ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

66 haber · Sayfa 1

Dünya Bankası Tahıl Fiyatlarında 2026 ve 2027 İçin Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası Tahıl Fiyatlarında 2026 ve 2027 İçin Artış Bekliyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Dünya Bankası, uluslararası tahıl fiyatları endeksinin 2026’da %14,1, 2027’de ise %9,3 artacağını öngörüyor. Bu tahmin, genel emtia fiyatlarının 2026’da %23 yükselmesinin ardından 2027’de %7 gerileyeceği beklentisinden ayrışıyor. Kurum, tahıl piyasasındaki yükselişin iki yıl üst üste devam edeceğini belirtiyor. Tahıl fiyatları üzerindeki baskının uluslararası arz riskleri, Karadeniz üzerinden taşımacılıktaki aksamalar, yüksek tarımsal girdi maliyetleri ve olumsuz hava koşullarından kaynaklanabileceği değerlendiriliyor. Dünya Bankası, gıda fiyatları endeksinin de 2026’da %10,3, 2027’de %7,2 artacağını tahmin ediyor. Liman altyapısına ve ticari gemilere yönelik saldırıların bazı pazarlarda tahıl bulunabilirliğini azaltabileceği, sigorta ve taşıma maliyetlerini artırabileceği belirtiliyor. Buğdayda en belirgin artışlardan biri bekleniyor. Amerikan Hard Red Winter buğdayının ortalama fiyatının 2026’da 311 dolar/tona çıkacağı, bunun 2025’teki 243 dolar/tona göre %28 artış anlamına geldiği tahmin ediliyor. Fiyatın 2027’de %13,5 daha yükselerek 353 dolar/tona ulaşması bekleniyor. Bu seviyenin 315 avro/tona karşılık geldiği, nisan ayındaki tahminlerin ise 2026 için 253, 2027 için 260 dolar/ton olduğu aktarılıyor. Mısır fiyatının 2026’da 223, 2027’de 235 dolar/ton; arpanın ise aynı yıllarda 164 ve 172 dolar/ton olması bekleniyor. Tayland’ın %5 kırık pirincinde fiyatın 2025’teki 408 dolardan 2026’da 448, 2027’de 500 dolar/tona çıkacağı öngörülüyor. Soya küspesi, soya fasulyesi ve soya yağı fiyatlarında da artış beklenirken, enerji fiyatlarının 2026’da %32, gübre fiyatları endeksinin %14,3 yükselmesi öngörülüyor. Dünya Bankası ayrıca çok şiddetli bir El Niño olayının farklı bölgelerde tarımsal üretimi etkileyebileceği uyarısında bulunuyor.

İklim Değişikliği Meyvecilikte Verim ve Kaliteyi Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Agrosavjet · Özgün haber
Veri haberi

İklim Değişikliği Meyvecilikte Verim ve Kaliteyi Tehdit Ediyor

İklim değişikliği, meyve ağaçlarının doğal gelişim döngüsünü bozarak verim ve meyve kalitesi üzerinde baskı oluşturuyor. Çok yıllık bitkiler olan elma, armut ve erik gibi meyve ağaçları, ani hava değişimlerine hızlı uyum sağlayamadığı için üreticiler daha yüksek riskle karşı karşıya kalıyor. Son yıllarda sonbahar ve kış aylarında meyve ağaçlarının normal gelişimi için gereken soğuk koşulların yeterince oluşmaması, kış dinlenmesinde bozulmalara yol açabiliyor. Tomurcukların düzensiz gelişmesi, yapraklanmanın ve büyümenin zayıflaması, çiçeklerde şekil bozuklukları ve bazı durumlarda bitkinin yeniden vejetatif gelişime yönelmesi, sonraki yılın verimini düşürebiliyor. Bu durum, birim alandan alınan meyve miktarını ve üreticinin kârlılığını da azaltıyor. Ocak ve şubat aylarındaki sıcak hava dalgaları bitkilerin erken uyanmasına ve çiçek açmasına neden olabiliyor. Erken açan çiçekler, nisan ve mayıs aylarında görülebilen geç donlara maruz kalıyor; birkaç saatlik don olayı bile çiçeklerin ve o yılki ürünün tamamen zarar görmesine yol açabiliyor. Yaz aylarında aşırı sıcaklık ve yağış eksikliği ise meyvelerin küçük kalmasına veya kurumasına, ağırlık ve şeker oranının azalmasına neden oluyor. Artan güneş ışınımı meyvelerde güneş yanığı oluşturarak pazar değerini düşürüyor. Dolu ve kuvvetli rüzgârla gelen fırtınalar meyvelerde mekanik hasara ve hastalık riskine yol açıyor. Zarar gören ürünler birinci sınıf taze tüketim için kullanılamazken, zamanında hasat edilirse sanayiye gönderilebiliyor. Kaynak, bu koşullar karşısında yeni meyve bahçelerinde dolu ve güneşten koruyucu ağlar, damla sulama, fertirigasyon ve donla mücadele sistemlerine yatırım yapılmasını öneriyor. Ancak sulama suyu bulunmayan alanlarda meyveciliğin ve don korumasının sürdürülebilir olmayacağı belirtiliyor.

Güney Afrika’da 2026/27 Ekim Sezonunda Kuraklık Riskine Karşı Planlama Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da 2026/27 Ekim Sezonunda Kuraklık Riskine Karşı Planlama Öne Çıkıyor

Güney Afrika’da Free State, North West, Mpumalanga ve Limpopo başta olmak üzere yaz yağışlarına bağlı bölgelerde faaliyet gösteren tahıl ve yağlı tohum üreticileri, 2026/27 üretim sezonunda maksimum verim yerine kuraklık riskini yönetmeye hazırlanıyor. Mevsim tahminleri, yaz aylarında güçlenebilecek El Niño’nun ülkenin yaz yağışlı bölgelerinde normalin altında yağış ve normalin üzerinde sıcaklık getirebileceğine işaret ediyor. Güney Afrika Hava Servisi ile Tarım Bakanlığı, sıcaklık stresi, nem açığı ve yağışların düzensiz dağılması konusunda uyarıda bulundu. Kaynakta, verim kayıplarının yalnızca sezon toplamındaki yağış eksikliğinden değil; çiçeklenme, tozlaşma ve tane doldurma dönemlerinde yaşanan sıcaklık stresinden de kaynaklanabileceği belirtiliyor. Bu nedenle üreticilere ekim tarihlerini kademelendirme, marjinal topraklarda mısır alanını azaltma ve ayçiçeğine yönelme gibi seçenekleri değerlendirme önerisi yapılıyor. Free State’te Pannar Seed’den Jaco Naudé, gübre ve ekim miktarlarının yeniden gözden geçirilmesini, sıcak hava dönemlerinde sulamanın günün daha serin saatlerinde yapılmasını tavsiye ediyor. Syngenta Seeds South Africa’dan Charles Basson ise ekim sırasında ve sonrasındaki ilk günlerde toprak sıcaklığının izlenmesi gerektiğini belirtiyor. Sıcak günlerle serin geceler arasındaki dalgalanmaların ayçiçeğinde Sclerotinia mantarını harekete geçirebileceği, mısırda ise erken dönemde yabancı ot kontrolünün önem taşıdığı aktarılıyor. Syngenta Seedcare’den Yolandi Furniss, kurak yazlarda nematodlara karşı tohum uygulamalarının genç kökleri koruyarak riski azaltabileceğini söylüyor. Grain SA’dan Corné Louw ise yüksek girdi maliyetleri, görece düşük tahıl fiyatları ve sezonun ilerleyen dönemlerinde ortaya çıkabilecek kuraklık nedeniyle üreticilerin denenmemiş ürün veya uygulamalara yönelmemesi gerektiğini vurguluyor. Gübre programlarının toprak analizleri, gerçekçi verim beklentileri ve tarla bazındaki maliyetlerle uyumlu hazırlanması isteniyor.

