ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

46 haber · Sayfa 1

Hollanda’daki Merkez, Yapay Zekâyla Kuraklığa Dayanıklı Bitkileri Belirliyor
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Hollanda’daki Merkez, Yapay Zekâyla Kuraklığa Dayanıklı Bitkileri Belirliyor

Hollanda’daki Bitki Ekofenotipleme Merkezi (NPEC), kuraklık, yüksek sıcaklık, tuzluluk ve hastalık gibi zorlu koşullarda daha iyi gelişen bitkileri belirlemek için yapay zekâ, robotlar, sensörler ve üç boyutlu kameralar kullanıyor. Wageningen ve Utrecht üniversitelerinin ortak işlettiği merkezde binlerce bitkinin gelişimi izlenerek, dayanıklılıkla ilişkili fiziksel ve fizyolojik özelliklerin ortaya çıkarılması amaçlanıyor. Elde edilen sonuçların yeni tarım çeşitlerinin geliştirilmesinde kullanılabilecek bilgiler sağlaması bekleniyor. Merkezin otomatik yetiştirme sistemi, deneylerin gerektirdiği miktarlarda su ve besin sağlayabiliyor. Seralarda marul, patates ve domates gibi türler sürekli izlenirken bitkilerin büyümesi, kök gelişimi, su tüketimi ve farklı çevresel koşullara verdiği tepkiler kaydediliyor. Sıcaklık, ışık, nem, karbondioksit yoğunluğu, toprak özellikleri, mikroorganizmalarla etkileşim, bitkiler arasındaki rekabet ve hastalıklara dayanıklılık da ölçülen göstergeler arasında yer alıyor. Ekofenotipleme yaklaşımı, bitkilerin toprak üstündeki ve kök bölgesindeki özellikleriyle performansını kontrollü ortamlarda veya tarla koşullarında nicel ve otomatik biçimde değerlendirmeye dayanıyor. Araştırmacılar bu ölçümleri bitkilerin genetik bilgileriyle ilişkilendirerek belirli koşullarda daha iyi performans gösteren genotipleri saptayabiliyor. Bu özellikler, ıslah programlarının kuraklık, tuzluluk ve hastalıklara daha uyumlu materyalleri daha erken seçmesine yardımcı olabiliyor. Merkezdeki çalışma, bitkilerin yalnızca nihai verimini değil, gelişim süreci boyunca çevresel strese nasıl tepki verdiğini de izliyor. Bu sayede ıslah programlarında sonraki aşamalarda test edilmesi gereken çeşit sayısının azaltılmasına ve yeni çeşitlerin geliştirilmesi için gereken sürenin kısaltılmasına katkı sağlanması hedefleniyor. Ancak yapay zekâ ve otomasyonla elde edilen sonuçların gerçek tarla koşullarında doğrulanması gerekiyor. NPEC’in altyapısı diğer ülkelerden araştırmacıların kullanımına da açık. Merkez, Brezilya’daki Campinas Eyalet Üniversitesi’ne bağlı Bitkilerin Moleküler Islah Merkezi ile bilimsel iş birlikleri yürütüyor. Bu çalışmalardan biri, otomatik kök fenotipleme sistemiyle bakteriler ve tahıllar arasındaki etkileşimi inceliyor.

Çam Fıstığı ve Sığır Salamı Ürünleri Geri Çağrıldı
Görsel kaynağı: Der Spiegel · Özgün haber
Veri haberi

Çam Fıstığı ve Sığır Salamı Ürünleri Geri Çağrıldı

dm, Dennree ve Alnatura’nın bazı çam fıstığı ürünleri, Salmonella bulaşması ihtimali nedeniyle geri çağrıldı. Geri çağırma dmBio ve Alnatura’nın 60 gramlık çam fıstıklarını, ayrıca Alnatura’nın 100 gramlık Salatkerne-Mix ürününü kapsıyor. Dennree ürünlerinde belirli parti numaraları ve asgari dayanma tarihleri, diğer ürünlerde ise belirtilen tarih aralıkları dikkate alınıyor. Etkilenen ürünlerin tüketilmemesi ve satın alındıkları satış noktalarına iade edilmesi istendi. Ürünlerin Denns BioMarkt ile seçili doğal ürün mağazalarında satıldığı belirtildi. Şirketlerin açıklamasına göre Salmonella bulaşmış gıdalar ishal, karın ağrısı, bulantı, kusma ve ateşe yol açabilir; bebekler, küçük çocuklar, yaşlılar ve bağışıklığı zayıf kişiler daha ağır hastalık riski taşıyor. Ayrıca Norderstedt merkezli Peter Faden GmbH & Co. KG, 23 Ekim ile 22 Aralık 2026 arasındaki asgari dayanma tarihlerini taşıyan 14 sığır salamı ürününü geri çağırdı. Ürünler Rinder-Peperonisalami’den Pizza-Rindfleischsalami’ye kadar uzanıyor. Şirket, geri çağırmanın ihtiyati olduğunu ve tekil bir incelemede Shigatoksin üreten Escherichia coli (STEC) tespit edildiğini bildirdi. Bu bakteriler, özellikle çocuklar, hamileler, yaşlılar ve bağışıklığı baskılanmış kişilerde ciddi mide-bağırsak rahatsızlıklarına yol açabilir.

Ermenistan’da Süt Ürünleri Numunelerinde Mikrobiyolojik Uygunsuzluklar Tespit Edildi
Görsel kaynağı: 1in.am · Özgün haber
Veri haberi

Ermenistan’da Süt Ürünleri Numunelerinde Mikrobiyolojik Uygunsuzluklar Tespit Edildi

