ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

424 haber · Sayfa 4

Fransa'da Toplu Yemek Hizmetlerinde Avrupa Ürünleri Tercihi Uygulanıyor
Görsel kaynağı: Réussir · Özgün haber
Veri haberi

Fransa'da Toplu Yemek Hizmetlerinde Avrupa Ürünleri Tercihi Uygulanıyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Fransa'da tarım acil durum yasası kapsamında yayımlanan yeni düzenleme, toplu yemek hizmetlerinde Fransız ve Avrupa ürünlerine öncelik verilmesini uygulamaya koyuyor. 25 Ekim'de resmî gazetede yayımlanan metin, kamu kantinlerinde Avrupa tercihi mekanizmasını desteklemek için elektronik bildirim yükümlülükleri getiriyor. Uygulamanın ilk yılında esneklik tanınacak. Tarım Bakanlığına göre basitleştirilmiş elektronik bildirim 2027'den itibaren genelleştirilecek ve Fransız ile Avrupa tedarikindeki ilerlemeyi izlemek üzere her yıl istatistiksel değerlendirme yayımlanacak.

Günde 50 Gram İşlenmiş Et, Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Artırabilir
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber
Veri haberi

Günde 50 Gram İşlenmiş Et, Kalın Bağırsak Kanseri Riskini Artırabilir

İşlenmiş et tüketimi, özellikle kalın bağırsak kanseri riskindeki artışla ilişkilendiriliyor. Bu gruba yalnızca pastırma ve sosis değil; sucuk, salam, dondurulmuş et köftesi ve tavuk nuggetları da giriyor. Uzmanlara göre işlenmiş et, tütsüleme, salamura, tuzlama veya kimyasal koruyucu eklenmesiyle elde ediliyor. İşleme sırasında kullanılan nitrit ve nitratların sindirim sisteminde N-nitrozo bileşikleri oluşturabileceği belirtiliyor. Tütsüleme sırasında yağın sıcak yüzeylere damlamasıyla polisiklik aromatik hidrokarbonlar ortaya çıkabiliyor. Yüksek tuz alımının da sindirim sistemi mukozasına zarar vererek kanserojenlerin etkisini kolaylaştırabileceği aktarılıyor. Etin yüksek sıcaklıkta pişirilmesi veya yanması ek zararlı maddeler oluşturabiliyor; bu bileşiklerin pişirmeyle ortadan kalkmayacağı ifade ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı (IARC), 800'den fazla çalışmanın ardından 2015'te işlenmiş eti Grup 1 kanserojen olarak sınıflandırdı. Kırmızı et ise Grup 2A'da, yani muhtemel kanserojen grubunda yer aldı. Kaynakta aktarılan değerlendirmeye göre günde yaklaşık 50 gram işlenmiş et tüketimi, kalın bağırsak kanseri riskini yaklaşık %18 artırabilir. Bu miktarın birkaç dilim pastırma, bir sosis veya birkaç dilim şarküteriye karşılık gelebileceği belirtildi. İşlenmiş etle ilgili en güçlü kanıtların kalın bağırsak kanseriyle bağlantılı olduğu, ancak araştırmaların mide, yemek borusu, pankreas ve meme kanseriyle de ilişkiye işaret ettiği aktarıldı. 2025 tarihli bir çalışmanın, kalın bağırsak tümörlerinde beslenmeyle doğrudan bağlantılı kronik iltihaplanmaya dair kanıtlar ortaya koyduğu belirtildi. Uzmanlar ayrıca nitritlerin DNA hasarı, hem demirinin hücre zarları ve DNA üzerinde olası etkileri ile bağırsak mikrobiyotasındaki bozulmanın risk mekanizmaları arasında sayıldığını ifade ediyor. %18'lik artışın nüfus düzeyinde anlamlı olduğu, ancak kişisel riskin genetik, tüketim sıklığı ve genel yaşam tarzına göre değiştiği vurgulanıyor. Düzenli tüketim, aralıklı tüketime kıyasla daha önemli bir sorun olarak tanımlanıyor. Uzmanlar işlenmiş etin mümkün olduğunca azaltılmasını; yerine fırınlanmış hindi veya tavuk, tofu, humus, fasulye ve mercimek gibi seçeneklerin tercih edilmesini öneriyor. Buharda veya suda pişirme ile düşük sıcaklıkta fırınlama önerilirken kızartma ve etin yandığı ızgaranın sınırlandırılması tavsiye ediliyor.

Birleşik Krallık Hükümeti Hanelere Üç Günlük Gıda ve Su Stoku Önerdi
Görsel kaynağı: Blic · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık Hükümeti Hanelere Üç Günlük Gıda ve Su Stoku Önerdi

Birleşik Krallık hükümeti, hanelerin hava koşulları, siber saldırılar veya başka ciddi acil durumlarda en az 72 saat dayanabilmesi için gıda ve su stoku oluşturmasını önerdi. “Be Ready” kampanyası kapsamında her kişiye üç gün boyunca içme suyu sağlanması, bunun da kişi başına günde üç litre su depolanması istendi. Yemek pişirme ve yıkama için içme suyu miktarından daha fazlasının gerekebileceği belirtildi. Hazırlık çağrısının arkasında iklim krizinin etkileri, teknolojik bağımlılık ve düşman devletlerin tehditlerine ilişkin artan endişeler bulunuyor. Güvenlik Bakanı Dan Jarvis, önerileri günlük acil durumlara hazırlık ve ulusal dayanıklılığı artırmaya yönelik daha geniş toplum çalışmalarının parçası olarak değerlendirdi. Savunma Bakanı Wes Streeting ise Rusya veya diğer düşman güçlerin günlük altyapıyı hedef alan devlet destekli terör tehdidine karşı hazırlıklı olunması gerektiğini söyledi. Yönergelerde üç gün yetecek bozulmayan gıdanın yanı sıra el dezenfektanı, ıslak mendil ve tuvalet malzemeleri de sıralandı. Aydınlatma ve ısınma için yedek pilli fener, battaniye, uyku tulumu ve sıcak giysi; iletişim için pilli veya kurmalı FM radyo, şarj edilmiş taşınabilir şarj cihazı ve önemli telefon numaralarının bulundurulması tavsiye edildi. İlk yardım kiti, gerekli ilaçlar ve tıbbi malzemeler de hazırlık listesinin parçası olarak yer aldı. Listede ayrıca nakit para, kartlar, kimlik belgeleri ile tıbbi ekipman talimatlarının basılı kopyaları bulunuyor. Bebekler için mama, bez ve ıslak mendil; evcil hayvanlar içinse mama ve şişelenmiş su stoklanması öneriliyor.

Arnavutluk'ta 2027 Paketinde Temel Gıdaların KDV'si İçin %6 Önerisi
Görsel kaynağı: Java News · Özgün haber
Veri haberi

Arnavutluk'ta 2027 Paketinde Temel Gıdaların KDV'si İçin %6 Önerisi

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Arnavutluk hükümeti, 2027 mali paketi kapsamında temel gıda ürünlerinde Katma Değer Vergisi (KDV) oranını %20'den %6'ya indirmeyi önerdi. Düzenlemenin 1 Ocak 2027'de yürürlüğe girmesi bekleniyor. Öneri; ekmek, un, süt, doğal yoğurt, yumurta, pirinç, makarna, yemeklik yağ, et, temel balık ürünleri, meyve-sebze, bakliyat, şeker ve bebek gıdalarını kapsıyor. İndirimden yararlanacak ürünlerin nihai listesi henüz kesinleşmedi; listenin Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenmesi bekleniyor. Hükümet, düzenlemeyle temel tüketim üzerindeki vergi yükünü azaltmayı ve ailelerin gıdaya erişimini kolaylaştırmayı amaçlıyor. Pakette standart KDV oranının %20'den %21'e, turizm sektöründeki oranın ise %6'dan %10'a çıkarılması da öneriliyor. Ekonomi uzmanı Pano Soko, indirimin ticaret zincirindeki işletmeler tarafından emilebileceğini ve tüketiciye sınırlı yansıyabileceğini savundu. Muhasebeci Igli Zepishta ise uygulamanın başarısının, hükümet ve sivil toplumun piyasa fiyatlarını sıkı biçimde izlemesine bağlı olduğunu belirtti.

