporda rekabet gücü için araştırma sonuçlarının daha hızlı uygulanması, yeniliklerin desteklenmesi ve güvenliği koruyan öngörülebilir bir düzenleme ortamı oluşturulması gerektiği savunuluyor.

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı

Embrapa ve São Paulo Üniversitesi (USP) tarafından yürütülen araştırmada, kontrollü koşullarda uygulanan yararlı bakteriler, Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttı. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkilerle mantarın yanı sıra yararlı bakteriler uygulanan bitkileri karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük görüldü. Çalışmanın yaklaşımı, patojeni doğrudan ortadan kaldırmak yerine buğday köklerinin çevresindeki mikrobiyal topluluğu yönetmeye dayanıyor. Embrapa’ya göre mikroorganizmalar, bitkilerin doğal direncini destekleyen toprak işlevlerini yeniden düzenliyor. Hastalık şiddetinin, mantar popülasyonu sabit kaldığında ve bazı uygulamalarda arttığında bile azalması, biyolojik kontrolün yalnızca patojenin yok edilmesine bağlı olmadığını gösterdi. Bu değerlendirme Hélio Quevedo tarafından yapıldı. Araştırmada incelenen üç bakteri; bitki büyümesini teşvik etme, fosforun kullanılabilirliğini artırma ve Bipolaris sorokiniana’ya karşı etki gösterme özellikleri sergiledi. Bu patojen kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına yol açıyor. Patojenin, özellikle sıcak veya su noksanlığı görülen bölgelerde buğday için ekonomik önem taşıdığı aktarıldı. Bakteriler arasında Pseudomonas inefficax en belirgin sonuçları verdi. Bu bakteri hastalık şiddetini azaltırken fosforun kullanılabilirliğini ve kök sisteminin gelişimini destekledi. Deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5’inden azını oluşturmasına rağmen kök mikrobiyomunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamalarında, stres koşullarına dayanım ve bitki korumasıyla ilişkili genlerde artış gözlendi. Araştırma koordinatörü Rodrigo Mendes, yaklaşımın daha etkili ve sürdürülebilir biyolojik inokulantların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti; ticari uygulanabilirlik ise henüz koşula bağlı.

Azerbaycan’da Yeme-İçme Hizmetleri Cirosu Reel Olarak %8 Arttı
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Azerbaycan’da Yeme-İçme Hizmetleri Cirosu Reel Olarak %8 Arttı

Azerbaycan’da yeme-içme hizmetleri sektörünün cirosu, Ocak-Eylül 2026 döneminde geçen yılın aynı dönemine göre reel olarak %8 artarak 2,3098 milyar manata ulaştı. Devlet İstatistik Komitesi, büyümenin ülke genelinde ikram ve gıda hizmetleri faaliyetlerindeki genişlemeyi yansıttığını bildirdi. Özel sektör yeme-içme hizmetleri cirosunun %50’si tüzel kişiler, kalan %50’si ise sektörde faaliyet gösteren bireysel girişimciler tarafından oluşturuldu. Tüzel kişilerin cirosu 1,1492 milyar manata yükselerek 2025’in aynı dönemine kıyasla %6,1 arttı. Böylece kayıtlı şirketler ile bireysel girişimciler, özel sektör cirosuna eşit paylarla katkı sağladı.

Endonezya’da Pupuk Indonesia Beş Bölgede Sulama Altyapısı Kurdu
Görsel kaynağı: CNBC Indonesia · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Pupuk Indonesia Beş Bölgede Sulama Altyapısı Kurdu