Ermenistan’da «İrazek ve Paştpanvats Spaṙogh» sivil toplum kuruluşunun girişimiyle 11 üreticinin süt ürünlerinden alınan numuneler, uluslararası akreditasyona sahip üç laboratuvarda incelendi. Araştırmada bazı süt, ekşi krema, lor ve çeçil peyniri numunelerinde bağırsak çubuğu grubu mikroorganizmalar tespit edildi. Bulgular, süt ürünlerinde üretim, işleme veya saklama aşamalarındaki hijyen koşullarının incelenmesi gerektiğine işaret ediyor. Bağırsak çubuğu grubu mikroorganizmalar Ashtarak Katı’nın sütünde, Yeremyan Products, Arzni Katnamterk ve Bonilat’ın ekşi krema numunelerinde bulundu. Lor incelemesinde de dokuz üreticinin numunelerinde aynı mikroorganizmaların tespit edildiği aktarıldı. İgıtı’nın çeçil peynirinde de benzer bir bulguya rastlandı. Kaynak, sonuçların belirli numunelere ilişkin olduğunu ve üreticilerin tüm ürünlerinin kalitesi hakkında kesin hüküm oluşturmadığını belirtiyor. Lor ürünleri için yapılan incelemede 10 üreticinin numunelerinde farklı mikrobiyolojik uygunsuzluklar kaydedildi. Altı üreticinin lorunda maya ve küf göstergelerinde, dört üreticinin ürününde ise laktik asit bakterileri göstergelerinde uygunsuzluk görüldü. Bu sonuçların üretim süreçleri, hijyen koşulları veya saklama gereklilikleriyle bağlantılı olabileceği, nedenlerin her olay için ayrı ayrı belirlenmesi gerektiği ifade edildi. Kaynağa göre bağırsak çubuğu grubu mikroorganizmaların bulunması, ürünün hastalık yapıcı mikroorganizmalar içerdiği veya enfeksiyona neden olduğu anlamına gelmiyor. Bununla birlikte bulgular, gıda güvenliği açısından ciddi bir uyarı niteliğinde değerlendiriliyor. Girdi kalitesinden ekipman temizliğine, paketleme, taşıma ve satış aşamalarına kadar tüm zincirin incelenmesi; ilgili partilerin kontrol edilmesi ve olası bulaşma kaynaklarının belirlenmesi isteniyor. Araştırma sonuçlarının ardından Gıda Güvenliği Denetim Kurumu’ndan kapsamlı denetimler yapması, ilgili partilerin güvenliğini değerlendirmesi ve üretim denetimindeki eksiklikleri ortaya koyması talep ediliyor. Kaynak ayrıca bağımsız tekrar testleri, üretici bazında sonuçların ve alınan önlemlerin kamuoyuna açıklanmasını, gerekli görülürse tehlikeli ürünlerin piyasadan çekilmesini öneriyor. Resmi denetim sonuçları veya üreticilerin yanıtları ise kaynakta yer almıyor.

Geç Kesilen Silajda Fermantasyon İçin Şeker Düzeyi Önem Taşıyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

Geç Kesilen Silajda Fermantasyon İçin Şeker Düzeyi Önem Taşıyor

İki ay süren kuraklığın ardından gübre uygulamasının gecikmesi, silaj hasadının da gecikmesine yol açtı. Çiftliklerdeki silajın önemli bölümü eylül ortasından sonra biçildi; kuraklık sonrası çimlerin hızla büyümesi ve hasat sırasında gün ışığının azalması nedeniyle bu silajın kalitesinin görece düşük olduğu belirtildi. İyi fermantasyon için biçim sırasında şeker oranının %3’ün üzerinde olması ideal görülüyor. Ancak bu hedefe eylül ortası ve sonlarında, özellikle ekimde biçilen silajda ulaşmanın çok zor olabildiği aktarıldı. Glikoz gibi şekerler bakterilerce parçalanarak fermantasyonda önemli rol oynayan laktik asidi oluşturuyor.

Kosova’da Brezilya Menşeli Dondurulmuş Tavuk Etinde Salmonella Tespit Edildi
Görsel kaynağı: Sinjali · Özgün haber

Kosova’da Brezilya Menşeli Dondurulmuş Tavuk Etinde Salmonella Tespit Edildi

Kosova’da Brezilya’dan ithal edilerek Apetit SHPK ürünleri arasında piyasaya sunulan dondurulmuş tavuk etinin numunelerinde Salmonella Minnesota bakterisi tespit edildi. Gıda ve Veterinerlik Ajansı (AUV), laboratuvar sonuçlarının ardından belirlenen ürünlerin satışını ve dolaşımını geçici olarak durdurdu, ürünleri resmî kontrol altına aldı ve satış noktalarından çekilmelerini emretti. Tespit, Tarım, Ormancılık ve Kırsal Kalkınma Bakanı Armend Muja’nın talimatıyla yürütülen olağanüstü ithal et kontrolleri sırasında yapıldı. Karar, Brezilya menşeli Coopavel ürünlerinde SIF 3887 onay ve R-14427 lot numaralı ürünleri kapsıyor. Superfrango ürünleri için ise SIF 3404 onay ve R20598 lot numarası belirtildi. AUV’ye göre tespit edilen Salmonella Minnesota, insanlarda gastrointestinal enfeksiyonlara yol açabilen Salmonella enterica bakterisinin patojenik bir serotipi. AUV, söz konusu lot numaralarına sahip ürünleri satın alan tüketicilere bunları tüketmemeleri ve satın aldıkları noktalara iade etmeleri çağrısında bulundu. Kurum, riskin yalnızca kontamine etin tüketilmesiyle sınırlı olmadığını; hazırlık sırasında bakterilerin eller, kaplar veya mutfak yüzeyleri aracılığıyla diğer gıdalara taşınabileceğini bildirdi. Kontroller, bakterinin tespit edildiği numunelerle sınırlı tutulmuyor. AUV, ithal edilen toplam miktarı, ürünlerin dağıtıldığı yerleri, tüketicilere ulaşan ve piyasada kalan miktarları belirlemek için izlenebilirlik çalışması yürütüyor. İncelemelerde ürünlerin Kosova’ya girişinden satış noktalarına kadar olan hareketi, etiketleri, üretim ve son kullanma tarihleri, veteriner sertifikaları, saklama koşulları ve ek laboratuvar analizleri değerlendiriliyor. AUV, risk değerlendirmesinin ardından ürünlerin nihai işlemine karar verecek; gerekli görülmesi hâlinde imha seçeneği de uygulanabilecek.

Finlandiya’da 100’den Fazla Beyaz Yanaklı Kazın Ölüm Nedeni Araştırılıyor
Görsel kaynağı: Suomenmaa · Özgün haber
Veri haberi

Finlandiya’da 100’den Fazla Beyaz Yanaklı Kazın Ölüm Nedeni Araştırılıyor

Finlandiya’nın farklı bölgelerinde son dönemde 100’den fazla ölü beyaz yanaklı kaz bulunmasının ardından Ruokavirasto, kuşların ölüm nedenini araştırıyor. Güney Finlandiya ve Kuzey Karelya’dan gönderilen bazı numunelerin ilk sonuçlarında kuş gribine rastlanmadı. Son iki hafta içinde ülkenin çeşitli bölgelerinde ölü bulunan veya itlaf edilen kazlardan Ruokavirasto’ya birkaç numune gönderildi. Kuruma ayrıca ölü kuş gözlemleri de ulaştırıldı. Kuşların incelenmesi sırasında çeşitli hastalık belirtileri görüldü; bazı kuşlara ilişkin araştırmalar ise henüz tamamlanmadı. Kurum, kuşlara bakteriyel ve viral testlerin yanı sıra patolojik, histopatolojik ve parazit incelemeleri uyguluyor. Ruokavirasto’nun baş araştırmacısı Marja Isomursu, dokuların mikroskop altında incelendiğini ve ölüm nedeninin belirlenmesinin uzun sürebileceğini söyledi. Kuş gribi testlerinin daha acil yürütüldüğünü, mikroskobik incelemeler ile ek testlerin daha uzun zaman alabileceğini belirtti. Isomursu, toplu kuş ölümlerinin sık görülmediğini ve bu tür olaylarda genellikle kuş gribinin araştırıldığını ifade etti. Ruokavirasto, ölü kuşlara çıplak elle dokunulmaması ve hasta yabani su kuşlarının başka kuşların bulunduğu alanlara götürülmemesi uyarısında bulundu. Toplu yabani kuş ölümleri ile tek tek ölü yırtıcı kuşlar belediye veterinerine bildirilmelidir; gerekli numunelerin kuruma gönderilmesini belediye veterineri sağlar.

