ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

506 haber · Sayfa 5

ABD ve Avrupa’da Buğday Fiyatları Ekim Ayında Sert Düştü
Görsel kaynağı: RFI · Özgün haber
Veri haberi

ABD ve Avrupa’da Buğday Fiyatları Ekim Ayında Sert Düştü

ABD ve Avrupa’da buğday fiyatları ekim ayında sert geriledi. Düşüşte ABD buğdayına yönelik talebin azalması ve Karadeniz’den tahıl ihracatına ilişkin sorunların çözülebileceği yönündeki beklentiler etkili oldu. Kiev ile Moskova arasında barış görüşmeleri yapılabileceği umudu, eylülde zirve yapan küresel fiyat eğilimini tersine çevirdi. Fiyatlar art arda sekiz hafta düşerek 1997’den bu yana en uzun gerileme dönemini yaşadı. Argus Media France piyasa analisti Maxence Devillers, ABD buğdayının ticari kampanyanın başında yeterince rekabetçi olmadığını ve bu nedenle daha az satıldığını söyledi. Devillers’e göre bir ürüne yönelik talep azaldığında fiyatı da düşüyor. Avrupa’da ise gerileme 26 Ekim’e kadar daha sınırlı kaldı. Fransız ve Rumen buğday ihracatı, Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki güçlüklerden yararlanarak ilk tahminlerin üzerinde hacimlere ulaştı. Ancak Rusya’nın tahıl ihracatı görüşmelerine ilişkin açıklamalarının ardından Avrupa buğdayı 26 Ekim’de sert biçimde geriledi. Rusya’nın ihracatı, Baltık Denizi limanları üzerinden açılan alternatif güzergâhlar sayesinde beklenenden iyi gerçekleşti. Argus Media France, Rusya’nın ekim ayında 3 milyon ton buğday ihraç edebileceğini öngördü. Avustralya ve Arjantin’in olumlu üretim beklentileri de Avrupa ve ABD fiyatları üzerinde baskı oluşturdu. Dünya buğday üretiminin bu yıl neredeyse rekor düzeye ulaşması, hatta kaydedilmiş en büyük ikinci hasat olması bekleniyor. Gelecek yıl ise Karadeniz buğdayının ihracatındaki güçlüklerin Ukrayna üretimini azaltabileceği belirtiliyor. Ukrayna Tarım Bakanı, devam eden kışlık buğday ekimlerinde %18 düşüş açıkladı. Rusya’da da benzer bir gerileme ihtimali dile getirilirken, ülke bu konuda açıklama yapmadı.

AB, Günlük Erkek Civcivlerin Öldürülmesini Yasaklayan Teklifi 2026 Sonuna kadar Sunmayı Vaat Ediyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber
Veri haberi

AB, Günlük Erkek Civcivlerin Öldürülmesini Yasaklayan Teklifi 2026 Sonuna kadar Sunmayı Vaat Ediyor

Avrupa Komisyonu, yumurta üretimi için yetiştirilen hibritlerin erkek civcivlerinin öldürülmesini Avrupa Birliği genelinde yasaklayan bir teklif sunacağını yeniden açıkladı. Komisyon, teklifi 2026 sonuna kadar hazırlayacağına birden çok kez söz verdi. Söz konusu düzenleme, hayvan refahı mevzuatının planlanan modernizasyonunun unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor. Yumurta vermeyen ve etleri et üretimi için yetiştirilen hibritlerle rekabet edemeyen erkek civcivler, kuluçkahanelerde genellikle çıktıkları gün gazlama veya mekanik yöntemlerle öldürülüyor. Almanya, Avusturya ve Fransa bu uygulamayı 2022'den beri yasaklıyor. İtalya'da benzer bir düzenlemenin 2026 sonunda yürürlüğe girmesi planlanırken Lüksemburg da yasağı uygulamaya koydu; ancak ülkede kuluçkahane bulunmuyor. Belçika'da süreç bölgelere göre değişiyor. Flandre hükümeti, civcivlerin cinsiyetinin kuluçkanın 12. gününden önce güvenilir biçimde belirlenebildiği tarihte yasağı başlatma kararı aldı; ilgili bakan ise Avrupa Komisyonu'nun teklifini bekliyor. Valonya'da da hayvan refahı kurallarının yeniden düzenlenmesi kapsamında yasak hazırlanıyor. European Institute for Animal Law and Policy uzmanı Gabriela Kubíková, teklifin geleceğinin belirsiz olduğunu, basit bir yasama sürecinin yaklaşık bir yıl, ortalama sürecin ise yaklaşık iki yıl sürebileceğini belirtti. Fransa, Almanya ve İtalya'nın desteğinin ortak düzenlemeyi kolaylaştırabileceği, Doğu Avrupa üyesi ülkelerdeki daha yavaş geçişin ise Konsey'de direnç yaratabileceği ifade edildi.

BEUC: AB'de Gıda Fiyatlarındaki Artışlar Sistemik Sorunları Gündeme Getiriyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

BEUC: AB'de Gıda Fiyatlarındaki Artışlar Sistemik Sorunları Gündeme Getiriyor

Avrupa Birliği'ndeki (AB) tüketici kuruluşlarını temsil eden BEUC, gıda fiyatlarının yıllardır yükseldiğini ve politika yapıcıların gıda sistemindeki sistemik eksiklikleri ele alması gerektiğini bildirdi. Kuruluşa göre düşük gelirli haneler, gelirlerinin daha büyük bölümünü gıdaya ayırdıkları için ani fiyat artışlarından daha ağır etkileniyor. BEUC, mevcut eğilimin tüketiciler üzerindeki etkisinin ülkeler ve ürün grupları arasında farklılaştığını belirtiyor. BEUC'nin aktardığı verilere göre Danimarka'da gıda fiyatları 2021'e kıyasla %31 daha yüksek. İspanya'da da benzer bir durumdan söz edilirken oran verilmezken, Slovenya'da yıllık gıda enflasyonu %4,5 olarak aktarılıyor. Hollanda'daki kuruluşların son üç yıla ilişkin analizinde ise kabak fiyatlarının %25, taze fasulye fiyatlarının %30, üzüm fiyatlarının %20 arttığı belirtiliyor. Fransa'da süt ürünleri fiyatları Nisan 2022 ile Nisan 2023 arasında %27, et fiyatları ise Kasım 2024 ile Kasım 2025 arasında %10 yükseldi. BEUC, enflasyon, fiyat artışları ve yaşam maliyetlerinin AB vatandaşlarının 2026'daki başlıca kaygıları arasında yer aldığını; fosil yakıt krizinin de maliyetlerin artacağı yönündeki endişeyi beslediğini ifade ediyor. Orta Doğu'da yıl başında şiddetlenen çatışmanın dünya ve Avrupa gıda fiyatlarına nasıl yansıyacağı konusunda da endişeler bulunduğu belirtiliyor; ancak kaynak bu etkinin gerçekleştiğini kesin bir sonuç olarak sunmuyor. Kuruluşa göre 2007-2008 petrol şoku, Kovid-19 pandemisi, 2021 enerji krizi ve 2022'deki Rusya-Ukrayna çatışması gibi krizler tarımsal girdilerde ani fiyat artışlarına, ardından da tüketici gıda fiyatlarında yükselişe yol açtı. AB'nin uyguladığı acil önlemlerin en ağır etkileri sınırlayarak kısa vadeli rahatlama sağladığını belirten BEUC, bu önlemlerin krizlerin temel nedenlerini çözmeye yetmediğini savunuyor. BEUC, uzun vadede AB gıda sisteminin yeniden yapılandırılmasını ve tüketicilerin uygun fiyatlı, sağlıklı, sürdürülebilir üretilen ve adil fiyatlı gıdaya erişiminin güvence altına alınmasını öneriyor. Kuruluş, gaz fiyatlarına bağlı gübre kullanımını azaltmak için azotu kendisi bağlayan ürünlerin yetiştirilmesinin desteklenmesini istiyor. Ayrıca Ortak Tarım Politikası kapsamındaki milyarlarca avroluk yıllık desteğin, yalnızca üretim hacmine değil, istikrarsız girdilere bağımlılığı azaltan çiftçilere de daha fazla yönlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.

