ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

96 haber · Sayfa 3

Upcycled Food, Gıda Yan Ürünlerini Yeni Gıdalara Dönüştürüyor
Görsel kaynağı: Magyar Mezőgazdaság · Özgün haber

Upcycled Food, Gıda Yan Ürünlerini Yeni Gıdalara Dönüştürüyor

Upcycled food, bira üretimi, yağ presleme ve meyve işleme gibi süreçlerde kalan ve normalde insan tüketimine sunulmayan bazı hammaddelerin uygun teknolojiyle yeni gıdalara dönüştürülmesini ifade ediyor. Uluslararası tanıma göre bu hammaddelerin denetlenebilir tedarik zincirlerinden gelmesi, güvenli olması ve besin değerini koruması gerekiyor. Kullanımın çevresel avantaj sağlaması ve hammaddelerin değerini gıda zincirinde daha uzun süre tutması da yaklaşımın koşulları arasında yer alıyor. Bira üretiminden kalan sörtörköly, içerdiği lif ve protein nedeniyle un, fırın ürünleri ve atıştırmalıklarda kullanılabiliyor. Meyve işleme lifleri ile pres artıkları da yeni ürünlere katılabiliyor. 2026 ECOTROPHELIA Europe geliştirmelerinde kahve telvesi, meyve lifi, bira ve mantar işleme yan ürünleri ile yulaf posasının kullanıldığı farklı Avrupa ürünleri yer alıyor.

Gübre Desteği Belirsizliği Yunanistan’da Makarnalık Buğday Ekimini Zorluyor
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Gübre Desteği Belirsizliği Yunanistan’da Makarnalık Buğday Ekimini Zorluyor

Yunanistan’da gübre desteğinin geleceğine ilişkin belirsizlik, 2026–2027 üretim dönemi öncesinde makarnalık buğday üreticilerinin ekim alanı ve girdi kullanımına yönelik kararlarını zorlaştırıyor. Üreticilerin önümüzdeki haftalarda kaç dönüm ekeceklerine ve ne düzeyde girdi kullanacaklarına karar vermesi gerekirken, açık bir destek çerçevesinin bulunmamasının tarımsal kararları ve nihai verimleri etkilediği belirtiliyor. Gübre alımlarında ürün değerinin %15’i oranındaki son üretici desteği 31 Ağustos’ta sona erdi; sonrasında hangi uygulamanın yürürlüğe gireceği henüz açıklanmadı. Agronews’un aktardığı değerlendirmeye göre belirsizlik, düşük tarım ürünü fiyatlarıyla yüksek girdi maliyetlerinin aynı döneme denk gelmesiyle ağırlaşıyor. Gübre tedarik maliyeti başlıca sorun olarak gösterilirken enerji ve özellikle motorin giderlerinin makarnalık buğday üretimindeki hesaplamayı zorlaştırdığı ifade ediliyor. Haziran ve Temmuz 2026’da üretici fiyatlarının bazı bölgelerde, verimler tatmin edici olmasına rağmen, kilogram başına 18–21 sent seviyesine kadar gerilediği; üründeki protein sorunlarının da daha iyi pazarlama imkânlarını sınırladığı aktarılıyor. Gübre maliyetinin yıllık bazda %11,3 arttığı bilgisi de Yunanistan İstatistik Kurumu (ELSTAT) verilerine ilişkin yakın tarihli bir rapora dayandırılıyor. Kaynakta, gübre piyasasındaki belirsizliğin alımların gecikmesine ve gübrelemenin sınırlanmasına yol açtığı, bunun da gelecek yılın üretim kapasitesini düşürebileceği belirtiliyor. Daha düşük verimli bazı arazilerin ise ekilmeme riskiyle karşı karşıya olduğu ifade ediliyor. Avrupa Birliği düzeyinde geçen temmuz kararlaştırılan toplam 540 milyon avroluk paketten Yunanistan’a 20,8 milyon avro ayrılması öngörülüyor. Bu payın ulusal kaynaklarla artırılabileceği belirtilirken paketin başlıca yönleri arasında çiftçilere acil ekonomik destek, Ortak Tarım Politikası (OTP) üzerinden yeni likidite mekanizmaları ve destek avanslarında daha fazla esneklik yer alıyor. Ancak Yunanistan’da bu imkânların nasıl ve ne zaman uygulanacağı henüz netleşmiş değil. Açık kalan konular arasında gübre sanayisine olası Avrupa desteği, çiftçilerin gübre alımlarına sübvansiyon verilmesi ve yeni desteğin kapsayacağı dönem bulunuyor. Hükümet, hukuken ve bütçe açısından mümkün olması halinde, gelecekteki bir düzenlemenin 1 Eylül 2026’dan itibaren yapılan alımları geriye dönük kapsayıp kapsamayacağını açıklayabilir. Kaynağa göre böyle bir taahhüt, doğrudan kaynak aktarımı gerektirmeden piyasadaki hareketliliğin bir bölümünü yeniden sağlayabilir.

Starbucks’ın “Şekersiz” Protein İçeceklerine Şeker İçeriği Davası
Görsel kaynağı: Fox News · Özgün haber
Veri haberi

Starbucks’ın “Şekersiz” Protein İçeceklerine Şeker İçeriği Davası

Starbucks, “şekersiz” olarak tanımlanan protein içeceklerinin şeker içeriği nedeniyle tüketicilerin açtığı davayla karşı karşıya. Dava dilekçesine göre venti boy içeceklerde 13 ila 21 gram şeker bulunuyor; davacılar, bazı ürünlerin bir şekerleme barına neredeyse denk miktarda şeker içerdiğini ve bu içeriğin “şekersiz” ifadesiyle bağdaşmadığını savunuyor. Kaliforniya, New York ve Washington’da bu içecekleri satın alan üç tüketicinin açtığı dava, Starbucks’ın şeker içeren ürünleri “şekersiz” olarak tanımlamasının durdurulmasını talep ediyor. Starbucks ise iddiaların dayanaksız olduğunu belirterek davada kendisini güçlü biçimde savunacağını açıkladı. Şirket, ürünlerdeki şekerin protein takviyeli sütten doğal olarak geldiğini ve aroma vermek için şekersiz şuruplar kullanıldığını söylüyor. New York’ta görev yapan diyetisyen Nicolette Pace, sütteki laktozun doğal olarak bulunan bir şeker olduğunu ve ilave şeker sayılmadığını belirtti. Ancak uzmanlara göre “şekersiz” ile “ilave şeker içermez” aynı anlama gelmiyor. Dahiliye uzmanı Michael Aziz’in aktardığı ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) kurallarına göre “şekersiz” etiketli ürünlerin genel olarak porsiyon başına 0,5 gramdan az şeker içermesi gerekiyor. Uzmanlar, dava konusu protein içeceklerinin yanı sıra bazı Starbucks özel içeceklerinin de yüksek miktarda şeker içerebildiğini belirtiyor. Venti Java Chip Frappuccino’nun yaklaşık 80 gram şeker içerebildiği, miktarın boyut ve kişiselleştirmeye göre değişebildiği ifade edildi. Amerikan Kalp Derneği, günlük ilave şeker tüketimini çoğu kadın için yaklaşık 25 gram, erkekler için 36 gramla sınırlamayı öneriyor. Pace, tüketicilere daha küçük boy seçmelerini ve siparişlerini sade tutmalarını tavsiye etti.