Çin'de Yazlık Tahıl Üretimi 150 Milyon Tonu Aştı
Görsel kaynağı: Uued Uudised · Özgün haber
Veri haberi

Çin'de Yazlık Tahıl Üretimi 150 Milyon Tonu Aştı

Uued Uudised'de yayımlanan değerlendirmeye göre Çin, bu sonbaharda 150 milyon tonun üzerinde yazlık tahıl üretimiyle rekor hasat gerçekleştirdi. Metin, ülkenin 2025'te yıllık tahıl üretiminin ikinci yıl üst üste 700 milyon tonu aştığını ve bu miktarın kişi başına 500 kilogramdan fazla tahıla karşılık geldiğini aktarıyor. 23 Eylül'de Orta Çin'de, Xiangyang yakınlarındaki Dongjiao köyü sakinleri ülkenin dokuzuncu Çiftçiler Hasat Festivali için yemekli bir kutlama düzenledi. Tarım Bakanı Zhang Zhu ise sonbahar hasat alanının beşte birinden fazlası biçildiğinde Çin'in yıl genelinde bir başka bol hasada ilerlediğini söyledi. Bu ifade, nihai hasat sonucu değil, devam eden hasada ilişkin bir değerlendirme olarak aktarılıyor. Kaynak metin, yüksek üretimi atmosferik karbondioksitin fotosentezdeki rolü ve buğday ile pirincin yükselen CO2 seviyelerine tepkisiyle ilişkilendiriyor. NASA analizlerine atıfla Çin ve Hindistan'ın küresel yeşillenmede öne çıktığı, kuzeydoğuda uzayan don olmayan mevsimlerin Heilongjiang'da pirinç ve mısır üretimini desteklediği belirtiliyor. Çin'de bu yıl kuraklıktan fazla sel yaşandığı, ancak ağır etkilerin yerel kaldığı ve genel koşulların tarımı desteklediği de kaydediliyor.

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı
Görsel kaynağı: Astro Awani · Özgün haber
Veri haberi

Japonya'nın Malezya'ya Deniz Ürünleri İhracatı İlk Sekiz Ayda %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Japonya'nın Malezya'ya deniz ürünleri ihracatı, 2026'nın ilk sekiz ayında 2025'in aynı dönemine göre yaklaşık %40 artarak yaklaşık 5 milyar yene ulaştı. JETRO Başkan Yardımcısı Kenichi Hirano, artışın yüksek kaliteli ürünlere yönelik talep ve Japon mutfağına duyulan ilginin güçlenmesiyle desteklendiğini açıkladı. Hirano, büyümede Malezya'da tüketici satın alma gücünün yükselmesi, yüksek kaliteli gıdalara ilginin yaygınlaşması ve daha fazla Malezyalının Japon yemek kültürüne aşina hale gelmesinin etkili olduğunu belirtti. Malezya, Japon gıda ihracatı açısından ASEAN'daki en yüksek potansiyele sahip pazarlardan biri olarak değerlendiriliyor. Kuala Lumpur'da düzenlenen Japon Deniz Ürünleri B2B Ticaret Toplantısı, Japon deniz ürünlerinin yerel dağıtıcıları ile yemek hizmeti işletmelerini buluşturdu. JETRO, ihracatın Japon restoranlarının dışına taşınarak daha geniş bir yemek hizmeti işletmesi grubuna ulaşmasını ve Japon küçük ve orta ölçekli işletmelerinin sergi, iş eşleştirme ve ağ oluşturma etkinliklerine katılımını desteklemeyi sürdürecek. Hirano'ya göre kalite, gıda güvenliği, özgünlük, tat ve yemek hazırlamadaki performans satın alma kararlarında temel ölçütler olmaya devam ediyor.

Kopenhag’da Yaşlı Yemeklerinin İklim Kurallarından Muaf Tutulması Çağrısı
Görsel kaynağı: Berlingske · Özgün haber
Veri haberi

Kopenhag’da Yaşlı Yemeklerinin İklim Kurallarından Muaf Tutulması Çağrısı

Kopenhag Belediyesi Sağlık ve Bakım Belediye Başkanı Jens-Kristian Lütken, bakım evlerinde yaşlılara sunulan yemeklerin iklim gerekliliklerinden muaf tutulmasını savundu. Lütken, iklim kaygılarının bazı durumlarda yaşlıların istedikleri yemeklerin hazırlanmasını sınırladığını belirterek, yemek tercihlerinin mümkün olduğu ölçüde yaşlıların özgürlüğü, onuru ve kendi kararlarını verebilmesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Tartışmanın arka planında, Kopenhag’daki bazı bakım evi sakinlerinin doğum günlerinde biftekten mahrum bırakılmasının tepki çekmesi bulunuyor. Lütken ayrıca belediyenin bakım evlerine yönelik rehberinde ayda en fazla iki dilim rozbif önerildiğini aktardı. Bu uygulamaların, bakım evlerinde yaşayan kişilerin günlük yaşamları üzerindeki karar yetkisinin başkalarına geçmesiyle ilgili daha geniş bir sorunu gösterdiğini savunan Lütken, taşınma sonrasında kişilerin ne yiyeceği, ne zaman kalkacağı ve ne zaman tuvalete gideceği gibi konularda başkalarının karar verebildiğini ifade etti. Lütken, düşünce kuruluşu CONCITO’nun 23 Ekim’de yaşlıların daha fazla sebze istediği yönündeki görüşünü de eleştirdi. Bu tercihin bazı yaşlılar için geçerli olabileceğini kabul eden Lütken, meselenin yalnızca sebze tüketimi olmadığını; yaşam kalitesi, onur ve kendi kararını verebilme hakkıyla ilgili olduğunu söyledi. Ona göre bakım evlerinde, yaşlıların özgürlüğünü ve tercih yapabilme imkanını koruyabildikleri alanlarda daha fazla çaba gösterilmesi gerekiyor. Lütken, hindi etinin biftekle aynı miktarda protein sağlayabileceğini, ayrıca daha sağlıklı ve iklim açısından daha iyi bir seçenek olabileceğini kabul ediyor. Ancak biftek isteyen yaşlılara bu yemeğin sunulması gerektiğini savunuyor. Demanslı kişilerin yemek yemekten keyif alma yetisini kaybettikleri son beceriler arasında gördüğünü belirten Lütken, yaşlıların zaten az yemek yediğini ve bu nedenle yemek tercihlerinin karbon hesabında önemli bir fark yaratmadığını ileri sürüyor. Bu yaklaşımı yaşlılara uygulanmaması gereken sembolik politika olarak nitelendiriyor.

