ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

1303 haber · Sayfa 51

Güney Afrika’da Portakal Fiyatları Arz Artışıyla %60 Düştü
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Portakal Fiyatları Arz Artışıyla %60 Düştü

Güney Afrika’da portakal fiyatları, piyasadaki arzın geçen yıla göre %122 artmasıyla kilogram başına 2,41 Güney Afrika randına geriledi. Bu seviye, geçen yılın aynı dönemine göre %60 düşüşe işaret ediyor. Veriler, Agricultural Market Trends (AMT) tarafından hazırlanan GroundRules taze meyve-sebze piyasası güncellemesinde yer aldı. Tarım ekonomisti Conce Moraba, portakal piyasasındaki düşüşün temel nedeninin yüksek arz olduğunu belirtti. Fiyatların, piyasadaki ürün miktarı ekim ayında azalana kadar düşük seyretmesi bekleniyor. Böylece portakalda artan ürün miktarı, talep aynı yönde güçlenmediği için fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturdu. Güney Afrika’nın taze meyve-sebze piyasasında diğer ürünlerde farklı hareketler görüldü. Patates fiyatı bu hafta 10 kilogramlık çuval başına 65,87 Güney Afrika randında sabit kaldı. Soğan fiyatı ise 10 kilogram başına 156,70 Güney Afrika randına yükselerek geçen yıla göre %257 arttı; bu üründe piyasa hacmi %42 azaldı. Muz fiyatları arzın iyileşmesiyle %11 gerilerken, elma ve armut fiyatları yükseliş eğilimini sürdürdü.

Polonya’da Kuş Zararları İçin Tazminat Sistemi Gündemde
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber

Polonya’da Kuş Zararları İçin Tazminat Sistemi Gündemde

Yabani kuşların tarla bitkileri ve yetiştiricilik yapılan göletlerde yol açtığı zararlar için tazminat sistemi oluşturulmasına yönelik adımların Sejm’de atıldığı bildirildi. Düzenlemede Krajowy Ośrodek Wsparcia Rolnictwa’nın (KOWR) kilit rol üstlenmesi öngörülüyor; ancak kaynak, tazminat ödemelerinin kesinleştiğini belirtmiyor. Çiftçilerin ve sektör kuruluşlarının talepleri doğrultusunda gündeme gelen sistemin, yıllardır dile getirilen bir ihtiyaca yanıt vermesi amaçlanıyor. Zararlardan özellikle yeni ekilmiş tahıllar, başta mısır olmak üzere, ile yetiştiricilik yapılan göletlerin etkilendiği; çiftçilerin mevcut durumda çaresiz kaldığı aktarılıyor.

Mısır Piyasasında Küresel Arz Daralması Fas’ın Yem Tedarikini Gündeme Taşıyor
Görsel kaynağı: AgriMaroc · Özgün haber
Veri haberi

Mısır Piyasasında Küresel Arz Daralması Fas’ın Yem Tedarikini Gündeme Taşıyor

Küresel mısır piyasasında 2026-2027 kampanyası için tüketimin üretimi yaklaşık 30 milyon ton aşması bekleniyor. ABD Tarım Bakanlığının (USDA) projeksiyonlarına dayandırılan bu görünüm, ABD’de tarihinin en yüksek ikinci üretiminin beklenmesine rağmen ihracata sunulabilecek miktarların daralabileceğine işaret ediyor. Reuters’ın aktardığı değerlendirmelerde bunun otuz yılı aşkın sürenin en büyük açığı olabileceği belirtiliyor. Arz görünümündeki sıkılaşma, Chicago’daki mısır vadeli işlemlerine de yansıdı; fiyatlar yalnızca Ağustos 2026’da %16 yükseldi. Karadeniz’de savaş ve liman altyapısına yönelik saldırılar tahıl sevkiyatlarını aksatırken, Brezilya’da mısırın etanol sanayisi tarafından daha fazla kullanılması ihracata ayrılabilecek miktarları sınırlıyor. Brezilya’nın mısır tüketimi 2025-2026 kampanyasında %7,1 artarak 98 milyon tona ulaştı. Fas, bu koşullarda tedarikini daha fazla Arjantin’e yöneltti. Fas’ın Arjantin’den mısır alımı 2026’nın ilk yedi ayında 1,55 milyon tona çıkarak geçen yılın aynı dönemine göre %133 arttı. Arjantin’in yüksek üretimi ve ihracat kapasitesi bu değişimi desteklese de ülkenin küresel fiyatlara, navlun maliyetlerine, döviz kurlarına ve olası lojistik aksamalara maruz kalması sürüyor. Mısır, özellikle kanatlılar olmak üzere karma yem üretiminde temel girdi olduğundan, kalıcı bir tedarik maliyeti artışı yem üreticileri ve hayvancılık işletmeleri üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak kaynak, Fas’ta hayvan yemleri fiyatlarının bu gelişmeler nedeniyle şimdiden arttığının henüz söylenemeyeceğini belirtiyor.