Gazze’de Ateşkesten Bir Yıl Sonra Gıda Kıtlığı Sürüyor
Görsel kaynağı: Fax News — Faxweb · Özgün haber
Veri haberi

Gazze’de Ateşkesten Bir Yıl Sonra Gıda Kıtlığı Sürüyor

Hamas ile İsrail arasındaki ateşkesin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen Gazze’de gıda kıtlığının yaygın olduğu bildirildi. Han Yunus’ta çadırda yaşayan 10 kişilik Masri ailesi, insani yardım kuruluşlarının işlettiği mutfaktan her gün aldığı dört kap pirinç, mercimek ve az miktarda tavukla yetiniyor. Aile bu yiyeceği günün tek öğünü olarak tüketiyor; kahvaltı ve akşam yemeği yiyemiyor. Masri’nin iki bacağından yaralanan eşi de yiyecek aramaya gidemiyor. Birleşmiş Milletler tarafından desteklenen Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC), Ağustos 2025’te Gazze’de kıtlık ilan etmişti. İsrail bu değerlendirmeye itiraz ederken Birleşmiş Milletler, ateşkes sırasında iki ay boyunca yeterli yardım malzemesinin giriş yaptığını belirterek Aralık ayında ilanı kaldırdı. İsrail’in Filistin topraklarındaki sivil işlerden sorumlu kuruluşu COGAT, Gazze’deki insani durumun istikrarlı olduğunu savundu. Buna karşılık Dünya Gıda Programı temsilcisi Shaun Hughes, gıda güvenliği durumunun son derece ağır olduğunu söyledi. Temmuzda yayımlanan verilere göre 2,1 milyon Gazze sakininin yaklaşık 1,4 milyonu ciddi gıda kıtlığıyla karşı karşıyaydı; 200 bin kişi ise kıtlık durumuna bir adım uzaklıktaydı. Hughes, un, ekmek ve kuru gıdaların tek başına yeterli olmadığını, özellikle çocuklar, hamile kadınlar ve emziren anneler için protein, sebze, meyve ve diğer besinlerin gerektiğini belirtti. Médecins du Monde tarafından yayımlanan bir rapora göre hamile veya emziren kadınların %93’ünde anemi belirtileri görülürken yalnızca %17’si yeterince çeşitli beslenebiliyordu. Masri’nin 3-14 yaşlarındaki çocuklarından biri 2025’teki kıtlık sırasında yetersiz beslendi; durumu kademeli olarak iyileşiyor. Hughes, tekrarlanan ağır yetersiz beslenme nöbetlerinin çocukların bağışıklık sistemi ile fiziksel ve zihinsel gelişimi üzerinde yetişkinliğe kadar sürebilecek sonuçlar bırakabileceği uyarısında bulundu.

Karadeniz’deki Buğday Kesintisi İthalat Maliyetlerini Artırdı
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber
Veri haberi

Karadeniz’deki Buğday Kesintisi İthalat Maliyetlerini Artırdı

Rusya ve Ukrayna limanlarındaki Karadeniz ablukasının üçüncü ayına girmesi, büyük buğday ithalatçılarının maliyetlerini artırdı ve alıcıları alternatif menşelere yöneltti. S&P Global Energy’nin, kesintilerden önceki son ihalelerle yaptığı karşılaştırmaya göre Ürdün buğday için ton başına yaklaşık 57 dolar, Suudi Arabistan 63 dolar, Cezayir 56 dolar ve Tunus 45 dolar daha fazla ödüyor. Maliyet artışında taşımacılık tarifelerindeki yükseliş ile Rusya ve Ukrayna’dan arzın azalması etkili oldu. Rus ihracatçılarının yükleri Baltık limanlarına yönlendirmesi, bu terminallerde yoğunluk yaratırken demiryolu taşımacılığı, depolama ve elleçleme kapasitesindeki sınırlamalar alternatif güzergâhları zorlaştırıyor. Baltık’tan Mısır’a navlun bir hafta içinde ton başına 10 dolar artarak 54 dolara çıktı. Ukrayna’nın buğday ihracatı da daha pahalı alternatif güzergâhlara bağımlı hale geldi. Temmuz-eylül döneminde deniz taşımacılığının ihracattaki payı geçen yılki %98’den %78’e gerilerken demiryolunun payı %17’ye, feribotların payı %4’e yükseldi. Moldova güzergâhlarındaki yoğunluk ve Sulina Kanalı’ndaki kuyruklar ek maliyet oluşturdu. Mısır, artan taşıma maliyetlerinden en fazla etkilenen ülke olarak öne çıktı; ülkenin buğday ithalatı geçen yıla göre %74 azaldı. Mısır teslimatlarındaki navlun primi, Karadeniz’deki FOB referansının ton başına 109 dolar üzerine çıktı. Buna karşılık Romanya’nın işler durumdaki Köstence Limanı ve Avrupa Komisyonu verilerine göre 3,28 milyon tonla Avrupa Birliği’nin buğday ihracatında lider olması, ülkeyi alternatif tedarik noktalarından biri haline getirdi. Talebin Avrupa Birliği’ne kayması, Romanyalı ihracatçıların Suudi Arabistan, Cezayir ve Nijerya’daki konumunu da destekledi. Roma’daki 54 Birleşmiş Milletler üyesi örgüt temsilcisi, Karadeniz’de seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması ve gıda güvenliği üzerindeki etkilerin sınırlandırılması için uluslararası çaba çağrısı yaptı. Bölgenin dünya buğday talebinin yaklaşık %30’unu karşılaması, arz kesintisinin etkisini büyütürken fiyatlar Ocak 2026 seviyesinin %27 üzerine çıktı. Türkiye ise kaynak metne göre rekor iç hasat ve kamu stoklarına daha fazla dayanıyor; Rus arzı sınırlı kalırsa yüksek proteinli buğday için Litvanya ve Almanya’ya yönelebilir. Denizcilik ateşkesi sağlanırsa risk priminin hızla düşebileceği ve buğday fiyatlarının gerileyebileceği belirtiliyor. Reuters analizlerine göre Rusya, terminal kapasitesinin %80’ine kadarını kısa sürede yeniden kullanabilir. Ancak bu koşul gerçekleşene kadar hava, lojistik ve jeopolitik risklerin tahıl piyasalarındaki oynaklığı yüksek tutması bekleniyor.