Endonezya’da PT Pupuk Indonesia (Persero) ile Rabu Biru Foundation, yağışa bağlı tarım yapan çiftçilerin suya erişimini artırmak amacıyla Program Mata Air Indonesia’yı başlattı. Programın Gunungkidul’daki açılışı, Yogyakarta’ya bağlı Mertelu’da 24 Ekim 2026’da yapıldı. Girişim, özellikle kurak mevsimde su sıkıntısı yaşayan çiftçilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmesine destek olmayı hedefliyor. Program Gunungkidul’un yanı sıra Grobogan, Pacitan, Sampang ve Kupang’da da uygulanıyor. Gunungkidul’daki proje, kurak ve kayalık karst arazilerde bulunan yağışa bağlı tarım alanlarının su ihtiyacına yanıt vermek üzere tasarlandı. Çalışmalar kapsamında 103 metre derinliğinde sondaj kuyusu, 20.000 litre kapasiteli beton su deposu ve tarlalara su taşıyacak sulama boru hattı kuruldu. Güneş panelleriyle desteklenen pompa sistemi, suyun kuyudan depoya ve tarım arazilerine aktarılmasına yardımcı olacak. Altyapının 28 hektarlık tarım arazisinin sulanmasını desteklemesi ve bölgede sübvansiyonlu gübre alan 93 çiftçiye fayda sağlaması bekleniyor. Program kapsamında çiftçilere bir sezonluk yetiştiricilik, kurak koşullara uyum sağlayan üstün çeşitlerin kullanımı, sondaj kuyusunun bakımı ve hasat sonrası işlemler konusunda eğitim verildi. Pupuk Indonesia Direktörü Rahmad Pribadi, suyun ve gübrenin tarımsal üretim açısından birlikte önem taşıdığını, şirketin bu nedenle farklı taraflarla iş birliği yaptığını belirtti. Şirket, kurulan kuyu, pompa ve sulama altyapısının toplum ve çiftçi grupları tarafından korunup bakılmasını bekliyor. Açılış sırasında Gunungkidul toplumu için bir ambulans da bağışlandı.

Hükümet Tercihi Süt Sığırcılığında Maliyetleri ve Ölçek Büyümesini Artıracak
Görsel kaynağı: Nieuwe Oogst · Özgün haber

Hükümet Tercihi Süt Sığırcılığında Maliyetleri ve Ölçek Büyümesini Artıracak

Süt sığırcılığı yapan çiftçilerin önümüzdeki yıllarda amonyak ve sera gazı emisyonlarını büyük ölçüde azaltması gerekecek. Bu dönüşümün maliyet yaratacağı belirtiliyor. Maliyetlerin yalnızca emisyon standartlarının düzeyinden kaynaklanmayacağı, asıl belirleyicinin siyasi tercihler olacağı ifade ediliyor. Tarım Bakanı Jaimi van Essen’in ilk yasa tasarısını ekim sonlarında sunması bekleniyor.

Hindistan’ın Gıda Sisteminde Çiftçi, Perakendeci ve Tüketici Bağlantısı Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: The Hindu BusinessLine · Özgün haber

Hindistan’ın Gıda Sisteminde Çiftçi, Perakendeci ve Tüketici Bağlantısı Öne Çıkıyor