İnek-Buzağı Sistemlerinde 1998-2023 Dönemi İncelendi
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

İnek-Buzağı Sistemlerinde 1998-2023 Dönemi İncelendi

Research in Veterinary Science dergisinde yayımlanan bir çalışma, Avrupa, ABD ve Brezilya’da sığır eti ve süt üretimindeki inek-buzağı sistemlerine ilişkin bilimsel literatürün 1998-2023 dönemindeki gelişimini inceledi. Isil Aytemiz Danyer ve çalışma arkadaşlarının araştırması, iki üretim zincirindeki yönetim farklılıklarına, doğumdan sonraki inek-buzağı temasına ve bu konudaki tüketici beklentilerine odaklandı. İnek-buzağı sistemi, et ve süt sığırcılığında farklı amaçlarla kullanılıyor. Et üretiminde buzağı, sütten kesildikten sonra besiye gönderilen temel ürün olurken süt sektöründe sistem, süt üretiminin sürdürülmesiyle bağlantılı bulunuyor. Kaynakta, tüketicilerin sürdürülebilirlik ve hayvan refahına ilgisinin, daha doğal ve hayvan refahına daha duyarlı görülen yetiştirme yöntemlerine yönelik dikkati artırdığı belirtildi. Bu kapsamda, buzağının yaşamının ilk haftalarında anneyle temasının uzatılması gibi yöntemler gündeme geliyor; ancak bu yaklaşımın iki üretim zincirinde de aynı ölçüde uygulanabildiği sonucuna varılmıyor. Süt sığırcılığında buzağının genellikle doğumdan hemen sonra anneden ayrıldığı, bunun satışa ayrılacak süt miktarını en üst düzeye çıkarma amacıyla ilişkilendirildiği aktarıldı. Et üretimi zincirinde ise buzağının sütten kesilene kadar anneyle birlikte kalmasının yaygın bir yönetim uygulaması olduğu ifade edildi. Avrupa Birliği’nde hayvan refahı mevzuatının ve Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi’nin değerlendirmelerinin de buzağı ile anne arasındaki temas süresi tartışmasına katkı sağladığı belirtildi. Araştırmacılar, metin madenciliği ve konu modelleme yöntemleriyle seçilen bilimsel yayınları üretim zincirlerine göre ayırdı. Et üretimi zincirine ilişkin 182, süt üretimi zincirine ilişkin 55 makale belirlendi. Et zincirinde bilimsel üretimin yıllar boyunca istikrarlı kaldığı ve yayınların %75’inin ABD’den geldiği bildirildi. Süt zincirinde ise yayın sayısının 2020’den itibaren belirgin biçimde arttığı, bu alandaki çalışmaların %89’unun Avrupa ülkelerine ait olduğu aktarıldı. Et zincirinde ekonomi, ırk, sürü yönetimi, mera, besleme ve buzağı performansı; süt zincirinde ise süt üretimi, annelik davranışı, emzirme, verimlilik ve hayvan refahı öne çıkan konular oldu. İnek-buzağı temasına özel ayrıntılı taramada 39 çalışma saptandı ve bunların 34’ü süt sektörünü ele aldı. Çalışma, et üretiminde anne-buzağı bağının yerleşik yönetim uygulamalarının bir parçası olduğunu; süt sektöründe ise erken ayırmayla bağlantılı üretim hedefleri nedeniyle daha uzun temas modellerine geçişin yapısal, örgütsel ve ekonomik değişiklikler gerektirdiğini belirtti. Sağlık risklerinin yönetimi ve bu uygulamaları standartlaştıracak resmî kılavuzların bulunmaması da temel güçlükler arasında sıralandı.

Hindistan-Yeni Zelanda Serbest Ticaret Anlaşması 20 Ekim'de Yürürlüğe Girecek
Görsel kaynağı: Rural Voice · Özgün haber

Hindistan-Yeni Zelanda Serbest Ticaret Anlaşması 20 Ekim'de Yürürlüğe Girecek

Hindistan ile Yeni Zelanda arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması (STA) 20 Ekim'de yürürlüğe girecek. Anlaşmayla Hindistan'ın Yeni Zelanda'ya ihracatına tüm tarife kalemlerinde gümrüksüz erişim sağlanacak. Tarım, bahçecilik, işlenmiş gıda, baharat, tahıl, organik ürünler ve deniz ürünleri ihracatının düzenlemeden yararlanması bekleniyor. Hindistan ise süt ürünleri dahil hassas tarım sektörlerini koruma kapsamı dışında tuttu.

Safi Savanna’da Geniş Meraya Uyumlu Keçi Yetiştiriciliği
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Safi Savanna’da Geniş Meraya Uyumlu Keçi Yetiştiriciliği