Rus Tahılı, Kazakistan’ın İhracat Rekabetini Zorluyor
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber
Veri haberi

Rus Tahılı, Kazakistan’ın İhracat Rekabetini Zorluyor

Kazakistan’da 2026 hasadının tamamlanmasıyla birlikte çiftçilerin ürünlerini iyi fiyatla satabilmesi ve başlıca ihracat pazarlarının belirlenmesi öne çıktı. ElDala’ya konuşan Fergus Genel Müdürü Erbol Eleulov, Rus tarım ürünlerinin Karadeniz limanlarındaki ihracat sorunları nedeniyle Orta Asya pazarlarına yönelmesinin Kazakistan tahılının rekabetini zorlaştırdığını söyledi. Eleulov’a göre Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Afganistan’daki pazar payını koruyabilir ancak Rus buğdayının daha düşük fiyatı Kazak ürünlerini baskılayabilir. Rus tahılının kalite bakımından çoğu zaman Kazak tahılının gerisinde kaldığı ve glutenin ekmekçilik özelliklerini ölçen İDK, yani gluten deformasyon indeksi, kriterlerini karşılamadığı belirtildi. Buna rağmen değirmenciler, Rus tahılına Kazak tahılı ekleyerek kabul edilebilir özelliklere sahip un üretebiliyor. Kazakistan ayrıca Hazar üzerinden İran pazarında da geriliyor. Eleulov, geleneksel olarak İran’a gönderilen Kazak arpası için mevcut dönemde sevkiyat yapılmadığını, Rusya’nın Hazar limanları ve nehir taşımacılığı üzerinden bu pazara arpa gönderdiğini aktardı. Rusya’nın daha yüksek verimi ve daha fazla yağış alan üretim koşulları rekabet gücünü artırırken, döviz kurları da Kazak ihracatçıların aleyhine gelişti. Kazak tengesinin bir yılda dolar karşısında yaklaşık 540’tan 440’a güçlenmesi ürünleri yabancı alıcılar için pahalılaştırdı. Buna karşılık ruble aynı dönemde dolar karşısında 75’ten 85’e geriledi. Bu etkenlerin toplamında Rus buğdayı, taşıma giderleri dahil edildiğinde Özbekistan pazarına ton başına 20 dolar daha düşük fiyatla ulaşabiliyor. Yeni pazar arayışında Çin, Kazakistan için istikrarlı bir alıcı ve lojistik açıdan avantajlı bir seçenek olarak gösterildi. Ancak taşıma altyapısının kapasitesi sevkiyatları sınırlıyor. Karadeniz limanları üzerinden dünya pazarlarına çıkışın mümkün olmadığı, Gürcistan limanlarının pahalı ve kapasitesinin düşük kaldığı belirtildi. Baltık limanlarına erişim de Rusya üzerinden demiryolu geçişindeki kısıtlar nedeniyle zorlaşıyor. Bu durum, yüksek proteinli buğdayın Avrupa’ya ve makarnalık buğdayın dış pazarlara gönderilmesini riske atıyor. İhracatçılar, daha önce uzak pazarlara erişimi kolaylaştıran taşıma sübvansiyonlarına ilişkin kamu borçlarının ödenmesini ve gelecekte ödemeleri düzenleyecek açık bir mekanizma kurulmasını bekliyor. Eleulov, sübvansiyon borçları, Katma Değer Vergisi ödemelerindeki sorunlar ve güçlü tengenin çiftçilerin gelirleri ile dış pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkilediğini söyledi. Bu sorunların çözülmesi halinde buğday fiyatlarının ton başına mevcut 80-90 bin tengeden 100-120 bin tengeye çıkabileceğini öne sürdü. Rusya toprakları üzerinden transit geçiş kapalı kalırsa, Kazakistan durum buğdayının yerini Kanada, Türkiye ve diğer ülkelerin ürünleri alacak.

Şili’de Böceklerle Organik Atıkları Biyogirdiye Dönüştüren Proje
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber

Şili’de Böceklerle Organik Atıkları Biyogirdiye Dönüştüren Proje

Şili’nin Tarapacá bölgesindeki Caleta Los Verdes’te Bioprot tarafından yürütülen proje, Iquique’deki yemekhaneler ve açık pazarlardan temin edilmesi planlanan organik atıkları tenebrio böcekleriyle biyodönüşüme uğratarak tarımsal girdilere ve hayvan beslemede kullanılabilecek proteine dönüştürmeyi amaçlıyor. Proje, Tarımsal İnovasyon Vakfı (FIA) desteğiyle uygulanıyor. Çalışma kapsamında biyodönüşümden elde edilecek biyogirdinin düşük su gereksinimli ürünlerde kullanılması, böcek larvalarının ise yumurta tavuklarının beslenmesine yönelik protein üretiminde işlenmesi öngörülüyor. Proje sırasında elde edilen yeni malzemenin pitahaya ve bazı süs bitkileri üzerindeki kullanımı gözlemlendi. Proje koordinatörü Hugo Molina, tenebrioların şu anda başta balık ve sürüngen beslemesi olmak üzere küçük ölçekte kullanıldığını belirtti. Kaynağa göre böceklerin biyodönüşüm kapasitesi, küçük yapılarda yürütülebilen, yüksek üretim hacimlerine ulaşması hedeflenen ve düşük su tüketimi gerektiren bir süreç için değerlendiriliyor. FIA yetkilileri, girişimle organik atıkların yerel ölçekte değerlendirilmesini ve kurak bir bölgede kendi kendine yeten, sürdürülebilir bir tarım modeli oluşturulmasını hedefliyor. Sistemin teknik, üretimsel ve ekonomik açıdan uygulanabilir olduğu gösterilirse, bölge dışından gelen girdilere bağımlılığın azaltılması, küçük ve orta ölçekli üreticilerin güçlendirilmesi ve benzer koşullara sahip başka bölgelerde uygulanabilecek bir model oluşturulması bekleniyor.

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tartışılırken Fransız Üreticiler OTP’nin Korunmasını İstiyor
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber

Ukrayna’nın AB Üyeliği Tartışılırken Fransız Üreticiler OTP’nin Korunmasını İstiyor

Fransız yağlı tohum ve protein bitkileri üreticileri, Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne olası katılımının sektörde yaratabileceği baskılara karşı Ortak Tarım Politikası’nın (OTP) korunmasını istedi. Fop ve Terres Univia Başkanı Benjamin Lammert, üreticilerin gelirlerinin kötü durumda olduğunu, sınırda koruma bulunmadığını ve soyanın GDO’suz üretim priminin tehdit altında olduğunu belirtti. Lammert, Ukrayna’dan gelebilecek ürün hacimlerinin Avrupa pazarında karşılanabilmesi için biyoyakıtlar ve soya küspesi üzerinden işleyen, hacimleri absorbe edebilecek Avrupa kuralları talep etti. Açıklamada, Fransız üreticilerin Ukrayna’nın AB’ye entegrasyonu karşısında kırılgan olduğu vurgulandı.