ABD'de 250 Hastane Daha Sağlıklı Hastane Yemekleri Taahhüdüne Katıldı
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

ABD'de 250 Hastane Daha Sağlıklı Hastane Yemekleri Taahhüdüne Katıldı

Robert F. Kennedy Jr. ve Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezleri (CMS) yöneticisi Mehmet Oz’un Fox News’te yayımlanan yazısına göre, ABD genelinde 250 hastane Make Hospital Food Healthier Pledge adlı girişime katıldı. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ile CMS tarafından başlatılan girişim, hastalara ve hastane personeline sunulan yemeklerin besin kalitesini artırmayı amaçlıyor. Yazıda, hastanelerin ülke genelinde daha sağlıklı yemek seçenekleri sunma konusunda ortak bir taahhütte bulunduğu belirtiliyor. Yazarlar, ameliyat sonrası iyileşen, kronik hastalıklarla yaşayan veya ciddi sağlık sorunları bulunan hastalara yüksek oranda işlenmiş gıdalar, rafine karbonhidratlar ve ilave şeker içeren yemekler sunulabildiğini savunuyor. Yazıya göre uygun beslenme; yara iyileşmesini destekleyebilir, kas kütlesinin korunmasına katkı sağlayabilir, bağışıklık işlevini güçlendirebilir ve iyileşme sürecini geliştirebilir. Buna karşılık yetersiz beslenmenin daha uzun hastane yatışları, daha fazla komplikasyon ve daha yüksek sağlık hizmeti maliyetleriyle ilişkili olduğu ifade ediliyor. Yazıda, ABD’de yaklaşık 6.100 hastanenin her yıl toplam 35 milyondan fazla yatış gerçekleştirdiği ve ülkedeki sağlık hizmetleri yiyecek-içecek pazarının yaklaşık 20 milyar dolarlık yıllık ekonomik faaliyet oluşturduğu aktarılıyor. Hastanelerin gıda hizmeti şirketleri, dağıtıcılar ve üreticiler için önemli müşteriler olduğu belirtilirken, satın alma tercihlerinin tedarikçilerin geliştirdiği ürünleri, fiyatlandırmayı ve diğer kurumlarda bulunabilen seçenekleri etkileyebileceği öne sürülüyor. Yazarlar, daha sağlıklı proteinler, meyveler, sebzeler ve daha az işlenmiş ürünlere yönelik talebin tedarik zincirlerinde değişiklik yaratabileceğini savunuyor. Girişimin gönüllü ve işbirliğine dayalı olduğu, Washington’ın hastane menülerini belirlemesinin veya hekimler ile kayıtlı diyetisyenlerin klinik kararlarının yerine geçmesinin amaçlanmadığı vurgulanıyor. Hastanelerin, özel terapötik diyetlere veya tıbbi beslenme desteğine ihtiyaç duyan hastalar dahil olmak üzere bireysel beslenme gereksinimlerini karşılayabilmesi için esnekliğini koruması öngörülüyor. Yazıda Amerikan Hastaneler Birliği ile çok sayıda sağlık sisteminin girişime ortaklık ettiği belirtiliyor. Metnin bir bölümünde 250 hastanenin katıldığı, başka bir bölümünde ise katılımcı sayısının 250’den fazla olduğu ifade ediliyor.

Slovakya’da Kuraklık Yardımı İçin 35 Milyon Avroluk Paket Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Agrobiznis · Özgün haber
Veri haberi

Slovakya’da Kuraklık Yardımı İçin 35 Milyon Avroluk Paket Öngörülüyor

Slovakya’da VÚB Agrokonferencija 2026’da tarım sektörünün güncel sorunları ele alınırken, kuraklığın etkilediği işletmelere yönelik 35 milyon avroluk destek paketi gündeme geldi. Tarım Bakanı Richard Takáč, paketin kuraklık yardımında kullanılacağını belirtti. Konferansta kuraklık zararları, iklim değişikliğine uyum, Slovak tarımının gelişimi ve sektörde ekonomik dayanıklılığı artıracak inovasyonlar üç panelde tartışıldı. Takáč, desteğin bütün işletmelere otomatik zarar telafisi olarak verilmeyeceğini söyledi. Sınırlı kaynakların, yem eksikliği nedeniyle üretimi ve faaliyetlerini sürdürmesi en fazla tehdit altında olan işletmelere yönlendirilmesi planlanıyor. Yardımın özellikle kaba yeme bağımlı tüm kategorilerdeki sığır yetiştiricileri ile koyun ve keçi yetiştiricilerine odaklanması bekleniyor. Ödeme mekanizmasının Slovak Hidrometeoroloji Enstitüsü verilerine dayanması planlanıyor. Slovakya’nın kuraklığın yoğunluğuna göre bölgelere ayrılması ve desteğin etkilenme derecesine göre farklılaştırılması öngörülüyor. Taslakta farklı yem türlerinin de dikkate alınması düşünülürken, kesin destek oranları henüz açıklanmadı. Mekanizmanın kasım başında resmen duyurulması bekleniyor. Bitkisel üretim yapan işletmelerin paketten sınırlı pay alacağı, konferanstaki tartışmalardan anlaşılıyor. Yardım için hektar başına verimin yıllık karşılaştırmada %30’dan fazla düşmesi şartı aranacak; bu nedenle kaynakta tahıl ve kolza üreticilerinin destek alamayacağı belirtiliyor. Yardım ödemelerinin 2026 sonuna kadar yapılması gerekiyor.

Arjantin, 2035’e kadar Küresel Gıda Talebinde Kilit Tedarikçi Olabilir
Görsel kaynağı: TN · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin, 2035’e kadar Küresel Gıda Talebinde Kilit Tedarikçi Olabilir

Rosario Ticaret Borsası (BCR) tarafından Bruno Ferrari ve Emilce Terré’nin hazırladığı rapora göre, dünya agroendüstriyel ürün talebinin gelecek 10 yılda güçlü biçimde artması bekleniyor. OCDE-FAO’nun 2026-2035 Tarım Görünümü’ne dayanan değerlendirmede Arjantin; protein küspeleri, bitkisel yağlar, tahıllar ve et ürünlerinde artan küresel talebi karşılayabilecek başlıca tedarikçilerden biri olarak öne çıkıyor. Projeksiyonlara göre dünya tarımsal üretim değerinin sabit fiyatlarla 2035’e kadar %13,3 artması bekleniyor. Hayvansal üretimde %15,1, bitkisel üretimde %12,5 ve yemlik protein kullanımında %13,5 büyüme öngörülüyor. Küresel üretim artışının yaklaşık %80’inin Asya-Pasifik, Sahra Altı Afrika ve Latin Amerika’daki orta gelirli ülkelerden gelmesi beklenirken, ticaretin bölgeler arasındaki arz ve talebi dengelemede önemli rol oynayacağı belirtiliyor. Ürün fiyatlarının reel olarak mevcut seviyelerde sabit kalması veya biraz gerilemesi beklendiğinden, rekabet gücü ve ihraç edilen miktarların belirleyici olacağı ifade ediliyor. Arjantin için en güçlü fırsat alanı yağlı tohum ürünleri olarak gösteriliyor. Ülkenin protein küspeleri ve bitkisel yağlar toplam ihracatının 2035’te 2023-25 ortalamasına göre 10,4 milyon ton artması bekleniyor. Bu artışın 8,3 milyon tonunun küspelerden, 2,1 milyon tonunun yağlardan gelmesi öngörülüyor. Artışın temel dayanağı soya üretimi; OCDE-FAO, Arjantin’in 2035’te 56 milyon ton soya üreterek protein küspelerinde dünyanın en büyük ihracatçısı konumunu koruyabileceğini tahmin ediyor. Tahıl ticaretinde Arjantin’in ihracatının 2035’e kadar yaklaşık 5,5 milyon ton artacağı, bunun 3,5 milyon tonunun buğdaydan ve 2 milyon tonunun mısırdan oluşacağı öngörülüyor. Ülkenin küresel mısır ihracatındaki payının 2035’te %16’ya çıkabileceği belirtiliyor. Ancak rapora göre Arjantin’in bu büyümeden daha fazla yararlanması; verimlilik, altyapı ve ticari koşullardaki iyileşmelere bağlı olacak. Hayvansal ürünlerde OCDE-FAO, Arjantin’in sığır eti ihracatının 2035’te 1 milyon tona ulaşarak yeni bir zirve yapabileceğini tahmin ediyor. Raporda Arjantin, Çin, Tayland ve Türkiye ile birlikte et ihracatında en yüksek büyümenin beklendiği ülkeler arasında sıralanıyor; bu görünüm verimlilik kazanımları, yem bulunabilirliği ve rekabetçi maliyet yapılarıyla ilişkilendiriliyor. Ayrıca küresel süt ürünleri tüketiminin nüfus artışı ve beslenme tercihlerindeki değişimlerle genişlemeyi sürdürmesi bekleniyor.