Güney Afrika’nın Griekwastad bölgesindeki Safi Savanna işletmesi, Savanna keçilerini sert mera koşullarında üretim yapabilecek, dayanıklı ve işlevsel hayvanlar olarak yetiştirmeye odaklanıyor. İşletmenin sahibi Le Roux Buckle, ırkın uyum yeteneği ile anaçlık özelliklerini öne çıkarırken, hayvanların yalnızca gösteri ringindeki görünüşlerine göre değil, doğal merada üreme ve oğlak büyütme performanslarına göre seçilmesi gerektiğini belirtiyor. Buckle, Vaalpan çiftliğinde yaklaşık 200 kayıtlı dişi keçi bulunduruyor. Sürü büyüklüğü, yıl içindeki sütten kesme ve ayıklama işlemlerine bağlı olarak yaklaşık 150 ile 250 arasında değişiyor. Üç teke üreme faaliyetlerinin çoğunu yürütüyor. Çiftlik, Buckle’ın Postmasburg’da yaşaması ve çalışması nedeniyle günlük gözetim altında olmayan, geniş mera temelli bir sistemle işletiliyor. Yetiştiricinin hedefi orta yapılı, uzun mesafelerde hareket edebilen ve ağır koşullarda uyumunu kaybetmeden üreyip oğlak büyütebilen hayvanlar elde etmek. Buckle, Savanna ırkının aşırı büyütülmesi, fazla yemlenmesi ve gösteri ringinin taleplerine göre şekillendirilmesi halinde, ırkın geniş üretim sistemlerinde başarılı olmasını sağlayan özelliklerin geri plana itilebileceği uyarısında bulunuyor. Ona göre yüksek açık artırma fiyatı, bir hayvanın en iyi üretici olduğu anlamına gelmiyor; genotip ile dış görünüş arasında denge kurulması gerekiyor. Safi Savanna’da sabit bir çiftleşme sezonu uygulanmıyor. Daha fazla oğlak elde etmek amacıyla kullanılan döngüsel sistemde bir teke, iki 17 günlük döngüyü kapsayacak biçimde 34 gün boyunca bir dişi keçi grubuyla tutuluyor. İki haftalık aranın ardından başka bir teke aynı gruba alınıyor ve her dişi keçi dört döngü boyunca iki tek çiftleştiriliyor. Teke ve dişi keçilerin kondisyonu, sistemin başarısı açısından birlikte değerlendiriliyor. Oğlaklar yaklaşık 90 günlükken sütten kesiliyor ve ortalama ağırlıkları yaklaşık 22 kilogram oluyor. Dişi keçiler, yaşlarına göre seçiliyor; ilk kez, iki dişlerini değiştirdikten sonra oğlaklamaları hedefleniyor. Gebe kalamayan genç dişi keçilere ikinci bir fırsat veriliyor, ancak ikinci denemede de başarısız olanlar sürüden çıkarılıyor. Buckle için gebe kalmak tek başına yeterli değil; dişi keçinin oğlaklaması ve oğlağını büyütmesi gerekiyor.

Kazakistan İthalata Bağımlılığı Azaltmak İçin 202 Proje Başlatıyor
Görsel kaynağı: AgroKavkaz · Özgün haber
Veri haberi

Kazakistan İthalata Bağımlılığı Azaltmak İçin 202 Proje Başlatıyor

Kazakistan hükümeti, 2025-2027 döneminde tarım ve gıda sektöründe ithalata bağımlılığı azaltmak ve ihracat kapasitesini geliştirmek amacıyla 202 yatırım projesi uygulayacak. Program, Tarım Bakanlığının hazırladığı yatırım siparişi konsepti kapsamında yürütülecek. Yetkililer, hedefin ithal ikamesinden ihracat potansiyelinin geliştirilmesine geçmek ve iç piyasayı talep gören gıdalarla doldurmak olduğunu belirtiyor. Öncelikler arasında iç pazarda ithalat payı yüksek kanatlı eti, tahıl, patates, meyve ve sebze yer alıyor. Plan kapsamında süt çiftlikleri, sera kompleksleri ve modern depolar kurulacak; patates, meyve, sebze ve kavun işleme kapasitesini artırabilecek 27 proje de yürütülüyor. Şimkent, Türkistan, Batı Kazakistan ve Almatı bölgelerinde seracılık yatırımlarıyla sezon dışı sebze arzının artırılması hedefleniyor. Süt sektöründe yıllık %2,5 faizli kredi programı uygulanıyor ve 49 yeni veya genişletilmiş çiftlik faaliyete geçti. Hayvancılık için ayrıca 50 milyar tenge tutarında, yıllık %5 faizli yeni kredi programı başlatıldı. Yetkililer, gıdada daha yüksek öz yeterliliğin gıda güvenliğini güçlendireceğini ve fiyatları istikrara kavuşturabileceğini savunurken, teknolojilerin ve hammadde tabanının dikkatle incelenmesi gerektiğini de belirtiyor. İthalatın küçük bir bölümü de İtalya, Hindistan, Çin, Pakistan ve Türkiye’den geliyor.

Uluslararası Tahıl Konseyi, Rusya’nın Buğday İhracatı Tahminini Düşürdü
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Uluslararası Tahıl Konseyi, Rusya’nın Buğday İhracatı Tahminini Düşürdü

Uluslararası Tahıl Konseyi (UTK), Rusya’nın 2026/27 sezonunda buğday ihracatına ilişkin tahminini ağustos raporuna göre 3,7 milyon ton azaltarak 41,5 milyon tona çekti. Konsey, aynı dönemde Rusya’nın buğday üretimini 88,4 milyon ton olarak öngördü; bu rakam önceki tahminle aynı kaldı. Toplam tahıl ihracatı beklentisi de 52,2 milyon tondan 48 milyon tona indirildi. Konsey analistleri, buğday ihracatı tahminindeki düşüşü Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki aksamalara bağladı. Rapora göre dünya tahıl piyasasında fiyatlar bir ayda %6 yükseldi. Bu artışta petrol fiyatlarındaki güçlenme, olumsuz hava koşulları ve Karadeniz’de devam eden deniz taşımacılığı sorunları etkili oldu. Agroinvestor’ın aktardığı önceki değerlendirmelere göre ABD Tarım Bakanlığı da Rusya’nın 2026/27 sezonu buğday ihracatı tahminini 43 milyon tona düşürmüştü. Rusya’nın 2025/26 sezonundaki buğday sevkiyatları ise 48 milyon ton olarak değerlendirildi. RusAgroTrans, eylül ayı buğday ihracatının 2,2 milyon ton olacağını öngörürken, geçen yıl aynı ayda 4,9 milyon ton sevkiyat yapılmıştı.