Kopenhag’da Yaşlı Yemeklerinin İklim Kurallarından Muaf Tutulması Çağrısı
Görsel kaynağı: Berlingske · Özgün haber
Veri haberi

Kopenhag’da Yaşlı Yemeklerinin İklim Kurallarından Muaf Tutulması Çağrısı

Kopenhag Belediyesi Sağlık ve Bakım Belediye Başkanı Jens-Kristian Lütken, bakım evlerinde yaşlılara sunulan yemeklerin iklim gerekliliklerinden muaf tutulmasını savundu. Lütken, iklim kaygılarının bazı durumlarda yaşlıların istedikleri yemeklerin hazırlanmasını sınırladığını belirterek, yemek tercihlerinin mümkün olduğu ölçüde yaşlıların özgürlüğü, onuru ve kendi kararlarını verebilmesi çerçevesinde ele alınması gerektiğini söyledi. Tartışmanın arka planında, Kopenhag’daki bazı bakım evi sakinlerinin doğum günlerinde biftekten mahrum bırakılmasının tepki çekmesi bulunuyor. Lütken ayrıca belediyenin bakım evlerine yönelik rehberinde ayda en fazla iki dilim rozbif önerildiğini aktardı. Bu uygulamaların, bakım evlerinde yaşayan kişilerin günlük yaşamları üzerindeki karar yetkisinin başkalarına geçmesiyle ilgili daha geniş bir sorunu gösterdiğini savunan Lütken, taşınma sonrasında kişilerin ne yiyeceği, ne zaman kalkacağı ve ne zaman tuvalete gideceği gibi konularda başkalarının karar verebildiğini ifade etti. Lütken, düşünce kuruluşu CONCITO’nun 23 Ekim’de yaşlıların daha fazla sebze istediği yönündeki görüşünü de eleştirdi. Bu tercihin bazı yaşlılar için geçerli olabileceğini kabul eden Lütken, meselenin yalnızca sebze tüketimi olmadığını; yaşam kalitesi, onur ve kendi kararını verebilme hakkıyla ilgili olduğunu söyledi. Ona göre bakım evlerinde, yaşlıların özgürlüğünü ve tercih yapabilme imkanını koruyabildikleri alanlarda daha fazla çaba gösterilmesi gerekiyor. Lütken, hindi etinin biftekle aynı miktarda protein sağlayabileceğini, ayrıca daha sağlıklı ve iklim açısından daha iyi bir seçenek olabileceğini kabul ediyor. Ancak biftek isteyen yaşlılara bu yemeğin sunulması gerektiğini savunuyor. Demanslı kişilerin yemek yemekten keyif alma yetisini kaybettikleri son beceriler arasında gördüğünü belirten Lütken, yaşlıların zaten az yemek yediğini ve bu nedenle yemek tercihlerinin karbon hesabında önemli bir fark yaratmadığını ileri sürüyor. Bu yaklaşımı yaşlılara uygulanmaması gereken sembolik politika olarak nitelendiriyor.

ABD'de 250 Hastane Daha Sağlıklı Hastane Yemekleri Taahhüdüne Katıldı
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

ABD'de 250 Hastane Daha Sağlıklı Hastane Yemekleri Taahhüdüne Katıldı

Robert F. Kennedy Jr. ve Medicare ve Medicaid Hizmetleri Merkezleri (CMS) yöneticisi Mehmet Oz’un Fox News’te yayımlanan yazısına göre, ABD genelinde 250 hastane Make Hospital Food Healthier Pledge adlı girişime katıldı. Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ile CMS tarafından başlatılan girişim, hastalara ve hastane personeline sunulan yemeklerin besin kalitesini artırmayı amaçlıyor. Yazıda, hastanelerin ülke genelinde daha sağlıklı yemek seçenekleri sunma konusunda ortak bir taahhütte bulunduğu belirtiliyor. Yazarlar, ameliyat sonrası iyileşen, kronik hastalıklarla yaşayan veya ciddi sağlık sorunları bulunan hastalara yüksek oranda işlenmiş gıdalar, rafine karbonhidratlar ve ilave şeker içeren yemekler sunulabildiğini savunuyor. Yazıya göre uygun beslenme; yara iyileşmesini destekleyebilir, kas kütlesinin korunmasına katkı sağlayabilir, bağışıklık işlevini güçlendirebilir ve iyileşme sürecini geliştirebilir. Buna karşılık yetersiz beslenmenin daha uzun hastane yatışları, daha fazla komplikasyon ve daha yüksek sağlık hizmeti maliyetleriyle ilişkili olduğu ifade ediliyor. Yazıda, ABD’de yaklaşık 6.100 hastanenin her yıl toplam 35 milyondan fazla yatış gerçekleştirdiği ve ülkedeki sağlık hizmetleri yiyecek-içecek pazarının yaklaşık 20 milyar dolarlık yıllık ekonomik faaliyet oluşturduğu aktarılıyor. Hastanelerin gıda hizmeti şirketleri, dağıtıcılar ve üreticiler için önemli müşteriler olduğu belirtilirken, satın alma tercihlerinin tedarikçilerin geliştirdiği ürünleri, fiyatlandırmayı ve diğer kurumlarda bulunabilen seçenekleri etkileyebileceği öne sürülüyor. Yazarlar, daha sağlıklı proteinler, meyveler, sebzeler ve daha az işlenmiş ürünlere yönelik talebin tedarik zincirlerinde değişiklik yaratabileceğini savunuyor. Girişimin gönüllü ve işbirliğine dayalı olduğu, Washington’ın hastane menülerini belirlemesinin veya hekimler ile kayıtlı diyetisyenlerin klinik kararlarının yerine geçmesinin amaçlanmadığı vurgulanıyor. Hastanelerin, özel terapötik diyetlere veya tıbbi beslenme desteğine ihtiyaç duyan hastalar dahil olmak üzere bireysel beslenme gereksinimlerini karşılayabilmesi için esnekliğini koruması öngörülüyor. Yazıda Amerikan Hastaneler Birliği ile çok sayıda sağlık sisteminin girişime ortaklık ettiği belirtiliyor. Metnin bir bölümünde 250 hastanenin katıldığı, başka bir bölümünde ise katılımcı sayısının 250’den fazla olduğu ifade ediliyor.

