ARAŞTIRMA MASASI

Haber arşivi

Ülke, konu ve tarihe göre yerel kaynaklardan gelen haberleri keşfedin.

506 haber · Sayfa 19

Güney Afrika’da Yerel Tohum Denemeleri Dayanıklı Ürün Hedefini Destekliyor
Görsel kaynağı: Farmer’s Weekly · Özgün haber

Güney Afrika’da Yerel Tohum Denemeleri Dayanıklı Ürün Hedefini Destekliyor

Güney Afrika’da tahıl üreticileri değişken hava koşulları, artan zararlı ve hastalık baskısı ile yükselen girdi maliyetleri arasında üretim kararları alırken, yerel koşullarda test edilen tohum genetiğinin önemi artıyor. Corteva Agriscience’tan Driaan Bresler, şirketin mısır, soya ve ayçiçeği için farklı üretim bölgelerinde yürüttüğü araştırma ve denemelerle, değişen tarla koşullarında verim istikrarını ve dayanıklılığı desteklemeyi hedeflediğini belirtiyor. Gelecek yazlık üretim sezonu öncesinde toprak neminin ve baraj rezervlerinin olumlu bir başlangıç sunduğu, ancak El Niño koşullarının yağış değişkenliğini artırabileceği ve ürünlerin kritik gelişme dönemlerinde uzun süreli kuraklık riskini yükseltebileceği aktarılıyor. Bresler’e göre bu tablo, üreticilerin çeşit ve ekim zamanı seçimlerini yerel koşullara uygun biçimde yapmasını daha önemli hale getiriyor. Corteva’nın yeni bir hibriti geliştirme sürecinde verim potansiyeli, kuraklığa tolerans, hastalık dayanımı, tane kalitesi ve çevreye uyum gibi özellikler inceleniyor. Ümit vadeden genetik materyal, farklı bölgelerde, toprak tiplerinde, mevsimlerde ve üretim koşullarında deneniyor. Şirket, gerçek tarla koşullarındaki sonuçların gelecekteki ıslah kararlarını yönlendirdiğini ve uygun olmayan materyalin sürecin erken aşamalarında elenebildiğini ifade ediyor. Denemeler, hastalık baskısının yüksek olduğu KwaZulu-Natal’da hastalık toleransına; North West ve Free State bölgelerinde ise sıcaklık ve kuraklık stresine odaklanıyor. Doğu üretim bölgelerindeki yüksek potansiyelli alanlarda ve sulama yapılan arazilerde de testler yürütülüyor. Araştırma ekibi bitki gelişimi boyunca bitki gücü, yatma, böcek zararı, hastalık toleransı, bitki sıklığına bağlı performans ve verim verilerini topluyor. Bresler, bir bölgede iyi sonuç veren bir hibritin farklı toprak, yağış, sıcaklık, zararlı ve hastalık koşullarına sahip başka bir bölgede aynı performansı göstermeyebileceğini söylüyor. Bu nedenle şirket, hibritleri hem kendi ürünleri hem de pazardaki önde gelen ürünlerle karşılaştırıyor; şerit ve ticari tarla denemeleriyle performansı gerçek işletme koşullarında değerlendirmeye çalışıyor. Verilerin toplanmasına yardımcı olmak için sezon boyunca insansız hava araçlarından da yararlanılıyor.

Yeni Zelanda’da Paylaşımlı Süt İşletmeciliği Yasası İncelenecek
Görsel kaynağı: Rural News Group · Özgün haber
Veri haberi

Yeni Zelanda’da Paylaşımlı Süt İşletmeciliği Yasası İncelenecek

Yeni Zelanda İşçi Partisi, iktidara gelmesi halinde Sharemilking Agreements Act’in gözden geçirilip güncellenmesini taahhüt etti. Tarım sözcüsü Jo Luxton, açıklamayı Yeni Zelanda Tarım Gazetecileri ve İletişimcileri Birliğinin tarım politikası tartışmasında yaptı. Federated Farmers, taahhüdü süt sektöründeki güncel çalışma modellerinin mevzuata yansıtılması yönünde olumlu bir adım olarak değerlendirdi. Örgüte göre sözleşmeli süt işletmeciliği, genç çiftçilerin sektörde ilerlemesinde önemli bir basamak haline geldi ancak bu işletmeciler, ödemeleri getirilerden pay yerine üzerinde anlaşılmış bir ücrete dayandığı için yasanın kapsamı dışında kalıyor. 2024/25 sezonunda 1.367 süt sürüsü sözleşmeli işletmeciler tarafından yönetildi; bu sayı tüm sürülerin %13,2’sine karşılık geldi. Sözleşmeli işletmeciler, değişken oranlı paylaşımlı süt işletmecilerine tanınan asgari şartlar ve yasal uyuşmazlık çözümü sürecinden yararlanamıyor. Federated Farmers, incelemenin benzer süt işletmeciliği modelleri için uygun ve tutarlı asgari korumaları ele almasını istiyor. Örgüt ayrıca kapsamın yalnızca ödeme biçimine göre değil, yapılan işin niteliğine göre belirlenmesini; yeni gelir ve teşvik ödemeleri konusunda daha açık kurallar oluşturulmasını ve daha anlaşılır, ölçülü uyuşmazlık çözümü mekanizmaları kurulmasını talep ediyor. Buna karşılık amaç, işletmecileri çalışan statüsüne dönüştürmek değil, mevcut esnekliği koruyarak hukuki çerçeveyi güncellemek. Federated Farmers, Sharemilking Agreements Act 1937 ile Sharemilking Agreements Order 2011’in incelenmesi için diğer büyük siyasi partilere de çağrı yaptı. Örgüt, düzenlemelerin paylaşımlı ve sözleşmeli süt işletmeciliğinin yanı sıra çiftlik sahiplerinin halefiyet ve işletme planlamasındaki rolünü de yansıtması gerektiğini belirtiyor.

