ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

460 haber · Sayfa 14

Geri Çağırma Sayısı Değil, Etkilenen Ürün Birimleri Arttı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

Geri Çağırma Sayısı Değil, Etkilenen Ürün Birimleri Arttı

Gıda geri çağırmalarının bu yıl %400 arttığını öne süren başlıkların, geri çağırma sayısı ile etkilenen ürün birimi arasındaki farkı yansıtmadığı belirtildi. Food Safety News’te yayımlanan değerlendirmeye göre düzenleyiciler 2026’nın ilk yarısında 1.634 geri çağırma kaydetti; geçen yılın aynı dönemindeki sayı 1.636 oldu. Buna karşılık geri çağrılan ürün birimleri yıllık karşılaştırmada 211,2 milyondan 941,2 milyona yükseldi. Yazıda, %400 ifadesinin yayımlanmış bir rapordan değil, kaynağı ve hangi ölçümü temsil ettiği açıklanmayan bir sosyal medya paylaşımından yayıldığı aktarıldı. Değerlendirmenin yazarı Roger Hancock, bu sayının tüketicilerde geri çağırmaların daha sıklaştığı izlenimini güçlendirdiğini belirtti. Yazıya göre geri çağırmaların daha büyük ve karmaşık hale gelmesinde küresel tedarik zincirleri etkili oluyor. Aynı tedarikçiden ürün alan çok sayıda markanın bulunması, tek bir kontaminasyon olayının geniş bir alana yayılmasına yol açabiliyor. Örnek olarak, siklosporayla kontamine olan ve çok sayıda Taco Bell restoranına ve çeşitli market markalarına dağıtılan marul gösterildi. Değerlendirmede, geri çağırma sıklığı ile geri çağırmanın ölçeğinin farklı sorunlar olduğu vurgulandı. Daha büyük olayların, etkilenen ürünlerin hızla belirlenebilmesi için izlenebilirlik sistemlerine ve tüketici iletişimine odaklanmayı gerektirdiği ifade edildi. Büyük bir geri çağırmanın gıda arzının tamamının güvensiz olduğu anlamına gelmediği, tüketicilerin etkilenen kaynaktan gelen ürünleri almaması gerektiği kaydedildi. Şirketlerden de etkilenen ürünleri açık tanımlayıcılarla hızlı ve anlaşılır biçimde duyurmaları bekleniyor.

Arjantin 2025/26 Buğday İhracat Hedefine Yaklaştı
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber
Veri haberi

Arjantin 2025/26 Buğday İhracat Hedefine Yaklaştı

Arjantin, 2025/26 buğday ticaret döneminin bitimine iki ay kala ihracat sevkiyatı hedefini tamamlamaya yaklaştı. İhracat Satış Beyanları (DJVE) kapsamında 17,42 milyon tonluk sevkiyat kaydı bulunurken, Tarım Bakanlığının sezon toplamı için öngördüğü hacim 18,0 milyon ton seviyesinde. Kaynak, bu ilerlemeyi Rusya-Ukrayna savaşının seyrine ilişkin belirsizliğin oluşturduğu talep baskısına bağlıyor. Sevkiyatı yapılan veya gönderilmesi planlanan buğdayın başlıca alıcıları Endonezya ve Brezilya olarak gösteriliyor. Endonezya’nın bu dönemdeki alımlarının, Karadeniz’den ürün tedarik edilememesinden kaynaklandığı belirtiliyor. Brezilya’nın güneyindeki değirmenler ise hasat sırasında yaşanan aşırı nem nedeniyle olası tedarik sorunlarından kaçınmak amacıyla Arjantin buğdayının son partilerini tercih ediyor. Arjantin ekmeklik buğdayının resmî spot FOB fiyatı ton başına 250 ABD doları olarak veriliyor. Karadeniz fiyatları hesaba katılmadığında ürün, kaynakta dünyanın en ucuz buğdayı olarak nitelendiriliyor. Buna karşın Arjantin piyasasında 2026/27 hasat fiyatları mevcut ürünün üzerindeki seviyelerde seyrediyor. Sevkiyat hızı korunursa ihracat tahminlerinin yukarı yönlü revize edilebileceği, ancak güçlü bir El Niño’nun gelecek hasadın arzı ve kalitesi üzerindeki etkisinin fiyat oluşumunda henüz hesaba katılmadığı aktarılıyor.

Dikey Tarım Havacılık ve Otelcilikte Yeni Bir Niş Oluşturuyor
Görsel kaynağı: Dagens PS · Özgün haber
Veri haberi

Dikey Tarım Havacılık ve Otelcilikte Yeni Bir Niş Oluşturuyor

Dikey ve kontrollü tarım uygulamaları, havacılık ve otelcilik sektörlerinde gıda tedarikinin bir parçası hâline geliyor. Dubai’de Emirates Flight Catering’in işlettiği Emirates Bustanica’da yetiştirilen yapraklı sebzeler, Emirates uçuşlarında sunulan yemeklerde kullanılıyor. Kaynak, havayolları açısından yerel üretimin tedarik zincirlerini kısaltabileceğini ve uluslararası taşımacılıktaki aksaklıklara duyarlılığı azaltabileceğini belirtiyor. Singapur’da Singapore Airlines, seçili uçuşlarda yerel yetiştirilen sebzeleri sunmak için ABD’li AeroFarms ile iş birliği yaptı. Fairmont Singapore ise balık yetiştiriciliği ile hidroponik bitki üretimini birleştiren akuaponik tesisindeki ürünleri doğrudan restoran mutfağında kullanıyor; tesis konukların ziyaret edebileceği bir deneyim alanına da dönüştü. Edible Garden City’nin Singapur’da, Marina Bay Sands’taki bahçe de dâhil olmak üzere 270’ten fazla gıda bahçesi kurduğu aktarılıyor. Üretim yer altı alanlarına da taşınıyor: Seul metrosu, kullanılmayan alanları Farm8’e kiralıyor. Dundee’de James Hutton Institute, ışık, sıcaklık ve nemin yıl boyunca kontrol edildiği dikey yetiştirme kulelerini deniyor. Yatırımcılar için pozitif nakit akışı sağlayabilecek şirketler önem kazanırken, sektörün geleneksel tarımın yerini alması beklenmiyor; teknoloji küresel gıda endüstrisinde yeni bir niş oluşturuyor.