İspanya, Zeytinyağını Piyasadan Çekme Düzenlemesine İlk Kez İzin Verdi
Görsel kaynağı: La Razón · Özgün haber
Veri haberi

İspanya, Zeytinyağını Piyasadan Çekme Düzenlemesine İlk Kez İzin Verdi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İspanya Tarım, Balıkçılık ve Gıda Bakanlığı, 2026/27 kampanyasında zeytinyağı arzını düzenlemek ve piyasanın işleyişini istikrara kavuşturmak amacıyla ürünün bir bölümünün piyasadan çekilmesine imkân veren pazarlama standardını yayımladı. Bakanlık, bu mekanizmaya ilk kez izin verirken çekilecek miktarın yüzdesini 15 Kasım’dan önce belirleyecek. Ürün, kampanya sonuna kadar piyasadan çekilebilecek. Mekanizmanın devreye alınması için başlangıç stokları ile tahmini üretimin toplamının, önceki altı kampanyanın aynı toplam için hesaplanan ortalamasının en az %120’sine ulaşması gerekiyor. 2026/27 kampanyasında tahmini üretim 1.602.596 ton olarak açıklandı. Bu miktar önceki kampanyanın %23 üzerinde ve İspanya’daki tarihsel kayıtlarda dördüncü en yüksek hacim olarak değerlendiriliyor. Kampanyanın başlangıç stokları da 357.040 tona ulaştı; bu seviye önceki kampanyanın %23,3 üzerinde bulunuyor. Düzenlemeye göre çekilecek ürünün kategorisini işletmeci seçebilecek ve oran, aylık biriken toplam zeytinyağı üretimi üzerinden uygulanacak. Ürün bir sonraki kampanyaya kadar depolanabilecek veya gıda dışı kullanıma yönlendirilebilecek. Mekanizma istisnai ve konjonktürel nitelikte olacak. Jaénli üretici Francisco Elvira, üretici fiyatı üç avroya ulaşmayan natürel sızma zeytinyağının üretim maliyetlerini karşılamadığını söyledi. Elvira, stok yönetiminde en olası seçeneğin lampante yağının piyasadan çekilerek sonraki sezonda satılması olduğunu belirtti. Çekilecek kesin hacim, ürün kategorileri ve uygulama süreleri henüz açıklanmadı.

Birleşik Krallık'ta Gıda Enflasyonu Ekimde %2,9'a Yükseldi
Görsel kaynağı: Daily Express · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık'ta Gıda Enflasyonu Ekimde %2,9'a Yükseldi

Birleşik Krallık'ta gıda enflasyonu, British Retail Consortium (BRC) verilerine göre ekimde %2,9'a çıkarak eylüldeki %2,5'in üzerine yükseldi. Veriler, Noel hazırlığı yapan hanelerin şenlik dönemi için ayırdığı bütçenin daralabileceğine ve bazı temel alışveriş ürünlerinin geçen yıla göre daha pahalı olabileceğine işaret ediyor. BRC'nin 1-7 Ekim tarihleri arasında topladığı verilere göre artış özellikle oda sıcaklığında saklanan konserve, paketli ve benzeri ürünlerde görüldü. Bu grupta enflasyon %3,2'ye yükselirken önceki ay %2,2 olarak ölçülmüştü. Taze gıda enflasyonu ise %2,6'da değişmeden kaldı. Genel mağaza fiyat enflasyonu da ekimde %2,1'e çıkarak eylüldeki %1,4'ün üzerine çıktı ve iki buçuk yılın en yüksek seviyesine ulaştı. BRC İcra Kurulu Başkanı Helen Dickinson, enerji faturaları, taşımacılık, işletme vergileri ve istihdam giderleri gibi maliyetleri perakendecilerin karşılamasının giderek zorlaştığını söyledi. BRC, hükümetten istihdam maliyetlerini azaltmasını ve planlanan %3,5'lik işletme vergisi artışını kaldırmasını istedi. NIQ'dan Mike Watkins ise küresel tedarik zincirlerindeki baskının daha yüksek enflasyonu olası kıldığını belirtti. Yaz sonundan beri uygulanan indirimlerin etkinin bir bölümünü geciktirdiği, ancak tüketiciler harcamalarında daha temkinli oldukça marketlerin kampanyalara daha fazla dayanmasının beklendiği aktarıldı.

Pencap Bakanı İklim Dirençli Tarım ve Güvenli Gıda İçin Çağrı Yaptı
Görsel kaynağı: Business Recorder · Özgün haber

Pencap Bakanı İklim Dirençli Tarım ve Güvenli Gıda İçin Çağrı Yaptı

Pencap Gıda Güvenliği ve Tüketiciyi Koruma Bakanı Salma Butt, Lahor’da modern ve çevre dostu tarım uygulamalarının iklim değişikliğiyle mücadele, gıda güvenliğinin sağlanması ve halka kaliteli, tağşişsiz gıda sunulması için gerekli olduğunu söyledi. Butt, artan sıcaklıklar, su kıtlığı ve iklim değişikliğinin tarımsal üretim üzerindeki etkisinin gıda güvenliği açısından önemli zorluklar oluşturduğunu belirtti. Bakan, bu etkileri azaltmak ve tarımsal verimliliği korumak için suyun verimli kullanılması, sürdürülebilir tarım politikalarının uygulanması ve modern tarım teknolojilerinden yararlanılması gerektiğini vurguladı. Değişen hava koşullarının ürünler üzerindeki etkisini azaltacak etkili stratejilerin, ülkenin gıda ihtiyaçlarını karşılamak açısından gerekli olduğunu ifade etti. Gıda güvenliğinde gıdanın bulunabilirliği, kalitesi, besin değeri ve karşılanabilir fiyatına özel dikkat gösterilmesi gerektiğini de kaydetti. Butt, Pencap genelinde güvenli gıda sağlanabilmesi için üretim, depolama, taşıma ve satış dahil tedarik zincirinin tüm aşamalarının etkin biçimde izlenmesi çağrısında bulundu. Gıda güvenliği yasalarının etkili uygulanmasının tağşişi, standart altı gıda satışını ve halk sağlığına zarar veren uygulamaları önlemeye yardımcı olabileceğini belirtti. Güvenli ve kaliteli gıdanın yalnızca hükümetin sorumluluğu olmadığını söyleyen Butt, kamu kurumları, çiftçiler, işletmeler ve halk arasında işbirliği ile izleme sistemlerinin ve kamu farkındalığının güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Dünya Bankası Gıda Fiyatlarında 2026 İçin %10 Artış Bekliyor
Görsel kaynağı: Bangkok Post · Özgün haber
Veri haberi