ABD Sığır Varlığını Artırmayı Hedefliyor
Görsel kaynağı: VILT · Özgün haber
Veri haberi

ABD Sığır Varlığını Artırmayı Hedefliyor

ABD Tarım Bakanı Brooke Rollins, ülkenin sığır varlığını yeniden büyütmek amacıyla Ranchers First girişimi kapsamında bir destek paketi açıkladı. Rollins’in açıklamasına göre ABD’deki sığır varlığı 75 yılın en düşük seviyesinde bulunuyor. Paket, üreticilerin damızlık hayvanları sürüde tutmasını teşvik etmeyi ve sığır eti arzını artırmayı amaçlıyor. ABD Tarım Bakanlığı (USDA), damızlık olarak tutulan düveler için yeni bir sigorta uygulaması başlatacak. Poliçe, bir düvenin beklenen veya güncel kesim değerinin damızlık olarak ekonomik değerini aşması halinde oluşan farkı karşılayacak. Böylece üreticilerin hayvanları kesime göndermek yerine sürüde tutmaları için finansal koruma sağlanması planlanıyor. Orman yangınları veya doğal afetlerin ardından ekolojik iyileştirme desteklerine erişimin de kolaylaştırılması öngörülüyor. Paketin diğer unsurları arasında küçük ve bölgesel mezbahalara uygun koşullu krediler verilmesi yer alıyor. Krediler, kapasite artırımı veya işleyiciler arasında kooperatif kurulması gibi yatırımları destekleyecek. Son dönemde mezbahaların kısmen kapanmasıyla işleme kapasitesinin yaklaşık %20’sinin serbest kaldığı, bu kapasitenin ABD şirketlerinin elinde tutulmasının hedeflendiği belirtildi. Federal alımlarda yerel olarak işlenmiş ABD sığır etine öncelik verilerek hapishane ve hastaneler gibi kamu kurumlarında bu ürüne yönelik talebin artırılması da planlanıyor. Rollins, sığır varlığındaki gerilemeyi ağır düzenlemelere ve iklim politikalarına bağladı. Girişim ayrıca yeni başlayan yetiştiricilere ilk 10 yıllık faaliyetleri boyunca prim ve vergi indirimleri sağlanmasını içeriyor. Paket, Trump yönetiminin sığır eti fiyatlarını düşürmek için açıkladığı 300.000 tonluk yabancı sığır eti ithalatının yetiştiricilerde yarattığı tepkinin ardından duyuruldu.

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor
Görsel kaynağı: Azernews · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’nın Buğday İhracatındaki Düşüş Küresel Arz Kaygılarını Artırıyor

AzerNEWS’in analizine göre Ukrayna’nın tahıl ihracatı mevcut sezonda geçen yılın aynı dönemine kıyasla %22 düşerek 4,67 milyon tona geriledi. İnsan tüketiminde temel bir ürün olan buğday ihracatındaki düşüş ise yaklaşık %44’e ulaştı ve sevkiyat 2,33 milyon tona indi. Arpa ihracatı yarıya düşerek 420 bin ton olurken, mısır ihracatı iki katına çıkarak 1,84 milyon tona yükseldi; analiz, mısırın yem sanayisinde kullanılmasının buğdaydaki açığı kapatmadığını belirtiyor. Analizde düşüşün başlıca nedenleri, buğday üretim bölgelerinin bombalanması ile lojistik ağların ve stratejik altyapının aksaması olarak gösteriliyor. Karadeniz’deki Odesa, Chornomorsk ve Pivdennyi limanlarının askeri saldırılarda ciddi hasar gördüğü ve faaliyetlerinin büyük ölçüde durduğu aktarılıyor. Ukrayna’nın potansiyel tarımsal ihracatının yalnızca %40’ını gerçekleştirebildiği; deniz koridorunun kapanmasının kara güzergâhlarına baskı yaptığı, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırdığı ifade ediliyor. Analize göre arz daralmasının etkileri özellikle Karadeniz buğdayına bağımlı Afrika ülkelerinde belirginleşiyor. Mısır, Sudan, Somali, Kenya ve Cezayir’in yanı sıra Orta Doğu ve Latin Amerika’daki ithalatçıların daha uzak ve pahalı kaynaklara yönelmesi, gıda fiyatları ve enflasyon üzerinde baskı yaratıyor. Mısır’da ekmek sübvansiyonlarının bütçeye yükü artabilirken, Somali ve Sudan’da gıdaya erişim ve açlık riski öne çıkıyor. Ukrayna kaynaklı buğday, Birleşmiş Milletler Dünya Gıda Programı’nın az gelişmiş ülkelere gönderdiği insani yardımlarda da kullanılıyor; tedarik aksamaları yardım maliyetlerini yükseltip teslimatları geciktirebiliyor. Dünya Bankasının Ukrayna’daki çiftçiler ve tarım sektörü için 250 milyon dolarlık finansman sağladığı, hükümetin de “5-7-9%” imtiyazlı kredi programıyla üreticileri desteklemeye çalıştığı belirtiliyor. Analiz, bu kaynakların sektördeki sıkıntıları geçici olarak hafifletebileceğini, ancak limanların ve tahıl koridorlarının güvenliğini sağlamanın lojistik engelleri gidermek açısından belirleyici olduğunu savunuyor.

