ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

477 haber · Sayfa 8

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı
Görsel kaynağı: Sunday World · Özgün haber
Veri haberi

Kenya’da Kuraklık Taze Süt Arzını Daralttı

El Niño iklim örüntüsüyle bağlantılı uzun süreli kurak koşullar, Kenya’da taze süt arzını aksattı. Başkent Nairobi’de tüketiciler son haftalarda aralıklı kıtlıklarla karşılaşırken, süpermarketler artan talep karşısında düzenli teslimatları sürdürmekte zorlandı. Bazı popüler markalar raflarda hızla tükenirken, sabah gelen süt sevkiyatlarının da birkaç saat içinde satıldığı bildirildi. Kıtlık, perakende fiyatlarını yükselterek yaşam maliyeti baskısı altındaki hanelerin bütçelerini daha da zorladı. Kenya Dairy Board verilerine göre resmi sektördeki işlemeciler temmuzda en az 81 milyon litre çiğ süt topladı; bu, geçen yılın aynı dönemine kıyasla %5,8 düşüş anlamına geliyor. Bir süt çiftliği yöneticisi de üretimde %3,7 gerileme yaşandığını belirtti. Çiftlik teknik sorumlusu Nora Makena, hayvan yemi giderlerinin üretim maliyetlerinin yaklaşık %70’ine çıktığını, geçen yıl bu oranın %55 olduğunu söyledi. Bazı çiftçiler yem miktarını azaltırken süt verimi ve sığırların fiziksel durumu olumsuz etkilendi. Tarım yetkilileri, yağışlı El Niño dönemi öncesindeki kurak koşulların otlakların azalmasına ve işlemecilere yapılan süt teslimatlarının düşmesine katkıda bulunduğunu belirtiyor. Kenya Meteoroloji Dairesi, ekim-aralık döneminde ülkenin yaklaşık %80’inde ortalamanın üzerinde yağış bekliyor. Yağışların otlakları ve yem bulunabilirliğini iyileştirmesi beklenirken, uzmanlar çiftçilerin yem stoklarını yeniden oluşturması ve hayvan verimliliğini artırması gerektiği için toparlanmanın hemen gerçekleşmeyeceği uyarısında bulunuyor. Kenya hükümeti sektörü istikrara kavuşturmak amacıyla yem dağıtımı, piyasa denetiminin güçlendirilmesi ve süt kayıplarını azaltacak soğuk zincir altyapısının geliştirilmesi üzerinde çalışıyor. Yetkililer ayrıca sığır yetiştiriciliğine bağımlılığı azaltmak için deve, keçi ve manda sütü gibi alternatif süt kaynaklarını teşvik etmeyi planlıyor.

Ukrayna Komşularından Tahıl Transit Geçişi İstedi
Görsel kaynağı: Exxpress · Özgün haber

Ukrayna Komşularından Tahıl Transit Geçişi İstedi

Bir medya haberine göre Ukrayna Devlet Başkanı Volodymyr Zelenskyy, Karadeniz'deki abluka nedeniyle Polonya, Romanya, Slovakya ve Macaristan'dan tahıl sevkiyatının transit geçişine izin verilmesini istedi. RTL, bu bilgiyi Macaristan Başbakanı Peter Magyar'a atıfla cumartesi günü aktardı. Aktarılan açıklamaya göre Magyar, tahılın yalnızca Macaristan üzerinden geçirilmesi koşuluyla itirazı olmadığını belirtti. Zelenskyy ise mısırın mühürlü yük vagonlarıyla Batı Avrupa'ya taşınmasının Ukrayna'ya yardımcı olacağını söyledi. Önlemin olası amacı, ucuz Ukrayna tahılının transit ülkelerdeki pazarlara ulaşarak yerel çiftçiler üzerinde fiyat baskısı oluşturmasını önlemek olabilir.

Birleşik Krallık Sığır Eti Piyasasında 2026 İçin Sıkı Arz ve Yüksek Fiyat Beklentisi
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık Sığır Eti Piyasasında 2026 İçin Sıkı Arz ve Yüksek Fiyat Beklentisi

Birleşik Krallık’ta sığır eti arzının 2026’da sıkı kalması ve fiyatları desteklemesi bekleniyor. Agriculture and Horticulture Development Board (AHDB), ülkenin sığır eti üretiminin 2026’da 904.000 tona ulaşacağını öngördü. Üretimin, artan karkas ağırlıklarının daha düşük kesim sayılarını dengelemesiyle 2025’e göre %1 yükselmesi bekleniyor. Üretici güveni, iç politika belirsizliği, aşırı hava olayları ve süregelen kârlılık sorunları nedeniyle kırılgan kalıyor. AHDB’ye göre zayıf tüketici talebi ve değişen ithalat bileşimi, sıkı arzın fiyatları desteklemesine rağmen belirgin fiyat artışını sınırlayabilir.

Endonezya'da Canlı Tavuk Fiyatı Üretim Maliyetinin Altında Kaldı
Görsel kaynağı: detikcom · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya'da Canlı Tavuk Fiyatı Üretim Maliyetinin Altında Kaldı

Endonezya’da çiftlik düzeyindeki canlı tavuk fiyatı Rp20.000-20.500/kg seviyesine gerilerken üretim maliyeti Rp24.000-Rp25.000/kg’a yükseldi. Yem fiyatının Rp9.700-10.000/kg’a çıkması maliyet baskısını artırdı. Permindo’dan Asep Saepudin, üreticilerin tavuk başına Rp4.000-5.000 zarar ettiğini ve durum ay içinde kontrol altına alınmazsa yeniden üretim yapamayabileceklerini söyledi. Permindo, hükümetin canlı tavuk için belirlediği Rp19.500/kg’lık Alım Referans Fiyatı’nın (HAP) yükselen üretim maliyetleri nedeniyle artık geçerli olmadığını savundu. Örgüt, yem fiyatının Rp8.000-8.500/kg aralığına indirilmesini ve canlı tavuk için üretim maliyetine uyumlu en az Rp24.000/kg fiyat uygulanmasını istedi. Saepudin ayrıca, piyasa fiyatları üzerinde etkili olduklarını belirttiği entegre üreticilerin satış fiyatlarını artırmasını talep etti. Permindo’nun 180 bağımsız üreticiden oluştuğunu belirten Saepudin, mevcut koşulların sürmesi halinde tüm üyelerin iki ay içinde iflas edebileceği uyarısında bulundu. Tarım Bakanlığına bağlı Hayvancılık ve Hayvan Sağlığı Genel Müdürlüğü ekibi ise yem maliyetindeki artışta Rp7.500/kg’ı aşan mısır fiyatı, yükselen kepek fiyatı, döviz kuru ve ithal soya küspesi ile yemlik buğdayın lojistik giderlerinin etkili olduğunu açıkladı. Bakanlık, canlı tavuk alımını kolaylaştırdığını ve broiler günlük civciv üretimini piyasa ihtiyacına göre kontrol ettiğini bildirdi. Kesimhanelerin ve soğuk depoların daha etkin kullanılmasıyla üretici düzeyindeki arzın ve fiyatların desteklenmesi hedefleniyor.