Bayer, Azotlu Gübre Bağımlılığını Azaltabilecek Tahıllar Geliştiriyor
Görsel kaynağı: Agrobiznes Moldova · Özgün haber
Veri haberi

Bayer, Azotlu Gübre Bağımlılığını Azaltabilecek Tahıllar Geliştiriyor

Alman tarım şirketi Bayer, buğday, mısır ve pirinçte atmosferik azotun bitkiler tarafından kullanılmasını sağlayabilecek yeni çeşitler geliştiriyor. Şirket, bitki köklerinin atmosferik azotu bitkilerin yararlanabileceği bileşiklere dönüştüren bakterilerle etkileşmesini hedefleyen bir teknoloji üzerinde çalışıyor. Yaklaşım başarılı olursa sentetik azotlu gübre ihtiyacının ve çiftçilerin gübreleme giderlerinin azalabileceği belirtiliyor; ancak bu sonuç henüz gerçekleşmiş bir üretim kazanımı değil. Bayer, teknoloji için California Üniversitesi, Davis (UC Davis) tarafından geliştirilen bir yöntemin ticari kullanım lisansını aldı. Yöntem, tahılların DNA'sında değişiklik yapılarak köklerin azot dönüştüren bakterilerle etkileşmesini öngörüyor. Soya ve diğer baklagiller atmosferik azottan bakterilerle kurdukları simbiyotik ilişki sayesinde yararlanabilirken, buğday, mısır ve pirinç büyük ölçüde azotlu mineral gübrelere ihtiyaç duyuyor. Bu üç tahılın dünya genelinde tüketilen kalorilerin neredeyse yarısını sağladığı aktarılıyor. Şirkete göre teknoloji, gübreleme maliyetlerinin yanı sıra tarımın sera gazı emisyonlarını ve ülkelerin azotlu gübre ithalatına bağımlılığını azaltabilir. Bayer, yaklaşımın gübre fiyatlarının yükseldiği ve Orta Doğu'daki çatışmanın küresel tedarik zincirlerini etkilediği bir dönemde önem taşıdığını belirtiyor. Şirket ayrıca teknolojinin yaklaşık 85 milyar dolar olarak tahmin edilen küresel üre pazarında yeni fırsatlar yaratabileceğini düşünüyor. Çalışmalar şimdiye kadar seralarda yürütüldü. Bayer'in bir sonraki aşamada tarla koşullarında denemelere geçmesi planlanıyor. Ancak ek araştırmalar ve gerçek üretim koşullarındaki etkinliğin doğrulanması gerektiğinden, şirket bu yöntemle geliştirilen çeşitlerin 2030'lu yıllardan önce piyasaya çıkmasını beklemiyor.

Ermenistan’da 10 Üreticinin Lor Ürünlerinde Ciddi İhlaller Bildirildi
Görsel kaynağı: Armenia Sputnik · Özgün haber
Veri haberi

Ermenistan’da 10 Üreticinin Lor Ürünlerinde Ciddi İhlaller Bildirildi

Ermenistan’da 10 üreticinin lor ürünlerinde yapılan kontrollerde ciddi ihlaller tespit edildiği bildirildi. Açıklamayı, basın toplantısında “Bilinçli ve Korunan Tüketici” kuruluşu başkanı Babken Pipoyan yaptı. Numunelerde bağırsak çubuğu, maya ve küf varlığı ile laktik asit bakterilerindeki eksiklik incelendi; Marila lor peyniri dışındaki tüm numunelerde bağırsak çubuğu bulunduğu aktarıldı. Pipoyan, laboratuvar sonuçlarına dayanarak lorun yalnızca ısıl işlemden sonra tüketilmesini önerdi. Şirketlerin süt ve ekşi kremleri de incelendi; Aştarak Kat ile Yeremyan Product, Arzni Kat ve Bonilat’ın ekşi kremlerinde bağırsak çubuğu tespit edildiğini söyledi. Kaynakta bu şirketler için %25, %20 ve %17 oranları verildi, ancak oranların neyi ifade ettiği açıklanmadı. Rosselkhoznadzor, 27 Temmuz’dan itibaren Ermenistan’dan Rusya’ya süt ürünü ihracatına yönelik kısıtlama getirilmesini istedi; Ermenistan Gıda Güvenliği Denetim Kurumu karara katılmadı.

Küresel Süt Üreticileri Fonksiyonel Gıda Talebine Yöneliyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Küresel Süt Üreticileri Fonksiyonel Gıda Talebine Yöneliyor

Küresel süt üreticileri, tüketicilerin süt ürünlerinden yalnızca protein değil, farklı tüketim deneyimleri ve sindirim sistemiyle ilişkilendirilen özellikler de beklemesine yanıt olarak ürün çeşitlendiriyor. Paris'te geçen hafta düzenlenen SIAL Gıda Fuarı'nda ilgi gören ürünler arasında yeniden talep kazanan geleneksel Yunan yoğurdu ve lor peyniri ile kefir ilaveli süt ürünleri yer aldı. Keskin ve ekşi bir tada sahip kefir, sindirim sistemi için yararlı bakteriler sağlayan probiyotik bir kültür olarak tanımlanıyor; Baltık ülkelerinde yaygın kullanılan kefirin Avrupa'nın diğer bölgelerinde de popülerlik kazandığı belirtiliyor. İtalyan Ponte Reale, kefir ilaveli manda sütü mozzarella peyniri sergiledi. Şirket, ürünün İtalyan burratasına göre %25 daha az yağ içerdiğini ve yemek pişirmede kullanılamasa da çeşni olarak tüketildiğini açıkladı. Ponte Reale, kefirli mozzarellanın inek sütünden üretilen bir çeşidini ve laktozsuz bir versiyonunu geliştirmeyi planlıyor. Yunanistan merkezli Olympus Dairy de artan talebe karşılık kefir ilaveli bir sütlü içecek geliştirdi. Geleneksel süt ürünlerine yönelik talep de artıyor. Olympus Dairy, Avrupa'ya Yunan yoğurdu satışlarının son iki yılın her birinde %40 büyüdüğünü bildirdi. Şirkete göre bu artışta, sağlıklı beslenme kapsamında düşük yağlı ve yüksek proteinli ürünler arayan genç tüketicilerin talebi etkili oldu. Polonyalı Piatnica, Yunan ve ayran yoğurtları ile lor peyniri gibi kaliteli taze süt ürünlerine odaklandı. Wisconsin'deki 120 peynir üreticisi şirket ise biber ve baharatlı turşu aromalı peynirler geliştiriyor; mühürlü ambalajlarda küçük porsiyonlu peynir atıştırmalıkları da öne çıkan eğilimler arasında bulunuyor.