Wall Street Journal: Hürmüz Boğazı’ndaki Aksama Küresel Gıda Krizine Yol Açabilir
Görsel kaynağı: Donya-e-Eqtesad · Özgün haber

Wall Street Journal: Hürmüz Boğazı’ndaki Aksama Küresel Gıda Krizine Yol Açabilir

Wall Street Journal, Uluslararası Ticaret Odası Genel Sekreteri John Denton’ın açıklamalarına dayandırdığı değerlendirmede, Hürmüz Boğazı üzerinden deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksamanın gübre arzını azaltabileceğini bildirdi. Bu gelişmenin enerji krizinin küresel gıda krizine dönüşmesine yol açabileceği belirtildi. Değerlendirme, olası deniz taşımacılığı aksamasının gübre tedariki üzerinden küresel gıda arzını etkileyebileceği görüşüne dayanıyor. Böylece gelişmenin yalnızca enerji tedarikiyle sınırlı kalmayıp gıda arzı açısından da sonuç doğurabileceği ifade edildi.

Zelenskiy: Mısır Taşıyan Gemi Rus İHA Saldırısında Battı
Görsel kaynağı: RTÉ News · Özgün haber

Zelenskiy: Mısır Taşıyan Gemi Rus İHA Saldırısında Battı

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Rusya'nın Karadeniz'de ticari bir gemiye düzenlediğini söylediği insansız hava aracı saldırısının yangına ve ardından geminin batmasına yol açtığını açıkladı. Romanya makamları, olayda iki kişinin öldüğünü ve 11 mürettebatın kurtarıldığını bildirdi. Zelenskiy saldırıyı, tarafsız sulardaki sivil bir gemiye iki Rus insansız hava aracıyla düzenlenen saldırı olarak niteledi. Zelenskiy, geminin Türkiye mülkiyetinde olduğunu ve mısır taşıdığını söyledi. Gemi, Romanya'nın münhasır ekonomik bölgesinde, Tulcea ilindeki Sfântul Gheorghe'nin yaklaşık 30 deniz mili güneyindeydi. Romanya Sahil Güvenliği yerel saatle yaklaşık 11.00'de alarma geçirildi. Zelenskiy, gemide Azerbaycan ve Hindistan vatandaşlarının bulunduğunu, kaptanın öldüğünü ve bir mürettebatın akıbetinin belirlenmeye çalışıldığını da belirtti. Bununla birlikte Romanya İçişleri Bakanlığı yangının nedenini açıklamadı. Romanya'daki haber kanallarının geminin bir insansız hava aracı tarafından vurulduğu yönündeki aktarımlarının yetkililerce doğrulanmadığı belirtildi. Romanya Denizcilik İdaresi, olayın Royad Mammadov adlı gemide meydana geldiğini açıkladı. MarineTraffic verilerine göre gemi Saint Kitts ve Nevis bayraklıydı; Ukrayna'nın İzmail Limanı'ndan ayrılmış ve İtalya'ya gidiyordu. Rusya olayla ilgili henüz açıklama yapmadı.

Kıbrıs’ta Çiftçiler Artan Girdi Maliyetleri İçin Destek İstedi
Görsel kaynağı: Cyprus Mail · Özgün haber

Kıbrıs’ta Çiftçiler Artan Girdi Maliyetleri İçin Destek İstedi

Kıbrıs’taki Panagrotikos çiftçiler derneği, artan gübre ve bitki koruma ürünü maliyetlerini karşılayabilmeleri için hükümetten hedefli mali destek istedi. Derneğin Genel Sekreteri Anastasis Yiapanis, Tarım Bakanlığının Kıbrıs tarımının özel koşullarını dikkate alan bir destek programı hazırlayıp açıklaması çağrısında bulundu. Yiapanis, sürekli yükselen üretim maliyetlerinin tarım işletmelerinin sürdürülebilirliğini ve üretici gelirlerini tehdit ettiğini söyledi. Gübre ve bitki koruma ürünlerinde ithalata bağımlı olan Kıbrıs’ta ek taşıma ve tedarik maliyetlerinin çiftçilere yansıtıldığını belirten Yiapanis, üreticilerin desteklenmesinin gıda güvenliği, kırsal topluluklar, genel ekonomi ve yerli gıda üretimi için önemli olduğunu savundu. Çiftçilerin ayrıcalıklı muamele değil, ekonomik olarak yaşayabilir biçimde üretime devam edebilecekleri koşulları istediğini ifade etti.

Fas’ta 2026/2027 Tarım Kampanyası Hazırlıkları Başladı
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Fas’ta 2026/2027 Tarım Kampanyası Hazırlıkları Başladı

Fas’ın çeşitli bölgelerinde 2026/2027 tarım kampanyası için hazırlıklar başladı. Resmi başlangıcın ekim ayının ikinci yarısında yapılması beklenirken, ziraat mühendisi ve danışman Abdelmoumen Guennouni ekili alanların 5 milyon hektarı aşabileceğini öngörüyor. Bu rakam gerçekleşmiş alanı değil, profesyonel tahmini ifade ediyor. Kampanya öncesinde farklı üretim havzalarına uygun çeşitlerin bulunabilirliği temel endişelerden biri olarak öne çıkıyor. İşletmeler üzerindeki maliyet baskısı sürerken Guennouni, bazı sertifikalı tahıl ve baklagil çeşitlerine erişimde zorluk yaşandığını belirtiyor. Chaouia’daki tüccar Mohamed Mourtaki ise piyasanın bir önceki yıla göre daha iyi tedarik edildiğini söylüyor. Finans News Hebdo’ya göre bir milyondan fazla kental sertifikalı tohumun piyasaya sunulması bekleniyor. Ancak üreticiler açısından belirleyici olan yalnızca toplam tohum hacmi değil, parselin üretim koşullarına uygun çeşide erişim. Bu nedenle alımlar kesinleştirilmeden önce dağıtıcılarla bulunabilirliğin kontrol edilmesi öneriliyor. Güveni destekleyen bir diğer unsur, 21 Nisan 2026’da önceki kampanya için açıklanan yaklaşık 3,9 milyon hektarda 90 milyon kental civarındaki tahıl üretimi öngörüsü ve birkaç yıllık kuraklığın ardından su kaynaklarında bildirilen iyileşme oldu. Bununla birlikte 90 milyon kental, nihai hasat sonucu değil, o tarihteki tahmindi.