Mavi Dil Hastalığı Koç Verimliliği Endişesini Artırdı
Görsel kaynağı: Farmers Guide · Özgün haber

Mavi Dil Hastalığı Koç Verimliliği Endişesini Artırdı

Birleşik Krallık Ulusal Koyun Birliği (NSA), mavi dil hastalığının çiftleşme dönemini etkilemesi üzerine yetiştiricilere koçlarını verimlilik açısından test ettirme çağrısı yaptı. Birlik, verimsiz veya düşük verimli koçlarla ilgili geri bildirimlerin endişe yarattığını belirtti. NSA’ya göre fark edilmeyen sorunlar, bu sonbahardaki çiftleşme döneminin yanı sıra gelecek yılın kuzulama dönemini de etkileyebilir. Kuzulama oranları düşebilir, kuzulama gecikebilir ve bazı üreticiler verimsiz koçların yerine yenilerini almak zorunda kalabilir. Birlik, hızlı hareket edenlerin hâlâ yedek koç bulabileceğini; gecikmenin ise daha düşük kaliteli hayvanları kullanma riskini artıracağını bildirdi.

Land Bank, Karma Finansman Programına Yeni Başvuruları Durdurdu
Görsel kaynağı: Food For Mzansi · Özgün haber
Veri haberi

Land Bank, Karma Finansman Programına Yeni Başvuruları Durdurdu

Güney Afrika Arazi ve Tarımsal Kalkınma Bankası (Land Bank), karma finansman programına yeni başvuruları 2026/27 mali yılının geri kalanı için geçici olarak durdurdu. Banka, programdaki hibe kaynağının tamamının tahsis edildiğini ve talebin yıllık ödeneği önemli ölçüde aştığını açıkladı. Ek hibe finansmanı daha erken sağlanırsa başvurular yeniden alınabilecek. Program, geri ödemeli Land Bank kredisiyle Tarım Bakanlığı tarafından finanse edilen geri ödemesiz hibeyi bir araya getirerek uygun çiftçilerin finansman yükünü azaltmayı amaçlıyor. Özellikle tarihsel olarak dezavantajlı üreticilerin uygun maliyetli finansmana erişimini ve tarım ekonomisine daha fazla katılımını destekliyor. Programın 2022/23 mali yılında başlatılmasından 2025/26 mali yılı sonuna kadar yaklaşık 540 müşteri ve yararlanıcıya destek verildi. Bankanın elindeki 2026/27 mali yılına ait kalan hibe kaynağı, sözleşme taahhütleri tamamlanmış program finansmanlarına öncelikle ayrılacak. Hibe desteği henüz sözleşmeyle kesinleşmemiş ve değerlendirme sürecindeki başvurular ise ayrı ayrı incelenecek. Uygun görülen durumlarda finansman ihtiyacı, hibe bileşeni olmadan tamamen geri ödemeli Land Bank kredisiyle karşılanabilecek. Bankaya göre program sona ermiş değil. Mevcut düzenleme kapsamında 2027/28 mali yılı için 325 milyon rand tutarında yeni yıllık hibe ödeneği bekleniyor. Fonun sağlanması ve bankanın hibe kapasitesi değerlendirmesi koşuluyla yeni başvuruların yeniden açılması öngörülüyor. Land Bank ayrıca Tarım Bakanlığı, Ulusal Hazine ve olası finansman ortaklarıyla ek veya alternatif kaynaklar için görüşüyor. Geçici duraklama, bankanın diğer tarımsal kredi faaliyetlerini etkilemiyor. Çiftçiler ve tarım-gıda işletmeleri arazi alımı, işletme sermayesi, üretim ihtiyaçları, makine ve ekipman için bankanın tamamen geri ödemeli finansman ürünlerine başvurabilecek; başvurular olağan kredi ve onay süreçlerinden geçirilecek.

Gübre Yardımında “Krizdeki Şirket” Beyanı İçin Düzeltme Süreci Açıldı
Görsel kaynağı: Agroinformación · Özgün haber

Gübre Yardımında “Krizdeki Şirket” Beyanı İçin Düzeltme Süreci Açıldı

İspanya Tarım Garanti Fonu (FEGA), gübre yardımına başvuru sırasında “krizdeki şirket” olduğunu beyan eden potansiyel yararlanıcılar için düzeltme ve onaylama süreci başlattı. Başvurusunda bu seçeneği yanlışlıkla işaretleyenler, bilgilerini düzeltmek için 22 Eylül-5 Ekim 2026 tarihleri arasında işlem yapabilecek. Beyanının doğru olduğunu düşünenlerin herhangi bir işlem yapması gerekmiyor; ancak bu durumda yardım ödenmeyecek ve idare ilk sunulan bilgileri esas alacak. İşlemler yalnızca FEGA’nın elektronik hizmet merkezi üzerinden, bu amaçla hazırlanan form kullanılarak gerçekleştirilebilecek. Asaja Castilla y León da etkilenen üreticilere başvurularını gözden geçirmeleri ve hata varsa süre içinde düzeltme yapmaları çağrısında bulundu.