Dünya Bankası Gıda Fiyatlarında 2026 İçin %10 Artış Bekliyor

Dünya Bankası Başekonomist Yardımcısı Ayhan Kose, emtia piyasalarının aynı anda birçok büyük şokla karşı karşıya olduğunu belirtti. Kurumun Emtia Piyasaları Görünümü raporuna eşlik eden açıklamaya göre yüksek enerji maliyetleri ve ticaretteki aksamalar, geniş bir emtia grubunda fiyatları artırarak enflasyon, gıda güvensizliği ve ekonomik büyüme üzerindeki baskıyı artırıyor. Dünya Bankası, gıda fiyatlarının 2026'da %10, sonraki yıl ise %7 yükselmesini bekliyor. Raporda, gıda fiyatlarındaki artış beklentisinin çatışmalardan etkilenen tahıl tedarik hatları, aşırı El Niño'nun yol açabileceği hava olayları ile yüksek yakıt ve gübre fiyatlarıyla bağlantılı olduğu belirtildi. El Niño'nun gıda üreticileri açısından birçok bölgede sel, kuraklık ve sıcaklık stresini artırması bekleniyor. Enerji fiyatlarının bu yıl %32 artmasının, ardından 2027'de yavaşlamasının öngörüldüğü bildirildi. Bu tahmin, İran ve Ukrayna'daki çatışmaların şiddetlenmemesi koşuluna bağlandı. Küresel petrol arzının da Orta Doğu ile Rusya-Ukrayna savaşlarının etkisiyle 2026'da %5,2 azalması bekleniyor. Bu düşüş, pandemi dönemi dışında kırk yılı aşkın sürenin en büyüğü olarak değerlendiriliyor. Dünya Bankası, güçlü bir El Niño'nun ortaya çıkması, Rusya-Ukrayna savaşı sırasında Karadeniz'deki tahıl sevkiyatlarına yönelik saldırıların yoğunlaşması veya İran savaşı nedeniyle enerji fiyatlarının yeniden sıçraması halinde gıda krizi yaşanabileceği uyarısında bulundu. Bu risklerin birlikte gerçekleştiği olumsuz senaryoda Brent petrolünün 2027'de varil başına ortalama 105 dolara, gıda emtia fiyatlarının ise temel tahminin %12 üzerine çıkabileceği ve 2022 seviyesini aşabileceği belirtildi. Kose, önceliğin en yoksul insanları korumak ve ağır borç yükleriyle mücadele eden düşük gelirli ülkeleri desteklemek olması gerektiğini söyledi.

Çin’de Su Tasarrufu ve Gıda Güvenliği İçin Ürüne göre Sulama Önerisi
Görsel kaynağı: AZERTAC · Özgün haber
Veri haberi

Çin’de Su Tasarrufu ve Gıda Güvenliği İçin Ürüne göre Sulama Önerisi

Nature Food’da yayımlanan bir çalışma, Çin’de su tasarrufu, gıda güvenliği ve sulama yatırımlarının ekonomik getirilerini birlikte gözeten yeni bir yaklaşım önerdi. Çin Bilimler Akademisi Atmosfer Fiziği Enstitüsü, Hohai Üniversitesi ve Xiamen Üniversitesi araştırmacılarının yürüttüğü çalışma mısır, buğday ve pirince odaklandı. Ekip 42.190 ilçe düzeyinde tarım kaydı, 3.576 hanehalkı sosyoekonomik anketi ve 2.230 sulama teknolojisi karşılaştırma denemesini inceledi. Araştırmaya göre Çin tarımında sulama, 2010-2022 arasında önemli bir teknolojik dönüşüm geçirdi. Toprak kanallarıyla su iletimi ve salma sulama azalırken su tasarrufu sağlayan teknolojiler yaygınlaştı; ancak dönüşümün hızı ürünlere ve bölgelere göre farklılık gösterdi. Hohai Üniversitesi profesörü Wang Jinxia, mevcut teknoloji benimseme hızı sürerse üç temel üründe alan başına sulama suyu kullanımının 2030’a kadar %9.4-16 azalacağını belirtti. Bu oran, 2015-2030 ulusal tarımsal sürdürülebilir kalkınma planındaki %25.5’lik hedefin altında kalıyor. Plan, 2030 için ulusal tarımsal sulama suyu kullanımına 373 kilometreküplük üst sınır koyuyor. Çalışma, mevcut tüm sulanan alanlarda en verimli teknolojilerin kullanılması halinde su tasarrufu hedefinin aşılabileceğini ortaya koyuyor. Bununla birlikte araştırmacılar, bu yükseltmelerin gelecekteki iklim değişikliğinin yol açabileceği olası verim kayıplarını tamamen telafi etmeyebileceği ve gıda güvenliği riski doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Bu nedenle önce mevcut sulanan alanlarda su kullanım verimliliğinin artırılması, ardından su kaynakları kısıtları içinde tasarruf edilen suyla bazı yağışa dayalı alanların sulamaya açılması öneriliyor. Ürünlere göre farklı stratejiler öne çıkıyor. Mısırda daha ileri sulama teknolojileriyle sulanan alanların ölçülü biçimde genişletilmesi, buğday ve pirinçte ise daha sınırlı genişleme ve yeni sulanan alanlarda orta verimli su tasarrufu teknolojilerinin kullanılması öneriliyor. Araştırmacılar ayrıca sulama yatırımlarının stres toleranslı çeşitler, iklime dayanıklı yetiştirme uygulamaları ve yüksek standartlı tarım arazileriyle birlikte planlanması gerektiğini vurguluyor.