Hindistan’ın gıda ekosistemi, tüketici beklentileri, perakende biçimleri ve tedarik zincirlerindeki değişimlerle dönüşüyor. Ülkede tarımsal üretimde ilerleme sağlanmasına rağmen temel zorluğun, gıdanın kalite, tazelik ve uygun fiyat korunarak çiftliklerden tüketicilere verimli biçimde ulaştırılması olduğu belirtiliyor. Bu süreçte üreticiler, perakendeciler ve tüketiciler arasındaki bağlantıların güçlendirilmesi öne çıkıyor. Organize perakende, geniş ürün erişiminin yanı sıra tedarik uygulamalarını, kalite standartlarını ve ürün bulunabilirliğini etkileyen önemli bir aracı haline geliyor. Güçlü tedarik ağları ve çiftçilerle daha yakın ilişki, perakendecilerin kaliteyi daha istikrarlı biçimde korumasına ve taze ürün bulunabilirliğini artırmasına yardımcı olabilir. Çiftçiler açısından organize pazarlara erişim, daha geniş bir tüketici kitlesine ulaşma ve talep hakkında daha fazla görünürlük sağlayabilir. Tüketicilerin tazelik, gıda güvenliği, kalite ve besin değerine artan ilgisi, gıdanın tedarik edilme, işlenme, depolanma ve teslim edilme biçimlerinin yeniden değerlendirilmesini gerektiriyor. Çevrimdışı perakende ürün görünürlüğü ve doğrudan etkileşim yoluyla güven oluştururken, çevrimiçi kanallar alışverişi kolaylaştırıyor. Ancak kolaylığın artması, gıda kalitesinin geri plana itilmemesi koşuluna bağlanıyor. Dijital tedarik sistemleri, talep tahmini ve envanter yönetimi arz-talep uyumsuzluklarını azaltabilir. Bozulabilir ürünlerde soğuk zincir, modern depolama ve daha iyi lojistik kaliteyi koruyarak israfı sınırlayabilir. Yazıda ayrıca ragi, jowar, bajra, Khapli buğdayı, ghee, susam ve soğuk preslenmiş hardal yağı gibi geleneksel ürünlerin, çiftçilerin organize pazarlara erişiminin güçlendirilmesiyle daha geniş tüketici kesimlerine ulaştırılabileceği ifade ediliyor.

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Tarım İçin Geçici Akaryakıt Vergisi İndirimi Açıklandı

Güney Afrika’da tarım kuruluşları, Maliye Bakanı Enoch Godongwana’nın 2026 Orta Vadeli Bütçe Politikası Bildirisi kapsamında açıkladığı geçici akaryakıt vergisi indirimini, tarımsal yayım görevlilerine ek finansmanı ve altyapı yatırımlarını memnuniyetle karşıladı. 21 Ekim’de Parlamento’ya sunulan bütçe paketinde, artan üretim maliyetleri ve iklim riskleri karşısında etkili uygulama ile kamu harcamalarında hesap verebilirliğin belirleyici olacağı vurgulandı. Bütçe, Güney Afrika’nın 2026 ekonomik büyüme beklentisini küresel belirsizlik nedeniyle %1,6’dan %1,2’ye indiriyor. Orta Doğu’daki çatışmanın petrol arzı, enerji ve gıda fiyatları üzerindeki etkisinin yanı sıra El Niño’nun üretici maliyetleri ve çıktıları üzerindeki olası etkileri de görünümü zayıflatan unsurlar arasında gösterildi. 2026/27 tarımsal üretim sezonunda olası kuraklığın ürünleri, hayvancılığı ve otlakları tehdit edebileceği belirtildi. Tarım için en hızlı etkiler yaratması beklenen önlem akaryakıt vergisi indirimi oldu. Genel vergi 4 Kasım-1 Aralık 2026 arasında motorinde litre başına 3 R, benzinde 1,50 R azaltılacak. İndirim 1 Aralık’tan 5 Ocak 2027’ye kadar motorinde litre başına 1,50 R, benzinde 1 R seviyesinde sürdürülecek. Üretim sezonunun başlamasıyla traktörler, diğer makineler ve tarımsal ürün taşımacılığı için yakıt ihtiyacının arttığı dönemde alınan kararın, çiftlikten tüketiciye uzanan zincirde maliyet baskısını hafifletmesi bekleniyor. Agbiz CEO’su Theo Boshoff, Güney Afrika tarım ürünlerinin yaklaşık %80’inin karayoluyla taşındığını belirterek indirimin üreticiler, işleyiciler, dağıtıcılar ve perakendeciler üzerindeki baskıyı azaltabileceğini söyledi. Ancak TLU SA, desteğin geçici olduğuna ve yıllardır kötüleşen altyapı, verimsiz lojistik ile yükselen işletme maliyetlerini telafi edemeyeceğine dikkat çekti. Ticari çiftçilerin çoğunlukla fiyat alıcısı olduğunu belirten kuruluş, artan yakıt ve taşıma maliyetlerinin tamamının tüketicilere aktarılamadığını bildirdi. Hükümetin ihtiyat rezervi, El Niño gibi risklere yanıt vermek üzere 10 milyar R’ye çıkarıldı; ancak bu tutar yalnızca tarıma ayrılmış değil. Etkilenen çiftçilere sağlanacak desteğin risklerin nasıl değerlendirileceğine ve mevcut kaynakların nasıl tahsis edileceğine bağlı olacağı belirtildi. AgriSA altyapı rehabilitasyonu ile şap hastalığı aşısı alımlarını olumlu karşılarken, kuraklığın daha düşük verim, daha yüksek yem ve sulama maliyetleri ile hayvancılıkta otlak ve su azalmasına yol açabileceği uyarısı yapıldı.