Ukrayna’da Çiftçiler Daha Az Toprak ve İş Gücüyle Üretimi Sürdürüyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna’da Çiftçiler Daha Az Toprak ve İş Gücüyle Üretimi Sürdürüyor

Ukrayna’da savaş, tarımsal üretimi daha az arazi ve iş gücüyle sürdürme zorunluluğu doğurdu. Ukrayna Ticaret ve Sanayi Odası yetkilisi Volodymyr Pugachov, Londra’daki World Agri-Tech konferansında ülkenin yaklaşık 35 milyon hektarlık ekilebilir arazisinin %20’sinin doğu ve güneydeki çatışmalar, Rusya’nın işgali veya mayınlar nedeniyle üretim dışında kaldığını söyledi. Karadeniz’in gemi taşımacılığına kapanması da tahıl sevkiyatını ciddi biçimde sınırladı. Rusya’nın işgalinden önce ayda 4-5 milyon ton tahıl ve hububat ihraç eden Ukrayna’nın ihracatı, kara yolu ve demir yoluna bağımlı kalınmasıyla ayda 1,5 milyon tona geriledi. Sevk edilemeyen ürünler nedeniyle ülkede 23-24 milyon tonluk tahıl stoku oluştu. Çiftlik sahipleri, savaşa çağrılan çalışanlar nedeniyle bazı işletmelerde 15-20 daha az işçiyle çalışıyor. Bu açığı kapatmak için girdi kullanımını ve ekim alanlarını azaltıyor ya da yeni teknolojilere yöneliyor. Üreticiler; tarlaları izleme, yakıt tasarrufu ve tohum ile gübrenin daha hassas uygulanması gibi sistemlerden yararlanıyor. Ancak savaş, teknoloji kullanımını da kısıtlıyor. Küresel Konumlama Sistemi (GPS) sinyallerinin kesilmesi, internet erişiminin sınırlı olması ve Rusya’ya ait insansız hava araçlarının saldırı riski üretimi zorlaştırıyor. Ülkede ayrıca savaş kaynaklı tehlikeleri bildirmek ve mayınlı alanların temizlenmesine öncelik vermek için dijital sistemler geliştirildi.

Gıda Üreticileri Foodstuffs’ı Bölme Planını Sorguluyor
Görsel kaynağı: Farmers Weekly NZ · Özgün haber

Gıda Üreticileri Foodstuffs’ı Bölme Planını Sorguluyor

Yeni Zelanda’da gıda üreticileri ve yetiştiriciler, hükümetin Foodstuffs kooperatifine ait Pak’nSave franchise’ını bölme önerisine karşı çıkıyor. Üreticiler, bu adımın yüksek gıda fiyatlarını düşürmek yerine çözmeye çalıştığı sorundan daha büyük sorunlar yaratabileceğini belirtiyor. Öneri, National’ın seçim öncesi politika açıklamaları kapsamında gündeme gelirken, İşçi Partisi de tüketicilerden aşırı fiyat alan büyük şirketlere karşı sert önlemler sözü verdi. Whitestone Cheese Company Başkanı Simon Berry, yıllar içinde kurulan bir aile işletmesinin zorla satılmasını, fiyatları düşürmek için oldukça ağır bir müdahale olarak değerlendirdi.

Küresel Ticaretteki Belirsizlik Arjantin İçin Fırsata Dönüşebilir
Görsel kaynağı: Bichos de Campo · Özgün haber

Küresel Ticaretteki Belirsizlik Arjantin İçin Fırsata Dönüşebilir

Küresel ticaretteki jeopolitik gerilimler ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesi, Arjantin’in tarım ve gıda sektörü için fırsat yaratabilir. Bu değerlendirme, 2026/27 ana ürünler kampanyasının tanıtımı sırasında düzenlenen “Tarım ve Gıda Ticaretinin Geleceği” panelinde, INAI Direktörü Maximiliano Moreno tarafından yapıldı. Moreno, Çin ile ABD arasındaki rekabetin de etkilediği belirsiz ortamın ticareti tamamen olumsuzlamadığını belirtti. Ona göre önümüzdeki 10 yılda mineraller, enerji ve gıdaya yönelik talep ile bu ürünlerin stratejik değeri artacak; bu değişim Arjantin için yeni fırsatlar oluşturabilecek.

Toprak Testinde Örnekleme Stratejileri Ele Alındı
Görsel kaynağı: RealAgriculture · Özgün haber

Toprak Testinde Örnekleme Stratejileri Ele Alındı

The Agronomists programında toprak örnekleme stratejileri, yeni teknolojiler ve farklı bölgelerdeki uygulama farklılıkları ele alındı. Bölümde Jason Voogt, Ryan Benjamins, Mike Palmier ve Jason Hanson konuya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sohbette, toprak testi raporlarından daha iyi yararlanma yolları ile ilkbahar ve sonbahar uygulamaları arasındaki farklar üzerinde duruldu. Bölgesel sınırlamalar ve toprak örneklemesinde dikkate alınması gereken yeni teknolojiler de konuşuldu.