Makedonya'da Elmalar Satılamıyor, Üreticiler İhracat Pazarı İstiyor
Görsel kaynağı: Telegrafi · Özgün haber

Makedonya'da Elmalar Satılamıyor, Üreticiler İhracat Pazarı İstiyor

Makedonya’da bu yıl elma üretiminin önceki yıllara göre artması, üreticilerin satış sorununu derinleştirdi. Tetova’ya bağlı Sellarca’dan üretici Amet Ismaili, yaz sıcaklıklarının daha yüksek olması ve ürün kaybı yaşanmaması sayesinde sezonun kaliteli geçtiğini, ancak miktarın iç pazarın ihtiyacını aştığını söyledi. Üreticiler, yüksek kaliteye rağmen alım fiyatlarının çok düşük kaldığını belirtiyor. Ismaili’ye göre ülkedeki pazar, üretimin yükseldiği dönemlerde oluşan arzı karşılayamıyor. Elmaların ihraç edilememesi arz fazlasını büyütürken alım fiyatlarını da aşağı çekiyor. Üretim maliyetlerinin mevcut fiyatların üzerinde kaldığını söyleyen üretici, bu koşullarda satış yapmanın ekonomik olmadığını ifade etti. Sorunun bir başka nedeni depolama altyapısının yetersizliği. Ismaili, elmaların saklanması için yeterli depo bulunmadığını belirterek Tarım Bakanlığından depolama tesisleri ile paketleme alanlarına daha fazla yatırım yapmasını istedi. Toptan alımın yetersiz kalması nedeniyle birçok elmanın çürüdüğü, düşük fiyatlar ve yüksek maliyetler yüzünden çok sayıda üreticinin elma yetiştiriciliğini bırakmayı düşündüğü aktarıldı.

Toprak Karbonu Kaybı Tarımsal Üretimin Fiziksel, Su ve Biyolojik Dengesini Zayıflatıyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Toprak Karbonu Kaybı Tarımsal Üretimin Fiziksel, Su ve Biyolojik Dengesini Zayıflatıyor

Topraktaki organik karbonun kaybı, atmosfere karbondioksit salımının ötesinde tarımsal üretimin fiziksel, suyla ilgili ve biyolojik işleyişini etkileyen bir süreç olarak ele alınıyor. Kaynağa göre karbon; toprak agregatlarının oluşumu ve stabilitesi, suyun sızması ve tutulması, gözeneklilik ile mikrobiyal topluluklara kaynak sağlanması açısından önemli işlevler üstleniyor. Karbonun azalması bu işlevleri zayıflatabiliyor. Organik madde kaybı, toprağın ısı kapasitesi, nemi ve yapısında değişikliklere yol açabiliyor. Özellikle bozunmuş ve kuru topraklarda yüzey sıcaklıkları yükselebilir ve sıcaklık dalgalanmaları artabilir. Ancak kaynak, toprağın yerel sıcaklığındaki değişimlerle küresel ısınmanın birbirinden ayrılması gerektiğini vurguluyor. Karbon kaybı karbondioksit salımı yoluyla iklim değişikliğine katkıda bulunabilirken, nem, örtü ve yapıdaki değişiklikler toprağın ısınıp soğuma biçimini etkiliyor. Karbon miktarındaki düşüş; sıkışma, erozyon, yüzey akışı ve su depolama kapasitesinde azalmaya neden olabilir. Tarımsal açıdan bu durum su kullanımında verim kaybı, kuraklık ve şiddetli yağışlara karşı daha yüksek kırılganlık, mikrobiyal yaşam alanlarının bozulması ve besin maddelerini geri dönüştürme kapasitesinin zayıflaması anlamına gelebilir. Etkilerin toprak türü, besin durumu, nem, pH, doku ve yönetim biçimine göre değiştiği belirtiliyor. Kaynak ayrıca toprak mikrobiyomunu ve mikroorganizmalarla bitkiler arasındaki RNA temelli iletişimi araştırılması gereken alanlar arasında gösteriyor.

Şili’de Aşırı İklim Olayları Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Aşırı İklim Olayları Gıda Güvenliğini Tehdit Ediyor

Cheaf, 24 Ekim Uluslararası İklim Değişikliği Günü öncesinde, aşırı iklim olaylarının Şili’de tarımsal üretim ve gıda güvenliği üzerindeki risklerine dikkat çekti. Uyarı, Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (PNUMA) 21 Ekim’de yayımladığı 2026 Emisyon Açığı Raporu’nun, mevcut politikalar sürerse küresel sıcaklık artışını bu yüzyılda 2,8 °C’ye kadar öngörmesinin ardından geldi. Ülkeler iklim taahhütlerini yerine getirse bile artışın 2,6 °C’ye ulaşabileceği belirtildi. Şili’de tarım ve hayvancılık bölgelerini etkileyen orman yangınları, ürünleri ve kırsal yolları yok eden seller ile sulama ihtiyacını artıran sıcak hava dalgaları, ulusal üretim açısından somut tehditler oluşturuyor. Uzun süreli kuraklıklar, seller, yangınlar ve sıcak hava dalgaları ürünlere zarar verirken tarımsal altyapıyı ve tedarik zincirlerini de etkileyerek fiyatlar ile gıda güvenliği üzerinde baskı yaratıyor. Kaynağa göre bu olaylar doğal iklim değişkenliği ve El Niño gibi farklı nedenlerle ilişkili olabilir; küresel ısınma ise etkilerini yoğunlaştırabilir. Cheaf Chile Genel Müdürü Natalia Paredes, sel nedeniyle kaybedilen hasadın, üretim alanlarını yok eden yangınların veya kuraklığın verimi düşürmesinin gıdanın bulunabilirliğini ve fiyatını etkileyebileceğini söyledi. Gıda fiyatlarının yükselmesinden en fazla kırılgan ailelerin etkileneceğini belirten Paredes’in değerlendirmesi, Şili’deki mevcut fiyat baskısıyla birlikte ele alındı. INE’ye göre gıda ve alkolsüz içecek fiyatları Ocak-Eylül 2026’da %3,9, son 12 ayda %4,3 arttı; eylülde patates ve marul fiyatları sırasıyla %8,6 ve %10,5 yükseldi. Birleşmiş Milletler’in SOFI 2026 raporuna göre Şili’de yaklaşık 3,2 milyon kişi, nüfusun %16’sı, orta veya ciddi gıda güvensizliği yaşıyor. Aynı rapor, 2025’te dünya genelinde 2,1 milyar kişinin bu sorunla karşılaştığını tahmin ediyor. Paredes, iklim değişikliğine uyum için tarımın dayanıklılığının ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesini, gıda kayıpları ile israfının azaltılmasını önerdi.