Romanya Senatosu Organik Sertifikalı Süt Üreticilerine Üç Yıllık Destek Önerisini Oyladı
Görsel kaynağı: Economica.net · Özgün haber
Veri haberi

Romanya Senatosu Organik Sertifikalı Süt Üreticilerine Üç Yıllık Destek Önerisini Oyladı

Romanya Senatosu, organik sertifikalı süt üretiminin desteklenmesi için hazırlanmış de minimis yardım şemasını oyladı. Teklif, 89 kabul oyu ve 15 çekimser oyla desteklendi. Düzenleme, yardım şemasının Romanya’nın tamamında, yasanın yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl uygulanmasını öngörüyor. Destek, tek bir işletme için geçerli de minimis üst sınırı aşamayacak. Yararlanıcıların, mevzuata uygun şekilde kayıtlı veya ruhsatlı hayvan işletmelerine sahip olması gibi koşulları karşılaması gerekiyor.

Süt Ürünleri İhracatı Ağustosta 272 Milyon Kilograma Ulaştı
Görsel kaynağı: Agrárszektor · Özgün haber
Veri haberi

Süt Ürünleri İhracatı Ağustosta 272 Milyon Kilograma Ulaştı

DCA Market Intelligence verilerine göre süt ürünleri ihracatı ağustosta süt eşdeğeri bazında 272 milyon kilograma ulaştı. UkrAgroConsult’un aktardığı bilgilere göre ihracattaki olumlu eğilim ikinci ayına girdi. Temmuzda yıllık bazda %8,46 artış kaydedilmiş ve ihracat 225 milyon kilogram süt eşdeğerine karşılık gelmişti. Yüksek ihracat hacmi; peynir, tereyağı, süt tozu ve diğer süt hammaddelerini üreten Avrupalı üreticiler için daha geniş satış olanakları oluşturdu. Ancak ürün gruplarının performansı aynı olmadı. Peynir altı suyu ürünleri ihracatı ağustosta yıllık bazda %10,3 geriledi ve bu düşüş, diğer süt ürünlerindeki ihracat artışının olumlu etkisini kısmen sınırladı. Peynir altı suyu ve işlenmiş türevlerine yönelik talebin, gıda hammaddeleri ile protein ürünleri piyasalarının seyri ve tedarikçiler arasındaki rekabetten etkilendiği belirtildi.

Paraguay’da 10 Frigorifik Tesis Meksika’ya Sığır Eti İhracatı İçin Yetkilendirildi
Görsel kaynağı: La Nación Paraguay · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da 10 Frigorifik Tesis Meksika’ya Sığır Eti İhracatı İçin Yetkilendirildi

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Paraguay’daki 10 frigorifik tesis, yaklaşık 120 milyon kişilik Meksika pazarına sığır eti ihraç etmek için yetki aldı. Açıklama, Paraguay Ulusal Hayvan Kalitesi ve Sağlığı Servisi (Senacsa) Başkanı José Carlos Martin tarafından yapıldı. Meksika’nın hayvansal ürünlerde sağlık otoritesi olan Senasica’nın ihracat izinlerini doğrulamasının ardından pazar Paraguay menşeli sığır etine açıldı. Senacsa’ya göre erişim, üretim koşulları, resmi kontroller, izlenebilirlik ve gıda güvenliği şartlarının değerlendirildiği teknik ve sağlık sürecinin sonucunda sağlandı. Martin, yetkilendirme sürecinin ABD pazarı için yürütülen süreçten bile daha zorlu olduğunu belirtti. Kanada, ABD ve Meksika’nın üç yılda toplam 550 milyon kişilik Kuzey Amerika pazarını oluşturduğunu söyleyen Martin, Paraguay’ın Meksika’ya yapacağı sevkiyatların Kanada’daki seviyeyi aşabileceğini, ancak ABD hacmine ulaşamayacağını tahmin etti. İlk hedefin 10.000 tona ulaşmak olduğu, ilk ticari deneme sevkiyatlarının bu yıl yapılabileceği ve Meksika pazarının gelecek yıl tamamen faal hale gelmesinin beklendiği aktarıldı. Martin’in kişisel değerlendirmesine göre sevkiyatlarda ağırlıklı olarak ön çeyrekler yer alabilir; ancak hangi kesimlerin gönderileceğine özel sektör karar verecek. Ayrıca 1 Ocak’tan itibaren sıfır gümrük vergili 70.000 tonluk başlangıç kotası uygulanacağı ve Paraguay’ın bu kotada Brezilya ile rekabet edeceği bildirildi. Senacsa, açılışın ihracat destinasyonlarını çeşitlendireceğini ve Paraguay’ın sığır eti zinciri için yeni ticari olanaklar yaratacağını belirtti.

Moldova’da 15 Bin Tonluk Tahıl ve Yağlı Tohum Kompleksi Satışa Çıkarıldı
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Moldova’da 15 Bin Tonluk Tahıl ve Yağlı Tohum Kompleksi Satışa Çıkarıldı

Moldova’nın Ștefan Vodă ilçesine bağlı Olănești köyünde, tahıl ve yağlı tohumların kabulü, temizlenmesi, kurutulması, soğutulması ve depolanması için kullanılan bir kompleks satışa sunuldu. Dinyester Nehri kıyısında, yaklaşık 6,53 hektarlık alana yayılan tesisin toplam eşzamanlı depolama kapasitesi yaklaşık 15 bin ton olarak belirtiliyor. Komplekste tahılların temizlenmesi, işlenmesi ve koşullandırılması için ekipmanların yanı sıra saatte 96 ton toplam kurutma kapasitesi bulunuyor. Tesiste ayrıca yükleme ve boşaltma altyapısı, tahıl kabulü ve teslimatında gerekli ölçümleri yapabilen bir laboratuvar ile sonuçları bilgisayara aktarılabilen 60 ton kapasiteli elektronik araç kantarı yer alıyor. Tesisin konumu, Odesa’ya yaklaşık 65 kilometre ve Kişinev’e 125 kilometre mesafede olmasıyla tanımlanıyor. Altı hektarın üzerindeki alanın, gelecekteki yatırımcının stratejisine bağlı olarak modernizasyon veya geliştirme çalışmalarına olanak sağlayabileceği belirtiliyor. İşletme belgelerinde, geçmişte Olănești bölgesinden Dinyester Nehri üzerinden mavnalarla tahıl ve diğer yüklerin taşındığı aktarılıyor. Bu faaliyetlerin yeniden başlatılması için ek yatırım ve altyapı çalışmaları gerektiği kaydediliyor. Satış fiyatı ve koşulları ise talep üzerine paylaşılacak.

