ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

460 haber · Sayfa 18

Brezilya’da 2026/27 Hasadı İçin Gübre Arzı Riski Uzak Görülüyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da 2026/27 Hasadı İçin Gübre Arzı Riski Uzak Görülüyor

Brezilya Tarım Bakanı André de Paula, 2026/27 sezonu için gübre tedarikinde yaşanabilecek kıtlık riskinin ortadan kalktığını söyledi. Belo Horizonte’de düzenlenen 15. Brezilya Pamuk Kongresi’nde konuşan de Paula, değerlendirmeye yurt dışındaki tedarikçi sayısını artırma ve gübrelerin ülke limanlarına girişini hızlandırma çalışmalarının temel oluşturduğunu belirtti. Stratejinin, uluslararası çatışmaların geleneksel tedarik rotalarını ve gübre kaynaklarını etkilemesinin ardından güç kazandığı aktarıldı. Bakanın Angola ve Fas ziyaretlerinde gübre üretimi ve tedariki gündeme gelirken, Fas’taki OCP Nutricrops ile 2026 ve 2027 yıllarında Brezilyalı işletmelere fosfatlı gübre sağlanmasını öngören bir mutabakat imzalandı. Mutabakat, ticari koşullara bağlı olmak üzere 3,8 milyon ton fosfatlı gübre tedarikini referans alıyor. Bu miktarın, hükümetin hesaplamasına göre Brezilya’nın fosfatlı gübre ihtiyacının yaklaşık %80’ine karşılık geldiği belirtildi. Limanlarda gübre gemilerine, kurallar izin verdiğinde varış duyurusundan itibaren 24 saat içinde öncelikli yanaşma tavsiye edildi. Ülke ayrıca uzun vadede ithalata bağımlılığı azaltarak iç üretimin talebin %45-50’sini karşılamasını hedefliyor.

Brezilya’da Buğday Arzı Daralırken Kalite Fiyatları Belirleyecek
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya’da Buğday Arzı Daralırken Kalite Fiyatları Belirleyecek

Brezilya’da buğday piyasasında iç fiyatlar yükselirken, ülkenin 2026/27 ticaret döneminde ithalata daha fazla yönelmesi bekleniyor. Central Internacional de Análises Econômicas e de Estudo de Mercado Agropecuário verilerine göre, ekim alanındaki daralma ve hasadın bazı bölgelerde düşük kaliteyle gerçekleşmesi, iç piyasadaki arzı sınırlayacak. Küresel piyasada ise eylül başındaki yükselişin ardından fiyatlar geriledi; Chicago’da buğdayın bushel fiyatı 1 Eylül’de 7,64 ABD dolarına çıktıktan sonra 24 Eylül’de 7,05 dolara indi. ABD’de kışlık buğday ekimi 20 Eylül itibarıyla beklenen alanın %17’sinde tamamlandı ve tarihsel ortalamanın altında kaldı. ABD Tarım Bakanlığının 11 Eylül tarihli arz-talep raporu, ülkenin üretim tahminini 41,7 milyon ton, 2026/27 sezonu dönem sonu stoklarını ise 19,5 milyon ton olarak korudu. Dünya buğday üretiminin de önceki yıla göre 22 milyon ton daha düşük, 822,4 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesi bekleniyor. Brezilya’da özellikle Paraná ve Rio Grande do Sul eyaletlerindeki hava koşulları üretim ve kalite görünümünü olumsuz etkiledi. Paraná’da geç donlar ve son günlerdeki aşırı yağışlar nedeniyle hasat edilen alan %46’ya ulaşırken, henüz hasat edilmemiş alanların yalnızca %64’ü iyi durumda bulunuyor. Eyalette düşük endüstriyel kaliteye sahip 2 ve 3. sınıf buğdayın payı artarken, daha kaliteli 1. sınıf ürünün bulunabilirliği azaldı. Rio Grande do Sul’da hasat henüz %1 seviyesindeyken, sürekli yağış, dolu ve kuvvetli rüzgârların tarlalarda hasara yol açtığı bildirildi. Eyalette buğday ekim alanı önceki yıla göre %30 azalarak 814 bin hektara geriledi; üretimin yaklaşık 2 milyon tonla önceki dönemin yaklaşık %40 altında kalması öngörülüyor. Oídio ve giberela hastalıkları da Güney Brezilya’daki tarlaları etkiliyor. Ulusal Tedarik Şirketi Conab, Brezilya’nın buğday üretimini 5,7 milyon ton olarak öngörürken, ülkenin ithalatının 2026/27 döneminde 7-8 milyon tona çıkabileceği değerlendiriliyor. İthalatın önemli bölümünün Arjantin’den yapılması bekleniyor; ancak diğer üretim bölgelerindeki sorunlar Arjantin buğdayı için rekabeti artırabilir. Daha düşük üretim iç fiyatları desteklese de üreticilerin alacağı prim, hektolitre ağırlığı, gluten gücü ve sanayinin istediği diğer kalite ölçütlerini karşılayan partilere bağlı olacak.