Rusya’nın Ukrayna İhracatına Saldırıları Küresel Gıda Fiyatlarını Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: Bankier.pl · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’nın Ukrayna İhracatına Saldırıları Küresel Gıda Fiyatlarını Tehdit Ediyor

Financial Times'ın aktardığı değerlendirmeye göre Rusya, Ukrayna'nın ihracat kapasitesine yönelik hava saldırılarını artırarak ülke ekonomisini zayıflatmayı hedefliyor. Temmuzdan bu yana süren saldırıların Karadeniz'i deniz taşımacılığına fiilen kapattığı ve Ukrayna'nın ana ihracat güzergâhını engellediği belirtiliyor. Rusya ve Ukrayna'nın tahıl ihracatının büyük ölçüde durması halinde küresel gıda fiyatlarının yükselmesi bekleniyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre iki ülke, 2022 öncesinde dünya buğday ihracatının üçte birini ve mısır ihracatının %20'sini karşılıyordu. Odesa bölgesi yöneticisi Oleh Kiper de Ukrayna'nın geçmişte yaklaşık 70 ülkeye ve 300 milyon kişiye tarım ürünü sağladığını söyledi. Bu nedenle ihracat yollarındaki kesintinin yalnızca Ukrayna'yı değil, küresel gıda tedarikini de etkileyebileceği değerlendiriliyor. Ukrayna'nın Karadeniz limanları, tam kapsamlı işgalden önce ülkenin yıllık 60 milyon tonluk tahıl ihracatının %90'ından fazlasını yönetiyordu. Kaynağa göre limanlar büyük ölçüde faaliyet dışı kalırken, ağustos ayı Şubat 2022'den bu yana Karadeniz deniz taşımacılığı açısından en tehlikeli dönem oldu. Rusya'nın Tuna deltası çevresindeki gemilere yönelik insansız hava aracı saldırıları ve demir cevheri ile tahıl taşıyan trenlere yönelik saldırıları da ihracat seçeneklerini daraltıyor. Tarım Bakanı Taras Wysocki, limanlar kapalı kalırsa Ukrayna'nın hazirandan 2027'nin haziranına kadar en az 8 milyar dolar kaybedebileceğini tahmin etti. Ukrayna'nın bu yıl 64 milyon ton tarım ürünü ihraç etmesi beklenirken, limanlar açılmazsa bunun yarısına ulaşılmasının bile başarı sayılacağı aktarıldı. İhracatın aksaması, başarılı hasadın ardından depolama sorununu da büyütüyor; Wysocki, 11 milyon tona kadar ürün için depolama alanı açığı oluşabileceğini belirtti.

İtalya Zootecnica’dan Arjantin Sığır Eti İthalatına İnceleme Çağrısı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İtalya Zootecnica’dan Arjantin Sığır Eti İthalatına İnceleme Çağrısı

A.O.P. Italia Zootecnica, Arjantin’den sığır eti ithalatının ihtiyati olarak askıya alınmasını ve ülkenin üretim ile sertifikasyon sisteminin incelenmesini İtalya hükümetinden istedi. Dernek, İtalya’nın Avrupa Komisyonu nezdinde olağanüstü bir değerlendirme başlatmasını ve ithal hayvanlar ile et üzerindeki kontrollerin verilerinin yayımlanmasını da talep etti. Bu çağrı, Arjantin’e yönelik yürürlüğe konmuş bir ithalat yasağı anlamına gelmiyor. Talebin dayanaklarından biri, Arjantin’deki 27 ticari besi işletmesinin toprağında 15 antimikrobiyal kalıntısını inceleyen araştırma. Monensin incelenen tüm işletmelerde tespit edildi; bazı bölgelerde oksitetrasiklin yoğunluğunun yüksek olduğu bildirildi. İşletmelerin %40,7’sinde ise mevcut kullanım kayıtlarında yer almayan maddeler belirlendi. Ancak araştırma et örneklerini değil, işletmelerin toprağını inceledi. Bulgular, incelenen işletmelerin çevresinde kalıntı bulunduğunu gösteriyor; Avrupa Birliği’ne ihraç edilen ette kontaminasyonu ya da Arjantin sığır eti zincirinin tamamında kurallara aykırılığı kanıtlamıyor. Italia Zootecnica da çalışmanın Avrupa’ya gönderilen ette kalıntı bulunduğuna dair doğrudan kanıt oluşturmadığını kabul ediyor. AB kuralları 3 Eylül 2026’dan itibaren, üçüncü ülke tedarikçileri için büyümeyi veya verimi artırma amacıyla antimikrobiyal kullanımına yönelik yasakları ve uygunluk güvencelerini kapsıyor. İlgili sığır kategorisinde Arjantin de yer alıyor. Dernek, sağlık güvenliği, antimikrobiyal direnciyle mücadele ve Avrupalı yetiştiriciler açısından adil rekabeti gerekçe gösteriyor. Yeni bir önlem alınıp alınmayacağı, yetkili makamların çevresel bulguları, belgeleri ve ihracat zincirinin koşullarını değerlendirmesine bağlı.

Ukrayna’da Soğanın Toptan Fiyatı Bir Haftada %27 Arttı
Görsel kaynağı: UNIAN · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’da Soğanın Toptan Fiyatı Bir Haftada %27 Arttı

Ukrayna’da soğanın toptan fiyatı son bir haftada kilogram başına 11-15 grivnadan 14-17 grivnaya yükseldi. EastFruit projesi analistlerine göre bu değişim, yüzdesel olarak %27’ye varan artış anlamına geliyor. Havuç ve pancar fiyatları da kilogram başına birer grivna arttı; patates fiyat aralığı ise 12-14 grivnadan 10-16 grivnaya genişledi. Mevsimlik salata sebzelerinde de fiyat hareketleri görüldü. Domates 35-45 grivnadan 40-50 grivnaya, salatalık 40-60 grivnadan 45-70 grivnaya çıktı. Buna karşılık Çin lahanasının fiyatı 45-55 grivnadan 38-45 grivnaya geriledi. Kabak, patlıcan ve sarımsakta da fiyat aralıkları yükseldi veya genişledi. Meyve ve çilek grubunda şeftali, armut ve üzüm fiyatları arttı. Analistler, soğandaki yükselişin ilkbaharda belirgin biçimde hızlanabileceğini ve kış sonrasında Ukrayna’da soğan açığı oluşabileceğini öngörüyor. Tavuk eti fiyatlarının ise düşük satın alma gücü nedeniyle istikrarlı kaldığı, sonbaharda et fiyatlarındaki artışın %5’i aşmayacağı belirtildi.