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı
Görsel kaynağı: Terra e Vita · Özgün haber
Veri haberi

Puglia Merkezli Radica, Sürdürülebilirlik Ödülünü Kazandı

İtalya’nın Puglia bölgesindeki Ostuni kentinde bulunan sosyal fayda şirketi Radica, Reuters Events tarafından düzenlenen 2026 Global Sustainability Awards kapsamında “Small-Medium Enterprise of the Year” ödülüne layık görüldü. Şirket, tarımın iklim değişikliğinin azaltılmasına katkısını ölçülebilir, doğrulanabilir ve finanse edilebilir hale getirmeye yönelik teknolojik araçlar geliştiriyor. Ödül programında 700’den fazla başvuru 19 kategoride bağımsız uluslararası uzmanlardan oluşan jüri tarafından değerlendirildi. Radica’nın programı İtalya ve İspanya’da 750’den fazla tarım işletmesini ve 30 bin hektardan fazla alanı kapsıyor. Programa katılan üreticiler rejeneratif arazi yönetimi uygularken şirket, saha izleme sistemleri, agronomik veriler ve uydu teknolojileriyle toprakta depolanan karbonu ölçüp doğruluyor. Model, tarım işletmelerini izleme teknolojileri ve uluslararası karbon piyasalarıyla ilişkilendiriyor. Şirket, 2021’de Puglia’da Xylella bakterisinin yayılmasından etkilenen tarım arazilerinin iyileştirilmesine katkı sağlamak ve karbon tarımı yoluyla işletmelere yeni ekonomik fırsatlar oluşturmak amacıyla Alberami adıyla kuruldu. İspanyol uydu izleme ve karbon ölçüm-doğrulama şirketi Esférico MRV Systems’in yapıya katılmasıyla saha agronomisi ve teknolojik altyapı birleştirildi; ardından faaliyet İspanya’ya genişletildi. Radica’nın kurucusu ve CEO’su Francesco Musardo, ödülün her gün rejeneratif uygulamaları seçen 750 çiftçiye ait olduğunu söyledi. Modelde, toprakta ve biyokütlede biriktirilen karbonun sonuçları bağımsız doğrulamadan geçiyor. Sonuçlar ilgili standartların koşullarını karşıladığında karbon kredilerine dönüştürülebiliyor ve bu kredilerin satışı çiftçilere ek gelir sağlayabiliyor. Şirketin AgroEcology Italy projesi, CEEZER pazaryeri üzerinden Lufthansa Group’un iklim portföyünde yer alıyor ve Akdeniz’in odunsu bitkilerini kapsayan çalışma İtalya’nın 15 bölgesinde yürütülüyor. AB’nin Carbon Removals and Carbon Farming Certification Framework düzenlemesi de bu alanda kalite, izleme ve doğrulanabilirlik ölçütlerine dayalı gönüllü bir sertifikasyon sistemi getirdi.

Finlandiya’da Ölü Beyaz Yanaklı Kazlarda Kuş Gribi Saptanmadı
Görsel kaynağı: Maaseudun Tulevaisuus · Özgün haber
Veri haberi

Finlandiya’da Ölü Beyaz Yanaklı Kazlarda Kuş Gribi Saptanmadı

Finlandiya’da farklı bölgelerde, göç yolları üzerinde çok sayıda ölü beyaz yanaklı kaz bulunmasının ardından Ruokavirasto’nun tamamlanan ilk incelemelerinde kuş gribine rastlanmadı. İlk sonuçlar Güney Finlandiya ve Kuzey Karelya’dan gönderilen örnekleri kapsıyor; Kuzey Karelya’da ölü kuşların sayısının yüzlerce, hatta binlerce olduğu bildirildi. Ruokavirasto’ya geçen ve bu hafta, ölü veya itlaf edilmiş beyaz yanaklı kazlardan 20’den fazla örnek gönderildi. Örneklerin çoğu Kuzey Karelya’dan gelirken Doğu, Güneydoğu ve Güney Finlandiya’dan da numuneler ulaştı. Bazı incelemeler sürüyor ve sonuçların gelecek hafta açıklanması bekleniyor. Kuşların açılma incelemelerinde çeşitli hastalık belirtileri görüldü; virüs ve bakteri testleri için örnekler alındı. Kurum, ölü kuşlara çıplak elle dokunulmaması uyarısında bulundu.

FDA, Darwin’s Kedi Maması İçin Salmonella Uyarısı Yayımladı; Firma Geri Çağırmayı Başlatmadı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

FDA, Darwin’s Kedi Maması İçin Salmonella Uyarısı Yayımladı; Firma Geri Çağırmayı Başlatmadı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), Salmonella testi pozitif çıkan Darwin’s Natural Pet Products Natural Selections Chicken Recipe for Cats ürünü için kamu uyarısı yayımladı. Uyarı, ürünü tüketen iki kedinin hastalandığı ve kedilerden birinin hastaneye kaldırıldığı yönündeki tüketici şikâyetinin ardından geldi. Kedilerin mamayı yemeyi bırakmalarından sonra iyileştiği bildirildi. FDA, üretici Arrow Reliance Inc.’e iki ürün partisinin geri çağrılmasını önerdi ancak firma, haberin yayımlandığı sırada geri çağırma başlatmamıştı. Etkilenen ürünler Lot 12731 ve Lot 12493 olarak tanımlandı. Partilerin üretim tarihleri sırasıyla 8 Temmuz 2026 ve 2 Nisan 2026. Etiketlerde son kullanma tarihi bulunmuyor. Darwin’s ürünleri çevrim içi abonelik hizmetiyle satılıyor; mamalar dondurulmuş halde, dört ayrı birime bölünmüş 2 poundluk paketlerde sunuluyor ve tüketicilerin dondurucularında hâlâ bulunabilir. FDA, tüketicilere etkilenen mamayı güvenli bir kapta çöpe atmalarını, temas eden malzeme ve yüzeyleri temizleyip dezenfekte etmelerini ve mamayı hayvanlara vermeden önce dondurucularını kontrol etmelerini tavsiye etti. Uyarı, şirketin daha önceki kontaminasyon bulguları ve hastalık bildirimleriyle birlikte değerlendiriliyor. Darwin’s mamalarında 2023’ten bu yana altı kontaminasyon vakası bildirildi. Adalet Bakanlığı, ağustos ayında üreticinin kapatılması için dava açtı; başvuruda, şirketin mamalarıyla temas eden kişilerin hastalanması ve böbrek yetmezliği gelişen 4 yaşındaki bir çocuk vakası aktarıldı. Çocuğun ailesine ait açılmamış mamada yapılan üçüncü taraf testi Salmonella ve STEC bakterilerini doğruladı; bulgular çocuktan alınan örnekle eşleşti. FDA ayrıca 2016-Ocak 2026 döneminde Darwin’s çiğ maması verilen hastalanmış hayvanlarla ilgili 49 tüketici şikâyeti aldı; listede 34 hasta köpek ve 35 hasta kedi yer aldı.