Aşırı Yağış Mısır Ekimi ve Fiyatları Baskılıyor
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Aşırı Yağış Mısır Ekimi ve Fiyatları Baskılıyor

Brezilya’nın güneyinde mısır ekimi, aşırı nem ve yağışların tarla çalışmalarını yavaşlatması nedeniyle zorlaşıyor. Düşük ticari hareketlilik ve ülke genelinde arzın talebin üzerinde kalması da fiyatların toparlanmasını engelliyor. Rio Grande do Sul’da 2026/27 sezonu ekimi, öngörülen 896,4 bin hektarın %78’ine ulaştı; verim beklentisi hektar başına 7.711 kilogram olarak veriliyor. Rio Grande do Sul’da yüksek nem, bulutluluk ve ılıman sıcaklıklar bitkilerin gelişimini geciktirirken, ekim oranı Frederico Westphalen’de %95, Ijuí’de %92, Passo Fundo ve Santa Rosa’da %90 oldu. Buna karşılık Soledade’de oran %63, Pelotas’ta %9’da kaldı. Eylül sonundaki dolu fırtınaları, en çok etkilenen alanlarda verim potansiyelinde geri döndürülemez kayıplara yol açtı. Piyasa koşulları da bölgelere göre değişiyor. Rio Grande do Sul’da mısır çuvalı 60-70 real arasında işlem görürken eyalet ortalaması %0,57 düşüşle 62,59 real oldu. Paraná’da yazlık mısır alanının %86’sı ekildi; süren yağışların ikinci ürün ekim dönemini daraltabileceği belirtiliyor. Santa Catarina’da yaklaşık 60 real seviyesindeki satış teklifleri ile 55 real civarındaki alım teklifleri arasındaki fark anlaşmaları zorlaştırıyor. Mato Grosso do Sul’da fiyatlar 52-54 real arasında seyrediyor.

İrlanda’da Mavidil Hastalığı Vakaları 48’e Yükseldi
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Mavidil Hastalığı Vakaları 48’e Yükseldi

İrlanda’da mavidil hastalığı vakalarının sayısı 48’e yükseldi. Tarım, Gıda ve Deniz Bakanlığı, 21 Ekim’de yeni vakaların Cork, Wexford, Waterford ve Wicklow kontluklarında belirlendiğini açıkladı. Wexford, 16 sığır vakası ve bir koyun vakasıyla en fazla etkilenen bölge oldu. Mavidil, sokucu tatarcıklarla yayılan, bulaşıcı olmayan viral bir hastalık olarak tanımlanıyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü’ne göre artan sıcaklıklar hastalığın Avrupa genelinde yayılmasını desteklerken, 27’den fazla serotipe sahip virüsün kontrolü zorlaşıyor.

Buğday ve Arpa Ekimi İçin Yüksek Verimde Üçlü Yaklaşım
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

Buğday ve Arpa Ekimi İçin Yüksek Verimde Üçlü Yaklaşım

Buğday ve arpa ekiminde gelecek yaz yüksek ve kaliteli verim hedefi için toprak hazırlığı, dengeli gübreleme ve kaliteli tohum kullanımının birlikte planlanması öneriliyor. Ekim zamanının da hava koşullarına bağlı olarak ekim ayından kasım ortasına kadar uzanan uygun agroteknik döneme göre belirlenmesi tavsiye ediliyor. Temel toprak işlemesinin ekimden önce zamanında yapılması ve toprağın dinlenip oturmasına fırsat verilmesi isteniyor. Sürüm için 25–30 santimetre derinlik önerilirken, ekimden birkaç gün önce diskleme, tırmıklama veya ekim yatağı hazırlayıcısı kullanılarak yüzeyde düz ve kırıntılı bir yapı oluşturulması gerekiyor. Bu yapının düzgün çıkış, kök gelişimi ve kışın düşük sıcaklıklara dayanıklılık açısından yararlı olduğu belirtiliyor. Sonbaharda gelişip kardeşlenen buğday ve arpa için gübrelemede fosfor ve potasyuma ağırlık verilmesi, ancak uygulamanın agro kimyasal toprak analizine göre belirlenmesi öneriliyor. Analiz sonucuna bağlı olarak azotu daha düşük, fosfor ve potasyumu öne çıkan NPK, yani azot-fosfor-potasyum, formülasyonları; 8:16:24 veya 15:15:15 gibi seçenekler değerlendirilebiliyor. Fosfor güçlü kök gelişimi ve dona dayanıklılıkla, potasyum ise sapın sağlamlığı ve yatmaya karşı dirençle ilişkilendiriliyor. Azotun sonbaharda daha düşük miktarda uygulanması isteniyor. Üreticilerin kontrol edilmemiş ticari tane yerine beyanlı ve sertifikalı tohum seçmesi tavsiye ediliyor. Sertifikalı tohumun yüksek çimlenme, çeşit saflığı ve bitki sağlığı sağladığı; fungisitlerle ilaçlanmasının da başlangıç döneminde hastalık etmenlerine karşı koruma sunduğu aktarılıyor. Buğday ve arpa çeşidi seçiminde bölgeye uyum, yatmaya, pas ve külleme gibi hastalıklara ve aşırı iklim koşullarına dayanıklılık ölçütlerinin dikkate alınması öneriliyor.

Meyve Fidanı Üreticileri Kuraklık Nedeniyle Sökümü Erteliyor
Görsel kaynağı: Nezavisne novine · Özgün haber
Veri haberi

Meyve Fidanı Üreticileri Kuraklık Nedeniyle Sökümü Erteliyor

Bu yıl meyve fidanı üretimi yüksek yaz sıcaklıkları, nem eksikliği ve uzun süren kuraklık nedeniyle zorlaştı. Damla sulama ve sulama sistemi üzerinden gübrelemeye rağmen fidanların vejetatif gelişimi yetersiz kalırken, üretim yoğun sulama ve tarımsal uygulamalarla tamamlanma aşamasına getirildi. Fidanlıkta vejetasyonu durdurmak amacıyla yaprak dökümünü teşvik eden bir uygulama yapıldı; bu kapsamda şelatlı bakır esaslı preparatlar etefonla birlikte kullanıldı. Önceki yıllarda fidanlar ekim ayının ikinci on gününde sökülebilirken, bu yıl işlemin en az iki hafta ertelenmesi bekleniyor. Toprağın çok kuru ve sert olması, söküm makinelerinin çalışmasını zorlaştırıyor; kurak koşullarda yapılan işlem köklerin kırılmasına veya çatlamasına, bitkilerin zarar görmesine ve üretim kayıplarının artmasına yol açabiliyor. Üreticilerin, makinelerin çalışabileceği yeterli nemi bulmak için fidanlığın farklı bölümlerindeki toprak koşullarını değerlendirmesi gerekiyor. Sökümün sürdürülebilmesi için yaklaşık 20-50 litre/metrekare yağış bekleniyor. Kuraklık, yeni meyve bahçeleri kurulacak alanlarda toprağın alttan işlenmesi ve derin hazırlanması çalışmalarını da güçleştiriyor. Sonbahar dikimi, köklerin kış boyunca toprağa uyum sağlaması nedeniyle normalde ilkbahar dikimine göre avantajlı görülüyor; ancak yağış eksikliği nedeniyle dikim sırasında su kullanımı zorunlu hale geliyor. Fidan çukuruna 20-30 litre su eklenmesi öneriliyor. Toprak donmamış ve sıcaklık yaklaşık -5 ila -6 santigrat derecenin altına düşmemişse aralık ayında dikim yapılabiliyor. İlkbahar dikimi ise daha fazla sulama gerektirdiği için daha riskli kabul ediliyor.