Rusya’da Gençlerde Yüksek Proteinli Süt Ürünlerine Talep Artıyor
Görsel kaynağı: Kommersant · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Gençlerde Yüksek Proteinli Süt Ürünlerine Talep Artıyor

Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut, Gelencik’te düzenlenen Bioprom forumunda yaptığı açıklamada, ülkedeki ergenler ile 30-35 yaşına kadar olan gençlerin gıdalarındaki protein miktarına daha fazla dikkat ettiğini söyledi. Lut, yüksek protein içeren süt ürünlerinin tüketiminin geçen yıl iki katına çıktığını, laktozsuz ürünlere talebin de arttığını belirtti. Bakanın açıklamasına göre üreticiler bu talebe uyum sağlamak için ürünlerini yeniden düzenlemeye başlıyor. Yüksek proteinli ürünler artık yalnızca sporcu beslenmesinde değil, günlük beslenmede de yer alıyor; talep süt ve fermente süt ürünleri, proteinli içecekler, barlar ve pratik atıştırmalıklarda yoğunlaşıyor. Protein konsantreleri ve izolatlarının kullanımı ise üretimi teknik açıdan zorlaştırırken maliyeti artırıyor. Rusya Sağlık Bakanı Mihail Muraşko da ek ürün ve vitaminlerin bilinçsiz kullanımına karşı uyarıda bulundu.

Peynir Tüketimi Geçen Yıl Rekor Seviyeye Ulaştı
Görsel kaynağı: Der Standard · Özgün haber

Peynir Tüketimi Geçen Yıl Rekor Seviyeye Ulaştı

Peynir tüketimi geçen yıl en yüksek seviyesine ulaştı. Kaynakta, protein odaklı tüketim eğiliminin peynir tüketimindeki artışın başlıca itici güçlerinden biri olduğu belirtildi. Erlebnis-Sennerei Zillertal yöneticisi Christian Kröll’e göre keçi sütü ürünlerine yönelik talep de her yıl artıyor. Bu artışta inek sütüne karşı intoleranslar ve tüketicilerin spesiyalitelere verdiği önem etkili oluyor. Kaynakta keçi sütünün günümüzde daha yumuşak bir tada sahip olduğu da aktarılıyor.

Gıda Sektöründe Yapay Zekâ ve İnovasyon Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: 2000Agro · Özgün haber
Veri haberi

Gıda Sektöründe Yapay Zekâ ve İnovasyon Öne Çıkıyor

Gıda ve içecek sektörünün yapay zekâ, operasyonel verimlilik, yeni tüketim alışkanlıkları, beslenme ve gıda güvenliği eksenindeki dönüşümü, Meksika’da düzenlenen ftalks Food Summit 2026’da ele alındı. Beşinci kez düzenlenen etkinlik, 29 Eylül’de Deloitte University’de girişimleri, şirketleri, yatırımcıları ve uzmanları bir araya getirdi. İspanyol gıda inovasyon merkezi KM ZERO’nun öncülük ettiği buluşmada, sektördeki değişimin yeni ürün, süreç ve iş modellerine dönüştürülmesi gerektiği belirtildi. Etkinlikte yapay zekânın tarım-gıda sektöründeki kullanımı, uzun yaşam, beslenme, GLP-1 olarak anılan eğilim, gıda güvenliği, perakendenin dönüşümü ve yeni iş birlikleri gündeme geldi. KM ZERO Üst Yöneticisi Beatriz Jacoste, gıdanın geleceğinin teknoloji, bilim, yeni üretim modelleri, beslenme ve insanların değişen ihtiyaçları tarafından şekillendirildiğini söyledi. Jacoste, yenilik geliştirenlerle bu yenilikleri uygulayabilecek kuruluşları buluşturmanın ve gıda sisteminin karşı karşıya olduğu sorunlara yanıt verecek dönüşümü hızlandırmanın önemini vurguladı. Tüketici eğilimlerinin de şirketlerin kararlarını etkilediği aktarıldı. Z kuşağı ve Y kuşağı, yeni tatlar ve deneyimlere yönelik ilgiyi tanıdık ve geleneksel ürünlere bağlılıkla birleştiriyor. Bu durum, şirketlerin pazar tercihlerini daha hızlı izlemesini gerektiriyor. Tarımda kuşak yenilenmesinin yetersizliği ise genç yetenekleri çekmek ve gıda üretimini güçlendirmek için yeni yaklaşımlar geliştirilmesini zorunlu kılıyor. Şirketlerle girişimler arasındaki iş birliklerinin gıda israfı, beslenme ve verimlilik sorunlarına ölçeklenebilir çözümler sunabileceği belirtildi. Beslenme oturumlarında GLP-1 eğiliminin tüketim alışkanlıklarını, porsiyon tercihlerini ve iştahla kurulan ilişkiyi değiştirebileceği değerlendirildi. Grupo Bimbo’dan Carolina Loya, şirketin ekmek, fırın ürünleri, bagel ve tuzlu İngiliz çöreklerinden oluşan portföyünün %98’inin Beslenme Pozitifi kriterlerini karşıladığını açıkladı. Teknolojilerin gerçek iş koşullarında denenmesi ve ölçeklendirilmesi gerektiği de vurgulandı. Tastech by Sigma’nın 2.500’den fazla girişim önerisi aldığı ve sekiz ülkede 50 sanayi pilotu gerçekleştirdiği aktarıldı. Etkinliğin 30 Eylül ve 1 Ekim’deki devamında, The Food Tech Summit & Expo kapsamındaki Future Market’te 10 ülkeden 46 tarım-gıda teknolojisi girişimi yer alacak. Meksika’dan 26 girişimin katılacağı alanda hassas fermantasyon, yeni proteinler, işlevsel bileşenler, sürdürülebilir ambalaj ve yapay zekâ çözümleri sunulacak.