Türkiye Tarımı Ulusal Güvenlik Konusu Olarak Konumlandırıyor
Görsel kaynağı: Agrointeligența · Özgün haber

Türkiye Tarımı Ulusal Güvenlik Konusu Olarak Konumlandırıyor

Türkiye, gıda endüstrisini savunma sanayisiyle aynı düzeyde ulusal güvenlik konusu olarak değerlendiriyor. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Şanlıurfa’daki Teknofest Güneydoğu ziyareti sırasında gıda tedarikinin de ulusal güvenliğin parçası olduğunu söyledi. Yumaklı, Türkiye’nin savunma sanayisinde elde ettiği mühendislik başarısının benzerini tarım endüstrisinde de hedeflediğini belirtti. Bakan, yerli tarım sanayisinin geliştirilmesinin daha iyi ve sürdürülebilir üretime katkı sağlayacağını, ilerleyen dönemde bu üretimin başka ülkelere ihraç edilebileceğini ifade etti. Tarım teknolojileri geçen yıldan bu yana Teknofest programına dahil ediliyor. Etkinlikte uydu üzerinden uçuş izleme ve otomatik yem hazırlama teknolojileri incelendi. Yumaklı ayrıca, artan nüfus ve verimlilik ihtiyacı karşısında daha yüksek üretim miktarından çok verimlilik ve kaliteye odaklanılması, üretimin ise tohumdan sofraya kadar bütünleşik biçimde planlanıp yönetilmesi gerektiğini söyledi.

Selanik’te Balıkçılar Türkiye’den Gelen Balık Kamyonlarını Engelledi
Görsel kaynağı: Ypaithros · Özgün haber
Veri haberi

Selanik’te Balıkçılar Türkiye’den Gelen Balık Kamyonlarını Engelledi

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

Yunanistan’ın Selanik kentinde balıkçılar, Nea Michaniona Balıkçı Hali’ne giren ve Türkiye’den balık taşıyan dört kamyonun geçişini engelledi. Kamyonlardan üçünün Selanik’e, birinin ise Kavala’ya gideceği belirtildi. Balıkçıların kurduğu barikat nedeniyle araçlar dururken yüklerin dağıtımı yapılamadı. Balıkçıların eylemleri 1 Ekim’den bu yana sürüyor. Sektör temsilcileri, denizcilik yakıtı maliyetinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ve bu nedenle Yunan balıkçılığının desteklenmesi gerektiğini savunuyor. Talepler arasında yakıt maliyetinin düşürülmesinin yanı sıra yunusların balıkçı ağlarına verdiği zararlar ile fitoplanktonun yol açtığı sorunlara yönelik önlemler de bulunuyor. Balıkçılar eylemleri ülke genelindeki balıkçı hallerine yaymayı ve ithal balıkların dağıtımını engellemeyi planlıyor. Açıklamalarına göre Nea Michaniona’ya ulaşan ithal balıkların yaklaşık %90’ı Türkiye ve Bulgaristan’dan geliyor. Eylemler nedeniyle sektördeki tedarik akışının etkilenmesi beklenirken, balıkçılar talepleri karşılanana kadar müdahalelerini sürdüreceklerini bildiriyor.

Selanik'te Balıkçılar Pahalı Mazot Protestosu Başlattı
Görsel kaynağı: Agronews Greece · Özgün haber
Veri haberi

Selanik'te Balıkçılar Pahalı Mazot Protestosu Başlattı

Yunanistan'ın Selanik kentinde 200'den fazla balıkçı teknesi, artan mazot maliyetine tepki amacıyla beşinci gününde de demirli bekledi. Çoğunluğu Mihanyona bölgesinden gelen tekneler, Aristoteles Meydanı hizasındaki eski sahil kesiminde deniz ulaşımını kapattı. Balıkçılar, yüksek yakıt maliyetleri nedeniyle teknelerin limanlardan çıkıp avlanamaz hale geldiğini belirterek hükümetten daha ucuz mazot için müdahale istedi. Eylemcilerin talepleri yalnızca yakıt fiyatlarıyla sınırlı kalmadı. Balıkçılık araçlarına yunusların verdiği zararların karşılanması, Ege'de Türk balıkçı filosunun oluşturduğu baskı ile fitoplankton ve istilacı lagokefalos balığının yol açtığı sorunlara çözüm bulunması da talepler arasında yer aldı. Mihanyona'daki balıkçılara Volos, Dedeağaç, Kavala ve Halkidiki'den gelen meslektaşları da destek verdi. Balıkçılar 4 Ekim Pazar günü Leoforos Nikis'i 15 dakika sembolik olarak trafiğe kapattı. Yetkililerden somut güvence gelmemesi halinde eylemlerin süreceği açıklandı. Protestolar balık arzını da etkiledi. Mihanyona Balıkçılar Hali'nde perşembe gününden bu yana taze balık bulunmazken, 5 Ekim Pazartesi sabahından itibaren çiftlik balığı tedariki de durdu.