Brezilya'nın Kahve Üretiminde %19,6 Artış Bekleniyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Brezilya'nın Kahve Üretiminde %19,6 Artış Bekleniyor

Brezilya'nın bu yılki kahve üretiminin, geçen yıla göre %19,6 artarak 67,6 milyon 60 kilogramlık çuvala ulaşması bekleniyor. Tahmin, Tarım Bakanlığıyla bağlantılı Brezilya Ulusal Tedarik Şirketi (Conab) tarafından açıklandı. Brezilya, böylece dünyanın en büyük kahve üreticisi ve ihracatçısı konumunu sürdürüyor. Conab, artışı yeni üretim alanlarının devreye girmesi, teknoloji ve girdi kullanımındaki artış ile elverişli hava koşullarına bağlıyor. Bitkinin olumlu iki yıllık üretim döngüsünde bulunması da tahmini destekliyor. Mevcut üretim, 2024'teki olumlu döngüye göre de %24,7 daha yüksek. Toplam üretimin yaklaşık %70'ini oluşturan arabica kahvesinde üretimin 48,2 milyon çuvala çıkması ve 2025'e göre %34,8 artması bekleniyor. Konilon üretiminin ise 19,4 milyon çuval ile %6,6 azalacağı öngörülüyor. Brezilya'nın Ocak-Ağustos 2026 ihracatı 24,6 milyon çuvalda kaldı ve yıllık bazda %6,6 geriledi. Conab, Brezilya hasadının piyasaya girişi, Vietnam'daki yaklaşan hasat ve Kolombiya'daki mevsimsel üretim artışının küresel fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu belirtti. 2026/27 dönemi için El Niño beklentilerinin de birçok ülkede üretimi olumsuz etkileyebileceği kaydedildi.

Yaprak Biti Salgını Marul Üreticilerine 10 Milyon Sterline Mal Olabilir
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber
Veri haberi

Yaprak Biti Salgını Marul Üreticilerine 10 Milyon Sterline Mal Olabilir

İngiltere’nin başlıca marul üretim bölgelerinde görülen frenk üzümü-marul yaprak biti (Nasonovia ribisnigri) istilasının, üreticilere yaklaşık 10 milyon sterline mal olabileceği bildirildi. British Leafy Salads Association (BLSA), sezonun ekim sonuna kadar olan bölümünde marul üretiminin yaklaşık %30’unun ziyan olabileceğini tahmin etti. BLSA’dan Dieter Lloyd, salgının yaklaşık 20 yılın en kötüsü olabileceğini, ancak tarihsel verilerin yetersizliği nedeniyle karşılaştırmanın zor olduğunu söyledi. İngiltere’de sezon sona yaklaşırken perakendeci ve toptancıların gelecek hafta İspanya’dan tedarike yönelmesi bekleniyor; 2025’te de yaprak bitleri önemli sorun yaratmıştı.

Tarım Piyasaları Güne Baskıyla Başladı
Görsel kaynağı: Agrolink · Özgün haber

Tarım Piyasaları Güne Baskıyla Başladı

Buğday, soya ve mısır başta olmak üzere tarım piyasaları cuma gününe düşüş eğilimiyle başladı. TF Agroeconômica’ya göre hareket üzerinde emtia fonlarının satışları, döviz kurları ve uluslararası talebe ilişkin belirsizlikler etkili oldu. Çin’den yeni alımlar gelmemesi de piyasadaki baskıyı artırdı. Buğdayda gerilemeye fon satışlarının yanı sıra doların güçlenmesi ve Karadeniz’de deniz taşımacılığının yeniden açılabileceğine ilişkin söylentiler yön verdi. Piyasa, Çin’in talebini ve ABD’de hasadın ilerleyişine ilişkin daha net işaretleri izliyor. Soya ise ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in görüşmesinde tarımsal alımlara ilişkin yeni ve somut bir açıklama yapılmamasının ardından sert düştü. Karşılıklı tarifelere ilişkin ateşkesin 10 Ocak’a kadar uzatılması ise yeni bir alım duyurusunu beraberinde getirmedi. ABD’nin tarım kuşağının bazı kesimlerinde yağışlar hasadı geciktirirken Nebraska, Güney Dakota ve Iowa’da bazı işleme tesisleri için yerel tedarik sorunları yaşanıyor. Brezilya’nın ihracat primleri sabit kaldı; soya yağı güçlenirken soya küspesi zayıfladı. Mısırda da Çin’den alım gelmemesi, fon satışları ve hasat döneminde artan lojistik ile kurutma maliyetleri düşüşü destekledi.

Küresel Hayvancılık Jeopolitik ve Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Hayvancılık Jeopolitik ve Maliyet Baskısıyla Karşı Karşıya

Alman Tarım Derneği (DLG), küresel hayvancılığın jeopolitik belirsizlik, kırılgan tedarik zincirleri, yem ve enerji maliyetlerindeki artış, iklim değişikliği, aşırı hava olayları, hayvan hastalıklarının yayılması ve sanayileşmiş ülkelerdeki iş gücü açığı gibi çok sayıda baskıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi. DLG Genel Müdürü Lothar Hövelmann, giderek karmaşıklaşan piyasalarda işletmelerin başarısı için girişimcilik yetkinliğinin belirleyici olduğunu söyledi. DLG’ye göre hayvancılık işletmelerinde ekonomik performans artık yalnızca piyasa fiyatlarıyla değerlendirilemez. Yem bulunabilirliği, enerji arzı, hayvan sağlığı, hava koşulları, siyasi gelişmeler ve teknolojik ilerlemeler birbiriyle bağlantılı olduğu için üreticilerin ve tarım-gıda şirketlerinin sistemli çözümler geliştirmesi gerekiyor. Almanya ve Avrupa’daki süt sektörü de üretimi artırma, düşen süt fiyatları ve yüksek yem, enerji ile gübre maliyetleri arasında yeni bir denge arıyor. AB’de çiğ sütün ortalama fiyatı Ocak 2025’te 100 kilogram başına 42,2 avro oldu. Bu fiyat, Ocak 2024’e göre yaklaşık 10 avro daha düşük olsa da 2016’daki süt piyasası krizinde görülen 30 avronun altındaki seviyelerin üzerinde kaldı. DLG, zorlu piyasa koşullarında dahi etkili işletme yönetimiyle başarı sağlanabileceğini belirtti. Hannover’de 10-13 Kasım 2026’da düzenlenecek EuroTier 2026, bu sorunlara yönelik uygulamalı çözüm ve stratejileri ele alacak. Fuarda otomasyon ve yapay zekâ destekli sürü yönetimi sistemleri, ahır ve iklimlendirme yatırımları ile otomatik sağım teknolojileri öne çıkacak. Hövelmann, teknolojinin kendi başına amaç olmaması; pratik, güvenilir ve ekonomik çözümlerin mevcut işletmelere uyum sağlaması gerektiğini vurguladı.