Buzağı Hastalıklarında Genetik Seçim Olanakları Araştırıldı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Buzağı Hastalıklarında Genetik Seçim Olanakları Araştırıldı

ABD'de yürütülen ve Journal of Dairy Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, süt sığırı buzağılarında ishal ve solunum hastalıklarına direncin ulusal genetik değerlendirme sistemlerine dahil edilip edilemeyeceğini inceledi. Çalışma, her iki hastalık için kalıtılabilirliğin düşük olduğunu ancak ölçülebilir bir genetik bileşen bulunduğunu ortaya koydu. Bulgular, sağlık kayıtları ve genomik bilgilerin gelecekte damızlık seçiminde kullanılabileceğine işaret etti. Araştırmada, yetiştiriciler tarafından tutulan sağlık kayıtlarından yararlanıldı. 2013-2024 arasında doğan 207.602 buzağı ishal, 681.741 buzağı ise solunum hastalıkları bakımından değerlendirildi. İshal için yaşamın 3. ve 60. günleri arasındaki olaylar, solunum hastalıkları için 3. ve 365. günler arasındaki kayıtlar dikkate alındı. İlk iki günün dışarıda bırakılmasının, bu dönemde sağlık kayıtlarıyla aşı kayıtlarının çakışmış olabileceği düşünülen olağandışı olaylarla bağlantılı olduğu aktarıldı. İshalin genel görülme oranı %14,46, solunum hastalıklarının görülme oranı ise %16,05 olarak hesaplandı. Araştırmada aktarılan önceki bulgulara göre sütten kesim öncesi buzağı ölümleri %5-11 düzeyine ulaşabiliyor; ishal ve solunum hastalıkları birlikte bu ölümlerin yaklaşık dörtte üçüyle ilişkilendiriliyor. Hastalıkların etkisinin ölümle sınırlı kalmadığı, sağ kalan hayvanlarda ilerleyen dönemde performans, sağlık, döl verimi ve üretim ömrü bakımından olumsuz sonuçlar görülebileceği belirtildi. Araştırmacılar, ishal için kalıtılabilirliği 0,026, solunum hastalıkları için 0,022 olarak tahmin etti. Yaklaşık %2'lik bu düzey, hastalık riskinde çevre ve işletme yönetiminin baskın rolünü gösterse de genetik ilerleme için kullanılabilecek bir pay bulunduğunu ortaya koydu. Genomik tahmini aktarım yeteneğinin, yalnızca soy kütüğüne dayalı tahmini aktarım yeteneğine göre daha güvenilir olduğu belirlendi. Bununla birlikte genetik seçimin kolostrumun niteliği ve miktarı, hijyen, besleme, hayvan yoğunluğu, havalandırma ve stres gibi koşulların etkisini ortadan kaldırmadığı vurgulandı. Çalışmanın sonucu, genetik yaklaşımın iyi işletme yönetiminin yerine geçemeyeceğini; ancak buzağıların belirli hastalıklara yatkınlığını azaltmaya yönelik ek bir araç olabileceğini gösterdi.

Güney Afrika’da Zeytinyağı Üreticilerine Kalite Odaklı Rekabet Çağrısı
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber
Veri haberi

Güney Afrika’da Zeytinyağı Üreticilerine Kalite Odaklı Rekabet Çağrısı

Güney Afrika’da zeytinyağı üreticilerinin, küresel arzın toparlanmasıyla gerileyen fiyatlar ve ithal yağların yerel raflara dönüşü karşısında kalite, tazelik ve menşe özelliklerine odaklanması istendi. SA Olive Derneği Başkanı Richard Allen, bu değerlendirmeyi 15 Eylül’de Paarl’da düzenlenen 2026 SA Olive Ödülleri’nde yaptı. Allen’a göre dünya zeytinyağı üretimi, 2022-2024 dönemindeki ciddi arz sıkışıklığının ardından toparlandı. Üretim 2024/25 sezonunda rekor düzey olan 3,57 milyon tona yükselirken, 2025/26 sezonu için yaklaşık 3,44 milyon tonluk üretim tahmin ediliyor. Bu seviyenin önceki sezona göre yalnızca %4 düşük olması, uluslararası piyasada fiyat baskısını artırdı. İspanya’da üretici fiyatları kilogram başına yaklaşık 4,1 avroya geriledi; bu fiyat Ocak ve Şubat 2024’te yaklaşık 9 avro düzeyindeydi. Güney Afrika’da zeytinyağı için ithalat paritesi yaklaşık 75 rand/litreye indi ve daha ucuz ithal markalar yeniden rekabetçi hale geldi. Bu durum, özellikle fiyat üzerinden rekabet etmekte zorlanan küçük işletmeleri etkiliyor. Allen, üreticilerin yeni bir küresel arz sıkışıklığı beklentisine dayanmaması gerektiğini, fiyatların bu seviyelerde kalabileceğini söyledi. İthalat paritesinin yaklaşık 70-100 rand/litre aralığında seyretmesi beklenirken, işletmelerin bahçe yönetiminden hasat ve işlemeye kadar verimliliği artırması gerektiği belirtildi. Allen, Güney Afrika’nın Avrupa’nın yüksek hacimleriyle değil, kalite, tazelik ve menşe özellikleriyle rekabet edebileceğini ifade etti.