Malezya, Kakao Üretimini Artırmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: The Sun Malaysia · Özgün haber

Malezya, Kakao Üretimini Artırmayı Hedefliyor

Malezya, kuru kakao çekirdeği arz açığını daraltmak ve ithalata bağımlılığı azaltmak amacıyla Sarawak’taki kakao ekim alanlarını genişletmeyi hedefliyor. Malezya Kakao Kurulu vekil genel müdürü Shari Fuddin Sha’ari, Sarawak’ın yanı sıra ülkenin başlıca kakao üretim bölgesi Sabah’taki ekim alanlarının artırılmasının, yeni dikilen ağaçlar meyve vermeye başladığında yerel hammadde arzını yükseltebileceğini söyledi. Sha’ari, üretimdeki genişlemenin daha güçlü işleme faaliyetleriyle birlikte yürütülmesi gerektiğini belirtti. Bu yaklaşım, çiftçilerin yalnızca kuru kakao çekirdeği satışına bağlı kalmak yerine çekirdekleri daha yüksek katma değerli çikolata ürünlerine dönüştürmesini amaçlıyor. Malezya Kakao Kurulunun, ilgili çiftçi ve girişimcilere işleme teknolojisi sağlayabileceği aktarıldı. Kurul ayrıca Sarawak kakao çekirdekleriyle tek menşeli çikolata üretimi geliştiriyor. Kota Samarahan’daki bir kooperatif araştırma merkezinde dört farklı bölgeden getirilen kuru çekirdekler işleniyor. Yetişme alanı ve işleme yöntemine göre değişen aroma ve tat profilleri, yerel kakao karışımları ve gula Melaka gibi bileşenlerle yeni ürünler geliştirilmesine imkân sağlayabilir. Yaklaşımın genç girişimcileri sektöre çekmesi ve çiftçilere ekonomik fırsatlar sunması bekleniyor.

Paraguay’da Mandalina Arzı İthalata Bağlı
Görsel kaynağı: ABC Color · Özgün haber
Veri haberi

Paraguay’da Mandalina Arzı İthalata Bağlı

Paraguay’da kış aylarında mandalina raflarındaki arzın bir bölümü Brezilya ve Arjantin’den gelen ürünlerle karşılanıyor. Paraguay Tarım Teknolojisi Enstitüsüne (IPTA) bağlı Hernando Bertoni Araştırma Merkezi’nin (CIHB) geçici meyvecilik programı yöneticisi Lucidio Burgos’a göre temel sorun talep değil, yerli üretimin alıcıların istediği hacim, kalite ve sürekliliği sağlayamaması. Süpermarketler, bakkallar ve diğer alıcılar, yerel arzın karşılayabildiğinden daha uzun bir dönem ürün arıyor. Burgos, Paraguay’ın mandalina üretimini geliştirmeye uygun toprak ve iklime sahip olduğunu belirtiyor. Son sayıma göre ülkede, ticari işletmelerin yanı sıra kırsal avlulardaki ağaçları da kapsayan yaklaşık 800 hektar mandalina alanı bulunuyor. Verim, iklim ve yetiştirme yönetimine bağlı olarak hektar başına 25-30 ton arasında değişiyor. Üretim iki bölgede yoğunlaşıyor: Cordillera’da mayıstan itibaren pazara çıkan Dancy, Itapúa’daki Carlos Antonio López ve Mayor Otaño’da ise çoğunlukla temmuz-ağustos döneminde satılan Murcott öne çıkıyor. Bu dönemlerin dışında raflarda ithal ürün bulunuyor. Burgos, hasat takvimini uzatmak için çeşitlerin çeşitlendirilmesini öneriyor; ancak bunun yatırım ve planlama gerektirdiğini, Itapúa’da mandalinanın daha yüksek gelir sağlayabilen soya ile arazi rekabeti yaşadığını belirtiyor. Cordillera’da satışlar boyut, görünüm veya kaliteye göre sınıflandırılmadan yapılıyor. Fiyatlar sezona göre 100 meyve için 20.000-50.000 guarani arasında değişiyor. Kuraklık ve aşırı sıcaklar da üretimi tehdit ediyor. Hasat sonrasındaki ağustos-eylül döneminde su eksikliği üretimi düşürerek sonraki kampanyayı riske atabilirken, ocak-şubat sıcakları meyveyi yakıp ticari kaliteyi bozabiliyor. Sulama ve fertigasyon verimi koruyabilir, ancak istikrarlı alıcılar ve öngörülebilir fiyatlar olmadan bu yatırımların geri kazanılması zorlaşıyor. Burgos, düzenli arz için üreticiler, işleyiciler ve alıcılar arasında sözleşmeler kurulmasını; taze satışa uygun olmayan küçük meyvelerin ise reçel, marmelat ve şuruplu konservelerde değerlendirilmesini öneriyor.

Avusturya’da Meyve Hasadında %30, Sebzede %40 Düşüş Bekleniyor
Görsel kaynağı: Exxpress · Özgün haber
Veri haberi

Avusturya’da Meyve Hasadında %30, Sebzede %40 Düşüş Bekleniyor

Avusturya’da sıcak hava ve kuraklığın ardından meyve hasadının yaklaşık %30, sebze üretiminin ise ortalama %40 azalması bekleniyor. Landwirtschaftskammer Österreich ile meyve ve sebze sektörü tarafından hazırlanan bilançoya göre bazı ürün çeşitlerinde kayıp hasadın yarısına ulaşıyor. Elma üretiminin yaklaşık 130 bin tonla geçen yıla göre %35 düşeceği, Steiermark’taki üretimin ise yaklaşık 90 bin ton olacağı tahmin ediliyor. Erkenci Gala, Elstar ve Arlet çeşitleri daha zayıf sonuç verirken geç çeşitler eylül yağışlarıyla kısmen toparlandı. Hasattan kısa süre önce görülen Marmorierte Baumwanze istilası elma ve armutlara ek zarar verdi. Steiermark’ta sulanmayan Çin lahanası %50’den fazla, Yukarı Avusturya’da lahana üretimi ise neredeyse yarı yarıya geriledi. Seralarda özellikle domatesler zarar gördü; 30 derecenin üzerinde bitkiler büyümeyi durduruyor. Buna karşın salatalık, biber ve patlıcan sonbaharda kısmen toparlandı. Gıda fiyatları eylülde yıllık bazda %0,4 artarken enerji, gübre ve sulama maliyetleri yükseldi. Ardo’nun Marchfeld’deki üretimini yıl sonunda kapatması, dondurmalık ıspanak ekiminin durmasına ve yaklaşık 500 tedarikçinin etkilenmesine yol açtı. Sektör, sulama desteği, su depolarına yatırım ve uygun fiyatlı sigorta talep ediyor.