Brezilya’da 18 Belediyede Don Riski Öngörülüyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da 18 Belediyede Don Riski Öngörülüyor

Climatempo’nun tahminine göre Brezilya’nın Paraná, Rio Grande do Sul ve Santa Catarina eyaletlerindeki 18 belediyede 19 Pazartesi ile 20 Salı arasında don riski bulunuyor. Santa Catarina’daki Urubici’de 19 Pazartesi günü en düşük sıcaklığın 0 °C’ye inmesi bekleniyor. Aynı gün Santa Catarina’daki Caçador’da en düşük sıcaklık 2 °C, Água Doce, Abelardo Luz, Campos Novos ve Joaçaba’da 4 °C olarak tahmin ediliyor. Paraná’daki Guarapuava, Pinhão ve Prudentópolis’te sıcaklıkların 4 °C, Rio Grande do Sul’daki Muitos Capões ve Vacaria’da ise 3 °C olması bekleniyor. Donun soğuğa duyarlı mahsullerde zarara ve meralarda kalite kaybına yol açabileceği belirtiliyor.

İrlanda’da Mavi Dil Vakaları 37’ye Yükseldi
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Mavi Dil Vakaları 37’ye Yükseldi

İrlanda Tarım, Gıda ve Deniz Bakanlığı (DAFM), ülkedeki mavi dil hastalığı vakalarının 16 Ekim itibarıyla 37’ye yükseldiğini açıkladı. Kilkenny ilçesinde hastalığın ilk doğrulanmış vakası kaydedildi. Vakaların çoğu sığırlarda görülürken koyunlarda da üç vaka tespit edildi. Wexford, 12 sığır ve bir koyun vakasıyla en fazla etkilenen ilçe oldu. Mavi dil virüsü enfekte sokucu tatarcıklarla yayılıyor. Bakanlık, bulaşma riskinin bu böceklerin en aktif olduğu nisan-kasım döneminde genellikle yükseldiğini bildirdi.

Japonya’da Yeni Pirinç Hasadıyla Fiyatlar Gerilerken Çiftçiler Zorlanıyor
Görsel kaynağı: Mainichi Shimbun · Özgün haber
Veri haberi

Japonya’da Yeni Pirinç Hasadıyla Fiyatlar Gerilerken Çiftçiler Zorlanıyor

2 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Japonya’da yeni pirinç hasadının sürmesi ve geçen yıldan kalan stokların piyasada bulunması, tüketiciler için fiyatları düşürürken çiftçileri ve toptancıları zor durumda bırakıyor. Toçigi eyaletinin Sakura kentindeki çiftçi Nobuyuki Okada, önceki kıtlık döneminin ardından bu yıl alıcı bulmakta zorlandığını ve fiyatların keskin biçimde gerilemesinin hasada yönelik motivasyonunu azalttığını söyledi. Yaklaşık 1.000 süpermarkette 28 Eylül-4 Ekim döneminde yapılan ölçümde, 5 kilogram pirincin ortalama fiyatı 2.860 yen oldu. Fiyat bir haftada 66 yen geriledi ve düşüş üst üste sekizinci haftaya ulaştı. 2024 ve 2025’teki ciddi pirinç kıtlığı sırasında bazı satışlarda 60 kilogram başına 35.000 yene kadar fiyat alan Okada, bu yıl haziran civarında bazı toptancıların kendisinden pirinç alamayacaklarını bildirdiğini belirtti. Chubu bölgesindeki bir toptancı, stokların normalin iki katından fazla olduğunu ve yeni mahsulün ana ürün haline gelmesiyle yüksek fiyattan alınan 2025 pirincinden kâr etmekten vazgeçmek zorunda kalacaklarını söyledi. Bazı piyasalarda, daha eski olan 2025 mahsulünün perakende fiyatının 2026 mahsulünden yüksek olduğu bir tersine dönüş de görülüyor. Japonya Tarım Bakanlığına göre 2026 pirinç hasadının 7,4 milyon ton olması bekleniyor; bu, önceki yılın 7,47 milyon tonuna göre yaklaşık %1 düşüş anlamına geliyor. The Japan Times’ın aktardığı değerlendirmeye göre arzın talebi aşması fiyatları daha da aşağı çekebilir. Okada, 20 hektarlık tarlalarında Koshihikari, Niji no Kirameki, Tochigi no Hoshi, yapışkan pirinç ve sake üretiminde kullanılan pirinç yetiştiriyor; 2026 mahsulünü yaklaşık 100 ton olarak öngörüyor. Nisan ayında yaklaşık 40 ton Koshihikari’nin büyük bölümünün yerel Japonya Tarım Kooperatifleri (JA) şubesi tarafından satın alınması için avans sözleşmesi imzaladı. Ancak JA’nın 60 kilogram başına avans ödemesi, 2025 mahsulündeki yaklaşık 30.000 yen seviyesinden bu yıl yaklaşık yarısına indi. Taşıma maliyetleri de hesaba katıldığında, kooperatif üzerinden satışta dahi zarar edeceğini belirten Okada, hükümetin değişken pirinç politikasına güvenmediğini söyledi.

Arjantin’de Yağışlar Mısır ve Ayçiçeği Ekiminin İlerlemesini Yavaşlattı
Görsel kaynağı: TN · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin’de Yağışlar Mısır ve Ayçiçeği Ekiminin İlerlemesini Yavaşlattı