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber

Güney Afrika’da Sürdürülebilirlik ve Küçük Çiftçilerin Ticarileşmesi Tartışıldı

Güney Afrika Future Food Conference’ta sürdürülebilirlik, sorumlu tedarik ve daha güçlü değer zinciri ortaklıklarının gıda sektöründeki rolü ele alındı. Uzmanlar, küçük ölçekli çiftçilerin yalnızca kalkınma veya tedarikçi geliştirme programlarıyla desteklenmesi yerine gerçek ticari fırsatlara ve piyasalara yönlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Kurumsal çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) uygulamalarının yalnızca geri dönüştürülebilir ambalaj ya da çevre girişimleriyle sınırlanamayacağı belirtildi. Candice Knipe-Tlhotlhalemajoe, işletmelerin önce yönetişim gerekliliklerini anlaması, ardından sosyal, değer zinciri ve çevresel boyutları birlikte değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Ona göre sürdürülebilirlik, ürünlerin tüm değer zincirindeki etkilerini, sorumlu tedariki, elektrik kullanımını, atık azaltımını ve sosyal etkiyi kapsıyor. Knipe-Tlhotlhalemajoe, sürdürülebilirliğin kalite, karşılanabilirlik ve erişilebilirlikle birlikte ele alınması gerektiğini belirterek gıda ekosistemindeki işbirliğinin önemine dikkat çekti. Komşu çiftliklerle alternatif enerji çalışmaları, lojistiğin iyileştirilmesi, taşıma mesafelerinin ve atığın azaltılması olası adımlar arasında gösterildi. CropLife Üst Yöneticisi Rod Bell, sorumlu üretim ve gıda güvenliği için bitki koruma ürünlerinin doğru depolanması, çalışanlara uygun koruyucu ekipman sağlanması ve ürünlerin etiket talimatlarına göre uygulanması gerektiğini ifade etti. Bell ayrıca boş ambalajların toplanması ve geri dönüştürülmesine ilişkin genişletilmiş üretici sorumluluğu mevzuatına işaret etti. Gıda güvenliği konusunda sansasyonel iddialar yerine bilginin güvenilirliğinin değerlendirilmesi ve bilimsel bilgilerin tüketicilerin anlayabileceği bir dille aktarılması gerektiğini söyledi. OneFarm Impact yöneticisi Thembi Xaba ise küçük ölçekli çiftçi geliştirme çalışmalarının kapasite oluşturma, ilerleme ve ticarileşme aşamalarını içermesi gerektiğini belirtti. Xaba, bu çiftçilerin yan projeler olarak görülmek yerine daha geniş ekonomik büyümeye ve piyasaların oluşturduğu fırsatlara dahil edilmesini savundu.

Dünya Buğday Fiyatları Eylülde Ağustosa göre %6,3 Arttı
Görsel kaynağı: ElDala · Özgün haber

Dünya Buğday Fiyatları Eylülde Ağustosa göre %6,3 Arttı

Dünya buğday fiyatları eylülde ağustosa göre %6,3 yükselerek Ağustos 2023'ten bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), artışta başta Karadeniz bölgesindeki lojistik sorunlar olmak üzere ithalatçıların alternatif tedarikçilere yönelmesinin etkili olduğunu bildirdi. Kuzey Amerika'nın bazı bölgelerinde kışlık buğday ekimi öncesinde görülen kurak hava da fiyatları yukarı çeken ek bir etken oldu. Ormus Boğazı'ndaki gerilim ise yakıt, gübre ve yük taşımacılığı maliyetlerinin artacağı yönündeki endişeleri besledi. FAO'nun gıda fiyatları endeksi eylülde 136 puana ulaşarak ağustosa göre %1,5 arttı. Aynı dönemde mısır fiyatları %5,6, sorgum %13,7, arpa %3,9 ve pirinç %1,4 yükseldi. Şeker fiyatları da olası arz düşüşü beklentileriyle %6,1 arttı.

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Ulusal Hazırlık Uyarısı
Görsel kaynağı: The Guardian · Özgün haber
Veri haberi

Birleşik Krallık’ta Gıda Güvenliği İçin Ulusal Hazırlık Uyarısı

Birleşik Krallık’ta 150’den fazla akademisyen, iş dünyası temsilcisi, topluluk grubu ve gıda ortaklığı, ülkenin kriz dönemlerinde halkı nasıl besleyeceğine dair bir planı bulunmadığını ve olası gelecekteki gıda kıtlıklarına hazırlıksız olduğunu bildirdi. Andy Burnham’a iletilen açık mektupta hükümet, gıdayı ulusal güvenlik meselesi olarak ele alma konusunda rehavet göstermekle suçlandı. Mektuba göre iklim krizi, jeopolitik şoklar, siber saldırılar, fidye yazılımları, enerji kesintileri, yazılım arızaları ve dezenformasyon gıda tedarik zincirini tehdit ediyor. Uzmanlar, son yıllarda gelişen “tam zamanında” teslimat modelinin bugünün ve geleceğin zorluklarına uygun olmadığını, zincir boyunca az miktarda stok tutulduğunu ve Birleşik Krallık’ın ulusal gıda depolama sisteminin bulunmadığını belirtti. Stratejik gıda stoku, İkinci Dünya Savaşı’ndan beri tutulduktan sonra 1990’larda sona erdirilmişti. Açık mektup, 2004 tarihli Sivil Acil Durumlar Yasası kapsamında yerel gıda dayanıklılığı komiteleri kurulmasını, ülkenin az sayıdaki büyük gıda şirketine ve ithalata bağımlılığının incelenmesini, ulusal beslenme ihtiyaçlarına uygun üretim planlamasını ve ulusal, bölgesel, yerel ve topluluk düzeylerinde depolama sistemleri oluşturulmasını istedi. Uzmanlar ayrıca gıda tedarikinin merkezden uzaklaştırılması ve daha fazla dayanıklılık sağlanması çağrısı yaptı. Uyarı, Ulusal Denetim Ofisinin hükümetin hanelerle işletmelerin olası acil durumlara hazırlanmasına yeterince yardım etmediğini söylemesinden haftalar sonra geldi. Çevre Bakanı Angela Eagle, hanelerin birkaç gün boyunca elektrik veya su olmadan yaşamasına yetecek yiyecek ve su depolamasını önermişti. Ancak mektubu imzalayanlar, düşük gelirli hanelerin stok oluşturma maliyetini karşılayamayabileceğini ve yalnızca hanelere odaklanmanın sistemdeki sorunları çözemeyeceğini savundu. Kabine Ofisi de konserve gıda stoklanmasını teşvik edecek bir kampanya hazırlıyor.