Drenas'ta Çiftçilere 92 Tarım Makinesi Dağıtıldı
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber
Veri haberi

Drenas'ta Çiftçilere 92 Tarım Makinesi Dağıtıldı

Kosova’daki Drenas Belediyesi, yerel çiftçilere 92 tarım makinesi dağıttı. Proje kapsamında 34 buğday ekim makinesi, 16 mısır ekim makinesi ve 42 freze teslim edildi. Dağıtım, belediye ile Islamic Relief arasındaki iş birliği çerçevesinde gerçekleştirildi. Toplam değeri 110 bin 873,40 euro olan yatırımın %55’i Islamic Relief, %45’i ise Drenas Belediyesi tarafından karşılandı. Yararlanıcı çiftçiler de faydalandıkları ekipman bileşeninin değerinin %30’una katkı sağlıyor. Belediye, desteğin çiftçilerin çalışma koşullarını ve yerel tarımsal üretim kapasitesini geliştirmesini amaçlıyor.

Bulgaristan, Yeni OTP’de Yağ Gülüne Özel Destek İstiyor
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber

Bulgaristan, Yeni OTP’de Yağ Gülüne Özel Destek İstiyor

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Bulgaristan hükümeti, Avrupa Birliği’nin (AB) yeni Ortak Tarım Politikası (OTP) düzenlemesine yağ gülü için özel bir destek müdahalesi eklenmesini istiyor. Hükümetin onayladığı ülke tutumu, 26-27 Ekim 2026’da Lüksemburg’da yapılacak AB Tarım ve Balıkçılık Konseyi toplantısında ele alınacak düzenleme önerisi kapsamında sunulacak. Bulgaristan ayrıca alan bazlı azalan ödemelerin azaltılması ve sınırlandırılmasının üye ülkeler açısından gönüllü kalmasını, ulusal tarım yapısına göre yeterli esneklik sağlanmasını savunuyor. Ülke, ödeme indirimleri ve tavanları uygulanmadan önce yararlanıcıların tarımsal faaliyetleriyle bağlantılı işçilik giderlerinin düşülebilmesini de talep ediyor. Bulgaristan, OTP bölümünde önemli zarar vermeme (DNSH) ilkesinin uygulanmamasını ve desteklerin kesintiye uğramaması için geçiş önlemleri alınmasını istiyor. Sofya, ticaret anlaşmalarının serbestleştirilmesinin AB iç pazarında baskı oluşturmamasını ve Avrupa tarım üreticilerinin rekabet gücünü zayıflatmamasını talep ediyor. Ayrıca hayvan hastalıklarında AB bölgeselleştirme ilkelerinin üçüncü ülkelerle diyalogda ve serbest ticaret anlaşmalarında önceliklendirilmesini savunuyor. Konseyde Baltık Denizi için 2027 balıkçılık fırsatlarına ilişkin siyasi anlaşma hedeflenirken, Bulgaristan bu düzenlemeden doğrudan etkilenmeyecek.

Arunachal Pradesh Hükümeti, Süt Kooperatifleri İçin ITBP ile Mutabakat İmzaladı
Görsel kaynağı: The New Indian Express · Özgün haber

Arunachal Pradesh Hükümeti, Süt Kooperatifleri İçin ITBP ile Mutabakat İmzaladı

Arunachal Pradesh hükümetinin Hayvancılık, Veterinerlik ve Süt Geliştirme Departmanı, eyaletteki süt kooperatifleri sektörünü güçlendirmek amacıyla Hindistan-Tibet Sınır Polisi (ITBP) ile mutabakat zaptı imzaladı. Itanagar’daki Sivil Sekreterlikte düzenlenen programda, ITBP personeline paketlenmiş süt tedarikinin başlatılması için de tören yapıldı. Mutabakat, yerel üretilen süt için yapılandırılmış bir kurumsal pazar oluşturulmasını, süt üreticilerinin pazar bağlantılarının güçlendirilmesini ve organize, sürdürülebilir bir süt kooperatifleri sektörünün geliştirilmesini hedefliyor. İşbirliği kapsamında ITBP personeline kalite ve gıda güvenliği standartlarına uygun paketlenmiş sütün düzenli, güvenilir ve zamanında ulaştırılması öngörülüyor. Departmanın çalışmaları, süt değer zincirinin üretim, toplama, işleme, paketleme ve pazarlama aşamalarını kapsıyor. Bakan Gabriel D. Wangsu, süt sektörünün çiftçi gelirlerini artırabileceğini, kırsal istihdam yaratabileceğini ve eyaletin ekonomik öz yeterliliğini güçlendirebileceğini belirtti. ITBP’den Abu Sufian ise işbirliğini yerel süt üretimi ile kurumsal talebi buluşturan pratik bir adım olarak değerlendirdi.

Gürcistan’ın Kaheti Bölgesinde Zeytinde İyi Hasat Beklentisi
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’ın Kaheti Bölgesinde Zeytinde İyi Hasat Beklentisi

Gürcistan’ın Kaheti bölgesindeki Taribana Ovası’nda zeytin hasadı sürerken, Çevre Koruma ve Tarım Bakanı Davit Songulaşvili, Cumhurbaşkanı Mihail Kavelaşvili ve First Lady Tamar Bagrationi ile Svanidze Olive bahçelerini ziyaret etti. Bakan, ülkede zeytin yetiştiriciliğinin geliştirilmesi için önemli bir potansiyel bulunduğunu söyledi. Svanidze Olive, kendi bahçelerinde yetiştirdiği zeytinlerin yanı sıra Gürcistan’daki diğer üreticilerden aldığı ürünleri de işliyor. Tesisin günlük kapasitesi 80 tona kadar çıkıyor. Bahçelerde ve fabrikada sezonluk 100-120 kişi çalışırken, çalışanların yaklaşık %95’ini yerel halk oluşturuyor. Üreticilerden ürün alınması, hasadın işlenmesine ve zeytin yetiştiriciliğinin ticari olarak sürdürülmesine katkı sağlıyor. Şirket, farklı yıllarda Kırsal Kalkınma Ajansının imtiyazlı tarım kredisi, “Geleceği Dik”, teknik yardım ve tarım makineleri ortak finansmanı programlarından yararlandı. Teknik yardım kapsamında işletme, ISO 22000 gıda güvenliği yönetim standardına uygunluk sertifikasyonu sürecinden geçiyor. Gürcistan genelinde zeytin bahçelerinin kurulması 25,7 milyon lariyle ortak finanse edilirken desteklenen alan 3.720 hektara ulaştı. Kaheti’de ortak finansman 20 milyon lariye, desteklenen alan ise 3.000 hektarın üzerine çıktı.