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’da Süt Üreticileri Sözleşmelerde Fiyat Artışı İstiyor

İspanya’daki Unión de Uniones, ekim ayının başında birçok süt üretim bölgesinde yenilenecek sözleşmeler öncesinde üreticilere, artan maliyetleri karşılayacak daha yüksek süt fiyatı talep etmeleri çağrısında bulundu. Kuruluş, üreticilerin nisan ayında litre başına 0,07 avroluk düşüşün ardından süt fiyatlarını yeniden yükseltmeye çalışması gerektiğini belirtti. Örgüte göre nisan ayından bu yana motorinin maliyeti %40, geçen yıla göre elektriğin maliyeti %20 arttı. Kuruluş, bu baskının, üreticilerin maliyetlerini karşılayamamasına yol açtığını ve sorunun temelinde Gıda Tedarik Zinciri Yasası’nın etkin uygulanmamasının bulunduğunu savundu. Unión de Uniones, Real Decreto 95/2019’un, üreticilerin üç ay boyunca maliyetlerin altında gelir elde etmesi halinde sütü satın alan sanayinin fiyatı gözden geçirmesini zorunlu kıldığını hatırlattı. Kuruluş, sözleşmelerin üretim maliyetlerini karşılaması ve süt üreticilerinin kârlılığını koruması gerektiğini bildirdi. Kuraklığın hayvan yemi maliyetlerini de artırdığı aktarıldı. Yem fiyatlarının yaklaşık %9, yoncanın %24 ve samanın %83 yükseldiği belirtildi. Örgüt ayrıca, Avrupa’nın diğer bölgelerinde üretim maliyetlerinin İspanya kadar yüksek olmadığını, ancak Avrupa’da süt fiyatları artıyorsa bunun İspanya’ya da yansıması gerektiğini savundu. Bazı süt işletmelerinin, piyasadaki düşük arz nedeniyle litre başına 0,02-0,03 avroluk artış açıklamaya başladığı kaydedildi.

Kaliteli Tarım İşçiliği Ağı’ndaki İşletme Sayısı İkiye Katlandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Kaliteli Tarım İşçiliği Ağı’ndaki İşletme Sayısı İkiye Katlandı

İtalya’da iş ve vergi yükümlülüklerine uyduğu belirtilen tarım işletmelerini bir araya getiren Kaliteli Tarım İşçiliği Ağı’na kayıtlı işletme sayısı yaklaşık 13 bine ulaştı. İtalya Ulusal Sosyal Güvenlik Kurumu (INPS) yönetim kurulu üyesi Fabio Vitale, sayının iki yıl önce yaklaşık 6 bin olduğunu açıkladı. INPS bünyesinde oluşturulan ve gönüllülük esasına dayanan ağ, çalışma, sosyal mevzuat ile katkı payı ve vergi yükümlülüklerine uyan işletmeleri kapsıyor. Vitale’ye göre üyelik, işletmelerin yasalara ve çalışan haklarına bağlılığını tüketicilere ve tedarik zincirindeki diğer aktörlere gösteren bir güvenilirlik işareti niteliği taşıyor. Artış, kayıt dışı çalışma ve işçi simsarlığıyla mücadele girişimlerinin hızlanmasıyla da ilişkilendirildi.

Güneyland ve Güney Otago’da Yağış Çiftçileri Zorluyor
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber

Güneyland ve Güney Otago’da Yağış Çiftçileri Zorluyor

Yeni Zelanda’nın Güneyland ve Güney Otago bölgelerinde uzun süredir etkili olan yağışlı hava, çiftliklerde yem tedariki, hayvanların yönetimi, otlak hasarı, altyapı ve günlük iş yükü üzerindeki baskıyı artırdı. Kırsal Eşgüdüm Grubu (RCG), bölgedeki koşulları değerlendirmek ve etkilenen çiftçi topluluklarına yönelik desteği koordine etmek üzere bu hafta toplandı. Grubun öncelikleri insanlar, hayvanlar, yem ve çiftlik mülkleri olarak belirlendi. Güneyland Kırsal Destek Vakfı Başkanı Simon Hopcroft, çiftliklerin koşulları farklı olsa da birçok üretici ve çalışanının zor kararlar almak ve uzun saatler çalışmak zorunda kaldığını söyledi. Çiftçileri komşularından, danışmanlarından, veterinerlerinden, bankalarından, sektör kuruluşlarından veya Kırsal Destek Vakfı’ndan erken destek istemeye çağırdı. RCG’ye göre ek yem bulunabiliyor, ancak silaj arzı çok sıkışık; nakliye ve lojistik ağlarında da baskı artıyor. Ek yeme ihtiyaç duyabileceğini öngören üreticilere alım ve teslimat planlarını erkenden yapmaları öneriliyor. Grup ayrıca yem bütçelerinin birkaç haftayı kapsayacak şekilde gözden geçirilmesini, hayvanların durumunun ve refahının yakından izlenmesini, otlak hasarı ile çiftlik altyapısının düzenli kontrol edilmesini tavsiye etti. Uzun süren olumsuz koşulların çiftçileri fiziksel ve ruhsal açıdan da etkileyebileceğini belirten Hopcroft, çiftçilerin ve çalışanlarının iyi olmasının çiftliğin bakımı kadar önemli olduğunu vurguladı. Bölgedeki kuruluşlar, çiftçilere pratik bilgi ve destek sunacak etkinlikler düzenlemeyi planlıyor; bu etkinliklerin ortak takvimde duyurulmasıyla desteğin topluluklara daha dengeli ulaştırılması amaçlanıyor. RCG, kırsal toplulukların karşılaştığı güçlükler konusunda hükümet bakanlarını ve kurumlarını bilgilendirmeyi sürdürüyor. Hopcroft, komşuların, kırsal kesimde çalışan uzmanların ve kuruluşların birbirine destek verdiğini belirterek, dayanıklılığın her şeyi tek başına üstlenmek anlamına gelmediğini söyledi.