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor

Güney Afrika’daki süt ve besi işletmelerinde temel kaba yem kaynaklarından biri olan mısır silajının gerçek değerinin, yalnızca yüksek hacimle değil, enerji yoğunluğuyla değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Pannar Seed saha agronomisti Kerry Rowlands, üreticilerin besleme programlarında kuru madde ile nişasta arasındaki dengeye odaklanarak silajın yem verimliliğini artırabileceğini ve pahalı ticari yem katkılarına olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade ediyor. Yüksek değerli silaj üretimi, ekimden önce toprak koşullarının yönetilmesiyle başlıyor. Özellikle toprak altı asitliğinin giderilmesi ve potasyum düzeylerinin dengelenmesi önem taşıyor; çünkü bütün bitkinin hasadı, yalnızca dane hasadına kıyasla topraktan daha fazla besin kaldırıyor. Hibrit seçiminde ise biyokütle miktarı, dane potansiyeli pahasına artırılmamalı. Rowlands’a göre dane, mısır silajının enerji değerinin %65’ine kadarını sağlayabildiği için yüksek dane verimi sunan hibritler silaj için de uygun seçenekler olabilir. Silajlık mısırda ekim sıklığı, biyokütleyi yükseltmek amacıyla dane üretimine göre genellikle %10 ila 30 daha yüksek tutuluyor. Ancak bitkilerin ışık ve besinler için aşırı rekabet etmesi koçanların küçülmesine ve nişasta yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor. Düzgün çıkış için toprak sıcaklığının sürekli 15°C’nin üzerinde olması ve yeterli nem bulunması gerekiyor. Kuraklık, besin eksikliği ve yaprak hastalıkları ise kök gelişimini, dane dolumunu ve nihai yemin enerji kalitesini düşürebiliyor. Hasat sonrasında da uygulama hataları silajın değerini azaltabiliyor. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin dikkatle yapılması, bunker veya balyaya oksijen girmesini önlemek açısından kritik. Hava girişi maya ve küf oluşumuna, bozulmaya ve önemli yem kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle yüksek kaliteli mısır silajı; toprak hazırlığı, hibrit seçimi, bitki sağlığı, hasat, sıkıştırma ve depolama aşamalarının tamamında doğru uygulamaya bağlı bulunuyor.

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali
Görsel kaynağı: Thai Rath · Özgün haber
Veri haberi

Tayland İhracatında 69 Yılı İçin Rekor İhtimali

Tayland Ticaret Politikası ve Stratejisi Ofisi, 69 yılında ülkenin mal ihracatının %15-16 artarak 391.267,4-394.669,7 milyon ABD dolarına ulaşabileceğini açıkladı. Ofis Direktörü N Nantapong Jiralerdpong, bu aralığın 68 yılına göre rekor ihracat değeri anlamına gelebileceğini belirtti. İhracatın %19 artışla 404.876,7 milyon ABD dolarına, yaklaşık 13,4 trilyon bahta çıkma ihtimali de bulunuyor. Bununla birlikte 69 yılı için yakın zamanda güncellenen resmi hedef %8-11 artış seviyesinde. Tahminin dayanağını yılın ilk dokuz ayındaki güçlü performans oluşturuyor. Bu dönemde Tayland'ın ihracatı 304.588,6 milyon ABD doları veya 9,76 trilyon baht oldu ve 68 yılının aynı dönemine göre %19,6 arttı. Petrol bağlantılı ürünler, altın ve askeri malzemeler hesaptan çıkarıldığında artış %19,8 olarak ölçüldü. Eylül ayında ihracat 38.438,9 milyon ABD dolarına veya 1,25 trilyon bahta yükselerek yıllık %24 arttı ve büyüme art arda 27. ayda sürdü. Söz konusu üç ürün grubu dışarıda bırakıldığında eylül artışı %28,2 oldu. İhracat artışında elektronik ürünlerin yanı sıra tarım ve gıda ürünleri de etkili oldu. Kaynakta kauçuk, taze ve dondurulmuş tavuk, evcil hayvan yemi ile taze durian, mangosten ve longan gibi ürünlerin güçlü performans gösterdiği belirtildi. Eylül ayında tarım ve tarımsal sanayi ürünleri %2,5, sanayi ürünleri ise %25,4 arttı. İhracat pazarlarında da büyüme görüldü: ABD'ye satışlar %50,1, Çin'e %18,4, Japonya'ya %19, Avrupa Birliği'nin 27 ülkesine %35 ve ASEAN'ın beş ülkesine %27 yükseldi. Yetkili, yılın kalanında ihracatın büyümeyi sürdürebileceğini, ancak enerji maliyetleri, enflasyon ve jeopolitik çatışmaların küresel satın alma gücünü baskılayabileceğini söyledi. Yapay zekâyla bağlantılı elektronik ürünlere yönelik talebin, dünya enerji fiyatlarına bağlı olarak yüksek seyreden petrol bağlantılı ürün fiyatlarının ve yıl sonu sezonunun ihracata destek vermesi bekleniyor. 70 yılı için ilk değerlendirme ise elektronik ürünler ve hızlanan dünya ekonomisinin desteğiyle %2-4 ihracat artışına işaret ediyor. Tayland'ın ilk dokuz aydaki ithalatı %37,8 artışla 348.282,5 milyon ABD dolarına çıktı ve dış ticaret açığı 43.693,9 milyon ABD doları oldu. Çin'le dış ticaret açığı 74.458,5 milyon ABD doları olurken, ABD'yle 52.485,5 milyon ABD doları fazla verildi. Jiralerdpong, ithalat ve açığın önemli bölümünün ihracatta kullanılacak hammaddeler, yarı mamuller, sermaye malları ve yakıttan kaynaklandığını; bu nedenle ithalat artışının ihracat üretimiyle bağlantılı olduğunu ifade etti.

Yüksek Hayvan Fiyatları Canlı Hayvan Ticaretini Zorluyor
Görsel kaynağı: RTSH · Özgün haber

Yüksek Hayvan Fiyatları Canlı Hayvan Ticaretini Zorluyor

Canlı hayvan pazarındaki ticaret; hayvan sayısındaki eksiklik, yüksek fiyatlar ve satın alma ilgisinin düşük olması nedeniyle çeşitli sorunlarla karşı karşıya. Hayvancılar, yem ve hayvan bakımı dahil yetiştirme maliyetlerindeki artışın satış fiyatını doğrudan etkilediğini belirtiyor. Alıcılar ise fiyatların yüksek olduğunu ve ekonomik imkânlarının hayvan satın almaya yetmediğini ifade ediyor. Pazardaki düşük ilgi, hayvancılar için satışları, vatandaşlar için de hayvan alımını zorlaştırıyor. Hayvanların bakımının giderek daha fazla harcama ve emek gerektirdiğini söyleyen hayvancılar, alıcı eksikliğinin faaliyetlerini daha da güçleştirdiğini aktarıyor.