Çekya’da Dynín’de 30 Bin Yumurtacı Tavuk Salmonella Nedeniyle İtlaf Edildi
Görsel kaynağı: České noviny — ČTK · Özgün haber
Veri haberi

Çekya’da Dynín’de 30 Bin Yumurtacı Tavuk Salmonella Nedeniyle İtlaf Edildi

3 yayıncı · 3 haber · Karşılaştır

Çekya’nın Českobudějovicko bölgesindeki Dynín kentinde, 30 bin yumurtacı tavuğun bulunduğu işletmenin tasfiyesi tamamlandı. Veterinerler, işletmede Salmonella bakterisinin tekrarlanması nedeniyle tavukların itlaf edilmesini emretti. Tasfiye iki gün sürdü; tavuklar işaretlenmiş konteynerlerde gazla öldürüldü. Bölge veterinerlik idaresi, işletmede tekrarlanan enfeksiyon nedeniyle olağanüstü veterinerlik önlemleri aldı. İtlaf seçeneğine, yetiştiricinin tavukları kesim yoluyla tasfiye edebilecek uygun bir tesis bulamaması sonrasında başvuruldu. Devlet Veterinerlik İdaresine göre enfeksiyonun doğrulanmasından bu yana Mavela Dynín işletmesinden taze yumurta piyasaya sunulmadı. Veterinerlere göre kafesli yetiştiricilik uzun süre öngörülen koşulları karşılamadı; kafeslerin arasında dolaşan sıçanlar enfeksiyonu taşıdı. İdare ayrıca tavukların zayıflamış, tüysüz kaldığını ve yeterli yem alamadığını bildirdi. Daha önce hayvanlara kötü muamele gerekçesiyle suç duyurusunda bulunulurken, yetiştiriciler suçlamaları reddetti. Tasfiyeyi işletme çalışanları ile Devlet Veterinerlik İdaresinin acil müdahale merkezi yürüttü; işlem için altı konteyner tahsis edildi.

Çekya’da 30 Binden Fazla Yumurtacı Tavuk Salmonella Nedeniyle İtlaf Edilecek
Görsel kaynağı: Topky.sk · Özgün haber

Çekya’da 30 Binden Fazla Yumurtacı Tavuk Salmonella Nedeniyle İtlaf Edilecek

Çekya’nın Dynín kentinde, çiftlikte salmonellanın tekrarlanan tespitleri nedeniyle 30 binden fazla yumurtacı tavuğun itlaf edilmesi planlanıyor. Devlet Veterinerlik İdaresi sözcüsü Petr Majer, işlemin pazartesi başlamasının ve muhtemelen iki gün sürmesinin beklendiğini bildirdi. Bölgesel veteriner idaresi, tekrarlanan tespitlerin ardından olağanüstü veterinerlik önlemleri aldı. Yetiştirici itlaf seçeneğini tercih ederken, enfeksiyonun doğrulanmasından bu yana Mavela Dynín çiftliğinden taze yumurtaların piyasaya çıkmadığı belirtildi. İşlem, yetiştirici çalışanları ile Devlet Veterinerlik İdaresi’nin acil müdahale merkezi tarafından yürütülecek; etkilenen alanlar dezenfekte edilecek ve altı konteyner kullanılacak.

Çekya’da Dynín’de Salmonella Nedeniyle 30 Binin Üzerinde Tavuk İtlaf Edilecek
Görsel kaynağı: Český rozhlas · Özgün haber
Veri haberi

Çekya’da Dynín’de Salmonella Nedeniyle 30 Binin Üzerinde Tavuk İtlaf Edilecek

Çekya’nın Českobudějovicko bölgesindeki Dynín’de, tekrarlanan Salmonella görülmesi nedeniyle bir tavuk işletmesinin tamamı itlaf edilecek. Çekya Devlet Veteriner İdaresi sözcüsü Petr Majer, 30 binin üzerinde yumurta tavuğunun itlaf edilmesinin gerekeceğini açıkladı. İtlaf işleminin pazartesi başlaması ve muhtemelen iki gün sürmesi bekleniyor. Salmonella cinsi bakteriler, insanlarda enfeksiyona bağlı ishalli hastalığa yol açabiliyor.

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Embrapa ve USP Araştırması, Buğdaydaki Mantar Hastalığı Şiddetini %60 Azalttı

Embrapa ve São Paulo Üniversitesi (USP) tarafından yürütülen araştırmada, kontrollü koşullarda uygulanan yararlı bakteriler, Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttı. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkilerle mantarın yanı sıra yararlı bakteriler uygulanan bitkileri karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük görüldü. Çalışmanın yaklaşımı, patojeni doğrudan ortadan kaldırmak yerine buğday köklerinin çevresindeki mikrobiyal topluluğu yönetmeye dayanıyor. Embrapa’ya göre mikroorganizmalar, bitkilerin doğal direncini destekleyen toprak işlevlerini yeniden düzenliyor. Hastalık şiddetinin, mantar popülasyonu sabit kaldığında ve bazı uygulamalarda arttığında bile azalması, biyolojik kontrolün yalnızca patojenin yok edilmesine bağlı olmadığını gösterdi. Bu değerlendirme Hélio Quevedo tarafından yapıldı. Araştırmada incelenen üç bakteri; bitki büyümesini teşvik etme, fosforun kullanılabilirliğini artırma ve Bipolaris sorokiniana’ya karşı etki gösterme özellikleri sergiledi. Bu patojen kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına yol açıyor. Patojenin, özellikle sıcak veya su noksanlığı görülen bölgelerde buğday için ekonomik önem taşıdığı aktarıldı. Bakteriler arasında Pseudomonas inefficax en belirgin sonuçları verdi. Bu bakteri hastalık şiddetini azaltırken fosforun kullanılabilirliğini ve kök sisteminin gelişimini destekledi. Deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5’inden azını oluşturmasına rağmen kök mikrobiyomunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamalarında, stres koşullarına dayanım ve bitki korumasıyla ilişkili genlerde artış gözlendi. Araştırma koordinatörü Rodrigo Mendes, yaklaşımın daha etkili ve sürdürülebilir biyolojik inokulantların geliştirilmesine katkı sağlayabileceğini belirtti; ticari uygulanabilirlik ise henüz koşula bağlı.