Brezilya'da Newcastle Hastalığı Vakası Sonrası Arjantin Bölgesel Kanatlı İthalatını Kısıtladı
Görsel kaynağı: TN · Özgün haber

Brezilya'da Newcastle Hastalığı Vakası Sonrası Arjantin Bölgesel Kanatlı İthalatını Kısıtladı

Brezilya’nın Santa Catarina eyaletindeki ticari bir kanatlı işletmesinde Newcastle hastalığı (ENC) salgını tespit edildi. Brezilya Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (MAPA), Nova Itaberaba belediyesindeki etlik hindi işletmesinde yapılan testin pozitif çıktığını doğruladı. Bunun üzerine Arjantin Ulusal Tarım-Gıda Sağlığı ve Kalitesi Servisi (SENASA), Brezilya menşeli ve sağlık riski oluşturabilecek kanatlı ürünlerine yönelik kontrolleri güçlendirdi. SENASA, Brezilya’daki kontrol, sınırlama ve virüsü ortadan kaldırma çalışmalarının ardından ticaretin sürdürülmesi için bölgelendirme stratejisini uyguladı. Salgının doğrulanması sonrasında yalnızca Brezilya makamlarınca belirlenen kısıtlama bölgesinden gelen kanatlı ürünlerinin ithalatı durduruldu. Brezilya’nın diğer bölgelerinden gelen ürünler ise MAPA tarafından düzenlenen ve menşenin Newcastle hastalığından ari bir bölge olduğunu gösteren resmi sertifikaya sahip olmaları koşuluyla normal şekilde ticarete konu olabilecek. Arjantin ile Brezilya arasında, Newcastle hastalığı ve kuş gribi için bölümlendirme ve bölgelendirme sistemlerinin karşılıklı tanınmasına ilişkin anlaşma yürürlükte bulunuyor. Bu sistemler, hastalıktan ari bölgelerden gelen kanatlı ürünlerinin izlenebilirliğini ve ayrıştırılmasını güvence altına almak amacıyla teknik ve epidemiyolojik bilgi paylaşımını kapsıyor. Bir günlük kanatlı sevkiyatlarında da MAPA, SENASA tarafından yetkilendirilmiş işletmelerden gelen gönderiler için ari bölge veya ari bölüm sertifikası düzenleyebilecek. Arjantin, Newcastle hastalığından ari ülke statüsünde ve 1987’den bu yana salgın kaydetmedi. SENASA, bu statünün korunması için işletmelere kuş geçirmez ağları, tesisleri, araçları ve çalışma ekipmanlarını denetleme, temizleme ve dezenfekte etme çağrısı yaptı. Yabani kuşları çekebilecek durgun su alanlarının azaltılması, kişi ve araç hareketlerinin kontrol edilmesi ve üretim kategorisine göre aşılama yapılması da öneriler arasında yer aldı. Olağandışı ölümler veya hastalıkla uyumlu belirtiler görülmesi halinde kuruma derhal bildirim yapılması istendi.