ABD Tarım Borçlarının 2026'da 605 Milyar Dolara Çıkması Bekleniyor
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber
Veri haberi

ABD Tarım Borçlarının 2026'da 605 Milyar Dolara Çıkması Bekleniyor

ABD tarımındaki borçların 2026'da rekor düzey olan 605 milyar dolara yükselmesi bekleniyor. Ancak bu tahmin, ağırlıklı olarak bankalar ve düzenlenmiş kredi kuruluşlarından alınan kredileri kapsıyor. Tedarikçiler, kooperatifler, makine üreticileri ve finans şirketlerinden sağlanan alternatif finansman biçimlerinin tam ölçülememesi nedeniyle gerçek borçluluğun daha yüksek olabileceği belirtiliyor. Donald Trump'ın politikaları, dalgalı piyasalar ve artan maliyetler ABD'li çiftçileri zorlarken daha fazla işletme geleneksel bankaların dışından finansman arıyor. Tarım işletmelerinin iflas başvurularındaki artış bazı bankaların kredi vermeyi azaltmasına yol açtı. Hükümet, hasat dönemindeki dizel maliyetlerinin bir bölümünü karşılamak üzere Harvest Fuel Relief programı kapsamında 8 milyar dolarlık tek seferlik destek açıkladı. Önemli ürünler için ödeme düzeylerinin kasım ayında duyurulması bekleniyor. ABD Tarım Bakanlığına (USDA) göre tarımın enflasyona göre düzeltilmiş borçları 2000'den bu yana iki kattan fazla arttı. Buna rağmen sektörün bütünüyle iflasa yakın olmadığı değerlendiriliyor. Borçlar toplam varlıkların yaklaşık %13,5'ine karşılık gelirken, nakit akışı zayıf ve makine, arazi ya da kısa vadeli finansman ihtiyacı yüksek işletmelerde baskının daha güçlü olduğu aktarılıyor. Varlıkların yaklaşık %83'ünün arazi ve binalardan oluşması, hızlı sermaye yaratma imkânını sınırlıyor.

Arjantin, 2035’e kadar Küresel Gıda Talebinde Kilit Tedarikçi Olabilir
Görsel kaynağı: TN · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin, 2035’e kadar Küresel Gıda Talebinde Kilit Tedarikçi Olabilir

Rosario Ticaret Borsası (BCR) tarafından Bruno Ferrari ve Emilce Terré’nin hazırladığı rapora göre, dünya agroendüstriyel ürün talebinin gelecek 10 yılda güçlü biçimde artması bekleniyor. OCDE-FAO’nun 2026-2035 Tarım Görünümü’ne dayanan değerlendirmede Arjantin; protein küspeleri, bitkisel yağlar, tahıllar ve et ürünlerinde artan küresel talebi karşılayabilecek başlıca tedarikçilerden biri olarak öne çıkıyor. Projeksiyonlara göre dünya tarımsal üretim değerinin sabit fiyatlarla 2035’e kadar %13,3 artması bekleniyor. Hayvansal üretimde %15,1, bitkisel üretimde %12,5 ve yemlik protein kullanımında %13,5 büyüme öngörülüyor. Küresel üretim artışının yaklaşık %80’inin Asya-Pasifik, Sahra Altı Afrika ve Latin Amerika’daki orta gelirli ülkelerden gelmesi beklenirken, ticaretin bölgeler arasındaki arz ve talebi dengelemede önemli rol oynayacağı belirtiliyor. Ürün fiyatlarının reel olarak mevcut seviyelerde sabit kalması veya biraz gerilemesi beklendiğinden, rekabet gücü ve ihraç edilen miktarların belirleyici olacağı ifade ediliyor. Arjantin için en güçlü fırsat alanı yağlı tohum ürünleri olarak gösteriliyor. Ülkenin protein küspeleri ve bitkisel yağlar toplam ihracatının 2035’te 2023-25 ortalamasına göre 10,4 milyon ton artması bekleniyor. Bu artışın 8,3 milyon tonunun küspelerden, 2,1 milyon tonunun yağlardan gelmesi öngörülüyor. Artışın temel dayanağı soya üretimi; OCDE-FAO, Arjantin’in 2035’te 56 milyon ton soya üreterek protein küspelerinde dünyanın en büyük ihracatçısı konumunu koruyabileceğini tahmin ediyor. Tahıl ticaretinde Arjantin’in ihracatının 2035’e kadar yaklaşık 5,5 milyon ton artacağı, bunun 3,5 milyon tonunun buğdaydan ve 2 milyon tonunun mısırdan oluşacağı öngörülüyor. Ülkenin küresel mısır ihracatındaki payının 2035’te %16’ya çıkabileceği belirtiliyor. Ancak rapora göre Arjantin’in bu büyümeden daha fazla yararlanması; verimlilik, altyapı ve ticari koşullardaki iyileşmelere bağlı olacak. Hayvansal ürünlerde OCDE-FAO, Arjantin’in sığır eti ihracatının 2035’te 1 milyon tona ulaşarak yeni bir zirve yapabileceğini tahmin ediyor. Raporda Arjantin, Çin, Tayland ve Türkiye ile birlikte et ihracatında en yüksek büyümenin beklendiği ülkeler arasında sıralanıyor; bu görünüm verimlilik kazanımları, yem bulunabilirliği ve rekabetçi maliyet yapılarıyla ilişkilendiriliyor. Ayrıca küresel süt ürünleri tüketiminin nüfus artışı ve beslenme tercihlerindeki değişimlerle genişlemeyi sürdürmesi bekleniyor.