Türkiye ve İran Buğdaylarının Rizozferinden İzole Edilen Bakteriler Hastalık Şiddetini Yaklaşık %60 Azalttı
Görsel kaynağı: Poder360 · Özgün haber
Veri haberi

Türkiye ve İran Buğdaylarının Rizozferinden İzole Edilen Bakteriler Hastalık Şiddetini Yaklaşık %60 Azalttı

Embrapa Meio Ambiente ile São Paulo Üniversitesi tarafından yürütülen araştırmada, yararlı bakterilerin kontrollü koşullardaki deneylerde Bipolaris sorokiniana mantarının neden olduğu buğday hastalıklarının şiddetini yaklaşık %60 azalttığı görüldü. Çalışma, hastalık etmenini doğrudan yok etmek yerine kök çevresindeki rizosferde bulunan mikrobiyal topluluğun yönetilmesine dayalı biyolojik kontrol yaklaşımını inceledi. Araştırmacılar, yalnızca mantara maruz bırakılan bitkileri mantar ve yararlı bakterilerle birlikte uygulama yapılan bitkilerle karşılaştırdı. Bakteri uygulanan grupta hastalık şiddeti daha düşük bulundu. Sonuç, bazı uygulamalarda mantar popülasyonu sabit kalmasına, hatta artmasına rağmen elde edildi. Araştırmacılara göre bu yaklaşım, biyolojik kontrolün patojenin tamamen ortadan kaldırılmasına bağlı olmayabileceğini gösteriyor. Çalışmada Streptomyces virginiae CMAA1738, Paenibacillus ottowii CMAA1739 ve Pseudomonas inefficax CMAA1741 değerlendirildi. Bakteriler biyolojik kontrol ve bitki gelişimini destekleme potansiyeli taşıdı. Pseudomonas inefficax, hastalık şiddetini azaltma kapasitesinin yanı sıra fosforun bitkilerce kullanılabilirliğini artırma ve kök sisteminin daha fazla gelişmesini destekleme özellikleriyle öne çıktı. Bu bakteri, deney sonunda saptanan mikroorganizmaların %2,5'inden azını oluşturmasına rağmen rizosfer mikrobiyal topluluğunda geniş bir yeniden yapılanmayı tetikledi. Bipolaris sorokiniana; kahverengi leke, kök çürüklüğü, taç çürüklüğü, fide yanıklığı ve siyah nokta hastalıklarına neden oluyor. Patojen, özellikle sıcak veya su açığı yaşanan bölgelerde buğday üretimi açısından ekonomik önem taşıyor. Streptomyces virginiae ve Pseudomonas inefficax uygulamaları, bitki stres direnci ve bitki korumasıyla ilişkili gen işlevlerinin yeniden kazanılmasıyla ilişkilendirildi. Bakteriler, Türkiye ve İran'daki geleneksel buğday çeşitlerinin rizosferinden izole edildi. Deneyler Brezilya'nın São Paulo eyaletindeki Assis'ten alınan tarım toprağı ve BRS Guamirim çeşidiyle yürütüldü. Araştırmada mikrobiyal toplulukları ve gen işlevlerini incelemek için metataxonomik ve metagenomik dizileme, mantarı ölçmek için qPCR ve gen analizleri için biyoinformatik araçlar kullanıldı. Bulgular kontrollü koşullardaki deneylere dayanıyor; tarla koşullarındaki etkinlik hakkında kaynakta sonuç bulunmuyor.

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor
Görsel kaynağı: 24 Kanal · Özgün haber
Veri haberi

Kışlık Soğan İçin Sarımsak ve Soğan Sonrası Dikim Önerilmiyor

Kışlık soğan dikiminden önce tarlada daha önce hangi ürünün yetiştiğinin ve toprağın durumunun değerlendirilmesi öneriliyor. VSN’nin aktardığı değerlendirmeye göre sarımsak ve diğer soğan türleri, aynı familyadan oldukları ve ortak hastalık ile zararlıları taşıyabildikleri için uygun öncüller arasında bulunmuyor. Bu ürünlerden sonra soğan yetiştirildiğinde ürün zayıflayabiliyor. Aynı ürünlerin aynı yerde birkaç yıl üst üste yetiştirilmesi, hastalık etmenlerinin toprakta birikme riskini artırabiliyor. Bu nedenle soğanın aynı yatağa 3–4 yıldan önce döndürülmemesi, tarlada hastalık görülmüşse daha uzun ara verilmesi tavsiye ediliyor. Pırasa ve süs soğanları da aynı familyadan oldukları için iyi öncüller sayılmıyor. Patatesten sonra kışlık soğan dikmek mümkün; ancak patates için fazla gübre kullanılmışsa veya tarlada çok sayıda bitki artığı kalmışsa dikim öncesinde toprağın hazırlanması gerekiyor. Lahana da toprak tükenmemiş ve hastalık sorunu yaşanmamışsa kullanılabilir. Salatalık, kabak, bal kabağı, bezelye, fasulye ve yabancı otlardan temizlenmiş, iyi hazırlanmış tahıl alanları uygun öncüller arasında gösteriliyor. Baklagiller, azot bağlayan bakterilerle etkileşim sayesinde toprağa bir miktar azot bırakabiliyor; ancak bu durum sonbaharda fazla azotlu gübre verilmesini gerektirmiyor. Dikim için güneşli ve su birikmeyen alanların seçilmesi, gerekirse olgun kompostun toprağa eşit biçimde karıştırılması öneriliyor. Kullanılacak soğanlıkların sert, çürüme, leke ve mekanik hasar bulunmayan sağlıklı materyal olması gerekiyor. Fazla gübre daha büyük soğanları garanti etmezken kışlamayı kötüleştirebilir. Soğan büyüklüğünü ayrıca çeşit, dikim materyalinin kalitesi, ışık, toprak yapısı ve asitliği, nem ile ilkbahar bakımı da etkiliyor. En iyi sonuç için münavebe, sağlıklı dikim materyali ve iyi hazırlanmış alanın birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor
Görsel kaynağı: Agropress · Özgün haber
Veri haberi