Tarım Ekipmanları Otonom Makinelerde Traktörlerin Önüne Geçebilir
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Tarım Ekipmanları Otonom Makinelerde Traktörlerin Önüne Geçebilir

Londra’da düzenlenen World Agri-Tech konferansındaki uzman panelinde, otonom tarım makineleri dünyasında traktörlerin merkezî rolünü tarım ekipmanlarının üstlenebileceği belirtildi. Uzmanlara göre bu dönüşümün gerçekleşmesi, farklı marka traktör ve ekipmanların birlikte çalışabilmesine bağlı olacak. Panelde jeopolitik riskler, daha az pestisit ve herbisit kullanma baskısı ile iş gücü bulma zorluklarının çiftçileri otonom traktörlere yönelttiği ifade edildi. NourishTech ortağı Mark Durno, 12 ay içinde 12 sürücü çalıştıran bir çiftçinin sonunda otonom traktör satın aldığını anlattı. Kubota Europe yöneticisi Peter van der Vlugt ise hem otonom traktörlere hem de bu makinelerin kullanabileceği ekipmanlara talebin arttığını söyledi. Uzmanlar, üreticilerin özellikle düşük seviyeli ve tekrarlayan işleri kolaylaştıracak çözümler aradığını aktardı. Depolama tesislerinde ürünleri taşıyan robotlar, verimliliği artırabilecek kullanım alanları arasında gösterildi. Lincoln Üniversitesinden Marc Hanheide, çiftliklerin yalnızca tek bir makine almak yerine otonom araç ve robotlara toplu geçiş yapabileceğini öngördü. Tarım Endüstrisi Elektroniği Vakfı Başkanı Norbert Schlingmann, birlikte çalışamayan ekipmanların otonom makinelerin yaygınlaşmasını yavaşlattığını belirterek “Traktör artık kral değil. Ekipman kral” dedi. Panelde ayrıca, makinelerin ürettiği verilerin mülkiyeti ve güvenli saklanması ile yeni teknoloji şirketlerinin ölçek büyütmek için ortaklar, yükleniciler ve kiralama şirketleriyle çalışması gerektiği ele alındı.

OTP Modeli ile Gıda Güvenliği Arasında Doğrudan Bağ Kurulmalı
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

OTP Modeli ile Gıda Güvenliği Arasında Doğrudan Bağ Kurulmalı

İrlanda Süt Tedarikçileri Birliği (ICMSA), Ortak Tarım Politikası (OTP) modeli ile gıda güvenliği arasında “doğrudan bir bağ” bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini bildirdi. Birliğin başkanı Denis Drennan, OTP’de “temel bir yeniden yönlendirme” yapılması çağrısı yaptı. Drennan, OTP’nin başlangıçtaki “gıda üretimi” modeli yerine “arazi sahipliği” modelini öne çıkarmasının, aktif çiftçilerin ürettiği gıda hacmini olumsuz etkilediğini söyledi. Ona göre, yüzlerce dönümlük dağlık arazide az sayıda eşek besleyen bir kişinin, geçimini tamamen süt sığırcılığından sağlayan üreticiden daha yüksek doğrudan destek alabilmesi bu sorunu açıkça gösteriyor.

Gürcistan’da Sofralık Üzüm İthalatı %21 Azaldı
Görsel kaynağı: Agronews Georgia · Özgün haber
Veri haberi

Gürcistan’da Sofralık Üzüm İthalatı %21 Azaldı

Gürcistan’ın sofralık üzüm ithalatı, kaynak başlığına göre %21 azaldı. 2026’nın ocak-ağustos döneminde ülkeye toplam 3,24 bin ton üzüm ithal edildi. Hacim bakımından en büyük tedarikçi 1,43 bin tonla Ermenistan olurken, bu ülkeyi İran, Türkiye ve Hollanda izledi. Aynı dönemde Gürcistan’ın üzüm ihracatı 132,3 tonla ithalatın oldukça altında kaldı ve ihracat geçen yılın aynı dönemine göre %0,8 geriledi. İthalatın başlıca kaynağı Ermenistan olurken, ithalat değerinde Özbekistan ilk sırada yer aldı. Kaynak, ithalattaki düşüşün yerli üretimin iç pazardaki payını artırma fırsatı yaratabileceğini, ancak bunun için üretim, tüketim ve fiyat verilerinin de incelenmesi gerektiğini belirtiyor.