Avrupalılar Tarımı AB’nin Geleceği İçin Önemli Görüyor
Görsel kaynağı: Poľnoinfo · Özgün haber
Veri haberi

Avrupalılar Tarımı AB’nin Geleceği İçin Önemli Görüyor

Avrupa Birliği’nde (AB) vatandaşların %95’i tarımı ve kırsal alanları Avrupa’nın geleceği açısından önemli görüyor. %93’lük kesim ise AB için istikrarlı gıda tedarikinin kilit önem taşıdığını belirtiyor. Bulgular, “Avrupalılar, tarım ve Ortak Tarım Politikası” başlıklı Eurobarometre araştırmasından elde edildi. Araştırma, Mayıs-Haziran 2026 döneminde AB’nin 27 üye ülkesinde 26.456 kişiyle gerçekleştirildi. Katılımcıların %70’i Ortak Tarım Politikasını (OTP) AB’deki herkes için yararlı buldu. OTP’nin istikrarlı gıda tedariki sağlaması %93, uygun gıda fiyatlarını ve doğal kaynakların sürdürülebilir yönetimini desteklemesi %92, çiftçilerin gıda zincirindeki rolünü güçlendirmesi ise %91 oranında destek gördü. Yaklaşık %85’lik kesim, tarımın rekabet gücünün artırılmasını politikanın önemli öncelikleri arasında saydı. Araştırmada gıda güvenliğinin son 10 yılda arttığını veya istikrarlı kaldığını düşünenlerin çoğunlukta olduğu belirtildi. Katılımcıların %90’dan fazlası aşırı hava olaylarının gıda güvenliği ve gıda tedariki üzerindeki etkisini kabul etti. Gıda satın alırken ürünün AB menşeli olması yaklaşık %80 için önemli bir faktör olurken, tüketicilerin yaklaşık %90’ı çevre ve hayvan refahı standartlarına uygun üretimi ve kalite işaretlerini de dikkate aldığını bildirdi. AB tarım ve kırsal kalkınma politikasının geleceğinde tüketiciler için uygun gıda fiyatları %55, çiftçiler için adil yaşam standardı %53 oranında öncelik olarak gösterildi. İstikrarlı tedarik, çevrenin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadele, sürdürülebilir üretim ile kırsalda büyüme ve istihdam da öne çıkan başlıklar oldu. Avrupa Komisyonunun gelecek OTP önerisi, çiftçi gelir desteği için ulusal ve bölgesel ortaklık fonlarından asgari bir tutar ayrılmasını öngörüyor.

Şili’de Domates Atıkları Yüksek Değerli Bileşenlere Dönüştürülüyor
Görsel kaynağı: Portal Agro Chile · Özgün haber
Veri haberi

Şili’de Domates Atıkları Yüksek Değerli Bileşenlere Dönüştürülüyor

Şili’de Biodryngtech SpA, domates salçası ve püresi üretimi sırasında ortaya çıkan tomasa adlı biyokütleyi yeni gıda bileşenlerine dönüştürmek için modüler bir biyorefineri geliştiriyor. Innova Región de Corfo Metropolitana tarafından desteklenen girişim, bu atıktan likopen, domates çekirdeği yağı ve domates lifi elde etmeyi hedefliyor. Biodryngtech’in BDT teknolojisi, hücresel kavitasyon destekli ekstraksiyon ile 45 °C veya daha düşük sıcaklıkta kurutmayı bir araya getiriyor. Süreçte kimyasal çözücü ve katkı maddesi kullanılmaması, elde edilecek bileşenlerin gıda, nutrasötik ve kozmetik sektörlerinde temiz etiketli ve daha sürdürülebilir formülasyonlarda değerlendirilmesine yönelik fırsat yaratıyor. Şirket, tek bir atık akışındaki farklı bileşenleri ayırarak aynı hammaddeden çeşitli pazarlar için ürünler geliştirmeyi amaçlıyor. Projenin kapsamı, Şili’deki domates işleme sektörünün büyüklüğüyle ilişkilendiriliyor. O’Higgins ve Maule bölgeleri sanayi tipi domates üretiminde önemli bir paya sahip. Corfo O’Higgins Bölge Direktörü Andrés Mejía, bölgedeki tarımsal sanayi faaliyetleriyle atıkların değerlendirilmesi konusundaki sürdürülebilirlik ihtiyacının bu tür girişimlere zemin hazırladığını belirtti. Proje Metropolitana tarafından desteklenirken Biodryngtech’in işleme tesislerinin O’Higgins’te bulunması, iki bölge arasında teknoloji ve tarımsal sanayi bağlantısı kuruyor.

Tarım Kredisi Uzmanı: 2027 Üretim Yılı Planlaması Şimdiden Başlamalı
Görsel kaynağı: Brownfield Ag News · Özgün haber

Tarım Kredisi Uzmanı: 2027 Üretim Yılı Planlaması Şimdiden Başlamalı

Tarım kredileri uzmanı Rudi Pitzer Perry, ekonomik belirsizlik döneminde çiftçilerin 2027 üretim yılına yönelik finansal planlamaya şimdiden başlamasının yararlı olabileceğini belirtti. Perry, daha sıkı kâr marjlarının üreticileri işletme bütçelerini yeniden değerlendirmeye zorladığını söyledi. Farm Credit Mid-America’nın tarımsal kredilendirme bölge başkan yardımcısı Perry, baskının yalnızca tahıl fiyatlarından kaynaklanmadığını, çok sayıda girdi maliyetinin de üreticilerin bütçelerini etkilediğini ifade etti.