İran’da İthal Pirinç Fiyatları Rekor Seviyelere Çıktı
Görsel kaynağı: Khabar Online · Özgün haber
Veri haberi

İran’da İthal Pirinç Fiyatları Rekor Seviyelere Çıktı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İran’da Hint pirinci piyasasında fiyatlar son haftada yüksek seviyelerde sabitlenirken, çok sayıda tüketilen markanın 10 kilogramlık paketleri 3 milyon toman sınırını aştı. Piyasa verilerine göre bu seviyeler yeni bir fiyat rekoru oluşturdu; ancak haberde son hafta içinde fiyatlarda belirgin bir değişim yaşanmadığı belirtildi. Hint pirinci, İran’ın kaliteli yerli pirinçlerine ve Pakistan pirincine göre daha ucuz bir seçenek olarak görülüyor. Bu fiyat avantajı, yüksek seviyelere rağmen ürüne yönelik talebin korunmasını sağlıyor. Piyasadaki mevcut sakinlik ise kalıcı bir düşüşten çok, arz ve talep arasında oluşan geçici bir dengeye bağlanıyor. Bu dengenin döviz kurundaki dalgalanmalar, ithalat maliyetleri, gümrükten çekme işlemleri ve nakliye ücretlerine bağlı olarak bozulabileceği ifade ediliyor. Haberde, kur hareketlerinin yeniden hızlanması halinde Hint pirinci fiyatlarında yakın dönemde yeni artışlar yaşanabileceği değerlendiriliyor.

Rosario Buğdayı Vadeli Fiyatları Chicago’dan Ayrıştı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Rosario Buğdayı Vadeli Fiyatları Chicago’dan Ayrıştı

Mercosur için referans kabul edilen A3 Mercados’taki Rosario buğdayı vadeli işlem fiyatları, Güney Koni’ndeki yükseliş yönlü koşulların etkisiyle Chicago’daki fiyatlardan ayrışmaya başladı. ABD buğdayı fiyatları, Karadeniz’deki lojistik kesintiye ve ABD’nin tahıl bölgelerindeki üretim sorunlarına rağmen, Chicago’da işlem yapan tarım fonlarının uzun pozisyonlarını tasfiye etmesiyle geçen aydan beri sert geriliyor. Cuma günü Kansas buğdayı kontratı %1,2 düşüşle ton başına 258,5 ABD dolarından kapanırken, A3 Mercados’taki eşdeğer Rosario kontratı %0,09 artışla 230,2 ABD dolarına çıktı. Rosario buğdayı fiyatlarının Brezilya’daki dramatik durum nedeniyle önemli bir yükseliş potansiyeli taşıdığı belirtilirken, Arjantinli üreticilerin bir bölümü mevcut teklifleri cazip buluyor. Bu yaklaşım, 2025/26 buğdayı ile 2026/27 döneminin yeni ürünü için işlem hacmini artırdı. A3 Mercados’ta cuma günü Rosario buğdayı vadeli işlem sözleşmelerinde 241.700 tonluk hacim oluşurken, PUT ve CALL opsiyonlarında işlem hacmi 11.400 ton oldu. Aralık 2026 kontratı da 2026/27 döneminin ilk sözleşmesi olarak son günlerde yükseliş eğilimi gösterdi. Bununla birlikte, yılın son iki ayındaki yağış rejimi henüz belirsizliğini koruyor. Bu dönemde bol yağış görülmesi ve tedarik gecikmeleri, ekmeklik kalitede buğday arzının bulunabilirliğini daha da kötüleştirebilir.

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor
Görsel kaynağı: Interest.co.nz · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda Geyik Etinde Olumlu Pazar Sinyalleri Arz Kaygısını Öne Çıkarıyor

Yeni Zelanda’nın geyik eti sektörü, birkaç zorlu yılın ardından başta Avrupa olmak üzere önemli denizaşırı pazarlardan daha olumlu sinyaller alıyor. Deer Industry New Zealand temsilcisi Terry Meikle’nin Avrupa’da müşteriler, ithalatçılar, dağıtıcılar ve şeflerle yaptığı görüşmeler, çiftlikte yetiştirilen geyik etine talebin güçlü kaldığını, asıl kaygının ise mevcut talebi karşılayacak yeterli ürün bulunup bulunmadığı olduğunu gösterdi. Meikle, Yeni Zelanda’nın bu pazarlarda kurduğu güçlü ilişkilerin sektör için önemli bir dayanak oluşturduğunu belirtti. Avrupa’da yüksek enerji ve iş gücü maliyetleriyle genel geçim maliyeti baskısı tüketicileri fiyatlara karşı daha duyarlı hale getiriyor. Meikle, müşterilerin tutumunu temkinli iyimser olarak nitelendirirken geyik etinin bu koşullarda görece iyi konumda kaldığını söyledi. Buna karşılık Yeni Zelanda’daki geyik varlığının önemli ölçüde gerilemesi, çiftçilerin geyik yetiştiriciliğini koyun, sığır ve diğer arazi kullanım seçenekleriyle karşılaştırmasına yol açıyor. Yüksek fiyatlar kısa vadeli teşvik sağlasa da üreticilerin güveninin kalıcı biçimde güçlenmesi, talebin tek bir sezonun ötesinde sürdüğünün görülmesine bağlı. Sektörün Avrupa’daki başlıca avantajlarından biri, çiftlikte yetiştirilen ürünün tutarlı olması olarak öne çıkıyor. Avrupalı müşteriler, Yeni Zelanda’dan öngörülebilir kaliteye sahip geyik eti alabileceklerine güveniyor. Bu durum, yaban avı ürünlerinde görülebilen kalite ve arz değişkenliğinden ayrışıyor. Ancak sektör, yalnızca lezzet ve kaliteye değil; menşe, izlenebilirlik ve sürdürülebilirlik iddialarına da kanıt sunmak zorunda. Yaşam döngüsü değerlendirmesi ve biyoçeşitlilik çalışmaları, bu kanıt altyapısını güçlendirmek için değerlendiriliyor. Avrupa’da geyik eti tüketimi geleneksel olarak, özellikle Almanya’da, av sezonu çevresinde yoğunlaşıyor. Meikle, bazı daha geleneksel bölgelerde bu mevsimselliğin süreceğini kabul ederken İsveç, Hollanda, Benelüks, İsviçre ve Kuzey İtalya’da tüketimin yıl geneline yayılması için alan bulunduğunu düşünüyor. Yıl boyunca soğutulmuş ürün ve perakende programlarının ortaya çıkması, sektörün 52 haftalık bir pazarlama fırsatına ulaşma hedefini destekliyor. Şefler ve perakendeciler de tüketici tercihlerine uygun daha küçük ve belirli parçalara yöneliyor. Covid döneminde restoranların kapanması, Yeni Zelanda geyik etinin Avrupa’daki yiyecek hizmetlerine bağımlılığını görünür hale getirerek perakendeye yönelimi hızlandırdı. Kuzey Amerika bu stratejide giderek daha önemli bir konuma gelirken, Avrupa’nın yüksek değerli parçalar için başlıca pazar olmayı sürdüreceği belirtiliyor. ABD’de burger, kıyma ve kurutulmuş ürünler öne çıkarken sektör, büyük but parçalarının değerini artırmayı ve karkasın tamamından daha yüksek gelir elde etmeyi hedefliyor.