Kuzey İrlanda’da Yapay Zekâ ve Robotik Sistemler Süt Çiftliklerinde Kullanılıyor
Görsel kaynağı: BBC News · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey İrlanda’da Yapay Zekâ ve Robotik Sistemler Süt Çiftliklerinde Kullanılıyor

Kuzey İrlanda’daki süt çiftliklerinde yapay zekâ destekli kameralar, robotik sağım sistemleri ve dijital uygulamalar hayvan takibi ile işletme yönetiminde kullanılıyor. Antrim Kontluğu’ndaki Islandmagee yakınlarında çiftçilik yapan George McMaster, 300 başlık sürüsünü sağımhanedeki yapay zekâ kamerasından izliyor. Sistem her ineğe bir kimlik atıyor, her gün kısa bir video kaydedip analiz ediyor ve değişimleri insan gözüyle fark edilmeden önce bildiriyor. McMaster ailesinin kullandığı CattleEye uygulaması, oğul Jack’in ifadesine göre topallık belirtilerini ve acil durumları daha erken fark etmeye yardımcı oluyor. Jack, kameranın bazı hayvanlardaki sorunları, çiftlikte günlük gözlem yapılırken fark edilebilecek zamandan daha erken belirlediğini söylüyor. Daha sağlıklı hayvanların daha fazla süt verebildiği yönündeki değerlendirme ise çiftçinin kendi gözlemine dayanıyor. Tyrone Kontluğu’ndaki Coagh yakınlarında 90 Jersey ineği yetiştiren Caleb Howard, hayvanların belirli saatlerde sürülmek yerine istedikleri zaman robotik sağım makinesine girdiği bir sistem kullanıyor. Howard, yüksek hızlı geniş bant bağlantısının ardından çiftlik mağazası ve elektronik ödeme sistemi kurabildiğini belirtiyor. Kırsal bölgelere yüksek hızlı internet ulaştırmak amacıyla Project Stratum kuruldu; projeyi uygulayan Fibrus’tan Colin Hutchinson, bağlantının kırsal işletmeler için önemli olduğunu ifade ediyor. Antrim Kontluğu’ndaki Randalstown yakınlarında 100 süt ineği bulunan Robert Smyth ise işletmesini dört yıldır FarmDrive uygulamasıyla yönetiyor. Smyth, daha önce kâğıda yazılan kayıtların artık işlem sırasında tutulabildiğini ve denetimler öncesinde ilaç ile yem kayıtlarına ilişkin raporların uygulamanın uyum bölümünden hazırlanabildiğini söylüyor. Smyth’e göre yapay zekânın temel amacı çiftlik yönetimini iyileştirmek, girdileri azaltmak ve çıktıları artırmak olmalı.

Ortadoğu’daki Savaş ve Panama Kuraklığı Küresel Deniz Taşımacılığını Aksatıyor
Görsel kaynağı: NV Ukraine · Özgün haber
Veri haberi

Ortadoğu’daki Savaş ve Panama Kuraklığı Küresel Deniz Taşımacılığını Aksatıyor

Kızıldeniz’deki Husilerin saldırıları, ABD ile İran arasındaki çatışma ve kuraklığın Panama Kanalı’nda yol açtığı kısıtlamalar, küresel deniz ticaretinin kritik rotalarını aynı dönemde aksattı. NV’nin değerlendirmesine göre Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, dünya genelinde dizel fiyatlarını yükselten başlıca etken oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat 2026’da başlattığı operasyonun ardından ticari gemilere yönelik saldırı tehditleri ve abluka deniz trafiğini azalttı; petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıktı. BBC Verify, Ekim 2026’da ABD’nin İran savaşının küresel dizel ihracatındaki düşüşte Ukrayna savaşından daha büyük etki yarattığını bildirdi. Basra Körfezi ülkelerinin günlük dizel ihracatı 2025’te yaklaşık 1,4 milyon varilden Eylül 2026’da 810 bin varil azalarak yaklaşık %58 geriledi. BBC Verify, düşüşün başlıca nedeni olarak Hürmüz Boğazı’ndaki tanker saldırıları ile ABD’nin İran limanlarına ablukasını gösterdi. Rusya’nın günlük dizel ihracatı da aynı dönemde yaklaşık 810 bin varilden 140 bin varile düştü. ABD’de dizelin galon fiyatı savaş öncesindeki yaklaşık 3,50 dolardan Ekim başında 6,20 dolara yükseldi; Eylül’de 6,50 dolarlık rekor görülmüştü. Eylül 2026’da Husilerin Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçlerine karşı saldırı başlatması ve bir petrol boru hattının hedef alınması, deniz taşımacılığındaki baskıyı artırdı. Şirketler gemileri Afrika çevresine yönlendirirken transit süreleri ve maliyetler yükseldi. El Niño ve yağış azlığı Panama Kanalı’ndaki su seviyelerini düşürdü; mayıs-ağustos döneminde yağışlar ortalamanın %34, su girişleri normalin %44 altında kaldı.

Yeni Zelanda’da Otago’daki Engebeli Çiftlikte Sanal Çitten İlk Faydalar
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Otago’daki Engebeli Çiftlikte Sanal Çitten İlk Faydalar

Yeni Zelanda’nın South Otago bölgesindeki Lochindorb Run koyun ve sığır işletmesinde sanal çit kullanımının ilk sonuçları olumlu oldu. Lyndon ve Jade McNab’ın işlettiği 2.500 hektarlık çiftlikte sistem yaklaşık iki aydır kullanılıyor. McNab, sanal çitin zorlu tepe arazisinde mevcut arazi ve hayvan varlığından daha iyi yararlanma fırsatı sunduğunu belirtiyor. McNab, kısa süre önce başlatılan Livestock Innovation Farming Transformation (LIFT) programının katılımcıları arasında yer alıyor. Ülke genelinden dokuz çiftliğin dahil olduğu program, sanal çit ile bağlantılı çiftlik sistemi değişikliklerinin farklı işletme türleri ve koşullardaki ticari sonuçları hakkında ortak bir veri kütüphanesi oluşturmayı amaçlıyor. McNab, programdan aldığı mali ve teknik desteğin karşılığında deneyimini tarla günleri gibi etkinliklerde paylaşmayı kabul etti. Beef + Lamb tarafından “zor tepe arazisi” olarak sınıflandırılan işletmenin geniş bölümlerine yalnızca yürüyerek ulaşılabiliyor. Çiftlikte kış döneminde 600 gebe sığır ve yaklaşık 6.500 koyun bulunuyor; işletme ayrıca her yıl en az 100 gün ot büyümesi olmadan geçecek şekilde planlama yapıyor. McNab, sanal çitin yem kullanımını iyileştirerek israfı azaltmasını ve genç damızlık hayvanların beslenmesini geliştirmesini umuyor. İlk ve ikinci kez buzağılayan sığırların kullanıldığı sistem, özellikle Southland ve Otago’da sezonun çok yağışlı geçtiği dönemde sürekli arka çitlemeye imkân verdi. McNab’a göre bu uygulama, buzağılama alanlarındaki çamur ve hasarı azaltırken hayvanlar taşındıktan sonra ilk otlatma bölümünün yeniden büyümesini hızlandırdı. Sığırlar yağışlı günlerde yüksek alanlara yönlendirilebiliyor; doğum bildirimleri de sorunların daha erken fark edilmesine yardımcı oluyor. Halter’in uydu bağlantısı, tepelik araziye iletişim kuleleri kurma ihtiyacını ortadan kaldırdığı için ayrıca avantaj sağlıyor.