Mercosur’dan AB’ye Bal İthalatı İlk Üç Ayda Neredeyse İkiye Katlandı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Mercosur’dan AB’ye Bal İthalatı İlk Üç Ayda Neredeyse İkiye Katlandı

Unión de Uniones, Avrupa Birliği’nin (AB) Mercosur ülkelerinden bal ithalatının, AB-Mercosur ticaret anlaşmasının uygulanmaya başlamasından sonraki ilk üç ayda güçlü biçimde arttığını bildirdi. Resmî dış ticaret verilerine göre AB, Mayıs-Temmuz 2026 döneminde Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Paraguay’dan 12.692,51 ton bal aldı. Bu miktar, 2025’in aynı dönemindeki 6.535,59 tona göre %94,2 daha yüksek oldu. Artış özellikle temmuz ayında belirginleşti. AB’ye yalnızca Temmuz 2026’da 6.269,81 ton Mercosur balı girdi; Temmuz 2025’te bu miktar 2.248,10 tondu. Böylece yıllık artış %178,9’a ulaştı. Temmuz ithalatının 5.343,34 tonu Arjantin’den geldi. Arjantin’i 635,35 tonla Uruguay ve 291,12 tonla Brezilya izledi. Örgütün dikkat çektiği bir diğer konu, Mercosur balı için uygulanan 09.0881 numaralı tarife kontenjanı oldu. Anlaşmanın 1 Mayıs 2026’da yürürlüğe girmesi nedeniyle o yıl için etkin yıllık kontenjan 5.000 ton olarak belirlendi. İlk alt dönem olan 1 Mayıs-30 Haziran’da kullanılabilir miktar 1.402,04 tonken, bu kapsamda yapılan ithalat miktarı 152,04 ton aşıldı. Avrupa Komisyonu, aşan miktarı yılın son alt döneminden düşerek bu dönemin kontenjanını 1.722,96 tona indirdi. Unión de Uniones, toplam Mercosur balı ithalatı ile tercihli tarife kontenjanından yararlanan ithalatın aynı kapsam olmadığını belirtti. Örgüte göre kontenjan, sonraki yıllarda kademeli olarak artarak tercihli tarife kapsamındaki yıllık 45.000 tona ulaşacak. Kuruluş, Komisyon’dan ithalat hacimleri, giriş fiyatları, menşe ülkeleri ve kontenjan kullanımına ilişkin güçlendirilmiş izleme istedi. Ciddi piyasa bozulması veya üreticilere kanıtlanmış zarar oluşması halinde korunma araçlarının gecikmeden kullanılmasını da talep etti.

AB Eurobarometresi: Gıda İnovasyonu Yararlı Bulunuyor, Bilgi Eksikliği Sürüyor
Görsel kaynağı: Livsmedelsnyheter · Özgün haber
Veri haberi

AB Eurobarometresi: Gıda İnovasyonu Yararlı Bulunuyor, Bilgi Eksikliği Sürüyor

AB Komisyonunun özel Eurobarometre araştırması, Avrupalıların gıda inovasyonunu tarım ve gıda üretimindeki zorluklara karşı yararlı bir araç olarak gördüğünü, ancak yenilikçi gıdalara yönelik tutumların bilgi düzeyine göre önemli ölçüde değiştiğini ortaya koydu. Araştırma, 27 AB ülkesinde 22 Mayıs-24 Haziran 2026 tarihleri arasında, 15 yaş ve üzeri 26.456 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların %68’i, gıda inovasyonunun çiftçilere ve gıda üreticilerine iklim değişikliği, zararlılar, kaynak kıtlığı ve tedarik kesintileri gibi sorunlarla başa çıkmak için ek araçlar sağlayabileceğini belirtti. Yenilikçi ürünler arasında en yüksek kabul, kuraklığa, zararlılara veya aşırı hava koşullarına dayanıklı bitkilerden elde edilen meyve ve sebzelere gösterildi; katılımcıların %50’si bu ürünleri tüketmekte rahat hissedeceğini söyledi. Buna karşılık, Avrupalıların %72’si yenilikçi gıdalar, bileşenler ve tarımsal ürünler hakkında yeterince bilgili hissetmediğini bildirdi. Kendini iyi bilgilendirilmiş hisseden katılımcıların %72’si yenilikçi gıdalara olumlu bakarken, yeterince bilgili hissetmeyenlerde bu oran %27’ye geriledi. Genel tutumda %51 olumsuz, %39 olumlu görüş bildirildi. Tüketicilerin beklentileri arasında şeffaflık öne çıktı. Katılımcıların %85’i yenilikçi gıda ürünlerinde açık isimler bulunmasını ve ürünlerin nasıl üretildiği, neleri içerdiği ve nereden geldiği konusunda anlaşılır bilgi verilmesini istedi. Yenilikçi gıdalara yönelik rahatlık, gençlerde, yüksek eğitimlilerde, büyük şehirlerde yaşayanlarda ve bu ürünleri daha önce duymuş kişilerde daha yüksek ölçüldü. Bulgular, gıda inovasyonunun kabulü için açık iletişim, güvenlik ve kamu güveninin önemine işaret ediyor.

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Silajında Enerji Değerini Artırmak İçin Nişasta ve Kuru Madde Dengesi Öne Çıkıyor

Güney Afrika’daki süt ve besi işletmelerinde temel kaba yem kaynaklarından biri olan mısır silajının gerçek değerinin, yalnızca yüksek hacimle değil, enerji yoğunluğuyla değerlendirilmesi gerektiği belirtiliyor. Pannar Seed saha agronomisti Kerry Rowlands, üreticilerin besleme programlarında kuru madde ile nişasta arasındaki dengeye odaklanarak silajın yem verimliliğini artırabileceğini ve pahalı ticari yem katkılarına olan ihtiyacı azaltabileceğini ifade ediyor. Yüksek değerli silaj üretimi, ekimden önce toprak koşullarının yönetilmesiyle başlıyor. Özellikle toprak altı asitliğinin giderilmesi ve potasyum düzeylerinin dengelenmesi önem taşıyor; çünkü bütün bitkinin hasadı, yalnızca dane hasadına kıyasla topraktan daha fazla besin kaldırıyor. Hibrit seçiminde ise biyokütle miktarı, dane potansiyeli pahasına artırılmamalı. Rowlands’a göre dane, mısır silajının enerji değerinin %65’ine kadarını sağlayabildiği için yüksek dane verimi sunan hibritler silaj için de uygun seçenekler olabilir. Silajlık mısırda ekim sıklığı, biyokütleyi yükseltmek amacıyla dane üretimine göre genellikle %10 ila 30 daha yüksek tutuluyor. Ancak bitkilerin ışık ve besinler için aşırı rekabet etmesi koçanların küçülmesine ve nişasta yoğunluğunun azalmasına yol açabiliyor. Düzgün çıkış için toprak sıcaklığının sürekli 15°C’nin üzerinde olması ve yeterli nem bulunması gerekiyor. Kuraklık, besin eksikliği ve yaprak hastalıkları ise kök gelişimini, dane dolumunu ve nihai yemin enerji kalitesini düşürebiliyor. Hasat sonrasında da uygulama hataları silajın değerini azaltabiliyor. Sıkıştırma ve kapatma işlemlerinin dikkatle yapılması, bunker veya balyaya oksijen girmesini önlemek açısından kritik. Hava girişi maya ve küf oluşumuna, bozulmaya ve önemli yem kayıplarına neden olabiliyor. Bu nedenle yüksek kaliteli mısır silajı; toprak hazırlığı, hibrit seçimi, bitki sağlığı, hasat, sıkıştırma ve depolama aşamalarının tamamında doğru uygulamaya bağlı bulunuyor.