Endonezya’da Soya Fiyatını Artıran Neden: Yetersiz Yerli Üretim
Görsel kaynağı: CNN Indonesia · Özgün haber
Veri haberi

Endonezya’da Soya Fiyatını Artıran Neden: Yetersiz Yerli Üretim

Endonezya Tarım Bakanlığı (Kementan), soya fiyatlarının yükselmesinde yerli üretimin ulusal ihtiyacı karşılamaya yetmemesinin etkili olduğunu açıkladı. Tofu ve tempe üreticilerinin kullandığı soyanın kilogram fiyatı 9.500 Endonezya rupisinden 11.600 rupiye çıkarken, üreticiler fiyat artışını ürün fiyatlarına tamamen yansıtmak yerine ürün boyutlarını küçültüyor. Kementan, yerli üretimi artırmak amacıyla 2026’da 50 bin hektarlık alanda soya tohumu desteği sağladı. Bu alanlardan 50 bin ton üretim bekleniyor. Tohum desteğine gübre ve pestisit yardımı da eklenirse üretimin 75 bin tonun üzerine çıkabileceği belirtildi. Bakanlık, desteği çiftçilerin üretim maliyetlerine katkı sağlayan bir teşvik olarak tanımladı. Bapanas yetkilisi Hermawan’a göre hükümetin Soya Tedarik ve Fiyat İstikrarı Programı (SPHP), fiyatların belirlenen Satış Referans Fiyatı’nı (HAP) aşması halinde uygulanacak; program fiyat her yükseldiğinde otomatik sübvansiyon olarak devreye girmeyecek. İthal soya için tüketici düzeyindeki HAP kilogram başına 12 bin rupi olarak belirlendi. Cava’da ortalama fiyat 11.623 rupiyle bu seviyenin altında kalırken, Doğu Endonezya’da ortalama fiyat 12.097 rupiye ulaştı. SPHP’nin 2026 uygulaması için Bulog’a görev verilmesini ve uygulama esaslarının hazırlanmasını sağlayacak yeni bir düzenleme planlanıyor.

Ukrayna’daki Savaşın Çıkmazı Küresel Gıda Fiyatlarını Tehdit Ediyor
Görsel kaynağı: CNN Greece · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’daki Savaşın Çıkmazı Küresel Gıda Fiyatlarını Tehdit Ediyor

Karadeniz bölgesindeki Rusya-Ukrayna çatışmasının tırmanması, Ukrayna'nın tahıl ihracatını ve küresel gıda tedarikini baskı altına alıyor. CNN.gr'nin aktardığına göre Ukrayna'nın tahıl ihracatı, Rusya'nın limanlara yönelik saldırıları nedeniyle ağustosun ilk iki haftasında yıllık bazda %75 azaldı. Rusya'nın temmuz ve ağustos başında limanlara 70'ten fazla saldırı düzenlediği, 62 olayda gemilerin hedef alındığı bildirildi. Oxford Economics ekonomistleri, bu gelişmelerin Dünya Bankası gıda fiyatları endeksine yansımasını bekliyor. Ekonomist Pablo Meyer, endeksin 2026'da yaklaşık %9,3 artacağını, artış hızının 2027'de yaklaşık %4,4'e gerileyeceğini söyledi. Rusya ve Ukrayna birlikte küresel tahıl talebinin yaklaşık üçte birini karşıladığı için ihracattaki kesinti, özellikle bu ürünlere bağımlı ülkeler açısından arz ve fiyat riskini artırıyor. Ukrayna'nın ihracat görünümü de limanlardaki kesintiden doğrudan etkileniyor. Tahıl ihracatı geçen ay 774 bin tona indi; bu miktar, 2023-2025 döneminin ağustos ortalamasının %79 altında kaldı. Eylül ihracatı ise yaklaşık 1,4 milyon ton olarak verildi. Mevcut koşullar sürerse 2026/27 dönemindeki tahıl ihracatının yaklaşık 20 milyon tonla, abluka öncesinde yapılan tahminin yaklaşık yarısı düzeyinde kalabileceği öngörülüyor. Bu tahmin, alternatif güzergâhların ulaşabileceği en yüksek kapasiteye çıkması koşuluna bağlanıyor. Alternatif taşımacılık yolları, Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatın yerini tamamen dolduramıyor. Avrupa Birliği'nin demir, kara ve nehir yollarından oluşan Dayanışma Koridorları temmuzda Ukrayna'nın tarım dışı ihracatının %95'ini taşırken tahıl, yağlı tohum ve ilgili ürünlerdeki payı %20'de kaldı. Deniz yolu, büyük yüklerin uzun mesafelerde taşınmasında daha verimli görülüyor; alternatif güzergâhların en iyi ihtimalle yaklaşık 17 milyon tonluk açığı karşılayabileceği belirtiliyor. Ukrayna tarımı ülkenin ihracat gelirlerinin yaklaşık %60'ını oluşturuyor ve fiilî liman ablukasının ülkeye günlük 70 milyon dolara kadar maliyet çıkardığı aktarılıyor. Ukrayna son dönemlerde dünya buğday ihracatının yaklaşık %6'sını, mısır ihracatının %11'ini karşılıyordu. Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı, Ukrayna'dan yapılan uygun maliyetli sevkiyatlara dayanan kuruluşlar arasında yer alıyor; saldırıların taşıma ve sigorta maliyetlerini artırarak gıda fiyatları üzerinde ek baskı oluşturabileceği ifade ediliyor. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'nin açıklamasına göre Türkiye, Hindistan, Mısır ve diğer bazı Orta Doğu ülkeleri, Karadeniz'de deniz ulaşımının yeniden tesis edilmesine yönelik yeni bir girişim kapsamında geçen haftanın sonlarında görüşmelere katıldı.

Mısır Etanolünün Payı 10 Yılda %45’e Çıkabilir
Görsel kaynağı: Canal Rural · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Etanolünün Payı 10 Yılda %45’e Çıkabilir

Brezilya’da mısırdan üretilen etanolün toplam etanol üretimindeki payının önümüzdeki 10 yılda %40-45’e ulaşabileceği bildirildi. Öngörü, Brezilya Ulusal Mısır Etanolü Birliği (Unem) İcra Kurulu Başkanı Amaury Pekelman tarafından paylaşıldı. Mısırın mevcut payı yaklaşık %30 olurken, şeker kamışından üretilen etanol %70’lik bölümünü oluşturuyor. Pekelman, mısır etanolü sektörünün son beş yılda yıllık ortalama %37 büyüdüğünü söyledi. Mısır ve şeker kamışından elde edilen etanolün nihai ürününün aynı olduğu, her iki türün de araçlarda doğrudan veya benzinle karıştırılarak kullanılabildiği belirtildi. Farklılıkların ise hammadde maliyeti, hammadde bulunabilirliği ve üretim tesislerinin yapısından kaynaklandığı aktarıldı. Esnek tesisler, piyasa koşullarına göre aynı birimde mısır veya şeker kamışı kullanabiliyor. Brezilya’da benzine katılan etanol oranı son yıllarda %27’den %32’ye yükseldi. Pekelman’a göre Combustível do Futuro yasası, yeni çalışmalar yapılması şartıyla karışım oranının %35’e çıkarılmasına izin veriyor. Yönetici, yeni yatırımlar açısından karışım politikasında öngörülebilirliğin önemli olduğunu belirterek, üreticilerin yatırımlarının geri dönüşüne ilişkin güvence aradığını ifade etti. Mısır etanolü üretimi, hayvan yemi olarak kullanılan kurutulmuş damıtık tahıl çözünürleri (DDG) ile mısır yağı gibi yan ürünler de sağlıyor. Pekelman, DDG’nin sığır, kanatlı ve balıkların beslenmesinde kullanıldığını söyledi. DDG kullanılan rasyonların, yalnızca mısıra dayalı beslemeye kıyasla besi sığırlarının gelişim süresini kısaltabildiğini belirtti. Etanol tesislerinin yayılması özellikle mısır üretimi ve hayvancılığın yoğun olduğu Brezilya’nın Orta-Batı bölgesinde gerçekleşti. Hammaddeye ve büyükbaş hayvan varlığına yakınlık, lojistik etkilerin azaltılmasına katkı sağladı. Pekelman, Maranhão ve Bahia’da da tesisler bulunduğunu, Güney bölgesinde ise buğdaydan etanol üretildiğini aktardı. Mısır etanolü için oluşan iç talebin, üreticilere iki ila dört yıllık tedarik sözleşmeleriyle yeni bir pazarlama seçeneği sunduğu belirtildi.