Avrupa’da Gaz Zammı Gübre Maliyetlerini Yeniden Baskılıyor
Görsel kaynağı: AgroSmart · Özgün haber
Veri haberi

Avrupa’da Gaz Zammı Gübre Maliyetlerini Yeniden Baskılıyor

Avrupa’da doğal gaz fiyatlarındaki hızlı yükseliş, azotlu gübre üretim maliyetlerini yeniden artırarak çiftçilerin girdi giderleri üzerindeki baskıyı büyütüyor. Reuters’ın 21 Eylül’de aktardığı verilere göre, Avrupa’nın toptan doğal gaz fiyatları geçen yılın aynı dönemine göre %140’tan fazla arttı. Gelişme, gübrenin yanı sıra enerji, yakıt ve taşımacılık maliyetlerindeki artışla birlikte tarımsal üretim zincirini etkiliyor. Dünya Bankası verilerine göre enerji fiyatları endeksi ağustosta bir ayda %8,8 yükselirken doğal gaz fiyatı %10,1 arttı. Aynı ay gübre fiyatları %1,9 gerilese de bu düşüş, önceki dönemdeki güçlü artışların ardından gerçekleşti. Gübre fiyatları endeksi 2026’nın ilk çeyreğinde önceki çeyreğe göre %12’den fazla yükseldi ve martta 2022’den bu yana en yüksek seviyesine çıktı. Dünya Bankası, endeksin 2026 genelinde %30’dan fazla artabileceğini tahmin ediyor. Avrupa’daki gaz depolarının doluluk oranı yaklaşık %69’da kaldı; bu dönem için beş yıllık ortalama %85 seviyesinde bulunuyor. Daha düşük stoklar, kış aylarında Avrupa’nın sıvılaştırılmış doğal gaz dahil ek ithalata yönelmesini gerektirebilir. Asya’daki alıcılarla aynı arz için rekabet edilmesi ve Hürmüz Boğazı çevresindeki taşımacılık aksaklıkları, gübre hammaddeleri ile bitmiş ürünlerin tedarikini de zorlaştırıyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), üreticilerin pahalı gübre nedeniyle kullanım miktarını azaltabileceği veya daha az girdi isteyen ürünlere yönelebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durumun verimleri ve gıda arzını 2026’nın ikinci yarısı ile 2027’de etkilemesi bekleniyor. Kaynakta, mevcut koşulların 2021-2022 dönemindeki gübre krizinin boyutlarına ulaşmadığı da belirtiliyor.

Süt Sığırları İçin Yeni Ahır Zemini AER Listesine Alındı
Görsel kaynağı: VILT · Özgün haber
Veri haberi

Süt Sığırları İçin Yeni Ahır Zemini AER Listesine Alındı

Belçika’nın Flandre bölgesinde V17 Agro tarafından geliştirilen V1 Groove zemin sistemi, amonyak emisyonunu azaltan ahır teknikleri listesinin (AER) kapsamına alındı. Flaman Çevre ve Tarım Bakanı Jo Brouns, tekniğin süt ve iki yaşından büyük buzağı sığırları için resmen tanındığını açıkladı. Sistem için kabul edilen emisyon azaltım oranı %25 olarak belirlendi. Kauçuk paspaslardan oluşan zemin, mevcut ızgaralı ahırlara uygulanabiliyor. Oluklar ve kanallar, idrarın eğimli yüzey üzerinden yürüme alanından uzaklaşmasını sağlarken sıvı ve katı gübrenin ayrılmasına yardımcı oluyor. Sık çalışan bir gübre sıyırıcıyla birlikte kullanıldığında, idrar ile gübrenin amonyak oluşturabilecek süre boyunca aynı yüzeyde kalması azaltılıyor. Flandre Hayvancılık Emisyonları Bilimsel Komitesi (WeComV), ölçüm raporunu yeterince temsili bulmadığı için raporda yer alan %38,5’lik azaltım oranını kabul etmedi. Komite, sistemin çalışma mekanizmaları ile desteklenen ölçümleri dikkate alarak azaltım oranını uzman görüşüyle %25 olarak belirledi. Brouns, bu öneriyi izleyerek tekniği resmi listeye ekledi ve çiftçilere emisyon azaltımı için daha fazla seçenek sunulacağını belirtti.

FDA, Gıdada Sodyum Azaltımı İçin Yeni Hedefler Açıkladı
Görsel kaynağı: Food Safety News · Özgün haber
Veri haberi

FDA, Gıdada Sodyum Azaltımı İçin Yeni Hedefler Açıkladı

ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), gıda arzındaki sodyum miktarını azaltmak için aşamalı bir planın ikinci safhasına geçtiğini ve gönüllü hedeflere ilişkin taslak rehber yayımladığını açıkladı. Kurum, amaçlarının tüketicinin günlük sodyum alımını düşürmek ve zaman içinde damak tadının daha düşük sodyuma uyum sağlamasına izin vermek olduğunu belirtti. Metinde, ABD’de ortalama sodyum alımının günlük 3.400 miligram olduğu, bunun önerilen 2.300 miligram sınırının yaklaşık %50 üzerine çıktığı aktarılıyor. FDA, yeni gönüllü hedeflerin kişi başına günlük alımı yaklaşık 2.750 miligrama indirmeyi amaçladığını; bunun 2021 öncesi tüketim düzeyine göre yaklaşık %20 daha düşük olduğunu söylüyor. Ayrıca ülkede tüketilen sodyumun %70’inden fazlasının evde masaya eklenen tuzdan değil, işlenmiş, paketlenmiş ve hazır gıdalardan geldiği vurgulanıyor. FDA, ilerlemenin izleneceğini ve üreticilerle birlikte restoranların da bu sürece dahil edilmesi gerektiğini belirtiyor.