Atıştırmalar Geleneksel Öğünlerin Yerini Alıyor
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber
Veri haberi

Atıştırmalar Geleneksel Öğünlerin Yerini Alıyor

SIAL Paris 2026 trend araştırmasına göre insanların yeme alışkanlıkları son beş yılda belirgin biçimde değişti. Günlük beslenme artık giderek daha az kahvaltı, öğle yemeği ve akşam yemeği etrafında şekillenirken, geleneksel öğünleri atıştırmalıklarla değiştirenlerin oranı %10 arttı. Atıştırma, öğünler arasındaki geçici bir alışkanlık olmaktan çıkarak başlı başına bir yeme fırsatına dönüşüyor. Bu eğilim, gıda sektöründe yolda, iş sırasında veya bir öğünün yerine kolayca tüketilebilecek ürünlere olan ihtiyacı artırıyor. Araştırmaya göre tüketicilerin gıda tercihleri yalnızca mağaza veya restoranlarda şekillenmiyor. Dijital içerik, tüketicilerin %28'inin gıda satın alma kararını etkiliyor; tarifler, videolar, sosyal medya etkileyicileri ve çevrim içi yayılan tatlar yeni tüketim eğilimlerini hızla oluşturabiliyor. Tüketicilerin %69'u restoran menülerinin daha geniş diyet gereksinimlerine yanıt vermesi gerektiğini düşünürken, farklı beslenme tercihleri aynı anda varlığını sürdürüyor. Avrupa'da vejetaryen alternatiflerin tüketimi %16 artarken toplam gıda tüketimindeki artış yaklaşık %1'de kaldı. Küresel ürün yelpazesinde yerel kaynaklı ürünlerin sayısının %87 artması da ürünün kökeni, yerel bağları ve üreticinin kimliğinin değerlendirmedeki önemini gösteriyor. Tüketicilerin %76'sı ise gıda seçimini bir tür sosyal sorumlulukla ilişkilendiriyor. Araştırma, önümüzdeki dönemde teknoloji ile gelenek, kişiselleştirme ile haz ve küresel ürünlerle yerel kaynakların birlikte etkili olacağını belirtiyor.

Avrupa Komisyonu, Yerli Protein Bitkileri Arzını Artırmayı Planlıyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa Komisyonu, Yerli Protein Bitkileri Arzını Artırmayı Planlıyor

Avrupa Komisyonu, önümüzdeki yıllarda Avrupa'nın yerli protein bitkileri arzını artırmayı planlıyor. Girişim, hayvancılığı daha sürdürülebilir hale getirme stratejisinin parçası olarak değerlendiriliyor. Avrupa Birliği (AB) hayvancılığında her yıl yaklaşık 74 milyon ton protein yemi kullanılıyor. Protein yeminin yaklaşık %26'sı, yüksek proteinli yağlı tohumlar ve protein bitkilerinin %74'ü ithal edilirken, soya proteininde ithalat oranı %94'e çıkıyor.

Süt Fiyatları Eylülde Yeniden 40 Sent Eşiğini Aştı
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber
Veri haberi

Süt Fiyatları Eylülde Yeniden 40 Sent Eşiğini Aştı

Almanya'da süt piyasasında fiyatlar Eylül 2026'da yeniden yükseldi. Kiel süt hammadde değeri, tereyağı ve yağsız süt tozuna ilişkin daha yüksek değerlendirmelerin etkisiyle %10 artarak 42,6 sent/kg'ye çıktı. Böylece gösterge değer, yıl içinde ilk kez 40 sent/kg sınırını aştı. Artışta süt ürünlerinin protein tarafındaki değerlenme daha güçlü rol oynadı. Toparlanma, üreticilere yapılan ödemelere de yansıdı. Tarım Piyasası Bilgi Şirketi'nin (AMI) geçici verilerine göre Almanya genelinde ortalama üretici süt fiyatı Ağustos'ta 40,1 sent/kg'ye yükseldi. Eylül için bazı mandıraların ödeme fiyatlarını yeniden artırdığı bildirildi. Süt arzı Almanya'da Eylül ayında gerilemesine karşın geçen yılın ortalamasının üzerinde kaldı. Mandıraların sütü daha iyi değerlendirebilmesi, üretici fiyatlarını destekleyen başlıca unsurlar arasında gösterildi. Spot piyasada da serbest süt talebi güçlü kaldı; 39. haftada fiyatlar kuzeyde 45,5, güneyde 46,0 sent/kg ile üretici ödemelerinin üzerinde seyretti. AB piyasasında temmuz ayında ortalama üretici süt fiyatı 42,0 sent/kg'ye yükselirken, ağustos için 42,2 sent/kg'lik hafif bir artış beklendi. Buna karşılık uluslararası piyasada 15 Eylül'deki Global Dairy Trade (GDT) ihalesinde endeks %1,1 geriledi. Düşüş özellikle tereyağı, susuz süt yağı ve tam yağlı süt tozunda görüldü; yağsız süt tozu ise sınırlı artış gösterdi.

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Arjantin’in NEA Bölgesinde Mısırda Mısır Yaprakkurdu Alarmı

Arjantin’in Kuzeydoğu Bölgesi’nde (NEA) Bt teknolojisi taşıyan mısır tarlalarında mısır yaprakkurdu saldırıları bildirildi. Kuzey Chaco’da üreticiler, zararlıya karşı koruma sağlaması beklenen tohumlarla ekilen alanlara tekrar tekrar girerek insektisit uygulamak zorunda kaldı. Benzer saldırıların Formosa ve Corrientes’in bazı kesimlerinde de görüldüğü aktarıldı. General José de San Martín çevresinde üretim yapan Omar Farana, erken ekilen ve henüz gelişimin ilk aşamalarında bulunan mısırına karşı iki uygulama yaptığını, üçüncü uygulamaya da hazırlandığını söyledi. Farana, erken ekim döneminde ve Bt koruması bulunan bir çeşitte böyle bir sorun beklemediğini belirtti. Saldırının üretim maliyetlerini artırdığını ve nihai verim konusunda belirsizlik yarattığını ifade etti. General Güemes bölgesinden ziraat mühendisi ve mısır üreticisi Hugo Kolazinski ise sorunun farklı bölgelerdeki işletmelerde görüldüğünü ve belirli bir hibrit ya da tohum şirketine bağlanamayacağını savundu. Yaklaşık 20 günlük bazı mısırların üç insektisit uygulamasına rağmen zararlı taşıdığını, kimi tarlalarda uygulamaların altı günlük aralıklarla tekrarlandığını anlattı. Kolazinski, bitki başına sekiz ya da on larvaya rastladığını söyledi. Mısır yaprakkurdu, Spodoptera frugiperda adlı kelebeğin larvasıdır ve özellikle bitkinin ilk gelişim dönemlerinde yapraklara zarar verebilir. Bt teknolojisi, Bacillus thuringiensis bakterisinin ürettiği ve belirli zararlıları kontrol etmeyi amaçlayan proteinlere dayanır. Ancak kaynağa göre Bt mısırda larva görülmesi tek başına teknolojinin çalışmadığını kanıtlamıyor. Buna karşın tekrarlanan ilaçlamalar ve bildirilen yoğunluk, mevcut koşullarda kontrol etkinliği konusunda soru işareti oluşturuyor. Kolazinski, ilkbaharda ekilen mısırda son 10-12 yılda mısır yaprakkurdu için uygulama yapmadığını, bu kampanyada ise kontrollerin çok erken başladığını belirtti. Üreticiler ayrıca mısır yaprakpiresiyle mücadele için de kaynak ayırıyor. Kuzey Chaco’da limanlara uzaklık, nakliye ve pazarlama giderleri, pahalı tohumlar, ek insektisit uygulamaları ve belirsiz verim, mısır üretiminin ekonomik sonucunu daha da zorlaştırıyor. Bazı küçük üreticilerin mücadele maliyetini karşılayamadığı için bitkilerinin önemli bölümünü kaybettiği bildirildi.