Kuzey Norveç’te Tarım Teknolojisi Mera Yönetimini Dönüştürüyor
Görsel kaynağı: Norsk Landbruk · Özgün haber
Veri haberi

Kuzey Norveç’te Tarım Teknolojisi Mera Yönetimini Dönüştürüyor

Kuzey Norveç’te koyun ve anaç sığır yetiştiricisi Andreas Larsen, radyo tasmaları, sanal çitler ve droneler gibi teknolojik çözümleri kullanarak geniş mera alanlarının yönetimini kolaylaştırmaya çalışıyor. Harstadlı çiftçi, son beş yılda farklı sistemleri işletmesinde denedi ve deneyimlerini ekimde Tromsø’de düzenlenecek Arktik Tarım Semineri’nde paylaşacak. Larsen, radyo tasmalarını koyun sürüsünün yaklaşık yarısında kullanıyor. Tasmaların her hayvanın konumunu tam olarak göstermediğini, ancak sürünün hangi bölgede bulunduğuna dair yararlı bir işaret verdiğini ve hayvanların toplanmasını kolaylaştırdığını belirtiyor. Sanal çit sistemi NoFence’i ise sığırlarında ve bazı koyunlarında, özellikle meradaki koçlarda deniyor. Sistemin bütün sorunları çözmediğini, ancak üretim için yararlı bir yardımcı olduğunu ifade ediyor. Larsen’e göre Kuzey Norveç’te üretici sayısının azalması, çiftçilerin daha geniş alanları yönetmek zorunda kalması, yırtıcı hayvanlar ve ekonomik baskılar teknolojinin önemini artırıyor. Dronelerin kayıp hayvan arama ve yırtıcı hayvan sorunlarıyla mücadelede kullanılabileceğini, gelecekteki kullanım alanlarının daha da genişleyebileceğini söylüyor. Tarım görüşmeleri kapsamında yırtıcı hayvanların bulunduğu bölgelerde dijital çözümler için dokuz milyon Norveç kronu ayrıldığı belirtilirken Larsen, çiftçileri bu desteklere başvurmaya ve yeni yöntemleri denemeye çağırıyor. Çiftçi, Troms ve Kuzey Norveç’in doğal mera kaynaklarının gıda üretimi ve bölgesel hazırlık kapasitesi açısından daha fazla kullanılabileceğini savunuyor. Bunun için üretimin ekonomik olarak sürdürülebilir olması ve yırtıcı hayvanlarla ilgili sorunların yönetilmesi gerektiğini vurguluyor.

FAO, Hayvancılık Veri ve Araç Platformunu Tanıttı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber

FAO, Hayvancılık Veri ve Araç Platformunu Tanıttı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO), hayvancılık sektörüne ilişkin verileri, analiz araçlarını, bilgileri ve kurumun faaliyetlerini tek yerde bir araya getiren Livestock Data and Tools Hub adlı çevrim içi platformu tanıttı. Platformun tanıtımı, 21 Eylül 2026'da başlayan ve gıda sistemlerinde Tek Sağlık yaklaşımına odaklanan FAO konferansı sırasında yapıldı. Hub, hayvan varlığı, üretim, hayvan sağlığı, iklim ve çevreye ilişkin verileri stratejik kararları destekleyecek bilgilere dönüştürmeyi amaçlıyor. Kullanıcıların farklı kaynaklardan gelen bilgileri inceleyip birleştirmesine olanak sağlayan sistem; analiz, modelleme, risk değerlendirmesi, erken uyarı ve verilere dayalı karar alma süreçlerini destekliyor. Bu çerçeve, insan, hayvan, bitki ve ekosistem sağlığının birbiriyle bağlantılı olduğu Tek Sağlık yaklaşımının hayvancılık alanındaki uygulamalarına katkı sunmak üzere tasarlandı. Platformda tematik ve coğrafi gösterge panoları ile analiz ve görselleştirme araçları bulunuyor. Hub ayrıca FAO'nun ulusal, bölgesel ve küresel düzeydeki proje ve faaliyetlerine erişim sağlıyor. Hayvancılık alanındaki kullanıcılar, farklı çalışma başlıklarında destek ve yönlendirme sunabilen yapay zekâ asistanından da yararlanabiliyor. Kaynakta, bu kaynakların bir araya getirilmesinin veri ve bilgi kullanımını güçlendirmesi, politika, yatırım ve stratejik planlama için daha sağlam bir temel oluşturması hedefleniyor.

Hindistan-Yeni Zelanda Serbest Ticaret Anlaşması 20 Ekim'de Yürürlüğe Girecek
Görsel kaynağı: Rural Voice · Özgün haber

Hindistan-Yeni Zelanda Serbest Ticaret Anlaşması 20 Ekim'de Yürürlüğe Girecek

Hindistan ile Yeni Zelanda arasındaki Serbest Ticaret Anlaşması (STA) 20 Ekim'de yürürlüğe girecek. Anlaşmayla Hindistan'ın Yeni Zelanda'ya ihracatına tüm tarife kalemlerinde gümrüksüz erişim sağlanacak. Tarım, bahçecilik, işlenmiş gıda, baharat, tahıl, organik ürünler ve deniz ürünleri ihracatının düzenlemeden yararlanması bekleniyor. Hindistan ise süt ürünleri dahil hassas tarım sektörlerini koruma kapsamı dışında tuttu.