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber

Fas Meyve ve Sebze Sektöründe Tek Bir Rekabet Stratejisi Yok

Fas, Avrupa meyve ve sebze pazarlarında artık yeni bir tedarikçi değil, büyük perakendenin tedarik stratejisinde yer alan yerleşik bir ülke konumunda bulunuyor. AgriMaroc’a konuşan Freshconomics kitabının yazarı David del Pino’ya göre ülkenin rekabet gücünü koruması, yalnızca fiyat ve üretim hacmine dayalı bir yaklaşımla mümkün değil. Üreticiler ve ihracatçılar, her işletmenin koşullarına uygun bir değer önerisi oluşturmak zorunda. Del Pino, meyve ve sebze sektörünü arzın yüksek oynaklık gösterdiği bir alan olarak tanımlıyor. Üretimdeki dalgalanmanın talepteki değişimden daha güçlü olduğunu belirten Del Pino, sektörün zaman zaman arz fazlası ve ürün kıtlığıyla karşı karşıya kaldığını ifade ediyor. Bu nedenle iletişim, planlama ve doğal üretim zirvelerine göre düzenlenen promosyonların arz dalgalanmalarının yönetilmesine yardımcı olabileceğini söylüyor. Röportajda, yüksek fiyatların görüldüğü birkaç sezonu temel alarak yatırım yapmanın ciddi risk taşıdığı da vurgulanıyor. Del Pino, yatırım kararlarının yakın dönem piyasa fiyatlarından ziyade gerçek rekabet avantajlarına dayanması gerektiğini belirtiyor. Ona göre fiyatlardaki oynaklık, yatırım kararlarında dikkate alınması gereken temel yapısal koşulları gölgeleyebiliyor. Fas’ın iklimi, Avrupa’ya yakınlığı, üretim takvimi ve maliyetleri önemli avantajlar sunsa da bunlar tek başına yeterli görülmüyor. Fiyat ve hacmin yanında kalite ile hizmetin de birleştirildiği bir değer önerisi oluşturulması gerekiyor. Ayrıca müşterilerin son tüketicileri üzerindeki etkiler nedeniyle itibar riskleri de rekabet gücünü doğrudan etkileyebilecek unsurlar arasında sayılıyor. Domates, yaban mersini, ahududu ve biber gibi ürünlerde farklılaşma arayışını zorlaştıran bir başka unsur ise ürünlerin hem farklı menşelerden hem de dondurulmuş ürünler gibi alternatiflerden kolayca ikame edilebilmesi. Del Pino, Fas ile İspanya arasındaki ilişkinin yalnızca rekabet üzerinden okunamayacağını belirtiyor. İki ülke arasında bazı ürün ve üretim takvimlerinde sert rekabet yaşanabileceği gibi, büyük perakende gruplarının yönlendirdiği tedarik zincirleri içinde iş birliği de gelişebilir. Bununla birlikte, sektörde her üretici veya ihracatçı için geçerli tek bir strateji bulunmadığını; ürün, üretim yapısı, pazarlama kanalı, lojistik ve çeşit gibi koşulların kararları belirlediğini ifade ediyor.

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor

AzerNEWS’in analizine göre Ukrayna’nın tahıl ihracatı mevcut sezonda geçen yılın aynı dönemine kıyasla %22 düşerek 4,67 milyon tona geriledi. İnsan tüketiminde temel bir ürün olan buğday ihracatındaki düşüş ise yaklaşık %44’e ulaştı ve sevkiyat 2,33 milyon tona indi. Arpa ihracatı yarıya düşerek 420 bin ton olurken, mısır ihracatı iki katına çıkarak 1,84 milyon tona yükseldi; analiz, mısırın yem sanayisinde kullanılmasının buğdaydaki açığı kapatmadığını belirtiyor. Analizde düşüşün başlıca nedenleri, buğday üretim bölgelerinin bombalanması ile lojistik ağların ve stratejik altyapının aksaması olarak gösteriliyor. Karadeniz’deki Odesa, Chornomorsk ve Pivdennyi limanlarının askeri saldırılarda ciddi hasar gördüğü ve faaliyetlerinin büyük ölçüde durduğu aktarılıyor. Ukrayna’nın potansiyel tarımsal ihracatının yalnızca %40’ını gerçekleştirebildiği; deniz koridorunun kapanmasının kara güzergâhlarına baskı yaptığı, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Analize göre arz daralmasının etkileri özellikle Karadeniz buğdayına bağımlı Afrika ülkelerinde belirginleşiyor. Mısır, Sudan, Somali, Kenya ve Cezayir’in yanı sıra Orta Doğu ve Latin Amerika’daki ithalatçıların daha uzak ve pahalı kaynaklara yönelmesi, gıda fiyatları ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Mısır’da ekmek sübvansiyonlarının bütçeye yükü artabilirken, Somali ve Sudan’da gıdaya erişim ve açlık riski öne çıkıyor. Ukrayna kaynaklı buğday, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın az gelişmiş ülkelere gönderdiği insani yardımlarda da kullanılıyor; tedarik aksamaları yardım maliyetlerini yükseltip teslimatları geciktirebiliyor. Dünya Bankasının Ukrayna’daki çiftçiler ve tarım sektörü için 250 milyon dolarlık finansman sağladığı, hükümetin de “5-7-9%” imtiyazlı kredi programıyla üreticileri desteklemeye çalıştığı belirtiliyor. Analiz, bu kaynakların sektördeki sıkıntıları geçici olarak hafifletebileceğini, ancak limanların ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlamanın lojistik engelleri gidermek açısından belirleyici olduğunu savunuyor.