İrlanda’da Süt Sürülerinde Kayıtlı İnek Sayısı Düştü
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber
Veri haberi

İrlanda’da Süt Sürülerinde Kayıtlı İnek Sayısı Düştü

İrlanda’da sonbahar aylarına girilirken çiftçiler, kış öncesi süt üretimini istikrarlı tutmaya çalışıyor. Irish Cattle Breeding Federation’ın (ICBF) verilerine göre 2026’da şimdiye kadar 1.119.949 inek kaydedildi; bu sayı geçen yılın aynı dönemine göre %0,8 daha düşük. Haberde, ilkbahar doğumlu laktasyon döneminin son aşamaya geldiği ve üreticilerin sürülerini ulusal ortalama ile karşılaştırabileceği belirtiliyor. Karşılaştırma için kullanılan kayıtlı inek verileri, süt üreticileri için bir ölçüt olarak sunuluyor.

Süt ineklerinde ketozis maliyetli bir hastalık — kaynak görseli
KetozisGörsel kaynağı: Agropolska · Özgün haberGörsel, yerleşime göre kırpılarak gösterilir.

Süt İneklerinde Ketozis Maliyetli Bir Hastalık

Süt ineklerinde ketozis, iştah azalmasıyla sınırlı kalmayıp verim düşüşü ve döl verimi sorunlarına yol açabiliyor. Metin, korunmada doğru besleme, uygun kondisyon ve kuru dönem yönetiminin doğuma kadar düşünülmesi gerektiğini söylüyor; metritis, mastitis ve abomazum kayması riskine de dikkat çekiyor.

Ukrayna, Bozulmuş Arazilerin Biyoyakıt İçin Kullanımını Düzenlemeyi Planlıyor
Görsel kaynağı: UkrAgroConsult · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna, Bozulmuş Arazilerin Biyoyakıt İçin Kullanımını Düzenlemeyi Planlıyor

Ukrayna Tarım Politikası Bakanlığı, biyoyakıt üretimini desteklemek için “aşırı bozulmuş arazi” ve “enerji bitkileri” kavramlarına yasal çerçeve getirmeyi planlıyor. Bakanlık, geleneksel tarımsal üretimde kullanılmayan verimsiz alanların bu amaçla değerlendirilebileceğini belirtiyor. Tarım Bakanı Taras Vysotskyi’ye göre, tükenmiş, tuzlu ya da erozyona uğramış topraklarda biyoyakıt hammaddesi yetiştirilebiliyor. Ukrayna’da bu nitelikte yaklaşık 2,5 milyon hektar arazi bulunduğu tahmin ediliyor. Yetkililer, AB’nin RED II ve RED III yenilenebilir enerji kurallarının bu yakıtlara çevresel sürdürülebilirlik avantajı sağladığını ve AB pazarında ek destek ile daha yüksek fiyat ihtimali yaratabileceğini söylüyor.

Silajlık Mısırın En Uygun Hasat Zamanı ne Zaman?
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Silajlık Mısırın En Uygun Hasat Zamanı ne Zaman?

Silajlık mısır hasadının bu yıl normalden daha erken başlayabileceği belirtiliyor. Yazıda mısırın derin köklü bir bitki olduğu, toprağın alt katmanlarındaki nemi kullanabildiği ve sıcaklığın verim için belirleyici rol oynadığı aktarılıyor. Ayrıca film altında kurulan mısırın daha iyi başlangıç yaptığı, bu yüzden aşırı kuru dönemlere daha dayanıklı olabildiği vurgulanıyor. Co. Antrim’deki bir çiftlikte yapılan inceleme, hasatta doğru aşamanın yakalanmasının önemine dikkat çekiyor.

Macra, Aktif Çiftçilere Desteğin Sürmesini İstiyor
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Macra, Aktif Çiftçilere Desteğin Sürmesini İstiyor

Macra, AB Tarım Komiseri Christophe Hansen’in üretken çiftçilere ve tarımsal çıktıya destek verme vurgusunu memnuniyetle karşıladığını söyledi; bu açıklamalar, bu hafta Co. Offaly’de düzenlenen 2026 Ulusal Saban Şampiyonası’nın üçüncü gününde yapıldı. Kuruluş, Hansen’in İrlanda tarım sektörü paydaşlarıyla görüşmelerini izledi. Genç çiftçi ve kırsal gençlik örgütü Macra, gıda üreten aktif çiftçilerin Ortak Tarım Politikası kapsamındaki desteklerde önceliklendirilmesi gerektiği görüşünü “tarihsel ve güçlü” biçimde savunduğunu belirtti. Macra, komiserin “üretken” çiftçileri destekleme niyetini olumlu bulduğunu da ekledi.

Hindistan’da Süt ve Gıdada Tağşiş Denetimleri Sürüyor
Görsel kaynağı: The Hindu · Özgün haber
Veri haberi