FAO, Hürmüz Boğazı’ndaki Aksamaların Gübre Fiyatlarını Artırabileceği Uyarısında Bulundu
Görsel kaynağı: Buratha News · Özgün haber
Veri haberi

FAO, Hürmüz Boğazı’ndaki Aksamaların Gübre Fiyatlarını Artırabileceği Uyarısında Bulundu

FAO Başekonomisti Maksimo Torero, Hürmüz Boğazı’nda deniz taşımacılığının uzun süreli aksamasının gübre kıtlığına ve küresel fiyat artışına yol açabileceği uyarısında bulundu. Torero, ithalatçı ülkelerin alımlarını azaltmak veya daha yüksek maliyetli alternatif tedariklere yönelmek zorunda kalabileceğini söyledi. Torero’ya göre dünya gübre piyasasında işlem gören gübrelerin üçte birine kadarı boğazdan geçiyor; Körfez ülkeleri küresel üre ihracatının %30-35’ini, amonyak ihracatının %20-30’unu gerçekleştiriyor. Bazı ticaret akışları kısmen toparlansa da ihracat aksamaları, artan navlun ve sigorta maliyetleri gübre bulunabilirliği ile fiyatlarını etkiliyor. Gübre kullanımının azalması, gelecek sezonlarda verim ve üretimi düşürerek özellikle düşük gelirli ve ithalata bağımlı ülkelerde gıda güvenliği riski yaratabilir.

Ortadoğu’daki Savaş ve Panama Kuraklığı Küresel Deniz Taşımacılığını Aksatıyor
Görsel kaynağı: NV Ukraine · Özgün haber
Veri haberi

Ortadoğu’daki Savaş ve Panama Kuraklığı Küresel Deniz Taşımacılığını Aksatıyor

Kızıldeniz’deki Husilerin saldırıları, ABD ile İran arasındaki çatışma ve kuraklığın Panama Kanalı’nda yol açtığı kısıtlamalar, küresel deniz ticaretinin kritik rotalarını aynı dönemde aksattı. NV’nin değerlendirmesine göre Hürmüz Boğazı’ndaki abluka, dünya genelinde dizel fiyatlarını yükselten başlıca etken oldu. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik 28 Şubat 2026’da başlattığı operasyonun ardından ticari gemilere yönelik saldırı tehditleri ve abluka deniz trafiğini azalttı; petrol fiyatları varil başına 100 doların üzerine çıktı. BBC Verify, Ekim 2026’da ABD’nin İran savaşının küresel dizel ihracatındaki düşüşte Ukrayna savaşından daha büyük etki yarattığını bildirdi. Basra Körfezi ülkelerinin günlük dizel ihracatı 2025’te yaklaşık 1,4 milyon varilden Eylül 2026’da 810 bin varil azalarak yaklaşık %58 geriledi. BBC Verify, düşüşün başlıca nedeni olarak Hürmüz Boğazı’ndaki tanker saldırıları ile ABD’nin İran limanlarına ablukasını gösterdi. Rusya’nın günlük dizel ihracatı da aynı dönemde yaklaşık 810 bin varilden 140 bin varile düştü. ABD’de dizelin galon fiyatı savaş öncesindeki yaklaşık 3,50 dolardan Ekim başında 6,20 dolara yükseldi; Eylül’de 6,50 dolarlık rekor görülmüştü. Eylül 2026’da Husilerin Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçlerine karşı saldırı başlatması ve bir petrol boru hattının hedef alınması, deniz taşımacılığındaki baskıyı artırdı. Şirketler gemileri Afrika çevresine yönlendirirken transit süreleri ve maliyetler yükseldi. El Niño ve yağış azlığı Panama Kanalı’ndaki su seviyelerini düşürdü; mayıs-ağustos döneminde yağışlar ortalamanın %34, su girişleri normalin %44 altında kaldı.

Yeni Zelanda’da Otago’daki Engebeli Çiftlikte Sanal Çitten İlk Faydalar
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Otago’daki Engebeli Çiftlikte Sanal Çitten İlk Faydalar

Yeni Zelanda’nın South Otago bölgesindeki Lochindorb Run koyun ve sığır işletmesinde sanal çit kullanımının ilk sonuçları olumlu oldu. Lyndon ve Jade McNab’ın işlettiği 2.500 hektarlık çiftlikte sistem yaklaşık iki aydır kullanılıyor. McNab, sanal çitin zorlu tepe arazisinde mevcut arazi ve hayvan varlığından daha iyi yararlanma fırsatı sunduğunu belirtiyor. McNab, kısa süre önce başlatılan Livestock Innovation Farming Transformation (LIFT) programının katılımcıları arasında yer alıyor. Ülke genelinden dokuz çiftliğin dahil olduğu program, sanal çit ile bağlantılı çiftlik sistemi değişikliklerinin farklı işletme türleri ve koşullardaki ticari sonuçları hakkında ortak bir veri kütüphanesi oluşturmayı amaçlıyor. McNab, programdan aldığı mali ve teknik desteğin karşılığında deneyimini tarla günleri gibi etkinliklerde paylaşmayı kabul etti. Beef + Lamb tarafından “zor tepe arazisi” olarak sınıflandırılan işletmenin geniş bölümlerine yalnızca yürüyerek ulaşılabiliyor. Çiftlikte kış döneminde 600 gebe sığır ve yaklaşık 6.500 koyun bulunuyor; işletme ayrıca her yıl en az 100 gün ot büyümesi olmadan geçecek şekilde planlama yapıyor. McNab, sanal çitin yem kullanımını iyileştirerek israfı azaltmasını ve genç damızlık hayvanların beslenmesini geliştirmesini umuyor. İlk ve ikinci kez buzağılayan sığırların kullanıldığı sistem, özellikle Southland ve Otago’da sezonun çok yağışlı geçtiği dönemde sürekli arka çitlemeye imkân verdi. McNab’a göre bu uygulama, buzağılama alanlarındaki çamur ve hasarı azaltırken hayvanlar taşındıktan sonra ilk otlatma bölümünün yeniden büyümesini hızlandırdı. Sığırlar yağışlı günlerde yüksek alanlara yönlendirilebiliyor; doğum bildirimleri de sorunların daha erken fark edilmesine yardımcı oluyor. Halter’in uydu bağlantısı, tepelik araziye iletişim kuleleri kurma ihtiyacını ortadan kaldırdığı için ayrıca avantaj sağlıyor.