İran’da Gıda Güvenliği İçin Su Verimliliği ve Üretim Planlaması Vurgusu
Görsel kaynağı: Hamshahri Online · Özgün haber

İran’da Gıda Güvenliği İçin Su Verimliliği ve Üretim Planlaması Vurgusu

İran’da su ve tarım uzmanı Muhammed Alaei, üretim artışının ülkenin su ve toprak kapasitesiyle uyumlu planlanması gerektiğini belirtti. Alaei’ye göre yalnızca daha fazla ürün elde etmeye odaklanmak, su kaynakları üzerindeki baskıyı artırabileceği için sürdürülebilir gıda güvenliği sağlamayabilir. Tarımda su verimliliğinin artırılması ve ürün kayıplarının azaltılması, kaynaklar üzerinde ek baskı oluşturmadan gıda arzına katkı sağlayabilir. Alaei, İran Tarım Cihadı Bakanlığı’nın Ekim 1401 tarihli resmî açıklamasına dayanarak İran tarımında bir metreküp suyla yaklaşık 900 gram ürün üretildiğini söyledi. Bu değer, metreküp başına yaklaşık 2,5 kilogramlık dünya ortalamasıyla karşılaştırıldığında daha düşük kalıyor. Ancak haberde, karşılaştırmanın ürün türü ve verimlilik hesaplama yöntemine bağlı olduğu özellikle belirtildi. Meşhed ovasında su verimliliği yaklaşık 1.700 gram olarak verilirken, bunun 3,4 kilograma çıkarılması hâlinde aynı miktarda ürünün yarı suyla üretilebileceği ifade edildi. Bu olasılığın ürün türü, iklim koşulları ve üretim yöntemlerine bağlı olduğu kaydedildi. Haberde gıda israfının da su kaynaklarıyla bağlantılı olduğu aktarıldı. Razavi Horasan’da israfa dönüşen ürünlerle ilişkili su miktarının yıllık yaklaşık 80 milyon metreküpe ulaştığı, bu hesabın bölgesel veriler ve hesaplamalara dayandığı belirtildi. Miktarın tamamının doğrudan geri kazanılabileceği anlamına gelmese de kayıpların azaltılmasının su kaynakları üzerindeki baskıyı hafifletebileceği ifade edildi. İran’da su yönetimi, ürün deseninin ıslahı ve gıda güvenliği için yasalar ile politika belgeleri bulunsa da Alaei, asıl ihtiyacın bu hükümlerin planlama ve uygulamaya dönüştürülmesi olduğunu söyledi. Gıda güvenliği değerlendirmelerinde üretim miktarının yanı sıra üretimde kullanılan su, gıda zincirindeki israf ve ürün deseninin kaynak kapasitesiyle uyumu da dikkate alınmalı.

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti
Görsel kaynağı: O peniazoch · Özgün haber
Veri haberi

Almanya’da Zayıf Patates Hasadı Fiyatları Yükseltti

Almanya’da zayıf patates hasadı, tüketici ve üretici fiyatlarında belirgin artışa yol açtı. Tüketiciler eylülde patates için geçen yılın aynı ayına göre ortalama %12 daha fazla ödeme yaptı. Almanya İstatistik Kurumu’nun açıkladığı %3,3’lük genel enflasyon oranı bu artışın oldukça altında kaldı. 2026 yılına ilişkin ön veriler, patates hasadının 10,4 milyon tonla yaklaşık dörtte bir azalacağını gösteriyor. Düşüşte ekim alanının %11,1 daralması ve kuraklık etkili oldu; üreticiler hektar başına olağan 46 ton yerine ortalama 38,9 ton hasat edebildi. Sınırlı arzın etkisiyle üretici fiyatları ağustosta %61,5 yükseldi; bu, son üç yılın en güçlü artışı oldu.

Yeni Zelanda’da Eylül 2026 Gıda Enflasyonu %2,4 Oldu
Görsel kaynağı: Waatea News · Özgün haber

Yeni Zelanda’da Eylül 2026 Gıda Enflasyonu %2,4 Oldu

Yeni Zelanda’da gıda fiyatları Eylül 2026’da bir önceki yılın aynı ayına göre %2,4 arttı. Stats NZ verilerine göre temel ürünlerdeki yükseliş daha belirgin oldu; ekmek fiyatı %6,3, süt %6,8 ve kahvaltılık gevrek %6 yükseldi. Sığır ve dana eti fiyatları %5,8 artarken koyun, kuzu ve hogget fiyatlarındaki artış %10,7’ye ulaştı. Yeni Zelanda İşçi Sendikaları Konseyi, verilerin özellikle düşük gelirli haneler açısından hayat pahalılığı baskısının sürdüğünü gösterdiğini belirtti. Gıda fiyatları Ağustos ile Eylül arasında değişmedi ancak yıllık bazda daha yüksek kaldı. Kaynakta, yıllık artış hızının yavaşlamasının ürünlerin ucuzladığı anlamına gelmediği; fiyatların yalnızca daha yavaş yükseldiği vurgulandı. Baskı market ürünleriyle sınırlı kalmadı. Elektrik fiyatları yıllık %9,5, gaz fiyatları %11,4 arttı. Benzin fiyatlarındaki yıllık artış %24,3, dizeldeki artış ise %55,8 oldu. Eylül ayında da benzin ve dizel fiyatları bir önceki aya göre sırasıyla %6,4 ve %7,8 yükseldi. Stats NZ, akaryakıt artışlarına uluslararası arz kesintilerinin katkıda bulunduğunu açıkladı. Kategoriler arasında farklı yönlerde değişimler de görüldü. Meyve ve sebze fiyatları yıllık %1,8 düşerken market gıdası fiyatları %3 arttı. Kaynakta ayrıca gıda ve enerji fiyatlarının uluslararası emtia piyasaları, arz kesintileri, üretim maliyetleri ve iç rekabet gibi çeşitli etkenlerden etkilenebileceği; fiyat artışlarının tek başına hükümet politikasının sonucu olarak değerlendirilemeyeceği belirtildi.

Ukrayna: Karadeniz Gıda Güvenliğinde İkinci Hürmüz Olabilir
Görsel kaynağı: Novinite · Özgün haber

Ukrayna: Karadeniz Gıda Güvenliğinde İkinci Hürmüz Olabilir

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha, Rusya’nın Karadeniz’deki eylemlerinin Ukrayna’nın tarım ürünleri ihracatını tehdit ettiğini ve bölgeyi gıda güvenliği açısından ikinci bir Hürmüz Boğazı’na dönüştürebileceğini söyledi. Ukrinform’un aktardığı açıklamaya göre Sybiha, Moskova’nın deniz taşımacılığını baskı kurmak amacıyla kısıtladığını savundu. Sybiha, bu kısıtlamaların küresel gıda fiyatlarında yeni bir artışa yol açabileceği, bazı Afrika ülkelerinde arz sıkıntısı yaratabileceği ve Avrupa’ya yönelik yeni göç dalgalarını tetikleyebileceği uyarısında bulundu. Ukrayna Dışişleri Bakanı, “Rusya gıdayı silah olarak kullanıyor” diyerek uygulamaların kasıtlı bir strateji olduğunu belirtti.