İspanya’nın Et Sektörü Enerji Desteklerinde Kapsama Alınmayı İstiyor
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber
Veri haberi

İspanya’nın Et Sektörü Enerji Desteklerinde Kapsama Alınmayı İstiyor

İspanya Ulusal Et Sanayileri Birliği (ANICE) ve Et Sanayileri İşletmeleri Federasyonu (FECIC), enerji ve akaryakıt maliyetlerindeki artışa karşı hükümetin hazırladığı desteklerde et sanayisinin de dikkate alınmasını istedi. Kuruluşlar, yalnızca tarımsal üretime odaklanan bir yaklaşımın, hayvancılık işletmelerinden sonra kesimhane, işleme, soğuk depolama, lojistik ve dağıtım aşamalarında oluşan maliyet baskısını karşılamayacağını savundu. Eylülün ilk 20 gününde toptan elektrik fiyatı ortalama 141,03 avro/MWh oldu. Bu değer, 2025’in aynı dönemindeki 59,65 avro/MWh seviyesine göre %136’dan fazla artış anlamına geliyor. Doğal gazın fiyatı da 75,53 avro/MWh’ye yükseldi; haziranda kaydedilen yaklaşık 44,9 avro/MWh’lik ortalamaya kıyasla artış yaklaşık %68 oldu. Akaryakıtın vergi öncesi fiyatı ise mevcut jeopolitik krizin başlangıcından bu yana yaklaşık %68 arttı. Maliyet baskısı, hayvanların, hammaddelerin ve soğutulmuş ya da dondurulmuş ürünlerin her gün taşındığı lojistik zincirine de yansıyor. Kendi filosuna sahip şirketlerde artan yakıt gideri doğrudan maliyet oluştururken, taşımacılığın dışarıdan hizmet yoluyla yapılması durumunda da yükseliş lojistik tarifelerine aktarılıyor. FECIC Genel Sekreteri Ignasi Pons, elektrik, gaz ve yakıt maliyetlerindeki artışın zincirin neredeyse tamamını etkilediğini belirtti. Et sanayisinin enerjiye bağımlılığı, üretim süreçlerinin kesintiye uğratılamamasından kaynaklanıyor. Kesimhaneler, parçalama tesisleri, işlenmiş et işletmeleri, kurutma tesisleri ve soğuk hava depoları; soğutma, dondurma, iklimlendirme ve gıdaların muhafazası için sürekli elektrik kullanıyor. Gaz ise ısıl işlemler, sıcak su üretimi, pişirme ve temizlikte tüketiliyor. Eylül ayında elektriğin güneşlenmenin yüksek olduğu 11.00-18.00 saatleri arasındaki ortalama fiyatı yaklaşık 39 avro/MWh olurken, bu saatlerin dışında 201,55 avro/MWh’ye ulaştı. ANICE ve FECIC, hükümetin gelecek hafta açıklaması beklenen yeni önlemlerin gıda sanayisine yönelik olağanüstü enerji telafilerini de kapsamasını istedi. Kuruluşlar ayrıca enerji yoğun sanayiye eşdeğer bir statü, öz tüketim amaçlı güneş enerjisi ve depolama yatırımlarına daha güçlü teşvikler, verimlilik ve ısı geri kazanımı uygulamaları, soğutma tesislerinin yenilenmesi ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin uzun vadeli enerji tedarik sözleşmelerine erişiminin kolaylaştırılmasını talep etti. Taşımacılık ve lojistik için yakıt desteklerinin genişletilmesi ve gıda sanayisine özel uzun vadeli bir enerji stratejisi hazırlanması da öneriler arasında yer aldı.

Küresel Buğday Fiyatları Rusya-Ukrayna Savaşıyla Yükseliyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber

Küresel Buğday Fiyatları Rusya-Ukrayna Savaşıyla Yükseliyor

Küresel buğday fiyatları, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle hızla yükseliyor. Karadeniz havzasındaki gemi ve limanlara yönelik karşılıklı saldırılar, temmuzdan bu yana mal taşımacılığını büyük ölçüde aksattı. Rusya ve Ukrayna’nın dünyanın önde gelen buğday ihracatçıları arasında bulunması, uluslararası piyasalardaki fiyat artışını hızlandırdı. Asya, Orta Doğu ve Afrika’daki başlıca buğday ithalatçıları, stoklarını yenilemeyi erteledikten sonra ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Kaynakta, Romanya buğdayının fiyatına ilişkin ayrıntılı rakam yer almıyor.

Küresel Ticaretteki Belirsizlik Arjantin İçin Fırsata Dönüşebilir
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Küresel Ticaretteki Belirsizlik Arjantin İçin Fırsata Dönüşebilir

Küresel ticaretteki jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, Arjantin’in tarım ve gıda sektörü için fırsat yaratabilir. Bu değerlendirme, 2026/27 ana ürünler kampanyasının tanıtımı sırasında düzenlenen “Tarım ve Gıda Ticaretinin Geleceği” panelinde, INAI Direktörü Maximiliano Moreno tarafından yapıldı. Moreno, Çin ile ABD arasındaki rekabetin de etkilediği belirsiz ortamın ticareti tamamen olumsuzlamadığını belirtti. Ona göre önümüzdeki 10 yılda mineraller, enerji ve gıdaya yönelik talep ile bu ürünlerin stratejik değeri artacak; bu değişim Arjantin için yeni fırsatlar oluşturabilecek.