Romanya İçişleri Bakanlığı, Koyun Yetiştiricilerinin Protesto Çağrılarını “Manipülasyon” Saydı
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

Romanya İçişleri Bakanlığı, Koyun Yetiştiricilerinin Protesto Çağrılarını “Manipülasyon” Saydı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Romanya İçişleri Bakanlığı (MAI), koyun yetiştiricilerine yönelik yeni protesto çağrılarını “manipülasyon girişimi” olarak nitelendirerek çiftçilerin başlıca taleplerinin çözüldüğünü savundu. Bakanlık, hükümetin hedefinin ihracatın yeniden başlatılması ve yetiştiricilerin talep ettiği koşulların sağlanması olduğunu bildirdi. Ancak sektör temsilcileri, bu değerlendirmenin sahadaki sorunları yansıtmadığını belirterek ekonomik kayıpların karşılanmadığını, ihracat kısıtlamalarının sürdüğünü ve veterinerlik kurumlarına güvenin zedelendiğini söylüyor. Tartışmanın önemli başlıklarından biri koyun ve keçilerde aşılama süreci. Romanya, yetiştiricileri desteklemek amacıyla Avrupa Birliği’nin stratejik rezervlerinden 1,1 milyon doz aşı aldı. Moldoovis Başkanı Ionică Nechifor ise bu miktarın sektörün ihtiyacına göre çok düşük olduğunu ve tek başına veterinerlik krizini çözemeyeceğini savunuyor. Nechifor’a göre aşıların etkisi, hastalığın ilk odaklarının görüldüğü Köstence ve Tulcea çevresiyle sınırlı kalabilirken, krizin ülke genelindeki sonuçları daha geniş kapsamlı. Yetiştiriciler ayrıca ihracatın yeniden başlatılması ve daha önce oluşan kayıplar için mali destek talep ediyor. Nechifor, kısıtlamalar nedeniyle kuzuların uygun ağırlık ve dönemde ihraç edilemediğini, bazı hayvanların ek maliyetlerle işletmelerde tutulduğunu, bazılarının ise daha düşük fiyatlarla satıldığını belirtiyor. Kendisinin aktardığı örneğe göre bazı kuzular 24 ley yerine 13-14 leyden değerlendirildi. Sektörün bir diğer itirazı, Ulusal Veterinerlik ve Gıda Güvenliği Kurumu (ANSVSA) yönetimine yönelik güven kaybı. Nechifor, kurum ile yetiştiriciler arasındaki ilişkinin bozulduğunu ve mevcut yönetim görevden alınmazsa federasyon tarafından üstlenilen, organize ve izinli bir protestonun gündeme gelebileceğini söylüyor. Kaynakta yeni bir protestonun kesinleştiğine ilişkin bilgi bulunmuyor. Yetiştiricilerin sorunları veterinerlik kriziyle sınırlı değil. Yem maliyetleri ve iş gücü eksikliğinin yanı sıra yaban hayvanlarının saldırıları da başlıca şikâyetler arasında yer alıyor. Ion Hiru, ayıların öldürdüğü veya zarar verdiği hayvanlar için ödenen tazminatların gerçek değeri yansıtmadığını belirterek, 3.000-5.000 ley değer biçilen bir koç için 1.300 ley teklif edildiğini aktarıyor. MAI, 15 Eylül 2026’daki gösteride şiddete teşvik ve gerçekleşen şiddet nedeniyle 50’den fazla kişinin gözaltına alındığını bildirdi. Nechifor ise Romovis Federasyonu ile meslek örgütlerinin gösteriye resmen katılmadığını, bazı çiftçilerin bireysel olarak geldiğini ve protestoya dışarıdan kişilerin sızdığını öne sürüyor. Kişilerin hukuki durumuna ilişkin ayrıntı paylaşılmadı.

Corrientes’te Manda Genetiği İçin Suni Tohumlama Merkezi Geliştiriliyor
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Corrientes’te Manda Genetiği İçin Suni Tohumlama Merkezi Geliştiriliyor

Arjantin’in Corrientes eyaletindeki Caá Catí’de María Nilda Silva ve ailesi, manda yetiştiriciliğine odaklanan bir işletme ile Centro Integral de Inseminación Artificial Bubalino’yu (CIIAB) geliştiriyor. Ülkede öncü bir girişim olarak tanımlanan merkezin faaliyeti 2016’da başladı. Kaliteli genetiğe erişim ihtiyacıyla birlikte işletme, manda sperması üretimi ve ticareti için altyapı ve teknoloji yatırımlarına yöneldi. CIIAB, Senasa tarafından yetkilendirildi, Sociedad Rural Argentina’ya kaydedildi ve genetik materyal ithalatı ile ihracatında faaliyet gösteriyor. İşletmede Murrah, Mediterránea ve Jafarabadi ırkları üzerinde çalışılıyor. Silva’nın yaklaşımı, her ırkın özelliklerini korurken et ve süt üretimini birlikte kapsayan çift amaçlı yetiştiriciliği geliştirmeye dayanıyor. Silva’ya göre Arjantin manda yetiştiriciliğinin başlıca sorunlarından biri, damızlıkların kökeni ve performansı hakkında güvenilir ve izlenebilir bilginin yetersizliği. Ebeveyn bilgileri eksik olduğunda akrabalı yetiştirme riski artabilir ve yeni genetik hatların kullanımı sınırlanabilir. Mediterránea ırkında İtalya’dan gelen homologe edilmiş sperma, kayıtlı geçmişe sahip damızlıklara erişim sağlıyor. Murrah ve Jafarabadi ırklarında ise genetik iyileştirme için uzun süreli absorbsiyon ve seleksiyon çalışmaları gerekiyor. İşletmede safkan hayvanlar bulunuyor ve bu hayvanların üretim özelliklerinin yeni nesillere aktarılması amaçlanıyor. Üreme programında hem normal dönemlerde hem de alışılmış üreme sezonu dışında, özel protokollerle suni tohumlama uygulanıyor. Mandaların mevsimsel olması ve genellikle sonbaharda kızgınlığa girmesi, üreme planlamasını çalışmanın temel unsurlarından biri haline getiriyor. Seleksiyon yalnızca hayvanların görünüşüne göre yapılmıyor. Silva, verimli bir mandanın yılda bir yavru vermesi, iyi et üretim kapasitesine sahip olması ve süt sağlaması gerektiğini belirtiyor. Mediterránea ırkında ayak yapısı ve meme özellikleri, Murrah’da ise boynuzlar, sırt çizgileri ve bacakların biçimi değerlendiriliyor. Amaç, çift amaçlı üretimi sürdürürken her ırka özgü özellikleri korumak. Silva, Arjantin’de mandanın süt potansiyelinin hâlâ yeterince gelişmediğini ifade ediyor. Süt üretiminin yaygınlaşması için altyapı, sağım ekipmanı ve eğitimli personel gerektiğini; bu koşulların sektörün büyümesini zorlaştırabildiğini söylüyor. İşletmede UNNE Gıda Teknolojisi kürsüsünün katılımıyla süt kontrolleri yapılıyor. Bazı mandaların kayıtları on yıla kadar uzanıyor; bu veriler hayvanların özelliklerini ve bunları yavrularına aktarma kapasitesini değerlendirmeye yardımcı oluyor. İşletme, üreticilere damızlıkların anneleri, doğum ağırlıkları ve üretim performansları hakkında bilgi sunuyor. Corrientes, Formosa ve Misiones’teki küçük ve orta ölçekli üreticilerin damızlık ve sperma talebinin arttığı belirtiliyor. Silva ayrıca buzağıların ilk günlerden itibaren katı yem tüketmesini, ancak emzirmenin kesilmemesini hedefliyor. Hayvanları ehlileştirip sergilere hazırlayan Silva, işletmenin yıllardır bruselloz ve tüberkülozdan ari tutulduğunu da aktarıyor. 2018’de manda yetiştiriciliğinin Palermo Kırsal Sergisi’ne dönüşünde yer alan üretici, sergilerin et, süt, süt ürünleri ve manda genetiğinin tanıtımına katkı sağladığını düşünüyor.