Avrupa Sütçülüğünde Öncelik Yatırım ve Açık Piyasalar
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Sütçülüğünde Öncelik Yatırım ve Açık Piyasalar

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Avrupa sütçülük sektörünün temsilcileri, Slovak Sütçülük Birliği’nin ev sahipliğinde yıllık kongre için perşembeden bu yana Bratislava’da bir araya geliyor. Avrupa Sütçülük Birliği’nin (EDA) yeni başkanı Koert Verkerk, göreve başlarken yatırım koşullarının oluşturulması, katma değer sağlayan yeniliklerin geliştirilmesi ve açık ve adil piyasaların desteklenmesini üç öncelik olarak açıkladı. Verkerk, başkan seçilmesinden yaklaşık bir saat sonra Bratislava’daki toplantıda konuştu. Kongrede süt işleme sektörünün jeopolitik istikrarsızlık, gümrük politikaları, yükselen enerji fiyatları ve küresel ticaret akışlarındaki bozulmalarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Sektör ayrıca üretim verimliliğini artırma, sürdürülebilirliği sağlama ve değişen tüketici taleplerine uyum gösterme baskısı taşıyor. Slovak Sütçülük Birliği Başkanı Marián Šolty, Slovakya’nın Avrupa süt üretimindeki payının %0,6 olduğunu, büyük Avrupa mandıralarının günde 7,5 milyon litreye kadar süt işlediğini, Slovak mandıralarında ise günlük hacmin 100 bin ila 300 bin litre arasında bulunduğunu söyledi. Šolty, Slovak sütçülüğündeki yatırım açığının 450 milyon avroya ulaştığını ve bu kaynağın yeni teknolojiler ile dijital yeniliklerde kullanılabileceğini belirtti. Sektörde yüksek protein içeren, laktozsuz ve A2A2 sütünden üretilen ürünlere yönelik çalışmaların yanı sıra genç tüketicilerin taleplerine uyum arayışı öne çıkıyor. Slovakya’da süt ve süt ürünleri tüketiminin son yıllarda kişi başına yılda 40 kilogram arttığı bildirildi. Açık piyasalar başlığında Hindistan ve Endonezya, Avrupa sütçüleri için potansiyel pazarlar olarak değerlendirildi. Çin ise ticaret açısından öngörülemez bir ortak olarak nitelendirildi. Avrupa Komisyonu Ticaret Genel Müdürlüğünden Flavio Coturni, Çin’in 2025 sonunda Avrupa Birliği’nden seçili süt ürünlerine ek gümrük vergileri getirdiğini, daha sonra bu vergileri düşürmesine rağmen önlemlerin Avrupa ihracatçılarının Çin pazarındaki rekabet gücünü zayıflattığını aktardı. Süt fiyatlarındaki düşüşün temel nedeninin artan arz olduğu, küresel piyasalardaki gelişmelerin de etkili bulunduğu belirtildi. Verkerk, sürdürülebilirlik politikalarının çiftliklerin ekonomik olarak yaşayabilir kalmasına, işletmelerin yatırım yapabilmesine ve yeniliklerin pratik sonuç vermesine imkân tanıması gerektiğini söyledi. Slovakya Tarım Bakanı Richard Takáč ise 2028’den itibaren Avrupa Birliği’nin tarım ve gıda sektörüne yönelik önerilen finansmanının mevcut zorlukları karşılamadığını ve ülkesinin mevcut döneme kıyasla daha az kaynak alabileceğini belirtti. Takáč, Slovak sütçülüğünün uzun vadeli sağmal inek sayısındaki düşüş, yüksek üretim maliyetleri ve ithal ürün rekabetiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

AB Tarımında Üretkenlik Artışı Yavaşladı, Maliyetler Yükseldi

Oxford Economics’in Bayer tarafından yaptırılan çalışmasına göre Avrupa Birliği’nde toplam tarla bitkileri üretimi 2011-2023 döneminde yılda ortalama yalnızca %0,1 arttı. Aynı dönemde üretim artışı ABD’de %1, dünya genelinde %2 ve Brezilya’da %3,3 oldu. Çalışmadaki karşılaştırma, tek bir ürünün verimini değil, farklı yüzölçümü, ürün ve işletme yapılarını kapsayan toplam bitkisel üretimi ölçüyor. Avrupa’daki yavaş büyüme, üretim maliyetlerindeki artış ve iklim riskleriyle birlikte değerlendiriliyor. Çalışmaya göre 2025’te AB’de gübre fiyatları 2020’ye göre %60, enerji fiyatları %51, makine ve ekipman fiyatları %25 yükseldi. Oxford Economics’ten Jeremy Leonard, maliyet baskısının özellikle işletme marjlarında görüldüğünü ve kârlılığın azalmasının üretkenliği artırabilecek teknolojilerin satın alınmasını zorlaştırdığını belirtti. Avrupa Yatırım Bankası’nın çalışmada aktarılan tahminlerine göre iklim riskleri Avrupa tarlalarında yıllık ortalama 17,4 milyar avro kayba yol açıyor; bu tutar üretimin %6,4’üne denk geliyor. Kayıpların 2050’de 24,8-28,9 milyar avroya çıkabileceği öngörülüyor. Bu etkinin bölgelere ve ürünlere göre değişeceği belirtilirken, Hollandalı süt sığırı yetiştiricisi Judith de Vor, aşırı yağış dönemleriyle sıcak ve kurak dönemlerin üretim koşullarını değiştirdiğini ve yeni bitki sağlığı sorunları doğurduğunu anlattı. Bitki koruma alanındaki seçeneklerin daralması da çalışmada öne çıkan sorunlar arasında yer aldı. Bayer’in aktardığı verilere göre AB’de onaylı aktif maddelerin sayısı 2000’lerin başındaki binden fazla düzeyden yaklaşık 420’ye geriledi; son yedi yılda 92’den fazla madde piyasadan çıkarken yalnızca bir yeni sentetik aktif madde geldi. Frank Terhorst, bitki koruma programlarındaki boşlukları önümüzdeki beş yılın başlıca sorunlarından biri olarak gösterdi. Bayer, yeni kimyasal ve biyolojik çözümlerin geliştirilmesini ve ruhsatlandırılmasını hızlandırmayı savunuyor. Terhorst, yeni genomik teknikleri çeşitlerin çevre koşullarına daha hızlı uyarlanması için önemli bir platform olarak değerlendirirken, hastalık direnci ve azot beslenmesi gibi daha karmaşık özellikler için zaman ufkunun gelecek on yıla uzandığını belirtti. Bayer’in sekiz Avrupa pazarında 8 binden fazla tüketiciyle yaptığı ankette katılımcıların %84’ü gıda arz güvenliğini ulusal güvenlik meselesi saydı; aynı oran çiftçilerin yeni teknolojilere erişimini destekledi. Ancak genel inovasyon desteğinin belirli teknolojiler üzerindeki görüş ayrılıklarını ortadan kaldırmadığı ve çiftçilerin kendi koşullarına uygun çözümleri seçebilmesi gerektiği vurgulandı.