Mısır ve Buğday Fiyatları Yükseldi, Soya İşlemsiz Kaldı
Görsel kaynağı: AgroSmart · Özgün haber
Veri haberi

Mısır ve Buğday Fiyatları Yükseldi, Soya İşlemsiz Kaldı

Sırbistan’ın Novi Sad kentindeki Ürün Borsası’nda mısır, buğday ve yemlik arpa fiyatları 28 Eylül-2 Ekim haftasında hafif yükseldi. Haftalık toplam işlem hacminde en büyük payı %43 ile buğday aldı. Soya fasulyesinde ise satıcıların teklifleri ile alıcıların ödeme isteği arasındaki fark nedeniyle işlem yapılmadı. Mısır piyasasında arz artmasına rağmen ürün, talebin ve alıcıların lojistik açıdan uygun bulduğu teslim noktalarının üzerindeki fiyatlardan teklif edildi. Aynı kalitedeki mısır için talep fiyatı, teslim şekline bağlı olarak kilogram başına 0,70 Sırp dinarına kadar farklılaştı. Sözleşmeler katma değer vergisi hariç kilogram başına 21,50-22 Sırp dinarı aralığında yapılırken ağırlıklı fiyat 21,59 Sırp dinarı oldu. Mısırın fiyatı önceki haftaya göre %0,42 arttı. Buğdayda teklif edilen ürün miktarı artarken talep zayıfladı. Sözleşmeler kilogram başına 21,60-22 Sırp dinarı arasında yapıldı; ortalama fiyat 21,87 Sırp dinarı oldu ve haftalık artış %1 olarak kaydedildi. %15 protein içeren ve hemen teslim edilecek buğday 24 Sırp dinarından, yıl sonuna kadar teslim edilecek ürün ise 24-24,50 Sırp dinarından teklif edildi. Soya fasulyesi kilogram başına 62-63,50 Sırp dinarı arasında teklif edilirken alıcıların fiyatı 61-62 Sırp dinarı düzeyinde kaldı. Yemlik arpada artan alıcı ilgisi ve azalan arz fiyatı %1,09 yükseltti. Kanola 55,83 Sırp dinarından işlem gördü. NPK 6:24:12 gübresi ise ambalaj ve teslim koşuluna göre kilogram başına 60,53 veya 61,70 Sırp dinarı fiyatla satıldı.

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı
Görsel kaynağı: Gazeta Si · Özgün haber
Veri haberi

Kedi Mamalarında Ağır Metal ve Kimyasal Kirleticiler Saptandı

Clean Label Project’in analizinde 62 markaya ait 100 kedi maması ürünü, 122’den fazla kirletici açısından incelendi. Kurşun örneklerin %99’unda, kadmiyum %96’sında ve arsenik %94’ünde bulundu. Araştırmacılar, tek bir kirleticinin saptanmasının belirli bir ürünün kedilerde hastalığa yol açtığını göstermediğini, ancak kedilerin aynı mamayı yıllarca her gün tüketebilmesi nedeniyle tekrarlanan maruziyetin kaygı verici olduğunu belirtti. Kirletici düzeyleri mama türüne ve kullanılan protein kaynağına göre değişti. Balık ve deniz ürünü bazlı ürünlerde cıva ile kadmiyum seviyeleri en yüksek bulunurken, deniz ürünü içeren yaş mamalarda cıva düzeyi başka et türleriyle hazırlanan benzer ürünlerin neredeyse 28 katına çıktı. Kuru mamalarda ölçülen kurşun miktarı da yaş veya havada kurutulmuş ürünlerin yaklaşık üç katıydı. Analizde, tarımda yaygın kullanılan herbisit glifosat ürünlerin %37’sinde saptandı ve bitkisel içeriği daha yüksek mamalarda seviyeler daha yüksekti. Bazı plastik malzemelerde kullanılan DEHP ise ürünlerin yaklaşık yarısında bulundu; en yüksek seviyeler konserve ve poşet ambalajlı mamalarda görüldü. Uzmanlar, sonuçların kedi mamasının genel olarak güvensiz olduğu veya belirli bir ürünün hastalığa neden olduğu anlamına gelmediğini vurguladı. Her ürün yalnızca tek bir örnek grubuyla test edildiği için aynı ürünün partileri arasında farklılık bulunabileceği belirtildi. Üreticileri temsil eden Evcil Hayvan Gıdası Enstitüsü, şirketlerin kalite kontrolü, içerik testi ve tedarikçi doğrulama programları uyguladığını açıkladı. Araştırmacılar ise kedi sahiplerine etiketleri dikkatle okumalarını ve üreticilere düzenli kirletici testi yapılıp yapılmadığını sormalarını önerdi.

Düşük Doz Biberiye Uçucu Yağı Kuzularda Canlı Ağırlık Artışını Destekledi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Düşük Doz Biberiye Uçucu Yağı Kuzularda Canlı Ağırlık Artışını Destekledi

Cavalheiro Junior ve çalışma arkadaşlarının araştırması, yüksek enerjili rasyonlarla beslenen kuzuların yemine eklenen sarımsak ve biberiye uçucu yağlarının üretim performansı, karkas özellikleri ve et kalitesi üzerindeki etkisini inceledi. Denemede Texel, Dorper ve Santa Inês melezi 35 erkek kuzu, yalnızca uçucu yağların kullanım düzeyleri bakımından farklılaşan beş yem grubuna ayrıldı ve 105 gün boyunca izlendi. Rasyonlar enerji ve protein bakımından eşdeğerdi; kaba yem-konsantre oranı 30:70 olarak düzenlendi. En olumlu sonuçlar, kilogram kuru madde başına 86 miligram düşük doz biberiye uçucu yağı verilen grupta görüldü. Bu grupta günlük ortalama canlı ağırlık artışı yaklaşık 193 grama ulaşırken, uçucu yağ eklenmeyen kontrol grubunda 132 gramda kaldı. Biberiye verilen kuzularda yemden yararlanma da iyileşti. Denemenin son aşamalarında bu gruptaki kuru madde tüketiminin artması, araştırmacıların değerlendirmesine göre rasyona uyumun güçlenmiş olabileceğine işaret etti. Araştırmacılar, biberiye yağının düşük dozlarda rumen mikrobiyotasını ve fermantasyon süreçlerini olumlu yönde etkileyebileceğini, yüksek dozlarda ise lifleri parçalayan yararlı mikroorganizmaları da baskılayabilecek güçlü bir antimikrobiyal etki oluşturabileceğini belirtti. Bu nedenle çalışmada dozun önemli olduğu vurgulandı. Biberiye yağının olumlu etkileri denemenin özellikle ilk 30 gününden sonra belirginleşti. Deneme boyunca canlı ağırlık artışının kademeli olarak azalması ise kuzuların büyümesi sırasında görülen fizyolojik bir süreç olarak değerlendirildi. Düşük doz biberiye grubundaki kuzular en yüksek son canlı ağırlığa ve daha ağır karkaslara ulaştı. Bununla birlikte, kesim randımanları uygulamalar arasında değişmedi. Sarımsak uçucu yağının düşük veya yüksek dozları, üretim performansında kontrol grubuna göre istatistiksel olarak anlamlı bir iyileşme sağlamadı. Araştırmacılar, kullanılan sarımsak yağı düzeylerinin büyümeyi etkilemek için yetersiz kalmış olabileceğini belirtti. Uçucu yağ takviyesi etin son pH'ını, rengini ve lipid oksidasyonunu değerlendiren göstergeleri de anlamlı biçimde değiştirmedi; bu ölçümler tüm gruplarda benzer kaldı.