Buzağılarda Solunum Sendromunda Erken Tanı ve Koruma Öne Çıkıyor

Buzağıların solunum sendromu, genç sığırlarda sağlık, hayvan refahı ve işletme ekonomisi açısından önemli sonuçlara yol açabilen çok faktörlü bir hastalık grubu olarak tanımlanıyor. Hastalığın oluşumunda patojenlerin yanı sıra barınak koşulları, beslenme ve işletme yönetimi de rol oynuyor. Sığırların akciğer kapasitesinin vücut büyüklüğüne oranla düşük olması, bu hayvanları solunum hastalıklarına karşı daha hassas hâle getiren etkenler arasında gösteriliyor. Sendrom, üst ve alt solunum yollarında iltihabi süreçlere neden olabiliyor. Bovin solunum sinsityal virüsü, parainfluenza 3 ve adenovirüsler başlıca viral etkenler arasında yer alırken, bu virüslerin solunum yolu epitelini zayıflatması ikincil bakteriyel enfeksiyonlara kapı açabiliyor. Mannheimia haemolytica, Pasteurella multocida ve Mycoplasma bovis bu aşamada önem taşıyan bakteriler olarak sıralanıyor. Ateş, solunum hızında artış, zor ve ağrılı nefes alma, burun akıntısı ve öksürük sık görülen belirtiler arasında bulunuyor. Buzağıların yorgun düşmesi, daha az yem tüketmesi ve büyümesinin yavaşlaması da tabloya eşlik edebiliyor; ağır vakalarda zatürre gelişerek ölümle sonuçlanabiliyor. Belirtiler başka hastalıklarla benzerlik gösterebildiği için tanıda yalnızca klinik gözlem yeterli görülmüyor. Solunum yollarından alınan sürüntü veya yıkama örnekleri laboratuvarda incelenerek viral ve bakteriyel etkenler belirlenebiliyor. Kültür ve moleküler yöntemlerin yanı sıra, birden fazla solunum patojenini aynı anda tespit etmeye yönelik hızlı saha testleri de kullanılabiliyor. Etkenin doğru belirlenmesi, uygun tedavinin seçilmesi ve enfeksiyonun sürü içinde yayılmasının sınırlandırılması bakımından önem taşıyor. Tedavide erken müdahale temel koşul olarak öne çıkıyor. Ateşin düşürülmesi, iltihabın azaltılması ve solunum sisteminin desteklenmesinin yanında, gerektiğinde gram-negatif bakterilere yönelik antibiyotiklerden yararlanılabiliyor. Antibiyotik seçiminin duyarlılık testlerine dayandırılması, tedavinin hedefe yöneltilmesi ve direnç gelişimi riskinin azaltılması açısından önem taşıyor. Ağır vakalarda serum veya bağışıklık düzenleyici ürünler kullanılabilirken, sıvı-elektrolit desteği, kaliteli süt ya da süt ikame yemi ve yakın takip de destekleyici bakımın parçalarını oluşturuyor. Korunmada kuru, temiz, tozsuz ve iyi havalandırılan barınaklar ile buzağıların küçük gruplar hâlinde yetiştirilmesi öneriliyor. Yeterli ve kaliteli kolostrumun doğumdan sonra en geç 2 saat içinde verilmesi, bağışıklığın desteklenmesi açısından kritik kabul ediliyor. Dengeli beslenme, vitamin ve iz element eksikliklerinin önlenmesi, erken sütten kesme ve aşırı kalabalık gibi stres etkenlerinin azaltılması da riskin düşürülmesine yardımcı oluyor. Risk döneminden önce uygun aşılama, ilk belirtilerde hasta hayvanın izole edilmesi ve veteriner hekime hızlı başvurulması korunma programının diğer temel adımlarını oluşturuyor.

Sonbaharda Meyve Ağacı Dikimi İçin Bahçıvanlardan Öneriler
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber

Sonbaharda Meyve Ağacı Dikimi İçin Bahçıvanlardan Öneriler

Bahçıvanlar, birçok meyve ağacının sonbaharda, eylülden ekim sonuna kadar dikilmesini öneriyor. Bu dönemde dikim, fidanların yeterli ışık almasına ve sıcak havanın yol açabileceği stresten kaçınmasına yardımcı oluyor. Daha erken dikilen ağaçların ise ilk donlara kadar kök sistemlerini geliştirmek için daha fazla zamanı bulunuyor. Sonbaharda dikilen kirazlardan gelecek yaz ürün alınabileceği belirtiliyor. Yeni dikilen kirazların iyi köklenmesi için sulanması, özellikle yaz sonrasında toprak kuruysa önem taşıyor. Armut dikiminin de ağacın sıcak havayla bağlantılı stresini azaltabileceği aktarılırken, armutların bakteriyel yanıklık, kara lekelenme ve yaprak biti zararına yatkın olduğu kaydediliyor. Şeftali, elma ve armuttan daha az kış dayanıklılığına sahip olsa da eylül veya ekimde dikildiğinde başarılı kış geçirme olasılığı artıyor. Bahçıvanlar sonbaharda, konteyner bitkileri yerine dinlenme hâlindeki açık köklü şeftali fidanlarının seçilmesini öneriyor. Kaynakta adı açıkça belirtilmeyen bir ağaç için Granny Smith, Cortland ve Triumph çeşitleri tavsiye ediliyor; Triumph hastalıklara dayanıklı, dona dayanıklı ve yetiştirilmesi kolay olarak tanımlanıyor. Hurma ise sıcak iklimde iyi gelişiyor. Yaprakları ilkbaharın ortasında veya sonunda çıkıyor, meyveleri yaz sonu ve sonbaharda olgunlaşıyor; bazı yıllarda bol ürün verebiliyor.

İrlanda’da Beş Tütsülenmiş Somon Ürünü Listeria Nedeniyle Geri Çağrıldı
Görsel kaynağı: Irish Mirror · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Beş Tütsülenmiş Somon Ürünü Listeria Nedeniyle Geri Çağrıldı

İrlanda’da Centra ve SuperValu mağazalarında satılan beş tütsülenmiş somon ürünü, Listeria monocytogenes bulunması nedeniyle geri çağrıldı. İrlanda Gıda Güvenliği Otoritesi (FSAI), etkilenen ürünleri satın alan tüketicilere bunları hemen tüketmemeleri ve satın aldıkları mağazaya tam para iadesi için götürmeleri çağrısında bulundu. Geri çağırma kapsamındaki ürünler arasında 100 gramlık SuperValu Signature Tastes Dingle Gin Infused Smoked Salmon, 80 gramlık Handcut Smoked Salmon Ribbons, 100 gramlık Applewood Smoked Salmon ve 100 gramlık Dill and Black Pepper Smoked Salmon yer alıyor. Ürünlerin tavsiye edilen tüketim tarihleri 31 Ekim 2026 veya 4 Kasım 2026 olarak açıklandı. Listede ayrıca 80 gramlık Inspired By Centra Applewood Smoked Salmon bulunuyor; bu ürünün tarihi 31 Ekim 2026. Perakendecilerden etkilenen ürünleri satıştan kaldırmaları ve satış noktalarında geri çağırma duyurularını açıkça göstermeleri istendi. Dağıtıcılar ve toptancılardan da etkilenen müşterileriyle iletişime geçerek ürünleri geri çağırmaları talep edildi. Tüketicilerin para iadesi alabilmesi için fiş göstermesi gerekmiyor. Listeria monocytogenes bakterisinin neden olduğu enfeksiyon hafif grip benzeri belirtilere veya bulantı, kusma ve ishale yol açabiliyor. Nadir durumlarda ciddi komplikasyonlar görülebiliyor. Hamileler, bebekler, yaşlılar ve bağışıklık sistemi zayıf kişiler daha yüksek risk altında kabul ediliyor. Etkilenen ürünü tüketen ve kendini iyi hissetmeyen kişilerin, özellikle yüksek risk grubundalarsa, tıbbi yardım alması istendi.