AB, Çin Menşeli Pirinç Ürünlerinde Yetkisiz GDO Tespitleri Bildirdi
Görsel kaynağı: AgDaily · Özgün haber
Veri haberi

AB, Çin Menşeli Pirinç Ürünlerinde Yetkisiz GDO Tespitleri Bildirdi

Avrupa Birliği gıda güvenliği kayıtlarında, Çin’den gelen pirinç ve pirinç içeren ürünlerde yetkisiz genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) materyaline ilişkin en az altı bildirim yer aldı. 8 Eylül’e kadar kayda geçen bildirimler pirinç eriştesi, miso ezmesi, hidrolize pirinç unu, pirinç krakeri ve pirinç çubuklarını kapsadı. Son olayda İtalya, Çin’den gelen pirinç çubuklarında NOS terminatörü olarak tanımlanan yetkisiz bir GDO bileşenini bildirdi. Bildirimler, AB üyesi ülkeler ile Avrupa Komisyonu arasında gıda ve yem risklerine ilişkin bilgi paylaşımını sağlayan Gıda ve Yem için Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) üzerinden yapıldı. İtalyan makamları ağustos ayında iki ayrı pirinç krakeri sevkiyatını, Hollanda makamları ise temmuz ayında hidrolize pirinç unu ile miso ezmesinde GDO materyali tespit etti. Yılın ilk bildirimi de mart ayında Çin menşeli pirinç eriştesindeki Cry1Ab/Ac bileşeni için yapıldı. RASFF bildirimleri, ürünlerin tüketicilere ulaştığı anlamına gelmiyor. Sistem, AB’nin dış sınırlarında durdurulan sevkiyatlara ilişkin ret bildirimlerinin yanı sıra tedarik zincirindeki ürünlerle ilgili uyarı ve bilgi bildirimlerini de içeriyor. Çin menşeli pirinç ürünlerinde yetkisiz GDO konusu AB düzenleyicilerinin gündeminde uzun süredir bulunuyor. Avrupa Komisyonu, 2011’de alınan acil önlemler kapsamında Çin’den gelen pirinç, pirinç unu, pirinç nişastası ve erişte gibi ürünlere özel ithalat şartları getirmişti. Çin’de iki böcek dirençli GDO’lu pirinç hattına 2009’da biyogüvenlik sertifikası verilmiş, ancak bu hatlar ticari üretime geçmemişti.

Avrupalılar Tarımı AB’nin Geleceği İçin Önemli Görüyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Avrupalılar Tarımı AB’nin Geleceği İçin Önemli Görüyor

Avrupa Birliği’nde (AB) vatandaşların %95’i tarımı ve kırsal alanları Avrupa’nın geleceği açısından önemli görüyor. %93’lük kesim ise AB için istikrarlı gıda tedarikinin kilit önem taşıdığını belirtiyor. Bulgular, “Avrupalılar, tarım ve Ortak Tarım Politikası” başlıklı Eurobarometre araştırmasından elde edildi. Araştırma, Mayıs-Haziran 2026 döneminde AB’nin 27 üye ülkesinde 26.456 kişiyle gerçekleştirildi. Katılımcıların %70’i Ortak Tarım Politikasını (OTP) AB’deki herkes için yararlı buldu. OTP’nin istikrarlı gıda tedariki sağlaması %93, uygun gıda fiyatlarını ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimini desteklemesi %92, çiftçilerin gıda zincirindeki rolünü güçlendirmesi ise %91 oranında destek gördü. Yaklaşık %85’lik kesim, tarımın rekabet gücünün artırılmasını politikanın önemli öncelikleri arasında saydı. Araştırmada gıda güvenliğinin son 10 yılda arttığını veya istikrarlı kaldığını düşünenlerin çoğunlukta olduğu belirtildi. Katılımcıların %90’dan fazlası aşırı hava olaylarının gıda güvenliği ve gıda tedariki üzerindeki etkisini kabul etti. Gıda satın alırken ürünün AB menşeli olması yaklaşık %80 için önemli bir faktör olurken, tüketicilerin yaklaşık %90’ı çevre ve hayvan refahı standartlarına uygun üretimi ve kalite işaretlerini de dikkate aldığını bildirdi. AB tarım ve kırsal kalkınma politikasının geleceğinde tüketiciler için uygun gıda fiyatları %55, çiftçiler için adil yaşam standardı %53 oranında öncelik olarak gösterildi. İstikrarlı tedarik, çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir üretim ile kırsalda büyüme ve istihdam da öne çıkan başlıklar oldu. Avrupa Komisyonunun gelecek OTP önerisi, çiftçi gelir desteği için ulusal ve bölgesel ortaklık fonlarından asgari bir tutar ayrılmasını öngörüyor.

Belarus’tan Potas Alımı Kanada Tedarikinin Yerini Tutmayabilir
Görsel kaynağı: Brownfield Ag News · Özgün haber

Belarus’tan Potas Alımı Kanada Tedarikinin Yerini Tutmayabilir

Trump, ABD’nin Kanada yerine Belarus’tan potas gübresi satın almasına yönelik bir anlaşma üzerinde çalıştığını söyledi. StoneX Group’tan gübre uzmanı Josh Linville ise böyle bir anlaşmanın ABD’nin potas ithalatı açısından yeterli olmayacağını belirtti. Linville, Belarus ile yürütülen görüşmelerin Kanada tedarikinin yerini alabilecek bir çözüm sunmadığını ve girişimin bir müzakere taktiği olduğunu savundu.

Brezilya Tarım Bakanı Gübre Arzında Risk Görmüyor, Dizel Kıtlığı Beklemiyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber

Brezilya Tarım Bakanı Gübre Arzında Risk Görmüyor, Dizel Kıtlığı Beklemiyor

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Brezilya Tarım ve Hayvancılık Bakanı André de Paula, hükümetin gübre arzında kıtlık riskini bertaraf edilmiş gördüğünü ve ülkede şu aşamada dizel yakıt sıkıntısına ilişkin somut bir işaret bulunmadığını söyledi. De Paula, Belo Horizonte’de düzenlenen 15. Brezilya Pamuk Kongresi’nde yaptığı açıklamalarda, uluslararası çatışmaların üretimde kullanılan girdilerin tedariki ve fiyatları üzerindeki etkilerine ilişkin kaygılara değindi. Gübre konusunda Ulusal Gübre Planı kapsamında öngörülen adımlara dikkat çeken bakan, dizel arzında da mevcut durumda bir eksiklik göstergesi olmadığını belirtti.