Yeni Zelanda’da Tahıl Üreticilerine Fiyat Yerine Değerle Rekabet Çağrısı
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Tahıl Üreticilerine Fiyat Yerine Değerle Rekabet Çağrısı

Yeni Zelanda’da tahıl üreticilerine, ithal ürünlerle fiyat üzerinden yarışmak yerine menşe, kalite ve ürün değerini öne çıkararak rekabet etme çağrısı yapıldı. Lincoln University’deki Yeni Zelanda Tarım ve Bahçe Bilimleri Enstitüsü forumunda konuşan Orta Canterbury’li tahıl üreticisi ve eski özel ticaret temsilcisi Hamish Marr, üreticilerin sübvansiyon yarışını kazanamayacağını, ancak doğru koşullar sağlanırsa değer odaklı bir yarışta rekabet edebileceğini söyledi. Marr’a göre ülkenin tahıl ve yem ihtiyacının %60’ı ithalatla karşılanıyor. Palm çekirdeği, soya küspesi, buğday, mısır ve arpa ithalatı 2025’te 2,9 milyon tona ulaşırken 2010’da 1,8 milyon tondu. Buna karşılık Yeni Zelanda’nın tahıl üretimi aynı dönemde 900.000 tondan 1 milyon tona çıktı ve büyük ölçüde yatay kaldı. Marr, artan süt hayvancılığının tahılda dışa bağımlılığı daha da artırdığını belirtti. Konuşmada lojistik maliyetleri de öne çıktı. Güney Adası ile Kuzey Adası arasındaki Cook Boğazı’ndan tahıl taşımacılığının ton başına 110-130 Yeni Zelanda dolarına mal olduğu, buna karşılık Avustralya’da Tasmanya’dan ana karaya taşımacılığın hükümet tarafından desteklendiği aktarıldı. Marr, sübvansiyonların ölçek, lojistik, standartlar ve uyum sorunlarını tek başına çözemeyeceğini söyledi. Üreticilerin NZ Grown Grains sertifikası gibi girişimlerle menşe bilgisini görünür kılması ve kamu altyapı desteği alması önerildi.

Şili’de Aşırı İklim Olayları Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Aşırı İklim Olayları Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor

Cheaf, 24 Ekim Uluslararası İklim Değişikliği Günü öncesinde, aşırı iklim olaylarının Şili’de tarımsal üretim ve gıda güvenliği üzerindeki risklerine dikkat çekti. Uyarı, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (PNUMA) 21 Ekim’de yayımladığı 2026 Emisyon Açığı Raporu’nun, mevcut politikalar sürerse küresel sıcaklık artışını bu yüzyılda 2,8 °C’ye kadar öngörmesinin ardından geldi. Ülkeler iklim taahhütlerini yerine getirse bile artışın 2,6 °C’ye ulaşabileceği belirtildi. Şili’de tarım ve hayvancılık bölgelerini etkileyen orman yangınları, ürünleri ve kırsal yolları yok eden seller ile sulama ihtiyacını artıran sıcak hava dalgaları, ulusal üretim açısından somut tehditler oluşturuyor. Uzun süreli kuraklıklar, seller, yangınlar ve sıcak hava dalgaları ürünlere zarar verirken tarımsal altyapıyı ve tedarik zincirlerini de etkileyerek fiyatlar ile gıda güvenliği üzerinde baskı yaratıyor. Kaynağa göre bu olaylar doğal iklim değişkenliği ve El Niño gibi farklı nedenlerle ilişkili olabilir; küresel ısınma ise etkilerini yoğunlaştırabilir. Cheaf Chile Genel Müdürü Natalia Paredes, sel nedeniyle kaybedilen hasadın, üretim alanlarını yok eden yangınların veya kuraklığın verimi düşürmesinin gıdanın bulunabilirliğini ve fiyatını etkileyebileceğini söyledi. Gıda fiyatlarının yükselmesinden en fazla kırılgan ailelerin etkileneceğini belirten Paredes’in değerlendirmesi, Şili’deki mevcut fiyat baskısıyla birlikte ele alındı. INE’ye göre gıda ve alkolsüz içecek fiyatları Ocak-Eylül 2026’da %3,9, son 12 ayda %4,3 arttı; eylülde patates ve marul fiyatları sırasıyla %8,6 ve %10,5 yükseldi. Birleşmiş Milletler’in SOFI 2026 raporuna göre Şili’de yaklaşık 3,2 milyon kişi, nüfusun %16’sı, orta veya ciddi gıda güvensizliği yaşıyor. Aynı rapor, 2025’te dünya genelinde 2,1 milyar kişinin bu sorunla karşılaştığını tahmin ediyor. Paredes, iklim değişikliğine uyum için tarımın dayanıklılığının ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini, gıda kayıpları ile israfının azaltılmasını önerdi.