Hindistan’da Süt ve Gıdada Tağşiş Denetimleri Sürüyor

Hindistan’da gıda tağşişi ve güvenliği sorunu özellikle günlük tüketilen süt ürünleri üzerinden büyüyen bir halk sağlığı ve tüketici güvenliği meselesi olarak öne çıkıyor. Gıda Güvenliği ve Standartları Kurumu (FSSAI) verilerine göre, 2024-25 döneminde analiz edilen 170.535 yaptırım numunesinin 34.388’i uygun bulunmadı. Bu numunelerin 7.945’i güvensiz, 22.516’sı standart dışı olarak sınıflandırılırken, kalan bölümde etiketleme kusurları, yanıltıcı beyanlar ve diğer ihlaller tespit edildi. Ancak bu sonuçlar, ülkede tüketilen tüm gıdaları temsil eden bir araştırma olarak değerlendirilmiyor; numunelerin çoğu, denetim makamlarının inceleme için bir gerekçesi olduğu durumlarda toplandı. Süt, sorunun kapsamını ve denetimin zorluğunu gösteren başlıca ürünlerden biri. Hindistan 2024-25 döneminde yaklaşık 248 milyon ton süt üreterek küresel üretimin yaklaşık dörtte birini karşıladı. Aynı dönemde test edilen 33.405 süt numunesinin 12.780’i uygun bulunmadı. Kaynak, bu sayının Hindistan’daki sütün %40’ının kusurlu olduğu anlamına gelmediğini, yalnızca denetçiler tarafından önemli sayıda sorun tespit edildiğini vurguluyor. Süt, çiftlikten köydeki toplama merkezine, soğutma tesisine ve tankere; ardından işleme, ambalajlama, dağıtım ve perakende aşamalarına uzanan bir zincirden geçebiliyor. Uzmanlar, tüketicilerin evde uyguladığı basit testlerin sınırlı bilgi sağlayabileceğine dikkat çekiyor. Örneğin eğimli yüzeyde sütün akışını gözlemlemek veya iyot testiyle nişasta aramak bazı şüpheleri ortaya çıkarabilir; ancak bu yöntemler üründe başka bir tağşiş maddesi bulunmadığını ya da sütün tüm güvenlik standartlarını karşıladığını kanıtlamıyor. FSSAI tarafından bildirilen bir laboratuvarın yöneticisi Nilesh Amritkar, deterjanın ekipmanın yeterince durulanmaması sonucu ürüne karışmasının kontaminasyon, görünümü değiştirmek amacıyla eklenmesinin ise tağşiş sayılabileceğini belirtiyor. Kaynakta, ağır metaller, pestisit kalıntıları, antibiyotikler ve aflatoksin gibi maddelerin gıdayı güvensiz hale getirebileceği, ancak her durumda kasıtlı tağşiş anlamına gelmeyeceği de aktarılıyor. Benzer ayrım, ürünün öngörülen bileşim veya kalite ölçütlerini karşılamadığı standart dışı ürünler için de geçerli. Tüketicilerin ürünün üretim ve dağıtım zincirini bütünüyle görememesi, doğrudan çiftlikten satın almanın ise her zaman yasaklı antibiyotik, hormon veya steroid kullanımını ortaya çıkarmaması denetimi daha da güçleştiriyor. FSSAI’nin 2026’daki Merkez Danışma Komitesi, süt ve süt ürünleri, yenilebilir yağlar, baharatlar ve bal gibi yüksek riskli ürünlerde risk temelli denetimlerin yoğunlaştırılması ve sürekli gözetim yapılması çağrısında bulundu. Ayrıca Hindistan Yüksek Mahkemesi, sağlıksız gıdalarda ambalajın ön yüzünde uyarı etiketlerinin uygulanması için FSSAI’den açık bir takvim oluşturmasını isterken, tüketicilerin bilinçli seçim yapabilmesi amacıyla okullarda beslenme eğitiminin güçlendirilmesini de gündeme getirdi. Paneer ürünlerinde de benzer sorunlar bildirildi; Maharashtra’da Nisan 2025-Mart 2026 arasında incelenen 308 numunenin 109’u uygun bulunmadı.

AB’de Sığır Eti Üretimi Geriliyor
Görsel kaynağı: Agropolska · Özgün haber
Veri haberi

AB’de Sığır Eti Üretimi Geriliyor

AB’de sığır eti üretimi 2025’te %4,2 geriledi. Düşüş 2026’da da sürdü; ocak-nisan döneminde işletmeler geçen yılın aynı aylarına göre %2,2 daha az et üretti, kesilen hayvan sayısı ise %4,3 azaldı. Bu tablo, üretimde bir boşluk oluşturdu, ancak bu fırsatın Polonya çiftliklerine ayrılmış olmadığı vurgulandı. Aynı dönemde AB’ye sığır eti ithalatı arttı, Polonya’nın sığır eti ihracatı ise azaldı. Habere göre satışları yalnızca hayvan sayısı değil, düzenli biçimde büyük ve homojen bir parti oluşturabilme imkânı da belirliyor.

Güney Ontario’da Susam Üretimi Yeni Bir Seçenek Olarak Öne Çıkıyor
Özgün haber sayfasındaki görselGörsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber
Veri haberi

Güney Ontario’da Susam Üretimi Yeni Bir Seçenek Olarak Öne Çıkıyor

Susam, Güney Ontario’daki üreticiler için yeni bir ekim seçeneği olarak değerlendiriliyor. Altı yıllık araştırmanın, bölgenin yetişme sezonu ile mevcut tarım ekipmanlarına uyum sağladığı ve iç pazar ile ihracat fırsatları sunabileceği belirtiliyor.

Fransa’da 2026 Buğday Hasadı Kalite Göstergeleriyle Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da 2026 Buğday Hasadı Kalite Göstergeleriyle Öne Çıktı