Uluslararası Tahıl Konseyi, Rusya’nın Buğday İhracatı Tahminini Düşürdü
Görsel kaynağı: Agroinvestor · Özgün haber
Veri haberi

Uluslararası Tahıl Konseyi, Rusya’nın Buğday İhracatı Tahminini Düşürdü

Uluslararası Tahıl Konseyi (UTK), Rusya’nın 2026/27 sezonunda buğday ihracatına ilişkin tahminini ağustos raporuna göre 3,7 milyon ton azaltarak 41,5 milyon tona çekti. Konsey, aynı dönemde Rusya’nın buğday üretimini 88,4 milyon ton olarak öngördü; bu rakam önceki tahminle aynı kaldı. Toplam tahıl ihracatı beklentisi de 52,2 milyon tondan 48 milyon tona indirildi. Konsey analistleri, buğday ihracatı tahminindeki düşüşü Karadeniz üzerinden yapılan sevkiyatlardaki aksamalara bağladı. Rapora göre dünya tahıl piyasasında fiyatlar bir ayda %6 yükseldi. Bu artışta petrol fiyatlarındaki güçlenme, olumsuz hava koşulları ve Karadeniz’de devam eden deniz taşımacılığı sorunları etkili oldu. Agroinvestor’ın aktardığı önceki değerlendirmelere göre ABD Tarım Bakanlığı da Rusya’nın 2026/27 sezonu buğday ihracatı tahminini 43 milyon tona düşürmüştü. Rusya’nın 2025/26 sezonundaki buğday sevkiyatları ise 48 milyon ton olarak değerlendirildi. RusAgroTrans, eylül ayı buğday ihracatının 2,2 milyon ton olacağını öngörürken, geçen yıl aynı ayda 4,9 milyon ton sevkiyat yapılmıştı.

Buzağı Hastalıklarında Genetik Seçim Olanakları Araştırıldı
Görsel kaynağı: Ruminantia · Özgün haber
Veri haberi

Buzağı Hastalıklarında Genetik Seçim Olanakları Araştırıldı

ABD'de yürütülen ve Journal of Dairy Science dergisinde yayımlanan bir araştırma, süt sığırı buzağılarında ishal ve solunum hastalıklarına direncin ulusal genetik değerlendirme sistemlerine dahil edilip edilemeyeceğini inceledi. Çalışma, her iki hastalık için kalıtılabilirliğin düşük olduğunu ancak ölçülebilir bir genetik bileşen bulunduğunu ortaya koydu. Bulgular, sağlık kayıtları ve genomik bilgilerin gelecekte damızlık seçiminde kullanılabileceğine işaret etti. Araştırmada, yetiştiriciler tarafından tutulan sağlık kayıtlarından yararlanıldı. 2013-2024 arasında doğan 207.602 buzağı ishal, 681.741 buzağı ise solunum hastalıkları bakımından değerlendirildi. İshal için yaşamın 3. ve 60. günleri arasındaki olaylar, solunum hastalıkları için 3. ve 365. günler arasındaki kayıtlar dikkate alındı. İlk iki günün dışarıda bırakılmasının, bu dönemde sağlık kayıtlarıyla aşı kayıtlarının çakışmış olabileceği düşünülen olağandışı olaylarla bağlantılı olduğu aktarıldı. İshalin genel görülme oranı %14,46, solunum hastalıklarının görülme oranı ise %16,05 olarak hesaplandı. Araştırmada aktarılan önceki bulgulara göre sütten kesim öncesi buzağı ölümleri %5-11 düzeyine ulaşabiliyor; ishal ve solunum hastalıkları birlikte bu ölümlerin yaklaşık dörtte üçüyle ilişkilendiriliyor. Hastalıkların etkisinin ölümle sınırlı kalmadığı, sağ kalan hayvanlarda ilerleyen dönemde performans, sağlık, döl verimi ve üretim ömrü bakımından olumsuz sonuçlar görülebileceği belirtildi. Araştırmacılar, ishal için kalıtılabilirliği 0,026, solunum hastalıkları için 0,022 olarak tahmin etti. Yaklaşık %2'lik bu düzey, hastalık riskinde çevre ve işletme yönetiminin baskın rolünü gösterse de genetik ilerleme için kullanılabilecek bir pay bulunduğunu ortaya koydu. Genomik tahmini aktarım yeteneğinin, yalnızca soy kütüğüne dayalı tahmini aktarım yeteneğine göre daha güvenilir olduğu belirlendi. Bununla birlikte genetik seçimin kolostrumun niteliği ve miktarı, hijyen, besleme, hayvan yoğunluğu, havalandırma ve stres gibi koşulların etkisini ortadan kaldırmadığı vurgulandı. Çalışmanın sonucu, genetik yaklaşımın iyi işletme yönetiminin yerine geçemeyeceğini; ancak buzağıların belirli hastalıklara yatkınlığını azaltmaya yönelik ek bir araç olabileceğini gösterdi.