Arjantin’de su rezervlerindeki iyileşmeye rağmen mısır ve ayçiçeği ekimi son yağışlar nedeniyle yavaşladı. Buenos Aires Tahıl Borsası’nın Haftalık Tarım Görünümü’ne göre ticari dane mısır ekimi, 2026/27 sezonu için öngörülen 8,4 milyon hektarın %34,8’ine ulaştı ve önceki kampanyanın yaklaşık 5 puan önünde ilerledi. Çalışmalar tarım alanının merkez ve batısında sürerken, merkez ve güneydeki yağışlar yeni parsellerin ekime alınma hızını düşürdü. Orta-Kuzey Córdoba’da yağış eksikliği nedeniyle ekilemeyen parsellerin geç ekime yönelmesi bekleniyor. Ekili mısırın durumu çoğunlukla normal ile iyi arasında, su mevcudiyeti ise yeterli ile optimum arasında değerlendirildi. Düşük sıcaklık ve düşük radyasyon bazı parsellerde çıkış sorunları ile sararmaya neden oldu. Ayçiçeği ekimi haftalık bazda 5,8 puan ilerleyerek öngörülen 3,1 milyon hektarın %41,9’una ulaştı. Bu oran tarihsel ortalamanın 11,6, son beş kampanya ortalamasının ise 6,6 puan üzerinde bulunuyor. Ancak güney bölgelerinde yağışlar ve düşük sıcaklıklar çalışmaları yavaşlatırken, yağışların devam edeceğine ilişkin tahminler ekim planlarının tamamlanması konusunda belirsizlik yaratıyor. Buğdayda kuzey tarım alanında tekrarlanan yağışlar ve yüksek nem, fizyolojik olgunluğa ulaşan parsellerde hasadın başlamasını geciktirdi. Beklenen verimler hektar başına 10-40 kental arasında değişirken, Kuzeybatı Arjantin’de yaklaşık 20, Kuzeydoğu Arjantin’de 30 kental ortalama öngörülüyor. Merkezin bazı kesimlerinde ise kardeş sürgünü kaybı ve don hasarı nedeniyle önceki kampanyaya göre %10-30 düşüş bekleniyor. Arpada ekim yağışları su rezervlerini iyileştirse de batı Buenos Aires’te don hasarı verim kayıplarına yol açtı ve beklenti yaklaşık 40 kentalde kaldı. Diğer bölgelerde tahmini verimler hektar başına 35-60 kental arasında. Güneybatı Buenos Aires-Güney La Pampa’da su eksikliği ve düşük radyasyon verimi sınırlayabilir; Güneydoğu Buenos Aires’te ürün genel olarak iyi durumda ancak gelişim geriden geliyor.

Birleşik Krallık’ta Süt Üretiminde 2026/27 Sezonu İçin Düşüş Beklentisi
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Süt Üretiminde 2026/27 Sezonu İçin Düşüş Beklentisi

Birleşik Krallık’ta süt üretiminin 2026/27 sezonunda yaklaşık 12,74 milyar litreye gerilemesi bekleniyor. Agriculture and Horticulture Development Board’un (AHDB) tahminine göre bu miktar, önceki sezona göre 284 milyon litre daha düşük olacak ve üretim %2,2 azalacak. Analistler, 2027/28 sezonunun ilk yarısında yıllık düşüş hızının yaklaşık %1,1’e yavaşlayabileceğini belirtiyor. Üretimdeki zayıflama daha önce başladı. Süt teslimatları Mayıs 2026’da gerilemeye başlarken, Ağustos ayında üreticilerin teslim ettiği süt miktarı geçen yılın aynı dönemine göre %4,4 azaldı. AHDB, düşüşte sıcak hava, kuraklık ve yem tabanındaki sorunların etkili olduğunu belirtiyor. Yüksek sıcaklıklar ve yağış eksikliği otların gelişimini sınırladı; bazı işletmeler kışlık yem stoklarını yaz aylarında kullanmaya başladı. Yem baskısı güneybatı İngiltere, Galler ve Midlands’taki işletmelerde daha belirgin görülürken bazı kuzey bölgeleri ile İskoçya’da koşulların daha iyi olduğu aktarıldı. Sonbahar yağışları ise bazı çiftçilerin ek biçim yapmasına imkân verdi. Temmuz 2026’da Birleşik Krallık’taki sütçü sığır sürüsü yaklaşık 1,57 milyon baş oldu; bu sayı yıllık bazda 34,5 bin baş azaldı. Genç sığır sayısındaki gerilemenin, sürülerin ilerleyen yıllarda yeniden büyütülmesini zorlaştırabileceği bildirildi. AHDB, yem, enerji, yakıt, gübre, saman ve işçilik maliyetlerinin yüksek kalmasını bekliyor. Bu baskı bazı işletmeleri sürülerini küçültmeye, bazılarını ise inek başına verimliliği artırmaya yöneltebilir. Yaz aylarında bazı süt işletmeleri üretimdeki düşüş nedeniyle fiyatları artırsa da süt ürünleri fiyatları, işleyicilerin sonraki dönemlerde daha yüksek fiyat açıklaması için güçlü bir zemin oluşturmadı. Bir diğer risk BTV-3 mavi dil hastalığı. AHDB senaryosuna göre hastalık, enfekte ineklerde geçici süt verimi kaybına ve üreme performansında bozulmaya yol açabilir. Aşılama kayıpları sınırlayabilir ancak sürülerin aşılama düzeyine ilişkin tam veri bulunmuyor. Bu nedenle görünüm hızlı üretim artışından çok kademeli istikrara işaret ediyor; sonuçlar hava koşullarına, yem bulunabilirliğine, süt fiyatlarına ve sürü sağlığına bağlı olacak.

Patatesin Uzun Süre Saklanmasında Elma Önerisi Tek Başına Yeterli Değil
Görsel kaynağı: Radiosarajevo · Özgün haber

Patatesin Uzun Süre Saklanmasında Elma Önerisi Tek Başına Yeterli Değil

Kış için fazla miktarda alınan patatesin birkaç hafta içinde filizlenip çürümemesi için saklama koşullarına dikkat edilmesi gerekiyor. Patates çuvalına elma koymak, elmanın olgunlaşırken doğal olarak salgıladığı etilen nedeniyle kullanılan geleneksel bir öneri olsa da bu yöntem filizlenmeye karşı kesin koruma sağlamıyor. Elmanın etkisi, patatesin bulunduğu ortamın sıcaklığına, nemine ve hava dolaşımına bağlı. Bu yöntem denenirse sağlıklı bir elma kullanılmalı ve düzenli olarak kontrol edilmeli; yumuşayan veya çürümeye başlayan elma hemen çıkarılmalı. Patatesler kuru, karanlık, serin ve iyi havalandırılan bir yerde tutulmalı; soba, radyatör ve diğer ısı kaynaklarının yakınına konulmamalı. Patates ile soğan aynı yerde saklanmamalı. Nem birikimini ve küf oluşumunu azaltmak için kapalı naylon poşetler yerine hava geçiren çuvallar, kâğıt çuvallar veya kasalar tercih edilmeli. Uzun süre saklanacak patates yıkanmamalı; çuval ya da kasa nemli zemine doğrudan yerleştirilmemeli, raf veya tahta altlık üzerine kaldırılarak altından da hava dolaşımı sağlanmalı. Patatesler donma noktasının altındaki sıcaklıklara maruz bırakılmamalı. Işığa uzun süre maruz kalan patatesler yeşerebilir ve yeşil bölümlerde glikoalkaloidlerin, bunlar arasında solaninin de bulunduğu bileşiklerin yoğunluğu artabilir. Çok yeşil, aşırı filizlenmiş, buruşmuş veya dokusu değişmiş patateslerin tüketilmemesi; yumuşak, ıslak, çürük ya da hasarlı olanların ise sağlıklı ürünlerden ayrılması gerekiyor. Hasarlı olanların önce tüketilmesi öneriliyor.