FranceAgriMer ve Arvalis, 16 Eylül’de Fransa’da 2026 buğday hasadının kalite sonuçlarını açıkladı. Toplama silolarına giriş aşamasında, tahıl işlenmeden önce yapılan değerlendirmede özellikle yumuşak buğdayın kalite göstergeleri güçlü bulundu. FranceAgriMer’den Chatou Laouan Brem Boundi, toplam ürünün tamamında Hagberg düşme sayısının 250 saniyenin üzerinde olduğunu, partilerin %97’sinin ise 300 saniyeyi aştığını belirtti. Yumuşak buğdayda hektolitre ağırlığı ulusal ortalamada 79,3 kilogram oldu ve partilerin %97’si 76 kilogramlık eşiği geçti. Ortalama nem %11,3’e gerilerken protein oranı %11,8’e yükseldi. Hamurun ekmekçilik gücünü gösteren W değeri ortalama 204 olarak ölçüldü; partilerin yaklaşık %84’ü 170 eşiğinin üzerinde kaldı. Ekmekçilik denemelerinde ortalama puan 300 üzerinden 258’e ulaştı. Intercéréales’in alıcıların taleplerine göre hazırladığı sınıflandırmada yumuşak buğdayların %87’si Premium veya Üstün kategorilerinde yer aldı. Araştırma, 11 bölgedeki 276 noktadan alınan 556 numuneye dayanıyor. Makarnalık buğdayda da protein oranı %14,3’e çıktı; partilerin %92’si %13 eşiğini geçti. Ortalama nem %10,5 olurken, düşük çimlenmiş, benekli ve fuzaryumlu tane oranı %1,3’te kaldı. Kalite sonuçları üreticiler açısından memnuniyet yaratırken, gelecek kampanyaya ilişkin koşullar daha kaygı verici değerlendirildi. FranceAgriMer’den Benoît Piètrement, devam eden kuraklık ve ekonomik baskılar nedeniyle anlamlı miktarda yağış gerektiğini söyledi. Kuru toprakta yapılan kolza ekimleri, zararlı baskısı, bozulan münavebe planları ve yüksek girdi fiyatları üreticilerin endişelerini artırıyor.

Bungaran Saragih, Endonezya Tarımında Tropik Dönüşüm Çağrısı Yaptı
Görsel kaynağı: Media Perkebunan · Özgün haber

Bungaran Saragih, Endonezya Tarımında Tropik Dönüşüm Çağrısı Yaptı

Prof. Dr. Bungaran Saragih, Endonezya’nın 2045 hedefi doğrultusunda tropik tarımın yalnızca üretim artışıyla değil, biyolojik zenginliğin bilgiye, teknolojiye, yüksek katma değerli ürünlere, istihdama ve toplumsal refaha dönüştürülmesiyle geliştirilmesi gerektiğini söyledi. Bungaran, değerlendirmelerini 16 Eylül 2026’da Tangerang’da, ILDEX 2026 kapsamında düzenlenen “Tropik Tarımın Geleceği: Yüksek Değerli Biyoekonomi için Hulu ve İleri İşleme” başlıklı ulusal seminerde yaptı. Bungaran’a göre Endonezya’nın bitkisel üretim, plantasyon, hayvancılık, balıkçılık, ormancılık, tıbbi bitkiler, mikroorganizmalar ve genetik kaynakları gıda, yem, enerji, ilaç, kozmetik, lif, biyomalzeme, gübre ve biyolojik temelli kimyasallar için temel oluşturuyor. Ancak doğal kaynak potansiyelinin kendiliğinden ekonomik güce dönüşmeyeceğini belirten Bungaran, bunun için nitelikli insan kaynağı, teknoloji, kurumsal yapı, finansman, altyapı ve iyi yönetişim gerektiğini vurguladı. Konuşmada, tarımın yalnızca tarla, bahçe, ahır, balık çiftliği veya ormanla sınırlı görülmemesi gerektiği ifade edildi. Tarımın tohum ve fide, gübre, makine, biyokütle üretimi, işleme, enerji, lojistik, ticaret, finansman, araştırma, dijital teknoloji ve standardizasyonu kapsayan geniş bir ekonomik sistem olduğu belirtildi. Bungaran, ileri işlemenin güçlü olabilmesi için genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi, tohum ve fide sanayisi, toprak sağlığı, yem, biyolojik gübre, makine, veri, yetiştirme teknolojileri ve üretici örgütlenmesi gibi hulu aşamalarının da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Bungaran, ileri işlemenin yalnızca fabrika inşa etmek anlamına gelmediğini; emtianın ürüne, ürünün teknolojiye, teknolojinin fikri mülkiyete ve yeni sanayilere dönüştüğü daha geniş bir süreç olduğunu kaydetti. Palm yağında küçük üretici bahçelerinde verim artışı, yenileme çalışmalarının hızlandırılması, yasallık ve izlenebilirliğin iyileştirilmesi, bitki hastalıklarıyla mücadele, fabrika verimliliği ve atıkların enerji, gübre ve biyomalzemeye dönüştürülmesi gereken alanlar arasında gösterildi. Şeker kamışı için de şekerin yanı sıra biyoetanol, küspe kaynaklı elektrik, organik gübre, yem ve biyokütle ürünlerini içeren bütünleşik bir yapı örnek verildi. Endonezya’nın ada ülkesi yapısı nedeniyle üretim merkezlerini liman, depo, soğuk zincir, işleme tesisi, enerji, pazar ve araştırma alanlarına bağlayan güçlü bir tarım-denizcilik lojistiğine ihtiyaç duyduğunu belirten Bungaran, biyokütlenin döngüsel biçimde değerlendirilmesini önerdi. Bu yaklaşımda ana ürün gıda veya sanayi hammaddesine ayrılırken yan ürünlerin yem, enerji, gübre, kimyasal ve malzemeye dönüştürülmesi; su ve besin maddelerinin geri kazanılması, emisyon ve kayıpların azaltılması öngörülüyor. Bungaran ayrıca 2045’e kadar komodite ve bölge temelli yol haritası, sorun çözmeye odaklı inovasyon konsorsiyumları, küçük üreticilerin güçlendirilmesi, tarım-sanayi ve lojistik koridorları ile sonuçlara dayalı ulusal yönetişimden oluşan beş ortak gündem önerdi.