Ukrayna’nın Karadeniz Tahıl İhracatı Ağustosta %75 Düştü
Görsel kaynağı: Libertatea · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Karadeniz Tahıl İhracatı Ağustosta %75 Düştü

Ukrayna’nın tahıl ihracatı, Ağustos 2026’nın ilk iki haftasında geçen yılın aynı dönemine göre %75 azaldı. Libertatea’nın The Independent’a dayandırdığı habere göre düşüş, Karadeniz bölgesinde Rusya’nın saldırılarını yoğunlaştırmasıyla bağlantılı olarak aktarıldı. Ukrayna limanları temmuz ve ağustos başında 70’ten fazla saldırının hedefi olurken, ticari gemiler 62 kez hedef alındı. Gelişmelerin yerel ekonomileri ve temel gıda ürünlerine bağımlı ülkeleri etkilediği belirtildi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’ye göre, son dönemde Türkiye, Hindistan ve Mısır gibi ülkeler Karadeniz deniz koridorunun yeniden açılması için görüşmelere katıldı.

İran’da Yemlik Buğday İthalatı İçin Kayıt Başladı
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

İran’da Yemlik Buğday İthalatı İçin Kayıt Başladı

2 yayıncı · 2 haber · Karşılaştır

İran’da yemlik buğday ithalatı için sipariş kaydı açıldı. Tarım Bakanlığı Ticaret Geliştirme Yardımcılığına göre ithalatçılar, hayvancılık ve kanatlı işletmelerinin yem tedarikinde kullanılan ürün için işlemlerini Kapsamlı Ticaret Sistemi üzerinden yürütebilecek. Kayıt, yemlik buğdayın ithalata dayalı tedarik sürecinde ilk aşamayı oluşturuyor. Sürecin devamı döviz tahsisi, ürünlerin ülkeye getirilmesi ve gümrükten çekilmesi aşamalarına bağlı olacak. Sipariş kaydının geçerlilik süresi 180 gün olarak belirlenirken sistem üzerinden 60 günlük uzatma yapılabilecek. Shargh’ın aktardığına göre ürün daha önce dördüncü mal grubunda yer alırken geçen ay yapılan değişiklikle döviz önceliği 21’e alındı.

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği
Görsel kaynağı: IANA — İran Tarım Haber Ajansı · Özgün haber
Veri haberi

Ulusal Yapay Zekâ Kurumu İçin Hassas Tarım Önceliği

İran’da Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Yasası’nın yürürlüğe girmesiyle kurulması öngörülen Ulusal Yapay Zekâ Kurumu’nun nasıl yapılandırılması gerektiği tartışılıyor. Meclis tarafından 28 Mordad 1405’te kabul edilen ve Anayasayı Koruma Konseyi tarafından 4 Şehriver’de onaylanan yasa, 12 madde ve 8 ek fıkradan oluşuyor. Düzenleme; işlem gücü altyapısı, veri, güvenlik, finansman, yapay zekâ pazarı, insan kaynağı ve kurumlar arası koordinasyon başlıklarını kapsıyor. Değerlendirmede kurumun hem politika yapıcı hem düzenleyici hem de bütün projeleri doğrudan yürüten bir yapı olmaması gerektiği savunuluyor. Kurumun ülke çapındaki çalışmaları yönlendiren, kolaylaştıran ve kurumlar arasında eşgüdüm sağlayan bir “mimar” olarak konumlandırılması öneriliyor. Tasarım için çeviklik, ağ yapısı, gerçek sorunlara odaklanma, ölçülebilir sonuç alma ve mevcut kurumlarla görev çakışmasından kaçınma ilkeleri öne çıkarılıyor. Yapay zekâ kapasitesinin %90’dan fazlasının üniversiteler, araştırma kurumları, bilgi tabanlı şirketler, girişimler ve özel sektörde bulunduğu belirtilerek kurumun bu ekosistemi merkezi bir idari yapıya dönüştürmeden bir araya getirmesi gerektiği ifade ediliyor. Veri alanında temel sorunun veri yokluğu değil, verilerin dağınık olması, erişimin sınırlı kalması, kalite sorunları ve standart eksikliği olduğu aktarılıyor. Bu nedenle kamu verilerine güvenli erişim, veri kalitesi sınıflandırması ve veri paylaşımını teşvik edecek mekanizmalar öneriliyor. Tarım, yapay zekânın uygulanması gereken alanlardan biri olarak gösteriliyor. Önerilen büyük ulusal görevler arasında tarımsal tedarik zincirinin ve su tüketiminin akıllı biçimde yönetilmesi bulunuyor. Yazıda ayrıca yapay zekânın enerji, sağlık, sanayi ve kamu yönetimindeki somut sorunlara bağlanması; her görev için sorumlu kurum, takvim ve sayısal başarı göstergesi belirlenmesi gerektiği belirtiliyor. Finansman için 1405-1407 döneminde 100 trilyon İran riyali başlangıç sermayesine sahip bir Ulusal Yapay Zekâ Kalkınma Fonu kurulması öneriliyor. Fonun yalnızca kredi vermek yerine özel sektörle ortak yatırım, kurumsal girişim sermayesi, araştırma sonuçları için satın alma garantisi ve talep oluşturma araçlarını kullanması isteniyor. Ayrıca risk temelli düzenleme ve kurumun ilk 100 gününde veri erişim platformu ile ekonomide etkisi ölçülebilir ilk ulusal görevin başlatılması öneriliyor.