Moldova’da Tarım ve Gıda Sektörü İçin 150 Milyon Avroluk Finansman
Görsel kaynağı: Moldpres · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da Tarım ve Gıda Sektörü İçin 150 Milyon Avroluk Finansman

Avrupa Yatırım Bankası (BEI), Moldova’nın tarım ve gıda sektörünü modernize etmek amacıyla Livada Moldovei II programı kapsamında 150 milyon avro finansman sağlayacak. Kişinev’de imzalanan anlaşma, tarımsal değer zincirinin çiftlikler ve meyve bahçelerinden işleme tesisleri ile dağıtım ağlarına kadar uzanan farklı aşamalarındaki yatırımları kapsıyor. Finansmanın, Moldova’daki üreticilerin ürün kalitesini ve katma değeri artırmasına, Avrupa Birliği pazarlarındaki yeni fırsatlara erişmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Fonlar; üretim, işleme, depolama ve lojistik altyapısının yenilenmesi için çiftçiler ve tarım-gıda işletmeleri tarafından kullanılabilecek. Finansman Avrupa Birliği garantisi taşıyor ve Moldova’nın AB’ye katılım sürecini destekleyen yatırımlar çerçevesinde değerlendiriliyor. Program kapsamında ayrıca yatırımların teşvik edilmesi, istihdam oluşturulması ve üreticilerin Avrupa pazarına erişiminin kolaylaştırılması amaçlanıyor. Moldova Tarım ve Gıda Sanayisi Bakanı Eugeniu Osmochescu, işletmelerin üretim, depolama ve işleme kapasitelerini geliştirmek için uzun vadeli yatırımlara ihtiyaç duyduğunu belirtti. Yeni aşama, Moldova için 1,9 milyar avroluk Avrupa Birliği Büyüme Planı ile ilişkilendiriliyor. Avrupa Birliği’nin Moldova Büyükelçisi Iwona Piórko’ya göre proje, kırsal kesimdeki çiftçiler, gıda üreticileri ve girişimcilerin modernizasyon ile rekabet gücünü artırmak için finansmana erişimini iyileştirmeyi amaçlıyor. Livada Moldovei II, önceki programın kurumsal yapılarından ve uygulama deneyiminden yararlanacak. İlk program, 2025’e kadar Moldova tarımında 500’den fazla yatırım projesini desteklemişti.

Danimarka’da Vizon Yetiştiriciliği Ağustos 2029’dan İtibaren Yasaklanacak
Görsel kaynağı: Il Post · Özgün haber
Veri haberi