Avustralya’da Ağır Gıda Güvencesizliği 2020-2024 Arasında Yaklaşık %40 Arttı
Görsel kaynağı: The Conversation Australia · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Ağır Gıda Güvencesizliği 2020-2024 Arasında Yaklaşık %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avustralya’da ağır gıda güvencesizliği 2020 ile 2024 arasında ulusal düzeyde yaklaşık %40 arttı. The Conversation’da yayımlanan analizde, Hanehalkı, Gelir ve İşgücü Dinamikleri Avustralya (HILDA) yıllık anketi verilerine göre ağır gıda güvencesizliği yaşayanların oranının %2,1’den %3,0’a yükseldiği belirtildi. Analiz, bunun yalnızca mali zorluk göstergesi olmadığını, sağlık ve refah üzerinde kalıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Çalışmada kullanılan ölçüm, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından geliştirilen uluslararası karşılaştırılabilir sekiz soruluk bir ölçeğe dayanıyor. Ağır gıda güvencesizliği, bu sekiz sorunun en az yedisine “evet” yanıtı verilmesi olarak tanımlanıyor. Ölçüm, yiyecek alımını azaltan, öğün atlayan veya zaman zaman hiç yemek yemeyen kişileri kapsıyor. Analiz, 2020 ve 2024 HILDA anketlerinde yaklaşık 15 bin kişinin verdiği yanıtlardan yararlanıyor. Artış, Avustralya’nın kentlerinde aynı ölçüde gerçekleşmedi. Büyük şehirler arasında Perth’te oran %1,35’ten %2,79’a çıkarak iki kattan fazla arttı. Adelaide, 2020’de %3,11 ve 2024’te %4,70 ile her iki yılda da en yüksek seviyeyi kaydetti. Sydney ve Melbourne’de de artış görüldü. Brisbane ise oranın %2,63’ten %2,49’a gerilediği tek şehir oldu. Gıda güvencesizliği, ülkede genel olarak yerleşim yerinin uzaklığı arttıkça yükseliyor. Ancak bölgesel topluluklar aynı şekilde etkilenmiyor. Victoria’da 2024’te oran Melbourne’de %2,82, iç bölgesel Victoria’da %2,00 oldu; dış bölgesel Victoria’da ise daha yüksek bir oran gözlendi. Analiz, HILDA’nın bölgesel alanlardaki küçük örnekleminin bu bölgelerdeki deneyimleri olduğundan düşük tahmin edebileceği uyarısını da içeriyor. Konut maliyetleri, iş olanakları, gıdaya erişim ve fiyatlar, ulaşım ile hizmetler bu farklılıklarda rol oynayabilecek etkenler olarak sıralanıyor. En yüksek seviyeler çocuklu tek ebeveynli ailelerde görüldü. Bu grupta ağır gıda güvencesizliği %11,57’den %13,68’e yükseldi; 15 yaşından büyük çocukları olan tek ebeveynli ailelerde ise oran %1,73’ten %4,42’ye çıktı. Çocuklu çiftlerde gıda güvencesizliği yaklaşık %87 arttı. Analize göre konut giderleri, borç, iş güvencesizliği veya hastalık, daha fazla kaynağa sahip ailelerin bütçesini de zorlayabiliyor. Yazarlar, ulusal temsili anketlerin ve bölgesel verilerin politika müdahaleleri için gerekli olduğunu, yerel kuruluşlar, hayır kurumları, gıda bankaları ve kamu hizmetlerinin ise temel nedenleri tek başına çözemeyeceğini belirtiyor.

Yunanistan Gıda Sektöründe Fonların Yatırım ve Çıkış Trafiği Hızlandı
Görsel kaynağı: Naftemporiki · Özgün haber
Veri haberi

Yunanistan Gıda Sektöründe Fonların Yatırım ve Çıkış Trafiği Hızlandı

Yunanistan’da özel sermaye fonları, girişim sermayesi fonları ve borsaya kote holding şirketleri; dondurulmuş hamur, süt ürünleri, hazır salata, premium dondurma ve hızla büyüyen sokak yemeği konseptleri dahil gıda zincirinin farklı alanlarına yatırım yapıyor. Önceki beş yıldaki ilk yatırımların ardından bazı fonlar iştiraklerinden çıkışa hazırlanırken yeni yatırım yapıları piyasaya giriyor ve piyasada art arda anlaşmalar görülüyor. Bu ilginin arkasında, ülkedeki sağlıklı ve kârlı gıda şirketlerinin büyük bölümünün küçük ve orta ölçekli, aile işletmesi niteliğinde olması bulunuyor. Kaynakta, sektörün istikrarlı satışlar ve enflasyonist kriz dönemlerinde öngörülebilir nakit akışı sayesinde savunmacı bir yapı sunduğu belirtiliyor. Ancak şirketlerin bir kısmı yeni nesle geçiş sorunuyla karşılaşıyor; bir kısmı da yurt dışına açılmak için gerekli ölçek, sermaye ve profesyonel organizasyondan yoksun kalıyor. Yunanistan’daki yatırım fonları, büyük uluslararası grupların genellikle aradığı işlemlerden daha küçük anlaşmaları da değerlendirebiliyor. Sağlanan finansman, üretim otomasyonuna, stratejik birleşmeler yoluyla ölçek ekonomilerinin oluşturulmasına ve uluslararası perakende ağlarına erişime yöneliyor. Halcyon Equity Partners’ın Rodoula A.E.’ye ortak olması, fonun Ergon Foods, Kayak A.E. ve taze makarna zinciri Mailo’s ile birlikte yürüttüğü anlaşmalar zincirine eklendi. Golden Age Capital’in yeni fonu ise Periklis Mazarakis liderliğinde 250 milyon avro topladı ve Orta Doğu’da uluslararası genişleme planı bulunan O Proedros restoran zincirini portföyüne kattı. EOS Capital Partners, 2026’nın başında süt ürünleri şirketi Farma Kouκάki’nin çoğunluk hissesini alırken EOS Hellenic Renaissance Fund II aracılığıyla Megas Yeeros’a, Elikonos Capital’in 2021’den beri tuttuğu azınlık payını devralarak ortak oldu. Elikonos ayrıca 2026’da To Manna N. Tsatsaronakis ve A. Vezyroglou A.E.’ye yatırım yaptı. Piyasada eş zamanlı olarak çıkış hazırlıkları da sürüyor. DECA Investments, Minerva ve Hellenic Brewery of Atalanti’den çıkışa hazırlanırken Diorama II’yi Leader’a yatırdı; VNK Capital ise Palliroia Souliotis’ten ayrılma sürecinde. Ideal Holdings, beş yıllık çıkış baskısıyla sınırlı olmayan kalıcı sermaye modeliyle Barba Stathis’i bünyesine kattı. CVC Capital Partners da Vivartia portföyünü yeniden yapılandırdı ve Dodoni’yi Hellenic Dairies’e devretti. Küresel eğilimin bir başka örneği olarak Unilever, Elaïs-Unilever Hellas’ın gıda bölümünün tamamını ABD’li McCormick’e devretmek üzere anlaştı; işlemin 2027 içinde tamamlanması bekleniyor. Bain & Company, küresel satın alma değerlerindeki toparlanmayı fonların yüksek sermaye rezervlerine bağlarken FoodNavigator, temel tüketim ihtiyacı nedeniyle gıda sektörünün istikrarlı ve savunmacı niteliğine dikkat çekiyor.