Çin Devlet Şirketleri ABD Menşeli Soya Alımlarına Döndü
Görsel kaynağı: LosAgronegocios · Özgün haber
Veri haberi

Çin Devlet Şirketleri ABD Menşeli Soya Alımlarına Döndü

Çin devlet şirketleri, 15 Ekim Perşembe öncesindeki gece ABD menşeli soya için 10-13 sevkiyat satın aldı. Reuters’a konuşan üç ticaret kaynağına göre bu işlemler, Donald Trump ile Xi Jinping’in eylülde gerçekleşen görüşmesinden bu yana yapılan ikinci önemli anlaşma grubu oldu. Sevkiyatların Aralık-Mart döneminde gerçekleştirilmesi planlanıyor. Çinli şirketler aynı hafta salı günü de 8-10 sevkiyat almıştı; bunların satışlarının çoğu ABD Tarım Bakanlığı (USDA) tarafından doğrulandı. Reuters hesaplamalarına göre haftalık toplam 18-23 sevkiyat, yaklaşık 1,2-1,5 milyon tona denk geliyor. Birikimli alımlar yaklaşık 15 milyon tona ulaşırken, bu miktar Beyaz Saray’ın 2026-2027 ticaret kampanyası için açıkladığı 25 milyon tonluk hedefin altında kaldı. Çin devlet alıcılarının dönüşü, birkaç haftadır sınırlı kalan katılıma ilişkin endişeyi azalttı; düşük katılım kısmen uzun Ulusal Gün tatiline bağlandı.

Bulgaristan’da Tahıl İhracatı İçin Gemi Trafiği Aksıyor
Görsel kaynağı: Mediapool · Özgün haber

Bulgaristan’da Tahıl İhracatı İçin Gemi Trafiği Aksıyor

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Bulgaristan Ulusal Tahıl Üreticileri Birliği Başkanı İliya Prodanov, bazı gemilerin Bulgaristan limanlarına gitmeyi reddettiğini, bazılarının ise gelişlerini geciktirerek Karadeniz’in güneyinde beklediğini söyledi. Prodanov, Bulgaristan’ın ihraç etmesi gereken 5 milyon ton buğday bulunduğunu belirtti. Kaynakta, bu yeni eğilimin Bulgaristan suları yakınında dört geminin batmasının ardından gözlendiği aktarılırken, gemilerin seferleri reddetmesiyle batma olayları arasında doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurulmadı. Prodanov’a göre dünya buğday üretimi yaklaşık 800 milyon ton, uluslararası ticarete konu olan miktar ise 200 milyon ton. Bu ticaret hacminde Rusya’nın payı 50 milyon ton, Ukrayna’nın 20 milyon ton, Romanya’nın yaklaşık 10 milyon ton, Bulgaristan’ın 5 milyon ton ve Kazakistan’ın 10 milyon ton olarak veriliyor. Bulgaristan’ın mevcut buğdayını ihraç edebilmesi için gemilerin normal seferlerine dönmesi gerektiği, aksi halde ürünün elde kalabileceği ifade ediliyor. Deniz taşımacılığındaki maliyet baskısı da arttı. Prodanov, Ukrayna’daki savaşın başlamasından bu yana Karadeniz havzasından tahıl taşıma ücretinin beş-altı kat yükseldiğini söyledi. Bulgaristan’ın Karadeniz limanlarına alternatif olarak Yunanistan üzerinden demiryoluyla ihracat yapması gündeme gelse de ülkenin bu miktarı taşıyacak altyapıya sahip olmadığı belirtildi. Yunanistan sınırında kullanılabilecek geçiş noktalarının bir veya iki olduğu ve demiryolu bağlantısının kötü durumda bulunduğu kaydedildi. Prodanov, kısa vadede Bulgaristan limanlarına deniz ulaşımının güvenliğinin sağlanmasını, uzun vadede ise Yunanistan üzerinden alternatif ihracat güzergâhı oluşturulmasını önerdi. İhracatın aksaması halinde yeni hasadın yüksek devreden stokla karşılanabileceği, iki hasadın ürününü depolamak için yeterli kapasite bulunmadığı ve bu durumun fiyatlar ile depolama imkânlarını olumsuz etkileyebileceği belirtildi. Prodanov ayrıca, olası arz açığının dünya piyasalarında fiyatları yükseltebileceğini, ürünün Karadeniz havzasında kalmasının ise bölge fiyatlarını ters yönde etkileyebileceğini söyledi.

Et Sektörü İşverenleri Grevi Önlemek İçin Müzakere Çağrısını Yineledi
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

Et Sektörü İşverenleri Grevi Önlemek İçin Müzakere Çağrısını Yineledi

İspanya’daki et sektörü işveren kuruluşları ANICE, FECIC ve AGEMCEX, toplu iş sözleşmesinin yenilenmesi için müzakerelere devam etmeye ve anlaşmaya hazır olduklarını açıkladı. Kuruluşlar, cuma günü 16’sında Ortak Arabuluculuk ve Tahkim Hizmeti (SIMA) önünde yaptıkları görüşmede bu tutumu yineledi. Görüşmeler, sektörde grev ilan edilmesinin ardından gerçekleştirildi. SIMA’daki arabuluculuk, işveren kuruluşlarının Ulusal Mahkeme’ye başvurmadan önce yürütmesi gereken uzlaştırma süreci kapsamında anlaşmazlık tutanağıyla sona erdi. İşverenler, bu işlemin tamamlanmasının müzakere imkanlarının tükendiği anlamına gelmediğini vurguladı. Kuruluşlar ayrıca sendikaların görüşmeye müzakere ekipleri yerine müzakereden bağımsız danışmanlarla katılmasını eleştirdi. ANICE, FECIC ve AGEMCEX, sendikaların kamuoyuna birden fazla grev günü duyurmasına rağmen çağrıyı henüz resmen kaydetmediğini belirtti. İşverenlere göre bu durum, aylardır gözlemledikleri müzakere isteksizliğinin yeni bir göstergesi. Kuruluşlar ekonomik ve çalışma koşullarına ilişkin tekliflerini art arda iyileştirdiklerini, sendikaların da sorumluluk üstlenerek anlaşmaya katkı sunması gerektiğini savundu. İşveren kuruluşları, grevin katılan çalışanlar için ekonomik kayıplara, şirketler için zorluklara ve et sanayisinin faaliyetleriyle gıda arzına zarar verebileceğini söyledi. Bu nedenle müzakerelerin siyasi veya seçim hesaplarından bağımsız yürütülmesi ve çatışma aşamasına geçmeden önce tüm anlaşma imkanlarının tüketilmesi çağrısı yaptı. Kuruluşlar, masadan kalkmadıklarını ve grevin kaçınılmaz kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Polonya’da Broyler Fiyatı Bir Yılda %19,8 Düştü
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