Ukrayna, Bozulmuş Arazilerin Biyoyakıt İçin Kullanımını Düzenlemeyi Planlıyor
Görsel kaynağı: UkrAgroConsult · Özgün haber
Veri haberi

Ukrayna, Bozulmuş Arazilerin Biyoyakıt İçin Kullanımını Düzenlemeyi Planlıyor

Ukrayna Tarım Politikası Bakanlığı, biyoyakıt üretimini desteklemek için “aşırı bozulmuş arazi” ve “enerji bitkileri” kavramlarına yasal çerçeve getirmeyi planlıyor. Bakanlık, geleneksel tarımsal üretimde kullanılmayan verimsiz alanların bu amaçla değerlendirilebileceğini belirtiyor. Tarım Bakanı Taras Vysotskyi’ye göre, tükenmiş, tuzlu ya da erozyona uğramış topraklarda biyoyakıt hammaddesi yetiştirilebiliyor. Ukrayna’da bu nitelikte yaklaşık 2,5 milyon hektar arazi bulunduğu tahmin ediliyor. Yetkililer, AB’nin RED II ve RED III yenilenebilir enerji kurallarının bu yakıtlara çevresel sürdürülebilirlik avantajı sağladığını ve AB pazarında ek destek ile daha yüksek fiyat ihtimali yaratabileceğini söylüyor.

Silajlık Mısırın En Uygun Hasat Zamanı ne Zaman?
Görsel kaynağı: Agriland · Özgün haber

Silajlık Mısırın En Uygun Hasat Zamanı ne Zaman?

Silajlık mısır hasadının bu yıl normalden daha erken başlayabileceği belirtiliyor. Yazıda mısırın derin köklü bir bitki olduğu, toprağın alt katmanlarındaki nemi kullanabildiği ve sıcaklığın verim için belirleyici rol oynadığı aktarılıyor. Ayrıca film altında kurulan mısırın daha iyi başlangıç yaptığı, bu yüzden aşırı kuru dönemlere daha dayanıklı olabildiği vurgulanıyor. Co. Antrim’deki bir çiftlikte yapılan inceleme, hasatta doğru aşamanın yakalanmasının önemine dikkat çekiyor.

Schwesig, AB Tarım Desteğindeki Değişikliklerin Büyük İşletmeleri Zorlayacağını Söylüyor
Görsel kaynağı: agrarheute · Özgün haber

Schwesig, AB Tarım Desteğindeki Değişikliklerin Büyük İşletmeleri Zorlayacağını Söylüyor

Mecklenburg-Vorpommern Başbakanı Manuela Schwesig, 2028’den itibaren tarım desteğinde yapılması beklenen değişikliklerin özellikle doğudaki büyük işletmeleri olumsuz etkileyeceğini söylüyor. Görüşmede, süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kaldığını ve bunun çiftçiler için zarar yarattığını da vurguluyor.

Fransa’da 2026 Buğday Hasadı Kalite Göstergeleriyle Öne Çıktı
Görsel kaynağı: Terre-net · Özgün haber
Veri haberi

Fransa’da 2026 Buğday Hasadı Kalite Göstergeleriyle Öne Çıktı

FranceAgriMer ve Arvalis, 16 Eylül’de Fransa’da 2026 buğday hasadının kalite sonuçlarını açıkladı. Toplama silolarına giriş aşamasında, tahıl işlenmeden önce yapılan değerlendirmede özellikle yumuşak buğdayın kalite göstergeleri güçlü bulundu. FranceAgriMer’den Chatou Laouan Brem Boundi, toplam ürünün tamamında Hagberg düşme sayısının 250 saniyenin üzerinde olduğunu, partilerin %97’sinin ise 300 saniyeyi aştığını belirtti. Yumuşak buğdayda hektolitre ağırlığı ulusal ortalamada 79,3 kilogram oldu ve partilerin %97’si 76 kilogramlık eşiği geçti. Ortalama nem %11,3’e gerilerken protein oranı %11,8’e yükseldi. Hamurun ekmekçilik gücünü gösteren W değeri ortalama 204 olarak ölçüldü; partilerin yaklaşık %84’ü 170 eşiğinin üzerinde kaldı. Ekmekçilik denemelerinde ortalama puan 300 üzerinden 258’e ulaştı. Intercéréales’in alıcıların taleplerine göre hazırladığı sınıflandırmada yumuşak buğdayların %87’si Premium veya Üstün kategorilerinde yer aldı. Araştırma, 11 bölgedeki 276 noktadan alınan 556 numuneye dayanıyor. Makarnalık buğdayda da protein oranı %14,3’e çıktı; partilerin %92’si %13 eşiğini geçti. Ortalama nem %10,5 olurken, düşük çimlenmiş, benekli ve fuzaryumlu tane oranı %1,3’te kaldı. Kalite sonuçları üreticiler açısından memnuniyet yaratırken, gelecek kampanyaya ilişkin koşullar daha kaygı verici değerlendirildi. FranceAgriMer’den Benoît Piètrement, devam eden kuraklık ve ekonomik baskılar nedeniyle anlamlı miktarda yağış gerektiğini söyledi. Kuru toprakta yapılan kolza ekimleri, zararlı baskısı, bozulan münavebe planları ve yüksek girdi fiyatları üreticilerin endişelerini artırıyor.