Küresel Buğday Unu Ticareti Beş Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Buğday Unu Ticareti Beş Yılın En Düşük Seviyesine Geriledi

Küresel buğday unu ticareti, 2025/26 sezonunda tahıl eşdeğeri olarak 15,1 milyon tona gerileyerek son beş yılın en düşük seviyesine indi. Uluslararası Tahıl Konseyi'nin (IGC) değerlendirmesine göre bu rakam, mart ayında yapılan tahminin 900 bin ton altında kaldı. Gerilemede özellikle Irak ve Sudan'ın beklenenden düşük un alımları etkili oldu. Irak ve Sudan, kendi un üretim kapasitelerini yeniden oluştururken ithal un yerine tahıl almaya yöneldi. Irak'ın un ithalatı yıllık bazda yaklaşık %80 düşerek 300 bin tona indi ve 21 yılın en düşük seviyesini gördü. Bu gelişmelerin etkisiyle Orta Doğu'ya un sevkiyatı üçüncü sezon üst üste azalarak 1,8 milyon tona geriledi. Sahra Altı Afrika'da ise un ithalatı %33 düşüşle 2,2 milyon tona indi; gerilemede Sudan'ın alımlarındaki sert düşüş ve Etiyopya'daki talep kaybı rol oynadı. Başlıca ihracatçılar arasında Mısır'ın sevkiyatı önceki tarım yılındaki 1,94 milyon tondan 635 bin tona geriledi. Dünyanın en büyük un tedarikçisi Türkiye'nin ihracatı da üst üste ikinci sezonda düşerek 2025/26 tarım yılında 3,4 milyon tona indi; bu, 2012/13 sezonundan bu yana en düşük hacim oldu. Buna karşılık Kazakistan'ın ihracatı 2,95 milyon tona, Arjantin'in ihracatı 748 bin tona yükseldi. IGC, 2026/27 sezonunda küresel ticaretin 15,3 milyon tona sınırlı biçimde toparlanmasını beklerken Irak alımlarının tarihsel olarak düşük kalacağını, Türkiye ihracatının ise 4,3 milyon tona çıkabileceğini öngörüyor.

Mısır Piyasasında Küresel Arz Daralması Fas’ın Yem Tedarikini Gündeme Taşıyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Piyasasında Küresel Arz Daralması Fas’ın Yem Tedarikini Gündeme Taşıyor

Küresel mısır piyasasında 2026-2027 kampanyası için tüketimin üretimi yaklaşık 30 milyon ton aşması bekleniyor. ABD Tarım Bakanlığının (USDA) projeksiyonlarına dayandırılan bu görünüm, ABD’de tarihinin en yüksek ikinci üretiminin beklenmesine rağmen ihracata sunulabilecek miktarların daralabileceğine işaret ediyor. Reuters’ın aktardığı değerlendirmelerde bunun otuz yılı aşkın sürenin en büyük açığı olabileceği belirtiliyor. Arz görünümündeki sıkılaşma, Chicago’daki mısır vadeli işlemlerine de yansıdı; fiyatlar yalnızca Ağustos 2026’da %16 yükseldi. Karadeniz’de savaş ve liman altyapısına yönelik saldırılar tahıl sevkiyatlarını aksatırken, Brezilya’da mısırın etanol sanayisi tarafından daha fazla kullanılması ihracata ayrılabilecek miktarları sınırlıyor. Brezilya’nın mısır tüketimi 2025-2026 kampanyasında %7,1 artarak 98 milyon tona ulaştı. Fas, bu koşullarda tedarikini daha fazla Arjantin’e yöneltti. Fas’ın Arjantin’den mısır alımı 2026’nın ilk yedi ayında 1,55 milyon tona çıkarak geçen yılın aynı dönemine göre %133 arttı. Arjantin’in yüksek üretimi ve ihracat kapasitesi bu değişimi desteklese de ülkenin küresel fiyatlara, navlun maliyetlerine, döviz kurlarına ve olası lojistik aksamalara maruz kalması sürüyor. Mısır, özellikle kanatlılar olmak üzere karma yem üretiminde temel girdi olduğundan, kalıcı bir tedarik maliyeti artışı yem üreticileri ve hayvancılık işletmeleri üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak kaynak, Fas’ta hayvan yemleri fiyatlarının bu gelişmeler nedeniyle şimdiden arttığının henüz söylenemeyeceğini belirtiyor.

Üzüm Bağlarının Yerini Kuzular Alıyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Üzüm Bağlarının Yerini Kuzular Alıyor

Yeni Zelanda’nın Hawke’s Bay bölgesindeki üzüm bağları ve meyve bahçeleri, alarm verici hızda sökülerek yeniden meraya dönüştürülüyor. Heretaunga Ovası’nın verimli topraklarında kuzular, bağ ve ağaçlar arasındaki alanlarda ya da ürünler arasında ekilen yeni otlaklarda otlatılıyor. Bağlardan elde edilen kârın azalması arazi sahiplerini alternatiflere yöneltirken, kırmızı et sektörünün güçlü görünümü kuzuların ve Friesian boğa buzağılarının araziye getirilmesini gündeme taşıyor. Gelişme, kuzu sektörünün tedarik zinciri üzerindeki baskıyı artırıyor.