Polonya’da Broyler Fiyatı Bir Yılda %19,8 Düştü

Polonya’da broyler tavukların ortalama alım fiyatı, 5–11 Ekim 2026 döneminde 11 Ekim itibarıyla 4.815,04 zloti/tona, yani yaklaşık 4,82 zloti/kg’ye geriledi. Zintegrowany System Rolniczej Informacji Rynkowej (ZSRIR) verilerini içeren Tarım ve Kırsal Kalkınma Bakanlığı raporuna göre fiyat bir önceki haftaya göre %1,1, 2025’in aynı dönemine göre ise %19,8 düştü. Broyler fiyatlarındaki gerileme yılın ilerleyen döneminde belirginleşti. Aylık ortalama fiyat Eylül 2026’da 4.959 zloti/ton olurken Temmuz’da 5.638 zloti/ton seviyesindeydi. Yılın başında fiyatlar yaklaşık 4,9–5,1 zloti/kg aralığında bulunuyor, yıl ortasında ise 5,6 zloti/kg’nin üzerine çıkıyordu. Bölgesel farklar da dikkat çekti: kuzey makro bölgede ortalama yaklaşık 4,97 zloti/kg olurken güneydoğuda 4,21 zloti/kg’de kaldı; güneydoğudaki fiyat yıllık bazda %33 daha düşüktü. Düşüş, tavuk etinin farklı ürünlerinde de görüldü. Tavuk göğüs filetosunun ortalama satış fiyatı 18.255,98 zloti/ton, yaklaşık 18,26 zloti/kg oldu; haftalık fiyat 18,61 zloti/kg düzeyindeydi ve yıllık gerileme %20,1 olarak kaydedildi. Tavuk çeyrekleri 4.907,24 zloti/tona inerken haftalık düşüş %5,9, yıllık düşüş %29,2 oldu. Tavuk bacaklarının fiyatı 6.194,33 zloti/tonla haftalık %8,8 ve yıllık %28,6 geriledi. Tavuk bagetleri ve butlarında da yıllık düşüşler sırasıyla %20,2 ve %21,9 oldu. Kanatlı sektörünün tüm kolları aynı yönde hareket etmedi. Hindi erkeklerinin ortalama alım fiyatı 9.474,76 zloti/tonla haftalık %2,8, yıllık %2,7 düşerken hindi dişilerinde fiyat 9.408,78 zloti/ton oldu ve haftalık %1, yıllık %2,4 geriledi. Broyler ördek fiyatı haftalık %0,3 düşmesine rağmen yıllık %5,1 arttı. Besilik kaz fiyatı ise 16.574,60 zloti/tonla yıllık %15,8 yükseldi. Polonya’nın kanatlı eti ihracatı Ocak–Temmuz 2026 döneminde 1,183 milyon tona ulaştı ve geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 1,154 milyon tona göre %2,5 arttı. Buna karşın ihracat değeri yaklaşık 3,406 milyar avrodan 3,360 milyar avroya geriledi. Kaynak, yüksek arzın fiyat baskısını sürdürebileceğini, güçlü ihracatın ise iç üretim fazlasını kısmen dengeleyebileceğini belirtiyor.

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor
Görsel kaynağı: Pleinchamp · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da Kuraklık Hayvancılıkta Yem Krizini Derinleştiriyor

Fransa’da 2026 kuraklığı, ot büyümesindeki tarihi gerileme nedeniyle hayvancılık işletmelerinin yem stoklarını ve gelecek üretim planlarını zorluyor. Agreste’in 7 Ekim’de yayımladığı verilere göre 30 Eylül itibarıyla kalıcı çayırlardaki kümülatif ot büyümesi, 1989-2018 ortalamasının %42 altında kaldı. Açık, ülkenin neredeyse tamamında %25’i aşarken bazı bölgelerde %60’ın üzerine çıktı. Kaynak, durumun 2003’tekinden de kötü olduğunu ve etkilerin kış sonrasına taşınabileceğini belirtiyor. Bazı işletmelerin 12 aylık stoklarla 13, hatta 14 ay dayanması gerekecek. Meurthe-et-Moselle’de kış için ayrılan rezervlerin üçte biri ağustos sonuna kadar kullanılmıştı; Puy-de-Dôme’da ise silajlık mısır veriminin yarı yarıya düşeceği öngörülüyordu. Sonbahar otlatmasının da bazı bölgelerde aksaması beklenirken, yetiştiriciler normalde kendilerinin ürettiği yemi satın almak zorunda kaldı. Sınırlı arz ve artan rekabet piyasayı sıkılaştırdı; ağustos sonunda Belçika ve İsviçre’den alıcıların da Fransa’dan yem tedarik ettiği aktarıldı. FNB, FNPL, FNO ve FNEC adlı ruminant yetiştiriciliği örgütleri 2 Eylül’de yem açığının teorik maliyetini 5,4 milyar avro olarak hesapladı. Bu hesap üreme ile süt ve et üretimindeki etkileri içermiyor. Piloter sa Ferme’in kurucu ortağı ve çiftçi Sylvain Jessionesse ise işletmelerin 2026 cirosunun giderlerin yalnızca %95’ini karşılayacağını, hektar başına ortalama 75 avro açık oluşacağını ve normal verim koşullarında bile 2027’nin zararla geçebileceğini öne sürdü. Hükümet, Tarım Bakanlığının 4 Eylül’de açıkladığı acil CASI planıyla başlangıçta 1 milyar avronun üzerinde kaynak ayırdı. Tarım Bakanı Annie Genevard 8 Ekim’de bunun nihai destek olmadığını belirterek, işletme sermayesi için toplam 2 milyar avroya kadar faizsiz kredi açıkladı. Devletin faizini üstleneceği krediler yem ve girdilerin finansmanında kullanılabilecek; ilk ödemeler 2026’da başlayacak, 2027 kredileri ise bütçe değişikliğiyle sağlanacak. Ancak kaynak, bu kredilerin yem kıtlığını çözmediğine ve geri ödenmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Üretici örgütleri, çayır kayıpları tazminatında kullanılan ve uydu verilerine dayanan ot büyüme endeksinin birçok işletmenin durumunu yeterince yansıtmadığını savunuyor. Bakanlık, ekim ortasında ilçe bazlı bir harita yayımlayarak saha verilerini uydu verileriyle karşılaştırmayı planladı; sigorta sisteminin korunacağı belirtildi. Yağışların ot büyümesini yeniden başlatabileceği, ancak birikmiş açığı mutlaka kapatmayacağı ifade ediliyor. Sonraki ekimler, hasat verimleri ve satın alınabilir yemlerin durumu, işletmelerin stoklarını yeniden oluşturma kapasitesini belirleyecek.

Avrupa Tarım Liderleri Stockholm Deklarasyonu’nu İmzaladı
Görsel kaynağı: Lantbruksnytt · Özgün haber