Bulgaristan Tarımında Teknoloji Ortaklığı Görüşüldü
Görsel kaynağı: Agrozona · Özgün haber
Veri haberi

Bulgaristan Tarımında Teknoloji Ortaklığı Görüşüldü

Bulgaristan Tarım ve Gıda Bakanı Plamen Abrovski, American Kestrel tarafından düzenlenen, Patrick Sweeney liderliğindeki Amerikan iş heyetinin katıldığı çalışma toplantısında tarımın ülkenin stratejik sektörlerinden biri olduğunu söyledi. Toplantıda Bulgaristan tarımında teknoloji ortaklığı, dijitalleşme ve yatırım olanakları ele alındı; bakan yardımcıları da görüşmeye katıldı. Abrovski, bakanlığın görev alanının gıda güvenliğiyle sınırlı olmadığını belirterek orman yönetimi, orman yangınlarının önlenmesi, tarım arazileri için sulama suyu ve doluyla mücadele çalışmalarını da sıraladı. Görüşmelerde yüksek teknolojilerin uygulanması ve hassas tarım özel olarak öne çıkarıldı. Ayrıca Bulgaristan’a özgü ürünlere yatırım seçenekleri değerlendirildi. Bakan, Bulgaristan’ın gül yağı üretimi ve ihracatında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında bulunduğunu, ürünün 30’dan fazla ülkeye ulaştığını aktardı. 2025’te Amerika Birleşik Devletleri, 326 kilogramlık ihracatla Bulgar gül yağının başlıca pazarı oldu; Çin ve Avustralya onu izledi. Abrovski ayrıca Lactobacillus bulgaricus bakterisinin Bulgar yoğurduna özgün nitelikler kazandırdığını anlattı. American Kestrel ağına bağlı Amerikan teknoloji şirketleri ise yenilikçi çözümler ve daha etkin yönetim yaklaşımları için ortak çalışma niyetini açıkladı.

Gıdaları Güvenli Saklamak İçin Sıcaklık Zinciri ve Etiket Uyarısı
Görsel kaynağı: Topky.sk · Özgün haber
Veri haberi

Gıdaları Güvenli Saklamak İçin Sıcaklık Zinciri ve Etiket Uyarısı

Slovakya'da yayımlanan gıda güvenliği bilgilendirmesinde, doğru depolama ve işleme uygulamalarının gıdaların güvenliği ile kalitesini koruduğu ve gıda kaynaklı hastalıkların önlenmesine yardımcı olduğu belirtildi. Tüketicilere, ürün ambalajındaki saklama sıcaklığı ve koşullarına uyma, çabuk bozulan gıdaları satın aldıktan sonra buzdolabına koyma, tüketme veya işleme çağrısı yapıldı. Salmonella ve Campylobacter gibi mikroorganizmaların çoğalmasını ve yayılmasını sınırlamak için sıcaklık zincirinin korunması gerektiği aktarıldı. Yumurta, çiğ et ve et ürünleri, meyve, sebze ve yarı mamuller çabuk bozulan gıdalar arasında sayılırken pirinç, makarna, un, şeker, yağ, sirke ve konserve ürünlerinin farklı depolama gereksinimleri olduğu kaydedildi. Pişmiş yemeklerin buzdolabı dışında iki saatten fazla bırakılmaması, özellikle çorba, sos ve et suyu gibi su içeriği yüksek yemeklerin oda sıcaklığında daha hızlı bozulabileceği uyarısı yapıldı. Taze gıdalarda etiketlerde belirtilen sıcaklığın genellikle 2 ila 8 °C arasında olduğu belirtildi. Çapraz bulaşma riskine karşı çiğ ve hazır gıdaların ayrı tutulması, çiğ et veya balık sularının doğrudan tüketilecek gıdalara temas etmemesi ve kapalı kapların kullanılması önerildi. Dondurulmuş gıdaların buzdolabında yavaşça çözdürülmesi, çözüldükten sonra kısa sürede işlenmesi ve yeniden dondurulmaması gerektiği bildirildi. Çiğ et için ayrı kesme tahtası ve mutfak gereçleri kullanılması da tavsiye edildi. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından yürütülen Safe2Eat kampanyasına ortak ülkeler arasında Türkiye'nin de bulunduğu aktarıldı.

İtalya’dan Gelen Domateslerde Salmonella Bulunduğu Bildirildi
Görsel kaynağı: Index.hr · Özgün haber

İtalya’dan Gelen Domateslerde Salmonella Bulunduğu Bildirildi

İtalya’dan gelen domateslerde salmonella bulunduğu bildirilirken, Hırvatistan’daki Prehrambeno-Biyoteknoloji Fakültesi profesörü ve dekanı Verica Dragović Uzelac konuya ilişkin RTL’ye değerlendirmelerde bulundu. Uzelac, meyve ve sebzelerde salmonella vakalarının hayvansal kaynaklı gıdalara kıyasla daha seyrek olduğunu, ancak herhangi bir meyve veya sebzenin bakterinin bulaşmasına maruz kalabileceğini söyledi. Uzelac’a göre bulaşma, yetiştirme döneminde kirli su nedeniyle meydana gelebileceği gibi hasat sonrasında taşıma, işleme, yıkama veya depolama aşamalarında da gerçekleşebilir. Domateslerdeki son vakayı hem kontroldeki bir zayıflık hem de münferit bir olay olarak değerlendiren Uzelac, üretim ve hijyen uygulamalarıyla gıda güvenliği kontrol sistemlerinin önemine dikkat çekti. Önceden paketlenmiş ve yıkanmış salatalarla ilgili ABD’de çok sayıda salmonella zehirlenmesi vakası kaydedildiğini belirten Uzelac, bu ürünlerdeki yüksek nem oranının salmonella ve diğer mikroorganizmaların gelişmesi için uygun koşul oluşturabileceğini ifade etti. Yapraklı sebzelerde geniş yaprak yüzeyi ve toprağa yakın yetişme nedeniyle kontaminasyonun daha kolay olabileceğini söyleyen Uzelac, hangi meyve ve sebzelerin kesin olarak daha riskli olduğunu belirlemenin zor olduğunu kaydetti. Uzelac, yalnızca yıkamanın salmonellayı etkisizleştirmediğini, ancak toplam mikroorganizma miktarını azaltabileceğini belirtti. Bakterinin ısıl işlemle etkisizleştirilebileceğini söyleyen Uzelac, sirke veya karbonat gibi ev yöntemlerinin güvenilir koruma sağlamadığını aktardı. Bulaşmış gıdayla kullanılan bıçak ve kesme tahtalarının bakteriyi başka gıdalara taşıyabileceği uyarısında da bulundu.