Ukrayna’nın Tahıl İhracatı İçin Karadeniz Koridorunun Yeniden Açılması Görüşülüyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Tahıl İhracatı İçin Karadeniz Koridorunun Yeniden Açılması Görüşülüyor

Ukrayna, Karadeniz üzerinden tahıl ihracatını yeniden başlatmaya çalışırken bu girişimin küresel gıda güvenliği ve ülkenin tarım gelirleri açısından sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor. Ukrayna, Türkiye, Mısır ve Hindistan ile sivil deniz taşımacılığının olası yeniden başlatılmasını görüşüyor. Önerilen düzenleme, katılımcı ülkelerin bayrağını taşıyan gemilere güvenli geçiş sağlamayı ve ticari gıda sevkiyatlarını korumayı amaçlıyor; ancak uygulamaya geçtiği belirtilmiyor. Kiev ayrıca, tarım ürünlerinin daha önce Avrupa demiryolları ve limanları üzerinden taşınmasını sağlayan Avrupa dayanışma koridorlarının yeniden kurulmasını istiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne (FAO) göre Ukrayna’nın 2025/26 pazarlama yılında tahıl ihracatının yaklaşık 40 milyon ton olması öngörülüyor. Bu miktarın 23 milyon tonunu mısır, 14 milyon tonunu buğday ve 2,5 milyon tonunu arpa oluşturuyor. Bu ürünler uluslararası gıda sisteminde farklı roller üstleniyor: buğday ekmek ve temel gıdalar için, mısır yem ve gıda işleme için, ayçiçeği yağı ise milyonlarca hane için yemeklik yağ kaynağı olarak kullanılıyor. Ukrayna’dan yapılan tarım ihracatındaki aksamaların ithalata bağımlı ülkelerde tedarik maliyetlerini artırabileceği, değirmenciler, gıda işleyicileri ve hayvancılık üreticileri üzerindeki işletme gideri baskısını yükseltebileceği aktarılıyor. Bu baskıların ekmek, yemeklik yağ, et ve diğer temel ürünlerde tüketici fiyatlarına yansıması mümkün görülüyor. Reuters’ın Ağustos 2026 tarihli haberine göre Chicago buğday vadeli işlemleri, Karadeniz tahıl altyapısına yönelik saldırıların tırmanması sırasında temmuzdan bu yana %17’den fazla yükseldi. Arjantin, Avustralya ve ABD ek kapasite sunsa da daha uzun sevkiyat mesafeleri ve yüksek taşıma maliyetleri Karadeniz kaynaklarının yerini almayı pahalılaştırabilir. Karadeniz koridoru Ukrayna için de önemli bir ekonomik kanal olarak tanımlanıyor. Volodimir Zelenskiy, limanların bir pazarlama sezonunda 40 milyon tona kadar tahıl taşıyabileceğini söyledi; sevkiyatların ağustostan beri askıya alınmasının ihracat faaliyetini sınırladığı belirtiliyor. Koridorun yeniden açılması halinde ihracat gelirleri çiftçilerin tohum, gübre, yakıt, makine ve mevsimlik iş gücü giderlerini karşılamasına yardımcı olabilir. Düzenli liman akışı, depoların sonraki hasat öncesinde boşaltılmasını, yeni üretim için alan açılmasını ve işleme tesisleri ile taşımacılık altyapısına yatırımı destekleyebilir.

Avusturya’da Siyasetçiler Marchfeld Sebzelerinin İşlenmesini Savunuyor
Görsel kaynağı: Kronen Zeitung · Özgün haber

Avusturya’da Siyasetçiler Marchfeld Sebzelerinin İşlenmesini Savunuyor

Belçikalı Ardo şirketinin Marchfeld’deki üretimi durduracağının öğrenilmesinin ardından, Aşağı Avusturya’daki tüm eyalet partileri bölgeden etkilenen çiftçilerin yanında olduklarını açıkladı. Siyasetçiler, dondurulmuş sebzeye yönelik desteklerini de kamuoyuna yansıttı. ÖVP Kadınlar Birliği Aşağı Avusturya Başkanı Silke Dammerer, Ardo fabrikası kapansa bile Marchfeld sebzelerinin gelecekte de bölgede işlenmesi gerektiğini söyledi. Dammerer, dondurulmuş sebzeyi günlük yemek hazırlığı yanında iyi ve sağlıklı bir alternatif olarak nitelendirdi.

Sığır Sürülerindeki Sosyal Bağlar Süt Verimini Etkileyebiliyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

Sığır Sürülerindeki Sosyal Bağlar Süt Verimini Etkileyebiliyor

Sığırlar, sürü içindeki tanıdık hayvanları yabancılardan ayırt edebiliyor ve bazı bireylerle uzun süreli sosyal ilişkiler kurabiliyor. Araştırmalarda belirli hayvanların düzenli olarak birlikte beslendiği, dinlendiği ve birbirlerinin yakınında bulunduğu gözlendi. Karşılıklı yalama da yalnızca temizlik davranışı olarak değil, sosyal bağları koruyan ve sürü içindeki gerilimi azaltmaya katkı sağlayabilen bir davranış olarak değerlendiriliyor. Sürüde oluşan sosyal sıralama, hangi hayvanın yemliğe, suluğa veya daha elverişli dinlenme alanlarına önce ulaşacağını etkileyebiliyor. Bu sıralama yalnızca vücut büyüklüğüyle belirlenmiyor; yaş, önceki deneyimler ve hayvanlar arasındaki ilişkiler de rol oynuyor. Hayvanların birbirini tanıdığı istikrarlı gruplarda bazı çatışmaların önlenebildiği, yeni bireylerin gruba katılmasıyla ise özellikle yemlik sayısının yetersiz olduğu durumlarda rekabetin geçici olarak artabildiği belirtiliyor. 2024'te yayımlanan Çekya araştırması, dokuz yıl içinde 798 ineğin verilerini inceleyerek sürü bileşimindeki değişikliklerin süt üretimi ve meme sağlığı göstergeleriyle ilişkisini değerlendirdi. Tanıdık hayvanların gruptan çıkarılmasının ardından kalan ineklerin süt veriminde ölçülebilir düşüş görüldü; çıkarılan hayvan sayısı arttıkça bazı üretim ve süt kalitesi göstergelerinde daha olumsuz değişimler kaydedildi. Başka bir çalışmada 11 Holstein ineğinin yeni gruplara aktarılması, aktarım günü yemlikten uzaklaştırılmayı artırdı, dinlenme ve karşılıklı yalamayı azalttı. Günlük ortalama süt verimi yaklaşık %10 geriledi ancak sonraki günlerde toparlandı. Sütte elektriksel iletkenlik artışı ve kan görülmesi meme sağlığı sorunlarına işaret edebilse de tek başına hastalık tanısı koydurmuyor.

Birleşik Krallık’ta Kuş Gribi Salgını Nedeniyle 29.000 Kanatlı İçin İtlaf Planı
Görsel kaynağı: Metro · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Kuş Gribi Salgını Nedeniyle 29.000 Kanatlı İçin İtlaf Planı

Birleşik Krallık’ın Northumberland bölgesinde, Belford yakınındaki bir kümes hayvanı çiftliğinde kuş gribi salgını yaşandı. Çiftlikte 2.000 kuş öldürülürken, salgını kontrol altına almak amacıyla 29.000 kuşun itlaf edilmesi planlanıyor. Tesisin çevresinde ayrıca koruma bölgesi oluşturuldu. Salgın, Noel yemekleri için kanatlı tedarikine ilişkin endişelere yol açtı. Northumberland İl Meclisi üyesi Guy Renner-Thompson, hastalığın yayılması halinde hindi çiftlikleri de dahil olmak üzere diğer işletmelerin etkilenebileceği uyarısında bulundu. Renner-Thompson, hastalığın hindi çiftliklerine ulaşmasının bu işletmelerin yıl içindeki ana gelir dönemini olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Northumberland’da tespit edilen kuş gribi suşunun H5N1 olduğu belirtildi. Kuş gribinin belirtileri arasında başta şişme, kapalı veya akıntılı gözler, halsizlik, koordinasyon eksikliği ve normalden az yeme bulunuyor. Ördek, kaz ve kuğu gibi bazı türler hastalığı belirti göstermeden taşıyabiliyor. Gordon Stewart, kışın Avrupa ana karasından Birleşik Krallık’a göç eden yabani kuşların virüsü taşıyabileceğini belirterek kuş sahiplerine şüpheli hastalıkları hemen bildirme ve işletmelerinde biyogüvenliği koruma çağrısı yaptı.