Rusya’da Eylül Ayında Tarım ve Gıda Gündeminin Öne Çıkanları
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Rusya’da Eylül Ayında Tarım ve Gıda Gündeminin Öne Çıkanları

Rusya’da eylül ayının tarım ve gıda gündeminde tahıl ihracat vergileri, iç piyasa fiyatları, ihracat lojistiği ve tarımsal üretim beklentileri öne çıktı. Hükümet, buğday, mahlut, arpa ve mısır için ihracat vergilerini 2026 sonuna kadar askıya alarak oranları sıfırladı. Ayçiçek yağı ve ayçiçeği küspesi ihracat vergileri ise yıl sonuna kadar ton başına sırasıyla 7748 ve 312 rublede sabitlendi. İç piyasada dördüncü sınıf buğdayın KDV dahil fabrika çıkış fiyatı 25 Eylül itibarıyla ton başına ortalama 8625 rubleye geriledi. Analitik şirket ProZerno’nun Genel Müdürü Vladimir Petriçenko, fiyatların 2013-2014 düzeylerine kadar düşebileceğini söyledi. Güney Rusya’da bazı aracılar sofralık buğdayı maliyetin yarısından daha düşük fiyatlarla satın almayı önerirken, küçük arazili ve depolama kapasitesi bulunmayan çiftçilerin daha kırılgan durumda olduğu aktarıldı. Tahıl ihracatının sezon boyunca 39,1 milyon ton ile 45 milyon ton arasında gerçekleşebileceği öngörüldü. Kötümser senaryoda Azak-Karadeniz havzasındaki geleneksel sevkiyatlar hesaba katılmazken, alternatif limanlara demiryoluyla 24,1 milyon ton tahıl taşınması gerekecek. Rostov bölgesinde deniz taşımacılığının durması ve küspenin demiryoluyla sevkinin ekonomik olmaması nedeniyle yağlı tohum işleme tesislerinin faaliyetlerini durdurabileceği belirtildi. Tarım Bakanlığı, 2027 ürünü için kışlık buğday, çavdar, arpa ve tritikale ekimine hektar bazlı sübvansiyon verilmesini önerdi; destek, karar alınması halinde 2026 ve 2027’de bütçe sınırları içinde uygulanacak. Olumsuz hava koşulları nedeniyle tarımsal üretimin bu yıl 2025’e göre gerilemesi beklenirken, Damate’nin 2025’te 268 bin ton hindi eti tedarik ederek dünyanın en büyük üç üreticisi arasına girdiği bildirildi.

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor
Görsel kaynağı: Adevărul · Özgün haber
Veri haberi

OTP Reformu Romanya Tarımını Zorluyor

Romanya eski Tarım Bakanı Achim Irimescu, 2028-2034 döneminde Ortak Tarım Politikası (OTP) kapsamında tarıma ayrılan kaynakların azalmasının Romanyalı çiftçileri zorlayabileceğini söyledi. Adevărul’a verdiği röportajda Irimescu, bütçe kesintileri, kırsal kalkınma fonlarının mevcut biçimiyle ortadan kalkması ve doğrudan ödemelere çiftçi başına üst sınır getirilmesi ihtimallerinin sektörü etkileyebileceğini belirtti. Irimescu’ya göre OTP’nin Avrupa Birliği bütçesindeki payı 1980’lerde yaklaşık %70 iken günümüzde %36-37 seviyesinde bulunuyor. Eski bakan, 2028-2034 dönemi için bu oranın yaklaşık %15’e kadar gerileyebileceğini tahmin etti. En büyük sorunlardan birinin, kırsal kalkınma ve yatırımları finanse eden ikinci ayağın kaldırılması olduğunu savunan Irimescu, yeşil dönüşüm için gereken yatırımların ilk hesaplamalara göre en az 60 milyar avro tutacağını, ancak tarım ve gıda sanayisi için bu yatırımlara açık biçimde ayrılmış kaynakların bulunmadığını söyledi. Romanya açısından tahsisatın mevcut dönemdeki 21,5 milyar avrodan gelecek mali dönemde 16,5 milyar avroya düşebileceği aktarıldı. Ancak nihai miktarın, hükümetin kaynakları ulusal düzeyde nasıl dağıtacağına ve AB ülkeleri arasındaki müzakerelere bağlı olacağı belirtildi. Irimescu ayrıca bazı ülkelerin bütçeye yaptıkları katkının aldıkları paydan yüksek olmasına karşı çıkması nedeniyle önerilen bütçenin müzakereler sırasında daha da azaltılabileceği uyarısında bulundu. Eski bakan, doğrudan ödemelerin çiftçi başına 100 bin avro ile sınırlandırılmasının özellikle büyük işletmeler üzerinde baskı oluşturabileceğini ifade etti. Bu işletmelerin makine ve diğer yatırımlar için kredi kullandığını, destek ödemelerine ilişkin belgeleri teminat göstererek finansmana erişebildiğini belirten Irimescu, kesintilerin üretim kapasitesini ve Romanya’nın gıda güvenliğini etkileyebileceğini savundu. Ona göre yaklaşık 13 bin orta ve büyük işletme ülkenin tarımsal üretiminin %75’ini gerçekleştiriyor. Irimescu, destek politikasının yalnızca büyük işletmelere yönelmemesi gerektiğini de söyledi. Küçük çiftçilerin de desteklenmesini, ancak pazar için üretim yapan büyük işletmelerle küçük işletmeler arasında denge kurulmasını istedi. Emeklilik yaşına ulaşan çiftçilerin temel doğrudan ödemeyi kaybetmesi ihtimalini de eleştirdi. Ayrıca AB üreticilerinin pestisit, gübre, kirlilik ve emisyonları azaltmaya yönelik standartların maliyetini taşıdığını, üçüncü ülkelerden gelen ürünlerle rekabette zorlanabileceğini belirtti. Kuraklık, hastalık ve zararlılar karşısında dayanıklı çeşitler ile yeni genomik tekniklerin önem kazanacağını da ekledi.