Zimbabwe, El Niño Kuraklığına Karşı 500 Milyon Dolarlık Rezerv Planlıyor
Görsel kaynağı: TimesLIVE · Özgün haber
Veri haberi

Zimbabwe, El Niño Kuraklığına Karşı 500 Milyon Dolarlık Rezerv Planlıyor

Zimbabwe hükümeti, beklenen El Niño kaynaklı kuraklığın ulusal gıda güvenliği üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla 500 milyon dolarlık nakit ve tahıl rezervi oluşturmayı planlıyor. Maliye Bakanı Mthuli Ncube, plan kapsamında 2027 ulusal bütçesinde 250 milyon dolar nakit, aynı miktarda da tahıl alımı için kaynak ayrılacağını söyledi. Bütçenin gelecek ay sunulması bekleniyor. Ülke, 2027 mahsul sezonunda 1,6 milyon ton mısır hasadı öngörüyor. Bu miktarın 2026 seviyesinden yaklaşık %30 daha düşük olması beklenirken, düşüşün temel nedeni olarak tahmin edilen kuraklık gösteriliyor. Zimbabwe'nin yıllık mısır ihtiyacı yaklaşık 2,2 milyon ton; bunun yaklaşık 400 bin tonu hayvan yemi olarak kullanılıyor. Ncube, hükümetin stratejik tahıl rezervleri için yerel çiftçilerden yaklaşık 200 bin ton mısır satın aldığını da açıkladı. Zimbabwe, 2024'te El Niño kaynaklı kuraklık milyonlarca kişiyi gıda yardımına muhtaç bıraktıktan sonra ulusal afet ilan etmişti. Hükümet ayrıca 2027 ekonomik büyüme tahminini, El Niño'nun tarım sektörüne etkisini gerekçe göstererek %5'ten %3,5'e düşürdü.

Bosna-Hersek’te Mısır Verimi %70’e kadar Düştü
Görsel kaynağı: Agroportal.ba · Özgün haber
Veri haberi

Bosna-Hersek’te Mısır Verimi %70’e kadar Düştü

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Bosna-Hersek’te bu yıl mısır üretimi, kuraklık ve aşırı sıcaklıkların yanı sıra yüksek tarımsal girdi ve yakıt maliyetlerinin etkisiyle geriledi. Üreticiler, kilogram başına yaklaşık 45 fenilik mevcut fiyatın üretim giderlerini karşılamadığını belirtirken, bazı bölgelerde verimin geçen yıla göre %70’e kadar düştüğünü bildirdi. Semberiya’da mısır yaklaşık 26.000 hektara ekildi. Ancak üretici temsilcisi Savo Bakajlić’e göre birçok parselde verim hektar başına 150-500 kilogram arasında kaldı; 700 kilogramlık sonuçlar ise çoğunlukla küçük alanlarda görüldü. Yaklaşık yarım hektara yetecek bir çuval tohumluk mısırın 140-170 KM’ye mal olduğu, devlet yardımı ve primlere rağmen üreticilerin hektar başına en az 300-500 KM zararda bulunduğu aktarıldı. Bakajlić, Semberiya’daki sezonu son 30 yılın en ağır tarım dönemlerinden biri olarak nitelendirdi. Mısırdaki düşüşün yanı sıra yem açığının da hayvancılık yapan işletmeleri zorladığı, bazı üreticilerin borçlanmak yerine hayvan sayısını azaltmayı veya hayvanlarını satmayı düşünebileceği uyarısı yapıldı. Nedžad Bićo da mevcut fiyatın yatırımları karşılamadığını, yakıt ve diğer girdilerin üretim hesabına dahil edilmesi gerektiğini söyledi. Tuzla Kantonu’nda bazı parsellerde verim kaybı %70’e ulaşırken, ortalama düşüşün geçen yıla göre %43-50 arasında olduğu belirtildi. Bazı bölgelerde hasadın henüz tamamlanmadığı, Sprečko Polje’de bitki gelişiminin Lijevče Polje ve Semberiya’ya kıyasla geciktiği aktarıldı. Üretici temsilcisi Enes Hasanović, arz ve talebe bağlı olmak üzere kilogram başına 60-70 fenilik fiyatın maliyetleri karşılamaya daha yakın olacağını ifade etti.

Souss-Massa’da Sıcaklık Sebze Üretiminin Sürekliliğini Zorluyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber

Souss-Massa’da Sıcaklık Sebze Üretiminin Sürekliliğini Zorluyor

Fas’ın Souss-Massa bölgesinde devam eden sıcak hava dönemleri, sebze üretimlerini zayıflatırken 2026-2027 kampanyasının hazırlığını da zorlaştırıyor. Etki yalnızca hasat miktarlarıyla sınırlı kalmıyor; meyve kalitesi, tedarik sürekliliği ve işletmelerin sıcaklığa uyum sağlama maliyetleri de baskı altında bulunuyor. Bölge, Fas’ın ihracata yönelik önemli sebze üretim havzalarından biri olarak tanımlanıyor. Les Inspirations Éco’nun Le360 üzerinden aktardığı değerlendirmede, Meyve ve Sebze Sektörler Arası Federasyonu’ndan Amine Amanatoullah domates, biber ve salatalıkların yüksek sıcaklıklara karşı kırılganlığına dikkat çekiyor. Ancak kaynak, 2026-2027 kampanyası için sıcaklığın yol açtığı kayıplara ilişkin bir bilanço veya miktar sunmuyor. Frontiers in Plant Science’da yayımlanan bir araştırmaya göre aşırı sıcaklıklar domatesin büyümesini ve üreme süreçlerini etkiliyor. Çiçeklenme ve meyve tutumu özellikle hassas aşamalar arasında yer alırken, çiçek dökülmesi, üreme organlarının gelişimindeki bozulmalar ve polen çimlenmesindeki azalma bitkinin daha az meyve oluşturmasına yol açabiliyor. Araştırma, Souss-Massa’daki sonuçları doğrudan ölçmüyor; bölgesel etkiyi belirlemek için maruz kalınan sıcaklıklar, yetiştirilen çeşitler ve hasat sonuçlarına ilişkin yerel verilere ihtiyaç bulunuyor. FAO rehberinde, sıcaklık ve güneş ışınımı gibi çevresel değişkenlerden bitkilerin su kaybının tahmin edilerek sulamanın ürün ihtiyacına göre ayarlanması öneriliyor. Su yönetiminin yalnızca sezon boyunca mevcut su miktarına değil, suyun ihtiyaç duyulan zamanda verilebilmesine de bağlı olduğu belirtiliyor. Girdi maliyetlerindeki artış, ToBRFV kaynaklı zorluklar, sıcak ve kuru rüzgârın etkilerini sınırlamaya yönelik yatırımlar ve ek sulama ihtiyacı da ekonomik baskıları artırıyor; ancak bu kalemlerin üretim maliyetlerine toplam etkisini gösteren konsolide bir tutar paylaşılmıyor.