Avrupa Tarım Liderleri Stockholm Deklarasyonu’nu İmzaladı

Avrupa’daki tarım liderleri ve tarım kuruluşları ile kooperatif temsilcileri, Avrupa tarımını ve gıda hazırlığını güçlendirmeyi amaçlayan Stockholm Deklarasyonu’nu Stockholm’de imzaladı. LRF’nin 14–16 Ekim’de ev sahipliği yaptığı Copa-Cogeca Avrupa Tarım Kongresi’nde imzalanan deklarasyonun, ardından Avrupa Birliği zirvesi liderlerine sunulacağı bildirildi. LRF, İsveç’in Avrupa’nın gıda arzında daha büyük rol üstlenmesini ve daha fazla üretimi mümkün kılan ortak finansmanın korunmasını istiyor. Kongrede savaş, aşırı hava olayları ve ticaretteki aksaklıkların Avrupa’nın gıda arzını baskı altında bıraktığı belirtildi. İklim değişikliğinin Avrupa’nın bazı bölgelerindeki üretim koşullarını zorlaştırdığı, bu nedenle İsveç’in ortak arza daha fazla katkı yapabilmesi gerektiği ifade edildi. LRF’ye göre bunun için tarım işletmelerinin gelişmeye yatırım yapabilecek mali güce sahip olması ve yeni neslin işletmeleri devralmaya istekli ve olanaklı olması gerekiyor. AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi, Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) finansman koşullarını belirleyecek. LRF, finansmanın zayıflamasının gıda üretimini güçlendirmek için gereken yatırımları yavaşlatabileceği uyarısında bulunarak güçlü ve uzun vadeli finanse edilen bir OTP talep ediyor. Kuruluş, ortak kaynakların çiftçilerin gıda üretmesinin yanı sıra çevre, hayvan refahı ve toplumsal hazırlığa katkı sunabilmesi için gerekli olduğunu savunuyor. LRF ayrıca dizel ve gübre maliyetlerindeki artışın durdurulmasını, tarım makinelerinin Emisyon Ticareti Sistemi 2’den (ETS2) muaf tutulmasını ve mineral gübrede Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) maliyetinin etkin biçimde ele alınmasını istiyor. Kuruluş, iklim, vergiler, ticaret ve bütçeye ilişkin kararlarda gıda üretiminin toplam etkisinin dikkate alınmasını; öngörülebilir kurallar, daha hızlı izin süreçleri ve finansmana erişim sağlanmasını da talep ediyor.

Avrupa Tarım Örgütlerinden OTP İçin Stratejik Bütçe Çağrısı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Tarım Örgütlerinden OTP İçin Stratejik Bütçe Çağrısı

1 yayıncı · 2 haber · İncele

Avrupa’nın başlıca tarım örgütleri ve tarımsal gıda kooperatifleri, 12. Avrupa Çiftçiler Kongresi’nde Avrupa tarımını sağlam temeller üzerinde yeniden kurmak için son fırsatın geldiği uyarısında bulundu. Sektör liderleri, Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) ve Avrupa Birliği bütçesinin geleceğine ilişkin kararların Avrupa’nın vatandaşlarını besleme, güvenli, rekabetçi ve dayanıklı kalma kapasitesini belirleyeceğini bildirdi. 14-16 Ekim’de düzenlenen kongrede yaklaşık 400 delege ve 54 konuşmacı; rekabetçilik, dayanıklılık, gıda güvenliği, girdi maliyetleri, inovasyon, yatırım ve kuşak yenilenmesi başlıklarını ele aldı. Toplantı, aşırı hava olaylarının Avrupa tarımsal üretiminin kırılganlığını ortaya koyduğu, savaşların, ticari gerilimlerin ve jeopolitik istikrarsızlığın dünya piyasalarını bozarak enflasyonu ve işletmeler üzerindeki ekonomik baskıyı artırdığı bir dönemde gerçekleştirildi. Copa-Cogeca, Avrupa Komisyonu’nun başlangıç önerisinin Avrupa projesinin temel sütunlarından birini zayıflatacağını savundu. Örgütler, Avrupa Birliği’nin gelecekteki bütçesi ve OTP için mevcut önerilerin tarım politikasının kaynaklarını, ortak niteliğini ve üreticilere sağlayacağı öngörülebilirliği zayıflatma riski taşıdığını belirterek güçlü, ortak ve yeterli finansmana sahip bir OTP çağrısı yaptı. Kongrede kabul edilen Stockholm Deklarasyonu, tarımın Avrupa’nın güvenliği, müdahale kapasitesi ve savunmasının temel sütunlarından biri olarak tanınmasını istedi. Gıda, yem, yakıt ve lif üretimi stratejik varlık olarak tanımlanırken, çiftçiler ve tarımsal gıda kooperatifleri güvenilir ve karşılanabilir gıda arzının korunmasında ön safta gösterildi. Deklarasyon, OTP bütçesinin en az mevcut seviyesinde, enflasyona uyarlanmış ve güvence altına alınmış biçimde korunmasını talep etti. Belgede ayrıca tarımın Avrupa’nın rekabetçilik gündeminin merkezine alınması, piyasaların ve kriz yönetimi araçlarının güçlendirilmesi, inovasyon, su dayanıklılığı, altyapı, dijitalleşme ve biyoekonomiye daha fazla yatırım yapılması savunuldu. Avrupa tarım örgütleri, müzakereler kritik aşamaya girerken önümüzdeki aylarda daha dikkatli ve seferber olacaklarını açıkladı.

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Dayanıklı Yerel Gıda Tedarik Zincirleri İçin Destek Çağrısı

Güney Afrika’da Dünya Gıda Günü kapsamında, gıda güvensizliğini azaltmak ve dayanıklı yerel gıda tedarik zincirleri kurmak için çiftçilere daha güçlü destek verilmesi çağrısı yapıldı. Gautengli çiftçi Nompumelelo Dhlamini, sürdürülebilir gıda arzı için çiftçilerin çiftlik düzeyinde gerekli kaynaklarla donatılması ve desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güvenilir üretim için farklı paydaşların tarım sektörünü korumak ve geliştirmek üzere birlikte çalışması gerektiği belirtildi. Dhlamini, yüksek yakıt ve üretim maliyetlerinin çiftçilerin verimli çalışmasını zorlaştırdığını, yetersiz altyapının ise taze ürünleri perakendecilere ve diğer pazarlara ulaştıran üreticilerde kayıplara yol açabildiğini belirtti. Çiftçilere yönelik politika ve destek programlarıyla sahadaki deneyimler arasında boşluk bulunduğunu söyleyen Dhlamini, eğitim, mentorluk ve sürekli kurumsal desteğin önemine dikkat çekti. Politikaların hazırlanması ve uygulanmasında çiftçilerin görüşlerinin alınmasını öngören tabandan yukarı yaklaşımı savundu. Dhlamini, sürdürülebilir tarıma geçiş için yalnızca politika ve vaatlerin değil, elektrik, yol bakımı ve iletişim altyapısı gibi pratik, erişilebilir ve uzun vadeli desteğin de gerekli olduğunu ifade etti. İletişim eksikliğinin çiftliklerin pazarlara ulaşmasını ve işletilmesini zorlaştırdığını söyledi. Free State’ten mısır çiftçisi Reggie Nkambule de çevre dostu ve maliyet etkin üretime geçişin ancak altyapının iyileştirilmesiyle mümkün olacağını belirtti. Greenpop’tan Ashraf Sirkoth, geleneksel yerel ırkların, yerli hayvan ırklarının ve yabani gıda türlerinin kaybının tarımın dayandığı genetik tabanı daralttığını söyledi. Güvenli arazi kullanım hakkının geleneksel tarımın sürmesi için temel olduğunu belirten Sirkoth, resmi mülkiyet, geleneksel haklar veya uzun vadeli kiralamaların önemine işaret etti. Stellenbosch Business School’dan Prof. Jako Volschenk ise standart dışı küçük, biçimsiz veya rüzgâr hasarlı ürünlerin çorba ve meyve suyu üreten küçük agro-işleme işletmelerine yönlendirilerek gıda israfını azaltmada kullanılabileceğini söyledi.