Protein Talebi Yağsız Süt Tozu Piyasasını Hareketlendirdi
Görsel kaynağı: Boerenbusiness · Özgün haber

Protein Talebi Yağsız Süt Tozu Piyasasını Hareketlendirdi

Genel olarak sakin ve hafif pozitif seyreden süt ürünleri piyasasında yağsız süt tozu bu hafta belirgin biçimde öne çıktı. Ürüne ilişkin DCA kotasyonu, piyasanın diğer bölümlerinden ayrışan gelişme olarak aktarılıyor. Kaynak metnin mevcut bölümünde hareketliliğin boyutuna, kotasyonun güncel değerine veya değişim oranına ilişkin ayrıntı yer almıyor. Bu nedenle piyasanın hangi seviyede değiştiği ve gelişmeden hangi kesimlerin ne ölçüde etkilendiği belirlenemiyor.

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

E. Coli ve Salmonella Salgınında 76 Hasta Doğrulandı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), yonca filizleriyle bağlantılı E. coli ve Salmonella salgınında 1 Ekim itibarıyla 16 eyalette 76 kişinin hastalandığını doğruladı. Salgında altı kişi hastaneye kaldırılırken ölüm bildirilmedi. Hastalıkların 31 Mayıs ile 7 Eylül arasında başladığı belirtildi. Salgın, E. coli’nin O26:H11, O103:H25 ve O168:H8 serotipleri ile Salmonella Agona bakterisini kapsıyor. FDA ve yerel sağlık yetkilileri, hastalanan kişilerin hastalık başlamadan önceki hafta tükettiği gıdaları belirlemek için görüşmeler yapıyor. Görüşülen 50 kişiden 40’ı filiz, 35’i ise özellikle yonca filizi tükettiğini bildirdi. Epidemiyolojik inceleme ve ürün izleme çalışmaları, Minneapolis merkezli Everything Sprouts LLC tarafından yetiştirilen yonca filizlerinin salgındaki hastalık kaynaklarından biri olduğunu gösterdi. Ancak FDA, bu ürünlerin salgındaki tüm hastalıkları açıklamadığını belirtti. Enfeksiyonların 64’ü E. coli, dokuzu Salmonella kaynaklı olurken üç kişi her iki bakterinin salgın suşlarıyla enfekte oldu. Everything Sprouts LLC, 22 Ağustos’ta Calco ve Everything Sprouts markalarıyla satılan belirli yonca filizlerini geri çağırdı. Şirket ayrıca Robust Radish, Crunchy Protein Sprout ve Zesty Garlic karışımlarını da geri çağırma kapsamına aldı. Kaynak metin, bu ürünlerin dağıtım alanı veya geri çağırılan paketlerin miktarı hakkında ayrıntı vermiyor. Salgınla bağlantılı olarak Ohio eyaletinin Millersburg kentindeki Berlin Seeds de 23 Eylül’de 950 pound, yaklaşık 431 kilogram yonca filizi tohumunu geri çağırdı. Şirket, tohum tedarikçisinden ilgili tohumun Şiga toksini üreten E. coli ve/veya Salmonella ile kontamine olma ihtimali bulunduğu bilgisini aldı. SAL2-24JB parti numaralı tohumun, bitmiş filizleri FDA soruşturmasına dahil edilen başka bir filiz üreticisi tarafından kullanıldığı iz sürme çalışmasıyla belirlendi. FDA, tohum tedarikçisinin adını açıklamadı. FDA, resmi hasta sayısının gerçek vaka sayısını tam olarak yansıtmayabileceğini bildirdi. Bazı kişilerin sağlık hizmetine başvurmaması, bazılarının ise bakteriler açısından test edilmemesi nedeniyle daha fazla kişinin hastalanmış olabileceği belirtildi. Kurum ayrıca gıda kaynaklı E. coli ve Salmonella enfeksiyonlarının her zaman ürünün görünüşünü, kokusunu veya tadını değiştirmediğini aktardı.

Bal Arıları Polen Tüketimini Amino Asit Dengesine göre Ayarlıyor
Görsel kaynağı: Večernje novosti · Özgün haber
Veri haberi

Bal Arıları Polen Tüketimini Amino Asit Dengesine göre Ayarlıyor

Oxford Üniversitesi ile Southampton, Lancaster ve Newcastle üniversiteleri ile Kudüs İbrani Üniversitesinden araştırmacıların Current Biology dergisinde yayımlanan çalışmasına göre bal arıları, besinlerindeki esansiyel amino asitlerin oranına göre ne kadar yiyecek tüketeceklerini ayarlıyor. Araştırmacılar, Büyük Britanya’daki 26 bitki familyasına ait 99 çiçekli bitki türünün polenindeki amino asit bileşimini bal arılarının dokularındaki bileşimle karşılaştırdı. Sonuçlar, incelenen polen türlerinin çoğunun arıların beslenme ihtiyaçlarıyla tam olarak örtüşmediğini gösterdi. Çalışmanın laboratuvar aşamasında, farklı polen türlerinin ve arı dokusunun amino asit bileşimini taklit eden yapay yemler genç işçi arılara verildi. Amino asit oranı arıların ihtiyaçlarına daha uygun olan yemle beslenen arılar daha fazla tüketti, daha çok vücut ağırlığı kazandı ve proteinleri daha uygun bir besin oranında aldı. Histidinin görece yüksek olduğu yemlerde ise arılar toplam gıda tüketimini, hem protein hem de karbonhidrat alımını azalttı. Araştırmacılar, bunun bazı amino asitlerin aşırı alınmasını önleyen bir koruma mekanizması olabileceğini değerlendiriyor. Araştırmada, bal arılarının farklı bitkilerden topladığı poleni kovanda depoladığı karışım da incelendi. Arı ekmeği olarak adlandırılan bu karışımın amino asit bileşimi, tek tek polen türlerinin çoğuna göre daha dengeliydi. Arıların bu sistemi sayesinde farklı polen kaynaklarının besin eksikliklerini dengeleyebildiği belirtildi. Buna karşılık, polenle doğrudan beslenen yaban arıları ve yalnız yaşayan arılar, bitki çeşitliliğinin düşük olduğu bölgelerde uygun amino asit dengesini sağlamakta daha fazla zorlanabilir. Araştırmacılar, tozlayıcıları desteklemeye yönelik dikimlerde yalnızca sezon boyunca çiçek bulunmasına değil, farklı polen kaynaklarının çeşitliliğine de önem verilmesini önerdi.