Suriye Enerji Bakanı Kahire’de ICARDA ile Tarımsal Su Yönetimini Görüştü
Görsel kaynağı: SANA — Arapça Ekonomi · Özgün haber

Suriye Enerji Bakanı Kahire’de ICARDA ile Tarımsal Su Yönetimini Görüştü

Suriye Enerji Bakanı Muhammed el-Beşir, Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen dokuzuncu Kahire Su Haftası’nın açılış oturumuna katıldı. Beşir, etkinlik kapsamında Kurak Alanlarda Uluslararası Tarımsal Araştırma Merkezi (ICARDA) Genel Direktörü Nizar Haddad ile modern sulama ve tarım sektöründe kullanılan su kaynaklarının yönetimi alanlarında iş birliği olanaklarını görüştü. Görüşmede teknoloji transferi, eğitim ve su yönetiminde yapay zekâ uygulamalarından yararlanılması ele alındı. Beşir’in ertesi gün Arap Su Konferansı’nın açılışına ve Arap Su Bakanları Konseyi toplantılarına katılması, ayrıca Arap bakanlarla ortak iş birliği dosyalarını görüşmesi planlandı. Dokuzuncu Kahire Su Haftası 29 Ekim’e kadar sürecek; etkinlik FAO, Avrupa Birliği, UNESCO ve Mısır Tarım Bankası gibi kurumların iş birliğiyle düzenleniyor.

Avustralya’da Ağır Gıda Güvencesizliği 2020-2024 Arasında Yaklaşık %40 Arttı
Görsel kaynağı: The Conversation Australia · Özgün haber
Veri haberi

Avustralya’da Ağır Gıda Güvencesizliği 2020-2024 Arasında Yaklaşık %40 Arttı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avustralya’da ağır gıda güvencesizliği 2020 ile 2024 arasında ulusal düzeyde yaklaşık %40 arttı. The Conversation’da yayımlanan analizde, Hanehalkı, Gelir ve İşgücü Dinamikleri Avustralya (HILDA) yıllık anketi verilerine göre ağır gıda güvencesizliği yaşayanların oranının %2,1’den %3,0’a yükseldiği belirtildi. Analiz, bunun yalnızca mali zorluk göstergesi olmadığını, sağlık ve refah üzerinde kalıcı sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Çalışmada kullanılan ölçüm, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından geliştirilen uluslararası karşılaştırılabilir sekiz soruluk bir ölçeğe dayanıyor. Ağır gıda güvencesizliği, bu sekiz sorunun en az yedisine “evet” yanıtı verilmesi olarak tanımlanıyor. Ölçüm, yiyecek alımını azaltan, öğün atlayan veya zaman zaman hiç yemek yemeyen kişileri kapsıyor. Analiz, 2020 ve 2024 HILDA anketlerinde yaklaşık 15 bin kişinin verdiği yanıtlardan yararlanıyor. Artış, Avustralya’nın kentlerinde aynı ölçüde gerçekleşmedi. Büyük şehirler arasında Perth’te oran %1,35’ten %2,79’a çıkarak iki kattan fazla arttı. Adelaide, 2020’de %3,11 ve 2024’te %4,70 ile her iki yılda da en yüksek seviyeyi kaydetti. Sydney ve Melbourne’de de artış görüldü. Brisbane ise oranın %2,63’ten %2,49’a gerilediği tek şehir oldu. Gıda güvencesizliği, ülkede genel olarak yerleşim yerinin uzaklığı arttıkça yükseliyor. Ancak bölgesel topluluklar aynı şekilde etkilenmiyor. Victoria’da 2024’te oran Melbourne’de %2,82, iç bölgesel Victoria’da %2,00 oldu; dış bölgesel Victoria’da ise daha yüksek bir oran gözlendi. Analiz, HILDA’nın bölgesel alanlardaki küçük örnekleminin bu bölgelerdeki deneyimleri olduğundan düşük tahmin edebileceği uyarısını da içeriyor. Konut maliyetleri, iş olanakları, gıdaya erişim ve fiyatlar, ulaşım ile hizmetler bu farklılıklarda rol oynayabilecek etkenler olarak sıralanıyor. En yüksek seviyeler çocuklu tek ebeveynli ailelerde görüldü. Bu grupta ağır gıda güvencesizliği %11,57’den %13,68’e yükseldi; 15 yaşından büyük çocukları olan tek ebeveynli ailelerde ise oran %1,73’ten %4,42’ye çıktı. Çocuklu çiftlerde gıda güvencesizliği yaklaşık %87 arttı. Analize göre konut giderleri, borç, iş güvencesizliği veya hastalık, daha fazla kaynağa sahip ailelerin bütçesini de zorlayabiliyor. Yazarlar, ulusal temsili anketlerin ve bölgesel verilerin politika müdahaleleri için gerekli olduğunu, yerel kuruluşlar, hayır kurumları, gıda bankaları ve kamu hizmetlerinin ise temel nedenleri tek başına çözemeyeceğini belirtiyor.

Mısır ve BAE, 2026 BM Su Konferansı Hazırlıklarını Görüştü
Görsel kaynağı: Sada El Balad · Özgün haber
Veri haberi

Mısır ve BAE, 2026 BM Su Konferansı Hazırlıklarını Görüştü

Mısır Su Kaynakları ve Sulama Bakanı Hani Suvaylim ile Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakan Yardımcısı Abdullah Bilala, Abu Dabi’de düzenlenecek 2026 Birleşmiş Milletler Su Konferansı’nın hazırlıklarını görüştü. Dokuzuncu Kahire Su Haftası kapsamında pazar günü yapılan görüşmede, Mısır ile BAE’nin ortak ilgi alanındaki su konularında işbirliği ve koordinasyon ele alındı. Suvaylim, Mısır’ın BAE ve Senegal’e konferansı başarılı biçimde düzenlemeleri için tam destek vereceğini belirtti. Görüşmede ayrıca Mısır ve Japonya’nın, “Gezegen İçin Sular” başlıklı üçüncü etkileşimli diyalog kapsamında yürüttüğü çalışmalar değerlendirildi. İki ülke, altı öncü girişim çerçevesindeki önerileri ilgili kurumlar ve ortaklarla bir araya getiriyor. Bu girişimler sürdürülebilir su yönetimi, ekosistemlerin restorasyonu, yapay zekâ ve verilerden yararlanılması, erken uyarı sistemleri, politikaların uygulamaya dönüştürülmesi ve genç su liderlerinin desteklenmesini hedefliyor. Suvaylim, girişimlerin rolleri, ortakları ve uygulama mekanizmalarının korunarak konferansın genel çıktılarıyla bütünleştirilmesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Abu Dabi 2026 ile Duşanbe 2028 konferansları ve sonraki toplantılar arasında süreklilik ve bütünlük kurulmasının, su konusunun Birleşmiş Milletler gündemindeki yerini güçlendireceğini ifade etti. Kahire Su Haftası’nda toplam 137 teknik ve bilimsel oturum düzenleniyor; programda konferans öncesindeki son hazırlık oturumu ile su güvenliği ve kapasite geliştirme başlıkları da bulunuyor.