Danimarka’da Vizon Yetiştiriciliği Ağustos 2029’dan İtibaren Yasaklanacak

1 yayıncı · 3 haber · İncele

Danimarka hükümeti, Avrupa Birliği düzenlemesine uyum kapsamında vizon yetiştiriciliğinin Ağustos 2029’dan itibaren ülkede yapılamayacağını açıkladı. Hükümet, kısa süre öncesine kadar talep etmeyi planladığı istisnadan da vazgeçti. Vizonlar, giysi üretiminde kullanılan kürkleri için yetiştiriliyor. Avrupa Birliği geçen yıl Amerikan vizonunu (Neogale vison) istilacı türler listesine aldı ve istisna verilmediği sürece bu hayvanların yetiştirilmesini yasakladı. Mevcut çiftliklerin kapanması için iki yıllık geçiş dönemi öngörülüyor. Amerikan vizonlarının geçen yüzyılda kürk üretimi amacıyla Avrupa’ya getirildiği ve hızla yayıldığı belirtildi. Danimarka’da geçmişte dünyanın başlıca vizon kürkü üreticilerinden olan sektörün önemi, son yıllarda talep düşüşü, daha sıkı düzenlemeler ve vizon popülasyonundaki koronavirüs varyantı salgını nedeniyle azaldı. Salgın sırasında yaklaşık 15 milyon hayvan itlaf edildi. Ülkede şu anda yaklaşık 15 bin vizon, yedi farklı çiftlikte yetiştiriliyor. Danimarka Doğa ve Hayvan Refahı Bakanı Christian Rabjerg Madsen, hayvan refahının sektör çıkarlarının önüne geçtiğini ve sektörün küçülmesi nedeniyle istisna alınmasının düşük olasılık olduğunu söyledi.

Bulgaristan'da Kuzeybatı Tahılı İçin Demiryolu Taşımacılığı Görüşüldü
Görsel kaynağı: 24 Chasa · Özgün haber

Bulgaristan'da Kuzeybatı Tahılı İçin Demiryolu Taşımacılığı Görüşüldü

Bulgaristan Başbakanı Rumen Radev, Ulusal Tahıl Üreticileri Birliği temsilcileriyle Bakanlar Kurulu'nda yaptığı görüşmede tarım sektörünün sorunlarını ve ürünlerin pazarlara daha verimli ulaştırılması için çözüm seçeneklerini ele aldı. Toplantıya Tarım ve Gıda Bakanı Plamen Abrovski ile Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı Georgi Peev de katıldı. Görüşmede, Kuzeybatı Bulgaristan'dan ihraç edilecek tahılın BDZ trenleriyle Karadeniz kıyısındaki Bulgaristan limanlarına taşınması olasılığı gündeme geldi. Demiryolu seçeneği, Tuna Nehri'ndeki düşük su seviyesi nedeniyle nehir taşımacılığının zorlaşması üzerine değerlendirildi. Ürünlerin bu nedenle limanlara kamyonlarla ulaştırılması, üreticiler için ek maliyet oluşturuyor ve karayolu altyapısının yükünü artırıyor. Peev, BDZ Yük Taşımacılığı'nın tahıl ürünlerini Karadeniz limanlarına taşımak için gerekli kapasiteye sahip olduğunu söyledi. Bakan ayrıca, özellikle Kuzey-Güney ekseninde daha verimli ulaşım koridorlarının geliştirilmesine yönelik hükümet projeleri hakkında bilgi verdi. Toplantıda arazi ilişkileri reformu, sulamanın geliştirilmesi ve tarım üreticileri arasındaki kooperatifleşmenin teşvik edilmesine ilişkin yaklaşan yasal değişiklikler de görüşüldü. Abrovski, gelecek yılın bütçesinde tüm barajların dijitalleştirilmesi için kaynak ayrıldığını ve seviyelerinin gerçek zamanlı izlenebileceğini belirtti. Üretici temsilcileri, Karadeniz'de gemiciliğin güvenliğine ilişkin hükümetin tutumunu destekledi. Birlik ayrıca, Avrupa Birliği'nin 2028-2034 Çok Yıllı Mali Çerçevesi'nde Uyum Politikası ve Ortak Tarım Politikası kaynaklarının korunması gerektiğini savundu. Radev ise gıda güvenliğinin Bulgaristan için büyük önem taşıdığını ve hükümetin Bulgar üreticilerin çıkarlarını korumaya çalıştığını ifade etti.