Kısa Dönemli Ayçiçeği Romanya’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İçin Fırsat Sunuyor
Görsel kaynağı: AgroTV · Özgün haber
Veri haberi

Kısa Dönemli Ayçiçeği Romanya’da Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı İçin Fırsat Sunuyor

Romanya tarımının, Avrupa’da büyüyen sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) pazarına hammadde sağlayabileceği Corteva Agriscience’ın düzenlediği toplantıda ele alındı. Tartışmada, ana ürünler arasındaki dönemde yetiştirilebilen kısa dönemli ayçiçeğinin Romanyalı çiftçiler için yeni bir pazar ve ek gelir olanağı oluşturup oluşturamayacağı değerlendirildi. Avrupa Birliği’nin ReFuelEU Aviation girişimi, uçak yakıtında SAF payının 2025’te %2’den 2030’da %6’ya, 2050’de ise %70’e çıkarılmasını öngörüyor. Toplantıda, sonbahar tahıllarından sonra normalde kullanılmayan arazilere ekilebilen kısa dönemli ayçiçeğinin gıda üretiminin yerine geçmeden yağlı tohum hammaddesi sağlayabileceği belirtildi. Bu ara ürünlerin mevcut tarım arazilerinde yetiştirilerek toprağın örtülü kalmasına da katkı sağlayabileceği ifade edildi. Corteva Avrupa Bölgesel Portföy Lideri Etienne Bouquet, uygunluk ve sertifikasyon kurallarının tarladaki üretim koşullarını doğru yansıtması gerektiğini söyledi. Yenilenebilir Enerji Direktifi’nin (RED III) ve biyoyakıtlar için uygun hammaddeleri sıralayan Ek IX’un ara ürünleri tanıdığı, ancak teknik tanım ile sertifikasyon kurallarının gerçek tarımsal uygulamalarla daha iyi örtüşmesi gerektiği aktarıldı. Bouquet, aşırı kısıtlayıcı kuralların çiftçilerin iklim ve münavebe koşullarına uygun kısa dönemli hibritleri seçme esnekliğini azaltabileceği uyarısında bulundu. Corteva ile bp’nin tarımsal üretimi biyoyakıt pazarlarına bağlamak amacıyla kurduğu Etlas, ilk teslimatlara 2027’de başlamayı ve 2030’ların ortasına kadar yıllık 1 milyon ton yağlı tohum hammaddesine ulaşmayı hedefliyor. Şirket, bu miktarın yaklaşık 800 bin ton biyoyakıta karşılık geleceğini belirtiyor. Etlas yöneticisi Ignacio Conti’ye göre Romanya, 2025’te AB’de ayçiçeği ekim alanı ve üretiminde ilk sırada yer aldı; ülkenin enerji stratejisi de 2030’a kadar gelişmiş biyoyakıtlara %3,5 pay öngörüyor. Üretici açısından modelin temel koşulu, kısa dönemli hibritin sonraki ana ürünü geciktirmeyecek kadar erkenci olması. Toplantıda ayrıca ikinci ürün ayçiçeğinin ekonomik başarısının yalnızca yetiştirme performansına değil, hasat sonrasında satış koşullarına da bağlı olduğu belirtildi. İşleme sonucunda elde edilen ayçiçeği küspesinin hayvan yemi için protein kaynağı olarak kullanılabileceği aktarıldı. Tartışmanın ardından Giurgiu’daki TOTAGRO çiftliğinde, sonbahar tahıllarından sonra ekilmiş kısa dönemli ayçiçeği parselleri incelendi.

Kanola Küspesi Süt İneklerinin Performansını Artırabilir
Görsel kaynağı: Farms.com · Özgün haber

Kanola Küspesi Süt İneklerinin Performansını Artırabilir

Araştırma, kanola küspesinin dengeli rasyonlara dahil edilmesinin süt üreticileri açısından çeşitli faydalar sağlayabileceğini ortaya koyuyor. Kanola küspesi, süt ineklerinin beslenmesinde kullanıldığında süt üretiminin artırılmasına yardımcı olabilir. Kaynakta ayrıca kanola küspesinin protein kullanım verimliliğini iyileştirmeye ve atığı azaltmaya katkı sağlayabileceği belirtiliyor. Dengeli rasyonların parçası olarak kullanılması, süt üreticilerinin kârlılığını destekleyebilecek bir seçenek olarak değerlendiriliyor.

Tahılın Derin İşlenmesinde 2030’a kadar 12 Proje Bekleniyor
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Tahılın Derin İşlenmesinde 2030’a kadar 12 Proje Bekleniyor

Rusya’da tahılın derin işlenmesi sektöründe 2030’a kadar 12 yeni işletmenin faaliyete geçmesi bekleniyor. Açıklamayı, “İçerik Bileşenleri Endüstrisi” forumunda Birleşik Nişasta Birliği Başkanı Oleg Radin yaptı. Yeni yatırımların, nişasta ürünleri ile biyoteknolojik yöntemlerle elde edilen ürünlerin çeşitlenmesini sağlaması öngörülüyor. Mısır ve buğday işleme projelerinde gıda ve teknik modifiye nişastalar, doğal nişasta, nişasta ürünleri ve gluten üretilecek. Bezelye işleme tesislerinde ise bezelye proteini, nişasta, lif, bezelye protein izolatı ve gıda lifleri üretimi planlanıyor. Biotehagro projesinin 2028’de amino asit üretimine başlaması ve yılda 500 bin ton buğday işlemesi öngörülüyor. Donbioteh’in 2029’da devreye alınarak yılda 250 bin ton buğday işlemesi planlanıyor. 2030’a kadar üretimde en büyük artışın nişasta grubunda gerçekleşmesi bekleniyor. Mısır nişastası üretiminin 2025’teki 367,7 bin tondan 2030’da 448,7 bin tona, buğday nişastasının 37,3 bin tondan 55,3 bin tona, modifiye nişasta üretiminin ise 111,8 bin tondan 207,8 bin tona çıkacağı tahmin ediliyor. Bu dönemde buğday gluteni üretiminde de %92 artış bekleniyor.